Diyarbakır

331 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

XIII-XVI. yüzyıllarda Diyâr-ı Bekr bölgesi tarihi (1243-1514)

Diyâr-ı Bekr bölgesi, hem doğu-batı hem de kuzey-güney arasında bir geçiş noktası olmanın yanında, ticaret yollarının kesiştiği bir kavşak olması hasebiyle de tarihi bir önem arzetmiştir. Bu özelliğiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu bölge, zengin bir siyasî, sosyo-ekonomik ve kültürel geçmişe de sahiptir. Buna binaen sürekli cazibe merkezi olmuş ve tarihi önemini korumuştur. Anadolu'ya gelen Türkmenlerin ilk yerleşim yerlerinden olan Diyâr-ı Bekr, birçok millete ev sahipliği yapmıştır. Faklı unsurları bünyesinde barındıran Diyâr-ı Bekr bölgesinde, Moğol İstilası ile başlayan siyasi çekişmeler takip eden üç yüz yılda da devam etmiş ve bölge eski müreffeh görüntüsünden uzak kalmıştır. Binaenaleyh XIII-XVI. asır aralığı siyaseten tam bir kaos ortamına dönüşmüş ve bölgenin sosyo-ekonomik yapısı da bundan ziyadesiyle etkilenmiştir. Bir "bölge tarihi" olarak ele alınmış bu çalışmada, öncelikle Moğol İstilası ve özellikle Kösedağ Bozgunu'ndan (1243) sonra yaşanan olayların bölge siyasetine etkisi üzerinde durulmuştur. Bölgenin yerel siyasi teşekküllerinden daha güçlü olan İlhanlı ve Memlûklar gibi devletlerin mücadele sahası olması ve bu durumun bölgeye etkisi de ele alınmıştır. Bu bağlamda Diyâr-ı Bekr bölgesinin Kösedağ Bozgunu ile başlayan ve Çaldıran Zaferi ile Osmanlı hâkimiyetine girdiği üç yüz yılllık kaotik siyasi tarihi ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışmada bölgenin XIII-XVI. yüzyıl aralığındaki tarihsel coğrafyası ve idari yönetimi ile sosyo-ekonomik yapısının değişimleri üzerine odaklanılmıştır. Bölge adına büyük demografik değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bu dönemde son Türkmen göçünün etkisiyle Türk nüfusu daha da yoğunlaşmıştır. Akabinde Karakoyunlu ve Akkoyunluların tersine göç hareketiyle beraber Kürt nüfusunun yoğunlaşmaya başladığı gözlenmiştir.

AkkoyunlularDiyarbakırKarakoyunlular+7
Mehmet Sait Sütcü
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sokakta çalışan çocuklar üzerine örnek bir müzik eğitimi uygulaması: Diyarbakır ili örneği

Gelişen ve gittikçe büyüyen şehir, beraberinde toplumun sosyo-ekonomik yapısının değişmesine ve buna paralel olarak zorlaşıp karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak sokakta çalışan çocuk sayısında bir artış gözlenmektedir. Sokakta çalışmak zorunda kalan çocukların okul hizmetlerinden yeterince yararlanamadığından, okullaşma oranlarının düşük olduğundan, bedensel ve ruhsal istismara uğradıklarından ve sağlıklı sosyalleşme gerçekleştiremediklerinden çocukların yaşamlarını kaosa sürüklemektedir. Bu çalışmada varılmak istenen amaç; müzik eğitiminin sokakta çalışan çocuklar üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Burada değinilen `etki? kavramı, içerisinde olumlu-olumsuz yöndeki değişimlerin tümünü kapsamaktadır. Uygulanan müzik eğitimi çalışmasıyla sokakta çalışan çocukların eğitime devam etmesi hususunda önemli sonuçlar elde edilmektedir. Müzik eğitimi faaliyetlerinde; müziğin ve müziğin temeli olan ritmin etkisiyle olumsuz duygu-durumlarından sıyrılıp sahip oldukları hayatın negatif yönlerinden uzaklaşabilmektedirler. Sağlıklı ve işbirliğini özendiren toplu çalışmalar sayesinde güven duygusu gelişen çocuklarda, gelecekle ilgili pozitif düşüncelerin oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen verilere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığından gerekli izinler alınarak ulaşılmıştır. Bu araştırmada, verilerin toplanması süreci, İki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama?; hazırlanan Müzik Tutum Ölçeği Sokakta Çalışan ve 75.Yıl ÇOGEM?`e kaydı onaylanmış 150 çocuktan oluşmuş olup, 30 maddeden oluşan 5?li likert ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. İkinci aşamada genel Müzik tutumu belirlendikten sonra hazırlanmış olan ön test-son test uygulanarak 20 istekli çocukla, müzik eğitimi öncesi ve çalışma sonrası davranış ölçmeye yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Bu çalışmada uygulanan yöntem; iki aşamadan oluşmaktadır; genel tarama modeli içerisinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ile ilişkili iki örneklem testinden (Wilcoxon) yararlanılmıştır. Bu modellerin uygulanma aşaması SPSS 20.0 paket programı kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye?de sokakta çalışan 09-17 yaş arası çocuklar, örneklemini ise Diyarbakır?da Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürlüğüne bağlı 75.Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezine bağlı sokakta çalışan 09-17 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda, sokakta çalışan çocukların müziğe, müziğin yarattığı disipline ve müziğin yarattığı sosyal bağlara bağlı olarak okula devam etme, pozitif okul yaşantıları/etkileşimleri oluşturma ve okul, öğretmen, başarı ve eğitim alanındaki beklentilerinin olumlu yönde evrilmesi çalışmanın belirli koşullar sağlandıktan sonra beklediği pozitif bir sonuçtur. Diğer ikinci önemli pozitif sonuç ise; barış ve doğaya karşı tutumlarının müzik eğitimiyle beraber estetik bir duyarlılık kazanmış olmasıdır. Araştırma sonucundaki geri bildirimin pozitif olmasından kaynaklı çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Müzik, müzik eğitimi, sokakta çalışan çocuklar

DiyarbakırEğitimMüzik+4
Songül Çakmak
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Avusturya ve Türkiye'deki ortaokullarda demokrasi eğitimi içeriğine ilişkin öğretmen görüşlerinin karşılaştırılması (Viyana-Diyarbakır örneği)

Bu çalışmanın amacı, Avusturya ve hızla demokratikleşen Türkiye?deki ortaokullarda demokrasi eğitimi içeriğinin yeterliliğini öğretmen görüşleriyle belirleyip, karşılaştırabilmektir.Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması temelli yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2012-2013 öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde yer alan ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri ile Viyana şehir merkezinde yer alan ortaokullarda görev yapan, toplam 100 tarih ve sosyal bilgiler dersi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan Türkiye ve Avusturya?daki tarih ve sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokrasi eğitimine ilişkin, görüşlerini belirlemek amacıyla on bir açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre ulaşılan bazı sonuçlar özetle aşağıda verilmiştir:Türkiye ve Avusturya?daki öğretmenlerinin demokrasi kavramına ilişkin algıları birbirinden farklı olsa da genelindeki algılarının ?ifade özgürlüğü? ekseninde birleştikleri saptanmıştır. Türkiye?de ortaokullarda yer alan öğretim programlarında demokrasi eğitimini temele alan kazanımların öğretmenler tarafından yetersiz bulunduğu, Avusturya?da ortaokullarda hazırlanıp uygulanan öğretim programlarında demokrasi eğitimini temele alan kazanımların öğretmenler tarafından yeterli bulunduğu belirlenmiştir. Avusturya?da ortaokullarda demokrasi eğitimine yönelik kazanımların, değerlerin daha çok sosyal öğrenme kuramına dayalı olarak öğrenciye aktarılmaktadır. Türkiye?de demokrasi eğitimine yönelik olarak öğrenciye aktarılması gereken nitelikleri aktarmada öğretmenlerin yeterlilik olarak eksiklikleri olmasına rağmen Avusturya?da böyle bir durumun çok fazla olmadığı saptanmıştır. Türkiye?de demokrasi eğitimine yönelik olarak hazırlanan programlarda içeriğin yeterli olmadığı, Avusturya?da ise içeriğin yeterli olduğu görülmüştür. Türkiye?de demokrasi eğitiminin daha çok değerlere, Avusturya?da ise bilgiye yönelik olduğu belirlenmiştir. Avusturya?da demokrasi eğitimi ile ortaokullarda daha çok bireysel farklılıklara saygı, Türkiye?de ise düşünce farklılıklarına saygı değerlerinin öğrenciye kazandırılmaya çalışılmaktadır. Demokrasi eğitimine yönelik olarak hazırlanan içerik soyut olduğundan somutlaştırılarak aktarıldığında öğrenci başarısının, anlamlı ve kalıcı öğrenmesini hem Türkiye?de hem de Avusturya?da arttıracağına yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Demokrasi, Demokrasi Eğitimi, Eğitim, Sosyal Bilgiler

AvusturyaDemokrasiDemokrasi eğitimi+7
Özcan Ekici
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı İmparatorluğu'nda tekke ve zaviyeler: Diyarbakır Hasan Padişah (Balıklı) Tekkesi örneği

Türklerin özellikle Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'ya akın akın göçleri sonucunda bu coğrafya Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Çok uzun tarihi bir sürece işaret eden bu durumun gerçekleşmesinde birçok unsurdan söz edilebilir ki bunlardan birisi de şüphesiz tarikatlar ve onların kurumsal yansımaları olan tekke ve zaviyelerdir. Türkmen toplulukları nezdinde büyük saygı, hürmet ve muhabbet beslenen Türkmen babaları, şeyh ve dervişleri Anadolu Selçuk Devleti'nin son zamanları ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş sürecinde önemli roller üstlenmişlerdir. Bu süreç Diyarbakır özelinde Akkoyunlular döneminde önemli bir merhaleye ulaşmış, Osmanlı hâkimiyeti döneminde ise bölgenin İslam medeniyet dairesindeki yeri daha da pekişmiştir. Bu dönemlerde Diyarbakır'da birçok tekke ve zaviye kurulmuş, bu müesseseler toplumu siyasi, dini, sosyal, ekonomik, kültürel ve sosyo-psikolojik alanlarda etkilemiştir. İşte bu tekkelerden biri de Akkoyunlu Uzun Hasan Bey zamanında kurulduğu düşünülen Hasan Padişah (Balıklı) Tekkesi'dir. Bu çalışmada söz konusu tekkenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına ve toplum üzerindeki etkilerine değinilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Osmanlı İmparatorluğu, Hasan Padişah, Balıklı Tekke, Zaviye.

DiyarbakırOsmanlı DevletiTarikatlar+2
Mehmet Bülbül
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent planlamasının bir aracı kentsel dönüşüm, kent olgusu ve sosyo-ekonomik değerlendirme: Diyarbakır örneği

Plansız yapılaşma ve çarpık kentleşme günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesidir. Gerekli düzenleme ve planlamaların yapılmaması halinde, gelecek nesiller için de büyük bir problem halini alacaktır. Plansız yapılaşma sonucu ortaya çıkan gecekondu alanları ve kenar mahalleler, sağlıksız kent ortamlarının oluşmasına ve yaşam standartlarının düşmesine neden olmaktadır. Şehirlerin yaşanılabilir hale getirilmesi için düzenli kent planları hazırlanmalı, gerekli alt ve üst yapı çalışmaları yapılmalı, parklar, yeşil alanlar ve oyun bahçeleri oluşturulmalıdır. Diyarbakır gibi hızla büyüyen ve göç alan bir şehirde, nüfus artışı ile orantılı olarak, çarpık kentleşmenin ve çöküntü alanların oluşması kaçınılmaz bir durumdur. Çöküntü alanların yeniden kazanımı ile sosyal yaşam kalitesinin arttırılması, kentsel dönüşüm ve kent bilincinin yerleşmesiyle mümkündür. Dönüşüm sadece fiziki yapının yenilenmesi olarak algılanmamalı bölgenin daha yaşanılır hale getirilmesi amaçlanmalıdır. Kentsel dönüşüm uygulamaları planlanırken, uygulamaya ihtiyaç duyulan bölgelerin seçiminde rant kaygısından ziyade bölgenin ihtiyacı gözetilmelidir. Bu bilgilerden hareketle, çalışmamızda araştırma bölgesindeki mevcut durumun belirlenmesi ve kent bilincinin ölçülmesi amaçlanmakta, bilincin arttırılması ve daha iyi bir çevre oluşturulması için yapılması gerekenler, öneri olarak sunulmaktadır.

DiyarbakırKent planlamaKentleşme+1
Songül Ateş Avcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da mevlid kültürü: Mevlidhanlık geleneği ve Süleyman Çelebi Mevlidi'nin icra analizi

Diyarbakır'da bulunan ve tasavvufi geleneğe sahip, mûsikîye kabiliyetli şairler Süleyman Çelebi'den ilhâm alarak mevlid yazmışlardır. Zengin bir mevlid kültürüne sahip olan Diyarbakır'da yazılan mevlid metinleri zamanında okunduğu gibi, Diyarbakırlı olmayan şairlerin yazmış olduğu mevlidler de yıllar içerisinde okunmuştur. Osmanlıca, Türkçe, Kürtçe ve Zazaca gibi çeşitli dillerde yazılmış olan mevlid metinleri yörede hâlâ okunmaktadır. Bu mevlidler icra edilirken kendilerine özgü yapı, ses ve ezgiler barındırmaktadır. Çalışmamız betimsel bir çalışma olup tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada metin analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmamızın kapsamında okunan mevlid metinleri, ilgili literatürün yazılı ve görsel materyalleri, ses kayıtları, video, yapılan bire bir görüşme kayıtları veri toplama araçlarıdır. Yöredeki geleneksel mevlid yapısının tespiti için mevlidhanlarla görüşmeler yapılmış ve okunan mevlid metinlerinin icra tarzları üzerinde durulmuştur. Bu metinler araştırılırken yörede okunan Bateyî mevlidinin (Kürtçe) Dersaadet nüshalarından biri tarafımızca bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda yöre mevlidlerinde Türk mûsikîsinin özelliklerini ustaca yansıtan icraların Kesikbaş Mevlidi diye bilinen Süleyman Çelebi mevlidi olduğu tespit edilmiştir. Yörede 1970'li yıllarda olduğunu tespit ettiğimiz ve ustaca icra edilen Süleyman Çelebi mevlidinin bir kaydına tarafımızca ulaşılıp ilk beş bahir –Davet, Tevhid, Nur, Velâdet ve Merhaba Bahirleri- ve bu bahirler arasında okunan eserler notaya alınarak (makamsal) makam dizisi analizi yapılmıştır. Yörede icra edilen Kürtçe ve Zazaca mevlidlerin Uşşak, Hüseyni ve Hicaz gibi temel makamlarda icra edildiği ortaya çıkmıştır. Tüm mevlidlerde Merhaba Bahri'nin ayakta okunması yörede gelenekselleşmiş bir âdet olduğu görülmüştür. Diyarbakır'daki mevlid kültürü ürünlerinin bir araya getirilip kaydedilmesi ve Diyarbakır mevlid kültürüne kaynaklık etmesi amaçlanan bu çalışmamızla Diyarbakır'daki geleneksel mevlid kültürünü benimseyen icracıların ve bu minvalden yetişecek mevlidhanların istifade etmesi en önemli gayemiz olacaktır.

Dini müzikDiyarbakırMevlid+3
Sara Erdem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasetinde kadınların özneleşmesi hali: Diyarbakır Anneleri

Günümüz tartışma konularından olan kadının siyasete katılması meselesi aslında bir demokrasi meselesidir. Kadınların siyasal yaşam içerisinden geri kalmaları geçmişten bugüne aktarılarak gelen toplumsal cinsiyet normlarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada kadınların duygusallıklarından, anne oluşlarından, ekonomik ve sosyal çevrelerinden dolayı siyasal alan içerisinde nesne ve özne konumunda olmaları tarihsel, niteliksel bağlamda incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda Diyarbakır Anneleri örneklemi üzerinden gidilerek amaçlanan ana argüman, kadınların siyasal temsilinin ve karar verici (özne) olmasının öneminin yeniden vurgulanmasıdır.

AnnelerDiyarbakırKadınlar+4
Berna Kutlu
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretimi: Diyarbakır mezar taşları

Bu çalışma, Diyarbakır'daki mezar taşlarını toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretimi bağlamında ele almaktadır. Ataerkil ideolojiye içkin hiyerarşilerin mezar taşlarındaki temsilini sorunsallaştıran bu tez, toplumsal cinsiyet rollerinin bu temsiller üzerinden nasıl yeniden üretildiğini söylem analizi yöntemiyle incelemektedir. Mezar taşlarındaki toplumsal cinsiyet temsillerinin analizi, sosyo-kültürel statü ve sınıfsal konum gibi ayrımları göz önünde bulunduran bir kavram seti çerçevesinde gerçekleşmektedir. Örneklem analizinde, ataerkil ideolojinin mezar taşlarındaki temsiller aracılığıyla, kadın kimliğinin sosyal, sınıfsal ve kültürel sınırlarını belirlediği tespit edilmektedir. Mezar taşlarındaki temsillerde erkek ile bağı üzerinden tanımlanan kadınlar, çoğunlukla "çaresiz", "zayıf", "güçsüz" gibi ifadelerle anılmakta ve böylece geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri teyit edilmektedir. Anahtar Kelimler: Toplumsal cinsiyet, Mezar taşları, Diyarbakır, Eleştirel söylem analizi, İdeoloji, Kimlik.

Cinsiyet rolleriDiyarbakırEleştirel söylem çözümlemesi+5
Hülya Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır koşullarında ekim zamanı ve bitki sıklığının şeker pancarı (Beta vulgaris L.)'nda önemli tarımsal ve kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırma, 1999 ve 2000 yıllarında, Diyarbakır koşullarında farklı ekim zamanı ve ekim sıklığının şeker pancarında önemli tarımsal özellikler ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme; beş farklı ekim zamanı (5 Şubat, 20 Şubat, 7 Mart, 22 Mart ve 5 Nisan) ve sıra aralığı 45 cm olacak şekilde beş farklı sıra üzeri ekim aralıklarında (15, 20, 25, 30 ve 35 cm), bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırma sonucunda; denemenin her iki yılında da, erken ekim ve dar sıra üzeri aralıklarda daha yüksek gövde ve şeker verimi elde edildiği belirlenmiştir. Denemenin ilk yılında; ekim zamanının gövde ve şeker verimi üzerine etkisi önemli olmamakla birlikte, en yüksek gövde ve şeker verimi, 5 Şubat tarihinde yapılan ekimlerde elde edilmiştir. Gövde ve şeker verimi üzerine ekim sıklıklarının etkisi ise önemli bulunmuş ve en yüksek gövde ve şeker verimi değerleri; 15, 20 ve 25 cm sıra üzeri aralıklarda yapılan ekimlerden elde edilmiştir. Denemenin ikinci yılında; ekim zamanı, ekim sıklığı ve ekim zamanı x ekim sıklığı etkileşimlerinin, gövde ve şeker verimi üzerine önemli etkide bulunduğu belirlenmiş ve en yüksek gövde ve şeker verimi değerleri, 5 Şubat tarihindeki 15 cm sıra üzeri aralığında yapılan ekimlerden elde edildiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şeker pancarı, ekim zamanı, ekim sıklığı, verim, kalite özellikleri

DiyarbakırEkim sıklığıEkim zamanı+4
Tahsin Söğüt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı yerel arpa çeşitleri ve karışımlarının Diyarbakır koşullarında verim ve biyolojik verim bakımından incelenmesi

Bu çalışma 3 arpa populasyonu, 3 saf hat (Zambaka, Arta, Wadi Hassa) ve bu saf hatların çeşitli oranlarda karışımından oluşan arpa materyalinde bazı agronomik karakterlerin verim ve biyoloik verim ile ilişkilerini incelemek amacıyla Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür. Tarla denemeleri 1995/96 ve 1996/97 yetişme sezonunda Güneydoğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsünün deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlı olarak kurulmuştur. Bu çalışmada 24 karakter deneme yılları itibariyle varyans analizleri yoluyla incelenmiş, birleşik olarak değerlendirme ön koşullan dikkate alınarak yapılan birleşik varyans analizleriyle karakterler hakkında daha inanılır bilgiler edinilmiştir. Ayrıca verim ve biyolojik verim karakterleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan korelasyon ve path analizlerinde erkencilik ile hem tane, hem de saman verimi arasında pozitif ilişkiler tespit edilirken, geççilik ile negatif ilişkiler bulunmuştur. Çiçeklerime dönemi sonrası alman bazı karakterler ile tane ve saman verimi arasında bazı regresyon eşitlikleri, yüksek determinasyon katsayısı (% R2) değerleri ile tane ve saman verimindeki değişimi yeterlilikle ifade etmişlerdir. Wadi Hassa, Karışım 1, Pop 08 ve Karışım 3, en yüksek tane verimini vermiş, istatiksel önemli fark olmamasına karşın Pop 39, Pop 42 ve Zambaka saman veriminde ilk sıralarda yer almışlardır. Elde edilen tüm bulgulardan, populasyonlar tohumluk üretiminde yer almadığından devre dışı bırakılarak, tane verimi için Wadi Hassa çeşidinin, saman verimi için ise Zambaka çeşidinin seçilebileceği, karışımların ise; içinde yer alan çeşitlerin özelliklerine göre hem tane, hem de saman verimi için uygun oldukları ve sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler : arpa karışımları, tane ve saman verimi, sürdürülebilir tarım

ArpaDiyarbakırSaman verimi+3
Fethiye Özberk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır yöresinde mezbahada kesilen koyunlarda Coenurus cerebralis'in yaygınlığı ve moleküler karakterizasyonu

Taenia multiceps, hem vahşi hem de evcil etoburların ince bağırsaklarında yaşayan bir taeniid cestoddur. Larva aşaması olan C. cerebralis, tipik olarak çok çeşitli çiftlik hayvanlarının merkezi sinir sisteminde ve koyun ve keçilerin beyin dışı dokularında bulunur. Bu çalışmada Diyarbakır yöresinde koyunlarda C.yaygınlığı %9.8 olarak tespit edilmiştir. Çalışmada toplanan kistlerin mitokondriyal genindeSitokrom C Oksidaz alt birim 1 kullanılarak moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. T. multiceps izolatları COX1 gen dizileri arasında düşük genetik çeşitlilik (%0,24'e kadar) saptanmıştır. Sonuç olarak koyun yetiştiriciliğinin yaygın olduğu bölgelerde, yaygın olarak görülen Coenuriasisi önlemek için sürü sağlığı ile ilgili yeni stratejilerin geliştirilmesinin yanında, bulaşmada aktif rol oynayan köpeklerin etkili anti-paraziter ilaçlarla tedavi edilmesinin elzem olduğu kanatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Coenurus cerebralis, Koyun, Taenia multiceps

Coenurus cerebralisDiyarbakırKoyunlar+4
Delil Adem Çiftçi
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili buğday, sebze ve bağ alanlarında önemli bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi

Bu çalısmada Diyarbakır ili bugday, sebze ve bag alanlarında bulunan Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida (Nemata) takımlarına ait bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Bu kapsamda, 2005?2006 yıllarında bitki gruplarına göre degismekle birlikte toprak kosullarının uygun oldugu ilkbahar ve yaz aylarında toprak ve kök örnekleri alınmıstır. Alınan toprak ve kök örneklerinden elde edilen nematodların daimi preparatları hazırlanarak, ölçüm ve teshisleri yapılmıstır. Tespit edilen türlerin tanımı, sinonimleri, görülen varyasyonlar, çalısma kapsamına giren alanlardaki yayılısı, literatürde kayıtlı yayılısı ve habitatları verilmistir. Çalısmanın sonucunda Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida takımlarının Tylenchina, Hoplolaimina, Dorylaimina ve Aphelenchina alttakımlarına baglı Tylenchoidea, Anguinoidea, Hoplolaimoidea, Dolichodoridea, Longidoridea ve Aphelenchoidea üst familyalarından 8 familya, 10 alt familya ve 12 cins'e baglı 23 tür saptanmıstır. Tespit edilen türlerden;. Paratrophurus striatus ve Pratylenchoides sheri Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteligindedir. Çalısmada Tylenchida, Dorylaimida ve Aphelenchida takımlarından saptanan en yaygın türler Merlinius brevidens; Helicotylenchus dihystera, Pratylenchoides alkani, Meloidogyne incognita, Pratylenchoides fallax; Xiphinema pachtaicum ve Aphelenchus avenae olarak tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, Bugday, Sebze, Bag ve Diyarbakır.

BuğdayDiyarbakırNematodlar+1
Mustafa İmren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet reklamlarına yönelik tüketici tutum ve inançlarının belirlenmesi: Diyarbakır ili örneği

Bilgi çağının etkin bir kanalı olan internet, firmaları tüketicilere yakınlaştıran önemli bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Firmalar potansiyel ve mevcut müşterilerine bilinen kanalların dışında, sosyal medya ve internet reklamları aracılığıyla da erişir olmuştur. Bu tezin amacı; internet reklamlarının tüketiciler tarafından algılanış biçimini ortaya koymak ve tüketicilerin internet reklamlarına yönelik tutum ve inançlarını tespit etmektir. Araştırmada ölçüt soru; tüketicinin interneti aktif olarak kullanıp kullanmadığı olmuştur. Bunun nedeni; aktif internet kullanan bireylerin daha çok internet reklamlarına maruz kaldığı düşüncesidir. Bu çerçevede, yalnızca aktif olarak internet kullanan tüketicilerle anket yapılmıştır. Öte yandan; internet reklamlarına yönelik tüketici tutumunun bazı demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. İnternet reklamlarının tüketiciler tarafından algılanış biçimini ortaya koymak ve tüketicilerin internet reklamlarına yönelik tutum ve inançlarını tespit etmek amacıyla Diyarbakır ilinde yaşayan 352 tüketiciden anket yoluyla veri toplanmıştır.Araştırma bulgularına göre, tüketicilerin internet reklamlarına ilişkin inançlarının alt boyutları olan; Zevk Alma, Bilgilendirme, Makro Ekonomik Fayda ve Materyalizmin tüketici tutumunu etkilediği ve tüketici tutumunun da internet reklamlarına yönelik inanç ile bu reklamlara yönelik verilen tepkiler arasında aracı rol üstlendiği bulgusuna ulaşılmıştır.

DiyarbakırReklamlarTüketici davranışı+3
İlknur Ünsal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XVI-XVIII. yüzyıllar arasında Diyarbekir Kalesi (Fetih, idare ve örgütlenme)

Diyarbekir şehrinin ismi ilk olarak şehrin islamiyet döneminde fethedilmesiyle ortaya çıkmıştır. Ondan önce şehrin adı "Amid", "Kara Amid" olarak geçmekteydi. Şehir tarih boyunca birçok medeniyetin, devletin eline geçmiştir. Osmanlı Devleti tarafından ise 1515 yılında fethedilmiş ve bu tarihten itibaren merkeze bağlı bir eyalet haline getirilmiştir. Diyarbekir Beylerbeyliğine Bıyıklı Mehmed Paşa tayin edilmiştir. Böylece Diyarbekir merkeze en uzak uç bölgesi olmuştur. Sınır güvenliği için şehirde bulunan kale de sağlamlaştırma ve onarım işlemleri yapılmıştır. Osmanlı Devleti askeri güvenlik olarak kalelere çok önem vermiştir. Bu sebeple Diyarbekir Kalesi'de güçlendirilmiş ve organize edilmiştir. Diyarbekir Kalesi coğrafi konum, Osmanlı Devleti dönemindeki kullanım şekli, fiziksel görüntüsü, adının tarihçesi ve XVIII. yüzyıla kadar hangi beyliklerin, devletlerin eline geçtiği, Diyarbekir'in livalarında bulunan kaleleri, Osmanlı Devleti dönemindeki siyasi, idari ve askeri işlevleri gibi konular bakımından ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Fetih, Kale, Diyarbekir.

DiyarbakırDiyarbakır-Suriçi
Rıdvan Karaduman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) uygulamasıyla Diyarbakır'da ortaya çıkacak konut gereksinmesi için tasarım kriterlerinin belirlenmesi

ÖZET Bu doktora tez çalışmasının genel çerçevesi yedi ana bölümden oluşmaktadır. Bölümleri oluşturan her bir ana başlık ise kendi içinde alt bölümler oluşturacak şekilde düzenlenmiştir. Tezin içeriksel olarak tanımlandığı konu başlığından hareketle; birinci bölüm içinde temanın hareket noktasını belirleyecek olan "sorun, amaç, önem, varsayım, sınır ve yöntem" gibi kavramların çalışma içindeki nitelik ve etki alanları açıklanmıştır. Böylece, araştırmanın hangi evreleri takip ederek, sonuca gidebileceğinin kriterleri de ortaya çıkmıştır. İkinci bölümde; tez konusunun asal bileşenlerinden biri olan Diyarbakır kentinin tarihsel süreçten günümüze değin geçirmiş olduğu evreler analitik bir yaklaşımla ele alınarak Güneydoğu Anadolu Projesi içindeki konumu ve tarihi irdelenmiştir. Tezin üçüncü ana bölümünü oluşturan "Güneydoğu Anadolu Projesi"; tüm yönleriyle ele alınarak, ülke ve bölge düzeyindeki etkileri belirlenmiştir. GAP Proje'si sonuçlan itibariyle salt ekonomik boyutla sınırlı olamayıp, kentsel ve toplumsal yapıyı yeni bir forma doğru yönlendireceği yargısı hakimdir. Bu da, beraberinde kaçınılmaz olarak mevcut veya iskana açılacak alanlarda yeni bir konutlaşma hareketini ortaya çıkaracaktır. Dördüncü bölümde ise gelişme ve yeniden yapılanma süreçlerini aşmış ya da aşma sürecinde olan ülkeler içinde; bölgesel kalkınma projesi örneği (Mısır- Asvan Baraj Projesi) bağlamında, konuta yaklaşım ve sunum politikaları irdelenmiştir. Bu bölgesel kalkınma proje bağlamında; ekonomik ve toplumsal yapı verilerinin kentleşme sürecindeki etkilerinin nasıl kullanıldığı ve hangi politikalarla desteklendiğini ortaya çıkarıp, konut ve yerleşime nasıl yansıtıldığım nesnel koşullarıyla beraber anlaşılmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde; GAP Bölgesi sulama etki alam içine girecek olan Diyarbakır kentinin, mevcut kentleşme sürecinin kronolojik yapısı incelenerek, kentleşmede yer almış olan resmi ve gayrı resmi güçlerin konutlaşma üzerindeki etkileri tariflenmiştir. Altıncı bölümde ise, şu ana kadar nitelik ve içerikleri açıklanmış olan bölümlerden elde edilen sonuçlar, etkileri itibariyle filtre edilmiştir. Böylece, kent özelinde ele alınmış olan ve de Diyarbakır' m mekansal tasarımında belirleyici olacak sosyal, ekonomik, kültürel ve fiziki gibi etmenlerin mevcut nitelik ve etkilerinin boyutları ortaya çıkarılmıştır. Yedinci bölümde; altıncı bölüm ve öteki beş bölümde ortaya çıkabilen sonuçların, bölge ve Diyarbakır kenti üzerinde tasarım kriterleri bağlamında yapacağı etkilerin makro düzeylerde irdelenerek; sonuç ve öneriler paketi ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Güneydoğu Anadolu Projesi, Diyarbakır, Yerleşimler ve Konut, Konut Tasannu ve Tasarım Kriterleri. XI

DiyarbakırGAPKonut tasarımı
Kamuran Sami
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan yatırım teşvikleri ve Diyarbakır bölgesinde bir araştırma

Bu çalışmada yatırım ve teşvik kavramının ne olduğu, teşviklerin Türkiye'de nasıl uygulandığı ile ekonomik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca AB'de ve Türkiye'nin AB'ye üyeliği sürecinde ortaya çıkan bölgesel dengesizliklerin giderilmesinde Diyarbakır ilinde uygulanan teşviklerin algılanması, etkileri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Ticaret ve Sanayi Odalarının bölgede uygulanan teşviklerin bölgesel kalkınmada etkisinin yeterliliği konusundaki görüşleri incelenmiştir.Birinci bölümde, yatırım kavramı ve çeşitleri ile ilgili genel bilgiler verilmiş, hemen arkasından İkinci bölümde teşvik kavramı açıklanmış ve teşvik sistemi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca Bölgesel kalkınmada önemli bir etken olan sanayilerin gelişimi ve sanayilere yönelik desteklerden bahsedilmiştir. Avrupa Birliği'nde uygulanan teşvik sistemi ile günümüzdeki teşvik sistemi karşılaştırıldığında ortaya çıkan eksiklikler de araştırılmıştır.Son bölümde Diyarbakır ili ekonomik ve mali durumu hakkında bilgi verilmiş, işletmelerin işlevsel ve kurumsal yapıları, teşviklerin firmalar üzerindeki etkisine yönelik anket sorularının sonuçları yorumlanmış ve bu sonuçlar dikkate alınarak öneriler geliştirilmiştir.

Avrupa BirliğiDiyarbakırEkonomi politikaları+3
Yasemin Özdaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Gap bölgesi Karacadağ yöresinde çeltik tarımının hasat harman mekanizasyonu

Bu çalışma, 2010 yılında Diyarbakır ili, Karacadağ Bölgesi'nde bulunan Çınar İlçesine bağlı Höyükdibi (Melkiş) köyünde bir çiftçiye ait çeltik üretim alanlarında bölünmüş bölünen parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Biçerdöver hem doğrudan hem de durağan olarak çalıştırılırmış ve çalışma parametrelerine bağlı olarak ürün kayıpları belirlenmiştir. Çalışmanın temel amacı Karacadağ yöresinde biçerdöverle yapılan çeltik hasat-harmanında kullanılan tahıl biçerdöverin neden olduğu dane kayıpları, nedenleri ve azaltma yollarını ortaya koymaktır. Doğrudan tarlada çalışan biçerdöver denemeleri çiftçi tarlasında üç farklı dönemde ve %22.10, 24.81 ve 28.81 ürün nem içeriğinde, üç farklı ilerleme hızında (1.6 km/h, 3.2 km/h ve 4.8 km/h), dört farklı batör devrinde (600, 700, 800 ve 900 d/d) yürütülmüştür. Durağan olarak çalışan biçerdöver denemeleri üç farklı nem (%19.12, %21.45 ve % 21.81) ve dört (600, 700, 800 ve 900 d/d) farklı batör devrinde yürütülmüştür.Doğrudan tarlada hasat yapan biçerdöverde elde edilen sonuçlara göre ürün nem içeriği ve batör dönü hızının artması toplam hasat kayıplarını azaltırken, ilerleme hızının artışı ise toplam hasat kayıplarını artırmıştır. Buna karşın toplam hasat kayıpları üzerine biçerdöver ilerleme hızının etkisi diğer bir deyişle besleme miktarının etkisi ise artırıcı yönde olmuştur. Devir sayısının artışına bağlı olarak toplam hasat kayıplarında önemli oranda düşüş meydana gelmiştir. Toplam hasat kayıpları için tüm deneme kombinasyonları etkisi ayrı ayrı değerlendirildiğinde en düşük hasat kaybı değeri %28.85 nem, 4.8 m/s ilerleme hızında ve 900 d/d'lık batör dönü hızında %4.00 olarak, en yüksek değer ise %24.81 ürün nem içeriğinde 3.2 km/h biçerdöver ilerleme hızında ve 600 d/d'lık batör devrinde %16.97 olarak gerçekleşmiştir.

DiyarbakırGAP bölgesiHasat+2
Reşat Esgici
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kent rekabetçiliğinde kümelenme stratejisinin olumlu etkisi ve kümelerin kent rekabetçiliği algısı: Kent rekabetçiliği ve Diyarbakır mermer kümesi örneği

Son yıllarda küreselleşme ile birlikte ülkeler arasındaki sınırların hızla ortadan kalkması ve ulaşım alanıyla iletişim alanındaki teknolojik gelişmelerin ivme kazanmasıyla rekabetçilik kavramı dünya gündeminin ilk sıralarında yer almaya başladı. Aynı zamanda, yapılan birçok araştırmada, küresel ölçekteki ekonomik büyümenin yadsınamaz bir gerçek olduğu ve bu büyümenin daha çok yerel düzeydeki süreçlerin mekânsal yansımasının bir sonucu olarak ortaya çıktığı vurgulanmaktadır. Başka bir ifadeyle, belli coğrafi bölgelerde, belli endüstriyel faaliyetlerle ilgili yığılmaların, başarılı rekabetçi kümelenmeler oluşturması daha geniş alanlardaki rekabetin temelini oluşturmaktadır. Rekabetçilik ve ekonomik kalkınma ile birlikte, kentler giderek daha fazla anahtar bir mekânsal ölçek halini almaya başlamışlardır. Kentler kendi aralarında rekabet avantajını kazanmak ve ekonomik faaliyet paylarını yükseltmek için mücadele etmektedirler. Ekonomik faaliyetlerin kümelenmesi, kentlerin sürdürülebilir rekabet avantajı kazanabilmeleri için en önemli unsurdur. Bu çalışma kent rekabetçiliğinde kümelenme stratejisinin fayda etkisini ve kümelerin, kent rekabetçiliği kavramını nasıl algıladıklarını, Diyarbakır özelinde mermer kümelenmesi örneği ile ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

DiyarbakırKentlerRekabet+1
Osman Eroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ilinde radyoloji çalışanlarının radyasyondan korunma durumları ve sağlık yakınmaları

Radyasyona en fazla maruz kalan kişiler olan radyoloji çalışanlarının, radyasyonun biyolojik olarak meydana getireceği olumsuz etkilerden somatik veya genetik olarak etkilenme olasılıkları genel toplumdan daha yüksek beklenmektedir. Bu çalışmada radyoloji birimi çalışanlarının sağlık durumlarının araştırılması, mevcut hastalık ve sağlık şikayetlerinin ortaya konulması, koruyucu önlem alışkanlıklarının belirlenmesi ve eğitim materyali aracılığı ile radyasyondan korunma yöntemleri hakkında bilgi verilmesi amaçlandı. Tanımlayıcı özellikte olan bu çalışma için Gaziantep Üniversitesi Etik Kurulundan 19/11/2013-404 karar no' lu etik kurul onayı alındı. Diyarbakır İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı hastanelerde mevcut olarak çalışan toplam 250 radyoloji çalışanından, araştırmaya katılmayı kabul eden 220 kişiye sözlü onayları alınarak, halen çalıştıkları sağlık kuruluşunda yüz yüze görüşme tekniğiyle soru kağıdı uygulandı. Evrene ulaşım hızı %88 olarak gerçekleşti. Radyasyondan korunma yöntemleri ile ilgili bir eğitim materyali hazırlanarak soru kağıdı uygulaması sonrası radyasyondan korunma yöntemleri hakkında bilgi verildi. Radyoloji çalışanlarının, radyasyondan koruma araçlarından en fazla % 66,8 ile kurşun önlük ve % 65,5 ile kurşun paravanı kullandığı belirlendi. Radyoloji biriminde çalışan ve mesleki olarak radyoloji eğitimi almamış sağlık personellerinin radyasyondan korunma eğitimi alma durumlarının anlamlı düzeyde düşük olduğu görüldü (P=0,000). Radyoloji çalışanlarında en çok görülen sağlık yakınmaları % 75,9 ile yorgunluk ve % 72,7 ile halsizlikti. Kendi beyanlarına göre anemi % 24,5 ve migren % 22,3 ile en çok görülen hastalıklar olarak belirlendi. Ayrıca çalışmaya katılan iki radyoloji çalışanında kanser (% 0,9), üç radyoloji çalışanında ise infertilite (% 1,4) olduğu görüldü. Araştırmaya katılan kadınların %19,6'sıın en az bir kere istemsiz düşük, % 5,9'unun en az bir kere ölü doğum yaptığı görüldü. Araştırma sonuçlarına göre radyoloji çalışanlarının gebelik komplikasyonu yaşama ve düşük yapma oranının, genel topluma göre fazla olduğu ve mesleki olarak radyoloji eğitimi almamış olan çalışanların radyasyondan korunma eğitimlerinin eksik olduğu belirlendiğinden, özellikle doğurganlık çağındaki radyoloji çalışanlarının radyasyondan korunma konusunda uyarılması gerektiği düşünülmektedir. Radyoloji birimlerinde ergonomik olarak daha rahat çalışılabilecek şartların oluşturulmasının ve hizmet içi eğitim kapsamında hastane eğitim birimleri tarafından çalışanlara radyasyon güvenliği konusunda belirli aralıklarla eğitimin tekrarlanmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

DiyarbakırRadyasyonRadyasyon dozajı+7
Reşat Avcı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Anıt ve heykellerin ideolojik mesajları ve toplumsal algılar: Diyarbakır örneği

Bu çalışma Diyarbakır'da kamusal alana konulmuş anıt ve heykellerin sosyolojik bir analizi üzerinden Türkiye'nin siyasi ve toplumsal çatışmalarına dair bir tablo ortaya koymayı hedeflemektedir. İktidar, ideoloji ve kamusal alan tartışmalarını merkezine alan çalışma içerik analizi ve görüşme tekniklerini birlikte kullanmıştır. Böylece kentte görülen heykellerin ve anıtların taşımış oldukları kimi açık kimi örtük olan ideolojik mesajların anlamları ve bunların halk tarafından algılanış biçimi ortaya konarak ideoloji, sanat ve toplumsal algılar arasındaki ilişki çözümlenmeye çalışılmıştır. Neticede araştırma şu tezi desteklemiştir: İktidarlar kendilerini sanatsal eserler üzerinden kamusal alanda görünür kılmaya çalışsa da bu eserler üzerinden verilen ideolojik mesajlar çoğunlukla halk tarafından ya anlaşılmamış ya da karşıt ideolojik geleneklerin süzgecinden geçirilerek çarpıtılmıştır. Böylelikle sanat ulusallaşma için kendisinden beklenen dönüştürücü rolünü tam olarak oynayamamıştır. Anahtar Kelimeler: İktidar, İdeoloji, Kamusal alan, Sanat, Kemalist heykel, Yerel belediyeler

AnıtlarDiyarbakırHeykel+6
Recep Baydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ilinde çalışan fizyoterapistlerde kas iskelet sistemi problemlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada Diyarbakır ilinde çalışan fizyoterapistlerin kas iskelet sistemi problemlerinin araştırılması ve bu problemlerin yaş, cinsiyet, çalışma yılı, çalışma saati, haftalık çalışma günü ve egzersiz yapıp yapmama ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Bu çalışmaya Diyarbakır ilinde çeşitli merkezlerde çalışan 99 fizyoterapist katıldı. Çalışmada "Genişletilmiş Nordic Kas İskelet Sistemi anketi" kullanıldı. "Genişletilmiş Nordic Kas İskelet Sistemi anketi", vücutta anatomik bölgeleri gösteren bir şekil ile uygulanır, bu bölgeler; boyun, omuz, dirsek, el/ el bileği, sırt, bel, kalça/uyluk, diz, ayak/ ayak bileği şeklinde dokuz bölgedir. Katılımcılar her bölge için son on iki ayda ağrının varlığı, son yedi günde ağrının varlığı ve ağrıların günlük yaşamı etkilemesi açısından sorgulandı. Fizyoterapistlere anket dağıtıldı ve toplandı ve veriler kaydedildi. Bulgular: Katılımcıların %83,2 si vücutlarındaki ağrı, sızı, uyuşma gibi şikayetlerin yaptıkları işle ilgili olduğunu düşünürken, %16,2 si şikayetlerini iş ile ilişkilendirdiler. Son 12 ayda vücut bölgelerine göre ağrısı olan ve olmayan fizyoterapistlerin oranlarına bakıldığında katılımcılarda en fazla %65,7 oranla sırt ağrısı daha sonra %59,6 bel ağrısı, %57,6 boyun ağrısı, %53,5 el/ el bileği ağrısı, %52,5 omuz ağrısı görüldüğü saptandı. Son 12 ay içinde dirsek ağrısı çeken katılımcıların günlük çalışma süre ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05). Son 12 ay içinde bel ağrısı çeken katılımcıların beden kitle indeksi ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05). Son 12 ay içinde dirsek ağrısı çeken katılımcıların haftada çalıştıkları gün sayısı ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05). Son 12 ay içinde, kadınlarda omuz bölgesinde hissedilen ağrının erkeklere oranla anlamlı olarak daha yüksek, erkeklerde ise ayak/ ayak bileği bölgesinde hissedilen ağrının kadınlara oranla anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Son 12 ay içinde, egzersiz yapmayan katılımcıların diz ve boyun bölgesinde ağrı yaşama oranı anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). Son 12 ayda; boyun, omuz, dirsek, el bileği, sırt, bel, kalça/uyluk, diz ve ayak bölgelerinde ağrı hissetme ve hissetmeme durumlarının yaş ve çalışma yılı ile ilişkili olmadığı saptandı. Sonuç: Bu çalışma kas iskelet sisteminin risk faktörlerinin de belirlenebileceği daha geniş katılımlı bir çalışma için ön çalışma niteliğindedir. Çalışma fizyoterapistlerin kas iskelet sistemi problemleri açısından bir risk grubu oluşturduğunu gösterdi. Fizyoterapistlerde görülen kas iskelet sistemi problemlerinin beden kitle indeksi, cinsiyet, egzersiz alışkanlığı ile ilişkili olduğu belirlendi.

AnketlerDiyarbakırFizyoterapistler+2
Esin Anlaş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'ın geleneksel kültürünün ev mutfağına yansımaları

Bu çalışmanın amacı Diyarbakır'ın geleneksel kültürünü ve bunun ev mutfağına nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Araştırmanın analiz birimi Diyarbakır'ın kültürü ve yöresel yemekleridir. Veriler Diyarbakır merkez ve ilçelerinde yaşayan erkek ve kadınlardan elde edilmiştir. Merkez ve her ilçeden birer kişi seçilmiştir. Tüm görüşmeler araştırmacı tarafından yürütülmüş ve cevaplar ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Diyarbakır'ın kültürü et ağırlıklıdır ve etten yapılan yemekler çoğunluktadır. Yemeklerinde geçmişe oranla pek bir değişim olmadığı sadece bazı malzemelerin pratik oluşu açısından değişime uğradığı görülmüştür. Bazı yemeklerin günümüzde hiç yapılmadığı ya da çok nadir yapıldığı tespit edilmiştir. Merkez ve ilçeler arasında farklılıkların önemsiz sayılacak kadar az olduğu görülmüştür. Diyarbakır yemekleri kaynak kişilerden alınan tariflere sadık kalınarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, mutfak, kültür, yemek, gastronomi.

DiyarbakırGastronomiGelenekler+3
Zehra İşler
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern televizyonu kadınların okuma biçimleri: Müge Anlı ile Tatlı Sert programı üzerine bir alımlama çalışması (Diyarbakır örneği)

Postmodernizmin kavram olarak ilk kullanımı sanat, mimari ve edebiyat alanında modernlikten sonraki dönemi tarif etmek için olmuştur. 1960'lı yıllardan itibaren sosyo-politik ve ekonomik alanda yaşanan bazı dönüşümler bu dönüşümleri açıklama-anlama noktasında postmodern kavramın epistemolojik bir çerçevede yeniden kullanılmasını da zorunlu kılmıştır. Günümüzde hala oldukça tartışmalı bir kavramsallaştırma olan postmodernlik/postmodernizm, bazı düşünürler tarafından modernlikten tam bir kopuşu işaret ederken, bazıları ise onu modernliğin yeni bir biçimi/uzantısı şeklinde tanımlamayı tercih etmişlerdir. Bu kültürel alan içinde postmodern çağ bir yandan farklılıkların ve yerelliğin görünümünü artırırken bir yandan da tüm kitle iletişim araçlarını, özellikle de televizyonu dönüştürmüş ve dönüştürmeye de devam etmektedir. Bu dönüşüm Fransız televizyon kuramcısı François Jost (2002)'un tanımladığı gibi yeni bir anlatı evreninin kurgulanmasıyla, bunu yaparken de başta izleyicinin bu kurgu içinde yeniden tarif edilmesiyle kendisini gösterir. Baudrillard'ın da hipergerçeklik olarak tanımladığı bu anlatıda, Ignaciot Ramonet'nin Post-TV olarak tanımladığı günümüz televizyonu bir yandan gerçeği en saf haliyle gösterdiğini iddia ederken bir yandan da, hem kendini hem de izleyicisini yeniden bir anlatı olarak inşa eder. Bu yakınsamanın oluşturduğu "format yayıncılığı" düzeni içinde söz konusu yakınsamayı en iyi temsil eden yapımlar olarak "Reality-Show"lar karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, postmodern televizyonun başat formatlarından olan ve Türkiye'deki televizyon yayıncılığında da önemli yer tutan reality şov programlarının kadın izleyiciler tarafından nasıl alımlandığını inceleyerek söz konusu formatların izleyicisiyle anlatı evrenleri çerçevesinde nasıl bir ilişki kurduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede çalışmadan 'Müge Anlı İle Tatlı Sert' programının Kasım 2017- Ocak 2018 dönemindeki yayınları programın sadık izleyicileri arasından seçilen on beş kadın izleyiciyle birlikte izlenerek onların programı okuma biçimleri derinlemesine görüşme ve odak grup çalışması yöntemleriyle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın yeniden düzenlenen medya, özellikle televizyon yayıncılığı içinde gelenekselden yeniye doğru uzanan dönüşümü, kadın izleyicilerin bakış açısıyla tartışmaya açmak gibi özgün bir yaklaşım içinde olacağı da iddia edilebilir.

Anlı, MügeDiyarbakırKadınlar+6
Bermal Bekalp
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük Mecmua dergisi üzerinde bir inceleme

Küçük Mecmua dergisi Milli Edebiyat döneminde Diyarbakır'da yayımlanan, haftada bir çıkan fikrî, edebî, ilmî, siyasî ve iktisadî nitelikli bir dergidir. 5 Haziran 1338 (5 Haziran 1922) tarihinde Ziya Gökalp'in imtiyaz ve sorumluluğunda çıkmaya başlayan Küçük Mecmua dergisi, Ziya Gökalp'in Telif ve Tercüme Heyeti reisliği göreviyle Ankara'ya gitmesi üzerine kapanmış ve derginin son sayısı 5 Mart 1923 tarihinde yayımlanmıştır. Dergi toplam otuz üç sayı çıkmıştır. Küçük Mecmua dergisinde şiir, hikâye, masal, mensur şiir ve tiyatro gibi edebî türlerin yanında tarih, din, felsefe, edebiyat, siyaset ve iktisat konulu yazılara da yer verilmiştir. Küçük Mecmua'da yayımlanan savaş-kahramanlık, yeni devlet inşası, aşk ve tabiat konulu şiirlerde Milli Edebiyat şiirinin ölçüsü olan hece ölçüsü kullanılmıştır. Dil ve üslup açısından da Milli Edebiyat şiirinin özelliklerini taşıyan şiirler Âşık edebiyatı, Divan edebiyatı ve Batı edebiyatının nazım şekilleriyle kaleme alınmıştır. Dergide yayımlanan hikâyelerin çoğu savaş-kahramanlık konulu olmakla birlikte aşk konulu hikâyelere de yer verilmiştir. Çoğu Ziya Gökalp tarafından kaleme alınan masallar ise aşk ve sosyal konuludur. Zekâyı kullanmanın, çalışmanın ve ailenin önemi üzerinde duran masallar da bulunmaktadır. Küçük Mecmua'da yer alan diğer edebî türler ise vatan, bayrak ve tabiat konulu iki mensur şiir ile Malazgirt Savaşı'nı konu alan bir piyestir. Bunların dışında dergide sayıca en fazla olan yazılar tarih, din, felsefe, edebiyat, siyaset ve iktisat konulu makalelerdir. Sonuç olarak Küçük Mecmua dergisi, Milli Edebiyat hareketinin amaç ve özelliklerine uygun bir şekilde yayımlanarak Milli Mücadele'yi desteklemiş ve Diyarbakır basını için önemli bir dergi olmuştur.

DergilerDiyarbakırKüçük Mecmua dergisi+1
Hatice Gündoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects