Elazığ
344 theses under this subject heading
Kalkınma planları'nın yerel yönetimlere etkileri: Elazığ Belediyesi örneği (2014-2020)
Kalkınma; az gelişmiş veya geri kalmış ülkelerin veya bölgelerin kamu kurumları aracığıyla ekonomik, sosyal, kültürel unsurlarda gelişmesini sağlamaktır. Bölgesel kalkınmayı doğrudan etkileyen yerel idare kurumları; belediyeler, il özel idareleri ve köy ve organlarıdır. Bölgesel kalkınmaya doğrudan etki eden belediyeler il merkezi ve il merkezi ile ilgili alanlarda, yerel kamu kurumları içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Belediyeler; içme suyu şebekeleri, kanalizasyon hatları, ulaşım gibi altyapı ile beraber çevre sağlığı ve temizliği, konut, sosyal hizmet ve yardımları, kültür, sanat ve turizm tanıtımı, ekonomi ve ticaretin arttırılması gibi hizmetleri 5393 sayılı belediye kanunu kapsamında yerine getirerek yerel bölgede yaşayan halkın sosyo ekonomik yapısını, demokratikleşme yönünü, refahını ve yaşam standartlarını geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu tezin amacı; Türkiye'de uygulanan kalkınma planları çerçevesinde yerel yönetim kurumu olan belediyelerin yapmış olduğu faaliyetleri ve yatırımları inceleyerek, belediyelerin bölgesel kalkınmada üstelendiği misyonu ve vizyonunu anlatmak ve belediyelerin bölgesel kalkınmaya olan etkilerinin anlaşılmasını sağlamaktır. Bu amaçları gerçekleştirmek için ortaya çıkan ve araştırma konusu olan bu tez; belediyelerin kamuoyundaki bilinirliğini artırmak ve daha etkili, sürdürebilir bir kalkınmanın sağlanması ve planlanması için gereken şartların bir çerçevesini oluşturmaktadır. Bu çalışmada 2014–2020 döneminde kırsal alanlar olmak üzere Elazığ il genelinde Elazığ belediyesinin, kalkınma planları ilkelerini baz alarak gerçekleştirdiği, devam ettiği ve hedeflediği projeler incelenmiştir.
TRB1 bölgesindeki üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemleri ile bölgesel kalkınma odaklı vizyonu
Bilim, teknoloji ve inovasyon sistemi, Türkiye'de bilimsel araştırma sahasına olumlu yönde katkı sağlayan kuruluşlardan oluşmaktadır. Bu sistem, vizyon (hedefe uygun görünüm) odaklı bilim ve teknoloji politikalarının ortaya çıkmasında devlete önemli katkılar sağlamaktadır. Vizyon odaklı politikaların verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için akademisyenlerin, kamunun ve özel sektörün iş birliği yapması önem arz etmektedir. Bu iş birliğini, TRB1 bölgesinde yer alan üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemi içinde bölgesel kalkınma alanında uygulanan çalışmalarının etkisini yerel ve bölgesel olarak incelemek, bir ilk olarak bu tezin amacıdır. Uygulanan anket çalışması, TRB1 bölgesindeki üniversitelerde görev yapan akademik personellere uygulanmıştır. Bölgedeki üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görev yapan akademik personele 17 sorudan oluşan anket formu uygulanmış ve toplam 250 kişiye ulaşılmıştır. Anket çalışması sonucu teknoloji, ekonomi, girişimcilik, üniversite ve sanayi iş birliği ile ilgili değişkenler ve akademisyenlerin özellikleri/görüşleri arasındaki ilişkiyi inceleyen hipotezler test edilmiştir. Üniversitelerde akademik personel ve öğrenciler için girişimcilik, marka ve patent faaliyetleri, bilime ve uygulamaya dönük projeler, teknoloji ve yenilikçi ürünlerini kendi bünyesinde değerlendirme işlemlerinin küreselleşme sürecinde önemli gelişme sağlayacaktır.
Elazığ'da Cumhuriyet Dönemi imar hareketlerinin değerlendirilmesi
Türkiye'nin kentsel gelişme süreci, Cumhuriyetin ilanı ile Ankara başta olmak üzere diğer Anadolu kentlerinde ekonomik, sosyal ve kültürel değişimlerin yaşanması ile başlamıştır. Türkiye'de 1950'li yıllarda sanayileşme sürecinin başlaması sonucu hızlı kentleşme etkisini göstermiştir. Türkiye'de demiryolu ve karayolu ulaşım ağının sistemli bir hale gelmesi sonucu kentler gelişme ve büyüme göstermiştir. Elazığ'ın kentleşme süreci ise, kentin ilk yerleşim yeri olan Harput'tan valilik ve diğer idari birimlerin mezraya (ova) taşınması ile başlamıştır. 1834'te Harput'un tabiat şartlarının elverişsiz olmasından dolayı mezraya taşınan kentte gelişim yavaş ilerlemiştir. 1934'te demiryolunun yapılması, daha sonra karayolunun gelişmesi ve Keban Barajı ile elektrik enerjisi sorununun çözülmesi sonucu sanayi yatırımlarının artması Elazığ'da kentsel gelişmeyi hızlandırmıştır. Bu çalışmada Anadolu'nun genç kentlerinden biri olan Elazığ'ın günümüze kadar gelişimi, değişimi ve dönüşümü incelenererek bu süreçlerdeki etmenler ele alınmıştır. Daha sonra Elazığ kentleşme süreci, imar planlar ve yatırım kararlarıyla birlikte incelenmiştir. Bu planlar incelenirken, alınan kararların olumlu ve olumsuz özelliklerinin Elazığ'ın kentselleşme sürecine yansıması üzerinde durulmuştur.
Sosyal ve ekonomik destek (SED) alan ebeveynlerin aile süreçlerinin incelenmesi: Elazığ örneği
Bu çalışma, SED hizmetinden yararlanan ebeveynlerin destekten yararlanma süreçlerini (başvuru, değerlendirme ve olası sonlandırma), desteğin çocuğun iyi olma hali üzerindeki etkisini (maddi refah, eğitim, sağlık, katılım, ev ve çevre koşulları, ilişkiler, risk ve güvenlik) ve çocuğun refahını etkileyen aile süreçlerini (kök aile yapısı, evlilik süreci, yaşanılan stres kaynakları ve baş etme yöntemleri) ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda destekten yararlanan 23 anne, 4 babaanne, 1 amca, 1 baba ve 1 hala olmak üzere toplam da 30 özne ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler neticesinde elde edilen veriler, görüşme yönergesi, araştırmanın amacı ve kuramsal yaklaşımlar temelinde nitel veri analiz programı (MAXQDA 12) aracılığıyla analiz edilmiştir. Böylelikle "SED Hizmeti Başvuru, Değerlendirme ve Sonrasına İlişkin Deneyimler", "SED Hizmetinin Çocuğun İyilik Hali Üzerindeki Etkisi" ve "Çocuğun Refahını Etkileyen Aile Süreçleri" olmak üzere üç ana tema oluşturulmuştur. Nitel desende planlanan araştırma kapsamında öznelerin ifadeleriyle sınırlı olmak üzere elde edilen sonuçlara göre, ebeveynlerin destekten yararlanma sürecinde bürokratik işlemleri olumsuz bir durum olarak deneyimlediği, hizmete yönelik değerlendirme sürecinde kadınları güçsüzleştiren bazı durumların göz önüne alınmadığı ve maddi destek dışında herhangi bir destek verilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca öznelerin çoğunluğu tarafından desteğin ölüm-kalım meselesi olarak görülmesi ve maaş olarak algılanması, hizmetin olası sonlandırılma durumuna dair herhangi bir plana sahip olunmadığını gösterebilmektedir. Öte yandan alınan desteğin çocukların genellikle maddi ihtiyaçlarına harcandığı, eğitim, katılım, ev ve çevre koşulları olmak üzere çocuğun diğer gelişimsel ihtiyaçlarına yönelik herhangi bir müdahale gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Kök ailelerine dair verilere bakıldığında, öznelerin erken çocukluk döneminden itibaren yoksulluğu deneyimlediği, aile içi rol ve sorumlulukların toplumsal cinsiyet kalıplarına göre şekillendiği ve baba eksikliğinden dolayı annenin bütün sorumlulukları üstlenmek zorunda kaldığı görülmüştür. Ebeveynlerin evlilik süreçlerinde ise, çoğunlukla çocuk yaşta evlendikleri, kendi rızaları dışında evliliğin fazla olduğu ve evliliğe hazırlık sürecinin kısa tutulduğu görülmüştür. Öznelerin stresli bir durum olarak ifade ettikleri boşanma, ölüm, cezaevi, aile içi şiddet ve zararlı madde bağımlılığının, hem aile içi ilişkilerini hem çevreyle etkileşimi hem de çocukların refahını doğrudan etkilediği anlaşılmıştır. Bu stresli durumların, özellikle baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilediği; bunun yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara neden olduğu görülmüştür. Ebeveynler, bu streslerle baş edebilmek için duygusal ve problem odaklı baş etme yöntemlerini kullanmışlardır. Çalışmadan elde edilen bu bulgular, yapısal aile sistemleri yaklaşımı temelinde aileleri güçlendirici müdahaleler bağlamında tartışılmış ve bulgularla bağlantılı olmak üzere SED hizmetinin etkililiğini arttırmaya yönelik önerilerde bulunulmuş ve ergen çocuğu olan tek ebeveynlere yönelik psikoeğitim programı oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: SED Hizmeti, Çocuğun İyi Oluşu, Aile Süreçleri, Kriz Durumları, Baş Etme Yöntemleri, Psikoeğitim.
Diyarbakır-Elazığ-Şanlıurfa kentli makamsal müzik geleneklerine tarihsel ve analitik bir bakış
Tarihte bilinen isimleri ile Diyarbekir, Harput ve Urfa kentleri, makam müziği açısından Anadolu ve Yukarı Mezopotamya'nın önemi merkezleri olmuşlardır. Söz konusu kentli müzik geleneklerinin günümüze ulaşmış örnekleri birçok müzikal değişken açısından ilgi çekici benzerlik ve farklılıklar içermektedirler. Öte yandan bu kentli geleneklere ait yerel bir müzik terminolojisi de söz konusudur. Çalışmanın ilk bölümünde yöre müziğinin tarihsel arka planı ve yerel müzik terminolojisi konularında derleme bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde çalışma konusu yörede ortak olarak kullanılan Beşiri, İbrahimi, Kürdi, Muhalif ve Nevruz makamlarının tarihsel nazariyat kaynaklarındaki tarifleri araştırılmıştır. Bu makamların Diyarbekir'e ait örnekleri ezgi çekirdekleri metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu makamların Harput ve Urfa'daki örnekleri ile birlikte, bu makamların Azerbaycan, İran, Irak gibi yörenin etkileşim içerisinde olduğu çevre coğrafyalardaki kullanımlarına dair analitik bilgiler sunulmuştur. Sonuç olarak çalışma konusu kentlerdeki yerel makam yapılarının tarihsel kaynaklar ve çevre coğrafyalar ile büyük oranda tutarlılık sergiledikleri gözlemlenmiştir. Ayrıca yöreye özgü çok katmanlı bir makam kurgusu ve bu kurgu üzerine inşa edilen müzikal türlerin/biçimlerin komşu coğrafyalardaki makam müziği uygulamaları ile benzer karakterde oldukları tespit edilmiştir.
Elazığ ilinde acil servislerde çalışanların tükenmişlik sendromunun araştırılması
Acil servis hemşireleri yoğun iş yükü, ağır çalışma şartları ve işte yaşadığı stresler nedeniyle tükenmişlik sendromuna duyarlı bir meslek grubudur. Tükenmişlik insanlara karşı yoğun ilgi gerektiren tüm meslek gruplarında çalışanları risk altına sokan bir durumdur. Genellikle sürekli tekrar eden olaylarda baş etme mekanizmaları düşük olan bireylerde çaresizlik sonucu oluşan bir sendromdur. Etkin ve verimli bir sağlık hizmeti alınabilmesi için öncelikle acil servislerde ve diğer tüm birimlerde çalışan hemşirelerin tükenmişlik sendromu yaşamalarına neden olabilecek tüm risk faktörleri gerek psiko-sosyal, gerek çevresel ve gerekse ekonomik risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile sağlanabilir.
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden beş altı yaş çocuklardaki sosyal becerilerin bazı özellikler açısından incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 5-6 yaş çocukların sahip olduğu sosyal becerileri etkileyen bazı değişkenlerle olan ilişkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinde olup 2010-2011 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan bağımsız anaokullarına devam eden 5- 6 yaş grubu çocukların anne-babaları ve öğretmenleri araştırma evrenini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin anne-babalarına Sosyo-demografik Bilgi Formu, öğretmenlere ise çocukları değerlendirmeleri için Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) uygulanmıştır.Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlenmesi için SPSS 17 paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, okul öncesi eğitime devam eden 5- 6 yaşındaki çocuklar içerisinde, öncesinde kreş veya anaokulu eğitimi alan çocukların sosyal becerilerinin, kreş veya anaokulu eğitimi almayan çocuklara göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmış, ayrıca baba eğitim seviyesi arttıkça çocukların sosyal becerilerinin arttığı belirtilmiştir. Ailelerin sosyoekonomik düzeyi ve çocukların cinsiyetleri de sosyal becerileri etkilemektedir. Araştırma sonuçlarına göre bazı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi Eğitim, Sosyal Beceri, Sosyo-demografik Özellikler.
Yoksulluk olgusu: Elazığ örneği
Yoksulluk, birçok ülkenin olduğu gibi Türkiye'nin de ciddi sorunlarından biridir. Artan yoksulluk hem toplumsal bütünleşmenin hem de iktisadi kalkınmanın önünde büyük bir engeldir.Bu çalışmada, yardım alan hanelerin yoksulluk durumu sosyolojik olarak analiz edilmektedir. Hanelerin yoksulluk durumu şu başlıklar altında incelenmektedir: Sosyo-demografik yapı, kadın ve erkeğin emek piyasasındaki konumu, göç, fiziksel yaşam koşulları, tüketim kalıpları, kent mekânını kullanma biçimleri, geçimlik üretim, borç, geleneksel ilişki ağları, sağlık, yardım, yoksulluk ve zenginlik algısı.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; yoksulluğun tanımı, ilgili kavramlar, yoksulluk göstergeleri ve nedenleri, yoksullukla ilgili yaklaşım ve mücadele yolları ele alınmıştır. İkinci bölümde; Türkiye'de yoksulluk çalışmaları, SYDGM ve Mamurat'ül Aziz Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; dışlanmışlık kavramı ve yoksulluk ilişkisi incelenmiştir. Son olarak dördüncü bölümde ise; uygulanan anketler sonucunda hanelerin yoksulluk durumları analiz edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yardım Alan Haneler, Yoksullukla Mücadele, Yardım Kurumları.
Pazarlamada müziğin kullanılması: Elazığ'daki büyük ölçekli mağazalı perakendeciler üzerinde bir araştırma
Pazarlama bilimi insanların davranış ve düşüncelerini etkileyen unsurlarla yakından ilgilenir. Müzik de insanlar üzerinde bıraktığı psikolojik ve fizyolojik etkiler sayesinde pazarlama çabaları için büyük önem arz etmektedir.Pazarlamada müziğin kullanıldığı durumlar genel bir bakışla; tüketici duygu ve davranışlarını etkilemek; mağaza ortamında atmosferik etki oluşturmak; reklamların hedefine ulaşmasını sağlamak; başarılı bir pazar bölümlendirme ve hedefleme sağlamak ve markalaşma sürecine katkı sağlamak şeklinde ele alınabilir.Müziğin yapısal unsurlarının her birinin insanlar üzerindeki etkileri farklıdır. Bu sayede bu unsurlar pazarlama çabalarında farklı amaçlar için kullanılabilir. Dolayısıyla pazarlama faaliyetlerinde müziğin kullanılması konusu profesyonel şekilde ele alınmalı ve bilinçli şekilde uygulanmalıdır. Aksi takdirde kullanılan müzikler, işletmelerin amaçlarının aksi yönde etki gösterebilir.Bu çalışmada müziğin pazarlamada kullanıldığı durumlar, geçmişteki bilimsel çalışmaların ışığında teorik olarak ele alınmış, sonra da Elazığ ilindeki büyük ölçekli mağazalı perakendeciler üzerinde bir alan araştırması yapılıp bulgular ortaya koyulmuştur.
İlköğretim ikinci kademede branş derslik sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşleri: Malatya ve Elazığ örneği
Araştırmanın temel amacı, İlköğretim ikinci kademede Branş Derslik Sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşlerini alarak değerlendirmektir. Araştırmada nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, tarama modeli, nitel boyutunda ise, durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ve Elazığ il merkezinde belediye sınırlarında bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yedi ilköğretim okulu ve üç özel ilköğretim okulunda görev yapan idareciler, ikinci kademe öğretmenleri ve ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Malatya il merkezi belediye sınırlarında altı adet resmi ilköğretim okulunda ve bir özel ilköğretim okulunda branş derslik sisteminin uygulandığı tespit edilmiştir. Elazığ'da ise bir devlet okulu ile iki özel okulda bu sistemin uygulandığını tespit etmiştir. Bu ilköğretim okullarının tamamına ulaşılarak 12 idareci ile görüşme yapılmış, 113 öğretmen ve 2221 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bu okullardan birinde (Malatya-Mehmet Emin Bitlis İ.Ö.O.) öğretmenler anketleri doldurmak istemedikleri için, öğretmen anketleri dokuz okulda uygulanmıştır. Öğrenci anketleri ise okulların tamamında uygulanmıştır. İki okulun idarecileri görüşme yapmak istemedikleri için, idareci görüşmeleri sekiz okulda yapılabilmiştir.Araştırmada nitel verilerin toplanması amacıyla, idarecilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin toplanması için, öğretmen ve öğrencilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak üzere anketler uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde, her bir madde ile ilgili olarak öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerinin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları tablo halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenler için cinsiyet, mesleki kıdem, okul türü, devlet okulu öğretmenleri için eğitim türü (normal-ikili), branş derslik sistemi ile ilgili bir hizmet içi eğitime katılma durumlarına göre; öğrenciler için ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, devlet okulu ise eğitim türü (normal-ikili) göre branş derslik sistemi ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı istatistiksel tekniklerden bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANOVA, Scheffe (post Hoc) ile yoklanmıştır. Çalışmada nicel verilerin analizinde anlamlılık düzeyi p?.05 olarak alınmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen nitel veriler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Branş Derslik Sistemini uygulayan okullarda fotoğraflar çekilerek, çalışma içerisinde uygun yerlerde kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, genel anlamda öğretmenlerin branş derslik sistemine dair daha olumlu düşünceleri olduğu, buna karşılık öğrencilerin branş derslik sistemine dair olumsuz düşüncelerinin daha ön planda olduğu; devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin, özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre branş derslik sisteminin olumsuz yönlerine daha çok vurgu yaptığı ortaya çıkmıştır. Özel okul idarecilerinin branş derslik sistemine dair görüşlerinin devlet okulundaki idarecilere göre daha olumlu olduğu; bazı devlet okulu idarecilerinin uygulamada karşılaşılan sorunlar nedeniyle branş derslik sistemi uygulamasından vazgeçmek istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca özel okullarda koridorlarda öğrenci dolaplarının olması, Branş Derslik Sistemini öğrencinin tüm gün sınıf sınıf çanta taşıdığı bir eziyet olmaktan çıkarmıştır. İlaveten, özel okullarda tam gün ve daha az sayıda öğrenciyle eğitim yapılması da branş derslik sistemi açısından bir avantajdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Branş Derslik Sistemi, Eğitim Ortamları, İlköğretim okulları
Hizmet pazarlaması ve Elazığ hastanelerindeki uygulaması
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin finansal sorunları ve Elazığ organize sanayi bölgesinde yapılan bir uygulama
Malatya ve Elazığ illeri çevresinde yayılış gösteren Trigonella L. türlerinin morfolojik özellikleri bakımından araştırılması
97 5-ÖZET Bu çalışmada, Malatya ve Elazığ illeri çevresinde yetişen Trigonella L. cinsine ait 18 taksan morfolojik özellikleri bakımından araştırılmıştır. Taksonların morfolojik özellikleri ile ilgili ölçümler toplanan örnekler üzerinde makroskobik ve steromikroskobik olarak yapılmış ve her bir taksonun fotoğrafı çekilmiştir. Her bir taksonun stipul ve çiçek diseksiyonu yapılmıştır. Stipul uzunlukları ilk kez çalışılmış olup taksonlara göre uzunluğu 0,4-1 cm, genişliği ise 0,1-0,3 cm arasında değişmektedir. Türlerin çiçek diseksiyonları birbirinden farklıdır. Alt epidermisten alman kesitlerde stoma indeksleri daha yüksek bulunmuştur. Stoma indeksini hesaplamak için yaprakçıkların alt ve üst yüzeylerinden yüzeysel kesitler alınmış ve mikroskopta incelenmiştir. Birim alana düşen epidermis hücresi ile stoma sayısı Wipple oküler mikrometre kullanılarak tespit edilmiştir. Her bir bitkinin alt ve üst epidermisinden alınan kesitlerin fotoğrafları çekilmiştir. Morfolojik ölçümlerden elde edilen bilgiler küme analizi küme analizi için kullanılmış ve sayısal taksonomik yönden değerlendirilmiştir. Trigonella brachycarpa, Trigonella monspeliaca, Trigonella aurantiaca ve Trigonella coerulescens, kendi içinde bir küme (I. Küme); Trigonella astroites, Trigonella crassipes ve Trigonella lunata, kendi içinde bir küme (II. Küme); Trigonella monantha subsp. monantha, Trigonella monantha subsp noeana, Trigonella plicata, Trigonella orthoceras ve Trigonella foenum-graecum kendi içinde bir diğer küme (IQ. Küme); Trigonella kotschyi, Trigonella velutina ve Trigonella fıscheriana kendi içinde diğer başka bir küme (IV. Küme); Trigonella coelesyriaca ve Trigonella capitata ise herbiri yegane temsilcileri oldukları kümeyi (V. Küme ve VI. Küme); oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Trigonella, Fabaceae, morfoloji, stoma indeksi, küme analizi ve sayısal taksonomi.
Markanın pazarlama açısından önemi tüketici tercihleri üzerindeki etkisi, elektrikli ev aletleri üzerine bir araştırma (Elazığ ili örneği)
Afet sırası ve sonrası geçici barınma sürecinin FRAM ile incelenmesi: Elazığ Kültür Park örneği
Türkiye aktif fay hatlarının bulunduğu bir ülkedir. Fay hatları ülkenin tamamını aynı oranda etkilemese de ülkeye büyük oranda etki etmektedir. Afet sonrası meydana gelecek hasarları en aza indirgemek için afet öncesinde, sırasında ve sonrasında gerekli planlamalar yapılmalıdır. Afetin bir başka önemli konusu ise afet yönetimidir. Afet yönetim süreci en iyi şekilde yönetilirse afetin vereceği hasar ve zararlar en aza indirilebilir. Bu tez çalışması, afet gerçekleşmeden önce tedbirlerin alınması, afet sırası ve sonrasındaysa sürecin sağlıklı, akılcı yol ve yöntemlerle atlatılması üzerine bazı analizleri amaçlamaktadır. Afet sonrası kullanılacak acil toplanma ve geçici barınma alanlarının kent içindeki konumlarının belirlenmesi; bu alanların dağılımı, büyüklüğü ve altyapı özellikleri gibi yeterliliklerinin sağlanabilmesi, kent planlamanın ve afet yönetiminin en önemli konularından biridir. Fonksiyonel Rezonans Analiz Metodu (FRAM), tüm bu maddelerin birlikte analiz edilmesine fırsat veren bir analiz yöntemidir. FRAM, bir durumun nasıl olduğuna ya da olacağına ilişkin ayrıntılı bilgiler veren, insan, yapı, organizasyon ayırmadan birlikte, tüm fonksiyonlar belirlenerek, değişkenlikler tanımlanarak, değişkenlikler arası bağlantıları ve bu bağlantıların nasıl yönetilebileceğine dair önerilerde bulunmaya yardımcı olan bir metottur. Bu çalışmada deprem sırası ve deprem sonrasındaki müdahale çalışmalarının nasıl planlaması gerektiği deprem senaryosu oluşturularak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, FRAM Model Visualiser programında modellenmiştir. Çalışma alanı seçilen Elazığ Kültür Park, afet sonrası önerilen yerleşimi vaziyet planı üzerinden gösterilmiştir. Ayrıca geçici barınma birimleri tasarlanarak afet sonrasında kullanılması planlanmıştır.
Deprem sonrası kentsel dönüşüm konutlarında kullanıcı memnuniyeti değerlendirmesi: Elazığ Abdullahpaşa Mahallesi örneği
Elazığ'da 24 Ocak 2020 tarihinde yaşanan deprem sonrası şehrin birçok bölgesindeki konut ve iş yerleri hasar almış ve bu bölgelerdeki binaların kentsel dönüşüm kapsamında yıkımlarına başlanmıştır. Kentsel dönüşümün uygulandığı bölgelerden biri de çalışma alanı olarak seçilen Abdullah Paşa Mahallesi'nde, Saray Bosna Caddesi ve 267. Sokak arasında kalan, Malatya Caddesi'nin kuzeyinde, D 260. Cadde'ye paralel bir alanda bulunmaktadır. Çalışma alanındaki kentsel dönüşüm uygulamaları 2020 yılında başlamış, 2022 yılında ise tamamlanmıştır. Dönüşüm öncesi toplam nüfus 8656 iken dönüşüm sonrası 9148'e yükselmiştir. Abdullahpaşa Mahallesi'nde 4 etap şeklinde uygulanan kentsel dönüşüm projesinin 3 etabı çalışma alanı içerisinde bulunmaktadır. Bu 3 etabın tamamlanması sonucunda 2141 adet konut inşa edilmiştir. Çalışma alanındaki Toplu Konut İdaresi'ne ait kentsel dönüşüm konutlarının incelenmesi; yapılan uygulamaların güvenilirliği, konutların ve çevresinin kalitesi, kullanıcıların memnuniyet durumlarının belirlenmesi, ilerde yapılacak olan kentsel dönüşüm projelerinde karar vericilere fikir vermesi açısından önemlidir. Son zamanlarda yaşanan doğal afetler yaşam alanlarını etkilemekte ve can kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple deprem bölgesi kuşağındaki kentlerin ve binaların afet öncesi ve sonrasına hazırlıklı olması gereklidir. Ancak depremden etkilenen yerleşim alanları ve binaların afet sonrası uyumsuz tasarlanmaları kullanıcı memnuniyetini olumsuz etkilemektedir. Deprem sonrası yapılacak kentsel dönüşümlerde çevre verilerinin ve kullanıcı profilinin dikkate alınması çalışmanın amacını ortaya koymaktadır. Çalışma alanındaki kullanıcılarla yapılan görüşmeler ve literatür taramalarında elde edilen verilerle anket soruları oluşturulmuştur. Hazırlanan anketler SPSS istatistik paket programı ile analize tabii tutularak ulaşılan sonuçlar irdelenmiştir. Yapılan anket çalışmaları sonucunda kullanıcıların; yapılan konutların büyüklükleri, konut yapımında kullanılan malzemelerin kalitesi, yeşil alan, park ve çocuk oyun alanları gibi konularda memnuniyet düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Konutların deprem, sel ve yangına karşı olan güvenliği, otopark alanlarının yeterli olması ve konutların güvenliği gibi konularda ise kullanıcıların memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmayla Elazığ kentinde Toplu Konut İdaresinin inşa ettiği konut ve çevresindeki kullanıcı memnuniyetinin olumlu yönde artırılması amacıyla öneriler getirilmiştir. Yine çalışmanın doğal afetler sonrasında bölgede ve kentte yapılacak yeni konut ve çevre tasarımlarına yönelik bir yol gösterici olması hedeflenmektedir.
Girişimcilerin banka kredilerine bakış açılarının incelenmesi: Elazığ ili örneği
Girişimcilerin Banka Kredilerine Bakış Açılarının İncelemesi: Elazığ İl Örneği" başlıklı çalışmamızda Elazığ il sınırları içerisinde faaliyet gösteren 320 işletmenin banka kredileri hakkında görüşleri alınmış, kredi kullanımlarının ne sıklıkta ve miktarda yapıldığı ve kredi kullanımına yaklaşımları incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmada katılımcılara 36 soru yöneltilmiş girişimcilerin banka kredilerine karşı beklenti ve tepkileri analiz edilmek istenmiştir. Örneklemden elde edilen veriler Tukey ve Game-Howell testleri ile analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan işletmelerin %23,8'i mikro ölçekli, %27,2'si küçük ölçekli, %40,9'u orta ölçekli ve %8,1'i büyük ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Hizmet, ticaret, üretim, inşaat-taahhüt alanlarında faaliyet gösteren işletmelerden oluşturulan örneklemin %20,3'ü kadın, %79,7'si erkek katılımcılardan oluşmuştur. Analizler sonucunda girişimcilerin finansman sorununun büyük bir bölümünün ticari, katılım, yatırım ve kalkınma bankaları tarafından karşılandığı görülmüştür. Ayrıca banka kredilerine ulaşma zorluklarının işletmelerin büyüklüklerine, faaliyet sürelerine, kuruluş türlerine, sermaye miktarlarına, cirolarına göre farklılık gösterdiği sonucuna da ulaşılmıştır. Girişimcilerin banka kredilerine ulaşma sürecinde kredinin teminatı, kredinin maliyeti, kredi limitlerinin düşük kalması gibi sorunlar yaşadıkları gözlemlenmiştir. Kamu ve Özel bankaların girişimcilerle olan kredi ilişkilerinde yaşanan zorluk ve kolaylıklar incelenmeye çalışıldı. Nicel bir çalışma yöntemiyle hazırlanan bu çalışma girişimcilerin ekonomik faaliyetlerde ihtiyaç duydukları kredi teminlerinin karşılanması, üretim, ticaret ve bankacılık ilişkisinin ne düzeyde olduğunu belirli bir örneklem üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır.
X, Y ve Z kuşağı tüketicilerinin elektronik ticarete ilişkin tutum ve kaygılarının araştırılması: Elazığ ili örneği
Bu araştırmanın temel amacı, X, Y ve Z kuşağı tüketicilerin e-ticarete ilişkin tutum ve kaygı düzeylerinin tespiti ve kuşakların demografik özellikleri açısından e-ticarete ilişkin tutum ve kaygı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Araştırma evreni, Elazığ İlinde ikamet eden 1965-1979, 1980-1999 ile 2000 yılı sonrası doğan kişilerdir. Örneklemi ise, evreni temsil eden rastgele seçilmiş 400 katılımcı oluşturmaktadır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler, SPSS-22 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; betimleyici istatistikler, güvenilirlik (cronbach alpha) analizi, Bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi (Anova) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada, X kuşak tüketicilerinin e-ticarete ilişkin tutumları ile aylık gelir, internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları ve internette alışveriş yapma sıklığı durumları arasında farklılaşmanın olduğu fakat cinsiyetleri açısından bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Y kuşak tüketicilerin e-ticarete ilişkin tutumları ile internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları durumu arasında farklılaşmanın olduğu ancak cinsiyetleri, aylık gelir ve internette alışveriş yapma sıklık durumları açısından bir farklılaşmanın olmadığı saptanmıştır. Z kuşak tüketicilerin e-ticarete ilişkin tutumları ile cinsiyetleri arasında farklılaşmanın olduğu ancak internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları, internette alışveriş yapma sıklıkları ve aylık gelir durumu açısından bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın araştırmada X, Y ve Z kuşak tüketicilerin e-ticaret tutum ölçek geneli puanları arasında eğitim düzeyine, çalışma durumuna, internet kullanım süresi ve internete girişte kullanılan cihaza göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırmada, X kuşak tüketicilerin e-ticarete ilişkin kaygıları ile aylık gelir, internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları ve internette alışveriş yapma sıklığı durumları arasında farklılaşmanın olduğu fakat eğitim düzeyleri açısından bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Y kuşak tüketicilerin e-ticarete ilişkin kaygıları ile internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları durumu arasında farklılaşmanın olduğu ancak eğitim düzeyleri, aylık gelir ve internette alışveriş yapma sıklık durumları açısından bir farklılaşmanın olmadığı saptanmıştır. Z kuşak tüketicilerin e-ticarete ilişkin kaygıları ile eğitim düzeyleri arasında farklılaşmanın olduğu ancak internet alışverişinde kredi kartı kullanmaları, internette alışveriş yapma sıklıkları ve aylık gelir durumu açısından bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Yine araştırmada X, Y ve Z kuşak tüketicilerin cinsiyet, çalışma durumu, günlük internet kullanım süresi, internete girişte kullanılan cihaza ilişkin kaygılarında bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada, Y ve Z kuşak tüketicilerin e-ticaret tutum düzeylerinin X kuşak tüketicilerden daha yüksek olduğu ve e-ticarete yönelik kaygıları açısından ise, X kuşağı tüketicilerin Y ve Z kuşak tüketicilerden daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Elazığ'daki aktarlarda fitoterapi amaçlı satılan bitkiler
Bu çalışma 2020-2022 yıllarında Elazığ Merkez aktarlarında fitoterapi amaçlı satılan bitkilerin tespiti için yapılmıştır. İnsan sağlığını etkileyen ve halk ilaçları olarak bilinen ve aktarlarda satılan bu bitkilerin toplanması, satılması ve tüketilmesindeki önemli hususlar araştırılmıştır. Elazığ aktarlarında satılan tıbbi bitkilerin sayısı 80 olarak bulunmuş ve bunların Latince ve Türkçe isimleri, kullanılış amaçları, kullanılan kısımları, toplanma şekli, bitkinin toplandığı kaynak vb. bilgiler seçilen aktarlara sorulmuş ve alınan bilgiler burada yazılmıştır. 40 familyaya ait olan 80 taksonun 11 tanesi Lamiaceae (Ballıbabagiller), 8 'u Rosaceae (Gülgiller ), 7 'si Asteraceae (Papatyagiller) ve 5 'i Zingiberaceae (Zencefilgiller) familyalarına aittir. Elazığ aktarlarının sattıkları tıbbi bitkilerden çoğunun solunum yolu hastalıkları, zayıflama, ve sindirim sistemi rahatsızlıklarında tedavi ve takviye amaçlı kullanıldığı tespit edilmiştir. Elazığ'da toplanılan ve satılan 36 bitki türü tespit edilirken bitkilerin 44 tanesinin il ya da ülke dışı kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Aktarlara sorulan sorular doğrultusunda tablolar hazırlanıp bitkilerin talep edilme sebepleri ve aktarların bitkileri hangi hastalığın tedavisi amacıyla sattıkları belirtilmiştir.
Fırat Üniversitesi öğrencilerinin algılanan esenlik durumlarının incelenmesi
Sağlıklı bir yaşam tarzı, çeşitli zihinsel ve fiziksel sorunlardan kurtulma ihtiyacı ve sosyal kabul duygusu, modern insanı spor yapmaya iten faktörler arasındadır. Bu bağlamda "Fırat Üniversitesi Öğrencilerinin Algılanan Esenlik Durumlarının Değişmektedir" temel hipotezi kapsamında geliştirilen çalışma, spor yapan öğrencilerin bağımsız değişkenler üzerinde etkili olup olmadığını belirlenmesi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, power analizi ile belirlenen 400 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya katılma şartları, kolayda örnekleme metoduyla seçilmiş kişilere gönüllü onam formu okutularak ve imzalanmasının ardından, 4 soruluk (cinsiyet, yaş bölüm, spor yapma durumu) kişisel bilgi formu ile "Algılanan Esenlik Ölçeği gönüllülük esasına dayalı ve isteğe bağlı olarak uygulanmıştır. Ölçekten alınacak toplamda 144 puan veya skala değeri içerisinde ortalama 4 puan ve üstü ise iyilik halinin yüksek olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda puanın yükselmesi iyilik halinin de artması anlamına gelmektedir. Veriler analiz edildikten sonra, frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri ile birlikte tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için alfa testi ve alt boyutlarını belirlemek için faktör analizi kullanmıştır. Bu çalışmada, cinsiyet ve yaşa göre katılımcıların esenlik seviyelerindeki farklılıkları karşılaştırmak için ikili gruplarda t-testi çoklu karşılaştırmalarda ise çok yönlü varyans analizi (Anova) yapılmıştır, gruplar arası farklılıkların belirlenmesinde ise TUKEY testi uygulanmıştır. Analizler, SPSS (sürüm 22.0) paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin diğer fakültede okuyan öğrencilere göre esenlik durumları yüksek çıkmıştır.
Baskil ve Ağın yöresinde yetişen kırmızı alıç (Crataegus monogyna L.) meyvesinin bazı biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
İnsan beslenmesinde önemli rol oynayan ve eski çağlardan beri hastalıkların tedavisinde kullanılan yenilebilir şifalı bitki ve meyvelerine büyük ilgi gösterilmiştir. Elazığ ilinde yetişen ve tüketilen alıç bitkisi meyvesinin biyoaktif bileşenleri hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle yapılan bu tez çalışmasında, Elazığ'da farklı lokasyonlarda toplanan alıç (Crataegus monogyna L.) meyvesinin, etli kısmının kimyasal ve biyoaktif karakterizasyonu yapılmıştır. Kimyasal karakterizasyon yağ asitlerinin gaz kromatografisi ile D,E,K vitaminleri HPLC ile, fenolikler ve flavonoidler spektrofotometrik tekniklerle belirlendi. Biyoaktivite antioksidan özelliklerin taranmasıyla (serbest radikal giderme aktivitesi -DPPH) değerlendirildi. Elde edilen verilerden özellikle Ağın yöresinde yetişen alıç meyvesinin bioaktif bileşenler ( Yağ asitleri, D,E,K Vitaminler) ve antioksidan özellik bakımından daha yüksek değerlere sahip olduğu ve sağlıklı bir besin kaynağı olarak tüketilip değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Günümüz Hafızlık Kur'an Kurslarında kıraat eğitiminin gerekliliği ve problemleri (Elazığ ili örneği)
Kur'an-ı Kerim, indirildiği günden bu yana, asli safvetini koruyan, zerre kadar tahrife uğramamış, ilk nazil olduğu haliyle, nesilden nesile ne bir kelime katılıp ne de bir kelime atılmadan gelen, Müslümanlar tarafından doğruluğunu korumak için ve sonraki kuşaklara aktarabilmek için, azami derecede çaba sarf edilen kitaptır. Kur'an eğitim ve öğretiminin daha başarılı olması için; öğreticinin niteliği, uyguladığı yöntemler ve kıraat bilgisiyle ne kadar alakalıysa, eğitimin verildiği ortam da bir o kadar önemlidir. İşte o Kur'an eğitim ortamlarından birkaçı olan Elazığ Hafızlık Kur'an Kursları ile görüşülerek kıraat farklılıkları ve alt dalları eğitim programına dâhil edilebilir mi, ya da hafızlığın neresinde verilmeli, sorularını cevaplamak için Günümüz Hafızlık Kur'an Kurslarında Kıraat Eğitiminin Gerekliliği ve Problemleri (Elazığ İli Örneği) isimli çalışma yapılmıştır. Kıraat farklılıkları, anlam bilgisine dair bilgi ve öğretici görüşlerini alıp, eksikliklerin kapanabilmesi ve donanımlı olabilmek için atılabilecek adımlar belirlenmiştir. Araştırmada ağırlıklı olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup bulgulara genel olarak anket verilerinden çıkan sonuçlarla ulaşılmıştır ve değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kısmen kullanılmış olduğu ve doküman analizleri, gözlem ve öğretici görüşlerinden faydalanılmıştır. Öncelikle kıraat ilmi ve hafızlık tanımlamalarına yer verilip bunların geçirdiği tarihi seyirleri incelenmiştir. Sonrasında araştırma bulguları ve yorumlara yer verilip sonuç ve önerilerle çalışma tamamlanmıştır. Elazığ'da bulunan yedi Hafızlık Kur'an Kursu, elli öğreticisi ile görüşme ve anket uygulaması yapılmıştır. Bu araştırmalar sonunda ise kıraat ilminin hafızlıkta yer alması gerektiği tespit edilmiştir.
Afet ve acil durum yönetiminde itfaiye teşkilatlarının çalışmaları ve uygulamaları: Elazığ ili örneği
İnsanlar eski tarihlerden günümüze kadar doğal, meterolojik, insan kaynaklı ve teknolojik afetlere maruz kalmaktadır. Her toplum yaşadığı afet ve acil durumun gerekliliklerine göre afet ve acil durum yönetimi oluşturmasına rağmen dünya genelinde herkes tarafından kabul edilen bir afet ve acil durum yönetimi bulunmaktadır. Afet ve acil durumun yıkıcı etkileri afet öncesi, sırası ve sonrası iyi yönetilerek tamamen ortadan kaldırılamazsa da en aza indirilebilmektedir. Afet ve acil durum yönetiminin evrelerinin gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelere göre gelişmiş ülkelerde daha başarılı yönetilip hayata geçirildiği görülmektedir. Gelişmekte olan Türkiye'de afet yönetim evrelerinden afet sonrasında ki çalışmalar daha fazladır. Bu çalışmada afetin her evresinde yer alan, acil durumlarda çalışma yelpazesi ve sorumlulukları oldukça geniş olan itfaiyeler incelenmiştir. Özellikle Elazığ İtfaiye Teşkilatı'nın Elazığ ilinde 24 Ocak 2020'de meydana gelen depremde ve 2014- 2022 yıllarında afet ve acil durumlar hakkında yaptığı faaliyetler literatür taraması ve görüşme yöntemiyle incelenmiştir. Bu çalışmada afet ve acil durum yönetiminde öncelikle Elazığ İtfaiye Teşkilatı olmak üzere itfaiye teşkilatlarının çalışma ve uygulamaları hakkında tespit ve öneriler belirtilmiştir.
Elazığ ilinde bulunan kamuya ait spor tesislerinden faydalanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin spora bağlılıklarına etkisi
Hizmet sektörü en önemli sektörlerden biridir. Bununla birlikte, ekonomik boyutunun artması yönünde, bilim insanları açısından güzelliğini koruma altına almaktadır. Sporda hizmet sektöründe bulunan bacasız endüstri durumuna gelmesi bilimsel ve ekonomik bakımdan spor hizmetlerinin önemi oldukça dikkat çekici bir boyuttadır. Antrenörler ve sporcular tarafından algılanan hizmet kalitesini belirleme; buna bağlı şekilde antrenör ve sporcu memnuniyetinin kalite boyutlarından hangisinden etkilendiğini, algılanan hizmet kalitesi ve bireysel özellikleri arasındaki ilişkiyi meydana getirmek amacıyla yapılmaktadır. Sonuç olarak çalışmada varılan verilere dayanarak katılımcıların, sporcu kimlik seviyelerinin artmasıyla spora bağlılık seviyelerinde zayıf düzeyde artması beklenir. İki durumda da karşılıklı etkinin sağlanması için sporcu kimliklerini ve spora bağlılığı artırma doğrultusunda faaliyetler yapılmaktadır. Hatta sporcuların kimlik gelişimine katkıda bulunmak için erken yaşta yapılan sportif çalışmalar, sporcu kimliğinin oluşmasıyla birlikte spora olan bağlılık düzeyini artırmaktadır. Bu durumda sportif çalışmalarının artırılması tavsiye edilmektedir.