Historic preservation
57 theses under this subject heading
Türkiye demiryolu mirası bağlamında dairesel planlı lokomotif depoları ve koruma olasılıkları
Endüstri Devriminde yaşanan iki gelişme; buharlı makinaların gemilerde ve trenlerde kullanılmaya başlanması, ucuz ve hızlı çelik üretim yönteminin icadı, demiryollarının yaygın olarak kullanılmasını sağlayan adımlardır. Demiryolları yolcu taşımacılığında getirdiği yeniliklerin yanı sıra, ham madde ve sanayi ürünlerinin limanlara taşınmasını hızlandırmıştır. Demiryolları; getirdiği bu avantajların fark edilmesi ile kısa zamanda geniş coğrafyalara yayılmış, dünya tarihini değiştirecek önemli etkiler yaratmışlardır. 19. yüzyıl ortalarında; demiryolu obje ve araçlarını muhafaza etmekle başlayan demiryolu mirası koruma çalışmalarında 1970'li yıllara gelindiğinde demiryolu alanlarında yer alan mimari elemanlar ve çevre ile ilgili değerler ve kaygılar dile getirilmiştir. Günümüzde demiryolları endüstri mirası kapsamında değerlendirilirler, demiryolu mirasının tanımının yapılması, korunması için amaç ve kavramların belirlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Demiryolu mirasının kapsamını ve çeşitliliğini anlayabilmek için; istasyon alanlarındaki yolcu tesisleri, yük tesisleri ve işletme tesisleri incelenmiştir. İşletme tesisleri içerisindeki dairesel planlı lokomotif depoları, demiryolu alanlarındaki büyük ve başlıca demiryolu konstrüksiyonlarıdır. Demiryolu komplekslerinin işlevini sürdürmesindeki öneminin yanı sıra etkileyici mimarileri ile de dikkate değer yapılardır. Demiryolu alanlarının kültürel sembollerinden biri olan dairesel planlı lokomotif depolarından günümüzde tamamen yıkılmış, bozulma sürecinde, vandalizme maruz kalmış, kentsel dönüşüme kurban edilmiş olanlar mevcuttur. Bu binaların yeniden kullanım ve rehabilitasyonu için farklı seçenekler vardır. Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu koşullar nedeni ile bu dönemde demiryolları imtiyaz sistemi ile inşa edilmiş, demiryolu İşletmeciliği de imtiyaz sahibi gruplar tarafından yapılmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti'nin demiryolları ile ulaşmak istediği askeri ve ekonomik hedeflere ulaşamamasının yanı sıra kurtuluş savaşında ve cumhuriyetin erken yıllarında demiryolu işletmeciliğinde zor zamanlar yaşanmasına neden olmuştur . Bu koşullarda Türkiye demiryolu işletmeciliğinin devam etmesinde önemli bir payı olan dairesel planlı lokomotif depoları tespit edilmiştir. Demiryolu mirasımızın önemli bir parçasını oluşturan dairesel planlı lokomotif depolarının tarihi, teknik ve mimari özellikleri incelenerek, koruma çalışmaları için güçlü ve zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler değerlendirilmiştir. Dairesel planlı lokomotif deposu ve donatılarının korunması ve yeniden kullanımı için oluşturulması gereken sistem tanımlanarak, bu sistem içerisinde yer alacak aktörler, yapılacak işleri ve iş programı tarif edilmiştir.
19. yüzyıl özgün konut tipleri bağlamında Sarıca Ailesi yapıları mimar C. Pappas ve Arif Paşa Apartmanı
İstanbul konut biçimleri toplumsal dönüşümlerin yaşandığı 19. yüzyılda değişim sürecine girmiştir. Bu dönemde geleneksel Türk konutu, batılı biçimlerin etkileri ile farklı kategoriler ortaya çıkarmıştır. Batılılaşma sürecinde geleneksel Osmanlı ailesi de değişim sürecine girmiş ve bu değişim "Tanzimat ailesi" demlen bir aile tipini doğurmuştur. Değişen toplum yaşantısının taşıyıcısı olan Batıcı seçkinler, yeni konut tiplerini en çok talep eden kesimi oluşturmuşlardır. Bu noktada aile tipi ile konut biçimlenişi arasındaki bağlamsal ilişki, çalışmanın çıkış noktasını oluşturan ve tipik bir "Tanzimat ailesi" olan Sarıca Ailesi ile Sarıca Ailesi Yapıları arasında kurulmaya çalışılmıştır. Sanca Ailesi' nin kendi yaşam alanları olan köşk ve sayfiye evleri ile üst tabaka ailelere kiralamak üzere yaptırdıkları apartman ve pasajlı apartmanlar, 19. yüzyılda seçkinlerin taleplerinin ve değişen konut biçimlerinin tipik örnekleri olması açısından incelenmeye değer görülmüştür. Arif Paşa' nın yaptırdığı yapıların mimarı olan C. Pappas ve yapıları hakkında ulaşılabilen tüm bilgiler bir araya getirilerek mimarın formasyonu değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kültür varlıklarının korunması ve geleceğe aktarılabilmesi için öncelikle sahip olduğu değerin anlaşılması ve belgelenmesi gerekir. Bu gerçekten yola çıkarak, başta Arif Paşa Apartmanı olmak üzere Sanca Ailesi Yapılan ve Mimar C. Pappas yapılan eski haritalar, rölöveler, eski ve yeni fotoğraflarla belgelenmiştir. Böylelikle yüzyıl dönümünün belgesi niteliğinde olan bu yapıların bir mimari ürün olarak değerlendirilmesi mümkün olmuştur. Bu çalışmalann tümü, kültür varlıklannın korunması ve mimarlık tarihi literatürüne katkıda bulunmak adına yapılmıştır.
Tarsus'ta korunması gerekli bölgesel kent dokusunun değerlendirilmesi üzerine bir araştırma
ÖZET Bu çalışma Tarsus'ta korunması gerekli bölgesel kent dokusunun değerlendirilmesini içermektedir. Tarsus'ta, günümüzde korunması gereken doku çoğunlukla 19.yy sonu ve 20.yy başlarına ait yapılardan oluşmaktadır. Bu dönemde Tarsus'ta Rumlar, Ermeniler ve yerli halktan oluşan üç etnik grup yaşamıştır. Bu tezde çalışılan bölge, daha önce Ermenilerin yaşadığı, St. Paulus Kilisesi, Ulu Cami, Kırkkaşık Bedesteni, Bilal-ı Habeşi Türbesi, Amerikan Koleji'ni içeren, arkeolojik ve doğal sit alanı olan Gözlükule Höyüğü ile kentsel sit alanı olan Tabakhane Mahallesi arasında kalan Şehit Kerim Mahallesi ile Cami-i Nur Mahallesi 'nin bir bölümünü kapsamaktadır. Bu çalışmada Tarsus kent yerleşimi içinde henüz koruma altına alınmamış bu bölgedeki anıtsal- kültürel- estetik ve doğal değerleri tespit edilerek bölgenin kent bütünü ile paylaştığı ortak değerler vurgulanmak istenmiştir. Çalışma, bölgeye ilişkin analitik çalışmalar kapsamında korunması gerekli yapıların tespiti, rölövelerin hazırlanması, restitüsyon ve restorasyon öneri projelerinin hazırlanması, bölge için koruma önerilerinin getirilmesi ve seçilen pilot bölgenin bilimsel korumanın ilke ve yöntemleri doğrultusunda düzenlenmesini içermektedir. Birinci bölümde; çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır. İkinci bölümde; Tarsus'un coğrafi konumu, iklimi, sosyo- ekonomik yapısı, tarihsel gelişimi, kent dokusu ve kentte daha önce yapılmış olan koruma çalışmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; seçilen çalışma bölgesinin kent dokusundaki yeri ve özellikleri incelenmiştir. Bu bağlamda korunması gerekli yapıların tespiti yapılarak, rölöveleri, restitüsyon ve restorasyon öneri projeleri hazırlanmıştır. Yapılan tespit çalışmaları sonucunda bölgenin mimari özelliklerinin değerlendirmeleri yapılmıştır. Dördüncü bölümde; Tarsus'ta yapılmış koruma çalışmaları bağlamında, çalışma bölgesini de içeren koruma yaklaşımı ve önerileri getirilmiştir. Getirilen öneriler mevcut doku ve çevre ölçeği ile tek yapı ölçeğinde değerlendirilmiştir. VIII
Mudanya'da tarihsel araştırma ve mimari oluşumunun incelenmesi (2.Bölge)
Mudanya is one of the three towns which have shores Bursa existing in south Marmara Region. It has the history since 1400 B.C. It has a settlement of a narrow shore platform between the sea and back hills. It's also a working port between Bursa, its surroundings and Istanbul because of its position in the Gemlik Gulf. The town in times had been dominated by Bitinya, Pers, Roma and Bizans Empires. However the place got hold of by Turks after 1071 Victory of Malazgirt, Bizans got the control of it again during the crusodes. And it's added to Ottoman land during Orhan Bey period. Mudanya, for centuries, has been the first battle and guard place for the ones who wanted to get hold of Bursa from the seaside. In spite of the damaged pattern of the old settlement in the center Mudanya, it's mostly preserved. Until the XVII. century, the buildings were still standig but mostly damaged. The settlements were developed in east-west direction with a linear position, parallel to the sea shore. Mudanya, in which Turkish & Greek people lived together, is seen that Turkish dwellers prefered the inner parts of the city while the Greek prefered the sea shore for the sea trading. The buildings which form the pattern of the cities show the cultural, social, functional and aesthetic values of the living of the city dwellers. If there is the consciousness of the obligatory protection about these cities, this means that all these socio-cultural values are to be transferred to the next generations. With parallel these thought the buildings which form the historic pattern of the city XIare examined and new proposal are made for protection. During this research, firstly the physical properties of the city is examined then the historical development, the process of the physical development is explored. The analysis are made about the existing situation in the chosen zone. The forming of the buildings, the construction systems, the construction materials are explored and protecting proposals are decided. The in habitants in old buildings tried to repair them with respect to their possibilities but the lack of material support the buildings are lack of living confort. XII
Göynük tarihsel siti, dini ve sivil mimarlık örnekleri, koruma sorunları ve yeni yapılanma koşulları
"Tarihi çevrenin korunması" konusu, evrensel anlamda 18. yüzyıl sonlarından itibaren gelişmeye başlamış ve günümüze gelinceye kadar çeşitli yaklaşımlarla ele alınmıştır. Bütün dünyada ve özellikle batı ülkelerinde bilinçli bir şekilde gündemde tutulan bu konu, ulusal ve uluslararası yasalarla hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde ise Tanzimat'tan günümüze kadar her alanda yapılan çağdaşlaşma çalışmalarının sonucunda, 70'li yıllardan itibaren fiziki çevreler de değişmeye, yozlaşmaya başlayınca, kültür varlıklarım ve tarihi çevreleri koruyabilmek için uluslararası standartlara sahip yasalar çıkartılmıştır. Bugün, bu yasaların öngördüğü biçimde kültür varlıklarımızın ve sit alanlarımızın envanteri yapılmaya çalışılmakta, "koruma amaçlı imar planlan" hazırlanmakta, demokratikleşmenin gereği olarak belediyelerin de "koruma"da etkin kılınmasına uğraşılmaktadır. Fakat, yine de "kent ölçeğinde bir koruma" henüz başarılamamıştır. Mevcut yasalara rağmen, "tarihi çevrelerin korunamamasının en önemli nedenlerinden biri, devletin "kültür ve koruma politikasına sahip olmayışıdır. Ayrıca, "koruma" talebinin de "kentli bilincine" bile sahip olmayan yöre halkından değil, azınlıkta olan seçkinlerden gelmesi, başarısızlığı pekiştirmektedir. Ülkenin finans kaynaklarının yetersiz, korunacak kültür varlıklarının çok oluşu da korumayı olanaksız kılan diğer nedenlerdir. Korunamayan "tarihi çevreler" ise büyük bir hızla değişim- dönüşüm dönemi yaşayarak, yok olma sınırına gelmektedir. "Korunması gerekli" kentlerimizden biri olan Göynük'ü, bugünkü durumu ile incelemek, belgelemek, dün-bugün bağlantısını kurmak, sorunlarım, koruma ve yeni yapılanma koşullarım ortaya koymak amacıyla yapılan bu tez; giriş bölümü dışında beş bölümden ve eklerden oluşmaktadır. 1. Bölüm'de, "Göynük Kenti'nin Fiziksel ve Tarihsel Değerlendirmesi" başlığı altında, ilçenin coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısı ile varoluşundan bu güne kadar geçirdiği dönemler araştırılmıştır. 2. Bölüm; kent dokusunu oluşturan mimari ve işlevsel öğelerin ele alındığı bölümdür. Kentsel işlevlerin dağılımı ile birlikte ağırlıklı olarak dini, idari ve sosyal amaçlı yapılar ile önemli geleneksel konutlar incelenmiş, bazılarının rölöveleri çıkartılmış, fotoğraflarla kısa bir zaman dilimi içinde uğradıkları değişim gösterilmeye çalışılmıştır. 3. Bölüm'de; Göynük'teki geleneksel konut mimarisinin ortak nitelikleri, genel yerleşme, plan, cephe ve yapısal özellikleri ile plan ve cephe tipleri araştırılmıştır. 4.Bölüm'de; geleneksel dokudaki değişimler, kent planlama ve koruma kararları, restorasyon ve yeni yapı uygulamaları incelenmiş ve irdelemeler yapılmıştır. S. Bölüm; değerlendirme ve sonuç bölümü olup, "Göynük Koruma Amaçlı İmar Planı"nın yeniden ele alınmasındaki yaklaşımları ve etkin koruma için gerekli olan koşullan içermektedir. VIII
İstanbul tarihi yarımada'sında yapılanma biçimleri ve koruma önerileri
ÖZET Tezin birinci bölümünde Tarihi Yarımada 'nın, bilinen ilk yerleşmeden bu güne kadar, geçirdiği gelişim kısa bir bakış halinde ele alınmış, özellikle kentin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra ortaya çıkan yapılanma özetlenmiş ve günümüze kadar, çeşitli dönemlerde gerçekleştirilen önemli majör yapılar irdelenmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet sonrası dönemlerde Tarihi Yanmada sınırları içinde gerçekleştirilen imar hareketlerine ve planlamalara da bu bölümde değinilmiştir. İkinci bölümde Tarihi Yarımada' daki Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait korunması gereken yapılanma biçimlerinin günümüzdeki durumları ele alınmış, bu yapı ve anıtların özgün durumlarını ne derece koruyabildikleri, eğer koruyamamışlarsa buna neden olan etkenlerin neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Belirlenen ana sorunlar örnek yapı, anıt ve alanlar üzerinde sınıflandırılmış ve incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca sorunların giderilmesi, içinde bulundukları çevrenin sağlıklaştırılması, değerlerin korunması ve kent yaşamı içinde gerçekçi ve geçerli bir şekilde değerlendirilmelerinin olanakları belirlenmeye çalışılmıştır Değerlendirme, genelleme ve sonucu içeren üçüncü bölümde ise Tarihi Yarımada' da bulunan yapılanma biçimlerinden seçilen örneklerin, ikinci bölümde tesbit edilen sorunlarının ve yapılan analiz çalışmalarının ışığı altında, bugünkü genel değerlendirmeleri yapılmış, genelleme başlığı altında ise, elde edilen sonuçların diğer benzer sorunları olan, Tarihi Yarımada içinde ve kentin diğer bölgelerinde yer alan yapı, yapı grupları ve alanlara uygulanabilirliğini sağlayacak yöntemlerin saptanmasına çalışılmıştır.
Eyüb'de Mihrişah Valide Sultan Külliyesi ve koruma önerileri
Çalışmanın giriş bölümünde konunun amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır. İkinci bölümde Eyüb'ün coğrafi ve sosyal yapısı, tarihsel gelişimi ve fiziksel olarak nasıl biçimlendiği ele alınarak, önemli yapılar tek tek incelenmiştir. Üçüncü bölümde, önce batılılaşma hareketlerinin başlangıç sebepleri araştırılarak, batıya açılışı hazırlayan ilişki ve gelişmelerden mimarinin ne ölçüde ve hangi yönde etkilendiği irdelenmiş ve özellikle 18. yüzyılda dini mimarideki gelişmeler incelenmiştir. Daha sonra, Osmanlıların dünya mimarlık sanatına kazandırdığı külliye mimarisi anlatılmış ve Türk külliyeleri ile Mihrişah Valide Sultan Külliyesi arasında ki farklardan bahsedilmiştir. Yine aynı bölümde külliyenin yapım tarihi, yaptıranı ve genel yerleşim özellikleri incelendikten sonra, külliyeyi oluşturan yapılar önce vaziyet planı ölçeğinde daha sonra tek tek ele alınarak mekansal, yapısal, cephe ve bezeme özellikleri el ele alınmış, yapıların rölöve ve restorasyon projeleri hazırlanmıştır. Dördüncü bölümde, külliyede meydana gelen fonksiyonel ve malzemeye yönelik hasarlar belirlenmiş ve bu hasarları oluşturan nedenler anlatılmıştır. Ayrıca külliyede oluşan hasarlara karşı yapılacak müdahaleler belirlenmiş ve bu amaçla restorasyon projesi hazırlanmıştır. Yine bu bölümde koruma önerileri geliştirilerek, külliyede korunacak veya yeni verilecek işlevler ve bu işlevlerin gerektirdiği donanım belirlenmeye çalışılmıştır.
Bilgisayar destekli terihi çevre koruma bilgi sistemi oluşturulması ve Gaziantep kentsel sit alanında örneklenmesi
Bu tez çalışmasında, "Bütünleşmiş Koruma-Integrated Conservation" yaklaşımı doğrultusunda;. Ortak koruma terminolojisi oluşturacak,. Koruma alanında çalışan uzmanlar arasında koordinasyonu ve bilgi akışını kolaylaştıracak,. Daha önceden koruma alanında yapılmış çalışmalarla bağlantı kurulmasını sağlayacak, "Bilgisayar Destekli Tarihi Çevre Koruma Bilgi Sistemi" geliştirilmiş ve bu sistemin uygulanabilirliği ve başarımı (system performance) Gaziantep kentsel sit alanında yer alan tarihi yapılara ait veriler kullanılarak değerlendirilmiştir. Beş bölümden oluşan bu tez çalışmasının birinci bölümünde; klasik koruma sistemleri incelenmiş ve bu sistemlerde sıkça karşılaşılan veri paylaşımı eksikliği, verilerin işlenmesinin ve değerlendirilmesinin uzun sürmesi gibi darboğazlar tesbit edilmiş, bu ve buna benzer sorunların giderilmesine yönelik çözümlere temel olacak metodoloji oluşturulmuştur. İkinci bölümde, metodolojisi ortaya konan koruma sisteminin hem korumaya yönelik çalışmalarda ihtiyaç duyulan bilgilerin saklanması ve değerlendirilebilmesi için gerekli unsurları içermesi hem de kullanımı kolay bir grafik ortam sağlaması için bilgisayar mühendisleri ile ortak çalışma yapılmış ve birinci bölümde mimari bakış açısı ile teorik temeli oluşturulan sistem, bilgisayar ortamında pratik uygulamaya aktarılmıştır. Üçüncü bölümde, geliştirilen bu yeni sistemin başarımını ve uygulanabilirliğini test etmek için örnekleme bölgesi olarak seçilen Gaziantep kentinin, coğrafyası ve tarihine ilişkin bilgiler, kentin fiziki oluşumu ve gelişimi üzerindeki etkileri doğrultusunda verilmiştir. Dördüncü bölümde, Gaziantep kentsel sit alanında yer alan tarihi yapılara ilişkin tüm veriler ele alınmış ve "Gaziantep Geleneksel Kent Dokusunu Oluşturan Mimari Değerler ve Örgütlenme İlkelerinin Çözümlenmesi" amacına yönelik olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme, Anadolu Osmanlı Kenti ve İslam Kenti Modeli'ne göre; kale, ticaret dokusu, dini ve sosyal amaçlı yapılar, mahalleler ve sokaklar, konut alanları ve konutlar ana başlıkları altında ele alınmıştır. Her konu için sistem dışından sağlanan ve Bilgisayar Destekli Tarihi Çevre Koruma Bilgi Sistemi'nden elde edilen bilgiler analiz edilmiş, analiz sonuçlarına göre yorumlar yapılmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen "Bilgisayar Destekli Tarihi Çevre Koruma Bilgi Sistemi'nin", tek yapı ölçeğinden, tarihi ve arkeolojik sit alanjâ&iaakadar çok geniş bir kapsamda uygulanabilirliği gösterilmiş ve ge^^eğ^^^Şllik uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur. vııı
Yeniden işlevlendirilen miras yapılarının kullanım sürecinde değerlendirilmesi: Kilis Eski Hamam örnek çalışması
Çağdaş koruma kuramı ve pratiğinde yeniden işlevlendirme, miras yapılarını korumada giderek yaygınlaşan bir müdahale yaklaşımıdır. Ancak yeniden kullanıma uyarlama projeleri sıklıkla yanlış karar ve uygulamalar içermektedir. Miras yapıları hem adaptasyon hem kullanım sürecinde birçok yönden zarar görmekte, bu durum dönüştürülen yapının performansını ve kullanıcı memnuniyetini de olumsuz etkilemektedir. Bu yüksek lisans tezi, miras yapılarının yeniden kullanım yaklaşımıyla özgün niteliklerini kaybetmeden korunabildiğini ve yeniden kullanımdan beklenen sosyokültürel, ekolojik ve ekonomik faydaların elde edilebildiğini sağlama arayışında kullanım sürecinde değerlendirme (KSD) yönteminin etkili bir araç olarak kullanılabileceği varsayımından yola çıkmıştır. Zira KSD çalışmalarının salt incelenen yapı ile ilgili geri bildirimler değil, mimarî tasarım süreçleri için veri oluşturacak "ileri bildirim"ler de sunmaları mümkündür. Tez kapsamında örnek bir KSD çalışması yapmak için restoran olarak yeniden kullanılan bir miras yapısı olan Eski Hamam seçilmiştir. Çalışmada yapının işlevsel, çevresel, mekânsal algı ve kültürel algı performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmış; seçilen performans düzeylerinin içeriklerini belirlemek için kapsamlı bir literatür araştırması yapılmıştır. Veri toplamada gözlem, görüşme ve anket yöntemleri kullanılmıştır. Neticede yapının yeniden kullanımla zarar görmekte olduğu tespit edilmiş, nitelik kaybının önüne geçilmesi ve performansının iyileşmesi için bir dizi öneri sunulmuştur. Tezin dikkat çekici bulgularından biri, kullanıcıların dönüştürülmüş yapıya dair görüşlerinin uluslararası koruma ölçütlerine dayandırılan tespitlerle örtüşmemesi olmuştur. Bu durum, koruma bilincinin geniş toplum kesimlerince hâlâ kazanılamamış olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak, KSD'nin miras yapılarını değerlendirmede uygun ve etkili bir yöntem olduğu, ancak kullanıcı görüşlerinin değerlendirmede temel ölçüt olarak alınmaması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tarihi tekstillerin konservasyon sürecine katkıları açısından arkeometrik incelemelerin önemi: Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki Osmanlı dönemi klapdanlı tekstillerin arkeometrik analizleri
Kültürel malzeme mirasının paha biçilmez bir parçası olan çeşitli tarihi tekstiller ve üretiminde kullanılan malzemeler sosyal geçmişe tanıklık etmektedir. Başlangıçta tekstil bir nesne ihtiyaçtan üretilmiş olmasına rağmen daha sonra ihtişam, güç ve kudretin birer sembolü haline gelmiştir. Bu özelliklere katkı sağlayan temel unsurlardan en önemlisi bulundurduğu altınlı ve gümüşlü metalik ipliklerdir. Tekstil nesneler organik yapıları nedeniyle yaşlanma davranışının yanında döneminde kullanım, çevresel faktörler, kötü yönetim, hatalı koruma-onarım müdahaleleri, uygun olmayan depolama ve sergileme koşulları, vb. farklı etmenlerden dolayı bozulmaları hızlanır. Günümüzde kullanılan arkeometrik yöntem ve teknikler ile tekstil eserlerde kullanılan malzemelerin karakterizasyonu, malzeme üretim yöntemleri ve hatta bozulma ürünleri tespit edilebilmektedir. Araştırmamızda, Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri Seksiyonu'nda yer alan 15. ila 19. yüzyıllar arasına tarihlenen toplam 19 adet tekstil eser üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelenen klapdanlı saray kumaşlarının belgelenmesi, dönemsel tekstil malzeme teknolojisi ve kullanılan malzemelerin çeşitliliğinin saptanması, tekstil eserlerin kimliklerinin ve üretim yöntemlerinin belirlenmesi, bozulma ürünlerinin saptanması hedeflenmiştir. Ön inceleme ve teknik özelliklerin (dokuma tekniği, iplik büküm yönü, çözgü/atkı sıklığı) belirlenmesi için bir optik mikroskop; boyarmadde analizleri için HPLC-DAD; klapdan ipliklerdeki çekirdek iplik türü, genel morfoloji, metalik iplikteki şeridin kimyasal bileşimi ve korozyon ürünlerinin tespiti için SEM-EDX tekniklerinden yararlanılmıştır. Ayrıca, tekstil eser üzerindeki renkli alanlardan CIELAB spektrofotometresi ile renk ölçümü yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sayesinde, incelenen tekstil eserlerin belgelenmesi yapılmış, uygun koruma-onarım yöntemleri belirlenebilmiş ve onarım işlemlerinde kullanılacak malzeme seçimi konusunda sağlıklı ve doğru bir karara varmak mümkün olabilmiştir. Ayrıca, farklı dönemlere ait Osmanlı saray kumaşlarının incelenmesi, yapılacak bir veri alt tabanı oluşumunun önünü açmış olacaktır.
Kırsal turizm ve paydaşları: Belediye başkanlarının tutumlarına yönelik bir araştırma
Doğal yaşam, çiftlik hayatı, tarım endüstrisi ve açık hava etkinlikleri ile doğrudan ilişkili olan kırsal turizm, küçük ölçekli alt yapısı nedeniyle yerel düzeyde kontrol gerektirir. Kırsal turizmde doğal, tarihsel ve kültürel çekiciliklerin korunması, yerel kültürel özelliklerle turizmin uyumlaştırılması, ulaşım, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri standartlarının sağlanmasında mutlaka yerel yetkililerin çabası ve desteği gereklidir.Bu araştırmada, turizme yönelik kamu hizmetlerinin yerelleşmesi sürecine destek sağlamak, yerelleşmesi öngörülen hizmetlere yönelik bilimsel temelli bakış açıları geliştirmek ve Türkiye turizmini çeşitlendirme ve tüm yıla yaymaya yönelik çabalara, belediye başkanları düzeyinde katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de turizm gelişiminde öncelikli gelişim bölgesi olarak gösterilen 28 il içerisinde yer alan 460 belediye başkanına anket uygulanmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşü ile oluşturulan ?Kırsal Bölge Belediye Başkanlarına Yönelik Turizm Tutum Anketi? kapsamında; turizme yönelik olumlu bilişsel tutumlar ile ilgili 11, duygusal tutumlarla ilgili 8, kırsal turizmde toplumsal farkındalık oluşturma ile ilgili 6, organizasyonel yapı geliştirme ile ilgili 10, organizasyonel paydaş tercihi ile ilgili 7, ürün geliştirme ile ilgili 9, ürün pazarlama ile ilgili 7 ve kırsal belediyelerin turizme katılım engellerinin belirlemesi amacıyla 6 soruya yer verilmiştir. Anket, Ocak ve Ağustos 2012 ayları arasında örneklem gruba uygulanmıştır. Verilerin analizinde, ?yüzde?, ?frekans?, ?bağımsız örneklemler için t-testi?, ?tek faktörlü varyans analizi?, ?Tukey (HSD) testi?, ?korelasyon?, ?basit doğrusal regresyon analizi? ve ?çoklu doğrusal regresyon analizi? kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının, demografik özelliklerine (eğitim durumu, temsil ettiği parti, turizm alanında eğitim durumu, turizm amaçlı seminer ve konferansa katılım durumu, turizm amaçlı geziye katılım durumu, turizm sektöründe çalışma durumu) ve belediyelerin genel karakteristik özelliklerine (belediyenin türü, bulunduğu bölge, kent konseyine sahiplik durumu, turizm çalışma grubuna sahiplik durumu, sürdürülebilir turizm eylem planına sahiplik durumu ve turizme yönelik çalışmaların yürütüldüğü bölüme) göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda belediye başkanlarının turizme yönelik tutumları (bilişsel, duygusal) ile kırsal turizmin alt boyutları (toplumsal farkındalık oluşturma, organizasyonel yapı geliştirme, ürün geliştirme, ürün pazarlama) arasında orta düzeyde (r=0,61) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yapılan regresyon analizi sonucunda, belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının (bilişsel tutumlar ile ürün geliştirme hariç); toplumsal farkındalık oluşturma, organizasyonel yapı geliştirme ve ürün pazarlama bakımından kırsal turizmin alt boyutlarını pozitif olarak etkilediği belirlenmiştir. Araştırma bulguları sonucunda, kırsal bölge belediye başkanlarının turizme yönelik tutumlarının düzeyini artırabilecek bir model ile konuya ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kırsal bölge, kırsal gelişim, kırsal turizm, paydaş analizi, belediye başkanları, tutum.
Diyarbakır ferit köşkü restorasyon önerisi
Diyarbakır; Mezopotamya'nın kuzeyinde, Dicle nehrinin kıyısında, bazalt alan üzerine kurulmuş tarihi bir kenttir. Kentin ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmese de Diyarbakır İç Kale Amida Höyük'te yapılan kazılarda Hurriler'e ait kalıntılar ortaya çıkmış bu da kentin tarihinin M.Ö. 3 binlere dayandığını göstermektedir. Diyarbakır coğrafi konumu sebebiyle birçok ticari ve askeri yolların yakınında yer almıştır. Geçmişten günümüze önemli idari, ticari, bilim sanat merkezlerden biri olmuştur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu kültürel birikimle kente hâkim olan devletler birçok özgün yapı inşa etmişlerdir. Yoğunlukla Suriçi bölgesinde yer alan; camii, medrese, kilise, han, hamam, konut gibi pek çok anıtsal ve sivil mimari yapı türüne sahip Diyarbakır'da Sur dışında da tarihi yapı stoğu bulunmaktadır. Kamu binaları, kışla, hastane gibi yapılar dışında, Surdışında mevsimlik kullanıma hizmet eden konutlar da / köşkler de mevcuttur. Bunlar kullanımına göre değişen mekan ve konum özellikleriyle önem arz eden bağ köşkleri ve yazlık köşklerdir. Dicle nehri kıyısında yer alan yazlık köşkler; doğaya açık bir yerleşim düzeninde ve hakim rüzgara göre yönlendirilmiş havuzlu yapılardır. Günümüze ulaşan pek çok yazlık köşk yapısından biri olan Ferit Köşkü bu tez kapsamında araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Diyarbakır'ın özgün kültürel mimari miraslarından olan Diyarbakır Ferit Köşkü zamanla bakımsızlık, kötü kullanım, olumsuz çevre koşullarından dolayı korunamamış günden güne ağır hasarlar almıştır. Şahıs mülkiyetinde bulunan ve günümüzde âtıl durumda olan Ferit Köşkü artan tahribat ve vandalizm nedeniyle yok olma tehlikesi altındadır. Diyarbakır köşk geleneğinin önemli örneklerinden biri olan Ferit Köşkü ile ilgili daha önce detaylı bilimsel bir çalışma ve mimari belgeleme yapılmadığı görülmektedir. Bir bölümü yıkılmış durumda olan köşkün yok olmadan belgelenmesi ve koruma kararlarının alınması bu tez çalışmasının ana amacıdır. Bu tez çalışması kapsamında Diyarbakır Ferit Köşkü fotoğraflama ve ölçümler ile belgelendirilmiş ve rölöve çizimleri hazırlanmıştır. Yapıda zaman içerisinde meydana gelen hasarlar ve koruma sorunları tespit edilmiş ve detaylı analizleri yapılmıştır. Yapıya ait eski belgeler ve fotoğraflar, mevcut izler ve karşılaştırmalı çalışma sonucu restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Koruma ilkeleri ve hukuki kabuller doğrultusunda mimari, sosyal ve çevresel öneriler geliştirilmiş; yapı ve çevresi için sürdürülebilir bütüncül bir koruma sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması hedeflenmiştir.
Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi koruma önerisi
Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi, erken Bizans dönemi yapısı olduğundan oldukça önemli bir yere sahiptir. Erken Bizans dönemi plan tipi olan tetrakonch planlı kiliseler grubundadır. İlk yapıldığı dönemde tetrakonch plan tipinde olan kilisenin, günümüze ancak apsis bölümü ulaşmıştır. Kilisenin ayakta kalan tek bölümü olan apsis bölümü; geçirdiği eklemeler, yenilemeler ve onarımlarla şimdiki ana kiliseye dönüştürülmüştür. İbadete ve ziyarete açık olması ve yapının aktif şekilde kullanılıyor olması sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. Diyarbakır'ın önemli kültürel miraslarından biri olan kilise, yerli ve yabancı turistlerin özellikle ziyaret ettiği mekanlardan biridir. Bugüne kadar kapsamlı bir restorasyon projesi hazırlanmamış olan Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi'nin, detaylı çizimlerle belgelenmesini sağlamak, tarihi araştırmalar yaparak özgün niteliklerini belirlemek, geçirdiği değişimleri ve koruma sorunlarını tespit etmek, özgün dokusunun korunması için restorasyon önerisi geliştirerek gelecek nesillere aktarımını ve sürekliliğini sağlamak bu çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmanın, toplumsal bir katkı sağlayarak bundan sonra yapılacak rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ve uygulamaları için öncülük etmesi hedeflenmiştir. Tezin ilk bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi; ikinci bölümde Diyarbakır'da erken Bizans döneminde yer alan kiliseler anlatılmış, bu dönemde yapılan kiliselerin özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Meryem Ana Kilisesi'nin günümüzdeki yerleşim durumu ile mimari özellikleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Yapının mevcut durumunu gösteren "Rölöve" çizimleri yapılmış ve kilisenin yapım tekniği ve malzeme bilgisi verilerek "Malzeme Analizi", yapıda meydana gelen hasarlar detaylı bir şekilde anlatılarak "Hasar Analizi" hazırlanmıştır. Tezin dördüncü bölümünde erken Bizans dönemindeki benzer kiliseler detaylandırılmıştır. Yapının restitüsyon metodolojisi ve restitüsyon kaynakları anlatılmıştır. Yapıdan gelen izler, yazılı ve görsel kaynaklar incelenerek restitüsyon araştırmaları yapılmıştır. Restitüsyon kapsamında Meryem Ana Kilisesi ile benzer kiliseler de araştırılmış, plan tipi açısından karşılaştırma yapılmış ve kapsamlı sanat tarihi araştırması ışığında "Restitüsyon" çizimleri yapılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde restorasyon önerisi sunulmuştur. Yapının çevresel, yapısal ve sosyal etkileri göz önünde bulundurularak restorasyon yaklaşımı anlatılmıştır. Kilisenin restorasyon müdahaleleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu kapsamda koruma önerilerini kapsayan restorasyon projesi hazırlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde genel değerlendirme yapılarak koruma önerileri sunulmuştur.
Diyarbakır Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii restorasyon önerisi
Diyarbakır, eski adıyla Diyârbekir ya da Amid kentinin ne zaman kurulduğuna ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak İç Kale'deki Amida (Virantepe) Höyük'te yapılan araştırmalarda M.Ö. 3. binlerde bölgeye hakim olan Hurriler'e ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Ele geçen bu kalıntılar, Diyarbakır kentinin M.Ö. 3. binlerden günümüze kadar şehir merkezinin değişmeden yerleşim gördüğünü kanıtlamaktadır. Ayrıca tarih boyunca bulunduğu coğrafi konumdan dolayı, doğu-batı ve kuzey-güney kervan yollarının kesiştiği noktada yer alması kenti önemli bir merkez haline getirmiştir. Geçmişten günümüze, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır kenti, çok sayıda kültürel dokunun bir arada var olabildiği birçok toplumu bünyesinde barındırmıştır. Diyarbakır tarihi kent mimarisi içerisinde dini yapılar önemli bir yere sahiptir. Farklı inançların ibadet mekânları olarak inşa edilen çok sayıda yapıyı kent dokusu içinde bir arada görmek mümkündür. Dini mimarinin ana yapıtlarından olan, İslamiyet inancının yayılma ve ibadetlerin gerçekleştirilme mekânı olarak gelişmiş cami ve mescit yapıları Diyarbakır'da önemli bir yer tutar. Diyarbakır Suriçi yerleşiminde günümüze ulaşan 14 adet cami ve 18 adet mescit mevcuttur. Diyarbakır kentinin Araplar tarafından fethedilmesi sonrasında kentteki cami ve mescitlerin çoğu Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Kentte inşa edilen ve günümüze ulaşan 32 adet cami ve mescidin 9'u Akkoyunlu Dönemi eseridir. Çalışma konusu olan Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii bunlardan birini oluşturmaktadır. Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii, Akkoyunlular'ın Diyarbakır kentinin yönetiminde bulundukları dönemde inşa ettikleri cami ve mescitler arasında plan tipi açısından en karakteristik olanıdır. Önemli bir anıtsal dini mimari örneği olan Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii, Diyarbakır Suriçi bölgesi, Alipaşa Mahallesi'nde yer almaktadır. Akkoyunlu Dönemi eseri olan cami plan düzeni açısından Erken Osmanlı Dönemi Tabhaneli (Ters T Planlı) yapıları ile benzerlik göstermektedir. Bu çalışmada; Diyarbakır Hoca Ahmed (Ayni Minare) Cami'nin koruma ve restorasyon önerisi konu edilmektedir. Yapının ölçüm ve fotoğraflamalarla mevcut durumu belgelenmiş, rölöve çizimleri hazırlanmıştır. Zaman içerisinde yapıda meydana gelen hasar ve değişimler tespit edilerek, analizleri düzenlenmiştir. Benzer yapılarla plan, cephe ve yapım sistemi açısından karşılaştırmalı çalışmalar yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, yapıya yönelik arşiv çalışmaları ve rölöve çizimleri doğrultusunda dört dönem restitüsyon analizihazırlanarak restitüsyon projesi oluşturulmuştur. Hazırlanan rölöve ve restitüsyon projesi dikkate alınarak yapının korunmasına yönelik bilimsel koruma yöntemleri ile müdahale kararları geliştirilmiş ve restorasyon projesi hazırlanmıştır. Korunması gerekli taşınmaz bir kültür varlığı olarak Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii'nde sürdürülebilir bir koruma sağlanmalıdır. Bu bakımdan kamuya açık ve sürekli hizmet veren bir yapı olarak Hoca Ahmed (Ayni Minare) Camii'nin özgün işleviyle devam etmesi, korunarak yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bu çalışmanın yol gösterici olması hedeflenmektedir.
Tarihi alanlarda erişilebilirlik: Çanakkale Savaşları Gelibolu tarihi alan müzeleri örneği
Tarihi çevrenin erişilebilirliğini, ziyaret edilebilirliğini ya da kullanılabilirliğini herkes için sağlamak mevcut yapı stokunda yer alan diğer yapılarla karşılaştırıldığında şüphesiz çok daha zordur. Yapıldığı dönemlerde ortalama kullanıcı gruba göre planlanan/tasarlanan ya da inşa edilen bu çevrenin bugün herkes için uygun ya da kapsayıcı olması beklenemez. Mevzuattan tasarıma çok geniş bir perspektifte değer yaratacak ya da değer katacak müdahaleleri gerektirir. Bu çalışma; tarihi çevrenin erişilebilirliğini, ziyaret edilebilirliğini ve kullanılabilirliğini ele alacak ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Müzeleri üzerinden değerlendirecektir. Erişilebilirlik ve koruma kavramlarının yasal düzenlemelerde yer alma ve uygulanma durumları tartışılacaktır. Ele alınan müzeler üzerindeki değerlendirme sayesinde, tarihi çevrede ziyaretçilerin yaşadığı zorluklar ifade edilecek ve engellerin ortadan kaldırılması için uygulanması gereken tedbirler belirlenecektir.
Hergelen meydanı çevre düzenleme ve korumasına ilişkin öneriler
HERGELEN MEYDANI ÇEVRE DÜZENLEME VE KORUMASINA ÎLISKIN ÖNERİLER (YUksek Lisans Tezi) Cigdem Belgin TIPI GAZI ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ocak 1996 ÖZ Bu çalışmada, Ankara kentinin tarihi boyunca geçirdiği değişimlerle birlikte, meydanlar hakkında genel bir araştırma yapılmış ve meydanların kent yaşamındaki önemi vurgulanmıştır. Meydanları oluşturan öğeler belirlenerek bu öğelerin meydan form ve düzenine olan etkileri incelenmiştir. Bu çerçevede TUrkiye Cumhuriyeti 'nin başkenti ve planlı ilk kenti Ankara'nın Cumhuriyet dönemi kentsel gelişimine tanıklık etmiş Hergelen Meydanı 'nın glinUmüzdeki işlevsel durumu ve kente katkısı; Meydanda, Belediye tarafından gerçekleştirilen düzenlemeler de dikkate alınarak yerinde yapılan gözlemlerle belirlenmiştir. Bu süreçte planlı dönemler ile bu dönemler boyunca meydana ilişkin getirilen kararlar ve hazırlanan planlar da incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda yapılan değerlendirmeler ışığında Hergelen Meydanı 'nın yaşatılması ve kent yaşamında yerini, yeniden alabilmesi için öneriler getirilmiştir. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adedi Tez Yöneticisi : Yrd. Doc Dr. Nihal CETÎNTURK
Ankara-Kalecik eski kent dokusunun incelenmesi ve bu dokunun korunmasına yönelik öneriler
Anadolu'da ürettiğimiz sivil mimari eserlerimiz içinde en önemlilerinden biri de evlerimizdir. Son zamanlarda korumaya yönelik çalışmaların artması ve konunun gündeme gelmesi sonucu geleneksel evlerimiz konulu araştırmalarda bir artış görülmüştür. Bu tezin amacı; bir araştırma yapılmamış olan, eski Kalecik evlerinin incelenmesi ve eski kent dokusunun korunmasına yönelik önerilerin getirilmesidir. Çalışmamızda Kalecik'in topografya ve iklim gibi doğal şartları, tarihi, geçmişi ve eski kent dokusu hakkında bilgilere yer verilmiş, bu doku içinde yer alan evlerin mimari özellikleri incelenmiş ve içlerinden yedi ev diğer evlere göre daha özellikli olan yedi ev kataloga alınmıştır. Kalecik evlerinin geleneksel Türk evleri içindeki benzer özelliklere sahip örneklerle olan ilişkisi incelenmiş ve bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adedi Tez Yöneticisi 6010102 Geleneksel Türkevleri, Kalecik, Ankara 119 Yrd.Doç. Dr. Nihal Çetintürk
İstanbul kapalı sarnıçlarının işlevsel dönüşümünün mekansal bağlamda irdelenmesi
Sosyal, kültürel ve mimari açıdan değere sahip tarihi yapıların korunarak gelecek nesillere aktarılması toplumların geçmişine sahip çıkılması açısından önemli bir konudur. Yeniden işlevlendirme doğru kararlar içerdiği takdirde tarihi yapıların korunmaları açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Yapısal olarak ayakta ancak işlevsel olarak kullanılamayan yapıların, kullanım değerinin sürdürülebilmesi için yeniden işlevlendirilmesi gerekebilir. İstanbul'daki sarnıçlar korunması gereken tarihi yapılar arasında, değerli ve önemli bir yapı stoğu oluşturmaktadır. İşlevini tamamen yitirmiş bir yapı grubu olan sarnıçlar, su depolama alanı iken; bilinçli bir yaklaşımla, yeniden işlevlendirilmeleriyle mekânsal açıdan kullanım değeri kazandırılarak koruma altına alınmış olurlar. Tarihsel süreç içinde; iplik atölyesi, meyve-sebze deposu, araç tamirhanesi, çöp depolama alanı olarak bilinçsizce kullanımlarının yanı sıra, günümüzde sirkülasyonun yoğun olduğu biçimde restoran, organizasyon alanı, müze gibi işlevlerle kullanıldıkları görülmektedir. Bu işlevsel çeşitlilik; kültürel, ticari, dini ve diğer işlevlerle kullanılmak üzere sınıflandırılabilir. Bu kullanımlar sarnıçların korunması açısından kimi zaman olumlu kimi zaman ise olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Kültürel işlevle kullanılan sarnıçlar incelendiğinde; toplum yararına olan bu kullanımın mekânsal ve yapısal açıdan doğru sonuçlar oluşturduğu anlaşılmıştır. Buradaki koruma yaklaşımının doğruluğu, yapının özel ya da kamu mülkü olmasından değil, kültürel işlev seçiminin yüksek bilinç düzeyine sahip olmayı gerektirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun aksine ticari işlevle kullanılan sarnıçların yeniden işlevlendirilmesinde uygun işlev seçiminin ekonomik beklentilerin koruma değerinin önüne geçtiğini göstermiştir. Bugün sadece Kambur Mustafa Paşa Cami altındaki sarnıçta karşılaşılan dini işlevle kullanım, kapalı sarnıçlarda bilinçsiz mekân kullanımı sonucunda, özgün mekânsal değerlerin göz ardı edilebileceğini göstermektedir. Bunların dışında tipolojik açıdan özel bir işlev türü oluşturmasa da farklı amaçlarla kullanılan diğer sarnıçlar, bilinçsiz kullanıldıklarında değer kaybına uğrayabilmektedir. Sonuç olarak; yeniden işlevlendirmenin kapalı sarnıçların korunmasında doğru bir yaklaşım olabilmesi için işlev seçimi önemli bir unsurdur. Aksi takdirde, sarnıç yapıları uyumsuz işlev nedeniyle, gerek yapısal gerekse mekânsal zorlamalarla zarar görebilir. Bundan dolayı doğru işlev seçimi bilinçli bir koruma yaklaşımı ile birlikte gerçekleştirildiğinde, tarihi yapılar kullanılarak korunmuş olacaktır.
UNESCO dünya mirası alanlarında koruma ve alan yönetimi stratejileri: Letoon yönetim planı ve çevre düzenleme önerisi
Araştırmaları 1962 yılında başlanan Letoon, 1988 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, Türkiye'de Üstün Evrensel Değer taşıyan arkeolojik alanlardan biridir. Alan, Likya ve sonrasında Batı mimarisine olan etkisi ile bilinmektedir. Son yıllarda alanların uluslararası önemini korumak amacıyla, Dünya Mirası Komitesi miras alanları için beş yıllık yönetim planları hazırlanmasını zorunlu kılmıştır. Alan yönetim planı, alanın mimari, arkeolojik, tarihi ve kültürel varlıklarının korunması ve geliştirilmesi için bir çerçeve tanımlamaktadır. Bu tez çalışması, Letoon'un 1988'den beri sahip olmadığı yönetim planı için gerekli verileri toplayarak ve analiz ederek alanın korunması ve sunumu metodolojisine odaklanmaktadır. Bu çalışmada, Letoon Yönetim Planı önerisi için bir alan sınırı belirlenerek ve üç aşamada incelenmiştir. Letoon Kutsal Alanı ve çevresi ölçeğinde belirlenen yönetim alanı için koruma, yorumlama, sunum ve sürdürülebilir turizm yaklaşım önerileri getirilmiştir. İlk olarak, ulusal ve uluslararası platformlara erişim sağlanarak koruma, sunum ve ziyaretçi politikaları geliştirilmiştir. İkinci olarak, arkeolojik alan ve mevcut yerleşimlerin sorunlarını çözmeyi amaçlayan vizyona göre stratejiler tanımlanmıştır. Son olarak, turizm amaçlı kullanım ve dönüşüm kararlarının ardından alanın faaliyetleri için bir eylem planı hazırlanmıştır. Bu kapsamda, Letoon'un mevcut çevre düzenleme projesi revizyonunun yapılması önerilerek, sit alanı içinde yer alan, yeniden işlevlendirilecek eski köy evlerine ait bir mimari program geliştirilmiştir.
Mimari koruma ve yeniden işlevlendirme kavramı, Konak Pier örneği
Günümüzde gelişmiş toplumlar kültürel miras olarak kabul edilen ve geçmiş yılların yaşamını, mimari teknolojilerini temsil eden yapıları korumayı bir zorunluluk olarak görmektedir. Koruma kavramı da zaman içerisinde gelişerek tek yapı ölçeğinden kentsel doku ölçeğine kadar farklı mesleki uzmanlık alanlarını ilgilendiren bir uğraşı alanı haline gelmiştir. Çağdaş koruma anlayışı kültür varlığı olarak kabul edilen yapıların tüm mimari, teknolojik ve artistik ögelerini koruyarak olabildiğince özgün olarak gelecek kuşaklara aktarılmasını öngörmektedir. Zaman içerisinde değişen yaşam koşulları ve teknolojik ilerlemeler pek çok kültür varlığı niteliğinde ki yapının özgün işlevinin sürdürülememesi ve yapıların terk edilerek işlevsiz kalması durumunu oluşturmuştur. Bununla beraber yapıların korunurken herhangi bir toplumsal faaliyete tahsis edilerek yaşatılması ise ana hedefler arasındadır. Bu durumda özgün işlevlerini yitiren yapıların yeniden işlevlendirilmeleri de koruma- restorasyon çalışmalarının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Bugün ülkemizde pek çok arkeolojik ve tarihi yapı işlevsiz ve atıl durumdadır. Bu yapı stoğunun içinde 19. Yüzyıla ait çok sayıda erken dönem endüstri yapısı ile birlikte kamu yapısı da bulunmaktadır. Son yıllarda bu yapılardan bazılarının restore edilerek üniversite, okul, müze ve A.V.M. gibi işlevlere tahsis edilmiş olduğu görülmektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan bilimsel çalışmalar sayıca son derece az ve yetersizdir. Yukarıdaki gerekçeler doğrultusunda yeniden işlevlendirme uygulamalarının irdelenmesi amacıyla bu tez çalışması kapsamında Osmanlı Döneminde inşa edilen ve günümüzde Konak Pier A.V.M. olarak bilinen Fransız Gümrük binaları yapı grubu ele alınmıştır. Burada takdim edilen çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak mimari koruma kavramı ve gerekliliği, ikinci bölüm Konak Pier Yapı Grubu'nun tarihi gelişimi ve mimari analizini, üçüncü bölüm yapı grubuna yönelik fiziki müdahalelerin analizini, dördüncü bölüm yeniden işlevlendirme çalışmaları ile gerçekleşen müdahalelerin yapı grubuna olan etkisinin değerlendirilmesini kapsamaktadır. Son bölümde de Konak Pier Yapı Grubu'na yönelik yeniden işlevlendirme çalışmasının sonuçları ve gelecekte ki olası uygulamalara yönelik önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Koruma, Yeniden İşlevlendirme, Konak Pier Yapı Analizi, Özgünlük
New buildings in historical environments
Ill ABSTRACT In this study the historical development of the fact of the new buildings in the historical environment has been searched, and the samples have been evaluated. The benefits of the development of the historical environment by conserving to the society have been explained, and some methods have been defined. In Chapter I the concept of historical environment conservation has been defined, and the reasons of deformation have been determined by searching the basic elements. The variety of the historical environment as of condition and scale and types of conservation have been stated. The contribution of the evaluation of the historical urban by conservation to current architecture has been discussed. The development of these environments have been studied in the historical proces botyhon the world and in Turkey. Starting from Egypt, the places of the first efforts on the conservation of the historical environment on the world, the studies done on this subject in Mesopotamia, Aegean Civilization and Rome have been explained. The developments in Europe during Renaissance have been searched, and the conservation acts developed in Italy, France and England have been provided. The conferences, regulations and legal arrangements in Europe after the 19th century on the subject have been determined, and their contents have been explained. The concept of the historical environement conservation in Turkey has been evaluated in three sections as The Ottoman Empire, the 20th century and The Republic Period. The transfer from the single building conservation to environmental conservation has been explained. The missing points on the conservation of the historical environment, The problems in the application and developed acts have been explained. The succesful samplesIV of environmental conservation have been explained and the positive sides have been defined. The new building samples constructed in the historical environments both on the World and in Turkey have been evaluated in Chapter II. These samples have been selected among the ones got the highest public attention and caused discussions. More simple samples included historical environment with modesty have been also mentioned. Besides these samples without a meaning related to the historical environment, not increasing its value but decreasing the effects of the facades of the historical buildings by shading them also been included. These samples have been handled in two sections as in the historical environment and adjacent to the historical building / annex. The samples mentioned in Chapter II have been evaluated, and their design approaches have been compared in Chapter III. Buildings have been grouped according to their styles, but not strictly, and the different sides of the buildings in the same groups have been discussed. The new building approaches in the historical environment places in the history of architecture have been mentioned briefly. Some criteria for the new buildings to be constructed in the historical environment have been prepared, the required and unwanted approaches according to the type of pattern have been determined. The required studies for the living of the old and new together harmony and expressing the historical buildings on the new buildings by a contemporary language have been told. The required studies of the local managements, conservation committes and chambers of architects on the subject of the new buildings in the historical environments have been defined. The conserved historical settlement centers in Turkey have been evaluated from the conservation reconstruction plans and construction conditions aspects. The importance of the formation of the urban image containing both the new and old dimensions together in public for constructing qualified new buildings in the historical environment has been emphasized. By the suggested studies on the cultural organization, consiciousness and image creation the thesis has been concluded.
Konuttaki işlevsel değişimin tarihi çevrelerin korunmasında oluşturduğu güçlükler ve çözüm önerileri Ortahisar örnek çalışması
ÖZET KONUTTAKİ İŞLEVSEL DE?İŞİMİN TARİHİ ÇEVRELERİN KORUN MASINDA OLUŞTURDU?U GÜÇLÜKLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: ORTAHİSAR ÖRNEK ÇALIŞMASI Toplumumuzda koruma kavramının giderek önem kazandığı, geleceğe kültür aktarımı konusunda son yıllarda önemli a- dımlar atıldığı bilinmektedir. Ancak, tüm bunlar gerçekleşirken yaklaşımın çoğunlukla görsel düzeyde ele alındığı, toplumun geçirdiği kültürel değişim gözardı edildiği için yapıların bu değişime koşut olarak yaşayanlar tarafından günümüz koşullarına uyumlandı- rıldığı ve bunun gerçekte bir zorunluluk olduğu unutulmak tadır. Bu çalışmanın özünde, yaşanan değişimin mekânlara u- yuralandırılması ve koruma yaklaşımlarında bu durumun değer lendirilmesi gereği yatar. Tez çalışması beş bolümden oluşmaktadır. Giriş bölümü olan birinci bölümde çalışmanın içeriğine ve korumaya iliş kin genel sorunlara değinilmektedir. İkinci bölümde koruma yaklaşimlarındaki fiziksel ve sosyal sorunlar bir alan ça lışmasıyla ortaya koyulmakta, üçüncü bölümde ise kültürel değişim kavramlarına bağlı olarak mekâna yansıyan sorunlar irdelenmektedir. Dördüncü bölümde ilgili yasa ve yönetme likler ele alınmakta, benzer uygulamalar tartışılmaktadır. Sonuç ve yorumlarda, koruma anlayışının bu çalışmada ele alındığı gibi, kullanıcı katılımı ile gerçekleşmesi ge rektiği belirtilmektedir. Tez, buna yönelik bir program o- luşturularak sonuçlandırılmıştır. Oluşturulan koruma mode li, detaylı bir saptama ve analiz çalışmasıyla koruma ala nında bütüncül bir yaklaşım sağlamayı amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler : tarihi çevre koruma, kültürel değişim, işlevsel değişim, fonksiyonel eskime.
Dünya mirası korunmasında alan yönetimi: Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçesi örneği
En temel tabiriyle alan yönetimi; sınırları beşerî veya doğal yollarla belirlenmiş bir bölgeyi çekip çevirme, idare etmek için alınan tüm kararları ve tedbirleri ifade eder. Alan yönetimi teriminde en etkili ve yol gösterici kuruluş UNESCO olmuştur. Kültürel miras unsurlarının koruma altına alınmasından sonra yaşanabilecek tahribat ve sorunların önüne geçmek maksadıyla alan yönetimi yaklaşımı ortaya çıkmış ve korunacak bölgenin belirli bir plan ve düzen dahilinde korunması amaçlanmıştır. UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin ilgili maddesinde de alan yönetimine özel bir vurgu yapılmış ve Dünya Mirası Listesi'nde yer alabilmek için temel şartlardan biri olarak ilgili bölgenin alan yönetimi planına sahip olması istenmiştir. Bu çalışmada Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne adaylık süreci ve hazırlanan alan yönetimi planı ele alınarak, Diyarbakır özelinde hazırlanan alan yönetimi planıyla, seçilen üç farklı alanın yönetim planı karşılaştırılmıştır. Diyarbakır Alan Yönetimi Planı ve örnek olarak seçilen Edirne Selimiye Camii Külliyesi, Efes ve Arslantepe yönetim planları hazırlanırken sürece dahil olan kurum, kuruluş ve aktörler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Ayrıca kültürel miras yönetiminde alan yönetimi planlamasında öne çıkan unsurlar araştırılıp, bu çalışmada ele alınan farklı kültürel miras değerlerine sahip alanlar için hazırlanan yönetim planlarında ortaklaşan unsurlar ve farklılıklar incelenmiştir. Son olarak alan yönetimi planlarının hazırlanmasında öne çıkan, etkili olan, süreci yöneten/yönlendiren kurum, kuruluş ve aktörlerin nitelikleri araştırılarak bu süreçte yer alan kurum, kuruluş ve aktörler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir.
Tillo tarihi mezarlık alanı konservasyon-restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarının inanç turizmine kazandırılması
Siirt ilinin altı ilçesinden biri olan ve şehir merkezine 9 km. uzaklıkta bulunan Tillo, kuzeyde Şirvan, güneyde Eruh, batıda Siirt Merkez ilçe ile komşudur. Bu tez, Tillo Tarihi Mezarlığı'nın inanç turizmine kazandırılması için alanda yapılan konservasyon-restorasyon ve çevre düzenleme çalışmasıdır. 2020 yılı kazı sezonu çalışması 2018 ve 2019 yıllarında eksik bırakılan çalışmaların devamı niteliğindedir. Öncelikle mezarlık alanında temizlik çalışması yapılmıştır. Alandaki devşirme taşlar yeniden numaralandırılmış; nitelikli devşirme taşlarının ait oldukları mezarların tespiti yapıldıktan sonra bu taşlar, restorasyon ilkeleri ve koruma kurulunun izni doğrultusunda yapılan restorasyon yöntemleri ile bir araya getirilerek sağlamlaştırılmıştır. Mezar taşlarında oluşan biyolojik (liken) ve kimyasal (kararma) bozulmaların temizliği, mekanik ve kimyasal yöntemlerle sağlanmıştır. Mezar taşlarında oluşan çatlaklar harçla kapatılmış, mezar taşında eksik olan kısımların dolgusu kireç taşı ve harçla sağlanmıştır. Ayrıca mezarlık alanda iç duvar yapılmış, set duvarın da derz dolgusu işlemi yapılmıştır. Mezarlık alanın 2020 yılında tamamlanan restorasyon çalışmalarına, 2021 yılındaki çevre düzenleme çalışmaları da eklenerek Tillo Tarihi Mezarlığı inanç turizmine kazandırılmıştır