Instructors
387 theses under this subject heading
Akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkide çok kültürlü eğitim tutumunun aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının aracı rolünü belirlemektir. Araştırmanın evreni, 2024-2025 akademik yılında üç kamu üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında görev yapan akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi bu üç kamu üniversitesinden 550 akademisyenden oluşmaktadır. Örneklem basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için Kültürlerarası Farkındalık Ölçeği, Kültürlerarası İletişimsel Yeterlik Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Tutumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 27 programı ve aracılık analizi bu programa eklenen SPSS Makro PROCESS v4.2 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri betimsel analiz (aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik vs.), parametrik fark analizleri (ANOVA, Bağımsız Örneklemler t-Testi) ve Hayes'in aracılık model tekniklerinden model 4'ü ile analiz edilmiştir. Bulgular, kültürlerarası farkındalık ve kültürlerarası iletişimsel yeterlik arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Analiz sonuçları, çokkültürlü eğitim tutumunun bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermiştir. Araştırmanın sonuçları, akademisyenlerin kültürlerarası yetkinliklerinin geliştirilmesine yönelik çabalarda, kültürlerarası farkındalık, kültürlerarası iletişimsel yeterlik ve çokkültürlü eğitim tutumu gibi bileşenlerin bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir.
EFL instructors' digital technology perceptions, motivation, and job satisfaction levels in emergency remote education
The present study investigated EFL instructors' digital technology integration, motivation, perception and job satisfaction levels regarding SAMR Model in the Emergency Remote Education (ERE) process caused from Covid-19 pandemic. The study was employed at 20 universities in Türkiye, and 162 female and 81 male EFL instructors participated in the quantitative study, and 14 of them participated in the qualitative part via convenience sampling method. A mixed-method explanatory research design was employed. Quantitative data was collected via online questionnaires, and qualitative data was collected via semi-structured interviews, reflection journals, and open-ended resposes. Descriptive Statistics, Pearson Correlation Analysis, Hierarchical Multiple Regression, Anova, and Content analysis methods were utilised. The results discovered that EFL instructors' digital technology integration levels circulated around the Substitution and Modification levels, and instructors were neither motivated nor satisfied with teaching online during the ERE. It was revealed that there was not a significant relationship between instructors' digital technology integration levels and their motivation and job satisfaction levels. Multiple Hierarchical Regression results showed that instructors' gender, background education, and online teaching experiences have a siginificant relationship with their digital technology integration levels, age and seniority do not have. The findings pointed that instructors' digital technology integration practices were rendered mainly because of passive students and insufficient infrastructure. To ensure a sustainable education, educational bodies are recommended to strengthen infrastructure, and develop regular Professional Development Units to meet the addressed gap of the instructors' insufficient background education and online teaching experiences with the upgraded methods.
Emergency remote teaching: EFL instructors' technological pedagogical content knowledge and satisfaction with teaching online
The present study aimed at investigating Turkish EFL instructors' perceived level of Technological Pedagogical Content Knowledge (TPACK) and satisfaction with teaching online in an emergency remote teaching context. A total of 205 instructors of English working at universities located in Turkey participated in the study. A mixed-method approach was used for data collection in which both quantitative and qualitative methods were used. Quantitative data were collected through the Online Faculty Satisfaction Survey (OFSS) and the TPACK-EFL scale. Qualitative data were gathered through semi-structured interviews with the instructors who were determined based on voluntariness. The findings showed that the general TPACK of the participants in this study was relatively high and they evaluated their CK as the highest and their TPACK as the lowest. It was also revealed that the mean scores related to non-technological knowledge domains of TPACK were significantly higher than the mean scores related to technological domains. Instructors who participated in this study were not very satisfied with teaching online in general, which stemmed mainly from student-related factors such as low motivation, participation, and attendance levels of students in online courses, lack of face-to-face contact and interaction with students, lack of technological equipment and internet connection problems. And lastly, it was found that instructors' level of TPACK could predict their satisfaction with teaching online. The findings of the present study have several important implications for language educators' TPACK, its implementation in both online and face-to-face education, and the improvement of online education practices in Turkey.
Üniversitelerin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliği
Araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin yükseköğretimin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörüsünü gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliğine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında URAP sıralaması temele alınarak alt, orta ve üst grupta yer alan üç devlet üniversitesindeki eğitim ve tıp fakültelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde 278 öğretim elemanı ve 855 üniversite öğrencisinden, nitelde ise 31 öğretim elemanı ve 21 üniversite öğrencisinden görüş alınmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretim Elemanlarının Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği", "Yükseköğretimin Topluma Hizmet ve Bilimsel Araştırma Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" ve "Üniversite Öğrencilerinin Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" olmak üzere üç ölçek üzerinden toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda üç üniversitenin öğretim elemanlarının yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme grupleri ve görüşleri belirlenmiştir. Öğretim işgörüsünde üniversite ve fakülte temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı fark oluştururken, üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerinde ise fakültenin temel etkisi üç farktörde anlamlı fark göstermezken, üniversitenin temel etkisinin iki faktör için anlamlı fark gösterdiği, tek faktör için anlamlı fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise üç faktör içinde anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Üniversitelerdeki öğrencilerinin yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim işgörüsünü gerçekleştirme grupleri ve görüşleri de ortaya konulmuştur. Üniversite öğrencilerine göre öğretim işgörüsünde üniversitenin ve fakültenin temel etkisinin iki faktör için istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise sadece rehberlik hizmeti ve öğrenci gelişim seviyesinin değerlendirilmesi faktöründe istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür.
İngilizce dil becerilerinin çevrimiçi edinimi: Hazırlık sınıfı öğrencileri ve öğretim görevlileriyle bir çalışma
Uzaktan eğitim, öğrenme-öğretme faaliyetlerinin, öğreten ve öğrencinin birbirinden uzakta oldukları bir ortamda gerçekleştirildiği bir eğitim sistemidir. Uzaktan eğitimin öğretmen ve öğrencinin farklı yerlerde olduğu ve internet tabanlı uygulamalarla yapıldığı biçimine çevrimiçi öğretim adı verilmektedir. Araştırmanın amacı yabancı dil öğretiminde İngilizce dil becerilerinin (okuma, yazma, dinleme, konuşma) çevrimiçi (uzaktan) öğretim uygulaması aracılığı ile edinimine yönelik hazırlık sınıfı öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin genel görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada durum çalışması deseni benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 akademik yılında bir vakıf üniversitenin Hazırlık Eğitimi Biriminde çevrimiçi öğretim yolu ile öğrenim gören hazırlık sınıfı öğrencileri ve çevrimiçi uzaktan öğretim uygulamasında görev alan öğretim görevlileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri veri üçgenlemesi tercih edilerek oluşturulmuş; araştırmada veriler odak gruplarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, katılımcılara uygulanan yansıtma formu ve gözlem ile üç veri kaynağından elde edilmiştir. Bu çalışmanın verileri Miles-Huberman analiz veri çözümleme adımları kullanılarak analiz edilmiş ve ulaşılan bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları aşağıda özetlenmiştir: 1. Hazırlık sınıfı öğrencileri ve öğretim görevlileri İngilizce dil becerilerini çevrimiçi edinmeye yönelik her bir beceri için olumlu ve olumsuz görüşlere sahiptir. 2. Yabancı dil becerilerinin çevrimiçi edinimine yönelik öğrenci görüşleri büyük ölçüde olumsuzdur; öğretim görevlilerinin görüşleri büyük ölçüde olumludur. 3. İngilizce dil becerilerinin çevrimiçi ediniminde öğrenciler için en güçlü beceri yazma becerisi, en zayıf beceri konuşma becerisi iken öğretim görevlileri için en güçlü beceri okuma ve en zayıf beceri konuşma becerisidir.
Novice and experienced EFL instructors'technology use and pedagogical skills in virtual classrooms: A case study in a foundation university
Teaching is a demanding process requiring the combination of multifarious skills. Since classroom management skills and competence in technology are vital for teachers, several studies focusing on the challenges regarding these issues have been conducted in traditional face-to-face educational settings. However, instructors' technological and pedagogical skills in virtual classrooms and depending on their teaching experience, how they use these skills differently is still unclear. This study examines EFL instructors' use of technological and pedagogical skills in virtual classes by focusing on the problems they face regarding these skills and their solutions for the problems. It also investigates the relationship between instructors' demographics and their pedagogical and technological skills in virtual classrooms by adopting a mixed-methods research design including qualitative data acquired through one-to-one interviews and quantitative data obtained using a questionnaire. It includes 50 instructors from a private university's prep school. The findings demonstrate there is not any significant difference among the instructors varied in teaching experience in applying technological and pedagogical skills in virtual settings. On the other hand, the instructors whose field is ELT differ from the ones in the different fields by overperforming in technology use. Accordingly, the courses involving practices about technological and pedagogical skills might be integrated into every field's curriculum for teacher candidates, to promote using those skills more competently. Decision-makers can provide in-service and pre-service programs to develop instructors' and prospective teachers' technological literacy in online language education. Since the study's participants are limited, it would not be accurate to generalize the findings.
English language instructors' perceptions of intercultural communicative competence in a multicultural context: A suggested model
With the improvements and developments brought about by the globalization, intercultural communicative competence has been gaining more interest and importance. As in all communicative activities, language, especially the foreign language, plays an essential role in intercultural communication. Intercultural communicative competence has been recognized by Common European Framework of Reference for Languages along with foreign language teaching curricula and textbooks. In this phenomenological study, it is aimed to document and study the experiences and perceptions of instructors teaching English abroad regarding the culture and intercultural communicative competence (ICC), and the place and application of these in the foreign language education. Mixed method data collection process is used in this study; a questionnaire, a scale, semistructured interviews and focus group interviews are used to collect data from 64 participants. Descriptive statistics and thematic analysis are used to process the data through the guidance of preexisting ICC models. Analysis of the data indicates associations and concepts overlapping with preexisting models of ICC, along with new insights on components of ICC and requirements of ICC development for English language instructors working in a multicultural context. Findings reveal participants insights about possible modifications to the existing ICC models, and the essential components of training programs for ICC development.
Eğitim yönetimi öğretim elemanlarının alanın bilgisine dair epistemik inançları
Bu araştırmanın amacı, Eğitim Yönetimi öğretim elemanlarının alanın bilgisine dair epistemik inançlarını nitel yollar ile derinlemesine inceleyerek keşfetmektir. Çalışma nitel desenlerden betimleyici fenomenoloji deseni ile düzenlenmiş ve araştırmada yüz yüze bire bir görüşmeler aracılığıyla katılımcılara birtakım yarı yapılandırılmış sorular iletilmiştir. Anılan katılımcılar, 2018-19 Akademik Yılı ilk yarıyılı itibariyle Ankara ilinde yer alan 3 devlet üniversitesindeki Eğitim Yönetimi Bilim Dalında görev yapmakta olan toplam 29 öğretim elemanının oluşturduğu çalışma grubudur. Elde edilmiş olan araştırma sonuçları ile ilgili öğretim elemanlarının, alanın bilgisine ilişkin özgün epistemik inançlara sahip oldukları ortaya çıkarılmış ve bu durumun araştırma uyarınca kendilerinin bilginin imkânı, doğruluğu, gerekçelendirilmesi ve sınırlarını değerlendirirlerken etkili olduğu izlenmiştir. Ayrıca katılımcıların eğitim yönetimi alan bilgisi yönünden kişisel epistemolojileri incelendiğinde, ortak birtakım epistemik inançları benimsemiş oldukları da görülmüştür.
An analytic approach to English language instructors' scoring differences of writing exams
This study investigated scoring results of writing exams assigned by raters so as to see how consistent and reliable scores can be acquired focusing on raters' individual scoring results and different raters' scoring results for similar written performances. Writing assessment is away from clear-cut answers, consequently, ensuring objectivity in scores has always been longed for. Various studies have been conducted to achieve this. The current study primarily aimed at discovering all factors affecting the scoring process in order to avoid variance in scoring results. For this, in a state university in Ankara, using 3 techniques- questionnaire, think aloud and interview-, data was collected and the research was conducted with 15 ELT instructors teaching at the School of Foreign Languages chosen by convenience sampling and 25 ELT instructors participating in the questionnaire. A mixed method research design was employed. For the quantitative findings, SPSS Kruskal Wallis and Mann-Whitney U tests were used and insignificant results were gathered, whereas quantitative results provided by percentages were quite significant. As for the qualitative findings, the analysis clearly illustrated that there are factors mainly like rater effects, rubric use, scoring styles, prioritized and ignored criteria, experience in teaching, comparing performances, failing to adapt to the level to be considered, and institutional goals causing both inter-rater unreliability and intra-rater unreliability. To obtain consistent results, using rubrics with well-defined criteria and categories, consultation and feedback, standardization meetings, frequent workshops can be pursued in addition to benchmarking and multiple scoring and future ELT instructors can be guided accordingly.
İşkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Hukukçular ve öğretim elemanları üzerinde bir saha araştırması
Bu çalışmanın temel amacı işkoliklik ile işkolikliğin alt boyutları olan çalışmaya güdülenme, çalışmayabağlılık ve çalışma zevk ile tükenmişlik arasındaki ilişki ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma vebireysel başarı ile işkoliklik arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Bu amaçla araştırmanın evreni olarak İstanbul Avrupa yakasında çalışan avukatlar ile İstanbulÜniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanları arasında belirlenenevrenden örneklem seçilerek, araştırma da veri toplama yöntemi olarak anket formundan, Spence veRobbins tarafından geliştirilen işkoliklik envanteri ile Maslach tarafından geliştirilen maslachtükenmişlik envanterinden yararlanılarak veriler toplanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde işkoliklik ile tükenmişliğin genel kavramsal çerçevesi açıklanırken ikincibölümünde yöntem kısmına yer verilerekişkoliklik ile tükenmişlik üzere yapılan saha çalışmasıaçıklanırken üçüncü bölümünde bulgular doğrultusunda işkoliklik ile tükenmişlik tartışılarak kaynakçave ekler verilmiştir.Örneklemin demografik değişkenlere göre işkoliklik ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek,işkoliklik düzeyindeki artışın tükenmişliği bir bütün olarak artırdığı aynı zamanda tükenmişliğin altboyutu olan duygusal tükenmişliği, duyarsızlaşmayı ve bireysel başarıyı artırdığını ayrıca çalışma zevki,çalışmaya güdülenme ve çalışmaya bağlılık ile tükenmişlik arasında doğrusal bir ilişkinin olduğunu göstermiştir.
Örgüt kültürü ve örgüte bağlılık arasındaki ilişki: Öğretim üyelerine yönelik bir uygulama
"Kültür" ve "bağlılık", son yıllarda örgütlerin üzerinde en sık durdukları konular arasında yer almaktadır. Bunun nedeni sürekli gelişen ve değişen dünyadaki rekabet ortamı içinde örgütleri daha fazla kar ve pazar payı için diğerleriyle yarışmaya zorlarken aynı zamanda insan kaynaklarına daha fazla önem vermeye ve yatırım yapmaya, diğer taraftan da mevcut işgücünden azami ölçüde yararlanmaya yönlendirmektedir. Bu durumun sağlanabilmesi içinde örgüt çalışanlarında oluşacak, "örgüt kültürü" ve "örgütsel bağlılık" ile ilgili algıların önemini de artırmıştır. Bu tez çalışmasında; "örgüt kültürü" ve "örgüte bağlılık" arasındaki ilişkiyi bir vakıf üniversitesi açısından inceleyerek, örgüt kültürü ve örgütsel bağlılığın insan kaynaklarının çok önemli olduğu eğitim kurumları açısından önemini vurgulamaktadır. Bu amaca uygun olarak çalışmada, önce örgüt kültürü ve örgütsel bağlılığın kavramsal çerçevesi ele alınmakta, daha sonra bir vakıf üniversitesinde çalışan akademisyenler ile yürütülen anket çalışmasında elde edilen veriler ile bu kavramlar arasındaki ilişki değerlendirilmektedir.
In-service education and training needs of instructors working in the accreditation process at vocational qualification test centers
Progression in education is achievable through well-educated teachers, and teacher training can be achieved by well-planned in-service vocational training. In this research, in-service training needs analysis questionnaires were performed on 99 instructors who seek to be assigned in vocational exam center accreditation process. As a result of the assessment of these questionnaires, it was concluded that nearly all instructors have in-service training needs directed at improving their performances. ANOVA analysis was used to assess whether the acceptance level for Important Factors in Training Needs changed depending on the education level. According to the results of the analysis, the importance of the training in terms of "knowing the job description and responsibilities of the organization where the individual will be assigned in Vocational Test Center" has shown differences depending on the education level (F=3.584; p<0.05). When mean values of significance level for almost all statements were examined depending on the training status of participants, it was determined that post graduates agreed that trainings are important at a higher ratio in comparison to other groups. Cronbach Alpha confidence coefficients were calculated to estimate the confidence level of exploratory factor analysis (AFA) in order for determining the Structure Validity and Confidence Analysis of in-service training needs questionnaire. Exploratory factor analysis method was used for statistically determining the structural validity of the questionnaire. Firstly, Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) and Bartlett tests were performed to understand whether the questionnaire was compatible for factor analysis. KMO coefficient was calculated to test the sample size. According to the analysis result, statistically significant difference was determined for evaluation of the first aspect of the training needs among instructors with different training levels, however, no significant difference was revealed for the evaluation of the second aspect of training needs. No significant difference was detected at the second aspect of the training needs questionnaire as there were only trainings related to assessment and evaluation, and the instructors participated in this questionnaire had already attended these trainings. According to the TUKEY test results, which was performed to determine the group that caused difference in evaluation of first aspect of training needs, individuals with associate or bachelor's degrees showed the least acceptance level for the first aspect of the training needs, whereas post graduates showed the highest acceptance level. As a result of this, 15 instructors randomly selected among 30, were given 75-hour long training in 2014-2015. At the end of their training " Evaluation Form for In-service Education and Training (EF INSET)" was conducted and results for Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, General Assessment were presented. Through open ended and Likert-scale questionnaires, observable progression was shown for the benefits of in-service training, Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, and General Assessment criteria. Performance Evaluation Form for Instructors who have participated In-service Education and Training were filled, demo exams were executed, and technical experts completed performance assessment forms 30 instructors assigned in accreditation process of vocational test center; as a result of the questionnaires, differences between trained and untrained were presented. Performance form of untrained instructors and demo exams were reviewed by technical experts and it was determined that untrained instructors failed to properly achieve exam and documentation processes as they lack knowledge about 17024 accreditation process, don't posses necessary information about National Occupational Standards and not familiar with procedures and presses of Vocational Test Center; therefore, it was planned to provide in-service training to untrained instructors within 2016. The results of Wilcoxon test, which was performed to compare scores of pre- and post-training knowledge and skill-based performance items in the test group, are given in research. According to the analysis results, post-training scores for all knowledge and skill-based performance items have shown statistically significant increase when compared to pre-training scores (<0.05). Accordingly, the in-service training conducted has increased the knowledge and skill-based performance of instructors. Mann Whitney test was performed to compare pre-training knowledge and skill-based performance item scores of the control group and post-training scores of the test group and as a result, post-training knowledge and skill-based performance scores of the test group were statistically shown to be significantly higher than pre-training scores of the control group. According to performance assessment, when pre- and post-training performance assessments compared and demo exams conducted before and after the training were reviewed by technical experts, major differences were determined. Therefore, the obligation to receive these training raised in order for all instructors, wanting to take part in the accreditation process of Vocational Test Center, to conduct the accreditation process in healthy, proper, reliable and objective way and in conformity with the standards. In-service education and trainings are recommended for all current Vocational Test Centers and other exam centers planned to be established in the coming years in order for documentation processes in Turkey to be conducted according to these standards. Key Words: In-service education and training, Vocational Test Center, Accreditation Process, National Occupational Standard
Akademik personelin tükenmişlik açısından değerlendirilmesi ve iş doyumuna yönelik bir araştırma
Tükenmişlik duygusunun ya da tükenmişliğe etki eden iş doyumu faktörünün insanlara yönelik hizmet sunan mesleklerde daha yoğun yaşandığı bilinmektedir. Özellikle eğitim sektöründe çalışan bireylerin mesleki tükenmişliklerinin incelenmesi birçok araştırmaya konu olmuştur. Akademik personelde de sıklıkla görülen tükenmişlik sendromu, akademik personelin iş performansını düşürüp, iş ve yaşam doyumunu olumsuz yönde etkilediği gibi genel çerçeveden bakıldığında toplum içinde bedeli ağır olabilmektedir. Bu çalışmada 2016-2017 eğitim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'nde yoğun ve stresli iş ortamında çalışan akademik personelin mesleklerindeki tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri incelenmiş ve aralarındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapmakta olan 118 akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi seçilmiş, katılımcıların tükenmişlik düzeylerini ölçebilmek için Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI) ve iş doyumu düzeylerini belirlemek amacıyla Minnesota İş Doyum Ölçeği (MSQ) sorularından oluşan toplam 42 soruluk bir anket uygulanmıştır. SPSS 21 programı kullanılarak güvenirlik (Cronbach's alpha), tükenmişlik ve iş doyumu anketlerinin alt boyutları arasındaki anlamlı farkı tespit etmek için Ki-kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; akademik personellerin mesleklerini sevmelerine rağmen kendilerini duygusal olarak tükenmiş hissettikleri gözlenmiştir. Çevresel faktörler bakımından memnun olsalar da, maaşların beklentilerinin altında olması ve yoğun iş temposu strese ve tükenmişliğe neden olduğu görülmüştür.
Üniversite öğretim elemanlarının kendilerinde algıladıkları stres düzeyi ile depresyon semptomlarının ilişkisinin incelenmesinde duygusal şemalar, üstbilişsel şemalar ve fonksiyonel olmayan bilişlerin aracılık rolünün karşılaştırılması
Mevcut çalışmanın amacı öğretim elemanlarının kendilerinde algıladıkları stres düzeyi ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel, üstbilişsel ve duygusal şemalarının aracılık etkilerini incelemektir. Çalışma örneklemini farklı üniversite ve disiplinlerden olan 409 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Algılanan Stres Ölçeği, Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği, Üstbiliş Ölçeği, Duygulara İlişkin İnançlar Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve çalışmacı tarafından, demografik verileri saptayabilmek için oluşturulan demografik form kullanılmıştır. Araştırmada oluşturulan modeller Lisrel 8.80 paket programında Yapısal Eşitlik Modellemesi ile test edilmiştir. Çalışmada algılanan stres düzeyi ve depresyon düzeyi arasında şemaların aracılık rollerine ilişkin farklı modeller oluşturulmuştur. Test edilen ilk modelde, stres ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkide bilişsel ve üstbilişsel şemaların aracılık rollerine bakılmıştır. Ki-kare farklılık testleri sonucunda, stres ile bilişsel şemalar arasındaki ilişkide, üst bilişler üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Modele göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişlerin kısmi aracılık etkisinden söz etmek mümkündür. İkinci modelde, bilişsel şemalardan üstbilişsel şemalara bir yol atandığında; ki-kare farklılık testleri sonucunda, bilişsel şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişler üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişlerin; stres ile üst bilişler arasındaki ilişkide bilişsel şemaların kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmektedir. Karşılaştırılan üçüncü modelde stres ve depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemalar ve bilişsel şemaların aracı rolleri ele alındığında ki-kare farklılık testleri sonucunda, bilişsel şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide, duygusal şemalar üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemaların kısmi aracılık etkisi olduğu, benzer şekilde, stres ile duygusal şemalar arasındaki ilişkide bilişsel şemaların kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmektedir. Dördüncü modelde ise, ki-kare farklılık testleri sonucunda, stres ile bilişsel şemalar arasındaki ilişkide, duygusal şemalar üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Bu modele göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemaların kısmi aracılık etkisi olduğu görülmektedir. Bootsrapping analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, üst bilişler ile depresyon arasındaki ilişkide bilişsel şemaların; duygusal şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide bilişsel şemaların aracı etkisi dışında, modelde bulunan tüm dolaylı etkilerin .05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Çalışmanın sonuçları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış, ileride yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: algılanan stres, bilişsel şemalar, duygusal şemalar, üstbilişsel şemalar, depresyon
Türkiye'de uygulanan İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programının öğrenci, öğretim elemanı ve İngilizce öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2006 yılında uygulamaya konulan İngilizce Öğretmenliği lisans eğitim programını üniversite son sınıf öğrencileri, öğretim elemanları ve İngilizce öğretmenleri görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu çalışma İngilizce öğretiminin önemli bir boyutu olan öğretmen eğitimine ilişkin bir değerlendirme sunarak yabancı dil öğretimine yönelik çalışmalara katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Betimsel tarama modelinde desenlenen bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2016-2017 öğretim yılında eğitim fakültelerinin İngilizce Öğretmenliği bölümünün dördüncü sınıfında okuyan üniversite öğrencileri, ilgili bölümlerdeki öğretim elemanları ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan ve meslekte beş yılını doldurmamış İngilizce öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 10 üniversitenin son sınıfında okuyan 524 İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisi, bu üniversitelerde görev yapan 35 öğretim elemanı ve 11 İngilizce öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce öğretmenliği lisans programı değerlendirme anketi, İngilizce öğretmenliği program yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler ve fark istatistikleri, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından ve nitel veriler için ise NVİVO-11 programından yararlanılmıştır. Çalışma sonuçları Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yenilen 2018 İngilizce öğretmenliği lisans programıyla karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir: • Çalışmaya katılan öğrencilerin çoğu üniversiteleri/fakülteleri sınıfların teknolojik altyapısı, internet erişimi ve kütüphane açısından yeterli bulurken, öğretim elemanları sınıfların fiziki yapısını, internet erişimini ve kütüphanelerdeki basılı kaynakları yetersiz bulmaktadır. • Öğrenciler ve öğretim elemanları Erasmus ve Mevlana gibi yurtdışı programları yeterli bulurken, öğretim elemanları gidilen üniversitelerin sınırlı olduğunu ve yurtdışından yeterli sayıda öğrenci gelmediğini düşünmektedir. • Öğrenciler bölümlerdeki öğretim elemanlarını sayı ve nitelik açısından yeterli bulurken öğretim elemanları bölümlerde yeterli sayıda akademik personelin olmadığını ve bunun iş yüklerini çok arttırdığını düşünmektedir. • Öğrenciler İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programını güncellik, ilgi ve ihtiyaçlara uygunluk, teori ve uygulama dengesi açısından yeterli bulmaktadır ancak öğretim elemanları programın güncellenmesi gerektiğini düşünmektedir. • Öğrenciler alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür bilgisi alanlarında kendilerini yeterli bulmaktadır. Öğrenciler kendilerini en fazla programın alan bilgisi boyutunda yeterli bulmaktadır. • ÖğretimelemanlarıveIngilizceöğretmenlerimeslekbilgisigrubundayeralanderslerinalanayönelikveİngilizceolarakverilmesinigerektiğinidüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenlerilisansprogramındayeralanİngilizcedilyeterliliğidersleriniyetersizbulmaktavedilyeterliklerinigeliştirmeyeyönelikdahafazladerseklenmesigerektiğinidüşünmektedir. • İngilizceöğretmenlerilisanseğitimindeöğrendikleriniöğretmenlikyaptıklarıgerçekortamlardauygulayamadıklarınıdüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenleriprogramıngenelkültürbilgisigrubundayeralanderslerinhedefdilinkültürünütanımayayönelikderslerdenoluşmasıgerektiğinidüşünmektevebualandayeralandersleriyetersizbulmaktadır.
Öğretim elemanlarının artırılmış gerçeklik teknolojisini ders materyali olarak kabullerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretimde Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisinin ders materyali olarak kullanılmasına yönelik öğretim elemanlarının görüşlerinin Teknoloji Kabul Modeline (TKM) göre incelenmesidir. Yapılan araştırmada örneklem belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde görev yapmakta olan 11 öğretim elemanı örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmışır. Veri toplamak için görüşme tekniği kullanılan çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan TKM ölçeğinde bulunan her bir faktörü anlam ve kapsam olarak temsil edecek şekilde hazırlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretim elemanları AG teknolojisi ile hazırlanmış öğretim materyallerini ders ortamlarında kullanabileceklerine dair olumlu görüş sunmuşlardır. Bununla birlikte elde edilen diğer bulgular araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde ele alınmıştır. Son olarak araştırmanın sonuçları doğrultusunda yükseköğretimde teknoloji kabulü ve AG kullanımı için öneriler sunulmuştur.
Öğrencilerin öğretim elemanlarından algıldıkları mobbing düzeylerinin örgütsel adalet algı düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının maruz kaldıkları mobbing (psikolojik taciz) davranışlarıyla örgütsel adalet algı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, Kayseri ve Uşak İlleri 2014 –2015 eğitim öğretim yılı 29 Öğretim Elemanı 268 öğrenci oluşturmaktadır. Mobbinge (Psikolojik tacize) maruz kalanları belirlemek üzere Einarsen (1996) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin orijinal Norveççe formu 21 maddeden oluşmaktadır. Mobbingi ölçmek için Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçe'ye 21 soruluk ölçek olarak, üç ayrı dil uzmanından yardım alınarak uyarlanan olumsuz davranışlar ölçeği (NAQ) kullanılmıştır. Öğretim elemanları ve öğrencilerin örgütsel adalet algılarını ölçmek üzere, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen Örgütsel Adalet Ölçeği'nden (JusticeScale) yararlanılmıştır. Öğretim elemanlarının olumsuz davranışlara maruz kalma düzeyi ile örgütsel adaletin adil etkileşim boyutu arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki görülmüştür. (p<0,05, r=-0,37) Buna göre öğretim elemanlarının maruz kaldıkları olumsuz davranışların düzeyi arttıkça örgütsel adalet algıları düşük düzeyde de olsa azalmaktadır, diyebiliriz. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin Adil Etkileşim Boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre 1. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri ve 2. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tablo 17'deki Tukey testi sonuçlarına göre 4. Sınıf öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri 1. Sınıf ve 2. Sınıf öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin olumsuz davranışlar ölçeği ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği, Antrenörlük ve Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tukey testi sonuçlarına göre; Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Antrenörlük bölümü öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin adil etkileşim boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencileri ile Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı fark görülmüştür. Tablo 19'deki Tukey testi sonuçlarına göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri Rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır.
Öğretim üyelerinin lisansüstü öğrencilerden beklentilerine ilişkin nitel bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, öğretim üyelerinin lisansüstü öğrencilerden beklentilerine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili sınırları içerisinde maksimum çeşitlilik ve kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile seçilen, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Eğitim Yönetimi Ana Bilim Dalında görev yapmakta olan 12 öğretim üyesinden toplanan veriler ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek olgubilim deseni ile yürütülmüş olan bu araştırmada, veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılmış verilerin sunumu doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Bu çalışmada, öğretim üyeleri lisansüstü öğrencilerden ders dönemi, yeterlik dönemi ve tez dönemindeki beklentileri, lisansüstü öğrencilerden bireysel beklentileri, lisansüstü öğrenciler ile iletişim şekilleri ve görüşme sıklıkları, akademik hayata teşvik ettikleri lisansüstü öğrencilerden beklentileri, kendi akademik hayatları boyunca rol model aldıkları öğretim üyeleri, lisansüstü öğrenci tipleri, lisansüstü eğitim sürecinde yaşanan sorunlar ve lisansüstü öğrencilere akademik ve bireysel davranış bağlamında öneriler sunmuşlardır. Bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, ders, yeterlik ve tez döneminde bulunan öğrencilerin alana ilişkin okumalar yapılması gerektiği, öğrencilerin öğretim üyeleri ile iletişimi doğru zamanda doğru iletişim yöntemi ile gerçekleştirilmesinin önem taşıdığı, az okuma yapılması, etik ilke ihlali, zaman yönetimi, derse devam, motivasyon eksikliği, öğrenciye zaman ayırma, öğretim üyesi ve öğrenci ilişkisi, alandaki derslerin pratikten uzak olması, ders çeşitliliği, öğrenci seçimi, kontenjan, nitelik, kaynak yetersizliği gibi hususların lisansüstü eğitim sürecinde sorun oluşturması gibi sonuçlara ulaşılmıştır.
Yılmazlık ile liderlik arasındaki ilişkinin öğretim üyelerinin görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerinin yılmazlık algılarını belirlemek ve bunun liderlik davranışıyla ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, Ankara ilinde bulunan Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ ve Gazi Üniversitesi'nde 2018-2019 akademik yılında görev yapan 390 öğretim üyesinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Yılmazlık Ölçeği" ve Bass ve Avolio (1995) tarafından geliştirilip, Türkçe'ye Mehmet Korkmaz (2005) tarafından uyarlanan "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için frekans ve yüzde dağılımları, t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon analizi, Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Yılmazlık ölçeğinin en yüksek puan ortalaması "Proaktiflik" boyutunda olurken en düşük puan ortalamasının "İç Disiplin" boyutunda olduğu görülmüştür. Öğretim üyelerinin Yılmazlık algılarının İç Disipline ilişkin görüşleri akademik pozisyonlarına göre anlamlı bir fark göstermektedir. Özgüven-Kişisel Yeterlilik, Olumluluk-Empati, Proaktiflik, Kişilerarası Etkileşim, Kabullenme ve Gelişim alt ölçeklerine ilişkin görüşleri akademik pozisyona göre anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır. Liderlik algısına ilişkin alt boyutlardan en yüksek puana sahip boyutun "Telkinle Güdüleme", en düşük puana sahip boyutun ise "Özgür Bırakan Liderlik" boyutu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretim üyelerinin Liderlik ölçeğine ilişkin görüşlerin akademik pozisyona göre fark göstermediği saptanmıştır. Çalışmada öğretim üyelerinin yılmazlık algılarının, liderlik anlayışlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Standardize edilmiş regresyon katsayılarına (β) göre, yordayıcı değişkenlerin Liderlik anlayışını açıklamadaki önem sırası; Olumluluk-Empati, İç Disiplin, Proaktiflik, Kişiler Arası Etkileşim, Öz Güven-Kişisel Yeterlik, Gelişim ve Kabullenme şeklindedir. Çalışmada, araştırma sonuçlarına dayalı olarak öğretim üyelerinin yılmazlık algılarının güçlendirilmesine ve liderlik becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci-öğretim elemanı görüşleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerini belirlemektir. Karma yöntem uygulanan araştırmada eş zamanlı karma desen uygulanmıştır. Bu yöntemin ve desenin seçilme sebebi, nitel ve nicel veri türünün birleştirilmesi, sonuçların karşılaştırılması, doğrulanması ve tamamlanmasına izin vermesidir. Araştırmada Seval Fer ve Faramarz Yaşar Abedi tarafından geliştirilen "İnsan Hakları Eğitimine İlişkin İhtiyacın Belirlenmesi" ve "İnsan Hakları Program Tasarımı" anketleri, ayrıca "Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanları ve Öğretmen Adayı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara'da bulunan iki devlet üniversitesi ve iki özel üniversitede görev yapan 34 öğretim elemanı ile 632 öğretmen adayından oluşmuştur. Nicel verilerin analizi için frekans, yüzde ve Ki-kare testi; nitel veri analizi için Miles vd. (2019) nitel veri analizi kullanılmıştır. Eğitim fakültesi öğretim elemanları ve öğretmen adayları görüşleri sonucunda, öğretmen eğitiminde İHE'nin mevcut derslerle bütünleştirilip zorunlu olarak uygulanma ihtiyacı bulgusuna varılmıştır. Bu çerçevede insan hakları farkındalığını sağlayabilme, temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra yaşama haklarını savunabilme, insan hakları eğitimini önemseyebilme; demokrasi ve çok kültürlülüğü savunabilme gibi hedeflerin belirlenmesi bulgusuna ulaşılmıştır. Hak ve özgürlükler, insan hakları ve İHE'nin temelleri, çoğulculuk ve çok kültürlülük, adalet, eşitlik, ayrımcılık ve demokratik yaşam içeriğinin yer alması gerektiği de bulgular arasındadır. Yanı sıra insan haklarını savunabilmede bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara uygun öğretimin düzenlenmesi ile birey odaklı ve etkileşim odaklı öğretim yöntemlerinin kullanılması, ve etkili değerlendirme yöntemlerin kullanılması sonucuna varılmıştır.
University preparatory class teachers' attitudes towards distance English language teaching in Turkey
The purpose of this study is to reveal the university preparatory class teachers' attitudes towards distance English language teaching in Turkey. It has a mixed methods research design combining qualitative and quantitative methods. The participants of the study were 50 instructors from 6 different universities. The general attitudes of participants towards distance English language teaching were investigated through a questionnaire and their more personal attitudes through a semi-structured interview. The quantitative data obtained were analyzed using descriptive statistics and the qualitative data through thematic analysis. The results of the study revealed that teachers have both positive and negative attitudes towards distance ELT. According to the teachers, distance ELT is advantageous, especially in time management, accessibility, and online and digital facilities. It also enables to implement various productive teaching/learning methods. But, on the other hand, it has serious instructional disadvantages including lack of interaction, participation, motivation, focus, and self-discipline. Difficulties in teaching the four skills, hardness in working on phonology, difficulty in getting immediate feedback, stilted online dialogues, deterioration of communication skills, difficulties in classroom management, various technical and technological challenges, and several health problems are some further problems reported. The results also suggest that distance ELT could be made more effective by making some instructional improvements, using interactive online tools and e-materials more efficiently, providing teachers and students technical and technological support, and through training and guidance. Consequently, the results suggest that neither face-to-face nor distance education but probably a hybrid language teaching model would be the best method to teach the English language in today's world.
The barriers to language learners' engagement with teachers' written feedback
This current qualitative research study aimed to find out students' views about feedback, the barriers to their engagement with teachers' written feedback and the suggestions to overcome them. A basic qualitative research design was adopted to address the study questions. Twelve students from different levels studying at a private university in Ankara, Türkiye, participated in the data collection process based on purposive sampling. The data was collected through semi-structured interviews and recorded in audio format. Afterwards, it was transcribed and analyzed using MAXQDA 2020. An inductive content analysis was used to develop codes and themes that would address the research questions. The results showed that learners have different views about feedback regarding effective feedback, the barriers to feedback and suggestions such as detailed and clear feedback to overcome them. This study presents recommendations for future research on feedback literacy. Keywords: feedback, feedback literacy, qualitative research, EFL
Geleneksel finanstan davranışsal finansa: İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyelerine yönelik bir çalışma
Araştırmada akademisyenlerde finansal yatırım kararına yönlendiren ve kararlarını şekillendiren eğilimlerinin yatırım takibi ve risk alma eğilimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin sosyal eğilimlere yönelik alt boyutlardan rasyonel sürü davranışı eğilimlerinin yatırım ilgisi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin davranışsal eğilimlerinin risk alabilme eğilimi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak akademisyenlerin davranışsal eğilimlere yönelik alt boyutlardan aşina olanı tercih etme eğilimlerinin risk alabilme eğilimi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Akademisyenlerin örgütsel sinizm ve iş performanslarının incelenmesi: Spor bilimleri örneği
Araştırmada spor bilimleri alanındaki, öğretim elemanlarının örgütsel sinizm ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren vakıf ve devlet üniversitelerinde spor bilimleri alanında görev yapan 232 öğretim elemanının katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada Bağımsız Örneklem T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda spor bilimleri öğretim elemanlarının örgütsel sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak spor bilimleri öğretim elemanlarının duygusal sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde etkisi olduğu görülmüştür.