Dentists

55 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı marka implant frezleri ile yapılan osteotomilerde kemikte meydana gelen sıcaklık değişimlerinin in-vitro olarak incelenmesi

Bu tez çalışmasında farklı firmalar tarafından üretilmiş implant frezleri ile yapılan drilleme esnasında, kemikte meydana gelen sıcaklık değişimlerinin in-vitro olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada taze sığır kaburgasından elde edilmiş kemik bloklar kullanılmıştır. Kemik bloklar üzerinde Ankylos, Astra Tech, Nobel Biocare, Bredent ve Straumann implant markaları tarafından üretilen frezler ile 2 kg sabit basınç altında 30±2 C'lik ortam sıcaklığında drilleme işlemi yapılmıştır. Kemik bloklara 5. ve 10. mm derinliklere iki adet K tipi termocouple sensör yerleştirilmiş ve implant frezine 1 mm mesafedeki sıcaklık değişimleri ölçülmüştür. Çalışmamızda, implant yuvası hazırlanması için farklı koşullarda çalışma modelleri oluşturulmuştur. Grup1'de ilk defa kullanılan frezlerle 150 rpm hızda irrigasyonsuz, grup 2'de ilk defa kullanılan frezlerle 1200 rpm hızda 40 ml/dk irrigasyon ile grup 3'de 30. defa kullanılan frezlerle 150 rpm hızda irrigasyonsuz, grup 4'de 30. Defa kullanılan frezlerle 1200 rpm hızda 40 ml/dk irrigasyon ile çalışılmıştır. Yapılan tüm osteotomi işlemleri 3,5±0,3 mm çaplı frezler ile 8 sn süre periyodunda gerçekleştirilmiş ve eşit zaman aralıklarında elde edilen sıcaklık değerleri kaydedilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Repeated Measures ve Kruskall Wallis-H testleri kullanılmıştır. İmplant frezlerinin drilleme esnasında kemikte oluşturdukları sıcaklık değişiklikleri ile frezlerin arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p<0.05). Grupların hiçbirinde, çalışma boyunca kritik sıcaklık değerlerine (47C+) ulaşılmamıştır. 5. ve 10. mm derinliklerde kullanılan sensörlerdeki sıcaklık değişimlerinin de birbirine yakın olduğu görülmüştür. Ayrıca, irrigasyonsuz ve irrigasyonlu çalışılan sistemlerde ortalama sıcaklıkların birbirine yakın olmakla beraber; ancak başlangıç sıcaklığı çıkartılarak elde edilen fark değerlerinin, irrigasyonsuz sistemlerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu hesaplanmıştır. Çalışmamızın sonuçları, implant frezlerinin kemik bloklarda üretici firmaların farklılığına (Ankylos, Astra Tech, Nobel Biocare, Bredent, Straumann firmaları) ve kullanım sayısına bağlı olarak önemli ölçüde sıcaklık artışlarına neden olmadığını göstermiştir. Ayrıca, irrigasyonlu ve irrigasyonsuz sistemlerin, önerilen koşullarda kullanıldığı sürece güvenli oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Dental implantasyonDental implantlarDiş hekimleri+4
Ömer Faruk Şarkbay
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Endodontik tedavi uygulayan diş hekimlerinin mesleki tecrübeleri, komplikasyon ve malpraktis üzerine görüşlerinin değerlendirilmesi bir anket çalışması

Hekimlerin etik değerlerden ve hukuki yönden sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluklar hastalarına ve tedavilerine yansır. Tedavi esnasında istenmeyen olumsuzluklar meydana gelebilir, hasta zarar gördüğü gerekçesiyle şikayetçi olabilir.Hukuki sorumlulukta, tıbbi uygulamada kusur bulunmaktadır. Tedavide özensizlik, ekipman hataları, tecrübe eksikliği gibi birden fazla erkeni vardır. Tedavideki hatalar cezai yaptırımlarla sonuçlanabilir. Bu çalışmanın amacı, diş hekimlerinin hukuki sorumluluk hakkında bilgi düzeylerini araştırmak, komplikasyon ve malpraktis olgularının sebepleri ve çıktılarını elde etmektir. Mesleki tecrübeler, tedaviler, malpraktis ve komplikasyon kavramları ile olgu örnekleri, hukuki farkındalıklar ile ilgili 36 soru , microsoft forms platformunda hazırlanarak önce 10 kişilik pilot bir çalışma ile düzenlendi. Ardından haftada en az 3 endodontik tedavi yapan pratisyen, araştırma görevlisi, öğretim üyesi olan diş hekimlerince toplam 280 katılımcı tarafından tamamlandı. İstatistik anlamlılık düzeyi p=0.05 olarak analiz edildi ve Ki-kare testi, SPSS istatistik paket programı kullanıldı. Diş hekimlerinin, komplikasyon, malpraktis kavramları ve olguları hakkında bilinçli olduğuna ulaşılırken, hukuki sorumluluk hakkında yeterli eğitim alınmadığına, herhangi bir şikayet durumundaki hukuki süreç hakkındaki bilginin yeterli olmadığı sonuçlarına ulaşıldı. Fakülteler, sağlık kurumları, meslek odaları, bünyelerindeki hekim ve hekim adaylarına tıbbın hukuki boyutlarında bilinçlenmelerine destek olmalı ve teşvikte bulunulmalıdır

DeneyimDental komplikasyonlarDiş hekimleri+5
Mehmet Kutluhan Uçuk
Bezmialem Vakıf University
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of the effectiveness of different remineralization agents on the treatment of white spot lesion: A in vivo study

The aim of the study is to investigate the effectiveness of CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro applications in addition to a standard fluoride toothpaste for the white spot lesions treatment.This in vivo study included 25 children between the ages of 8-15 on a total of 110 anterior tooth surfaces with white spot lesion treated for 16 weeks. The patients were randomly divided into four groups. Control group was treated for a daily standard fluoride toothpaste with 500 ppm fluoride. In addition to the protocol of control group, CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro were used in second, third and fourth group, respectively. Treatment protocol was planned for four weeks in all groups. DIAGNOdent Pen measurements of all patients were taken at the 1., 8., 15., 22. and 31. days. The patients were called again at 2. and 4. month for control measurement. Visual inspection of all patients were recorded before and after the treatment and 4. month. By the end of this study, although control and CPP-ACP groups had no significant difference visually, in the group of CPP-ACPF and ReminPro were found significant visual changes at the end of the treatment (p<0.05). In addition, DIAGNOdent Pen scores of CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro groups were significantly decreased at the end of the treatment (p<0.05). Keywords: White spot lesions, DIAGNOdent, casein phosphopeptide amorphous calcium phosphate, remineralization, ReminPro

Dental plaqueTooth diseasesDentists+7
Mine Şimşek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuklarda ağız diş sağlığı taraması, tedavisi ve iki yıllık izlem sonuçları

Genel sağlık sorunları içerisinde, ağız ve diş sağlığı ile ilgili olan sorunlar büyük yer kaplamaktadır. Ağız ve diş sağlığı, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerini etkileyen bir faktördür. Zihinsel engelli çocuklarda özellikle fiziksel yetersizlik, düşük zeka bölümü, kapanış bozuklukları, ağzın gelişim bozuklukları, çiğneme ve yutkunmadaki yetersizlikler ağız diş sağlığı ile ilgili sorunlara neden olmaktadır. Buna bireyin ağız bakımının yetersizliği, yumuşak, çürük yapıcı gıdaların çok kullanımı, kötü ağız bakımı eklenince sorun daha çok büyümektedir. Bu çalışmanın amacı, Adana ili sınırları içerisinde eğitim veren bir adet Özel Eğitim ve Rehabilitasyon kurumunda eğitim alan zihinsel engelli 6-16 yaş aralığındaki çocukların ağız ve diş sağlığı durumlarının tespiti, ebeveynlerinin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının belirlenmesi, velilere ağız bakımı eğitimi verilmesi ve diş tedavisi ihtiyacı olan çocukların diş tedavilerinin okullarında velileri ve eğitmenlerinin gözetiminde yapılması ve ağız bakımı eğitimi verilen ebeveynlerin çocuklarının yapılan tedavilerinin ve ağız bakım durumlarının ikinci yılın sonunda izlenmesidir. Çalışmaya 59 çocuk dahil edilmiştir. Ebeveynlere diş fırçalama eğitimi verilmiştir. Çocukların yaş ortalamaları 12,1±2,5 (range: 6-18) ve % 59,3?ü erkek, % 40,7?si kızdır. Engel gruplarına bakıldığın da 11?i (% 18,6 ) down sendromu, 7?si (% 11,8) otistik, 36?sı (% 61) mental retardasyon ve 5?i (% 8,5) serebral palsi engel grubunda olan çocuklardır. Yapılan ağız sağlığı taramasında DMFT 2,85 olarak belirlenmiştir. Gezici ağız diş sağlığı aracında diş tedavisine izin veren çocukların diş tedavilerinin tamamlanmasının ardından ikinci yıl ağız sağlığı taraması yapılmış ve başlangıçta 2,1±1,6 olan plak indeks ortalaması bitimde 1,1±0,7 olarak kaydedilmiştir.

AdanaDiş hekimi-hasta ilişkileriDiş hekimleri+4
Erkan Onur Akgün
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin mesleki sağlık sorunlarına yönelik farkındalıklarının ve lazer uygulama durumlarının belirlenmesi

Tanımlayıcı-kesitsel tipteki bu çalışmaya Gaziantep ilinde kamu, özel ve diş hekimliği fakültesinde çalışmakta olan tüm diş hekimleri alındı (n=328). Evrene ulaşım oranı %95,4 olarak gerçekleşti. Çalışmada diş hekimlerinin genel sağlık durumlarının, mesleki sağlık sorunlarınının, koruyucu uygulamalarının ve lazer kullanımlarının belirlenmesi amaçlandı. Toplanan veriler tanımlayıcı istatistikler, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U ve ki-kare testleri kullanılarak analiz edildi. Çalışma sonuçlarına göre diş hekimlerinin %62,0'ı erkek, %55,9'u 10 yıldan az deneyime sahipti. Katılımcıların ortalama yaşı 36,66±11,77 yıl idi. Diş hekimlerinin %68,1'i sağlık durumlarının iyi ya da çok iyi olduğunu bildirdi. Diş hekimleri arasında işle ilgili en az bir sağlık sorunu prevalansının %86,6 olduğu saptandı. Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları diş hekimlerinin en sık yaşadığı problemdi (%70,9), bunu perkütan yaralanmalar (%63,9) takip etti. Diş hekimlerinin büyük çoğunluğu (%91,7) Hepatit B'ye karşı aşılanmıştı. Eldiven (%99,4), maske (%98,4) ve önlük (%96,8) en çok kullanılan kişisel koruyucu ekipmanlar olarak belirlendi. Dental uygulamalarda amalgamı kullanan diş hekimlerinin çoğu (%63,6) amalgam atıklarını uygun olarak bertaraf ettiğini bildirdi. Dental uygulamalarda lazer, diş hekimlerinin %16,3'ü tarafından kullanılmaktaydı. Sonuç olarak mesleki rahatsızlıkların diş hekimleri arasında yaygın olduğu ve koruyucu önlemlerin çoğu diş hekimi tarafından alındığı belirlendi. Diş hekimlerinin günlük hasta sayıları için üst sınır getirilmesi ve diş hekimlerinin çalışırken dinlenmek için yeterli zaman ayırmalarının sağlanması yararlı olacaktır. Özel sağlık kurumlarında amalgam atıklarının bertarafı için yeni düzenlemeler ve denetlemeler yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Diş Hekimleri, Gaziantep, Mesleki Sağlık Sorunları.

Diş hekimleriDiş hekimliğiFarkındalık+5
Mediha Annaç Asıldağ
Gaziantep University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Alt çene lingual ark yer tutucu apareyinin dişsel ve iskeletsel etkilerinin değerlendirilmesi

Dewey, 1904 yılında alt çene lingual ark apareyinin Lourie tarafından kullanıldığını belirtmiştir. Mershon ise bu apareyin popüler hala gelmesinden sorumludur. Gerçekte Nance, alt çene lingual ark apareyinin karışık dişlenme döneminden daimi dişlenme dönemine geçişte daimi molar ve kesici dişlerin arasındaki mesafeyi korumak için kullanım endikasyonunu tanımlamıştır. Özellikle süt II. molar dişlerin erken kaybı dental arkta büyük etkiler yaratmakta ve daimi dişlerde çapraşıklık oluşmasına, daimi dişlerin gömülü kalmasına ve oro-fasiyel problemler gelişmesine neden olabilmektedir. Bir yer tutucu olarak alt çene lingual ark apareyi ark boyunun korunmasında ve alt çene daimi molar dişlerin mesiale doğru devrilmesini engellemede sıklıkla kullanılmaktadır. Bu yaygın kullanımına rağmen apareyin ark boyutlarını korumada, diş pozisyonları ve mandibulanın büyümesi üzerine etkileri hakkında kısmen çok az şey bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı bir alt çene lingual ark yer tutucu apareyinin ark boyutlarına, mandibular molar ve kesici dişler üzerine ve mandibulanın büyümesine etkilerini değerlendirmektir. Çalışmaya yer tutucu ihtiyacı olan 34 çocuk (18 erkek, 16 kız) dahil edilmiştir. Hastalar tek ya da çift taraflı II. süt azı dişi çekim boşluğuna göre 2 gruba ayrılmıştır. 1.gruptaki tek taraflı süt II. azı dişi çekim boşluğuna sahip 16 çocuk (8 erkek/8 kız ortalama yaş 8,8 ±0,9 yıl), 2.gruptaki çift taraflı süt II. azı dişi çekim boşluğuna sahip 18 çocuk (10 erkek/8 kız) ortalama yaş 8±0,7 yıl) alt çene lingual ark yer tutucu aparey ile tedavi edilmiştir. Lateral sefalometrik filmler, dental pantogramlar ve çalışma modelleri hastalardan tedavi başlangıcında ve tedavi sonunda alınmıştır. Ortalama tedavi süresi 20,4±4 ay olarak bulunmuştur. Tedavi başlangıcı ve tedavi sonu karşılaştırıldığında tüm tedavi gruplarında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Gruplar arası kıyaslama yapıldığında ise ark boyutlarında, mandibular molar ve kesici dişlerin pozisyonlarında farklar gözlenmiştir. Tek taraflı çekim boşluğuna sahip lingual ark yer tutucu grubu çift taraflı çekim boşluğuna sahip tedavi grubundan daha iyi sonuçlara sahip olduğu gözlenmiştir. Alt çene lingual ark yer tutucu apareyi ark boyutlarını korumada ve normal mandibular gelişimde faydalı bir aparey gibi görülmektedir; ancak keser dişlerin öne doğru bir miktar devrilmiştir.

AtellerDental arkDiş hekimleri+7
Volkan Çiftçi
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavilerinin zihinsel engelli hastaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi üzerindeki etkisi

Genel Anestezi Altında Yapılan Ağız ve Diş Tedavilerinin Zihinsel Engelli Hastaların Ağız Sağlığı İle İlişkili Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi Bu çalışmada zihinsel engeli olan hastaların ağız ve diş sağlığı bulgularını ve bunlardan kaynaklanan problemleri belirlemek; genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavilerinin zihinsel engelli hastaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ölçmek hedeflenmiştir. Ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi değişimini ölçmek için orijinal dili İngilizce olan Franciscan Hospital for Children Oral Health-Related Quality of Life (FHC-OHRQOL) anketinin Türkçe kültürlerarası çevirisi ve psikometrik adaptasyonu yapılmıştır. Çukurova Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültelerine başvuran toplam 155 zihinsel engelli hastanın yakınları veya bakıcılarının FHCOHRQOL anketinin yanı sıra; içeriğinde sosyo-demografik bilgiler, hastaların öncelikli tanısı, daha önceki tedavi deneyimleri ve ağız hijyeni alışkanlıklarına yönelik sorular olan formları doldurmaları sağlanmıştır. Yanı sıra Çukurova ve Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ameliyathanelerinde birer diş hekimi tarafından ağız sağlığı ile ilgili tarama formları doldurulmuştur. Hasta yakınları ve bakıcılar hastaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesini etkileyecek birçok ağız ve diş bulguları yine bunlarla ilişkili günlük hayatta karşılaşılan problem ve kaygılarını belirtmişlerdir. Tedavi öncesinde en çok rapor edilen bulgular diş ağrısı, dişleri sebebiyle yemek yemede zorluk çekme, hastanın diş problemleri sebebiyle sinirlenmesi olarak belirlenmiştir. FHCOHRQOL anketinin tedavi öncesi ve sonrası toplam skorları karşılaştırıldığında, genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavilerinin hastaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi üzerinde istatiksel olarak anlamlı derecede olumlu etki yaptığı sonucu ortaya çıkmıştır. FHC-OHRQOL anketinin skorları ve ağız-diş sağlığı bulguları; hastaların öncelikli tanı gruplamalarına, daha önceki tedavi deneyimlerine, anketi yanıtlayanların hasta ile yakınlık derecesine, epilepsi varlığına, cinsiyet ve yaş gruplamalarına göre karşılaştırılmıştır. Anahtar sözcükler: Zihinsel Engelli Hastalar, Yaşam Kalitesi, Ağız Sağlığı, FHCOHRQOL

AnesteziAnestezi-genelAğız+7
Ekin Kenci
Çukurova University
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk hastalarda farklı iki dental anestezi yöntemi ile yapılan lokal anestezi ve tedavi uygulamalarında hastanın seçimi, korku, kaygı ve ağrının değerlendirilmesi

Çocuklarda kaygı ve korkudan kaçınabilmek için diş tedavisi öncesi ve tedavi esnasında uygulanan davranış yönetimi büyük önem arz eder. Dental enjeksiyon gerek çocuklar gerek erişkinler için hala en kaygı uyandırıcı işlemdir. Bu yüzden bir çocuğun dental tedavisinde en zor kısım lokal anestezi olarak kabul edilir. Enjeksiyon esnasında oluşan ağrıyı azaltmak için çeşitli yöntemler denenmiş ve yeni enjeksiyon sistemleri geliştirilmiştir. Quicksleeper yeni geliştirilen bilgisayar kontrollü anestezi cihazlarından birisidir. Bu çalışmanın amacı çocuklarda uygulanan iki farklı anestezi yöntemi öncesi, esnası ve sonrasında kaygı, korku ve ağrı düzeylerinin belirlenmesidir. Konvansiyonel dental enjektör ile infiltratif anestezi ve bilgisayar kontrollü anestezi cihazı Quicksleeper S4 ile intraosseöz anestezi uygulandı. Çalışmaya 9-15 yaşları arasında 100 çocuk katıldı. Çocuklar iki gruba ayrıldı ve her çocuğa iki anestezi yöntemi de uygulandı. Çocuklara 3 seanstan oluşan bir tedavi planı uygulandı. İlk seansta çocuklara flor jel uygulandı. İkinci ve üçüncü seansta dental enjeksiyon sonrası tedaviler yapıldı ve her iki seansta da kaygı ve ağrı düzeyleri VAS, FIS and CFSS-DS skalaları kullanılarak belirlendi. Veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirildi. Çalışmanın bulgularına gore seanslar ilerledikçe çocukların kaygı ve korku düzeyinde azalma gözlendi. Ancak Quicksleeper'ın buna bir etkisi olmadığı görüldü. Çünkü çocukların büyük çoğunluğu Quicksleeper ile daha fazla ağrı hisstettiğini belirtti. Konvansiyonel dental enjektör ve infiltratif anestezi halen çocuklar için en kabul edilebilir anestezi yöntemidir.

AnesteziAnestezi-dentalAnestezi-lokal+7
Melis Daraoğlu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Korku algısı: Diş tedavisi gören hastalar üzerine bir araştırma

Korku, hayatımızda önemli bir paya sahiptir. İnsanlar mutlu olduklarında, üzüldüklerinde, öfkelendiklerinde çeşitli heyecanlar gösterdikleri gibi korku duygusunu yaşamaları da doğal ve gereklidir. Korku, göstermek durumunda olduğumuz bir çeşit reflektir. Diş hekimi korkusu, insanın sağlığını ve günlük yaşamını olumsuz etkiler. Bireyin güveninin azalmasını, randevularının ertelemesine, mecbur olmadıkça dişçiye gitmemesine neden olur. Bu çalışma Gaziantep'te özel bir ağız ve diş sağlığı merkezinde 198 kişinin katılımıyla yapılmıştır. Amaç korku düzeyini demografik değişkenler ile Dental Kaygı ve Korku Ölçeğinin(IDAF-4C+) boyutlarına (duygusal-fizyolojik ve bilişsel-davranışsal) göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Analiz sonuçlarında korku düzeyi ile deneklerin yaş, medeni durum, randevu iptal etme/gitmemeye ve diş hekimine kimle geldiğine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Duygusal-fizyolojik boyut ile deneklerin yaş, medeni durum, randevu iptal etme/gitmeme, diş hekimine kimle geldiğine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Bilişsel-davranışsal boyut ile deneklerin cinsiyeti anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Duygusal-fizyolojik boyut ile bilişsel-davranışsal boyut arasında pozitif yönlü, zayıf ama anlamlı bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Korku, Kaygı, Korku Algısı, Dental Korku, Dental Kaygı ve Korku Ölçeği (IDAF-4C+)

AlgıDiş hastalıklarıDiş hekimleri+5
Süleyman Boz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

El bileği ağrısı olan diş hekimlerinde el bileği egzersizlerinin ağrı yaşam kalitesi ve fonksiyonellik üzerine etkisi

Bu çalışma, el bileği ağrısı olan diş hekimlerinde el bileği egzersizlerinin ağrı, yaşam kalitesi ve fonksiyonellik üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 39 diş hekimi dahil edildi. Basit randomizasyon yöntemi ile 39 diş hekimi 2 gruba ayrıldı. 20 diş hekimi çalışma grubuna dahil edilirken, 19 diş hekimi ise kontrol grubuna dahil edildi. Çalışma grubuna ergonomi farkındalık eğitimi verildi ve haftanın 2 günü olacak şekilde 8 hafta boyunca egzersiz eğitimi verildi. Kontrol grubuna ise sadece ergonomi farkındalık eğitimi verildi. Diş hekimlerinin; cinsiyet, yaş, ağırlık, boy gibi demografik bilgileri kayıt altına alındı. El fonksiyonu ve becerisini değerlendirmek için El Fonksiyonel İndeksi, O Conner parmak beceri testi ve Quick DASH Anketi kullanıldı. Ağrıyı değerlendirmek için VAS ölçeği kullanıldı. Yaşam kalitesini değerlendirmek için ise SF-36 ölçeği kullanıldı. Tüm değerlendirmeler, tedaviyi uygulayan fizyoterapistden farklı bir fizyoterapist tarafından yapıldı. Değerlendirmeler egzersiz eğitiminden önce ve 8 haftalık egzersiz eğitiminde sonra olmak üzere iki kez yapıldı. Çalışma grubundaki bireylerde 8 haftalık egzersiz eğitimi sonrasında; ağrı değerinde azalma, dominant ve non-dominant el becerisi ve yaşam kalitesinde artış gözlemlendi. Kontrol grubuna uygulanan ergonomik eğitim sorasında el becerisinde artış gözlemlendi (p<0,05). Yaşam kalitesi düzeyinde gruplar karşılaştırıldığında 8 haftalık egzersiz eğitimi verilen çalışma grubu lehine artış gözlemlendi (p<0,05). El el bileği problemi olan diş hekimlerinde egzersiz ile birlikte verilen ergonomik eğitimin ağrı, el beceri ve yaşam kalitesi üzerine etkisi olduğu gözlemlendi. Sonuç olarak, el el bileği ağrısı olan diş hekimlerine verilen egzersiz ve ergonomik eğitimin etkilerinin inceleneceği, farklı egzersizlerin ve daha uzun süreli takiplerin olduğu çalışmalara ihtiyaç olduğu görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: El el bileği ağrısı, Diş Hekimleri, El Fonksiyonları, El Becerileri.

AğrıBilekBilek eklemi+5
Rabia Arı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimleri ve diş hekimliği öğrencilerinin ağrılı üst ekstremite kas iskelet sistemi problemlerinde germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisinin araştırılması

Mustafa Rıdvan CEYLAN, Diş hekimleri ve diş hekimliği öğrencilerinin ağrılı üst ekstremite kas iskelet sistemi problemlerinde germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisinin araştırılması, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans Programı, Gaziantep, 2019. Bu çalışma, diş hekimlerinde ve diş hekimliği öğrencilerinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisini araştırmak için yapıldı. Çalışmaya 54 diş hekimliği öğrencisi, 47 diş hekimi dahil edildi. Diş hekimleri 1-4 yıllık mesleki tecrübeye sahip diş hekimleri ve 4 yıldan fazla mesleki tecrübeye sahip diş hekimleri olarak; diş hekimliği öğrencileri ise 1. Sınıf lisans öğrencileri ve 4. Sınıf lisans öğrencileri olarak gruplara ayrıldı. Katılımcılara basılı materyal ile ev egzersiz programı planlanlandı. Katılımcıların; demografik özellikleri, fiziksel aktivite alışkanlıkları, ağrı düzeyleri ve kas iskelet problemlerinin dereceleri 6 haftalık egzersiz programı öncesi ve sonrası değerlendirilerek kaydedildi. Ağrının lokalizasyonu, özelliği, zamanla ağrının ilişkisi ve ağrının şiddetini ölçmek amacıyla Mc Gıll - Melzack (MPQ) ağrı anketi, kas iskelet sistemi değerlendirmesi için Nordic Kas İskelet Sistemi Anketi, Fiziksel aktivite seviyesinin belirlenmesi için ise Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanıldı. Katılımcılara 6 hafta boyunca 1 set 10 tekrar şeklinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizleri yaptırıldı. Çalışmanın sonucunda ağrı yönünden tedavi öncesi ve tedavi sonrası karşılaştırıldığında ağrının azaldığı, ağrının iş yapmaya engel oluşturma durumunun azaldığı, fiziksel aktivitenin arttığı bulundu (p<0.5). Gruplar karşılaştırıldığında ise 4. Sınıf lisans öğrencilerinin diğer gruplara göre ağrı düzeyinin daha düşük oranda düştüğü gözlendi (p>0.5). Sonuç olarak, diş hekimlerinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizlerinin, ağrı ve kas iskelet sistemi problemleri üzerinde azaltıcı etkisi, fiziksel aktivite düzeyinde artıcı etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Diş Hekimleri, Kas İskelet Ağrısı, Kas Germe Egzersizleri, McGill Ağrı Anketi.

AnketlerAğrıDiş hekimleri+7
Mustafa Rıdvan Ceylan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Diş hekimlerinin oklüzal ve aproksimal çürüğe müdahale stratejilerinin değerlendirilmesi

Yapılan güncel çalışmalar, ağız ve diş sağlığı ile ilgili tedavi yaklaşımlarına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Diş çürükleri ile ilgili yapılan güncel çalışmalar koruyucu ve önleyici tedavi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Koruyucu ve önleyici tedavi hem girişimsel işlemleri gerektirmemekte hem de bireye ekonomik olarak katkı sağlamaktadır. Girişimsel işlemin olmaması hastayı tedavi esnasında ve sonrasında meydana gelen komplikasyonlardan uzak tutmaktadır. Bu bakımdan değerlendirildiğinde güncel tedavisi felsefesinin hekimlere kazandırılması birey ve ülke açısından birçok avantajı da beraber getirmektedir. Türkiye'de diş hekimlerinin çürük tedavi uygulamalarında güncel tedavi yaklaşımlarının ne kadar takip ettiği ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Konuyla ilgili 1980 yılından bu yana çeşitli ülkelerde çalışmalar yapılmış ve tedavi seçenekleri arasında geniş oranda farklılık arz eden sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada Türkiye'deki diş hekimliği fakülteleri restoratif diş tedavisi ana bilim dallarında çalışan stajyer hekim, araştırma görevlileri ve uzman hekimlerin, ağız ve diş sağlığı merkezlerinde görevli pratisyen ve uzman hekimlerin, serbest çalışan hekimlerin, erken restoratif müdahale eğiliminin, koruyucu ve önleyici tedavi eğiliminin, çürük stratejilerinin ve modern tedavi felsefelerinin güncel gelişmeler doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlandı

AnketlerDental restorasyonDental restorasyon-sürekli+4
Mustafa Sadık Akdağ
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk diş hekimliğinde diş hekimi korkusunun değerlendirilmesi

Dental anksiyete; dental tedavi gören hastalarda çok sık karşılaşılan bir durumdur. Anksiyeteye bağlı olarak tedaviden kaçınma, hastanın oral sağlığını etkileyen ciddi problemlere yol açmaktadır. Bu nedenle, dental anksiyetenin erken dönemlerde belirlenmesi, tedavi işlemlerinde hastanın korkusunu yenmesini sağlayarak, tedavi işlemlerinin başarı şansını arttırmaktadır. Çalışmanın amacı çocuklarda dental korku sıklığını, dental korku ile diş çürüğü arasındaki ilişkiyi belirlemek ve dental tedavi sırasında çocuğun endişesini azaltmaya yardımcı diş hekimi imajını bulmak ve diş hekimi imajının değiştirilerek sağlanılan dental hizmeti geliştirmektir. Çalışmada, 6-12 yaşları arasındaki toplamda 810 hastaya "Çocuk Korku Değerlendirme Skalası- Dental Alt Ölçeği (CFSS-DS)" ve "Çocukların Gözüyle Diş Hekimi Nasıl Olmalı" anketleri uygulandı. Anketler uygulandıktan sonra hastalar muayene edildi ve DMFT/dmft indeksleri belirlendi. Çocuk Korku Değerlendirme Skalası- Dental Alt Ölçeği sonuçlarına göre hastalar 3 alt gruba (düşük derece anksiyeteli- orta derece anksiyeteli- yüksek derece anksiyeteli) ayrıldı. Hastaların yaş ve cinsiyete göre anksiyete skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edildi (p=0.046, p=0.001). Buna göre 6-8 yaş grubunda ve kızlarda anksiyete skorunun fazla olduğu saptandı. Anksiyete ve diş çürüğü arasındaki ilişki değerlendirildiğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edildi (DMFT p=0.030, dmft p=0.015). Buna göre DMFT/dmft değerleri yüksek derece anksiyeteli hastalarda daha fazla bulundu. Ayrıca çocukların hekimin dış görünüşü ile ilgili güçlü bakış açısı ve tercihlere sahip olduğu saptandı. Buna göre anksiyete ile diş çürüğü sıklığı arasında ilişki olabileceği ve hekimin dış görünümünde yapılabilecek küçük değişiklikler ile çocukların anksiyete seviyelerinde azalmaların sağlanabileceği sonucuna varıldı.

AnksiyeteDental anksiyeteDiş hastalıkları+7
Özge Özüş
Karadeniz Technical University
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimlerinde duygusal emek ile tükenmişlik ilişkisi: Adana örneği

İş hayatında beklenen şekilde davranmak için gerçekte hissedilen duygular sergilenmemekte, bu durum da bireyde duygular arasında çatışmaya ve duygusal uyumsuzluğun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu uyumsuzluk, birey için mesleki tükenmişlik gibi çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, diş hekimlerinin duygusal emek davranışı alt boyutları ile mesleki tükenmişlik ilişkisinin araştırılmasıdır. Adana ilinde özel sektör ve kamu sektöründe çalışan 87 diş hekimiyle gerçekleştirilen araştırmada rassal örneklem yöntemi kullanılmıştır; 4 bölüm ve 54 sorudan oluşan 2 ölçekli bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, duygusal emek davranışının alt boyutları olan, duygusal talepler ve duygu düzenleme, duygusal uyumsuzluk ve incinme, organizasyonel gözetim ve izlenme ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyli pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki; organizasyonel destek ve koruyucu sistemler boyutu ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyli neğatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Müşteri hizmetlerinde aşırı iş yükü ve çatışma boyutu ile mesleki tükenmişlik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmanın diğer bir sonucu olan, duygusal emek davranışı ve mesleki tükenmişliğin demografik değişkenlerle olan farklılaşma durumlarına bakıldığında; diş hekimlerinin duygusal emek davranışının demoğrafik değikenlerden medeni durum ve eğitim durumu değikenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği; cinsiyet, yaş, çalışma süresi, kurum türü, yapılan görev ve çalışma alanını paylaştıkları kişi sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Diş hekimlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşması incelendiğinde ise; mesleki tükenmişlik düzeyinin cinsiyet, yaş ve çalışma süresi değişkenlerine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği; medeni durum, eğitim durumu, kurum türü, yapılan görev ve çalışma alanını paylaştıkları kişi sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği gözlemlenmiştir.

AdanaDiş hekimleriDoktorlar+2
Zeynep Özçelik
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

El bileği fleksör kaslarının güçlendirilmesinde kinezyolojik bantlamanın etkinliği

Çalışmamız 39 Diş Hekimliği Fakültesi son sınıf öğrencilerinde gerçekleştirildi. Üst ekstremitesinde kırık hikâyesi bulunan, tanı almış otoimmün hastalığı olan ve provokatif testleri pozitif çıkan öğrenciler çalışmanın dışında tutuldu. Çalışmaya alınan öğrenciler, fonksiyonellik değerlendirilmesi yapıldıktan sonra Grup I yalnız koruyucu egzersiz yapanlar, Grup II koruyucu egzersizin yanında kinezyobant kullananlar ve Grup III sadece kinezyobant kullananlar olmak üzere rastgele üç gruba ayrıldı. Her grubun kendisi için belirlenen ve fizyoterapist tarafından öğretilen programa uyduğu dört haftalık deneyin ikinci haftasında ve sonunda ölçümler tekrarlandı. Deneyin sonunda gruplar istatistiksel olarak karşılaştırıldığında; el kavrama ve pinç endurans değerlerinin her üç grupta da anlamlı olarak arttığını gördük. Genel semptomlar için yapılan Kol, Omuz ve El Sorunları Anketinin sonunda üç grupta da anlamlı bir iyileşme yakaladık. Statik diskriminasyon ölçümünde gruplarımız arasında anlamlı bir fark olmasa da yalnız egzersiz yapan grupta ilerlemenin daha fazla olduğunu kaydettik. Sonuç olarak, proflaktik amacın yanı sıra el becerisi ve fonksiyonelliğini artırmanın hedeflendiği durumlarda kinezyobantın destekleyici yöntem olarak kullanılabileceği belirlendi.

BilekBilek eklemiDiş hekimleri+6
Duygu Baydan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Türkiye'de diş hekimlerinin endodontik tedavi görmüş dişlerde üst restorasyon tercihlerinin ı̇ncelenmesi

Endodontik tedavili dişlerde üst restorasyonun, endodontik tedavinin sonucunu etkileyebileceği kanıtlanmış bir gerçektir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki diş hekimlerinin kök kanal tedavili dişlerde üst restorasyon tercihlerini araştırmaktır. Mevcut çalışmada, veri toplamak için oluşturulan anket 30 soru içermektedir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özelliklerine yönelik 7 demografik soru (yaş, cinsiyet, uzmanlık deneyimi, mezun olduğu program, çalıştığı kurum, bilimsel içerikli konge, seminer veya sunuma katılım), ikinci bölümünde ise çoktan seçmeli sorularla diş hekimleri tarafından endodontik tedavili dişlerin üst restorasyon tipi, zamanlaması, tercih edilen materyal ve tedavi protokolünün belirlenmesi amacıyla 15 soru, çeşitli kavite çizimleri aracılığıyla restorasyon tercihlerinin sorgulandığı 8 soruya yer verilmiştir. Anketi yanıtlayan 311 katılımcının büyük çoğunluğu üst restorasyonu kendilerinin yaptığını ve endodontik tedaviden sonra hemen tamamlamayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Katılımcı hekimler, en sık kor materyali olarak kompozit rezin, en sık post materyali olarak fiber post kullandıklarını ve adeziv rezin siman ile yapıştırdıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların çok büyük bir kısmı ferrule etkinin endodontik tedavili dişlerde kırılma direncini arttırdığını düşündüklerini bildirdi (p<0,5). Katılımcıların rubber dam kullanım oranı oldukça düşük bulunmuş; kullandıklarında en sık alt molar diş grubunda tercih ettiklerini belirtmişlerdir (p<0,5). Katılımcıların çok büyük bir kısmı endodontik tedavi sırasında büyütme cihazlarından yardım almadığını belirtirken, lup kullanımının dental operasyon mikroskobu ve endoskopa göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,5). Mevcut çalışmanın sonucunda katılımcı hekimlerin endodontik tedavi sonrasında üst restorasyonun hemen yapılması noktasında farkındalığı olduğu tespit edildi. Bununla birlikte adeziv uygulamaların tercihinin gittikçe arttığı belirlendi. Bu çalışmanın limitasyonları dahilinde hekimlerin endodontik tedavili dişlerde üst restorasyon tercihlerinin değerlendirilmesinde, eksik yönlerin olduğu tespit edildi. Bu nedenle endodontik tedavili dişlerde üst restorasyonları konu alan kurs ve eğitimlerin bu eksikliğin giderilmesi adına gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dental restorasyonDiş hekimleriDişler+2
Sena Topalan
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi ve farkındalık yaratılması

Amaç: Bu çalışma, Türkiye'de bulunan diş hekimlerinin çocuk istismar ve ihmali (Çİİ) konusundaki bilgi düzeyleri ve tutumlarının değerlendirilmesi ve değerlendirme sonunda verilen bilgilendirme broşürü ile diş hekimlerinin farkındalığının arttırılmasını amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu tanımlayıcı tipteki çalışma 2020 yılında Türkiye'de yapılmış ve bu çalışmaya toplam 1000 diş hekimi katılım sağlamıştır. Diş hekimlerine üç bölümden ve toplam 45 sorudan oluşan elektronik anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde diş hekimlerinin kişisel bilgileri, ikinci bölümde Çİİ konusundaki bilgi düzeyleri, üçüncü bölümde ise Çİİ konusuna olan tutum ve davranışlarını ölçen sorular yer almaktadır. Diş hekimlerinin Çİİ konusundaki farkındalıklarını arttırmak amacıyla anketin sonuna eğitici broşür linki eklenmiştir. Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken birim sayıları nedeniyle Shapiro Wilk's ve/veya Kolmogorov Smirnov Testlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arası farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmesi nedeniyle grup sayılarına göre Independent T Testi ve One-Way ANOVA'dan yararlanılmıştır. One-Way ANOVA'da anlamlı farklılıklar görülmesi durumunda grupların varyanslarının homojen olduğu durumlarda Tukey HSD ve varyansların homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane's analizlerinden yararlanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan diş hekimlerine, Çİİ konusundaki bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla 27 soru sorulmuştur ve bu 27 soruda katılımcıların alabilecekleri maksimum puan 32 iken, çalışmamızdaki ortalama puan 20,51 (%64) olarak belirlenmiştir. Çİİ konusundaki bilgi düzey ortalamaları kadınlarda erkeklere, üniversite hastanesinde çalışanlarda özel muayenehanede çalışanlara, uzmanlık alanı olanlarda olmayanlara, uzmanlık alanı çocuk diş hekimliği olanlarda uzmanlık alanı oral diagnoz ve radyoloji, periodontoloji, protetik diş tedavisi, ortodonti ve endodonti olanlara, lisans eğitiminde ve mezuniyet sonrasında eğitim alanlarda almayanlara ve mezuniyet sonrası eğitimi mesleki sürekli eğitimlerde alanlarda doktora/uzmanlık eğitiminde alanlara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Diş hekimlerinin tutumları değerlendirildiğinde, %19,4'ü meslek hayatları boyunca Çİİ vakasından şüphelendiğini belirtmiş; şüphelenen diş hekimlerinin %45,36'sı fiziksel istismardan şüphelenmiş, %54,63'ü şüphelendikleri Çİİ vakası için bildirimde bulunmuş; bildirimde bulunan diş hekimlerinin %44,34'ü çalıştığı kurumda kendisinden daha yetkili bir kişiye bildirimde bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca diş hekimlerinin %79,6'sı Çİİ'den şüphelendiğinde bu konuyu teşhis edebilecek kadar yeterli bilgi ve birikime sahip olmadıklarını düşünmekte ve %97,3'ü bu konuda daha fazla bilgi edinmeyi ve eğitim almayı istediklerini belirtmiştir. Sonuç: Diş hekimliği lisans, uzmanlık ve doktora eğitimine Çİİ konusu dahil edilmeli ve mesleki sürekli eğitimlerde bu konuya yer verilmelidir.

Bilgi düzeyiDiş hekimi-hasta ilişkileriDiş hekimleri+6
Büşra Karaağaç Eskibağlar
Dicle University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin çocuk hastalardaki dental tedavilere ilişkin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, Türkiye'de çalışan çocuk diş hekimliği alanında uzmanlık yapmamış diş hekimlerinin çocuklardaki dental tedavilere ilişkin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: 2021 yılında Türkiye genelinde yapılan bu tanımlayıcı tipteki çalışmaya 559 diş hekimi katılım sağladı. Diş hekimlerine 2 bölümden ve toplam 33 sorudan oluşan elektronik anket uygulandı. Bulgular: Çalışmamıza katılan diş hekimlerinin %68,87'si çocuk hastaları tedavi etmenin daha zor ve yorucu olması sebebiyle tedavi etmeyi tercih etmediklerini belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan diş hekimleri tedavi ettikleri çocuk hastaların yaş gruplarını sırasıyla; 13-18 yaş (%77,82), 6-12 yaş (%77,10), 0-5 yaş (%37,57) olarak belirtmişlerdir. Çalışmamıza katılan diş hekimlerinin %89,27'si, çocuk hastaları tedavi ederken 'Anlat-Göster-Uygula' davranış yönlendirme tekniğini kullandıklarını belirtmiştir. Çalışmamıza katılan diş hekimlerinin; %91,06'sı oral hijyen eğitimi verdiklerini, %90,16'sı beslenme önerilerinde bulunduklarını, %70,48'i fissür örtücü uyguladıklarını, %57,6'sı topikal flor uygulaması yaptıklarını belirtmişlerdir. Çalışmamıza katılan diş hekimlerinin; %63,33'ü süt dişlerine amputasyon tedavisi yaptıklarını, %60,64'ü süt dişlerine kök kanal tedavisi yaptıklarını, %59,57'si yer tutucu uyguladıklarını, %37,21'i apeksifikasyon tedavisi uyguladıklarını belirtmiştir. Çalışmamıza katılan hekimlerin %77,28'i çocuk hastalara uygulanan dental tedaviler hakkında daha fazla bilgi edinmeyi ve eğitim almayı istediklerini bildirmişlerdir. Sonuç: Ülkemizde çocuk diş hekimi uzman sayısı, özellikle kamu hastanelerinde yetersizdir. Bu sebeple ülkemizdeki çocuk diş hekimliği uzmanlığı yapmamış diş hekimlerinin de çocuk hastalardaki dental tedavilere katılımları önemlidir. Kamu hastanelerinin şartlarının iyileştirilmesi ve mezuniyet sonrası sürekli eğitimlerle bu oran artabilir.

AnketlerDiş hekimleriDiş hekimliği+4
Dicle Akbaş
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesindeki serbest çalışan ve uzmanlık alanı olmayan diş hekimlerinin klinik periodontal bilgi düzeyleri ve periodontoloji uzmanı'na yönlendirme oranlarının ve nedenlerinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Güney Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki serbest çalışan ve herhangi bir uzmanlık alanı olmayan ('genel diş hekimleri' olarak bahsedilecektir) diş hekimleri tarafından verilen periodontal tedavinin mevcut durumunu, hastaların Periodontoloji uzmanına veya fakülteye yönlendirilmesi için dikkate alınan kriterleri değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Demografik bilgiler ve periodontal bilgi düzeyi, periodontologlara yönlendirme işlemleri ve nedenlerini etkileyen faktörleri içeren anket 22 sorudan oluşmaktaydı. Anketler, Diş Hekimleri Odalarından alınan, Güney Doğu Bölgesindeki illerde serbest çalışan ve uzmanlık alanı olmayan Diş Hekimi sayıları üzerinden örneklem hesabı yapılarak hesaplanmıştır ve 'Google Formlar' üzerinden online olarak yapılmıştır. Buna göre; toplam 1256 Diş Hekimi, %5'lik bir örnekleme hatası belirlenerek 294 olarak hesaplanmış fakat daha güvenli sonuçların elde edilmesi için örneklem büyüklüğü 300 olarak belirlenmiştir. Bu formüle göre anket sayılarının illere göre dağılımı şöyle: Gaziantep:103 Diyarbakır: 54 Şanlıurfa: 48 Mardin: 26 Batman: 23 Adıyaman: 19 Şırnak: 16 Siirt: 7 Kilis: 4 Bulgular: Çalışma, genel diş hekimlerinin çoğunluğunun cerrahi olmayan prosedürleri kendi başlarına yaptığını göstermiştir. Ancak, yanıt verenlerin yaklaşık %78'i cerrahi periodontal tedaviyi kendi başlarına yapmadığını belirtti. Yanıt veren genel diş hekimlerinin yaklaşık %22'si periodontoloji alanında yetersiz eğitim ve deneyime sahip olduklarını düşünmektedir ki bu da uzmanlara sevk etmelerinin başlıca nedenidir. Sonuç: Mevcut çalışmamızdan genel diş hekimlerinin diş taşı temizliği ve kök düzeltme gibi cerrahi olmayan işlemleri yapma konusunda rahat oldukları sonucuna varılabilir. Bununla birlikte, cerrahi periodontal prosedürler hakkında hala bazı çekinceler vardır. Bunun nedeni yetersiz deneyim, diş kliniğindeki olanakların yetersizliği ve/veya adli tıp endişeleri olabilir.

AnketlerBilgi düzeyiDiş hastalıkları+2
Yunus Güneş
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ortodontik tedavi gereksinim algısı ve IOTN ile ölçülen ortodontik tedavi gereksiniminin hasta, hasta yakını ve farklı branşlardaki hekimler arasında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmada amacımız, hastaların, ebeveynlerinin, prostodontistin ve pratisyen diş hekiminin ortodontik tedavi gereksinim algısı ve maloklüzyon algısını, ortodontist tarafından ölçülen objektif tedavi gereksinimi ile karşılaştırmaktır. Böylece hastaların ortodontik tedavi gereksinimleri saptanmış, hasta ve yakınlarının ortodontik probleme yönelik farkındalıkları araştırılmıştır. Ayrıca ortodontistin ölçtüğü ortodontik tedavi ihtiyacı ile karşılaştırılarak pratisyen diş hekimi ve protez bölümü hekiminin algı farklılıkları var ise ortaya konulup hasta yönlendirebilme konusundaki yeterlilikleri değerlendirilmiştir. Çalışmamızda Dicle Üniversitesi'ne başvuran 12 yaş ve üstü 400 hasta ortodontik tedavi gereksinimi açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme ortodontist tarafından Ortodontik Tedavi İhtiyacı İndeksi (IOTN) nin Dişsel Sağlık bileşeni (DHC) ve Estetik Bileşeni (AC) kullanılarak yapılmıştır. Hastalara ve ebeveynlere anket formu doldurtularak cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sosyal ve ekonomik durumları hakkında bilgi toplanmıştır. Cinsiyet, yaş ve eğitim durumu gibi faktörlerin tedavi ihtiyacına ve tedavi ihtiyacı algısına olan etkisi değerlendirilmiştir. Hasta, ebeveyn, prostodontist ve pratisyen hekimi IOTN indeksinin AC bileşenini ve VAS skalasını değerlendirmişlerdir. AC skorları maloklüzyon algısını, VAS skorları ise tedavi gereksinim algısını göstermektedir. Araştırmamızın sonucuna göre, hastaların yaş grupları, cinsiyetleri ile objektif tedavi ihtiyaçları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Hastaların yaş grupları, cinsiyetleri ve eğitim durumları ile tedavi gereksinim algıları arasında da anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ebeveyn eğitim durumu ile ebeveyn tedavi gereksinim algısı arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bu farkın okuryazar olmayan ve ortaokul eğitim düzeyindeki ebeveynlerden kaynaklandığı bulunmuştur. Genel olarak hasta ve ebeveynlerin subjektif algılarının benzerlik gösterdiği ancak hekimlerin algılarından farklılık gösterdiği söylenebilir. Pratisyen diş hekimi ve prostodontistin maloklüzyon algıları ve tedavi gereksinim algıları ortodontistinkine yakın bulunmuştur. Sonuç olarak, ortodonti kliniğine başvuran hastaların IOTN ile değerlendirilmesi, hasta ve ebeveynin tedavi konusundaki algılarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Pratisyen diş hekimi ve prostodontistin ortodonti kliniklerine hasta yönlendirme konusunda yeterli oldukları söylenebilir.

Diş hekimi-hasta ilişkileriDiş hekimleriDoktorlar+5
Nazlı Oğur
Dicle University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de diş hekimliğine toplumsal cinsiyet perspektifinden bakan nitel bir araştırma

Hastalık, insanların dünyadaki varlığından beri hayatında olmuştur. İnsanlar, hastalıklardan kendini koruyup, sağlıklı kalabilmek için çare aramışlardır. Hastalıklar gibi hekimlik mesleğinin tarihi de çok eskilere dayanmaktadır. Hekimlik mesleği zaman içerisinde dönüşüme uğramış ve gelişmiştir. Bu tez, kadın diş hekimlerinin mesleki tecrübelerinde, toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tezin verisi nitel araştırma yöntemiyle derlenmiştir. On altı kadın diş hekimi ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. İlk görüşme 09.11.2020'de son görüşme ise 07.05.2021'de gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın teori kısmında dünyada ve Türkiye'de tıp tarihi içerisinde kadın hekimlerin yeri ele alınmıştır. Meslekler sosyolojisi literatürü ve tıp tarihi incelenerek toplumsal cinsiyet perspektifinden hareketle kadın diş hekimlerinin mesleki deneyimleri tartışılmıştır.

Diş hekimleriDiş hekimliğiMesleki sosyoloji+3
Yağmur Özay
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Endodontistlerin ve diş hekimlerinin acil endodontik tedavi uygulamalarına yaklaşımları üzerine Türkiyede yapılan bir anket çalışması

Endodontistlerin ve diş hekimlerinin acil endodontik tedavi yaklaşımları üzerine Türkiye'de yapılan bir anket çalışması. Bu çalışmada hastalarda uygulanan acil endodontik tedavi seçimlerinde endodontistler ve pratisyen olarak görev yapan diş hekimleri arasındaki farklılığı sorgulamak için anket çalışması yapılmıştır. Bununla birlikte hekimlerin çalıştığı kurumların, günde ortalama tedavi edilen hasta sayısının ve klinik deneyimin acil endodontik tedavi prosedürlerine olan etkisini görmeyi hedeflemektedir. Anket Google form üzerinden hazırlanmıştır. Türk Endodonti Derneğine kayıtlı endodontistler dahil olmak üzere, e-posta ve sosyal medya üzerinden endodontist ve diş hekimlerine ulaştırılmıştır. Bu çalışmada istatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (sıklık dağılımları, yüzde dağılımları) yanı sıra nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık değeri p <0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Ankete 287'si genel diş hekimi, 176'sı endodontist olmak üzere toplam 463 hekim katılmıştır. Çalışmamızın sonuçları Türkiye'de endodontistlerin ve diş hekimlerinin, endodontik acil durumlarına yönelik tedavi pratiklerinin değerlendirilerek eksik yönlerin belirlenmesine ışık tutması açısından faydalı bilgiler sunmaktadır.

Acil tedaviAnketlerDiş hekimleri+3
Elif Balkan
Karadeniz Technical University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin temporomandibular eklem hastalıkları hakkındaki bilgilerinin değerlendirilmesi

Temporomandibular eklem (TME) rahatsızlıkları toplumda yaygın olarak görülmektedir. Diş hekimlerinin TME hastalıkları hakkındaki bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla anket çalışması yapılması planlandı. Anketler 400 tane katılımcıya uygulanmıştır, bu katılımcıların 200 tanesi pratisyen diş hekimleri, kalan 200 tanesini ise uzman diş hekimleri oluşturmaktadır. İstatistiksel analizlerde SPSS for Windows 17.0 kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama ve standart sapma, ortanca (min-maks) ve % (frekans) değerleri verildi. İstatistiksel analizlerde Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve Bonferroni düzeltmeleri, gerekli durumlarda Kruskal Wallis veya Mann Whitney U testleri kullanıldı. Ayrıca ki-kare testleri ile karşılaştırmalar gerçekleştirdi. Tüm analizlerde p<0.05 düzeyi anlamlı olarak kabul edilmiştir. Diş hekimlerinin TME hastalıkları hakkındaki bilgilerinin unvan, cinsiyet, mezuniyet sonrası geçen süre arasında ilişkilileri incelenmiştir. İlerleyen zamanlarda bu faktörlerin daha geniş popülasyonlarda ayrıntılı olarak incelendiği çalışmalar yapılması, daha detaylı sonuçların elde edilmesine yardımcı olabilir. Çalışmamızın sonuçları Türkiye'deki pratisyen diş hekimlerinin ve uzman diş hekimlerinin TME hastalıkları ile ilgili genel bilgilerinin ve tecrübelerinin saptanmasını, TME hastalıkları konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi, eksik yönlerin belirlenmesi, gelecekte yapılacak kurs ve eğitimlere ışık tutması açısından yararlı bilgiler sunduğu düşünülmektedir.

AnketlerBilgiBilgi düzeyi+2
Muhammet Ümit Toka
Karadeniz Technical University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan endodontislerin COVID-19 salgını sonrası yeni normal düzendeki klinik tutum ve davranışlarının araştırılması, bir anket çalışması

Bu anket çalışmasının amacı, Türkiye'deki endodontistlerin COVID-19 salgını sonrası yeni normal düzendeki klinik tutum ve davranışlarını araştırmak ve yeni normal düzene olan adaptasyonlarını incelemektir. Bu anket sadece Türkiye'de çalışan endodontistlere (profesör, doçent, doktor öğretim üyesi, uzman diş hekimi, araştırma görevlisi) uygulanmıştır. 206 endodontistin katıldığı bu ankette katılım tamamen gönüllülük esasına dayalıdır ve bu anket Google form üzerinden dijital ortamda yapılmıştır. Bu ankette 7 tanesi kişisel bilgi (cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, unvan, çalışılan kurum, kronik rahatsızlık varlığı ve sigara kullanımı) olmak üzere toplam 21 soru bulunmaktadır. Klinik tutum ve davranışla ilgili olan 14 sorudan elde edilen veriler, kişisel bilgilere göre tek tek incelenmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS 23.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Bağımsız gruplarda niteliksel değişkenlerin analizinde ki-kare testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık seviyesi p < 0,05 olarak kabul edilmiştir. COVID-19 salgını sonrası yeni normal düzende Endodontistlerin klinik tutum ve davranışlarının yaş, çalışma süresi, unvan ve çalıştığı kuruma göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edildi. Çalışmamızda Endodontistlerin eğitim ve tecrübe süresi arttıkça COVID-19 salgınının önlenmesi için alınan tedbirlere uyulma oranının da arttığı önerilebilir. Ayrıca Endodontistlerin klinik tutum ve davranışları üzerinde çalıştıkları kurumun da büyük etkisinin olduğu gözlemlendi. Özel hastanelerde kişisel koruyucu ekipman ve klima kullanım oranının diğer kurumlara göre daha çok olduğu tespit edilmiş ve devlet hastanelerinde sadece acil tedavi yapan Endodontist sayısı istatistiksel olarak fazlayken özel hastanelerde çalışan Endodontistlerin kaçındıkları ya da erteledikleri tedavi prosedürlerinin olmadığı görülmüştür. İleride bu faktörlerin daha geniş popülasyonlarda ayrıntılı olarak incelendiği çalışmalar yapılması, daha detaylı sonuçların elde edilmesine yardımcı olabilir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Endodonti, Diş Hekimliği, Anket, Klinik Tutum ve Davranış

AnketlerCOVID 19Diş hekimleri+3
Furkan Özeken
Karadeniz Technical University
2021
00

Related subjects