Kocaeli
62 theses under this subject heading
Din görevlilerinde meslekî doyum: İzmit örneği
Ülkemizde din hizmetlerini kamusal çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı yürütmektedir. Bu kurum, merkez teşkilatı, taşra teşkilatı, yurtdışı teşkilatı ve medya kanalları vasıtasıyla toplumumuzun ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılamaya çalışmaktadır. Genel anlamıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'nın temel iki görevi bulunmaktadır. Biri toplumu inanç, ibadet ve ahlak gibi konularda aydınlatmak, ikincisi de din hizmetlerinin ifası yoluyla ibadethaneleri yönetmektir. Başkanlığın faaliyet alanı ve faaliyet yelpazesi oldukça geniş kapsamlı olup, her geçen gün daha da artmaktadır. Bir yandan, başta Kur'an Kursları vasıtasıyla yaygın din eğitimi faaliyetleri yürütülmeye çalışılırken, diğer yandan, cami içi ve dışı din hizmetleri gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, ailede din eğitimi faaliyetlerini desteklemek amacıyla, yetişkin bayanlara yönelik olarak devam ettirilen kurs ve seminerler ile il ve ilçe müftülükleri bünyesinde ailelerin dini konulardaki ihtiyaçlarına cevap vermek üzere Aile ve Dini Rehberlik Büroları da faaliyet göstermektedir. Bu araştırma; ortaya konulacak bilgi ve bulgularla din görevlilerinin meslekî doyumlarını ölçmek, meslekî doyumlarını engelleyen ya da destekleyen etkenleri belirlemek ve topluma daha verimli hale gelmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket ve Mesleki Doyum Ölçeği 2018 yılında Kocaeli ili İzmit ilçesinde vazife yapan din görevlilerinden 124 İmam-Hatip, 23 Müezzin-Kayyım ve 123 Kur' an Kursu Öğreticisine uygulanmıştır. Anket sonuçları, SPSS 18.0 istatistiksel programında analiz edilerek, verilerin değerlendirilmesinde çeşitli teknikler kullanılmıştır. Bunlar, Frekans Analizi, Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), t-testi (Independent-Samples T Tests), Post Hoc Multiple Comparisons (Tukey HSD) testleridir. Araştırmada din görevlilerinin mesleki doyumunu etkileyen faktörlere ilişkin elde edilen bulgular çalışmanın uygulama bölümünde tablo ve grafiklerle sunulmuş, sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Meslek, Doyum, Diyanet İşleri Başkanlığı, İzmit
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'deki yerel yönetimlerin dış ilişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi örneği
Bu araştırmanın amacı; "Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'deki Yerel Yönetimlerin Dış İlişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Örneği"nin incelenmesi ile Türkiye'nin önemli Büyükşehirlerinden birisi olarak gösterilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ndeki küreselleşme ve yerelleşme zıtlığının yansımalarını belirlemektir. Bu çalışmada Nitel Analiz Yöntemlerinden içerik inceleme tekniği (analizi) kullanılmış olup, bu teknikle belirlenen araştırma konusu kapsamında kitap, dergi, makale, resmi yazışma ve belgeler ile internet kaynakları üzerinde literatür taraması yapılmış, bir sistem dahilinde kategorilere ayrılarak analiz edilmiştir. Çalışmada; Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde hızla ilerleyen Türkiye'nin, Avrupa Birliği tarafından benimsenen ve uygulanan kurallara uyum sağlama süreci ele alınmaktadır. Demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de daha demokratik ve daha katılımcı yerel yönetimler kurmak önemli bir amaç haline gelmiştir. Avrupa Birliği yerel yönetimlerle ilgili daha sağlıklı politikalar geliştirebilmek amacıyla uluslararası konjonktürde yer alan gelişmelere uymuştur. Bu bağlamda daha geniş halk katılımı ve demokrasinin gereklerinin sağlandığı ilk basamağın yerel yönetimler olduğu ortaya çıkmıştır. Birliğe üye olma yolunda önemli adımlar atan Türkiye de bu gerçeğin farkına varmıştır. Demokratikleşme çabalarının yanı sıra yerelleşme ve küreselleşme sürecinin de etkisiyle kendi kurumlarını yenileyen Türkiye için Avrupa Birliği'nin normları yerel yönetimlerin daha etkin daha demokratik bir noktaya ulaşması için gerekli ve önemlidir. Ayrıca bu çalışmada Avrupa Birliği'nin Türkiye yerel yönetimlerinden beklediği dönüşümün nitelikleri, Türkiye deki mevcut mevzuatının bu beklentileri karşılama düzeyi ve özelde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Kocaeli, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi.
Vergi uyumu ve uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin belirlenmesi: Kocaeli örneği
Vergi uyumu, beyannamenin verildiği tarihte uygulanan vergi yasaları, yönetmelikler ve yargı kararlarına uygun olarak vergi yükümlülüğünün beyannamede tam olarak belirtilmesi ve beyannamenin tam ve zamanında ilgili yerlere verilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Vergi uyumu / uyumsuzluğu neticesinde dört tip mükellef tipolojisi oluşmaktadır. Bu tipolojiler vergi kaçakçısı, sosyal vergi yükümlüsü, içten vergi yükümlüsü ve dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsüdür. Bu çalışmanın amacı vergi mükelleflerinin, vergi uyumu veya uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin hangisinde kendilerini konumlandırdıklarını tespit etmek ve bu durumu nasıl algıladıkların belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için çalışmada yöntem olarak nitel analiz uygulanmıştır. Nitel analiz çeşitli alt yöntemlere sahip olup bu çalışmada nitel araştırmanın derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Çalışmada uygulanan derinlemesine görüşme tekniği Kocaeli ilinde ikamet eden 12 mükellefe uygulanmıştır. Vergi uyumu/uyumsuzluğu kavramına örtüşmesi açısından araştırmaya katılan katılımcılar beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden oluşturulmuştur. Genel değerlendirme yapıldığında özellikle vatandaşlık görevi bilinci, vergi adaletinin güçlü olması gerekliliği, devletin olumlu politikaları, vergi otoritesinin olumlu davranışları, ülke ekonomisinde meydana gelecek pozitif gelişmelerin vatandaşların gelir düzeylerine ve hayat kalitelerine de yansıması mükelleflerin dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsü tipolojisinde yer almalarını sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyumu, Vergi Uyumsuzluğu, Mükellef Tipolojileri, Nitel Analiz, Derinlemesine Görüşme.
Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İlçe Müdürlüklerinde görev yapan personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumlarını belirlemek amaçlanmıştır.2010 Aralık ayında ölçek uygulanacak denekleri belirlemek için Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkililerine bir ön çalışma yapılmıştır. Ölçeğin uygulanabilmesi için gerekli izinler alınmıştır. Buradan edinilen bilgiler doğrultusunda yeteri kadar ölçek formu çoğaltılarak kuruma teslim edilmiştir. Personel tarafından doldurulan ölçek formları 31 Aralık tarihinde teslim alınmıştır. Deneklere çatışma yönetimi algılarını ölçmek için Ural (1997) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış, 25 sorudan oluşan Çatışma Yönetimi Ölçeği (ÇYÖ), iş doyumu düzeylerini ölçmek için ise Çetinkanat (1995) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış 32 sorudan oluşan İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) uygulanmıştır. İstatistik yöntem olarak öncelikle, verilerin değerlendirilmesi için frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Gruplar arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için 0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (OneWay ANOVA) ve T-Test uygulanmıştır. Önemli bulunan farklılıkların hangi değişkenlerden kaynaklandığının tespiti için Tukey's HSD çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır.Araştırma sonuçları; Personelin Eğitim Durumu ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Yaş Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Mesleki Kıdem Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Kurumdaki Hizmet Yılı Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olduğunu (P<0.05), Personelin Cinsiyet Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Eğitim Durumu ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Yaş Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Mesleki Kıdem Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Kurumdaki Hizmet Yılı Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Cinsiyet Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05) göstermiştir.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar önceki araştırmaları destekler niteliktedir. Personelin kurumdaki hizmet yılı değişkeni ile çatışma yönetimi stillerinden olan hükmetme stili arasındaki anlamlı farklılık, personelin yöneticilerinin çatışma yönetim tarzından duyduğu rahatsızlığın bir göstergesi olarak düşünülmektedir. Personelin eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem ve cinsiyet değişkenleri ile çatışma yönetimi algıları arasındaki farkın önemli olmaması, eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem, kurumdaki hizmet yılı ve cinsiyet değişkenleri ile de iş doyumları arasındaki farkın önemli olmaması, personelin yöneticilerinin çatışma yönetimi tarzlarından ve iş ortamındaki şartlardan duydukları tatmin duygusundan kaynaklanabilir. Çatışmaları etkin bir biçimde yönetebilmek ve personelin iş doyum düzeylerini belli bir seviyede tutulabilmek kurum adına yararlı sonuçlar doğurabilir.Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, İş Doyumu, Personel, Spor
Stratejik rekabet üstünlüğü sağlama aracı olarak inovasyon stratejileri: Kocaeli otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Küreselleşme süreciyle birlikte yaşanan gelişmeler, işletmelerin değişen dünya koşullarına ayak uydurabilmek için birbirleriyle rekabet etmelerini zorunlu hale getirmiştir. Böylelikle işletmeler varlıklarını sürdürebilmek ve rakiplerinin gerisinde kalmamak için rekabet stratejilerine başvurmaktadır. Son zamanlarda inovasyon rekabette yeni bir yaklaşım haline gelmiştir. Dolayısıyla rekabet üstünlüğü sağlama adına yapılan çalışmalarda inovasyon faaliyetleri yer almaktadır. Ürün, hizmet, süreç, pazarlama ve organizasyon gibi aşamalı ve radikal inovasyon faaliyetleri uygulanmaktadır. Bu inovasyon faaliyetleri rakip işletmelere veya faaliyet gösterilen bölgeye göre saldırgan, savunmacı, taklitçi, bağımlı, geleneksel ve fırsatları izleyen inovasyon stratejisi olarak rekabet üstünlüğü sağlayabilmektedir. Bu bağlamda araştırmanın ilk temel amacı; Kocaeli'nde faaliyet gösteren üç, dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinin inovasyon faaliyetlerini belirlemek ve bu doğrultuda izlediği inovasyon stratejisini tespit etmektir. İkinci amacı ise; araştırmaya dahil edilen otel işletmelerinin rekabet stratejilerinin, uygulanacak olan inovasyon stratejilerinde belirleyici bir nitelik taşıyıp taşımadığını tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmaya Turizm Bakanlığından, Turizm İşletme Belgeli üç, dört ve beş yıldızlı toplamda 15 adet otel işletmesi dahil edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler otel işletmelerinin üst düzey yöneticileriyle yapılan yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel veri analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarında otel işletmelerinde inovasyon faaliyetlerinin uygulandığı tespit edilmiştir. Otel işletmelerinde ağırlıklı olarak aşamalı inovasyon boyutu altında ürün, hizmet ve süreç inovasyonlarının uygulandığı görülmüştür. Ayrıca otel işletmelerinin uyguladığı rekabet stratejileri ile inovasyon stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Dolayısıyla maliyet liderliği stratejisi ile saldırgan ve fırsatları izleyen inovasyon stratejisi arasında olumlu bir ilişki vardır. Farklılaştırma stratejisi ile fırsatları izleyen inovasyon stratejisi arasında olumlu bir ilişki vardır. Odaklanma Stratejisi ile saldırgan ve fırsatları izleyen inovasyon stratejisi arasında olumlu bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon, İnovasyon Stratejileri, Kocaeli Turizmi
Küreselleşme - yerelleşme bağlamında kentleşme ve yerel yönetimlerde vizyon arayışları:2023 Türkiye vizyonu ve sonrası için Kocaeli modeli
"Küreselleşme", "yerelleşme" ve "kentleşme "gibi birbiri ile yakından ilgili ve ilişkili üç kavramın, birbirlerini ve aslında her şeyi az veya çok bir şekilde etkilediği ve belirlediği günümüz dünyasında, devletleri ve dolayısı ile yapısal anlamda devletlerin örgütsel yapısını ifade eden kamu yönetim sistemlerini etkilememesi olanaksızdır. Bilindiği üzere, kamu yönetim sistemlerinin toplumun gereksinimlerini karşılayan etkin bir araç durumuna dönüştürülebilmelerinin başlıca koşullarından birisi, söz konusu bu sistemlerin gelişen ve değişen koşullara ayak uydurmasını sağlayacak şekilde ve sürekli bir biçimde yenilenerek geliştirilmesidir. Fakat Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan ve "yeniden düzenleme", "yeniden yapılanma" veya "idari reform" gibi farklı kavramlarla ifade edilen "idarede reform çalışmaları" dar ve kısa vadeli bir bakış açısı ile yapılmış olup, sistemin daha geniş ve daha uzun vadeli bir bakış açısı ile ele alınması ise ancak bu tarihten sonra mümkün olmuştur. "Vizyon" olarak da isimlendirilen bu yeni ve farklı bakış açısı ile hazırlanan "2023 Türkiye Vizyonu" kapsamında başlatılan idari reform çalışmaları ise Türk idari ve siyasi hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Çünkü söz konusu bu reformlar sonucunda «Kocaeli Modeli» ismi ile bilinen yeni bir yerel yönetim modeli Türk siyasi ve idari hayatına girmiştir. Kamuoyunca da bir yerel yönetim reformu olarak bilinen ve on yıl süre ile İstanbul ile birlikte Kocaeli ilinde de uygulandıktan sonra yirmi sekiz büyükşehirde daha uygulanmaya başlayan bu yeni yerel yönetim modeli aslında, Türk Devlet geleneğinde ve devletin görev ile sorumluluklarının dayanağı olan devlet felsefesinde köklü değişikliklere neden olacak bir reform çalışması niteliğine sahip bir çalışma olmuştur. Bu tez çalışmasının ana temasını, Kocaeli Modeli olarak adlandırılan ve yakın bir gelecekte ülkenin tamamında uygulanması beklenen söz konusu bu yerel yönetim modelinin sadece geleneksel yerel yönetim anlayışını ve yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türk idari yapısının geleneksel yönetim felsefesini ve genel yönetim yapısını da etkileyeceği ve değişime zorlayacağı iddiaları oluşturmuştur. Ayrıca, bu model için İstanbul ve Kocaeli illerinin seçilmesinin nedenleri ile Türk yerel yönetim geleneğinin halen oluşamaması gibi daha birçok konu da bu çalışmada ana tema ile ilişkili olacak bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Neticede ise köklü bir yerel yönetim geleneği bulunmamasına rağmen oldukça uzun sayılabilecek bir süre örgütlenme tecrübesine ve bunun sonucunda ise merkeziyetçi bir yönetim geleneğine ve buna uygun bir örgüt yapısına sahip olan Türk Devletinin bu yapısının, söz konusu bu reform çalışmalarından genel olarak olumsuz etkilendiği/etkileneceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri, Kentleşme,Kocaeli, Küreselleşme, Yerelleşme
Kocaeli çeşmeleri
?Kocaeli Çeşmeleri? konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında İzmit'te tespit edilen 23 çeşme örneği incelenmiştir. Bu çeşmelerden 4 tanesi müstakil, 19 tanesi bitişiktir. Çeşmeler, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan bir süreç içerisinde tarihlendirilmektedir. Kitabesi olmayıp tarihi bilinmeyen 16 tane çeşme vardır. Çeşmeler; ortada kitabesi olan nişi çevreleyen bir kemer, aynalı taşında bir musluk, musluktan akan suyun biriktiği bir yalak, yalağın iki yanında dinlenme taşı formunda cephe düzenine sahiptir. Cephe gerisinde uzanan su haznesi ve genellikle düz dam, tonoz ya da kubbe ile tamamlanan örtü sistemi yoğun olarak görülür. Çeşmelerin cephelerinde yoğun bir bezeme görülmez. Çeşmelerde daha çok, kullanılan malzemenin ritmik veya düzensiz olarak sıralanmasıyla yapılan cephe süslemeleri kullanılmıştır. Sade çeşmelerin yanı sıra iki yada üç cepheli, büyük depolu ve ebatlarıyla dikkat çeken çeşme örnekleri de bulunur. Çeşme cephelerinde en çok göze çarpan unsur hemen hepsinde yuvarlak ya da sivri kemer kullanılmasıdır. Kemerlerde kullanılan malzeme ile süsleme yapılmasına pek rastlanmaz. Kocaeli çeşmelerinde kullanılan malzeme taş ve tuğladır.Anahtar Kelimeler1.İzmit2.Çeşmeler3.Çeşme tipolojisi4.Çeşme malzemeleri5.Çeşme süslemeleri
Kocaeli ili otomotiv sanayi
Türkiye ihracatında en büyük oran otomotiv sanayisi sektörüne aittir. Otomotiv sanayi ekonominin lokomotifi olarak kabul edilir. Bunun nedeni diğer sanayi dallarıyla olan yakın ilişkisidir. Dünya otomotiv sanayisinin temelleri 1769 yılında uzun süreli çalışan buhar makinasının İngiliz James WATT tarafından yapılmasıyla atılmıştır. Otomotiv sanayisinin gerçek kuruluşu 1860'lardan sonra çeşitli Avrupa ülkeleriyle başlamıştır. Türkiye otomotiv sanayisinin temelleri ise 1950'li yıllarda atılmıştır. Otomobil üretiminde ilk girişim KOÇ şirketi yapmıştır. 1961 yılında ilk Türk otomobili DEVRİM üretilmiştir. Ancak bu araç sadece 4 adet üretilmiştir. Kocaeli ilimizde otomotiv sanayi özellikle 1980'li yıllardan sonra başlamıştır. Günümüzde dört ana sanayi firması ve yüzlerce yan sanayi firması Kocaeli ilimizde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu dört otomotiv ana sanayi firması Ford Otosan A.Ş, Hyundai Assan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu firmalarıdır. Ford Otosan tesisleri Gölcük ilçesinde, Hyundai Assan İzmit ilçesinde, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu Gebze ilçesinde bulunmaktadır. Dört firmada Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşlarındandır. Anahtar Kelimeler: Kocaeli, Otomotiv, Sanayi, İstihdam
Yeni öğretim programına göre hazırlanan ortaöğretim 9. sınıf fizik ders kitabının öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: Kocaeli ili örneği
Eğitim materyalleri içerisinde ders kitapları önemli bir yere sahiptir. Ders kitapları çağın gereklerine göre hazırlanmalıdır. Bu araştırmanın temel amacı: 2007 yılında yenilenen fizik öğretimi programına uygun olarak hazırlanan dokuzuncu sınıf fizik ders kitabını görsel tasarım, içerik, dil ve anlatım, ölçme ve değerlendirme açısından öğretmen görüşlerinin neler olduğunun belirlenmesidir.Bu amaç doğrultusunda hazırlanan 57 soruluk kitap değerlendirme ölçeği farklı okullarda görev yapan 88 öğretmene uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenler dokuzuncu sınıf fizik ders kitabına görsel tasarım, içerik, dil ve anlatım, ölçme ve değerlendirme açısından 5 üzerinden ortalama 3,02 puan vermişlerdir. Bu sonuç Milli Eğitim Bakanlığı'nın kriterleri olan 4,5 puandan daha az olduğu için kitabın öğretmenlerin beklentisini karşılayacak nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğretim programı, fizik eğitimi, ders kitabı.
Yerel yönetimlerin eğitim faaliyetlerinin ekonomiye katkısı: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; KO-MEK örneği
Yaygın eğitim faaliyetleri bireye hayat boyu öğrenme imkanı sunmaktadır. Herhangi bir sebeple örgün eğitimden hiç faydalanamayan veya örgün eğitimini tamamlayamayan bireyler için yaygın eğitim faaliyetleri yaşamları süresince faydalanabilecekleri büyük fırsatlardan biridir.Eğitimin ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmayı hızlandıran en önemli faktör olduğu bilinmektedir. Özellikle ülkelerin kalkınması, toplumların kalkınması toplumların kalkınması ise bireylerin eğitiminden geçmektedir. Beşeri sermaye dediğimiz bu kavram bireylere yapılan yatırımlarla anlam kazanır.Türkiye' de yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında yerel yönetimlerin yapmış oldukları çalışmalar gün geçtikçe artmaktadır. Onlardan biri olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin yaygın eğitim faaliyetleri 2004 yılından beri devam etmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu yaygın eğitim faaliyetleri Kocaeli ilinin on iki ilçesinde hız kesmeden yükselen bir çizgiyle, kursiyerleri sanatsal, mesleki, sosyal anlamda geliştirerek istihdam olanakları sağlamaya devam etmektedir.Türkiye' deki yerel yönetimlerden biri olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 2004 yılından bu yana yaygın eğitim faaliyetlerini sürdürmesinin (KO-MEK) gerekçesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) faaliyetleri, KO-MEK' nın devamını sağlayan sebepler, KO-MEK' nın Türkiye'deki profili, bireye ve kuruma katkısı, ekonomik çeşitliliğe katkısı, istihdam olanakları nicel ve nitel olarak aktarılmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelime: Yaygın Eğitim, Yerel Yönetimler
Türkiye'de kentsel dönüşüm: Kocaeli örneğinde sosyo-mekânsal bir analiz
Kentsel dönüşüm, 21. yüzyılın kentleşme politikalarının en çok tartışılan konularından birisidir.Bu kentleşme politikasının 20. yüzyılın ortalarında başladığı varsayılsa da geçmişi daha eskilere dayanmaktadır. Kentsel dönüşüm politikaları, kent dokusunun eskimesi ve çeşitli baskı gruplarının talebi üzerine ortaya çıkar. Özellikle metropol kentlerde karşılaştığımız bu politikalar fiziksel yenilenmenin yanında ekonomik ve sosyal sonuçlar meydana getirmektedir.Kentsel dönüşüm uygulama alanlarınagöre farklı amaçlar taşımaktadır. Bu konuda, dünyada uygulanan bir çok başarılı projeden bahsedilebilir. Dönüşümün neticesinde, toplumun belirli kesimlerinden eleştiriler gelebilir. Kentsel dönüşüm, Türkiye'nin yeni tanıştığı bir kavramdır. Özellikle Büyükşehir Belediyeleri sınırları içerisinde kalan alanlarda karşılaşılan bir durumdur. Yasal bir dayanağa sahip olması da bu kentsel dönüşümü hızlandıran etmenlerin başında gelmektedir. Kocaeli, Türkiye'nin en büyük ekonomisine sahip şehirlerinden birisidir. Ekonomisinin temelini sanayi oluşturmaktadır. Bu da 1970'li yıllardan itibaren, kentin yoğun göç almasına neden olup ve kentteki konut sayısını arttırdı. 17 Ağustos 1999 Depremi sonrası kent büyük hasar görünce, şehrin yenilenmesine yönelik fikirler ortaya çıktı. Bu çalışmada, Kocaeli'nin İzmit ilçesine bağlı eski yerleşim birimlerinden Tavşantepe Mahallesi'nin demografik, fiziksel ve sosyal yapısı anket çalışması ile analiz edildi. Anket neticesinde, Tavşantepe Mahallesi sakinlerinin genelinin kentsel dönüşüm projelerine isteklidavrandığı sonucuna ulaşıldı.
Türkiye'de atık yönetimi uygulamaları ve atıklardan enerji üretimi (Kocaeli-İZAYDAŞ örneği)
Günümüzde katı atıklar dünyada ve Türkiye'de büyük sorun haline gelmeye başlamıştır. Bu tez çalışmasında katı atık ve atıklardan enerji üretimi konusu Kocaeli (İZAYDAŞ) örneğiyle birlikte incelenirken, dünyadan örneklerle Türkiye'de katı atık kavramı ve katı atık yönetimi uygulamaları da incelenmiştir. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde araştırmanın amacı, araştırma alanı olan Kocaeli' nin coğrafi konumu, fiziki ve beşeri özellikleri, tezin yazımında kullanılan veri ve yöntem ile alan ve konu ile ilgili literatür taraması anlatılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de ve Kocaeli' de katı atıkların durumunu, katı atıkların ülkemize çevresel ve ekonomik etkisini, katı atıklardan enerji üretimi ve bertaraf tesislerinin durumuyla birlikte katı atıkların İZAYDAŞ örneğinde nasıl azaltılabileceğini ve değerlendirilebileceğini göstermek amaçlanmaktadır. Nüfus yoğunluğu, tüketim ve sanayi faaliyetleri ile birlikte katı atıkların yaygın olduğu Kocaeli, örneklem olarak seçilmiştir. Ağırlıklı olarak literatür taraması ile birlikte saha araştırması da yapılmış ve İZAYDAŞ yetkilileriyle görüşmeler yapılarak istatistiksel bilgiler tablo ve grafik haline getirilerek kullanılmıştır. İkinci bölümdeki kavramsal çerçeve kısmında; çevre, çevre kirliliği ve nedenleri, atık, katı atık ve çeşitleri, sürdürülebilir kalkınma, entegre atık yönetimi ve uygulama seçenekleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise bulgular ve değerlendirme kısmı gelmektedir. Bu bölümde Türkiye'de katı atıklar, belediye atıkları, katı atıkların sınıflandırılması, katı atıklardan enerji üretimi, Kocaeli' de katı atıklar ve katı atıklardan enerji üretimi ve son olarak dördüncü bölümde İZAYDAŞ örneğinde katı atıklar ve katı atıkların bertarafı anlatılmıştır. Türkiye' deki katı atık karakterizasyonu ile Kocaeli' deki katı atık karakterizasyonu benzerlikler göstermektedir. Bu karakterizasyonda katı atıkların en büyük kısmını mutfak atıkları oluşturmaktadır. Diğer yanabilen sınıfına giren kumaş, ayakkabı, çocuk bezi, çanta gibi katı atıklar da oldukça fazla yer kaplamaktadır. Kış mevsiminde ise kül ve cüruf atıkları artış göstermektedir. 2018 yılında kişi başına düşen katı atık miktarı Türkiye' de ve Kocaeli' de de günde ortalama 1.2 kg' ye yaklaşmaktadır. Türkiye' de atıkları depolama ve bertaraf yetkisi, yerel yönetimlere verilmiştir. Vahşi depolama ise yasaktır. Ancak yerel yönetimlerin ulaşamadığı küçük yerleşmelerde hala vahşi depolama yapılmaktadır. Düzenli depolama, yakma, biyogaz, biyometanizasyon, LFG gibi bertaraf yöntemleri Türkiye' de yaygınlaşmaya devam etmektedir. Kocaeli' de 2018 yılı itibari ile 195 adet atık işleme tesisi bulunmaktadır. Kocaeli' de 95 adet tehlikesiz atık geri kazanım tesisi, 60 adet lisanslı ambalaj atığı toplama ayırma tesisi ve geri kazanım tesisi ve 29 adet de tehlikeli atık geri kazanım tesisi bulunmaktadır. Bu tesislerden en önemlisi Türkiye'nin ilk katı atık bertaraf tesisi olan İZAYDAŞ' tır. Bu tesis Türkiye'de kurulan diğer bertaraf tesislerine öncü olmuştur. Dördüncü bölümde ise İZAYDAŞ ve faaliyetlerine ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
Marka sadakatinin tekrar satın alma niyetine etkisi: Bir GSM firmasında Kocaeli ili örneği
Dünyada yaşanan teknolojik değişim ve ilerlemeler ile birlikte mobil iletişim günümüzdeki en büyük sektörlerden biri haline gelmiştir. İletişim sektöründe yaşanan gelişmeler, GSM operatörleri arasındaki rekabeti kaçınılmaz hale getirmiştir. GSM sektöründe faaliyet gösteren operatörler için, sahip oldukları müşterileri ellerinde tutmaları ve müşterilerin de marka sadakati oluşturmaları son derece önemli bir boyut kazanmıştır. Anahtar Kelimeler : Marka Sadakati, Satın Alma Davranışları, GSM
Aile hekimliği kapsamında verilen sağlık hizmetleri: Çalışanların değerlendirmesi ve hizmet alanların memnuniyeti (Kocaeli ili örneği)
Türkiye' de 1990' lı yıllarda başlayan sağlıkta reform çalışmaları 2003 yılında "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adı ile sağlık alanında yapılan köklü değişikliklere dönüşmüştür. Bu değişikliklerin en önemlilerinden bir tanesi de birinci basamak sağlık hizmetlerinde sağlık ocağı sisteminden aile hekimliği uygulamasına geçilmesidir. Aile hekimliği Türkiye için yabancı sayılabilecek bir uygulamadır. Aile hekimliği uygulamasını değerlendirmek amacıyla yapılan bu çalışmada tarihçi metot, kaynak taraması ve anket yönteminden faydalanılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye' de de birinci basamak sağlık hizmetleri genel sağlık hizmetlerinin yapı taşını oluşturmaktadır. Birinci basamakta iyi kurulmuş bir düzen ile hastalıklar daha oluşmadan önlenebilecek hasta bireyler de topluma daha kolay uyum sağlayabilecektir. Bu denli önemli olan bu hizmeti karşılayabilmek için Türkiye' de uygulanmaya başlayan aile hekimliği sisteminin objektif olarak incelenmesi sisteme işlerlik kazandıracaktır.
Zekâ engelli kaynaştırma öğrencilerinin normal öğrenciler üzerindeki etkilerinin saptanması (Kocaeli-Merkez ilköğretim okulları örneği)
Ülkemizde özel egitim hizmetleri, 1983 ? 1997 tarihleri arasına 2916 sayılı Özel Egitime Muhtaç Çocuklar Kanunu ile yürütülmüstür. 1997 yılında, özel egitim alanında pek çok çagdas gelismeler içeren, 573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlüge girmistir. 2000 yılında yürürlüge giren Milli Egitim Bakanlıgı Özel Egitim Hizmetleri Yönetmeliginin 8. maddesinde, zorunlu egitim çagına gelen, özel egitim gerektiren her bireyin okulöncesi veya ilkögretim okullarına kayıt yaptırma hakkına sahip oldukları açıkça belirtilmistir. Aynı yönetmeligin 67. maddesinde özel egitim gerektiren bireylerin, yetersizligi olmayan akranları ile birlikte, destek egitim hizmetleri saglanarak egitim ve ögretim almaları ?kaynastırma? tanımı ile belirtilmistir. Bu arastırmada normal egitim veren ilkögretim okullarında egitim ögretim gören kaynastırma ögrencilerinin, normal ögrencilere etkisini saptanmaya çalısılmıstır. Arastırmanın amacı, bu saptamalardan yola çıkarak kaynastırma ögrencilerinin, normal ögrenciler üzerindeki etkilerini saptamaktır. Arastırma için hazırlanan veri toplama aracı, Kocaeli ? Merkez ilçedeki 2005- 2006 egitim ögretim yılında normal egitim veren 5 ilkögretim okulunda, zekâ engelli kaynastırma ögrencileriyle birlikte egitim alan 412 normal ögrenciye uygulanmıstır. Sorular ilkögretim okullarının birinci kademelerindeki 3.4.5. sınıflara yöneltilmistir. lkögretim okulları random yöntemi ile belirlenmistir.
Orman ürünleri sanayisinde faaliyette bulunan KOBİ'lerin pazarlama sorunları: Kocaeli ili örneği
02. Özet Küçük ve orta ölçekli işletmeler, tüm ülkelerin ekonomilerinde önemli bir yere ve ağırlığa sahiptir.Gelişmekte olan ülkelerde bu işletmelerin ekonomik ve toplumsal önemi son yıllarda kavranmaya başlamakla birlikte, gelişmiş ülkelerde bu durum çok daha öncelere dayanmaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler ülkemizde de önemli bir yere sahiptir.Ancak günümüzde oluşan rekabetçi piyasalarda küçük ve orta ölçekli işletmelerin yaşadıkları birçok zorluklar mevcuttur. Özellikle Dünya' da son yıllarda önem kazanan küreselleşme, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne girilmesi gibi önemli gelişmeler, zorluklan daha da arttırmış, pazarlama faaliyetinin öneminin artmasına sebep olmuştur. Bu nedenle bu çalışmada orman ürünlerinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin pazarlama sorunlarım incelenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde küçük ve orta ölçekli işletmelerin tanımlan, genel özellikleri ve ülke ekonomisindeki yeri ve önemine değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde pazarlama kavramı,pazarlama karmasını oluşturan elemanlar ve pazarlamanın önemi üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde küçük ve orta ölçekli işletmelerin karşılaştıkları sorunlardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise, Kocaeli ilinde faaliyette bulunan orman ürünlerinde faaliyette bulunan işletmelerin sorununa yönelik çalışma, anket yöntemiyle Ölçülmüş, sonuçlar yorumlanmıştır. Genel değerlendirmede ise araştırma bulguları ışığında çözüm önerileri sunulmuştur. VII
Doğal afetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) etkin kullanımı: Kocaeli ve Van depremi örneği
Türkiye büyük ölçüde ölüm, yaralanma ve mal kaybına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşmıştır. Bu doğal tehlikeler arasında başta depremler olmak üzere, heyelanlar, su baskınları, kaya ve çığ düşmeleri, kuraklık ve önemli oranda zararlara yol açmıştır. Ormansızlaşma ve bitki örtüsünün tahribi sonucunda şiddetlenen toprak kayması doğal afet tehlike ve risklerini daha da artırmıştır. Son yüz yılın başlangıcından bu yana meydana gelen doğal afetler sonucunda 100.000'e yakın kişi hayatını kaybetmiş, 200.000'in üzerinde kişi ise ciddi oranda yaralanmıştır. Ayrıca bu afetler sonucunda 600.000'den fazla yapı yıkılmış veya ağır hasar görmüştür.7269 Sayılı ?Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun? ve bunu değiştiren, ek getiren diğer kanunlar ve bunlara göre çıkarılan Yönetmelikler çerçevesinde kamu kuruluşları tarafından afet yönetimi faaliyetleri sürdürülmektedir. 7269 sayılı Kanuna dayanarak ülkemizde afet ile ilgili kurumların görev ve sorumlulukları ilgili kanun maddeleri ile düzenlenmiştir. Buna göre kamu kuruluşlarının görevleri: deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerden evvel ve sonra meskûn alanlarda alınacak tedbirlerle yapılacak yardımları tespit etmek ve bunların uygulamasını sağlamak, bu konularda ilgili bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapmaktır. Afet yönetimi özet olarak, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılabilmesi için, afet öncesi ve afet sonrasında yapılması gereken teknik, idari ve yasal çalışmaları belirleyen ve uygulamaya aktaran, bir olayla karşılaşıldığında etkili bir uygulama yapabilmeyi sağlayan ve her olaydan elde edilen derslerin ışığında mevcut sistemi geliştiren bir yönetim biçimidir.Çalışmanın amacı kapsamlı bir afet yönetiminin her aşamasında çeşitli derecelerde sorumlulukları bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) afet öncesi, sırası ve sonrasında yapmış olduğu çalışmaları örnekleriyle anlatarak TSK'nın afet yönetimindeki yerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Hazırlanan bu tezle TSK'nın doğal afetlerdeki teşkilatı, doğal afetlere yönelik eğitimi ve teçhizatının nasıl olması gerektiği, TSK'nın doğal afetlerdeki faaliyet safhaları ile bu faaliyet safhalarına göre icra edeceği her türlü yardım harekâtının esasları konularında bundan sonra yapılacak planlama ve çalışmalara ışık tutması Kocaeli ve Van depremleri örnekleri altında amaçlanmıştır.
Ergenlerde siber zorbalığın insani değerler açısından incelenmesi (Kocaeli örneklemi)
Bu araştırmanın amacı ergenlerde siber zorbalığın insani değerler açısından incelemektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kocaeli İzmit ilçesinde 4 farklı okul türünde öğrenim görmekte olan 160 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Siber Zorbalık Ölçeği", ve "İnsani Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, insani değerler ve siber zorbalık arasında negatif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin siber zorbalık puanları ile cinsiyet, evde internet olup olmaması, günlük internet kullanım süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Öğrencilerin aldıkları İnsani değerler puanı ile cinsiyet, evde internet olup olmaması ve günlük internet kullanım süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmazken; okul türü ve insani değerler arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Kocaeli'nde yerel ve genel seçimler (1950-1960)
Türk siyasi hayatında önemli bir yere sahip olan DP (Demokrat Parti)'nin 10 yıllık iktidarlık süreci birçok yönüyle tartışılmıştır. DP, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında mecburi olarak siyasetten çekilmiştir. Bahsi geçen darbe sürecinden sonra birçok yeni parti kurulmuştur. Bu partilerden biri de asker kökenli Ragıp Gümüşpala öncülüğünde kurulmuş olan AP'dir. AP, 11 Şubat 1961 tarihinde kurulmuş olup; DP'nin devamı görüntüsünü vererek halkın desteğini sağlamıştır. Bu yeni parti, DP'nin oy kitlesini hedefleyerek siyasi faaliyette girişmiştir. Adı geçen parti teşkilatı farklı geçmişlere sahip üyelerden oluşmuştur. Özellikle eski Demokratlar partide önemli bir yere sahip olmuştur. 1965'ten 1971 tarihli muhtıraya kadar iktidarda kalan AP, kısa süre içerisinde güçlü bir parti konumuna gelmiştir. 1965 ile 1971 yılları arasında ülkeyi tek başına yönetmiştir. AP iktidarda bulunduğu süre boyunca ülkenin iç ve dış politikasında istikrar sağlamıştır, ancak yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar beraberinde 12 Mart Müdahalesi'ni getirmiştir. Bu müdahaleden sonra iktidardan indirilen AP bir daha tek başına iktidara gelememiştir. AP, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile kapanarak tarihteki yerini almıştır. Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan AP, 1980 Asker Darbesi ile kapandıktan sonra da ortaya koyduğu siyasi fikirler günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Çalışmada, Türkiye'nin on yılı ile birlikte bu on yılın önemli bir bölümünü teşkil eden, AP yer almaktadır. AP'nin kuruluş süreci, katıldığı genel ve yerel seçimler, Kocaeli teşkilatı, dönemin milletvekilleri ile bu milletvekillerin Meclis'teki konuşmaları, kanun önergeleri ve katıldıkları yoklamalar yer almaktadır. Çalışmanın amacı, TC (Türkiye Cumhuriyeti) tarihinde önemli bir yere sahip olan AP döneminde yapılan genel ve yerel seçimlerin Kocaeli'ye yansımaları ve bu vilayette meydana gelen değişim ve gelişmeleri ortaya çıkarmak olmuştur. AP döneminde yapılan genel ve yerel seçimlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi yapılıp, Kocaeli'ye etkileri sonucunda vilayette ne gibi değişimlerin meydana geldiği tarafsız ve ilmi metotlarla ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalarda Kocaeli ili ile ilgili çok sayıda çalışmanın var olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmalar içerisinde doktora ve yüksek lisans gibi birçok akademik düzeyde eserlerde mevcut olmuştur. Ancak Kocaeli ili ile ilgili olarak bu zaman kadar Adalet Partisi Kocaeli Milletvekilleri ve TBMM'deki Faaliyetleri (1961- 1980) kapsamında bir çalışmanın olmadığı anlaşılmıştır. Bundan dolayı bu çalışmanın Kocaeli'nin siyasi tarihi açısından önemli bir çalışma olacağı şüphesizdir. Çalışma konusunun belirlenmesinin ardından, öncelikle konuyla ilişkili olan kaynakların tespit edilmesi amacıyla genel bir kaynak taraması yapılmıştır. Ardından 1961-1977 yılları arasında Kocaeli'nde yayınlanan gazeteler tek tek incelenmiştir. Kaynak taramasının sonucunda tespit edilen kaynakların tamamı bir araya getirtilmiş ve kullanılan malzemeler tamamen düzenlenmiştir. Sonrasında arşivlerdeki belgeler taranmaya başlanmış ve konuyla ilgili olan arşiv belgeleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Elde edilen kaynaklar kullanılmadan önce diğer kaynaklarla karşılaştırılarak bu kaynaklardaki bilgilerin doğrulukları tespit edilmiştir. Bu anlamda kaynaklar arasında ortaya çıkması muhtemel çelişki ve yer yer yanlış olan bazı bilgilerin de titiz bir çalışmayla ortadan kaldırılmasına itina edilmiştir. Bu yolla çalışmanın daha iyi bir şekilde irdelenmesi ve anlaşılabilir kılınması sağlanmıştır. Yazım ile imla kurallarına büyük bir itina gösterilmiş ve genel olarak TDK (Türk Dil Kurumu)'nun yazım kaideleri temel alınmıştır. Böylece eserin genelinde tek tip dilbilgisi kuralları kullanılarak bir bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet ve TBMM arşivlerinden sağlanan belgelerinin kullanımı sırasında uygun bir yöntem kullanılmaya dikkat edilmiştir. Bu kapsamda başta AP olmak üzere diğer partilerin Kocaeli'ndeki milletvekillerinin meclis faaliyetleriyle ilgili belgelerin büyük bir kısmı temin edilmiş olup, içerikleri kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Konuyla ilgili elde edilmiş olan kaynaklar yazım esnasında tekrardan gözden geçirilmiştir. Her belge ayrı bir titizlikle değerlendirilmiştir.
Yenilenen 5. sınıf Türkçe dersi öğretim programı kazanımlarının gerçekleşebilirliğine ilişkin Türkçe öğretmenlerinin görüşleri (Kocaeli ili örneği)
Bu çalışmada 2017-2018 öğretim yılında uygulanmaya başlayan yenilenen 5. sınıf Türkçe dersi öğretim programında öngörülen kazanımların gerçekleşebilirlik derecesine yönelik Türkçe öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırma, Kocaeli ili merkez ve ilçelerindeki ortaokullarda görev yapan 205 kişiden oluşan 5. sınıf Türkçe öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerinin toplanmasında yenilenen 5. sınıf Türkçe dersi öğretim programı kazanımlarının gerçekleşebilirlik derecesine yönelik hazırlanan anket formu ve yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örnekler T-Testi ve ANOVA kullanılmıştır. Nitel veriler betimsel ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin Türkçe dersi öğretim programı kazanımlarının gerçekleşebilirliği konusundaki görüşlerinin cinsiyete, yaşa, hizmet yılına, eğitim durumuna ve mezun olunan bölüme göre anlamlı bir farklılık göstermediği, sadece erkek öğretmenlerin dinleme beceri alanına yönelik kazanımların gerçekleşebilirliği konusundaki görüşlerinin, kadın öğretmenlere kıyasla daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe öğretmenlerinin görüşlerine göre yenilenen öğretim programındaki kazanımların gerçekleşebilirlik düzeyi %72, okuma ve dinleme beceri alanındaki kazanımların gerçekleşebilirlik düzeyi %74, konuşma beceri alanındaki kazanımların gerçekleşebilirlik düzeyi %64, yazma beceri alanındaki kazanımların gerçekleşebilirlik düzeyi ise %70 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin %90'ı okuma beceri alanı kazanımlarını, %87'si dinleme beceri alanı kazanımlarını, %80'i konuşma beceri alanı kazanımlarını, %76'sı yazma beceri alanı kazanımlarının öğrenci seviyesine uygun olduğu görüşündedir. Araştırmada kazanımların açık ve anlaşılırlığına ilişkin öğretmen görüşlerine göre okuma ve dinleme beceri alanı kazanımlarının %93'ü, konuşma beceri alanı kazanımlarının %87'si, yazma beceri alanı kazanımlarının %73'ünün açık ve anlaşılır olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamında öğretmenler ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara göre yenilenen program kazanımları ile ilgili görüşlerin çoğunlukla olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe Dersi Öğretim Programı, Program Kazanımları, Beceri Alanları, Öğretmen Görüşleri.
Ortaokul binalarının fiziksel engelliler için uygunluğuna ilişkin yönetici görüşleri (Kocaeli örneği)
Bu araştırmada fiziksel engelliler için ortaokul binalarında yapılan düzenlemelerin uygunluğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilindeki mevcut 130 özel ortaokul ve 620 devlet ortaokulu yöneticisi oluştururken araştırmanın örneklemini random örnekleme yoluyla seçilen 29 özel ortaokul ve 208 devlet ortaokulu yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Ortaokul Binalarının Fiziksel Engellilere Uygunluğu Kontrol Listesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) yanında ki-kare analizi kullanılmıştır. Okulların fiziki durumunda yapılan düzenlemeler ile engelli tuvaleti, asansör düzenlemeleri; okulun yapılış yılı, yöneticilerin kendilerinde ya da yakınlarındaki engellilik durumu, yöneticilerin engelliler ile ilgili almış oldukları hizmet içi eğitim, okulda bulunan fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen sayısı, okuldaki kat sayısı, okulun devlet ya da özel okul olması değişkenleri açısından incelenmiştir. Okulun fiziki düzenlemelerinde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci olan, yakınlarında engelli birey olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Tuvalet ile ilgili düzenlemelerde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen olan, kendisinin ya da yakınlarının engeli olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Asansör düzenlemelerinde ise genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğretmen olan, kat sayısı fazla olan binalar daha uygun bulunmuştur. Okul yöneticilerinin almış oldukları hizmet içi eğitime göre yapılan düzenlemeler ile okulun devlet ya da özel okul olma durumuna göre yapılan düzenlemelerde ise herhangi bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: fiziksel engelli birey, okul binalarındaki düzenlemeler.
Türkiye'de zekatın kurumsallaşması ve diyanet personelinin bakış açısı hakkında bir araştırma (Kocaeli örneği)
Zekât, Müslümanın Allah'ın rıza ve hoşnutluğunu kazanabilmek için, malının bir kısmını hak sahibine vererek ifa ettiği mali bir ibadettir. Zekât ibadetinin, Hz. Peygamber özelinde tarihsel sürecine bakıldığında, Medine döneminde farz kılınarak, diğer ibadetler arasında yerini aldığı görülmektedir. Hz. Peygamber ve Halifeler döneminde devlet eliyle, devletin zekât memurları tarafından toplanmış, ancak bu dönemden uzaklaşıldıkça, zekât-devlet ilişkisi gittikçe zayıflamış, tarihsel süreç içerisinde de bireysel olarak ifa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti uygulamalarına bakıldığında da, bir kurumsallaşmanın olmadığı, vatandaşın zekât ödemelerini kendi eliyle yaptığı görülmektedir. Günümüzde, İslam ülkelerinde kurumsal yapılar ortaya konmaktadır. İslam ülkelerinin bir kısmında zekât kanunları çıkarılarak, zekât ödemeleri zorunlu hale getirilirken, bir kısmında ise, zekât ödemeleri gönüllü olarak yapılmaktadır. Bu ülkelerde, zekât kurumlarında biriken fonların, yoksulluk ile mücadelede önemli bir finansman kaynağı olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise, zekâtın kurumsal bir bünyede toplandığı bir zaman dilimi olduğunu söylemek zordur. Hali hazırda ülkemizde gerek ibadetlerle ilgili problemlerin çözümünde, gerekse toplumun dini konularda bilgilendirilmesinde söz sahibi olan kurum Diyanet İşleri Başkanlığı'dır. Zekât kurumunun en kolay, en hızlı ve maliyetsiz olarak Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında oluşabileceği dikkate alındığında, Diyanet personelinin zekâtın kurumsallaşması noktasında düşünceleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada, zekâtın kurumsallaşmasına, Diyanet personelinin bakış açısı incelenmiştir. Anket yöntemi kullanılarak ortaya konan çalışmada; Diyanet personelinin vermeleri gereken zekât miktarından daha az ödeme yaptıkları ya da sahip oldukları servetin zekâta müstehak mallardan olmadığı, zekâtın Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurumsallaşmasına sıcak baktıkları, zekâtın vergiden mahsup edilmesi halinde zekât ödemelerinin artacağını düşündükleri, zekâtın ekonomi üzerindeki olumlu etkilerinin farkında oldukları ve zekât konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaç duydukları bulgu olarak tespit edilmiştir. İslam ülkeleri gibi zekâtın kurumsal yapıya kavuşarak, yoksulluk ile mücadelede önemli bir finansman kaynağı olabileceği ve bunun Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yarı özerk bir halde teşekkülünün uygun olacağı araştırmada ortaya konulmaktadır. Bu sonuç politika yapıcılar için önemli bir bilimsel bulgu sunmaktadır.
Romanlar'da çocuk yoksulluğu: Kocaeli Tavşantepe mahallesi örneği
Yoksulluk, bireyin hayatını idame ettirebilmesi için gerekli olan maddi kaynaklara kısıtlı erişmesi veya hiç erişememesi durumudur. Yoksulluk birçok alanda karşılaşılan bir olgudur ve bu sebeple birçok alanda ayrıca incelenmektedir. Yaşlı, engelli, kadın, göçmen yoksulluğu gibi başlıklar altında ayrıca incelenen yoksulluk kavramına daha pek çok konu ve alanda rastlanmaktadır. Bunlardan biri de çocuk yoksulluğu olarak özellikle incelenen bir yoksulluk türüdür. Çocuk yoksulluğu, ailenin yoksulluğu ile bağlantılı olup ailenin içinde bulunduğu yoksul durumdan çocuğun birçok alanda mahrumiyet ve yoksunluk yaşaması halidir. Etnik ve kültürel özelliklerden kaynaklı yaşanan bir başka yoksulluk türü de vardır. Roman yoksulluğu bu türden bir yoksulluktur. Roman çocukların içinde bulunduğu bu yoksul durum ise ayrıca Roman çocuk yoksulluğu olarak incelenmektedir. Bu çalışma, Kocaeli ili, Tavşantepe Mahallesinde bulunan Roman kesiminin içinde bulunduğu yoksulluk ve bu yoksulluk karşısında direnç göstererek büyümeye çalışan Roman çocukların maruz kaldığı yoksunluk durumunun nedenlerini ve sonuçlarını araştırmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sahasındaki yoksulluğun bireysel nedenlere mi yoksa toplumsal nedenlere mi bağlı olduğu incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, temelinde ailenin yoksulluğu olan çocuk yoksulluğunun nedenleri ve buna bağlı olarak meydana gelen sonuçları araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda "Yoksulluk, Çocuk Yoksulluğu, Roman Yoksulluğu, Roman, Çingene" anahtar kelimeleri kullanılarak literatür taraması yapılmış ve önceden gerçekleştirilmiş çalışmalar incelenmiştir. Saha araştırması mülakat görüşmeleri ile ve araştırma analizinde NVIVO12 nitel veri analizi yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın evreni; Kocaeli'de bulunan İzmit İlçesi'nin bir Roman Mahallesi olan Tavşantepe Mahallesidir. Örneklem; bu mahallede ikamet eden Roman etnik ve kültüründen olan ve 7- 18 yaş arası okul çağındaki çocuk veya çocuklara sahip olan hanelerdir. Araştırma sonucunda; Roman çocuk yoksulluğunun nedeninin hem bireysel hem de toplumsal nedenlerden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bireysel nedenlerde en etkili olan nedenin, sahip olunan etnik ve kültürel özellikler olduğu aslında diğer sebeplerinde buna bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bireysel sebeplerin dışında olan, bireylerin ellerinde olmayan nedenlerden ötürü gerçekleşen toplumsal olaylar neticesinde yoksul kalmaları durumu ise daha çok kapitalizm ve küreselleşme sebebi ile sahip oldukları mesleklerin yok olması sonucundan ötürü kaynaklanmaktadır.
Türk kamu yönetiminde iç denetim uygulaması: İç denetimin değerlendirilmesi açısından Sakarya ve Kocaeli örneği
Bu araştırma; Türkiye'de iç denetimin etkinliği, Sakarya ve Kocaeli'nde görev yapan iç denetçilerin görüşleri doğrultusunda incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış mülakat soruları; Kocaeli ve Sakarya illerinde görev yapan 11 Kamu iç denetçisine uygulanmıştır. Mülakatlardan elde edilen bulgular betimsel analize tabi tutularak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda; Türkiye'de kamu kurumlarında uygulanan iç denetimde uluslararası standartlar benimsenmiş ilgili gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ancak iç denetimin kamu kurumlarında tam anlamıyla oturmamıştır, uygulama açısından önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların başında; iç denetçilerin bağımsız olarak işlerini yapamamaları, üst yönetim tarafından yeterli desteği alamamaları ve iç denetim ve teftiş ayrımının tam olarak yapılmamış olması gelmektedir.