GARCH model
57 theses under this subject heading
Ocak ayı etkisinin BRİCS ülkeleri ve Türkiye'de GARCH (P,Q) modeli ile test edilmesi
Çalışmada, 1996-2016 yılları arasında Türkiye ile BRICS ülkeleri borsalarının aylık dönemlerde kapanış verileri kullanılarak elde edilen getirilerde Ocak Ayı etkisi GARCH modeli ile incelenmiştir. Araştırma neticesinde ülkelerin genelinde aylık bazda pozitif getiriler daha fazla olmak üzere en çok negatif getirinin olduğu ülke borsasının BİST olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan varyans dağılım analizi neticesinde de söz konusu getirilerin farklılıklaşması BİST'te diğer ülkelere nazaran daha fazladır. Bununla birlikte en yüksek getirinin sağlandığı ülke de Mart ayı getirisi olarak BİST olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın konusu çerçevesinde BRICS ülkeleri ile BIST'te ocak ayı etkisinin varlığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. GARCH modeli çerçevesinde ülkeler arasında uzun dönemli ilişki olsa da bu durum etkin piyasa hipotezini ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilmemektedir. Anahtar Kelimeler: BRICS, BİST, Etkin Pazar Hipotezi, GARCH, Ocak Ayı Etkisi.
Parasal belirsizlik ve borsa getirisi: Türkiye örneği
Belirsizlik kavramı, son yıllarda yatırımların belirleyicilerinden biri olarak ekonomiliteratüründe önemli bir yeresahiptir.Bir ülkeye ait genel ekonomik görüntü, makroekonomik performans ile ölçülmektedir. Döviz kurunda ya da paraarzında oluşacak bir dalgalanma aynı zamanda borsadaki yatırımcıları da etkileyecektir. Oluşacak belirsizlikler uzundönemde hisse senedi getirilerini olumsuz etkilemektedir. Belirsizliklerin farklı kökenleri olsa da bu çalışmadaparasal belirsizliğin göstergesi olarak para arzı belirsizliği ve döviz kuru belirsizliği seçilmiştir. Zaman serisiveri grubu kullanılarak reel döviz kuru belirsizliği ve para arzı belirsizliği arasındaki bağ deneysel olarakincelemiştir. Bu çalışmada kullanılan veri setleri, Döviz kuru efektif alış ve para arzı (M2) serileri TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) istatistiklerinden eldeedilmiştir. İMKB'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren beşşirket ve holdingin hisse senedi getirileri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler 1986:5 ve 2012:2 döneminikapsamaktadır. Öncelikle seriler birim kök testi yapılarak trent etkisinden arındırılmışlardır. Döviz kuru ve paraarzı belirsizliği ARCH/GARCH testleri ile hesaplanmıştır.Döviz kuru ve para arzı değişkenlerinin belirsizlikleri ile borsa getirisinin göstergesi olan değişkenler arasındailişki olup olmadığı Engle-Granger ko-entegrasyon testi ile regresyon analizine tabi tutulmuştur. Ele alınan beşşirketin İMKB getirisi ile döviz kuru ve para arzı belirsizlikleri arasında bir koentegrasyonun var olduğu tespitedilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, döviz kuru ve para arzı belirsizliklerinin İMKB'de faaliyetgösteren şirketlerin getirisi üzerinde önemli bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Belirsizliği, Para Arzı Belirsizliği, Borsa Getirisi, Arch Model, Garch Model, Ko-entegrasyon.
Enflasyon hedeflemesinde döviz kuru müdahalelerinin etkinliği:Türkiye örneği
Enflasyon hedeflemesi rejimi, para politikasının en önemli amacının düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını sürdürmek olduğunun vurgulanması ve bunun para otoritesi tarafından benimsenmesidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2002?2005 yılları arasında ?Örtük Enflasyon Hedeflemesi? uygulamıştır ve 2006 yılı başından itibaren ?Açık Enflasyon Hedeflemesi Rejimi? uygulamaya devam etmektedir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin esnek döviz kuru sistemi ile birlikte uygulandığı, söz konusu rejimde merkez bankalarının döviz kurundaki aşırı oynaklığı yumuşatmak amacıyla döviz piyasasına müdahalelerde bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada Türkiye?nin açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiği Ocak 2006?dan Ağustos 2012?ye kadar olan dönemde TCMB?nin döviz piyasasına yapmış olduğu dolaylı alım ve satım müdahalelerinin etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Finansal zaman serilerinde oynaklığın modellenmesinde genellikle GARCH modelleri tercih edilmektedir. Bu çalışmada yapılan tanısal testler sonucunda ve kukla değişken kullanımına da izin veren T-GARCH (1,1) modeli en uygun model olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara göre, TCMB?nin döviz piyasasına alım ve satım müdahaleleri ortalama döviz kuru düzeyi üzerinde anlamlı bir etki yaratmamaktadır. Oynaklık üzerinde ise, alım ve satım müdahaleleri oynaklığı arttırıcı etki yaratmaktadır, ancak bu sadece alım müdahaleleri için istatistiksel anlamlılık taşımaktadır. Ayrıca, döviz kuru üzerinde negatif şokların pozitif şoklardan daha büyük etki yaptığı, başka bir deyişle, kaldıraç etkisinin mevcut olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Döviz Kuru Sistemleri, Enflasyon Hedeflemesi, Açık Enflasyon Hedeflemesi, Örtük Enflasyon Hedeflemesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Faiz Koridoru, Rezerv Opsiyonu, Zaman Serileri, ARCH/GARCH Modelleri, T-GARCH Modeli
Küresel krizin bulaşma etkisi: Menkul kıymet borsaları üzerine bir uygulama
Küreselleşmenin bir sonucu olarak ülkeler arasında sınırların ortadan kalkması, piyasalar arası finansal ilişkilerde yoğunluk ve serbestliği de beraberinde getirmiştir. Bu serbestleşme piyasalarda yaşanan şokların ülkelerarası transferine olanak sağlayan bir yapı ortaya çıkartmıştır. Ekonomik şokların ülkelerarası transferi konusunda literatürde yapılmış birçok çalışma yer almaktadır. Bu çalışmalara ilave olarak son yıllarda finansal şokların transferi konusunda krizlerin bulaşıcılığı ön plana çıkmış ve birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bu çalışmada da çeşitli ülkelerde yaşanmış ve küresel çapta diğer ülkeleri de etkileyen birtakım krizlere değinilerek, bu krizlerin bulaşıcılığı incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde detaylı olarak küreselleşmeden bahsedilmiştir. İkinci bölümde finansal krizlerin bulaşma etkisi konusunda literatüre uygun bir alt yapı oluşturması için tanımlamalar yapılmış ve çeşitli küresel krizlerin bulaşıcılık etkileri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise ABD kaynaklı 2007-2009 küresel finansal krizin bulaşma etkisi örneklem seçilen bir grup ülke için ampirik uygulama yapılmak sureti ile incelenmiştir. Ampirik Uygulamada DCC- GARCH modeli kullanılmıştır. Çalışma sonucuna göre kriz döneminde, kriz öncesi döneme göre DCC katsayıları yüksek çıkarak, örneklem seçilen ülkelere 2007-2009 Küresel finans krizin bulaşma etkisi gözlemlenmiştir. Bulaşma etkisi özellikle üst gelir grubu ülkelerde diğer ülkelere göre daha fazla görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Finansal Kriz, Bulaşma Etkisi, Küresel Kriz, DCC GARCH
Vadeli işlem piyasaları ve spot piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Gelişmekte olan ülkeler örneği
Bu çalışmanın amacı Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin (Yunanistan, Hindistan, Güney Afrika, Polonya, Brezilya, Çin, Güney Kore, Malezya, Meksika) vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaları arasındaki volatilite yayılımını incelemek üzere çeşitli ekonometrik modeller kurmaktır. Bu bağlamda Türkiye için Borsa İstanbul'da işlem gören spot ve vadeli BİST 30 endeksi ve diğer gelişmekte olan ülkeler için de ülkelerin spot ve vadeli işlem endeksleri 2012-2021 dönemlerine ait günlük veriler kullanılarak vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaların getiri volatilitelerini açıklayan uygun modeller her ülke için ayrı ayrı kurulmuş ve bununla birlikte spot ve vadeli işlem piyasalarındaki volatilite ilişkilerin yönü tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak spot ve vadeli işlem endeksleri için birim kök testleri yapılmıştır. Bunu takiben zaman serisi analizi olan ARCH LM testine ve sonrasında GARCH ve EGARCH modellerine başvurulmuştur. GARCH modellerinde volatiliteye etki eden şoklar kalıcı bir etki oluşturmamış olup endekste meydana gelebilecek bir şokun endeksi uzun vadede etkilemediği ve kısa vadede ortadan kalktığı, EGARCH modellerinde ise negatif şokların pozitif şoklardan daha fazla etki ettiği görülmüştür. Her ülke için uygun volatilite modelleri seçildikten sonra, ülkelerin vadeli ve spot piyasa getiri volatiliteleri aralarında ilişki nedensellik testi ile yapılmıştır. Analizden elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışmada yer alan tüm ülkeler için vadeli ve spot piyasa arasında çift yönlü volatilite ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Türkiye ve örneklem içinde yer alan gelişmekte olan ülkelerin vadeli işlem piyasaları ile spot piyasalar arasındaki getiri volatilitesi günlük veriler kullanılarak ampirik olarak sınanmıştır. Bu analiz, vadeli piyasalarla ilgili hipotezlerin doğruluğunu test etmek ve ileriye dönük düzenlemelerde yardımcı olmak için yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, vadeli işlem piyasalarının spot piyasalarla arasındaki ilişkiyi anlamak için önemli bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Tahvil ve hisse senedi piyasalarının ortak hareketi: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme
Tahvil Ve Hisse Senedi Piyasalarının Ortak Hareketi: Gelişmekte Olan Ülkeler Üzerine Bir İnceleme Modern portföy teorisi etkin bir portföy için risk ve getiri ilişkisini kurmada, birbirleriyle negatif korelasyona sahip yatırım araçlarından faydalanılmasının gerektiğini savunmaktadır. Finansal krizler ile ekonomik liberalizasyon süreçleri hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyonu arttırmaktadır. Dolayısıyla yatırımcılar sabit faizli piyasalara yönelmektedir. Sabit faizli bir enstrüman olan tahviller ile hisse senetleri arasındaki korelasyon tespit edilmesi yatırımcılar için önemlidir. Finansal literatürde tahvil ve hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyon kaliteye doğru kaçış (flight-to-quality) adı altında ifade edilmektedir. Bu tezin amacı gelişmekte olan Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan ve Rusya ülkelerinin borsaları için kaliteye doğru kaçış hipotezini araştırmaktır. Çalışmada JP Morgan Emerging market veri tabanından Ekim 31, 2012 ile Ekim 11, 2016 dönemi kapsamında borsa serilerinin günlük frekanslı verilerle ilk olarak oynaklığı hesaplamak için GARCH ve GJR-GARCH modelleri, ikinci olarak zamana bağlı değişen korelasyon olup olmadığını bulmak için DCC-GARCH ve DCC-GJR-GARCH modelleri kullanılmıştır. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasaları arasında pozitif korelasyon bulunduğu için hipotez reddedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi, Tahvil, Kaliteye Doğru Kaçış, DCC-GARCH, DCC-GJR-GARCH
Emtia piyasasında piyasa riskinin yönetimi: Riske maruz değer yöntemi ile bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, emtia piyasasında piyasa riskinin ölçülmesinde kullanılan Varyans-Kovaryans yöntemi ile öngörülecek VaR değerleri için uygun dağılımın ve modellerin belirlenmesi ve bu modellerin piyasa riskini tahmin etme başarısının geriye dönük testler ile ortaya konulmasıdır. Çalışmada Ocak 2003-Kasım 2013 dönemlerine ait altın, gümüş, bakır, alüminyum, brent ve Batı Teksas (WTI) petrol, doğal gaz, buğday ve soya emtialarına ilişkin günlük getiri serileri kullanılmıştır. VaR değerleri normal, student-t ve GED dağılımına dayanan simetrik ve asimetrik genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişen varyans (GARCH) modelli Varyans-Kovaryans yöntemi ile hesaplanmıştır. Analiz sonuçları, metal ürünleri içerisinde altın ve gümüş için student-t dağılımına dayalı modellerin daha doğru VaR öngörülerinde bulunduğunu, bakır serilerinde normal dağılıma, alüminyum serilerinde ise normal ve GED dağılımına dayalı modellerin daha başarılı olduğunu ortaya koymaktadır. Enerji ürünlerinde normal dağılıma dayalı modeller daha iyi performans gösterirken, student-t ve GED dağılıma dayanan modeller piyasa riskini olduğundan daha yüksek tahmin etme eğilimindedirler. Tarımsal ürünlerde ise metal ürünlerinde olduğu gibi student-t ve GED dağılımları daha güvenilir VaR öngörülerinde bulunmaktadır. Ayrıca emtia piyasasında asimetrik etkiyi dikkate alan modellerin performansı simetrik modellere göre daha yüksektir. Bu durum olumlu ve olumsuz haberlerin emtia fiyatları üzerindeki etkisinin aynı olmadığını ve öngörüde bulunurken bu özelliğin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir
Borsa İstanbul'da İslami hisse senedi endeksi oluşturulmasına yönelik bir yaklaşım önerisi
İslami hisse senedi, İslami hisse senedi taraması neticesinde şer'i uygunluğa sahip hisse senetlerini ifade etmektedir. İslami hisse senedi taraması, sektörel tarama ve finansal oran taraması olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İslami hisse senedi taraması esnasında kullanılacak kriterler, uluslararası derecelendirme kuruluşları ve endeks sağlayıcıların şer'i danışma kurulları tarafından belirlenmektedir. Uygulamada, farklı şer'i kurulların farklı kriterleri benimsediği görülmüştür. Söz konusu kriterler arasında en belirgin fark, finansal oran taraması esnasında kullanılan finansal oranların paydasında yer alan şirket değerinin defter değeri ve piyasa değeri mi olacağı ile ilgilidir. Bu çalışmada, ilk olarak şirket değeri olarak defter değeri ve piyasa değeri (12, 24 ve 36 aylık ortalama piyasa değeri) kullanımının oluşturduğu etki incelenmiştir. Bu kapsamda BİST Tüm endeksinde yer alan 40 sektörden 330 şirketin 2008Q1-2018Q2 dönemleri mali tablo verilerinden yararlanılmış ve İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. İkinci olarak, ihtiyatlılık ve liberal yaklaşımları benimsenerek iki yeni model önerilmiştir. Buna göre ihtiyatlılık gereği sektörel bazda minimum bölen değeri, liberal yaklaşımda ise sektörel bazda maksimum bölen değeri şirket değeri olarak kabul edilmiş ve iki yeni portföy oluşturulacak şekilde İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda dört farklı bölen değeri ve iki yeni model önerisi doğrultusunda altı farklı portföy oluşturulmuş ve bu portföylerden İslami hisse senedi endeksleri oluşturulmuştur. Son olarak, İslami hisse senedi piyasalarının konvansiyonel hisse senedi piyasalarından ayrıştığı yönündeki ayrıştırma hipotezi test edilmiştir. Bu kapsamda konvansiyonel hisse senedi piyasalarını temsilen BİST100 endeksi kullanılmıştır. İslami hisse senedi endeksleri ile BİST100 endeski arasında MV-GARCH modeli kurulmuş ve modelden dinamik koşullu korelasyon katsayıları (DCC) elde edilmiştir. Genel olarak çalışmadan elde edilen bulgular, İslami hisse senedi tarama kriterleri arasında ciddi farklılıklar olduğu, bu farklılıkların portföylerin sektörel dağılımında ve portföyde yer alan şirket kompozisyonu üzerinde ciddi farklılıklara yol açtığı ancak söz konusu farklılıkların bütüncül bir yaklaşımla elde edilen endekslerin getiri serileri ile konvansiyonel piyasalar arasındaki ayrışma hipotezinin geçerliliği üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı yönünde olmuştur.
Finans biliminde temel teoriler ve geçerliliklerinin testi üzerine denemeler: Borsa İstanbul örneği
Değişen piyasa koşulları ve yatırımcı psikolojisi gibi birçok unsur, finans teorilerinin genel varsayımlarından sapmalara yol açmakta ve bu teorilerin pratikteki karşılığı sorgulanmaktadır. Klasik finans teorilerinin piyasa davranışını ne derece açıkladığını tespit etmek; yatırımcılar, yöneticiler ve finans araştırmacıları için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, finans biliminin dayandığı bazı teori, hipotez ve ilkelerin geçerliliklerini güncel veriler ile Borsa İstanbul'da test etmektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, çeşitli piyasa ve analiz yöntemleri kullanılarak tasarlanmıştır. Bir finansal yatırım kararı verilirken risk unsuru göz ardı edilmemesi gerekir. Bu bağlamda vadeli piyasalar, spot piyasalarda ortaya çıkan risklere karşı koruma sağlama özelliğinden dolayı sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu iki piyasa arasındaki etkileşim yapısının araştırılması, hem teorik beklentileri değerlendirmede hem de yatırım kararları noktasında kullanılmaktadır. Bu kapsamda çalışmada spot ve vadeli piyasalar arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik (öncül-ardıl) ilişkileri araştırılarak İşlem Maliyeti Hipotezi, Kaldıraç Hipotezi, Taşıma Maliyeti Hipotezi, Etkin Piyasa Hipotezi ve Çeşitlendirme İlkesi'nin değerlendirilmesi yapılmıştır. Aynı zamanda finansta birçok teori ve model için bir altyapı ilkesi olan risk-getiri rasyonelliği spot ve vadeli piyasa üzerinden sınanmıştır. Son olarak ise, yurt içi ve yurt dışı çeşitli piyasalar arasında Dinamik Koşullu Korelasyonlu Çok Değişkenli Stokastik Volatilite Modeli (DCC-MSV) kullanılarak volatilite yayılmaları hesaplanmış ve Uluslararası Portföy Teorisi'nin avantajları bu bağlamda araştırılmıştır. Çalışmadan elde edilen temel sonuç; BİST 30 Endeksi'nin davranışının araştırma kapsamına alınan finansın klasik teori ve ilkeleri ile desteklenmediği yönündedir. Ayrıca endeksin diğer piyasalarla genellikle birlikte hareket ettiği, aralarında yüksek derecede dinamik koşullu korelasyon değerine sahip olduğu, döviz kurları ve çeşitli uluslararası hisse senedi piyasaları ile volatilite yayılımları gösterdiği ve bunun sonucunda ise her geçen gün çeşitlendirme fırsatlarının azalabileceği tespit edilmiştir.
Bitcoin ve seçili endeksler arasındaki dinamik ilişkilerin ekonometrik analizi
2008 itibariyle hayatımıza giren ve bilinirliği günden güne artan Bitcoin insanların ilgisini oldukça fazla çekmektedir. En büyük sorunsallardan bir tanesi Bitcoin'e ne olarak bakılacağı konusudur. Bir yatırım aracı olarak değerlendir mi gerekir ya da ileride bir rezerv para olacak mı soruları sürekli sorulagelmektedir. Bitcoin'im yapısına ilişkin bir çok çalışma yapılsa da ekonomik etkisi henüz yeni bir kavram olduğu için anlaşılamamaktadır. Bu çalışmanın amacı Bitcoin ile BİST100, NASDAQ 100, NYSE 100 ve Dolar kuru endeksleri arasındaki dinamik ilişkiyi ekonometrik olarak analiz etmektir. Tezin zaman aralığı 1 Ocak 2017 ve 10 Mart 2022 olarak belirlenmiştir. Analiz için ilk olarak durağanlığın sağlanması için birim kök testlerinden (ADF, PP, KPSS, ZA, FADF ve FFFFF ADF) yararlanılmıştır. Birim kök test sonuçlarına göre Otoregresif Koşullu Değişen Varyans Modelleri (ARCH) kullanılmıştır. Daha sonra Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (GARCH-EGARCH) ve Dinamik Koşullu Korelasyon Testi (DCC GARCH) yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde borsa kavramı detaylı olarak irdelenmiş, Türkiye'de BİST 100 yapısı ve seçili endeksler olan NASDAQ 100 ve NYSE 100 yapısı analiz edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde para kavramı ve tarihçesinden bahsedilerek, takas ekonomisinden dijital paralara kadar olan bölüm değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmada kullanılan serilerin açıklamaları ile birlikte çalışmada kullanılan ekonometrik yöntemler açıklanmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise çalışmaya uygulanan test ve model sonuçları açıklanarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DCC GARCH modelinin çıktıları analiz edildiğinde Bitcoin ile BİST 100 ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon çıkmazken, Bitcoin ile NASDAQ 100 arasında negatif yönlü ve Bitcoin ile NYSE 100 arasında da pozitif yönlü ve anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon elde edilmiştir.
Türkiye'de vadeli işlem ve opsiyon piyasası'nın etkinliği ve sözleşmelerin karşılaştırmalı fiyat öngörümlemesi
Finansal piyasalarda oluşan belirsizliğin ve riskin giderilmesi amacıyla geliştirilmiş olan türev piyasalarda, piyasaya duyulan güven, piyasa işlevselliğinin en önemli belirleyicisidir. Piyasaların güvenilirliği ise, doğru bilginin piyasaya dahil olan tüm unsurlara aynı anda ulaşmasını takiben alınan doğru kararlar ile yakından ilgilidir. Bu durum ancak piyasaların etkin olarak işlemesi durumunda gerçekleşebilmektedir. Eğer piyasa etkin değilse, piyasadaki mevcut tüm bilgilerin finansal varlıkların fiyatlarına tam ve doğru olarak yansımaması nedeniyle geçmiş dönem fiyat hareketlerinden yararlanarak gelecek döneme ilişkin öngörümleme yapmak mümkün olmaktadır. Etkin olmayan piyasalarda işlem gören finansal varlıkların gelecekte alacakları değerlerin öngörümlenmesi ise karar alma birimlerinin ilgilendiği konuların başında gelmektedir. Çünkü risk yönetimi ve geleceğe dönük fiyat oluşumu gibi iki temel fonksiyonu bulunan türev piyasalarda işlem gören sözleşmelerin gelecekte oluşacak fiyatlarının dolayısıyla oynaklığının öngörümlenmesi hem ülke ekonomisi hem de piyasa yatırımcıları açısından çok önemlidir. Bu çalışmada öncelikle, Türkiye'de faaliyet gösteren Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nın etkinliği; Genişletilmiş (Augmented) Dickey-Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) ve Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) doğrusal birim kök testleri ve Kapetanios, Shin ve Snell (KSS) doğrusal olmayan birim kök testi uygulanarak sınanmıştır. Uygulanan tüm birim kök testleri sonucunda serilerin birim kök içermediğine yani rassal yürüyüş sergilemediğine karar verilmiş, böylece piyasanın etkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ardından, zayıf formda etkin olmadığı belirlenen Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda işlem gören TL/Dolar ve Bist-30 sözleşmelerinin gün sonu uzlaşma fiyatının öngörümlenmesinde en yüksek performansı gösteren yöntemin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Borsa İstanbul A.Ş'den temin edilen ve 04.02.2005 – 31.12.2015 tarihleri arasını kapsayan verilere, tek değişkenli zaman serisi yöntemi olan Box-Jenkins (ARMA – Otoregresif Hareketli Ortalama), otoregresif koşullu değişen varyans modelleri (ARCH, GARCH, EGARCH…) ve son olarak finansal verilere ilişkin uygulamaları her geçen gün artan yapay sinir ağları yöntemi uygulanmıştır. Zaman serileri analizi yöntemlerinin ürettiği öngörü sonuçları; farklı mimariler, katman sayıları, katmanlardaki hücre sayıları, aktivasyon fonksiyonları ve öğrenme yöntemleri denenerek elde edilen ve en yüksek performansı gösteren yapay sinir ağı modeli sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre, TL/Dolar sözleşme serisi için RBF-1-B-L yapay sinir ağı modeli, ARMA(4,4) ve ARCH(1) modeline kıyasla daha yüksek öngörü performansı göstermiştir. Bist-30 sözleşme serisi için ise TDNN-1-B-L yapay sinir ağı modeli, ARMA(4,5) ve ARCH(1) modeline kıyasla daha yüksek öngörü performansı gösteren model olmuştur. Ayrıca çalışmada uygulanan Brock, Dechert ve Scheinkman (BDS) doğrusallık testi ile doğrusal olmayan bir yapı sergilediği tespit edilen sözleşme serilerinin gelecek dönem öngörümleme işleminde, hem doğrusal hem de doğrusal olmayan seriler ile çalışabilme özelliği olan yapay sinir ağları modellerinin güçlü alternatif bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
BİST'teki endekslerin volatilitelerinin karşılaştırmalı analizi: BİST kurumsal yönetim, BİST 100, BİST 50 ve BİST 30 Endeksleri üzerinde bir uygulama
Bu çalışmanın "Kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen ve uygulayan firmaların hisse senetlerinden oluşan Kurumsal Yönetim Endeksi'nin volatilitesi BİST 100, BİST 50 ve BİST 30 endekslerinin volatilitesine göre daha düşüktür" şeklindeki temel hipotezi; ARCH, GARCH, EGARCH ve TGARCH modelleri kullanılarak 31.08.2007 – 31.12.2013 tarihleri arasında BİST Kurumsal Yönetim, BİST 100, BİST 50 ve BİST 30 endekslerine ait 1592 adet günlük veri kullanılarak E – Views 8 ekonometri paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nin volatilitesi (0.0004142119) ele alınan diğer endekslere nazaran en düşük volatilite olduğundan çalışmanın temel hipotezi "Kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen ve uygulayan firmaların hisse senetlerinden oluşan Kurumsal Yönetim Endeksi'nin volatilitesi BİST 100, BİST 50 ve BİST 30 endekslerinin volatilitesine göre daha düşüktür" doğrulanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen diğer sonuçlara göre BİST 30 Endeksinin volatilitesi ele alınan endeksler içerisinde en yüksek volatiliteye sahip endeks olarak belirlenmiştir. Analizler sonucunda elde edilen "α" ve "β" parametrelerine göre endekslerde meydana gelen şokların kalıcılığının çok uzun olmamakla birlikte bir müddet sürdüğü gözlemlenmiştir. Endekslerde yaşanan volatilitenin yarılanma süreleri genellikle 30 gün civarında belirlenmiştir. Fakat volatilite yarılanma sürelerinin endekslerde birbirinden farklı olması piyasalar arasında arbitraj imkanın var olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler neticesinde yatırımcıların finansal piyasalardaki yatırım kararlarını daha güvenilir şartlarda almalarına imkan veren sonuçlar elde edilmiştir. Bu sayede bu çalışmanın sonuçları finansal piyasalarda yatırım yapmak isteyen yatırımcılara bir öncü gösterge olacaktır.
Finansal piyasalar arasındaki oynaklık yayılımı: Kırılgan sekizli ülkeler
Uluslararası sermaye hareketlerinin serbestliği ve bilişim sektöründeki ilerlemeyle birlikte uluslararası finansal piyasalar arasındaki etkileşim son zamanlarda önemli boyutlara gelmiştir. Uluslararası finansal piyasalar arasındaki etkileşim finans literatüründe oynaklık yayılımı kapsamında ele alınan bir konudur. Oynaklık yayılımı, bir piyasada meydana gelen şokun diğer piyasalardaki oynaklığı arttırması şeklinde tanımlanmaktadır. Piyasalarda oluşan oynaklık yayılımı sonucunda menkul kıymetlerin getiri ve fiyatlarının da bu süreçten etkilenebildiği görülmektedir. Bu etkileşimin sonucunda yatırımcıların portföy kararları da değişebilmektedir. Bu çalışmada ABD (S&P, DJI, Kanada), Asya ülkeleri (Çin, Japonya, Güney Kore) ve Avrupa ülkeleri (Almanya, İngiltere, İsviçre, Yunanistan, EuroStoxx50, EuroNext100) hisse senedi piyasalarından kırılgan sekizli ülkelerin (Hindistan, Brezilya, Endonezya, Türkiye, Güney Afrika, Macaristan, Polonya ve Şili) hisse senedi piyasalarına olan oynaklık yayılımının olası varlığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti 2006-2015 dönemine ilişkin haftalık hisse senedi kapanış fiyatlarını kapsamaktadır. Ülkelere ilişkin piyasa endekslerinin asimetrik etki gösterip göstermedikleri ve ülkeler arası oynaklık yayılımlarının varlığı EGARCH modelleri kullanılarak araştırılmıştır. Elde edilen bulgular kapsamında ABD, Asya ve Avrupa ülkelerine ilişkin her bir hisse senedi getirisi için kaldıraç etkisinin söz konusu olduğu ortaya koyulmuştur. Endonezya hisse senedi endeksi hariç diğer kırılgan sekizli ülkelerin hisse senedi endeksleri için asimetrik etkinin geçerli olduğu belirlenmiştir. Oynaklık yayılımı değerlendirildiğinde, gelişmiş ülkelerin hisse senedi endekslerinden özellikle Brezilya, Endonezya, Macaristan, Türkiye, Polonya, Hindistan ve Şili'ye doğru bir yayılım olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Oynaklık, Oynaklık Yayılımı, GARCH, EGARCH, Asimetrik Etki
Forex piyasasında ARCH-GARCH modelleri ile döviz kuru tahmini
Döviz piyasası (FOREX), dünyanın en büyük ve likit piyasasıdır. BIS'in (Uluslararası Ödemeler Bankası) Nisan 2013'daki raporuna göre, FOREX piyasasındaki günlük işlem hacmi 5.3 trilyon ABD dolarıdır. Bu pazarda hakim olan oynaklık ve dalgalanma, tedbir alınmasını çok karmaşık bir hale getirmesinden dolayı piyasada bulunan yatırımcı ve spekülatörlerin çok dikkatli işlem yapmasını gerektirir. Finansal serilerde, taşıdıkları özellikler nedeniyle doğrusal zaman serisi yerine, doğrusal olmayan koşullu değişen varyans modellerinin kullanılması giderek daha yaygın hale gelmiştir. Bu nedenle çalışmada, doğrusal olmayan koşullu değişen varyans modellerinden ARCH, GARCH modelleri ile Forex piyasasında döviz kur tahmin modellenmesi ve alternatif modeller arasından en iyi performansı gösteren modelin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada 2 Ocak 2013 ve 27 Aralık 2014 tarihleri arasında USD/ TRY günlük satış fiyatları kullanarak öncelikle döviz kuru durağan olup olmadığı ADF testi ile araştırılmış ve serisinin birim kök içermediği yani durağan olduğu saptanmıştır. Daha sonra alternatif otoregresif modeller arasında en iyi ortalama denklem modelinin ARIMA(3,3) olduğuna karar verilmiştir. Bunun yanı sıra ortalama denklemin artıklarının ARCH etkisine sahip olduğu ARCH LM testi yapılarak belirlenmiştir. Seri ARCH etkisine sahip olduğundan koşullu değişen varyans modelleri ARCH(4,0), GARCH(2,1), ile tahmin edilmiştir ve en iyi tahmin modelinin GARCH(2,1) olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Forex piyasası, döviz kuru tahmini, ARIMA, ARCH, GARCH
Döviz kuru ve faiz oranı ile hisse senedi arasındaki volatilite yayılımı: Çok değişkenli GARCH Modelleri ile bir uygulama
Günümüzde yatırımcıların etkin bir yatırım kararı vermesi için risk ve getiri ilişkisini göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Risk boyutunu ölçen bir değerleme olan volatilite, herhangi bir değişkenin belirli bir ortalama değere göre artış veya azalış göstermesi durumudur. Finansal piyasalarda volatiliteye neden olan pek çok faktör bulunmaktadır. Bu nedenle etkin yatırım kararının verilmesi için volatilite modellemesi ve öngörüsünün yapılması risk yönetimi açısından oldukça önemlidir. Küreselleşmenin etkisiyle finansal piyasaların entegrasyonu ve karşılıklı etkileşimi sonucunda, ekonomi içerisindeki finansal değişkenler ve piyasalar arasında volatilite yayılımı ortaya çıkmaktadır. Volatilite yayılımı, finansal piyasalarda meydana gelen şokun veya dalgalanmaların başka finansal piyasaların volatilitesini arttırması veya ekonomi içerisindeki finansal değişkenlerin başka değişkenlere etkisi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, 2005-2018 dönemi haftalık verileri kullanılarak, BIST 100 endeksi, faiz oranı ve döviz kuru getiri serisine yönelik volatilite modellemesi kurmak ve BIST 100 endeksi ile faiz oranı ve döviz kuru getiri serileri arasındaki volatilite yayılımını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırmada öncelikle BIST 100 endeksi, faiz oranı ve döviz kurunun volatilite yapısı ARCH-GARCH yöntemiyle araştırılmıştır. Daha sonra ise aralarındaki yayılım Multi-GARCH yöntemiyle tespit edilmiştir. Amprik bulgular, faiz oranı ve döviz kurundan BIST 100 endeksine doğru pozitif yönlü volatilite yayılımının bulunduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Volatilite, volatilite yayılımı, ARCH-GARCH, Multi-GARCH
Exploiting trading volume for volatility forecasting
In this paper, we propose a novel GARCH specification which embraces traded volume in a statistically coherent and computationally efficient way. To capture the dependence between traded volume and asset return volatility, the Mixture of Distribution Hypothesis (MDH) is used. We model the time evolution of the latent variable(return variance) ,which drives the bivariate relation in MDH, in the spirit of Generalized Autoregressive Score modelling technique. The resulting volume enhanced GARCH model has quite parsimonious yet flexible structure. Since the peculiar form of score driven models, the likelihood can be obtained in closed form and hence estimation procedure is computationally inexpensive. In an empirical application with IBM, PG and MSFT stock data, we estimate our novel model with its 3 variants. Moreover, standard GARCH models from the literature are considered for comparison. Our results highlight the superiority of volume enhanced models both in-sample estimates and out-of-sample predictions among competing models. Particularly, when we consider returns as t distributed, the gain from traded volume becomes pronounced in out-of-sample prediction study.
Finansal bağımlılık analizi: Vine ve CD Vine Copula yaklaşımları
Bu çalışma giriş, önceki çalışmalar, materyal metod, bulgular ve sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde copula fonksiyonunun bölümleri ve önemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde copula fonksiyonlarının özellikle finansal alanda yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde copula fonksiyonu bölümlerinin tanım ve teorileri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde finansal alanda uygulama yapılmıştır. Birinci uygulamamızda tanımlayıcı istatistikler, finansal değişkenlerin marjinal dağılımları ve bağımlılık yapısı için copula fonksiyonu seçilmiştir. İkinci uygulamamızda copula fonksiyonu modellemesi için iyilik testi yapılmıştır.Üçüncü uygulamamızda copula fonksiyonu bölümlerinde C- Vine ve D- Vine Copulalar ile asma kopula yöntemi kullanılarak kuyruk bağımlılığı yardımı ile bağımlılık yapısını Copula GARCH methodu kullanılarak modellenmiştir. Besinci bölümde finansal alanda yaptığımız uygulamaların sonuçları ve önerileri hakkında bilgi verilmiştir.
Doğrusal olmayan zaman serisi verilerinin modellenmesinde kullanılan değişen varyanslılık testlerinin karşılaştırmalı analizi üzerine bir araştırma
Bu çalışma finansal zaman serilerindeki doğrusal olmayan davranışların belirlenmesinde, özellikle oynaklığın tesbitinde kullanılan değişen varyanslılık testleri üç farklı grupta; doğrusallık testleri, otokorelasyonun belirlenmesine yönelik testler, ve ARCH ve GARCH etkilerinin belirlenmesine yönelik testler şeklinde, ele alarak, bu gruplardan Park, Glejser, Breusch-Godfrey LM, White ve ARCH LM testlerinin karşılaştırılması amacıyla simülasyon verilerine dayandırılarak hazırlanmıştır. Çalışmada farklı modellerin farklı parametre değerlerinin kombinasyonları, farklı büyüklükteki örnek setleri için test istatistikleri ve test güçleri karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonuçları testlerin kullanım amaçları açısından yorumlanmıştır.Simülasyon sonuçlarının doğrulanması, oynaklığa sahip olduğu bilinen 11 ayrı doğrusal olmayan gerçek veriler üzerinde uygulanan değişen varyanslılık testleri p değeri bakımından karşılaştırılmaktadır.Çalışmanın sonucunda test gücü açısından en güçlü testler olarak yer alan testlerin, gerçek verilerle üzerine yapılan uygulama bölümünde en düşük p değerlere sahip çıkması, çalışmanın sonuçlarının doğrulandığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler: ARCH, GARCH, OynaklÕk, De÷iúen VaryanslÕlÕk Testleri, Simülasyon, Testin Gücü.
Şirket olağan genel kurul toplantıların hisse senetleri oynaklığı üzerine etkisi
Finansal sistem birbiriyle rekabet halinde olan pek çok yatırımcıdan oluşmaktadır. Yatırımlarından kar sağlamayı isteyen bu yatırımcılar için hisse senetlerinin oynaklığını etkileyen unsurlar oldukça önemlidir. Mevcut piyasa etkin özellikte ise, normal üstü bir kazanca izin vermez. Bu sebeple çalışma etkin piyasalar hipotezinden hareket ederek, şirket olağan genel kurul toplantılarının hisse senetleri oynaklığı üzerindeki etkisini incelemektedir. Oynaklığın etkisini tespit etmek için, GARCH ve EGARCH modelleri kullanılmıştır. Uygun modeller belirlendikten sonra olağan genel kurul toplantılarının oynaklık etkisi, modele dahil edilen kukla değişken ile incelenmiştir. Uygun modeller belirlendikten sonra olağan genel kurul toplantılarının oynaklık etkisi, modele dahil edilen kukla değişken ile incelenmiştir. Olağan genel kurul toplantılarının varyans kırılmasına yol açıp açmadığı ICSS, Kappa1 ve Kappa2 testlerinin analiz aracı olarak kullanılmasıyla test edilmiştir. Olağan genel kurul toplantılarının üç şirket dışında yapısal değişime yol açmadığı ve etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Optimal ve etkin korunma oranına yönelik çok değişkenli oynaklık yaklaşımları: Türkiye ve İngiltere elektrik piyasaları üzerine bir analiz
Dünya ekonomisindeki önemli dönüşümlerden birisi, enerji piyasalarında ortaya çıkan bütünleşme sürecidir. Bütünleşme sürecinin uluslararası ve küresel boyutta önemli özelliği, enerji üretimi açısından başka bir ifade ile enerji arzı açısından, tekelci rekabet ve tekel piyasası yapısının olmasıdır. Ancak, genel olarak enerji malları üreten ülkelerin piyasadaki fiyatları belirlerken, bu fiyatlara dayalı üretilen türev araçların işlem gördüğü organize piyasalar üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Bu durum elektrik piyasalarının oluşturulması ve bu konuda kurumsallaşma süreçlerinin hızlandırılması ile birlikte, başka bir boyut kazanmıştır. Elektrik piyasasının ölçek büyüklüğünün artması ve teknolojik gelişmelerin ülkeler arasında enerji hatlarının birleştirilmesini olanaklı kılması sonucunda elektrik; ticarete konu olan bir mal özelliği kazanmıştır. Elektrik piyasası ve fiyatlarının oluşumu diğer piyasalardan farklıdır. Bu farklılığın en önemlisi, elektriğin bir mal olarak stoklanamaz olmasıdır. Bundan dolayı, fiyatların elektrik üretiminin durdurulamamasına bağlı olarak negatif olma olasılığı söz konusudur. Bu durum fiyatların dalgalanmasına yol açarak üretici ve tüketicilerin fiyat riskini ortaya çıkarmaktadır. Buna yönelik olarak spot veya başka bir ifadeyle perakende piyasası oluşmuş tüm ülkeler elektriğe dayalı vadeli işlem sözleşmeleri yapılandırmıştır. Böylece elektrik fiyatının değişmesine bağlı olarak oluşan risklerin yol açabileceği kayıpların azaltılmasına yönelik finansal araçlar üretilmiştir. Bu durum portföy çeşitlendirmesi ve riskten korunmaya yönelik yaklaşımların kullanılmasını sağlamıştır. Bu yaklaşımlara dayalı analizlerde hangi istatistiki ve ekonometrik yaklaşımların optimal ve etkin korunma sağlayacağı yönündeki ihtiyaç yeni ekonometrik tekniklerin geliştirilmesine yol açmıştır. Bu çalışmada Türkiye ve İngiltere Elektrik Piyasalarına dayalı olarak söz konusu ekonometrik tekniklerden hangilerinin niteliği aynı olan mal veya hizmetlerin spot ve vadeli piyasalarının farklı olması durumunda optimal ve etkin korunmanın sağlanmasına yönelik bilgi sağlayacağı araştırılmıştır. Bu amaca yönelik olarak literatürde geliştirilen ekonometrik teknikler açıklanmıştır. Bu tekniklerden anlamlı sonuç veren yaklaşım ile optimal ve etkin korunma oranları hesaplanmıştır. Türkiye ve İngiltere Elektrik Piyasalarının göstergelerine ait zaman serileri ile oynaklıklar arasındaki nedensellik ilişkisi iki ayrı yaklaşımla analiz edilmiştir. Bulgulara göre diagonal ve VECH türü tekniklerin portföy çeşitlendirmesine dayalı optimal ve etkin korunma için en uygun araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektrik Piyasası, Optimal ve Etkin Korunma Oranı, Çok DeğiĢkenli Oynaklık, GARCH, BEKK, CCC, DCC, Diagonal-VECH
Borsa endeks getirilerinde riske maruz değer analizi: Moğolistan örneği
Küreselleşme ve hızlı teknolojik gelişmelere bağlı olarak finansal araçların hem sayı hem de çeşit olarak artması finansal piyasalarda rekabeti de artırmaktadır. Bu yoğun piyasa ortamda yatırımcılar ve politika yapıcılar piyasalardaki belirsizliği ve riski en aza indirmeye amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda finansal kuruluşlar riskleri yönetmek için yeni yöntemler ve yazılımlar geliştirmişlerdir. Bunların başında J.P. Morgan tarafından hazırlanan RiskMetrics programı gelmektedir.Risk türüne bağlı olarak risk ölçüm yöntemleri de değişmektedir. Çalışmada Moğolistan Borsa Endeksi için piyasa riskini ölçmek üzere Riske Maruz Değer analizi hem sabit varyans hem de koşullu değişen varyans modelleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Altın piyasasındaki oynaklık ve altın vadeli işlem sözleşmesi ile korunma yolu
Bu çalışmada, Türkiye altın piyasasındaki altın fiyatlarında meydana gelen değişmeler incelenerek altın piyasasındaki oynaklığın modellenmesi amaçlanmıştır. Oynaklığın modellenmesi amacıyla otoregresif koşullu değişen varyans modellerinden ARCH(1), GARCH(1,1), EGARCH(1,1), TARCH(1,1) ve TARCH(2,2) modellerinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak altın piyasasındaki oynaklığın modellenmesinde en uygun modelin TARCH(2,2) olduğu bulunmuştur.Altın fiyatlarının zaman içindeki dalgalanmaları altın sektöründe faaliyette bulunan kuruluşlar ve altın cinsinden borcu olanlar için risk teşkil etmektedir. Altın vadeli işlem sözleşmesi ile altın fiyatlarındaki değişmelerden oluşan risklere karşı bir korunma sağlanmaktadır. Ayrıca altın vadeli işlem sözleşmeleri kullanılarak kar da elde edilmektedir.
Kripto para getiri oynaklığı üzerinde etkili olan faktörlerin modellenmesi
İlk kripto para olan Bitcoin'in oluşturulmasından bu yana blokzincir teknolojisi ve blokzincir teknolojisi ürünü olan kripto para önemli gelişim göstermiştir. Kripto paraların kullanım alanı ve bilinirliği yaygınlaşırken; finansal sistemle olan entegrasyonu da her geçen gün artmaktadır. Kripto paraları etkileyen faktörlerin analiz edilmesi yatırım kararları, varlık tahsisi, risk yönetimi, portföy seçimi, riskten korunma ve finansal istikrarla ilgili kararlar için önemlidir. Bu çalışmada kripto para getiri oynaklığı üzerinde etkili olan faktörlerin modellenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda kripto paraları temsilen kripto para endeksi (CCI 30) kullanılmıştır. Kripto paraları etkileyen faktörler literatür taraması sonucu belirlenmiş olup altın (XAU), gümüş (XAG), emtia endeksi (DJCI), enerji emtiaları endeksi (DJCIEN), S&P 500 endeksi, CBOE volatilite endeksi (VIX) ve dolar endeksi (DXY) değişkenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan değişkenler 01.01.2015-31.07.2022 dönemini kapsayan günlük getiri serilerine dönüştürülmüştür. Günlük getiri serileri cADCC-GJRGARCH ve TVP-VAR ile analiz edilmiş, cADCC'deki yapısal kırılma tarihleri ise ICSS ile test edilmiştir. Analiz sonucunda kripto para endeksi ile ele alınan seriler arasındaki ilişkinin zayıf olduğu ve küresel olayların olduğu dönemlerde ilişkinin yön ve derecesinde değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Kripto para endeksi ile VIX ve DXY arasındaki dinamik korelasyonun yönü negatifken; diğer serilerle pozitiftir. Kripto para endeksi tüm dönem boyunca genel anlamda oynaklık yayılımının net alıcısı konumundadır ve Kovid-19 dönemiyle beraber kripto para endeksi ile diğer seriler arasındaki etkileşimin arttığı gözlenmiştir. Kripto para ile ilişkili olduğu faktörler arasındaki etkileşim tüm dönem için zayıf ama küresel risk göstergelerinden olan VIX ile negatif yönlü ilişkisinin olması küresel risk dönemlerinde bazı finansal varlıklarla aynı yönlü hareket ettiğini göstermektedir. Özellikle Kovid-19 döneminde kripto para endeksinin diğer serilerle ilişkisinin artması da çeşitlendirme yönü bakımından istikrarsız olduğunu ve finansal sistemle entegrasyonun arttığını yansıtmaktadır. Bu bakımdan kripto para piyasası yatırımcıları ve finansal danışmanların yanında otoriteler ve politika yapıcılar da kripto para piyasasını dikkate almalı ve yapacakları düzenlemelerle gerek yatırımcıları koruma gerekse gelecek yeni finansal sisteme adapte olmaya zemin hazırlamalıdır. Anahtar Kelimeler: Blokzincir, Kripto Para, Oynaklık, cADCC-GJRGARCH, TVP-VAR
Finansal risk tahmininde sahte uzun hafıza: S&P500 üzerine bir uygulama
Karesi alınmış getirilerin gittikçe azalan otokorelasyonları, şokların uzun dönem bağımlılığı olduğuna işaret eder. Bununla birlikte, bu durum sahte uzun hafıza olarak nitelendirilen yapısal kırılmalara maruz kalan oynaklığın davranışıyla kolayca birbirine karışır. Çalışma, S&P 500'ün oynaklığındaki uzun hafızanın sahte nedenlerle açıklanıp açıklanamayacağını araştırmayı amaçlıyor. Çalışma hem zaman alanı hem de frekans alanı tahminlerini kullanmaktadır. Zaman alanında, veriler, yeni geliştirilmiş bir dalgacık (wavelet) tabanlı prosedürü kullanarak aykırı gözlemler için filtrelenir. Yapısal kırılmalar, değiştirilmiş bir ICSS algoritması kullanılarak tespit edilir. Ardından, filtreleme öncesi ve sonrası veriler için simetrik ve asimetrik GARCH modelleri tahmin edilmiştir. Frekans alanında, entegrasyon derecesi, Local Whittle tahmini kullanılarak hesaplanır, ardından sahte uzun hafızanın iki testi uygulanır. Ampirik sonuçlar, S&P 500'ün oynaklığındaki uzun hafızanın, en azından bir kısmı sahte olup oynaklık kaymasından kaynaklandığını işaret etmektedir. Aykırı gözlemlerin yok sayılması, GARCH modellerinde model kurma hatasına yol açabileceği bulundu. Buna ek olarak, frekans alanında tahmin edilen uzun hafıza parametresi zaman içinde tutarlı değildir. Bu, getiri serilerinin tutarlı bir (d) entegrasyon derecesinin kısmi olarak bütünleştirilmiş bir rejim yerine birkaç rejim tarafından daha iyi tanımlanabileceğini göstermektedir.