Marriage
495 theses under this subject heading
İlişkiye dair inançlar ve bilişsel çarpıtmaların evlilik uyumuna etkisi
Evlilik süresince, evliliğin niteliğinde değişimler olabilmektedir ve bu değişimlerle evlilik olumlu ya da olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Son dönemlerde yapılan konuyla ilgili çalışmaların çoğu eşlerin inançlarının içeriğine odaklanmıştır. Bunun nedeni ise bazı ilişki inançlarının işlevsel olmaması ve ilişkideki bireyleri mutsuzluğa sürüklemesidir. Eşler isteklerini, beklentilerini ve inançlarını evlilik ilişkisine yansıtmakta ve bunlar karşılanmadığında uyumsuzluklar ve sorunlar görülmektedir. Bu araştırmada, evlilik uyumunda ilişkiye yönelik bilişsel çarpıtmaların ve inançların etkileri çok yönlü değerlendirilmiştir. Araştırmaya Türkiye'de yaşayan ve gönüllü olarak katılan 176 kadın ve 64 erkekten oluşan toplam 240 evli birey katılmıştır. Araştırmada demografik özelliklerin belirlenebilmesi için oluşturulan "Demografik Bilgi Formu", Evlilikte Uyum Ölçeği, İlişkilerde İnanç Envanteri ve İlişkilere İlişkin Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği kullanılmıştır. Veriler internet ortamında ölçeklerin doldurulmasıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular üç bölümde toplanmıştır. Öncelikle, analiz öncesinde veri temizleme, betimleyici istatistikler (ör., ortalama ve standart sapmalar) ve değişkenler arasındaki korelasyonlar verilmiştir. Sonrasında, değişkenler arasındaki grup farkları sunulmuştur. Son olarak, hiyerarşik regresyon analizine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Evlilik, evli bireyler, inançlar, evlilik uyumu
Yeni anne olmuş evli kadınlarda ilişkisel belirsizlik, cinsiyet rollerine ilişkin kalıpyargılar, partner duyarlılığı ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiler: İlişkisel türbülans modeli bakış açısıyla bir inceleme
Bu çalışmanın temel amacı, 0-36 ay arası en az bir çocuğu olan yeni anne olmuş evli kadınlarda eşitlikçi cinsiyet rolleri, ilişkisel belirsizlik, algılanan partner duyarlılığı ve ilişkisel türbülans değişkenlerinin, bahsi geçen kadınların algıladıkları evlilik doyumu üzerinde izledikleri yol incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, ilk olarak, "İlişkisel Belirsizlik Ölçeği" ve "İlişkisel Türbülans Ölçeği"nin geçerlik ve güvenirlik analizleri yürütülmüş ve bahsi geçen ölçekler Türkçeye uyarlanmıştır. Ardından, ana çalışma kapsamında ortaya konmuş olan araştırma modelini test etmek amacıyla 464 katılımcı anneye Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, İlişkisel Belirsizlik Ölçeği, Algılanan Partner Duyarlılığı Ölçeği, İlişkisel Türbülans Ölçeği ve Evlilik Yaşam Ölçeği uygulanmıştır. Ancak, çeşitli sebeplerle 57 katılımcının verileri çalışmaya dahil edilmemiş ve 407 katılımcının verisi üzerinden YEM analizi yürütülmüştür. Araştırma modeli YEM analizi ile test edilmiş ve bulgular modelin veri ile uyumlu olduğuna işaret etmiştir. Modelde yer alan doğrudan ve dolaylı etkiler incelendiğinde, çalışmanın hipotezleriyle tutarlı olarak, algılanan partner duyarlılığının, sırasıyla, eşitlikçi cinsiyet rolleri ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye, ilişkisel belirsizlik ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye, eşitlikçi cinsiyet rolleri ve ilişkisel türbülans arasındaki ilişkiye, ilişkisel belirsizlik ve ilişkisel türbülans arasındaki ilişkiye aracılık ettiği görülmektedir. Ek olarak, bulgular algılanan partner duyarlılığı ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye ilişkisel türbülansın aracılık ettiğine işaret etmektedir. Son olarak, eşitlikçi cinsiyet rolleri ve algılanan partner duyarlılığı arasındaki ilişkiye ilişkisel belirsizliğin aracılık ettiği görülmektedir. Mevcut çalışma bulgularının hem psikoloji alan yazınına hem de uygulamaya yönelik çift terapistlerine önemli katkıları olduğu düşünülmektedir.
El-Hidâye eserinde aile hukuku ile alakalı zikredilen hadislerin Hanefî fıkhı perspektifinden analizi
Hanefî mezhebinin hadis rivayetlerine yaklaşımıyla ehl-i hadîs ekolünün yaklaşımı büyük farklılıklar içermektedir. Hanefîlerin hadis rivayetlerini kabul hususundaki hassasiyetleri furû-ı fıkıh hükümlerine doğrudan etki etmiştir. Hz. Peygamber'den rivayet edilen hadislerden hangileriyle amel edileceği, rivayetlerin ne şartlarla kabul edileceği, hadis rivayetleri ile Kur'ân ayetlerinin birbirleriyle ilişkisi gibi konularda ihtilaflar meydana geldiği gibi rivayetlerin nasıl anlaşılması gerektiği, Hz. Peygamber'in neyi kastettiği gibi mana yönüyle de mezhepler arası ihtilafların olduğu görülmektedir. Bu çalışmada el-Hidâye eserinin aile hukuku ile alakalı hadisleri incelenmiş, mezheplerin bu hadislere yaklaşımına dair bir inceleme ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu sayede furûʿ hükümler açısından bir araştırma yapılmış olmakla birlikte, hadislerin usûl açısından tahlili yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca usûl-furûʿ tutarlılığı, müctehitlerin fıkıh faaliyetlerinin fikrî arka planı ve mezheplerin hadis rivayetlerine yaklaşımları başta olmak üzere usûle dair bazı görüşleri de ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın konusu yalnızca mezheplerin hadis usûl ve metodolojisi değildir. Fıkhî anlamda farklı açılardan incelemeler yapılmıştır. Araştırmaya konu olan hadis rivayetleri iki bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde nikâh, ikinci bölümde ise talâk ile ilgili hadisler hakkında araştırmalar yapılmıştır. Hadis rivayetlerinin tahrîci yapıldıktan sonra sırasıyla furûʿ ve usûl incelemeleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Yeni evlenecek çiftlerin evliliğe yönelik görüşleri ile üreme sağlığı bilgi ve gereksinimleri
Bu araştırma, yeni evlenecek çiftlerin evliliğe yönelik görüşleri ile üreme sağlığı bilgi ve gereksinimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma 15 Haziran-25 Eylül 2014 tarihleri arasında, Ankara İli Çankaya Belediyesi hizmet sınırları içerisinde ikamet edip, evlenmek maksadıyla Çankaya Belediyesi Vedat Dalokay Evlendirme Müdürlüğü'ne başvuran çiftlerle yürütülmüştür. Araştırma örneklemini gönüllü toplam 257 çift oluşturmuştur. Araştırmaya katılan çiftler, basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir Veri toplama aracı olarak, ilgili literatür doğrultusunda geliştirilen veri toplama formu kullanılmıştır. Veri toplama formu 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyo-demografik özellikler, ikinci bölümde evliliğe yönelik görüşler ile ilgili sorular ve üçüncü bölümde üreme sağlığı-cinsel sağlık ile ilgili sorular bulunmaktadır. Verilerin analizi için sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, iki gruplu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda Kruskall-Wallis testi, değişkenler arasındaki ilişkilerde korelasyon analizi veya ki-kare bağımlılık testleri kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Çalışmada yeni evlenen bireylerin ortalama evlilik yaşı kadınların 27.1±3.6 (min:18, max:35), erkeklerin 29.1±3.2 (min:20, max:36) olarak bulunmuştur. Bireylerin çoğunluğunun üniversite mezunu olduğu (%77.2) ve gelir getiren bir işte çalıştığı (%90.3) belirlenmiştir. Bireyler evliliği en çok "hayatı paylaşma" (%83.1) olarak tanımlamışlardır. Çiftler, evlendikleri kişinin ilk sırada "sorumluluk duygusuna sahip olması"nı (%74.3) istediklerini belirtmişlerdir. Bireyler evlilik öncesi danışmanlıkta, anne baba olmayı öğrenme, problem çözme becerisi, çatışma yönetimi, iletişim becerileri ve üreme sağlığı-cinsel sağlık konularında danışmanlık almak istediklerini belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan bireylerin üreme sağlığı-cinsel sağlık bilgi puanı ortalaması 44.6±20.7 (min:0, max:100) olarak bulunmuştur. Katılımcıların yaş grubu, eğitim düzeyi, çalışma oranı ve gelir düzeyi arttıkça üreme sağlığı bilgi puanının arttığı, evlilik öncesi danışmanlık hizmeti almayanların, parçalanmış aileye sahip, görücü usulü ile evliliğe karar verenlerin ve akraba evliliği olanlarda üreme sağlığı bilgi puanının daha düşük olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Araştırma sonucunda, evlilik öncesi danışmanlık alma durumunun üreme sağlığı-cinsel sağlık bilgi durumunu artıracağı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara yönelik konu ile ilgili gerekli önerilerde bulunulmuştur.
Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta kadının soyadı
1923 yılında Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının ardından, 1926'da İsviçre Medeni Kanunu temel alınarak yeni bir Medeni Kanun hazırlanmıştır. Bu kanun, o günün koşullarında kadın erkek eşitliğini sağlama konusunda büyük bir reform olmuştur. Ancak zaman ilerledikçe bu kanundaki düzenlemelerin yetersiz hale gelmesi sonucunda, eşitlik ilkesi doğrultusunda yeni düzenlemeler içeren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla genel olarak kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır. Ancak kadının evlilik soyadı konusunda eşitsizlik devam etmektedir. Mevcut düzenlemelere göre, kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Ancak isteği halinde kendi soyadını kocasının soyadı önünde kullanabilir. Bu durumun eşler arasında eşitsizlik oluşturduğu çeşitli ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiştir. Evlilik soyadı konusunda dünya genelinde farklı sistemler benimsenmiştir. Kimi ülkelerde evlilikte soyadı değiştirmek zorunluyken, kimi ülkeler bu konuda eşleri serbest bırakmış, bazı ülkelerde ise evlilik soyadı değiştirmek için geçerli bir neden kabul edilmemiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki mevcut durum incelenmekte ve eşitlik ilkesi bağlamında değerlendirilmektedir. Çeşitli ülkelerde evlilik soyadı konusundaki düzenlemelere değinilmekte ve olması gereken hukuk bakımından bir sonuca ulaşılmaktadır.
Boşanma sebebi olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması
Boşanma sebepleri içinde en yaygın başvurulan boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı hukuki sebeptir. Boşanma, boşanmanın dayandığı ilkeler, boşanma sebepleri genel olarak incelenmiştir. Boşanmada, evlilik birliği ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması kavramları açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın asıl konusunu oluşturan, boşanma sebebi olarak evlilik birliğini temelinden sarsan nedenler, ilgili yasal mevzuat, Yargıtay içtihatları, doktrin ve uygulamaya yönelik olarak ayrıntılı ve güncel olarak irdelenmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davasında yargılama usulü ve alınacak önlemler ile taraflar ve müşterek çocuklar açısından sonuçlarına da değinilerek çalışma konumuz sonlandırılmıştır.
Çukurova halk kültüründe gelin
İnsanoğlunun doğum-evlenme ve ölüm evreleri içinde tercih veya zorunlu olarak yerine getirmesi gereken dönem olan evlilik içinde gelin figürü sıkça karşımıza çıkmaktadır. Günlük hayatımızı şekillendiren hatta yöneten gelin elindeki sihirli değneği ile dokunmadığı hayat hemen yoktur. Bunun yanında toplumumuzda gelin, güzelliğin, sadeliğin, saflığın, temizliğin, namusun, istikbalin timsalidir. Bir başına bu kadar değerli kabul edilen gelin çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. "Çukurova Halk Kültüründe Gelin" başlıklı çalışmamız, Giriş dışında üç ana bölüm ile Sonuç ve Kaynakça kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamızın Türk kültüründe gelin başlığını taşıyan ilk bölümünde "gelin" tanımlarına, "gelin"in Türk kültüründe özel bir yere sahip lale/gelincik çiçeğiyle olan benzerliğine, gelinliğin kısa tarihçesine ve Türk kültür ve edebiyatında ayrı bir yere sahip olan Orhun Abideleri, Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâtî't- Türk ve Dede Korkut Hikâyeleri gibi ilk Türk eserlerinde geline bakış hakkında bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde Anonim Halk Şiiri, Sözlü Anlatım Türleri, Âşık Şiirlerinde "gelin" figürünü inceledik. Üçüncü bölümde ise Çukurova halk kültüründe "gelin"i inceledik. Bu bölümde gelinin seçilmesinden, gelinlik, nişan, gelin çeyizi, gelin kınası, gelin süsleme, gelin alma, gelin indirme, yüz görümlüğü, duvak mevlidi, gelin görme, gelinin baba evine gezmeye gitme, gelinlik etme, gelinin ev içindeki statüsüne kadar "gelin"i bütün yönleriyle incelemeye çalıştık. Önce yazılı kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri verdik. Ardından sözlü kaynaklardan elde edilen âdet ve görenekleri aktardık. Çukurova bölgesindeki halk anlatmaları ve halk şiirine yansımış gelin figürünü iki ayrı başlık altında ele aldık. Çalışmanın sonuç kısmında "gelin"in toplum hayatında geçmişten günümüze daima ayrı bir yere sahip olduğu, sadece eşine ve ailesine karşı değil yetiştirdiği çocuklar vesilesiyle bütün bir topluma karşı sorumlu olduğu görülmüş, çalışma neticesinde ulaşılan sonuçlar değerlendirilmiştir. Gelinin sadece bir ferdin değil, bütün toplumun hayatında yer aldığı ve rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelin, Türk kültürü, Çukurova halk kültürü, gelinlik, evlenme
Sosyal dışlanmanın evli olmayan kadınlar üzerindeki etkileri
İnsan sosyal bir varlık olduğu için sosyal ilişkiler içerisinde bulunmak istemektedir. Ancak bireylerin sahip olduğu yoksunluklar, bireylerin sosyal ilişkiler içerisinde bulunmasını ve bireylerin toplumla bütünleşmesini engellemektedir. Bu durumda bireyler sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Sosyal dışlanma kavramı, 1970'lerde Fransa'da ortaya çıkmış ve hızla diğer Avrupa ülkelerini de etkisi altına almıştır. Sosyal dışlanma bireyin toplumla bütünleşmesini sağlayan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sistemlerden kısmen veya tamamen mahrum kalmasını ifade eden dinamik bir süreçtir. Sosyal dışlanma, bireyler açısından birçok olumsuzluk barındırmaktadır. Kadınlar da toplumsal yaşam içerisinde eşitsizlik ve ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Kadınların medeni durumlarındaki farklılıklar sosyal dışlanmanın boyutlarını belirlemektedir. Evlilik, çoğu zaman kadınlar için sosyal bir statü sağlarken evli olmayan kadınlar ise ekonomik ve sosyal haklara erişim konusunda çeşitli engellerle karşılaşabilmektedirler. Bu çalışma evli olmayan kadınların, sosyal dışlanmayı yaşamlarında ne şekilde deneyimlediklerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmanın temelini oluşturan sosyal dışlanma ve evlilik kavramları ele alındıktan sonra Muğla'da yaşayan eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, hiç evlenmemiş ve resmi evlilik olmaksızın birliktelik yaşayan otuz iki kadınla derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme sonuçları tablolar halinde analiz edilerek ve görüşme sonuçları yorumlanarak açıklanmıştır. Sosyal dışlanma sosyal politika alanında önemli sosyal sorunlardan biri haline gelmiştir. Bu yüzden sosyal dışlanmayla mücadele yöntemleri ve politikalarının oluşturulması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Dışlanma, Kadınlar ve Evlilik, Evli Olmayan Kadınlar, Muğla Alan Çalışması
The formation of hybrid identity of the kurds and the Turks through interethnic marriages in Turkey
Identities are not "fixed and innate" but "fluid and multiple", formed out of the interactions with others; so each encounter adds new meanings to the identities. Based on different theories of the identity, the study aims to show the changing nature of the identity shaped by the processes of migration, globalization and interethnic marriages. The objective of this research is to shed light on the terms, in particular "hybridity, in-betweenness and ambivalence" and to connect them to the Kurds and the Turks who have become ethnically hybrids due to marriages between the Kurds and the Turks. Hybridity, developed from botanical and biological origins has started to be used as mixing of cultures of the colonized and the colonizer groups, in particular during post-colonialism. Hence, the study pursues to indicate hybridization of the identities and explores the processes of hybridization of the Kurds and the Turks through interethnic marriages in Turkey. The main question of the thesis is whether the hybrid Kurds and Turks consider themselves biethnic/bicultural or not. If so, it is assumed these hybrids will approach Kurdish and Turkish nationalism differently. In other words, rather than focusing on differences, they will concentrate on similarities and sharings, and they will be more willing to live together. Hence, in the research paper firstly, it is important to give information about what identity, hybridity and globalization are, and whether there are any marriages between the Turks and the Kurds or not. Soon, what hybridity was in the 19th century and is now will be clarified. Finally; with interviews, the thoughts of hybrids about their identity will be given. Data consist of 15 qualitative interviews conducted with the individuals at different ages and different jobs in Erzurum, Bursa and Istanbul. The main purposes of the study are to find how these people define themselves: whether as Kurds, Turks, in-between, or both, and to examine whether they have any differences from non-hybrid Turks and Kurds, and to see their approach to the Kurdish and Turkish nationalism.
Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde evlendirme programları: Esra Erol'la programı üzerine bir inceleme
2000'li yılların başından itibaren Türk televizyon kanallarında yayınlanmaya başlayan evlilik/evlendirme programları da halen farklı tür ve biçimlerde devam etmektedir. Bu çalışmanın ana problemini söz konusu evlendirme programlarının hangi kitlelerce ve hangi haz ve doyumlarla izlendiğinin saptanması oluşturmaktadır. Gündüz kuşağında yüksek bir izlenme payına sahip olan ve reality program türleri içinde yer alan Esra Erol'la adlı programın özelinde yürütülen bu çalışmada çalışmanın amaçlarından yola çıkarak Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı çerçevesinde oluşturulan anket kolayda örneklem yöntemi ile ulaşılan 319 izleyiciye uygulanmış ve hangi doyumları sağlamak üzere programı izlendiği araştırılmıştır. Analiz edilen cevaplar yine Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiş; katılımcıların büyük çoğunluğunun eğlence, kaçış ve stres atma başlığı altında toplanan doyumları sağladıkları için bu programı takip ettikleri görülmüştür. İzleyicilerin sağladıkları doyumların yoğunluk sıralamasına göre eğlence, aidiyet geliştirme, temas ve sosyal destek başlıklarında toplandığı görülmüştür Anahtar Sözcükler: Kullanımlar Doyumlar, Evlendirme Programları, İzleyici, Motivasyon, Reality
Akkirmânî Ali Efendi (Ö. 1028/1618)'nin nikah Ve talak ile ilgili fetvaları
Bu tez 16-17. yüzyıllar arasında yaşamış olan Akkirmânî Ali Efendi'nin yaşadığı asra genel bir bakış, hayatı, fıkhi yönü ve "Fetâvâ Akkirmanî" adıyla anılan fetva mecmuasındaki nikah ve talakla ilgili fetvalarının çevirim yazısı ve tahkiki konularını kapsamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Akkirmani Ali Efendi'nin yaşadığı bölge, 16.yüzyılın son yarısı ve 17. yüzyılın başları Osmanlı Devleti hakkında siyasi ve sosyal bilgilere yer verilmiş, daha sonra müellif Ali Efendi'nin hayatı ve fıkhi yönü ele alınmış ve fetva mecmuası hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci Bölümde Fetâvâ Akkirmanî'nin "Nikah" ve "Talak" bölümlerinin çevirim yazısı ve tahkiki yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde genel bir değerlendirmeye ve ekte ise çevirim yazısı yapılan bölümlerin orjinal metinlerine yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler: Akkirmanî Ali Efendi, Fetâvâ, Osmanlı, Nikah, Talak
Menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisi
Bu araştırma, menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 127 postmenopozal dönemdeki 127 evli kadın ve eşleri olmak üzere toplam 254 kişi oluşturmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu (KBF), evlilik uyum ölçeği (EUÖ), kadın cinsel işlev ölçeği (KCİÖ) ve erkeğe ilişkin arizona cinsel yaşantılar ölçeği (ACYÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, T, Kruskal Wallis ve Spearman's rho korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 55,94±5,51'dir. Kadınların EUÖ toplam puan ortalaması 35,55±9,04 olup, bu ortalamaya göre % 74,1'inin evlilik uyum düzeyi düşüktür. Kadınların KCİÖ toplam puan ortalaması, cinsel işlev bozukluğunu (CİB) gösteren 26,55 kesme puanının altındadır (11,02±9,80). Erkeklerde ACYÖ puan ortalaması CİB olduğu anlamına gelen >11 kesme puanının üstündedir (14,14±3,29). Kadınların % 91,3'ünde, erkeklerin % 87,4'ünde CİB tespit edilmiştir. Kadınların % 67,7'si menopozun cinselliği olumsuz yönde etkilediğini bildirmiştir. CİB'i olan kadınların % 55,8'i cinsel isteksizlik ve % 40,7'si cinsel ilişki sırasında ağrı yaşamaktadır. Kadınların yaş, evlilik süresi, gelir düzeyi, öğrenim düzeyi, çalışma durumu, eşin öğrenim düzeyi gibi bazı sosyodemografik özellikleri ve menopoz süresi, vajinal kuruluk, Menopozal hormon terapisi (MHT) alma durumu gibi bazı menopozal özellikler ile KCİÖ ve EUÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p>0,05). Spearman's rho korelasyon katsayına göre, KCİÖ ile EUÖ arasında zayıf ancak pozitif yönde (r=0,290; p= 0,001 ), KCİÖ ile ACYÖ arasında ise negatif yönde (r=-0,381; p=0,000) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak bu araştırmada menopozun eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarının olumsuz yönde etkilendiği tespit edilmiştir.
Hanefilerin aile hukuku alanında ileri sürdükleri hile-i şer'iyyeler
Bu tez, İslam Hukukunda "Hile-i Şer'iyye"nin oluştuğu ortam, çıkış sebebi ve dayanağı; ayrıca tanımı, mahiyeti ve mezheplerin bu konu hakkındaki görüşleri, delilleri ve özellikle Hanefi mezhebinin "Aile Hukuku" alanında ileri sürdükleri hile-i şer'iyyeleri kapsamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde hile-i şer'iyye'nin ahlak ve hukuk ilişkisi tartışılmıştır; amel, niyet ve fiil çerçevesinde hile-i şer'iyye'ye genel bir açıdan bakılmaya çalışılmıştır; hile-i şer'iyye'nin ıstılahtaki tanımı, mahiyeti, mezheplerin görüşleri ve delilleri hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde İslam Aile Hukukunda nikah ve talak konusu hakkında genel bilgi verilip Hanefilerin nikah, talak ve bu konuların içinde yer alan bazı meselelerle alakalı ileri sürdükleri hile-i şer'iyye örneklerine geçilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Hanefiler, Hile-i Şer'iyye, Aile Hukuku, Nikah, Talak.
İlaveli Mecmua-i Cedîde'de yer alan nikâh ve talak ile ilgili fetvâların transkribi ve tahlili
Bu tez, İlâveli Mecmua-i Cedîde'de (R. 1326, H. 1329, M. 1911) yer alan aile hukukunun evlenme (nikâh) ve boşanma (talak) ile ilgili fetvâlarını konu edinmektedir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Temel amacımız, İlâveli Mecmua-i Cedîde'deki ilgili fetvâları transkribe etmek, nakillerini tercüme etmek ve ilgili fetvâları İslam hukuku açısından değerlendirmektir. Ancak daha önce fetvâ olgusunun tarihsel arka planı hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Osmanlılar'da fetvâ uygulamaları, müftülük, şeyhülislamlık ve fetvâ eminliği gibi kurumsal yapılar incelenmiştir. Bu şekilde İlâveli Mecmua-i Cedîde'nin telif süreci öncesindeki tarihi süreç serimlenmiş ve İlâveli Mecmua-i Cedîde'nin telif süreci ele alınmıştır. Bunun dışında fetvâları veren Şeyhülislamların biyografileri, fetvâlarda atıf yapılan kaynakların tespiti de amaçlarımız arasındadır. İlâveli Mecmua-i Cedîde'nin evlenme (nikâh) ve boşanma (talak) bölümlerinde yer alan toplam fetvâ sayısı, evlenme (nikâh) ve boşanma (talak) kitabının kaç babtan oluştuğu, bablara göre fetvâ sayıları, Şeyhülislamlar'ın fetvâ sayıları gibi sayısal verilere yer verilmiştir. Bu bilgilerin bir arada gösterilebilmesi için bazı tablolar da eklenmiştir. Hanefî fıkhına göre verildiği tespit edilen fetvâların, Hukuk-i Aile Kararnamesi ile mukayese edilmesi de asli amaçlarımız arasındadır. Bu sebeple Hukuk-i Aile Kararnamesi'ndeki maddeler incelenmiş, Kararname ile İlâveli Mecmua-i Cedîde'de yer alan fetvâlardan hangilerinin düzenlediği, hangi konularda farklı uygulamaların getirildiği tespit edilmiştir. Hukuk-i Aile Karanamesi'nin ilgili maddelerine göre "nikah, vekil ve fuzûlînin nikahı, veliler, denklikler, reddetme (nikahın geçersiz kabul edilmesi), anlaşmalı boşanma ve talak" bablarındaki bazı fetvâların düzenlediği hususlarda değişikliğin yapıldığı görülmüştür. Kitâbu'n-nikâh'ta bir; vekil ve fuzûlînin nikâhı babında üç; veliler, denklikler ve reddetme babında on; Bâbu'l-Hul'î bir; Kitabu't-talak'ta ise bir fetvâ olmak üzere toplam on altı fetvâ düzenlenen hükümler tarafından değişikliğe uğramıştır.
İnfertilitenin eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisi
Bu araştırma, infertilite nedeniyle Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi'ne başvuran infertil çiftlerde, infertilitenin eşlerin evlilik ve cinsel uyumlarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi'ne Kasım 2017-Ocak 2018 tarihleri arasında başvuran infertilite tanısı almış 18-60 yaş arasında, en az 6 aylık infertilite tedavi öyküsü olan, evli, okuma yazma bilen, yaşamı tehdit edecek kronik bir hastalık öyküsü olmayan, infertilite tedavisi öncesinde psikiyatrik bir tanı almamış olan 130 çift oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu (KBF), Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (FSFI), erkeğe ilişkin Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği (ACYÖ) ve Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman's rho kolerasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 29,00±5,69'dur. Kadınların eşlerinin yaş ortalaması 31,65±5,70'dir. Kadınların EUÖ puan ortalaması 46,65±7,61 olup, bu ortalamaya göre %33,1'inin evlilik uyum düzeyi düşüktür. Kadınların FSFI toplam puan ortalaması, cinsel işlev bozukluğunu (CİB) gösteren 26,55 kesme puanının üzerindedir (37,78±15,28). Erkeklerde ACYÖ puan ortalaması CİB olduğu anlamına gelen >19 kesme puanının altındadır (13,28±4,96). Kadınların % 23,1'inde, erkelerin ise %14,6'sında CİB bulunmuştur. Kadınların meslek (p=0,003; p<0,001) ve eğitim durumu (p=0,002; p<0,05) ile FSFI puan ortalamaları; kadın yaşı ile EUÖ puan ortalamaları (p=0,021; p<0,05); erkek eğitim durumu ile ACYÖ puan ortalamaları (p=0,001; p<0,05); erkeklerin evlilik uyum algısı ile FSFI (p=0,020; p <0,05) ve EUÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Çiftlerin yaşları ile FSFI ve ACYÖ puan ortalamaları; eğitim durumları ile EUÖ puan ortalamaları; meslekleri ile EUÖ ve ACYÖ puan ortalamaları; infertilite nedenleri ve tedavi süresi ile FSFI ve EUÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p>0,05). Spearman's rho kolerasyon katsayısına göre, FSFI ile EUÖ arasında pozitif yönde (r=0,351; p=0,001), ACYÖ ile EUÖ arasında negatif yönde (r= -0,235; p=0,011) bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Başka bir deyişle evlilik uyum düzeyinin çiftlerde CİB'e etkisinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bu araştırmada, infertil çiftlerde kadınlarda erkeklerden daha fazla CİB geliştiği ve evlilik uyumu arttıkça daha az cinsel sorun yaşandığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Cinsel yaşam, Evlilik uyum düzeyi, İnfertilite
Evli diyabetik kadınlarda cinsel yaşam kalitesi ve etkileyen faktörler
Diyabetes Mellitus (DM), son yıllarda prevalansı salgın şeklinde artankronik sistemik bir hastalıktır. DM ile gelişen vasküler ve nörolojik komplikasyonlar cinsel işlevde ve cinsel yaşam kalitesinde bozulmalara yol açmaktadır. Cinsel işlev bozuklukları kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmesine rağmen kadın cinsel sorunlarına yönelik yapılan çalışmaların sınırlı olması dikkati çekmektedir. Bu sebeple araştırmamız evli diyabetik kadınlarla cinsel yaşam kalitesi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yazılı izinler alınarak araştırma dahil edilme ve dışlanma kriterlerine uyan DM hastası 160 kadın ile yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan 31 soruluk Kişisel Bilgi Formu (KBF) ve Cinsel Yaşam Kalitesi- Kadın (CYKÖ-K) ölçeği ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis Varyans Analizi ve Spearman's korelasyon testi kullanılmıştır. Kadınların CYKÖ-K puan ortalaması 34,53±30,36 olarak bulunmuştur. Kadınların yaşı, eğitim düzeyi, mesleği,evlilik yaşı, evlilik süresi, evlilik şekli ve cinsel ilişki sıklığı ile CYKÖ-K puan ortalaması arasındaki istatistiksel fark anlamlıbulunmuştur (p<0,05). Kadınların DM tipi ve alınan DM tedavi yöntemi ile CYKÖ-K puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0,05), kadınların DM süresi, cinsel yaşamında sorun yaşama durumu ve yaşanan sorunlar ile CYKÖ-K puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdananlamsız olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; DM kadın vücudunda olumsuz değişikliklere neden olarak cinsel yaşam kalitesini azaltmaktadır. Bundan dolayı DM hastası kadınlara hemşirelik yaklaşımı planlanırken;DM'nin sebep olduğu cinsel sorunlar, sebepleri ve çözüm yolları konusunda bilgilendirme ve danışmanlık içermesi gerektiği önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Cinsel Yaşam Kalitesi, Diyabet, Kadın Cinselliği
Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması
Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.
Faslı gelinler: Sosyo-kültürel uyum açısından Alaca örneği
Bu çalışma Faslı kadınların Türkiye'ye evlilik yoluyla göçünü analiz etmektedir. Çalışmanın alana dayalı kısmı, Çorum'un Alaca ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Faslı gelinler ve ilgili yerel katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmış, kültürel uyum ve farklılıklara yönelik süreçler ortaya konmaya çalışılmıştır. Fas'tan Türkiye'ye gelin olarak gelen Faslı kadınların; Alaca'ya gelmelerinde etkili olan evlilik motivasyonları, geliş şekilleri, evliliğin beklentilerini karşılayıp karşılamadığı, kültürel uyumları, dil öğrenme durumları, Türk aile yapısına ilişkin düşünceleri, karşılaştıkları zorluklar ve uyum sağlama konusunda geliştirdikleri stratejileri, görüşmeler sonucundaki bulgularla anlamlandırılmıştır. Araştırma kapsamında 15'i Faslı 15'i Türk olmak üzere toplam 30 katılımcıyla yüz yüze ve çevrimiçi derinlemesine görüşme tekniği ile mülakatlar yapılmıştır. Çalışma sonucunda tezin amacına uygun, alana katkı sunacak bazı yorumlara ulaşılmıştır. Bunlar arasında öne çıkanları şu şekilde sıralamak mümkündür. (1) Faslı kadınların Türk erkeklerle dört farklı yolla evlendikleri ortaya çıkmıştır: komisyoncu aracılığıyla, akrabaların tavsiyesiyle, arkadaş tanıştırmasıyla ve internetten birbirini bulmayla gerçekleşen evlilikler. (2) Faslı kadınların Türk erkeklerle evlenmelerinde temel motivasyonlarının: daha iyi yaşam koşullarına sahip olma isteği, sosyal hareketlilikten kaynaklı imkânlara erişim kolaylığının umulması ve daha özgür/rahat davranılacağı düşüncesi olduğu görülmüştür. Bazı Faslı gelinler açısından "aşk ve sevgi" gibi gerekçeler olsa da genel olarak Faslı gelinlerin temel motivasyonlarının ekonomik olduğu anlaşılmaktadır. (3) Faslı gelinlerin Türk kültürüne yönelik ilgilerinin artmasında Türk dizilerinin etkileri belirgindir. (4) Yanı sıra Türkiye'yi tercih etme nedenlerinden biri de ortak dini değerlerdir. Faslı gelinlerin özellikle yaşadıkları uyum sorunlarını aşmak için geliştirdiği stratejilerinin, benzer dini inanç ve kültürel kodlara dayandırmaları konunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (5) Faslı gelinler Alaca'da bazı sorunlar yaşasalar da Türkiye'de yaşama konusunda istekli görünmektedirler.
Geride kalan kadının gözünden göç deneyimi: Halfeti örneği
Bu çalışma, yurtdışına göç eden erkeklerin geri bıraktıkları kadınların günlük deneyimleri üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların göç sürecini nasıl deneyimlediğine, karşılaştıkları zorluklara, göç deneyimine bağlı olarak değişen kadınlık ve erkeklik algılarına, toplumsal cinsiyete bağlı aile içi iş bölümüne bakışlarına dair hazırlanan görüşme formu doğrultusunda sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ve tematik kodlama ile birlikte işlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucu görüşme yapılan 14 kadının günlük deneyimlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda göç sürecinin gelişimi, karar alımda kadının dahil edilmesi gibi faktörler değişkenlik gösterse de sonraki süreçlerde gelişen manzaralar benzerlik göstermiştir. Şöyle ki; göç sonrasında hane tipinin değişip/ değişmemesi, kadının kamusal alana çıkışı, eril tahakkümün görünmez eli olarak söylenti ve dedikodular kadının sıkıntı çektiği en temel başlıklara örnek mahiyetindedir. Kadının geride kalmışlık, bırakılmışlıklarına karşın geliştirdikleri stratejiler çalışmanın ilgilendiği bir diğer konudur. Çalışmada kadınların toplumdaki eril tahakküme karşı kimliklerini yeniden yapılandırmak zorunda oldukları görülmüştür. Sonuç itibariyle yaşanan göç sonucunda rıza gösterse de göstermese de mağdur olan kadın olmaktadır. Cinselliği bastırılmış, duygusallığın yok olduğu, toplumsal baskının her daim hissedildiği evlilik bir tecrit hücresine dönüşmüştür. Bu kadar psikolojik vakanın yaşanırlığı da bir tesadüf olmaktan çıkmıştır.
Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.
Evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın verileri, Gaziantep ilinde ikamet eden çalışmaya gönüllü olarak katılan 536 kadın, 237 evli erkek bireyden elde edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Evlilikte Yetkinlik Ölçeği", Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte t-testi, ANOVA, Basit Doğrusal Regresyon Analizi yöntemi, Pearson Korelâsyon analizi, grup içi farklılaşmanın belirlenmesi için Scheffe Testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bazı demografik değişkenler açısından katılımcıların ölçeklerden aldıkları puanlara göre analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgular şöyledir: Cinsiyete göre, evli kadınların öz yetkinlik düzeyi, evli erkeklerin öz yetkinlik düzeyinden yüksektir. Yaşa göre, evli bireylerin öz yetkinlik puan ortalamaları anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Buna göre evli bireylerde yaş ilerledikçe evlilikte yetkinlik düşmektedir. Evlenme yaşına göre, evli bireylerin öz yetkinlik puan ortalamaları anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Buna göre 18-24 yaş arası evlenen bireyler, 17 yaş altı evlenen bireylere göre; 25-29 yaş arası evlenen bireyler ise 17 yaş altında evlenen bireylere göre daha yüksek evlilikte yetkinliğe sahiptir. Çocuk sayısına göre, dörtten fazla çocuğu olan evli bireylerin 1 çocuğu olan bireylere göre öz yetkinliği daha yüksektir. Araştırmada, evli bireylerin eğitim düzeyi ve gelir düzeylerine göre bilişsel esneklik ve evlilikte öz yetkinlik puan ortalamaları arasında; cinsiyete ve yaşa göre bilişsel esneklik puan ortalamaları arasında; evlilik süresine ve çocuk sayısına göre evlilikte öz yetkinlik puan ve ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, evli bireylerde bilişsel esnekliğin, evlilikte öz yetkinliği pozitif yönde yordadığı bulunmuştur.
Suriyeli kadınların evlilik pratikleri: Kilis örneği
Bu araştırmanın amacı, Kilis'e zorunlu göç ile gelen Suriyeli kadınların, evlilik pratiklerini incelemektir. Bu kapsamda araştırmanın ele aldığı konu zorunlu göç koşullarının Suriyeli kadınların evliliklerine nasıl yansıdığı ve bu evliliklerin hangi şartlarda ve koşullarda gerçekleştiğidir. Suriye gibi geleneksel ve dini normlara göre inşa edilmiş toplumlarda, evlilikler zorunlu göç koşullarında oldukça tercih edilen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu evlilikler çoğu zaman olumlu olarak sonuçlanmamakta, göçmen kadınlar için farklı zorluklar yaratmaktadır. Zorunlu göç sonrası Suriyeli kadınların değişen evlilik yapılarını ve yeni yerleşilen mekândaki evlilik pratiklerini anlamak için Suriye'den Kilis'e göç eden farklı etnisite, yaş, gelir grubundaki 20 kadınla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Çalışma, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı Suriyeli kadınların zorunlu göç sürecini diğer göç eden gruplara göre daha farklı deneyimlediğini ortaya koymakta ve bu süreçte Suriyeli kadınların karşılaştıkları güçlüklerin arttığına işaret etmektedir. Bu duruma rağmen kadınların göç sürecinde her zaman mağdur olarak anlaşılmamaları gerektiği, zorunlu göçün var olan evliliklerin yapısını değiştirdiği ve yapılan bazı evliliklerin toplumsal kabul ve entegrasyon sürecini hızlandırdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriyeli kadın, evlilik, toplumsal cinsiyet, Kilis
Gaziantep düğünleri
Türk kültürünün geçiş dönemlerinden (doğum-evlenme-ölüm) birisi olarak görülen evlenme törenleri; birbirlerini tam anlamıyla tanımayan insanları gelenek ve görenekler çerçevesinde bir araya getiren, bu kişiler arasındaki sosyal bağları güçlendirerek pekiştiren, sahip oldukları Türk kültür mirasının tam anlamıyla farkına vardırarak, bunları gelenek, görenek, evlenme tören ve ritüelleri ile genç kuşaklara aktarılmasını sağlayan temel unsurlardan biridir. Düğün törenleri insanları birleştirme fonksiyonundan başka; hoşça vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme, toplum kurallarına destek vererek bunları gelecek kuşaklara aktarma, kişisel ve toplumsal baskılardan kurtulma fonksiyonlarını da üstlenmektedir. Bu fonksiyonları belirlemek ve düğün törenlerinin hangi aşamalardan geçtiğini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan çalışmada, Anadolu ve Rumeli coğrafyasından ve Türk topluluklarının yaşadıkları başka bölgelerden alınan örnekler ile ortak bir düğün modeli oluşturulabileceği düşüncesi ile araştırma yürütülmüştür. Gaziantep düğünlerinin incelendiği bu çalışma giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Halk biliminin çalışma alanları içerisine giren evlenme olgusunun önemi ve bazı genel kavramların açıklanması ve değerlendirilmesi birinci bölümde verilmiştir. Düğün yapısının ve foksiyonlarının yapılan gözlem ve derlemelere göre tasnif edilerek incelenmesi ikinci bölümde yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise Gaziantep düğün törenlerinin geleneksel ve günümüz bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Konuyla ilgili yazılı, sözlü ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır.
Suriye uyruklu kadınlarda erken evlilik ve aile içi şiddet: Kilis örneği
Bu çalışmada; Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle Kilis'e zorunlu olarak göç eden Suriye uyruklu kadınlarda erken evliliğin, aile içi şiddetle ilişkisini belirlemek amaçlanmaktadır. Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle zorunlu olarak Kilis iline göç etmiş, erken yaşta evlilik yapmış ve aile içi şiddete maruz kalmış Suriye uyruklu kadınlar ile yarı yapılandırılmış mülakat yolu ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada örneklem açısından fenomenolojik desende derinlemesine görüşme tekniğiyle istenen hedefte 10 katılımcıya ulaşılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için etik kurul izni ve çalışmaya katılan Suriye uyruklu kadınlardan aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Yapılan çalışmada; çalışmaya katılan Suriye uyruklu kadınların çoğunluğunun görücü usulüyle ve aile baskısıyla, fikirleri sorulmadan evlendirildikleri, erken yaşta evlilik olgusunun kültürel özellik bağlamında normal kabul edildiği, eşler arasındaki yaş farkına bakıldığında en az 6 en fazla 27 yaş farkının olduğu, kadınların mükerrer şiddete maruz kaldığı, iş veya ekonomik problemlerin aile içi şiddetin görülme sıklığını arttırdığı, şiddet uygulayıcısının çoğunluğunun çocuklarına şiddet uygulamadığı, çocuk yaşta şiddete maruz kalan bireyin yetişkinlikte şiddeti sorun çözme yöntemi olarak gördüğü bulguları elde edilmiştir. Sonuç olarak; erken yaşta evlilik ve aile içi şiddetin önlenebilmesi için erken yaşta evlilik konusunda çalışmaların arttırılarak literatüre katkı sağlaması, Suriye uyruklu kadınların göç sürecinde yaşadıkları düşünüldüğünde ülkemizde Suriye uyruklu kadınlara öncelikli olarak psikolojik danışmanlık hizmetlerinin sunulması, erken yaşta evlilik konusunda Türk Hukuk sistemimizin yaptırım uygulaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Erken Yaşta Evlilik, Göç, Aile İçi Şiddet