Development policies

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları ve kalkınma ajansları

Helsinki Zirvesi ile Avrupa Birliği'ne adaylığının teyidinden sonra Türkiye, yarım yüzyıla yakındır uygulamakta olduğu merkezi planlamaya ve teşvik sistemine dayalı bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir anlayışa yönelmiştir. Bu yeni anlayış yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgelerarası farkların azalacağını, bölgedeki ekonominin canlanacağını öne sürmektedir. Politikanın uygulanmasının formülü ise, kamu- özel- sivil toplum kuruluşlarının ortaklığı olarak gösterilmektedir. Kalkınma ajansı benzeri yapılar Türkiye dâhil çoğu ülkede uzun yıllar önce kurulmuştur. Avrupa Birliği'nde merkez ülkeler Bölgesel Kalkınma Ajansı Sistemi'ni yerleştiren ilk ülkeler olmuştur. Gerek merkez ülkelerde gerekse birliğe sonradan üye olan çevre ülkelerde bu kurumlar olumlu sonuçlar aldığı kadar olumsuz eleştirilerle de karşılaşmıştır. AB'nin adaylık sürecinde bütün aday ülkelere benimsettiği bu politika bölgesel rekabet ve yönetişim anlayışıyla sermayeyi ön planda tutmaktadır. Bu çerçevede çoğu ülkede bu kurumlar kamu ve özel sektör eliyle yürütülen işletmeler olarak iki yapılı olarak oluşturulmuştur. Türkiye'de de bu politikaların yansıması olan Kalkınma Ajansları 2006 yılından itibaren kurulmaya başlandı ve 26 NUTS 2 düzeyinde, 26 Kalkınma Ajansı kuruldu. Gerek planlı dönem öncesinde gerek ise planlı dönemde üretilen politikalara rağmen bölgelerarası farkların ortadan kaldırılamaması sorununun çözümü yeni süreçte bu 26 ajansa devredilmiş oldu. Rekabet unsuruyla bölgenin kalkındırılmasını hedefleyen bu kuruluşların ise, yapısal olarak Türkiye'ye tam uygun olmaması ve bölgesel potansiyellerin göz ardı edilmesinden dolayı çözüm yolunda nasıl bir etki gösterecekleri belirsizdir. Bu noktada merkezi planlama anlayışının yarım yüzyıldan fazla hüküm sürdüğü post-komünist ülkelerde yaşanan deneyimler ve alınan sonuçlar, yaşanan hızlı değişimin rahatlıkla incelenebilmesi açısından önem teşkil etmektedir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaEkonomik kalkınma ajansları+3
Yunus Emre Ayna
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada kadın girişimciliğinin etkisi: Çorum ili örneği

Ülkelerin birbirinden farklı zamanlarda meydana gelen kalkınma süreçleri, ülkeler arasında gelişmişlik farklılıklarına yol açmıştır. Kalkınma ekonomik, sosyal ve kültürel alandaki gelişmeleri içinde barındırmaktadır. Ülkeler arasında olduğu kadar bölgeler arasında da gelişmişlik farkları meydana gelmektedir. Bölgesel kalkınmanın bir sorun olarak görülmeye başlamasından itibaren ülkeler bu farklılıkların giderilmesi için çeşitli politikalar uygulamışlardır. Bölgesel gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılmasında kilit rol üstlenen girişimcilik, kadınların istihdamda daha fazla yer edinmelerini sağlayan önemli bir yol olarak ön plana çıkmıştır. Kadın girişimciliği aile ve bireye sağladığı faydanın yanı sıra üretim, istihdam ve milli gelire de önemli katkılar sağlamaktadır. Kadınları girişimcilik faaliyetlerine teşvik etmek, gereken destekleri sağlamak ülke ekonomisine kazanç sağlarken kalkınmanın da hızlandırılmasına ivme kazandıracaktır. Bu çalışmada; kadın girişimcilerin bölgesel kalkınmaya etkisini ve aktif çalışma hayatına katkıları araştırılmıştır. Bu bağlamda Çorum ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilere anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular, kadın girişimcilerin istihdam yaratmada, üretimi artırmada, yeni endüstrilerin doğmasında ve bölgeler arasındaki gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılmasında önem teşkil ettiği görülmektedir.

Bölgesel kalkınmaGirişimcilerGirişimcilik+4
Tuğçe Çelik
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine yönelik kümeleme analizi ve 1980-2005 dönemi homojen ülke gruplarının belirlenmesi

Bu çalısmada, teorik ve ampirik literatürde doğrudan yabancı yatırımlarınbelirleyicisi olarak bir çok çalısma tarafından desteklenmis değiskenler belirlenmistir.Bu değiskenler 1980?2005 genel periyodu ve 1980?1989 dönemi, 1990?1999dönemi, 2000?2005 dönemi olarak 3 alt periyot seklinde ele alınmıstır. Öncedenbelirlenen seçme kriterlerine göre birbirine çok benzeyen birey ya da nesneleri aynıküme içinde gruplandıran Kümeleme Analizi uygulanmıs ve seçilen değiskenlere görebenzer özellikler gösteren ülkeler aynı kümede yer almıstır. Aynı zamanda AyırmaAnalizi ile küme ayrımlarının istatistiki anlamlılıkları sınanmıstır.Analizin tüm asamalarında seçilmis değiskenler tarafından kesin bir sekildeayrılan ABD ve gelismis Avrupa ülkelerinin bulunduğu küme üst düzey yabancıyatırım yapısına sahip olan küme olarak isimlendirilmistir. Tüm periyotlarda kararlıolan bu kümeden herhangi periyotta düsük düzey kümelere bir geçis olmamıstır.Ancak 2000?2005 periyodunda bu küme elemanlarının arttığı gözlenmistir. Türkiye,Polonya, Portekiz, Slovakya, Meksika, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti ve Macaristangibi ülkelerin 2000?2005 periyodunda ABD ve gelismis Batı Avrupa Ülkeleri arasınagirdiği görülmektedir. 1990?1999 döneminde bir alt kümede yer alan bu ülkeler2000?2005 döneminde gelismis ülkeler kümesinde yer almıslardır.1980?1989, 1990?1999 ve 2000?2005 dönemleri için üst düzey doğrudanyabancı yatırım yapısına sahip küme istikrarlı olup ABD ve gelismis Batı Avrupaülkelerinden olusmaktadır. Düsük ve alt-orta doğrudan yabancı yatırım yapısına sahipülkelere bakıldığında, değiskenlerin çoğunun bu iki kümeyi birbirinden ayırmaktazorlandığı görülmüstür. Bu gruptaki ülkeler genel olarak az gelismis Afrikaülkelerinden olusmaktadır. Alt-orta grubuna 2000?2005 döneminde Beyaz Rusya,Bosna, Tacikistan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin de katılmıs olması nedeniylebu grubun kararlı olmadığı gözlenmistir. Benzer sekilde düsük doğrudan yabancıyatırım yapısına sahip olan küme de kararlı değildir. Ancak alt-orta yabancı yatırımyapısına sahip guruba göre daha kararlı oluğu söylenebilir.Çalısmada tüm periyotlar için; kisi basına GSMH, gelismislik sınıflaması,ülkenin yükselen piyasa olup olmaması, OECD üyeliği, 1000 kisiye düsen sabit hatlıve mobil telefon sayısı, küme ayrısmasında en etkili olan değiskenler olarak ortayaçıkmıstır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Yatırım Kalkınma Asamaları,Kümeleme Analizi, Çok Değiskenli Varyans Analizi, Ayırma Analizi.

Diskriminant analiziDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıKalkınma+4
Ercan Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihsel perspektiften planlı dönemde Türkiye'de kırsal kalkınma politikaları (1963-2019)

Kalkınma, ekonomik ve sosyal yapının değişmesiyle toplum yaşamının maddi ve manevi olarak iyileşmesi sürecidir. Kalkınma ile ilgili en önemli kavramlardan birisi kırsal kalkınmadır. Kırsal alan, çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla uğraşan, iş bölümü ve uzmanlaşmanın yeterince gelişmediği, kısıtlı iş olanakları ve geçim sıkıntısı nedeniyle sürekli göç veren bölgelerdir. Kırsal kalkınma ise bu bölgelerde toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen koşulları iyileştirmeye yönelik tüm faaliyetlerle ilgilidir. Ulusal kalkınma sürecinde yerel dinamiklerin payı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada, planlı dönemde Türkiye'nin benimsediği kırsal kalkınma politikaları ele alınmıştır. Çalışma yapılırken belge tarama yönteminden faydalanılmıştır. 1963-2019 dönemini esas alan çalışma kapsamında kalkınma planları, hükümet ve siyasi parti programları, seçim beyannameleri, ulusal program ve projeler kırsal kalkınma politikaları açısından incelenmiştir. Çalışma ile Türkiye'nin kırsal kalkınma serüveni tarihsel bir derinlikle irdelenmiş, kırsal alanların bugünü ortaya konulmuş ve geleceğin politikalarına yönelik tavsiyelerde bulunulmuştur. Zaman içerisinde kırsal kalkınma politikaları değişime uğramış olsa da, Türkiye, kırsal alanlarda istenen dönüşümü sağlayamamıştır. Çünkü her planda benzer amaçlar yer almasına karşın istikrarsızlık söz konusudur. Politikalar ısrarla sürdürülmemiş ve sonuçları takip edilmemiştir. Kırsal alanlara ilişkin mevzuat yetersiz ve günümüz gerekliliklerinden uzaktır. Kırsal kalkınma, sadece hizmet götürme ya da tarımsal bir politika olarak değerlendirilmemelidir. Değişen toplumsal yapı ve bireysel beklentiler gözetilmelidir. Salgın ve savaş gibi küresel sorunlar "kendine yeten bir ülke" olmanın ne denli önemli olduğunu tüm dünya ülkelerine hatırlatmıştır. Türkiye, çok sektörlü, geniş kapsamlı ve uzun perspektifli kırsal kalkınma anlayışını bir devlet politikası olarak benimser ise kırsal alanlarda arzu edilen dönüşümü gerçekleştirebilecektir.

Ekonomi tarihiKalkınma planlarıKalkınma politikaları+6
Fırat Karaköy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalkınma iktisadına oyun teorik yaklaşım: Fakirlik tuzakları üzerine üç makale

Fakirlik tuzakları, bir ekonominin ısrarlı bir şekilde az gelişmişlik kısır döngüsüne yakalandığı, kendi kendini sürdüren mekanizmalardır. Koordinasyon başarısızlığı modelinde ekonominin potansiyel üstün dengesine göre daha düşük bir dengeye yapışması olarak modellenir. Bu mekanizmalarla kalkınmanın farklı bir resmi ortaya çıkar. Buna göre büyüme otomatik değil, başlangıçtaki küçük farklılıklar zamanla büyür ve çoğalır. Yani ülkelerin birbirine yakınsaması imkânsız hale gelir, fakir daha fakirleşerek, zengin daha da zenginleşir. Dolayısıyla, refaha giden yolun ilk adımı, fakirlik tuzaklarının neler olduğunu teşhis etmek ve bunlardan kurtulma yöntemlerini bulmaktır. Bu tez çalışması fakirlik tuzakları üzerine üç makaleden oluşur. Birinci makale ile fakirlik tuzaklarını yapısal, davranışsal ve kurumsal olmak üzere üç grupta toplayarak ve çeşitli ülkelerden örnekler vererek, oyun teorik yapılar ve modeller içinde analiz etmeyi amaçlamaktayız. İkinci makalede, kurumsal bir fakirlik tuzağı olan politik klientelizmi koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, bireylerin nasıl klientelizm dengesine tutunduğunu göstereceğiz. Daha sonra ise evrimsel oyun teorisiyle, toplumda tekrarlanarak oynanan bu koordinasyon oyununun sonucunda, toplumun klientelizme doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Üçüncü makalede ise başka bir kurumsal fakirlik tuzağı olan taşeronluk ilişkilerini, işçi ile işveren arasında oynanan bir koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, ajanların nasıl taşeronluk ilişkilerine tutunduğunu göstereceğiz. Sonrasında ise evrimsel oyun teorisiyle, emek piyasasının taşeron ilişkilerine doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Her iki makalenin sonuçları kurumsal fakirlik tuzakları olan politik klientelizmin ve taşeronluk sisteminin çekim bölgesinde olan bir ekonominin bu tuzaklardan kurtulması için yapılabilecek olan stratejik hareketleri analiz etmek açısından önemlidir. Böylece kalkınma iktisadında, oyun teorisi yaklaşımını kullanarak temel politikalar ve öneriler geliştirilebilir.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik kalkınma+5
Ü. Oya Cesur Demir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için yeni kalkınma ve gelişme stratejisi arayışları

Türkiye 1990'lardan itibaren "istikrarsızlık-kriz-büyüme-istikrarsızlık" sarmalında bir kısır döngü içine itilmiş görülmektedir. Son dönem yeni arayışların ve yeni bir yapılanma gerekliliğinin yoğun bir biçimde artış gösterdiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada özellikle planlı ekonomi dönemlerindeki iktisat politikaları ve son dönemde yaşanan darboğaz ve bu darboğazın sonuçlarında yaşanan son dönem ekonomik krizleri üzerinde durulmuştur. Yaşanan darboğazdan çıkmak için acilen özgün politikalar üretilmesi ve bunların bir an önce uygulamaya konması gerekmektedir. Bunun planlı bir yaklaşım ile gerçekleştirileceği açıktır. Burada önemli bir nokta olarak, kısa süreli dayatma planlar ve programlarla sonuca varılamayacağı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Kalkınma ve Gelişme Stratejisi, Sürekli ve Sürdürülebilir Planlama Gereği, Türkiye

GelişmeGelişme stratejileriKalkınma+6
Emre Kuyumcu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü

Türkiye'nin iktisadi kalkınmasının sağlanmasının ve sürdürülebilir olmasının en temel şartı ülkenin sahip olduğu doğal, beşeri ve ekonomik kaynakların etkin biçimde kullanılmasıdır. Türkiye'de sürdürülebilir iktisadi kalkınmayı sağlayacak doğal ve ekonomik kaynaklardan olan hazine taşınmazlarının tamamının rasyonel, etkin ve verimli kullanımı vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle hazine taşınmazlarının kısa, orta ve uzun dönemli olarak ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler: tahsis, kira, irtifak hakkı tesisi, satış ve ecrimisildir. Ancak, bu taşınmazların ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler istenilen düzeyde değildir. Hazine taşınmazlarının yönetimi ve ekonomiye kazandırılmasına ilişkin yasal ve kurumsal değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu değişikler ile birlikte yapılacak bir planlama doğrultusunda hazine taşınmazları ekonomiye kanalize edilmelidir. Böylelikle, hazine taşınmazları rasyonel, etkin ve verimli ticari yatırımlara konu edilerek ekonomiye kazandırılacak ve iktisadi kalkınmaya katkı sunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü tartışılacaktır.

Beşeri sermayeEkonomik kalkınmaEkonomik sermaye+6
Deniz Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma ve Çukurova örneği

Geçmişten günümüze, bölgesel dengesizlikler bütün ülkeler için sorun teşkil etmiştir. Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, çok sayıda ülkenin ekonomi politikalarında yer almıştır. Az gelişmiş, gelişmekte veya gelişmiş olan çok sayıda ülkenin bölgeleri arasındaki mevcut kalkınma farklılıkları, ülkeleri bu farklılıkları gidermeyi sağlayacak veya minimum düzeye indirecek çalışmalar yapmaya itmiştir. Bu sebeple ülkeler, mevcut potansiyellerini iyi analiz edip, bu potansiyellere uygun çözümler üretmeye başlamışlardır. Ülkeler, sosyoekonomik ve kültürel özelliklerine göre farklı bölgesel kalkınma stratejileri uygulamaktadır. Bu çalışmada, geri kalmış bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkarmak adına, vergisel teşvikler, kalkınma ajansları, girişimcilik, kooperatifçilik, inovasyon, Ar-Ge ve turizm gibi bölgesel kalkınma araçlarının ve faaliyetlerinin kalkınma farklılıklarını gidermeye yardımcı faaliyetler olduğu saptanmıştır. Çalışmanın Bölgesel Kalkınma ve Çukurova Bölgesi kısmında, Çukurova Bölgesi'nde yer alan Mersin, Adana ve Osmaniye illeri üzerinden bölgenin kalkınma seviyesi, sosyal ve ekonomik yapıları ile ilgili veriler doğrultusunda tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bilgiler, mukayeseli üstünlük yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üç ildeki öne çıkan sektörler belirlenmiştir. Çukurova Bölgesi'nin kalkınma düzeyini arttıracak öneriler sunulmuştur. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar sonucunda bölgenin, Marmara Bölgesi'ne alternatif bölge olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaKalkınma+3
Gökçe Durmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'da kamu harcamalarının kalkınma açısından genel bir değerlendirmesi

Kamu harcamalarının en önemli özelliği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla belirli ölçütler çerçevesinde yapılmasıdır. Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesinin asıl amacı ise toplumda yer alan bireylerin refah seviyelerinin yükseltilmesi ile ilgilidir. Kamu harcamaları genel olarak kamunun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla devletin mal ve hizmet satın alması ve bunun için bir harcama yapmasını ifade etmektedir. Böyle bir olgu Afganistan gibi gelişmekte olan ülkeler açısından daha büyük bir öneme sahiptir. Dolayısıyla kamu kesimi harcamalarının, toplumların ekonomik açıdan büyümelerine ve refahlarına katkıda bulunup bulunmadığının incelenmesi önemli bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kamu harcamaları inceleyerek, cari yatırım ve transfer harcamalarının büyüme üzerindeki etkilerini son yılara ilişkin verileri ele alarak sorgulamaktır. Bilemsel olarak Afganistanın kamu harcamaları, ekonomik, eğitim, sağlık durumuları, alt yapısı, gelir dağılımı ve yoksulluk üzerindeki etkilerinin genel hatlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu tez çalışmasında, Afganistan'ın yapısına dair genel görünüm hakkında bir takım özet bilgiler sunulmakla birlikte, ülkenin eğitim, sağlık sorunları ve aynı zamanda gelir dağılımı ve yoksulluk konularına değinilecektir. Çalışmamızla ilgili literatürdeki bilgilere dayanarak ülke raporlarını sunan konuyla alakalı çeşitli kaynaklardan, tablolardan grafikler ve verilerden faydalanılacaktır. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın problemi, amacı, önemi ve yöntemi açıklanıp ilgili araştırmaar incelenmiştir. İkinci bölümde Afganistan hakkında genel bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Afganistanın genel ekonomik durumu incelenmiştir. Dördüncü bölümde Afganistanın kamu harcamaları hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Afanistan ekonomisi, kamu harcamaları.

AfganistanEkonomi politikalarıKalkınma+2
Rahmatullah Rasoly
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kalkınma planlarında yer alan vergi politikalarına ilişkin hedeflerin gerçekleşmeleri

Kalkınma kavramı gelişme, ilerleme ve modernleşme gibi anlamlara gelmekte olup özellikle 1940'lardan sonra iktisadi bir içerik kazanmıştır. İktisadi anlamda kalkınma kavramı, iktisadi büyüme gibi nicel bir ölçüme dayalı değişime ek olarak ülkedeki sosyal, kültürel, siyasal ve demografik değişimleri de dikkate alan bir gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. İktisadi kalkınma kavramı zaman içerisinde daha da önem kazanarak iktisadi planlama kavramı ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. İktisadi planlama, kalkınma için belirlenen amaçların belirlenen göstergeler ile karşılaştırılması ve etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iktisadi kalkınmanın sağlanması bakımından iktisadi planlamaya duyulan ihtiyaç, iktisadi planların etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi açısından önem taşıması nedeniyle artmıştır. Türkiye'de planlamaya dayalı iktisadi kalkınmanın ilk örneğini 1934 yılında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı oluşturmaktadır. İlerleyen yıllarda devam eden planlama girişimleri sonunda 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulamaya konulmuştur. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında iktisadi büyüme, sektörel büyüme, istihdam, yaşam koşulları, adalet vb. birçok konulara yer verilmektedir. Ülkelerin ileriki dönemde izleyecekleri politikalar için yol haritası niteliği taşıması bakımından önemi büyüktür. Türkiye'de uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında vergi politikalarına da geniş ölçüde yer verilmekte olup genel olarak belirlenen hedefler; vergi hasılatının artırılması, vergi adaletinin sağlanması ve verginin tabana yayılması gibi başlıklarda toplanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise 1980-2018 yılları arasında uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yer alan vergi politikaları hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleşme durumları değerlendirilmiştir. İlk olarak her plan kapsamında plan dönemine ilişkin hedefler ayrı ayrı değerlendirilmiş ve son olarak öne çıkan vergi politikası hedefleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla genel durum ortaya konmuştur.

1980 sonrasıEkonomik kalkınmaKalkınma politikaları+6
Ebru Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatiflerin yerel kalkınmadaki rolü: İzmir Tire Süt Kooperatifi örneği

Yerel, kırsal ve bölgesel kalkınmanın kooperatifler arasındaki ilişkisi, ülkemizde gerek politik gerekse ekonomik faktörler nedeniyle yeterince araştırılamamıştır. Ayrı ayrı ele alınan kooperatif ve kalkınma konuları bu çalışmada birlikte incelenmiş ve yerel kalkınma düzleminde bir örnek olan 'Tire Süt Kooperatifi' alan araştırmasına konu olmuştur. Yukarıda belirtilen alan araştırmasında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ve Swot Analizi kullanılmıştır. Bu yöntemi seçme nedeninin, karşılıklı iletişimi sağlarken taraflar için rahat ve yönlendirilebilir bir alan oluşturulması olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmanın bulguları, kooperatifçilik ve kalkınma arasındaki yakın ilişkiyi de kanıtlamaktadır. Ayrıca, bu çalışma, Tire Süt Kooperatifi' nin çalışma şekli, organizasyonel yapısı ve ortaklara sağladıkları faydalar hakkında bilgi vermektedir. Yine bu çalışma örgütlü yapılarla çalışmayan çiftçilerin sorunları ve görüşlerine de yer vermekte ve kooperatifler hakkında karşılaştırmalı bir bakış açısı da sunmaktadır.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaKalkınma politikaları+7
Halit Çakırca
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilecik organize sanayi bölgelerinin il istihdam piyasasına etkisi

Organize sanayi bölgeleri (OSB), bir şehrin nüfusunu, kentleşmesini, kalkınmasını ve ekonomik refahını belirleyen bir kuruluştur. Planlı sanayileşmenin en önemli modeli olan OSB'ler, kuruldukları bölgede yeni iş imkânları ve sahaları açması nedeniyle istihdamı arttırmakta ve işsizliği azaltmaktadır. Önemli bir lokasyonda yer alan Bilecik'in gelişmişlik düzeyine etki eden faktörlerin araştırılması ve bu aşamada OSB'nin istihdama etkisinin belirlenmesi bölgesel sorunların anlaşılması ve giderilmesine yardımcı olacaktır. Günümüze kadar sanayi-sanayileşme alanındaki süreci, OSB'lerin sorunları, Bilecik ilinin 2008-2015 tarihleri arasındaki GSYH, aldığı göç, verdiği göç, kişi başı ihracat, kişi başı ithalat, işsizlik ve okuma-yazma oranlarına göre gelişmişlik düzeyi ve istihdam üzerine etkileri betimsel yöntemle tespit edilmiştir. Bu veriler ve yapmış olduğumuz analizlere göre Bilecik'in ekonomik ve jeopolitik yapısı gereği önümüzdeki yıllarda gelişimini daha da hızlandıracağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: bilecik, organize sanayi bölgesi, ekonomik kalkınma stratejisi, istihdam.

BilecikEkonomik kalkınmaKalkınma+5
Gamze Yardımcı Yüce
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma ve bölgesel kalkınmayı etkileyen iktisadi ve sosyal faktörlerin belirlenmesi

Kalkınma kavramı ekonomik büyüme ve gelir seviyesindeki artışın yanı sıra insanların refah düzeylerinin iyileştirilmesini, adil bir gelir dağılımını, kaynakların etkin kullanımını, sosyal ve kültürel gelişim unsurlarını bünyesinde barındıran çok boyutlu bir kavramdır. Ülke kalkınmasında rol oynayan çeşitli sosyoekonomik kaynakların mekânsal dağılımlarının farklılıklar göstermesi sonucu, kalkınmanın ülkenin tüm noktalarında aynı anda gerçekleşmesi mümkün olmamaktadır. Bu doğrultuda ülkedeki bölgelerarasında, bölgesel kalkınma farklılıkları meydana gelmektedir. Her ülke kendi beklentileri doğrultusunda, bölgesel kalkınma politikaları uygulayarak bölgesel kalkınma farklılıklarını en az seviyeye indirgemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'de bölgelerin kalkınmasında etkili olduğu düşünülen çeşitli sosyoekonomik göstergeler kullanılarak, çok değişkenli istatiksel analiz yöntemlerinden biri olan faktör analizi aracılığı ile bölgesel kalkınmayı etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. 2008 ve 2018 yılları için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasında düzey 3 bölgesi olarak tanımlanan 81 il için Faktör Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda bölgesel kalkınmayı etkileyen 5 faktör ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu faktörler aracılığı ile illerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamaları yapılmış ve analizde kullanılan değişkenler doğrultusunda illerin gelişim düzeyleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel kalkınma, faktör analizi, illerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaFaktör analizi+5
Ezel Kekeva
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bölgelerin gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine yönelik politikaların analizi

Birçok ülkenin bünyesinde bulunan bölgelerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklıdır. Bu farklılıkların derecesi gelişmiş ülkelere göre gelişmekte olan ülkelerde daha fazladır. Türkiye'de bölgeler arası gelişmişlik farklarını giderici politikaların analizinde cazibe merkezleri modeli, ihracat teorisi modeli, merkez hinterland modeli ve christaller merkez teorisi seçilmiştir. Bu modellerden hareketle bölgesel gelişmenin dinamiklerini yakalamak mümkündür. Aynı zamanda bu teoriler desentral politikanın oluşumu için belirli ipuçları vermektedir.Türkiye'nin beş yıllık kalkınma planlarının analizinde merkezden yapılan planların ve harcanan kaynakların bölgeler arası az gelişmişliği gidermediği, metropollere daha fazla kaynak ayrıldığı görülmüş, İstanbul- Kocaeli, Ankara, Adana gibi şehirlerin sanayi yapılarının güçlendirildiği ve daha da büyüdükleri gerçeği ortaya çıkmıştır. Tarım, hizmet ve sanayi sektörleri daha çok Türkiye'nin batı bölgelerinde yer almakta ve doğuya doğru bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları artmaktadır.

Bölgesel dengesizlikBölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma+7
Ece Demiray Erol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma ve Türkiye'de çevre politikaları

Sanayi Devrimi'ne kadar doğal dengesini koruyabilen dünya, son 150-200 yıl içinde sanayide makineleşme ile kitle üretimine geçilmesi neticesinde doğal dengesini koruyamaz hale gelmiştir. Bunun neticesinde, ekonomik kalkınma ve gelişme, beraberinde çevre kirliliklerini getirmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Batılı ülkeler hızlı bir kalkınma sürecine girmişler ve yıkılan şehirlerini ve sanayilerini yeniden inşa ederken çevreyi korumayı genellikle gözardı etmişlerdir. Ancak belli bir süre sonra, artık çevrenin kendini düzeltemediğinin farkına varılmıştır. Bunun neticesinde, sürdürülebilir kalkınma kavramı ortaya çıkmış ve kalkınmanın ancak sürdürülebilir olduğu zaman anlamlı olacağı, çevreye zarar vererek ve çevreyi hiçe sayarak yapılacak olan kalkınmanın, faydadan çok zarar getireceği düşüncesi hakim olmaya başlamıştır. Bu çerçevede dünyada, Avrupa'da ve Türkiye'de yapılan çalışmalar incelenmiş ve ülkemizdeki çevre politikalarına genel bir bakış getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, Türkiye'de Çevre Politikaları

Ekonomik kalkınmaKalkınmaKalkınma politikaları+3
Murat Yüksek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma çerçevesinde termal turizm faaliyetlerinin yerel halk üzerindeki etkileri: Mudurnu örneği

Dünyada ve ülkemizde hızla gelişmekte olan turizm sektörünün olumlu ve olumsuz etkileride artmaktadır. Bu çalışmanın amacı termal turizmin, bölgesel kalkınmadaki payı ve termal turizmin yerel halk üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma yöntemi olarak karma araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ilk olarak ikincil kaynaklardan oluşan literatür taraması yapılmıştır. Ardından araştırmanın uygulama bölümünde ilk olarak, birincil kaynaklardan yüz yüze görüşme tekniği ile veriler elde edilmiş daha sonra yerel halka, konu ile ilgili tutumlarını değerlendirmek için, anket tekniği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda bölgede etkin olan termal turizmin bölge kalkınmasında önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda yerel halkın turizmin sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini olumlu algıladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Turizmin Etkileri, Termal Turizm, Bölgesel Kalkınma, Mudurnu.

Bolu-MudurnuBölgesel kalkınmaEkonomik kalkınma+7
Gülsün Dönmez
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada turizm girişimciliğinin rolü: Akçakoca örneği

Bu araştırma Cittaslow (Sakin Şehir) olma yoluna giren Akçakoca ilçesinin kırsal turizm kapsamında değerlendirilebilecek alanlarında faaliyet gösteren turizm girişimcilerinin bölgesel kalkınmadaki rollerinin belirlenmesi ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayıp sağlayamadığının detaylı verilerle değerlendirilerek gerekli çözüm önerilerinin getirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu temel amacın yanında elde edilen veriler ışığında turizm girişimcilerinin temel sorunlarının tespit edilmesi, tehdit eden unsurların belirlenmesi ve Akçakoca ilçesindeki turizm girişimcilerinin geliştirilmesine ve arttırılmasına yönelik öneriler sunarak turizm girişimcilerinin bölgesel kalkınmaya katkısının arttırılmasını sağlamaktır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Akçakoca ilçesinin kırsal turizm kapsamında değerlendirilebilecek alanlarında faaliyet gösteren 18 turizm girişimcisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri, turizm girişimcilerinin 15 sorudan oluşan görüşme formuna verdiği derinlemesine cevaplar ile elde edilmiş ve veriler betimsel analiz tekniğine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Akçakoca ilçesindeki turizm girişimcilerinin hem bölgesel kalkınmada hem de bölgede turizmin gelişmesinde önemli derecede rolünün olduğu belirlenmiştir. Fakat buna rağmen yerel yönetimlerin turizm girişimciliğinin teşvik edilmesi ve gelişmesi kapsamında yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna bağlı olarak turizm girişimciliğinin sürdürülebilir hale gelmesi, büyümesi ve gelişmesi, bölgesel kalkınmanın sağlanması için yerel yönetimlerin destek olması gerekmektedir. Ayrıca turizm girişimcilerinin temel sorunlarının ve gelişmesini tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunlar genel olarak, bölgenin tanıtım ve etkinliklerinin eksikliği, altyapı ve üstyapı imkânları, bilinçsiz işletme sahipleri, turistik potansiyelin kullanılamaması, turistik unsurların değerlendirilememesi ve gerekli önemin verilmemesi vb. gibi konular olup hem bölgenin kalkınması açısından hem de turizm girişimcileri açısından çözüme ulaştırılmasının elzem olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu konular ile ilgili öneriler sunulmuştur.

Bölgesel kalkınmaDüzce-AkçakocaGirişimcilik+3
Arzu Karagöz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kırsal kalkınmada mikro kredinin kadın girişimciliğine etkisi: İzmir örneği

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerinin en önemli dinamiklerinden biri girişimciliktir. Ülkeler girişimcilik potansiyeline sahip bireylerin ortaya çıkarılmasını ve işsizlik oranlarında büyük düşüşler sağlamasını istiyorsa, ekonomik büyümeye katkı sağlayan girişimci sayısını artırmak ve desteklemek zorundadır. Tüm toplumlarda sosyal ve ekonomik yaşamın çok önemli bir parçası her zaman kadınlar olmuştur. Kadınların özellikle kırsal alanda aileleri için üretme konusunda çok önemli gayretleri bulunmaktadır. Bu nedenle, kadınların kırsal alanlarda kendi öncelikleri etrafında örgütlenmelerini kolaylaştıracak yaklaşım ve desteklere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, kadın girişimcilerin ekonomik ve sosyal anlamda yaptığı katkıların daha gerçekçi ve geleceğe yönelik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Prof. Dr. Muhammed Yunus'un 1970'li yıllarda uygulamaya başladığı ve yoksul kimselerin yeni bir iş kurması ya da var olan işlerini geliştirmeleri amaçlayan Grameen Modeli, bugün dünyanın pek çok ülkesinde yoksullukla mücadelede bir araç olarak kullanılmaktadır. Dünyada yüzden fazla ülkede ve Türkiye'de başarılı bir şekilde yürütülen mikro kredi; gelir getirici faaliyette bulunmalarını teşvik etmek amacıyla özellikle yoksul kadınlara faizsiz ve kefilsiz şekilde küçük sermaye olarak verilen kredi ifade edilmektedir. Özellikle kırsalda yaşayan kadınlara olan güveni esas alan ve onların yoksulluğunu ortadan kaldırma amacında olan mikro kredi uygulamaları, kadınların toplumda sosyal ve ekonomik anlamda güçlenmesine yardımcı olurken; aynı zamanda aşırı yoksul kadınların da girişimci olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, İzmir ilinde mikro kredi sisteminin işleyişi ve mikro kredi sisteminin kadınlar üzerindeki sosyal ve ekonomik etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla İzmir Grameen Bankası Mikrofinans Şubesi ile iş birliği yapılarak mikro kredi kullanan 66 kadın girişimci ile birebir görüşülüp çoktan seçmeli anket uygulaması yapılmıştır. Bu görüşmelerde, İzmir'de mikro kredi kullanan kadınların sosyo-demografik profilleri, mikro kredi kullanma amaçları, mikro kredi ile ne tür işler yaptıkları, mikro kredinin gelir düzeylerinde ve sosyal hayatlarında bir değişime yol açıp açmadığı, mikro kredinin istihdama katkı sağlayıp sağlamadığı, mikro kredi uygulamasında ne tür sorunlarla karşılaştıkları ve karşılaşılan sorunların çözümü için neler önerdikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, İzmir'de mikro kredi kullanan kadınların sistemden büyük ölçüde memnun oldukları ve mikro kredinin ekonomik ve sosyal yaşantılarına önemli katkılar sağlamasına karşın verilen kredi miktarının yetersizliği, pazarlama sorunun olması gibi bir takım sorunlarla karşılaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada İzmir ilinde yaşayan ve mikro krediden yararlanan kadınlara ilişkin yapılan anket sonucunda Mikro krediden yararlanan kadınların gelirlerinde dikkate değer artış olduğuna yönelik bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırsal Kalkınma, Mikro Kredi, Kadın Girişimciliği, İzmir

GirişimcilerKadın girişimciliğiKalkınma+6
Makbule Dilasa Özbey
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal risk yönetimi: Kalkınma ajansları örneğinde

Her kurum amaç ve hedeflerini gerçekleştirme yolunda gelecekte karşısına çıkabilecek çeşitli risklerle karşı karşıyadır. KRY'nin genel olarak amacı, kurumun gelecekte karşılaşabilecekleri olayları belirleyerek ve değerlendirerek bu olayların kurum amaçlarına ve hedeflerine katkı sağlayacak şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Bir olay gerçekleşmeden önce onu tahmin etmek ve ona karşı yapılacakları önceden belirlemek, bu olaydan doğabilecek olumsuz etkileri en aza indirmek, olumlu etkileri ve fırsatları ise azamileştirmek kurum yönetiminin bir başarısıdır. KRY, kurumların ve kurum yöneticilerinin bu başarıya ulaşmalarını sağlayacak önemli bir yönetim fonksiyonudur. Bu çerçevede kurumsal risk yönetimi, kural ve süreç odaklı bir yaklaşımdan sonuç odaklı bir yaklaşıma dönüşen yeni kamu yönetimi anlayışının hedeflediği başarılı yönetim yolunda yöneticiler için önemli bir araç konumundadır.Kalkınma ajansları kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek yoluyla ulusal kalkınma planı ve programları doğrultusunda bölgesel gelişmeyi hızlandırmak amacıyla kurulmuştur. Ajansların kuruluş misyonlarını, vizyonlarını, amaç ve hedeflerini gerçekleştirerek bölgesel kalkınmayı sağlamaları Türkiye ekonomisi açısından önemli bir konudur. Bu nedenle ajansların amaç ve hedefleri üzerinde olumlu ve/veya olumsuz etkisi olabilecek olay ve durumların, yani risklerin, önceden belirlenerek yönetilmesi Ajansların başarı şansını artıracaktır. KRY, ajanslarda başarılı bir şekilde tasarlanarak uygulanırsa ajansların bölgesel kalkınma amaç ve hedeflerini gerçekleştirmede önemli bir yönetim aracı haline gelecektir. Bu nedenle KRY'nin ajanslarda etkin bir şekilde uygulanması ve ajans yönetimlerine yol gösterecek akademik çalışmalar yapılması önem taşımaktadır.Tezin dördüncü bölümünde COSO Kurumsal Risk Yönetimi modeli esas alınarak KRY'nin teorik yapısı bir kalkınma ajansında uygulanmıştır. Ancak ajans yönetimi, ajans isminin tezde yer almasına onay vermediği için ajansın ismi ?X Kalkınma Ajansı? olarak kodlanmıştır. Ajanstaki KRY tasarımı ve uygulaması ile KRY'nin özelde kalkınma ajanslarında genelde ise kamu kurumlarında yönetimin bir fonksiyonu olarak nasıl uygulanabileceği sınanmıştır. Ajansların ve kamu kurumlarının KRY'nin tasarlanmasında ve uygulanmasında karşılaşabilecekleri potansiyel sorunların belirlenmesi ve bu sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Risk2.Risk Yönetimi3.Kurumsal Risk Yönetimi4.COSO KRY Modeli5.Kalkınma Ajansı

Bölgesel kalkınma ajanslarıKalkınma politikalarıKurumsal risk yönetimi+1
Hasan Ekici
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de bölgesel kalkınma ajansları

Bu çalışma, iki ana bölümde Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de Bölgesel Kalkınma Ajanslarının gelişimini irdelemiştir. Bölgesel kalkınma yazını ve Yeni Bölgeselcilik düşüncesinin ışığında Avrupa Birliği'nde Bölgesel Politika ve Ajansların nasıl şekillendikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ajans uygulamasının Avrupa Birliği içindeki yaygınlığına vurgu yapılmıştır. Çalışmada, özel olarak yeni bir araç olan Kalkınma Ajanslarının Türkiye'de bölgesel kalkınma farklılıklarının azaltılmasına hizmet edip edemeyeceği sorgulanmıştır. Ortaya konulan tartışmaların varlığında Türkiye'de Kalkınma Ajanslarının bölge içi ve bölgelerarası kalkınmışlık farklarının azaltılmasına hizmet edebileceği belirtilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Yeni Bölgeselcilik2. Bölgesel Politika3.Bölgesel Kalkınma Ajansı4. BKA5. Stratejik Bölgesel Plan

Avrupa BirliğiBölgesel kalkınma ajanslarıKalkınma+2
Oktay Ercan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez çevre bağlamında küresel süreçte doğrudan yabancı sermaye yatırımları

Bu çalışmanın amacı doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını merkez çevre teorileri çerçevesinde ele almaktır. Ticari merkantilizmin ilk dönemlerinden beri ayrışmaya başlayan merkez ve çevre ekonomileri arasındaki ilişkiler, küreselleşme ve küreselleşmenin temel dinamiği olan teknolojik gelişmelerle birlikte daha yoğunlaşmıştır.Günümüzde kalkınmanın en önemli finansman kaynağı olarak görülen doğrudan yabancı sermaye yatırımları, gitmiş oldukları ülkelerdeki sermaye ihtiyacını karşılayarak, üretim kapasitesini ve istihdamı arttırma, ihracatı arttırma, yeni teknoloji ve üretim bilgisi getirme, döviz girişi ve vergi geliri sağlama açısından olumlu etkilere sahiptir. Bu olumlu etkilerinden dolayı doğrudan yabancı sermaye yatırımları, özellikle kalkınma sorunlarını çözmeye çalışan yerel hükümetler açısından, bu hedefi gerçekleştirebilmek için önemli bir araç olarak görülmektedir. Bu olumlu etkilerinin yanı sıra, ekonomi üzerinde yabancı denetiminin artması, dış ticaret kısıtlamalarının aşılması, ekonomi de ikili bir yapı oluşması, yabancı şirketlerle yerli şirketler arasında haksız rekabet oluşması, döviz giderlerini arttırması, ihracatı yapay olarak kısıtlama ve teknolojik bağımlılık gibi olumsuz etkileri de mevcuttur.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıKalkınmaKalkınma politikaları+7
Hakan Kara
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of female empowerment on long-term government spending

Female empowerment is a crucial phenomenon taken seriously by many countries. Increased labor force participation, educational attainment and political representation are all the ways that can be used to empower women and make their voices, needs, concerns and demands heard. The importance can be better understood when the differing preferences of men and women are discussed. Women tend to spend the majority of each additional income obtained for their family, the education and health of their children compared to men. Additionally, women are more patient and altruistic. In the light of these pieces of information, it can be said that they would favor a larger share of government spending to be dedicated to longer-term investments that can be considered as altruistic, such as health, education, and environmental protection areas. In this study, it is hypothesized that increased female labor participation share, educational attainment and political representation are correlated with the increased share of government spending on education and health in GDP. A panel of 38 OECD countries is examined and it is revealed that the predicted correlation exists most of the time. However, the observed associations are driven by the effect of time series and they are not as strongly as guided by the cross-country differences since the variation between the countries is too high to be the driving force behind the relationships revealed here.

Family empowermentEconomic empowermentGovernment expense+7
Ezgi Oral
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşundan günümüze ekonomik işbirliği örgütünün(ECO) gelişmesi ve etkileri

Ricardo tarafından ortaya konulan karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre serbest ticaret sayesinde ülkeler arasındaki rekabet özendirilir ve uzmanlaşma gelişir. Bu da kaynakların daha etkin biçimde kullanılmasını, dünya refahının yükselmesini sağlar. 20. yüzyılın ikinci yarısına doğru evrensel düzlemde ticaretin serbestleşmesine yönelik olarak önce Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) 1948'de imzalanmış daha sonra 1995'de onun yerini alan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesinde çok taraflı ticaret müzakereleri devam etmiştir. Diğer bir yandan da aynı coğrafyada bulunan ülkeler, aralarındaki ticareti ve ekonomik ilişkileri serbestleştirmek ve genişletmek amacıyla farklı düzeylerde ekonomik bütünleşme hareketlerine yönelmişlerdir.Dünyada gittikçe yaygınlaşan küreselleşme hareketlerinin yanı sıra daha çok gelişmekte olan ülkeler ekonomik potansiyellerini geliştirmek ve rekabet güçlerini arttırmak için bölgesel bütünleşmeler (entegrasyon) kurma yoluna gitmiştir. Genellikle belli bir coğrafyayı paylaşan dil, din, kültür yakınlığı olan ülkeler arasında gerçekleştirilen bölgesel entegrasyonlardan biri de Yakın Doğu'nun gelişmekte olan ülkeleri arasında kurulmuş olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) dur. ECO 1964 yılında Türkiye, İran ve Pakistan tarafından Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (Regional Coperation for Development) yâda kısaca RCD'nın devamı olarak 1985 yılında kurulmuştur.ECO entegrasyonu başlangıçta Türkiye, İran ve Pakistan arasında kurulmuş olan bir işbirliği hareketi iken, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın katılmasıyla on üyeli büyük bir coğrafi alana ve nüfusa sahip bir bölgesel entegrasyon hareketine dönüşmüştür.ECO 350 milyonu aşan nüfusu 7 milyon kilometrekare alana yayılmış olup zengin doğal kaynaklara sahiptir; ECO bölgesinde toplam petrol rezervi yaklaşık olarak 138 milyar varildir. Toplam doğalgaz rezervi ise 46.3 milyar m3'tür. ECO bölgesi şimdilik alt yapısı itibarı ile 12 bin km'den uzun ham petrol boru hattı, 9 bin km'den uzun rafine petrol ürünlerini taşıyan boru hattı ve 20 bin km'ye yakın doğalgaz boru hattına sahip stratejik konumu özelliklerinin yanı sıra, üye ülkelerin jeopolitik konumu ve bu ülkeler arasındaki tarihi, kültürel kaynaklardan kaynaklanan yakın ilişkiden dolayı büyük bir entegrasyon olma yolunda adaydır. Bu tezde ele alınan dış ve iç sorunlar nedeniyle mevcut potansiyelini değerlendirmemiş olan ECO bu özellikleriyle Dünya'nın en büyük bütünleşme hareketlerinden biri olma şansına sahiptir.ECO'nun başarılarının sınırlı kalmasının ana nedenlerinden biri, kökü büyük dünya güçlerinin hegemonya mücadelesinde olan ve bölgede devam edilen siyasi karışıklıklardır. Ayrıca ECO'nun amacı ve işlevi konusunda üyelerin tam bir görüş içinde olmaması söz konusun başarının sınırlı kalmasının diğer bir nedenidir

Askeri müdahaleEkonomik bütünleşmeEkonomik İşbirliği Örgütü+3
Amir Vafai Mastanabad
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00

Related subjects