Hepatitis C

68 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı kesirli operatörler içeren Hepatit C modeli için deterministik ve stokastik yaklaşımlar

Bu tez çalışmasında, deterministik ve stokastik Hepatit C modelinde klasik türevin Caputo, Caputo-Fabrizio ve Atangana-Baleanu gibi kesirli türevler ile değiştirilmesi ile elde edilen versiyonlarını ele almaktadır. Deterministik model için modelin çözümlerinin pozitifliği, temel çoğalma sayısı ve Newton polinomuna dayalı bir nümerik metot sunulurken, stokastik model için çözümün var ve tek olduğu koşullar ve ayrıca bu model için ilgili nümerik metot türetilir. Dahası, deterministik ve stokastik modeli birlikte ele almaya olanak sağlayan ve yeni tanıtılan parçalı türev yardımıyla Hepatit C modeli yeniden inşa edilir. Bahsedilen modeller için bazı farklı senaryolar dikkate alınır ve bu senaryoların Matlab programı kullanılarak elde edilen nümerik simülasyonları grafiksel gösterimlerle sunulur.

Hepatit CSayısal yöntemlerStokastik diferensiyel denklemler
İpek Korkmaz
Siirt University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van bölgesindeki romatoid artrit hastalarında hepatit B ve hepatit C prevelansının belirlenmesi

AMAÇ:Romatoid artrit (RA) dünya nüfusunun yaklaşık %1'ini etkileyen inflamatuvar bir poliartropatidir. Hepatit B (HBV) ve Hepatit C (HCV) virüsleri ise dünyada 2 milyardan fazla enfekte insanın olduğu kronik karaciğer hastalığının önde gelen nedenlerindendir. RA tedavisinde kullanılan immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçlar hepatit virüs enfeksiyonlarının RA hastalığında insidansını arttırabilmektedirler. Çalışmamızda Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV insidansını saptamanın yanında hastaların kullandığı immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçların bu insidansa olan etkilerini araştırmayı hedefledik. GEREÇ VE YÖNTEM:Bu çalışmaya 2015 ocak ile 2018 temmuz tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Bölümlerinde RA tanısı alan, takip ve tedavisine devam edilen ardışık 403 hasta alındı. Hastaların demografik bilgileri ve laboratuvar değerleri retrospektif olarak tarandı. Hastalar kullandıkları ilaç tiplerine göre 3 gruba ayrıldı. Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullananlar grup 1, DMARD ile birlikte kortikosteroid alanlar grup 2, biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullananlar ise grup 3 olarak sınıflandırıldı. Gruplar arasında AST, ALT, ALP ,GGT, CRP, ESR, RF, anti-CCP, HBsag, Anti-HBs, Anti HCV düzeyleri arasındaki istatistiksel ilişki incelendi. Çalışmamızda üzerinde durulan özelliklerden sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler olarak ifade edilirken, kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık düzeyi p değeri 0,05 olarak alınmıştır. BULGULAR:Hastaların yaşları ortalama 50,943 ± 12,90; aralık (19-91) yıl idi. Hastalık süreleri ise 4,876 3 ± 3,74; aralık (1-20) yıl idi. Hastalar aldıkları tedaviye göre gruplandırıldığında ise birinci gruptaki 183 hasta (% 45) Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullanmakta iken, ikinci gruptaki 176 hasta (% 43,6) ise DMARD ile birlikte kortikosteroid almaktaydı, üçüncü grupta da 45 hasta (% 11,1) biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullanmaktaydı. Hastaların HBsag, Anti-HCV ve Anti- HBs pozitiflik yüzdeleri sırası ile %2,8, %0,8 ve % 28,1 olarak bulundu. Anti-HCV ve anti HBS değerleri arasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken HBsag pozitiflik oranları biyolojik ajanların bulunduğu 3. grupta anlamlı olarak yüksek bulundu. (p<0.05) SONUÇ:RA hastalarında HBV ve HCV prevelansında normal popülasyona göre belirgin bir artış görülmemekle birlikte özellikle biyolojik ajan kullanımında hepatit reaktivasyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm hastalardan tedavi öncesi viral hepatit tarama testleri istenmelidir ve aşılanma gereken hastalar hepatit aşısı planlanmalıdır. Ülkemizde RA'da HBV prevelansını değerlendiren çeşitli çalışmalar mevcut olmakla birlikte bizim çalışmamız ise Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV prevelansını değerlendirmek açısından yapılmış ilk çalışmadır.

Artrit-romatoidHepatit BHepatit C+6
Azer Gökmen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anti-HCV bakılan olgularda HCV-RNA sonuçlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada anti-HCV pozitif olan hastalarda HCV-RNA istenme oranı ve pozitifliğinin belirlenmesi, anti-HCV pozitifliği saptandıktan sonra HCV-RNA bakılmayan hastaların güncel HCV-RNA düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu prospektif kohort çalışmasına, 1 Ocak 2011–31 Aralık 2020 tarihleri arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde anti-HCV bakılan hastalar dahil edilmiştir. Bu olgular arasından HCV RNA bakılmayanlar tekrar kontrole çağrılmış, gerekli tetkik ve tedavileri yapılmıştır. Bulgular: Kayıtlarına ulaşılan 161.282 kişinin %6,3'ünün (n = 10.115) test sonucu pozitifti. En sık anti-HCV tetkiki isteyen bölümler %8,9 hepatoloji ve %7,8 kadın hastalıkları ve doğum idi. Anti-HCV pozitifliği saptanan olguların %53,3'ü erkekti ve yaş ortalaması 55,12 ± 16,83 yıldı. Yapılan tetkiklerin %60,7'si tarama amaçlıyken, %39,3'ü preoperatif tetkiklerdi. Anti-HCV pozitifliği saptanan olguların %74,0'ının (n = 7485) HCV RNA pozitif olduğu, %3,4'üne (n = 342) ise HCV RNA bakılmadığı görüldü. Pozitif anti-HCV saptadıktan sonra en sık HCV RNA tetkiki isteyen bölümler %40,1 enfeksiyon hastalıkları ve %33,4 hepatoloji iken, en sık HCV RNA istemeyen bölümler %9,9 genel cerrahi ve %8,8 göz hastalıklarıydı. HCV RNA bakılmayan tetkiklerin %58,8'i tarama amaçlı, %41,2'si preoperatif tetkik amacıyla istenmişti. HCV RNA bakılmayan 100 olguya yapılan HCV RNA tetkiki sonucunda, olguların %95'inin negatif, %5'inin ise pozitif olduğu belirlendi. Güncel başvurularında HCV RNA negatif olduğu saptananlarla karşılaştırıldığında, HCV RNA pozitif olanların ilk başvurularında değerlendirilen anti-HCV düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,001). HCV RNA pozitifliği saptananların 4'ünde non-sirotik karaciğer saptanırken, 1 olguda karaciğer parankiminin kabalaşmış olduğu görüldü. Sonuç: Çalışmamız anti-HCV pozitifliği olan hastaların ilgili hekimlerce ileri tetkik ve tedavi için sevk edilmesinde önemli eksiklikler olduğunu vurgulamaktadır. Kronik hepatit C için yoğun tarama ve doğrudan etkili antivirallere daha fazla erişim gereklidir. Anahtar sözcükler: hepatit C virüsü, prevalans, tarama, tedavi, farkındalık

FarkındalıkHepatit CHepatit C virüsü+4
Fatma Gönan
Necmettin Erbakan University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit b ve hepatit virüsleriyle karşılaşmış olan böbrek nakilli hastaların klinik seyrinin izlenmesi

Amaç: Bu çalışmada Hepatit B ve Hepatit C virüsleriyle karşılaşmış ve böbrek nakli yapılmış hastaların böbrek fonksiyon testlerinin, karaciğer enzimlerinin ve kan değerlerinin Hepatit B ve Hepatit C virüsleriyle karşılaşmamış böbrek nakli olmuş hastalarla karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İstanbul Bilim Üniversitesi Şişli Florence Nightingale Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında 2008-2016 yılları arasında böbrek nakli yapılmış 872 hasta dosyası retrospektif olarak taranıp hepatit B ve hepatit C virüslerinin hasta ve greft sağ kalımına etkileri incelenmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen hastaların HBV(+) grubundakilerin %86,7'si, HCV(+) grubundakilerin tamamı ve kontrol grubundakilerin %97'si için greft tipinin canlı olduğu belirlendi. Hastalık nedenleri içinde; hipertansiyon HBV(+) hastalarda HCV(+) hastalara, kontrol grubu ise hem HBV(+)hem de HCV(+) hastalara göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Hastaların en son kotrol BUN değerine bakıldığında, HCV(+) grubu kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların 5.yıldaki AST değerine bakıldığında, HCV(+) grubun kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların taburcu oldukları an ki ürik asit değerine bakıldığında, HBV(+) grubunun ortalama HCV(+) grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Sonuçlar: Bulgularımız böbrek transplantasyonu hastalarında hepatit B ve hepatit C virüs enfeksiyonun böbrek fonksiyonları üzerinde etkisi olmadığı gibi nakil sonrasında gelişebilecek komplikasyonlar üzerindede etkisi yoktur. Dolayısıyla Hepatit B ve hepatit C virüs enfeksiyonunun hasta sağ kalımına ve greft sağ kalımına etkisi olmadığı düşünülebilir.

Böbrek hastalıklarıBöbrek nakliBöbrek yetmezliği-kronik+6
Gülümser Oral Taraktaşlı
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonlarının Behçet hastalığının seyri üzerindeki etkisi

Giriş: Behçet hastalığı (BH) oral ülser, genital ülser ve üveitten oluşan üç bulgunun yanında eklemlerde, deride, damarlarda ve diğer organlarda tutulum yapabilen kronik vaskülitik karakterde bir hastalıktır. Hala etyolojisi tam olarak aydınlatılamayan kronik, relapslar, ataklar ve remisyonlarla giden bir hastalıktır. BH 'da etyolojide ve klinik tutulumlarda hepatit B virüsü (HBV) ve hepatit C virüsü (HCV) enfeksiyonlarının etkisinin olabileceğini düşünerek bu çalışmayı tasarladık. Yöntem: Ekim 2017 ile Ekim 2022 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Romatoloji Bilim Dalı Multidisipliner Behçet Polikliniğine başvuran ve hepatit serolojisine yönelik test gönderilen 145 hasta retrospektif olarak analiz edilerek çalışmamıza dahil edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil olan hastalardan 4 tanesinde HBsAg pozitif ve kronik hepatit B enfeksiyonu mevcuttur. 24 hastada anti-HBc pozitif olup HBV ile karşılaşıldığını göstermektedir. Çalışmanın alt grup analizleri yapıldığında anti-HBc negatif grupta 121 hasta ve anti-HBc pozitif grupta 24 hasta saptanmıştır. Bu iki grubun BH klinik tutulum şekilleri karşılaştırıldığında anti-Hbc pozitif grupta genital ülser sıklığı, göz tutulumu oranı ve vasküler tutulum durumunda PTE sıklığının anti-HBc negatif gruba göre istatistiksel olarak anlamlı olmasa dahi oransal olarak daha fazla olduğu görülmektedir. Çalışmamızda çıkan sonuçlarda HBsAg pozitifliğinin 4 hasta (%2,7)ile sınırlı kalması istatistiksel anlamlılık ve güvenilirlik düzeyi düşürmekle birlikte toplumumuzdaki kronik hepatit B prevalansı ile benzer bir orana sahiptir. Bizim çalışmamızda ele alınan hastaların hepatit B serolojisini değerlendirirken diğer çalışmalardan farklı olarak bu hastaların klinik tutulumu ve Behçet için kullandığı ilaçlar da göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmış olması çalışmamızı değerli kılan etkenlerden birisidir. Çalışmadaki 145 hastadan sadece 1 tanesinde anti-HCV pozitifliği görülmüş olup hepatit C enfeksiyonu ile Behçet hastalığı arasında bir ilişki bulunmadığını bize göstermiştir Sonuç: HCV enfeksiyonunun BH ile ilişkisi gösterilememiştir. Hepatit B enfeksiyonunun Behçet hastalığının etyopatogenezi ve klinik tutulumları arasında istatistiki olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Behçet hastalığı, hepatit B, hepatit C

Behçet hastalığıEnfeksiyonlarHepatit+2
Mustafa Demir
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci trimesterdeki gebelerde toxoplazma, sitomegalovirüs, rubella, HIV, Hepatit B/C prevelansı ve risk faktörleri

Birinci Trimesterdeki Gebelerde Toxoplazma, Sitomegolavirüs, Rubella, HIV, Hepatit B/C Prevelansı ve Risk Faktörleri Bu çalışma, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran ilk trimesterdeki gebelerde seropozitiflik oranları verisk faktörlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 1 Eylül-10 Aralık 2015 tarihleri arasında polikliniğe başvuran araştırmanınkriterlerine uyan 235 gebe oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafındangeliştirilen anket formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Shapiro Wilk's, Mann-Whitney U testi, Ki kare testi, Fisher's Exact Testi ve Pearson Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Gebelerin yaş ortalaması 28.2 ± 3.26 (18-42)'dır.Çalışmada toksoplazma IgG (%27.4) ve IgM (%0.9), rubella IgG (%92.8), sitomegolavirüs (CMV)IgG (%71.5), HBsAg (%38.3), Anti-HBs (%0.9), HCV (%0.4) seropozitiflikleri tespit edildi. AncakHIV seropozitifliği saptanmadı. Yaş ile birlikte toksoplazma IgG-IgM, rubella IgG, CMV IgG, HBs Ag, Anti-HBs ve HCV prevalansının arttığı saptandı(p<0.05).Toxo IgG seropozitifliği Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde sık görülmekteve gebelik sayısı ile doğru orantılı olarak artmaktadır(p<0.05). Sağlık çalışanları arasında Anti-Hbs seropozitifliği daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin seroloji sonuçları ileailedeki birey sayısı, yaşadığı yer, bahçe-toprak işleri ile uğraşma, çiğ süt-kaymak, işlenmiş gıda tüketimi, ortak bardak-tabak kullanımı, manikür-pedikür öyküsü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0.05); eğitim, düşük-küretaj, evlilik sayısı, operasyon öyküsü, diş tedavisi, dövme/piercing, kan transfüzyonu, IV/IM enjeksiyon, evcil hayvan besleme ve az pişmiş et tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Bu veriler antenatal takipte seropozitif taramasının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gebelik,Seroprevalans, Teratojenik Enfeksiyonlar

GebelikHIVHepatit B+7
Handan Oral
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes üniversitesi hastanesi'nde tesadüfen anti-hcv pozitif saptanan hastalara gastroenteroloji dışı bölümlerin yaklaşımı

HCV enfeksiyonu, dünyadaki kronik karaciğer hastalığının ana nedenlerinden biridir. Coğrafi bölgelere göre önemli farklılıklar gösterir. Çoğu enfeksiyonundan haberdar olmayan, dünya çapında yaklaşık 71 milyon kronik enfekte birey bulunmaktadır. Günümüzde etkin tedavi stratejileri varlığına rağmen, HCV ile enfekte olmuş bireylerin çoğu tanı ve tedavi almamış olarak yaşamaya devam etmektedir. Tedavi edilmeden bırakıldığında, kronik HCV enfeksiyonu olan bireylerin yaklaşık %15-30'u siroza ilerlemekte, bu da son dönem karaciğer hastalığına ve HCC'ye yol açmaktadır. Virüs vücuda genellikle kan ve kan ürünleri, kontamine tıbbi ve cerrahi aletler ile parenteral yoldan girmektedir. Ancak cinsel temas, damar içi ilaç kullanımı, organ transplantasyonu, nozokomiyal ve aile içi yakın ilişki yoluyla bulaş da bildirilmiştir. Alınan virüs, kan yolu ile karaciğere ulaşarak çoğalmakta ve spesifik belirtileri ortaya çıkarmaktadır. Ender olarak akut hepatik yetmezliğe neden olabilse de akut hepatit genelde kendini sınırlamaktadır. Özellikle akut enfeksiyonu semptomatik olarak geçiren kişilerde daha güçlü bir immün yanıt gelişimi ortaya çıktığı için HCV'nin temizlenmesi daha yüksek olasıdır. Çalışmamızın amacı, Anti-HCV pozitifliği saptanan serum örneklerinde, HCV-RNA test istem oranlarının, test istemi yapan ve yapmayan birimlerin değerlendirilmesi, bu hastaların gastroenteroloji-enfeksiyon hastalıklarına tanı ve tedavi açısından yönlendirilmesinin incelenmesidir. Bu çalışmada retrospektif olarak 2013-2022 yılları arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde randomize Anti-HCV pozitif saptanmış tüm hastalar değerlendirilecektir ve demografik veriler kayıt edilecektir.Hastaların anamnez, fizik muayene bulguları, Anti-HCV düzeyi, karaciğer fonksiyon testleri, Anti-HCV pozitifliği saptandıkta sonra takip ve tedavi için gastroenteroloi kliniğine konsülte edilme oranı değerlendirilecektir.

Hepatit C
Murat Duran
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnterferon tedavisi uygulanan kronik hepatit hastalarında tiroid fonksiyon bozukluğu sıklığı

Giriş ve AmaçBu çalışmamızda, kronik hepatit B ve kronik hepatit C hastalarına uygulanmış interferon-alfa tedavisine bağlı gelişen tiroid fonksiyon bozukluklarının retrospektif olarak incelenmesini amaçladık.Gereç ve YöntemÇalışmamıza, kronik hepatit B'li 80 hasta ve kronik hepatit C'li 40 hasta alındı. Kronik hepatit B'li hastalar IFN-? + lamivudin veya adefovir dipivoksil tedavisi ve kronik hepatit C'li hastalar IFN-? + ribavirin tedavisi uygulanmış hastalardı. Çalışma öncesinde, hastaların tamamında tiroid fonksiyon testleri normaldi. Hastaların başlangıç, 3. ay, 6. ay ve 12. aydaki fT3, fT4 ve TSH değerleri incelendi.BulgularHem hepatit B'li hem de hepatit C'li hasta grubunda, cinsiyetin tiroid disfonksiyonu gelişimi için anlamlı olmadığı bulundu. Ancak her iki grupta da tiroid disfonksiyonu gelişen hastaların çoğunluğu kadındı. Hepatit B'li grupta, daha küçük yaştaki hastalarda tiroid disfonksiyonunun geliştiği görüldü. IFN-? tedavisi ile her çeşit tiroid disfonksiyonunun gelişebildiği tespit edildi. Kronik hepatit B'li hastalara göre kronik hepatit C'li hastalarda, tiroid fonksiyon bozukluğunun daha sık geliştiği bulundu.SonuçIFN-? tedavisi verilen hastalarda, tiroid fonksiyon bozukluğu gelişebileceği her zaman akılda tutulmalıdır. Kadın cinsiyet, kronik hepatit C hastalığı ve antitiroid otoantikor pozitifliği tiroid fonksiyon bozukuluğu gelişimi için en önemli risk faktörleridir. IFN-? tedavisine başlamadan önce tüm hastaların TSH ve antitiroid otoantikorlarının kontrol edilmesini ve riskli olan hastalarda daha sık olmak üzere tedavi süresince (gerekirse tedaviden sonra da) her 3 ayda bir fT3, fT4, TSH ve antitiroid otoantikorlarına bakılmasını önermekteyiz.Anahtar kelimelerKronik hepatit B, Kronik hepatit C, İnterferon- alfa, Tiroid fonksiyon bozukluğu

HepatitHepatit BHepatit C+5
Fatih Eskin
İnönü University
2009
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit ve ankilozan spondilit hastalıkları ile B ve C viral hepatiti ilişkisi

Amaç: RA ve AS hastalıkları ile HBV ve HCV virüslerinin etiyopatogenez, birliktelik, ayırıcı tanı ve tedavi aşamasında ilişkilerini incelemek.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya; 101 RA, 117 AS hastası dahil edildi. RA için 113, AS için 94 olgudan oluşan iki ayrı kontrol grubu oluşturuldu. Hasta kayıtları hepatit serolojisi yönünden retrospektif olarak değerlendirildi. Tüm hastaların demografik özellikleri, hastalık süreleri, aldıkları tedavi protokolleri kayıt edildi. Hastalık aktivitesi yönünden akut faz reaktanları (ESR ve CRP) ve RF değerlerine bakıldı. Karaciğer enzimlerinden serum AST ve ALT değerlerine bakıldı. Tüm hastalar HBs Ag, HBs Ab, Anti-HCV yönünden tarandı. HBs Ag pozitif hasta kayıtlarında; HBe Ag, HBe Ab, HBc Ag, HBc Ab, HBV-DNA sonuçlarına bakıldı. Anti-HCV pozitif hasta kayıtlarında, HCV-RNA sonuçlarına bakıldı. Her parametredeki pozitiflik oranı RA, AS ve kontrol grupları ile kıyaslandı.Bulgular: RA ve AS'li hastalarda ortalama yaş sırasıyla 51.9 ± 12.6 ve 38.4 ± 11.1 yıldı. RA grubunda HBs Ag pozitifliği %1.9 (2/101) idi. HBs Ag veya HBs Ab pozitifliği yönünden; RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik HBV virüsü ile karşılaşma olarak değerlendirildi. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik % 37.6 (38/101) idi. RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.RA grubunda anti-HCV pozitifliği %0.9 (1/101) idi. Anti-HCV pozitifliği yönünden; RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.AS hasta grubunda HBs Ag pozitifliği %6 (7/117) idi. HBs Ag veya HBs Ab pozitifliği yönünden; AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik %46.1 (54/117) idi. AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.AS grubunda anti-HCV pozitifliği %0.8 (1/117) idi. Anti-HCV pozitifliği yönünden; AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.Sonuç: RA ve AS hastalıkları etiyopatogenez, ayırıcı tanı, birliktelik ve de tedavi protokolünün belirlenmesi açısından HBV ve HCV virüsleri ile sıkı ilişki içindedir. Yaptığımız çalışmada bu ilişkinin aydınlatılmasını amaçladık. Bu konuda yapılacak yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Artrit-romatoidEtyopatogenezHepatit B+4
Tuba Tülay Koca
İnönü University
2011
40
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarında karaciğer yağlanmasının ve pankreas yağlanmasının sıklığının araştırılması

Amaç: Merkezimizde tedavi gören kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarının pankreas ve karaciğer yağlanması ile olan ilişkisini analiz edip bir merkezin deneyimi olarak sunmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Hepatoloji polikliniğinde takipli non-sirotik Wilson Hastalığı, kronik hepatit B, kronik hepatit C tanısı almış hastalar alınmıştır. Hepatoloji polikliniğinde takipli 3660 hasta retrospektif olarak taranmış olup 1622 kronik hepatit B hastası, 679 kronik hepatit C hastası, 78 Wilson hastalığı olan hasta olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine göre bilgisayarlı tomografi görüntüleri olan 218 kronik hepatit B hastasından 48'ine, 202 kronik hepatit C hastasından 56'sına, 37 Wilson hastasının 35'ine çalışmada yer verildi. Bulgular: Hastaların ortanca yaşı 55'ti. Pankreas ortalama (tomografik olarak pankreas baş, gövde ve kuyruk bölümlerinin dansitelerinin ortalaması) değerine göre kronik hepatit C (KHC) tanısı olan hastalarda pankreas yağlanması kronik hepatit B (KHB) ve Wilson hastalığı (WH) tanılı hastalara göre anlamlı şekilde artmış saptandı (p:0,003). Hastalar pankreas ortalama, pankreas dalak farkı (pankreas ortalama değerinden dalak dansitesinin çıkarılmasıyla elde edilen dansite değeri) ve pankreas dalak oranına (pankreas ortalama dansitesi ve dalak dansitesi oranı) göre değerlendirildiğinde sırasıyla üç parametrede de karaciğer yağlanması ile aralarında anlamlı ilişki saptanmadı (p:0,389)(p:0,277)(p:0,590). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta yağlanma olmayanlara göre eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) anlamlı şekilde yüksek tespit edildi (p:0,025). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta olmayanlara göre üre anlamlı şekilde düşük bulundu (p:0,024)(p:0,011). Pankreas dalak farkına göre bakıldığında yağlanma olan grupta olmayanlara göre globulin anlamlı olarak yüksek saptandı (p:0,043). Pankreas yağlanması için ortalama, dalak farkı ve dalak oranına göre her üç değerlendirmede de pankreas yağlanması olmayan grubun yaş ortalaması daha düşük bulunmuştur (p:0,001)(p:0,023)(p:0,001). Sonuç: Genel sonuçlara bakıldığında KHC hastalarında diğer iki hastalık grubuna göre anlamlı şekilde pankreas yağlanması olduğu saptandı (pankreas ortalama ve pankreas dalak oranına göre) ( p=0,003 p=0,039). Her üç değerlendirme metoduna göre pankreas yağlanması ile; yaş arasında anlamlı ilişki saptanmışken (p<0,05), karaciğer yağlanması ile istatistiksel anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Pankreas ortalama metoduna göre pankreas yağlanması ile VKİ arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0,029). Anahtar Kelimeler: Kronik hepatit C, kronik hepatit B, Wilson hastalığı, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması

Hepatit BHepatit CHepatolentiküler dejenerasyon+4
Mehmet Aksoy
Gaziantep University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2016-2018 yılları arasında direkt etkili antiviral tedavi alan kronik hepatit c hastalarının retrospektif irdelenmesi

Kronik hepatit C (KHC) enfeksiyonunun tedavisinde uzun yıllar pegile interferon (Peg-IFN) ve ribavirin (RBV) kullanılmıştır. Günümüzde yeni geliştirilen direkt etkili antiviral (DEA) ajanlar ile KHC tedavisinde %95'i aşan kalıcı virolojik yanıt oranlarına ulaşılmıştır. Bu çalışma ile, paritaprevir/ritonavir/ombitasvir±dasabuvir (PTV/RTV/OBV±DSV) veya sofosbuvir±ledipasvir (SOF±LDP)'in RBV'le veya RBV'siz verilen tedavi kombinasyonlarını alan olgularda tedavi etkinliği ve güvenliğinin saptanması amaçlanmıştır. 2016-2018 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ve Gastroenteroloji Bilim Dalı'nda KHC tanısı ile takip edilen, PTV/RTV/OBV±DSV veya SOF±LDP'in RBV'le veya RBV'siz verilen tedavi kombinasyonlarını alan olgular çalışmaya dahil edildi. Olguların demogrofik verileri; tedavi öncesi, sırasında ve sonrasında biyokimyasal ve moleküler parametreleri ile ilaç yan etkilerine bakıldı. Tedavi rejimleri ve hasta genotiplerine göre tedavi bitiminden 12 hafta sonraki HCV-RNA yanıtları (KVY12) ile 24 hafta sonraki HCV-RNA yanıtları (KVY24) karşılaştırıldı. Çalışmaya toplam 223 olgu (94 kadın, 129 erkek) dahil edildi. Olguların yaşlarının median değeri 62±14 (20-84) yıl idi. Hepatosellüler kanseri olan 19, karaciğer nakli olan 14, kronik böbrek yetmezliği olan 18, böbrek nakli olan 3 olgu mevcut idi. Olguların 173'ü (%77,6) genotip 1-1b, 19'u (%8,5) genotip 1, 17'si (%7,6) genotip 3, 9'u (%4) genotip 1-1a, 4'ü (%1,8) genotip 4 ve 1'i (0,4) genotip 2 idi. DEA tedavi öncesinde Peg-IFN±RBV±Proteaz inhibitörü deneyimi olan 103 (%46) olgu mevcutken, 120 (%54) olgu naif idi. Olguların 63'ü (%28) sirotik, 160'ı (%72) ise nonsirotik idi. 116 (%52) olguya SOF±LDP±RBV rejimi; 107 (%48) olguya PTV/RTV/OBV±DSV±RBV rejimi verildiği saptandı. KVY12, 161 olgunun 153'ünde (%94,4) elde edildi. Sekiz (%4,9) olguda KVY12 saptanmadı. Tedavi sırasında genotip 1-1b, naif kompanse sirotik olan bir olguda PTV/RTV/OBV±DSV rejimi ile alevlenme görülürken, tedavisini düzenli kullanmayan, genotip 1-1b, naif nonsirotik olan bir olguda ise SOF/LDP rejimi ile tedaviye yanıtsızlık görüldü. Genotip 1-1b, naif nonsirotik olan bir olguda ise PTV/RTV/OBV±DSV rejimi ile KVY12 mevcut iken 24. haftada bakılan HCV-RNA pozitif olarak saptandı. Genotip 1-1b olan olgularda diğer genotiplere göre KVY daha yüksek saptandı (p=0,009). Tüm genotip ve tedavi gruplarında cinsiyet, yaş, siroz ve tedavi deneyimi ile KVY12 arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (sırasıyla p=0,486; p=0,985; p=0,232; p=0,737). Olguların 34'ünde (%15) yan etki gözlendi. En sık görülen yan etki halsizlik (%8), ikinci sıklıkta kaşıntı ve karın ağrısı (%2) idi. Yan etkiler nedeniyle sadece %1,3 olguda tedavinin kesildiği görüldü. KHC'de yeni geliştirilen DEA tedavileriyle özellikle genotip 1-1b hastalarda diğer genotiplere göre KVY12 oranlarının daha yüksek olduğu gözlendi. Tedavide kullanılan PTV/RTV/OBV±DSV ve SOF±LDP etkin ve güvenilir olup yüksek KVY oranlarına sahiptir.

Antiviral ajanlarHepatitHepatit C+3
Sümeyra Şimşek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis Devlet Hastanesine başvuran ve anti HCV pozitif saptanan hastalarda HCV RNA ve genotip dağılımının araştırılması

Bu araştırmada Kilis Devlet Hastanesine başvuran ve anti HCV pozitif saptanan hastalarda HCV RNA ve genotip dağılımının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Kilis Devlet Hastanesi'ne başvurup hepatit panelleri istemiyle kan örneği alınan ve anti-HCV pozitif tespit edilen 104 hastanın serumları toplanarak çalışılıncaya kadar -80°C de saklanmıştır. Anti HCV'leri ELISA yöntemiyle (Architect i2000, Abbott, Almanya) pozitif saptanan numunelerde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji laboratuvarında HCV RNA araştırıldı. HCV RNA pozitif saptanan 61 örnekte üretici firmanın önerileri doğrultusunda, (Qiagen, Hilden Almanya) genotip çalışıldı. Altmış bir örneğin üçünde belirgin bir genotip saptanamadı. Genotip saptanan 58 hastanın 31'i (%53.4) kadın, 27'si (%46.6) erkek olup, 27'sinin (%46.6) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 31'inin (%53.4) ise yabancı Uyruklu olduğu görüldü. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 27 kişide etkin olarak Tip 1b (%40.7), yabancı uyruklu 31 kişide ise en fazla görülen genotipin Tip 4 (%64.5) olduğu saptandı. Genotip dağılımının cinsiyet ile anlamlı bir farklılığı olmadığı saptandı. Baskın tipler olan Tip 1 ve Tip 4'ün ileri yaşlarda daha yüksek oranlarda olduğu görüldü. Çalışmada elde edilen bulgular, yabancı uyruklularda Tip 4 ve Tip 5'in daha fazla olduğunu göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında ise Tip 1b'nin sık olduğu görülmektedir. Bu da, bölgedeki mültecilerin hastalığı kendi ülkelerinden getirdiğini düşündürmektedir. Çalışmamız, yabancı uyruklu kişilerdeki genotip dağılımını göstermesi açısından önemlidir. Yine tedavi rejimlerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında daha dikkatli planlanmasının gerekliliğini gözler önüne sermektedir.

GenotipHastanelerHastaneler-devlet+4
Yunus Aldanma
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Kronik hepatit C'li hastalarda serum ferritin, hepsidin, transferrin ve transferrin reseptörünün sitokin düzeyleriyle ilişkisi

Kronik hepatit C (KHC) enfeksiyonu major küresel halk sağlığı sorunlarından biridir. KHC'li hastalarda serum demir belirteçlerinin artmasıyla birlikte karaciğer hasarı daha da kötüye gidebilir. Son yıllarda keşfedilen, karaciğerden sentezlenen bir protein olan hepsidinin, demir metabolizmasında önemli regülatör olduğu, enflamasyon ve enfeksiyonla indüklendiği düşünülmektedir. Proinflamatuar sitokinler antiviral immün yanıtlarda önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı; KHC'li hastalarda demir metabolizması serum belirteçleri olan hepsidin, ferritin, transferrin ve transferrin reseptörü ile proinflamatuar sitokinlerden tümör nekroz faktörü (TNF)-α ve interlökin (IL)-6 seviyeleri arasındaki olası ilişki araştırıldı. Kronik hepatit C tanısı almış 100 hasta ve 50 sağlıklı birey kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Serum ferritin, hepsidin, transferin, transferrin reseptörü, IL-6 ve TNF-α düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçüldü. KHC'li hasta grubunda, hepsidin değeri sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük iken, ferritin ve IL-6 seviyeleri anlamlı olarak daha yüksek saptandı (p<0.05). Bununla birlikte transferrin ve transferrin reseptörü değerleri ise her iki grupta anlamlı bir farklılık göstermedi (p>0.05). TNF-α ile hepsidin, ferritin ve transferrin reseptörü değerleri arasında (sırası ile r:0.283, r:0.326, r:0267 ve p<0,05) ayrıca IL-6 ile hepsidin değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptandı (r:0.259 p<0.05). Bizim sonuçlarımız KHC'li hastalarda serum hepsidin seviyeleri ile karaciğer enflamasyonu ile oluşan proinflamatuar sitokinlerden olan TNF-α ve IL-6 parametreleri arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Bu çalışma sonuçlarının kronik hepatit C'li hastaların klinik seyir ve progresyonunda önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Ferritin, Hepatit C, Hepsidin, IL-6, TNF-α.

FerritinHepatit CHepsidin+4
Adil Özbay
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hepatit C'li hastalarda tedaviye yanıt ile serum 8-OHDG düzeyleri ve demir metabolizma parametreleri arasındaki ilişki

Kronik hepatit C virus (HCV) infeksiyonları artmış reaktif oksijen türleri (ROT) üretimi ile ilişkilidir. 8-Hidroksi deoksiguanozin (8-OHdG), ROT'un DNA'da yaptığı oksidatif baz hasar ürünlerinden en sık karşılaşılanıdır. Interferon (IFN) tedavisinin kronik hepatit C li hastalarda hepatoselüler karsinoma(HSK) insidansını düşürdüğü ileri sürülmektedir. Bizde bu çalışmada IFN tedavisi alan kronik hepatit C'li hastalarda 8-Hidroksideoksiguanozin (8-OHdG) düzeylerinin tedaviye yanıtı belirleyen bir belirteç olup olamayacağını araştırdık. Bunun için IFN tedavisine yanıt veren, yanıt vermeyen ve nüks eden hasta gruplarındaki 8OHdG düzeylerini ve bunun demir, demir bağlama ve ferritin düzeyleriyle ilişkisini araştırdık. 60 hasta 21 sağlıklı gönüllü olmak üzere 81 olgu çalışmaya dahil edildi. Hastaların hepsi HCV-RNA pozitiflikleri 6 aydan uzun süren hastalardı. Hastalar üç gruba ayrıldı; 1.grup tedaviye yanıt veren hastalar (n=25), 2.grup tedaviye yanıt vermeyen vakalar (n=19), 3. grup nüks eden vakalar (n=16) idi. Tedavi kriterlerine uyan hastalara PEG-İnterferon 48 hafta olarak uygulandı. Tedavi süresince her ay ve tedavi bitiminde HCV –RNA değerleri ve rutin parametreler değerlendirildi. Serumda 8-OHdG, demir, demir bağlama kapasitesi, ferritin, gama-glutamil transaminaz (GGT), alanin transaminaz (ALT), alkalen fosfataz (ALP), aspartat transaminaz (AST), albümin, total protein değerleri tayin edildi. HCV-RNA düzeyleri PCR yöntemiyle, 8-OHdG ELISA ile diğer testler standart laboratuvar ölçüm teknikleri ile çalışıldı. 8-OHdG açısından gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,104). Demir ve ferritin miktarları HCV'li gruplarda artmış olmakla birlikte bu artış anlamlılığa ulaşmadı (demir ve ferritin için p=0,152,p=0,082). Demir bağlama kapasiteleri arasında da yine anlamlı fark yoktu. (p=0,267) Albümin miktarları ise kontrollere göre her üç gruptada anlamlı düzeyde düşüktü. ALT, AST, ALP, GGT enzim düzeyleri HCV'li grupta kontrole kıyasla anlamlı olarak artmış bulundu. Sonuç olarak 8-OHdG serum düzeylerinin IFN tedavisi alan kronik HCV'li hastalarda tedaviye yanıt cevabı üzerinde etkisi bulunmamaktadır. İleri yaş kronik hepatit C'nin tedaviye yanıt vermemesinde veya nüks etmesinde etkili olabilir. 8OHdG'nin düzeylerini, ferritin, demir ve yaş gibi parametrelerle ilişkisini değerlendirmek için daha geniş popülasyonda ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

8-hidroksi deoksiguanozinDemirFerritin+3
Engin Ateş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın kadisiye şehrindeki hepatit C (HCV) virüslü hastalarda, yardımcı T 17 hücreleri (T helper 17) ve düzenleyici T hücreleri (T reg) profilinin rolünün belirlenmesi

Viral hepatit, hepatositlere virüs bulaştığında meydana gelen karaciğer iltihabıdır, neden olan virüslerden biri HCV, Flaviviridae'nin bir üyesi olan tek sarmallı bir genom RNA virüsüdür. Mevcut çalışma, bazı karaciğer fonksiyon yönlerinin tahmini ile HCV enfeksiyonuna karşı epidemiyolojik ve immün yanıtı belirlemeyi amaçlamıştır. Elde edilen sonuçlar erkeklerin 22 (%38,6) olan kadınlardan 35 (%61,4) daha yüksek olduğunu ve 20-50 yaş arası orta yaşlarda maksimum enfeksiyon eğiliminde olduğunu göstermiştir. Risk faktörleri için toplanan veriler, talasemi 8 (%14), hemodiyaliz 6 (%10,5), transfüzyon 5 (%8,8), hemofili 6 (%10,5), ev içi maruziyet (temaslar) ile ilişkili enfeksiyonların önemli bir yüzdesi olduğunu göstermiştir 2 (%3,5) ve vakaların çoğunluğunun kaynağı bilinmeyen 30 (%52,7) idi. Sonuçlar, IL-17'nin serum konsantrasyonunda istatistiksel olarak anlamlı (p≤0,05) bir yükselme olduğunu, hasta grubunda ortalama konsantrasyonun 132,63±18,6 pg /mL olduğunu ortaya koydu. Kontrol grubunda ise 96,11±18,5 pg /mL idi. FoxP3'ün gen ekspresyonunun toplanan verileri, kontrol grubuna kıyasla 7,78±0,21 hasta grubunda ekspresyonda 1,93±0,026 olan yüksek istatistiksel anlamlı (p≤0,05) bir artış kaydetti. Karaciğer fonksiyon testi, HCV 52,08±18,7 IU/mL olan hasta grubunda GOT konsantrasyonunda 18,7±3,3 IU/mL olan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı (p≤0,05) artış olduğunu gösterdi. HCV 53,33±18 IU/mL olan hasta grubunda GPT konsantrasyonunda 18,01±3,7 IU/ mL olan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı (p≤0,05) yükselme. HCV 139,37±12,78 IU/mL olan hasta grubunda Alkalin fosfataz konsantrasyonunda 66,66±5,9 IU/mL olan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı (p≤0,05) yükselme saptandı. Mevcut çalışmanın genel bulgusu, karaciğer hasarı süreciyle birlikte bağışıklık tepkisini düzenleyen ve apoptoz nedeniyle karaciğer enzimlerini serbest bırakan aktif bir Th-17 tepkisi ve T-reg hücresi gösterdi.

AgregasyonApoptozisHepatit C+2
Karrar Noaman Jebur Jebur
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The association of matrix metalloproteinase-7, 10 with hepatitis C virus infections in chronic kidney diseases

The kidney is the most important excretory organ in humans, as it processes approximately 2,000 liters of blood daily, and when the kidneys are unable to remove wastes and are unable to maintaining the internal balance of mineral salts and water is kidney failure. Therefore, this study aimed to find non-invasive biomarkers to predict the diagnosis and monitor the progression of chronic kidney disease (CKD): including the level of matrix metallo proteinase MMP7 and MMP10 .Patients with CKD infected with hepatitis (HCV) were the focus of this study. 90 blood samples were collected, including 22 samples from individuals in good health (the control group): 22 samples from patients suffering from chronic kidney disease and hepatitis C infection, and 46 samples from the patients suffering from chronic kidney disease (samples were taken for Iraqi patients at Medical City Hospital after obtaining their verbal consent).The Sandwich ELISA technique was used in this study for blood samples taken to extract serum. It has been shown that the prevalence of chronic kidney disease (CKD) increases with age, especially from the age of 40 years and above. The results showed that the majority of patients suffering from chronic kidney disease (CKD) are male. This may be due to the activity of sex hormones or physical stress. The prevalence of chronic kidney disease (CKD) was found to be higher in rural areas compared to urban areas. It was noted that the majority of participants in the study had the ability to read and write. The research revealed that the majority of patients suffered from chronic kidney disease for two to three years. The significant number of patients with chronic kidney disease suffer from diabetes, as it is one of the main causes of kidney disorders. It was noted that MMP10 and MMP7 levels are higher in patients with CKD compared to patients with chronic kidney disease and hepatitis C virus. It was found that they have a positive relationship with degrees of renal fibrosis and a negative relationship with kidney function. In conclusion, elevated levels of MMP10 and MMP7 may be a marker for predicting tissue damage and worsening renal status in patients with CKD.

Hepatitis C
Qabas Fadhıl Alwan Al Anbarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of nurses' knowledge levels on hepatitis c infection

Hepatitis C Virus (HCV) infection continues to be a worldwide health problem. It is associated with many serious symptoms and complications, including acute and chronic hepatitis, cirrhosis, hepatocellular carcinoma (HCC), and liver failure (Bianco et al., 2013).Objective: In this study, it was aimed to evaluate the knowledge level of nurses about Hepatitis C infection. This is a descriptive and cross-sectional study conducted in Hospitals in the Southern provinces of Iraq. Quantitative research was used in the design of the study. The sample selection was not made and 124 nurses who agreed to participate in the study were included in the study. Questions consisting of socio-demographic data were asked to the nurses to evaluate their level of knowledge on Hepatitis C infection. The data were collected using face-to-face questioning technique. Evaluation was made with percentage analysis. It was observed that the majority of the participants were 60.5% male, 51.6% were 21-25 years old. According to the education level, 39.5% and 22.6% of the sample were nursing high school graduates, 29% of the them had 6-10 years of experience in hospitals, and 75.0% had 1-5 years of experience in hemodialysis units. 71.8% of the nurses stated that Hepatitis C infection was liver disease, 44.4% did not know that the disease was transmitted by blood and organ transplantation, 70.2% did not know the use of protective equipment for blood or fluid contamination, 66.9% knew that patients with hepatitis C infection should use a separate dialysis machine, 50% did not know that non-disposable materials should be disinfected, 49.2% did not know that training programs should be organized for physicians and nurses about hepatitis C infection, and again 55.6% the patients did not know that a training program should be given to the patients as well. It was observed that the knowledge level of the nurses was at medium level. It is recommended that nurses should receive regular training programs for Hepatitis C infection at certain periods. Key Words: Hepatitis C infection , Nurse, Nursing management

Level of knowledgeNursesNursing+3
Ahmed Khammat Sagban Sagban
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Measure of WBC level in hepatitis C patients with immunological and molecular approaches

Worldwide, an estimated 185 million people have Hepatitis C Virus (HCV) infection. This study was conducted on 100 patients with HCV 60 males and 40 females, and the control group was 50 males and females. It showed an increase in the spread of the virus in men more than women, with statistical significance P<0.01. In our study also showed an increase in prevalence in the age group from 31 to 45 years, and then the age group from 46 to 60 years in Dhi Qar. The study showed a statistical increase P<0.01 for WBC and LYM level. Current study also showed a statistically significant decrease of P<0.01 in NUTR and PLT levels in patients infected with hepatitis C virus. The level of IL-6 in the patients was significantly increased than that of the control group. We did not find statistically significant changes between male and female patients for WBC, LYM, NUTR, and IL-6.

Enzyme-linked immunosorbent assayHepatitisHepatitis C+2
Baydaa Alı Jaheed Alhafıdh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ıraklı böbrek yetmezliği hastalarında microrna135a'nın moleküler tespiti ve hcv'nin bazı immünolojikbelirteçlerinin tahmini

Hepatit C virüsü (HCV), karaciğer hücrelerinde ciddi hasara neden olan bulaşıcı bir enfeksiyondur. Bu virüsler kan nakli, küçük ve büyük ameliyatlar, cinsel temas yoluyla ve diyaliz hastaları tarafından bulaşır. Hemodiyaliz hastalarının sık kan transfüzyonu yapmaları nedeniyle, sürekli hemodiyalizin yanı sıra HCV'ye maruz kalabilmekte ve bu da acılarını artırmaktadır. Son yıllarda Ramadi Hastanesi/Irak'ta diyaliz hastalarında HCV enfeksiyon sayısında artış gözlenmiştir. Çalışmamızda belirlenen gruplara moleküler ve immünolojik testler uygulanmıştır. Çalışma dört gruba ve her grupda cins ve yaşa göre ayrılmıştır. Bu çalışmaya dahil edilen HCV hasta sayısı 198 olarak belirlenmiştir. Enfekte bireylerde HCV'nin varlığını ve etkinliğini tespit etmek için RT.qPCR teknolojisi kullanılmıştır. Tüm çalışma gruplarında IL-17F genini izole etmek ve ölçmek için RT.qPCR teknolojisi kullanılmıştır. Buna göre, HCV ile enfekte olmuş diyaliz hastaları grubu (grup 1), HCV ile enfekte grup (grup 2) için gen ekspresyonu olduşurken, hepatit olmayan hemodiyaliz hastaları (grup 4), sağlıklı deneklerde (grup 3) IL-17F gen ekspresyonu tespit edilmemiştir. MikroRNA 135a'nın gerçek zamanlı qPCR'si böbrek yetmezliği olan (diyaliz) ve HCV ile enfekte olan (grup 1) hastalara uygulanmıştır. Bu hastaların 30%'unda gen ekspresyonu oluşumu gözlemlenmiştir. Viral enfeksiyonda bazı immün belirteçlerin önemli rolü bulunmaktadır. IL-17F ve TRL3 tüm çalışma grupları için ELISA ile test edilmiştir. Grup 1'de, grup 4 ve 2'ye göre yüksek konsantrasyonlar bulunurken, grup-3 konsantrasyonları çok düşük bulunmuştur. TRL3 konsantrasyonlarında ise sırasıyla grup 4, grup 1 ve grup 2'de artış görülürken, grup-3'te bulunan (sağlıklı insanlar) konsantrasyon diğer gruplara göre daha düşük olarak tespit edilmiştir.

Böbrek yetmezliğiGerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR)Hepatit C
Wahbı Abdulrazzaq Sarhad Sarhad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Irak-Kerkük ili hemodiyaliz hastalarında Hepatit C virus enfeksiyonlarının serolojik ve moleküler yöntemlerle araştırılması

Hepatit C virusu (HCV), hem akut hem de kronik karaciğer hastalığının gelişmesine neden olmakta, siroz ve hepatoselüler karsinom riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Epidemiyolojik veriler, 170 milyondan fazla insanın HCV ile enfekte olduğunu göstermektedir. Öte yandan yılda yaklaşık bir milyon kişinin HCV enfeksiyonuna bağlı siroz ve/veya karaciğer kanseri nedeni ile yaşamını yitirdiği düşünülmektedir. Ayrıca HCV enfeksiyonunun en sık görüldüğü popülasyonun hemodiyaliz hastaları olduğu gözlenmektedir. Bu bağlamda, hemodiyaliz hastalarında görülen HCV enfeksiyonuna dair araştırmalar önem arz etmektedir. Çalışmamızda Irak'ın Kerkük ilinde hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören hastalarda hepatit C sıklığını serolojik ve moleküler yöntemlerle saptayarak olası risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubundan 200 ve kontrol grubundan 50 olgunun ELISA yöntemiyle Anti-HCV antikor varlığı incelendiğinde; çalışma grubundaki 36 olguda Anti-HCV antikoru saptanırken, kontrol grubundan hiç kimsenin enfekte olmadığı gözlendi. Çalışma grubunda bulunan anti-HCV'si pozitif olan 36 hastadan 30'unun HCV RNA'sı pozitif bulundu. Çalışma grubunda yer alıp Anti-HCV antikoru bulunmayan olgularda ise HCV RNA varlığı gözlenmedi. En yüksek HCV enfeksiyonu oranının 65-74 yaş grubunda olduğu ve üç yıldan uzun süredir diyalize giren hastalarda enfeksiyon oranının arttığı gözlendi. Öncesinde herhangi bir cerrahi operasyon geçirmiş hemodiyaliz hastaları ile daha önce herhangi bir operasyona maruz kalmayan hastalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptandı. Çalışma ve kontrol grubu olguları serum ALT, AST, ALP, TSB ve IL-6 düzeyleri yönünden incelendiğinde; gruplar arasında ALT, AST, ALP ve IL-6 düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Sonuç olarak hemodiyaliz hastaları arasında HCV enfeksiyonunun yaygınlığının kontrol edilmesi ve bu ilişkinin daha net ortaya konulması için periyodik olarak yapılan çalışmaların yararlı olacağı kanaatindeyiz.

EnfeksiyonlarHepatit CIrak+1
Nazhan Bakr Mahmood Albayatı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Prevalence hepatitis C virus and contributing factors in the elderly patient in hemodialysis unit in lraq

Objectives: Identification of hepatitis C virus prevalence and associated risk factors among hemodialysis patients. Methodology: A descriptive cross-sectional study was conducted at Between February 22, 2022, and May 22, 2022, data was collected from two dialysis center in Thi-Qar/Al-Hussein Teaching Hospital and Al-Nasiriya Teaching Hospital. sample size were 130 patients on hemodialysis included 103 were negative and 27 were positive for hepatitis C virus, Data were Research data were collected by using of questionnaire composed of 3 parts: Socio-demographic form: The form has 10 questions to establish age, gender, marital status, educational level, financial situation, resident, smoking, alcohol, duration of hemodialysis weekly, and duration of hemodialysis hours, Second part :investigation :AST ,ALT , Albumin level and GGT. Third part: questions about risk factors of prevalence of hepatitis C the Response options are based on a two-point Cronbach-type scale ranging from 1 (No) to 2 (Yes). Data were analyzed through the application of descriptive and inferential statistical approaches by using Statistical Package for Social Science (IBM SPSS) version 25.0. Results: The findings indicated that age are (60-64) years within age groups account for (51.5%) from total study sample and male 72.3%, So and majority of study sample were marriage also have primary school related to level education accounted for 43.1%. Recommendations: The study recommended to Encouraging educational training sessions intended at enhancing hemodialysis patients' awareness of factors that can increase their likelihood of getting the hepatitis C virus. Keywords: Hemodialysis Patients, Prevalence of Hepatitis C Virus, Risk Factors, elderly.

DialysisHepatitis CIraq+4
Alı Sattar Abed Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit C enfeksiyonunda mannoz bağlayan lektin düzeylerinin ve mannoz bağlayan lektin polimorfizmlerinin tedavi cevabına etkisi

Amaç: Hepatit C virüsü kronik karaciğer hastalığının en sık nedenidir. Dünyada yaklaşık 170 milyon kişinin hepatit C virüsü ile enfekte olduğu tahmin edilmektedir. Hepatit C enfeksiyonunun doğal seyir ve klinik gidişi virüs ve konağın immün cevabının etkileşimi ile ilişkilidir. Bağışıklık sisteminin önemli bir öğesi olan mannoz bağlayan lektin genetik polimorfizme sahiptir ve belirli genotiplere sahip bireylerin daha ciddi ve uzun süreli enfeksiyonlara yatkınlığı bilinmektedir. Mannoz bağlayan lektinin hepatit C virüsü enfeksiyonundaki rolü mannoz bağlayan lektin seviyeleri ve polimorfizmlerinin hastalık seyiri ve tedavi cevabını inceleyen az sayıda çalışmada gösterilmiştir. Biz bu çalışmada mannoz bağlayıcı lektin düzeyi ve mannoz bağlayan lektin geni polimorfizmleri ile tedavi cevabı arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada kronik hepatit C hastaları ve kontrol grubunda serum mannoz bağlayan lektin düzeyleri ELİSA yöntemi ölçüldü ve kodon 54 mutasyon varlığı PCR-RFLP tekniği ile araştırıldı. Çalışmaya pegile interferon ve ribavirin kombinasyonu ile tedavi edilmiş 50 kronik hepatit C hastası ve 75 sağlıklı kontrol alındı.Bulgular: Kodon 54 mutasyonu hepatit C hastalarında kontrol grubuna oranla daha sıktı fakat aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Hasta ve kontrol gruplarında kodon 54 mutasyonu olanlarda serum mannoz bağlayan lektin düzeyleri belirgin olarak düşük bulundu. Hepatit C hastalarında mannoz bağlayan lektin düzeyi kontrol grubuna göre daha düşük olmakla birlikte iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Ayrıca tedavi yanıtı saptanan ve saptanmayan hastalarda serum mannoz bağlayıcı serum düzeyleri ve mutasyon sıklığı oranları benzerdi.Sonuç: Düşük mannoz bağlayan lektin düzeyleri hepatit C enfeksiyonuna duyarlılığı artırmamaktadır ve mannoz bağlayan lektin düzeyinin hastalığın seyiri ve tedavi cevabı üzerine belirgin bir etkisi saptanmamış olmakla birlikte daha net sonuçlar ortaya koyabilmak için daha geniş hasta gruplarını içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hepatit CHepatit C virüsüLektinler+4
Süheyla Kömür
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Farklı hasta grupları (Tip 2 Diyabetes Mellitus, Obezite, Nonalkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı, Kronik Hepatit C) ve sağlıklı gönüllülerde insülin direncinin belirlenmesinde HOMA ve QUICKI yöntemlerinin karşılaştırılması

İnsülin glukoz metabolizmasının ana düzenleyicisidir. İnsülin direnci, endojen veya ekzojen insüline bozulmuş biyolojik yanıt olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda insülin direncinde genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca tip 2 diyabetes mellitus, dislipidemi, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, obezite, nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ve kronik hapatit C'de insülin direnci önemli patofizyolojik role sahiptir.Hiperinsülinemik öglisemik klemp testi insülin direncini belirlemede altın standart olarak kabul edilmektedir. Ancak geniş gruplarda uygulaması zor ve pratik olmayan bir yöntemdir. HOMA (Homeostasis model assessment) yöntemi 1985 yılında geliştirilmiş ve insülin duyarlılığının belirlenmesinde kullanılmıştır. Katz ve arkadaşları altın standart klemp tekniği ile daha iyi korelasyon gösterebilen yeni bir yöntem olan QUICKI (Quantitative insulin sensitivity check index) indeksini bildirmişlerdir. HOMA insülin direncini yansıtırken QUICKI insülin duyarlılığını gösterir.Çalışmada tip 2 diyabetik, obez, nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı olan ve kronik hepatit C'li hasta gruplarında sağlıklı gönüllülere göre insülin direncini araştırdık. Ocak 2009 Aralık 2010 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Gastroenteroloji, Endokrinoloji ve Metabolizma polikliniklerine başvuran 40 tip 2 diyabetik, 40 obez, 40 non alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) olan hasta, 40 kronik hepatit C'li hasta ve 40 sağlıklı gönüllü çalışmaya alındı. Çalışmaya alınanların boy, ağırlık, bel çevreleri ölçüldü ve beden kitle indeksi hesaplandı. İnsülin direnci için HOMA, İnsülin duyarlılığı için QUICKI yöntemi kullanıldı. İnsülin direncini belirlemede sınır değer HOMA için ? 2,24, QUICKI için < 0,3469 olarak kabul edildi. Açlık glukoz, insülin, yüksek dansiteli lipoprotein (HDL), düşük dansiteli liporotein (LDL) ve trigliserid düzeyleri ölçüldü.Bu çalışmada literatürle benzer şekilde tip 2 diyabetik, obez, non alkolik yağlı karaciğer hastalığı olan, kronik hepatit C'li hastalarda sağlıklı kontrol grubuna göre insülin dirençleri (HOMA) daha yüksek, insülin duyarlılıkları (QUICKI) daha düşük olarak bulundu.Anahtar Kelimeler: İnsülin direnci, HOMA indeksi, QUICKI indeksi, tip 2 diyabetes mellitus, obezite, nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı, kronik hepatit C.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hepatit C+4
Hüseyin Yılmaz
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik HBV ve HCV hastalarının metabolik sendrom ile ilişkisi

Hepatit B ve hepatit C, tüm dünyada yaygın görülen önemli bir kronik karaciğer hastalığı sebebidir. Kronik karaciğer hastalığına yol açtığı gibi, son yıllarda kronik hepatit ve karaciğer yağlanması birlikteliği gündeme gelmiştir. Bu durum, virüsün hepatit yapmanın yanı sıra metabolik değişikliklere de neden olduğunu düşündürmüştür. Literatürün, karaciğer yağlanmasını Metabolik Sendrom (MS)'un hepatik tezahürü olarak göstermesi, HBV ve HCV ile MS ilişkisini dikkat çekici kılmıştır. Bu çalışmada, kronik hepatit B ve hepatit C'nin MS ve komponentleri ile ilişkisini araştırmayı planladık. Çalışmaya 62 kronik hepatit C (erkek/kadın: 22/40) ve 358 kronik hepatit B hastası (erkek/kadın: 219/139) dâhil edildi. Hastaların demografik bilgileri alındı ve sonra serolojik ve biyokimyasal testler yapıldı. Uluslararası Diyabet Federasyonu kriterlerine göre MS tanısı araştırıldı. Hastalarda insülin direnci (IR), Homeostasis model assesment (HOMA) indeksi kullanılarak belirlendi. Tüm hastaların yaş ortalaması 43,43±13,42, VKİ ortalaması 27,69±4,96 olarak saptandı (p<0.05). Çalışmamızda, 62 HCV'li hastanın 24'üne (%38,7), 358 HBV'li hastanın 97'sine (%27,1) MS tanısı konuldu. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,086). HCV'li hastaların 11'inde (%17,7), HBV'li hastaların ise 32'sinde (%8,9) diyabet olup iki grup arasında fark saptanmadı (p= 0,059). Hastaların 207'sinde (%49,3) IR saptandı. Hepatit C'lilerin 31'inde (%50) IR varken, hepatit B'lilerin ise 176'sında (%49,2) IR tespit edildi. İki grup karşılaştırıldığında fark saptanmadı (p=0,987). Ayrıca, MS tanısı olan HCV ve HBV hastaları arasında da diyabet ve IR açısından fark yoktu (p=0,857). Hasta popülasyonumuzda %38,3 oranında karaciğer yağlanması olduğunu gördük. HCV'lilerde 24 (%38,7) kişide yağlanma varken, HBV'lilerde ise 137 (%38,3) kişide yağlanma vardı, iki grup arasında fark saptanmadı (p=0,939). MS tanısı alan HCV ve HBV hastaları arasında da yağlanma açısından anlamlı fark yoktu (p=0,933). Sonuç olarak, kronik HBV enfeksiyonunun da tıpkı HCV enfeksiyonu gibi karaciğer yağlanmasında rol oynayan ve MS açısından risk teşkil eden bir enfeksiyon olduğu söylenebilir. Dolayısıyla HBV'nin, MS ve karaciğer yağlanmasının getirdiği bütün risklere tıpkı HCV gibi sahip olduğu öne sürülebilir. Bununla birlikte, bu konuda yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+6
Seda Ünsal
Gaziantep University
2015
00

Related subjects