Turkish public administration

123 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Yeni kamu işletmeciliği ve yönetişim ekseninde KOSGEB uygulamaları: Batı Akdeniz ve Denizli örnekleri

1980'li yıllarda merkeziyetçi ve bürokratik yapıdaki geleneksel kamu yönetimi (GKY) anlayışı düşüşe geçmiş, özel sektör yönetim anlayışını önemseyen yeni kamu işletmeciliği (YKİ) anlayışı ise yükselişe geçmiştir. 2000'li yıllar ve sonrasında ise yönetişim olgusu yaygınlaşmaya başlamıştır. Dünyada her üç yönetim yaklaşımı da varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Bazı ülkelerde GKY öne çıkarken, bazı ülkelerde ise YKİ ve yönetişim anlayışları daha baskın durumdadır. Tez çalışmasında, Türkiye'deki önemli kamu kurumlarından biri olan KOSGEB İdaresi Başkanlığı araştırma konusu yapılarak incelenmiştir. YKİ yaklaşımının yükseldiği yıllarda kurulan ve hizmet yerinden yönetim kuruluşu olan KOSGEB, ekonomik alanda KOBİ'lerin desteklenmesi misyonunu üstlenmiş bir kamu kurumu olarak incelenmeye değer bulunmuştur. Kurumun YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygunluğunun tespit edilmesi ve misyonuna katkı yapacak önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında literatür taraması yapılarak teorik ve uygulamalı gelişmeler irdelenmiştir. KOSGEB'in geleneksel kamu kurumlarından farklı kurumsal yapısı, faaliyetlerinin çeşitliliği ve yönetişim anlayışı ile kurduğu ilişkilerinin zenginliği dikkat çekicidir. Araştırmanın tezi; KOSGEB'in YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu, kurumsal yapısının ve uygulamalarının katılımcılıkla kurgulandığıdır. Araştırma alanı olarak Batı Akdeniz Bölgesinden Antalya, Isparta ve Burdur illeri ile Ege Bölgesinden Denizli ili seçilmiştir. Bu illerdeki iç ve dış paydaşlara yönelik iki farklı anket uygulaması yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Kurum içi araştırmaya Ankara ilindeki kurum personellerinden de katılım sağlanmıştır. Araştırmaya 154 adet kurum personeli ve 374 adet dış paydaş katılım sağlamıştır. Veriler analiz edilmiş, bulgularda araştırmanın tezini doğrulayan sonuçlara ulaşılmıştır. KOSGEB'in genel olarak yeni kamu işletmeciliği anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu yargısına varılmış, iyileştirmeye açık yönleri olduğu değerlendirilmiştir.

Türk kamu yönetimiYeni kamu yönetimiYeni kamu yönetişimi
Yurdun Yıldırım
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel siyasette kadın katılımı: Erbaa örneği

Günümüz Türkiye'sinde ve dünya genelinde kadınların siyasal yaşama aktif katılımını engelleyen toplumsal zihniyet yapıları ve cinsiyet temelli eşitsizlikler, demokratik bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'nin çok partili siyasal hayata geçişi demokratikleşme açısından önemli bir aşama olsa da kadınların siyasal temsili tek partili döneme kıyasla yetersiz kalmıştır. Bu durum, demokratikleşme ile kadın temsili arasında bir çelişki yaratmakta ve siyasal eşitliğin sağlanamamasının demokrasinin niteliğini zayıflattığını göstermektedir. Kadınların hem ulusal hem yerel siyasette yeterince temsil edilmemesi, çeşitli politika ve çalışmalarla giderilmeye çalışılsa da özellikle yerel düzeyde temsil oranları oldukça düşüktür. Oysa yerel siyaset, demokrasinin başladığı yer olarak görülmekte ve kadınların siyasete katılımı açısından önemli bir alan oluşturmaktadır. Bu çalışma, Tokat'ın Erbaa ilçesi özelinde kadınların yerel siyasetteki temsilini incelemektedir. Araştırma, kadınların yerel siyasete katılım düzeylerini, karşılaştıkları engelleri ve bu süreçteki deneyimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde siyasal katılım ve kadın temsili kavramsal olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokrasi teorileri çerçevesinde yerel siyasette kadınların durumu analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Erbaa'da aktif yerel siyaset yapan 12 kadınla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerin bulguları sunulmuştur. Bu araştırma, kadınların temsiline ilişkin literatüre katkı sunmayı ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.

Katılımcı demokrasiTürk kadınıTürk kamu yönetimi+2
Özlem Kale
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde kariyer uzmanlık ve sorunlar üzerine bir alan araştırması

Kamu hizmetlerinin ekonomik, etkin ve etkili bir şekilde yerine getirilmesi rasyonel ve liyakate dayalı bir personel rejimi gerektirir. Bu amaçlara yönelik kabul edilen 1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu zaman içerisinde yapılan çeşitli değişikliklerle günün ihtiyaçlarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Bu zorlu süreçte kamu kurum ve kuruluşlarının asli faaliyetlerini yürütecek ve kurumunun hafızasını devam ettirecek bir kadro oluşturulması amacıyla diğer memurlardan farklı bir unvan ve pozisyon ortaya çıkmıştır. Bu tezde, Türk kamu personel rejiminin önemli bir taşı olan kariyer uzmanlık mesleğinin oluşumu, gelişimi, yaygınlaşması, bugünkü durumu ve sorunları üzerine bir analiz yapılmıştır. Devlet teşkilatında yer alan bazı kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kariyer uzmanlık mesleği mensupları ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerin analizi ile elde edilen bulgular doğrultusunda kariyer uzmanlık mesleğinin günümüzdeki sorunları üzerine bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu doğrultuda devlet otoritesi tarafından yöneticilere ve kariyer uzmanlara yönelik bazı düzenlemeler yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Kamu personeliKamu yönetimiKariyer+4
Faruk Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki sözleşmeli idarecilerin iş doyum düzeyleri: Ankara ili örneği

Gerek kamu kesiminde gerek özel sektörde farklı statülerde çalışan kişilerin iş doyum düzeylerini ölçmek, var olan mevcut durumu iyileştirmek ve iş performansını yükseltmek açısından önem arz etmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili pek çok çalışmaya rastlanmakla birlikte aynı zamanda sağlık sektöründe çalışarak sağlık hizmeti sunan veya bu sektörde idarecilik yapan çeşitli unvanlardaki sağlık çalışanlarınında iş doyum seviyelerini ölçmek için çeşitli çalışmaların yapıldığıda görülmüştür. Ülkemizde kamu kesiminde sözleşmeli şekilde personel istihdamı eskiye dayansa da sözleşmeli şekilde idareci istihdamı oldukça yenidir. 2018 yılında Cumburbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından üst düzey kamu yöneticilerininde sözleşmeli olarak istihdamının önü açılmış olsa da bu uygulama Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlanmasında 2011 yılından beri bulunmaktadır. Çalışmamızda, gelecek yıllarda kamu yönetimi sistemimizde yaygınlaşma ihtimali bulunan sözleşmeli idarecilik kavramı ve sözleşmeli idarecilerin iş doyum seviyeleri ile bu kişilerin iş doyum seviyelerine etki eden demografik değişkenler Sağlık Bakanlığı özelinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı, ikinci bölümde ise ülkemizdeki sözleşmeli personel kavramı ve uygulaması ile bunun hukuki dayanakları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde de yapılan alan araştırmasıyla ilgili ön bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan Ankara İlindeki hastanelerde sözleşmeli idareci olarak görev yapanların iş doyum düzeylerini tespit etmek üzere yapılan anketin bulguları değerlendirilmiştir. Ankete dahil olan katılımcıların iş doyum seviyesini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmış ve bu anket Ankara İlinde Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde başhekim, başhekim yardımcısı, idari ve mali işler müdürü, destek ve kalite hizmetleri müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve müdür yardımcısı unvanlarında sözleşmeli olarak görev yapan idareciler üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerden, cinsiyet, medeni durum, yaş, aylık gelir, unvan, görev yapılan kurum türü, idarecilik"te görev aldıkları süre gibi faktörlerle, iş doyum düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenerek aralarındaki ilişki açığa çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda iş performansının ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak bu ilişkiler çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İş Doyumu, Sözleşmeli Personel, Sözleşmeli Yöneticilik

AnkaraHastanelerHastaneler-devlet+4
Cihan Sağlam
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetim uygulamaları: Türkiye ve diğer ülkeler örneği

Bu çalışmada, Dünya ve Türkiye'deki yerel yönetimlerin gelişimi ve mevcut yapısı üzerine odaklanılmıştır. Bu amaçla bilimsel makale ve kitap çalışmaları incelenmiş ve değişen dünya politikaları nedeniyle yerel yönetimlerin mevcut son halleri güncellenmiştir. Yerel yönetimler ülkelerin tarihi geçmişi ve demokrasi kültüründen bağımsız oluşumlar değildir. Bu oluşumlar halkın kendi kendini yönetme isteği, yerel olarak toplumun siyasal eğitim ve bilinçlenmesi üzerine yaptığı katkılar ve halkın gereksinimlerine daha hızlı ve daha iyi cevap verebilmesinin sonucu olarak ortaya çıkmış ve değişimlere uğramıştır. Türkiye geleneksel olarak merkeziyetçi bir yapıya sahip olmakla birlikte, dünyada kamu yönetimine yönelik yeni yaklaşımların da etkisiyle adem-i merkeziyetçi yapılara yönelmeye başlamıştır. Nitekim Türkiye, 1980'lerden sonra dünyada gözlenen küreselleşme sürecinden etkilenmiştir. Bu durum yeni mevzuatlarla devletlerin yeniden şekillendirilmesi sonucuna neden olmuştur. Bu çalışmada, ülkeler yönetim biçimlerine göre incelenmiş ve yerel yönetimleri güçlü olan ülkelerin merkezi yönetimlerinin de daha demokratik ve uluslararası arenada daha saygın konumda olduklarını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Yönetim Biçimleri, Türkiye, Dünya

Türk kamu yönetimiYerel yönetimlerYönetim+2
Serdar Tuncer
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği uyum sürecinde Türk kamu yönetimi reformları: Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) örneği

Demokrasi ile yönetilen hukuk devletlerinde idarelerin denetlenmesi, halkın hak ve özgürlüklerinin korunması, idarenin demokratikleşmesi, hukuka bağlılığın artması ve süreklilik göstermesi çağdaş kamu yönetimi düşüncesinin vazgeçilmez kurallarıdır. Tarihsel süreç içinde devlet ve vatandaş ilişkileri bu konular üzerine yoğunlaşmış ve modern kamu yönetiminin gerekliliklerine yönelik zihniyet değişimi ve denetim yöntemleri arayışları yaşanmıştır. İdarenin kararları sonucu vatandaşların yaşadığı hak ihlallerinin engellenmesi ve giderilmesine yönelik yapılmış olan çalışmalar sonucunda Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur. Kökeni 18. Yüzyıla dayanan ve ilk olarak İsveç'te ortaya çıkan kurum, idarenin denetim türlerinden birisi olarak, diğer denetim mekanizmalarının verimliliğini arttırmak ve denetim yollarının eksiklerini tamamlamak gibi işlevleri barındırır. AB'ye üyelik müzakereleri devam eden Türkiye, üyelik sürecinde AB'ye uyum adına fayda sağlayacağı düşüncesiyle kurumun kurulmasına yönelik bir takım çalışmalarda bulunmuştur. Akademik çevrelerde başlayan bu çalışmalar 2010 yılına kadar somut bir nitelik kazanamamıştır. 2010 yılında yapılmış olan halk oylamasıyla beraber Anayasa'nın 74. maddesi ile vatandaşlara Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru hakkı tanınmıştır. Yapılmış olan bu Anayasa değişikliği ile beraber 24. Yasama Döneminde meclise sunulan 6328 sayılı kanun ile 14.06.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Avrupa BirliğiHukuki denetimKamu Denetçiliği Kurumu+6
Adem Çıtanak
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarının değerlendirilmesi

Elektronik devlet uygulamalarının kamu yönetiminde uygulanabilirliği ve yeni kamu yönetimi anlayışı içinde kamu hizmetlerinin vatandaşlara sunumunda verimlik ve etkinliğe olan etkisinin irdelenmesi çalışmanın temel amaç ve hedeflerini oluşturmaktadır. Çalışmada e-devletin tanımı, gelişimi ve özellikle yerel yönetim birimleri olan belediyeler kapsamında yeri incelenecektir. E-devlet uygulamalarının genel olarak kamu yönetiminde özelde belediye birimlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokrasi kavramlarına etkisinin ne yönde olduğu araştırılacaktır.

BelediyelerElektronik belediyecilikElektronik devlet+3
Enes Alişanoğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşehri derneği üyelerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin algıları: Sakarya örneği

Bu çalışmada hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak tarih boyunca farklı coğrafyalardan göç alan ve halen de göç almaya devam eden Sakarya seçilmiştir. Sakarya, aldığı göçler nedeniyle etnik, kültürel ve bölgesel farklılıkları içeren bir yapıya sahiptir. Bu çok kültürlü yapısı hemşehri derneklerinin çeşitliliğine de yansımaktadır. Bu araştırmanın evrenini hemşehri derneklerine üye olan 6353 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hemşehri derneği üyelerine araştımacı tarafından geliştirilen 406 adet ölçek uygulanmıştır. Ölçeklere verilen cevaplar SPSS27 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin katılımcı görüşlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulgulanmış ve hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumunda etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara dayanılarak kent kimliği bilincini geliştirici çalışmalar yapılması, kente ait estetik unsurların korunması ile özgün bir kimliğin oluşmasının sağlanması ve kent kimliği bileşenlerinin tanıtılması konusunda hemşehri derneklerinden destek alınması önerilmektedir.

Hemşehrilik dernekleriKentsel fiziksel çevreKentsel çevre+4
Hülya Kahraman Usta
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1876 Kanuni Esasiden 2017 anayasa değişikliğine Türkiye'de olağanüstü yönetim usulleri ve kamu yönetimine yansımaları

Modern Devletlerin kurulması ile beraber devletin varlığını ve bekasını tehdit eden, tehlikeye düşüren çeşitli durumlarla karşı karşıya kalınmıştır. Devletler bu gibi durumları bertaraf etme adına birtakım savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Bu, esasen savunma refleksinden doğan bir durumdur. Çünkü devletler de tıpkı canlı organizmalar gibi vücut bütünlüğünü bozmaya yönelik her türlü olay ve olguya karşı bir direnç göstermektedirler. İşte bu noktada devlet yapılanmaları anayasal meşruiyeti esas alarak yasal zeminde bu direnci realize etmektedirler. Bu çalışmada genel olarak kamu düzeni olgusunu, kamu düzenini sağlamaya yönelik olağan yöntemleri, olağanüstü yönetim usullerini, 1876 Kanun-i Esasiden günümüze dek yapılan anayasal düzenlemelerde ülkemizin, devletin bekasına yönelik tehditlere nasıl bir reaksiyon gösterdiğini, kamu düzenini koruma adına nasıl bir refleksif eylem geliştirdiğini, buna yönelik nasıl bir mevzuat geliştirdiğini ve en nihayetinde çalışmamızın esas amacını taşıyan olağanüstü yönetim usullerinin uygulanması sırasında kamu yönetiminin nasıl etkilendiğinin araştırılması amaçlanmıştır.

Anayasa 1876AnayasaAnayasa değişiklikleri+3
Servet Yiğit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital çağ ve yönetişim Türk kamu yönetimi sistemine katkıları bağlamında bir değerlendirme

Bilgi ve iletişim tabanlı teknolojik gelişmeler, toplumsal hayatın her alanını çevreleyerek bulunduğu çağın trendlerinden biri haline gelmiştir. Teknolojik anlamda yaşanan bu gelişim, kamu veya özel sektör fark etmeksizin toplumun hemen hemen bütün kesimleri üzerinde derin bir etki oluşturmuştur. İnternetin ulaşılabilirliğinin kolaylaşması da dijital platformda gerçekleştirilen reformların yaygınlaşmasında rol oynayan önemli faktörlerdendir. Dijital platformun kamu yönetiminde reforme ettiği en önemli konulardan biri, birlikte yönetimi teşvik eden yönetişim yaklaşımıdır. Dijitalleşme ile yönetişimden e-yönetişime, demokrasiden e-demokrasiye ve katılımdan e-katılıma geçen yeni bir yönetim sistemi benimsenmiştir. Bu yeni yönetim sisteminde amaç, vatandaşın menfaati doğrultusunda etkili ve verimli bir yönetim sistemi gerçekleştirmektir. Bu bağlamda bu çalışma ile amaçlanan çok aktörlü ve etkileşim merkezli bir yönetim yaklaşımı ile katılımcı yönetim anlayışını öngören yönetişimin dijital çağda nasıl bir değişim sürecine girdiğini incelemektir. Dijitalleşme bağlamında yönetişim anlayışında meydana gelen gelişmelerin Türk kamu yönetimi sistemine olan katkılarını incelemektir. Çalışmada ikincil kaynak araştırması sonrasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda e-yönetişimin Türk kamu yönetimi sisteminde demokratik yönetimin pekişmesine öncülük eden çok önemli idari reformlar gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Bu yönüyle çalışma, alana katkı sağlayacak bir nitelik taşımaktadır.

Elektronik devletElektronik yönetişimKamu yönetimi+3
Faysal Karaçay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İdari reform bağlamında 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisi

Çalışma; küresel ölçekte kamu yönetimi değerler dizisinde gerçekleşen farklılaşmalar çerçevesinde yaşanan gelişmelerin, Türk kamu yönetimine yansımalarını irdelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda 'geleneksel kamu yönetiminde' 1970'ler ve özellikle 1980 sonrası yaşanan gelişmeler; başta idari reformlar olmak üzere, 'Türk kamu yönetimi' ekseninde değerlendirilmiştir. Geleneksel kamu yönetimi Weber, Wilson ve Taylor etrafında büyük oranda şekillenmiştir. Büroların yönetimi, kamu yönetimi gibi anlamları karşılayan bürokrasi kavramı üzerinde Weber'in gerçekleştirdiği çalışmalar geleneksel kamu yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle 20.yy son çeyreğinde yaşanan gelişmeler hem Weber bürokrasisinin hantal, verimsiz, kuralcı ve detaycı niteliklerinin hem de refah devleti anlayışının belirgin biçimde eleştirilmesine yol açmıştır. Diğer taraftan 1980 sonrası küreselleşmenin ivmelenen yükselişi ile birlikte ağırlığını giderek hissettiren küresel rekabet; ülke özelinde, başta Türk kamu bürokrasisi olmak üzere farklı başlıklarda reformlara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Zira bürokrasiye yönelik değişim, dönüşüm ve farklılaşmada küresel ve özellikle kapitalist beslenme kanallarının ilgili değişim, dönüşüm ve farklılaşmayı şekillendirebilen bir etkisi söz konusudur. Bu bağlamda 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisinde yaşanan gelişmeler ilgili kapsam ve çalışma amacı doğrultusunda analiz edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde küresel anlamda geleneksel kamu yönetiminde yaşanan farklılaşma ve ayrışmanın, ulusal ölçekte Türk kamu yönetimine yansıdığı ve özellikle 1980 sonrası yaşanan çeşitli gelişmeler ve idari reformların yönünün belirlenmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BürokrasiKamu yönetimiReform+3
Hasan Eryürük
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde kamu yönetimi reformları: Türkiye ve Polonya örneği

Kamu yönetiminde Avrupalılaşma çerçevesinde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde olduğu gibi aday ülkelerde de önemli reformlar yapılmıştır. Bu çalışmada, bir eski Doğu Bloku ülkesi ve AB üyesi olan Polonya ile Birliğe aday ülke statüsünde olan Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde yapmış oldukları kamu yönetimi reformları incelenmektedir. İkincil kaynakların karşılaştırmalı bir yöntemle analiz edildiği çalışmada, her iki ülkeye ilişkin kamu personel yönetimi, e-devlet, kamu mali yönetimi, etik yönetim, yerel yönetimler, bölgesel kalkınma ve ombudsmanlık kategorileri kapsamındaki reform alanları değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra her iki ülkede de ön plana çıkan kamu yönetimi reform ilkeleri belirtilmekte ve AB tarafından yayınlanan raporlar, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri, uluslararası kuruluşların yayınladığı endeksler ışığında reform çalışmalarının başarıları değerlendirilmektedir. Çalışmanın sonucunda şu bulgular elde edilmiştir: Her iki ülkede yürütülen reform alanları ve reformlara temel oluşturan ilkelerde benzerlik bulunmaktadır. Özellikle, AB tarafından verilen mali yardımların denetimini kolaylaştırmayı amaçlayan kamu mali yönetimi reformlarında benzerlik bulunmaktadır. Türkiye'de, bölgesel politikalar alanında gerçekleştirilen reformlar biçimsel ve kurumsal düzeyde kalırken; Polonya'da ise, bölgesel kalkınma kapsamında sergilenen performans AB ülkeleri ortalamasının altında kalmıştır. Son olarak; AB'ye hâkim olan kamu yönetimi anlayışı, hem Türk hem de Polonya kamu yönetimi sistemini yakından etkilemiştir. Her ikisi de köklü bir tarihe ve devlet geleneğine sahip olan Türkiye'de ve Polonya'da kamu yönetimi alanında yürütülen reformlar, her iki ülkenin kamu yönetimi yapısını benzeştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Türkiye, Polonya, Kamu Yönetimi Reformu

Avrupa BirliğiKamu yönetimiPolonya+4
Sevil Bincan
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Devlette davranışsal kamu politikalarının ortaya çıkışı ve gelişim süreci: Türkiye örneği

Kamu politikalarını tasarlayıp uygulayanlar için en temel kaygı, hedef kitlenin hazırlanan kamu politikalarına tepkisi ve uyumunun nasıl gerçekleşeceğidir. 2000 yılından beri geçen dönem, davranışsal öngörülerin kamu politikalarının tasarımı ve uygulamasına başarılı bir şekilde uyarlanmasına tanıklık etmiştir. Kamu politikası tasarımı konusundaki bu yaratıcı yaklaşım ve uygulama, literatürde 'dürtme' (nudging) olarak ifade edilmektedir. 'Dürtme', bireysel karar verme sürecinde oluşan yanlılıklardan yola çıkarak, kamu politikası müdahalelerinin kalitesini ve başarısını artırmayı amaçlar. 2021 yılı itibarıyla dünyada 200'den fazla davranışsal kamu politikası/dürtme birimi vardır. Bunlardan birçoğu da devlet yapısı içinde örgütlenmiştir. Bu bağlamda, bu tezde, dünyada ve Türkiye'de davranışsal kamu politikası birimlerinin oluşum ve gelişim süreci detaylı bir biçimde incelenmiş ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Türkiye'deki davranışsal kamu politikası birimi, 2018'de Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulmuştur (Eski adı Ekonomi Bakanlığı). Bu birim, Ankara'daki Birleşik Krallık Büyükelçiliği'nin yardımı ve rehberliği sayesinde, Birleşik Krallık Davranışsal Kamu Politikası Birimi'nden esinlenilerek politika transferi yoluyla Türkiye'ye ithal edilmiştir. Bu transfer sürecini kursamsal açıdan da değerlendirebilmek amacıyla, Türkiye'deki 'dürtme' biriminin oluşum ve gelişim süreci Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli'nden (Multiple Streams Model) yararlanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede bu tezde Türkiye'deki davranışsal kamu politikası biriminin kuruluş süreci, örgütsel yapısı, faaliyetleri (dürtme deneyi, üniversitelerle yapılan işbirliği faaliyetleri, vb.) ve birimin gelecek hedeflerine yönelik olarak, ilgili literatürün taranması, resmi dökümanların incelenmesi ve mülakatlardan elde edilen veriler yardımıyla analiz edilmiştir. Bu alan araştırmasından çıkarılan dersler, başta bürokratlar olmak üzere tüm kamu politikası aktörleri için faydalı olabileceği gibi, gelişmekte olan ülkeler için de yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal kamu politikası, Dürtme, Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli, Türkiye

Davranışsal ekonomiDavranışsal tutumDavranışsal uygulama+5
Ayça Kuşseven
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de yükseköğretimde kayırmacılık

Yükseköğretimde yolsuzluk türlerinden birini oluşturan kayırmacılık, yaygınlık ve etkileri bakımından ülkeler arasında farklılıklar bulunmakla birlikte küresel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yükseköğretim kurumlarında özellikle nepotizm ve kronizmin yaygın olduğu ifade edilmektedir. Kayırmacılık, Türk yükseköğretim sisteminde ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürmekte, yükseköğretim kurumlarında farklı şekil ve çehrelerde ortaya çıkmaktadır. Kayırmacılık, liyakati ve adil rekabeti esas alan uygulamaların yaygınlaşmasını önlemek suretiyle Türk yükseköğretim sisteminde kalite arayışlarının önündeki en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle yükseköğretimde kayırmacılıkla etkin bir şekilde mücadele edilmesi gerekmektedir. Türk yükseköğretim sisteminde ortaya çıkan kayırmacılık kapsamındaki tüm tutum ve davranışları tespit etmek ve bunları sınıflandırmak bir hayli güç olmakla birlikte yükseköğretim kurumlarında hangi alanlarda kayırmacı uygulamaların yoğunlaşma eğilimi gösterdiğini ve bununla bağlantılı olarak hangi alanların kayırmacılığa açık olduğunu belirlemek mümkündür. Ancak bu anlamda literatürün oldukça sınırlı olduğu ve konuyu geniş bir bakış açısıyla ele alan çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu nedenle çalışmanın amacı; Türk yükseköğretim kurumlarında kayırmacılığa açık alanların tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatürde yer alan çalışmalar, yargı kararları, ilgili mevzuat, kurumların yayımladıkları resmi rapor, belge ve bilgi notları ile basına yansıyan haberler incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde kayırmacılık kavramının genel kavramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde kayırmacılığın bireysel ve toplumsal kökenleri ile örgütsel etkileri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise dünyada ve Türkiye'de yükseköğretimde kayırmacılık konusu incelenmiş ve Türk yükseköğretim kurumlarında kayırmacı uygulamalarla ilgili belgeler ve bulgular; akademik yöneticiler, öğrenci, personel, ihale ve satın alma olmak üzere dört ana başlık altında irdelenmiştir. Türk yükseköğretim kurumlarında kayırmacılığa açık alanların tespit edilmesinin; kayırmacılık sorununun muğlak sınırlarının belirginleşmesine ve karmaşık yapısının netleşmesine katkıda bulunacağı, kayırmacılıkla etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi ve yükseköğretim sisteminin kalitesinin artırılmasına yönelik etkili politikaların oluşturulabilmesi için de bir hareket noktası teşkil edeceği değerlendirilmektedir.

DünyaKayırmaTürk kamu yönetimi+4
Rasim Kaan Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde kamu değeri analizi: Bakanlıkların web siteleri üzerinden bir araştırma

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen yenilikler, ekonomik ve sosyal yaşamı etkilediği gibi kamu hizmetlerinin sunuş biçiminde de önemli değişiklere yol açmıştır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte gündelik hayatta önemli bir yere sahip olan internet web siteleri kamu hizmetlerinin sunumunda kritik bir rol üstlenmiştir. Birçok kamu hizmeti kamu kurum ve kuruluşlarının internet web siteleri üzerinden sunulmaya başlanmış böylece hem zaman ve maliyetin azaltılması hem de sunulan hizmetin kalitesinin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada vatandaş ve devlet etkileşiminin ana merkezlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarının web siteleri de bazı kamu hizmetinin elektronik ortamda sunulması açısından önemli bir araç haline gelmiştir. Gerek elektronik ortamda gerekse yüz yüze ortamda sunulan kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesi, kamu yönetimi alanında çok uzun zamandan beri üzerinde çalışılan önemli bir konudur. Yeni Kamu İşletmeciliği yaklaşımının yönetim alanında telafi edemediği eksikliklere ve sorunlara alternatif çözümler sunan bir reçete olarak ortaya çıkan Kamu Değeri anlayışı, kamu hizmeti sunumunda nasıl değer üretileceği ve üretilen değerin nasıl değerlendireceği konusunda çeşitli öneriler ve yöntemler sunarak kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Kamu değeri olgusu ilk kez Mark. H. Moore tarafından 1995 yılında yazılan "Kamu Değeri Yaratmak: Kamuda Stratejik Yönetim" başlıklı kitap ile gündeme gelmiş ve kısa sürede gerek akademisyenler gerekse kamu yöneticileri arasında popülerlik kazanmıştır. Ancak, kamu değeri kavramının net bir tanımının ortaya konulması ve ölçülmesi noktasında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma bu eksiklikleri gidermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada kamu değeri olgusunun kavramsal ve kuramsal çerçevesi net bir şekilde ele alınmış, kamu değerinin ölçümüne yönelik bir model geliştirilerek kamu değeri ölçümünün nasıl yapılabileceği konusunda bir öneri sunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bakanlık teşkilatlarının web siteleri, web değerlendirme metrikleri ve kamu değerleri kriterleri ile detaylı olarak analiz edilmiş, değerlendirilmiş ve bu konuda da gerekli öneriler de bulunularak bakanlık web sitelerinin taşıdığı kamu değerinin arttırılmasına bir nebze katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Kamu Değeri, Mark H. Moore, Bakanlıkların Web Siteleri, Kamu Değeri Ölçümü

BakanlıklarKamu değeriKamu değeri yönetimi+4
Tuncay Çolak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu yönetiminde teknoloji politikası: Kalkınma planları açısından değerlendirme

İvmelenmesi 20. Yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve 21. yüzyılda gelişim hızını arttıran teknoloji tek tek bireylerin ve tüm toplumun yararlandığı birçok yeni icat ve keşfin önünü açmıştır. Hem özel sektör hem de kamu yönetimi zaman zaman ortak noktalarda buluşmalarına rağmen kendi alanları ve hedefleri doğrultusunda teknolojiye önemli konumlara oturtmaktadırlar. Kamu yönetimi sunduğu hizmetlerde kamu yararını öncelemekte ve yine kamunun yararına olacak bir biçimde bu hizmetlerin ölçülebilen ve ölçülemeyen tüm maliyetlerini minimuma indirmeye çalışmaktadır. Kamu yönetimi disiplininde kamu hizmetleri bağlamında vatandaş-devlet ilişkisi tüm paradigmalarda önemli bir başlık olarak yer bulmaktadır. Kamu hizmeti sunma yöntemlerini geliştirmek, verimliliği ve vatandaş memnuniyetini artırmak ya da kamu yönetimi üzerindeki yükü azaltmak amacıyla teknoloji kamu yönetiminde sıklıkla kullanılan bir araç olarak ön plana çıkmaktadır. Kamu yönetimi gibi büyük bir mekanizmada kullanılacak araçların seçilmesinden geliştirilmesine kadar her türlü çoğunlukla karar kamu politikaları oluşturularak alınmaktadır. Dolayısıyla kısa, orta ya da uzun vadeli politika belgeleri hazırlanmaktadır. Bu tez çalışmasında Türk Kamu Yönetiminde teknolojinin kullanılmasına dair politikaların gelişme süreci kalkınma planları çerçevesinde ele alınmıştır. Ancak teknolojik gelişmenin durumu göz önünde bulundurularak bu incelenen süreç 1980 sonrası ile sınırlandırılmıştır. Bu tarihe uygun olarak da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de planlı döneme geçişten bu yana hazırlanan 11 tane kalkınma planından son 8'i çalışmada kullanılmak üzere veri elde etmek üzere temel kaynaklar olmuştur. Kamu Yönetiminde yaşanan teknolojik dönüşümün kalkınma planlarında ele alınış biçiminin değerlendirilmesi konulan hedeflere ulaşma konusunda ne kadar başarılı olunduğunu ortaya koymak, kalkınma planlarının bu anlamda değerini anlamak ve sonraki politika belgelerinin hazırlanması sürecine katkı sağlamak adına yararlı olacaktır. Bu çalışmada 1980 sonrası dönemde kabul gören kamu yönetimi paradigmalarına ilişkin literatür taranmış, söz konusu paradigmalarda teknolojinin yeri incelenmiş, kalkınma planlarından elde edilen veri içerik analizi tekniği kullanılarak değerlendirilmiş ve sonuçlar görselleştirilerek ulaşılan bulgular açıklanmıştır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüHükümet politikalarıKalkınma planları+4
Abdullah Genco
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde iç kontrol sistemi ve uygulama süreci

Türkiye'de 2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile gerçekleştirilen kamu mali yönetimi reformunun en önemli unsurlarından birisi kamu kurumlarında oluşturulması öngörülen iç kontrol sistemleridir. Kanunun kabul edilmesinin ardından yapılan ikincil ve üçüncül düzey mevzuat düzenlemeleri ile iç kontrol uygulamaları konusunda mevzuat altyapısı oluşturulmuş ve 2007 yılı sonu itibariyle uygulama başlamıştır. Türk kamu yönetiminde iç kontrol sisteminin uygulama sürecini ele alan bu çalışma ile iç kontrol konusunda yapılan düzenlemelerin kamu kurum ve kuruluşlarınca ne düzeyde benimsendiğini ve uygulandığını, süreçte hangi zorluklar ve sorunlarla karşılaşıldığını, iç kontrol sistemi reformunun hedefleri ile uygulama sonuçlarının ne ölçüde örtüştüğünü değerlendirmek ve bazı önerilerle sürece katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Tezde ilk olarak, dünyada kamu mali yönetimi anlayışında yaşanan değişim, iç kontrolün tanımı, nitelikleri, önemi, işlevleri ve sınırları ile dünyadaki iç kontrol modelleri ele alınarak iç kontrole ilişkin kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, Türk kamu mali yönetim ve kontrol sisteminde reform yapılmasını gerektiren nedenler, Türkiye'deki iç kontrol sistemine yönelik yapılan düzenlemeler, kamu yönetiminde iç kontrol sistemi uygulamaları ile uygulamayı değerlendiren ulusal ve uluslararası raporlar ve kamu yönetiminde iç kontrol uygulamaları konusunda ulusal alanda yapılan akademik çalışmalar ele alınmıştır. Tez kapsamında yapılan alan araştırmasında, Türkiye'de iç kontrol sisteminin yasalaşması sürecinde rol alan, iç kontrol sistemini uygulayan, izleyen ve denetleyen farklı aktörlerden 50 kişi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, literatür taraması, denetim ve ilerleme raporları, konuyla ilgili birincil, ikincil ve üçüncül düzey düzenlemeler gibi ikincil kaynaklar da göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Son olarak, araştırma bulguları doğrultusunda belirlenen sorunların çözümüne yönelik öneriler ortaya konulmuştur. Alan araştırması sonucunda; öngörülen hedeflere henüz ulaşılamadığı, kamu yönetiminde iç kontrol sistemi ile beklenen düzeyde bir değişimin sağlanamadığı, yapısal ve uygulamadan kaynaklanan sorunların olduğu anlaşılmıştır. İç kontrol sisteminin başarıya ulaşmasını olumsuz etkileyen eksikliklerin ve sorunların giderilmesi için Türkiye'ye özgü, daha etkin ve iyi işleyen, aynı zamanda uluslararası standartlarla da uyumlu bir model oluşturulması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler İç Kontrol Sistemi, 5018 Sayılı Kanun, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Sistemi, Kamu Yönetimi

Kamu yönetimiKanunlar 5018 sayılıTürk kamu yönetimi+2
Nurtaç Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde iç denetim ve yönetişim ilişkisi: Bakanlıklar örneği

Türkiye'de iç denetim birimlerinin, bakanlıklar bağlamında, yönetişim sistem, yapı ve unsurlarını yeterli düzeyde değerlendirip değerlendirmediği konusuna odaklanan bu çalışma, iç denetimin yönetişim alanındaki rol ve sorumluluklarına ilişkin kat etmiş olduğu mesafenin tespit edilmesi ve bu konuda ne derece başarılı olduğunun belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada öncelikle iç denetim sistemiyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. İç denetimin tanımının ve amaçlarının neler olduğu açıklanmak suretiyle iç denetim sisteminin unsurlarının izahı yapılmıştır. Çalışmanın devam eden bölümlerinde ise yönetişim kavramının ve sisteminin incelemesi yapılmıştır. Bu kısımda iç denetimin faaliyet alanı olan yönetişimin kavramsal arka planı ifade edilmeye çalışılmıştır. Sonrasında ise iç denetim ile yönetişim alanlarının birbirleri ile olan ilişkisinin detayları açıklanmıştır. Bu çalışma ile Türkiye'deki kamu kurumlarında ve özellikle bakanlıklarda yönetişim sistemi açısından belirtilen kural ve standartların uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi maksadıyla bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Alan araştırmasındaki amaç, sadece bu uygulamaların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değil kural ve esasların bilinirliği ve farkındalığı konusunda da bilgi edinmektir. Ayrıca, araştırma ile iç denetim ve yönetişim alanındaki aktörlerin temel rol ve sorumluluklarının farkındalık düzeyleri iç denetçi bakış açısıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda ise sistemde yer alan eksiklikler ve aksaklıkların tespit edilmesi amaçlanmış ve bunların ortadan kaldırılması için hangi eylem ve tedbirlerin gerekli olduğu ortaya konulmaya uğraşılmıştır. Çalışmanın sonucunda bakanlık iç denetim birimlerinin yönetişim sistemlerine ilişkin değerlendirmelerinin yeterli düzeyde olmadığı görülmüştür. Bu bağlamda, elde edilen bulgular literatürdeki bilgiler doğrultusunda değerlendirilerek kamu kesiminde yönetişim konusunda iç denetimin rol ve sorumluluklarına yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir.

BakanlıklarKurumsal yönetimTürk kamu yönetimi+2
Onur Aytar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarının Türk kamu yönetiminde etik ilke uygulamalarının yaygınlaştırılması üzerindeki etkileri

İnsanın eylem ve davranışlarını belirlenmiş evrensel standartlar içerisinde kalmasını ve uygulanmasını sağlayan etik, değişim olgusunun tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkmasıyla kendisini kamu yönetimi içerisinde göstermeye başlamıştır. Değişim olgusunun tarihsel süreç içerisinde görülmeye başlamasıyla birçok kurum kavram ve olgunun değişimine yol açan kavram Kamu Yönetiminin de değişimine sebep olmuştur. Kamu Yönetimi geleneksel yapısından çıkarak yeni kamu yönetimi anlayışıyla kendisini göstermiştir. Yeni Kamu Yönetimi anlayışının gelişmeye başlamasıyla sistem içerisinde eksiklikler belirlenmiş ve sistemin eksik olan yönlerindeki kusurlar giderilmeye çalışılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumunun dönem içerisinde sistemde görülmesi de denetim mekanizmasının yetersizliğinden ve halkı koruyan bir mekanizmasın olmayışından kaynaklanmaktadır. Sistem içerisinde direkt halkı muhatap alarak halkın haklarını gözetildiği bir mekanizmanın olmayışı kamu denetçiliği kurumunun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Belli ihtiyaçlar doğrultusunda sisteme girerek Kamu Denetçiliği Kurumunun sistem içerisinde yaşanılan veya ortaya çıkan hukuka aykırı işlemleri giderme yönünde almış olduğu kararlar Kamu Denetçiliği Kurumuna olan güveni artırmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumunun vermiş olduğu kararlarda etik ilkeleri benimseyerek ve iyi yönetim ilkelerini benimseyerek karar alıyor olmuş olması hem kamu yönetimi içerisinde hukuka aykırı işlemlerin önüne geçilerek hakkaniyete uygun düşmeyen durumlar ortadan kaldırılmış hem de etik ilkelerin ve iyi yönetim ilkellerinin kamu kurum ve kuruluşlarında benimsenilmesini ve kullanımını yaygınlaştırılmasını sağlamıştır.

EtikKamu Denetçiliği KurumuKamu yönetimi+2
Mesut Kılıç
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde dijital dönüşüm: Türkiye'de kamu yönetiminin dijital dönüşümüne dair bir analiz

Bilgi toplumunun ortaya koyduğu dijital dünyada, "dijitalleşme" kavramının önemi gittikçe artmaktadır. Günümüzde bu teknolojik ilerlemeler sayesinde insanların hayatlarını dijital araçlar çevrelemektedir. Bu bağlamda kamu sektörlerinin dijital teknolojileri kullanımı, hizmet ve süreçlere bu teknolojileri entegre etmeleri daha hızlı, etkin, verimli, hesap verebilir bir kamu yönetimi anlayışını geliştirmiştir. Gelişen bu anlayış doğrultusunda dijital devletin önemi de oldukça artmıştır. Ülkeler kamu sektörlerinde gerçekleştirmek istedikleri dijital dönüşüm için politikalar oluşturmaya, yasalar yapmaya ve bilgi teknolojilerine yatırımlar yapmaya başlamışlardır. Çalışmanın birinci bölümünde; dijital dönüşüm kavramı ile ilgili teorik açıklamalar yapılıp, dijital teknolojilerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; dijital devlet kavramı hakkında teorik bilgiler ortaya koyulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Türkiye'de dijital devlet üzerine yapılan çalışmalar üzerinde durulmaktadır.

Bilgi toplumuKamu yönetimiSayısal dönüşüm+2
Tuğçe Hisoğlu Koç
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel hizmet sunumunda halkla ilişkiler Balıkesir Büyükşehir Belediyesi örneği

Halkla ilişkilerin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Halkla ilişkiler ve kamu yönetiminin ilişkisi de çok eskilere dayanmaktadır. Halkla ilişkilerin ortaya çıkışından günümüze kadar geçen süreçte kamu yönetimi ile iç içe olduğu alanlar oldukça fazladır. Bu bağlamda kamu kurum ve kuruluşlarının yönetiminde halkla ilişkilerin rolü azımsanmayacak derecededir. Son yarım asırlık süreçte de küreselleşmenin etkilerinin oldukça artmasıyla birlikte halkla ilişkiler alanında yapılan çalışmalar ve gelişmeler hız kazanmıştır. Göçebe yaşam biçiminden yavaş yavaş vazgeçilmesi ile birlikte toplulukların kendilerine belirli alanlar belirleyerek o alanlarda yaşamlarını sürdürmeleri durumu ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu durumun yaygınlaşması ile birlikte ortaya çıkan halk grupları kendi aralarında belirli etkileşimlere girerek ilk halkla ilişkiler örneklerini ortaya çıkarmışlardır. Belirli alanlar içinde yaşayan toplulukların oluşturdukları alanlar modernleşerek günümüzdeki kentlerin ilkel halini almıştır. Kentlerde yaşayan halkın içinden belirli yönetici sınıfları seçilerek kentin ve halkın sorunlarına çözüm bulması açısından adımlar atılmıştır. İlk kentsel hizmet sunumu örnekleri de bu dönemde yaşanmıştır. Belirlenen kişilerin yönetsel düzeyde alacakları kararlar aslında halkla ilişkilere de örnek teşkil edecek düzeydedir. İlk kentleşme hareketlerinden sonra demokrasiye geçiş çabalarının örnekleri de halkla ilişkiler temelinde yaşanmıştır. Hem halkla ilişkiler hem de yerel yönetimler açısından dönemsel olarak yaşanan gelişmeler zincirleme olarak iki alanı da etkilemiştir. Bu bağlamda halkla ilişkiler, kentsel hizmetler, yerel yönetimler ve belediyecilik iç içe olan terimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu terimleri siyaset bilimi açısından bir çatı altında toplama görevini ise kamu yönetimi sağlamaktadır. Bahsedilen bütün terimlerin kamu yönetimiyle doğrudan bağlantısı mevcuttur. Bu açıdan bakıldığı zaman kamu yönetimi çok geniş bir terim yelpazesini içinde barındırmaktadır.

Büyükşehir belediyeleriKöy-kentTürk kamu yönetimi
Berat Bayraktar
Balıkesir University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetiminde idari kapasite Türkiye'den bulgular

Bu tezin amacı idari kapasite kavramının ilk ortaya çıktığından itibaren geçirdiği evrimi göstermektir. Bu amaca ulaşmak için metin analizi ve politika transferi yöntemine başvurulmaktadır. Tezde kavramın anlaşılması için politika transferinin unsuru olan oyuncular aracılığıyla bir araştırma yapılmaktadır. Üç bölüm olarak kurgulanan tezin ilk bölümünde kavramsal çerçeve, ikinci bölümde uluslararası örgütler ve üçüncü bölümde ise Türkiye örneği üzerinden idari kapasite kavramı incelenmektedir. Kavramsal boyutları-bürokratik özerklik, bürokratik kapasite, devletin yönetim biçimi, idari reform ve kaynak yönetimi olarak- çıkarılan idari kapasite kavramı, literatürde kapasite geliştirme, politika kapasitesi ve devlet kapasitesi gibi farklı ancak iç içe geçmiş kavramlarla bir arada kullanılmaktadır. Kavram teorik gelişim sürecinde üç farklı anlama karşılık gelmektedir. Bunlar sırasıyla, idari faaliyet; kamu politikası belirleyici ve uygulayıcı olma ve performans ölçütü olmadır. İdari kapasite, BM bünyesinde «teknik ve idari yardım» ile başlayarak yerini «sürdürülebilir kalkınma amaçları için kapasite geliştirme» ye bırakmaktadır. Dünya Bankası ve IMF kavramı kırılgan ve çatışma sonrası devletler için geçerli olacak şekilde devlet inşası odağında kullanmaktadır. AB üyelik koşulu olarak sunduğu idari kapasite kavramında farklı ülke grupları için farklı pozisyon almakta, üyelik sonrası süreç için de kavramın geçerli olduğunu vurgulamaktadır. OECD, AB ile ortak politikalar izlemektedir. Türkiye'de kavram, AB'ye adaylık sürecinde bir reform gerekliliği olarak idari kapasitenin güçlendirilmesi üzerinden kurgulandı. Kavramın kamu yönetimine yansıması üç süreçle gerçekleşmektedir. Bunlar, idarenin geliştirilmesi, AB'ye üyelik koşulu ve BM etkisiyle sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesidir. Sonuç olarak neoliberal politikalar doğrultusunda değişen devleti niteleyen idari kapasite kavramının kaynağı, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir müdahale aracı olarak kullanan uluslararası örgütlerdir. Türkiye 2000 sonrası reform sürecini uluslararası örgütler-özellikle AB'ye uyum- ile meşrulaştırmaktadır. Türkiye'de idari kapasite kavramının günümüz kamu yönetimine yansıması bir yön değişimini vurgulamaktadır. Bu yansıma idari kapasiteden çok kurumsal kapasitenin öne çıktığı, sürdürülebilir kalkınma amaçlarına yönelişi ifade etmektedir. Türkiye açısından AB adaylık sürecinde idari kapasitenin en çok üzerinde durulan boyutu kaynak yönetimiyken, 2016 sonrası süreçte BM'nin etkisi ve sürdürülebilir kalkınma amaçları için kurumsal düzeyde kapasite geliştirmeye dönüşmektedir.

Devlet idaresiKamu yönetimiTürk kamu yönetimi+3
Elmas Yelkesen
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görevleri ve mali sorumluluğu: Deprem tehlikesi özelinde değerlendirme

Afete dönüşen depremler, yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde can ve mal kayıplarına yol açmakta, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesine bir türlü mani olunamamaktadır. Her ne kadar, "yara sarma" anlayışıyla afet sonrası müdahale ve iyileştirmeyi benimseyen anlayış 1999 tarihli Marmara depremlerinden sonra "yara almama" anlayışına dönüşmüş ise de yara almama anlayışının, AFAD'ın kurulması ve mevzuatta yapılan değişikliklere rağmen, benimsenemediği ve uygulamaya koyulamadığı 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinin afete dönüşmesiyle acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Afet yönetiminde bu "yara almama" yönünde değişen anlayışın önemli aktörlerinden biri olarak ise mahalli idareler kabul edilmektedir. Mahalli idareler Anayasa'nın 127/1. maddesinde yöre halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş kamu tüzelkişileri olup bölge coğrafyası ve halkına en yakın kurumlar olarak afet yönetimi kapsamında önemli görevleri yerine getirebilirler. Mahalli idarelerden belediyeler ise en geniş coğrafyaya ve insan topluluğuna hitap eden, diğer mahalli idarelerde bulunmayan hukuki olanaklara sahip olan mahalli idaredir. Bu nedenle çalışmamız, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesinin engellenmesinde belediyelerin görev ve yetkilerine ve mali sorumluluğuna yer vermektedir.Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görev ve yetkilerini yerine getirmemesi, kötü yerine getirmesi ve geç yerine getirmesi ise idarenin sorumluluğu müessesesi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Büyükşehir belediyeleriDoğal afetlerMahalli idareler+2
İslam Buğra Fındıklı
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi siyasal rejimi ve Anayasal düzeni

Birinci Dünya Harbi sonrası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuyla sonuçlanacak çok önemli anayasal ve siyasal gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde yaşanan gelişmelerin merkezinde Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi bulunmaktadır. Birinci Meclis sadece milli mücadelenin yürütüldüğü bir komuta merkezi değil, siyasal rejimi temelinden değiştiren, anayasal düzenlemeleri hayata geçiren bir yasama organı olarak da tarihi bir role sahiptir. Osmanlı Devleti'nin sona ererek Türkiye Devleti'nin kurulduğu bu dönem içerisinde Birinci Meclis, kuvvetler birliği sistemini benimsemiş ve kendisini tek meşru iktidar olarak tanıtmıştır. Mütareke döneminin kendine has koşulları içinde, Osmanlı anayasal tecrübesinden ve parlamento geçmişinden gelen birikim, meşruti monarşiden cumhuriyete geçişin alt yapısını oluşturmuştur. Cumhuriyet döneminin siyasal rejimini belirleyen temel ilkeler yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Anayasal meselelerin müzakereleri esnasında Meclis'te çok çeşitli fikirler dile getirilmiş, özgür bir tartışma ortamında en temel siyasal ve anayasal konular uzun tartışmalara konu olmuştur. Bu minvalde Meclis'te yer alan Birinci ve İkinci guruba mensup vekillerin siyasi görüş farklılıkları da söz konusu tartışmalarda açığa çıkmaktadır. Siyasal rejim değişikliğinin yeni bir devletin kuruluşuyla sonuçlanacak gelişiminde; temel anayasal ve siyasal ilkeler olarak milli hâkimiyet, kuvvetler birliği, meclis üstünlüğü ve halkçılık benimsenmiştir. Bu ilkeler hukuki düzenlemelerin çerçevesini çizmiştir. 1921 Anayasasında meclis hükümeti sistemi benimsenmekle beraber, uygulamada yasama ve yürütme arasında yetki mücadelesi yaşanmıştır. Meclis'in yargı yetkisini kullandığı bir organ olarak İstiklal Mahkemeleri dönem içerisinde tartışmalara sebep olmuş, mahkemelerin görev ve yetkilerinin sınırlandırılması meclis gündemini işgal etmiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi Anayasal Düzeni, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi Siyasal Rejimi, Meclis Hükümeti, Kuvvetler Birliği, Milli Hâkimiyet İlkesi

AnayasaAnayasal etkiKamu Hukuku+5
Murat Hacıfettahoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects