Olive
58 theses under this subject heading
Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların alınabilir demir içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabilecek yöntemler
Bu çalışma Bursa bölgesi zeytin yetiştirilen toprakların alınabilir demir (Fe) içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun yöntemin belirlenmesi için yürütülmüştür. Bu amaçla Bursa bölgesinde, araştırmadan önce geniş bir survey çalışması yapılarak Bursa'nın İznik, Orhangazi, Gemlik ve Mudanya ilçelerinde 50 adet zeytin bahçesi belirlenmiştir. Bu bahçelerden erken ilkbaharda 0 - 30 ve 30 - 60 cm derinliklerden alınan toplam 100 karma toprak örneği, ocak ayında alınan toplam 50 yaprak ve hasat olgunluğunda alınan 50 meyve örneği, araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların alınabilir Fe içeriklerinin belirlenmesinde; Toplam Fe, Kral Suyu (3 HCl + 1 HNO3) (Y1); 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA (Y2); "Aktif Fe" (COONH4)2.2H2O + (COOH)2.2H2O (Y3); 0,05 M HCl + 0,012 M H2SO4 (Y4); 0,05 M EDTA (pH 7,0) (Y5); 1 M NH4HCO3 + 0,005 M DTPA (pH 7,6) (Y6); 0,01 M Na2EDDHA (pH 7,0) (Y7); 0,43 M HNO3 (Y8) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, 0,05 M HCl + 0,012 M H2SO4 (Y4) yönteminin Bursa yöresi zeytin plantasyonlarının alınabilir Fe içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği düşünülmektedir.
Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde kullanılacak yöntemler
Bu araştırma Bursa ili zeytin bahçesi topraklarının bitkiye yarayışlı çinko durumunu ve bu topraklarda yarayışlı çinko miktarının belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun ekstraksiyon yöntemlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yoğun olarak zeytin yetiştirilen bölgelerdeki 50 farklı bahçeden 0-30 ve 30-60cm derinliklerden alınan toplam 100 toprak örneği, 50 yaprak ve 50 meyve örneği araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde; (Y1) 3 HCl+ 1 HNO3; (Y2) 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA; (Y3) 0,01 M HEDTA; (Y4) 0,1 N HCl; (Y5) 0,01 M Na2EDTA + 1 M (NH4)2CO3; (Y6) 0,01 N Na2EDTA ve (Y7) 1 N NH4OAc olmak üzere 7 farklı yöntem kullanılmıştır. Yaprakların Zn içerikleri ile önemli ve anlamlı ilişkilerin Y1, Y2, Y3, Y5 ve Y6, meyvelerin Zn içerikleri ile Y2, Y4 ve Y7 ile belirlenen Zn içerikleri arasında önemli ve anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Bursa ili zeytin bahçelerinin alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde Y2, Y4 ve Y5 ile belirtilen yöntemlerin kullanılabileceği görülmüştür. Bununla birlikte sınır değerinin bulunması Zn' nin yanında diğer bazı besin elementlerinin de belirlenmesi toprakların alınabilir mikrobesin elementi içeriklerinin belirlenmesinde yaygın Y2 (DTPA)'nın araştırma bölgesi topraklarının alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
Farklı sofralık zeytin işleme yöntemlerinin malathion ve parçalanma ürünü olan malaoxon kalıntıları üzerine etkileri
Tarımsal üretimde çeşitli zeytin hastalıkları ve zararlılarına karşı mücadelede pestisit kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Fakat ilaçlamada yapılan uygulama hataları ve farklı işleme yöntemlerinin etkisi ile tüketiciye ulaşan ürünlerde kalıntı sorunu oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sofralık zeytin işleme yöntemlerinin Türkiye'de izin verilen ve yaygın olarak kullanılan malathion ve parçalanma ürünü olan malaoxon kalıntıları üzerine etkisini incelemektir. Deneyde kullanılan zeytin meyveleri hasat edilmeden 7 gün önce 975 mg/L dozda (Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde izin verilen yasal doz) ticari malathion formulasyonu ile ilaçlanmıştır. Hasat sonrası ilaçlı ve ilaçsız olarak gruplandırılan zeytin meyveleri, (i) vakum ambalajlı olarak buzdolabında (4℃) depolanarak, (ii) alkali ile acılığı giderilip salamuralı olarak ve (iii) salamuralı doğal fermantasyon yolu ile 20°C'de karanlık ortamda 60 gün fermantasyona bırakılmıştır. Deney süresince muameleler 0., 1., 3., 5., 7., 15. 30. ve 60. günlerde mikrobiyal gelişmeler (toplam mezofil aerob bakteri, laktik asit bakterisi, maya-küf ve enterobakteri), asitlik-pH değişimi ile malathion ve parçalanma ürünü malaoxon düzeyleri yönünden incelenmiştir. Fermantasyon sürecinde örneklerin hiçbirinde laktik asit bakterisi ve maya-küf gelişimi görülmezken, ilaçlı muamelelerde doğal fermentasyon uygulanmış örnekler dışında mezofil aerob bakteri ve enterobakteri gelişimine de rastlanmamıştır. İşleme süreçleri boyunca malathion ve malaoxon konsantrasyonları değişimine fermantasyon süresinin ve zeytin işleme yöntemlerinin ayrı ayrı ve birlikte etkileri istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Malathion konsantrasyonlarında en fazla düşüş alkali uygulanmış örneklerde görülürken (%95,17-98,55), salamuralı doğal fermente örnekler (%76,81-88,41) ikinci, vakumlu örnekler ise (%74,40-75,85) üçüncü sırada yer almıştır.
Bursa ili Gemlik ve Orhangazi ilçelerindeki zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi
Bursa ilinin Gemlik ve Orhangazi ilçelerinde 2021 yılında yapılan bu çalışmada, zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bölgesinde tesadüfi olarak seçilen 134 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, üreticilerin %82,2'si 45 yaş ve üzerinde olup %54,5'inin ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin son birkaç yıldır en çok fungisit (%59,7) ve insektisit (%40,3) kullandığı, en çok görülen hastalık ve zararlının sırasıyla halkalı leke (%61,9) ve zeytin güvesi (%22,4) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin çoğunun tarım ilaçlarının kullanımına yönelik eğitim almadıkları, pestisitleri zirai ilaç bayilerinden temin ettikleri, pestisitlerin dozlarını ilaç etiketine ve ilaç bayilerinin önerilerine göre belirledikleri, ilaçlama zamanını belirlemede tarım il/ilçe müdürlüklerinden yararlandıkları, büyük çoğunluğunun ise son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye uydukları bulunmuştur. Üreticiler, bazı pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%42,5) kalıntıların su ile yıkanırsa temizlendiğini ve pestisitin ürünün içine geçmediğini (%26,1), boş pestisit ambalajlarını yakarak imha ettiklerini (%47) ve çöpe attıklarını (%44) belirtmişlerdir. Üreticilerin %41,8'i, kullanım sonrası artan ve ilaçlama tankını temizlerken oluşan ilaçlı suyu, bahçenin bir kenarına, %29,1'i kanalizasyona döktüklerini belirtmelerine karşın üreticilerin büyük çoğunluğu; pestisitlerin çevre ve diğer canlılara, ürünlerdeki pestisit kalıntılarının ise insan sağlığına zararlı olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.
Bursa ili Mudanya ilçesi zeytin yetiştiriciliği yapılan alanlardaki toprakların verimlilik durumunun belirlenmesi
Bu çalışmada, Mudanya ilçesi sınırları içerinde yer alan zeytinlik alanlarının verimlilik durumları belirlenmiştir. Bu amaçla 20 adet zeytin bahçesi seçilmiş olup 0-30 cm'den toprak örnekleri alınmıştır. Topraklar alkalin pH'ya sahip olup, organik madde yönünden fakirdir. İncelenen alanların tamamı tın bünyeli ve alınabilir Fe, Mn, Zn ve Cu miktarları yeterli düzeyde bulunmuştur.
Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi
ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova
Hatay'da yetiştirilen gemlik ve halhalı zeytinlerinin antioksidan etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Hatay'da yetiştirilen Halhalı ve Gemlik zeytin çeşitlerinden elde edilen ekstraktların antioksidan aktivitesi sentetik bir antioksidan olan Bütillenmiş Hidroksi Toluen (BHT) ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Zeytin örneklerinden fenolik bileşiklerin ekstraksiyonu ve bunu izleyen analizler, Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Laboratuarlarında yapılmıştır. Zeytin örneklerinde toplam fenol içeriği olgunluk başı ve olgunluk sonu Gemlik'te 278,5 ve 206,5 mg/100g, olgunluk başı ve olgunluk sonu Halhalı'da 314,8 ve 288,9 mg/100g kafeik asit eşdeğeri (CAE) olarak bulunmuştur. Zeytin örneklerinden elde edilen fenolik ekstraktların DPPH'e karşı antioksidan etkileri incelendiğinde 60. dakikada antioksidan aktivitenin olgunluk başı Halhalı ve olgunluk sonu Gemlik'te en iyi olduğu ve her iki hasat döneminde de ekstraktların ya BHT'den daha iyi veya benzer olduğu bulunmuştur. Zeytinden elde edilen fenolik ekstraktlar ve BHT'nin antioksidan aktiviteleri, substrat olarak zeytinyağı ve ayçiçek yağı-su emülsiyonunun kullanıldığı iki farklı sistemde de değerlendirilmiştir. Gemlik ve Halhalı zeytinlerinin antioksidan etkisinin zeytinyağı içerisinde 100 ve 200 meq/kg'da BHT ile benzer veya daha etkili olduğu, suda yağ emülsiyonlarında ise aynı konsantrasyonlarda ekstraktların antioksidan etkilerinin oksidasyon başlangıcında iyice azaldığı,oksidasyon sonunda ise prooksidan olduğu ve BHT'ile benzer ya da daha az etkili olduğu belirlenmiştir.
Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı eldesi ve biyofenolik ile trigliserid bileşimleri açısından konvansiyonel teknolojilerle elde edilen zeytinyağlar ile kıyaslanması
Bu çalışmada Türkiye'nin yerel zeytinyağı üretimi yapan hemen her bölgesinden zeytinler toplanmış ve süperkritik karbondioksit ile ekstrakte (SCE) edilerek trigliserid ve biyofenol içeriği belirlenmiştir. Aynı zeytin örneklerinin konvansiyonel yöntem ile elde edilen zeytinyağlarında aynı parametrelere bakılarak SCE ile elde edilen zeytinyağları ile karşılaştırılmıştır. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında oleik asit miktarı daha az iken palmitik, stearik ve linoleik asit miktarında artış gözlenmiştir. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında bu dört yağ asidinin değişimine bağlı olarak iyot değerinde az bir düşüş gözlenmiştir. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında en yüksek linoleik asit miktarı Burhaniye/Taylıeli, İzmir/Bornova ve Mut (Ayvalık tipi) zeytinlerinde sırasıyla %12,9; %12,4 ve %12 olarak belirlenmiştir. Konvansiyonel yöntem ile elde edilen zeytinyağlarında bu değerler sırasıyla %9,5; %9,7 ve %8,7 olarak belirlenmiştir. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında oleik asit miktarı konvansiyonel yönteme bakılarak %8-14 daha az belirlenmiştir. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında çok daha fazla biyofenolik madde belirlenmiştir. SCE ile elde edilen zeytinyağlarında en yüksek toplam biyofenol İzmir/Bornova, Hatay/Altınözü ve Mut (Gemlik tipi) zeytinlerinde sırasıyla 117,0; 115,6 ve 102,3 mg/kg olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeytin, SCE, biyofenol, yağ asidi içeriği
Evliya Çelebi seyahatnamesinde geçen tarım ürünleri ve dağılışlarının Türkiye sınırları dâhilinde değerlendirilmesi
Bu çalışmada Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi ele alınmıştır. XVII. yüzyılda yaşamış olan Evliya Çelebi coğrafyacı olmamasına karşın seyahatnamesinde gezdiği yerleri anlatarak, yaşamış olduğu dönemin kültürel, siyasi, tarihi yapıları, gerçekleşen coğrafi olayları, halkın geçim kaynakları, o dönemde yetişen tarım ürünleri gibi pek çok konuda bilgiler vermektedir. Yaptığı seyahatler ile coğrafya bilimine de katkı sağlayan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi o günün tarım faaliyetlerinin neler olduğu bilgilerinin öğrenilmesi bakımından çok önemli bir kaynak durumundadır. Seyahatnamede gezdiği yerleri anlatırken anlatılarında dönemin tarımsal faaliyetlerine özellikle yetiştirilen ürünler bağlamında yer vermiştir. En azından tarım ürünlerinin adları, tüketim durumları ve özellikleri hakkında bazı bilgiler bulunmaktadır. Böylelikle çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan bölümünde yetişen tarım ürünlerine dair, dağılış, ürün çeşitliliği ve ticareti gibi konular ele alınmıştır. Bahsi geçen ürünlerin yetişme alanları ve çeşitlilik bakımından değişim durumları incelenmiştir. Seyahatnamenin yazıldığı XVII. yüzyıldan günümüze tarım ürünleri çeşitliliğinde artış olduğu görülmüştür. Bunun nedeni, Türkiye'ye daha sonraları getirilen ve yetiştiriciliği yapılan ürünlerdir. Elde edilen ürün miktarlarında da gelişen teknoloji ve diğer şartlar sayesinde artışlar kaydedilmiştir. Aynı zamanda o dönemde yaygın olan meyan kökü, eğir kökü gibi bazı ürünlere verilen önemin günümüzde azaldığı belirlenmiştir. Çalışmanın dönem çalışmaları için bir kaynak olması düşünülmektedir.
Gıda endüstrisi çevresel kirletici kaynakları ve giderimyöntemleri; zeytin ve zeytinyağı örneği
Yaşanan hızlı nüfus artışına paralel olarak doğal kaynakların bilinçsizce kullanımı, sanayileşme ve plansız yapılaşma sonucunda çevre kirliliği giderek artmakta hem bölgesel hem de küresel ölçekte tüm canlıların yaşamını tehdit eder boyuta gelmektedir. Tarımsal kaynaklı kirliliğin ortaya çıkmasının uzun sürmesi ve sanayi kaynaklı kirliliğe nazaran daha tolere edilebilir boyutlarda olması çevre kirliliğine etkisinin nispeten daha az olduğuna yönelik bir algı oluşturmaktadır. Fakat aslında durum gerçekte daha farklı olup tarımsal kaynaklı kirlilik de çevrenin kirlenmesinde oldukça etkilidir. Türkiye zeytin üretimi konusunda dünyada sayılı ülkelerden bir tanesidir. Üretilen zeytinlerin büyük bir kısmı zeytinyağı üretiminde kullanılmaktadır. Ancak karasu, zeytinyağı üretimi sonrasında içerdiği kirlilikler itibariyle arıtılması zor olan atıksular sınıfında yer almaktadır. Zeytin karasuyunun bünyesinde bulunan yüksek miktarda BOİ, KOİ, AKM, yağ-gres ve fenolik maddeler bu atıksuyun arıtılmasını oldukça güçleştirmektedir. Kirlilik yükü bakımından oldukça fazla miktarda kirliliği bünyesinde barındıran bu suyun arıtılması amacıyla farklı arıtma teknikleri uygulanmakta ve hâlihazırda geliştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. Oluşan atıksu miktar ve kirlilik içeriği bakımından, üretimi ve işletilmesine göre farklılık göstermekle birlikte genel itibariyle arıtılması zor olan atıksular olarak bilinmektedir. Bu çalışma kapsamında Bursa İl'inde Kurulu bulunan Türkiye'nin en büyük zeytin işleme tesisine ait atıksu arıtma tesisinden elde edilen veriler kullanılarak arıtma tesisinin performansı ve arıtma verimi incelenmiş olup elde edilen veriler literatürde yer alan benzer tesislere ilişkin veriler ile karşılaştırılarak mevcut durum değerlendirilmeye çalışılmıştır. Literatürde yer alan arıtma metotları ve bu metotlarla elde edilen giderim verimlerine ilişkin değerlendirmeler de çalışma kapsamında irdelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen tesiste giriş pH değerlerinin 5,5 ile 7,2 arasında değiştiği ortalama 6,36 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde iletkenlik değerlerinin 4,32 μS/cm ile 9,18 μS/cm arasında değiştiği ortalama 7,5 μS/cm seviyesinde olduğu görülmüştür. İncelenen tesiste giriş KOİ değeri ortalama 1300 mg/L ile 4100 mg/L arasında değişmekte olup ortalama 2500 mg/L seviyesindedir. Çıkış KOİ değeri 120 mg/L ile 200 mg/L arasında olup ortalama 160 mg/L seviyesindedir. Giriş ve çıkış KOİ değerleri için hesaplanan giderim veriminin %91 ile %96 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda sanayi, zeytin, zeytinyağı, zeytin karasuyu, arıtma, pH, KOİ
İznik'te yetiştirilen Gemlik zeytininin ve yağının bazı fiziksel, kimyasal ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, İznik'te yetiştirilen Gemlik zeytin ve zeytinyağında bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmış, daha sonra bu zeytin ve zeytinyağlarından elde edilen ekstraktların antioksidan aktivitesi sentetik bir antioksidanlar olan Bütillenmiş Hidroksi Toluen (BHT) ve Bütillenmiş Hidroksi Anilin (BHA) ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Gemlik zeytini ve zeytinyağının fiziksel ve kimyasal özelliklerinin olgunluğa süresince önemli ölçüde değiştiği bulunmuştur. Gemlik zeytinlerinden elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinin DPPH' e karşı Gemlik zeytinyağlarından elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinden olgunlaşma süresince daha iyi olduğu bulunmuştur. Buna ilaveten, Gemlik zeytinlerinden olgunlaşma süresince elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinin BHT ve BHA'dan daha iyi ve/veya etkilerinin karşılaştırılabilir düzeyde olduğu bulunmuştur (p<0,01). Ancak Gemlik zeytinyağlarından elde edilen fenolik ekstraktların DPPH serbest köküne karşı antioksidan etkisinin BHT veya BHA kadar etkili olmadığı bulunmuştur (p>0,01). Gemlik zeytini ve zeytinyağından elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisi prooksidan metal iyonları olan Fe+3 ve Cu+2 varlığında olgunluk süresince önemli ölçüde azalmıştır. 100 ppm BHT ve BHA katkılı örneklerin, 100 ppm Gemlik zeytinyağı ekstraktı katkılı örnekler ile karşılaştırılması sonucunda 60ºC de depolanan rafine zeytinyağı içerisinde en iyi antioksidan aktiviteyi gösterdiği bulunmuştur. Ancak, 3. derim Gemlik zeytinyağı ekstratı ile hazırlanan örnek kontrol ile karşılaştırıldığında çok az antioksidan etki gösterdiği bulunmuştur. Benzer şekilde, 1. ve 3. derim Gemlik zeytin ekstraktı ilave edilerek hazırlanan örneğin antioksidan etkisinin BHT ve BHA kadar etkili olabildiği, kontrol örneği ile karşılaştırıldığında ise çok az antioksidan etki gösterdiği bulunmuştur. Gemlik zeytinlerinden olgunluk başı ve sonunda elde edilen ekstraktların Cu+2 iyonunu şelatlama da daha etkili antioksidanlar olduğu bulunmuştur.
Adana ve Mersin illeri zeytin bahçelerinde zeytin pamuklubiti türleri [Euphyllura spp. (Hemiptera: Psyllidae)]'nin popülasyon gelişimi ile parazitoit ve predatörlerinin saptanması
Bu çalışmanın temel amacı, Adana ve Mersin bölgesinde bulunan Euphyllura spp.'nin türünün ve bu türün biyolojik karekterlerinden kışlama yeri, yumurta nimf ve ergin popülasyon gelişimi, döl sayısı, parazitoit ve predatörlerinin tespit edilmesidir.Çalışma sonucunda, Adana ve Mersin illerinde seçilen üç zeytin bahçesinde, zeytin ağaçlarında zarar yapan Zeytin pamuklubit türünün Euphyllura straminea Loginova (Hemiptera: Psyllidae) olduğu saptanmış ve bu türün popülasyon gelişimi takip edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2008-2010 yılları arasında Adana ve Mersin'de üç zeytin bahçesinden periyodik olarak sürgün örnekleri alınmış, yumurta, nimf ve ergin sayımları yapılmıştır. Bu sayımlar sonucunda nisan, ekim ve ocak aylarında yumurta sayılarının üç tepe noktası oluşturduğu belirlenmiştir. Euphyllura straminea'nın yılda üç döl verdiği tespit edilmiştir. Erginlerin tüm yıl boyunca mevcut olduğu ve haziran ayında yaz diyapozuna girdiği ve diyapozun ekim ayı başlarına kadar sürdüğü belirlenmiştir. Zararlının ayrıca iklim koşulları ve bitkinin fenolojik dönemi ile ilişkisi ortaya konmuştur. Ayrıca bu çalışmada 7 takıma bağlı, 8 familyaya ait 14 adet parazitoit ve predatör tür belirlenmiştir.
Domat ve uslu zeytin çeşitlerinde yaprakların besin element içerikleri ve bunların mevsimsel değişimlerinin incelenmesi
Bu çalışmada Domat ve Uslu zeytin çeşitlerinin yapraklarındaki makro (N, P, K, Ca, Mg) ve mikro (Fe, Cu, Mn, Zn ve B) besin elementlerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve bunun sonucunda bu iki çeşitte yaprak örneklerinin alınması için en uygun dönemin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada, Domat ve Uslu zeytin çeşidinde Mayıs?2009 ile Nisan?2010 tarihleri arasında aylık olarak yaprak örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Domat çeşidinde yaprakların N, P, K, Ca ve Mg içerikleri sırası ile % 1.08-1.89; % 0.08-0.13; % 0.97-1.35; %1.49-2.57; % 0.11-0.18; Uslu çeşidinde ise sırası ile % 0.89-2.78; % 0.10-0.14; % 0.72-1.43; % 1.21-2.23; % 0.13-0.19 arasında değiştiği belirlenmiştir.Yapılan değerlendirmeler sonucunda Domat zeytin çeşidinde incelenen besin elementlerinden N, P, K, Ca, Mg, Cu, Mn, Zn ve B içeriklerinin Kasım-Ocak dönemleri arasında; Fe, besin elementinin ise Haziran-Temmuz dönemleri arasında stabil olduğu ve bu nedenle anılan periyotların bu zeytin çeşidinde yaprak örneği almak için en uygun ortak dönem olabileceği belirlenmiştir. Uslu çeşidinde stabil dönemin Fe için Haziran, Temmuz, Ağustos ayları, Zn için Eylül, Ekim, Kasım ayları diğer tüm elementler için Kasım-Ocak ayları arası olduğu ve bu dönemlerin bu çeşit için en uygun yaprak örneği alma dönemi (ortak stabil dönem) olabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Besin elementleri, mevsimsel değişim, yaprak örneği almadönemi, zeytin
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde zeytin ve zeytinyağı üretimi, pazarlaması ve bölgede zeytinciliği geliştirme olanakları
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde hızla artan zeytin dikim alanları sonucunda gelecekte zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin ürünlerinde önemli üretim artışlarının ortaya çıkması beklenmektedir. Gelecekteki üretim potansiyelinin en iyi şekilde değerlendirilmesi ancak mevcut sorunların çözümü ve geleceğe yönelik önlemlerin bugünden alınması ile mümkün olacaktır. Bu çalışmada, Doğu Akdeniz Bölgesi'nde zeytincilik sektörü bir bütün halinde incelenerek, sektör ürünlerinin üretim ve pazarlama aşamalarındaki mevcut sorunları saptanmış ve geleceğe yönelik öneriler geliştirilmiştir. Araştırmanın ana materyalini, Hatay, Mersin, Osmaniye ve Adana illerindeki zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin üreticileri ve bu ürünlerin pazarlamasında faaliyet gösteren aracılar ile yapılan anketler sonucunda elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda, zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin üretiminde ve pazarlama organizasyonunda etkinliği azaltıcı bazı aksaklıkların olduğu belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda artması beklenen üretimin pazarda etkin olarak değerlendirilmesi için, zeytin üretim tekniğinin iyileştirilmesi, pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, hedef pazarların belirlenerek pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve markalaşma çalışmalarına hız verilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de sofralık zeytinin üretiminin ekonomiye katkısı: Manisa–Akhisar örneği
Akhisar, sofralık zeytin üretiminde önemli bir yer almasına rağmen Türkiye'nin üretiminde etkili olamayan bir bölgedir. Bölge, sofralık zeytin üretiminde etkili olduğu halde dış piyasada yeterli payı sahip değildir. Sofralık üretiminin talep edilen şekilde yapılmaması ve kalite standardizasyonun sağlanamaması nedenleri arasında gösterilebilir. Bu çalışmanın konusu, dünyada, Türkiye'de ve Akhisar Bölgesinde ki zeytin üretiminin analizi yapılmıştır. Akhisar'da tarımsal ekonomide önemli yer tutan zeytin üretiminin iyileştirme yöntemlerini açıklayıp Akhisar'daki zeytin üreticisinin Türkiye ekonomisine katkısının artırabilme yöntemlerini özetlenmiştir. Akhisar ilçesinde üretilen sofralık zeytin üretiminin artışının dış piyasada ve iç piyasada satışının artırılması ve kâr marjının maksimi edebilme yöntemlerinin bulunmasını amaçlanmıştır. Zeytin bitkisinin durumunu imaj, üretiminin maksimize edilmesi fiyat istikrarı, ürünün güvenliğinin artırılması ve üretiminin sürekliliğini sağlayan etmenlerin belirtilmesi hedeflenmiştir. Araştırma üç ana temel bölümden oluşmaktadır. Ayrıca giriş kısmı ve içindekiler kısmı da yer almaktadır. Birinci bölümde, dünyada zeytin üretim miktarının anlatımı ve analizi yapılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye'de sofralık zeytin sektörünün sorunları ve hedefleri belirlenip üretici ve tüketici açısından ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Akhisar'daki zeytin sektörünün problemleri üretim ve tüketim açısından irdelenip yapılması gerekenler sunulmuştur. Bu çalışma amacı, Akhisar'daki sofralık zeytin üretiminin yerinin belirlenmek ve rekabet ortamlarının açıklamaktır. Bununla birlikte Akhisar'daki tarımsal üretimindeki değişimi göstermektir. Akhisar'da, 1990'lu yıllarda tarım sektörü tütün üretiminden zeytin üretimine geçmiştir. İlçe, tarım üretimindeki bu değişim ile Türkiye'nin önemli zeytin üretimi yapan bölgesi haline gelmiştir. İlçede, yaklaşık 12 milyon zeytin ağacı bulunmaktadır. Bu çalışmanın esas amacı, ilçedeki sofralık zeytin üretimindeki başarısına paralel olarak ihracatı artırma yöntemleri belirlemektir. Sonuç olarak Akhisar, sofralık zeytin üretiminde önemli bir üretici bölgedir. Ancak Akhisar'ın sofralık zeytin üretiminde önemli sorunları olan bir bölgedir. Özellikle Akhisar'da sofralık zeytin bilgisinin eksikliği Akhisar ekonomisini olumsuz etkilemektedir.
Hatay ili zeytin alanlarındakı zeytin halkalı leke hastalığı (Spilocaea oleaginea)'nın yaygınlığı ve infeksiyonlardan sorumlu inokulum kaynaklarının belirlenmesi
Bu çalışmada Hatay ilinin farklı ilçelerindeki zeytin bahçelerinde Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'na neden olan Spilocaea oleaginea'nın yaygınlığı, mevsimsel değişimi ve Spilocaea oleaginea ile infekteli yaprakların spor oluşturma potansiyelleri incelenmiştir. Yapılan surveyler sonucunda bütün bahçelerde Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın yapraklarda oluşturduğu hastalık belirtileri gözlemlenmiştir. Mart ayında yapılan survey sonucunda elde edilen verilerde en yoğun hastalık şiddeti Defne ilçesinde görülmüştür. Aralık surveyi sonucunda elde edilen verilerde ise en yoğun hastalık şiddeti Samandağ ilçesinde görülmüştür. Ayrıca Mart ayında hastalık yoğunluğu Aralık ayındakinden çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastalığın mevsimsel değişimini incelediğimde ise en yoğun hastalık şiddeti oranları Haziran (%30.52) ve Ağustos (%35.64) aylarında tespit edilmiştir. Spilocaea oleaginea ile infekteli yaprakların spor oluşturma potansiyellerini incelendiğinde en yüksek spor oluşturma zamanının Mart ayında olduğu saptanmıştır. Temmuz ayında ise patojenin spor oluşturamadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın Hatay ilindeki zeytin üretim alanlarının hepsinde var olduğu tespit edilmiş ve hastalığın en aktif döneminin ilkbahar ayları olduğu anlaşılmıştır.
Akhisar zeytinlerinin yağ çıkarma öncesi farklı şekillerde bekletmenin ve sürenin zeytinyağı kalitesine etkisi
Akdeniz ülkelerine özgü bir bitki olan zeytin, Ülkemizde Ege, Marmara, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgeleri' nde yaygın olarak yetiştirilmektedir. Zeytin ağacının toprağa dikilmesinden zeytin ve zeytinyağının tüketiciye ulaşmasına kadar olan süreç, doğru çeşit seçimi, dikme, budama gibi kültürel uygulamalar, hasat, işletmeye taşıma, sıkma ve depolama gibi çok kapsamlı işlemleri içermektedir. Bu işlemler zeytin meyvesini ve yağ kalitesini doğrudan etkilediği gibi gelecek yıllarda elde edilebilecek ürün miktarını da doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada yağ çıkarma öncesi farklı şekillerde bekletmenin ve bekletme süresinin sıkma işlemi sonrası elde edilen zeytinyağının kalitesine etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın ana materyalini oluşturan, Akhisar yöresinde yaygın olarak yetiştirilen Edremit ve Uslu çeşidi zeytinler 2012-2013 sezonunda hasat edilmiştir. Hasat edilen her iki çeşit zeytin kasa ve naylon çuvallara doldurulmuştur ve 0, 7, 14, 21 gün bekletildikten sonra Abencor sistemi ile sıkılmıştır. Elde edilen zeytinyağlarında; serbest yağ asitliği, peroksit sayısı, nem ve uçucu madde miktarları, eterde çözünmeyen safsızlıklar, UV özgül absorbans değerleri (232 ve 270 nm), toplam fenol, kırılma indisi, toplam klorofil ve karotenoid, renk değerleri, yağ asitleri kompozisyonu, ransimat yöntemiyle oksidatif stabilitenin belirlenmesi, duyusal test değerleri saptanarak, elde edilen sonuçlar Türk Gıda Kodeksi Yemeklik Zeytinyağı ve Prina Yağı Tebliği' nde (2007/36), (2010/35) yer alan değerlerle ve yapılan akademik çalışmalarla kıyaslanmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde zeytin üretim alanlarının dağılışı (1991-2016)
Türkiye zeytin üretimi ve zeytinyağı üretiminde 1950'li yıllardan itibaren bir azalma meydana gelmiş olsa da 1961-1962 döneminde Türkiye ilk zeytinyağı ihracatını yapmıştır. 1980'li yıllar ve sonrasında zeytinciliği koruma kanununa rağmen zeytinlikler sökülerek, kıyı turizmi uğruna feda edilerek başka tarımsal faaliyet alanları zeytinciliğin yerini almıştır. Ülkemizde 2000'li yıllardan bu yana Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi özelliklede sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde nitelik ve nicelik olarak ciddi gelişmeler görülmektedir. Çünkü sofralık zeytin ve zeytinyağı teknolojisi gelişmekte, bölgeleriyle özdeşleşen ve markalaşan zeytin çeşitleri, zeytin ve zeytinyağı pazarının gelişmesine destek vermektedir. Ülkemiz zeytincilik yapısı geleneksel zeytincilikten çıkıp modern zeytinciliğe yönelmektedir. Türkiye dünya sofralık zeytin ve zeytinyağı pazarında söz sahibi olabilmenin en önemli koşulu olan yüksek kaliteli üretimi hedeflediği için bazı sorunlar da yaşamaktadır. Zeytine gereken önem verilmeli ve iç piyasa talepleri ile birlikte ihracatta da önemli paya sahip olmalıdır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde zeytinin anavatanı olması ve yörede zeytinyağının bir kültür haline gelmesi nedeniyle zeytin yetiştiriciliği çok uzun yıllara dayanmaktadır. Bölgenin en önemli dezavantajı yaz döneminin çok kurak geçmesi ve su sıkıntısının yaşanmasıdır. Son otuz yılda bölgede uygulamada ön plana çıkan GAP projesi sayesinde barajlar inşa edilmiştir. Böylece bölgenin kuraklık yaşayan çorak alanlarına suyun ulaştırılması ve baraj göletlerinin kıyılarının zeytinciliğe çok uygun olması nedeniyle ağaç dikimi hızlanmıştır. Dünya'da zeytine ve zeytinyağına verilen değerin artması ile birlikte ağaç dikimi hızlanmıştır. Bölgede üretilen zeytinin %70'ni sofralık %30'nu ise yağlık oluşturmaktadır. Kilis, Gaziantep (Nizip), ve Şanlıurfa çevresinde yağlık zeytin üretimi yapılır iken Mardin(Derik), Adıyaman ve çevresinde Sofralık üretim gelişmiştir. Bölgede üretilen zeytinler hem klasik yöntem ile hem de fabrikalarda modern yöntem ile yağı çıkarılmaktadır. Çıkarılan bu zeytin çoğunlukla iç pazarda tüketilmektedir. Ayrıca zeytinin pirinasından sabun yapımı bölgede önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Zeytin yetiştiriciliğine gerekli desteğin verilmesi teknoloji ve fidan desteğinin yanında çiftçilerin bilinçlendirilmesi halinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde zeytincilik önemli ölçüde gelişecektir. Bu çalışmada zeytinin dağılışı, iller arasında zeytin üretim farklılığı ve değişimini harita, grafik ve tablolar ile coğrafi bilgi sistematiği çerçevesinde katkılar ve öneriler dahilinde ışık tutmaya çalışıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde geçmişten günümüze zeytin üretimi ile ilgili tespitler ortaya konuldu ve neler yapılması hakkında görüşler bildirildi.
Bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri
Bu araştırma bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü (ZYÖ) katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek üzere planlandı. Bu amaçla 60 günlük yaşta toplam 192 adet dişi bıldırcın (Coturnix Coturnix Japanica), her tekerrürde 12 bıldırcın olacak şekilde 4 tekerrürlü 4 deneme grubuna ayrıldı. Bıldırcınlar tüm deneme süresince yumurtacı bıldırcın kafeslerinde barındırıldı, yem ve su serbest olarak verildi. Aydınlatma 16 saat aydınlık 8 saat karanlık olacak şekilde sağlandı. Deneme 42 gün sürdürüldü ve deneme sonunda her gruptan grup canlı ağırlık ortalamalarına yakın 6'şar hayvan kesilerek kan örnekleri alındı.Bıldırcınlara verilen temel yem; mısır ve soya küspesine dayalı % 19.1 HP, 2940 kcal/kg ME, % 3.0 Ca ve % 0.39 kullanılabilir fosfor, vitamin ve mineral şeklinde hazırlandı. Hazırlanan bu temel yemi tüketen grup Kontrol, temel yeme 200 ppm E vitamini (? tokoferol asetat/kg) katılan grup (Grup E), temel karma yeme 80 ve 120 ppm Oleuropein (OLE) olacak şekilde ZYÖ katılan gruplar OLE-80 ve OLE-120 gruplarını oluşturdu.Deneme sonu canlı ağırlıklar, günlük canlı ağırlık artışı, ortalama günlük yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı (YYO) bakımından gruplar arasında farklılık tespit edilmedi (P>0.05). Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında ortalama yumurta ağırlığı sırasıyla 11.36, 11.62, 11.44 ve 11.28 g olarak ve yumurta randımanı ise % 53.83, 55.95, 54.61 ve 45.25 olarak tespit edildi. OLE-120 grubunun yumurta ağırlığı (P<0.01) ve yumurta randımanı diğer gruplardan istatistiksel olarak daha düşük bulundu (P<0.001). Ölüm oranları yapılan uygulamalardan etkilenmedi (P>0.05). Deneme gruplarında kan glukoz, kolesterol, trigliserit, HDL kolesterol, VLDL kolesterol, LDL kolesterol değerleri birbirine benzer bulundu (P>0.05).Deneme sonu yumurta sarısı örneklerinde bazı besin madde değerleri incelendiğinde; Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında sırasıyla; kolesterol 10.43, 12.07, 13.10 ve 12.28 mg/g bulundu (P<0.01). A vitamini 0.11, 0.06, 0.13 ve 0.10 mg/g (P<0.05), E vitamini değerleri ise 0.95, 3.32, 1.13 ve 1.32 mg/g olarak tespit edildi (P<0.001). D2 ve D3 vitamini bakımından gruplar arası bir farklılık görülmezken, en yüksek stigmasterol değeri OLE-120 grubunda tespit edildi (P<0.05). Karma yemlere ZYÖ katılması yumurta sarısı yağ asitleri düzeyini etkilemedi. OLE-80 grubunda oleik (7.28 ? g/g) ve linoleik (3.76 ? g/g) asit değerleri diğer gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi (P<0.05). OLE-80 grubunda çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) (6.19 ? g/g), n-6 (4.36 ? g/g) yağ asidi miktarı ile n-6/n-3 yağ asidi oranı (2.48) en yüksek bulundu.Sonuç olarak; yumurtacı bıldırcın karma yemlerine 80 ppm düzeyinde OLE katılmasının performans üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmaksızın, yumurta sarısı oleik (C18:1n9), linoleik (C18:2n6c), n-6 yağ asitleri ile n-6/n-3 yağ asidi oranını artırdığı tespit edildi.
Basın perspektifinden Marmara Bölgesi'nde zeytin ve zeytincilik faaliyetleri (1923-1960)
Zeytin, yazılı ve yazısız kaynaklarda insanlık tarihi boyunca önemli olmuştur. Zeytin meyvesinden ağacına, dalından yaprağına hatta yağına kadar kutsal kabul edilerek, adeta yaşamı yansıtan anlam yüklenmiştir. Akdeniz coğrafyasındaki varlığıyla bu havzadaki ülkelerin Akdeniz kültürünü temsil etmiştir. Türkiye'de de doğal iklim ve coğrafi koşullara dayalı kendiliğinden yetişen zeytin, sofralık ve yağlık üretiminde farklı bölgelerde farklı yönleriyle ön plana çıkmıştır. Marmara'nın güneybatısında yağlık, güneydoğusunda ise sofralık zeytin yetişmiştir. Bu çalışmada 1923-1960 yılları arasında Cumhuriyet Döneminde Marmara Bölgesindeki zeytin faaliyetine dair alınan kararlar, uygulamalar, araştırmalar ve basına yansıması üzerinde durulmaya çalışılmıştır. 1920-1930 yılları arasında T.B.M.M. zabıt ceridelerindeki görüşmeler ve yine bu dönemde hazırlanan Zeytin Raporu ana kaynaklardan biri olmuştur. 1930-1960 yılları arasında zeytin faaliyetlerine dair yayınlanan yerel ve ulusal gazetelerdeki haberlerde nasıl yer aldığı bu dönem için ana kaynağımızı teşkil etmektedir. Beraberinde yine bu dönemdeki zeytin üzerine yayınlanan dergilerde zeytincilik konusunda yapılan araştırma ve yazılar incelenmiştir. Zeytin tarımı, hastalıkları ve haşeratları mücadelesi, ıslah çalışmaları, fiyat politikası, zeytin ve zeytinyağının ekonomik değeriyle birlikte diğer tali etkilerine dair yıllara göre değişim incelenmiştir. 1923-1960 yılları arasında zeytin üretimi, zeytinyağının elde edilmesi ve sabun imalatına dair aksaklıkları zeytin faaliyeti çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Zeytin, zeytinyağı, sabun, Marmara Bölgesi,
Gemlik zeytin çeşidinde meyveye yatma üzerine farklı sıklıkta dikim, budama ve bazı içsel bitkisel hormonların değişiminin etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, ülkemiz koşullarında geniş yetiştiricilik alanına sahip Gemlik zeytin çeşidinin Antalya koşullarında farklı dikim sıklıkları ve budama uygulamalarının bazı içsel bitkisel hormonların değişimi ve meyveye yatma üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma 2008-2010 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Aksu Araştırma ve Uygulama Arazisinde bulunan bir yaşındaki Gemlik zeytin çeşidinde iki yıl süreyle yürütülmüştür. Gemlik zeytini fidanları 5x5m, 4x3 m ve 4x1.5m dikim sılığında dikilmiş ve bunlara kontrol, goble ve dikey eksenli budama uygulamaları yapılmıştır. Bitkilerde ağaç boyu, gövde çapı, somaklanma başlangıcı, çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, meyve tutum oranı, yeşil olum tarihi, pembe olum tarihi ve siyah olum tarihleri belirlenmiştir. Zeytin ağaçlarından her ay iki yıl süreyle toprak seviyesinden 80 cm yukarıdan ve ağacın 360o etrafını çevirecek şekilde yıllık sürgünler alınmıştır. Alınan sürgünlerde sürgün boyu, sürgün çapı, sürgünlerdeki boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısı belirlenmiştir. Ayrıca, yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerinde içsel indol asetik asit (IAA), gibberellik asit (GA3), absisisik asit (ABA) ve zeatin (Z) seviyeleri saptanmıştır. Denemenin birinci yılında 5x5 mdikim sıklığında dikilen ağaçlara yapılan budama uygulamaları sonucu meyve oluşmazken, 4x3 m ve 4x1.5 m dikim sıklıklarındaki ağaçlara yapılan uygulamlarda meyve oluşmuştur. Denemenin ikinci yılında ise tüm dikim sıklığı ve budama uygulamalarında meyve tutumu görülmüştür. Denemenin birinci yılında ortalama meyve tutum oranı % 0.88 iken, bu oran ikinci yılda ortalama % 4.85'e yükselmiştir. Yaprak ve boğum örneklerindeki IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri denemenin ikinci yılında birinci yılına göre daha yüksek saptanmıştır. Ancak sürgün ucu örneklerinde birinci yıldaki seviye daha yüksek bulunmuştur. Buradan yaprak ve boğum örneklerinde yüksek seviyelerde bulunan IAA, GA3, ABA ve Z seviyelerinin sürgünlerde sürgün boyu, sürgün çapı, boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısını arttırdığını söyleyebiliriz. Yaprak ve boğum örneklerinde en yüksek IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri 4x3 m dikilen bitkilerden elde edilmiş ve bunun sonucu olarak en yüksek ağaç boyu, gövde çapı ve sürgün gelişimi, sürgün çapı, sürgünlerdeki boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısı bu bitkilerde ölçülmüştür. Sürgün ucu örneklerinde ise en yüksek IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri 4x1.5 m dikim sıklığında tespit edilmiştir. En yüksek IAA seviyesi yaprak örneklerinde kontrol budaması uygulanmış ağaçlarda, boğum ve sürgün ucu örneklerinde ise dikey eksen uygulanmış ağaçlardan elde edilmiştir. Yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerindeki en yüksek GA3 ve Z seviyeleri kontrol bitkilerinde saptanırken, en yüksek ABA seviyesi dikey eksenli budanmış ağaçlarda saptanmıştır. Yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerinde aylara göre saptanan ABA, IAA GA3 ve Z miktarlarının değişimi benzer sonuçlar göstermiştir. Örneklerin alındığı tüm aylar içerisinde en yüksek içsel hormon seviyeleri Mart ayında alınan örneklerde belirlenmiştir. Ayrıca benzer şekilde Ağustos ve Eylül aylarında da içsel hormon seviyeleri üst seviyelere ulaşmıştır. Zeytinlerde çiçek tomurcuğu oluşumunun başladığı Haziran-Temmuz aylarında GA3/ABAoranı tüm uygulamalarda oldukça değişim göstermiş ve bu oran ilk yıl 2.00-61.00 arasında değişirken, ikinci yıl ise seviye düşerek 2.00-22.00 arasında değişmiştir. İkinci yıl her dikim mesafesinde ağaçlardan daha fazla meyve elde edilmesi çiçek tomurcuğu ayırım döneminde organlarda tespit edilen GA3 seviyesinin azalmasıyla izah edilebilir. Deneme sonucu, Gemlik zeytin çeşidinde en iyi gelişim ve meyve tutum performansının 4x3 m dikilen ve goble şeklinde budanan ağaçlardan elde edilmesi nedeniyle Antalya koşullarında Gemlik zeytin çeşidi için 4x3 m dikim sıklığı ve goble budama tavsiye edilmiştir.
Diyabetik ratlarda zeytin yaprağı ekstresinin glisemik, kolesterolemik ve antioksidan özelliklerinin incelenmesi
Literatür dizini diyabetik hastalarda serbest radikallerin ve lipid peroksidasyonunun önemli derecede arttığı, oksidatif stresin diyabetin etiyolojisinde ve progresyonunda önemli rolü olduğunu bildirmektedir. Son yıllarda, birçok hastalığın temelinde payı olan oksidatif stresi kontrol etmek için, çeşitli bitkiler üzerinde antioksidan potansiyel çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmada da diyabet modeli oluşturulan ratlarda Olea europaea var oleaster'in toplanmış taze yapraklarından elde edilen sıvı ekstraktının antidiyabetik ve antioksidan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 12-13 haftalık 32 adet Wistar cinsi rat kullanılmıştır. Ratlar her grupta 8 adet olacak şekilde kontrol grubu (C), diyabetik kontrol grubu (DC), 200 mg zeytin yaprağı esktresi ile tedavi alan diyabetik grup (D+200) ve 400 mg/kg zeytin yaprağı ekstresi ile tedavi alan diyabetik grup (D+400) olarak 4 gruba ayrılmıştır. Çalışma sonrasında ratlar anestezi altında servikal dislokasyon ile sakrifiye edilmiştir. Kalpten alınan kan örnekleri santrifüj edilip elde edilen serumda glukoz, total kolesterol, trigliserid, üre, ürik asit, kreatinin, ALT ve AST düzeylerine bakılmıştır. Ayrıca tam kan örnekleri ile Hemoglobin A1c analizi yapılmıştır. Antioksidan kapasite ölçümü için ise native thiol, total thiol ve lipid hidroperoksit analizi yapılmıştır. Çalışma sonunda zeytin yaprağı esktresinin diyabetik ratlarda ağırlık kaybını önlediği, glukoz ve hemoglobin A1c üzerine etkisinin olmadığı, düşük doz verilen ekstrenin total kolesterolü ve üreyi istatistiksel olarak anlamlı ölçüde azalttığı gözlenmiştir. Yine zeytin yaprağı ekstresinin ALT ve AST seviyelerini klinik açıdan anlamlı ölçüde azalttığı gözlenmiştir. Ayrıca yüksek doz ekstrenin serum native ve total thiol seviyesini klinik açıdan anlamlı ölçüde arttırdığı gözlenmiştir. Sonuçta, zeytin yaprağı esktresinin hiperglisemiyi önleyemediği ancak diyabete bağlı dislipidemi, oksidatif stres ve organ hasarına karşı koruyucu özellik gösterebileceği söylenebilir.
Dolu yılında zeytin (Olea europaea L.) bitkisinde mineral bitki besin maddelerinin mevsimsel değişiminin incelenmesi
Bu araştırma Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği bahçesindeki Manzanilla çeşidi zeytin ağaçlarının yapraklarındaki makro ve mikro besin elementlerinin mevsimsel değişimlerini incelemek ve bu çeşit için Aydın şartlarında en uygun yaprak örneği alma zamanının tespiti amacıyla yapılmıştır. Araştırma için dolu yılında olan ve yıl boyunca sulama, gübreleme ve ilaçlama uygulaması yapılmayan 30 adet ağaç seçilmiş ve her ay yaprak ve toprak örnekleri alınmıştır.Sonuç olarak Aydın yöresinde kurak koşullarda yetiştirilen Manzanilla zeytin çeşidi için en uygun yaprak alma dönemi olarak Kasım ayı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler:Manzanilla zeytin çeşidi, bitki besin maddesi içeriği, mevsimsel değişim.
Faaliyet tabanlı maliyetleme: Zeytin sektörü uygulaması
?Faaliyet Tabanlı Maliyetleme: Zeytin Sektörü Uygulaması? isimli bu çalışmanın amacı, faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemini zeytin sektöründe uygulamak ve yöntemin geleneksel maliyetleme ile olan farklarını ortaya koymaktır. Çalışmada temel hipotez, ?faaliyet tabanlı maliyetlemenin, geleneksel maliyetleme yöntemine göre daha doğru maliyet bilgisi sağladığı? şeklinde belirlenmiştir.Çalışmada yöntem olarak olay çalışması yöntemi seçilmiştir. Bu yöntemin seçilmesinin nedeni, uygulayıcılara konuyu uygulayabilme ve olayları çıktığı anda gözlemleyebilme ve sonrasında sonuçlarını değerlendirebilme olanağı vermesidir.Çalışmanın materyalini birincil ve ikincil veriler oluşturmaktadır. Birincil verileri, uygulamanın gerçekleştirildiği işletmenin yönetici ve çalışanları ile yüz yüze yapılan görüşmelerden sağlanan bilgiler oluşturmaktadır. Çalışmada ikincil veriler, konuyla ilgili literatürde yer alan Türkçe ve İngilizce kaynaklardan sağlanmıştır.Çalışma giriş ve sonuç hariç olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, geleneksel maliyetleme ve güncel maliyetleme yöntemleri hakkında bilgiler verilmiştir ve geleneksel maliyetleme yöntemlerinin sınırları ortaya konulmuştur. İkinci bölümde faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi açıklanmıştır. Bu amaçla önce, faaliyet tabanlı maliyetleme hakkında kapsamlı bilgiler verilmiş ve daha sonra da faaliyet tabanlı maliyetlemenin işletmelerde kurulma aşamaları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, önce uygulamanın yapıldığı zeytin sektörü kısaca değerlendirilmiştir. Daha sonra işletmeden elde edilen veriler kullanılarak, faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi zeytin üretimi yapan bir işletmede uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar işletmenin geleneksel maliyetleme yöntemi ile hesaplanan sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bu sonuçlara göre, faaliyet tabanlı maliyetlemenin geleneksel maliyetlemeye göre daha doğru maliyet bilgisi sağladığı ortaya konulmuştur.Anahtar sözcükler:Geleneksel Maliyetleme, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Faaliyet, Maliyet Dağıtımı, Zeytin Sektörü.