Personality

434 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Lisansüstü psikoloji programlarındaki öğrencilerin alan tercihlerinde kişilik, çocukluk çağı örselenme yaşantıları ve algılanan ebeveyn tutumlarının rolü

Bu çalışmanın amacı, lisansüstü psikoloji programlarını tercih eden öğrencilerin (klinik psikoloji programı /diğer psikoloji programları) alan tercihlerinde, çocukluk dönemi örselenme yaşantılarının, algılanan ebeveyn tutumlarının ve kişilik özelliklerinin rolünü incelemektir. Bunun yanında, alan tercihlerinde rol oynayan farklı değişkenlerin de ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda karma yöntemlerden eş zamanlı gömülü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmına, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 89 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara sırasıyla Demografik Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği Kısa Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği- Çocuk Formu (KAET-Ç) ve Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu (ÇÖYÖ-KF) verilmiştir. Nitel kısımda, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 79 öğrencinin açık uçlu bir soruya verdiği yanıtlar tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Nicel araştırma bulguları, klinik dışı diğer psikoloji programlarında eğitim gören öğrencilerin annelerinin tutumunda yüksek düzeyde aşırı koruyuculuk ve reddedicilik, babalarının tutumlarında ise yüksek düzeyde reddedicilik algılama ihtimallerinin fazla olduğunu göstermektedir. Ek olarak bu grubun, kişiliğin duygusal dengesizlik boyutunda daha yüksek puanlar alma olasılığı daha yüksektir. Nitel araştırma bulguları da nicel bulguları desteklemektedir. Alan tercihlerinde etkili görülen faktörler klinik psikoloji programlarında sekiz, diğer psikoloji programlarında beş ana tema altında toplanmıştır. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılmaktadır.

Alan tercihiAna-baba tutumuKişilik+5
Buket Karadaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer planlamanın iş hayatına etkisi

Küreselleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan işletmeler çalışanlarını da bu değişime uyum sağlayabilen kişilerden seçmektedir. Kariyer planlamasını hem kendi isteklerine hem de işletme içerisinde bulunulan pozisyona göre yapan birey büyük tatmin elde etmektedir. Kariyer planlaması yaparken çalışanın yanında işletmelere de görev düşmektedir. İnsanlar psikolojik veya fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla meslek yaşamına girerler. Bu ihtiyaçlarını karşıladıkları ölçüde de bulundukları işletmeye katkıda bulunurlar. Günümüzde artık iş görenlerin motivasyonlarını maddi olanakların yanında manevi olanaklar da etkilemektedir. Son yıllarda, çağdaş işletme yönetimi çerçevesinde; küçülme, dış kaynaklardan yararlanma, öz yetenekler gibi uygulamaların gitgide artması işletmelerin yapılarını değiştirmiş ve hiyerarşik yapılardaki kademe sayısı her geçen gün azalmaya başlamıştır. Bu sebeple işgörenlerin kariyer planı yapıp yönetme süreçleri her geçen gün daha da önemli bir hale gelmektedir. Artık işgörenler kariyerlerini belirlerken tek bir işletmeye bağlı kalmamakta, kendine yeni alternatif kariyer yolları yaratmaktadır. Bu çalışmada kişinin kariyerine yönelik planlama yaparken nelere dikkat etmesi, hangi unsurlara öncelik vermesi gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca işletmelere çalışanlarını motive etmek adına büyük sorumluluklar düştüğü için nasıl yardımcı olabilecekleri belirtilmiştir.

KariyerKariyer planlamaKişilik+3
Nilay Durgut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer kararı verme yetkinliği ve kişilik ilişkisi: Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine bir araştırma

Kişilerin hayatındaki en önemli kararlardan biri şüphesiz ki kariyer seçimi olup bireyin hayatını tümüyle etkilemektedir. Yaşam tarzının belirlenmesinde önemli rolü olan bu seçim için bireyin doğru ve isabetli bir karar vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde birey yapacağı yanlış seçim nedeniyle işinde mutsuz, verimsiz ve isteksiz olacaktır. Bu yüzden kariyer seçimi yapılırken kişiliğe en uygun olanı tercih edilmelidir. Çünkü kişiliğe uygun kariyer seçimi, kişinin iş ve sosyal hayatında başarılı ve tatminkâr olmasıyla beraber, mutlu bir yaşam sürdürmesine olanak verecektir. Bu nedenle yapılan çalışmamızda üniversite öğrencilerinin kariyer kararı verme yetkinlik beklentisi ile beş faktör kişilik arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenim gören son sınıf öğrencilerine yüz yüze anket yöntemiyle 410 öğrenciye uygulanmış ve 387 öğrencinin verileri değerlendirmeye alınmıştır. Yüz yüze yöntemiyle uygulanan anket 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik özellikler, ikinci bölümde kariyer kararı verme yetkinlik ölçeği ve üçüncü bölümde ise beş faktör kişilik özelliklerinden oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences 28 (SPSS) programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada demografik özelliklerin kariyer kararı verme yetkinliği ile ilişkisi ve beş faktör kişilik özellikleri ile kariyer kararı verme yetkinliği arasındakiler ilişkiler incelenmiştir. Değişkenler arasında farklılaşma durumunu tespit etmek için iki grup arasında yapılan karşılaştırmalarda t-testi, grup sayısının daha fazla olduğu karşılaştırmalarda One Way ANOVA ve gruplar arasında olduğunun tespiti için Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Ayrıca ölçekler arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için pearson korelasyon analizi kullanılmıştır.

Kişilik
Arzu Güçlü
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özellikleri ve informal iletişim

Bu çalışmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre çok kültürlü kişilik özellikleriyle; okullarda görülen informel iletişimin düzeyini belirlemektir. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup; ölçme aracı olarak "Öğretmenlerin Çok Kültürlü Kişilik Özellikleri ile Okullarda İnformel İletişim" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin Siirt İl Merkezindeki resmi okullarda bulunan 2051 öğretmen oluşturmaktadır, Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 619 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS 21 ve MPlus 7 programlarında organize edilerek, frekans tabloları, uyum istatistikleri, açımlayıcı faktör analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri, doğrulayıcı faktör analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri yapılarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler çok kültürlü kişilik özelliklerinden kültürel empati ve açıklık becerilerini yüksek düzeyde sergilediklerine yönelik algılarının olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özelliklerinin bir boyutu olan kültürel empati becerilerini; diğer boyutlara göre daha çok kullandıklarına yönelik algılarının olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin okullarda informel iletişimin kullanılma sıklığına yönelik yüksek düzeyde algılarının olduğu görülürken; informel iletişimin olumlu sonuçları orta düzeyde olduğu, kullanılma nedenlerine yönelik algılarının yönelik algılarının ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

KişilikKişilik özellikleriÇok kültürlülük+2
Muhammet Behçet Bahadır Yıldırım
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmaya yönelik tutum ile kişilik özellikleri ve kendini damgalama ilişkisi

Bu araştırmada, kişilik özelliklerinin ve kendini damgalamanın yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışma tutumunu nasıl yordadığı incelenmiştir. Araştırmanın katılımcı grubu, 500 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde Online ve Yüz Yüze Danışmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, Psikolojik Yardım Aramada Kendini Damgalama Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin kişilik özelliklerine göre deneyime açıklık ve yumuşak başlılık boyutlarının çevrim içi psikolojik danışmaya olan değerlerini pozitif yönde yordamaktadır. Duygusal dengesizlik boyutu ise çevrim içi psikolojik danışmadan duyulan rahatsızlığı pozitif yönde, sorumluluk ise çevrim içi psikolojik danışmadan duyulan rahatsızlığı negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca, duygusal dengesizlik, deneyime açıklık ve yumuşak başlılık boyutlarının yüz yüze psikolojik danışmaya olan değeri pozitif yönde yordadığı, duygusal dengesizliğin ise yüz yüze psikolojik danışmadan duyulan rahatsızlığı pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Kendini damgalama puanları ise yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmaya olan değeri negatif yönde yordarken, aynı şekilde yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmadan duyulan rahatsızlığı pozitif yönde yordamaktadır. Cinsiyetle ilgili olarak, kadınların yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmaya verdikleri değer puanlarının, erkeklerin ise yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmadan duydukları rahatsızlık puanlarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, daha önce psikolojik danışma alma durumu da yüz yüze ve çevrim içi psikolojik danışmadan duyulan rahatsızlık ve yüz yüze psikolojik danışmaya olan değeri açısından anlamlı farklar göstermektedir. Sonuçlar, literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve alandaki çalışanlara öneriler sunulmuştur.

Kendini damgalamaKişilikKişilik özellikleri+7
İdil Çatalağaç
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik modeli ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin incelenmesi: Algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolü

Geçmişten günümüze yaşamış ve gelecekte yaşayacak bireylerin her birinin kendilerine has özellikleri ve kişilik yapıları olmasına rağmen insanlık ortak davranış kalıplarına sahiptir. Söz konusu davranış kalıplarından biri de bireylerin bulunduğu bağlam ve yaşamış olduğu hayat üzerine karşıt görüşlerini ve eleştirilerini dile getirerek muhalefet göstermesidir. İnsanlığın muhalefet ettiği ortamlardan birisi de çalıştıkları örgütlerdir. Bireylerin sahip oldukları kişilik özelliklerine ve örgütlerinden aldıkları desteğe göre göstermiş oldukları muhalefetin yapısı ve çeşidi değişmektedir. Buradan hareketle bu araştırmanın amacı beş faktör kişilik modeli ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkide algılanan örgütsel desteğin düzenleyici bir rolü olup olmadığını tespit etmektir. Çeşitli sektörlerde istihdam edilen beyaz ve mavi yaka çalışanlardan tek bir zaman diliminde toplanmış olan veriler kullanılarak kişilik boyutları, örgütsel muhalefet ve algılanan örgütsel destek arasındaki ilişkiler tek bir model altında incelenmiştir. Çalışma bağlamında literatür temel alınarak değişkenlerin arasındaki ilişkilerin incelendiği modelin analizi Hayes (2018) tarafından geliştirilen PROCESS Macro ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde dışa dönüklük kişilik boyutunun açık ve gizli muhalefet ile anlamlı ilişkisinin olmadığı ancak dışsal muhalefet ile anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur. Algılanan örgütsel desteğin ise bu ilişkide açık muhalefeti arttırdığı ve dışsal muhalefeti azalttığı yönünde düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer kişilik boyutu olan sorumluluk boyutunun örgütsel muhalefet davranışları ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı ancak algılanan örgütsel desteğin açık muhalefeti arttığı yönünde düzenleyici role sahip olduğu tespit edilmiştir. İncelenen son boyut olan yumuşak başlılık kişilik boyutunun açık, dışsal ve gizli muhalefet davranışları ile istatistiksel olarak anlamlı ilişkisinin olduğu ancak algılanan örgütsel desteğin bu ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda örgütleri tarafından desteklendiklerini algılayan bireylerin çalıştıkları örgütlerin yararına hareket ettiği sonucuna yapılan analizler doğrultusunda ulaşılmıştır. Buradan hareketle yöneticilerin çalışanlarına yönelik olan tutumları üzerine faydalı olabileceği düşünülen çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan örgütsel destekBeş faktör kişilik modeliDışa dönüklük+6
Kaan Yayla
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation on the influence of temperament on l2 achievement in Turkish intermediate level of efl speakers

Since the dawn of psychology, there have been studies conducted to understand human beings behavior and reason behind these actions and reactions and how it affects language acquisition, including L2 acquisition. This study examined the awareness of temperament types among Turkish L2 speakers, and went on to analyze if and how the various temperament affect language learning, acquisition and skills in intermediate level Turkish English language learners. The primary data consisted of 50 males and females to make a total of 100, all took a personality test to determine the category they belong to in their temperament, and in addition went through tests based on different language: vocabulary, grammar, comprehension, and reading, while also being tested in an oral interview for the speaking aspect of L2. The subjects for data collection were purposively selected, and the collated data were analyzed using SPSS (version 20.0) while utilizing ANOVA and Spearman's Correlation Analysis. The findings showed that there was a limited knowledge of what the four temperaments are by the respondents. However, some have an idea what their temperaments might be. This means that majority are aware of the differences in human behavior, and some actually took their time to study what temperaments may be and how it affects human behavior. There was the high awareness of sanguine-phlegmatic tendencies by the respondents. In addition, the role that temperament played in reading is important, which means that the temperament one has goes a long way to either positively or negatively influence the ability to read in English. However, when it came to writing, speaking and listening, the influence of temperament may not be important as they were not significantly correlated to any temperament type. The study concluded that the findings have serious implication for both the students of EFL and the language teachers, and that temperament shows some kind of role in the performance of the second language learning in Turkish learners. Also the teachers should encourage the most reticent students by increasing opportunities for communication and try to make sure that the most outspoken do not drown the latter or hinder them from learning. Keywords: EFL Speaking; Personality; Eysenck; Phlegmatic; Sanguine; Choleric; Melancholic; L2; L1; SLA

NervousnessPersonalitySpeech+7
Damılola Joycelyn Ojo
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın duygusal emeğe etkileri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Çalışanların hizmet gösterimleri sırasında, müşteriler ile iletişim halindeyken, belirli kurallar çerçevesinde harcamış oldukları çaba olarak bilinen duygusal emek, müşteriler veya hizmet alan kişiler ile yüzyüze veya sözlü iletişim gerektiren işlerde sergilenmektedir. Eğitim sektöründe de duygusal emek gösterilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın belirleyici olarak duygusal emeğin öncüsü olup olmadığının belirlenmesi ve duygusal emeğin işten ayrılma niyeti üzerinde tükenmişliğin aracılık etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla literatür çalışması yapılmış olup, hipotezler geliştirilmiştir ve test edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016 yılı Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre İstanbul ilinde bulunan vakıf üniversitelerindeki 5205 akademik personel oluşturmuş olup, örneklem olarak 540 akademik personel ele alınmıştır. Örnekleme 19 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği, 20 sorudan oluşan Kişilik Ölçeği, 18 sorudan oluşan Örgütsel Bağlılık Ölçeği, 22 sorudan oluşan Örgütsel Güven Ölçeği, 22 sorudan oluşan Tükenmişlik ölçeği, 4 sorudan oluşan İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve demografik soruları içeren ve 7 bölümden oluşan 110 soru yöneltilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve t testi, tek yönlü anova testi post-hoc analizi olarak scheffe testine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi ve ayrıca hiyerarşik regresyon analizi ve sobel testi uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın analizine göre; sorumluluk, dışa dönüklük ve duygusal denge kişilik özelliklerinin ve duygusal bağlılığın, devam bağlılığının, yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin duygusal emek üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin ara değişken olduğu, yüzeysel duygusal emek, derinlemesine duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin kısmi ara değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sektöründe duygusal emeğin incelenerek yukarıda bahsedilen değişkenlerle ilişkisi konusunda yapılan bu çalışmanın, alanla ilgilenen araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir.

Duygusal emekKişilikKişilik+5
Hale Nur Güler
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuAnksiyeteErgenler+5
Bilge Küçüker
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite okuyan genç yetişkinlerin mobil telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi) ile kişilik tipleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günümüzde gelişen teknoloji, bazı bağımlılıkların hayatımıza girmesini sağlamıştır. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeyleri ile kişilik tipleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırma modeli, ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırma 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde yapılmış olup, 3. ve 4. sınıf okuyan 300 üniversite öğrencisine ölçekler uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak, Yıldırım vd. (2015) tarafından uyarlanmış Mobil Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Tomrukçu (2008) tarafında uyarlanmış olan Beş Faktörlü Kişi Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-test, varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile dışa dönük kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.232, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile uyumluluk kişilik puanları arasında pozitif orta bir ilişki bulunmuştur (r=.461, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile sorumluluk kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.230, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile duygusal denge kişilik puanları arasında negatif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=-.2184, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile gelişime açıklı kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.255, p<.001). İlerideki araştırmalarda, nomofobinin ortaya çıkmasında kişilik özelliklerinin nasıl etkilediğine yönelik nitel araştırma yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Nomofobi, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Kişilik, Bağımlılık

Cep telefonuKişilikKişilik tiplemeleri+2
Hatice Öz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik, kişilik tipleri arasındaki ilişkiler ve bir araştırma

Günümüz rekabetçi ortamı, sağlık kurumlarında örgütsel davranış modellerini çok önemli bir konu haline getirmiştir. Bir başka ifade ile, örgüt yönetimleri özellikle insan kaynakları alanında önemli bir yer tutan güncel yaklaşımlara yönelmektedir. Güncel yaklaşım olarak özellikle, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri benzeri değişkenler bir miktar fark yaratmaktadır. Tez çalışmasında, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri değişkenleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde tez çalışmasının giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümünde ise araştırma değişkenlerine ilişkin detaylı bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Bu bölümde değişkenler tanıtılmış ve değişkenlere ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, hastane çalışanlarının katılımı ile yapılan araştırma analizlerine yer verilmiştir. Bu bölümde, araştırma modeli, araştırma hipotezleri ve seri analizleri detaylı bir biçimde yer almaktadır. Son bölümde ise araştırma sonuçları yer almaktadır.

Akıllı sadelikDuygusal zekaGüvenlik iklimi+6
Bilge Avcıoğlu Ay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, kişilik tipleri, işkoliklik, stratejik çeviklik ve başarı hedef yöneliminin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma

Günümüz iş dünyasında, teknolojide ve rekabette yaşanan artış nedeniyle işletmeler/ örgütler mevcut yönetim yapılarını, stratejilerini ve uygulama yöntemlerini yeniden gözden geçirmek ya da değiştirmek istemektedirler. İşletmeler, var olan kaynaklarını en üst düzeyde kullanabilmek, yönetebilmek ve düzenleyebilmek amacıyla çeşitli örgütsel düzenlemelere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kapsamda, stratejik çeviklik, çalışmaya tutkunluk, başarı hedef yönelimi, kişilik tipleri, işkoliklik ve iş özellikleri kavramlarının örgütsel bağlılığa etkileri üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde giriş bölümüyle, problemin tespiti, çalışmanın amacı, yöntemi ve ünite planı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, örgütsel kavramlar olan; Örgütsel Bağlılık, Kişilik, Stratejik Çeviklik, Başarı Hedef Yönelimi, İş Özellikleri, Çalışmaya Tutkunluk, İşkoliklik kavramlarıyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde, bu örgütsel kavramlar ve kavramların birbirlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu kısım, ''kolayda örneklem yöntemiyle'' elde edilmiş, kamu sektörü çalışanlarından 125, özel sektör çalışanlarından 75, toplamda 200 anket verisinin analizinden oluşmaktadır. Bu araştırma sonucunun analizi, kurgulanan hipotezlerin testleri ve yorumlanması ile yapılmıştır. Bu çalışmayla, stratejik çeviklik, başarı hedef yönelimi, kişilik tipi, çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, beş faktör kişilik tipi ve işkoliklik kavramlarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikStratejik çeviklik+6
Türkan Yıldız
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özellikleri ve psikolojik semptomların evlilik kalitesi ile olan ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma, evli bireylerin kişilik özellikleri ve psikolojik semptomlarının evlilik kalitesi ile olan ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Korelasyonel desenli olarak düzenlenen bu çalışmada kadın ve erkeklerden oluşan 203 evli katılımcı ile anket çalışması yürütülmüştür. Katılımcılara, içinde evlilik kalitesi, kişilik özellikleri ve psikolojik belirtileri ölçen ölçekler ile sosyodemografik özellikleri belirleyen bilgi formunun bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler betimsel, karşılaştırmalı ve ilişkisel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların demografik değişkenler bakımından evlilik kalitesi puanlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı ve evlilik süresi, eğitim ve eşin eğitim düzeyi ile evlilik kalitesi arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, kişilik özelliklerinden nörotisizm (olumsuz duygusal durumlara eğilimlilik) ile evlilik kalitesi negatif; deneyime açıklık ve dışa dönüklük ile pozitif ilişkili saptanmıştır. Ayrıca, psikolojik semptom ve özellikler arasında depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları, dissosiyatif bozukluklar, öfke, intihar ve bellek sorunu alt boyutlarının evlilik kalitesi ile negatif ilişkisi olduğu yani bu alt boyutların oranın artması ile birlikte evlilik kalitesinin düştüğü bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda, bireylerin evlilik kalitesinin bireysel faktörler ile ilişkili olduğu saptanmış; özellikle kişilik belirtileri ve psikopatoloji değişkenleri ile evlilik kalitesi arasında ilişki olduğu görülmüştür. Sonuçların ilerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalara hem klinik pratik hem de araştırma alanlarına katkı sağlaması beklenmektedir.

EvlilikKişilikKişilik özellikleri+1
Şengül Yarımoğlu Çakıcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal görünüş kaygısının yordayıcıları olarak kişilik özellikleri ve öz anlayış

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinde sosyal görünüş kaygısının yordayıcıları olarak kişilik özellikleri ve öz anlayışın etkisinin belirlenmesidir. Sosyal görünüş kaygısı, kişilik özellikleri ve öz anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da üniversitede öğrenim gören bireyler oluştururken, örneklemi ise 50'si kadın, 50'si erkek olmak üzere toplam 100 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan araştırma tanımlayıcı tarama modelini içermektedir. Örneklem grubundaki gönüllü olan katılımcılara Sosyodemografik Form, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Öz Anlayış Ölçeği uygulanmıştır. Demografik özelliklerin, değişkenler üzerinde etkisinin belirlenmesi için "T- Testi" kullanılmıştır. Kişilik özellikleri ile öz anlayışın, sosyal görünüş kaygısı üzerindeki etkisinin belirlenmesi için de regresyon analizi yapılmıştır. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre öz anlayış düzeyleri incelendiğinde kadınların öz anlayış düzeylerinin, erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre kişilik özellikleri incelendiğinde dışa dönüklük düzeyinde anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin dışa dönüklük düzeyleri, kadınlara göre anlamlı biçimde daha yüksektir. Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm düzeyinin artması sosyal görünüş kaygısını artırmaktadır. Dışa dönüklük düzeyinin artması sosyal görünüş kaygısını azaltmaktadır.

KişilikKişilik özellikleriSosyal görünüş kaygısı+2
Ezgi Kılavuzoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe kişilik özellikleri, yöneticiye güven ve tükenmişlik ilişkilerinde aracılık rolleri

Bu çalışmada banka çalışanlarının yöneticilerine karşı güven duygusunun kişilik özellikleri ve tükenmişlik ilişkisinde aracılık rolü ile tükenmişlik duygusunun kişilik özellikleri ve yöneticiye güven ilişkisindeki aracılık rolü araştırılmıştır. Kişilik dışa dönüklük, nevrotiklik, psikotiklik boyutlarda, yöneticiye güven duygusal ve bilişsel boyutlarda , tükenmişilik, duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarıda düşme hissi boyutlarıyla incelemiştir. Araştırmaya, özel bankaların İstanbul'da bulunan 175 aktif çalışanı katılmıştır. Katılımcıların 114 adedi kadın 61 adedi erkektir. Araştırmada demografik bilgi formu, Eysenck kişilik ölçeği, yöneticiye güven ölçeği, Maslack tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kişilik özelliklerinin yöneticiye güven ile birlikte tükenmişlik üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Yöneticiye güvenin tükenmişlik ve kişilik özellikleri üzerinde zayıf bir aracılık rolünün varlığı ve tükenmişliğin yöneticiye güven ile kişilik özellikleri arasında kuvvetli bir aracılık rolü olduğu yapısal eşitlik modeli yöntemi ile analiz edilerek tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kişilik, yöneticiye güven, aracılık rolü, tükenmişlik

Bankacılık sektörüBankalarGüven+5
Halime Semra Turgut
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ve evlilik doyumu üzerine etkisi

Kişilik özellikleri, evlilik hayatları boyunca bireylerin etkilendikleri ve evlilik yaşamlarına yön veren kavramlardır. Bu araştırma literatür tarama yöntemiyle evli bireylerde kişilik özellikleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumunun ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri 125 evli kadın ve 125 evli erkek olmak üzere toplam 250 evli bireyden elde edilmiştir. Araştırmada bireylerin evlilik uyumları Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilen Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin evlilik doyumları; Çelik ve Yazgan-İnanç (2009) tarafından hazırlanan Evlilik Doyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Evli bireylerin kişilik özelliklerini değerlendirebilmek için Bacanlı ve arkadaşları (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin kişisel özellikleri 13 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, evlilik uyumu beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotizm ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan, evlilik uyumu deneyime açıklık ve yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Evlilik doyumu ile beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde; evlilik doyumu ile nevrotizm arasında negatif yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Diğer taraftan, evlilik doyumu yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, evlilik uyumu, evlilik doyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+3
Ahsen Tuzcu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Borderline kişilik bozukluğu ve bipolar duygudurum bozukluklarında erken dönem uyumsuz şemaların karşılaştırılması

Bu çalışma, erken dönem uyumsuz şemaların borderline kişilik bozukluğu (BKB) ile bipolar duygudurum bozukluğu (BB) üzerinde yordayıcı etkisinin olup olmadığını belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla her iki bozukluğa ait şema boyutları elde edilmiş, daha sonra bu şema boyutları karşılaştırılarak bozuklukların şemalar açısından benzerlik ve farklılıkları tespit edilmiştir. Mevcut olan farklılıkların bozukluklar arasında ayırıcı tanı amacıyla kullanılıp kullanılamayacağı değerlendirilmiştir. Araştırma için gerekli olan verileri toplamak amacıyla klinik alandan 32 BKB tanısı alan, 30 BB tanısı alan toplam 62 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Borderline Kişilik Envanteri (BKE) ve Duygudurum Bozuklukları Ölçeği (DBÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler üzerinde bağımsız örneklemler için t-testi yapılarak değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Analizler sonucunda cezalandırıcılık ve yüksek standartlar dışındaki tüm şema boyutları BKB tanısı alanlarda BB tanısı alanlara göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Şema Ölçeği'nden elde edilen bu sonuç, şema boyutlarının klinik alanda sıklıkla birbirine karıştırılan bu iki bozukluk için yordayıcı nitelikte olduğunu ve ayırıcı tanı amacıyla kullanılabileceğini göstermektedir. Ayrıca BKB olanlarda BKE toplam puan sonuçları BB olanlara oranla anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Bu sonuç da BKE'nin BKB için tanı amacıyla kullanılabileceğini ve BKB'yi BB'den ayırt etmede işlevsel olduğunu göstermektedir. BKE sonuçları bu şekilde olmasına rağmen DBÖ puanlarının BKB olanlar ile BB olanlar arasında anlamlı olacak kadar farklılaşmadığı bulunmuştur. Bu sonuç DBÖ'nün bozukluklar üzerinde ayırt edici etkisinin olmadığını göstermektedir. Bulunan tüm bu analiz sonuçları bulgular kısmında ayrıntılı olarak açıklanmış, sonuç kısmında da mevcut literatür ışığında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Bipolar Duygudurum Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Şema Terapi.

Bipolar bozuklukErken dönem uyum bozucu şemalarKişilik+2
Tuba Soylu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kişiliğe dair irrasyonel inanışların biriktirme bulguları bağlamında incelenmesi

Bireylerin kişilik özelliklerinin çeşitli psikopatolojiler üzerindeki etkisi bilinmektedir. Biriktiricilik de bunlardan birisidir ve araştırmalarda kişilik özellikleri ile biriktirme bulguları arasında ilişki olduğu ifade edilmektedir. Ancak literatürde kişilik özelliklerinde bulunan irrasyonel inanışlar bağlamında biriktirme bulgularını inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin kişiliklerine dair irrasyonel inanışlarının biriktirme bulguları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Literatür ışığında oluşturulan hipotezleri test etmek amacıyla 181 kadın, 124 erkek toplam 305 üniversite öğrencisine Biriktirme Envanteri-Gözden Geçirilmiş Formu (BE-GGF) ve Kişilik İnanç Ölçeği-Kısa Form (KİÖ-KTF) uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler analiz edildiğinde, kişiliğe dair inançların tüm alt alanlarının biriktirme envanteri tüm alt boyutları ve toplam puanı ile pozitif yönde ilişkili olduğu gözlemlenirken; katılımcıların Narsisistik alt boyutundan aldıkları puan ortalamalarının Biriktirme Envanteri Eşya Kalabalığı alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yordama etkisine sahip olduğu; Histriyonik alt boyutundan alınan puan ortalamalarının Biriktirme Envanteri Edinme/Alma alt boyutundan ve Atmada Zorluk Alt boyutundan alınan puan ortalamaları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yordama etkisine sahip olduğu ve ayrıca katılımcıların Kişilik İnanç Ölçeği Borderline alt boyutundan aldıkları puan ortalamalarının Biriktirme Envanteri Eşya Kalabalığı alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yordama etkisine sahip olduğu belirlenmiştir. Açıklanan varyanslar değerlendirildiğinde ise kişiliğe dair inançların Biriktirme Envanteri Eşya Kalabalığı alt boyutunun %33'ünü, Edinme/Alma alt boyutunun %23'ünü ve Atmada Zorluk boyutunun %15'ini açıkladığı görülmektedir. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular literatürdeki diğer çalışmalarla kıyaslanmış, söz konusu çalışmalarla benzerlikleri ve farklılıkları olası nedenleriyle birlikte ortaya konulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBiriktirmekKişilik+3
Cem Şahan Binboğa
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik kıskançlığın, bağlanma stilleri, benlik saygısı, kişilik özellikleri ve evlilik doyumu açısından yordanması

ÖZETROMANTİK KISKANÇLIĞIN, BAĞLANMA STİLLERİ, BENLİK SAYGISI, KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE EVLİLİK DOYUMU AÇISINDAN YORDANMASIMuharrem ÇAPKINYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ferzan CURUNAğustos, 2012 - 69 sayfaBu çalışmanın amacı evli kişilerin kıskançlık düzeyleri ile benlik saygısı, kişilik özellikleri, bağlanma stilleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçları incelemek için 99 katılımcı, Demografik Bilgi Formu, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Anketi, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu ve Evlilik Yaşam Ölçeği doldurmuşlardır.Söz konusu ilişkiyi incelemek için öncelikle tüm değişkenler arasındaki korelasyonlara bakılmıştır. Yapılan Pearson korelasyon analizleri sonucunda, bağlanma stillerinde kaygı alt boyutu ile kıskançlık bilişsel alt boyutu arasında olumlu ve anlamlı ilişkiler bulunurken, diğer değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunamamıştır.İkinci olarak kıskançlığı yordanması açısından tüm katılımcılar için kişilik özelliklerinden deneyime açıklık alt boyutu ile kıskançlık duygusal alt boyutu arasındaki pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre deneyime açıklık alt boyutu puanı arttıkça kıskançlık duygusal alt boyutu puanı da artmaktadır.Cinsiyete göre bakıldığında ise; erkek katılımcıların kıskançlık bilişsel boyutu ile bağlanmanın kaygı boyutu ve kişilik özelliklerinde sorumluluk arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcılarda ise, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük alt boyutu bilişsel kıskançlığı yordamıştır.Kıskançlığın duygusal boyutuna göre bakıldığında ise; kadın katılımcıların duygusal kıskançlık düzeyi ile kişilik özelliklerinden deneyime açıklık ve dışa dönüklük alt boyutları ile istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kıskançlıkla diğer değişkenler ve altboyutlar arasında hiçbir anlamlı yordayıcı bulunmamıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, konu ile ilgili kuramsal yaklaşımlar, yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar temelinde tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Romantik Kıskançlık, Benlik Saygısı, Bağlanma Stilleri, Kişilik Özellikleri, Evlilik Doyumu.

Bağlanma stilleriBenlik saygısıEvlilik+5
Muharrem Çapkın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Emniyet Teşkilatına bağlı okullardan mezun olan polis personelinin kişilik profilinin incelenmesi

Psikolojik testlerin ve kişilik envanterlerinin polis adaylarının seçimi ve elenmesinde kullanılması çok uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak Türkiye'de polis meslek grubunda yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada, bir meslek grubu olan polislerin temel kişilik profili ve bu profilinin hangi sosyodemografik özelliklerle ilişkili olduğu konuları incelenmiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görevli 39'u kadın 537'si erkek, toplam 576 polis personeli çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler bilgi formu ve Beş Faktör Kişilik Envanteri kullanılarak toplanmıştır. Hem kadın hemde erkek polislerin en yüksek puanı Değişime Açıklık faktöründen, en az puanı ise Duygusal Tutarsızlık faktöründen aldığı görülmüştür. Sosyodemografik özelliklerden, cinsiyetin, yaşın, medeni durumun, yıllık izinlerde tatil yapabilmenin, mezun olduğu polis okul türünün, polis mesleğinde kendini başarılı görme ve polis mesleğinden memnun olma derecelerinin kişilik profili ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Çalışma, polislerde sosyodemografik özelliklerin kişilik profili ile ilişkili olduğunu göstermiştir. İleriki araştırmalarda, polislerin beş faktör kişilik özelliklerine göre farklı değişkenlerle ilgili olarak, farklı örneklemler üzerinde araştırılmasının, bu konudaki bilgi birikimine ve ilgili insan kaynakları yönetimi uygulamalarına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Beş faktör kişilik modeliKişilikKişilik profilleri+4
Cihat Çelik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat, dissosiasyon ve kişilik

Bu çalışmada Durumsal Dissosiasyon Ölçeği (SSD) , Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği-2 (DES-II) ve Zuckerman-Kuhlman Kişilik Envanteri: Alternatif Beş Faktör Modeli'nin (ZKPQ) psikometrik özellikleri çalışılmıştır. Durumsal Dissosiasyon Ölçeği ve Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği Türkçe'ye kazandırılmıştır. Sanat öğrencilerinin mesleki uygulamaları esnasında durumsal dissosiasyon skorlarının, normal popülasyondan anlamlı şekilde farklılaştığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Dissosiasyon, Kişilik

AyrışmaKişilikSanat+2
Elif Terziköy
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kendini gerçekleştirme ve kişilik

Bu çalışmada Kişilik Teşhis Envanteri (PDQ-4+), Kendini Gerçekleştirme Kısa Endeksi ve Zuckerman-Kuhlman Kişilik Envanteri: Alternatif Beş Faktör Modeli'nin psikometrik özellikleri çalışılmıştır. Kendini Gerçekleştirme Kısa Endeksi Türkçe'ye kazandırılmıştır. Kendini gerçekleştirmenin hangi kişilik özellikleriyle ilişkili olduğu incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kendini Gerçekleştirme, Kişilik, Kişilik Bozuklukları

Kendini gerçekleştirmeKişilikKişilik bozuklukları+1
Aliye Mürvet Oğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi toplumu sürecinde liseli gençlerin kişilik özellikleri ile depresyon eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Depresyon toplumda en sık görülen duygu durum bozukluklarından birisi olup, özellikle lise çağındaki gençlerde daha fazla görülmektedir. Bunun yanında depresyonun kişilik özellikleri ile ilişkisi de literatürde incelenen bir konudur. Öte yandan değişen toplum yapısı ve giderek daha sanal bir yapıya dönüşen sosyalleşme durumunda, gençlerin depresyon düzeylerinin kişilik özellikleri ile ilişkisini ortaya koyan yeterli çalışma yoktur. Bu nedenle bu çalışmada, lise çağındaki gençlerin depresyon düzeyleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul ilinin Sarıyer, Bayrampaşa, Maltepe, Beylikdüzü, Kadıköy, Fatih ve Beşiktaş ilçelerinde eğitim gören 195 gönüllü öğrenci bu araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara Beş Faktör Kişilik Envanteri, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği ve kişisel bilgi formu içeren anket uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre özdenetim (p<0,05) ve gelişime açıklık (p<0,01) kişilik boyutları ile depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon saptanmıştır. Duygusal tutarsızlık boyutu ile depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır (p<0,001). Anahtar Kelimeler: Depresyon; Beş Faktör Kişilik Envanteri; Bilgi Toplumu.

DepresyonGençlerKişilik+4
Sinem Büşra Bekçi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Üst-düzey kişilik boyutları ile karşıt olma karşı gelme bozukluğu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin akılcı olmayan inanışların aracılık rolü

Bu çalışmanın temel amacı, üst düzey kişilik boyutları ile karşıt olma karşı gelme bozukluğu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin akılcı olmayan inanışların aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu KOKGB tanısı almış, yaşları 8-17 arasında değişen toplam 150 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği, Akılcı Duygucu Öz Belirleme Ölçeği, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu Derecelendirme Ölçeği ve çalışmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen modelin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre üst düzey kişilik boyutları ile karşıt gelme karşı olma bozukluğu arasındaki ilişkide özerklik ihtiyacı akılcı olmayan inanışlarının aracılık etkisinin olduğu; ilişkili olma ihtiyacı akılcı olmayan inanışları ve yeterlilik ihtiyacı akılcı olmayan inanışlarının ise bu ilişkide aracılık etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda tartışılmış ve gelecek çalışmalarla ilgili önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarKarşıt olma karşı gelme bozukluğuKişilik+6
Elif Bektaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects