Property right

58 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK M. 154)

Malvarlığı değerleri, toplumun temel değerlerinden birini teşkil etmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m. 154) düzenlemesi de bu malvarlığı değerlerinin bir kısmını korumak maksadına matuftur. Düzenleme üç fıkradan müteşekkildir ve her bir fıkrada ayrı bir suç tipine yer verilmiştir. Bu suçlarda malvarlığı değerleri, taşınmazlar üzerinden gerçekleştirilen ihlallere karşı korunmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmayla ilgili bulunan mülkiyet ve zilyetlik kavramları ve bunların diğer hukuk dallarındaki koruma yollarına, taşınmazların korunmasına yönelik bir ceza normu getiren 3091 sayılı kanuna ve 765 sayılı kanunda yer alan hakkı olmayan yerlere tecavüz düzenlemesine değinilmiştir. İkinci bölümde ise 5237 sayılı kanunun 154. maddesinde yer alan suçların incelemesine geçilmiştir. Birinci fıkrada özel mülkiyetteki taşınmazların, malikmiş gibi işgal edilmesi, sınırlarının değiştirilmesi veya bozulması ve hak sahibi kimselerin taşınmazdan faydalanmasına engel olunması suç haline getirilmiştir. İkinci fıkrada köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş taşınmazların, zapt edilmesi, bunlarda tasarrufta bulunulması ve sürüp ekilmesi suç olarak tanımlanmıştır. Sonuncu ve üçüncü fıkrada düzenlenen suç ise aidiyeti ehemmiyet taşımadan, suların mecrasının değiştirilmesi halinde vücut bulmaktadır.

GayrimenkullerMülkiyetMülkiyet hakkı+6
Abdullah Enes Karacan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parselasyon işlemlerinde mülkiyet hakkına müdahaleler

Mülkiyet hakkı, insanoğlunun sahip olduğu en önemli haklardan birisidir. İnsanın varlığının başlangıcından bu yana önemini korumuştur. Buna karşın, kısıtlanması mümkün olmayan bir hak değildir. Pek tabi ki mevzuatta öngörülen şartlar dahilinde de kısıtlanması ve bu hakka yönelik bazı müdahalelerde bulunulması mümkündür. İnsanların toplu yaşama içgüdüsü şehirleşmeye ve şehirlerin büyümesine neden olmuştur. Bunun sonucunda ise düzensiz ve çarpık yerleşmeler ortaya çıkmış ve kamu güvenliği, kamu sağlığı ve kamu yararı gibi ihtiyaçlar risk altına girmiştir. Bu nedenle şehirleşmenin bir düzene bağlanması ve bazı kamusal alanların oluşturulması gibi ihtiyaçlar ortaya çıkmış, böylelikle imar kavramı meydana gelmiştir. Bu amaçların yerine getirilebilmesi adına ise imar faaliyetleriyle mülkiyet hakkına yönelik bazı müdahalelerde bulunulmaktadır. İmar kavramının ve İmar Hukukunun en önemli adımlarından birisi olan parselasyon işlemi mülkiyet hakkına büyük oranda müdahale eden bir idari işlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Yetkili idareler tarafından tesis edilen parselasyonla doğrudan malikin arazisine veya arazideki hissesine etki edilmektedir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve yetkili idarelerce keyfiyetinin önlenebilmesi adına mülkiyet hakkı üzerinde yadsınamayacak etkileri olan parselasyonun müdahale şekillerinin ve sınırlarının da ortaya konulması gerekmektedir. Parselasyon işlemini tesis eden idarelere ve hak sahiplerine yararlı olması bakımından bu çalışma dört bölüm olarak hazırlanmıştır. İlk bölümde mülkiyet hakkına ilişkin, ikinci bölümde parselasyon işleminin anlaşılabilmesi adına planlara ilişkin genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde parselasyon ele alındıktan sonra dördüncü ve son bölümde ise parselasyon işlemlerinde mülkiyet hakkına yönelen müdahaleler ele alınmıştır.

Kamu HukukuMülkiyetMülkiyet hakkı+4
Furkan Ustaoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mülkiyet hakları ve ekonomik büyümeye etkileri: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Kurum ve kurumsal yapı kavramları son dönemlerde iktisat alanında en çok incelenen alanlardan biri olmuştur. Özellikle yeni büyüme teorileri, kurumsal yapıların ve kurumların önemi üzerine odaklanmıştır. İktisat biliminin temel sorunlarından olan kaynak tahsisi konusunda, son yıllarda mülkiyet haklarının da önemi vurgulanmaktadır. Mülkiyet hakkından kaynaklanan kullanma, gelir elde etme ve transfer etme haklarının kurum perspektifinde ve özel mülkiyet kapsamında ekonomik büyümeye etkisi, ekonomik aktörler kadar dikkat çekmektedir. Mülkiyet hakları kurumsal yapının ve ekonomik büyüme sürecinin önemli unsurlardan biri olarak düşünülmektedir. Bu çalışmada seçilmiş 32 OECD ülkesinin mülkiyet haklarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi yatay kesit yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan ekonometrik analizde mülkiyet haklarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmış ve mülkiyet hakları endeksinin yüksekliği ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin doğru yönlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiMülkiyet hakkı+1
Recep Çinkılınç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yabancıların taşınmaz edinimi ve etkileri

Yabancıların taşınmaz edinimi, ülkemizde cumhuriyet dönemi ve öncesini de kapsayacak şekilde yoğun tartışmaların yaşandığı ve Türk mevzuatında birçok defa değişikliklere konu olmuş, kanun değişikliklerine gündem teşkil etmiş bir alandır. Türk hukukunda yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimi konusu dağınık bir yapı içinde düzenlenmiştir. Yabancıların Türkiye'de taşınmazlar üzerinde sahip olabilecekleri haklar, esas itibarıyla 2644 sayılı Tapu Kanunu'nda yapılan 6302 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerle ele alınmaktadır. Bu çalışmada, bilhassa Tapu Kanunuyla ortaya konan hukuki çerçeve kapsamında yabancı gerçek ve tüzel kişilerin ülkemizde taşınmaz edinimine ilişkin kabul edilen şartlar ve kısıtlayıcı düzenlemeler incelenmiştir. Tapu Kanununda 2012 yılında gerçekleştirilen değişiklikler arasında en önemlisi yabancı gerçek kişilerin taşınmaz edinimine ilişkin karşılıklılık şartının kaldırılmasıdır. Değişiklikle, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmesi için karşılıklılık şartının yerine, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerden birinin vatandaşı olmak şartı getirilmiştir. Yeni sistemde 2017 Anayasa değişikliği ile Bakanlar Kurulu'nun kaldırılmasıyla kanunlarda Bakanlar Kurulu'na verilen bütün görevler Cumhurbaşkanına devredilmiştir. Bu yüzden Tapu Kanunu'na ilişkin tarihsel süreçte Bakanlar Kurulu'na ilişkin anlatılan yetkiler artık günümüzde Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacaktır. Kanun düzenlemeleri sayesinde yabancıların ülkemizde taşınmaz edinimi kolaylaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimi, Tapu Kanunu, karşılıklılık.

GayrimenkullerKamu HukukuKanunlar 6302 sayılı+7
Begüm Sena Ekşi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mülkiyet hakları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: AB ve OECD ülkeleri üzerine ampirik bir inceleme

Mülkiyet, toplumsal bir olgu, hukuki bir olay ve iktisadi yaşamın en önemli kavramlarından biridir. Mülkiyet hakkı ise; herhangi bir metanın ya da kaynağın tüketilebilmesi, başka birine devredilebilmesi ve kontrol edilebilmesidir. Ekonomik büyümenin bir motoru olarak görülen mülkiyet hakkının korunması, geliştirilmesi ve daha ileri seviyeye taşınması, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki birçok araştırmacı, akademisyen ve politikacının yoğunlaştığı bir konu haline gelmiştir. Çalışmamızda, mülkiyet hakları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin yönü, Avrupa Birliği ve OECD üyesi olan ülkeler bazında incelenmektedir. Bu doğrultuda, AB ve OECD ülkelerinde, mülkiyet hakkının iktisadi büyüme üzerindeki etkisi, 2009- 2017 dönemlerine ait verilerle, panel veri analizi kullanılarak araştırılmaya çalışılmıştır. Yapılan analizin sonuçları, mülkiyet hakları ile ekonomik büyüme arasında aynı yönlü ilişkiye işaret etmektedir. Anahtar kelimeler: Mülkiyet Hakkı, Ekonomik Büyüme, Kurumsal İktisat, Mülkiyet Hakları Endeksi, Panel Veri Analizi.

Ampirik dağılımlarAmpirik yöntemlerAvrupa Birliği+5
Canger Soylu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile konutu üzerinde tasarruf

Aile kurumunun sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için bu kurum içerisinde yer alan bireylerin, kişisel hak ve yükümlülükleri ile ailenin ortak menfaatlerin kanunlarla etkin bir şekilde korunması gerekmektedir.Bu doğrultuda, Türk kanun koyucusu, yeni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nu, 22.11.2001 tarihinde kabul edip, 1 Ocak 2002 tarihinde de yürürlüğe koymuştur.Yapılan reformlardan en önemlilerinden birisi de daha önce hukuk düzenlememizde bulunmayan aileyi koruyucu nitelikteki "Aile Konutu" müessesedir. Aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşin mülkiyet hakkının, üçüncü kişilerle miras şirketi ilişkisinden ya da paylı bir mülkiyet ilişkisinden doğması mümkündür.Miras şirketinde, kullanım hakkı kendisine bırakılan ve konutu aile konutu olarak özgüleyen eş, diğer maliklerin onayıyla, bu konut üzerinde ailesinin oturma hakkı ile bağdaşmayan hatta aile konutunun kaybı neticesini doğuran bir takım hukuki işlemlere girişebilir. Anahtar kelimeler: aile, tasarruf, aile konutu, ortak yaşam, oturma hakkı.

Aile konutuHukuki tasarruflarKonut+2
Mehmet Emre Eren
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamulaştırmasız el atma

Bu tezin amacı, mevcut kamulaştırmasız el atma uygulamalarının çözümüne ve yeni kamulaştırmasız el atmaların önüne nasıl geçilebileceğine yönelik önerilerinde bulunmaktır. Tezde genel olarak mülkiyet hakkı ve mülkiyet hakkının sınırlanması, kamulaştırmasız el atma kavramı ve tanımı, kamulaştırmasız el atmanın hukuki niteliği ve sonuçları, Türk hukukundaki gelişimi, unsurları, kamulaştırmasız el atmaya karşı hukuki başvuru yolları incelenmiştir. Tezde ayrıca kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkına müdahale niteliğindeki diğer hukuki kurumlarla karşılaştırması yapılmıştır. Tez kapsamında kamulaştırmasız el atma hakkındaki kaynaklar ile kamulaştırmasız el atmanın şekillenmesinde önemli bir rol üstlenen yargı kararları taranmış ve kamulaştırmasız el atma hakkındaki önemli görülen yargı kararlarına tezde yer verilmiştir. Tezde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Anayasa'ya ve kanunlara aykırı olduğu gibi suç teşkil eden ve etik olmayan kamulaştırmasız el atma uygulamalarının hangi sebep ve amaçla yapılırsa yapılsın bir hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün değildir; kamulaştırmasız el atma sorununun uzun yıllardan beri devam ediyor olmasının en önemli nedeni, kamu gücünü elinde bulunduranların ve kanun koyucunun sorunu çözme hususunda isteksiz davranmalarıdır; bugüne kadar kamulaştırmasız el atma hakkında getirilen yasal düzenlemelerin birçoğunun amacı, iddia edildiği gibi taşınmazları elinden alınan maliklerin mağduriyetlerini gidermek değil, idareyi korumaktır; kamulaştırmasız el atma sorununun çözümüne yönelik yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.

Kamu hukukuKamulaştırmasız el koymaMülkiyet hakkı+2
Önder Çetintaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda yağma suçu

1926 tarihinden itibaren uygulanmakta olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilga edilmiştir. Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda gasp olarak adlandırılan yağma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel Hükümler" başlıklı ikinci kitabının, "Kişilere Karşı Suçlar" isimli ikinci kısmının, "Malvarlığına Karşı Suçlar" şeklindeki onuncu bölümünün 148., 149. ve 150. maddelerinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 148/1. maddesinde yağma suçunun basit hali, 148/2. maddesinde senedin yağması suçu, 149. maddesinde yağma suçunun ağırlaştırıcı nitelikli unsurları, 150. maddesinde daha az cezayı gerektiren haller ve 168. maddesinde ise yağma suçlarına da uygulanacak olan etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir. Yağma suçu, tehdit veya cebir kullanmak suretiyle, malın alınmasıdır. Tehdit, cebir ve hırsızlık suçlarından meydana gelen yağma suçu, bileşik bir suçtur. Bileşik suç olması itibarıyla suçla korunan birçok hukuki yarar bulunmaktadır. Zilyetlik, mülkiyet hakkı, yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığı gibi hukuki yararlar bu suçla korunmaktadır. Bu nedenle yağma suçu, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında en tehlikeli ve ağır yaptırımlara tabi tutulan bir suçtur. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kavramsal inceleme, eski ve yeni kanun kapsamında suçun gelişimi, suçla korunan hukuki değerler ve benzer suçlardan ayrımı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, suça ilişkin genel bilgiler verilmiş, ayrıca suçun unsurları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Son bölümde ise suçun nitelikli halleri, özel görünüş şekilleri, etkin pişmanlık, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli ve yetkili mahkeme, yaptırım ile zamanaşımı hususları irdelenmiştir.

Cebir suçuCeza HukukuGasp+7
Esra Şule Korkmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mülkiyet kazanma yollarından şüf'a (Libya kanunlarıyla mukayeseli olarak)

Mülkiyet kazanma yollarından Şüf'a (Libya Kanunlarıyla Mukayeseli Olarak) Şüf'a hakkı islam hukukunun tanıdığı bir haktır. ortaklık ve komşuluk ilişkisi olan kişilerden birinin gayr-ı menkulünü satması durumunda ortaya çıkar. Bu durumda ortak veya komşu satım bedelini ödeyerek ilgili akara mâlik olur. Bu çalışma Şüf'a hakkını (ön alım hakkını) islam hukuku esas olmak üzere konuyla ilgili mezheplerin görüşleri dikkate alınarak Libya hukukuyla mukayeseli olarak ele almaktadır. Tezimiz bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümü: Mülkiyeti elde etme yolları İslam hukuku ve Libya Medenî kanununa göre ele alınacak bunlar içerisinde şüf'a hakkının yeri belirlenmiştir. Birinci Bölüm: Şüf'anın sözlük ve terim anlamı verilip hukukî yönü ortaya konulmuştur. İkinci Bölüm: Şüf'anın rükunları belirtildi ve her bir rükunda bulunması gereken şartlar, sebepler belirtildi ve akar ve gayr-i menkuller üzerinde şüf'anın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği delilleriyle ortaya konuldu. Üçüncü Bölüm: Şüf'a hakkının gerçekleşebilmesi için gerekli şartlar belirtildi ve şüf'ayı ortaya çıkaran şartlar ile şüf'a hakkına sahip kişinin izleyeceği prosedür anlatıldı. Dördüncü Bölüm: Libya kanunlarına göre şüf'anın gerçekleşmesi, yargı yoluyla şüf'a hakkının gerçekleşmesi, şüf'a hakkıyla temellükün nasıl gerçekleştiği ve şüf'a hakkının düşüren sebepler ile bu hakkı düşürmek için hile-i şer'iye yapılması meseleleri ele alındı.

LibyaMedeni KanunMedeni hukuk+7
Hanı M. Faraj Alrbatı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

AİHM ve AYM kararları çerçevesinde mülkiyet hakkı ile vergilendirme ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile öncelikli olarak mülkiyet hakkının tarihçesi incelenerek tarih boyunca kişilerin bir şekilde mülkiyete sahip olduğu, ancak bu hakkın sınırsız olmadığı ve mülkiyet hakkına çeşitli sınırlandırmaların getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. İkincil olarak verginin tarihçesi mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve vergi ile mülkiyetin tarih boyunca aldığı biçimlerden bağımsız olarak verginin her halükarda mülkiyet hakkı açısından bir sınırlandırma/müdahale olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tarih boyunca vergiler kişilerin mülklerinden bir şekilde alınmış, günümüzde de alınmaya devam etmektedir. Üçüncül olarak tarih boyunca vergi nedeniyle yaşanan tecrübeler neticesinde adil bir vergilendirmenin yapılabilmesi için geliştirilen ve maliye teorisi tarafından sistemleştirilen vergilendirme ilkeleri mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve mülkiyet hakkına yapılan vergisel müdahalelerin meşru sınırlar içerisinde kalıp kalmadığının test edilmesinde kullanılan ve AİHM ile AYM yargılamaları ile geliştirilen (hukukilik/kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük olmak üzere) üç kriter ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Son olarak ise üç kriter, AİHM ve AYM kararları ışığında açıklanmıştır. Tez kapsamında ulaşılan sonuç vergilendirmenin mülkiyet hakkına her halükarda bir sınırlandırma teşkil ettiği, bu nedenle yapılan vergilendirmenin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale teşkil etmemesi için dikkate alınabilecek iki araç olduğu, bunların vergilendirme ilkeleri ve üç kriter olduğudur. Yapılan vergilendirme hem vergilendirme ilkeleri yönünde hem de üç kriter yönünden test edildiğinde benzer sonuçları vereceği, vergilendirme ilkeleri ile üç kriter arasında hem amaçsal olarak hem de tarihsel olarak bir uyum söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa hukukuAvrupa insan hakları hukuku+7
Furkan Buyan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mecra hakkı

Çalışmamızın konusunu sınırlı aynî hakların içerisinde yer alan ve irtifak hakkı niteliğine sahip mecra hakkı oluşturmaktadır. Mecra hakkı; sahibine elektrik, su, doğalgaz gibi madde, enerji ve verilerin taşınmasını sağlayan transit mecraların bir ya da birden fazla taşınmazdan geçirilmesini sağlayan irtifak hakkıdır. Bu irtifak hakkı taşınmaz malikinin rızasıyla iradî ya da komşuluk hukukunun gerekli kıldığı hâllerde zorunlu olarak kurulabileceği gibi kamulaştırma yoluyla idare lehine de tesis edilebilir. Türk Medenî Kanunu'nda açıkça ifade edilmediğinden mecra hakkının hukukî niteliği konusunda hem Türk hukukunda hem de İsviçre hukukunda tartışmalar mevcuttur. Mecra hakkının bünyesinde inşa etme yetkisinin bulunması bu irtifak hakkını üst hakkına çevirmez. Mecra hakkı, mecraların taşınmazla doğrudan bağlantısının bulunmasına bakılmaksızın bir katlanma irtifakıdır. İradî mecra hakkı kişi lehine ya da taşınmaz lehine kurulabilir. Buna mukabil zorunlu mecra hakkı yalnızca taşınmaz lehine kurulabilen kanunî irtifak hakkıdır. Zorunlu mecra hakkı taşınmaz mülkiyetinin dolaylı kısıtlamalarından olduğu için hak talebinde bulunan taşınmaz maliki doğrudan doğruya yüklü taşınmaza giremez. Talep sahibi, irtifak hakkının kurulması için yüklü taşınmaz malikiyle sözleşme yapmalı ya da dava açmalıdır.

Ayni haklarEşya hukukuKomşu hakları+7
Hüseyin Kağan Zengin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Paylaşım ekonomisi perspektifinde taşınmaz mülkiyeti: Türkiye örneği

Paylaşım ekonomisinin çalışma prensibi, sahip olunan fakat ihtiyaç duyulmayan, kullanılmayan bir ürünü, aynı ağa bağlı diğer kullanıcılar ile paylaşarak, o ürünün ihtiyacı olan kişiler tarafından kullanılmasını sağlayarak, değer yaratmaktır. Bu tez çalışmasında, paylaşım ekonomisinin taşınmaz mülkiyeti üzerinde uygulanması kapsamında; mülkiyet, paylaşım ekonomisi, mülkiyet paylaşımı, irtifak hakları konuları araştırılarak, taşınmaz paylaşımının Türkiye ve dünya örnekleriyle karşılaştırılması yapılmış olup, taşınmaz paylaşımından kastın esasında ne olduğu, önemi, ekonomiye kattığı değer ve Türk Hukuku'ndaki irtifak haklarıyla olan benzerliği irdelenmiştir. Paylaşım ekonomisinin özellikle taşınmaz mallar kapsamında taşıdığı potansiyelin ortaya konulması hedefiyle, gerek hukuken gerek uygulama bazlı teşvik ve önlemler noktasına vurgu yapılmaktadır. Bu tezin amacı paylaşım ekonomisi çerçevesinde yapılan taşınmaz paylaşımlarını, mülkiyet kavramı ile ilişkilendirecek kavramların ortaya koyulmasıdır.

Gayrimenkul ekonomisiGayrimenkullerMülkiyet dağılımı+2
Fikri Erdem Vargün
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm aile hukukunda mal ayrılığı rejimi teorisi

Günümüzde, aile problemlerinin artması ve topluma olan etkisinin büyümesi nedeniyle aile kurumu, toplumun önemli konusu haline gelmiştir. Bu sebeple aile hukukuna yönelimler artmış olup, aile ile ilgili çalışmalar önem arz etmeye başlamıştır. İslâm aile hukukunda mal rejimi, mal ayrılığı rejimidir. Mal ayrılığı rejimi, mülkiyet sahibi olan çiftlerden her birinin tek taraflı yetki ile mülkiyetlerinde bulunan malların yönetimi, kullanımı ve tasarruflarından doğan bütün hak ve sorumluluklarının kendilerine ait olduğunu ifade eden hukukî kavramdır. Her insanın mülk edinme ve tasarruf etme hakkı bulunmakla beraber bu hak ve yetkiler bazı durumlarda sınırlandırılmaktadır. Klasik eserlerde mal ayrılığı rejimi, kavramsal olarak bulunmamakla beraber mal ayrılığı rejiminin ihtiva ettiği birçok konu ayrı başlıklar halinde ele alınmıştır. Bu çalışmada, mal ayrılığı rejiminin temeli olan mal, mülkiyet, ehliyet ve haklar konusunu klasik eserler ışığında ele alarak İslâm aile hukuku mal ayrılığı rejimi teorisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde mal ve mülkiyet konusu ele alınıp, sorunlara çözümler üretilmiş, ikinci bölümde ise ehliyet ve hak konusu ele alınıp, problemlere çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar kelimeler; Mal, Mal rejimi, Mal ayrılığı rejimi, Mülkiyet, Ehliyet, Haklar.

Aile hukukuEhliyetMal ayrılığı rejimi+5
Mesut Kement
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mülkiyet hakkı kapsamında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları

Pierre-Joseph Proudhon'a göre hırsızlık olan mülkiyet, günümüz modern devlet anlayışında kişi hakları arasında önemli bir yere sahiptir. Toplum Sözleşmesiyle yalnız kullanma hakkının mülkiyet olarak değerlendirilmesi gerektiği anlayışına karşılık modern devlette kişiye, şey üzerinde egemenlik sağlayan hak anlayışı olarak karşımıza çıkan mülkiyet hakkı, bu kadar öneme sahip olmasına rağmen mutlak bir hak olmayıp kamu yararı nedeniyle kısıtlanabilen bir haktır. Çalışmanın birinci bölümünde mülkiyet hakkı, bu hakkın kapsamı ve bu hakkın kamu yararı gerekçesiyle kısıtlanmasının en görünen hali olan kamulaştırma işleminden bahsedilecektir. Kamulaştırma işleminin anlaşılması ve ülkemiz hukuk sisteminde kamulaştırma işlemi nedeniyle mülkiyet hakkını kısıtlayan uygulamaların görülmesi açısından mülkiyet hakkının doğuşunun, gelişme evrelerinin ve kapsamının açıklanması ve sonrasında kamulaştırma işleminin anlatılması yolu izlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde kamulaştırma işleminin aşamalarına ayrıntılı bir şekilde değinilerek kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelinin belirlendiği ve tapusunun idare adına geçmesi sonucunu doğuran kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları açıklanmıştır. Bu davalar açıklanırken uygulamadan ve yüksek mahkeme kararlarından yararlanılmış, bir nevi üçüncü bölümde incelenecek mülkiyet hakkı ihlali oluşturabilecek durumların altı çizilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ilk iki kısımda incelenen bilgilerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları incelenerek oluşabilecek mülkiyet hakkı ihlalleri üzerinde durulmuştur. Gerek uygulamadaki aksaklıklara gerekse de kanundaki eksikliklere dikkat çekmek suretiyle mülkiyet hakkı ihlallerinin önüne geçmek için birtakım çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiDavalarKamulaştırma+3
İmge Kuru
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müsadere Hukuku ve mülkiyet hakkı

12/10/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 01/06/2005 de yürürlüğe girerek hukukumuzda yer alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, hukukumuza önemli yenilikler ve düzenlemeler getirmekte, en önemlisi de çalışmamızın konusunu oluşturan müsadere konusunda da önemli yenilikler getirmektedir. 765 sayılı TCK'nin 36. maddesinin karşılığı olarak 5237 sayılı TCK'de madde 54 ve 55' de düzenlenmiş olan müsadere 765 sayılı kanunun aksine, eşya müsaderesi ayrı bir maddede, kazanç müsaderesi ayrı bir madde de düzenlenmiştir. Müsadere ile ilgili bu çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup; birinci bölümünde müsadere kavramının tanımı, müsaderenin amacı ve hukuksal niteliğine ilişkin görüşler, müsaderenin çeşitleri başlığında, genel müsadere ve özel müsadere, zorunlu müsadere ve ihtiyari müsadere, eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi başlıkları adı altında açıklanarak ardından elkoyma, muhafaza altına alma, mülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi müsaderenin benzer kavramlarla ilişkisine değinilecektir. Çalışmamızın ikinci bölümde Türk hukukunda müsadereye ilişkin yasal düzenlemeler, eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi, özel kanunlarda düzenlenen müsadere hükümleri, müsadereyi etkileyen haller, müsadere yargılaması ve müsadere kararlarının infazı kadar hukukumuzda müsaderenin uygulanma aşamalarına değinilecektir. Üçüncü bölümde müsadere ile mülkiyet hakkı ile ilişkisi 1982 anayasasında mülkiyet hakkı ve sınırlanması anayasal açıdan incelenecektir. Çalışma ile amaçlanan müsadere konusunun açıklanması ve müsaderenin Anayasa hükümleri ile koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerden mülkiyet hakkına etkisinin ortaya konulmasıdır. Nitekim, müsadere ile kamu düzeninin korunması, suç ve suçlu ile mücadele amaçlanmakta, fakat başta mülkiyet hakkı olmak üzere hak ve menfaatler üzerinde sınırlayıcı veya ortadan kaldırıcı etkileri bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müsadere, Güvenlik tedbiri, Kazanç müsaderesi, Eşya müsaderesi, Müsadere yargılaması, Müsaderenin infazı, Anayasa, Mülkiyet hakkı, AİHM, Mülkiyet hakkının sınırlandırılması

AnayasaMülkiyet hakkıMüsadere+2
Abdullah Dölen
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
DoctorateOpen AccessTR

Liberteryen gelenekte Murray N. Rothbard ve siyaset felsefesi

Bu tez, liberteryen düşünür Murray N.Rothbard'ın siyasal felsefesini ve liberal gelenekteki yerini ele almaktadır. Liberteryenizm minimal devletçi ve anarko kapitalizm olmak üzere ikiye ayırılır. Minimal devletçi yaklaşım, devletin varlığını ve gerekliliğini reddetmeyerek ona mümkün olabilecek en dar sınırları çizmeyi amaçlarken, anarko kapitalizm devletin ortadan kalkması ve güvenlik ve adâlet hizmetlerinin de piyasa konusu olması talebiyle dikkat çeker. Anarko kapitalist bir liberteryen olan Rothbard da gerçek bir adâlete ve güvenliğe ulaşmak için devletin yeniden yapılandırılmasını veya reforme edilmesini değil, onun ortadan kalkması gerektiğini öne sürer. Zira, onun için devlet, gelirini vergi adı altında fiziksel cebir kullanarak toplayan ve belirli bir mülki alan üzerinde nihai karar almakta ve güce başvurmakta zora dayalı bir tekeli elinde bulunduran bir kurumdur. Rothbard, devletin olduğu bu sisteme alternatif olarak özel güvenlik firmalarının rekabetçi koşullarda faaliyette bulunduğu anarko kapitalist sistemi önerir.Siyaset teorisini doğal hukuk felsefesine özellikle John Locke'un mülkiyet ve ilk kazanım yaklaşımına dayandıran Rothbard, özgürlük teorisiyle her bireyin eylemlerinin sınırını belirleyen özel mülkiyet hakkını tesis etmeyi amaçlar. Esasında, Rothbard özel mülkiyeti esas alan özgürlük teorisini iki liberteryen ilke üzerine inşa etmiştir. Bunlar, her insanın kendi bedeni üzerinde meşru hakkı olduğu önermesini içeren ?İnsanın kendisinin sahibi olması? ilkesi (self-ownership) ile saldırı kavramının başkalarının mülkiyet ve kişilik haklarına yönelik fiziksel zor kullanımına veya tehditine başvurma olarak? tanımlandığı saldırmazlık aksiyomudur (non-aggression axiom).Rothbard bireysel özgürlüğü insan doğasından ve aklından hareketle temellendirir. İnsanın rasyonel doğasından başka Rothbard'ın sosyal teorisinin diğer kurucu unsuru Misesçi praxeologic yaklaşımdır. Praxeology, bireysel olarak insanın eylemde/ faaliyette bulunduğunu esas alan temel bir aksiyoma dayanır. Bu aksiyoma göre, insan eylemleri, bilinçli/amaçlı olup seçilen amaçlara yöneliktir. Rasyonel doğal hukuk anlayışı ve praxeology Rothbard'ın sosyal teorisinin temelini oluşturduğu gibi, düşünürün siyaset felsefesini, Nozick ve David Friedman gibi liberteryenlerinkinden farklılaştıran yönünü de oluşturur.Rothbard, iktisat teorisi çerçvesinde, iki temel sosyo ekonomik sistemin tanımını yapar. Bunlar, piyasa ilkelerinin geçerli olduğu sistem ile hegemonik ilkelerin kullanıldığı sistemdir. Düşünür, piyasa ilkelerinin içinde bulunduğu iktisadi sistemin uyumuna katkı sağlamasına ve toplumun etkinliğini, başarısını ve özgürlüğünü güvence altına almasına rağmen, hegomonik prensiplerin uygulanmasının çatışmaya, cebire, verimsizliğe, yoksulluğa ve kaosa neden olduğunu öne surer.Anahtar Sözcükler1. Anarko-kapitalizm2. Liberteryenizm3. İnsanın kendisinin sahibi olması4. Saldırmazlık aksiyomu5. Mülkiyet hakkı

Mülkiyet hakkı
Ahmet Taner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda kamulaştırmasız el atma

Anayasa ile düzenlenen temel hak ve özgürlüklerden biri mülkiyet hakkıdır. Kişi mülkiyet hakkının korunmasını her zaman isteyebilir. Kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına kanunlarda belirtilen istisnalar hariç idare ya da gerçek kişiler engel olamaz. Aksi halde kişiler mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmesinden dolayı oluşan zararları, zarar verenden isteyebilir. Kişilerin mülkiyet hakkına müdahalelerden biri de idarenin kişilerin taşınmazına kamulaştırma olmadan el atmasıdır. Bazen idareler, taşınmaz malın sahibinden izin almadan ya da kanunla kendilerine tanınmış prosedürü kullanmadan taşınmazı kullanabilmekte ve hatta bu taşınmazlar üzerine yapılar yapabilmektedirler. Bu durumda vatandaşların temel hak ve özgürlüğü kapsamında olan mülkiyet hakları çiğnenmiş olacaktır. Ülkemizde her geçen gün nüfus artmakta ve şehirler büyümektedir. Bu artışla paralel olarak yeni yollar, parklar ve diğer sosyal alanların yapılması gerekebilmektedir. Bu nedenle belediyeler ve diğer kamu kurumları vatandaşların bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yeni taşınmazlara ihtiyaç duymaktadırlar. Kanun, idarelerin bu ihtiyaçlarını karşılamaları için idarelere kamulaştırma yapma imkanı tanımıştır. Fakat idareler bazen çeşitli nedenlerle kamulaştırma yapmadan vatandaşa ait bir taşınmaz üzerinde yol, park ve diğer yapılar yapabilmektedir. İşte idarenin bu hareketi kişilerin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale oluşturmakta ve kişilerin temel hak ve özgürlüğü çiğnenmiş olmaktadır. Her ne kadar da kişilerin taşınmazına müdahale eden kişi devletin resmi bir kurumu olsa da mülkiyet hakkı sahibi temel hak ve özgürlüğünün korunmasını isteyebilmelidir. Bu nedenle kanun koyucu mülkiyet hakkı sahibi kişiye dava açma hakkı tanımıştır. Kişi mülkiyet hakkına yapılan saldırıların önlenmesini talep edebileceği gibi sahibi olduğu taşınmaz bedelini ve oluşan zararları da isteyebilmektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde idarenin sorumluluğu, mülkiyet, kamulaştırma gibi kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümünde ise kamulaştırmasız el atma alt başlıklarıyla ve yüksek mahkemelerin verdikleri kararlar da ele alınarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise mülkiyet hakkı sahibinin kamulaştırmasız el atma sebebiyle ne tür davalar açabileceği incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: mülkiyet hakkı, kamulaştırma, kamulaştırmasız el atma, haksız fiil.

Haksız fiilKamulaştırmaKamulaştırmasız el koyma+2
Timur Çerkez
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yasal önalım hakkı

Mülkiyet hakkı, anayasal bir hak olup sınırsız değildir. Roma hukukundan beri bu hak sınırlamalara tabi kılınmıştır. Bu sınırlamalar gerek kamu hukukundan gerekse özel hukuktan kaynaklanabilmektedir. Özel hukuktan kaynaklanan sınırlamalardan biri de Türk Medeni Kanunu'nun 732-734 maddeleri arasında düzenlenen yasal önalım hakkıdır. Paylı mülkiyette paydaşlardan biri, payını üçüncü kişilere satış ya da satışa eşdeğer bir işlemle devrettiği takdirde, diğer paydaşlara yasadan tanınan bir öncelikli satın alma hakkıdır. Bu hakkın tanınmasının sebebi, istenmeyen kişilerin ortaklığa girmesini önlemek ya da mümkün olduğunca payları tek elde toplamaktır. Yasal önalım hakkı 743 sayılı Medeni Kanundan farklı olarak sadece dava yoluyla kullanılabilen bir haktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, genel olarak yasal önalım hakkı kavramı, türleri, amacı ve konusu, hukuki niteliği ve benzer haklarla kıyaslaması konularına değinilmiştir. İkinci bölümde, yasal önalım hakkının kullanılması için gereken olumlu ve olumsuz şartlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, yasal önalım hakkının kullanılmasının hüküm ve sonuçları ile yasal önalım hakkını sona erdiren haller incelenmiştir. Çalışmanın hazırlanmasında öğreti ve Yargıtay kararlarına sıklıkla değinilmiştir.

Hak düşürücü süreMedeni KanunMülkiyet hakkı+4
Mehmet Göktimur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessAR

أحكام الاقتناء في الفقه الإسلامي

The research includes the acquisition provisions، the concept of acquisition and related terms، the evidence of the legality of acquisition، the ruling on the acquisition of living beings such animals، and the non-living beings، which is protected by man and saves him from things in order to need or entertainment، And the jurisprudential principle in the matter of acquisition، and some sub-provisions of this matter، which have a strong relationship to Zakat holdings and flow of interest in what is acquired، indicating all the views of the imams of doctrines of jurisprudence، and evidence and discussion and the opinion of the most likely to myself، including that evidenced by the evidence by the evidence and jurisprudential rules in it، and I have tried as much as possible to link the dispersion of this issue to each other، and take them independent research I'm praying that the Almighty Allah to make it beneficial for me and for whole ummah.

Hasan Morad
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde gerçek kişilerin mülkiyet hakkı

Mülkiyet hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 1. maddede güvence altına alınan ve yakalanan bilgi çağı ile giderek önem arz eden ayni bir haktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı, Sözleşme'ye taraf devletler tarafından pozitif ve negatif yükümlülükler gereği hakkın korunacağına ve saygılı olunacağına dair taahhütte bulunmaktadırlar. Aksi takdirde Sözleşme'ye göre, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia eden her gerçek ve tüzel kişi iç hukuk yollarının tüketilmesi şartıyla AİHM'e başvuruda bulunma hakkına sahiptir. Bu çalışmada öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde mülkiyet hakkı ve Mahkeme'nin mülkiyet hakkına olan bakış açısı kapsamlı bir biçimde ele alınmıştır. Bunun yanı sıra gerçek kişilerin dünyada ve ülkemizde mülkiyet haklarına yönelik en sık karşılaştıkları müdahaleler içtihatlar ile açıklanarak yorumlanmıştır. İncelenen içtihatlar doğrultusunda söz konusu müdahalelerin Sözleşme'de belirtilen şartları taşıdığı Mahkeme tarafından tespit edildiği takdirde, meşru kabul edildiği gözlemlenmiştir.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiAvrupa İnsan Hakları SözleşmesiGerçek kişiler+1
Esin Odabaş Sağır
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma yoluyla mülkiyet hakkına müdahale ve AHİM'nin mülkiyet hakkına müdahalelere bakışı

Taşınır ve taşınmazlar üzerindeki özel mülkiyet hakkı tarihin ilk medeniyetlerinden günümüze kadar çeşitli içeriklerde var olmuştur. Günümüz devletlerinde mülkiyet yetkisi bir hak olarak anayasal güvence altına alındığı gibi uluslararası insan hakları belgelerinde de bir insan hakkı olarak kendine yer bulmuştur. Ülkemizde geniş uygulama örnekleri bulunan ?Kamulaştırma? ve ?Kamulaştırmasız El Atma?yı teorik şartları ile birlikte değerlendirirken uygulamaya yön verici özelliklerinden dolayı yüksek mahkemelerin bu konularda verdiği kararlarda çalışmamızda geniş yer bulmuştur.Üç bölümden oluşan bu çalışmamızın ilk bölümünde, mülkiyet kavramının tarihsel gelişimini, ikinci bölümde Türk hukukunda kamulaştırma ve üçüncü bölümde ise özel mülkiyete konu taşınmazlara kamulaştırmasız el atmayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki kararlarını da aktararak ele almaya çalıştık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının konunun içine alınması Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokollerinden sonra artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira Anayasamızın 90. Maddesi dikkate alındığında bu insan hakları belgelerinin iç hukukun bir parçası haline gelmesi yargılama faaliyetlerinde göz önünde bulundurulmasını da zorunlu kılmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiKamulaştırmaKamulaştırmasız el koyma+3
Tayfun Tuna
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kadastro sistemi için üç boyutlu yaklaşım

Modern kadastrodan beklenen, kamu hak ve kısıtlamaları da dahil olmak üzere arazinin bütün yasal durumunu göstermesidir. Günümüzde araziyle ilgili tüm bu hak, kısıtlama ve sorumluluklar sıklıkla üst üste çakıştığından mevcut iki boyutlu (2B) kadastro sistemleri bazı durumlarda yetersiz kalmaktadır. Özellikle, nüfusun hızla artması neticesinde arazinin düşey boyutunun yoğun olarak kullanıldığı kentsel alanlarda farklı mülkiyet birimleri üst üste binmekte, kesişmekte veya daha karmaşık yapılar oluşturmaktadır. 2B kadastronun modern dünyada ortaya çıkan bazı durumları tescil ve temsil etmede yetersiz kalması son yıllarda üç boyutlu (3B) kadastroya olan ilginin artmasında etken olmuştur. Kadastronun, geleceğin modern kadastrosundan beklenen gereksinimleri karşılayabilmesi için arazinin tüm boyutlarındaki bilgileri içererek yönetebilecek bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.Bu bağlamda, tez çalışmasına mevcut durum analiziyle başlanmıştır. 3B kullanım durumlarının tescil ve temsilinde sorunların bulunduğu görülmüştür. Bu sebeple, Türk kadastro sisteminin modern kadastrodan beklenen gereksinimleri karşılamasını sağlamak üzere, yasal, kurumsal ve teknik açıdan irdelenerek kadastronun 3B olarak yürütülebilmesine yönelik bir yaklaşımın ortaya konması planlanmıştır. Bu aşamada, uluslararası deneyimlerin ülkemiz için uygulanabilirliğini belirlemek amacıyla on ülkenin 3B kadastro üzerine yaptıkları çalışmalar incelenmiştir. 3B konumsal verinin modellenmesinde mevcut teknolojik imkânlar analiz edildikten sonra 3B kadastro için farklı düzeydeki ihtiyaçları karşılayacak çözümler önerilmiştir. Son olarak, önerilen 3B kadastro yaklaşımları gerçek verilerle test edilerek sağlanacak ilerlemeler ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar ortaya konmuştur. Buna göre; orta vadede, 3B fiziksel nesnelere ait konumsal verilere kadastrodan erişim ve sınırlı ayni hakların etki ettikleri mekânın tescil ve temsili yaklaşımları 3B kullanım durumlarının tescil ve temsilinde yaşanan sorunları aşmada benimsenebilecek yaklaşımlardır. 3B hacimsel parsellerin tescil ve temsili yaklaşımı ise uzun vadeli bir çözüm olup uygulanabilmesi yasal ve kurumsal yapıda kapsamlı değişiklikler gerektirdiğinden zordur.

KadastroMülkiyet hakkıÜç boyutlu modeller
Fatih Döner
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre yolu-mülkiyet ilişkilerinin imar hakları açısından incelenmesi ve arazi düzenlemesi yaklaşımıyla bir model önerisi

ÖZET Karayolu yol ağlan bir ülkenin en önemli gelişmişlik göstergelerinden biridir. Yapımı kamu sorumluluğunda bulunan bu tür yollara, yıllık toplam sabit sermaye yatırımının %15-%30 u arasında yüksek bir pay ayrılmaktadır. Yol yapım maliyeti analizi yapıldığında, çevre yollarında kamulaştırma maliyetinin hemen hemen yol yapım maliyeti düzeyine çıktığı görülmektedir. Diğer taraftan ulaşılabilirlik kolaylığı nedeniyle kentsel gelişmeler çevre yollan boyunca gelişme eğilimi göstermektedir. Bir başka deyişle bu yol bitişiğinde ve çevresinde, ulaşım maliyetleri ana neden olmak üzere konut, ticaret ve sanayi bölgeleri gelişme eğilimindedir. Bu nedenle oluşan toprak talebi, yol çevresindeki taşınmaz değerlerini bir kat mertebesinde artırmaktadır. Mevcut karayolu yol yapım konsepti içinde, yolun yarattığı rant ve çekim gücü ile kamulaştırma maliyetlerinin, taşınmazlan değer artışına maruz kalma biçiminde, yararlananlardan karşılanacağı bir mekanizma kurulmamıştır. Bu çalışmanın amacı, çevre yolu altyapısının en önemli belirleyicisi olan mülkiyet öğesinin kamulaştınlması sorununa çözüm getirecek bir model geliştirmektir. Temel yaklaşım, çevre yollanm bir özel güzergah planlaması yerine mekan boyutu. olan fiziksel plan ve projeler ile bütünleştirilmesine dayanmaktadır. İmar planlanm doğrudan etkileyen çevre yollannın yapımından sorumlu Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgili belediyenin ortak girişimi ile hazırlanması gereken bütünleşik imar planına dayalı olarak geleneksel Arsa ve Arazi Düzenlemesi(AAD) gerçekleştirilmiştir. Ancak yüzde 35 Düzenleme Ortaklık Payı(DOP) kapsamında çevre yolunun açılamayacağı anlaşılmıştır. Çünkü çevre yolu hariç, bir İlköğretim komşuluk biriminde beş bin nüfus için DOP kapsamında yer alan donatılara göre DOPO oranı yüzde 45'e varmaktadır. Bu durumda imar haklan ile DOP arasında bir ilişki kurularak, yüzde 35 yasal sının önemsiz yapan ama taşınmaz sahiplerini de değer artışı yönünden mağdur etmeyen bir model geliştirilmiştir. Bu yönteme dayalı yapılan AAD uygulamasında çevre yolu için kamulaştırmaya gerek kalmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamulaştırma, Çevre Yolu, İmar Planı, İmar Hakkı, Arazi Düzenlemesi, Taşınmaz Değer Artışı. V ' :'.^"?-'"t'OR Rîizn\

Arazi yeniden düzenlemeKamulaştırmaMülkiyet hakkı+2
Bayram Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancıların Türkiye'de taşınmaz mal edinmeleri

Son yıllarda ülkemizde yabancıların taşınmaz mal edinmeleri konusundaki yasal düzenlemelerde hareketlilik yaşanmaktadır. Kanun koyucu özellikle son on yılda konuyla ilgili sık sık yeni düzenlemeler kabul etmiştir. Bu düzenlemelerin bir kısmı kanun koyucunun değişikliğe gitme ihtiyacından, bir kısmı ise yapılan değişikliklerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle oluşan kanun boşluğun giderilmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen yasal düzenlemeler Türk medyasında geniş yer bulmakta, hatta toplumda ülke topraklarının satıldığı yönünde endişeler yayılmaktadır. Tüm bu nedenler yabancıların taşınmaz mal edinmeleri konusunu Türk Yabancılar Hukukunun en çok tartışılan konusu haline getirmiştir. Konuyla ilgili son değişiklik 3.5.2012 tarihli ve 6302 sayılı Kanun'la yapılmıştır. Bu değişiklikle birlikte yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de taşınmaz mal edinmelerinde karşılıklılık şartı kaldırılmış, Bakanlar Kurulu'na yabancıların taşınmaz mal edinmelerine yönelik önemli yetkiler verilmiş, yabancı gerçek kişilerin taşınmaz mal edinmeleri kolaylaştırılmıştır. Yabancı tüzel kişiler bakımından ise bir değişikliğe gidilmemiş, eski düzenlemede olduğu gibi yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mal edinebilmeleri öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yabancı, Taşınmaz Mal, Yabancıların Taşınmaz Mal Edinmeleri, 6302 Sayılı Kanun.

Gayrimenkul satışıGayrimenkullerKanunlar 6302 sayılı+3
Güven Yarar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects