Industrial design
76 theses under this subject heading
Tasarım odaklı düşünme yönteminin benlik saygısı ve yaratıcılık ile bilişsel ve duygusal bağlamda ilişkilendirilmesi: Bir etkinlik çalışması
1960'ların sonunda temellerinin atıldığı ilk andan itibaren gelişim sürecini ivmeli olarak devam ettiren Tasarım Odaklı Düşünme (Design Thinking) tasarlama, problem çözme, öğrenme gibi pek çok farklı nedenle uygulanan ve eğitim, iş dünyası gibi alanlarda katma değer yaratabilen bir yaklaşım ya da yöntem olmuştur. Tasarım düşüncesi sürece dâhil olan kişilerin duyarlılıklarını, sorun çözmedeki yaklaşımlarını ve yaratıcılıklarını etkilemektedir. Bu bağlamda gözlem, görselleştirme, hızlı öğrenme, birlikte çalışma, strateji geliştirme kabiliyetlerini arttıran insan odaklı ve yenilikçi bir süreci içinde barındırır. Yani belirli şartlar altında çözümleri analiz etmek için duygudaşlık (empati), yaratıcılık ve rasyonelliğin bir araya getirilebilmesidir. Tasarımcılar tarafından problem çözmede kullanılan yöntemlere benzeyen ve farklı disiplinlere ve araştırma ilkelerine sahip insanlar tarafından kullanılabilecek bilişsel ve duygusal süreçleri içeren bir yöntemdir. Eğitim, hayat boyu öğrenmenin desteklendiği değişken, dinamik ve temel bir olgudur. Eskiden eğitim, bilginin aktarılması ile sınırlıyken, teknoloji ile bilgiye erişimin hızlanması, içeriğin bütünden ufak alt başlıklara bölünerek üretilmesi, farklılığın, yeniliğin, yaratıcılığın ön plana gelmesi eğitimin değişmesi, ya da eğitimin veriliş biçiminin değişmesini gündeme getirmektedir. Alanyazında tasarım odaklı düşünme yönteminin isteklendirme (motivasyon), yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, öğrenme deneyimi, problem çözme becerisi, özyeterlik, ergonomi gibi birçok kavramla ilişkisi incelense de benlik saygısı (self-esteem), duygulanım ve yaratıcılıkla ilişkisini inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi'nin dört farklı bölümünde eğitim görmeye devam eden 31 öğrencinin katıldığı bir Tasarım Odaklı Düşünme etkinliği yapılmış ve tek gruplu öntest-sontest uygulamasıyla Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Yaratıcı Düşünme Becerisi Ölçeği ve Pozitif-Negatif Duygu Ölçeği kullanılarak katılımcılardan veriler toplanmıştır. Bu ölçekleri kullanarak teste katılan öğrencilerin Tasarım Odaklı Düşünme eğitimi almadan önce ve aldıktan sonraki cevapları değerlendirilmiş ve bu yaklaşımın problem çözme becerisi, kendine güven ve bilişsel esneklik konularında etkileri incelenmiştir.
Tasarım yoluyla araştırma yöntemiyle özgün bir ergonomik bilgisayar faresi tasarlanması ve doğrulanması
Hızla gelişen bilgisayar ve iletişim teknolojileri insanların bilgisayar kullanarak geçirdiği süreyi arttırmıştır. Bu yüzden bilgisayar faresi kullanıcı sayısı ve kullanım süreleri artmıştır. Bu artış beraberinde elin kasılmasıyla oluşan rahatsızlıkları ve ağrıları getirmiştir. Pazarda elin masa üzerindeki pozisyonuna uygun tasarım bulunmamaktadır. Bu tezin amacı; eli nötr pozisyona en yakın şekilde tutabilecek formun geliştirilmesi ve kullanım esnasında minimum kas aktivasyonu yaratacak tasarım ve prototipin test edilmesidir. Tasarımın estetik, fonksiyonel ve ergonomik kriterlere uygun olması araştırma hedefleri arasındadır. Form ve ürün geliştirme çalışmalarının ardından bilgisayar faresi estetik açıdan katılımcılar tarafından incelenmiştir. Bilgisayar performans testine tabi tutularak fonksiyonel yeterlilik analiz edilmiştir. Tasarlanan bilgisayar faresi katılımcıların kollarındaki üç kas grubu aktivasyonları EMG cihazı ile ölçülerek ergonomik açıdan test edilmiştir. Piyasada ergonomik olarak öne çıkan Logitech Vertical model fare referans alınmış ve tasarlanan bilgisayar faresi ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak tasarlanan bilgisayar faresinin diğer fareden daha estetik, fonksiyonel ve ergonomik olduğu testler sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Endüstri ürünlerinde bilgilendirme tasarımı ve iletişim sorunları
İletişim, tarih öncesi dönemde de görsellerle sağlanmıştır. Uygarlıklar, artan ihtiyaçları doğrultusunda farklı görsel iletişim yöntemlerini geliştirmişlerdir. Piktogram ise bu dönemlerden günümüze kadar ulaşabilen görsel iletişim yöntemidir. Farklı dönemlerden geçerek geliştirilmiş ve bilgilendirme tasarımının en önemli unsurlarından biri olmuştur. Kapsamlı uygulama alanları olan bilgilendirme tasarımında piktogramlar, doğru tasarlandığında tüm dünyada etkin olarak iletişimi sağlayacak güçtedir. Bilgilendirme tasarımının uygulama alanlarının çoğunda yoğun olarak piktogram kullanılmaktadır, bunlardan biri de endüstri ürünleridir. Bir süreç sonucunda var olan ürün, görsel diliyle kullanıcıyı yönlendirebilmektedir. Ancak ürünün kullanıcı ile iletişimini ve ürünün kullanımını sağlayan, bilgilendirme tasarımı unsurlarıdır. Ürünü tamamlayan, kullanıcı arayüzü, kullanım kılavuzu ve diğer bilgilendirme materyalleri bulunmaktadır. Bu konu için kapsamlı hedef kitlesi olan ve sıkça kullanılan çamaşır makineleri model olarak seçilmiştir. Farklı markaların kullanıcı arayüz tasarımlarında ve bilgilendirme materyallerinde kullanılan görsel iletişim unsurları, tasarım ve iletişim açısından incelenmiştir. Tezde, tarih öncesi dönemden bilgilendirme tasarımına, bilgilendirme tasarımı uygulama alanlarından endüstri ürünlerine ve çamaşır makinelerinde bilgilendirme tasarımının kullanımına yönelik araştırma ve inceleme yapılmıştır. Araştırmalar ve yapılan incelemelerin birikimiyle, çamaşır makinelerinde kullanıcıyı daha doğru bilgilendirebilecek piktogramların ve bilgilendirme materyallerinin tasarlandığı bir proje sunulmuştur.
Action patterns: Non-verbal communication methods in consumer electronics
In consumer electronics, non-verbal communication methods such as point light, graphic animation, and body movement have been used to express different informational device states. Previous studies have examined these actions to reveal an emotion, intention, or state of a device. However, the applicability of expressive actions across devices and media has not as yet been discussed. An action patterns hypothesis was presented in this thesis to discuss the relationships between blinking point light, graphic animation, or body movement able to express a device message with identical or similar timing and intensity patterns. The hypothesis aims to examine whether a universal action pattern dictionary can be established via comparison of the patterns over different media. Rather than designing new motion patterns for each feature, product, or medium, it should be possible to define a more inclusive and intuitive level of human-computer communication. Additionally, these abstract messages could be more comprehensible if users are exposed to similar patterns in various products. Thus, the applicability of action patterns over different media may increase the learnability and usability of user interfaces. Two user studies were conducted to analyze the applicability of identical action patterns with different devices and different media to express the same device message. Following that, the main contribution of this thesis and the application areas of non-verbal communication in interface design were discussed. The thesis is based on three research questions to examine action patterns hypothesis. First research question (RQ1) aims to classify device states, feedback, and notification to define action patterns that represent these device messages. A taxonomy of device messages is presented in this study. Second research question (RQ2) focuses on the applicability of identical action patterns in different products. Same point light actions were compared on a dishwasher and a mobile phone in an online survey. The last research question (RQ3) aims at examining whether similar action patterns in different media such as blinking light, graphic animation, and body movements are inferred as similar device messages by participants and it was tested in an online survey.
Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminde model yapımına yönelik derslerin ve yaklaşımların sürdürülebilirlik açısından incelenmesi
Yaşamakta olduğumuz çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlarla başedebilme ve çözümler bulabilme anlamında bir yol haritası sunan sürdürülebilirlik yaklaşımı, mevcut üretim-tüketim süreçleri ile yakından ilişkili bir disiplin olan endüstriyel tasarıma yeni bir misyon yüklemiştir. Endüstriyel tasarımcı, ürün ve hizmetlerin üretimi ve tüketimi sırasında ortaya çıkan negatif etkilerini azaltan çözümler geliştirme yetisiyle ciddi bir potansiyele sahiptir ve bu potansiyel, tasarımcının eğitimini önemli hale getirmektedir. Birçok üniversitedeki endüstriyel tasarım programında, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir tasarım konusunda bilgi içeren özelleşmiş bir ders olduğu görülmüştür. Ancak sürdürülebilirliğin bütüncül bir yaklaşım olarak, sadece sürdürülebilirlik ile ilgili derslerle sınırlı kalmayıp, tüm müfredatı içine alması yaklaşımın içselleştirilmesini sağlayabilmektedir. Bu sebeple, endüstriyel tasarım eğitiminde yer alan diğer derslerin sürdürülebilir bir yaklaşımla aktarılması, konunun doğru şekilde yorumlanabilmesinde önem kazanmaktadır. Buradan yola çıkarak, endüstriyel tasarım bölümlerindeki model yapımına yönelik derslerin, kendi içinde üretim ve tüketim süreçlerine sahip olması yönüyle, sürdürülebilirliğe yaklaşımı belirlenmek istenmiştir. Çalışmanın literatür araştırması kısmında, öncelikle sürdürülebilirliğin gelişimi ve eğitim alanlarına etkisi, sürdürülebilir tasarım yaklaşımları ve sürdürülebilir tasarım eğitimi ile ilgili araştırma yapılarak, Türkiye'deki endüstriyel tasarım programlarının sürdürülebilirlik yaklaşımlarına yer verilmiştir. Ardından, model yapım dersleri konusunda yapılan literatür araştırmasında, bu derslerde yer alan yöntemler, malzemeler, araçlar belirlenerek sürdürülebilirlik bağlamında incelenmiştir. Araştırma kapsamında ise, Türkiye'deki endüstriyel tasarım okullarında verilen model yapımına yönelik dersler belirlenmiştir. Örneklem olarak, Türkiye'deki WDO (eski adıyla ICSID) üyesi endüstriyel tasarım bölümleri ile birlikte, model yapımı anlamında özel yatırımları olan ve Türkiye'deki ilk endüstriyel tasarım bölümünü içeren okullar seçilmiştir. Bu şekilde seçilen altı okuldaki model dersi yürütücüleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler aracılığıyla, model yapımına yönelik derslerin içeriklerindeki sürdürülebilirlik yaklaşımları ile birlikte, dersi vermekte olan yürütücülerin yaklaşımları ile ilgili bilgi sahibi olunması amaçlanmıştır. Görüşmelerde edinilen verilerin analizi sonucunda, model yapım derslerinde çevre ve insan sağlığı açısından zararlı birtakım malzemelerin tercih edilebildiği, geri dönüşüm ve yeniden kullanım yaklaşımları ile ilgili problemler yaşandığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında, model yapımına yönelik derslerin daha sürdürülebilir yaklaşımlar içermesi için önerilerde bulunulmuştur.
Çocuk oyun parkı ekipmanlarının tasarım ve uygulamalarının incelenmesi; Başakşehir örneği
Oyun, çocuğun hayatının en önemli parçasıdır. Çocuğa kendini özgürce ifade edebileceği oyun ortamı yaratmak, çocuğun iç dünyasını tanıma fırsatı verir. Dış mekanda yer alan oyun alanları, şehir içerisinde yerel yönetimlerce çocuklara ayrılmış olan resmi oyun alanlarıdır. Çocuk oyun alanları, çocukların dışarıda geçirdikleri zamanlarının önemli bir bölümünü kapsar ve çocukların fiziksel, mantıksal ve duygusal zekalarının gelişimine katkı sağlayan yerler olması sebebiyle önemlidir. Oyun parklarının oyun değeri, çocuğun oynarken duygusal, sosyal, fiziksel ve mantıksal işlevleri en üst düzeye çıkarma becerisinden anlaşılabilir (Hyder, 2004). Dış alanda yer alan oyun alanları, bu gelişimsel işlevleri karşılanabildiğinde, oyun değeri artar (Heseltine & Holborn, 1997). Çocukların kent ortamında sağlıklı gelişim göstermeleri için oyun alanları içerisinde yer alan oyun ekipmanlarının tasarım ve uygulamalarının oyun değeri açısından çocuk gelişimine katkı sağlaması gerekir. Bu tezde temel olarak İstanbul'da yer alan çocuk oyun parkı ekipmanlarının mevcut uygulamalar üzerinden oyun elemanlarının tasarım ve oyun değeri ilişkisinin incelenmesine odaklanılmıştır. Bu çalışma kapsamında konunun çok disiplinli (multidisiplinler) karakterinden dolayı öncelikle farklı disiplinleri içeren geniş çaplı bir literatür taraması ile birlikte, oyun kavramı ve çocuk parkları tasarım türleri ilgili literatürün ışığında incelenmiş, oyun alanlarının tasarımı değerlendirilirken sadece fiziksel ve görsel düzenlemeleri üzerininden bir değerlendirme yapmanın zayıf kalacağı düşüncesiyle oyun değeri üzerinden bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Helen Woolley ve Alison Lowe'un beraber çalıştığı "Açık Oyun Alanlarının Tasarım Yaklaşımı ve Oyun Değeri Arasındaki İlişkinin Araştırılması" ("Exploring the Relationship between Design Approach and Play Value of Outdoor Play spaces ") isimli makalede, dış mekan oyun alanlarının "tasarım" yaklaşımları ile çocuk parklarının oyun değeri arasındaki ilişkiyi araştırmak için kullandıkları yöntem, bu araştırmada kullanılmıştır. İstanbul ilinde araştırma alanının büyüklüğünden dolayı yapılan önceliklendirme çalışması yapılmıştır. Araştırmaya katılım gösteren belediyeler ile yapılan mülakatlar sonucunda, kişi başına düşen yeşil alan metrekaresinin fazlalığı ve bu alanda diğer belediyelere kıyasla kayda değer çalışmaları bulunması nedeniyle Başakşehir ilçesi incelenmiştir.Başakşehir ilçesinde yer alan 47 adet çocuk oyun alanı içerisinde yer alan ekipmanların, tasarım ve uygulamalarının nitel ve nicel açıdan incelenmesi yapılmış, tasarım kriterleri ve oyun değeri üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.
The role of service design as a driver of innovation in the manufacturing industry
This study aims to explore in detail product-related service design practices and the influence of established product design practices on the new service development processes of manufacturing firms that are moving towards service provision. In order to address the challenges associated with market saturation, diverse customer demands, product commoditization and decreasing profit margins, many manufacturing organizations have begun to offer services alongside their products - often referred to as servitization. Research on the implications of the move towards service provision on design practices, specifically within the context of manufacturing firms is scant. This issue requires attention because manufacturing firms have structures and processes that reflect their traditions of product design and development. Hence, service growth and servitization in the manufacturing industry is increasingly relevant to design theory and practice in today's technology-driven and complex, competitive business environment. This research was qualitative in nature and consisted of two main phases. The first phase served as a scoping study, entailing a comprehensive review of literature and nine expert interviews. The scoping study aimed to gain an initial understanding of the subject area being explored and to build an accurate basis for the case-based research. In the second phase, multiple case study method was employed. Using theoretical sampling, six servitizing manufacturing firms were chosen from different industries. The different industry structures conveyed distinct network configurations that support the service business and thereby, distinct types of servitization. Thus, it was expected that the firms might show variation in the ways they use design in their service development efforts, which would then allow a comparative analysis. The selected companies were all leading players in their market, renowned for their high-quality products. Moreover, each provided a range of services alongside their products and allocated considerable amount of resources for new service development. The unit of analysis in each case study was determined as the development process of product-related services that best represented the particular manufacturer's approach to design and service provision. This study made an initial contribution to understand how established product design practices would assist manufacturers in their journey toward service provision. Accumulation of product design expertise and know-how often made manufacturing firms best placed to offer product-related services at an affordable level. Through high-quality products, customer loyalty and trust increased, enabling the creation and provision of long-term service contracts. The findings also suggested that problems that occurred in products could be used as tools for facilitating collaborative idea generation processes for service offerings. Moreover, the analysis of the case study companies revealed twelve recurring design practices in relation to service transition. These were: 1. Redefining the design problem; 2. Collecting and analysing data from customers; 3. Training and recruiting service-aware staff; 4. Redefining roles and responsibilities of the frontline personnel; 5. Documenting design outputs and outcomes; 6. Developing a well-articulated service design strategy; 7. Aligning customer focus across the business; 8. Visually manifesting the parameters and limits of the service offering; 9. Providing alternatives for customers to choose from; 10. Designing tools to facilitate knowledge/idea exchange; 11. Designing means to keep customers informed of service status; and 12. Guiding customers on product and service use. Consequently, the findings of this study provide practical insights for manufacturers that are aiming to pursue growth opportunities through service and system development. Advanced technologies like the IoT are significant tools for manufacturing firms to design new and improved service offerings. By shifting from products to continuous delivery services, manufacturers are able to build longer-term customer relationships in contrast to short-term transactional relationships and gain competitive advantage in their market by locking out competitors. In order to take full advantage of these opportunities, companies need to place emphasis on learning from and adjusting to the service in operation; they should improve their responsiveness to customers; clarify role descriptions; facilitate knowledge-enriched relationships with their partners and customers; and also put mechanisms for internal integration into effect. These factors appear to be critical for successful service design and implementation.
Kullanıcı odaklı ve sistematik konstrüksiyon yaklaşımları ile derin dondurucuda yükseltilebilir sepet tasarımı
Günümüzde, teknolojinin ilerlemesi ve bu ilerlemenin beraberinde getirdiği gelişmeler sonucunda üretim döngüsünü kolaylaştıran makinelerin yaygınlaşması, çeşitli üretim yöntemleri ve malzemeler ile üretici firmaların pazara ve buna bağlı olarak son kullanıcıya daha düşük maliyetli ve yüksek kaliteli ürünler sunabilmesine olanak tanımaktadır. Böyle bir endüstriyel üretim ortamında rekabet eden firmalar için, kullanıcının hayatına dokunan ve günlük yaşamlarını kolaylaştıracak özellikleri ürünlerine entegre etmeleri ve katma değerli ürünler ile pazara çıkmaları öncü markalar arasında olmaları açısından kaçınılmaz adımlar haline geldiği görülmektedir. Üretim yöntemlerinde ve alternatif malzemelerde gözlemlenen ilerlemenin paralelinde, ürünlerin temel işlevlerine ek veya bu temel işlevleri iyileştirecek yenilikçi fikirlerin de eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Lokal ve global pazarda, özellikle dayanıklı tüketim malları üretimi gerçekleştiren firmaların bahsedilen geliştirme ve iyileşmeleri planlaması ve hayata geçirmesi diğer ürün gamlarına kıyasla daha zorlayıcı bir çalışma konusu olmaktadır. Bunun nedeni, tüketicilerin dayanıklı tüketim mallarını satın alma kararlarını; ürünlerin kullanım ömrü, sunduğu özellikler ve bu özelliklerin uzun vadeli senaryo ve faydaları, fiyat/performans dengesi gibi etkenlere dayalı olarak veriyor olmalarıdır. Dayanıklı tüketim malları içerisinde ise derin dondurucu, sektörde maliyet odaklı ürünler kategorisinde ilk sıralarda yer almaktadır. Pazardaki benzerleri ile rekabet edebilmesi için, ürünlere maliyet odağından sapmadan tüketicilerin gözünde rakiplerinden ayrıştıracak yenilikler eklenmesi gerekmektedir. Tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyecek olan bu yeniliklerin ihtiyaçlarını analiz ederek ortaya çıkarılabilmesi günümüz koşullarında çeşitli yöntemlerle yapılmaktadır ve doğru fikir geliştirme yöntem seçiminin ürün veya proje çıktılarını doğrudan etkilediği gözlemlenmektedir. Geliştirilmesi gereken fikirlerin kullanıcı tarafında katma değerli, firma tarafında ise kolay ve düşük maliyet ile uygulanabilirliği temel kavramlar olarak çalışmaların merkezinde konumlandırılmaları gerekmektedir. Bu çalışmada, derin dondurucuların günümüze kadar endüstriyel üretim ortamında pazara çıkarken genel olarak temel mühendislik çözümleri ile geliştirme yapılan bir ürün olduğu göz önünde bulundurularak, rekabette fark yaratmak için ürün veya ürün ek özelliği fikirlerinin kullanıcı odaklı yaklaşım ve düşük maliyet hedefi ile geliştirilmesi, temel amaç olarak belirlenmiştir.) Bu amacı odağına alan çalışmada, Arçelik A.Ş. Garage&Maker Lab. bünyesinde gerçekleştirilen ve 3 günü kapsayan 'sandık tipi derin dondurucu için yeni fikir geliştirme' çalıştayı 'Tasarım Düşüncesi'(Design Thinking) yaklaşımı ile temellendirilerek kullanıcı odaklı bir şekilde tüm detaylarıyla işlenmiştir. 'Sandık Tipi Derin Dondurucu' ürünü özelinde; kullanıcı odaklı ve düşük maliyetle entegre edilebilecek ürün fikri geliştirme ve bu fikir geliştirme sürecinin çıktısı olarak seçilen tasarım fikrinin ürüne uygulanabilmesi için gereken mekanizmanın konstrüksiyon sistematiğine uygun olarak oluşturulması anlatılmıştır. Tasarım Düşüncesi metodolojisinin seçilmesinin ve uygulanmasının amacı, iyileştirme ve yeni fikir geliştirme genel başlığı altında 'tanımsız' olarak nitelendirebileceğimiz problemin Tasarım Düşüncesi adımlarını kullanarak, çalıştaya katılan ve üründeki teknik geliştirmeleri yapan mühendislerin ilk aşamada 'teknik perspektiften' uzaklaşarak son kullanıcı olarak tanımlanan hedef kitlenin mevcut ve muhtemel gereksinimlerini belirlemelerini sağlamak, çalışmanın ileri adımlarında ise "tanımlı" hale gelen problemlerin çözümlerinin ve alternatif fikirlerin teknik olarak uygulanabilmesi için yeniden mühendislik tasarımının yapılmasını sağlamaktadır. Çalışmada kullanılan Tasarım Düşüncesi metodolojisinde, her sürecin sonunda yenilikçi fikirler çıkmayabilir veya çıkan fikirler çeşitli nedenlerle özellikle yatırım maliyetlerinin bir hayli yüksek olduğu dayanıklı tüketim malları sektöründe uygulamaya uygun olmayabilir. Bu çalışmanın en önemli faydalarından biri; probleme Tasarım Düşüncesi metod basamaklarının uygulanıp, çalışmanın devamında fikirlerin mühendislik tasarımı ile üretime uygun olarak hazırlanması maliyet açısından hayata geçirilebilir derin dondurucu fikirlerinin bulunmasının ve uygulanmasının ihtimalini artırmasıdır. Böylece çalışmanın temel amacı olan düşük maliyetlerle uygulanabilecek, kullanılabilirliği ve teknik altyapısı test edilmiş, mühendisliği ve kullanıcı ihtiyaçlarını bünyesinde barındıran ürün veya ek özellik konseptlerine ulaşılmıştır. Sonuç olarak, 'sandık tipi derin dondurucu' ürünü için Arçelik A.Ş. Garage&Maker Lab bünyesinde yapılmış olan çalıştayın hazırlık ve uygulama aşaması, uygulama sonuçları, alternatifler içerisinden seçilen 'yükseltilebilir derin dondurucu sepeti' fikrinin temel gerekliliklerinin çalışılması ve konstrüksiyon tasarımı gibi adımlar tezin genel içeriğini oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucu olarak Tasarım Düşüncesi metodu ile geliştirilen 'yükseltilebilir derin dondurucu sepeti' fikrinin konstrüksiyon tasarımı ve maliyet analizleri ile firma tarafından belirlenen sınırlarda üretime adapte edilebileceği görülmüştür.
Kullanıcı açısından lüks tüketim ürünlerinde endüstri tasarımının yerinin değerlendirilmesi
Tezin kapsamında lüks tüketiminde endüstriyel tasarımın önemi ve yeri, tüketici bağlamında değerlendirilmiştir Bireylerin tüketim yaklaşımlarının anlaşılmasında gösteriş tüketimi, kültür tüketimi, sembolik tüketim araştırmaları ve bunların hayat tarzı bağlamındaki etkileri önemlidir. Endüstriyel tasarımda ise ürün geliştirmedeki yeri, estetik anlayışı, şirket performansına etkisi ve tüketiciyle etkileşimi ile birlikte lüks ürünlere evrilmesi incelenmektedir. Endüstriyel tasarımın şirketler açısından önemini anlamak adına kaynak araştırması ve lüks ürün algısını anlamak için tüketicilerle İzmir, Türkiye'de anket yapılmıştır. Anket sonucunda çıkan tüketici lüks beklentileriyle, endüstriyel tasarımın ürün geliştirmedeki görevleri karşılaştırılarak aralarındaki bağlantı kurulmuştur.
Vitrifiye ürünlerinin yüzeylerinde sanatsal çalışmalar
Yaşam alanları içinde önemli bir yere sahip olan vitrifiye ürünleri, Türkiye'de ve birçok batı ülkesinde genel olarak sade ve beyaz renkli olarak bulunmaktadır. Renkli ve dekorlu olan ürünler ise çoğunlukla altın ve gümüş renklerle desteklenen klasik veya geleneksel motiflerle yer almaktadır. Bunların dışındaki seramik karo ve porselen sofra ürünleri gibi diğer seramik endüstri sektörlerinde ise çok çeşitli desenlerle ve renklerle üretim yapılmaktadır. Bu çalışma ise vitrifiye ürünleri üzerine sanatsal çalışmalar yapılabileceğini ve böylece bu ürünlerin üretim alanını geliştirmekle birlikte ürünlere sanatsal boyut kazandırılabileceğini gösterme amacı taşımaktadır. Daha önce yapılmamış bir çalışma olmasının yanı sıra vitrifiye ile sanatsal çalışmaları birleştirme düşüncesi açısından da alana katkıda bulunacağından dolayı çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir. Bu tez 5 bölümden oluşmaktadır. Tezin 1. Bölüm'ünde dekor ve resim sanatı ilişkisi incelenmiş, 2. Bölüm'ünde endüstriyel seramik ürün tasarımında sanatsal yaklaşımlar derlenmiş, 3. Bölüm'de ise vitrifiye ürünleri sunulmuştur. Tezin 4. Bölümü, vitrifiye ürünlerinde kullanılabilen dekor tekniklerinden oluşmaktadır. 5. Bölüm olan uygulama bölümünde ise kişisel yorumlarla vitrifiye yüzeylerinde sanatsal resim çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, ürün tasarımında yeni bir trend yaratarak bireylerin kişisel zevklerine hitap edebilecek yeni biçimler ve yeni ürünler sunulabileceğine ve bunun da sanatla nasıl gösterilebileceğine ilişkin örnekler sunulmuştur. Böylece yaşam alanlarının önemli bir parçası olan vitrifiye ürünlerinin beyaz ve sade oluşunun yanına sanatla hareketlendirilen, canlı renklerle birleştirilen, daha dinamik yüzeylere sahip olabileceği gösterilmiştir.
Endüstriyel tasarım bağlamında seramik kuş figürleri
Sanatta konu ile biçimin buluşturulduğu "kuş ve seramik" üzerine yapılan bu çalışma 2004' de başlayan ve devam eden süreçte ülkemiz seramik sanatında çokça kullanılan kalıpla çoğaltma yönteminin endüstriyel tasarım boyutu ve pişirim tekniği olarak da sadece raku tekniğinin uygulandığı öznel kuş soyutlamalarından oluşan uzun soluklu bir çalışmadır. Lisansüstü bir inceleme olarak endüstriyel tasarımda "kuş" konusunun genel bir bakış açısıyla ele alındığı bu çalışmada serçe, güvercin, baykuş, tavus kuşu, sülün, frigate, kardinal, ördek gibi kuşlardan seramik soyut figüratif uygulamalar gerçekleştirilmiş literatür çalışmasında ise bu konuda yapılmış olan yurtiçi çalışmalar araştırılmış çalışma kapsamında detaylı yararlanılmıştır. Endüstriyel Tasarım Bağlamında Seramik Kuş Figürleri isimli Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu'nda endüstriyel tasarım ilkelerine ilişkin bilgilerin literatür ve uygulama düzeyinde araştırması ülkemiz ve uluslararası boyutu ile ele alınmış, sadece bu çalışmaya esin kaynağı olabilen çok az sayıda sanatçı örneklerine yer verilmiştir. Raporun esasını oluşturan öznel uygulamalar ise tüm süreci içeren biçimde tasarım, çizim, boyut, çekirdek model oluşturma,kalıp alma, döküm, kurutma ,rotüş, pişirim ve raku pişirimi şeklinde nasıl bir öznel yaklaşımın olduğu düşüncesinin de savunulduğu anlatımla ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelime: Sanat, Endüstriyel Seramik Tasarımı, Seramik Sanatı, Kuş Figürü,
Avrupa sanatında endüstri resim ilişkisi
18. Yüzyılda yaşanan Endüstri Devrimi sonrası hızlı bir değişim içerisine giren modern toplum ile birlikte sanat tarihi açısından da devrimler çağı başlamıştır. Toplumun değişen yapısı ile birlikte sanatsal akımlar ortaya çıkmış, sanatsal ortam da toplumun tüm birimleri gibi hızlı bir değişim içerisine girmiştir. Endüstrileşmenin etkilerinin görüldüğü bir diğer önemli bir alan da sanatçının yaşadığı çevrede yaşanan değişikliklerdir. Kent ve kırsal kesim endüstrileşme ile görsel açıdan değişmeye başlamıştır. Fabrikalar, madenler ve demiryolları sanatçının gündelik yaşamda karşılaştığı nesneler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada endüstriye temaların Avrupa resim sanatı içerisinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır.
Türkiye'de beyaz eşya endüstrisinde ürün tasarım süreci ve yenilik yaklaşımları üzerine bir alan analizi: Arçelik ve vestel
Elektrikli ev aletleri endüstri devrimi öncesinde insan gücü ile yapılmakta olan işleri kolaylaştıran veya tümüyle devralan, zaman ve güçten tasarruf sağlayan yeni teknolojiler olarak ortaya çıkmıştır. Beyaz eşyaların evrimi ve gelişimi sanayi devrimine uzanmaktadır. Beyaz Eşya Sektörü, dayanıklı tüketim malları alt sektörlerinden biridir ve genellikle elektrikli ev aletleri sektörü içerisinde yer alan ürünleri üretmektedir. Dünyada 1900'ler öncesinden beri evrim ve gelişim gösteren beyaz eşyaların Türkiye'de üretimi 1950'lerin ortalarında başlamış ve imalat sanayisine paralel olarak gelişim göstermiştir. Günümüzde firmaların hayatta kalması ve büyümesi; küresel pazarda rekabet edebilirlik düzeyi, pazar payındaki artış düzeyi ve firmanın yaratabildiği katma değer düzeyinin ortalamanın üzerinde olması ile ilişkilidir. Hedeflenen bu katma değerin gerçekleşebilmesi ise firmaların tasarım ve Araştırma-Geliştirme çalışmaları ile hayata geçirilen yeniliklere bağlıdır. Üretici firmaların değişen küresel pazarda rekabet üstünlüğü elde edebilmek için değişen yenilik yaklaşımlarına de ayak uydurması gerekmektedir. Ayrıca firmaların tercih ettiği yenilik süreç yaklaşımları ve yenilik karakteristikleri firmaların tercih ettikleri firma stratejileri, sektörün yapısı gibi faktörlerden de etkilenmektedir. Bu kapsamda yürütülen araştırmanın amaçları şunlardır: Türk beyaz eşya endüstrisinin gelişimini etkileyen dönemlerin ve faktörlerin incelenmesi, günümüzde beyaz eşya endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet stratejileri doğrultusunda teknoloji yeteneği, tasarım yönetimi kabiliyeti ve yenilik karakteristiği arasındaki ilişkinin Türkiye'deki büyük ölçekli beyaz eşya üreticileri üzerinden incelenmesi ve analizi, endüstriyel tasarımın ve tasarım yönetimi kabiliyetinin yenilikçi ve özgün beyaz eşya ürün geliştirme sürecindeki rolünün tespitidir. Hedeflenen amaç doğrultusunda öncelikle literatür araştırmasıyla dünyada beyaz eşyanın evrimi ve gelişimi ve bu gelişimde ayrışan dönemler tespit edilmiştir. Dünyada beyaz eşyanın evriminin tespiti sonrasında Türkiye'de beyaz eşyanın kullanımı ve üretimine dayalı veriler de literatür araştırmasıyla tespit edilmiştir. Türkiye'de beyaz eşyanın ve imalat sanayinin gelişimi incelenmiş, iktisat tarihinde ayrışan dönemler ışığında tablolaştırılarak sunulmuştur. Araştırmanın devamında firmaların rekabetçi çevrede ayakta kalabilmek için izledikleri rekabet stratejileri, teknoloji yetenek düzeyleri, ürün geliştirme süreci, yenilik yaklaşımları ve tasarım yönetimi ile ilgili literatür incelenerek bir model önerisi geliştirilmiştir. İlgili model doğrultusunda Türkiye'de beyaz eşya üretimi gerçekleştiren iki büyük ölçekli firma olan Arçelik ve Vestel Beyaz eşya firmaları ile vaka çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcı firmaların küresel rekabette ayakta kalabilmek için izlediği farklı rekabet stratejileri doğrultusunda tasarım yönetimi düzeyleri, yenilik karakteristikleri ve teknoloji yetenek düzeyleri tespit edilmiş ve karşılaştırılmıştır.
Hastane yataklarında konfor kavramının incelenmesi
Hastanede yatan hastaların ilk günden, taburcu olana kadar en çok etkileşimde bulundukları tıbbi cihazların başında hastane yatağı gelir. Hastane yatakları sadece hastaların değil; aynı zamanda hemşireler, hasta bakıcılar, ve temizlik görevlileri gibi sağlık personellerinin ve hasta refakatçilerinin de etkileşimde olduğu tıbbi cihazlardır. Hastane yatakları hastaların iyileşme sürecinde önemli bir bileşendir. Aynı zamanda hastane yatağı sağlık çalışanlarının verimli bir şekilde çalışabilmesini etkileyen önemli bir üründür ve çalışanlarla hastaların etkileşimlerini de direk olmasa da dolaylı olarak etkiler. Bu etkileşimlerin olumlu veya olumsuz sonuçlanması yatakların birçok değişkeni yanında konforu ile de yakından ilişkilidir. Konfor denilen olgu, hastane yatağı kullanıcılarını hem fiziksel, hem de psikolojik açıdan etkiler. Hastane yatağı kullanıcılarından sağlık personellerini de işlerini kolaylıkla yapabilmeleri açısından etkiler. Buradan çıkarılan sonuç konfor kriterlerinin hastane yatağının tasarımında kullanmak için, hem hasta, hem sağlık personeli hem de refakatçinin durumları mümkün olduğunca göz önünde bulundurularak belirlenmesi gereklidir. Ayrıca bu kriterlerin belirlenmesi, konforun ölçülmesinde karşımıza etkili araçlar olarak çıkacaktır. Konforun ölçülmesinde iki bakış açısı ve kriter seti kullanılmaktadır: Birincisi deneysel olarak ölçümlerin yapılabileceği kriterlerden (sıcaklık, basınç/baskı gibi) oluşan bir set iken; ikincisi ise anketler ve görüşmeler yoluyla ölçülebilecek kriterlerden (yataktan rahat inip çıkmak, yatağın güvenliği, yatağın kontrol edilmesi gibi) oluşan bir settir. Bu araştırmada ikinci yöntem olan subjektif ölçüm yaklaşımlarından olan karşılıklı yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Konforun çeşitli uzmanlık alanları (Mimari, hemşirelik) ve çeşitli ürünlerde nasıl değerlendirildiğine bakılmış ve buradan 5 adet konfor değerlendirme ana kriteri çıkartılmıştır. Bu kriterler; işlevsellik kriteri, fiziksel özellikler, psikolojik kriterler, teknolojik kriterler ve ekonomik faktörlerdir. Bu çalışmada hastane yatakları için yapılan literatür araştırması kapsamında hastane yatakları incelenmiş ve hastane yataklarının tasarım özellikleri yan korkuluklar, yatağın çalışma prensibi, yatak kilit sistemi, yatak kontrol yöntemi, başucu ve ayakucu panelleri, yatak platformu, yatak genişliği, yatak uzunluğu, yatağa entegre idrar torba kancaları ve yatış pozisyon sayısı olarak belirlenmiştir. Bu özelliklerden hareketle bir hastane yatağı kategorizasyonu yapılmıştır; bu kategorizasyon yatakların çalışma prensipleri, yan korkulukların biçim ve hareket kabiliyetleri, yatak kilit sistemleri ve yatak kontrol yöntemleri özellikleri açısından kurgulanmıştır. Bu bağlamda 9 çeşit hastane yatağı kategorisi elde edilmiştir. 1 nolu kategoride hidrolik olarak çalışan, tek parçalı katlanarak hareket edebilen yan korkulukları, merkezi kilit sistemi ve krank kolları ile kontrol edilebilme özelliği olan yataklar bulunmaktadır. 2 nolu kategoride manuel olarak çalışan, katlanarak hareket eden tek parçalı yan korkulukları, çapraz kilit sistemi ve yatağı kontrol etmek için krank kolları bulunan yataklar bulunmaktadır. 3 nolu kategoride manuel olarak çalışan, krank kolları ile kontrol edilen, yan korkulukları tek parçalı olup katlanarak hareket eden ve merkezi kilit sitemi olan yataklar bulunmaktadır. 4 nolu kategoride, elektrikle çalışan, tek parçadan oluşan ve katlanarak hareket eden yan korkulukları, başucu, ayakucu ve/veya yan korkuluk panellerine gömülü bir kumandası ve merkezi bir kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 5 nolu kategoride, elektrikle çalışan, tek parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, portatif bir kumandası ve merkezi kilit sitemi olan yataklar bulunmaktadır. 6 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 7 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, hem portatif hem de panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan yataklar bulunmaktadır. 8 nolu kategoride, elektrikle çalışan, birden çok parçalı ve dikeyde kayarak hareket eden yan korkulukları, hem bir portatif hem de panellere gömülü bir kumandası ve merkezi kilit sistemi olan hastane yatakları bulunmaktadır. 9 nolu kategoride ise; elektrikle çalışan, birden çok parçalı, yatayda kayarak hareket eden yan korkulukları, portatif ve panellere gömülü kumandaları ile ve merkezi kilit sistemi olan hastane yataklarıdır. Hem literatür hem de kategorizasyondan elde edilen tasarım özellikleri İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde kullanılan yerli ve yabancı altı adet hastane yatağı markalarından (Mespa, Nitrocare, Muka, Medical2000, Hillrom,Völker) seçilen 11 adet hastane yatağı üzerinde incelenmiştir. İncelemeler sonucunda bu yatakların 9 kategorinin ile de eşleştiği görülmüştür. Hastane yatakları ile ilgili literatür araştırması ve hastane yataklarının katalog incelemesi yardımıyla ortaya hastane yatakları için bazı değerlendirme kriterleri ortaya çıkmış ve bu kriterler literatürdeki konfor değerlendirme kriterleriyle eşleştirilmiştir. Hastane yatakları tasarım özelliklerinden çıkan kriterler literatür konfor değerlendirme kriterlerinin alt kriterleri olarak yer almışlardır. Bu kriterleri hastane yataklarıyla ve kullanıcılarla test edebilmek, güvenilirliğini artırmak ve genişletmek amacıyla sahada hastane yatağı konforu konusunda uzman kullanıcılarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Görüşme yapılan hemşirelerin büyük çoğunluğunun elektrikli yataklar kullanırken daha az kişinin; ise manuel yataklar kullandığı görülmüştür. Bu da gelişen teknolojilerin ve büyüyen ve hergün değişen ihtiyaçların sonucunda hastanelerin teknolojiyi takip eden ürünlere yöneldiğini göstermiştir. İÜ İTF Hastanesi'nden Genel Cerrahi A ve B Servisi, Kulak Burun Boğaz Cerrahi A Servisi, Kalp Damar Cerrahi Servisi, Plastik Cerrahi Servisi, Karaciğer Safra Yolları Cerrahi D Servisi, Üroloji Cerrahi Servisi, Göğüs Cerrahi Servisi, Dahiliye-Hematoloji Servisi, Dahiliye-Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Servisi, Dahiliye-İnfeksiyon Hastalıkları Servisi, Dahiliye-Romatoloji Servisi, Dahiliye-Gastroentoloji Servisi ve Ortopedi ve Travmatoloji Servislerinden 14 servisten 15 hemşire ile karşılıklı olarak görüşülmüştür. Her bir serviste sadece bir veya iki hemşirenin bulunması ve her an hemşirelerin hastalara müdahale etmek zorunda kalabilmeleri görüşmelerin seyrinde aksaklıklara neden olmuştur. Ayrıca vardiya değişimleri hemşirelerin en yoğun olduğu zamanlar olduğu için görüşme yapmak mümkün olamamıştır. Bu sebeple görüşmeler bazen bölünmüştür, veya hızlandırılmak zorunda kalınmıştır, bu da bazı hemşirelerden yeterince bilgi alınamamasına sebep olmuştur. Bazı hemşirelerle randevu alınmasına rağmen, hemşirelerin yoğunluğu veya ani müdahalelerde bulunmaları gerektiği için hemşirelerle görüşülememiştir. Bazı hemşireler görüşme yapmayı kabul etmemişlerdir. Bu görüşmeler notlar ve ses kayıtları aracılığıyla kayıt altına alınmıştır. Bazı hemşireler görüşmelerin ses kaydına alınmasını istememiştir. Bu gibi durumlarda daha detaylı not tutulmaya çalışılmıştır. Kayıtlar transkripsiyonlara dökülmüş ve transkripsiyonların cevap kodlarına dönüştürülmesi aracılığı ile bu görüşmelerin analizinden de uzman kullanıcı görüşlerine dayanan konfor değerlendirme kriterleri elde edilmiştir. Daha sonra literatürden ve hastane yatakları incelemesinden elde edilen kriterlerin birleşimi ile saha görüşmelerinden elde edilen konfor değerlendirme kriterleri ve alt kriterleri eşleştirilmiştir. Ana kriterler değişmezken yeni alt kriterlerin oluştuğu görülmüştür. Bu birleştirme ve eşleştirme sonucunda hastane yatakları konfor değerlendirme kriterleri son haline getirilmiştir. Bu kriterler işlevsellik, fiziksel özellikler, psikolojik kriterler ve teknolojik kriterler isimli ana kriterler iken, toplamda 26 adet alt kriter tanımlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 5 ana kriter ve 14 alt kriterden oluşan konfor değerlendirme kriterlerine 12 alt kriter daha eklenmiştir. Literatürsen konfor ve hastane yatağı araştırmalarından türetilen alt kriterler: "Yatak kontrol yöntemi", "Yatak kilit sistemi", "Yatış pozisyon sayısı", "Yatağa entegre idrar torba kancaları", "Ayarlanabilir yan korkuluklar", "Ayarlanabilir yatak yüksekliği", "Yan korkulukların biçimi", "Yatak elemanlarının malzemesi", "Yatağın kullanım ömrü", "Yatağın fiyatı", "Algısal kriterler", "Sosyo-kültürel kriterler", "Duygusal kriterler"ve "Estetik kriterler" olarak şekillenmiştir. Saha görüşmelerinden türetilen alt kriterler; ise : "Portatif ayakucu ve başucu panelleri", "Yatak transferi", "Yatağa entegre işlevsel bölgeler", "Portatif ve ayarlanabilir serum askıları", "Yatak boyutları", "Yatak ağırlığı", "Şilte özellikleri", "Bakım, tamir ve yedek parça", "Yatağın çalışma prensibi", "Yatak iyileştirilmesi", "Yatağın yeni/eski olması", "Tüketici temelli faktörler" olarak şekillenmiştir. Böylelikle konfor değerlendirme kriterleri daha genellenebilir ve hastane yatakları konforunu değerlendirirken yararlı olabilecek bir hale getirilmiştir. Hastane yatakları konfor değerlendirme kriterlerinden hareketle hastane yataklarının konforunu anlamak ve değerlendirmek için bir hastane yatakları konfor kontrol listesi oluşturulmuştur. 81 soruluk bu hastane yatağı konfor kontrol listesi hemşirlere yönelik hazırlanmıştır. Geliştirilen kontrol listesi her ana kritere özel sorular içermektedir. "İşlevsellik" kriteri için 33 soru, "Fiziksel özellikler" kriteri için 8 soru, "Psikolojik kriterler" için 9 soru, "Teknolojik kriterler" için 25 soru ve "Ekonomik faktörler" için ; ise 5 sorudan oluşmaktadır. Bu kontrol listesi özellikle kurumlara yapılacak hastane yatağı alımlarında ilgili kişilere yardımcı olabilecek bir doküman olarak planlanmıştır. Ayrıca hastane yatağı tasarım sürecinde yatağın prototipinin değerlendirilmesi ve ilgili aşamalara yeniden dönülüp yatağın geliştirilebilmesi açısından da yardımcı bir listedir. Kontrol listesinin ileriki çalışmalarda hastane yataklarının konfor açısından değerlendirilmesinde kullanılabileceği öngörülmüştür. Bu çalışmanın tasarımcılara hastane yatağı tasarlama sürecinde yardımcı bir kaynak olması hedeflenmiştir.
Endüstriyel tasarım ve tasarım ürünlerinde tahakküm
Bu çalışma endüstri ve endüstri ürünü tarafından biyopolitik özne olarak beden üzerinde kurulan fiziksel ya da psikolojik tahakkümünü inceleyen ve tanımlayan kuramsal bir çalışmadır. Çalışmanın temel amacı endüstri ürünü tarafından yönlendirilen, kısıtlanan, baskılanan, dışlanan bedenleri eşit görerek gözlem yapmak; bu gözlemleri sosyoloji, felsefe ve endüstriyel tasarım alanlarına ait taramalarla örneklemek, tanımlamak ve sunmaktır. Bu sebeple biyopolitik özne kavramı çalışmanın beden ve endüstri ilişkileri üzerinden yaptığı analizleri ifade etmek adına önemli bir kavramdır. Bu ilişkileri örnekler üzerinden bir araya getirirken çalışma feminizm ve kuir kuram ile desteklenmiştir. Ayrıca örnekleri açıklamak ve ilişkilendirmek amacıyla eleştirel kuram ile yapılandırılmıştır. Endüstrinin, endüstriyel araçların ya da ürünlerin kullanıcı ile ilişkisini beden odaklı bir yaklaşımla sunan bu çalışma, tahakküm nesnesi kavramını tanımlayarak ürünün beden ile ilişkisini biyopolitik çerçevede eleştirel bir yaklaşımla inceler. Bu açıdan beden odaklı yaklaşım endüstri ve endüstri ürünlerinin kullanıcılarının bedenleri üzerinde uygulamaya koyduğu tektipleştirme, yok sayma, yönlendirme, kontrol etme, ayrıştırma veya kısıtlamaya dayalı yaptırımları incelemeyi ve örneklemeyi amaçlar. Uyguladıkları tahakküm anlamında ortak paydada incelenmeye uygun olan ürünler tahakküm nesneleri olarak tanımlanmış ve üç ana başlık altında toplanmıştır. Söz edilen ana başlıklar fiziksel perspektif, feminist perspektif ve psikolojik perspektif olarak belirlenmiştir. Endüstri ürününün beden ile ilişkisini ürünün uyguladığı yönlendirme, maruz bırakma, kısıtlama, dışlama ya da ötekileştirme üzerinden özetleyen başlıklar ürün tasarımında kullanılan antropometrik verilerin incelenmesi, sosyoloji tabanlı okumalar ve kişisel gözlemlerle oluşturulmuştur. Tasarım ürünleri sanayinin ve seri üretimin kısıtlamaları olmaksızın değerlendirilemez. Endüstriyel sınırlamalar kısmen tüketiciler üzerinde normatif davranışlar gösterirler. Bu durum tasarımcıyı tahakküm nesnelerini tasarlamaya iter. İncelenen ve örneklenen beden odaklı tahakküm nesneleri gelecekte vücut çeşitliliğine saygılı ve daha uygun endüstriyel ürünlerin tasarımına zemin sağlayabilir. Bu bağlamda çalışma içerisinde seçilmiş olan örnekler seri üretime dayanan kalıpyargıları sunarken, değişen koşullar, teknolojik imkanlar, bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda endüstri ürününe farklı bir açıdan bakarak, ürün ve kullanıcı bedeni ilişkisini yeniden yorumlamanın, daha kapsayıcı, bütüncül ve eşitlikçi bir yaklaşımının imkanını vurgular.
Design driven strategic renewal: Development of strategic design and design management capabilities in the Turkish ceramic sanitary ware industry
In the face of major dynamics such as globalization, increasing pace of technology, increased product and service offerings, and heightened customer knowledge and expectations, organizations are continuously looking for ways to generate differentiated and innovative offerings that are of greater value and that can catch up with evolving user contexts, needs and desires. Inside these complex and ever more demanding conditions that characterize today's competitive landscape, companies are turning their attention towards design as an important capability that can help them generate innovation and improve business outcomes. When these dynamics are combined with mounting evidence regarding the role of design in increasing innovation, competitiveness and business performance, we are witnessing an increasing integration of design into business strategies and new product development processes of businesses from various scales and industries. However, a very critical point that must be underlined is that solely investing in design or engaging in design activities is not sufficient to ensure that design contributes to organizational goals and generates the desired business outcomes. In order to attain the contributions that design can offer to a business, organizations need to carry out effective design management practices. Theoretical and empirical studies reveal design management to be the mediating factor that determines the effectiveness of design projects and how design plays a role in improving business performance. Additionally, scholars underline that effective design management must begin with connecting design to corporate objectives, business strategy and the overall business context. A review of design management literature portrays that these strategic level responsibilities under design management are increasingly taking the lead, as necessary steps that must be successfully carried out, before the identification and administration of design resources, projects or processes. Based on these major premises, this thesis examines design management capabilities with a special attention on strategic level capabilities in managing design. It focuses on the management of design inside organizational contexts; examines systems, processes and resources used for managing design; and places a particular attention on understanding how design is linked to corporate goals and strategy through existing design management capabilities. The research was carried out in two main phases. The first phase involved an extensive theoretical review of existing literature in design, design management and strategic management, in order to develop the conceptual frameworks to be employed in the empirical part of the study. On account of this theoretical phase, a new design management audit tool named Design Management Audit Framework was developed as a systematic instrument to enable a detailed examination and assessment of an organization's design management capabilities. The tool allows not only the analysis of more traditional capabilities and responsibilities under design management, but also the appraisal of strategic level design management capabilities that are necessary for aligning a company's design efforts with its business strategy and organizational objectives. Design Management Audit Framework provides major improvements to present design and design management audit tools, by incorporating critical capabilities, which have been omitted in existing tools and frameworks and by updating them in the light of recent perspectives that emerged in design management literature. In the second, empirical phase of the research, design management capabilities were explored in three large scale manufacturers from the Turkish ceramic sanitary ware industry, based on case study research methodology that utilized the new Design Management Audit Framework to form the main analytical structure. In addition to assessing design management capabilities residing inside these organizations, the case studies specifically focused on understanding how these organizations developed design management capabilities relating to the strategic level, how they connected their design efforts to business strategies through existing systems and routines and major enablers and barriers influencing the development of strategic level capabilities in managing design. The empirical context was based on firms from the ceramic sanitary ware industry for several decisive reasons. Ceramic sanitary ware is one of the first sectors in Turkey to start utilizing design and design management capabilities. It is one of the oldest and most powerful sectors of the Turkish economy, having a major place in national industrial development strategies. More importantly, after the mid 2000s, several firms from this industry were noted to initiate important strategic renewal activities that involved the inclusion of design in corporate and brand strategies, improvement of design management skills and increase in the amount of design investments. Additionally, reports detailing the nature of the sector and the prevailing competitive conditions of the world ceramic sanitary ware industry reveal design and design-driven innovation as extremely critical capabilities to boost competitiveness. Altogether, these factors render this sector a significant ground to explore design management capabilities. The findings of the case studies revealed that although the reasons for the initial acquisition and development of design management capabilities can be varied, the development of strategic level capabilities in managing design and an increased integration of design into business strategies have taken place as a result of major strategic renewal and organizational transformation efforts. These organizations focused on developing their strategic level design management capabilities to support major changes in business strategies, such as changes in market focus, transfer to a brand development strategy targeting global markets, and restructuring of brand architecture and product management strategy. The study identified that the assignment of management responsibility for design at the senior level, inclusion of design managers in strategy formulation and business planning processes and establishment of an independent design department serve as major means for ensuring the alignment between design efforts and business strategies. Major enablers in this process appear as design's identification as a vital tool to achieve a long-term strategic objective, continuous support and commitment coming from top management, as well as programs focusing on the development of an organization wide awareness and culture for design. In terms of barriers, the study identifies that finding the right place for design function in the organizational structure, formal assignment of strategic level design management capabilities, underdeveloped marketing capabilities, as well as organizational culture present major barriers for these organizations, in the process of advancing their strategic design management capabilities.
Endüstriyel tasarım eğitiminde ürün anlambilimi konusunun yeri, önemi ve özellikleri: Türkiye'deki okullar üzerine bir araştırma
Endüstriyel tasarım disiplininin doğuşundan itibaren uzunca bir süre, Louis Henry Sullivan'ın ünlü sözü "biçim işlevi izler"i adeta bir slogan olarak kullanan işlevselci yaklaşım alanda hakim anlayış olarak etkisini sürdürmüştür. Zaman içerisinde endüstriyel tasarım disiplinini etkileyen dinamiklerin değişmesiyle, tasarımın tanımı ve tasarımcının rolü değişmiş; fonksiyon odaklı dönem yerini kullanıcı odaklı döneme bırakmıştır. Bu odak kayması içerisinde; ürün-kullanıcı ilişkisinde anlam boyutu, ürünün iletişimsel ve sembolik işlevleri gibi meselelerin çalışılmasını da barındırmaktadır. Temelde, nesnelerin kullanım bağlamındaki sembolik niteliklerini araştıran ve kültürel özelliklerini geliştirilmesi için bir tasarım aracı olarak sunulan ürün anlambilimi üzerine yapılan ilk çalışmalar 1960'lara kadar gitmektedir; ancak bir terim olarak literatüre girmesi 1980'lerin başında gerçekleşmiştir. İlgili paradigma bu gün bazı görüşlere göre eski olarak değerlendirilse de, ülkemizdeki endüstriyel tasarım bölümlerinin müfredatlarında bir ders konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu derslerin içeriklerine bakıldığında çoğunlukla; ürün anlambilimi paradigması ile birlikte, temel iletişim teorilerine ve göstergebilime dair bazı temel bilgileri ve kültür, tüketim gibi kavramları içerecek şekilde yapılandırıldıkları görülmektedir. Bu çalışmada, esas olarak, bahsi geçen derslerin incelenmesi yoluyla; bir ders konusu olarak ürün anlambiliminin, endüstriyel tasarım eğitimindeki yeri, önemi ve özelliklerinin Türkiye bağlamında anlaşılması amaçlanmıştır. Bunun yanında, ürün anlambilimi paradigmasının mevcut geçerliliğinin ne olduğunun, bu anlamda yeni yönelimlerin olup olmadığının tespit edilmesi ve konunun Türkiye'de, akademik alandaki ayak izlerinin tarihsel süreci içerisinde takip edilmesi gibi ikincil amaçlar da tanımlanmıştır. Çalışma kapsamında, ilgili derslerin Türkiye bağlamında incelenmesi, müfredattaki yerinin ve öneminin anlaşılması amacı doğrultusunda, Türkiye'deki endüstriyel tasarım bölümleri arasından incelenmek üzere Gazi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümleri seçilmiştir. Bu okulların seçilmesinin gerekçeleri tez çalışmasının dördüncü bölümünde, çalışmanın örnekleminin anlatıldığı kısımda verilmiştir. Araştırma, literatür taraması ile başlamış; belirlenen örneklem içerisindeki endüstriyel tasarım bölümlerinde ilgili dersi/dersleri yürütmüş ya da yürütmekte olan öğretim elemanları ile yapılan derinlemesine görüşmeler, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yürütülen "Culture and Communication in Product Design" dersinde 2015-2016 ve 2016-2017 güz yarıyılları boyunca yapılan katılımcı gözlem çalışması ve bu çalışma ile bağlantılı olarak yürütülen anket çalışması ile devam etmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tezin amacından, neden önemli görüldüğünden, yapısı, kapsamı ve yönteminden kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde endüstriyel tasarımın ve tasarımcının değişen rolü üzerinden ürün anlambilimi yaklaşımını ortaya çıkaran etmenler anlaşılır kılınmak istenmiştir. Ayrıca araştırmaya konu olan derslerde, ürün anlambilimi konusu ile birlikte ele alınan göstergebilim, iletişim, kültür gibi konulardan da bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde dünyadaki ve Türkiye'deki endüstriyel tasarım bölümlerinin müfredatlarında yer alan ürün anlambilimi ve ilişkili konulardaki dersler incelenmiş, konuyla ilgili genel bir çerçeve elde edilmeye çalışılmıştır. Endüstriyel tasarım eğitiminin Türkiye'deki tarihi ile ilgili bilgi de bu bölümde sunulmuştur.Dördüncü bölümde çalışmanın araştırma yöntemi ve süreci ile ilgili bilgi verilmiştir. Yine bu bölümde yapılan saha çalışmaları neticesinde elde edilen verilerin analizi yapılmış, ulaşılan bulgular sunulmuştur. Beşinci bölüm ise çalışmanın son bölümüdür. Bu bölümde çalışma boyunca elde edilen bulgulardan çıkarımlar yapılması yoluyla ulaşılan sonuçlar ve ileriki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Çağdaş Türk seramik karolarında göndermeler 1980-2014
İnsanlığa eşlik eden 3 temel öğenin; toprak, su ve ateşin birleşiminden oluşan seramik, tarih boyunca günlük yaşamın içinde olmuştur. En basit tarifiyle kil ve su karışımının pişirilmesiyle elde edilen seramik malzemesi, sanat eserlerinden, ibadet ikonlarına, anlaşmaların yazıldığı tabletlerden, mimari öğelere kadar çeşitli işlevler için kullanılmıştır. Çalışmanın konusu olan seramik karolar ise, mimarlığın erken dönemlerinden itibaren yüzey kaplama malzemesi olarak kullanılmış, sanayi devriminden sonra ise mekanlarda kullanılan temel malzemelerden biri haline gelmiştir. Karo seramikler tarihin akışıyla beraber, üretim yöntemi ve üslup olarak değişmiş ve gelişmiş, sanat ve tasarımın çoğu evresine tanıklık etmiştir. Günümüzde de, seramik karolar yoğun olarak üretilmekte ve geniş bir tüketici kitlesine hitap etmektedir. Bu rekabetçi sektörde farklılığı yakalayabilmek adına, tasarımlarda çeşitli göndermelerin kullanıldığı görülmektedir. Tarihsel etkiler, yerel malzemeler, geleneksel üretim yöntemleri, tasarım eğilimleri, yeni teknolojiler gibi bir çok farklı çıkış noktası olan göndermelere, çağdaş Türk seramik karolarında da sıklıkla rastlanmaktadır. 'Çağdaş Türk Seramik Karolarında Göndermeler 1980-2014' başlıklı bu çalışmanın temel amacı, Türk Seramik Karo tasarımlarında kullanılan, tarihsel ya da tarih dışı çeşitli kaynaklardan ilham alan göndermelerin araştırılması, irdelenmesi ve değerlendirilmesidir. Çalışmanın amacının, kapsamının ve yönteminin ortaya konduğu Giriş Bölümü'nün ardından, tezin İkinci Bölümü'nde seramik karoların tanımı ve geçirdiği tasarım evreleri anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm'de ise mimaride seramik kullanımı konusunda güçlü bir tasarım mirasına sahip olan Türk Seramik Sektörü'nün tarihçesi ve gelişimi ayrıca ele alınmıştır. Seramik karoların Dünya ve Türkiye'de geçirdiği evrelerin paylaşılması ile, Dördüncü Bölüm'de incelenecek tasarımlardaki değerlendirmenin daha sağlıklı anlaşılması amaçlanmıştır. Tez çalışmasının Dördüncü Bölümü'nde çalışmanın ana konusunu oluşturan seramik karo örnekleri yer almaktadır. Ele alınan tüm ürünlerin önce teknik bilgileri paylaşılmış, daha sonra olarak tasarımlarında kullanılan göndermeler hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bölüm boyunca önemli görülen sektörel gelişmelere de yer verilmiştir. Ürünlerin analiz ve irdelenmesi ile elde edilen sonuçlar Beşinci Bölüm'de paylaşılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin doğadan esinlenerek yaptıkları tasarımların biyomimetik açıdan analizi
Biyomimikri doğanın yüzyıllardır kendini mükemmelleştiren tasarımının ve işlevselliğinin, insanların sorunlarına ve estetik ihtiyaçlarına çözüm üretmek için ilham kaynağı olabileceğini savunan bir yöntemdir. Bu bağlamda biyomimikri kavramı, doğadaki canlıların form, süreç ve sistemlerinden ilham alarak problem çözme ve tasarım yapma yöntemidir. Ortaokul görsel sanatlar eğitimi, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve estetik becerilerini geliştirmeleri için önemli bir platform sunar. Görsel sanatlar dersleri ise, öğrencilere estetik anlayış kazandırmak, farklı sanatsal teknikleri öğretmek ve özgün eserler ortaya koymalarını teşvik etmek için önemli bir ortam sağlar. Bu araştırma, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin belirli tasarım temaları doğrultusunda oluşturulmuş hikayeler yönlendirmesiyle doğadan esinlenerek nasıl çözüm yolları ürettiklerini ve bu tasarımların biyomimetik açıdan değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi ile Denizli'de bulunan devlete bağlı bir ortaokulda 7. sınıf öğrencilerinden oluşan, 26 kişilik bir sınıf ile yürütülmüştür. Araştırmanın modeli, durum çalışması olup, veriler görüşme ve dokümanlar yoluyla toplanmıştır. Araştırmaya, ön değerlendirme ile başlayarak, uygulama öncesi bilgi seviyeleri ölçülen öğrencilere 4 hafta boyunca farklı temada, doğa ile bağıntılı, problem odaklı hikayeler anlatılmış, bu hikayelerin sonunda öğrencilerden hikâyeyi tamamlayıcı doğadan esinlenilmiş tasarımlar yapmaları istenmiştir. 4 hafta sonunda ise konu hakkındaki düşünceleri alınmıştır. Toplamda 100 resim değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmanın sonucuna göre öğrencilerin uygulama öncesi biyomimikri kavramı konusunda bilgi seviyeleri oldukça düşük çıkmış ancak, doğadan ilham alma konusunda yüksek eğilim göstermişlerdir. Doğadan esinlenerek yaptıkları tasarımlardan elde edilen veriler, öğrencilerin en çok hayvanlardan esinlendiklerini ve çeşitli yaratıcı tasarımlar ortaya koyduklarını göstermiştir. Uygulama sonrası yapılan değerlendirmelerde, öğrencilerin biyomimikri kavramını ilgi çekici buldukları ve gelecekte kullanmayı planladıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar, biyomimikrinin eğitimde yaratıcı ve yenilikçi düşünmeyi teşvik edici bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Eskişehir kent merkezinde kullanılan dış mekan fitness spor aletlerinin antropometrik ölçülerinin değerlendirilmesi ve bir tasarım önerisi geliştirilmesi
Bu tez, Eskişehir kent merkezinde yaşayan insanların antropometrik ölçülerinin, yazılı kaynaklarca tanımlanmış bilimsel koşullar altında elde edilen veriler ışığında belirlenmesi ve bu verilerin dış mekan spor aletlerinin yeniden tasarımında etkin bir şekilde kullanılması üzerinedir. Antropometri bilimsel kaynaklarda ?insanların ölçülmesi? olarak tanımlanır. Fiziksel antropoloji, insana değişkenliğinin bir yönünü gösterir: değişik toplumlardan insanların, aynı zamanda, özellikle bireylerin hareket halindeki ölçümlerini de tanımlar: değişik vücut ölçüleri ve oranları. Antropometri ile insana yönelik tasarımın her aşamasında çok önemli bir yer tutan ergonomiye kaynak teşkil edecek veriler elde edilir. İnsanın çevresiyle olan ilişkilerini disiplinler arası bir anlayışla inceleyen ergonomi, insanın her türlü fiziksel ortamda (özellikle spor ve çalışma hayatına yönelik ortamlarda) kullandığı araçların insan vücudunun hareket ilkelerine uygunluğunu sağlar. Ergonomik olarak doğru tasarlanmış araçlar söz konusu işin verimini arttırabilir. Ayrıca, ergonomik araçlar yorgunluk ya da sakatlanma gibi istenmeyen durumların karşılaşılma riskini azaltabilmektedir. Ancak antropometrik ve ergonomik veriler toplumdan topluma ve bireyden bireye değişkenlik göstermektedir. Bu noktada tasarımın gücü devreye girmektedir. Tasarım çalışmaları ile bu değişkenliğe cevap verebilecek uygun tasarımlar üretilebilmektedir. Farklı özelliklere sahip bireyleri memnun edebilmenin tek yolu etkin bir tasarım sürecinin uygulanmasıdır.
Endüstriyel tasarım eğitiminde evrensel tasarım algısı
Bu çalışmada; ?Evrensel Tasarım?ın endüstriyel tasarım eğitimindeki önemi ve yeri incelenmiştir. Evrensel tasarım kavramı, kavramının oluşumundaki önemli basamaklar ve evrensel tasarım prensiplerin uygulandığı ürün tasarımları örneklerle anlatılmıştır.Geleceğin tasarımcıları için bu tasarım yaklaşımı konusunda farkındalıklarının artması, evrensel tasarımı benimsemeleri ve tasarım becerilerinin artması için çeşitli metot ve uygulanması gereken unsurlar önerilmiştir. Bu çalışmada 2009 yılında Türkiye ve KKTC'de eğitim vermekte olan 20 Endüstriyel Tasarım/Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünün 2009-2010 ders yılı müfredatlarına ulaşılmıştır. Bu bölümlere ait ders içerikleri evrensel tasarım açısından incelenmiş, yurtdışında yapılan kurumsal ve deneysel çalışmaların incelenmesi ve analiz edilmesiyle Türkiye ve KKTC'de evrensel tasarımın endüstriyel tasarım eğitimindeki yerinin ve algısının belirlenmesi hedeflenmiştir. Böylece Türkiye ve KKTC'de eğitim veren Endüstriyel Tasarım/ Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümleri için yol gösterici bir çalışma oluşturulmuştur.
Mobilya tasarımını değerlendirmede kullanılan temel kriterlerin kullanıcı algısı açısından önceliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında mobilya tasarımını değerlendirmede kullanılan temel kriterlerin kullanıcı algısı açısından önceliklerinin belirlenmesi konu alınmıştır. İlk olarak, kullanıcı ve kullanıcı algısının mobilya tasarımındaki önemi vurgulanmıştır. Kullanıcı ve mobilya ilişkisi açısından mobilyanın kullanıcı için bir eşya ve ürün olarak anlamları incelenmiştir. Daha sonra mobilya tasarımında kullanıcı algısını etkileyen temel kriterler kaynak eserlerden yararlanılarak başlıklar altına toplanmıştır. Mobilya tasarımında temel kriterlerin kullanıcı algısı açısından önceliklerini ve ilişkileri belirlemek için ulusal ve uluslararası öncelikli ve saygın olarak kabul görmüş endüstriyel ürün tasarımı yarışmalarının kriterleri işlevsel, teknik, ekonomik, estetik ve kavramsal kriterler olarak beş ana kriter altında incelenmiş ve bu kriterler doğrultusunda bir anket çalışması hazırlanmıştır. Anket çalışması ile bu kriterlerin algısında öncelikleri sorgulanmıştır. Kullanıcı algısı açısından önemli bulunan kriterler tasarımın değerlendirmesinde önemli bir kaynak oluşturan tasarım yarışmalarının değerlendirme kriterleri ile de bazı noktalarda karşılaştırılmış ve kullanıcının algılama sürecindeki etkilerinin önemi noktasında gösterdiği farklılıklar ve benzerlikleri ile yorumlanmıştır. Son olarak ede edilen veriler ışığında mobilya tasarımında alınan kararların kullanıcı algısı açısından değerlendirilmesinde gereken kriterler ve özellikler üzerine tespitler ve önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'deki işletmelerde endüstriyel tasarımın yeri ve algılanma biçimi: Arçelik A.Ş. üzerine bir örneklem
Küreselleşme ve teknolojik gelişmelerle rekabetin arttığı pazar koşullarında farklılık yaratmak önem kazanmaktadır ve bu farklılık kavramsal, işlevsel ve estetik olarak endüstriyel tasarım ile sağlanmaktadır.Bu tez çalışması ile işletmeler için endüstriyel tasarımın yeri ve algılanma biçimi araştırılarak Arçelik A.Ş. üzerine bir örneklem çalışması yapılmıştır. Araştırma kapsamında Arçelik A.Ş.de anket çalışması uygulanmıştır. Anket çalışması ile endüstriyel tasarıma bakış açıları, süreçleri, aşamaları ile işletme fonksiyonları ile olan etkileşimler incelenmiştir.Bu çalışma sonucunda endüstriyel tasarım disiplininin işletmelerde genel olarak farkındalığının bulunduğu ancak içeriği konusunda eksik bilgilere sahip olunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Oyuncak tasarımında sürdürülebilirlik esaslarının uygulanması: Ahşap oyuncak örneği
Bu tez, oyuncak tasarımında kullanılan esasların belirlenmesi ve bu esasların ahşap oyuncakta uygulanması konusunu ele alır. İlk olarak oyuncağın yer aldığı bağlam olan oyunun anlam ve amaçları incelenmiştir. Bu inceleme sonucu oyun anlayışında zamanla yaşanan kritik değişimler ortaya konmuş, bu değişimlerin oyuncak üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu bağlamda oyuncağın da zaman içinde geçirdiği evreler sosyal ve teknolojik tarihçe olarak iki başlık altında ele alınmıştır. Oyuncağın son olarak geldiği noktanın çevre ve insan üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Daha sonra bu çevresel etkilerin tehlikeli boyutlara ulaşması karşısında ortaya konan ?Sürdürülebilirlik? kavramının anlamı ve kapsamı üzerinde çalışılmıştır. Bu kapsamda yer alan tasarımın sürdürülebilirlik ile ilişkisi açıklanmış, sürdürülebilir tasarıma dair alanında uzman araştırmacılar tarafından ortaya konulan temel prensipler ve sürdürülebilir tasarım kriterleri incelenmiştir. Sürdürülebilir tasarımın uygulanabilmesi adına geliştirilen yaklaşımlar ve stratejiler açıklanmıştır. Araştırılan prensipler, kriterler, yaklaşımlar ve stratejiler ışığında oyuncak tasarımı için yeni esaslar geliştirilmiştir. Son olarak esaslar ahşap oyuncak sektöründen edinilen bilgilerle karşılaştırılarak sürdürülebilirliğin ahşap oyuncak tasarımında uygulanması değerlendirilmiştir.