Koran

2,011 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Burhâneddin İbrâhim b. Ömer el-Ca'berî'nin Kitâbu'l-İhtidâ fi'l-Vakf ve'l-İbtidâ adlı eserinin tahkik ve değerlendirmesi

İslam dininin ortaya çıkmasıyla beraber insanların hayatlarında, yaşam tarzlarında, medeniyetlerinde gözle görülür farklılıklar meydana gelmiştir. Bütün bu gözle görülür değişikliklerle beraber İslam âleminin fikrî ve zihnî olarak değişikliği de paralel olarak gelişmiştir. İlk günden bugüne kadar İslam âlimleri düşünmeye, yazmaya, yeni çalışmalar ortaya çıkarmaya özen göstermişlerdir. Matbaanın veya teknolojik gelişmelerin olmadığı dönemlerde İslam âlimleri eserlerini elle yazarak ortaya çıkarmışlar ve bunları muhafaza etmişlerdir. Biz bu çalışmada Ebû İshâk İbrâhîm b. Ömer b. İbrâhîm b. Halîl el-Ca'berî'nin "Kitâb'u Vasfu'l-ihtidâ fi'l-Vakf ve'l-İbtidâ" adlı el yazması eserini gün yüzüne çıkarmayı düşündük. El-Ca'berî birçok ilim dalında eserler vermiştir. Onun eserlerinin pek çoğuna şerh ve hâşiye yazılmış birçoğu da ders kitabı olarak asırlardan bu yana okutulmuştur. Fakat el-Ca'berî'nin kıraat alanındaki bu eseri diğer eserleri gibi gün yüzüne çıkmamıştır. Bu çalışmada el-Ca'berî'nin "vakf-ibtidâ" konusunu temellendirerek ayetler üzerinden örnekler verdiği eseri ele alınmıştır. Çalışmamızda müellifin bu eseri tahkîk edilerek kısmî olarak tercüme edilmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmamızın konusu, önemi ve amacı ele alınmış, tahkikte kullandığımız metot, yöntem ve kaynakları dile getirilmiştir. Ayrıca nüshalarla ilgili genel bilgiler paylaşılmıştır. Birinci bölümde müellifimiz el-Ca'berî ile ilgili yaşadığı dönemin siyasî, dinî, eğitim ve sosyal hayatı incelenmiştir. el-Ca'berî'nin hocaları, talebeleri, çağdaşları olan ilim adamları ve eserleri kısa şekilde dile getirilmiştir. İkinci bölümde nüshamızın 12 fasıl olan birinci babının tercümesini yaparak alana katkı sağlamasını düşündük. Bu bölümde müellif vakf ve ibtidâ ile ilgili genel kuralları belirlemiş ve Kur'an-ı Kerîm'den belli bir tertibe göre vermiş olduğu örnekleri (ayetleri) kıraat imamlarının okuyuş şekilleri ve rumuzlarını kullanarak eseri zenginleştirmiştir. Sonuç başlığı altında ise tahkîk ve tercümenin genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmamızın ana gövdesini oluşturan; üzerinde çalıştığımız Trabzon nüshası ve İspanya/El-Curial nüshasının tahkîk bölümü bulunmaktadır.

CaberiKur'an-ı KerimKıraat+2
Ömer Şimşek
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an da nebi ve resul kavramları

Yüce Allah'ın mesajlarını insanlara ileten peygamberlere inanmak, İslâm Dini'nin inanç esaslarındandır.Peygamberler, insanların hayatı anlamlandırmalarına yardım ederler. Kulluğu öğretip insan ruhunu huzura kavuştururlar. Adaletli bir toplum oluştururlar.Kur'an-ı Kerim, ifrat ve tefritten uzak bir şekilde peygamberlere hak ettikleri değeri verir.İslâm Ekolleri peygamberliğin zorunluluk ve mümkünlüğünü tartışırken, Kur'an-ı Kerim, peygamberliği bir vakıa olarak ele alır.İslâm Ekollerinin çoğunluğu mucizeyi, peygamberliğin delili olarak kabul ederler.Kur'an-ı Kerim, peygamberliği ?resul? ve ?nebi? kavramlarıyla ifade eder.Peygamberliğin olmazsa olmaz şartı; peygamberlerin vahiy almalarıdır.Tebliğin iki temel boyutu, ?uyarı? ve ?müjdeleme? dir.Bütün peygamberler doğruluk, güvenilirlik, akıllı ve zeki olma, hata ve günahlardan uzak durma, Yüce Allah'ın mesajlarını olduğu gibi iletme özelliklerine haizdirler.Kur'an-ı Kerim'e göre peygamberlerin insanlardan olması gereklidir ve öyle de olmuştur.Anahtar Kelimeler: Allah, Kur'an, Nebi, Resul, Beşer ve Hatmu-n-Nübüvve.

AllahKur'an-ı KerimPeygamberlik+2
Mehmet Ali Durur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'nin Kur'an kavramlarına yüklediği anlamlar bağlamında ve din tasavvuru,

İslam'ın altın çağında; 9. yüzyılda yaşayan Ebu Nasr Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ bin Turhan Al-Farabî et Turkî el Muallimus's-Sani (258/870-339/950) İslam Felsefesinde en sistemli ve kapsamlı felsefî çalışmaları gerçekleştiren kurucu filozof olarak kabul edilmektedir. Fârâbî'nin varoluşa dair düşüncelerinde Aristoteles'in; topluma dair düşüncelerinde Eflatun'un yaklaşımı ağır bassa da o, her iki düşünürün aynı hakikati farklı yöntemlerle ele aldıklarından hareketle Kur'an kavramları ve İslam düşüncesi ile felsefesini şekillendirmiştir. Çalışmamızda Fârâbî'nin düşünce dünyasını anlama üzere öncelikle Fârâbî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde felsefe ve din kavramlarının anlam dairesi ortaya konularak, İslam felsefe geleneğinde meselenin nasıl ele alındığına dair tartışmaları müzakere ettik. Felsefe geleneğinde ve Kur'an'da kullanılan bazı kavramların her iki sahadaki anlamlandırmalarını ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'nin sisteminde Felsefe ve Din ilişkisinin mahiyetini analiz ettik. Bu bağlamda Tanrı tasavvurunu, Âlem Tasavvurunu ve Din Tasavvurunu Fârâbî'nin eserlerinde meselenin ele alış şekline göre inceleyerek Felsefe ve Din kurgusunu nasıl netleştirdiğini analiz etmeye çalıştık. Sayfa altı dipnotlarda eserin tercüme edilmiş Türkçe ismiyle birlikte Arapça isimlerini de koymayı uygun bulduk. Biz bu çalışmamızda ağırlıklı olarak Fârâbî'nin el-Medinetü'l Fadıla, es-Siyasetü'l-Medeniyye, Kitâbu'l-Huruf, İhsâu'l-Ulûm ve Tahsilu's-Saade adlı eserlerini merkeze almakla birlikte ulaşabildiğimiz tüm eserlerini incelemeye çalıştık. Felsefesi ile İslam düşünce tarihine yön veren ve İslam felsefesinin çerçeve planını çizen Fârâbî'nin, dînî kavramlara yüklediği anlamlarla teşekkül ettirdiği felsefesini anlamaya çalışacağız.

Din anlayışıDini değerlerFarabi+3
Mustafa Saka
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Acîbe el-Hasenî ve el-Bahru'l-Medîd adlı tefsirinde ahkâmayetlerinin işarî yorumu

Bu çalışma, IX. asrın başlarında işarî tefsir literatürünün Fas'taki önemli temsilcilerinden İbn Acîbe'nin (ö.1224/1809), el-Bahru'l-Medîd adlı tefsirinde, ahkâm ayetlerinin işarî yorumunu ve bu yorumu ortaya koyarken kullandığı yöntemlerin tespit ve tahlilini içermektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Ahmed İbn Acîbe el- Hasenî'nin hayatı, ve eserleri ele alınmıştır. "Tasavvufî-İşarî Yorum Geleneği ve Bahru'l Medîd" başlığı altında, hicri II. asrın başlarından itibaren zühd ve takva hareketi sonucunda karşımıza çıkan ve ilk günden itibaren tartışılan, tasavvuf anlayışının bir ürünü olan işarî tefsirin ortaya çıkışı, meşruiyeti, kabul şartları ve işarî yoruma yönelik eleştiriler ile el-Bahru'l-Medîd'in işarî yorum geleneğindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde "Bahru'l Medîd'in Ahkâm Ayetlerine İlgisi" başlığı altında, Kur'an'da ki ahkâm ayetlerinin tespitine dair görüşler ele alınmış, Ahkâm Tefsirinde öne çıkan eserler ile ahkâm ayetlerinin tespitinde kendisinden yararlandığımız Cessas (ö.370/981) ve onun "Ahkâmu'l Kur'an" isimli tefsirine dair kısa bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca İbn Acîbe'nin ahkâm ayetlerine yüklemiş olduğu işarî manalar tablo halinde sunulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, İbn Acîbe'nin ahkâmla ilgili ayetlerin işarî tefsirinde ve kavramlara yüklediği işarî manaların istişhadında izlediği yöntem tespit edilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise ahkâm ayetlerine ve bu ayetlerde geçen kavramlara yükledikleri manalar, bu manaların ortaya konulmasında izlenen yöntemler, yararlandıkları kaynaklar ve mezhebî görüşlerinin işarî yoruma etkisi üzerinden Bahru'l Medîd ile el-Kuşeyrî'nin (ö.465/1072) Letâifü'l-İşârât'ının karşılaştırılmasına yer verilmiştir.

AyetlerKur'an-ı KerimTefsir+2
Ferhat Becer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslam mezhepleri tarihi açısından Şeyh Müfîd'in Evâilü'l-Makâlât'ı

Tezimizde Şîa'nın oluşumundan itibaren kısaca geçirdiği evrelere, sonrasında da Şeyh Müfîd'in hayatına ve döneminin özelliklerine değinmeye çalıştık. Tezimiz değerlendirme eksenli olduğu için eserin İslam Mezhepleri Tarihi açısından önemine değindiğimiz gibi Şîa'nın ortaya çıkışından İmamiyye'nin gelişim sürecini de ele almaya çalıştık. Abbasî Devleti'nin gerilemesi sonucu ortaya çıkan yeni devletleri özellikle de Büveyhoğullarını anlatmaya çalıştık. Büveyhoğullarının kuruluşu, Bağdad'ın o dönemki yapısına ne gibi etkileri olduğu ve bunların Şiîler ile olan ilişkileri de çok önemlidir. Zira bu dönem, genelde Şîa özelde ise Şîa'nın en önemli kolu olan İmâmiyye'nin çok parlak ve etkili olduğu dönemdir. Entelektüel bir atmosferin içinde yetişen Müfîd, Bağdad'da sadece Şiî İmâmiyye ile değil özellikle Mutezile başta olmak üzere diğer mezheplerin görüşleriyle de yakından ilgilenme fırsatı bulmuştur. Bazı görüşlerde onlara katılmış, bazı görüşlerinde ise onlardan ayrı özgün fikirler geliştirmiştir. Evâîlü'l-makâlât'ı incelediğimiz zaman zaten Müfîd'in Mutezile'den ve diğer fırkalardan ayrıldığı ya da onlarla hemfikir olduğu itikâdi konuları göreceğiz. O, kendisinden önceki Şiî âlimler gibi sadece ahbâra dayalı anlayışta kalmadığı gibi kendinden sonra gelen bazıları gibi de sadece akla dayalı yolu da benimsememiştir. Çalışmamızda Müfîd'in dağınık halde ve farklı yerlerde bulunan görüşlerini on başlık altında birleştirerek sistematik bir şekilde vermeye çalıştık. Şeyh Müfid'in imamet, varlık ve bilgi, ulûhiyet, nübüvvet, kulların fiilleri, Allah'a ait fiiller, sem'iyat, ölüm ve sonrası, melekler ve kur'an hakkındaki görüşlerini anlatmaya çalıştık.

Kur'an-ı KerimMezheplerMezhepler tarihi+2
Ahmet Topcu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tevhit mesajı özlü Kur'an tefsiri'nin değerlendirilmesi

Tezimiz; sîret-nüzul ve bağlam bilgisi eksenli Kur'an yorumunu esas alan Tevhit Mesajı Özlü Kur'an Tefsiri adlı eserin incelendiği betimleyici bir tezdir. Çalışmamızda, müelliflerin bu iddiasının yöntem olarak eserde uygulanışı ele alınmış ve eser, genel tefsir literatürü açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca müelliflerin -eserde kullanılan kaynaklara atfen- "...elinizdeki bu tefsiri, mushaftaki kelimelerin birebir lugavî karşılıklarıyla/meallerle değil referans verdiğimiz klasik tefsirlerle mukayese etmek gerekmektedir." görüşünden hareketle eserin klasik tefsirlerle ne derece örtüştüğü tespit edilmeye çalışılmıştır. Çağdaş dönemde yazılmış özlü bir tefsir olma özelliğinden yola çıkılarak da müelliflerin çağdaş konulara yaklaşımı bazı tenkit ve değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Çalışmamız giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde; araştırmanın konusu ve önemi, amacı ve yöntemi ele alınmıştır. Birinci bölümde; Tevhit Mesajı Özlü Kur'an Tefsiri adlı eser; uygulanan yöntem açısından incelenmiş, eserde tercih edilen kaynaklar ve müelliflerin bu kaynakları tercih sebepleri ele alınmıştır. İkinci bölümde eserin içeriği, Kur'an ilimlerine ve tefsir ilmiyle alakalı bazı konulara yaklaşımı açısından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmalar neticesinde müelliflerin sîret-nüzul ilişkisi ve bağlam bilgisi esas alınarak Kur'an'ın yorumlanabileceği, Kur'an'ın sözlü bir hitap olarak değerlendirilmesi gerektiği, mevcut tefsirin klasik tefsir çizgisinde olduğu şeklinde özetlenebilecek teorilerinin, eserde pratik anlamda ne derece uygulanabildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sîret-nüzul, bağlam, sözlü hitap, özlü tefsir, Kur'an ilimleri.

Kur'an-ı KerimSiret-nüzulTefsir+2
Keziban Bihter Eskin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fetih sûresi bağlamında Arap dilindeki mansûbâtın incelenmesi

Şüphesiz ki bir metnin iyi bir şekilde anlaşılabilmesi yazılı olduğu dili iyi bir şekilde bilmeye bağlıdır. Kur'ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve diğer İslâmî kaynakların Arapça olması, Arapça'nın iyi bir şekilde bilinmesini gerekli kılmıştır. Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılması için birçok farklı ilim dalı bulunmaktadır. İslâm âlimleri tefsir, esbâb-ı nüzul, belağat, sarf, nahiv, kıraat, mecâz, üslûb, iʿrâb vb. birçok farklı ilimle Kur'ân-ı Kerim'i anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır. Mansûbât Arapça cümle yapısında önemli bir konuma sahiptir. Mefʿûller ise Mansûbâtın aslını oluşturmaktadır. Mefʿûller; Mefʿûlün bih, Mefʿûlün leh, Mefʿûlün fih, Mefʿûlün meah, Mefʿûlü Mutlak olmak üzere beş kısımdır. Asıl olan mefʿûllere benzeyenler ise münâdâ, hâl, temyiz, müstesnâ, كَانَ ve kardeşlerinin haberi, ظَنَّ ve kardeşlerinin mefûlleri, كَادَ ve kardeşlerinin haberi, إنّ ve kardeşlerinin ismi, cinsini nefyeden lâ'nın ismi, لَيْسَ 'ye benzeyen mâ ve lâ'nın haberidir. Fiili muzari de başında nasbedici edatlardan birisi bulunması durumunda mansûb gelmektedir. Sıfat, Tekîd, Atıf, Bedel, Atf-ı beyân olmak üzere beş kısımda incelenen tâbiler ise öncesindeki kelimeye iʿrâb açısından tâbi olmaktadır. Bundan dolayı mansûb bir kelimeye tâbi olanlar da Mansûbâttandır. Çalışmamızda Mansûbâtı teorik olarak inceleyip daha sonra da bu konuları Fetih sûresi bağlamında değerlendireceğiz. Bu çalışmamızın hayırlara vesile olmasını Allah Azze ve Celle'den niyaz ediyorum. Anahtar Sözcükler: Mansûbât, Fetih Sûresi, İʿrâb, İʿrâbü'l-Kur'ân, Nahiv, Dilbilgisi, Arapça.

ArapçaDilbilgisiFetih suresi+5
Muhammet Fatih Demirtürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahkâf sûresi'nin Arap dili ve belâgatı açısından incelenmesi

Hiç kuşkusuz ki Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılması ve hükümlerinin hayata geçirilmesi noktasında Arap dili ve belâgatına vakıf olmanın çok önemli bir yeri vardır. Arap diline özel olan i'rab da ayetlerin doğru anlaşılmasında etkili olmuştur. Bu nedenle İslamî araştırmalar yapan birçok üniversitenin kütüphanesinde ciltlerce i'rab çalışmasına rastlarsınız. Bütün bu çalışma ve gayretler, kıyamete değin baki olacak İslam'ın doğru anlaşılıp, yaşanması için olmuştur. Belâgat ise ayetler içerisindeki incelikleri, kelime ve cümlelerdeki insicamı ortaya çıkaran bir sanattır. Evet dil sanattır. Bütün sanatlar insanlığı etkilemiştir. Fakat Kur'ân'ın belâgat sanatı öyle mükemmeldir ki bugüne kadar insanlığı aciz bırakmıştır ve bundan sonra da daima etkisi altında bırakacaktır. İ'rab faktörü ve belâgat sanatları Kur'ân-ı Kerîm'i zenginleştiren, yüklü bulut misali anlam yoğunluğu oluşturan iki fonksiyondur. Bu iki olgu tam olarak anlaşılmadan Kur'ân-ı Kerîm'i derinlemesine anlamak neredeyse imkansız olacaktır. İ'rab bilgisi ve belâgat sanatları elde edildiğinde Allah'ın kelamı daha kolay ve geniş perspektifte anlaşılır hale gelecektir. Anahtar Sözcükler: Kur'ân-ı Kerîm, Ahkâf, Arap Dili, İ'rab, Belâgat, Meâl,

Ahkaf suresiAnlamArapça+4
Ahmet Musa Üstünbaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Meryem Sûresi'nin Arap dili ve belâgatı açısından tahlîli

Arapça günümüzde yaygın olan diller arasında yer almaktadır. Arap diline Kur'ân'ın dili olması sebebiyle ayrı bir önem verilmektedir. Kur'ân, mesajını Arap dilinin en etkili şekliyle bütün insanlara bildirmektedir. İnsanların dinlerini yaşayabilmeleri için kendilerine gönderilen kutsal kitapları anlamaları gerektiğine göre, Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılması da öncelikli olarak Arap dilinin inceliklerinin bilinmesine bağlıdır. Meryem Sûresi'nde yer alan bazı kelime ve türevlerinin anlamsal çerçeveleri üzerinde araştırma yapılarak âyetlerin doğru anlaşılması; sûrede anlatılan mesele ve olayların doğru kavranması için bu çalışma hazırlanmıştır. Âyetlerdeki edebî sanatlar da Allah'ın muradının ne olduğunun ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle âyetler belâgat yönünden incelenerek sûrede yer alan ifadelerin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Son olarak bir meâl üzerinde bu kavramların doğru anlaşılıp anlaşılmadığı noktasında örnekleme yaparak çalışmanın önemine dikkat çekilmiştir.

ArapçaBelagatKur'an-ı Kerim+2
Yıldız Üveyik
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yûnus Sûresi örneğinde Arap dilinde sâlim ve mükesser çoğullar

Bu çalışma Arap dilbilimi ve kaynakları açısından Arapça nahiv ilminin temel konularından biri olan cemi sâlim (düzenli çoğul) ve cemi mükesserleri (düzensiz çoğul) incelemektedir. Bu incelemeye Arapçadaki anlam örgüsünü, cemilerin türlerini, kural ve kaidelerini, örneklerini, ve bu konuya dair dilbilimcilerin görüşlerini tespitle başlanmıştır. Daha sonra bu cemi sâlim ve cemi mükesserlerin Yûnus sûresi örneğindeki tahlilleri ile devam edilmiştir. Tez, cemi türlerine dair genel kaideleri kapsamakta örneklem ise Yûnus sûresiyle sınırlandırılmaktadır. Tezde veri toplama, tahlil etme ve vb. yöntemler kullanılmıştır. Toplanan bu veriler sâlim ve mükesser çoğullar açısından tahlil edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Cem-i müzekkeri sâlim, Cem-i müennesi sâlim, Cem-i mükesser, Yûnus sûresi, Nahiv ilmi.

ArapçaDilbilgisiKur'an-ı Kerim+3
Mehmet Polat
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yûsuf Sûresi örneğinde Arap dilinde mansûbât

Her dilin yapısını oluşturan bir sistem vardır. Örneğin Türkçede özne ve yüklem diye temel unsurlar, tümleç diye de yan unsurlar vardır. Arap dilinin cümle yapısını da isim cümlesi ve fiil cümlesi oluşturur. Bu her iki cümleyi oluşturan umdeler(temel öğe) ve yan öğeler vardır. Arapçadaki bu temel unsurlar, müsned ve müsnedün ileyhdir. İsim cümlesinde müsned, haber olarak gelirken müsnedün ileyh ise mübtedâ olarak gelir. Aynı şekilde fiil cümlesinde müsned fiil olarak gelirken, müsnedün ileyh fail olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, cümlenin temel öğelerinin dışında kalan mansûbatın tanımlarını yaparak Yûsuf Sûresi örneğinde ta'lilinin yapılması hedeflenmektedir. Mansûbat konularının ele alındığı bu çalışmada öncelikle Arap dilinde i'râb'ın önemi üzerinde durulmuş ve tanımı yapılmıştır. Daha sonra mansûbat konusu ele alınarak cümlede nasb konumunda bulunan kelime ve cümleler gramer yönünden incelenmiştir. Kur'an, Hadis, Arap şiiri ve atasözünden örnekler getirilerek konunun desteklenmesi amaçlanmıştır. Daha sonra Yûsuf Sûresi'ndeki mansûbatla ilgili örnekler, konularına göre tespit edilmeye ve nahivcilerin farklı görüşleri eklenerek tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müsned, Müsnedün ileyh, Mansûbât, Arap Dili, Belagat.

ArapçaBelagatDilbilgisi+4
Enes Gür
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Julius Reiner'in "Muhammed und der İslam" eserinin siyer açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma, 1871-1930 tarihleri arasında yaşayan Dr. Julius Reiner'in 1907 yılında kaleme aldığı "Muhammed und der İslam" isimli eserini, onun Hz. Peygamber'e ve İslam'a yaklaşımını Siyer bağlamında ele almaktadır. Akademisyen olmasına rağmen Reiner, bu eseri Alman toplumuna yönelik popüler tarzda kaleme aldığı için bilimsel ilkelerden yer yer ödün vermiştir. Bu bağlamda o, İslâm dini ve Hz. Peygamber hakkında sahip olduğu önyargılar hasebiyle yanlış bilgiler ve ideolojik yaklaşımlar sergilediği görülmektedir. Bu sebeple eserde özellikle problemli gördüğümüz kısımlar, İslam Tarihi kaynakları ölçüsünde tahlil edilmeye çalışılmıştır. Tezimizin ilk bölümünde, Oryantalizm ve Alman oryantalizmi kavramlarının hem anlam alanı, hem de tarihsel serencamına konumuz ölçüsünde değinilmiştir. Ayrıca Reiner'in Hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemde köşe taşı mesabesinde olan oryantalistlerin Siyer ve İslam tarihine yönelik çalışmaları ele alınarak, bu bağlamda Reiner'in kendisinin ve eserinin konumu tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, Reiner'in eseri içerisinde İslam, Kur'an, Sünnet ve Ehl-i Kitab konularında yaptığı yorumlar ve bu yorumlar bağlamında bizim değerlendirmelerimiz bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, Reiner'in eseri çerçevesinde Cahiliyye, Mekke, Medine ve Hz. Peygamber'in şahsiyeti ile ilgili görüş ve değerlendirmelerine ve Siyer kaynakları açısından tenkit ve tahlillerine yer verilmiş, Reiner'in Hz. Peygamber ve İslam algısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Son olarak, Ek-1'de Reiner'in "Muhammed und der islam" isimli eserinin ve Ek-2'de "Muhammeds Sendung" adlı makalesinin tercümeleri sunulmuştur. Bununla beraber, Ek-3'te ise çalışmamıza katkı sunması amacıyla Hz. Peygamber'in hayatını konu edinen Almanca Siyer çalışmalarının bir bibliyografyasına yer verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Oryantalizm, Alman Oryantalizmi, İslam Tarihi, Siyer, Julius Reiner

AlmanlarHz. MuhammedKur'an-ı Kerim+5
Fahrettin Haliloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslam fıkhında ibadet muamelat ayrımı

Asırlardan beri, İslam hukuk düşüncesinde tartışılan önemli konulardan biri, ibadet ve muamelat hükümleri arasında yöntemsel olarak bir ayrımın yapılıp yapılamayacağı sorunudur. İbadetler Şarii'nin hakkıdır ve bunların ifa ve şekilleri ancak şer'i naslar yoluyla bilinebilir. Bu itibarla bunlarda bir değişiklik olamaz. Muamelat hükümlerinde ise, maslahata ve örfe riayet esastır. İslam fıkhında, bu şekilde bir ayrıma karşı çıkanlar olduğu gibi, İslam hukukunun sosyal şartların değişimine ayak uydurabilmesi için, böyle bir ayrımın mecburi olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Bu çalışmamızda, konu netliğe kavuşturulmaya çalışılacaktır. Araştırmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve çizildikten sonra, ikinci bölümde ayrım, klasik fıkıh usülü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise, konu hakkında modern dönem tartışmalarına değinilmiştir. Anahtar Kavramlar: İbadet, Muamelat, Maslahat, Örf

Kur'an-ı KerimMaslahatMuamelat+3
Ömer Korkmaz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kemalpaşazâde'nin Sadruşşerîa'ya yönelttiği eleştirilerin tespit ve tahlili (El-îzâh ve Şerhu'l-Vikaye bağlamında)

İslam dini, toplumsal hayatı düzenleyen kuralları ile aynı zamanda bir hayat nizamıdır. Sosyal düzeni sağladığı kuralları ile hukuksal yapı arz eden İslam, külli prensipler sunarak hukuk içerisinde hukukçuya da hareket alanı açmıştır. Hukukçuların faaliyetleri neticesinde hayli fazlalaşan İslam Hukuku alanına dair külliyat, muhtasar literatürünün ortaya çıkmasını zorunlu kılmıştır. Bu mahiyette kaleme alınan eserlerden birisi de Burhânüşşerîa'nın Vikâye isimli eseridir. İslam Hukuku alanında oldukça rağbet gören Vikâye'nin ilk ve en meşhur şerhi Sadruşşerîa'nın Şerhu'l-vikâye'si olup her iki eser yüzyıllarca medreselerde temel öğretim materyali olmuştur. İslam Hukukçuları tarafından değer verilen ve bu sebeple birçok şerh, haşiye ve ta'likât çalışmalarına konu olan her iki eserin tek tenkit edeni ise Şeyhülislam Kemalpaşazâde olmuştur. Kemalpaşazâde kaleme aldığı el-Îzâh fî şerhi'l-ıslâh isimli eserinin metnin de Vikâye'nin; şerhinde ise Şerhu'l-vikâye'nin hatalarını düzelterek her iki eserin müelliflerini de tenkide tabi tutmuştur. Kemalpaşazâde, bu eleştirisi nedeniyle kendi döneminden itibaren eleştirilmiştir. Bu çalışmada ise el-Îzâh fî şerhi'l-ıslâh'ta Kemalpaşazâde'nin Sadruşşerîa'ya yönelttiği eleştiriler tespit edilerek mezhebe uygunluğu tahlil edilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde Kemalpaşazâde ile Sadruşşerîa, ikinci bölümde el-Îzâh ile Şerhu'l-vikâye tanıtılmış, son bölümde ise tezin asıl konusu olan eleştiriler tespit edilerek mezhebe uygunluğu ortaya konmuştur. Netice olarak 26 eleştiri tespit edilerek bunların 6'sı İslam Hukuku açısından değerli bulunmuş, diğerlerinin ise lafzi tartışmalar olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Sadruşşerîa, Kemalpaşazâde, Şerhu'l-vikâye, el-Îzâh fî Şerhi'l-ıslâh.

Kemalpaşazade Şemseddin AhmedKur'an-ı KerimSadruşşeria es-Sani+1
İsa Öztürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Furkân sûresi örneğinde hâl konusunun incelenmesi

İslâm devletinin büyümesi yeni fetihleri beraberinde getirmiş ve birçok kültür ve medeniyet İslam topraklarına katılmıştır. Bunun neticesinde Kur'ân-ı Kerim'in doğru okunması ve anlaşılması endişesi meydana gelmiştir. Bu endişenin giderilmesi için Arap olmayanlar bu dilin öğrenilmesine büyük önem vermiştir. Bu sebeple birçok çalışmalar yapılmıştır. Bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda "sarf, nahiv, Belâgat, aruz, lügat" gibi çeşitli ilim dalları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada birinci bölümde hâl konusu, temel kaynaklar merkezli işlenmiş olmakla birlikte bazı yerlerde modern kaynaklardan da istifade edilmiştir. İkinci bölümde ise Furkân sûresinde geçen lafızlar sarf ve lügat açısından tahlil edilmiş ve sûrede geçen hâl örnekleri gösterilmek suretiyle konu tartışılmıştır. Âyetler tercüme edilirken hâlin manaya nasıl yansıması gerektiği örnek meâller vermek sûretiyle gösterilmiştir. Böylelikle sûrenin muhtevâsının ve ayetlerin bağlamının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır.

ArapçaArapçaBelagat+7
Baysu Mutluay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

El-Vâkıa suresi bağlamında Arap dilindeki merfûâtın incelenmesi,

Dil, canlı bir varlıktır. Canlı bir varlık gibi doğar, büyür, gelişir ve konuşanı kalmazsa ölür gider. Tüm bu aşamalarda en etkili unsur insandır. İnsanın gelişimi, değişimi, farklılaşması gibi faktörler dile direkt olarak etki eder. Arapça, yüce kitabımız olan Kur'ân-ı Kerim'in, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed (sav)'in ve onun ashâbının dilidir. Bu itibarla sadece ilk muhatapları olan Arapların değil, aynı zamanda farklı milletlere mensup bütün Müslümanların ortak dilidir. Hiç şüphesiz Hz. Peygamber'e (sav) verilen görevlerden bir tanesi de yüce kitabımızı yorumlama ve açıklama yetkisidir. Bu husus Kur'ân-ı Kerim'de şöyle ifade edilmektedir: "İnsanlara, kendilerine indirileni açıklayasın diye sana Zikr'i (Kur'an) verdik. Umulur ki düşünürler." ( Nahl 16/44) Buradan da açık bir şekilde anlıyoruz ki belâğat ve fesâhatin zirvesinde yer alan Allah Resulü'nün (sav) temel vazifesi Kur'ân-ı Kerim'i insanlara açıklayarak yaşanılır hale getirmek ve kendisine inzal olunan vahyi tefsir etmektir. Mekke Arapları'nın büyük bir kısmının okuma yazma bilmemelerine rağmen kendilerine okunan Kur'an-ı anlamada herhangi bir zorluk yaşamadıkları, ne bir tercümana ne de nahiv kaidelerine ihtiyaç duymadıkları bilinen bir gerçektir. Kitap onların anadillerinde vahyedilmiş ve Araplar da dil ve edebiyatları üzerinde hâkimiyet kurmuşlardı. Cahiliye şiirleri, belâğat içeren hitabetleri zaten Arap edebiyatının temel kaynaklarının yekûnunu oluşturmaktadır. Bu sebeplerle Kur'an-ın diline vakıf olan Araplar Kur'ân-ı okuyup anlamakta zorlanmadılar. Ancak son kitap sadece Araplara gönderilmemiştir. Neticede Arap olmayan Müslümanlar dinlerini daha iyi ve sağlam öğrenebilmek için dinlerinin dili olan Arapçayı öğrenmeye yönelmişlerdir. Şer'i ilimler alanında yazılan temel eserlerin Arapça olması da Arap olmayan Müslümanları Arapça öğrenmeye sevk etmede önemli rol oynamıştır. Arapça öğrenmek isteyen bir kişinin öncelikle sarf (kelime bilgisi) ve nahiv (cümle bilgisi) ilimlerini öğrenmesi gerekir. Biz bu çalışmada nahvin tanımı, doğuşu, i'râb, i'râbın kısımları, alâmetleri, Vâkıa sûresi ve bu sûrede geçen merfûât üzerinde duracağız.

ArapçaDilbilgisiDilbilim+7
Fahri Tepe
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum İl Müftülüğü din görevlilerince 2007-2011 yılları arasında hazırlanan hutbelerdeki hadislerin tahrici

Hadis ilmi açısından Hz. Peygamberimizin Hadis-i Şerif'lerinin bizlere kadar sa- hih bir şekilde gelmesine vesile olan hadis âlimlerimizin geride bıraktıkları Hadis kitap- ları, kuşkusuz biz Müslümanlar için büyük bir hazinedir. Vaaz ve hutbe hazırlayan her- kesin mutlaka başvurması gereken hadis kitaplarından gereken faydayı sağlaya- bilmesi için belli bir hadis tarih ve edebiyatı bilgisine sahip olması gerekir. İşte biz de Çorum İl Müftülüğü Din Görevlilerince 2007-2011 Yılları Arasında Hazırlanan Hutbelerdeki Ha- dislerin Tahribi, isimli çalışmamızla din görevlilerinin hadis bilgilerini değerlendirmeye çalıştık. Giriş bölümünde, dinlerdeki mabet hakkında bilgi verilmekte özelliklede İslam dininin mabedi olan camilerle ilgili Kur'an ayetlerine ve Hadislere yer verilmiştir. Bi- rinci bölümde diğer dinlerde mabet olgusunu ve bu mabetlerdeki ibadetleri, dinlerin ma- betlerindeki irşat faaliyetlerini ele alırken özelliklede İslam dininde camilerin önemi- ni, İslam toplumundaki fonksiyonlarını, Camilerde yapılan irşat faaliyetlerinden olan vaaz ve hutbelerin izahını yapmaya, vaaz ve hutbelerde dikkat edilmesi gereken konuları ele aldık. İkinci bölümde; ise Çorum Müftülüğü Din Görevlilerince hazırlanan hutbelerdeki hadisler tespit edilip, Arapça metinlerinin orijinalleri anlamları ile beraber yazıldıktan sonra bu hadislerin tahrîci yapılmıştır. Hadislerin tahrîcinde başta Kütüb-ü Tis'a'dan faydalanılmış. Ancak Kütüb-ü Tis'a'da hadislerin bulunamadığı durumlarda ise diğer hadis kaynaklarına başvurulmuştur. Sonuç bölümünde ise, din görevlilerinin hadis ede- biyatı bilgileri ve hadis kaynaklarını kullanabilme bilgi ve becerileri hakkında bir değer- lendirme yapılmıştır.

Din görevlileriDiyanet İşleri BaşkanlığıHadis+6
Osman Arar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi İslam Hukuku tartışmalarında Diyanet ve kaza kavramları

Tez çalışmamız Osmanlı son dönem kanunlaştırma faaliyetleriyle ortaya çıkan, II.Meşrutiyet dönemi fıkıh alanındaki tartışmaların ana konularından birini oluşturan diyanet ve kaza kavramları üzerinde yoğunlaşır. Tezimiz giriş ve iki bölüm halinde ele alınır. Giriş bölümü tez konumuzun önemi, tezin konusunun sınırlandırılması, sunumu ve tez araştırmasında izlenen metod ve yöntem hakkında bilgi verir, kaynaklara değinir. Birinci bölümde 'Kaza' ve 'Diyanet' kavramsal düzeyde, klasik fıkıh ve usul kaynaklarında yer aldığı şekliyle incelenir, tez konumuz çerçevesinde bazı ayrıntılara yer verilir. Bu bölümde başlıkla ilişkili hüküm teorisi ve fetva konuları ele alınır. İkinci bölüm, II. Meşrutiyet ve önceki dönem siyasi yapılanması tarihi arkaplanıyla birlikte ele alınarak diyanet-kaza ayrım sürecine yer verilir. II.Meşrutiyet dönemi kodifikasyon faliyetleriyle başlayan tartışmaların şekillendirdiği fıkhi yenileşme hareketlerine değinilir. Bu çerçevede düşünce dünyasının tanındık isimlerinin bu yenileşme hareketleriyle ortaya koyduğu metinler, diyanet ve kaza kavramıyla sınırlı tutulur. Ziya Gökalp, Halim Sabit, Mustafa Şeref, Mansurizade Said ve İzmirli İsmail Hakkı'nın kaleme aldığı diyanet ve kaza kavramlarını incelediği mecmualarda yayınlanan makaleleri mukayeseli bir şekilde analiz edilir.

Diyanet İşleri BaşkanlığıKazaKur'an-ı Kerim+3
Saide Beyaz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş batı literatüründe Kur'an metnine yaklaşımlar: Metin bütünlüğü arayışları

Kur'an'ın metin yapısı, XIX. yüzyıldan itibaren Batılı Kur'an araştırmalarının en dikkat çekici konuları arasında yer almıştır. Bahsi geçen dönemle birlikte beliren "dağınık metin" tasavvuru, 1980'lere kadar devam etmiştir. Sonrasında, Kur'an'ın "bütüncül metin" olduğu varsayımı temelinde yeni yaklaşımlarla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda, kısa Mekkî sûrelerden başlayıp Kur'an metninin tamamına uzanan seviyelerde bütünlük arayışını ifade eden esaslı bir literatür teşekkül etmiştir. Kur'an metininin yapısına ilişkin Batılı tasavvurda meydana gelen böylesine önemli bir evrilmenin nedenlerinin tespiti, Batılı Kitâb-ı Mukaddes ve Kur'an araştırmalarının tarihî ve teorik arka planının aydınlatılmasıyla mümkündür. Bu zaviyeden bakıldığında, XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın son çeyreğine kadar bahsi geçen alanlarda tarihsel-eleştirel metotların etkili olduğu görülmekte ve bu etki neticesinde Kur'an'ın tarihsel metin olarak incelendiği bir döneme tanık olunmaktadır. Bu süreçte Kur'an'ın kendi tarihini aydınlatacak en otantik tarih metni olarak telakki edilmesi ise, metnin kronolojik tertibine yönelik arayışları beraberinde getirmiştir. Bu dönemde hâkim kanaat, mevcut tertibi itibariyle pek çok edebî "kusur" barındırdığı düşünülen Kur'an metninin, bir tarihsel akış sunmaktan da hayli uzak bir yapıda olduğu şeklindedir. Ne var ki, Kur'an metninin kronolojik tertibine ilişkin çalışmalar, ne tarihsel akış ne de varsayılan edebî sorunsalların çözümü hususunda kayda değer neticeler doğurmuştur. Bu durum, "metin yapısı probleminin" çözümü bağlamında yeni arayışları beraberinde getirmiştir. 1950'lerden sonra çağdaş edebiyat kuramlarında ve Kitâb-ı Mukaddes araştırmalarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde bahsi geçen alanlarda metin-merkezli yaklaşımların öne çıkması ve metnin kendisinin; yazarından ve tarihinden daha güçlü bir otorite haline gelmeye başlaması, Kur'an'ın Mushaf tertibinin mantığı üzerinde yoğunlaşan bir literatürü teşvik etmiştir. Söz konusu arka planda öne çıkan üç yaklaşımdan birincisine göre, metin bütünlüğünün tespiti için Kur'an, kendi tarihinde metinlerarası bir okumaya tabi tutulmalıdır. Bunun için İslam literatüründen ziyade; kâhin sözleri, kaside, Kitâb-ı Mukaddes gibi "harici" verilere müracaat edilmelidir. İkinci yaklaşımda Kur'an metni, büyük ölçüde tarihinden bağımsız olarak temalar, hitap ifadeleri, kalıp ifadeler, tekrarlar ve retoriğe konu olan bazı unsurlar yardımıyla incelenmelidir. Üçüncü yaklaşımda Kur'an'ın Grek değil Sami kültürüne ait bir metin olduğu, Sami retoriğinde metinlerin doğrusal (lineer) ilerlemekten ziyade simetrik yapılardan oluştuğu vurgulanmaktadır. Yine bu kapsamda bazı sûrelerin ve âyet pasajlarının sahip olduğu varsayılan simetrik yapılardan hareketle bunların dinsel çoğulculuk mesajı içerdiği iddia edilmektedir. Bütün bu yaklaşımların, kayda değer bulguların yanı sıra yer yer öznellik, genelleştirme, indirgemecilik, eklektisizm ve tarihsel veri sıkıntısı gibi birtakım zafiyetler barındırdığı görülmektedir.

19. yüzyılBatı dünyasıBatı edebiyatı+6
Ersin Kabakcı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın yorum yönteminde mecaz

Biz bu çalışmada, Arap dilbilimi ve kaynakları açısından mecazın önemini, kazandığı anlam örgüsünü, türlerini, kurallarını, örneklerini ve bunlara ilişkin dil bilimcilerin görüşlerini akademik olarak araştırıp incelemeyi hedefledik. Bu çalışmada ayrıca mecaz kaideleri açısından Yazır'ın yorum yönteminin tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Tez, mecaza dair genel konuları kapsamakta; örneklem ise, Hamdi Yazır'ın yorum yöntemi ile sınırlı bulunmaktadır. Çalışmada tümdengelim yöntemi kullanılmıştır. Mecaz, kendine özgü kaidelerle Arapça cümle yapılarında kolaylık, akıcılık ve güzellik sağlayan bunun yanı sıra dilin gelişmesi ve zenginleşmesine katkıda bulunan mevzuların başında gelir. Çalışmamızda öncelikle Arapça'nın temel alanlarından biri olan Belâgat ilmi değerlendirilmiştir. Daha sonra bu ilmin konusu ve önemi üzerinde durulmuştur. Ayrıca Belağat ilmine dair kaleme alınan eserler zikredilmiştir. Konunun pekiştirilmesi için Kur'ân âyetlerinden ve Arap şiirinden cümle kullanımlarına örnekler verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Mecaz, Belâgat, Yazır, Arapça.

ArapçaBelagatBenzetme+3
Suna Karşıyakalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Câhiliye dönemi Arap lehçeleri ve bazı fonetik özellikleri

Modern dönem lehçe incelemesi, çağdaş lügat araştırmalarının en önemli alanını oluşturur. Fonetik düzeydeki farklılıklar genellikle lehçeleri birbirinden ayırmaktadır. Arapların çeşitli bölgelerde ve dağınık kabileler hâlinde yayılmaları neticesinde oluşan ilk dönem Arap lehçeleri ile ilgili bu çalışmamızda fonetik düzeydeki bu farklılıklar incelenmektedir. Arap lehçelerinin bir kısmı unutulup giderken bir kısmı da adım adım ilerleyerek gelişme katetmiştir. Lehçelerin kuvvetli olanlarının zayıf özelliğe sahip lehçeler üzerinde baskın olması, bu iki lehçenin birleşmesine ve böylece kendine has özelliğe sahip yeni bir lehçe oluşumuna yol açar. Arap kabilelerinin sayıca çok olması, bütün kabilelerin lehçelerini ayrı ayrı araştırılmasını zorlaştırır. Bundan dolayı ilk dönem Arap lehçelerini bedevi ve şehirli olmalarını göz önünde bulundurarak ve kabileler şeklinde incelenmektedir. Bedevi ve medeni kabilelere ait lehçeleri de, dil özellikleri bakımından ayrıca fasih ve radî/makbul olmayan lehçelere ayrılmaktadır. Dil ve diğer kitaplar aracılığıyla, ilk dönem kaynaklarından edindilen fasih dil âlimlerinin koymuş olduğu kriterler doğrultusunda araştırmamız tamamlanıldı. Bu kaynaklar, Kur'an kıraati, şiir ve nesri ihtiva ederken delil getirme bakımından da bize fayda sağladı. İlk dönem Arap lehçeleri arasındaki farklılıkları incelerken, fonetik düzeyde bazı olgulara değinilmektedir. Bu olguları, 'hemze', 'idgam', 'imâle' ve 'lugavî ibdâl' başlıkları altında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

ArapçaCahiliye DönemiDil bilimciler+5
Muna Haj Saleh
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Buhârî'nin el-Edebü'l-Müfred adlı eserindeki aile konulu hadislerin din eğitimi açısından değerlendirilmesi

Aile; toplumun gelişimini ve devamlılığını sağlayan, bir toplumun diğer toplumlar arasındaki statüsünü belirleyen bir kurumdur. Çünkü toplumu meydana getiren her birey, ilk eğitimini ailede alır. Aile, toplumun yapısında belirleyici bir role sahip olduğu gibi toplumda yaşanan değişim ve gelişmeler de aile kurumunun yapısını ve niteliklerini şekillendirmektedir. Özellikle XX. yüzyılda sanayi devrimi ile başlayan ve köyden kente göç ile devam eden toplumsal değişim; aile kurumunu da etkilemiş, yeni aile tipleri ortaya çıkarmıştır. Yaşanan bu değişimle birlikte ailelerin dinî davranış ve eğitim anlayışı da yeniden biçimlenmiştir. Bu araştırma;Buhârî'nin el-Edebü'l-Müfred adlı eserinde geçen aile konulu hadislerin günümüz din eğitimi yöntem ve ilkeleri doğrultusunda incelenmesiyle, günümüz ailesinin din eğitimi anlayışına katkı sağlamayı hedefleyen bir değerlendirmedir.Araştırmada, Hz. Peygamber'in ailede din eğitimi konusunda nasıl rol model olabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma betimleyici bir tez niteliğinde olup araştırmada belgesel tarama modeli kullanılarak içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda kentleşme, göç, kitle iletişim araçları, sanayileşme ve modernleşme gibi etkenlerin; aile, akrabalık ve komşuluk gibi sosyal kurumların din eğitimi açısından işlevini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Bu bağlamda,Hz. Peygamber'in din eğitiminde kullandığı metodların; modern din eğitimi yöntem ve teknikleriyle örtüştüğü, bu konuda ailelere rol model olabileceği tespit edilmiştir. Araştırma, M. Yaşar KANDEMİR tarafından iki cilt olarak tercüme ve şerh edilen el-Edebü'l-Müfred adlı eserle sınırlandırılmıştır. Eserin Tahlil Yayınları'ndan çıkan 2. baskısı kullanılmıştır.

AileBuhariDin eğitimi+5
Mesut Eskin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Müstakim Niyazi'nin Sülûk-i Kavîm ve Sırât-ı Müstakîm adlı eseri (Tahlil ve çeviri yazı)

Mustafa Müstakim Niyazi (ö.1187/1771) 18. yüzyılda yaşamış şair ve yazardır. Kendisi bir Nakşibendî şeyhi olan Mustafa Niyazi, müridlerini irşâd etmek için eserler yazmıştır. Tezimizin konusunu oluşturan bu eser tasavvuf literatüründe önem arz eden bazı kavramları izâh etmek için okuyanların istifadesine sunulmuştur. Tezimiz bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümümüzde müellifimizin yaşamış olduğu dönemden ve Nakşibendî tarikatinin tasavvuf tarihindeki yerinden kısaca bahsettik. Birinci bölümde Mustafa Niyazi'nin hayatı şeyhleri, edebi şahsiyeti ve eserlerini ele aldık. Hazarât-ı hamse ve telkinât-ı nakşibendiye, fenâ fillah, bekâ billah, ilm-i ledün, ilm-i bâtın ve hatm-i hâcegan kavramlarının tasavvuftaki yerine değindik. İkinci ve son bölümde ise çeviri-yazım-metine yer verdik.

18. yüzyılKur'an-ı KerimMüstakim Mustafa Niyazi+4
Emine Var
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'l Arabî'nin felsefesinde dinin zahiri ve batını

Bu tezde dinin zahiri ve batını yönü tartışmaları bağlamında İslam düşünce ve felsefesine yeni bir perspektif kazandıran İbnü'l Arabî'nin konumunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle Vahdet-i Vucüd taraftarı İbnü'l Arabî'nin din, peygamber ve veli, Kur'an ve vahiy, batını bilgi, insan ve insan-ı kâmil gibi dini unsurlar hakkındaki düşünceleri onun kendi felsefesi içinde incelenmiştir. 13. yüzyıl düşünürü olmasına rağmen akademik çalışmalarda halâ İbnü'l Arabî (1165-1240) yorumlanmaya çalışılmakta ve bu çalışmalar eleştirel ve destekleyici olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Bu nedenle konuyu ele alınırken, eleştiriler ve eleştirilere verilen cevaplar ve O'nun eserlerine yapılan şerhler karşılaştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde İbnü'l Arabî'nin vahdet-i vücud ve Allah kavramları ile Allah, insan ve evren ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde batını bilgi, insan-ı kâmil, bilgiye ulaşma imkânı ve peygamber, veli, Kur'an ve kader gibi kavramlar zahir ve batın açısından ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda engin birikime sahip olan sûfi filozof İbnü'l Arabî'nin düşüncelerine kısıtlamalar getirmenin doğru olmayacağı kanısı hâkim oldu. Onun için genelde zahiri bakış açısına uzaktır diyebiliriz. Ancak bazı hususlarda mesela şeriatı takip etmede o bir zahiri dir. Bazı hususlarda ise bir batını olduğunu söylemek yerinde olacaktır. İbnü'l Arabî bilgi konusunda bir batınıdir. İbnü'l Arabî bazı konularda (tenzih ve teşbih hususunda) orta yolu takip eden denge yanlısıdır. Sonuç olarak entelektüel sufi filozof İbnü'l Arabî, zahir-batın tartışmaları içerisinde kimi zaman bir zahiri bazen bir batını bazen orta yol üzere biri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak o düşüncelerinde kemale varmaya zahiri ve batını birleştirerek erişmiştir diyebiliriz.

BatıniDinDin felsefesi+5
Ayşe Kandemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects