Behavior

264 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

HPV aşısı hakkında aile hekimlerinin bilgi düzeyleri, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Servikal kanser kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanserdir.Servikal kanserin primer etyolojik ajanı Human Papilloma Virüs'tür (HPV). HPV enfeksiyonuna karşı primer immunizasyon amaçlı üretilmiş aşılar bulunmaktadır. Çalışmamızın amacı Türkiye'deki aile hekimlerinin HPV aşısı hakkındaki bilgi düzeyleri,tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. Materyal ve Metod: Kesitsel,tanımlayıcı tipte olan araştırmamız 01.10.2017-01.04.2018 tarihleri arasında yürütülmüştür.Araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu sosyal medya ağları üzerinden 2530 aile hekimine gönderilmiştir.Çalışma zamamnında 247 yanıt toplanmıştır.anketin geri dönüş oranı %9'dur. Bulgular: Katılımcıların 203'ü (%82.2) kadın, 44'ü (%17.8) ise erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 34,29±6,91, hizmet sürelerinin ortalaması 8,81±7,47 olarak hesaplandı. Katılımcıların 143'ünü (%57.9) büyükşehirde çalışanlar oluştururken,129'unu (%52) ASM de çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan hekimlerin 207'si (%83.8) Sağlık Bakanlığı ulusal aşı takviminde olmayan özel aşılardan herhangi birini hastalarına önerdiğini bildirmiştir. Aile hekimlerine hastalarına hangi özel aşıları tavsiye ettiği sorulduğunda, 198'i (%80.2) Rota aşısını, 119'u (%48.2) meningokok aşısını, 137'i (%55.5) influenza aşısını, 11'i (%4) HPV aşısını ve 3'ü (%1) pnömokok aşısını önerdiğini belirtmiştir. Araştırmaya katılan hekimlerin HPV aşısı hakındaki bilgi düzeyleri sorgulandığında katılımcıların 181'i (%73) Türkiye'de 2 çeşit aşı olduğunu, 131'i (%53) aşının üç doz şeklinde uygulandığını, %63.2'si (156) aşının intramüsküler uygulandığını bilmekteydi. Katılımcıların yalnızca 105'i (%42.5) 9 yaşından sonra kız ve erkek çocuklarına yapılabileceğini bilmekteydi. Ancak 25'i (%10) aşının sadece cinsel aktif kadınlara uygulanabileceğini düşünmekteydi. Aşının virus tipine özgü koruyuculuğunun %100 olduğunu bilen hekim sayısı yalnızca 62 (%25) iken servikal kansere karşı koruyuculuğunun %70 olduğunu bilen 143'dür (%57.9). Tartışma ve Sonuç: Araştırmamız ülkemizde aile hekimleri üzerinde bu konuda yapılmış ilk çalışmadır. Verilerin hekim beyanına dayanmasına ragmen aile hekimlerinin HPV aşısı önerme oranları literatüre göre düşük düzeydedir.Aşı önermeyi etkileyen en önemli faktör hekimlerin bilgi ve tecrübe eksikliği ile ekonomik nedenlerdir. Aşının uygulanması ile yaygınlaşmasındaki engeller politikacılar tarafından incelenmeli ve bu konuda etkin adımlar atılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimi, Human Papilloma Virüs, aşı

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+6
Betül Aydın
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci derece yakınlarında kolorektal kanser tanısı olan ve olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması

Amaç: Kolorektal kanser (KRK) tanılı hastaların yakınlarının ve yakınında kolorektal kanser tanısı olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne başvuran KRK hasta yakınları ile Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran ailesinde KRK olmayan hastalar ile yapıldı. Tanımlayıcı, kesitsel tipte araştırma olup Mayıs 2019- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veri toplamada, araştırmaya katılan bireylerin kişisel özelliklerini belirlemeye yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan anket ve sağlık inançlarını belirlemeye yönelik "Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 60 vaka 60 kontrol grubu olmak üzere katılanların yaş ortalaması 36,59±12,7 yıl, %55,8'i (n=67) kadın, %22,5'i (n=27) ev hanımı, %65,8'i (n=79) evli olup %69,2'si (n=83) kentte yaşamaktadır. %52,5'i (n=63) gelirini giderinden az bulmakta, %36,7'si (n=44) üniversite mezunu ve %10,8'inde (n=13) komorbid hastalık olarak diyabet mevcuttur. KRK taraması ile erken tanı konulması açısından vaka ve kontrol grubu arasında fark bulunmadı. Gruplar arasında tarama yöntemleri bilgisi açısından fark saptanmadı. KRK taraması yaptırma oranı vaka grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,004). Bilgisizlik (%38,3) en sık bildirilen tarama yaptırmama nedeniydi. Kontrol grubunun güven yarar algısı puan ortalaması vaka grubunun puan ortalamasından anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,018). Gruplar arasında duyarlılık algısı, engel algısı, sağlık motivasyonu ve ciddiyet algısı puan ortalamaları benzer bulundu. Sonuçlar: Birinci derece yakınında KRK olan ve olmayan hastaların kanser risk faktörleri ile alakalı bilgi düzeyleri yüksekti. Buna rağmen katılımcıların sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve tarama yaptırma oranları düşüktü. Tarama kriterlerinin neler olduğu ve koruyucu risk faktörlerini hayatlarında nasıl uygulayabilecekleri hakkında bireylerin eğitime ihtiyacı vardır. Anahtar Kelimeler: Kolorektal kanser taraması, bilgi, tutum, davranış, sağlık inanç modeli

BilgiDavranışKolorektal neoplazmlar+4
Hande Bölükbaşı
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri

Amaç: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerinin belirlenmesi. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Kasım 2021 ile Temmuz 2022 yıllarında İstanbul'da bir Vakıf hastanesinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (N=70). Örneklemi oluşturan klinisyen hemşirelere ait veriler, Sosyo- Demografik özellikler formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin (N=70) çoğunluğunun (%54,3, n=38) 22- 44 yaş aralığında olduğu, kadın olduğu (%88,6, n=62), lise-hemşirelik eğitimi olduğu (%48,6, n=34), yakın çevresinin alkol-sigara kullandığı (%92,3, n=70), hastalık öyküsünün olmadığı (%83,3, n=60), ara sıra spor yaptığı (%58, n=40), gelirinin giderinden az olduğu (%48,5, n=33), bekar olduğu (%74,3, n=52), diğer kliniklerde (%50,6, n=17) ve vardiyalı çalıştığı (%45,1, n=37) saptanmıştır. SYBDÖ'nin puan ortalaması 124,457±8,804 olarak orta düzeyde tespit edilmiştir. SYBDÖ alt boyutlarında en yüksek puan ortalaması 25.514±475 ile manevi gelişimde olup en düşük puan ortalaması ise 15.885± 4.57 ile fiziksel aktivitede saptanmıştır. Sonuç ve Öneri: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri en yüksek ortalamanın manevi gelişim olduğu saptanmıştır. Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerini yükseltecek bireysel, kurumsal düzenlemeler önerilir. Anahtar Sözcükler: Klinisyen, Hemşire, Sağlık, Davranış Biçimi

DavranışHemşirelerHemşirelik+5
Özge Ersoy İlhan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter hastalarında sağlık okuryazarlığı düzeyi ile psikososyal ve davranışsal faktörler arasındaki ilişki

Bu çalışma, koroner arter hastalarında sağlık okuryazarlığı düzeyi ile psikososyal ve davranışsal faktörler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu araştırma Mart 2019-Mart 2020 tarihleri arasında Kastamonu Devlet Hastanesi'nde yatarak tedavi gören 50 yaş ve üzeri 275 koroner arter hastası ile tamamlandı. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 ve Beck Depresyon Envanteri kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, ki-kare testi, Fisher's Exact test ile binary lojistik regresyon analizi kullanıldı. Analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edildi. Araştırma grubunun genel indeks puanı ortalaması 31,78,4 olup %59,3'ünde sağlık okuryazarlığı düzeyinin yetersiz/sorunlu olduğu belirlendi. Sağlık okuryazarlığı düzeyi yetersiz olanların oranı 65 yaş ve üzeri grupta %58,3 iken 50-64 yaş grubunda %41,7 bulundu (p<0,05). Sağlık okuryazarlığı yeterli düzeyde olanların oranı erkeklerde %62,5 ve kadınlarda %37,5 bulundu (p<0,05). Evliler, herhangi bir işte çalışmayanlar, kentsel alanda yaşayanlar, ekonomik durum ve sağlık algısı orta düzeyde olanlar, alkol tüketmeyenler, bireysel koruyucu uygulamaların gereğine inananlar daha yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyine sahipti (p<0,05). Komorbitide, aile öyküsü, anjiografi öyküsü, sağlık kontrollerini düzenli yaptırmayanlar, sağlık hizmetlerinden yararlanmada öncelikle devlet/özel hastaneyi tercih edenler, sigara içenler, orta/şiddetli depresif belirtisi olanlar daha yeteriz/sınırlı sağlık okuryazarlığına sahipti (p<0,05). Sonuç olarak, koroner arter hastalarının sağlık okuryazarlığı düzeyinde kısıtlılıkların yaygın olduğu belirlendi. Yaş, cinsiyet, medeni durum ile bireysel koruyucu uygulamalara inanma yeterli sağlık okuryazarlığı üzerinde etkili olan değişkenlerdi. Koroner arter hastalarında kardiyovasküler bilgiyi geliştirmede sağlık okuryazarlığı odaklı müdahalelerin benimsenmesi önerilebilir.

DavranışKalp hastalıklarıKoroner arter hastalığı+2
Asuman Ahçıoğlu
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam davranışları ve ruhsal sağlık durumu

Bu araştırmanın amacı Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam davranışlarının ve ruhsal sağlık durumlarının değerlendirilmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan araştırma etik kurul onayı alındıktan sonra 22 Eylül-30 Ekim 2017 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 472 öğrenci oluşturdu. Araştırma 375 öğrencinin katılımıyla tamamlandı. Araştırmanın verilerinin toplanmasında sosyo-demografik bilgi formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-52 ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizinde; bağımsız gruplar için t testi, One-Way Anova (Post-hoc Tukey testi), Pearson Kolerasyon analizi ve Ki-kare testi kullanıldı. Değerlendirmelerde p<0,05 değerleri istatistiksel açıdan anlamlı olarak kabul edildi. Araştırma kapsamına giren öğrencilerin %72,5'i kadın, %27,5'i erkek, %60,8'i' 21 yaşın altında ve yaş ortalaması 20,37±2,04 yıldır. Öğrencilerin %34,1'i birinci sınıfta, %88,3'ü hemşirelik bölümünde öğrenim görmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği toplam puanı 123,14±19,71 olarak bulunmuştur. En yüksek puan ortalamasının kişilerarası ilişkiler, en düşük puan ortalamasının ise fiziksel aktivite boyutuna ait olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sınıf düzeyleri, bölümleri, aile yapısı, ekonomik durum ve genel sağlık algıları, kronik hastalık durumları ile sigara içme durumları sağlık yaşam davranışları üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Öğrencilerin %48,3'ünde ruhsal sağlık iyi, %51,7'sinde ruhsal sağlık kötü bulundu. Sürekli olarak köy/kasabada yaşayanlar ile halen sigara içenlerde ve alkol kullananlarda ruhsal sağlık daha kötüdür (p<0,05). Genel sağlığı iyi olanların ruhsal sağlığı da daha iyidir (p<0,05). Arkadaş ilişkisi ve akademik başarı algısı öğrencilerin ruhsal sağlıkları üzerinde anlamlı etkiye sahipti (p<0,05). Bölümünden memnun olanların ruhsal ağlıkları daha iyidir. Son bir yıl içinde kaygı yaşadığını belirten öğrencilerde ruhsal sağlık daha kötüdür (p<0,05). Ruhsal sağlığı iyi olan öğrencilerde sağlıklı yaşam davranışları daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışları azaldıkça ruhsal sağlıkları kötüleşmektedir (p< 0,05). Öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışları orta düzeyde olup en az aldıkları puan fiziksel aktivitedir. Öğrencilerin yarısından fazlasında ruhsal sağlık durumu kötüdür. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları olumlu hale geldikçe ruhsal sağlık durumları daha iyi olmaktadır. Sağlıkla ilgili alanlarda öğrenim gören öğrenciler mesleki ve toplumsal rolleri gereği öncelikle kendi yaşam davranışlarını düzeltmelidirler. Bu sayede fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olarak hizmet verecekleri toplumu etkileme özelliğini kazanabilirler. Anahtar Kelimeler: Sağlık bilimleri; Sağlıklı yaşam davranışları; Öğrenci; Ruhsal sağlık

DavranışRuh sağlığıSağlıklı yaşam+2
Ayşe Çalmaz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi

Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.

DavranışDin psikolojisiPsikoloji+5
Fatma Nur Bedir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum il merkezinde lise son sınıf öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı düzeyi ve seçilmiş sağlık davranışları

Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma, Eylül 2019-Şubat 2021 tarihleri arasında, Çorum il merkezinde lise son sınıf öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı düzeyini ve seçilmiş sağlık davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya il merkezindeki devlet okullarında öğrenim gören gönüllü 1349 lise son sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Grup anket yöntemi ile toplanan araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 21.0 programı aracılığıyla yüzdelik, ortalama, ki-kare testi kullanılarak yapılmıştır. Değerlendirilmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Katılımcıların %44,6'sı erkek %55,4'ü kadın olup yaş ortalaması 17,4±0,6 yıl olarak saptanmıştır. Öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 25,9±5,7 bulunmuştur. Katılımcıların %54,4'ünde e-sağlık okuryazarlığı yüksek (26-40 puan), %45,6'sında e-sağlık okuryazarlığı düşük (8-25 puan) düzeydedir. Öğrencilerin öğrenim gördüğü okul türü, baba eğitim düzeyi ve sağlık durum algısı e-sağlık okuryazarlığı açısından anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Sağlık kontrollerini düzenli yaptırmayanların oranı %70,6 olup bu grupta düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı %75,3'tür (p<0,01). Son bir yılda kan basıncını ölçtürenlerin oranı %48,6'dır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı daha yüksektir (%54,5) (p<0,001). Son bir yılda kan kolesterolünü ölçtürmeyenler (%78,8) arasında düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı anlamlı ölçüde yüksektir (%81,3) (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını son bir yılda vücut ağırlığını ölçmüştür ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde yüksektir (p<0,001). Meyve-sebze tüketim sıklığı ve fast-food tüketimi öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını (%81,2) düzenli egzersiz yapmamaktadır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde düşüktür (%82,4) (p<0,05). e-Sağlığa ilişkin davranışlardan son bir haftada sağlıkla ilgili araştırma yapma, sağlıkla ilgili konulara yönelik algı ve sağlıkta bilgiye erişimde kaynak kullanma durumu açısında e-sağlık okuryazarlığı anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Öğrencilerin %25,2'si cep telefonuna sağlık aplikasyonları indirmiştir ve cep telefonuna sağlık aplikasyonu indirmeyenlerde düşük e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,001). Öğrencilerin yaklaşık üçte ikisi e-nabız uygulamasını duymuştur ve bu grupta yüksek e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,05). Sonuç olarak adolesanların e-sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük bulunmuştur. Seçilmiş sağlık davranışları e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur.

DavranışLise öğrencileriSağlık+3
Seyyide Özden
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın voleybolcuların antrenörlerinde gözlemledikleri etik ve etik dışı davranışlar

Bu çalışmanın amacı; Türkiye Voleybol Federasyonu bünyesindeki 2019-2020 sezonu vizeli ve lisanslı kadın voleybolcuların değerlendirmesiyle antrenörlerinin mesleki etik ve etik dışı davranışlara uyma düzeylerini belirlemektir. Çalışmamızın evreni TVF Kadınlar 2. liginde yer alan 960 kadın sporcudan oluşmaktadır. Çalışmamızın örneklem grubunu gönüllük esasına dayalı olarak çalışmamıza katılan 287 kadın sporcu oluşturmuştur. Çalışmamızda (Özbek, 2019) tarafından geliştirilmiş ''Antrenörlerin antrenörlük meslek etiğine uyma düzeyleri'' ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca sporculara yönelik kişisel bilgiler formu da uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 27.0 paket programı sayesinde analize tabi tutulmuştur. Verilerin normal dağılım şartını sağlamaması nedeniyle bağımsız iki gurup karşılaştırmasını Mann Whitney U testi ile bağımsız çoklu grup karşılaştırmaları ise Kruskal Wallis testleri ile yapılmıştır. Ölçek alt boyutları arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini tespit etmek amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak, sporcuların antrenörleri hakkındaki antrenörlük meslek etiğine ilişkin görüşleri alt boyutları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Antrenörlük meslek etiğine uyma düzeylerine ilişkin yaş, medeni durum, spor yapma yılı değişkenine göre görüşlerinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sporcuların antrenörleri hakkındaki antrenörlük meslek etiğine uyma düzeylerine ilişkin mezun olunan bölüme göre profesyonellik, saygı, sorumluluk, hoşgörü ve ölçek genelinde anlamlı bir fark görülmeği sonucuna ulaşılmıştır (p>0.05). Sporcuların medeni durum, mezun olunan bölüm, gelir düzeyi, yaş ve spor yapma yılı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05).

AntrenörDavranışEtik+5
Esra Ünal
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İşgörenlerin kişilik tiplerinin örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisi: Bursa' da mobilya sektöründe uygulama örneği

Kişilik kavramının, çağlar boyunca oldukça önem verilen bir kavram olduğu bilinmektedir. Kişilik kavramı söz konusu olduğunda akla ilk gelen, bireysel farklılıkları vurgulamaktır. Her bireyin olayları algılama, düşünüş, kendini ifade etme şekli ve geliştirmiş olduğu davranışlar arasındaki farklılıklar araştırmacıları ortaya çıkan bu farklılıkların nedenini sorgulamaya yöneltmiştir. Bundan dolayı kişilik kavramı çağlar boyunca araştırmalara konu olmuştur.Günümüzde, entelektüel sermayenin etkin bir şekilde yönetimine verilen önem arttığından, örgütsel bağlılık kavramı da büyük önem kazanmıştır. Nitelikli işgücünün örgütüne bağlı olarak çalışması, bütün yetenek ve bilgisini örgütü için kullanması örgütsel bağlılığı yakından ilgilendiren bir konudur. Yapılan araştırmalar sonucunda, kendilerini bulundukları örgüte bağlı hisseden işgörenlerin oldukça başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bu nedenle örgütsel bağlılık, kaliteli mal / hizmet üretimini gerçekleştirme, müşteri memnuniyetini sağlama ve işgören devir hızını azaltma konularında önemli bir araçtır.Ayrıca örgütsel bağlılık konusuna; örgütsel davranış, örgütsel psikoloji ve sosyal psikoloji gibi farklı alanların etkisi de, işgörenlerin kişilikleri ile bulundukları örgüte bağlılıkları arasında ilişki kurmayı gerekli hale getirmektedir. Bu nedenle günümüzde birçok örgüt, işgörenlerin örgüte dahil olmalarının ilk aşaması olan iş görüşmelerinde adaylara çeşitli kişilik testleri uygulamaktadır. Bu yöntem işe, örgüte ve ortama uyumlu yapıdaki işgörenleri örgüte dahil etmenin bir yolu olarak düşünülmektedir.İşgörenlerin yaptıkları işe, bulundukları örgüte ve iş arkadaşlarına bağlılığı konusunun işgörenlerin kişilik tip ve özelliklerinden etkilendiği varsayımıyla araştırmada kişilik tipleri, kuramları ve örgütsel bağlılık konuları üzerinde durulmuştur.

AdaletAileDavranış+2
Tuğba Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanlara sağlanan eğitim ve iletişim olanaklarının iletişim kurma davranışları üzerindeki etkisi

Bu çalışmada örgütlerde çalışan işgörenlere sunulan eğitimler ve iletişim olanakları açıklanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda sunulan eğitim ve iletişim olanaklarının işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını nasıl etkilediği ortaya konmuştur. Günümüzün bilgi çağında bilginin örgütler için kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Bu çalışmada örgütlerde işgörenlerin bilgiyi elde etme şekli ve işgörenlerin örgütte bilgiyi paylaşma eğilimleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde eğitim kavramı, ikinci bölümünde iletişim kavramı açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümü olan uygulama kısmında ise işgörenlere sunulan eğitim ve iletişim olanaklarının ve işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla, Ilgın Şeker Fabrikası ve Afyonkarahisar Şeker Fabrikasında işgörenler üzerinde anket çalışması yapılmış ve SPSS 15 For Windows programında değerlendirme yapılmıştır.Sonuç olarak işgörenlere sağlanan eğitim ve iletişim olanaklarının işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını etkilediği görülmektedir.

AlıcılarDavranışEğitim+2
Murat Çavdar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul BüyükŞehir Belediyesi Spor A.Ş.'de çalışan antrenörlerin liderlik tutum davranışlarının incelenmesi

Araştırmanın evrenini 2013-2014 yılında İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Spor A.Ş.'de çalışan 356 antrenör oluşturmaktadır. Bu amaçla örneklem olarak toplam 230 antrenör araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Bu anket 2 bölümden oluşmaktadır. Anketin ilk bölümünde antrenörlerin demografik özelliklerini yansıtan yaş, eğitim ve profesyonel antrenörlük süresine ilişkin sorular sorulmuştur. İkinci bölümde ise, antrenörlerin gerçek liderlik davranışını yansıtan toplam 5 boyut ve 40 sorudan oluşan ve Chelladurai ve Saleh (1980) tarafından geliştirilen Sporda Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek, 5 li likert ölçeğinde 1 den 5 e doğru uzanan hiçbir zaman, nadiren, ara sıra, sık sık ve her zaman seçenekleri ile tanımlanmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 16.0 paket programında değerlendirmeye alınmış ve verilerin analizi için, tanımlayıcı istatistikler yapılmış, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış, değişkenlerin parametrik olup olmadıklarını öğrenmek için Kolmogrov-Smirnov testi uygulanmış, çalışmada yer alan hipotezlerin testinde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Gruplar arasındaki farklılığın belirlenmesi için tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda, antrenörlerin liderlik tutumlarına cinsiyet, geçmişteki sporculuk kariyeri ve antrenörlük yapılan branş değişkenlerinin etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Antrenörlük liderlik tutumlarına yaş, meslekteki görev süresi, eğitim ve antrenörlük pozisyonu değişkenlerinin etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Antrenör, Liderlik, Belediye.

AntrenmanAntrenörBelediyeler+3
Zekariya Bektaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özellikleri ile duygusal emek arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Günümüzde hizmet sektörünün öneminin artması, organizasyonlarda duyguları önemli bir faktör haline getirmiştir. İşletmeler rekabet avantajını sağlamanın yolu olarak hizmetin kalitesinden önce müşterinin memnuniyetinin önemli bir etken olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Bu sebepten dolayı artık işverenler çalışanlarından sadece bedensel ve zihinsel emek sarf etmelerini değil bunların yanında duygusal emek göstermelerini de istemektedir. Bu ise birbirinden farklı kişilik özelliklerine sahip olan bireylerin belirlenmiş duygu gösteriminde bulunması anlamına gelmektedir. Bu çalışmada da bireylerin kişilik özelliklerinin daha çok hizmet sektörü çalışanlarında aranan duygusal emek gösterimleri ile aralarında ilişki olup olmadığını belirlemektir. Çalışma Kütahya' da görev yapan 119 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi çalışanının katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışmada değişkenler arası ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleriyle belirlenmiştir. Yapılan analizlerin sonucunla değişkenler arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Derinlemesine davranışın dışadönüklük ve öz disiplin ile aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında samimi davranışın da dışadönüklük, uyumluluk, öz disiplin ve gelişime açıklıkla aralarında pozitif ve anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Duygusal Emek, Kişilik, Davranış

Beş faktör kişilik modeliDavranışDuygusal emek+3
Zehra Yeni
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumu'na devam eden 5 yaş grubu çocuklarına tam, yarım, eş ve eşit kavramlarının öğretilmesinde davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi' nin etkisinin incelenmesi

Okul öncesi dönem çocuğun bilişsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gibi farklı gelişim alanlarının en aktif ilerlediği dönemdir. Bu dönemde beyin çevre etkilerine en açık olduğu süreç içindedir. Çevresel etkenlerin nitelikli desteği, çocukların öğrenme kalitelerini de direk etkilemektedir. Çocuklara dönemsel özelliklerine uygun şekilde, etkili yöntemlerle kazandırılmaya çalışılan kavramlardan biri de matematik alanındadır. Uluslararası araştırmalar, raporlar ve üretilen projelerde özellikle matematik eğitiminin okul öncesinde verilmesinin önemine yönelik vurgular yapılmaktadır. Çünkü okul öncesinde verilen eğitimin niteliği ilköğretim başarısını direk etkilemektedir. Çocuğa öğrenmede etkili kanalların aktif kullanıldığı, öğretmenin rol model olduğu, ailenin aktif katılımla eğitime dâhil olduğu, bireysel gelişimlerin takip edildiği, eğitimin güncel yaşama aktarıldığı, yaparak yaşayarak öğrenmenin esas alındığı bir yöntem olan davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi çocuklara matematiksel kavramların öğretilmesi için de etkili bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, "Okul Öncesi Eğitim Kurumu'na devam eden 5 yaş grubu çocuklarına tam, yarım, eş, eşit kavramlarının öğretilmesinde Davranış Geliştirme Merkezli Öğrenme Yöntemi'nin etkisinin incelenmesi' dir. Nitel ve nicel yöntem ile gerçekleşen araştırma, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesinde okul öncesi eğitim kurumunda 5 yaş grubuna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. MEB okul öncesi eğitim programında mevcut kazanımlarda yer alan kavramları öğretmenlerin nasıl verdikleri gözlemlenmiştir. Gözlem neticesinde hangi etkinliklerin eğitim esnasında kullanıldığı, çocukların bu kazanımları elde edip etmedikleri incelenmiştir. Yapılan gözlemler neticesinde, 2013 yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan DGM Yöntemi ile Değer Eğitimi Programı, matematiksel kavramların eğitiminin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu amaçla tam, yarım, eş ve eşit kavramları DGM yöntemi ile uygulanırken araştırmacı tarafından çocuklar gözlemlenmiştir. Eğitim başında ve sonunda çocukların birebir yapılan testlere verdikleri yanıtlar gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, matematik eğitimi, davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi

DavranışDavranış geliştirmeEğitim+7
Münire Şafak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik açısından antrenör davranışlarının sporcu performansı üzerine etkisinin değerlendirilmesi, voleybol örneği

m ÖZET Bütün kuramlarda, vizyon oluşturma, vizyonun aşılanması, stratejiler belirleme, motivasyonu oluşturma, değişimi meydana getirme, taahhüt oluşturma, yeteneklerine göre görevlendirme, ekstra çabalan harekete geçirme gibi ortak yönelimler vardır. Tüm kurumlar da olduğu gibi spor alanında da bu yönelim ancak liderlik anlayışı içerisinde gerçekleştirilebilir. Spor bilim dünyası da aynı yönelim içerisinde, spor takımlarında grup süreçlerini olumlu yönde etkileyebilecek, takım birlikteliğini oluşturabilecek, ödül-performans ilişkisini kurabilecek bir lider ortaya çıkarmak durumundadır. Spor alanında pozisyonu itibariyle bu görevi üstlenebilecek lider ise antrenördür. Araştırma bir lider olan antrenörün davranışlarının sporcu performansı üzerine etkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye Al Voleybol liginde mücadele eden bayan ve erkek voleybolculara araştırmacı tarafında geliştirilen Antrenör Davranışları Ölçeği (ADÖ) uygulanmıştır. Türkiye'de bu konuya ilişkin bir başka araştırma olmadığı için bu çalışma özel bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın başta voleybol kamuoyu olmak üzere tüm spor camiasında bu eksikliği kapatacağı umulmuştur. Antrenör Davranışları Ölçeği 123 soruda oluşan, 5 seçenekli Likert tipi bir ölçektir. Hiç Etkilemezden - Çok Etkilere doğru bir sıra izler. Antrenör Davranışları Ölçeği; Antrenörün Mesleki Formasyonu, Bireysel Özellikleri, Takım îçi Organizasyonu Sağlanmasındaki Rolü(ANTFORMA) Antrenör Sporcu İlişlrisi(ANTILİŞKÎ) Antrenörün Takım Ruhu ve Motivasyonu Oluşturma Becerisi(ANTTAKRU) Antrenörün Kişisel Özellikleri(ANTKÎŞİLÎK) Bir Lider Olarak Antrenör(ANTLİD) Alt Ölçeklerinden oluşmaktadır Türkiye Al liginde toplam 30 takım bulunmaktadır, bir voleybol takım 12 kişiden oluşur. Bu durumda, ortalama 360 kişilik bir evrene sahip olunmaktadır. Evrenin hepsine ulaşılmaya çalışılmış geri dönenler hesaplanarak Antrenör Davranışları Ölçeği ve 7 sorudan oluşan bilgi formu deneklere uygulanmıştırUygulama sonucunda örneklem grubunun kişisel bilgi formunda vermiş olduğu cevapların frekans ve yüzdeleri metin içinde tablolaştınlarak yorumlanmıştır. Bulgular bölümünün ilk bölümünde, Antrenör Davranışları Ölçeğinin güvenirlik çalışması sonuçlan yer almıştır. Bu kapsamda ölçeğin her bir sorusunun aritmetik ortalama vestandart sapmaları tablolaştınlarak açıklanmıştır. İkinci aşamada testin güvenirliğine ilişkin iç tutarlılık katsayıları bulunmuştur. İç tutarlılık katsayıları; Cronbach alfa ve Spearman Brown ve Gutman teknikleri ile elde edilmiştir. Güvenirlik çalışmasının son aşamasında madde analiz işlemleri yer almıştır. Madde analiz işlemlerinde her bir sorunun madde-toplam (Item- total), Madde-kalan (Item-Remainder) ve madde ayırtedicilik indeksleri bulunmuştur. Bulgular bölümünün ikinci aşamasında, Voleybolcuların kişisel özelliklerine göre, ölçek puanlarının farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Kişisel özelliklerin kendi içinde iki kategoriye ayrıldığı durumlarda, ilişkisiz grup "t" testi kullanılmıştır. Kişisel özelliklerin kendi içinde en az üç kategoriye ayrıldığı durumlarda ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Varyans analizinde anlamlı farklılığın çıktığı durumlarda bu farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığım belirlemek üzere tamamlayıcı hesaplara geçilmiş ve LSD testi kullamlmıştır. Elde edilen tüm istatiksel sonuçlar çift yönlü olarak sınanmış ve anlamlılık düzeyi en az 0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca 0.01 düzeyinde anlamlı çıkan sonuçlar tablolarda ifade edilmiştir. Araştırmanın tüm istatiksel analizleri SPSS paket programla yapılmıştır. Elde edilen istatistiksel verilerden şu sonuçlara ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından Antrenör ve Sporcu İlişkisi alt ölçeği ile test toplamında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmuştur(p<0.01). Sporcuların yaş değişkenine göre antrenör davranışları etkisi konusundaki görüşleri birbirlerinden farklılaşmamaktadır. Hem test toplamında hem de alt ölçekleri bazında "F" testinde istatistiksel açısından anlamlı farklılıklar bulunamamıştır(p>0.05). Eğitim değişkeni açısından Antrenörün Mesleki Formasyonu, Bireysel Özellikleri ve Takım İçi Organizasyonu Sağlamanmasmdaki Rolü ve Antrenörün Kişiliği alt ölçekleri ile test toplamında istatistiksel açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur(p<0.05). Hem alt ölçeklerde hem de test toplamında medeni durum değişkeni açıdan test toplam ve alt ölçek puanlan birbirinden farklılaşmamıştır(p>0.05). Voleybol oynama süresi açısından hem test toplamında hem de alt ölçekler bazında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulanamamıştır(p>0.05) Takımda oynama süresi açısından Antrenörün Mesleki Formasyonu, Bireysel Özellikleri ve Takım İçi Organizasyonu Sağlamanmasmdaki Rolü alt ölçeğinde(p<0.01) ve Antrenörün Takım Ruhu ve Motivasyonu Oluşturabilme Becerisi alt ölçeğinde (p<0.01) ileAntrenörün Kişiliği alt ölçeğinde (p<0.05) istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Antrenörle çalışma süresi açısından sadece Antrenörün Takım Ruhu ve Motivasyonu Oluşturabilme Becerisi alt ölçeğinde istatistiksel açıdan farklılığa rastlanmış(p<0.05), test toplam ve diğer alt ölçeklerde anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sporcuların antrenör davranışları etkisi konusundaki görüşleri bazı değişkenlere ve boyutlara göre farklılık gösterse de, genel anlamda oyuncular bir lider olan antrenörlerinin performansları üzerinde belirleyici bir role sahip oldukları konusunda aynı görüşü paylaşmışlardır. U. YÜKSEKÖİRETİM KUfiüUj dokbmantâsyon merkeö

AntrenörDavranışLiderlik+3
Gökhan Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

AFAD arama kurtarma teknisyenlerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arama kurtarma teknisyenlerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesidir. Çalışmaya 111 AFAD (111 erkek, 0 kadın) arama kurtarma teknisyeni dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak iki bölümden oluşan yapılandırılmış bir anket formu kullanılmıştır. Formun ilk bölümünde tanımlayıcı özellikleri belirleyen sorulardan oluşan bir anket uygulanmış ikinci bölümde ise sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği uygulanmıştır. Ölçeğin 2008 yılında Bahar ve arkadaşları tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve Türkçeye uyarlanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, katılımcıların uyku, medeni durum, branş, eğitim durumu ve yaş değişkeni bakımından sağlıklı yaşam biçimi toplam puanları ve alt boyut puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.05). Sigara tiryakiliği, tecrübe, vücut kitle indeksi, alkol kullanımı ve kronik hastalık değişkenleri bakımından ise sağlıklı yaşam biçimi toplam puanları ve alt boyut puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p<0.05). Sonuç olarak AFAD arama kurtarma teknisyenlerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının yeterli seviyede olmadığı ve geliştirilmesine dönük çalışmalar yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte kadın arama kurtarma teknisyeni sayısının yetersiz olduğu ve arttırılmasına dönük çalışmalar yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

AFADArama kurtarmaDavranış+2
Esra Gül
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinde akran zorbalığı ve eşlik eden duygusal davranışsal sorunlar; Bursa ili örneklemi

Akran zorbalığı (AZ) "bir ya da daha fazla öğrencinin bir başka öğrenciye sürekli olarak olumsuz eylemlerde bulunması" şeklinde tanımlanmaktadır. Bir eylemin zorbalık olarak nitelendirilebilmesi için: kasıtlı olması ve zarar verme amacı gütmesi, tekrarlayıcı nitelikte olması, zorba ve kurban arasında güç eşitsizliği olması gerekmektedir. AZ'na maruz kalan ve zorbalık yapan çocuklarda depresyon, psikiyatrik problemler, ebeveynlerle ve arkadaşlarla ilişkide sorunlar daha sık görülmektedir. Bununla birlikte AZ'nın çocuk ve gençlerin aile tutumları ile ilişkisi de bildirilmiştir. Ülkemizde bu konuya ait çok az veri vardır. Bu araştırmanın amacı Bursa İli ilköğretim 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı sıklığının araştırılması ve eşlik eden faktörlerin çok boyutlu olarak saptanmasıdır. Araştırmanın uzun erimli amacı AZ hususunda, koruyucu program geliştirmek için bir ön çalışma yapmaktır. Çalışmanın örneklemi 5, 6, 7 ve 8. sınıfta okuyan öğrenciler oluşturmuştur ve öğrenciler kurban, zorba, zorba/kurban ve AZ'na katılmayan olarak 4 gruba ayrılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Anketi", "Güçler Ve Güçlükler Anketi" ve "Kısaltılmış Duygu Dışavurum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics Version22.0 kullanıldı. Araştırmanın örneklemi 431 kız, 425 erkek öğrenci tarafından oluşturmaktadır. Çalışma grupları ölçek alt boyutları açısından karşılaştırıldığında davranış problemleri ve duygusal problemler hem zorba hem de kurban olan grupta anlamlı olarak yüksekken, prososyal davranışlar bu iki grupta da anlamlı olarak az bulunmuştur. Bununla birlikte kurban ya da zorba olan ergenlerin olmayan akranlarına göre istatistiksel anlamlı olarak ailelerinin duysal olarak daha az destekleyici ve müdahaleci algıladıkları izlenmiştir. Gruplar arasında dikkat eksikliği, akran problemleri ve ailenin sinirli algılanması açısından fark saptanmamıştır. Aile ikliminin müdahaleci (p=0,005) olarak algılanmasının 1,042 kat ve duygusal sorunlar (p=0,002) yaşamanın 1,161 kat, akranlarla sorun (p=0,040) yaşamak 1,147 kat kurban olmayı artırmaktadır. Davranış sorunları yaşamak (p=0,043) 1,330 kat zorba olmayı artırmaktadır. Müdahalecilik (p<0,001) 1,075 kat, duygusal destek yokluğu (p=0,044) 1,030 kat, duygusal sorunlar (p<0,001) 1,301 kat, akran sorunları (p=0,027) 1,268 kat zorbakurban olmayı artırmaktadır. Prososyal davranışların (p=0,027) artması zorba-kurban olmayı 1,219 kat azaltmaktadır. Çalışmamızda algılanan aile ikliminin ve psikopatolojinin akran zorbalığı üzerine etkisi incelenmiştir. Bu etki, aile ikliminin psikopatoloji etiyolojisindeki yeri düşünüldüğünde, psikopatolojiler aracılığıyla oluşabileceği düşünülmüştür. Bulgular aile ikliminin, AZ'daki önemini göstermektedir. Bu nedenle akran zorbalığının azaltılmasında bireylerin ruh sağlığını koruyucu ve tedavi edici müdahalelerin yapılması, hali hazırda var olan okul temelli koruyucu yöntemlerin yanı sıra aile temelli koruyucu yöntemlerinde geliştirilmesi gerekliliği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, duygu dışavurumu, psikopatoloji, ergen, aile.

AileAkran zorbalığıBursa+6
Neslişah Gür
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spor merkezlerine giden bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, spor merkezlerine giden bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde spor merkezlerine giden bireyler, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 403birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Bahar ve ark. (2008) tarafından geliştirilen "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının akabinde ikili gruplarda bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grupların olduğu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi ve LSD post-hoc test düzeltmesi yapılmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda; yaş değişkeni açısından ölçeğin tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmezken, kilo değişkeni açısından farklılık olduğu ve 51-60 kilo arasındaki katılımcıların diğer kilo gruplarına göre daha fazla puan elde ettikleri tespit edilmiştir.Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların medeni durum değişkeni açısından farklılık görülmezken, eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı farklılık olduğu ve eğitim düzeyi arttıkça sağlıklı yaşam becerilerinin de arttığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların son 1 yılda kaç defa doktora gittiği değişkenine göre anlamlı bir farklılık görülmezken kronik hastalıkları değişkeni açısından ölçeğin sağlık sorumluluğu alt boyutunda anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların sigara kullanma ve alkol kullanma değişkeni açısından ölçeğin tüm alt boyutlarında anlamlılık olmadığı, günlük çalışma süresi değişkenine göre ise ölçeğin fiziksel aktivite ve egzersiz alt boyutlarında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların lisanslı sporcu olma ölçeğin beslenme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu, sağlık durumu değişkenine göre; fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim ve stres yönetimi alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DavranışSağlıklı yaşamSpor+2
Ayşe Büşra Çakmak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara içme davranışlarının değerlendirilmesi

Çalışma, toplum sağlığı açısından önlenebilir sağlık sorunlarının en büyük nedeni olan sigara kullanım davranışının toplumda azaltılması ve toplum sağlığının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde iyi bir seviyeye gelmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı özellikte olan çalışmanın örneklemini, Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencisi olup, çalışmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmaya toplam 442 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra, kurum izni ve gönüllü öğrencilerin onamı alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu ve Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen niceliksel veriler, IBM SPSS Statistics 22 programında Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Topluma rol model olması beklenen sağlık bölümü öğrencilerinin sigara kullanım durumları incelenmiş olup, çalışmada, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri ve bağımlılık durumları değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %64,3'ünün 20 yaş altı, %83'ünün kadın, %44,6'sının 1. Sınıf ve %84,4'ünün ise ailesi ile ikamet ettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin %51,4'ünün hiç sigara kullanmadığı, %20'sinin ise sigara kullandığı tespit edilmiştir. Erkeklerde %31, kadınlarda ise %18 oranında sigara kullanıldığı belirlenmiştir. Aile yanında ikamet eden öğrencilerin sigara kullanım oranının düşük olduğu bulunmuştur. Sigara kullanan öğrencilerin sigara kullanımının zararlarını ve ortaya çıkabilecek hastalıkları bilmelerine rağmen kullanmaya devam ettikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin sigaraya başlama nedenleri üzerinde durulmuş olup, çalışmada sigarayı ilk kez deneme nedenleri olarak %38'inin merak ve özenti, %29,6'sının üzüntü ve stres ile baş etmek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sigara içme durumları arasında Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir (p:0,001; p<0,01). Düzenli olarak sigara kullanan öğrencilerin FNBÖ puanları, bir süre içmiş şu an kullanmayan (p:0,001) ve ara sıra sigara içenlerin puanlarından (p:0,003) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,01). Çalışmada sigara kullanımının sağlık eğitimi alan öğrencilerde azaltılması ve ileride topluma rol model olması beklenen öğrencilerin sigara kullanımı konusunda bilinçli olması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara kullanmasının, toplumun sigara içme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etkileri olacağı vurgulanmıştır. Öğrencilerin sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan uzak tutulması için eğitim seminerlerinin düzenlenmesi ve üniversitelerde sosyal ve sportif faaliyetlerin arttırılması önerilir. Anahtar kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Sigara Kullanımı, Nikotin Bağımlılığı

BağımlılıkDavranışNikotin+4
Sibel Çakır Kayacık
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim I. kademesinde görev yapan öğretmenlerin öğretim, davranış ve insan yönetiminde müdahaleci olup olmamalarının bazı değişkenler açısından incelenmesi

ÖZET İLKÖĞRETİMİN I. KADEMESİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETİM, DAVRANIŞ VE İNSAN YÖNETİMİNDE MÜDAHALECİ OLUP OLMAMALARININ BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Mahmut ÖĞ Yüksek Lisans Tezi, İlköğretim Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Filiz YURTAL Eylül,2003; 106 sayfa Bu araştırma öğretmenlerin sınıfta öğretim, davranış ve insan yönetiminde müdahaleci olup olmamasının cinsiyet, meslekteki kıdem ve görev yapılan yer değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma Adana merkez ilçelerinde çalışan 178 öğretmen üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni sınıfta öğretim, insan ve davranış yönetim biçimlerini ölçmek için Martin(1997) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması araştırmacı tarafından yapılan Sınıf Yönetiminde Tutum ve İnançlar (Attitudes & Beliefs on Classroom Control) Envanteri kullanılmıştır. Envanter öğretmenlere uygulanmış ve elde edilen öğretim, insan ve davranış yönetimi puanlan cinsiyet, görev yapılan yer ve meslekteki kıdeme göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiştir. Bunun için değişkenin boyutları iki olduğunda t testi; ikiden fazla olduğu durumlarda ise tek yönlü varyans analizi yapılmış ve gözlenen farklılıklar Scheffe -F testi ile kontrol edilmiştir. Anlamlılık düzeyi,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonuçlan öğretmenlerin sınıfta öğretim, insan ve davranış yönetimi ile cinsiyet ve görev yapılan yer değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığım, meslekteki kıdem ile öğretim yönetimi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Buna göre kıdemi fazla olan öğretmenlerin öğretim yönetimi alanında daha müdahaleci olduğu görülmüştür. 12-15 yıl kıdemine sahip öğretmenlerin öğretim yönetiminde 8-11 ve 4-7 yıl kıdemine sahip öğretmenlere göre daha müdahaleci oldukları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Öğretim Yönetimi, İnsan Yönetimi, Davranış Yönetimi,

DavranışEğitim yönetimiMüdahale+5
Mahmut Öğ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of adults' attitudes, behaviors and beliefs toward COVID-19 vaccine

Aim: To evaluate the attitudes, behaviors, and beliefs of adults toward the Covid 19 vaccine. Method: The research is a cross-sectional study done in hospitals in the Al-Hboubi District and Al-Rifai General Hospital in Dhi Qar governorate, Iraq. Results: The mean age of the participants was 33.24±10.83, 52.6% were male and 58.5% were married. 59.2% of the research group had Covid, 87.9% had first-degree relatives with a previous covid-19 pregnancy and 33.1% had a family or relatives of death from covid-19. 66.5% of the participants were vaccinated against Covid 19. In the research group, 42.6% stated that they saw regulation against Covid 19 vaccines, 54.4% of their relatives did not approve the emergence of the covid 19 vaccine, 21.7% did not support the vaccines, and 29% stated the provisions of natural immunity. The proportion of those who received the vaccines among those with a previous history of Covid 19 disease was further investigated (p≤0.05). In addition, it is aimed that the rate of covid 19 vaccination is higher among those who have had the flu vaccine and other vaccines and those who have stated that the vaccines have been treated (p≤0.05). Conclusion: Although more than half of the research group had been vaccinated against Covid 19, 42.6% had a history of vaccinations. It has been tried to show a more positive attitude towards the covid 19 vaccine, which includes those who have the flu and other vaccines. This study suggests that the units, the importance of general inclusive donation, and the disclosure of information on vaccines and emphasizing the safety of vaccines will have a broadly positive impact on attitudes and broadly towards the covid 19 vaccine.

Vaccine hesitationVaccinationVaccines+5
Sajjad Jabbar Jasım Alshuwaılı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe kalite, değer ve müşteri memnuniyetinin tüketici davranışları üzerindeki etkisi

Bu çalısmada hizmet sektörü dalı olarak bankacılık alanında müsteri davranısları üzerinde etkisi bulunan hizmetin kalitesi, kayıp, hizmetin değeri ve müsteri tatmininin birbirleriyle olan iliskileri J. Joseph Cronin Jr. , Michael K. Brady ve G. Thomas Hult'un ortaya koyduğu model yardımıyla açıklanmaya çalısılmaktadır. Çalısmanın uygulama asamasında ?stanbul ve Ankara illerinde ikamet eden ve minimum bir bankayla aktif olarak hizmet satın alma iliskisi içerisinde bulunan kisiler üzerinde anket uygulaması gerçeklestirilmistir. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS 13.0 programıyla uygulanmıs ve değerlendirilmistir. Ayrıca arastırmada müsterilerin demografik özellikleri de göz önüne alınmıstır. Analizler sonrasında elde edilen bulgularla ekonomik gelisme düzeyi üzerindeki önemli etkilerinden dolayı da hizmet endüstrisinin en önemli kollarından biri olan bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kurumlar için sundukları hizmetlerin kalite, değer ve müsteri tatmini değiskenlerine göre davranıssal amaçlar üzerindeki etkileri ve aynı zamanda bu değiskenler arasındaki iç iliskileri incelenilmistir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sektörü, kayıp, hizmet kalitesi, hizmet değeri, müsteri tatmini, davranıssal amaç

Bankacılık sektörüDavranışHizmet sektörü+1
Tayfun Toprak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin sağlık algılarının, kanser tarama davranışlarının ve taramalara yönelik tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı Yetşkin bireyelerin sağlık algılarının, kanser tarama davranışları ve taramalara yönelik tutumlarını değerlendirmektir. Çalışmamız Samsun Bafra Devlet Hastanesi'nde yapılmıştır. Çalışmaya Üroloji, Anestezi ve Reanimasyon, Genel Cerrahi, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Ortopedi ve Travmatoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Göğüs Cerrahisi, Dahiliye, Kardiyoloji, Nöroloji, Psikiyatri, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Göğüs Hastalıkları ve Enfeksiyon Hastalıkları polikliniklerine başvuran hastalar dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklermi %95 güven aralığında 0,05'lik yanılma payı ile örneklem sayısı 333 olarak belirlenmiştir. Araştırmada Sağlık Algısı Ölçeği, Kanser Taramalarına Yönelik Tutum Ölçeği ve Hasta Bilgi Formu kullanılmıştır. Katılımcıların %67,6'sı kadın, %32,4'ü erkek birey ve %11,7'si bekar %88,3'ü evli birey idi. Bireylerin eğitim seviyesi %27,3'ü ilköğretim, %25,5'i lise idi. Bireylerin %52,6'sı herhangi bir hastalıklarından ilaç kullandıklarını ifade etmektedir. Bireylerin %62,5'inde ailesinde kanser öyküsü olduğunu belirtmektedir. Katılımcıların yaş ortalaması 50,61 ± 8,35, sağlık algısı toplam puan ortalaması 50,33 ± 8,353 ve kanser tarama toplam puanı 76,38 ± 11,234 idi. Katılımcıların kanser tarama ölçek toplam puanı ile yaşları arasında negatif düzeyde düşük düzeyde (r: -,130) ilişki vardır(p<0,05).Katılımcıların kanser tarama ölçek toplam puanı ile sağlık algısı toplam puanı (r:0,145) arasında düşük düzeyde ilişki vardır. Katılımcıların kanser tarama ölçek toplam puanı ile kontrol merkezi alt boyutu (r:0,111) ve Öz farkındalık alt boyutu (r: 0,134) arasında düşük düzeyde ilişki vardır. Yapılan araştırmada sağlık algısı ölçeği toplam puanları ile kanser taramalarına yönelik tutum ölçeği puanları arasında olumlu yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Kanser taramalarına yönelik bilgi sahibi olan ve daha önce kanser taraması yaptırmış olan bireylerin kanser taramalarına yönelik tutum ölçeği puan ortalamalarının anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır.

DavranışKitle taramasıNeoplazmlar+5
Oğuzhan Altunoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetim hizmetlerinin birey memnuniyeti ve oy vermeye etkisi: Mamak örneği

Bu çalışma ile yerel yönetim hizmetlerinde duyulan memnuniyetin oy verme davranışı üzerindeki etkisi Ankara ilinin Mamak ilçesi kapsamında incelenmiştir. Bu yüzden belediye kanunlarında yer alan yetki, görev ve sorumluluklar ile Mamak Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hizmetleri bir araya getirilerek bir ölçek oluşturulmuştur. 2014 ve 2019 mahalli idare genel seçimleri doğrultusunda seçilen üç mahallede en çok oy alan iki siyasi parti ölçüt alınmıştır. Bu iki siyasi partinin birbirlerine oranla en çok oy aldığı iki mahalle ve buna ek olarak iki siyasi partinin yakın oy aldığı bir mahalle seçilmiştir. Bu üç mahallede bireylerin memnuniyeti nicel yöntemlerle analiz edilerek mahalli idare genel seçim sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Anket çalışmasıyla bireylerin hizmet memnuniyetinin alınan oy oranlarıyla karşılaştırması yapılarak seçmenin oy verme davranışını etkileme durumu incelenmiştir. Hizmet memnuniyetinin oy verme davranışına etkisi regresyon analizi ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda oy verme davranışında sadece hizmet memnuniyetinin etkili olmadığı görülmüştür.

Davranış
Ozan Gülkanat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of healthy lifestyle behaviors among white-collar workers

Background/aim: To evaluate the level of healthy lifestyle and identify the relationship with socio-demographic charactertics among persons with high- class jobs. Because their susceptibility to diseases increases due to the responsibilities imposed on them, long-term professional pressures, and work stress that leads to an unhealthy lifestyle. The aim of this study is to evaluate the healthy lifestyle of people working in White-Collar Workers . Methods: The universe of this cross-sectional descriptive study consists of 2700 people working in White-Collar Workers in the institutions of the Iraq Diwaniya governorate. 384 people working in different fields were included in the sample of the study using the random sampling method. The data were collected by using a questionnaire form containing 9 questions prepared to determine the socio-demographic characteristics of the individuals and healthy lifestyle behavior scale II. Results: 37.8% of the research group is between the ages of 35-44, 58.2% are men, 47.4% have a doctorate degree, 44.3% work for 11 hours or more, 76.3% is overweight and 77.6% has a chronic disease. The mean total HPLP-II score was 2.42 ± 0.17. The lowest score of the scale belongs to the "stress management" subgroup (2.25 ± 0.11) and the highest score belongs to "spiritual growth" (2.73 ± 0.14). Conclusion: Employees have a low HPLP-II score. Research findings show that individuals working in White-Collar Workers are in the risky group in terms of healthy lifestyle behaviors. It is recommended that health care providers evaluate the risk group determined in terms of healthy lifestyle behaviors more carefully. Keywords: Healthy Lifestyle, Employees, Health Promoting Lifestyle Profile-II

White collarBehaviorPublic health+4
Ahmed Dawood Salman Allamı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects