Oral hygiene

56 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Annenin çürük deneyimi ve ebeveynlik tutumunun, çocuğun çürük deneyimi ve ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı 2-5 yaş grubu çocuk hastalar ve annelerinin, dişlerinin çürümesini etkileyen alışkanlık ve faktörlerle birlikte annenin ebeveynlik tutumunun da değerlendirilmesi, bu sonuçlara bağlı olarak anne-çocuk arasındaki çürük ilişkisinin ortaya konması ve erken çocukluk çağı çürüklerinin (EÇÇ) yaşam kalitelerine olan etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Çalışmamızda, 2-5 yaş grubu 246 çocuk hasta ve annelerin ağız içi muayeneleri gerçekleştirilmiş, çürük indeksleri kaydedilmiştir. Risk faktörlerini içeren veriler, literatür doğrultusunda hazırlanan ve ebeveynler tarafından doldurulan anket formu kullanılarak kaydedilmiştir. Ebeveyn tutumlarını belirlemek için Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. EÇÇ'nin yaşam kalitesine olan etkisini belirlemek için Erken Çocukluk Çağı Ağız Sağlığı Etki Ölçeği (ECOHIS) ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin çürük indeksi değerleri ile çocukların çürük indeksi değerleri ilişkili bulunmuştur. Kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, çocukların beslenme alışkanlıkları, çürük indeksleriyle ilişkili bulunmuştur. Aşırı koruyucu ve izin verici ebeveyn tarzına sahip çocukların çürük indekslerinin diğer ebeveyn tarzına sahip çocuklara göre yüksek olduğu bulunmuştur. Çürük indeksleri arttıkça, ECOHIS skorlarının da arttığı bulunmuştur. Sonuç: Çocuklardaki çürük deneyiminin oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Annelerin çürük deneyimi ve ebeveynlik tarzının, çocukların ağız sağlığında belirleyici bir faktör olduğu ve EÇÇ'nin çocukların ve ailelerin yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. EÇÇ'nin önlenmesi için, ailelerin, ağız sağlığının önemi hakkında bilgilendirilmelerinin, annelere ve çocuklara uygun ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının oldukça önemli olduğu düşünülmüştür.

Ana-baba tutumuAnnelerAğız sağlığı+5
Melih İlhan Demirciler
Pamukkale University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Steroid kullanan hastalarda maya mantarı kolonizasyonu

Kandidalar fırsatçı patojenler olup, uzun süreli steroid kullanımı, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, uzun süren kanser tedavileri, immünsupresif tedavilerin yaygınlaşması, ağız içi cihaz kullanımı ve Covid-19 gibi viral enfeksiyonların artışı sebebiyle hastaların oral kavitesinde 'oral kandidiyazis' hastalığına sebep olmaktadır. İnhalasyon cihazı uygulaması sırasında yapılan hatalar ve hastanın inhalasyon sonrası ağız bakımını yapmaması ilacın oral kavitede birikerek oral florayı bozmasına, özellikle Candida türleri gibi fırsatçı patojenlerin oral kavitede çoğalıp hastalık oluşturmasına sebep olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı inhale steroid tedavisi alan ve almayan hastaların oral maya mantarı kolonizasyonunu tanımlamak ve karşılaştırmaktır. Çalışmaya inhale steroid ile tedavi edilen 82 tane hasta, inhale steroid ile tedavi edilmeyen 32 tane hasta dahil edildi. Hastaların oral kavitesinden alınan mukozal sürüntü örneği ve hastalardan toplanan tükürük örneği ile SDA, Corn Meal Agar ve CHROMagar ile mantar kültürü yapıldı. Mikroskobik inceleme, germ tüp oluşumu, klamidyospor oluşumu ve koloni rengi değerlendirilerek tür tanımlaması yapıldı. İnhale steroid kullanan ve kullanmayan hasta grupları arasında maya üremesi ve maya çeşitliliği bakımından istatistiksel anlamda fark saptanmamıştır. İnhale steroid kullanan hastalarda Candida albicans %47,5 luk bir prevalans ile baskındı. Candida albicans'ı sırası ile Candida tropicalis %12,5, Candida krusei %8,5, Candida parapsilosis %1,0 takip etti. İnhale steroid kullanmayan hastalarda da Candida albicans %28,12 lik bir prevelans ile birinci sıradaydı. Daha sonra Candida parapsilosis %12,5, Candida krusei %6,25, Candida tropicalis %6,25, Candida guilliermondii %3,12 sıralama ile dağılım gösterdiler. Ağız bakımı oral kandidiyazisden koruyacak en önemli eylemdir.

Ağız sağlığıCandida albicansKandidiyaz+5
Neslihan İçke Sarıçam
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Denizli ilinde yaşayan geriatrik bireylerin oral hijyen alışkanlıklarının sosyodemografik veriler ve kronik hastalıklar açısından incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; Denizli ilindeki 65 yaş üstü bireylerin çürük, dolgulu, eksik diş sayısını, plak ve diş taşı indekslerini de inceleyerek ağız sağlığı profillerini ortaya çıkarabilmektir. Daha sonra bu verilerin kronik hastalıklar, sosyodemografik veriler ve oral hijyen alışkanlıklarıyla ilişkisini tespit ederek ve halk sağlığı programlarının belirlenmesine katkıda bulunmak hedeflenmektedir. Yöntem: Çalışmaya Pamukkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran ve Denizli ilindeki huzurevlerinde bulunan 65 yaş üstü 534 kişi dahil edilmiştir. Katılımcılar; demografik sorular, mevcut oral durumunu saptamaya yönelik sorular, oral hijyen alışkanlıklarını saptamaya yönelik sorular olmak üzere toplam 19 sorudan oluşan bir ankete katılmışlardır. Ayrıca katılımcıların oral muayenesi yapılıp DMFT ve OHI-S değerleri kaydedilmiştir. İstatistiksel anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak belirlenerek veriler One Way ANOVA testi, Independent Samples T-Testi ve Pearson ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Bulgular: DMFT indeksi ile aşağıda belirtilen parametreler (yaş, ikamet yeri, eğitim düzeyi, birlikte yaşadıkları kişiler, hipertansiyon ve diyabet) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. (p<0,05) OHI-S ile aşağıda belirtilen durumlar (yaş, eğitim durumu, yaşanılan kişiler, görme bozuklukları ve ortopedik rahatsızlıklar) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. (p<0,05) Diş fırçalama sıklığı, fırça değiştirme sıklığı ve fırçalama yönü ile aşağıdaki sosyodemografik veriler (eğitim düzeyi, ikamet yeri ve yaş) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (p<0,05) Diş macunu kullanımı yaş ve eğitim düzeyi ile istatistiksel olarak ilişkiliyken arayüz temizliği sadece eğitim düzeyi ile istatistiksel olarak ilişkili bulunmuştur. (p<0,05) Sonuç: Yaşlı insanlar, kalan doğal dişleri çok az olsa da oral hijyen konusunda bilinç düzeylerini artıracak programlara ihtiyaç duyulmak tadır. Anahtar Kelimeler: DMFT, geriatrik, OHI-S

Ağız sağlığıDenizliGeriatri+5
Zinnet Erkoç
Pamukkale University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmplant yapılan hastalarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

İnsanların zaman içinde ağız ve diş sağlığının değişmesiyle hayat kaliteleri de etkilenmektedir. Total dişsiz hastalarda çiğneme yetersizliği, konuşma bozukluğu, ağrı, memnuniyetsizlik, retansiyon ve stabilitenin yetersizliği gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Alt çene tam dişsizlik vakalarında konvensiyonel protetik tedavinin istenilen düzeyde başarılı olamaması, bu olgularda dental implant uygulamalarının artması sonucunu doğurmuştur. Yaşam kalitesi; bireylerin memnuniyet ve memnuniyetsizliklerine bağlı olarak değişen kişilerin kendilerini daha iyi hissetme halidir. Bu çalışmanın amacı implant destekli protetik tedavilerin ağız sağlığı yaşam kalitesi ve genel sağlık yaşam kalitesine etkilerini incelemektir. Randomize olarak seçilmiş implant destekli protez yapılan 50 adet hastaya tedavi sonrası OHIP-14, ve OHQoL-UK anketleri uygulanarak ağız sağlığı ve genel yaşam kaliteleri değerlendirmektir. Verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan en düşük, en yüksek, frekans ve oran değerleri kullanılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov–Smirnov testi ile kontrol edildi. Nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U testi kullanıldı. Korelasyon analizinde Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı. Analizlerde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Yapılan tüm protetik tedavilerin ağız yaşam kalitesi üzerine olumlu katkı sağladığı sonucuna ulaşıldı. Ağız sağlığı, yaşam kalitesinin iyileştirilmesiyle birlikte genel sağlığın buna paralel olarak olumlu yönde etkilendiği görüldü.

AnketlerAğız hastalıklarıDental implantasyon+3
Mert Akbaş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sabit tedavi gören ortodonti hastalarında farklı oral hijyen eğitim yöntemlerinin karşılaştırılması

Ortodontik tedavi gören hastalarda ağız hijyenin sağlanması tedavinin en önemli parçasıdır. Sabit ortodontik apareyler hem diş fırçalamayı zorlaştırmakta hem de plak akümülasyonu için elverişli alanlar oluşturmaktadır. Uzun tedavi süreleri dikkate alındığında, ortodontik tedavi gören hastalara başlangıç seanslarında detaylı ağız hijyeni eğitimi verilmesi gerekliliği önem kazanır. Bu çalışmanın amacı, sabit ortodontik tedavi gören hastalarda farklı yöntemlerle verilen oral hijyen eğitim metodlarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmamız ortodontik tedaviye başlayan hastalar üzerinde planlanmıştır. Hastalar üç gruba ayrılmış, ilk gruba video izletilerek ağız hijyeni eğitimi verilmiş, ikinci gruba model üzerinde anlatılarak ağız hijyeni eğitimi verilmiş, üçüncü gruba ise sözel olarak anlatılarak ağız hijynei eğitimi verilmiştir. Fırçalama etkinliğini değerlendirmek için bonding yapılmadan önce, bonding yapıldıktan 4 hafta, 8 hafta ve 12 hafta sonra periodontal ölçümler yapılmıştır. Yapılan periodontal ölçümler plak indeksi, gingival indeks, sondalamada kanama indeksi ve sondalamada cep derinliği indeksleridir. Tüm gruplarda başlangıç ölçümlerini takiben 12. hafta ölçümlerine kadar periodontal indeks değerlerinde artış görülmüştür. Tüm gruplarda plak indeksi, gingival indeks, sondalamada kanama indeksi ve sondalamada cep derinliği ilk ölçüm ve 12. hafta ölçüm değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Gruplar arası değerlendirmede ise model üzerinde anlatarak oral hijyen eğitimi verilen grupta ortalama plak indeksi (p = 0,053) ve ortalama sondalamada cep derinliği (p = 0,011) video izletilerek oral hijyen eğitimi verilen gruba göre istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur.

Ağız sağlığıHasta eğitimiOral hijyen+2
Farıd Dadashlı
Bezmialem Vakıf University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Endodontik enfeksiyonlu hastalarda moleküler ve konvansiyonel yöntemlerle etyolojik ajanların tespiti

Bu çalışmanın amacı, nekrotik pulpalı dişlerden ve endodontik tedavi başarısızlığı görülen kök kanallarından alınan örneklerde, belirlenmiş olan bazı anaerob bakterilerin varlığının PCR yöntemi kullanılarak araştırılması ve bu patojenlerin birbirleri ile ve klinik semptomlarla ilişkilerinin incelenmesidir.Çukurova Üniversitesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Anabilim Dalı kliniğine başvuran ve kök kanal tedavisi endikasyonu konmuş olan toplam 107 bireyin yer aldığı çalışmada, daha önce herhangi bir endodontik tedavi görmemiş 72 primer enfeksiyonlu (nekrotik pulpalı) ve endodontik tedavi görmüş ancak apikal periodontitis bulgusu gösteren 35 sekonder enfeksiyonlu (apikal periodontitisli ve eski kanal tedavili) dişlerden alınan kök kanalı örnekleri incelendi.Primer ve sekonder enfeksiyonu bulunan dişlerin kök kanallarından alınan klinik örneklerde anaerob bakterilerden Fusobacterium nucleatum, Porphyromonas gingivalis, Porphyromonas endodontalis, Prevotella intermedia, Prevotella melaninogenica, Prevotella nigrescens, Tannerelle forsythia, Peptostreptococcus micros suşlarının tanısı spesifik primerler kullanılarak in-house PCR yöntemi ile yapıldı.Tüm örneklerdeki pozitiflik oranları değerlendirildiğinde 107 örnekten 55 (%51,4)'de pozitif bulunan P.gingivalis'in en yüksek orana sahip olduğu; bunu sırasıyla %46,7 ile P.micros, %44,9 ile P.endodontalis, %43,9 ile F.nucleatum, %33,6 ile P.intermedia, %30,8 ile T.forsythia, %22,4 ile P.melaninogenica ve %15,9 ile P. nigrescens' in takip ettiği belitlenmiştir.Hem primer hem de sekonder enfeksiyona sahip olan dişlerde pozitiflik oranları değerlendirildiğinde, P.gingivalis pozitifliğinin, sırasıyla %54,2 ve %45,7 oranlarında yer aldığı ve her iki grupta da en yüksek pozitifliğe sahip anaerob tür olduğu tespit edilmiştir.Tüm kök kanal örneklerinden elde edilen pozitiflikler değerlendirildiğinde, örneklerin %22,4'ü sadece tek bir tür bakteri pozitifliği gösterirken, %23,4'nün sadece iki bakteri, %13,1'nin sadece üç bakteri, %27,1'nin dört bakteri, %11,2'nin beş bakteri ve %2,8'nin ise 6 bakteri pozitifliği gösterdikleri tespit edilmiştir.Primer enfeksiyonlu dişlerde F.nucleatum ve P.gingivalis, sırasıyla %6,9 ve %4,2 ile tek başına en çok tespit edilen bakteri türleri olurken, sekonder enfeksiyonlu dişlerden alınan örneklerde, P.endodontalis ve P.gingivalis, sırasıyla %14,3 ve %8,6 oranları ile, sadece bir kanal örneğinde tek başına en çok bulunan bakteri türleri oldukları tespit edilmiştir.Tüm kök kanal içi örneği alınan 107 hastadan 21'nin klinik belirti ve bulgu göstermeyen asemptomatik vakalar oldukları, 86'nın da klinik olarak belirti ve bulgu gösteren semptomatik vakalar oldukları belirlenmiştir.Anahtar sözcükler: Anaerob bakteri, Endodontik, Primer enfeksiyon, Sekonder enfeksiyon, Semptom

Ağız florasıAğız hastalıklarıBakteriler-anaerobik+5
Arzu Şahan Kipalev
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodotitisin tedavisinde tüm ağız dezenfeksiyon ile bir arada mine matriks proteininin kullanımı

Kronik periodontitisin tedavisinde tüm ağız dezenfeksiyon ile birarada mine matriks proteinin kullanımı: Mikrobiyolojik ve klinik analizleriPeriodontal hastalık; periodonsiyumu etkileyen patalojik olaylar olarak tanımlanabilir. Periodonsiyumun enflamatuar hastalıklarının büyük çoğunluğu bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanır ve multifaktöriyel bir doğaya sahiptirler. Birçok farklı faktör bu bölgeyi etkileyebilecek olsa da, diş üzerinde biriken mikroorganizmalar (bakteri plağı ve ürünleri) hastalık etyolojisinde baskın rolü oynamaktadır. Bu nedenle periodontal tedavilerde dişlerin üzerindeki ve çevresindeki ceplerden bakteri birikintileri uzaklaştırılır ve kök yüzeyleri düzleştirilir. Periodontal hastalıkların standart tedavisi bir ya da iki hafta aralıklarla 4 seansta yapılan diş yüzey temizliği ve kök yüzey düzleştirilmesi işlemlerinden oluşur. Ancak çevre ağız içi dokuların dezenfeksiyonu yapılmadığından yeniden enfeksiyon riski vardır. Bu nedenle tüm ağız dezenfeksiyon (TAD) protokolu geliştirilmiştir. Tüm ağız diş yüzey temizliği ve kök yüzey düzleştirilmesi 24 saat içerisinde yapılır, ağız içi komşu dokular solusyonlarla yeniden kolonizasyonu önlemek için temizlenir. 50 kronik periodontitisli hastanın dahil edildiği bu çalışmada 12 haftalık zaman zarfında TAD ile bir arada rejeneratif bir materyal olan mine matriks proteini (test grubu:20 hasta) uygulamasının kronik periodontitisin tedavisinde ki etkinliği, yalnız TAD (kontrol grubu:15 hasta) ve standart periodontal tedavi (kontrol grubu:15 hasta) ile karşılaştırılmıştır. Plak indeks, gingival indeks tedavi başlangiçinda, ve takip eden 3. ,6. , 9. , ve 12. haftalar da, cep derinliği, diş eti çekilmesi, klinik ataçman seviyesi ve kanama indeksi değerlendirmeleri başlangıç ve 12. hafta da yapılmıştır. Bütün tedavi gruplarında belirgin bir klinik kazanç elde edilmiştir. Ancak gruplar arasında bir fark görülememiştir.

Dental mine proteinleriDezenfeksiyonOral hijyen+1
Seda Özturan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni bir sabit yer tutucu apareyin klinik başarısının değerlendirilmesi

Adeziv sistemlerde meydana gelen gelişmeler sayesinde yeni yer tutucu sistemleri klinik uygulamalarda yer almaya başlamıştır. Direkt yapıştırılabilir yer tutucu olarak adlandırılan bu apareyler ölçü ve laboratuvar aşamasını ortadan kaldırmakta ayrıca hasta uyumluluğu gerektirmemektedir.Bu çalışmanın amacı konvansiyonel yer tutucu tiplerine alternatif olabileceği düşünülen, yeni geliştirilen ve klinik denemesi daha önce yapılmamış olan Ez Space Maintainer direkt yapıştırılabilir sabit yer tutucu apareyin klinik kullanılabilirliğini, başarısını, ağızda kalım süresini ve ağız hijyenine etkisini değerlendirmektir. Klinik çalışmamızda erken süt dişi çekimi yapılmış veya daimi diş eksikliği olan ve hasta seçim kriterine uyan (yaş ortalamaları 8,7±1,6 yıl) 27 çocuğa (11 kız, 16 erkek) 41 adet yer tutucu (Ez Space Maintainer) uygulaması yapılmıştır. Destek dişlerin bukkal mine yüzeylerine 60 sn. %35'lik ortofosforik asit uygulaması sonrasında dişler aynı süre yıkanmış ve tebeşirimsi görünüm sağlanana kadar yağsız hava ile kurutulmuştur. Apareylerin yapıştırılması için Transbond XT adeziv sistem üretici firmanın kullanım talimatına göre uygulanmıştır. 41 adet yer tutucu eksik olan süt dişi veya dişlerine göre dört gruba (A, B, C, D) ayrılmıştır. Hastaların takibi 20 ay boyunca sürdürülmüştür. Takip sonunda yer tutucu uygulamasının başlangıcındaki ve bitişindeki çekim boşlukların durumu değerlendirilmiş, gruplar arasında başarı ve ağızda kalım süreleri karşılaştırılmış, apareyin başarısı ve ağızda kalım süresi yaşa, cinsiyete ve konuma göre değerlendirilmiştir. Apareyin ağız hijyenine etkisi de gruplar arasında karşılaştırılmıştır.İstatistiksel analizler sonucunda gruplar arasında başarı ve ağızda kalma süresi olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Konum, tek başına yaş ve cinsiyet ağızda kalım süresi üstünde etkisiz bulunmuştur (p>0,05) ancak yaş gruplaması yapıldığında 8 yaş üstü önem seviyesinde başarılı bulunmuştur (p<0,05). Tek başına Yaş, konum ve cinsiyet başarı üzerinde anlamlı farklılık yaratmamakla beraber (p>0,05) yaş gruplamasına bakıldığında 8 yaş üstü yaş grubunun anlamlı olarak daha başarılı olduğu görülmüştür (p<0,05). Başlangıç ve bitimdeki çekim boşluğu boyutunda istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p>0,05). Apareyin ağız hijyenine etkisinde gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Ez Space Maintainer direkt yapıştırılabilir yer tutucu, ortalama ağızda kalım süresi, başarı oranı ve ağız hijyenine etkisine göre konvansiyonel tipte yer tutuculara benzer olarak işlevsel olduğunu kanıtlamıştır.

Dental aygıtlarDental bondingOral hijyen+2
Serkan Güleç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakımda yatan hastalarda ağız sağlığı ve etkileyen faktörler

Bu araştırma, yetişkin yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların ağız sağlığının değerlendirilmesi ve ağız sağlığını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve prospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Ocak 2019- Kasım 2019 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde ikinci ve üçüncü basamak yetişkin yoğun bakım ünitelerinde tedavi ve bakım gören 151 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, Hasta Tanılama Formu, Eilers Oral Değerlendirme Rehberi ve Ağız Sağlığı Değerlendirme Çizelgesi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın yapılabilmesi için etik kurul onayı ile kurum izinleri alınmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde, sayı ve yüzdelik dağılımlar, Tekrarlı Ölçümlerde İki yönlü ANOVA varyans analizi, Mann Whitney U testi, Pearson Korelasyon analizi ve Lineer Regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmada, yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda 1. günden, 3. gün ve 5. güne doğru oral mukoz membran bozulmanın arttığı belirlenmiştir. Araştırmada, yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların oral mukoz mebranın bozulma durumu ile yaş, ağızdaki çürük diş sayısı, üre, glukoz, ve magnezyum değerleri arasında pozitif yönde; Gloskow Koma Skalası puanları, albumin, kalsiyum, pCO2, HCO3 ve ilaç kullanma durumu ile negatif yönde ilişkisinin olduğu bulunmuştur. Araştırmada, yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların cinsiyeti, solunum ve üriner sistem hastalığı tanısı, endotrakeal tüp (entübe) ve CİBAB oksijen tedavisi, oral ve paranteral beslenme örüntüsü ile ağız değerlendirme puanlarının tekrarlı ölçümleri arasında anlamlı farklılıklar bulunduğu saptanmıştır (p<0.05). Araştırmamızdan elde edilen sonuç yoğun bakım hastaların ağız sağlığı bozan birçok faktör olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hemşireler yoğun bakımda risk değerlendirmesini ve bakımı kanıt düzeyli uygulamalarla yapılması gerekmektedir. ANAHTAR KELĠMELER: Hemşirelik, yoğun bakım, hasta, ağız sağlığı, oral hijyen

Ağız sağlığıHemşirelerHemşirelik+4
Muhammed Ali Çiftçi
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuklarda ağız diş sağlığı taraması, tedavisi ve iki yıllık izlem sonuçları

Genel sağlık sorunları içerisinde, ağız ve diş sağlığı ile ilgili olan sorunlar büyük yer kaplamaktadır. Ağız ve diş sağlığı, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerini etkileyen bir faktördür. Zihinsel engelli çocuklarda özellikle fiziksel yetersizlik, düşük zeka bölümü, kapanış bozuklukları, ağzın gelişim bozuklukları, çiğneme ve yutkunmadaki yetersizlikler ağız diş sağlığı ile ilgili sorunlara neden olmaktadır. Buna bireyin ağız bakımının yetersizliği, yumuşak, çürük yapıcı gıdaların çok kullanımı, kötü ağız bakımı eklenince sorun daha çok büyümektedir. Bu çalışmanın amacı, Adana ili sınırları içerisinde eğitim veren bir adet Özel Eğitim ve Rehabilitasyon kurumunda eğitim alan zihinsel engelli 6-16 yaş aralığındaki çocukların ağız ve diş sağlığı durumlarının tespiti, ebeveynlerinin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının belirlenmesi, velilere ağız bakımı eğitimi verilmesi ve diş tedavisi ihtiyacı olan çocukların diş tedavilerinin okullarında velileri ve eğitmenlerinin gözetiminde yapılması ve ağız bakımı eğitimi verilen ebeveynlerin çocuklarının yapılan tedavilerinin ve ağız bakım durumlarının ikinci yılın sonunda izlenmesidir. Çalışmaya 59 çocuk dahil edilmiştir. Ebeveynlere diş fırçalama eğitimi verilmiştir. Çocukların yaş ortalamaları 12,1±2,5 (range: 6-18) ve % 59,3?ü erkek, % 40,7?si kızdır. Engel gruplarına bakıldığın da 11?i (% 18,6 ) down sendromu, 7?si (% 11,8) otistik, 36?sı (% 61) mental retardasyon ve 5?i (% 8,5) serebral palsi engel grubunda olan çocuklardır. Yapılan ağız sağlığı taramasında DMFT 2,85 olarak belirlenmiştir. Gezici ağız diş sağlığı aracında diş tedavisine izin veren çocukların diş tedavilerinin tamamlanmasının ardından ikinci yıl ağız sağlığı taraması yapılmış ve başlangıçta 2,1±1,6 olan plak indeks ortalaması bitimde 1,1±0,7 olarak kaydedilmiştir.

AdanaDiş hekimi-hasta ilişkileriDiş hekimleri+4
Erkan Onur Akgün
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova Bölgesinde yaşayan pediatrik hemofili ve von willebrand hastalarında ağız sağlığının yaşam kalitesi üzerindeki etkileri

Bu çalışmada 8-14 yaş grubundaki hemofili hastalarının ağız sağlığında yaşam kalitesini sağlıklı çocuklarla karşılaştırarak araştırılması hedeflendi. Ağız sağlığında yaşam kalitesini ölçebilmek için orjinali dili İngilizce olan POQL anketinin Türkçe kültürlerarası çevirisi ve psikometrik adaptasyonu yapıldı. 8-14 yaş aralığındaki 149 çocuktan toplanan veriler kullanılarak POQL Türkçe versiyonun geçerliliği ve güvenilirliği yapıldı. Çalışmanın ikinci bölümünde ise aynı yaş grubundaki 44 hemofili hastasının tamamladığı anketlerle sağlıklı çocukların verileri karşılaştırıldı. Her iki gruptaki çocuklar ve anne babalar içeriğinde sosyo-demografik bilgiler, genel ve ağız sağlığı soruları, ağız ve diş sağlığı ile ilişkili alışkanlıklar, diş hekimi ziyaret durumu ve POQL anketinin olduğu bir formu doldurdular. Anketlere ilaveten bütün çocuklara diş hekimleri tarafından ağız ve dişleri kapsayan bir muayene yapıldı. Eğitim seviyesi, genel sağlık, diş hekimine ziyaret ve diş fırçalama sıklığı hemofili grubuyla karşılaştırıldığında sağlıklı grupta daha iyiydi. İstatistiksel farklılık total DMFT, süt dişi dmft, total çürüklü diş, total dolgulu diş ve çürüklü süt dişi sayısında ortaya çıktı. Hemofili grubu bu parametrelerde daha kötü sonuçlarla karşımıza çıkmış olsa da; kötü ağız sağlığının kötü yaşam kalitesi göstergesi olacağı yönündeki hipotezin tersine POQL skorları açısından sağlıklı grupla benzer sonuçlar ortaya çıkmıştır.

AnketlerAğızHemofili+5
İffet Yazıcıoğlu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı ağız bakım ajanlarının ortodontik mini vida çevresindeki floraya olan etkilerinin in-vivo olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı ağız bakım ajanlarının ortodontik tedavi gören hastalara uygulanan mini vida çevresindeki floraya olan etkilerinin in-vivo olarak incelenmesidir. Sabit ortodontik tedavi gören 55 hastadaki 80 mini vida çalışma için seçilmiş ve mini vidalar rastgele 4 gruba ayrıldı. 1. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu (Grup 1), 2. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve %0,12 klorheksidin içerikli gargara (Grup 2), 3. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve Listerine gargara (Grup 3), 4. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve steril su spreyi (Grup 4) 3 haftalık süreyle kullandırıldı. Başlangıçta (T0) ve ağız bakım ajanının kullanıldığı 3 haftalık süre sonunda (T1), paper point yardımıyla biyolojik örnekler toplandı. Ardından tüm örnekler mikrobiyoloji laboratuvarında flora sayımı için kültüre edildi. Hastaların ajan kullanım performansları ve mini vida bölgesindeki periodontal indeks değerleri ölçüldü. Sonuç olarak Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'te mini vida etrafındaki toplam mikroorganizma sayısı, Grup 1'e göre daha çok azaldı. Grup 1 haricindeki 3 grubun birbirleriyle olan karşılaştırmasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Mikroorganizma türünde değerlendirme yapıldığında, T1 zamanında tüm gruplar için, herhangi bir mikroorganizma sayısında istatistiksel olarak anlamlı değişiklik gözlenmedi. Sonuç olarak Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'teki ağız bakım ajanları, mini vida etrafındaki hijyeni sağlamak ve florayı azaltmak için kullanılabilir.

Ağız florasıDiş macunlarıKemik vidaları+5
Bayram Asarkaya
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalara verilen ağız bakımı eğitiminin ağız sağlığı yaşam kalitesi ve öz yetkinlik düzeyine etkisi

Bu çalışma inmeli hastalara verilen ağız bakımı eğitiminin hastanın ağız sağlığı yaşam kalitesi ve öz yetkinlik düzeyine etkisini belirlemek amacıyla tek gruplu ön test-son test müdahale araştırması olarak yapılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için etik kurul onayı ve kurum izni alınmıştır. Çalışma 15 Temmuz 2021- 01 Ocak 2022 tarihleri arasında Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma hastanesinde 90 inmeli hasta ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Hasta Bilgi Formu, Ağız Sağlığını Değerlendirme Formu, Ağız Sağlığı Etki Ölçeği (OHIP-14), Ağız ve Diş Sağlığı ile İlgili Yaşam Kalitesi-Birleşik Krallık Ölçeği (OHRQol-UK) ve Ağız Bakımı Öz Yetkinliği İnanç Ölçeği alt boyutu olan Diş Fırçalama Öz Yetkinliği kullanılmıştır. Hastalara ön test uygulanmış, ağız bakımı eğitimi verilmiş olup hastalar bir ay süre ile takip edilmiştir ve hastalara son test uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, frekans, yüzde, ortalama, Paired simple t testi kullanılmıştır. Hastaların %28.9'u inme geçirmeden önce günde 3 kez ağız bakımı yaparken, inme tanısı aldıktan sonra %43.3'ü günde bir kez ağız bakımı yapmaya başladıklarını ifade etmişlerdir. İnmeli hastaların ağız sağlığını değerlendirme formu ön test puan ortalaması 9,00±1,90 iken son test puan ortalaması 6,48±1,44 olup, aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İnmeli hastaların OHIP-14 ön test puan ortalaması 7,07±6,39 iken son test puan ortalaması 6,81±3,10 olup, aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). İnmeli hastaların OHRQol-UK ön test puan ortalaması 43,29±7,72 iken son test puan ortalaması 53,77±8,36 olup, aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İnmeli hastaların diş fırçalama öz yetkinliği ön test puan ortalaması 11,31±6,31 iken son test puan ortalaması 17,38±5,31 olup, aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda inmeli hastaların eğitim sonrası ağız sağlığını değerlendirme formu puanında anlamlı bir düşüş olduğu belirlenmiştir. Ayrıca OHRQol-UK puanında ve diş fırçalama öz yetkinliği puanında anlamlı bir yükselme olduğu belirlenmiştir. İnmeli hastaların ağız değerlendirmelerinin düzenli aralıklarla yapılması ve hastalara ağız bakımı eğitiminin verilmesi önerilmektedir. 2023, 118 sayfa ANAHTAR KELİMELER: Ağız Bakımı, Ağız Sağlığı, İnme, Öz Yetkinlik, Yaşam Kalitesi

Ağız sağlığıHasta eğitimiOral hijyen+3
Sibel Aşkın
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitisin tedavisinde tüm ağız dezenfeksiyonu ile birlikte oral antiseptiklerin kullanımı: Mikrobiyolojik ve klinik analiz

Periodontal hastalıklar; diş ve implant destek dokuların kaybıyla sonuçlanan, çeşitli lokal ve çevresel faktörlerden etkilenen, ana etkenin mikrobiyal dental plağın olduğu, multifaktoriyel, polimikrobiyal, poligenik enflamatuar ve enfeksiyoz hastalıklardır. Standart periodontal terapi bakteri plağının mekanik olarak subgingival bölgeden uzaklaştırılmasına dayanır. Bu aşamada dişlerin üzerindeki ve etrafındaki ceplerden bakteri birikintileri uzaklaştırılır ve kök yüzeyleri düzleştirilir. Bu işlemlerle gingival enflamasyona neden olan diş ve yakın çevresi ile ilişkili etkenler uzaklaştırılır. Ancak ağız boşluğu çok çeşitli mikroorganizma kolonilerine ev sahipliği yapabilecek eşsiz bir yapıya sahiptir ve periopatojen mikroorganizmalar bu dokulara invaze olabilmektedir. Diş yüzey temizliği ve kök yüzey düzleştirilmesi yapılan derin ceplerde, yeni ve daha az patojenik ekosistem oluşmadan tedavi edilmeyen ceplerden yada, diğer intraoral çevrelerden kaynaklanan patojen bakterilerin yeniden kolanizasyonu söz konusu olabilecektir. Periodontal tedavinin etkinliğini arttırabilmek için tüm ağız dezenfeksiyon (TAD) olarak adlandırılan, tüm ağız diş yüzey temizliği ve kök yüzey düzenlemesi (24 saat içerisinde, iki seans) ve beraberinde çeşitli lokal antiseptikler kullanılarak daha iyi mikrobiyolojik ve klinik sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Yapılacak olan bu çalışmada kronik periodontitisli hastalarda yeni bir yaklaşım olan tüm ağız dezenfeksiyon işlemi ile eş zamanlı lokal antiseptiklerin (diş macunu, subgingival jel, ağız gargarası, tonsil spreyi) uygulamasının klinik ve mikrobiyolojik değerlendirmeleri amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Tüm ağız dezenfeksiyon, periodontal terapi, enfeksiyoz hastalık, kronik periodontitis.

AntiseptiklerAğızDezenfeksiyon+5
Murat Cömert
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

10-12 yaş aralığındaki çocuklarda farklı motivasyon teknikleri kullanarak bilgi, tutum ve davranış üçgeninde diş fırçalama alışkanlığının araştırılması

Diş çürüğü ve periodontal hastalıklar çocukları etkileyen en yaygın kronik hastalıklar olarak kabul edilmektedir. Çocukluk döneminde, bu hastalıkların başlangıcı ve ilerlemesi yapısal ve davranışsal faktörler tarafından yönetilmektedir. Davranışsal faktörler; diyet, öz bakım ve oral hijyenden oluşmaktadır. Diş çürüğü ve periodontal problemlerin önlenmesinin temelini günlük ağız hijyen uygulamalarını içeren diş bakımı oluşturur. Çocukların ağız sağlığı davranışı, günlük oral hijyen uygulamaları ile güçlü bir ilişki içindedir. Bu çalışmanın amacı, farklı motivasyon yöntemlerinin çocukların ağız hijyeni uygulamaları ve ağız sağlığı davranışları üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya, 10-12 yaş aralığındaki 156 sağlıklı çocuk katılmıştır. Çocuklar rastgele 4 gruba ayrılmıştır. Birinci grupta temel oral hijyen eğitimi verilmiş ve plak indeksi skorları toplanmıştır. Doğru diş fırçalama, plastik model üzerinde anlatılmış ve eğitim bitiminde çocuklara uygun diş fırçası, diş macunu ve diş ipi verilmiştir. İkinci grupta, temel oral hijyen eğitimi verildikten sonra hazırlanan video ses ve görsel uyaranlar açısından izole bir odada, bilgisayar ekranı üzerinden izletilmiştir. İzlem sonrası anlaşılmayan ya da zorluk yaşanılan alanlar/konular değerlendirilip, anlaşıldığından emin olunmuştur. Üçüncü grupta, temel oral hijyen eğitimine ek olarak çocukların dişleri plak boyayıcı ajanla boyanmış ve fotoğraflanmıştır. Daha sonra çocukların temel oral hijyen eğitiminde öğretildiği şekilde dişlerini fırçalamaları istenmiştir ve fırçalama sonrasında plak seviyesini çocuklara göstermek için dişler tekrar boyanıp fotoğraflanmıştır. İlk fotoğraf ve son fotoğraf karşılaştılıp diş fırçalamanın plak oluşumunu önlemedeki rolü ile ilgili farkındalık sağlanmıştır. Motivasyonel görüşme yapılan son grupta temel oral hijyen eğitimi yapıldıktan sonra veri formunda verilen hatalı cevaplar değerlendirilmiştir. İdeal diş fırçalama ile çocuğun gerçek uygulamaları arasındaki çelişki konuşulmuş ve bu uyuşmazlığın çözümünün doğru fırçalama olduğu anlatılıp desteklenmiştir. Çocuklar 2. hafta, 1. ay ve 3. ay çağırılarak motivasyon yöntemlerinin etkinliği plak indeksine bakılarak değerlendirilmiştir. Bu dört grup değerlendirildiğinde, tüm gruplarda bilgi, tutum, davranış düzeyinde ve plak skorlarında olumlu değişiklikler gözlenmiştir. Bununla birlikte en büyük değişim motivasyonel görüşme grubunda gözlemlenmiştir. Motivasyonel görüşmenin çocuklara oral hijyen alışkanlıkları kazandırmada yararlı bir yöntem olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: bilgi tutum davranış, farklı motivasy

AlışkanlıklarBilgiDiş fırçalama+6
Hacer Nida Uğuz
Çukurova University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Epilepsi hastalarında genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavileri sonrası ağız ve diş sağlığına bağlı yaşam kalitesinin ölçülmesi

Bu çalışmanın amacı, özel bakım gereksinimi olan epilepsi hastalarında genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavileri sonrasında ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesindeki değişimin ölçülmesidir. Ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesinin ölçülmesi için Franciscan Hospital for Children Oral Health-Related Quality of Life (FHC-OHRQOL) ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmadaki örneklem grubumuz , Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı'na ağız ve diş problemleri için başvurmuş ve genel anestezi altında ağız ve diş tedavileri tamamlanmış 55 özel gereksinimi olan epilepsi hastalarından oluşmaktadır. Bu hastaların bakımından sorumlu kişilerin, FHC- OHRQOL ölçeğinin yanı sıra içeriğinde sosyo-demografik bilgiler, hastaların daha önceki tedavi deneyimleri ve ağız hijyeni alışkanlıklarına yönelik sorular bulunan formları tedavi öncesi ve sonrasında doldurmaları sağlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. FHC- OHRQOL ölçeğinin tedavi öncesi ve sonrası toplam skorları karşılaştırıldığında, genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavilerinin hastaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi üzerinde istatiksel olarak anlamlı derecede olumlu etki yaptığı sonucu ortaya çıkmıştır. FHC-OHRQOL ölçeğinin skorları ; daha önceki tedavi deneyimlerine, anketi yanıtlayanların hasta ile yakınlık derecesine, cinsiyet ve yaş gruplamalarına göre karşılaştırılmıştır. Genel anestezi altında yapılan ağız ve diş tedavilerinin genel yaşam kalitesini arttırdığı fakat genel yaşam kalitesinin ağız ve diş problemleri, günlük hayattaki problemler ve ebeveyn/bakıcı kaygısından bağımsız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Epilepsi ,Yaşam Kalitesi, Ağız Sağlığı, FHC-OHRQOL

AnesteziAnestezi-genelAğız sağlığı+5
Demet Alpar Kütük
Çukurova University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontal hastalık nedeniyle kaybedilen dişlerin tüm diş kayıpları içerisindeki oranının saptanması

ÖZETPeriodontal hastalıklar, diş çürüğü ve sekelleri ile birlikte tüm dünyada diş kayıplarına sebebiyet veren iki temel ağız sağlığı probleminden biridir. Diş kayıpları bireylerde estetik, fonksiyon, fonasyon ve özsaygıya ilişkin problemlere neden olurken, bu kayıpların rehabilitasyonu da toplumsal açıdan ekonomik sorunlara yol açmaktadır.Çalışmamızın temel amacı tüm diş kayıpları içerisinde, periodontal sebeple kaybedilen dişlerin oranını saptamak ve periodontal diş kaybına ilişkin risk faktörlerini değerlendirmeye çalışmaktır.Bu amaçla; çalışma örneklemi, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı (oral diagnoz) Kliniği ile yine Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Yenimahalle Araştırma ve Uygulama Birimi Kliniği'ne başvuran 18 veya 18 yaşından büyük ve çekim nedenini kesin olarak hatırlayabildiği en az bir adet dişi çekilmiş olan katılımcılardan oluşturulmuştur. Bireylerin kaybettikleri dişlerine dair verdikleri net beyanları ile ayrıca klinik ve gerektiğinde başvurulan radyografik bulguların çelişmemesi şartı aranmıştır.Çalışma, katılımcılara uygulanan bir anket ile klinik muayene olmak üzere iki aşamalı olarak dizayn edilmiştir. Anket aracılığıyla katılımcıların ad ve soyadları, T.C. kimlik numaraları, yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyleri, sigara alışkanlıkları, diş fırçalama, ara yüz temizliği yapma ve diş hekimi kontrolünden geçme sıklıkları, bir dişin kaç yüzeyi olduğuna dair yanıtları ve sistemik sağlık durumları sorgulanmıştır. Anket sonrasında ayrıntılı bir klinik muayene yapılmış; kayıp dişler ve kaybedilme sebepleri, mevcut çürük ve dolgulu dişler kayıt altına alınmıştır. Bireylerin ağız hijyenleri Green & Vermillion'un basitleştirilmiş oral hijyen indeksiyle, periodontal sağlık durumları ise CPITN indeks sistemi ile değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; periodontal hastalığın tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de diş kayıplarındaki önemini korumakta olduğu ve çekilen her dört dişten birinin periodontal nedenle çekildiği tespit edilmiştir. Hem periodontal sebeple hem de periodontal nedenler haricinde en sık kaybedilen diş grubunun birinci molar dişler olduğu gözlenmiştir. Periodontal diş kaybının; yaş, eril cinsiyet, düşük eğitim düzeyi, sigara alışkanlığı, diabet, kardiyovasküler hastalık (p<0.001) ve düzenli olarak gerçekleştirilen diş hekimi kontrollerinin eksikliği (p<0.05) parametreleri ile ilişkili olduğu bulgulanmıştır ve bu ilişkiler istatistiksel açıdan anlamlıdır.Araştırma popülasyonunun oldukça küçük bir kısmı (%5.6) sağlıklı periodontal dokulara sahiptir. Bireylerin sadece %9.5'i düzenli olarak ara yüz temizliği yaptıklarını ifade etmişlerdir.Diş kayıplarını engelleyebilmek ve ağız sağlığında azami seviyeye ulaşabilmek amacıyla koruyucu tedavi ve oral hijyen eğitimi uygulamalarına ağırlık verilmesi, toplumsal ağız sağlığı programının en önemli parçasıdır. Bu anlayışın bir sonucu olarak, diş kayıplarına yönelik çalışmalar belirli aralıklarla güncellenmelidir. Yukarıda sözü edilen hedeflere ulaşmak; devlet, eğitim kurumları, medya kuruluşları ve tüm diş hekimlerinin ortak çabasını gerektirmektedir.

Diş dökülmesiDiş çekimiDiş çürükleri+3
Ali Burak Ayrancı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontal hastalıkların kronik obstruktif akciğer hastalığı(KOAH) üzerine etkisi

Periodontal hastalıklar ile ilişkili oral patojenlerin bir risk faktörü olarak işlev görüp; KOAH atağı gelişimine ve hastalığın ilerleyişine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı hafif derece akut ataktaki KOAH hastalarının bronkoalveoler lavaj, tükürük ve mikrobiyal dental plak örneklerindeki Agregatibacter actinomycetemcomitans, Prevotella intermedia ve Porphyromonas gingivalis seviyelerini mikrobiyolojik olarak değerlendirmek ve KOAH ile periodontal hastalıklar ve zayıf oral hijyen arasındaki potansiyel ilişkiyi araştırmaktır.Çalışmaya katılan 91 bireyin sistemik durumu (KOAH akut atağında-sağlıklı), periodontal durumu (periodontitis-sağlıklı) ve sigara kullanımı (kullanıyor-kullanmıyor) göz önüne alınarak altı çalışma grubu oluşturuldu: KOAH(+)PER(+)Sigara(+), KOAH(+)PER(-)Sigara(+), KOAH(-)PER(+)Sigara(+), KOAH(-)PER(-)Sigara(+), KOAH(-)PER(-)Sigara(-), KOAH(-)PER(+)Sigara(-). Tüm katılımcılar periodontal açıdan değerlendirildikten sonra, tükürük ve subgingival plak örnekleri alındı. KOAH olan bireylerden ek olarak bronkoalveolar lavaj örneği alındı. Tüm örnekler Real-time Polimeraz Zincir Reaksiyonu ile mikrobiyolojik olarak değerlendirildi. Veriler istatistiksel olarak Üç-Yönlü Varyans Analizi, Student's t testi, Mann Whitney U ve Spearman'ın Korelasyon testiyle değerlendirildi.KOAH(+)PER(+)Sigara(+) grubunda tüm klinik parametreler KOAH(+)PER(-) Sigara(+) grubuna göre yüksek bulunmuş, istatistiksel olarak anlamlı fark CD (öb-ta) (p<0.001), KAD (öb-ta) (p<0.001) ve BOP (p=0.003) değerlerinde izlenmiştir. KOAH(+) olan bireylerin bronkoalveolar lavaj örneklerinde P.intermedia ve P.gingivalis kolonizasyonu izlenmiştir. Bu veri bize periodontal hastalıklara spesifik bu bakterilerin aspirasyonu sonucunda KOAH akut atağı sırasında alt solunum yolunda gelişen inflamasyona katkılarının olabileceğini göstermektedir. Plak indeks skoru arttıkça KOAH Evre III olma ihtimalinin yükseldiği saptanmıştır (p=0.05). Bu bulgular bize zayıf oral hijyenin ve oral bakteri aspirasyonunun, KOAH klinik seyri ve atak gelişimi ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifBronkoalveolar lavajMikrobiyoloji+3
Beste Pervane
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ağız bakımında farklı konsantrasyonlarda klorheksidin glukonat kullanımının ağız florasına etkisi

Araştırma, cerrahi yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalarda %0.9'luk NaCl ile üç farklı (%0.12, %0.2, %2) konsantrasyonda klorheksidin glukonat solüsyonunun ağız florasına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü, çift kör, deneysel araştırma modelinde uygulandı. Araştırmanın evrenini, Mayıs 2013 ile Ağustos 2013 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde cerrahi yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalar oluştururken örneklemini ise, araştırma kriterlerini sağlayan 72 hasta (her bir grup 18 hasta olmak üzere toplam dört grup) oluşturdu. Araştırma verileri Sosyo-demografik Özellikler Formu, Ağız Sürüntü Örneği Formu, Hasta Bakım Çizelgesi, Ağız Bakım Protokolü ve Ağız Değerlendirme Rehberi kullanılarak elde edildi. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilirken SPSS (17.0 versiyonu) istatistik paket programı kullanıldı. Sonuçlar %95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde ve p<0.01 p<0.001 ileri anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Kullanılan ağız bakım solüsyonlarının ağız florasına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilen mikrobiyolojik analizler sonucunda, ağız florasında kolonize olmuş bakteri sayılarındaki en fazla azalmanın, klorheksidin glukonatın %2'lik konsantrasyonda kullanıldığı grupta olduğu belirlendi. Ağız Değerlendirme Rehberi toplam puan ortalamalarında saptanan olumlu yöndeki değişimler (puan düşüşü) istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Klorheksidin glukonatın %2 ve %0.2'lik konsantrasyonda kullanıldığı gruplarda ikinci değerlendirmede, %0.12'lik konsantrasyonda kullanıldığı grupta dördüncü değerlendirmede elde edilen puanlardaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, NaCl (%0.9) kullanılan grupta ise oluşan değişimin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi.

AğızAğız florasıAğız hastalıkları+4
Melek Kayış
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Trabzon merkez ilçesindeki okul öncesi eğitimcilerin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Erken çocukluk çağı çürüklerini önlemek için çocuklar ve ailelerin bu konu hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, uygun ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının kazandırılması gereklidir. Öğretmenler; ağız ve diş sağlığı hakkında yeterli bilgi ve davranışlara sahip olurlarsa, okul temelli dental eğitimde rol alarak, aynı anda çok sayıda çocuk ve ebeveyne ulaşabilirler ve onları ağız hastalıkları ve hijyen alışkanlıkları konusunda eğitebilirler. Bu çalışmanın amacı Trabzon Merkez ilçesindeki okul öncesi öğretmenlerin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirerek eksik veya yanlış bilinen konuları saptamaktır. Çalışmada Trabzon Merkez ilçesine bağlı ana sınıfı ve anaokullarına gidilerek toplamda 226 okul öncesi öğretmenine çocukların ağız ve diş sağlığı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendiren anket uygulaması yapıldı. Buna göre öğretmenlerin sadece %29,8'inin daha önce ağız ve diş sağlığı ile ilgili eğitim aldığı tespit edildi. Öğretmenlerin %83'ünün diş çürüğünü önlemek için düzenli diş hekimi ziyaretinin daha etkili bir yöntem olduğunu düşündüğü, ancak düzenli aralıklarda diş hekimine gidenlerin oranının %13,2 olduğu saptandı. Fluoridin diş minesini güçlendirdiğini düşünenlerin oranı %65,8 olarak bulgulandı. Çalıştıkları okullarda ağız ve diş sağlığı ile ilgili çalışmalar olan öğretmenlerin oranı %35,1 olarak belirlendi. Öğretmenlerin %74,6'sı ileride çocuklarda ağız ve diş sağlığı ile ilgili eğitim verildiğinde katılmak isteyeceğini belirtti. Bu çalışma sonucunda koruyucu uygulamalar, ağız yaralanmaları ve ağız hijyeni alışkanlıkları konusunda bilgi eksiklikleri tespit edildi. Süt dişlerinin önemi, tedavi edilebilirliği, çocuklarda ilk diş temizliği ve diş hekimi ziyaretleri, çocuklarda fluorlu diş macunu kullanımı konusunda, ağız hijyeni ile doğru davranışlar ile ilgili uygun bir dental eğitim programı hazırlanarak okul öncesi öğretmenlerine lisans düzeyinden başlayarak belirli aralıklarla tekrarlanması tavsiye edilmektedir. Dental eğitimin okul müfredatında daha etkili bir hale getirilmesinin EÇÇ'yle mücadelede daha faydalı olacağı kanısındayız.

AğızAğız hastalıklarıAğız sağlığı+7
Ezgi Baltacı
Karadeniz Technical University
2016
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Laparoskopik kolesistektomi için Sevofluran-Azotprotoksit uygulanan hastalarda preoperatif oral karbonhidrat solusyonu kullanımının postoperatif bulantı kusmaya etkisi

Postoperatif bulantı ve kusma (POBK) birçok nedenden kaynaklanan, sık karşılaşılan (ortalama %34.6) ve özellikle operasyondan sonraki ilk iki saatte görülen bir problemdir. Çalışmamızda, laparoskopik kolesistektomi için sevofluran-azotprotoksit uygulanan hastalarda preoperatif oral karbonhidrat solusyonu kullanımının postoperatif bulantı-kusma üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık.Çalışmaya her iki cinsten, 18-60 yaş arasında, normal vücut ağırlığında ve ASA I-II risk grubundan elektif laparoskopik kolesistektomi planlanan 64 hasta alındı. Rastgele iki gruba ayrılan hastalardan Grup Karbonhidrat'a (Grup KH) saat 24'de ve operasyondan 3 saat önce 400 mL oral karbonhidrat solusyonu verildi. Grup Konrol'e (Grup K) ise saat 24'den sonra katı ve sıvı gıdalar yasaklandı. Bütün hastaların premedikasyonu operasyondan 30 dakika önce midazolam 0.05 mg/kg, i.m. ile sağlandı. Operasyon odasına alınarak standart monitorizasyon (EKG, end-tidal karbondioksit (ETCO2), periferik arteriyel oksijen satürasyonu (SpO2), noninvazif arteriyel kan basıncı) yapılan hastalara, anestezi indüksiyonu için 5-7 mg/kg sodyum tiyopental, 2 µ/kg fentanil ve 0.1 mg/kg veküronyum i.v. uygulandı. %70 N2O ve %30 O2 içinde %1-3 konsantrasyonunda sevofluran verilerek anesteziye devam edildi. Hastaların preoperatif, intraoperatif (indüksiyondan sonra, entübasyondan 5 dakika sonra, intraoperatif 15 dakika arayla, ekstübasyondan önce ve 5 dakika sonra) ve postoperatif (derlenme sürecinde) ortalama arteriyel basınç (OAB), kalp atım hızı (KAH); ekstübasyondan 5 dakika sonra, postoperatif 15, 30, 45 ve 60 dakikalarda; takip edildikleri klinikte 2, 3, 4, 6, 8, 12 ve 24. saatlerde bulantı-kusma skoru ile (0: bulantı-kusma yok, 4: birden çok kusma) POBK oranları, vizüel analog skala (VAS) ile (0: ağrı yok, 10: dayanılmaz ağrı) postoperatif ağrı şiddeti ve memnuniyet dereceleri saptandı.Hastaların demografik verileri, OAB, KAH ve toplam postoperatif analjezik miktarı bakımından gruplar arasında fark görülmedi. VAS değerlerinin Grup KH'da Grup K'e göre postoperatif 30 ve 45. dakikalarda (p<0.05) ve 60. dakikada (p<0.01) anlamlı derecede daha düşük olduğu; 2. saatte ise Grup K'de Grup KH'a göre daha düşük (p<0.05) olduğu tespit edildi. POBK derlenme döneminde 15. dakikada (p<0.05), 30. dakikada (p<0.001), 45. dakikada (p<0.01), 60. dakikada (p<0.05), postoperatif 8. saatte (p<0.01) Grup KH'da Grup K'e göre istatistiksel olarak daha düşük oranda gözlendi. Toplam antiemetik kullanımı Grup KH'da Grup K'e göre daha düşüktü (p<0.001). Grup KH'daki hastalar Grup K'e göre preoperatif ve postoperatif bakımdan daha memnun kaldılar (p<0.001).Sonuç olarak, sevofluran-azotprotoksit anestezisi altında laparoskopik kolesistektomi operasyonu geçiren hastalarda preoperatif oral karbonhidrat solusyonu kullanımı ile POBK oranları ve antiemetik gereksiniminin anlamlı oranda azaldığı ve daha iyi hasta memnuniyeti sağlandığı kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Laparoskopik kolesistektomi, preoperatif karbonhidrat solusyonu, postoperatif bulantı-kusma

AnestetiklerBulantıKarbonhidratlar+7
Özden Yıldızhan
Fırat University
2010
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kişiye özgü üç boyutlu dişeti çekilme modelinin ağız hijyen motivasyonu üzerine etkisi

Periodontal hastalıkların ana nedeni mikrobiyal dental plaktır. Bireylerin etkin plak kontrolünü yapabilmeleri sağlıklı periodonsiyumun elde edilmesi ve korunması için ön koşuldur. Bu nedenle, bireylerin fırçalama ve arayüz temizlik ajanlarını düzenli kullanmaları konusunda bilgilendirilmeleri ve motivasyonları çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, kişiye özgü üç boyutlu dişeti çekilme modeli kullanılarak yapılan ağız hijyen motivasyonunun klinik etkinliğini değerlendirmektir. Çalışmamıza 18-60 yaş aralığında sistemik olarak sağlıklı, en az 12 yıl eğitim düzeyine sahip toplam 84 (48 kadın ve 36 erkek) gingivitis hastası dahil edildi. Hastalar Geleneksel Yöntem (GY) (n=28), Üç Boyutlu Animasyon (ÜBA) (n=28) ve Periodontal Hastalık Öngörü (PHÖ) (n=28) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Çalışmaya başlamadan önce bireylerin periodontal bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla hastalara Periodontal Bilgi Düzey Anketi (PBDA) uygulandı. Verilen oral hijyen motivasyonun etkinliğini değerlendirmek için başlangıç periodontal tedaviden önce ve tedaviden sonra 6. haftada Rustogi Modifiye Navy Plak İndeksi (RMNPI), Gingival İndeks (GI) ve Papil Kanama İndeksi (PKI) ölçümleri yapıldı. Hastalara Dental Tedavi Motivasyon Skalası (DTMS) uygulanarak hastaların içsel, dışsal ve total motivasyon değerleri skorlandı. İstatistiksel analizler SPSS 23 bilgisayar yazılımı ile gerçekleştirildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. RMNPI ve GI skorları gruplar arası karşılaştırıldığında, PHÖ grubu diğer gruplara göre daha fazla azalma gösterirken (p<0,05), GY ve ÜBA grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0.05). PKI skorlarındaki değişim gruplar arasında anlamlı değildi (p>0,05). Grupların klinik verilerine ait tüm paremetrelerde başlangıca göre azalma tespit edildi (p>0.05). Hastaların motivasyon düzeyleri değerlendirildiğinde ise tüm gruplardaki total motivasyon değerleri başlangıca göre artarken, PHÖ grubundaki dışsal motivasyon artışı diğer gruplara göre daha fazlaydı (p>0.05). Ağız hijyen motivasyonunda kişiye özgü üç boyutlu görseller kullanılarak yapılan ağız hijyen eğitiminin, bireylerin tedaviye uyumlarını arttırmada etkili olabileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: ağız hijyen motivasyonu, üç boyutlu görüntü, mikrobiyal dental plak, dişeti çekilmesi.

AğızAğız sağlığıDental plak+7
Zeynep Akgül
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı içerikli diş macunlarının monolitik zirkonyanın optik özelliklerine etkisinin değerlendirilmesi

Monolitik zirkonya, estetik ve mekanik özellikleri geliştirilmiş restorasyonlar hazırlayabilmek için tercih edilmektedir. Bununla beraber, diş macunu ve gastrik asit, farklı materyal kalınlıklarındaki monolitik zirkonya materyalinin optik özellikleri üzerinde etkili olabilir. Bunun yanı sıra gastrik asidin monolitik zirkonya materyali üzerine etkileri ve erozyon önleyici diş macunlarının etki dereceleri konusunda elde edilmiş net bir sonuç yoktur. Bu tez çalışmasının amacı, farklı içerikli diş macunlarının ve gastrik asidin çeşitli kalınlıklardaki monolitik zirkonya materyalinin optik özellikleri üzerine etkisinin CIELAB (∆E) ve CIEDE2000 (ΔE00) parametreleri aracılığı ile değerlendirilmesidir. Monolitik zirkonya (inCoris TZI C, Sirona Dental; Almanya) materyalinden iki farklı kalınlıkta (0.8 mm ve 1.0 mm) olmak üzere toplam 63 tane örnek hazırlandı. Sinterizasyon işlemi tamamlandıktan sonra numunelerin L*, a*, b*, C (kroma) ve h (hue) değerleri gri zeminde spektrofotometre aracılığı ile (Easy Shade Advance 4.0 Vita Zahnfabric; Almanya) ölçüldü. Daha sonra, örnekler simüle edilmiş fırçalama ünitesinde diş macunu ile fırçalandı ve gri zeminde renk ölçümleri tekrarlanarak ∆E1 ve ∆E001 değerleri hesaplandı. Bu işlemden sonra örneklere simüle edilmiş gastrik asit uygulaması yapıldı ve gri zeminde numunelerin son renk ölçümleri tamamlanarak ∆E2 ve ∆E002 değerleri hesaplandı. Fırçalama ve asit uygulamasının materyal yüzeyi üzerine etkisinin analizinde taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri kullanıldı. Verilerin istatiksel değerlendirmesinde Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testleri kullanıldı. Tekrarlayan ölçümlerden elde edilen verilerin, Friedman Halton ve Wilcoxon Signed Rank testleri ile istatiksel değerlendirilmesi yapıldı. Diş macunu ve gastrik asit uygulamasının renk değişimi üzerine etkileri değerlendirildiğinde, farklı diş macunları ile fırçalanan örneklerden 0.8 mm kalınlığında olan grupta renk değişimi görülmemiş, 1.0 mm kalınlığındaki örneklerden Promine diş macunu grubunun ΔE1 ve ΔE001 değerlerinin Tam koruma grubuna göre anlamlı derecede büyük olduğu görülmüştür(p=0,001), (p=0,001). Gastrik asit uygulaması sonrası renk değişimleri değerlendirildiğinde ise 0.8 mm kalınlığındaki örneklerden Promine diş macunu grubunda asit uygulaması sonrası ΔE002 değerlerinin anlamlı düzeyde büyük olduğu görülmüştür (p= 0,001). Fakat renk değişimleri klinik olarak fark edilebilir seviyede bulunmamıştır. Çalışmanın bulgularına göre farklı diş macunları ile fırçalama ve gastrik asit uygulamasının monolitik zirkonya materyalinin renk değişimi üzerine etkisinin klinik algılanabilirlik seviyesinin altında ve tüm gruplarda değişimleri klinik olarak gözlemlenebilir eşiğin altında kaldığı tespit edilmiştir

Ağız sağlığıDiş fırçalamaDiş macunları+6
Ayşe Kardelen Yılmaz
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diyarbakır ili pediatrist ve aile hekimlerinin çocuk ağız-diş sağlığı hakkındaki bilgi düzeyi ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma Diyarbakır ilinde bulunan pediatrist ve aile hekimlerinin çocuk ağız diş sağlığı konusundaki bilgi düzeyleri ve yaklaşımlarının değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: 2021 yılında Diyarbakır ilinde yapılan bu tanımlayıcı tipteki çalışmaya 61 pediatrist, 96 aile hekimi katılım sağladı. Hekimlere 4 bölümden ve toplam 43 sorudan oluşan anket formu uygulandı. Hekimlerinin çocuk ağız diş sağığı konusundaki farkındalıklarını arttırmak amacıyla daha sonra eğitici broşür dağıtıldı. Çalışmada bilgi puanlarına ilişkin normallik testleri sonucunda iki gruplu karşılaştırmalarda Student t testi ve/veya Mann-Whitney U testi, 3 ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda Anova ve/veya Kruskall-Wallis H testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hekimlere, çocuk ağız-diş sağlığı ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla 33 soru soruldu ve çalışmaya katılan pediatristler ve aile hekimlerinin bu 33 soruda alabilecekleri maksimum puan 31 iken, çalışmamızdaki ortalama puan 23,71 (%76) olarak belirlendi. Çalışmaya katılan pediatristlerin ortalama puanı %24,02 iken, aile hekimlerinin ortalama puanı %23,52'dir. Branşlar arasında bilgi düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Hekimlerin çocuk ağız diş sağlığı eğitimi alma durumu değerlendirildiğinde çocuk ağız ve diş sağlığı eğitimi almayan pediatristlerin oranı, aile hekimlerine göre anlamlı derecede yüksek bulundu. Çocuk ağız diş sağlığı bakımından kendini yeterli bulmayan ve hizmet içi eğitim isteyen pediatristlerin bilgi düzeyi kendini yeterli bulan ve hizmet içi eğitim istemeyenlere göre anlamlı derecede düşük bulundu. Sonuç: Pediatrist ve aile hekimlerinin tıp fakültesi ve uzmanlık eğitimi müfredatlarına ağız-diş sağlığı ve travmatik dental yaralanmalar ile ilgili dersler dahil edilmeli, belirli aralıklarla hizmet içi eğitimler verilerek bilgi düzeyi ve farkındalığın arttırılması sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Pediatrist, aile hekimi, ağız-diş sağlığı, çocuk, eğitim.

Ağız sağlığıBilgi düzeyiDiyarbakır+4
Mesude Canan Şeker Özden
Dicle University
2022
00

Related subjects