Infant care
57 theses under this subject heading
Term yenidoğanda kanguru bakımının ağrı üzerine etkisi
Bu çalışmada, term yenidoğanlarda aşı uygulaması sırasında kanguru bakımının, bebeğin ağrı düzeyine ve fiziksel parametreleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, pararel gruplu randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırmaya rastgele örnekleme yöntemi ile toplam 128 termde yenidoğan alınmıştır. Örneklem büyüklüğü power analizi ile belirlenmiştir. Araştırma verileri Kütahya Merkez Gaybiefendi ve Fatih ASM'de Mayıs-Eylül 2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında; Sosyodemografik Bilgi Formu, Yenidoğan Tanılama Formu, NIPS Yenidoğan Ağrı Skalası, pulse oksimetre ve kronometre kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 22 ve SAS 9.3 paket programlarında yapılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki kare testi, shapiro–wilk testi, bağımlı gruplar arasında t testi, bağımsız gruplar arasında t testi, tukey testi, tekrarlanan ölçümlü varyans analizi kullanılmıştır. İstatistiksel testlerde p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik değişkenler açısından girişim ve kontrol grubu arasında fark yoktur (p>0.05). Aşı uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında girişim ve kontrol grubundaki yenidoğanların NIPS puanları ve oksijen saturasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda NIPS puanı için her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Girişim grubundaki yenidoğanların NIPS puanı kontrol grubundakilere göre anlamlı derecede azalmıştır. Oksijen satürasyonunun girişim grubundaki grup içi karşılaştırmalarında aşılama öncesi ile sırası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yokken (p>0.05) diğer karşılaştırmalarda istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Aşılama sonrası oksijen satürasyonu aşılama öncesine ve sırasına göre anlamlı düzeyde artmıştır. Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Bu farklılık oksijen satürasyonunda sürekli azalması yönündedir. Gruplar arası yenidoğanların kalp hızları arasında aşılama öncesinde ve sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yokken (p>0.05) aşılama sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Girişim grubunda grup içi karşılaştırmada aşılama öncesi ile aşılama sırası ve sonrası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Aşılama sırasında ve sonrasında kalp hızı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Bu farklılık kalp hızının anlamlı olarak sürekli artışı yönündedir. Grupların ağlama süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; en iyi sağlık bakım sonuçları için kanguru bakımı ile ilgili çalışmaların arttırılması ve kanguru bakımının rutin uygulamalar arasına alınması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Yenidoğan, Ağrı, Kanguru bakımı, NIPS
Annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalar
Kültürel uygulamaların yoğun bir şekilde kullanıldığı dönemlerden biri bebeklik çağıdır. Bebeğe yönelik yapılan bu uygulamalardan bazıları son derece tehlikeli olup; bebeğin hastalanmasına, yaralanmalara, enfeksiyon oluşumuna, ilerleyen dönemlerde sekellere ve hatta ölüme neden olabilmektedir. Bu nedenle bu uygulamaların belirlenmesi ve buna yönelik sağlık hizmetlerinin planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; iki farklı kültürden annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalarını belirlemektir. Kesitsel tipte tasarlanmış bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili 25 Aralık ve Şehitkamil İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı olan Türk ve Suriye uyruklu anneler, örneklemini ise herhangi bir nedenle bu merkezlerden birine başvuran ve dahil edilme kriterlerini taşıyan anneler oluşturmaktadır. Bu çalışmada annelerin bebek bakımında çoğunlukla; ishal (%60.5), gaz sancısı (%60.5) ve pişik (%56.2) sorunuyla karşılaştığı belirlenmiştir. Annelerin bebek bakımı sırasında en çok uygulama yaptıkları sorunlar; ishal (%100), ateş (%100), kolay uyutma (%99.5), pişik (%99.0) ve öksürük (%99.0) sorunudur. Ayrıca Türk uyruklu annelerde anlamlı düzeyde daha fazla olmak üzere annelerin çoğunluğunun (%71.4) bebek bakımında herhangi bir kültürel uygulamada bulunduğu saptanmıştır. Bu nedenle yapılan kültürel uygulamaların neler olduğu belirlenmeli ve bebek sağlığı açısından nasıl bir etkiye sahip olduğu konusunda anneye gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır. Primer bakım verici konumunda olan hemşirelere gerek lisans eğitimleri sürecinde gerekse mesleki eğitimler yoluyla kültürel bakımın önemi konusunda bilgi ve beceriler kazandırılmalıdır.
Yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisi
Araştırma, yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan yarı deneysel randomize kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemine, sosyal medya kullanımı olan (instagram), 92 müdahale, 91 kontrol grubu olmak üzere 183 primipar kadın alınmıştır. Araştırma 01 Mayıs- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmanın seçim kriterlerine uyan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden primipar kadınlarla yürütülmüştür. Veriler, her iki grup için Kişisel Bilgi Formu, Pharis Özgüven Ölçeği (PÖÖ) ve Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubundaki primipar kadınlara doğum sonrasında bebek bakımına ilişkin 1.-7.günler ve 7-14. günler arasında haftada 2 saat olacak şekilde eğitimler verilmiştir ve sonraki aşamada deney grubundaki kadınlarla zoom üzerinden bağlantı sağlayarak görüntülü olarak bebek bakımına ilişkin eğitim sağlanmıştır. Ayrıca müdahale grubundaki kadınlara eğitim içeriği eğitim öncesinde kitapçık olarak gönderilmiştir. Kontrol grubundaki kadınlara, sosyal medya (instagram) üzerinden iletişim sağlanmış ve bu gruba sonrasında herhangi bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanmamıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare testi, Independent Sample t Testi, tek ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farklılıkları belirlemek için de post hoc testlerinden Least Significant Difference (LSD) testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam PÖÖ puan ortalaması 57,41±5,65 iken, kontrol grubundaki kadınların 51,48±10,66 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların meslek, aile gelir durumu, aile yapısı, bebeğin cinsiyeti ve doğum şekli değişkenlerine göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0,05), kontrol grubundaki kadınlarda yaş, doğum şekli, daha önce bebek bakma durumları değişkenlere göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 26,50±7,87 iken, kontrol grubundaki kadınların 28,93±7,63 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların tüm değişkenlere göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubundaki kadınlarda, daha önce bebek bakma durumları değişkenine göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, deney grubundaki kadınların bebek bakımı özgüven ve postpartum uyku kalitesi düzeyleri kontrol grubundakilere göre yüksek bulunmuştur. Buna göre yeni doğum yapan kadınlara postpartum erken dönemde verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Postpartum süreçte primipar kadınlara yönelik bebek bakımına ilişkin eğitimler konusunda çalışmaların yaygınlaştırılmasının, kadınların bebek bakımına ilişkin bilgi eksikliklerinin, özgüveninin ve uyku kalitesinin artırılmasında katkı sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek Bakımı Eğitimi, Özgüven, Postpartum, Primipar Kadın, Uyku Kalitesi.
Yenidoğan döneminde geçirilen sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonların ve antibiyotik kullanımının erken çocukluk döneminde atopik hastalıkların gelişimi üzerine etkisi
Amaç: Çalışmamızın amacı yenidoğan döneminde geçirilen sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonların ve antibiyotik kullanımının erken çocukluk döneminde atopik hastalıkların gelişimi üzerine olan etkisini araştırmaktı.Gereç ve Yöntem: Ocak 2001 ve Eylül 2007 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatırılan ve sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 73 çocuk ve bu çocukların yenidoğan dönemi boyunca hastaneye yatırılmamış ve antibiyotik tedavisi almamış 41 kardeşi çalışmaya alındı. Atopik hastalıkların değerlendirilebilmesi için bir anket doldurularak çocukların ayrıntılı öyküleri alındı, fizik muayeneleri yapıldı ve çocuklardan tam kan sayımı, total IgE, spesifik IgE, hx2 ve fx5 tetkikleri çalışıldı. Çocukların annelerindeki atopik durumu saptamak için annelerden total IgE düzeyi için kan örnekleri alındı.Bulgular: Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 73 çocuğun 32'si (% 45,2) ventilatör ilişkili pnömoni, 28'i (% 38,4) bakteriyemi ve 12'si (% 16,4) klinik sepsis geçirmişti. Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubundaki çocuklarda atopik hastalık oranı (% 37,0) daha yüksek idi (p<0,001). Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 24 çocukta (% 32,9) astım, 3 çocukta (% 4,1) allerjik rinit, 5 çocukta (% 6,8) atopik dermatit vardı. Kardeş grubunda ise 2 çocukta (% 4,9) astım, 1 çocukta (% 2,4) allerjik rinit ve toplam 2 çocukta (% 4,9) en az bir atopik hastalık saptandı. Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubu ve kardeş grubu karşılaştırıldığında sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda astım oranı çok daha yüksek (p<0,001), allerjik rinit ve atopik dermatit sıklığı ise benzerdi (sırasıyla p=0,999 ve p=0,158). Her iki gruptaki çocukların eozinofil sayısı, spesifik IgE, hx2 ve fx5 sonuçları arasında bir farklılık saptanmazken atopik hastalıkların yüksek oranda saptandığı sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda total IgE düzeyleri belirgin olarak daha yüksek saptandı (p=0,003). Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda ventilatör ilişkili pnömoni geçiren çocuklar ve bakteriyemisi olan çocuklar karşılaştırıldığında atopik hastalık oranı açısından farklılık yoktu (p=0,309). Çalışmaya alınan tüm çocuklar arasında atopik hastalığı olan 29 çocuk, atopik hastalığı olmayan diğer 85 çocuk ile karşılaştırıldığında yenidoğan döneminde hastaneye yatıp sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçirmenin atopik hastalık olma riskini 11,5 kat arttırdığını gördük.Sonuç: Yenidoğan döneminde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren çocuklarda astım ve toplam atopik hastalık oranı çok daha yüksek saptanmıştır ve yenidoğan döneminde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçirmek ve bu nedenle antibiyotik kullanmak atopik hastalık riskini belirgin arttırıyor gibi görünmektedir.Anahtar Kelimeler: Antibiyotik, atopik hastalık, sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon, yenidoğan dönemi.
Çocuk cerrahisi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonlar ve risk faktörleri
Amaç: Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi edilmiş hastalarda sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon (SBİE) sıklığını, enfeksiyon etkenlerini ve risk faktörlerini araştırmaktır.Hastalar ve Yöntem: Hastalar başvuru tarihleri, cinsiyet, doğum şekli, doğum kilosu, gestasyonel yaş, başvuru anındaki yaş, hastanede kalış süresi, başka kurumda yatırılıp yatırılmaması ve süresi, geldikleri iller, ameliyat yapılıp yapılmaması, sepsis gelişimi, TPN (Total parenteral nutrisyon) alımı, toraks tüpü uygulaması, endotrakeal entübasyon, idrar sondası kullanımı, nazal veya oral sonda kullanımı, karın dreni uygulaması, santral kateter uygulaması, oral beslenmeme süresi, laboratuar parametreleri, cerrahi stres dereceleri, yara niteliği yönünden incelendi. Enfeksiyonların ve enfeksiyon etkenlerinin yıllara göre dağılımına, antibiyotik direnç paternlerine bakıldı. Sonuçlar Mann-Whitney-U ve Ki-kare testleri ile istatistiksel olarak kıyaslandı.Bulgular: Toplam 264 hastanın 48'i çalışma dışı bırakıldı. Kalan 216 hastanın 73'ünde SBİE vardı ve 143 hastada SBİE yoktu.Düşük doğum ağırlığı ve başka kurumda yatırılıp sevk edilme, yüksek cerrahi stres derecesi, TPN kullanımı ve süresi, toraks tüpü takılması ve süresi, endotrakeal entübasyon ve süresi, idrar sondası ve süresi, santral kateter, ameliyatlarda karın dreni konulması, nazal-oral sonda süresi ve enteral beslenmesiz geçen sürenin uzaması SBİE için risk faktörü olarak bulundu. SBİE olan hastalarda, CRP, PCT değerleri yüksek hematokrit düşük ve en sık tanı özofagus atrezisiydi. SBİE olanların 40 (% 54,8), enfeksiyonu olmayanlardan 16 (% 11,2) bebek öldü. SBİE olan hastaların 57'sinde sepsis saptandı, bunların 35'i öldü. Hastanede kalış süresi SBİE olan hastalarda 47,2, SBİE olmayan hastalarda 17,5 gündü.Sonuç: İnvaziv işlemler ve süresinin azaltılması, hastanede kalış süresinin kısaltılması, salgın şeklindeki mikroorganizmalara özel önlemler alınması SBİE ve buna bağlı ölüm oranlarını düşürebilir.Anahtar Kelimeler: Cerrahi yenidoğan, sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon, risk faktörleri, enfeksiyon, cerrahi yenidoğanlarda sepsis
Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki bebeklere uygulanan kanguru bakımının, bebeklerin ağrı düzeyine etkisi
Bu araştırma, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine (YYBÜ) yatırılan zamanından önce doğan bebeklere uygulanan kanguru bakımının (KB), topuktan kan alımı sırasında oluşan ağrıyı azaltma üzerine etkisini incelemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Haziran 2012–Kasım 2012 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (ÇÜTF) Balcalı Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde yatan, zamanından önce doğan yenidoğan ve anneleri, araştırma evrenini, oluşturdu. Bu tarihlerde yatan, vaka seçim kriterlerine uyan toplam 45 zamanından önce doğan bebek ve annesi örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (sayı: 21) ve kontrol (sayı: 24) gruplarına gelişigüzel biçimde atandı. Verilerin toplanmasında; anket formu, video kamera, monitör ve kan alma işleminde bebeğin davranışsal ve fizyolojik yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Prematüre Bebek Ağrı Profili (PIPP) kullanıldı. Veriler Statistical Package for Social Sciences 18.0 (SPSS) paket programı kullanılarak değerlendirildi. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlendi. Verilerin değerlendirilmesinde Ki kare, Mann Whitney U ve T testi kullanıldı. Yenidoğanlar 32-36 hafta arası doğumlu, kontrol grubundaki yenidoğanların %58'i deney grubundaki yenidoğanların %67'si kız bebek olup, kontrol ve deney grubunun tanıtıcı özellikleri karşılaştırıldığında her iki grupta istatistiksel olarak benzer bulundu. Araştırmada invaziv girişim öncesi PIPP skoru her iki grupta benzer (p=0.897), invaziv girişim sırasında PIPP skoru deney grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşük (p<0.001), invaziv girişim sonrasında ise PIPP skorları her iki grupta da istatistiksel olarak benzer bulundu (p=0.195). Sonuç olarak; invaziv girişimlerde zamanından önce doğan bebeklerin ağrısını azaltmada KB'nin etkili bir yöntem olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, kanguru bakımı, prematüre, prematüre bebek ağrı profili, topuk kanı alımı.
0-12 aylık kolikli bebeklerde beyaz gürültü ve masaj uygulama yöntemlerinin karşılaştırılması
Çalışma kolik ağrısını azaltmada beyaz gürültü ya da masaj uygulamalarından hangisinin daha etkili bir yöntem olduğunu belirlemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Gaziantep'de Beşyüz Evler Aile Sağlığı Merkezi'ne gelen 0-12 aylık bebek ve aileleri evreni oluşturdu. Kolik tanısı konmuş 0-12 ay arası, günde 3 saatten fazla ağlayan, rutin muayenede işitme testinden geçmiş, herhangi bir fizyolojik problemi olmayan rastgele örnekleme yöntemiyle seçillen 90 bebek ve aileleri örneklemi oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, Hasta Onay Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Ağlama ile İlgili Özellikler Bilgi Formu, Kolikli Bebeğin Günlüğü Formu I/II/III, CD çalar, Beyaz Gürültü CD'si, Bebek masajı eğitimi CD'si, İnfantil Kolik Ölçeği kullanıldı. Deney ve kontrol grubundaki bebeklerin cinsiyet, doğum ağırlığı, doğum sırası gibi değişkenler açısından aralarında anlamlı bir fark olmadığı her üç grubun da homojen olduğu saptandı (p>0.05). Kontrol grubundaki bebeklerin haykırma (194.38 saat), ağlama (252.45 saat), uyanık kalma (828.31 saat) ve masaj grubundakilerin haykırma (115.48 saat), ağlama (226.79 saat), uyanık kalma (759.07 saat) süreleri daha fazla iken, beyaz gürültü grubundakilerin haykırma (65.79 saat), ağlama (117.17 saat), uyanık kalma (489.00 saat) süreleri diğer gruptakilere göre daha az bulundu (p<0.01). Kontrol grubundaki bebeklerin beslenme (178.43 saat), uyuma (559.33 saat) süreleri ve masaj grubundakilerin beslenme (185.43 saat), uyuma (609.57 saat) süreleri daha az iken, beyaz gürültü grubunda beslenme (244.60 saat), uyuma (688.76 saat) süreleri daha fazla bulundu (p<0.01). Sonuç olarak; beyaz gürültü'nün kolikli bebekleri olumlu yönde etkilediği ve bebeklerin sakinleştirilmesinde etkin olduğu saptandı. Anahtar Sözcükler: Ağlayan Bebek, Beyaz Gürültü, Bebek Masajı, Çocuk Hemşireliği, İnfantil Kolik
Doğum salonunda yenidoğanlara uygulanan erken kanguru bakımının uygulanan invaziv girişimlerde yenidoğan konfor davranış ölçeği ile incelenmesi
Araştırma, Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane ünitelerinde sağlıklı olarak normal doğum ile dünyaya gelen bebeklere uygulanan erken kanguru bakımında yenidoğana uygulanan invaziv girişimlerde Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği ile erken kanguru bakımının etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırma, 1 Temmuz 2016-31 Ekim 2016 tarihleri arasında Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane ünitelerinde doğan 80 bebek ve anneleri araştırma örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (n=40) ve kontrol (n=40) gruplarına basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilerek atandı. Verilerin toplanmasında; Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, kronometre ve invaziv işlemlerde bebeğin davranışsal yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ) kullanıldı. Deney ve kontrol grubundaki bebeklerin cinsiyeti, gestasyon yaşı, doğum kilosu, doğum boyu ve doğum baş çevresi değişkenlerine göre yenidoğan konfor davranış ölçeği ve ağlama süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilemedi (p>0.05). Deney grubunda kontrol grubuna göre; uyanıklık (Z=-3.582;p=0.000), dinginlik/ajitasyon (Z=4.713;p=0.000), ağlama (Z=-4.942;p=0.000), beden hareketi (Z=-5.465;p=0.000), yüz gerginliği (Z=-5.226;p=0.000), kas tonüsü (Z=-5.085;p=0.000) alt boyutlarından alınan puanlar açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Kanguru bakımı alan grubun konfor düzeyinin almayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Total skor ile ağlama süresi arasında çok yüksek derecede, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (r=0.925;p=0.000). Total skor arttıkça ağlama süresinin artacağı konforun azalacağı tespit edildi. Sonuç olarak doğum salonunda yenidoğan bebeklere invaziv girişimlerde uygulanan erken kanguru bakımının bebeğin konforunu arttırmada etkili bir yöntem olduğu saptanmıştır.
0-12 aylık koliği olan bebeklerin ebeveynlerinin bazı özellikleri ve yaklaşımlarının koliğe etkisi
Bu araştırma, 0-12 aylık koliği olan bebeklerin ebeveynlerinin bazı özellikleri ve yaklaşımlarının koliğe etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma 01 Mart 2018-31 Haziran 2018 tarihleri arasında Kırşehir ili Sağlık Müdürlüğüne bağlı Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 0-12 ay arasında koliği olan bebekler ve anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Ebeveyn-Bebek Bilgi Formu ve İnfant Kolik Ölçeği (İKÖ) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız gruplarda t testi ve One-way Anova testi kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce yazılı izin alınmıştır. Araştırmada annelerin infant kolik ölçeği toplam puan ortalamasının 55.9±12.0 olduğu belirlenmiştir. Diğer çocuklarında kolik olan, bebeğe bakan kişinin büyükanne olduğu, biberon kullanmayan ve gaz yapar düşüncesiyle bazı gıdaları bırakan annelerin bebeklerinde kolik daha fazla görülmektedir (p<0,05). Koliği azaltmada uygulanan davranışsal yöntemlerin %88.9 gazını çıkarma, %81.7 kucağa alma, %79.8 kucakta sallama ve %65.8 karın masajı olduğu belirlenmiştir. Annelerin bu süreçte bıraktığı gıda ve içecekler ise %40,6 bakliyat, %26.2 kahve ve %14.4 baharat olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; annenin beslenme şekline dikkat etmesi, evde sigaraya içilmemesi, bebeğin emzirilerek beslenmesi, davranışsal yöntemlerle bebeğin rahatlatılması ve anne ile bebeğin geçireceği zaman diliminin mümkün olduğu kadar artırılması sağlanmalıdır. Koliğin doğrudan bir tedavisinin olmadığı ancak koliğin hem bebek hem de ebeveynler üzerindeki olumsuz etkilerinin hafifletilebileceği bilinmelidir. Bu sürecin sakin ve daha sorunsuz geçmesi gerektiği konusunda ebeveynlerin bilgilendirilmesi ve farkındalık oluşturulması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: İnfantil Kolik, Bebek, Ebeveynlerin Yaklaşımları, Hemşirelik
Bebeklerin 0-12 ayda beslenme özelliklerinin incelenmesi: Aydın ili örneği
Annelerin bebeklerini sadece anne sütüyle besleme süreleri ve tamamlayıcı beslenmedeki uygulamaları çeşitli etkenlere göre değişmektedir. Bu araştırma ile Aydın'daki bebeklerin 0-12 aylarda anne sütü ile beslenme durumu; tamamlayıcı beslenmeye başlama zamanı; verilen tamamlayıcı besinlerin çeşidi, kıvamı, sıklığı ve aylara göre tamamlayıcı beslenme uygulamaları gibi beslenme özellikleri ve bunları etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma analitik ve kesitsel bir çalışma olarak tasarlanmıştır ve Aydın ilinin Efeler ilçesinde bulunan 23 tane Merkez Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)'nde gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçiminde evreni bilinmeyen örnekleme metodu kullanılmıştır ve örneklem büyüklüğü 350 olarak bulunmuştur. Araştırma verileri, veri toplama formu ile toplanmıştır ve veri toplama formları ASM'lere başvuran 12-24 aylık bebeği olan anneler ile yapılan yüz yüze görüşmelerde doldurulmuştur. Veriler, "IBM SPSS Statistics 22" istatistik programıyla oluşturulan veri tabanına işlenerek istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Annelerin bebeklerini sadece anne sütü ile besleme süreleri ortalama 6 (0-9) ay, tamamlayıcı beslenmeye başlama zamanları ortalama 6 (4-10) ay olarak bulunurken su vermeye başlama zamanları ortalama 12 (1-28) hafta olarak bulunmuştur. Lise mezunu annelerin bebeklerini sadece anne sütüyle besleme sürelerinin daha kısa olduğu belirlenirken geniş ailelerde bebeklerin sadece anne sütüyle beslenme sürelerinin daha uzun olduğu ve ailedeki birey sayısı ile arasında pozitif yönlü zayıf ilişki olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte vajinal doğum ile dünyaya gelen bebeklerin sadece anne sütüyle beslenme sürelerinin daha uzun olduğu belirlenmiştir. Annelerin öğrenim ve gelir durumlarının tamamlayıcı beslenmeye başlama zamanlarını anlamlı olarak etkilediği; asgari ücret ve altı gelir durumuna sahip annelerin tamamlayıcı beslenmeye daha erken başladıkları, öğrenim grupları arasında ise tamamlayıcı beslenmeye en erken başlayan annelerin lise mezunu olduğu görülmüştür. Sonuç olarak annelerin bebek beslenmesindeki uygulamaları tanımlayıcı özelliklerine göre farklılık göstermektedir ve tamamlayıcı beslenmeye erken başlayan annelerin oranı da (%31,6) az değildir. Bu nedenle bebek beslenmesi konusunda annelere eğitimler verilmeye devam edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Süt Çocuğu, Beslenme, Anne Sütü, Emzirme, Tamamlayıcı Beslenme.
0-1 yaş grubu bebeği olan annelerin ani bebek ölüm sendromu risk faktörleri hakkında bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma, 0-1 yaş arası bebeği olan annelerin, Ani Bebek Ölüm Sendromu risk faktörleri hakkında bilgi ve davranışlarını değerlendirmek ve sosyodemografik değişkenlerle ilişkisini belirlemek amacı ile planlandı. Araştırma Aralık 2016-Nisan 2017 tarihleri arasında Kilis İli'nde bulunan yedi Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran, 0-1 yaş grubu bebeği olan 375 anne ile yürütüldü. Araştırmada Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Bebeğe Ait Bilgi Formu ve Ani Bebek Ölüm Sendromu Risk Faktörlerini Bilme/Uygulama Formu kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS Windows 24.0 programı kullanılarak analiz edildi. Araştırmaya katılan annelerin %43.7'sinin 25-29 yaş grubunda, %54.4'ünün lise mezunu, %71.5'inin çalışmadığı, %64,3 evin ısınma sisteminin soba olduğu ve %69,0'ının gelir ile giderinin eşit; bebeklerin ise %37.8'inin 2-4 ay arasında, %56.8'inin erkek olduğu, yarısına yakınının sezeryen ile doğduğu belirlendi. Araştırmada annelerin %50 ve daha yüksek oranlarda Ani Bebek Ölüm Sendromu'na neden olabilecek 14 yanlış bilgi ve yüksek riskli davranış gösterdikleri belirlendi. Annelerin Ani Bebek Ölüm Sendromu'nun risk faktörlerine yönelik en yüksek beş riskli bilgi ve davranışlarının; %97.9 oranında bebeği yatağın baş ve orta kısmına yatırma, %96.5 oranında bebeğini yatağın ayak ucuna yatırmama, %89.6 oranında Ani Bebek Ölüm Sendromu ve risklerini bilmeme, %89.3 oranında bebek uyurken yorganın ayakucu ve kenarlarını sıkıştırmama ve %88.5 oranında bebek uyurken yastık kullanma olduğu gözlendi. Araştırmada, annelerin Ani Bebek Ölüm Sendromu risk faktörlerine yönelik bilgi ve davranışlarını en fazla etkileyen sosyodemografik özelliklerinin sırasıyla gelir düzeyi, evin ısınma sistemi, aile yapısı, anne yaşı, sosyal güvence ve akraba evliliği olduğu belirlendi (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda; Ani Bebek Ölüm Sendromu açısından annelerin bebek bakımında yanlış bilgi ve riskli davranışları olduğu söylenebilinir. Sağlık çalışanların gebelik döneminden başlayarak annelere Ani Bebek Ölüm Sendromu'nun değiştirilebilinir riskleri hakkında eğitim ve danışmanlık yapmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Ani bebek ölüm sendromu, riskli davranış, anne, bebek bakım
Kanguru bakımının annelerdeki kırılgan bebek sendromuna etkisi
Kırılganlık algısının neden ve nasıl oluştuğu halen tartışmalı bir konu iken, ebeveyn davranışlarından, bebeğin/çocuğun özel durumlarından ve çevresel birçok etmenden kaynaklanabileceği belirtilmektedir. Kırılganlık algısının, bebeğin/çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği ve davranışsal bozukluklara neden olabileceği de bilinmektedir. Birçok yararı olan kanguru bakımının kırılganlık algısında da etkili olabileceği bildirilmektedir. Bu çalışma Kırılgan Bebek Ölçeğinin (KBÖ) Türkçe geçerlilik ve güvenilirliğini yapmak ve kanguru bakımının annedeki kırılgan bebek sendromuna etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Çalışma, metodolojik ve deneysel olarak 2 aşamada gerçekleştirildi. Çalışmanın ilk aşamasında, (KBÖ)'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapıldı. Bu çalışma T.C. Sağlık Bakanlığı Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Gaziantep Özel ANKA Hastanesi ve T.C. Sağlık Bakanlığı Kilis İl Sağlık Müdürlüğü Kilis Devlet Hastanesin'de yapılmıştır. Çalışma Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) en az 5 gün tedavi ve bakım hizmeti alıp taburcu olan 1 hafta-4ay yaş aralığında bebeği bulunan 371 anne ile çalışıldı. Çalışmanın birinci aşamasında veri toplamak için, soru formu 1, KBÖ, Edinburg Doğum Sonu Depresyon Ölçeği (EDSDÖ) kullanıldı. Çalışma verilerinin analizleri SPSS ve Lisrel Programları kullanılarak yapıldı. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde kapsam geçerliliği, yapı geçerliği (Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Barlett testi, Doğrulayıcı faktör analizi), kriter geçerliliği (Bilinen grup ile karşılaştırma) ve güvenilirlik analizleri (iç tutarlılık, kararlılık) kullanıldı. Ayrıca yapılan bu analizlerin dışında demografik verilerin analizinde sayı ve yüzdelik alma, ölçümle belirlenen değişkenler için ortalama, standart sapma, gruplar arasında farklılıkların karşılaştırılmasında normal dağılım gösten bağımsız gruplarda t testi, bağımlı gruplarda t testi, normal dağılım göstermeyen gruplarda mann-whitney U testi, deşikenler arası ilişkiler için korelasyon analizleri kullanıldı. KBÖ'nin dil geçerliğini test ederken çeviri-geri çeviri tekniği kullanıldı. Ayrıca, kapsam geçerliğini sağlamak için uzman kişilerin görüşlerine başvuruldu ve Kendall's W testi ile uzmanların görüş birliğinde oldukları belirlendi (p>0.05). Ölçeğin yapı geçerliliğinde ise öncelikle KMOve Barlett Testi ile örneklem büyüklüğü test edildi ve çıkan sonuçlarda(KMO=0.851, X²=665.065, p=0.01) örneklem büyüklüğü çok iyi olarak değerlendirildi. DFA'de KBÖ'nün 10 maddelik tek faktörlü yapısını koruduğu, maddelerin faktör yüklerinin 0,38 ile 1,16 arasında değiştiği ve DFA uyum indeksleri değerlerinin tümünün kabul edilebilir sınırlar/mükemmel uyum sınırları (NFI=0.94, NNFI=0.96, IFI= 0.97, RFI=0.92, CFI=0.97, GFI=0.93, AGFI=0.88, RMR0.07, REMSEA=0.076, X²/SD= 2.06) içerisinde olduğu belirlendi. Kriter geçerliliği için yapılan analizlerde; preterm bebek sahibi annelerin (65.99), miad bebek sahibi annelere (46.03) göre ve yardımcı üreme tekniği ile bebek sahibi olan annelerin (46.86), normal yollarla bebek sahibi olan annelere (32.14) göre KBÖ puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.01). KBÖ'nün iç tutarlılığı için yapılan analizde cronbach alfa güvenilirlik katsayısı 0,849 olarak belirlendi. KBÖ'nin madde-toplam puan korelasyonlarına bakıldığında 0.35 ile 0.73 arasında olduğu ve herhangi bir madde çıkarıldığında croncbach alfa katsayısının anlamlı derecede değişmediği belirlendi. Ölçeğin iki yarı güvenilirlik düzeyi 0.85 şeklinde değerlendirildi. Edinburg doğum sonu depresyon ölçeği (EDSDÖ)ve KBÖ arasında pozitif yönde orta düzeyde korelasyon olduğu belirlendi (r=0,32). Test re-test sonuçlarında pozitif yönde güçlü ve ileri düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (r=0.99). Çalışmanın ikinci aşamasında, kanguru bakımının kırılganlık algısına etkisi incelendi. Bu çalışma Gaziantep Özel ANKA Hastanesinde yapılmıştır. Çalışmanın bu aşamasında 27'si kontrol 31'i girişim grubu olmak üzere toplamda 58 preterm bebek sahibi anne örneklem grubunu oluşturdu. Çalışmanın verileri ise; soru formu 2, KBÖ, (EDSDÖ) ve Maternal Bağlanma Ölçeği (MBÖ) ile toplandı. Araştırmanın verileri SPSS programında değerlendirildi. Çalışmanın demografik verilerinin analizinde sayı ve yüzde alma, ölçümle belirlenen değişkenler için ortalama ve standart sapma analizleri, pearson momentler korelasyon testi, bağımlı ve bağımsız gruplarlarda t-testi, Fisher's Exact testi kullanıldı. Çalışmanın ikinci kısmında annelerin KBÖ puan ortalaması; kanguru bakımı uygulanan girişim grubunda 17.22±0.96, kontrol grubunda 43.66±0.89 olarak bulundu ve gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0.01). Ayrıca kanguru bakımı uygulaması sonrası gruplar arasındaki hem EDSDÖ hem de MBÖ puan ortalamaları da girişim grubu annelerde istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.01). Sonuç olarak; KBÖ'nin Türk toplumunda geçerli ve güvenilir bir araç olarak kullanılabileceği kanguru bakımının annedeki kırılganlığı, doğum sonu depresyonu azalttığı ve maternal bağlanmayı arttırığı belirlendi. Anahtar kelimeler; kırılganlık algısı, preterm, kanguru bakımı
Gebelere verilen yenidoğan bakımı ile ilgili eğitimin geleneksel tutum ve uygulamalara etkisi
Amaç: Gebelere verilen yenidoğan bakımı ile ilgili eğitimin geleneksel tutum ve uygulamalara etkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bir Aile Sağlığı Merkezinde iki aşamalı olarak yürütülen araştırmanın metodolojik aşaması 533 anne ile, ikinci aşaması 74 anne ile gerçekleştirildi. Veriler Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Annelerin Bebek Bakımına İlişkin Geleneksel Uygulama Tutumları Ölçeği [GUTÖ] ve Anne Sağlığı ve Bebek Bakımında Fonksiyonel Olmayan İnanç ve Uygulamalar Ölçeği [ASBB-FOİU Ölçeği]-Bebek Bakımına İlişkin Fonksiyonel Olmayan Uygulamalar Boyutu ile toplandı. Eğitim grubuna yenidoğan bakımı ile ilgili konularda aile sağlığı merkezinde eğitim verildi. Eğitim ve Kontrol grubu ön test son test GUTÖ ve ASBB-FOİU Ölçeği -Bebek Bakımına İlişkin Fonksiyonel Olmayan Uygulamalar Boyutu değerlendirildi. Bulgular: Araştırmanın ilk aşamasında, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri sonuçlarına göre GUTÖ'nün psikometrik özelliklerine ilişkin elde edilen kanıtların güçlü olduğu sonucuna ulaşıldı. Geçerlilik ve güvenilirlik analizleri sonuçlarına göre GUTÖ'nün yedi alt boyut ve 23 maddeden oluştuğu saptandı. İkinci aşamada GUTÖ ve ASBB-FOİU Ölçeği-Bebek Bakımına İlişkin Fonksiyonel Olmayan Uygulamalar Boyutu toplam puan ortalamalarında grup içi ve gruplar arası değişimin eğitim sonrası anlamlı olduğu sonucuna ulaşıldı. Sonuçlar: Metodolojik aşamada GUTÖ'nün annelerin bebek bakımına ilişkin geleneksel uygulama tutumlarını belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi. Araştırma sonucunda verilen eğitim sonrasında annelerin bebek bakımına ilişkin doğru bilgi ve inanç gösterdiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Uygulamalar, Yenidoğan Bakımı, Geleneksel Tutum, Çocuk Sağlığı Hemşireliği
Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, paternal bağlanma konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlamasına etkisi
Bu araştırma, eşi gebeliğin 3. trimesterinde olan sağlıklı doğum yapması beklenen baba adaylarına bebek-baba bağlanması ve bebekle kaliteli zaman geçirme gibi konularda verilen eğitimin etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırmanın verileri 5.1.2021-10.10.2021 tarihlerinde Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Afşin Devlet Hastanesi ile Elbistan Devlet Hastanesi'nde toplandı. Türkiye'de geçerlilik-güvenirliği yapılmış bir ölçek olan Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği (BBBÖ) kullanılarak yapılan çalışma, randomizasyon yöntemi ile eğitim ve kontrol olarak oluşturulan iki grupta, toplam 81 baba ile yapıldı. Eğitim grubundaki 41 babaya doğumdan önce eşlerinin 3. trimesterinde, doğum anında ve doğumdan sonra olmak üzere toplamda 3 kez eğitim verildi. Bu eğitimler bağlanma durumu, bebeğin bakımı ve çocukla kaliteli vakit geçirme üzerine idi. Kontrol grubundaki 40 babaya ise araştırma süresince herhangi bir eğitim verilmedi. İki gruba da ön test ve son test yapılıp eğitimin etkisi incelendi. Yapılan istatistiksel analizlerden sonra sosyodemografik özellikler açısından benzer olduğu, grupların homojen ve bağımsız olduğu saptandı. Eğitim alan babaların "Sabır ve hoşgörü", "Etkileşimde zevk" ve "Sevgi ve gurur" alt boyutlarda son test puanları eğitim almayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek çıktı (p<0.05). Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, baba-bebek bağlanması konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlanmasına etkisi vardır (H1 hipotezi) kabul edildi. Sonuç olarak babalara verilen eğitimin, baba-bebek bağlanmasında olumlu ve bağlanmayı artırıcı yönde etkili olduğu saptandı. Çocuk hemşireleri baba-bebek bağlanması konusunda babalara eğitim vererek aktif rol almalarıdır.
12-18 ay arası çocukların beslenme durumlarının, ailelerin beslenme konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve hematolojik-biyokimyasal değerler ile ilişkisi
Doğumdan iki yaşın sonuna kadar en hızlı olan büyüme ve gelişme dönemi yaşama sağlıklı başlangıç için en kritik dönemdir. Bu dönemde görülen büyüme geriliğinin iki yaş sonrasında düzeltilmesi oldukça güçtür. Bu nedenle süt çocuğu ve küçük çocukların beslenmesi tüm sağlık personeli ve çocuk hekimleri tarafından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Çalışmamızda ailelerin beslenme konusundaki bilgi düzeyi ile 12-18 ay arası çocukların hemogram, serum demir, demir bağlama kapasitesi, ferritin, folik asit, B 12 vitamini, A vitamini, E vitamini, D vitamini, çinko ve bakır düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine herhangi bir sağlık sorunu ile başvuran, yaşları 12-18 ay arasında değişen 207 çocuk hasta çalışmaya alındı. Ailelere çocukların beslenme durumlarını öğrenmek amaçlı anket uygulandı. Araştırmamıza katılan çocukların %34'ü (n:71) kız ,%66'sı (n:136) erkekti. Çocukların % 4.8'i (n:11) preterm doğumdu. Hastaların % 15'nin (n:31) doğum ağırlığı normalden düşüktü (<2500 g). Doğum ağırlığı düşük olan çocuklarda bakılan ferritin, demir, B 12 vitamini ve folik asit düzeyleri düşük saptandı. Anne yaşının, ailenin eğitim düzeyinin, çocuk sayısının, anne mesleğinin, sosyoekonomik durumunun, kültürel etkenlerin bebek beslenmesinde ve gelişiminde etkili olduğu gösterildi. Sosyoekonomik durumu kötü olan ailelerin çocuklarında ferritin, bakır, folik asit ve B 12 vitamin düşüklüğü saptandı. Beslenme konusunda sağlık personelinden eğitim almayan ailelerin çocuklarında çinko eksikliği saptandı. Sağlık kuruluşundan takip edilmeyen çocuklarda folik asit ve A vitamini düşüklüğü saptandı. Sonuç olarak bebeklerin zamanında uygun besinlerle önerilen miktarda kalori, protein, vitamin ve mineral içeriği bulunduran gıdalarla beslenmesi bebeğin gelişmesinin ve büyümesinin yanında uzun dönem sağlığı yönünden çok önemlidir. Bebekler hem dengeli ve yeterli beslenmeli hem de doğru beslenme davranışlarını edinmelidir. Bu yüzden tüm annelerin bebek beslenmesi konusunda eğitilmesi çok önemlidir.
Ebeveynlerin bebeklerinin uyku alışkanlıkları ve uyku sorunları ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi
Ebeveynlerin Bebeklerinin Uyku Alışkanlıkları Ve Uyku Sorunları İle İlgili Görüşlerinin Değerlendirilmesi Amaç: Uyku, bebeklern zamanlarının büyük br kısmını kapsayan ve beynn gelşmesn sağlayan birincil aktivitedir. Çocukların sağlıklı gelişimi için uyku ve uykunun kalitesi çok önemlidir. Literatürde küçük çocuklardak uyku güçlüğünün, yaşamın ilerleyen dönemlernde ortaya çıkan sorunlarla lşkl olduğu belirtilmiştir. Bu çalışma Çocuk Sağlığı İzlem polikliniğine başvuran bebeklerdeki uyku alışkanlıkları ve uyku sorunlarını değerlendirmek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği'ne başvuran 0-36 ay arasındaki 432 bebeğin uyku davranışları değerlendirildi. Çocukların ebeveynlerine hazırladığımız anket uygulandı ve uyku davranışları bu şekilde değerlendirildi. Anketler daha sonra kayıt altına alınarak istatistiksel analiz yapıldı. Araştırmamız tanımlayıcı-gözlemsel idi. Çalışmamıza katılan çocukların sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, doğum ağırlığı, annenin yaşı, annenin öğrenim durumu, anne mesleği, babanın yaşı, babanın öğrenim durumu, baba mesleği, kardeş sayısı, ailenin gelir düzeyi), uyku alışkanlıkları belirlendi. Bulgular: Bebeklerin yaşı ortanca 3 aydı ve %55,1'i erkek, %44,9'u kız idi. Anket sorularına cevap verenlerin %82,4'ü annelerdi ve annelerin %65,3'ü üniversite mezunu idi. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenenlerin oranı %46,3, hiç anne sütü almayanlar ise %7,6 olarak bulundu. Yatmadan önce beslenme %65,5 oranında görüldü. Uyudukları ortama bakıldığında %54,9'u kendi yatağında uykuya dalıyordu ve en sık 5-15 dk (%51,6) içinde dalıyorlardı. Ebeveynlerin %66,2'si bebeklerinde uyku sorunu olduğunu bildirdi. Bu sorunlar arasında yatağa girmeyi reddetme (%34,7), uykuya dalmakta zorluk (%72,9) ve gece uyanma (%85,9) değerlendirildi. Sonuç: Bebeklerin yaş, uyurken yakın temas, ebeveyn ile yatak paylaşımı uykuya dalma süresi, yatağı girmeyi reddetme ile uyku sorunu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Cinsiyet, ailenin eğitim düzeyi, kardeşinin olup olmaması, anne sütü alma süresi, babanın uyku rutinine katılması ya da uyku eğitimi alma durumu ile uyku sorunu arasında istatistik anlamlı olarak bir ilişki saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bebek, uyku alışkanlıkları, uyku sorunları, ebeveyn görüşleri
Yenidoğanlarda kanguru bakımı ve masajın emme başarısı ve fiziksel parametrelere etkisi
Araştırma, kanguru bakımı ve bebek masajının term yenidoğanlarda emme başarısı ve fiziksel parametrelere etkisinin belirlenmesi amacıyla klinik, randomize kontrollü ve deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Neonatoloji ve Kadın Doğum kliniğinde Eylül 2017-Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini yapılan güç analizi sonucu, Neonatoloji ve Kadın Doğum kliniğinde takip edilen 90 yenidoğan bebek oluşturmuştur (30 kanguru bakımı, 30 bebek masajı ve 30 kontrol grubu). Kontrol grubunda yer alan yenidoğan bebeklere rutin klinik uygulamalar dışında herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Deney grubunda yer alan yenidoğanlara ise anneleri tarafından kanguru bakımı ve bebek masajı uygulanmıştır. Kanguru bakımı ve bebek masajı sonrası emme başarıları ve fiziksel parametrelerin değerlendirmesi yapılmıştır. Emme başarıları değerlendirildiğinde; kontrol grubundaki annelerin LATCH araştırmacı ve LATCH gözlemci skorlarının kanguru bakımı ve bebek masajı grubundaki annelerden anlamlı derecede daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Fiziksel parametre sonuçları değerlendirildiğinde; deney grubunda yer alan yenidoğanların kanguru bakımı ve bebek masajı uygulamaları sonrası fizyolojik ölçüm değerlerinin pozitif yönde etkilendiği bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak; kanguru bakımı ve bebek masajının yenidoğanın emme başarısını ve yaşam bulgularını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yenidoğanlarda emme başarısının arttırılmasında ve fiziksel parametrelerin stabil seyretmesinde kanguru bakımı ve bebek masajı uygulamasının alternatif yöntem olarak kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: bebek masajı, emme başarısı, fiziksel parametreler, hemşirelik kanguru bakımı, yenidoğan
Sosyal medyadaki bebek bakım ürünü reklamlarının tüketicilerin sosyal medya reklamlarına yönelik davranışları üzerine etkisi
İnsanlık tarihi var olduğu günden beri kişiler ihtiyaçlarını giderebilmek için birbirleriyle iletişim kurmuşlardır. Günümüzde bilişim, iletişim ve teknoloji alanındaki gelişmelerle beraber sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal tüm alanlarda değişimler hızla ilerlemektedir. İnternetin hayatımıza girmesiyle kişi ve toplumlarda davranış değişiklikleri meydana gelmiştir. İnternette geçirilen vakit artınca sosyal medyanın da önemi artış göstermiştir. Geleneksel mecralardaki reklamcılık anlayışı sosyal medya reklamcılığına dönüşmeye başlamıştır. Sosyal medyanın aktif ve hızlı iletişime açık olması pazarlamacıların ilgisini bu yöne kaydırmıştır. Sosyal medyadaki reklamlar işletmenin tanınırlığını arttırdığı gibi hedef kitlenin anında geri dönüşleriyle işletmelerin daha kısa sürede başarılı olmasını sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı sosyal medyadaki bebek bakım ürünü reklamlarının tüketicilerin sosyal medyada reklamlarına yönelik davranışları üzerine etkisini incelemektir. Ek olarak bu araştırmada tüketici algı faktörlerinin ve davranış algılarının bireylerin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada kolayda örnekleme yoluyla anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilip yorumlanmıştır. Elde edilen verilere faktör analizi, T testi, Anova testi ve Regresyon testleri uygulanmıştır. Sosyal medyadaki bebek bakım ürünü reklamlarının tüketicilerin sosyal medya reklamlarına yönelik davranışlarını olumlu etkilediği, en çok bilgilendirme faktörünün davranışa etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların sosyal medyadaki bebek bakım ürünü reklamlarına yönelik algılarının ve sosyal medya reklamlarına yönelik davranışlarının cinsiyet, yaş ve mesleklerine göre farklılaşmadığı, diğer demografik faktörlere göre farklılaştığı görülmüştür.
Annelerin doğum sonrası bebek bakımı konusundaki ihtiyaçlarının belirlenmesi
Bu çalışma annelerin bebek bakımı ile ilgili bilgi ihtiyaçlarının belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma Ağustos 2011- Nisan2012 tarihi arasında araştırmayı kabul eden ve iki kurumdan alınan 150 anneyi kapsamaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi yüzde dağılımları, değişkenler arası bağımlılık Ki-Kare testi ile analiz edilmiştir.Anneler bebek bakımında beslenme konusunda en fazla ek gıdaya geçiş zamanı (%42,7), bakım ve temizlik konusunda en fazla göz ve burun bakımı (%36), rahatlık konusunda daha çok yakınların ziyaretinin etkisi, zamanı ve bebekle olan ilişkisi (%42) bilgisine gereksinimleri olduğunu ifade etmiştir. Anneler sağlıklı bebek izleminde en fazla yenidoğan dönemindeki tarama testleri (%66,7) ve büyüme ve gelişme konularında bilgi gereksinimleri olduğunu ifade etmiştir.Bu sonuçlar doğrultusunda, hemşirelerin annenin gebelik döneminden başlayarak bebek bakımı konusunda planlı ve yazılı eğitimler vermesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Anne, bebek bakımı, bilgi gereksinimi
0-3 aylık bebeği olan kadınlarda stres oluşturan etmenler ve kadınların stresle başa çıkma tarzları
Bu çalışma, 0-3 aylık bebeği olan kadınlarda stres oluşturan etmenlerin ve kadınların stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir eğitim ve araştırma hastanesi yeni doğan polikliniklerine başvuran 0-3 aylık bebeği olan kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleme 322 kadın alınmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik dağılımları, ortalama, standart sapma, ki-kare testi, Student's t testi kullanılmıştır. Kadınların kendi bakımlarıyla ilgili en fazla stres oluşturan etmenler; uyku sorunları (%81.4), meme sorunları (%94.9), cinsel sorunlar (%54.8); bebek bakımıyla ilgili en fazla stres oluşturan etmenler bebeğin boşaltım sistemi sorunları (%94.7), bebek beslenmesi ile ilgili sorunlar (%93.5) olarak belirlenmiştir. Kadınların sosyal yaşamı ile ilgili sorunlar (%96) nedeniyle de stres yaşadıkları belirlenmiştir. Kadınların kendi bakımı ile ilgili sorunlar nedeniyle yaşadıkları stresle başa çıkmada hem problem odaklı tarzları hem de duygu odaklı tarzları kullandıkları; bebek bakımı ve sosyal yaşamla ilgili sorunlar nedeniyle yaşadıkları stresle başa çıkmada duygu odaklı tarzları kullandıkları belirlenmiştir. Doğum sonu dönemde kadınlara hemşireler tarafından, kendi bakımı, bebek bakımı, sosyal yaşamı ile ilgili sorunlara ve stresle başa çıkmada etkili yöntemler konusunda eğitim ve danışmanlık hizmetinin verilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Doğum sonu dönem, stres, stresle başa çıkma, hemşire, özbakım, bebek bakımı, sosyal yaşam.
Mardin ili Kızıltepe ilçe merkezinde yaşayan evli kadınların doğum sonrası dönemde anne ve bebek bakımına yönelik bildikleri ve/veya uyguladıkları geleneksel yöntemler
Doğum sonu dönemde anne ve bebek bakımına yönelik yapılan geleneksel uygulamalar gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemidir. Bu araştırma, Mardin İli Kızıltepe ilçe merkezinde yaşayan evli kadınların doğum sonrası dönemde anne ve bebek bakımına yönelik bildikleri ve/veya uyguladıkları geleneksel yöntemler ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Kesitsel tipte olan bu çalışmanın evrenini Mardin İli Kızıltepe ilçe merkezinde yaşayan evli kadınlar, örneklemi ise bu evrenden seçilen 549 kadın oluşturmuştur. Araştırma kapsamına alınan kadınların 527'sine ulaşılmış, cevaplılık oranı %96.0 olmuştur. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, obstetrik öykü ve doğum sonu dönemde anne ve bebek bakımına yönelik geleneksel uygulamaların değerlendirildiği soruların yer aldığı bir anketin yüz yüze görüşülerek uygulanması ile toplanmıştır. Veriler, istatistiksel paket programında yüzdelik, ortalama ve X2 (ki-kare) analizleri ile değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamına alınan kadınların yaş ortalaması 36.77±12.39'dur. Kadınların yaşları arttıkça, kendilerinin ve eşlerinin eğitim düzeyi düştükçe, yine ailelerinin aylık gelir düzeyleri azaldıkça kendilerine ve bebeklerine yönelik geleneksel yöntem uygulama/uygulayacak olma oranları artmaktadır (p<0.05). Sosyoekonomik düzeyini kötü olarak algılayanlarda ve kendi sağlık durumunu kötüye doğru algılama dereceleri yükseldikçe geleneksel yöntem uygulama oranları artmaktadır (p<0.05). Ayrıca yaşayan çocuk sayısı fazla olan, hastane dışında doğum yapan, herhangi bir sağlık problemi olduğunda doktora gitme dışında değişik yöntemlerle çözmeye çalışan kadınlarda kendilerine ve bebeklerine yönelik geleneksel yöntem uygulama/uygulayacak olma oranları yüksek bulunmuştur (p<0.05).Sonuç olarak; bölge kadınlarının doğum sonu dönemde kendilerine ve bebeklerine yönelik geleneksel yöntem uygulama/uygulayacak olma davranışlarının yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Bu tür araştırmalar doğrultusunda toplumun sosyodemografik ve çevresel faktörleri göz önünde bulundurularak çözüm önerileri ve müdahale çalışmaları planlanması düşünülebilir.Anahtar Kelimeler: Geleneksel yöntemler, doğum sonrası dönem, evli kadınlar, anne ve bebek.
Annelerin bebek beslenmesine yönelik bilgi, tutum ve davranışları ile postpartum depresyon durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nde pediatri kliniğinde yatan ve pediatri polikliniğe başvuran yaşları 0-36 ay olan bebeklerin annelerinin bebek beslenmesine yönelik bilgi, tutum ve davranışları ile postpartum depresyon durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Aralık 2018 – Mart 2019 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi pediatri kliniğinde yatan ve pediatri polikliniğe başvuran yaşları 0-36 ay olan bebeklerin anneleri üzerinde yürütülmüştür. Annelerin demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, genel özellikleri , bebek beslenmesine ilişkin bilgi düzeylerini sorgulayan sorular anket formu ile sorgulanmıştır. Annelere Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (IOWA) uygulanmıştır. Annelere postpartum depresyon durumlarını değerlendirmek amacıyla yaşam kalitesi soruları yine anket formu ile sorgulanmıştır. Annelerin yaş ortalaması 30.5±5.89 yıl olup yaşları 18-45 yaş arasındadır. Beden kütle indeksi (BKİ) gruplamasına göre annelerin %1.9'u zayıf (<18.5 kg/m2), %53.3'ü normal (18.5-24.9 kg/m2), %26.6'sı hafif şişman (25-29.9 kg/m2) ve %17.1'i şişman (≥30 kg/m2) olduğu saptanmıştır. Annelerin %25.7'si bebeklerini sadece anne sütü ile , %42.9'u anne sütü ve tamamlayıcı besinlerle ve %31.4'ü sadece tamamlayıcı besilerle besledikleri tespit edilmiştir. Annelerin %91.4'ü bebeklerine ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini düşünmektedir. Sadece anne sütü alan bebeklere ekstra su verilmesine gerek olmadığı düşünen %74.3 anne saptanmıştır. Annelerin IOWA puan ortalamaları, 57.8±8.43 olarak belirlenmiştir. Eğitim durumu yükseldikçe annelerin IOWA toplam puanı artmaktadır (ilköğretim 55.0±6.32, lise 56.1±8.74 ve üniversite 60.4±8.48) ve ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Evli olan annelerin IOWA toplam puanı dul/boşanmışlara göre daha yüksektir ( evli 58.4±8.62, dul/boşanmış 53.2±4.76) aralarındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır ( p<0.05). Çalışan annelerin IOWA toplam puanı çalışmayanlara annelere göre daha yüksektir ( çalışan 59.3±8.67 çalışmayan 55.7±7.63) ( p<0.05). Bebeklerin şu an ki ağırlıkları ile IOWA toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (p<0.05). Annelerin beslenme bilgi sorularını doğru yanıtlama yüzde ortalaması 53.2±13.19 olduğu tespit edilmiştir. Evli olan annelerin beslenme bilgi sorularını doğru yanıtlama yüzde ortalaması evli olmayan annelere göre daha yüksek bulunmuştur (evli 53.9±13.12, bekar 47.5±12.88) aralarındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmamıştır (p>0.05). Annelerin daha önce geçirilmiş PPD (Postpartum depresyon) öyküsü bulunma sıklığı %21.9 olarak tespit edilmiştir. Eğitim durumlarına göre PPD öykülerine bakıldığında lise mezunu annelerde PPD öyküsü diğer gruplara göre daha fazla görülmüştür (ilköğretim %26.1, lise %26.5 ve üniversite %16.7) ve aralarındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Vajinal doğum yapan annelerde PPD öyküsü sezaryen doğum yapan annelerden daha fazladır (vajinal doğum yapan %22.5, sezaryen doğum yapan %21.9) ve aralarındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmamıştır (p>0.05). PPD öyküsü olan annelerin yaş ortalaması 31.1 ±5.94 yıl ve PPD öyküsü olmayan annelerin yaş ortalaması ise 30.3±5.90 yıl olarak saptanmıştır. Son gebeliği sırasında huzursuzluk yaşayan annelerin yaşamayanlara göre BKİ (Beden kütle indeksi)'leri daha yüksek bulunmuştur (huzursuzluk yaşayanlar 25.3±4.25, huzursuzluk yaşamayanlar 24.9±4.07) ve aralarındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). İstemli gebelik geçirmiş annelerin sadece anne sütü verme sıklığı en yüksektir (sadece anne sütü %88.9, anne sütü +tamamlayıcı beslenme %64.4 ve sadece tamamlayıcı besleyen annelerin sıklığının ise %66.7)ve aralarındaki bu fark istatistiksel açıdan önemli değildir (p>0.05). Anne sütünün önemine dair bilinç ve farkındalığın artması , emzirme için gerekli profesyonel ve toplumsal desteğin sağlanması, postpartum depresyon ile ilgili anne ve yakınlarının bilgilendirilmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Anne sütü, emzirme, beslenme bilgisi, IOWA ölçeği, postpartum depresyon, Bu araştırma için Başkent Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Kurulu tarafından 29.12.2018 tarihli ve 18/419 sayılı 'Etik Kurul Onayı' alınmıştır.
Preterm erken membran rüptürü olan gebelerde meleis'in geçiş teorisine göre yapılandırılmış farkındalık programının anneliğe geçiş sürecine etkisi
Bu araştırmanın amacı preterm erken membran rüptürü olan gebelerde Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre yapılandırılan farkındalık programının anneliğe geçiş sürecine etkisini belirlemektir. Araştırma vaka-kontrol müdahale çalışmasıdır. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın doğum kliniğine Preterm erken membran rüptürü tanısı (PEMR) ile başvuran gebeler araştırmanın örneklem grubuna alınmıştır. Çalışma 30 deney ve 30 kontrol olmak üzere 60 gebe öntest-sontest izleme modeli kullanılarak, Aralık 2012-Haziran 2014 tarihleri arasında yapılmıştır. Deney grubunda Meleis'in Geçiş Teorisine temellenen Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programı'nın etkisi değerlendirilmiş, kontrol grubuna rutin klinik bakım verilmiştir. Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programı kapsamında, deney grubundaki gebelere preterm erken membran rüptürü, emzirme ve bebek bakımı konusunda eğitimler verilmiş, bebek maketi ile rol prova ettirilmiş, sessizliği dinleme egzersizi, beden tarama meditasyonu ve uzanma meditasyonu uygulatılmış, relaksasyon müziklerinin ve farkındalık egzersizlerinin önceden kaydedildiği bir MP3 çalar verilmiş ve egzersizleri kendi kendilerine uygulamaları istenmiş, şimdiki ana odaklanarak içlerinde bulundukları anneliğe geçiş deneyiminin eşsizliğini fark etmelerine teşvik edilmiştir. Araştırma verileri Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeğinin "gebeliğin kabulü", "annelik rolünün kabulü", "anneliğe hazır oluş" ve "eşi ile ilişkisinin durumu" alt boyutları, Maternal Bağlanma Ölçeği ve Postpartum Kendini Değerlendirme Ölçeği aracılığıyla toplanmış ve hastaların hastane kayıtlarından doğum haftası kaydedilmiştir. Sonuç olarak, farkındalık temelli bütünleştirici bakım uygulanan deney grubunda gebeliğin kabulü, annelik rolünün kabulü, doğuma hazır oluşluk düzeyi, eş ile ilişkiler artmıştır. Girişim öncesinde anneliğin kabulü ve doğuma hazır oluşluk düzeylerinde girişim sonrasına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Meleis'in Geçiş Teorisi çerçevesinde şekillendirilen Farkındalık Temelli Anneliğe Geçiş Programına katılan annelerin bebeğe bağlanma düzeylerinin postpartum birinci ayda daha fazla olduğu, dördüncü ayda ise deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda birinci ay izlemlerde deney grubunun annelik rolü konusundaki farkındalık ve annelik rolünde yeterlilik düzeyi artarken, dördüncü ayda deney ve kontrol gurubu arasında istatistiksel olarak bir fark bulunmamaktadır. Farkındalık temelli hemşirelik girişimleri uygulanan deney grubunun doğum haftası 36.6±0.6 iken, kontrol grubunun 36.2±0.7 olarak belirlenmiştir. Girişim grubunun gebeliği kontrol grubuna göre 4 gün daha devam etmiştir, ancak aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir.
4-12 aylık bebeği olan babaların, babalık rolü algısı ile bebek bakımına katılımı arasındaki ilişki
Araştırma, 4-12 aylık bebeği olan babaların, babalık rolü algısı ile bebek bakımına katılımları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla kalitatif ve kantitatif yöntem birlikte kullanılarak kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2 ve 11 no'lu sağlık ocaklarına bağlı mahallelerde oturan ve 4-12 aylık sağlıklı bebeği olan 260 baba oluşturmuştur. Araştırmada babalara sosyo-demografik soru formu (Ek 4), ?Babaların Bebek Bakımına Katılım Soru Formu? (Ek 5), ? Babalık Rolü Algı Ölçeği? (Ek 6) uygulanmış ve babalık algılarını ve bebek bakımına katılımlarını etkileyen faktörleri belirlemek üzere Bireysel Derinlemesine Görüşme Formu (BDG) (Ek 7) yapılmıştır.Araştırmada sayı ve yüzde, ikili gruplarda Bağımsız Gözlemler Arası T Testi (Independent Samples T Testi), ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA), gruplar arasındaki istatistiksel anlamlılığın hangi gruptan kaynaklandığının belirlenmesinde ise En Küçük Fark Testi kullanılmış, Babaların, Bebek Bakımına Katılımları ile Babalık Algıları arasındaki ilişkiyi saptamak üzere korelasyon analizi yapılmıştır. BDG verilerinin değerlendirilmesinde ise İçerik Analizi Yöntemi kullanılmıştır.Araştırma verilerine göre babaların bebek bakımına katılım düzeyleri ortalamanın biraz üstündedir (ortalama=3.01). Babalar bebeklerinin fiziksel bakımına en az (ortalama=2.49), ilgi ve oyun aktivitelerine ise en yüksek katılım (ortalama=3.93) gösterdiklerini belirtmişlerdir. Babaların Babalık Rolü Algı Ölçeği'nden aldıkları puanlar da ortalamanın üzerinde olup (ortalama=3.71), babalık algılarının olumlu olduğunu göstermektedir. Babaların yaşadıkları sağlık ocağı bölgesi, eğitim durumu, işi, doğdukları yer, eşlerinin eğitim durumu ve işi, sahip olunan çocuk sayısı ve bebeğe ayrılan zaman babaların bebek bakımına katılımları ve babalık rolü algıları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı değişkenler olarak saptanmıştır (p<0.05). Babaların, babalık rolü algısı ile bebek bakımına katılımı arasında pozitif yönde (r=0.732) ve güçlü (p=0.01) bir ilişki olduğu belirlenmiştir.BDG'lerden elde edilen verilerin içerik analizi sonucunda babaların; ilgili olanları ?iyi? baba, ilgisiz olanları ise ?kötü? baba olarak niteledikleri, çoğunun babalık için kendilerine model aldıkları herhangi bir kişinin olmadığı, yaygın olarak eşlerinin işi olduğunda, istediklerinde ve hafta sonu bebeklerinin bakımına katıldıkları ve bebek baktıkları için çevreden gelen tepkileri önemsemedikleri, en fazla bez değiştirirken zorlandıkları saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Babalık rolü, babalık algısı, bebek bakımı, anne sağlığı, hemşirelik