Knowledge

300 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Diyabetle ilgili bilgilendirme eğitiminin sınıf öğretmenlerinin tip 1 diyabete yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisi

Bu araştırma sınıf öğretmenlerine uygulanan "Öğretmenler İçin Diyabet Eğitimi"nin öğretmenlerin Tip 1 diyabete yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yürütüldü. Müdahale-kontrol gruplarında ön-test ve son-test yarı deneysel tasarımda yürütülen araştırma Eylül-Aralık 2023 tarihleri arasında resmi 6 ilkokulda 87 sınıf öğretmeni (müdahale=42, kontrol=45) ile gerçekleştirildi (n=87). Veriler, "Öğretmen Bilgi Formu" ile bu çalışma kapsamında geliştirilen "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Bilgi Testi" ve "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Farkındalık Ölçeği" ile toplandı. Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun Kids and Diabetes in Schools (KiDS) projesi kapsamında geliştirdiği diyabet eğitim materyalleri bu çalışma kapsamında Türkçe'ye çevrilerek eğitim materyali olarak kullanıldı. Verilerin analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) Statistics Version 25 for Windows ve JASP (Version 0.17.2.1) paket programları kullanılarak tanımlayıcı analizler, Shapiro-Wilk testi, Ki-kare testi, Mann-Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi, Student t testi, Spearman'ın Sıralama Korelasyon testi ile yapıldı. p<0,05 istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edildi. Müdahale grubunda bulunan sınıf öğretmenlerin, "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Bilgi Testi" son-test sıra ortalamalarının kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Müdahale grubunda bulunan öğretmenlerin "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Farkındalık Ölçeği" toplam ve tüm alt boyutlarda son-test sıra ortalamalarının kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,001). "Öğretmenler İçin Diyabet Eğitimi"nin sınıf öğretmenlerinin Tip 1 diyabete yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerini arttırmada etkili olduğu sonucuna ulaşıldı. Öğretmenler ile yapılacak çalışmalarda; "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Bilgi Testi", "Öğretmenler İçin Tip 1 Diyabet Farkındalık Ölçeği" ve Türkçe'ye kazandırılan diyabet eğitim materyallerinin kullanılması önerilmektedir.

BilgiDiabetes mellitus-tip 1Eğitim+2
İsmail Çetintaş
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Edirne il merkezindeki evlilik raporu için başvuran bireylerin cinsel sağlıkla ilgili bilgi düzeyleri

Çalışmamızın amacı, Edirne il merkezindeki evlilik raporu almak için başvuran bireylerin cinsel sağlık bilgi düzeyinin belirlenmesi ve bu konu hakkındaki farkındalıklarının arttırılmasıdır. Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemini, Edirne il merkezinde bulunan 59 aile hekimliği birimine başvuran 380 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik özellikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve bulaş yolları, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunma davranışları ile 40 maddeden oluşan Cinsel Sağlık Bilgi Testi'ni kapsayan bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmamızda yer alan katılımcıların yaş ortalaması 28.9±4,089 olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların %57,63'ü kadın, %42,37'si erkektir. Katılımcıların %74,5'i evlendikten sonra aile planlaması kullanmayı düşündüklerini belirtmiştir. En çok tercihe edilen yöntem kondom olup, seçim nedeni kolay kullanım olarak ifade edilmiştir. Cinsel sağlık bilgi testi puan ortalaması genel olarak orta düzeyde bulunmuş, kadınların puanı erkeklerden anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Yapılan regresyon analiziyle öğrenim düzeyi (p<0,040), sağlık çalışanı olma (p<0,016), yerleşim yeri (p<0,007) ve aile planlaması düşüncesi (p<0,047) toplam puan üzerinde artırıcı etki göstermiştir (R2=0,026). Bilgiyi okuldan veya sağlık personelinden alanların puanı daha yüksektir. Katılımcıların çoğu evlilik öncesi cinsel sağlık eğitimi almak istediğini ve sağlık personelini en güvenilir kaynak olarak gördüğünü belirtmiştir. Sonuç olarak toplumda cinsel sağlık farkındalığını artırmak içim aile hekimleri ve sağlık personelinin aktif rol alması gereklidir. Aile hekimliği birimlerinde verilecek düzenli eğitimler, bireylerin sağlıklı kararlar almasına katkı sağlayarak hem bireysel hem de toplumsal sağlık için önemli kazanımlar sunacaktır

Aile hekimliğiAile planlamasıBilgi+2
Damla Çevik Fener
Trakya University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ekonomisi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye üzerine ampirik bir analiz

Son yıllarda, bilgi ekonomisinin önemli unsurları olan inovasyon, Ar-Ge faaliyetleri, bilişim teknolojileri, patent ve diğer fikri-sınai mülkiyet haklarının ekonomi üzerindeki etkileri teorik ve ampirik literatürde araştırılmaktadır. Büyüme iktisatçıları, ekonomik büyümenin bilgi ekonomisi değişkenleri tarafından belirlendiğini iddia etmektedirler. Onlara göre, bilgi ekonomik ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki söz konusudur. Bununla birlikte ekonometrik çalışmalar oldukça karmaşık sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, bilgi ekonomisi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisinde 1975-2017 dönemi için analiz etmektir. Burada, bilgi ekonomisi ölçütü olarak patent başvuruları değişkeni kullanılmıştır. Üç farklı regresyon denklemi kurulmuştur. Değişkenlerin birim kök analizleri ADF, PP ve KPSS testleriyle gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki eşbütünleşmenin varlığı ARDL sınır testi ile incelenmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri Toda-Yamamoto nedensellik metodu kullanılarak belirlenmiştir. Analizlerden elde edilen ampirik bulgular, Türkiye ekonomisi için bilgi ekonomisi odaklı ekonomik büyüme yaklaşımının geçerli olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca, bu sonuçlar Türkiye için önemli politika önerileri sunmuştur.

Ampirik yöntemlerBilgiBilgi ekonomisi+3
Çiler Yakut Işık
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hematopoetik kök hücre nakli farkındalığının üniversite öğrencilerinde gönüllü verici olma durumuna etkisi

Bu çalışma, hematopoetik kök hücre nakli farkındalığının üniversite öğrencilerinde gönüllü verici olma durumuna etkisini belirlemek amacı ile, tek gruplu ön test-son test tasarımlı yarı deneysel olarak planlandı. Araştırma, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde kampüs sınırları içerisinde ulaşılabilen ve kurum izni alınan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarına devam eden öğrenciler ile yapıldı. Yaşları 18-25 arasında olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 1216 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından hazırlanan anket ile toplandı. Anket üç bölümden ve toplam 46 sorudan oluşmaktadır. Demografik özellikler, hematopoetik kök hücre nakli hakkında bilgi soruları ve katılımcıların tutumlarını ölçen sorular ile bağış motivasyonunu etkileyen çoklu seçenekli sorulardan oluşmaktadır. Anket formunun uygulanmasının ardından katılımcılara verilen eğitim sonrası bilgi ve tutum sorularından oluşan form tekrar uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde, ortalama, standart sapma, medyan, frekans, minimum, maksimum, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Pearson ki-kare, Spearman's korelasyon testleri kullanıldı. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırma kapsamındaki katılımcıların yaş ortalaması 20,34±1,62, %67,8'i kadın ve %82,5'i lisans eğitimi almaktadır. Öğrencilerin hematopoetik kök hücre nakli ile ilgili bilgi puan ortalaması eğitim öncesinde 28,72±22,01 iken; eğitim sonrasında 81,41±15,90 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin eğitim öncesine göre eğitim sonrası hematopoetik kök hücre nakli bilgi puanındaki ortalama 52,68±24,35 birimlik artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,01). Türkiye'deki hematopoetik kök hücre bağışçı ihtiyacının farkındalığı eğitim öncesinde %51,9 iken eğitim sonrasında %92,1'e yükselmiştir. Eğitim öncesi öğrencilerin %25,5'i hematopoetik kök hücre bağışı yapmayı kesinlikle istediğini belirtirken, eğitim sonrası bu oran %45,9'a çıkmıştır. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve okuduğu bölümlerine göre hematopoetik kök hücre bağışı yapmayı istemeleri arasında eğitim öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0,01). Araştırmada öğrencilerin hematopoetik kök hücre nakli konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu, verilen eğitimin hematopoetik kök hücre bağışına ilişkin bilgi ve tutumlarına olumlu etkisi olduğu sonucuna varıldı.

BilgiDonörlerFarkındalık+6
Nazan Karakaçan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Denetlenemeyen bilginin kelâm ilmindeki yeri (ilham, rüya, cifr)

Kelâm ilminde akıl, sağlam duyu ve doğru haber bilgi kaynağı olarak kabul edilmiştir. Fakat bazı İslami disiplinler bilhassa tasavvuf ehli bu kaynaklarla beraber dini düşüncenin şekillenmesinde etkili olan bilgi kaynaklarına keşf, ilham, rüya ve cifr gibi bilgileri de dâhil ettikleri görülmektedir. Doğru bilgiyi elde etme noktasında bilgi kaynaklarının önemli bir etken olduğu biliniyor olmasına rağmen doğru bilgi kaynaklarını tespit etme noktasında bazı İslam düşünce ekollerinin farklı tavır sergilemesi ve bu konuda epistemolojik alanda yeterli çalışmanın olmaması bu araştırmanın yapılmasında temel etken olmuştur. Bu araştırmada ilham, rüya ve cifr bilgisinin kelâm ilminde bilgi değeri taşıyıp taşımadığı ve bunların bilgi kaynağı olarak kabul edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek itikadi ve sosyal sorunlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bilgilerin sübjektif olması ve evrensel niteliklerden yoksun olmalarından dolayı kelâm alimlerince dini alanda uyulması zorunlu hükmün delili olarak kullanılamayacağı tespit edilmiştir. Denetlenemeyen bilgilerin kişinin tecrübeleri ile sınırlı olması ve hakikatini ortaya çıkarmanın imkânsız olmasından dolayı dini alanda asla bağlayıcılığının olmadığı neticesine varılmıştır. Aynı zamanda yakın dönemde bazı şahıs, grup, cemaat ve tarikatların denetlenemeyen bilgiyi kullanarak toplum nezdinde saygınlık kazandıkları ve bu tür bilgilerin kendi statülerini korumalarına araç olarak kullandıkları çalışma kapsamında ulaşılan bir diğer sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.

BilgiCifrKelam+4
Tuba Erdemci
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebu'l-Kasım el-Ensari'de bilgi teorisi

Ebu'l-Kâsım el-Ensârî Eş'arî kelam geleneğinin önemli bir dönüşüm devrinde yaşamış, Cüveynî'nin öğrenciliğini, Şehristânî'nin hocalığını yapmış bir kelamcıdır. Onun kelam sisteminin temel konularından birini bilgi teorisi oluşturmaktadır. O, kelam sisteminde bu konuya oldukça önemli bir yer ayırmış, bilginin tanımı, mahiyeti, kaynakları ve nazar başlıklarını ayrıntılarıyla incelemiştir. Bu çalışma giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde düşünce tarihinde bilgiyi ve bilginin kaynağı konusunda ortaya çıkan görüşler ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde yeterince tanınmamasından ötürü Ebu'l-Kâsım el-Ensârî'nin hayatı, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalışılmıştır. Birinci bölümde ise Ebu'l-Kâsım el-Ensârî'de bilgini tanımı, bilginin ispatı ve hakikati, İkinci bölümde ise bilginin çeşitleri, bilginin kaynağı ve nazar konusu ele alınmıştır.

Akıl yürütmeBilgiDelil+6
Mehmet Emin Ulu
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ostomili hastaların bilgi gereksinimlerinin ve ostomiye uyumlarının belirlenmesi

Bu çalışma; Ostomisi olan hastaların ostomiye uyumlarını belirlemek ve hastaların gereksinimlerine göre danışmanlık vermek amacıyla yapıldı. Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesi genel cerrahi servisinde yatan 61 ostomili hastadan veriler Hasta Tanılama ve Değerlendirme Formu, Ostomisi Olan Bireylerin Bilgi-Davranış-Tutumlarını Değerlendirme Formu, Ostomi Bölgesini Değerlendirme Formu ve Ostomili Bireylere Yönelik Uyum Ölçeği kullanılarak toplandı. Gerekli yasal izinler ve hasta onamı alındı. Hastaların % 52.5 (n:32)'i kadın, yaş ortalamaları 53,65±13,55 yıl olduğu gözlenirken erkek (54,79 yıl) hastaların kadın (52,62 yıl) hastaların yaş ortalamalarından daha yüksek olduğu ancak aralarındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlendi. Çalışmada kullanılan ostomili bireylere yönelik uyum ölçeği; Kabul etme, Kaygı/Endişe, Sosyal Uyum, Öfke olmak üzere dört farklı alt grupta incelendi. Hastaların en çok ostomi bakımı, kişisel bakım, beslenme, cinsellik konusunda bilgi gereksinimlerine ihtiyaç duydukları belirlendi ve bu doğrultuda hastalara bakım ve danışmanlık hizmeti verildi.

BilgiBilgi gereksinimleriDanışmanlık+3
Tuğçe Nur Toprak Arslan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kızılay afet personelinin küresel iklim değişikliği bilgilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada afetler ile mücadelede ilk elden görev alan Türk Kızılay afet personelinin küresel iklim değişikliği bilgilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte bir epidemiyolojik araştırma olup çalışmaya katılım %30,3 olarak gerçekleşmiştir. Veriler; araştırmacılar tarafından hazırlanan veri toplama formu ile Haziran-Eylül 2022'de çevrimiçi olarak toplanmıştır. Çalışmaya katılan afet personelinin (n=77), %84,4'ü (n=65) erkek olup, %40,3'ü (n=31) 40-49 yaşındadır. Afet personelinin küresel iklim değişikliği ile ilgili genel bilgi düzeyi puan ortalaması 15,56 (Orta Düzey), küresel iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalaması 14,23 (Orta Düzey) olarak bulunmuştur. 20-29 yaş arasında olan afet personelinin küresel iklim değişikliği ile ilgili genel bilgi düzeyi puan ortalamaları, 40-49 yaş arası afet personelinin puan ortalamalarından fazladır (p<0,05).Yönetici olan afet personelinin küresel iklim değişikliği ile ilgili genel bilgi düzeyi puan ortalamaları, uzman ve işçi olan afet personelinin puan ortalamalarından fazladır (p<0,05). Lisans ve üzeri öğrenim seviyesi olan afet personelinin küresel iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalamaları, lise ve altı öğrenimi olan afet personelinin puan ortalamalarından fazladır (p<0,05). Küresel iklim değişikliğinin gerçekleşeceğini ve gerçekleşmeyeceğini düşünen, yaşamın sonunu getireceğini ve getirmeyeceğini düşünen, önlenebilir veya önlenemez olduğunu düşünen afet personelinin küresel iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalamaları, fikri olmayan afet personeline göre yüksektir (p<0,05). Kızılay, afet personeli için iklim değişikliği ve etkileri konusunda farkındalık ve bilgi düzeylerini artırmak için düzenli eğitimler sunabilir.

AfetlerBilgiKızılay+1
Şule Karakaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Deri kanseri ve güneş bilgi ölçeğinin Türkçeye uyarlanması ve ankara'da bir Üniversitenin açık havada çalışan mesleklere ait bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin deri kanseri bilgisinin, güneşten korunma davranışlarının ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Bu araştırmada; Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği'nin (DEKGÜB ölçeği) geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesi ve Hacettepe Üniversitesi'nde açık havada çalışan mesleklere ait bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin bazı güneşten korunma tutumları, güneşten korunma davranışları, deri kanseri hakkında bilgi düzeyleri ve ilişkili bazı faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. İki aşamalı yapılan bu araştırmanın ilk aşaması metodolojik tipte, ikinci aşama ise tanımlayıcı tipte yürütülmüştür. Veriler Nisan 2024'te inşaat, jeoloji, hidrojeoloji ve geomatik mühendisliği ile arkeoloji bölümünde öğrenim gören 175 öğrencinin katılımıyla gözlem altında toplanmıştır. Araştırmada veriler "sosyodemografik özellikler", "deri kanseri risk faktörleri", "eğitim sürecinde güneşe maruz kalma durumları ve korunma davranışları", "güneşe maruz kalım, güneşten korunma, bronzlaşma ve muayene davranışları", "DEKGÜB ölçeği" ve "Güneşten Korunma Davranışları ölçeği" olarak altı bölümden oluşan veri toplama aracıyla toplanmıştır. İlk aşamada; dil, yüzey, kapsam ve yapı geçerliği analizleri sonucu DEKGÜB ölçeğinin geçerli bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Güvenirlik analizlerinde hesaplanan Kuder Richardson değeri 0,838, McDonald Omega katsayısı 0,843'tür. Bu sonuçlar ile ölçeğin güvenilir bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Yapı geçerliği ve güvenirlik analizleri öncesince madde ayırt edicilik indeksi 0,3'ten düşük olan beş madde ölçekten çıkarılmış, bu analizler geriye kalan 20 soru üzerinden yapılmıştır. İkinci aşamada katılımcıların; geçerli ve güvenli olduğu gösterilen DEKGÜB ölçeği ile bilgi düzeyleri, GKD ölçeği ile güneşten korunma davranışları değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yarıdan fazlası (%60,0) erkektir. Katılımcıların yaklaşık üçte biri (%31,4) geomatik, üçte biri (%31,4) inşaat mühendisliği öğrencileridir. Kadınların bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu ve daha sık güneşten korundukları saptanmıştır. Katılımcıların ortalama DEKGÜB ölçek puanı 20 puan üzerinden 7,80±4,69 olarak hesaplanmıştır. Bilgi düzeyini anne öğrenim düzeyi (p<0,0001), kendi kendini muayene etme durumu (p=0,02), bilgi kaynağının hekim olması (p=0,003), haber sitesi (p=0,03), lise/üniversite dönemindeki eğitimler (p=0,035) ve televizyon (p=0,03) olması istatiksel olarak anlamlı derecede yükseltmiştir. Korunma davranışlarının sıklığını ise bilgi kaynağının aile ve arkadaşlar olması (p=0,046) ile hekim/sağlık çalışanı olması (p=0,004) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırmıştır. Yapılan bu çalışma sonucu açık havada çalışan mesleklere ait bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin risk bilgi düzeylerinin ve güneşten korunma davranış sıklıklarının düşük olduğu, bu konuda gereken önlemlerin alınmasının ve müdahalelerin planlanmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

BilgiDeri neoplazmlarıHacettepe Üniversitesi+3
Alican Güneş
Hacettepe University
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Specifying the boundaries of gray zone in diagnostic tests with information criteria

The decision-making process in medicine is a crucial subject due to the classification of subjects as healthy or diseased. Mostly, it concludes with binary outcomes, such as whether the person has a condition or not. The various information from subjects is taken, such as the complaints, family history, symptoms, or laboratory tests (known as diagnostic tests) to rule-in or rule-out the disease. Due to their advantages such as being cost-effective or rapid, even if some diagnostic tests cannot perfectly discriminate subjects they are commonly used in clinics. One method for assessing quantitative diagnostic tests to diagnose subjects is to specify an optimal cut-off point. Yet, this may cause issues on quantitative diagnostic tests with a single cut-off value as the distributions of diseased and healthy subjects overlap. Forcing the subjects in this overlapped area one of the classes causes the false negative or false positive rates. To deal with this issue, there are some approaches called a gray zone or middle inconclusive area in which subjects are classified diseased, non-diseased, and neither diseased nor non-diseased. In this thesis, we aim to propose a new solution to find the boundaries of the gray zone based on the information theory approach. We intend to compare and evaluate the performance of this proposed solution against existing methods ("grey zone" and "uncertain interval" approaches). The proposed algorithm was based on joint entropy. In the simulation scenarios, we considered effect size, sample size, the homogeneity of variance and prevalence of the disease. To compare the results of the proposed methods with existing algorithms, the length of the gray zone was examined under the condition of fixed area under the receiver operating curve in out of the gray zone. In simulations, the suggested approach mostly produced the lowest gray zone length with equal variances. In some simulation scenarios, it outperformed for unequal variances. However, it has the benefit that the suggested algorithm has no previous knowledge.

AlgorithmsKnowledgeGray zone+3
Ebru Öztürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne kayıtlı diyetisyenlerin iklim krizinin beslenmeye olan etkileri konusundaki farkındalık durumlarının ve iklim krizini önleme konusundaki yaklaşımlarının saptanması araştırması

Sürdürülebilir beslenme kavramı küresel halk sağlığının önemli konuları arasındadır. Kavram, sağlığın tümelci yaklaşımı ile ilişkilidir. Bu araştırmada, Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesi diyetisyenlerin; iklim krizinin beslenmeye olan etkisi konusundaki farkındalık durumlarının belirlenmesi, iklim krizinin önlenmesi konusundaki görüş ve yaklaşımlarının saptanması, iklim krizi kavramının diyetisyenlik uygulamalarına yansıtılabilmesi için diyetisyenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma, tanımlayıcı bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya, Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye 114 gönüllü diyetisyen katılmıştır. Katılımcılara yönelik çevrimiçi olarak 12 Ağustos 2021 ve 18 Nisan 2022 tarihlerinde beş bölümden oluşan veri toplama formu uygulanmıştır. İstatistiksel verilerin analizi için SPSS (IBM SPSS Statistics23.0) paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için etik kurul ve kurumsal izinler alınmıştır. Araştırmaya katılan diyetisyenlerin %99,1'i iklim krizi kavramını ve %97,4'ü sürdürülebilir beslenme kavramlarını bilmektedir ve %89,6'sı iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektirdiğini düşünmektedir. Diyetisyenlerin %86,9'u iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektiğini düşünürken %90,4'ü iklim krizinin diyetisyenleri ilgilendirdiğini düşünmektedir. Fakülteden 2010 yılından önce mezun olan diyetisyenlerin daha çoğunun iklim krizi kavramını bildiği görülmüştür (p=0,022). Beslenme alışkanlığı sağlıklı olan diyetisyenler sağlıksız olanlara göre iklim krizi kavramını daha fazla sıklıkta bilmektedir (p=0,01). İklim krizi kavramını bilenler bilmeyenlere göre anlamlı olarak daha fazla sürdürülebilir beslenme kavramını bilmektedir (p=0.00). Sonuç olarak; diyetisyenlerin iklim krizi ve sürdürülebilir beslenme konusunda farkındalıklarının geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin yapılması önerilmektedir.

BeslenmeBilgiDernekler+7
Şeyma Nur Taşın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımı: bir alan araştırması

Bu doktora tezinin konusu örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımıdır. Çalışmada, örtük bilgi unsurlarının (meslekî yetenek, meslekî bilgi ve meslekî tecrübenin) varlığının farkındalığı, özellikleri ve kaynakları meslekî tecrübe, yaş, cinsiyet ve coğrafi bölgelere göre farklılık gösterip göstermediği yönüyle araştırılmış; örtük bilgi, mesleğe özgü bir düşünme biçimi olarak ve bilgi aşama sırası (BAS) kapsamında incelenmiş; doğal karar verme sürecinde örtük bilginin nasıl kullanıldığı (zaman baskısı ve yüksek risk altında vb.) araştırılmıştır. Araştırma için hazırlanan soru kâğıdına Türkiye'de 7 coğrafi bölgeden (40 il) 505 veteriner hekim tarafından katılım sağlanmış ve Ankara'da (Türkiye) 39 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; örtük bilgi varlığının farkındalığına ilişkin görüşler arasında cinsiyet, yaş ve meslekî tecrübe yönüyle sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmamış (p > 0,05); örtük bilgi unsurlarından meslekî bilginin sözle anlatılmasının zor olmasına ilişkin görüşler arasında cinsiyet değişkenine göre sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p < 0,05). Doğal karar verme sürecinde örtük bilginin, karar sürecinde eksik bilginin tamamlanması; deneyime dayalı karar verilmesi; yüksek riskten ziyade zaman baskısı altında karar alınması; mevcut bilgiler (belirtik ve örtük) birbiriyle çelişik olduğunda bir izleme kararı verilmesi gerektiğinde kullandığı görülmüştür. Araştırma bulguları ışığında, örtük bilginin özellikler temelinde yeni bir tanım önerisi yapılmış; belirtik ve örtük özellikte adımlar içeren yeni bir bilgi aşama sırası (BAS) önerilerek bilgi dağı (BD) eğretilemesiyle (metaforuyla) açıklanmış ve ters bilgi aşama sırası (TEBAS) olarak çözümlenmiştir. Ayrıca gelecekteki çalışmalar için yeni araştırma önerileri sunulmuştur.

Açık bilgiBilgiBilgi hiyerarşisi+5
Çağnur Handan Kurtuluş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyetisyen ve diyetisyen adaylarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bugün ve gelecek kuşaklar için besin ve beslenme güvenliğine, sağlıklı yaşama katkıda bulunan çevresel etkileri düşük diyetler olarak tanımlanan sürdürülebilir diyetler ile ilgili özellikle sağlık profesyonellerinin farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ankara'da bulunan üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinde eğitim alan öğrenciler ile Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye olan diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma 876 Beslenme ve Diyetetik Bölüm öğrencisi ile kontrol grubu olarak alınan 230 diğer bölüm öğrencileri ve 201 diyetisyen olmak üzere toplamda 1307 birey ile gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve tutumu değerlendiren, dört bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özellikleri, ikinci bölümünde katılımcıların çevre ve çevre sorunlarına ilişkin görüşleri, üçüncü bölümünde sürdürülebilir beslenme konusuna ilişkin bilgileri ve yaklaşımları, dördüncü bölümünde ise besin tüketim alışkanlıkları yer almaktadır. Ankette sürdürülebilir beslenme başlığı altında, sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi düzeyi, besin alışverişi yaklaşımları ve besin kayıp ve atıklarını azaltma stratejilerine yaklaşımlarına yönelik 5-li Likert tipinde hazırlanan sorular yer almış ve bu sorulardan elde edilen cevaplar kullanılarak toplam puanlar hesaplanmıştır. Öğrenci örnekleminde veri toplama sürecinde, ilgili Bölüm Başkanlığı'nın uygun gördüğü zamanda üniversiteler ziyaret edilmiş, çalışma anlatılıp, gönüllü öğrencilerin geliştirilen anketi doldurmaları sağlanarak veriler toplanmıştır. Diyetisyenlerden veri toplama süreci ise, Türkiye Diyetisyenler Derneği üye e-posta grubuna anketin gönderilmesi ve gelen cevapların değerlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Diyetisyenlerin %84,6'sı, beslenme ve diyetetik öğrencilerinin %58,6'sı diğer bölüm öğrencilerinin ise %15,2'si sürdürülebilir beslenme tanımını daha önce duyduklarını beyan etmişlerdir (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanları diyetisyenlerde 41,896,58, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 34,444,95 ve diğer bölüm öğrencilerinde 32,306,08 olarak kaydedilmiştir (p<0,001). Öğrenci örnekleminde sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanının öğrencilerin eğitime devam ettikleri üniversiteler, lisans eğitim düzeyi ve yaşadıkları yerlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Besin kayıp ve atıklarını azaltma strateji puanları diyetisyenlerde 31,154,51, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 29,634,60 ve diğer bölüm öğrencilerinde 28,155,63 olarak bulunmuştur (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli olan grupta besin alışveriş puanın da yeterli olduğu saptanmıştır (p<0,001). Benzer şekilde, sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli ve yetersiz olan grupların besin kayıp ve atık farkındalık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Katılımcıların sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerine göre enerji ve besin ögesi alımları ile besin tüketim durumları değerlendirildiğinde, karbonhidrat, lif, elzem olmayan aminoasit ve demir alımları ile meyve grubu tüketimlerinin istatistiksel olarak önemli fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Sağlık profesyonelleri arasında, diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi, tutum ve yaklaşımlarının daha da geliştirilmesi, beslenme ve diyetetik eğitimi müfredatında sürdürülebilir beslenme ve bileşenlerinin daha fazla yer alması, bu konuda geliştirilecek stratejiler için önem taşımaktadır. Çünkü beslenme ve diyetetik profesyonelleri sürdürülebilir beslenme konusunda hem bireysel ve toplumsal bazda uygulamaların yaygınlaştırılmasında hem de politikaların geliştirilmesinde önemli rol oynayabilecek potansiyele sahiptiler.

BeslenmeBeslenme eğitimiBeslenme hizmetleri+7
Gurbet Ünal Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mütekaddimûn Dönemi kelâmcılarının bilgi tanımları: Ebü'l-Hasen el-Eş'ârî örneği

Hem felsefenin hem de kelâmın ortak konularından biri olan epistemoloji, bilginin mâhiyeti, imkânı, çeşitleri ve kaynağı gibi problemleri konu edinen bir disiplindir. Kelâm ilminde bu problemlerin her biri önemli olmasına rağmen bilginin tanımı meselesi, üzerinde uzlaşılamayan bir konu olarak ayrı bir önemi haizdir. Bu minvalde kelâmcıların her biri kendi varlık anlayışı ekseninde bilgiyi tanımlamaya çalışmıştır. Mütekaddimûn dönemi kelâmcılarının bilginin imkânına yönelik yaklaşımları dikkate alındığı vakit bu tanımların nasıl farklılaşabileceğini tahmin etmek güç değildir. Mu'tezile genel itibariyle bilgiyi inanç ile eş değer görürken, Ehl-i Sünnet kelâmcıları böyle bir tanımın kapsayıcı olmadığı üzerinden Mu'tezile'yi eleştirmiş ve bu eleştirileri sonucunda ulaştıkları bilgi tanımları da müteahhirûn düşünürleri tarafından mantık kaidelerinin dikkate alınmadığı iddiasıyla farklı bir eleştiriye maruz kalmıştır. Mütekaddimûn döneminin önemli bir düşünürü olduğu hesaba katıldığında Eş'ârî'nin yaptığı bilgi tanımı/tanımları bu noktada daha fazla önem kazanacaktır. Dolayısıyla bu tezde; Mu'tezile'nin bilgi tanımları ile Platon'un bilgi tanımı arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığı, Mu'tezilî kelâmcıların bilgi tanımlarına yönelik eleştirilerin hangi noktada yoğunlaştığı, Mütekaddimûn dönemi Ehl-i Sünnet kelâmcılarının tanımdan maksatlarının ne olduğu, Eş'ârî'ye nispet edilen bilgi tanımlarının neler olduğu, bu tanımların hangisinin/hangilerinin ona nispetinin kesin olduğu, Eş'ârî'nin bilgi tanımlarında Aristo veya Stoa mantığını esas alıp almadığı gibi temel soruların yanıtları aranacaktır.

BilgiEş`ariKelam+5
Şehmus Akan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fahreddin er-Râzî'de Mârifetullaha götüren nazar

"Fahreddin er-Râzî'de Mârifetullaha Götüren Nazar" isimli bu tez, erken dönemde imân mevzûsu ile ilişkili olarak tartışılan, ilerleyen süreçte ise yöntemsel bir veche kazanan Tanrı bilgisine ulaştıran nazar konusunun Fahreddin er-Râzî'nin düşünce sisteminde nereye konumlandığını ve nasıl yorumlandığını tartışmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde mârifetullahın kulun mükellefiyet dairesine ilk olarak hangi ekol tarafından dâhil edildiği ve yöntemsel manada nazarın bu bilgiye ulaşma sadedinde kullanımının ne zaman ortaya çıktığı araştırılmaktadır. Bunun yanı sıra mârifetullaha ulaştıran nazarın hareket noktasının cevher-araz teorisi olarak tayin edilmesinin nasıl gerçekleştiği açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca mârifetullaha götüren nazar konusunun tarihsel gelişimi ile birlikte Râzî'ye kadar olan süreçteki kırılma noktaları belirtilip erken dönemdeki düşünürler ile Fahreddin er-Râzî'nin görüşlerinin benzeştiği yerlere işâret edilmiştir. İkinci bölümde ise Râzî'nin felsefî sisteminde mârifetullahı nasıl anlamlandırdığı ve nereye konumlandırdığı açıklanmış, nazar ve istidlâl metodunun metafizik bir yapıya sahip olan Tanrı bilgisi bağlamındaki yeterliliği anlatılmıştır. Mârifetullaha ulaşma noktasında kullanılan delîlin mâhiyeti ve ne olduğu sorunları Râzî'nin kurmuş olduğu sistem bağlamında tartışılmıştır. Ayrıca Râzî'nin istidlâl yöntemine alternatif olan müşâhede ve ta'lîm yöntemleri sadedindeki görüşleri açıklanmış ve yöntemler bağlamındaki bakış açısı izâh edilmiştir. Mârifetullaha ulaştıran nazar konusunun teklîfle de irtibâtı olması dolayısıyla insan fiilleri ve bu bağlamda Râzî'nin nazarla mükellefiyeti nasıl temellendirdiği açıklanmaya çalışılmıştır.

BilgiMarifetullahNazar+2
Ahmet Koca
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlak ve bilgi ilişkisi açısından Ebû Tâlib El-Mekkî'nin havâtır anlayışı

Bu çalışma, Ebû Tâlib el-Mekkî'nin (ö. 386/996) havâtır anlayışını ahlak ve bilgi ilişkisi bağlamında konu edinmektedir. Öncelikle sûfîlerin sürekli havâtırdan bahsetmesi sebebiyle diğer disiplinlere müntesip düşünürler tarafından ehl-i havâtır şeklinde anılmaya başladığını tespit eden bu araştırma, zamanla bu nitelendirmenin sûfîlerin ilimlerinin metotsuz olduğunu ve saygıyı hak edecek bir konumda olmadığını kastetmek için kullanılmaya başladığını savunmaktadır. Bunun yanı sıra bu çalışma, Mekkî'nin tam da bu yöntemsizliği ortadan kaldırmak için havâtırı tümel bir kavram olarak inşâ ettiğini ve ahlak ve bilgi açısından kişide değişime neden olan havâtıra karşı temyiz yöntemini benimsediğini ortaya koymaktadır. Mekkî havâtır kavramını kendi tasavvuf düşüncesinin merkezine taşır. Bilgiye müteallik birçok kavramı havâtır çatısı altında toplayarak erken dönemde kavram kargaşasına çözüm bulmayı hedefler. Ayrıca kalbin, ruhun, aklın ve nefsin havâtır ile olan irtibatını göstererek havâtır-insan irtibatını bütüncül bir şekilde açıklar. Bununla birlikte Mekkî havâtırın nasıl temyiz edileceğini gösterir ve bunun sonucunda havâtırın epistemolojik değerini ortaya koyar. Bu çalışma; metin analizi, mukayese ve sentez yöntemlerini kullanarak Mekkî'nin havâtırı ahlak ve bilgi ilişkisi bağlamında tasavvufu tasavvuf yapan, diğer ilimlerden ayıran ve onlardan üstün kılan bir unsur olarak inşâ ettiği sonucuna ulaşmaktadır. Son olarak bu çalışma, modern araştırmacılara özellikle Mekkî öncesi dönemde bilgi edinmeye müteallik kavramları "câmi/tümel" bir kavram olan havâtır kavramı çerçevesinde değerlendirmelerini ve kalbe gelen ilkâları tefrik etmeye, kaynağını belirlemeye ve bunları Kur'an-ı Kerîm ve sünnete arz etmeye ilişkin sûfîlerin söylemlerini "temyiz" kavramsallaştırmasıyla ele almalarını önermektedir.

AhlakBilgiHavatır+3
Hasan Aydemir
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The rise of the socio-philosophical ground of Islamic knowledge tradition through its technical terms (650-900)

This study examines the emergence of the socio-philosophical foundation of knowledge tradition in Islamic civilization through technical terms which are utilized in later development in all sciences in the period that extends just about from 650 AD until almost 900 AD. The transformation of a civilization into a world civilization in a short period of time is a remarkable event in the history of thought. The determination of the factors that prepared it also requires an investigation of the reasons why Islamic scholars made the universe a subject of research from the early period. Therefore, the aim of this thesis is to examine the process of the emergence of technical terms in general, especially in the disciplines that contributed to the emergence of a sophisticated knowledge tradition that provided a social and philosophical foundation for scientific progress in Islamic civilization. In our study, we will take into account the perspectives of the Muslim scientific community expressed in technical terms such as the 'ulamā' and the fuqahā. This is because the Islamic knowledge tradition grew out of a religious context. For this reason, religious terminology played a significant role in the development of scientific nomenclature, including physical sciences. As a study in the sociology of knowledge, this thesis will pay attention to the scientific progress only in the first three centuries, following the footsteps of mainly technical terms as they gradually unfolded in Islamic scientific tradition.

KnowledgeInformation sociologyScience+4
İbrahim Halil Elkoca
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beden kütle indeksi (BKİ) 18,5 'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Haliç Üniversite'sinde eğitim alan Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan 19-26 yaş arası 70 katılımcı (59 kız, 11 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara kişisel özellikleri, sağlık durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını belirten sorular, yeme tutum testi, besin tüketim sıklığı, bir günlük besin tüketim kaydını içeren anket uygulanmıştır. Yapılan çalışmada öğrencilerin boy ölçümleri 1,6 ile 1,9 m arasında ve ortalama 1,67±0,08 m; kilo ölçümleri ise 40 ile 65 kg arasında ortalama 48,80±5,02 kg; beden kütle indeksi hesaplanan değerleri ise 15 ile 18,6 kg/m2 arasında olup ortalama 17,48±0,84 kg/m2'dir. Yeme tutum puanları ortalama 15,84±6,62 saptanmıştır. Puanlara göre öğrencilerin %95,7'sinde yeme bozukluğu saptanmazken, %4,3'ünde yeme bozukluğu saptanmıştır. Öğrencilerin %15,7'sinin her zaman öğün atladığı görülmüş olup günlük aldıkları ortalama enerji miktarı 1264,49±444,91 kkcal bulunmuştur. Günlük enerjinin ortalama %47,34'ü karbonhidratlardan, %15,10'u proteinden, %36,75'i yağlardan geldiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %21,4'ü sigara, %5,7'si alkol kullanmaktadır. Öğrencilerin lif, vitamin ve mineral ölçümleri değerlendirildiğinde; vitamin C'nin alımının normal değerlerde olduğu, lif, vitamin A, vitamin D, vitamin B12, folat, kalsiyum, çinko ve demirin günlük alımının önerilen değer aralığının altında olduğu gözlemlenmiştir. Bu da bize öğrencilerin günlük alınması gereken besin öğelerini yeteri kadar almadıklarını, yeterli ve dengeli beslenemediklerini göstermektedir. Veriler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 ve BEBİS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, zayıflık, beden kütle indeksi, yeme tutum testi, beslenme bilgi düzeyi

Beslenme davranışıBeslenme durumuBilgi+5
Gülce Uyanık
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsili hasta ve eşlerinin eş uyumu, epilepsi bilgi ve stigma düzeylerinin karşılaştırılması

Kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ve karşılaştırmalı olan bu çalışma epilepsili hasta ve eşlerinin eş uyumu, epilepsi bilgi ve stigma düzeylerini karşılaştırarak ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın örneklemini (Kasım 2020- Şubat 2021) bir eğitim araştırma hastanesinde tedavi olan epilepsili hasta (n=100) ve eşleri (n=100) oluşturdu. Kişisel Bilgi Formu, Yenilenmiş Çift Uyumu Ölçeği, Epilepsi Bilgi ve Tutum Anketi, Epilepsi Hastalarında Stigma Ölçeği ve Epilepsi Hastalarının Yakınlarında Stigma Ölçeğiyle veriler toplandı.Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Shapiro-Wilk, Skewness ve Kurtosisin), cronbachalpha, t testi/Mann Whitney U testi, One-wayAnova/Kruskal Wallis testi, Pearson Korelasyon testi, kullanıldı. Fark ve ilişkilerde istatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edildi.Epilepsili hastaların ortalama 41,130±13,488 ve eşlerinin ortalama 42,050±13,584 yaşlarında oldukları, Epilepsili hastaların (%45)ve eşlerinin (%40) çoğunun ilkokul mezunu olduğu, 16,740±13,802 yıl evli oldukları, tanışarak evlendikleri (%54) ve epilepsili hastaların eşlerinin evlilik öncesi eşinin epilepsi hastası olduğunu bilmedikleri (%55) saptandı.Tekrar evlense aynı kişiyle evlenmek istediği (%93 epilepsi hastası; %95 eş) belirlendi. Hastalık süresinin ortalama 13,170±12,841 yıl olduğu, hastalığının travmaya bağlı olarak geliştiği (%72) ve aylık nöbetler (%30) geçirdiğisaptandı.Epilepsili hastaların ve eşlerinin ÇUÖ Doyum alt boyut puanları ve Çift uyumu toplam puanları ile EBTÖ puanları arasında pozitif yönde (p<0.05) anlamlı ilişkiler saptandı.HastalarınYÇUÖ'nün Doyum puan ortalamasının eşlerinden daha yüksek olduğu ve ilişki kalitelerini daha iyi düzeyde algıladıkları (p<0,05) saptandı. Hastaların EBTÖ'nün ''Tutum'' puan ortalamasının eşlerinden daha yüksek olduğu, epilepsiye ve epilepsili olan bireye yönelik daha pozitif bir tutuma sahip olduğu saptandı (p<0,05). Hastaların ESÖ'nin toplam puan ortalamasının orta düzeyde olduğu ve eşlerinin puan ortalamasının ise düşük düzeyde olduğu, epilepsili hastaların eşlerinden daha fazla stigmatize olduğu belirlendi (p<0,05).

BilgiDamgalamaEpilepsi+4
Meryem Altunok
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır yemek endüstrisinde çalışan personelin gıda hijyen bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Van'da bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan kişilerin gıda hijyen bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla hazırlanan anket formu, 12 adet yemek fabrikasında bulunan 90 erkek ve 14 bayan olmak üzere 104 kişiye uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket, demografik bilgiler, besin zehirlenmelerini önlemek için yapılması gerekenler ve gıda hijyen bilgi düzeyini ölçmek için hazırlanan sorular olmak üzere 3 bölümden oluşmuştur. Çalışma sonucunda Van ilinde bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan personelin genellikle erkeklerden oluştuğu, örgün eğitim seviyesinin bayanlarda daha yüksek ve erkeklerde daha düşük olduğu, bayan çalışanların erkek çalışanlardan daha genç olduğu, iş tecrübesi bakımından da erkeklerin çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Ankete katılanların büyük bir çoğunluğunun gıda hijyen bilgi düzeylerinin ölçülmesi için verilen sorulara doğru cevaplar verdikleri ve bunun sebebinin de büyük ölçüde çalışanların hijyen eğitimi almalarına bağlı olabileceği tespit edilmiştir. Anket sorularına doğru yanıtların verilmesinde çalışanların örgün eğitim seviyesinin de etkili olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden, bu tip işletmelerde çalışanların tamamının hijyen eğitimi almalarının gerektiği, örgün eğitim seviyesinin yükseltilmesinin gıda hijyen bilgi düzeyini olumlu yönde etkileyeceği, gıda hijyen eğitimlerinin gıda hijyeni konusunda uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmesi gerektiği ve hazır yemek fabrikalarında gıda güvenliğini garanti altına alan HACCP gibi uygulamaların faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Halihazırda yemek fabrikaları çalışanlarının gıda hijyen bilgi düzeylerinin tamamen yeterli olmadığı ve bu yüzden de bu tip işletmelerin resmi otoriteler tarafından sürekli ve sıklıkla denetlenmesinin gıda kaynaklı hastalıkların önlenmek için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yemek fabrikası, Personel, Hijyen, Bilgi düzeyi

AşçılarBesin hazırlama ve dağıtmaBilgi+6
Pınar Turlak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Haldun düşüncesinin varlık ve bilgi temelleri

İbn Haldun (1332-1406) İslâm düşünce tarihindeki önemli düşünürlerden biridir ve en çok umran ilmi ile tanınır. Dolayısıyla o, umran ilminin içerdiği konu ve tartışmalar bağlamında daha ziyade tarih, siyaset gibi alanlarda ele alınmıştır. Ancak bu çalışmalara bir göz atıldığında görüleceği üzere birçok çalışma onun düşüncesinin temelinde bulunan ontolojiyi ve bu ontolojiye dayalı olan epistemolojiyi ya ihmal etmiş ya da hak ettiği yeri vermemiştir. Biz, İbn Haldun'un anlaşılabilmesi için öncelikli olarak onun vahye dayalı ontolojisinin ve epistemolojisinin ortaya koyulması gerektiğine inanıyoruz. Bu iddiamızdan hareketle, onun üzerine yapılan çalışmalarda gördüğümüz bu eksikliği gidermek için onun varlık tasavvurunu ortaya koymaya ve ardından onun bilgi tasavvurunu da bu varlık tasavvuruna dayalı olarak izah etmeye çalıştık. Gördük ki, İbn Haldun'un özgün bir varlık tasavvuru var ve onun, bu varlık tasavvuru felsefî olarak temellendiriliyor. Nihayet, varlığa dair bu tasavvur onu klasik felsefî gelenekten ayırıyor. İbn Haldun'un bu özgün felsefî dizgesinin bugün bizler için yeni bir felsefî dizge adına imkân taşıdığı kanaatine vardık ve ne tür imkânlar barındırdığını ise sonuçta tartışmaya çalıştık.

BilgiEpistemolojiMantık+5
Talha Küçükkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Uşak ilinde görev yapan Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı çalışanlarının otizm spektrum bozukluğu hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının Otizm Spektrum Bozukluğuna (OSB) yönelik farkındalıklarının ve bilgi düzeylerinin yüksek olması riskli çocukların erken tanı ve tedavi alabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmadaki amacımız Uşak ilinde Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) çalışmakta olan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının çocukluk çağı otizmi konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız 01.10.2023-01.01.2024 tarihleri arasında Uşak ilindeki ASM'lerde görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları ile yapılan tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Katılımcılara sorulan anket iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda sosyodemografik veri formu, ikinci kısımda ise Sağlık Çalışanlarının Çocukluk Çağı Otizmi Hakkında Bilgi Anketini (SÇOBA) içermektedir. Bulgular: Çalışmamıza toplam 168 kişi katıldı. 84'ü aile hekimi ve 84'ü aile sağlığı çalışanı idi. Katılımcıların %73,2'si (n=123) kadın, %26,8'i (n=45) erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 39,3±7,4 yıl olarak bulundu. Katılımcıların toplam meslekte çalışma süresi ortalama 15,6±8,0 yıl, ASM'lerdeki ortalama çalışma süresi ise 7,7±4,6 yıl olduğu saptandı. Katılımcıların SÇOBA toplam puan ortalaması 14,10±2,15 idi. Alt alanlarda puan ortalaması ise birinci alanda 7,13±1,07, alan ikide 0.92± 0,18, alan üçte 2,80±0,97 ve alan dörtte 3,14 ±1,36 olarak bulunmuştur. Sonuç: Katılımcıların OSB'nin davranışsal özelliklerini tanımlamada ve bozukluğa eşlik eden komorbidite bilgisinde eksik oldukları görüldü. Bilgi düzeyini artıran faktörler arasında daha önceden otizmli hastanın tanı sürecinde bulunmak, otizm ile ilgili geçmişte bir eğitime katılmak ve ASM'de çalışırken otizm ile ilgili bir eğitime katılmak olduğu bulundu. Eğitimlere katılan katılımcıların, kendi otizm bilgi algısının yüksek olduğu görüldü.

Aile hekimliğiBilgiOtizm
Harun Köseoğlu
Uşak University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evde sağlık hizmetlerine kayıtlı Alzheimer hastalarının bakım vericilerine verilen eğitimin alzheimer hastalığına yönelik bilgi ve tutumlarına etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Bu çalışma evde sağlık hizmetlerine kayıtlı Alzheimer hastalarının bakım vericilerine verilen eğitimin Alzheimer hastalığına yönelik bilgi ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma "randomize kontrollü deneysel çalışma" olarak yürütülmüştür. Bu araştırma, Giresun ili Bulancak Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında takip edilen Alzheimer hastalarının bakım vericileri üzerinde, 01 Aralık 2023 ile 01 Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, evde sağlık hizmetlerine kayıtlı olan 145 Alzheimer hastasının bakım verenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırma kriterlerini karşılayan ve katılım göstermeyi kabul eden 60 hasta bakım vericisi örneklem grubunu oluşturmuştur. Bakım verenler deney ve kontrol grubuna basit randomizasyon yöntemiyle atanmıştır. Araştırmanın verileri "Hasta ve Bakım Verici Tanıtım Formu", "Alzheimer Hastalığı Bilgi Ölçeği" ve "Demans Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Deney grubundaki bakım verenlere bir kez eğitim yapılmıştır. Veriler Mann Whitney U testi, Fisher's Exact testi, Pearson ki-kare, Yates düzeltmesi, Robust ANOVA testi, Benforonni testi ve Robust Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Deney ve kontrol grubu bakım verenlerin "Alzheimer Hastalığı Bilgi Ölçeği" ortanca fark değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.001). Deney ve kontrol grubu bakım verenlerin "Demans Tutum Ölçeği" ortanca fark değerleri arasında istatistiksel olarak fark olduğu bulunmuştur (p<0.001). Deney ve kontrol grubu bakım verenlerin "Demans Tutum Ölçeği" alt boyutları "Destekleyici Tutum", "Kabullenici Tutum" ve "Dışlayıcı Tutum" ortanca değerleri istatistiksel açıdan farklılık göstermektedir (p<0.05). Sonuç: Araştırmada deney grubundaki bakım verenlerin Alzheimer hastalığı hakkındaki bilgi düzeylerinin ve hastalıkla ilgili olumlu tutumlarının arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Alzheimer, bakım verici, bilgi, eğitim, hemşirelik, tutum

Alzheimer hastalığıBakım verenlerBilgi+3
Selin Nur Kara
Ordu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Can sıkıntısı ve acı arasında yaşam: Seneca ve Arthur Schopenhauer'da istenç ve mutsuzluk problemi

Felsefe tarihinde uzun bir geçmişi olan bir kavram olarak ''isteme'' yaşamı belirlemesi bakımından büyük bir öneme sahiptir çünkü isteme kavramı, yaşama devam etmeyi istemeyi de içermektedir. İsteme, yaşamı istemeyi de içerdiği için, insan yaşam içinde acıyı yaşamaya devam eder. Bu nedenle tez, isteme ve mutsuzluk arasındaki ilişkiyi problem edinir. Bu çalışma, temelde istenç ve mutsuzluk ilişkisine eğilmeyi ve bu bağlamda Seneca ile Schopenhauer felsefesini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, Seneca'nın isteme kavramına bakışı ve acı ile birlikte olan yaşamın içinde mutsuzluğun ifadesi araştırılacaktır. Seneca'ya göre kendi devinimlerini bilmeyen insanın mutsuz olması kaçınılmazdır. Dünyanın onun yurdu olduğunu söyleyen Seneca'ya göre, mutlu yaşam her yerde bulunur. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde bilgi ve mutluluk ilişkisini ele alacak ve bilge kişinin yaşamını araştırma konusu edineceğiz. Stoa felsefesinde, kişinin özgürlüğü, kabaca duygular ve tutkulardan arınmaktır. Bilge insanın erdemi, onun bu durumdan arınabiliyor oluşundadır (apathaia). Aşırı duygulanmak, tutkulanmak, kişinin yaşamında başına gelen bir durumdan fazla etkileniyor oluşu, bunların tümü bilge insanın uzak durması gereken şeylerdir. Seneca'ya göre bilge kişi duygulardan ve tutkulardan arındığı ölçüde özgür olur dolayısıyla kesin özgürlük, bedeni hor görmektir. Güç ve bedensel güzellik, mutluluk kaynağı değildir. İnsan, akıl sayesinde yaşamdaki felaketlere bir güç ile karşı koyar ve mutluluğu iyi karşılar. Bu anlamda en üstün mutluluk, beden ve ruhun barışından başka bir şey değildir. Çalışmamızın ikinci bölümü Schopenhauer'un anladığı biçimde istemenin görünüşe gelmiş biçimi olan tasarım olan dünyayı araştırmaya ayrılmıştır. Kavramların yalnızca insanın mülkiyetinde olduğu göz önünde bulundurulursa, öznenin tasarlamış olduğu söylenen dünya Schopenhauer'a göre özünde bir istemedir. Kavram olarak istemenin ve bunun dünya ile ilişkisinin ortaya koyulabilmesi için öncelikle dünyanın bilgisine bakmak gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünde tasarım olarak dünyanın bilgisi incelenecek ve tasarımın temelinin istenç olduğu ortaya koyulacaktır. Dolayısıyla bu bölümde temelde "özgürlük" ve "isteme" kavramları açıklığa kavuşturulacak ve Schopenhauer'a göre bu iki kavram arasındaki ilişki incelenecektir. Bir yanılsama olarak ortaya çıkan özgürlüğün yaşam ile bağlantısı bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problem çerçevesinde varlığını devam ettirmek için insanın istediği ve yaşamını devam ettirdiği ancak bu yaşam içinde özgürlüğün yalnızca bir yanılsama olduğu görülmektedir. Sonuç bölümünde bu iki filozofun özgürlük, mutluluk ve isteme kavramlarının bilgi temelinde görünümlerine bakılacak olup, son iki kavram arasındaki problem açıklığa kavuşturulacaktır.

AcıArzuBilgi+7
Ezgi Can
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects