Elazığ
338 theses under this subject heading
Pazarlamada müziğin kullanılması: Elazığ'daki büyük ölçekli mağazalı perakendeciler üzerinde bir araştırma
Pazarlama bilimi insanların davranış ve düşüncelerini etkileyen unsurlarla yakından ilgilenir. Müzik de insanlar üzerinde bıraktığı psikolojik ve fizyolojik etkiler sayesinde pazarlama çabaları için büyük önem arz etmektedir.Pazarlamada müziğin kullanıldığı durumlar genel bir bakışla; tüketici duygu ve davranışlarını etkilemek; mağaza ortamında atmosferik etki oluşturmak; reklamların hedefine ulaşmasını sağlamak; başarılı bir pazar bölümlendirme ve hedefleme sağlamak ve markalaşma sürecine katkı sağlamak şeklinde ele alınabilir.Müziğin yapısal unsurlarının her birinin insanlar üzerindeki etkileri farklıdır. Bu sayede bu unsurlar pazarlama çabalarında farklı amaçlar için kullanılabilir. Dolayısıyla pazarlama faaliyetlerinde müziğin kullanılması konusu profesyonel şekilde ele alınmalı ve bilinçli şekilde uygulanmalıdır. Aksi takdirde kullanılan müzikler, işletmelerin amaçlarının aksi yönde etki gösterebilir.Bu çalışmada müziğin pazarlamada kullanıldığı durumlar, geçmişteki bilimsel çalışmaların ışığında teorik olarak ele alınmış, sonra da Elazığ ilindeki büyük ölçekli mağazalı perakendeciler üzerinde bir alan araştırması yapılıp bulgular ortaya koyulmuştur.
İlköğretim ikinci kademede branş derslik sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşleri: Malatya ve Elazığ örneği
Araştırmanın temel amacı, İlköğretim ikinci kademede Branş Derslik Sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşlerini alarak değerlendirmektir. Araştırmada nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, tarama modeli, nitel boyutunda ise, durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ve Elazığ il merkezinde belediye sınırlarında bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yedi ilköğretim okulu ve üç özel ilköğretim okulunda görev yapan idareciler, ikinci kademe öğretmenleri ve ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Malatya il merkezi belediye sınırlarında altı adet resmi ilköğretim okulunda ve bir özel ilköğretim okulunda branş derslik sisteminin uygulandığı tespit edilmiştir. Elazığ'da ise bir devlet okulu ile iki özel okulda bu sistemin uygulandığını tespit etmiştir. Bu ilköğretim okullarının tamamına ulaşılarak 12 idareci ile görüşme yapılmış, 113 öğretmen ve 2221 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bu okullardan birinde (Malatya-Mehmet Emin Bitlis İ.Ö.O.) öğretmenler anketleri doldurmak istemedikleri için, öğretmen anketleri dokuz okulda uygulanmıştır. Öğrenci anketleri ise okulların tamamında uygulanmıştır. İki okulun idarecileri görüşme yapmak istemedikleri için, idareci görüşmeleri sekiz okulda yapılabilmiştir.Araştırmada nitel verilerin toplanması amacıyla, idarecilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin toplanması için, öğretmen ve öğrencilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak üzere anketler uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde, her bir madde ile ilgili olarak öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerinin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları tablo halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenler için cinsiyet, mesleki kıdem, okul türü, devlet okulu öğretmenleri için eğitim türü (normal-ikili), branş derslik sistemi ile ilgili bir hizmet içi eğitime katılma durumlarına göre; öğrenciler için ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, devlet okulu ise eğitim türü (normal-ikili) göre branş derslik sistemi ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı istatistiksel tekniklerden bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANOVA, Scheffe (post Hoc) ile yoklanmıştır. Çalışmada nicel verilerin analizinde anlamlılık düzeyi p?.05 olarak alınmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen nitel veriler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Branş Derslik Sistemini uygulayan okullarda fotoğraflar çekilerek, çalışma içerisinde uygun yerlerde kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, genel anlamda öğretmenlerin branş derslik sistemine dair daha olumlu düşünceleri olduğu, buna karşılık öğrencilerin branş derslik sistemine dair olumsuz düşüncelerinin daha ön planda olduğu; devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin, özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre branş derslik sisteminin olumsuz yönlerine daha çok vurgu yaptığı ortaya çıkmıştır. Özel okul idarecilerinin branş derslik sistemine dair görüşlerinin devlet okulundaki idarecilere göre daha olumlu olduğu; bazı devlet okulu idarecilerinin uygulamada karşılaşılan sorunlar nedeniyle branş derslik sistemi uygulamasından vazgeçmek istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca özel okullarda koridorlarda öğrenci dolaplarının olması, Branş Derslik Sistemini öğrencinin tüm gün sınıf sınıf çanta taşıdığı bir eziyet olmaktan çıkarmıştır. İlaveten, özel okullarda tam gün ve daha az sayıda öğrenciyle eğitim yapılması da branş derslik sistemi açısından bir avantajdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Branş Derslik Sistemi, Eğitim Ortamları, İlköğretim okulları
1950-1960 Demokrat Parti iktidarının Elazığ basınında ki yansımaları
Bu araştırmadaki temel amaç, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahip olan Demokrat Parti'nin 1950- 1960 yılları arasında Elazığ basınında yansımaları ve basın ile Demokrat Parti ilişkilerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma, gerek Elazığ ilinde gerekse bölge açısından partinin faaliyetlerini gün ışığına çıkarmaktadır.Bu çalışma 1950-1960 dönemlerini kapsayan Elazığ basınının önemli gazeteleri taranarak gerçekleştirilmiştir. İlin önemli yazılı basın kaynaklarından Uluova, Turan ve Elazığ gazetelerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Elazığ ilinde yayınlanan yerel gazeteler, Demokrat Parti hakkında yayınlanmış haber, reklam ilanları, basın bildirileri ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Demokrat Partili yıllarda yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup 1200 civarında Demokrat Parti ile ilgili haber ve yazılı belgeye rastlanmıştır.Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm ?Milli Şef İnönü ve Çekişmeler? başlığı adı altında incelenirken ikinci bölümde ise ?Demokrat Parti İktidarı ve İç Politika? ve üçüncü bölümde de ?Demokrat Parti İktidarı ve Dış Politikası? başlığıyla incelenmiştir.Arşiv taramalarından elde edilen veriler araştırma çerçevesinde yorumlanmış olup kronolojik olarak olaylar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Adnan Menderes, Demokrat Parti, Elazığ, Elazığ Basını, İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk, Turan, Uluova.
Elazığ milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1987-2002)
Bu çalışmada 1987 ve 2002 yılları arasında parlamentoda görev yapmış olan Elazığ milletvekilleri ele alınmıştır. Öncelikle Elazığ'ın tarihi ve coğrafi özellikleri ifade edilmiştir. Elazığ'ın 1987-2002 yılları arası sosyal, ekonomik ve siyasal durumu üzerinde durulmuştur. Tez çalışması TBMM'nin XVIII-XIX-XX-XXI dönemlerini kapsamaktadır. Bu dönemlerde görev yapan 13 milletvekilinin biyografileri ve meclis çalışmaları incelenmiştir. Çalışmada vekiller seçildikleri döneme göre kronolojik olarak sıralanmıştır. Vekillerin doğum tarihleri ve yerleri, aile durumu, yabancı dilleri, eğitim durumları, meslekleri gibi bilgilerde yer almaktadır. Milletvekillerinin şehir ve ülke sorunlarına olan ilgileri, ürettikleri çözümlere tezde yer verilmiştir. Vekillerin çalışmaları ve Elazığ halkının siyasi tercihlerinin neye göre şekillendiği yine halkın hangi siyasi partilere eğilim gösterdiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Milletvekillerinin ülke ve şehir genelinde herhangi bir değişime sebep olup olmadıkları tespit edilmiştir. Böylelikle milletvekillerinin ülke ve şehir kalkınmasındaki rolleri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Milletvekili, Siyasi Faaliyet, Parlamento
Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli illerine bağlı bazı ilçelerden Ümitvar dut tiplerinin seçimi
Bu çalışma 1997 yılında Tunceli-merkez, Tunceli-Çemişgezek ilçesi Ulukale köyünde, Elazığ-Ağm ilçesi Beyelması köyünde, Malatya-Arapkir ilçe merkezinde ve Erzincan-Kemaliye ilçesi Apçağa köyünde en iyi dut tiplerini seçmek amacıyla yürütülmüş bir araştırmadır. Çalışmada meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak sapı uzunluğu, meyvelerde SÇKM ve asitlik değerleri gibi bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucu kurutmalık olarak 24-BD-02 ve 62-BD-02 tipleri, Pekmezlik olarak 62-BD-03 ve 23-BD-02 tipleri belirlenmiştir. 44-MD-01 ve 24-KD-01 tipleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seleksiyon, beyaz dut, kara dut, mor dut
Boğazkere ve Öküzgözü üzümlerinde renkli ve renksiz fenol bileşiklerinin çözünmeleri üzerine araştırma
Bu çalışmada, Elazığ yöresinde yetişen siyah şaraplık çeşitlerden Boğazkere ve Öküzgözü üzümlerindeki renkli ve renksiz fenol bileşiklerinin sentetik bir çözelti içerisinde çözünmeleri üzerine sıcaklık, alkol, SO2 ve maserasyon sürelerinin etkileri incelenmiştir. Bu amaçla üzümlerin şırası ayrılmış ve geriye kalan cibreler bileşimi şaraba benzer sentetik çözeltiler içerisinde, 14 gün süre ile, 20 ve 30 °C sıcaklıklarda maserasyona terkedilmişlerdir. Maserasyon işleminde 0°, 5° ve 10° alkol içeren ve her karışımda 0 ve 100 mg/1 SO2 bulunan çözeltiler kullanılmıştır. Çözeltilerin pH'ı, 1 N NaOH kullanılarak 3.2'ye ayarlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre her iki üzüm çeşitinde de toplam fenol bileşikleri, antosiyan miktarları ve renk yoğunluğu değerleri sıcaklık ve alkol derecelerinin artışına paralel olarak artmış ve kükürtlenen örneklerde aynı değerler daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Boğazkere, Öküzgözü, Fenol bileşiklerinin ekstraksiyonu, Renkli ve renksiz fenol bileşikleri
Mahalle örnekleminde çocuk suçluluğu olgusuna bakmak: Elazığ ili örneği
Geçmişten günümüze giderek artış gösteren çocuk suçluluğu kavramı, son yıllarda TUİK verilerine bakıldığında suça karışan veya suç mağduru olan çocuk sayısının önemli oranda arttığını göstermektedir. Öğrenilmiş bir davranış olarak karşımıza çıkan suçluluk kavramı, çocukların ailelerinden, çevrelerinden etkilenerek suçu öğrendikleri yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konulmaktadır. Bu durumda çocuk suçu doğuştan bilmediğine göre çocuğu suça iten nedenler bulunmaktadır. Çalışmamızda çocukların suç işlemesine neden olan bu faktörler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 11-18 yaş arası çocuğu olan 30 anne ve baba ile görüşülerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda çocukların özünde suçsuz olduklarını onları yetiştiren ailelerin, akran çevresinin ya da bulunduğu sosyal çevrenin çocuğu bilerek ya da bilmeyerek sapma davranışlar sergilemesine neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu
Elazığ mebusu Hüseyin Gökçelik (1876-1933)
Tarihi geçmişi 4000 yıllık olan Harput, yeni bir yerleşim merkezi olan Elazığ'ın merkezi konumundadır. Bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hurriler olduğu tarihi kaynaklarda belirtilmektedir. M.Ö. 9.yy da Urartular' ın Elazığ tarihindeki izlerini tarihî Harput Kalesi'nden görebilmekteyiz. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra bu bölgede Artuklular, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Dulkadiroğulları ve Akkoyunlular hüküm sürmüşlerdir. 1507'de Safeviler'in eline geçen Harput 1514 Çaldıran Muharebesi'nden sonra Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. 19.yy. sonlarına kadar kültür, bayındırlık gibi konularda yurdun en gözde şehirlerinden biri olarak varlığını sürdüren Harput, değişen toplum yapısına ve şehircilik hayatına uyarak o zamanki adı Agavat olan ovaya doğru yerleşilmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti geç kaldığı demokrasi hareketlerine XIX. ve XX. yy. da yoğunlaşmaya başlamıştır. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet ile birlikte kısmen de olsa demokratikleşme yolunda önemli adımlar atılmıştır. 1908'de yapılan seçimler neticesinde farklı unsurların meclise girmesine zemin hazırlanmış ve siyasî partiler kurulmaya başlanmıştır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Millî Mücadele döneminde Mustafa Kemal ile birlikte hareket eden Hüseyin Bey 1920 tarihinde TBMM'nin açılmasıyla Elazığ Mebusu olarak meclise girer ve dört dönem mecliste görev alır. Bu dönemde ülkenin siyasî, hukuki, ekonomik, askeri, yönetim, tarım ve eğitim alanlarında birçok konuşması ve önergesi bulunmaktadır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin önemli kararlarına imzasını atmış; şehrinin ve ülkenin menfaatlerini gözeten bir politika izlemiştir. Beş çocuk babası olan Hüseyin Bey 1933'de vefat etmiş. Ailesinin bir kısmı Yıldızhan bir kısmı Gökçelik bir kısmı da Hanağası soyadını almıştır. Mezarı Elazığ - Hankendi Bucağı Bölüklü köyünde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Harput, I. TBMM, Hüseyin Bey (GÖKÇELİK)
Geoteknik verilerin CBS ile haritalandırılması: Elazığ ili vaka çalışması, Türkiye
Elâzığ ili, bazı şiddetli depremlerden zarar gördüğünden dolayı, iyi bir şehir planlaması, tasarımı ve inşası için zemin özelliklerinin incelenmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Jeolojik, sismik, hidrojeolojik ve geoteknik özellikler, incelemenin en önemli alanları olarak öne çıkmaktadır. Her yapının konumuna bağlı olarak zeminden kaynaklı farklı etkileri söz konusu olabilmektedir. İnşaat alanındaki zeminin geoteknik özelliklerinin anlaşılması amacıyla, zemin etüt incelemeleri gerçekleştirilir. Tez çalışmasının amacı, özellikle zemin etütlerinin maliyetini düşüren ve zamandan tasarruf sağlayan geoteknik haritaların oluşturulması ve mühendislik projelerine altlık sağlanmasıdır. Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) ortaya çıkmasıyla geoteknik haritalar günümüzde oldukça yaygınlaşmıştır. Çalışmada kullanılan haritalar Mesafenin Tersinir (MT) yöntemi kullanılarak ArcGIS yazılımı ile oluşturulmuştur. Bu çalışmada 210 adet sondaj logu kullanılarak zemin endeks özellikleri, zemin sınıflandırılması ve taşıma kapasitesi hesaplamaları yapılmıştır. Bunun yanı sıra, Türkiye Deprem ve Bina Yönetmeliği, NEHRP ve EUROCODE 8'e uygun olarak zemin sınıflandırılması haritaları, ayrıca yeraltı suyu, su muhtevası, kayma dalgası hızı, sıkışma dalga hızı ve zemin büyütmesi haritaları oluşturulmuştur. 15 metreye kadar yapılan sondaj analizlerinde yeraltı suyuna rastlanılmamış olup daha derin seviyelerde olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle sıvılaşma analizi yapılamamıştır. SPT-N değerleri baz alınarak yapılan taşıma kapasitesi analizlerinde Terzaghi & Peck ve Meyerhof metodu sonuçlarının birbirine yakın olduğu görülmüştür. Çalışma bölgesinde sıkışma dalga hızı değerleri, kayma dalgası hızı değerlerinden daha yüksek olduğu izlenmiştir. Jeofizik verilerin bir sonucu olarak, çalışma alanındaki zemin sınıflandırılmasının Türkiye Deprem ve Bina Yönetmeliğine göre C sınıfı zemin; NEHRP'e göre B ve C sınıfı zemin; EUROCODE 8'e göre ise A ve B sınıfı zemin olduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak söz konusu oluşturulan haritalar, ön etütler, fizibilite çalışmaları, arazi kullanım politikası, şehir planlaması ve tasarımına yardımcı olacak, farklı zemin özelliklerin dağılımını doğru ve kolay bir şekilde temsil edebilecektir.
Elazığ ili (merkez) ziyaret yerleri
EK-4 ÖZET "Elazığ İli (Merkez) Ziyaret Yerleri" konulu tez çalışmasında öncelikle "Giriş" kısmında araştırmanın konusu, belirlediğimiz çalışmaya hangi amaçlarla yön verdiğimiz, alan araştırması niteliğinde çalıştığımızdan hangi sahada derleme yaptığımız, araştırmaya başlama tarihimiz, ne gibi ön hazırlıklarda bulunduğumuz, gözlemlerimizi ve mülakatlarımızı nasıl sürdürdüğümüz, kaynak kişilerle olan münasebetlerimiz izah edilmiştir. Ardından çahşma yaptığımız yöreye dair tarihî ve coğrafî bilgiler kısaca verilmiştir.Ziyaret yerleri konusu bazı kavramları içerdiğinden bu kavramlardan velî, ziyaret yeri, türbe ve yatır inancı, keramet ve menkabe anlayışları açıklanmıştır. Açıklamalardan sonra araştırmanın esas konusunu teşkil eden "Elazığ İli (Merkez) Ziyaret Yerleri" hakkındaki bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler tamamlanınca "Sonuç" kısmında genel bir değerlendirme yapılmıştır. "Ekler" bölümünde Kaynak kişilere ait bilgiler, çalışma esnasında yararlandığımız kaynaklar, mülakatlarda yöneltilen sorular, yörenin haritası ve konuyu zenginleştirmek, sunulan bilgilerin kanıtlanabilir hale gelmesini sağlamak için fotoğraflar verilmiştir.
Elazığ ili Kalkolitik Dönem ok uçlarının tipolojik analizi
İnsanoğlunun mağaralarda yaşadığı Paleolitik çağlarda, avcılık ve toplayıcılıkla geçinirken taş çeşitlerini kullanmış ve bunlara zamanla işlevsel olabilmesi için şekiller vermeye başlanmıştır.İnsanların ilk yerleşik hayata geçtiği Neolitik' ten itibaren, insanlar bu taş silahları, daha da geliştirmiş; taş baltalara kemik saplar takmaya, obsidiyen ok uçları yapmaya, kemik saplı obsidiyen ve çakmak taşı bıçaklar üretmeye başlamışlardır. Kalkolitik Çağ ile birlikte giderek gelişen sosyal dinamizmin doğal çevre olanaklarını zorlaması konumuz olan ok uçlarını daha da işlevselleştirmiştir.Elazığ yöresindeki Arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkartılan ok uçlarının detaylı olarak incelenmesi bu çerçevede Doğu Anadolu ve Çevresindeki Kalkolitik Çağ ok uçlarının tipolojik olarak kendinden önceki ve sonraki dönemlerle karşılaştırılması avlanma geleneğinin esasını oluşturan ok uçlarının arkeolojik dönemler içerisinde değişim ve gelişim süreci nasıl gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
Elazığ fıkraları ve fıkra tipleri (Bağlam merkezli bir inceleme)
Bu çalışmada Elazığ'da derlediğimiz fıkraları ve bu fıkralardaki fıkra tiplerini ele aldık. Çalışmanın özelliği, Elazığ'da derlenen fıkralar üzerine bağlam merkezli bir bakış açısıyla yapılan müstakil bir çalışma olmasıdır. Tezin genel başlıkları şunlardır: "Elazığ ile İlgili Genel Bilgiler", "Fıkra", "İşlevleri Açısından Elazığ'da Derlenen Fıkralar", "İcra Bağlamı Açısından Elazığ'da Derlenen Fıkralar", "Elazığ'da Derlenen Fıkralarda Fıkra Tipi", "Fıkra Tiplerine Göre Elazığ'da Derlenen Fıkraların İcra Bağlamları", "Sonuç", "Kaynakça", "Ekler". Fıkralar, anlatmaya bağlı folklor ürünleridir. Bu çalışmada fıkralar sahadan derlenirken bağlamı ile birlikte derlenmiş; böylece fıkraların icra bağlamına göre özellikleri ve işlevleri tespit edilebilmiştir. Sadece metni derlemek, fıkrayı eksik değerlendirmektir. Çünkü her folklor ürünü özel bir metindir ve anlatıcısından, anlatılma ortamından bağımsız düşünülemez. Bu bakımdan kaynak kişiler ve anlatma ortamlarıyla birlikte anlatıların sosyal hayatta hangi işlevleri yüklendiği de çalışmamızda yer almıştır. Ayrıca derlenen Elazığ fıkralarının fıkra tipleri de tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Elazığ, fıkra, fıkra tipi, kuram, işlev, bağlam
Sosyal girişimcilik faaliyetleri bağlamında sivil toplum kuruluşlarının algısı: Elazığ il örneği
Küreselleşmeyle birlikte günümüzde toplumların yaşadığı sorunlar artarak devam etmektedir. Dolayısıyla, sorunlara yönelik çözümlere olan ihtiyaç artmaktadır. Sorunlarla mücadele konusundaki çözümler, tüm gelişmelere rağmen yetersiz kalmaktadır. Sorunların çeşitli olması ve birçok toplumda görülmesi, üretilen çözümlerin etkili ve sürdürülebilir olmasını da gerektirmektedir. Böylece, sosyal girişimcilik kavramının ön plana çıktığı görülmektedir. Sivil toplum kuruluşları da sosyal sorunların çözümünde sosyal girişimciliği kullanarak toplumsal değişim yaratmaya çalışmaktadır. Sivil toplum kuruluşları ile sosyal girişimciliğin alanları karışmakta ve ortak özellikler sergilemektedirler. Tezin çalışma alanı da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Çalışmada; sivil toplum kuruluşlarının sosyal girişimcilikle olan ilişkileri ele alınmaktadır. Araştırmanın amacı; Elazığ'daki STK'ların gerçek anlamda sosyal girişimcilik yapılarının var olup olmadığını tespit etmektir. Veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. "Sivil toplum kuruluşları sosyal girişimciliği biliyor mu?" sorusuna cevap aranmıştır.
Elazığ türkülerindeki ahlaki değerler
Türküler, bir yörenin kültürel özelliklerini içeren en önemli sözlü ve yazılı kültür unsurlarından biridir. Türkülerde kullanılan semboller, işlenen konular, anlatılan duygular; o yörenin sahip olduğu gelenekleri, sosyolojik özellikleri ve kültürü hakkında çok önemli fikirler vermektedir. Türküler, Türk toplumunun sahip olduğu özelliklerini, tarihini, gelenek ve göreneklerini en güzel şekilde yansıtan unsurlardandır. İnsana ait tüm duyguları, hisleri içeren türküler, aynı zamanda Türk toplumunun kültürel ve sosyo-ekonomik yaşamını yansıtan değerlerdir. Elazığ-Harput türküleri de Türk Halk Müziği içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. Elazığ-Harput yöresinin eski bir yerleşim bölgesi ve içinde birçok etnik kökeni barındırması sebebiyle Türk kültürü içerisinde çok önemli bir yere sahiptir ve birçok yöreyi de kültürüyle etkilemiştir Sevgi, saygı, dürüstlük, dostluk, vefa, adalet, hoşgörü, alçakgönüllülük gibi pek çok değeri kapsayan değerler eğitimi konusu, eğitimin duyuşsal boyutunda yer almaktadır. Değerler eğitiminin öğretimi bilişsel hedeflerin öğretimi kadar kolay değildir. Zira içeriğinde göreceli olarak toplumda olması gereken ideal insani değerlerin somutlaştırılması söz konusudur. Türk kültürünün önemli kaynaklarından biri olan türkülerin; halkın değer yargılarını, yaşam biçimini, acılarını, sevinçlerini, inançlarını, örf ve âdetlerini, gelenek ve göreneklerini nesilden nesillere aktardığı görülür. Popüler kültürün etkisiyle bugünlerde öğrencilerin uzak kaldığı türkülerin; öğrencilere içeriğiyle değer yargılarını kazandırmada, ezgisiyle değerleri somutlaştırmada etkili olabileceği düşünülmektedir. Türk milli eğitim sisteminin genel amaçlarında da yer aldığı gibi eğitimin duyuşsal boyutunun en az bilişsel boyutu kadar önemli olduğu söylenmektedir. Araştırmada halk edebiyatının seçkin örneklerinden Elazığ-Harput türküleri, sevgi, saygı, sabır, vefa, hoşgörü, kanaatkârlık gibi değerler bakımından incelenmiş ve öğrencilere değerler eğitimini aktarmada işlevsel bir boyut kazandırabileceği düşünülmüştür. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, sorumluluk sahibi, toplumsal olaylara duyarlı, kültürel değerlerinin farkında olan ve bunları yaşatan nesiller yetiştirmeyi amaçlar. Toplumun var olabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesini sağlayan temel faktörlerden biri, değerlerini korumak ve nesilden nesillere aktarmaktır. Bu amaç doğrultusunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde ve hayatta sıkça gerekli olan değerlerin aktarımında kullanabileceğimiz Elazığ türkülerindeki değerler tespit edilerek anlatılabileceğimiz konularla ilişki kurulmuştur. Bu çalışma, türkülerden yararlanarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde değer eğitiminin mümkün olup olmadığını ve değer eğitiminde türkülerin etkisini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu durumu açıklamak için çalışmanın Giriş kısmında Elazığ-Harput bölgesinin fiziki, sosyo-ekonomik ve musikisi ile alakalı malumatın akabinde, birinci bölümde türkü ve değerlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Elazığ-Harput bölgesine ait türkülerde değerler tespit edilmiş ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde kullanımı hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde de çalışma neticesinde elde edilen veriler genel olarak değerlendirilmiştir.
Spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencilerinin sporcu kimliği ve akran zorbalığının incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu çalışmanın odak noktası, zorbalık ve akran zorbalığı ile ilişkili faktörleri, spor yapan ve spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin sporcu kimliğine ve akran zorbalığına etkisini incelemektir. Çalışmanın evrenini Elazığ Milli Eğitim'e bağlı ortaokullar oluştururken örneklemini ise 2020-2021 Eğitim döneminde Elazığ Milli Eğitim'de eğitim gören 427 öğrenciye ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmada Sporcu Kimliği Ölçeği (SKÖ) ve Zorbalık Eğilimi Ölçeği (ZEÖ) kullanılmıştır. Anket verilerinin SPSS 22 analiz programı ile frekans, yüzde ve anlamlılık tabloları oluşturulmuştur. İkili karşılaştırmalar için Mann Whitney U-testi, ikiden fazla karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis analizi tablolarından faydalanılmıştır. İki ölçeğin birbirine olan etkisini bulmak için ise korelasyon ilişkisinden yararlanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin sporcu kimlik düzeyi puanları birçok araştırmaya göre düşüktür. Yaş ve sınıf arttıkça sporcu kimliğinin arttığı ve sporcu kimliğinin daha iyi oluştuğu görülmüştür. Sporcu kimliğinde erkek öğrencilerin puanının daha yüksek olduğu; Spor yapan ve takım sporları yapan öğrencilerin puanının daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin Spor lisansı olma, Kick boks ve futbol yapan öğrencilerin SKÖ puanların daha yüksek olduğu ve görülmüştür. Öğrencilerin ZEÖ'de erkek öğrencilerin daha yüksek olduğu, 14 yaş öğrencilerin Zorbalık eğilim puanının daha yüksek olduğu ancak Rahatsız Olmama eğilimi alt boyutunda 11 ve 12 yaş öğrencilerin rahatsız olmama eğilim puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Rahatsız olmama eğilimi küçük yaşlarda görülürken ileriki yaşlarda bu eğilim azalmaktadır. Spor yapmayan öğrencilerin ve lisansı olmayan ve bireysel spor yapan öğrencilerin puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Koşu, kick boks, futbol, tenis sporuyla ilgilenen öğrencilerin, diğer branş yapan göre öğrencilere göre puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sporcu kimliğinin akran zorbalığını %19 oranında azaltıcı bir etkinini olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sporcu kimliği, Zorbalık eğilimi, Zorba, Zorbalık mağduru, Ortaokul öğrencileri
Elazığ ilindeki futbol antrenörlerinin sportif başarılarının zaman yönetimi ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Değişen yaşam şartları ve gelişen teknoloji, daha karmaşık bir yaşam tarzını da beraberinde getirmiştir. Bu karmaşık yapının içinde başarılı olmanın en önemli yolu, zamanı iyi değerlendirebilmek, başarılı bir zaman yönetimi planı yapabilmektedir. Zaman yönetimi kavramının spor alanında kullanılması ile sporun daha ileri seviyelere taşındığı görülmüş, sistematikleşme beraberinde başarıyı getirmiştir. Etkili zaman kullanımının üretkenlik ve performansı olumlu etkilediği görüldüğünden, başarının en önemli faktörlerinden olan antrenörlerin zaman yönetimi becerilerini de mercek altına almak ve geliştirmek sportif başarıyı daha da artıracaktır. Bu çalışma ile Elâzığ ilinde bulunan futbol antrenörlerinin zaman yönetimi becerilerini değerlendirmek ve bu becerilerin takım başarısı üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) Elâzığ Şubesi'ne kayıtlı 61 futbol antrenörü oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma yürütülürken; zaman planı, zaman tutumu ve zaman harcattırıcılar olmak üzere üç alt boyuttan oluşan, 27 maddelik Zaman Yönetimi Anketi (ZYA) katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Çalışmada 3 ana hipotez öne sürülmüş ve test edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda antrenörlerin zaman yönetimi becerisi ve takımların gösterdiği başarı arasındaki ilişki ve bu ilişkinin yönü değerlendirilmiştir.
Biyolojik afet (COVID-19) ve doğal afet (deprem) zamanında gruplararası tehdit algısı ve dini tutumun Suriyelilere ilişkin ön yargıdaki rolü
Bu çalışmanın temel problemi toplumsal travmalar olan afetlerin yaşandığı süreçte bireylerin dini tutumlarının ve tehdit algılarının, onların ön yargısal tutumlarında nasıl bir rolünün olduğunu ortaya koymaktır. Bu nedenle bu tezin temel amacı, doğal bir afet olan depremi ve biyolojik bir afet olan COVID-19 pandemisini aynı zaman diliminde yaşayan yerli halkın, Suriyeli sığınmacılara yönelik ön yargısal tutumlarında ne gibi bir değişiklik olduğunu ve bu değişikliklerde onların dini tutumlarının nasıl bir rolünün olduğunu betimlemektir. Tecrübe edilen bu durumun daha derinlemesine anlaşılması ve katılımcıların mevcut duruma yaklaşımlarını daha iyi anlamak için bu tez çalışmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve desen olarak fenomenoloji (olgubilimsel) tercih edilmiştir. Durumlar arasında zenginliğin oluşması için ise amaçlı örnekleme türü belirlenmiştir. Araştırmaya 25 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara hazırlanan görüşme formunda bulunan sorular yöneltilmiş ve elde edilen veriler ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Daha sonra veriler betimsel ve içerik analiz teknikleri aracılığı ile çözümlenmiştir. Bu tez çalışmasında aynı dine mensup olmanın ve dini inancın, Suriyeli sığınmacılara yönelik ön yargısal tutumları azalttığı veya ortadan kaldırdığı görülmüştür. Bununla beraber deprem ve COVID-19 gibi afetlerin yaşanmasının, yerel halkın Suriyeli sığınmacılara yönelik olumlu tutumların oluşmasına ve ön yargısal tutumların azalmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Katılımcılarda Suriyeli sığınmacılara yönelik sembolik ve gerçekçi tehdit algılarının olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tehdit algılarının azalmasında dini benzerliğin olumlu bir yönde etkisinin olduğu görülmüştür.
Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğrencilerinde yeme tutum davranışı ve depresyon belirtilerinin değerlendirilmesi
Depresyon ve yeme bozukluğu günümüzde kişilerin fiziksel ve psikolojik sağlığını kötü yönde etkileyen, günlük yaşamında aksamalara sebebiyet veren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde okuyan öğrencilerde depresyon belirtisi görülme sıklığı ile yeme bozukluğu belirtisi arasındaki ilişkiyi araştırmak için yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde bulunan 272 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırmada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Yeme Tutum Testi (YTT) kullanılmıştır. Anket uygulaması araştırmacılar tarafından online şekilde yapılmıştır. Veriler istatistik paket programına kaydedilmiş, istatistiksel analizlerde ki-kare analizi, Kolmogorov-Smirnov ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Öğrencilerin yaş ortalamaları 21,2±2,9 yıl olup, %41,9'u kadındır. Araştırmaya katılan öğrencilerin BDÖ toplam puan ortancası 17 (9-24), YTT toplam puan ortancası ise 11,5 (8-19)' dur. Çalışmaya katılan öğrenciler arasında depresyon belirtisi görülme sıklığı %50.7 ve yeme bozukluğu görülme belirtisi ise %9.6'dır. Çalışmamıza katılan öğrencilerde depresyon ile yeme bozukluğu belirtileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak; çalışmamıza katılan öğrencilerin yarısında depresif belirtiler ve yüzde onunun da yeme bozukluğu belirtileri gösterdiği bulunmuştur. Depresyon ve yeme bozukluğuna sebebiyet verecek risk faktörleri göz önünde bulundurulup önleyici ve tedavi edici programlar planlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Öğrenci, Depresyon, Yeme Bozukluğu,
Covid-19 sürecinde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, Covid-19 sürecinde Elazığ ili Merkez ilçesinde bulunan fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime olan tutum ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılının II. döneminde Mayıs-Haziran aylarında uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Elazığ ili Merkez ilçesinde bulunan 177 (94 kadın, 83 erkek) fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya çeşitli nedenlerle 23 öğretmen katılamamış ve araştırmanın örneklemini 154 (84 kadın, 70 erkek) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini toplamak için Ağır (2007) tarafından geliştirilmiş olan "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hem nicel hem de nitel yöntemle aynı anda kullanıldığı karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğretmenlerden toplanan nicel veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre katılımcıların uzaktan eğitime olan tutumlarının cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı saptanmıştır (p=.745>.05). Fakat az bir farkla erkek öğretmenlerin tutumları kadın öğretmenlerin tutumlarından yüksek çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumları ile internet kullanım süreleri arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p=.299>.05). Bunun yanı sıra öğretmenlerin mesleki kıdemlerinin uzaktan eğitime olan tutumları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu [F = 4.339, p=.006>.05] ve hizmet yılı arttıkça öğretmenlerin tutumlarının olumsuz yönde değiştiği saptanmıştır. Aynı şekilde öğretmenlerin uzaktan eğitim hakkında bilgi sahibi olmaları, tutum düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı saptanmıştır (p=.210>.05). Öğretmenlerin lisansüstü eğitimi almaları uzaktan eğitime olan tutumunu olumlu yönde etkilemektedir (p=.0029<.05). Araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formundan elde edilen bulgular incelendiğinde; öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu uzaktan eğitimin ne demek olduğunu bildikleri anlaşılmaktadır. Uzaktan eğitimin fen bilimleri derslerinde etkili olup olmayacağı düşüncesi ise bir grup öğretmen dersin uygulama gerektiren bir ders olmasından dolayı etkili olmayacağını düşünürken, diğer bir grup öğretmen ise teknoloji destekli dersin daha etkili olacağı kanaatindedir. Öğretmenler uzaktan eğitimin avantajlarının ve dezavantajlarının da farkındadır. Bu araştırma sonuçlarına göre fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitim hakkında daha yeterli donanıma sahip olmaları için hizmet içi eğitime alınmaları ve kendilerini bu alanda geliştirmeleri önerilmektedir.
Elazığ ilinde güneş enerjisi santral yerlerinin CBS ve AHP yöntemleri ile belirlenmesi
Dünyada enerjiye olan talep her geçen gün artmaktadır ve artan talebe paralel olarak yenilenebilir enerji kaynakları ön plana çıkmaktadır. Yenilenebilir enerji türleri arasında en çok enerji potansiyeline sahip enerji türü güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin kullanılabilmesi için Güneş Enerji Santrallerinin (GES) kurulması gerekir. GES kurulum maliyeti çok yüksektir. GES kurulum maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı kurulum için yapılacak fizibilite çalışmaları oldukça önem arz etmektedir. Fizibilite çalışmalarında kullanılan parametrelerin başında yer seçimi gelmektedir. GES için uygun yerlerin seçimi teknik, ekonomik ve çevresel hususların dikkate alındığı mekânsal değerlendirmeyi gerektirir. Bu çalışmada, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHP) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile güneş enerji santralleri için uygun yer seçimi incelenmiştir. Yer seçiminde önemli olan kriterler güneş enerjisi potansiyeli, eğim, bakı, enerji hatlarına uzaklık, akarsulara ve göllere uzaklık, yerleşim alanlarına uzaklık, karayollarına uzaklık, demiryollarına uzaklık, deprem fay hattına uzaklık, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) boru hattına uzaklık ve yıllık bulutsuz gün sayısı ortalaması olarak tespit edilmiştir. Önemli olan kriterlerin AHP ile kendi aralarında belirlenen önem seviyesine göre ağırlıkları oluşturulmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda CBS analizlerinden faydalanılarak Elazığ ilinde güneş enerji santralleri kurulumu için uygun konumlar Elazığ iline ait harita üzerinde belirlenmiştir. Çalışmada tespit edilen GES alanları ve mevcut olan GES'lerin konumlarının karşılaştırılması yapılarak çalışmanın doğruluğu gösterilmiştir.
Elazığ ruh sağlığı hastalıkları hastanesinde görev yapan hemşirelerde iş yaşam kalitesinin irdelenmesi
Sağlıklı ve nitelikli hasta ile çalışan sonuçlarının alındığı bir yapı olmasıyla birlikte, kalitenin hasta memnuniyetine etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sağlık çalışanlarında özellikle de hemşirelerde iş yaşam kalitesinin irdelenmesi önemlidir. Bu çalışmada hemşirelerin iş yaşam kalitesi düzeylerini ve ilişkili faktörleri belirleyebilmek amaçlanmıştır. Kesitsel tipte olan bu çalışma, Elazığ Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi'nde görev yapan 199 hemşire arasında yapılmıştır. Hemşirelere içerisinde Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin (HİYK) de yer aldığı bir anket direkt gözlem altında uygulanmıştır. Araştırmada hemşirelerin %51,3'ü kadın, yaş ortalamaları 38,4±8,2 yıl, HİYK toplam puan ortalaması 115,0±21,5 olarak bulunmuştur. Evlilerin, çocuğu olanların, eğitim durumu lise/ön lisans olanların, kadrolu çalışanların, nöbet tutmayanların, kurumdan ayrılmak istemeyenlerin, kurumda alınan kararlarda fikri alınanların, kariyer hedefi karşılananların HİYK ölçek alt boyutları ve toplam puanının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Son bir yıl içinde hasta ve/veya hasta yakınlarından şiddet görenlerin, ekonomik durumunu kötü algılayanların, çalışma süresine göre iş yükünü fazla olarak ifade edenlerin, sağlık durumunu kötü olarak algılayanların ve iş yaşam kalitesini kötü olarak değerlendirenlerin HİYK ölçek alt boyutları ve toplam puanının daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Cinsiyet ile çalışılan birim açısından HİYK ölçek toplam puanı, ekonomik durumu algılama, nöbet tutup tutmama açısından ölçeğin iş algısı, fazla mesaisi olanlarla olmayanların yöneticiler ile ilişkiler alt boyutu farklılık göstermemektedir (p>0,05). Sonuç olarak, bu araştırmada Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesinde çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitesi düzeyi ortalamanın üzerinde bulunmuştur. Hemşirelerin sosyoekonomik durumlarını, sağlık durumlarını, çalışma koşullarını, mesleğe olumlu bakış ve yaklaşımlarını geliştirebilecek düzenlemelerin planlanması ve hayata geçirilmesinin iş yaşam kalitesini daha da arttırabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hemşire, iş yaşam kalitesi, ruh sağlığı, çalışma şartları
Mobilya sektöründe Mavi Okyanus Stratejisi; Elazığ ili örneği
Türkiye'nin önemli sektörlerinden biri de mobilya sektörüdür. Ancak sektördeki aşırı rekabet kar payını azaltmaktadır. Mavi Okyanus Stratejisi sektör paydaşlarının ülke içinde değer sisteminde çalışılarak yurtdışı piyasalarda rekabet şansının artmasında önemli etki yapacak potansiyeldedir. Bu araştırmanın temel amacı; Elazığ ilinin mobilya sektörü için Mavi Okyanus Stratejisi ni belirleyerek firmaların değer zincirinde büyümelerine katkı sunmaktır. Çalışmada öncelikle Dünya, Türkiye ve Elazığ ilinin mobilya sektörü için mevcut durumu ortaya konulmakta, sektörün sorunları ve bu sorunların çözümüne uygun stratejiler belirlenmektedir. Çalışma sonucunda tüm sektörlerde olduğu gibi mobilya sektöründe de rekabetin yoğun olduğu çekişmeli bir pazar yapısı olduğu belirlenmiştir. Söz konusu rekabetin azaltılması için mobilya sektöründe uygulanabilecek Mavi Okyanus Stratejisi ortaya konulmuştur. Böylece Elazığ ili örneğiyle firmaların anlamsız yurtiçi rekabet yerine Mavi Okyanus Stratejisi ni uygulayarak yurtdışı Pazar alanı oluşturmaları ve oyunun kurallarını kendileri belirlemelerine katkı hedeflenmiştir. Mavi Okyanus Stratejisi nin uygulanmasıyla Elazığ ili mobilya sektöründe ürünlerin farklılaştırılması ve düşük maliyetli üretim şeklindeki avantajlarla sektörün geliştirilmesi önerilmektedir.
Köykent projesi kapsamında tasarlanan konut ve çevresinin sürdürülebilir kriterler açısından incelenmesi, Elazığ Sarıevler örneği
Sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan hızlı kentleşme olgusu ülkemizde de etkisini göstererek olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Şehirlerde artan imkânlar kırdan kente göçü tetiklemiş, kırsalda tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerinde azalmaya sebep olmuştur. Bunun yanı sıra çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynaklar tüketimi gibi negatif yansımalar da kendini göstermiştir. Şehirleşme faaliyetlerini kırsal kesimlere ulaştırarak devam etmekte olan göç dalgasının yönü değiştirilmeye ve kentte meydana gelen yoğunluk azaltılmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 1980'lerde güvenlik kaygısı sebebiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yoğun göç yaşanmıştır. Güvenlik nedenlerinin yanı sıra kentleşme hızını düşürmek, bölgedeki kentlerde üretimi artırmak amacıyla tasarlanan köykent projesi hayata geçirilmiştir. Türkiye'nin en büyük göçebe aşireti olan Beritan Aşireti mensupları için, köykent projesi kapsamında, topluluğun yerleşik hayata geçmesi amacıyla çalışmalar başlatılmıştır. 1981 yılında Elazığ ve Diyarbakır yerleşiminde kalıcı konutlar inşa edilmiştir. Geçimini hayvancılık yaparak sağlayan aşiret mensupları için, Elazığ ili Cumhuriyet Mahallesi'nde Sarıevler olarak adlandırılan alana başvuruda bulunan 127 aile arasından seçilen 109 aile yerleştirilmiştir. Konutların yapıldığı dönemde şehir merkezinden uzakta kalan bölge, günümüzde merkezi alana dönüşüp artan yapılaşmayla değişmeye başlamıştır. Değişen bölge zamanla kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap verememeye başlamıştır. Günümüzde, bölgede bulunan konutlar kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu çalışmada Sarıevler'deki konut ve çevrelerinin çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik düzeylerinin anlaşılabilmesi amacıyla, kullanıcılara anket çalışması uygulanarak elde edilen girdiler gözlem ve görüşmelerle desteklenmiştir. Anket verileri SPSS 26 programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Alanı daha verimli bir şekilde tanımlayabilmek için konutlar ve çevresinin mimari çizimleri yapılarak okunmuştur. Bu çalışmadan elde edilecek veriler ile hazırlanacak olan yeni yapılanmada bölgenin gelişimine kültürel, sosyal ve ekonomik anlamda katkı sağlayacaktır. Ayrıca köykent projesiyle yapılmış olan projelerin geliştirilmesi ve kente dahil edilebilmesi yönünde ışık tutacaktır.
Kadın banka çalışanlarının A tipi kişilik özelliklerinin örgütsel bağlılıkla ilişkisi: Elazığ ili örneği
18. yüzyılın başlarına gelindiğinde zenginlik arayışının sonucu olarak buharlı makinaların icadı insanlık tarihi için yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. İnsanlık için dönüm noktası olan Sanayi Devrimi'yle üretim araç ve gereçlerinde büyük bir değişimin yaşanması makinalaşmayı arttırmıştır. Makinelerin getirmiş olduğu kolaylık ve üretkenlik, maddeyi işleme ve geliştirme becerisini arttırmış ve emek gücü yerini makinelere bırakmıştır. Sanayi Devrimi'yle hızla ilerleyen teknoloji, şehir hayatını cazip hale getirerek, bireylere yeni iş imkânları sunmuştur. Yeni sanayi dalları, farklı sektörler, artan rekabet hem işverenler hem de iş görenler için karmaşık bir devrin başlangıcını oluşturarak, klasik çalışma anlayışının yerini modern çalışma anlayışına bırakmıştır. Sanayi ve teknolojinin hızla gelişmeye başlaması, üretimin artması bilek gücüne olan ihtiyacı azaltarak, insanoğlunun zekâsına, aklına, düşüncesine ve bilgisine olan ihtiyacı arttırmıştır. Artan sanayi ve işletmeler rekabeti de beraberinde getirerek, işletmeler arasında âdete bir güç gösterisine dönüşmüştür. Emek, sermaye, girişimci ve doğal kaynaklardan oluşan üretim faktörlerine bilgi unsur da eklenerek, insan unsuruna olan ihtiyaç açıkça gösterilmiştir. İnsan olmadan ne üretim, ne tüketim ne de düzenli ve sistematik bir işleyişten bahsetmek mümkündür. Bütün dünyayı olduğu gibi bütün ekonomik ve sosyal yapıları da şekillendiren insandır. Bu nedenle insan, hayatın her alanında olduğu gibi üretim alanında da vazgeçilmez bir değer haline gelmiştir. Dünya üzerinde var olan örgütler, insan unsurunun öneminin yadsınamaz bir gerçek olduğunun farkında oldukları gibi her bireyin de her örgütte çalışacak potansiyelde olmadıklarını da bilmektedirler. Bunun nedeni de insanoğlunun karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır. Karmaşık yapısı gereği bulunduğu iş ortamına ayak uydurması zor bir süreç olduğu gibi kendini bu iş ortamına ait hissetmeme olasılığı da vardır. Burada örgütsel bağlılık kavramı devreye girmektedir. Örgütsel bağlılık, kişinin örgüte karşı psikolojik durumudur. Bu durumu etkileyen birçok faktör vardır. Kişilik özellikleri bu faktörlerden biridir. Bireyin kişilik özellikleri ile bulunduğu örgüt yapısı arasında negatif veya pozitif bir bağ oluşmaktadır. Bu negatif ve pozitif etkileşim bireyin ve örgütün çıkarları için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı, Elazığ ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel bankalardaki kadın çalışanların A tipi kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Literatür taraması sonucu benzer çalışmaların az ve yetersiz olması bu çalışmanın alana katkı sağlaması yönünde etkili olacağı düşünülmüştür. Bu çalışmada araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden anket metodu uygulanmıştır. Çalışmada kadın banka çalışanlarının A tipi kişilik özelliklerinin örgütsel bağlılığa etkisini ölçmek için Allen ve Meyer tarafından geliştirilmiş Örgütsel Bağlılık ölçeği ile Rossenman ve Friedman tarafından geliştirilen Davranışlar Ölçeği kullanılmıştır. Farklı çalışmalarda bu ölçeklerin güvenirliği ve geçerliliği kabul görmüş olan 5'li Likert Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekte elde edilen veriler SPSS 25.0 değerlendirilmiştir.