Political system
55 theses under this subject heading
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ortaya çıkabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi kültürü ve uygulamaları bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılarak ortaya çıkabilecek sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne dair önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Hızlı karar almanın yürütmenin güçlü olmasından geçtiği düşüncesiyle birçok ülke ABD'de başkanlık sisteminin uygulanmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek güçlü yürütme ile birlikte istikrarsız hükümetler oluşmasını engellemek istemektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılırken dünya üzerinde uygulanan parlamenter sistem, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri incelenerek bu sistemlerde ortaya çıkan sorunlar ışığında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki sorun çıkarabilecek alanlara dair önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada, ülkelerin istikrarlı yönetimler ortaya çıkarabilmeleri için siyasi kültürlerine uygun hükümet sistemi yapmaları gerektiği anlatılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için iyi bir sistemdir. Ancak sistemin düzenlenmesi ve uygulamasında ortaya çıkabilecek sorunlar giderilirse sistemin faydalı yönlerinden daha fazla istifade edilebilir. Bu çalışmada, hükümet sistemlerinin sorunsuz işleyebilmesi ve sorunlar karşısında çözüm üretebilmesi için şartlara göre revize edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Sorunlar, Çözüm Önerileri, Siyasi Kültür
Başkanlık sisteminden beklentiler ve Türkiye
Türkiye'de sistem değişikliği ile ilgili tartışmalar kapsamlı olarak 1980'li yıllarda başlamıştır. Farklı dönemlerde kimi zaman yoğunluğu artan bir şekilde devam eden bu tartışmalar özellikle başkanlık sistemi ve Türkiye'de uygulanabilirliği üzerinedir. Bu çalışma ile Türkiye'nin hükumet sisteminin başkanlık sistemi olması yönünde ortaya konulan gerekçelerin ve başkanlık sisteminin hangi oranda tatmin edici sonuçlar yaratacağının farklı görüşler çerçevesinde irdelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde siyasal sistem ve siyasal rejim ile ilgili kavramsal çerçeve açıklanmıştır. Kuvvetler ayrılığı teorisine göre hükumet sistemleri hakkında bilgi verilerek, parlamenter sistem ve yarı-başkanlık sistemi hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde başkanlık sisteminin genel çerçevesi çizilerek, sistemin prototipi ABD ve başarısız sonuçlar verdiği Latin Amerika ülkeleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Türk siyasal kültürünün başkanlık sistemi ekseninde karakteristiği ortaya konulmuştur. Ayrıca Türk anayasalarında yer alan hükumet sistemleri ile parlamenter sistemle ilişkilendirilen istikrarsızlık olgusu ortaya konulmuştur. Son bölümde ise başkanlık rejimini arzulayan kişilere ve onların dayandıkları gerekçelere yer verilmiştir. Ak Parti iktidarının Türk tipi başkanlık modelinin Amerikan tipi başkanlık sisteminden farkı ifade edilmiştir. Ayrıca başkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanması durumunda ortaya çıkabilecek olası sonuçlar ve Türk siyasal sistemi için en ideal hükumet sistemi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuvvetler Ayrılığı, Parlamenter Sistem, Başkanlık Sistemi, Siyasal Kültür, Siyasal Sistem, İstikrarsızlık, Demokrasi
I. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Meclis-i Mebusan seçimlerinin değerlendirilmesi
Günümüz demokratik toplumlarında seçim sistemleri ve seçimlerin önemi tartışılmaz bir gerçektir. En temel anlamıyla halkın kendini yönetenleri belirlenmesi demek olan seçimler Türk demokrasi tarihinin önemli kilometre taşlarındandır. Öncelikle son yıllarda ülkemizin bir biri ardına yaşadığı seçimler ve konunun son dönemde hayli canlı ve güncel olması bizi coğrafyamızda ilk yapılan seçimlere yöneltmişti. Türk siyasal hayatına seçim, seçme ve seçilme kavramının girdiği ilk günler olan Tanzimat'tan Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesine kadarki dönemde yapılan seçimler çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde seçim, seçim sistemleri kavramı ve dünyada uygulanan seçim sistemleri kavramsal çerçevede açıklanmış, Çoğunluk sistemi, Orantılı (Nisbi) seçim sistemi ve Karma sistem hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde Osmanlı seçimlerin başlangıcı, meclis kültürü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde I. Meşrutiyet öncesi Osmanlı Devleti'nin siyasi, fikri, ekonomik olarak genel durumu ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde Osmanlı I. Meşrutiyet ile başlayan seçimlerin Mondros Ateşkes Anlaşması sonrası yapılan son seçimlere kadar incelemesi yapılmıştır. Bu bağlamda 1877-1878 seçimleri, 1908 seçimleri, 1912 seçimleri, 1914 seçimleri, 1918 seçimleri genel hatlarıyla ele alınmıştır. Son bölümde ise genel bir değerlendirme ile çalışmamız sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Seçimler, Demokrasi, Osmanlı, Meşrutiyet, İttihatçılar,
Siyasal sistemlerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması: Örnek ülke incelemeleri
Yönetim sistemleri veya siyasal sistemler, devletlerin ve kurumların yönetimi için hükmetme gücünün kimin elinde nasıl bulunacağını belirleyerek ortaya çıkan ve gelişen devlet iktidarı türlerini ifade etmektedir. Çeşitli hükümet sistemlerini oluşturmak için geçmiş çağlardan beri sınıflandırmalar mevcuttur. Herhangi bir zamanda varlığını gösteren ve işleyen siyasal kurumların oluşturduğu yapı siyasal sistemlerdir. Bu kurumlar arasında etkileşim ve koordineli bir çalışma söz konusudur. Siyasal sistem ülkenin kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer yapıları ile etkileşim halindedir. Fakat kurumlar bir devletin sadece yapısını oluşturur, genel özelliklerini ise seçim sistemleri, siyasal güçleri, partilerin yapısı, vatandaşların siyasete katılımı gibi etmenler oluşturur. Üst düzey devlet yöneticisi, devlet kurumların da ilgili olduğu alt birimlerde mevzuatlar ile ilgili uygulamaları denetler ve benzer görevleri yürütürler. Demokrasi, dünyadaki tüm devlet ve bireylerin kurum veya devlet politikasını şekillendirmek için sahip olduğu yönetim biçimidir. Demokrasi ölçümleri 1970'den beri Freedom House, 2006 yılından bu yana The Economist tarafından yapılmaktadır. Demokrasi endeksleri hükümetlerin siyasal katılımlarını, siyasal özgürlüklerini ve seçim süreçlerini inceleyerek hazırlanmaktadır. Demokrasi sınıflandırması açısından ülkeler; tam demokrasiler, kusurlu demokrasiler, hibrit rejimler ve demokratik olmayan rejimler olarak kategorize edilmektedir. Bu çalışmada, demokrasi sınıflandırmalarına göre ülkelerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması incelenecektir. Çalışmanın hipotezi; siyasal sistemlerde farklı demokratikleşme düzeylerine göre üst düzey devlet yöneticilerinin atanmasında çeşitlilikler olduğudur. Çalışmanın yöntemi, betimsel ve tarihsel araştırma yöntemleri ve belgeye dayalı veri analizidir. Bu çerçevede The Economist'e göre demokratikleşme puanları üzerinden veriler incelenerek sonuca ulaşılacaktır.
İslam medenı̇yetı̇nı̇n ortaya çıkışı, gelı̇şı̇mı̇ ve dı̇ğer medenı̇yetlerden farkları çağlar boyunca (El-Raşı̇dı̇, Emevı̇ler ve Abbası̇ler H. 590 yılına kadar)
Arap-İslam medeniyetinin incelenmesi, hem önceki hem de sonraki tüm diğer medeniyetler üzerindeki gelişimini ve hayatın çeşitli yönlerindeki ustalığını gölgede bırakan bir milletin tarihini içerdiğinden, en önde gelen ve geniş kapsamlı konulardan biridir. Bunun birinci nedeni, sağlam temellerini ve kurallarını Allah'ın Kutsal Kitabı'ndan ve O'nun Resûlü'nün biyografisinden almasıdır. Bu, önceki medeniyetlerden benimsediği bazı temellere ek olarak, hakiki İslam dinine uygun olanı alarak. Ve İslam medeniyetinde yazı her konuda olduğu gibi bazı problemlerde olmalıdır. Medeniyet ve en önemli dayanakları nelerdir? İkinci eksen, İslam medeniyetinin gelişimi etrafında döner, peki İslam medeniyetinin refah zirvesine ulaşana kadar geçirdiği aşamalar nelerdir, üçüncü eksen ise İslam medeniyetinin diğer Arap ve diğer medeniyetlerden farkı ile temsil edildi. -Arap, peki İslam medeniyeti ile diğer medeniyetler arasındaki fark noktalarının özü nedirVe İslam medeniyetinde yazı her konuda olduğu gibi bazı problemlerde olmalıdır. Medeniyet ve en önemli dayanakları nelerdir. İkinci eksen, İslam medeniyetinin gelişimi etrafında döner, peki İslam medeniyetinin refah zirvesine ulaşana kadar geçirdiği aşamalar nelerdir, üçüncü eksen ise İslam medeniyetinin diğer Arap ve diğer medeniyetlerden farkı ile temsil edildi. -Arap, peki İslam medeniyeti ile diğer medeniyetler arasındaki fark noktalarının özü nedir. Bu çalışma, İslam medeniyetinin ortaya çıkışının temellerini, şartlarını, özelliklerini, özelliklerini ve siyasi, idari, fikri ve kentsel açıdan gelişimini bilmeyi amaçlamaktadır. Şunu belirtmekte fayda var ki, İslam medeniyeti konusunda İslam sistemleri kitapları da dahil olmak üzere yazılmış bazı çalışmalar vardır ve bunların üniversite edebiyat, tez ve edebiyat çalışmaları da dahil olmak üzere kaynak ve referanslar listesinde oluşturduğumuz pek çok çalışma vardır. Araştırmacı Marwan bin Şuş'un Selçuklular dönemindeki ilmî hareketler ve İslam Doğusu üzerindeki etkileri üzerine yazdığı yüksek lisans tezinden bahsettiğimiz araştırma, Selçuklu dönemindeki ilmî hareketi diğer devirlerden bağımsız olarak sadece ele almıştır. Bu çağda bilimsel hareketin gelişimi için temel ve araştırmacı Ammar Abdel Rahman tarafından Şam'daki İslam mimarisi; Diğer İslam şehirlerinden değil, Şam'daki kentsel manzaralardan memnun olan.
Din ve siyaset ilişkileri bağlamında Afganistan'da rejim değişiklikleri (1973 – 2001)
Son yıllarda hem akademik literatürde, hem de uluslararası alanda din ve siyaset bağlamında dini hareketlerin ortaya çıkışı, iktidar ve din arasındaki uyuşmazlıklar sıklıkla tartışılan bir konu konumuna gelmiştir. Bu çalışmanın amacı literatür alandaki bu boşluğu doldurmak ve Afgan siyasetini dinin etkisine yönelik bir analizle sunmaktadır. Özellikle son yıllarda Afgan siyasetinde dinin etkisinin artması üzerinde sıklıkla durulan bir konu olup bunun etkisiyle ortaya çıkan rejim değişikleri ele alınmıştır. Dolayısıyla dini hareketlerin çıkış noktasından başlayarak radikalleşme sürecine kadar, dönemler üzerinde durularak bu dönemlerde dinin hangi amaçla kullanıldığı ve ayrıca dış ülkelerin müdahaleleri üzerinde dinin etkisi ele alınmıştır. Afgan siyasetinde din 1973'lerden sonra çok etkin olmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu dönemlerden sonra dini hareketler birer siyasi aktör olarak Afgan siyasetinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca bu dönemlerde yaşanan Soğuk Savaş ve İran İslam devrimi gibi olaylar, Afganistan'daki dini hareketleri etkileyerek dinin siyasetteki etkisini artırmaktaydı. Dolayısıyla bu dönemlerde bölgesel ve küresel aktörler din üzerinden siyaset yapmaya çok özen göstermiştir. 1973-2001 yılları arasında Afganistan'da din ve siyaset birbirine bağlı ve birbirini oldukça etkilemiş kavramlar olarak ortaya çıkmaktaydı. Oldukça önem teşkil eden bu dönemin analizi tezin ana temasını oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Din ve siyaset, dini hareketler, rejim değişiklikleri, Afganistan.
Politik sistemlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına etkisi
Günümüzde hızla artan küreselleşmenin etkisiyle Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) ülkeler için vazgeçilmez bir yatırım unsuru haline gelmiştir. Özellikle ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli olan DYSY, yöneldiği ülkelere sermaye, bilgi ve teknoloji birikimi, beceri, teknik bilgi (know-how), piyasaya giriş ve istihdam fırsatları sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler DYSY'yi arttırmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu noktada DYSY'nin belirleyicilerinin neler olduğu önem kazanmaktadır. Konuya ilişkin literatürde DYSY'nin politik ve ekonomik belirleyicilerinin ön planda olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma ise DYSY'nin politik belirleyicilerinden olan ve ülkelerin yönetim şekillerini ifade eden politik sistemler ve beraberinde politik istikrarsızlık kavramının DYSY üzerindeki etkisini ele almaktadır. Bir ülkenin demokratik, otokratik ya da karma yönetim şekline sahip olmasının o ülkeye yönelen DYSY üzerinde bir etkisi olup olmadığının araştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Çalışmada DYSY'nin politik belirleyicilerinin yanı sıra ekonomik belirleyicileri de incelenmekte; GSYİH büyüme oranı, kişi başına GSYİH, dış ticaret hacmi, enflasyon seviyesi, altyapı yatırımlarına verilen önem, ucuz işgücü ve sahip olunan doğal kaynak miktarı DYSY'yi etkileyebilecek ekonomik değişkenler olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede World Bank ülke gruplamasına göre orta gelir düzeyine sahip 48 ülke 1998-2015 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde panel veri analizi ile ele alınmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar ekonomik büyüme oranı yüksek olan, aynı zamanda büyük piyasalara ve bol miktarda doğal kaynağa sahip olan ülkelerin DYSY için daha cazip olduğunu vurgulamakta; ülkelerin yönetim şekillerinin ve politik istikrarsızlığın ise DYSY üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmektedir.
Türkiye'nin yeni hükümet sisteminin parti sistemine etkisi
Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde halkoylaması yoluyla anayasa değişikliğine giderek yeni bir hükümet sistemi kabul etmiştir. Amerikan başkanlık sisteminin temel unsurlarına sahip; fakat bazı özellikleriyle "Türk tipi başkanlık sistemi" olarak adlandırılan bu yeni sistem, Türkiye'nin uzun yıllar tartışılan hükümet sistemi sorununda yeni bir döneme geçiştir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir. Çalışmamız hükümet sistemleri ve parti sistemleri arasındaki bu korelasyonun önemini dikkate alan bir yaklaşımla yeni hükümet sisteminin parti sistemini nasıl etkileyeceği sorunsalını ele almaktadır. Bu amaçla çalışmada belirtilen kavramların temel anlamları ve tarihsel boyutları irdelenmiş, Türkiye'nin siyasal tarihi incelenerek, oluşturulan argümanlar temellendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında yeni hükümet sisteminin yapısı incelenmiş ve parti sistemini nasıl etkileyeceği, yeni dönemde partilerin ve siyasal yapının nasıl şekilleneceği bilimsel gerekçelerle ele alınmaya çalışılmıştır.
Konstantinos'tan Theodosyus'a Hıristiyanlığın Roma siyasal sistemiyle entegrasyonu süreci
Filistin bölgesinde ortaya çıkıp Akdeniz havzasında yayılan Hıristiyanlık ile bu havzayı kontrol eden Roma devletinin ilişkileri, Roma'nın Hıristiyanlığa bakışı, Hıristiyanlığı ülkenin legal dinlerinden birisi olarak tanıması, sonra devletin resmî dini ilan etmesi, Hıristiyanlığın Roma'nın siyasal sistemine eklemlenerek Kilisenin devlete ait bir kuruma dönüşmesi ve nihayet bu ittifakın sonraki yüzyıllara yansımaları bu araştırmada söz konusu edilen temel meseleler olmuştur. Birinci Bölüm'de Hıristiyanlığın ortaya çıktığı Akdeniz havzasındaki antik geleneksel dinler anlatılmış, İsa-Mesih'ten söz edilmiş, Hıristiyanlığın erken tarihleri irdelenmiş ve Romalıların I. yüzyıldan IV. yüzyıla kadar Hıristiyanlığa bakışları aktarılmıştır. İkinci Bölüm'de, İmparator Constantinus döneminde devletin Hıristiyanlığı resmen tanıyıp himaye altına alması ve Kiliseyi güçlendirip kendisine ait bir kuruma dönüştürmesi süreci ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm, Hıristiyanlığın İmparator Theodosius tarafından devlet dini yapılmasını ve Theodosius'un Kilise'yi başkent üzerinden kontrol altına alma çabalarını detaylandırmıştır. Dördüncü Bölümde ise Kilisenin Roma devleti ile kurduğu ittifakın VII. yüzyıla kadar ortaya çıkardığı yansımalara bakılmış; Bizans açısından Doğu'nun kaybedilmesi kabilinden tarihsel olgular devletin Kilise siyaseti ile ilişkilendirilmiştir. Araştırma neticesinde, Bizanslı idarecilerin Hıristiyanlığı öncelikle politik bağlamda değerlendirdikleri, Kiliseyi devletin siyasî açıdan istikrarı ve birliği ideali amacına yönelik kullanmak istedikleri, bu beklentinin Hıristiyanlığı siyasallaştırıp dünyevileştirdiği, Bizans'ın ise Kilise-Devleti karakterine evrildiği ve nihayet politik açıdan beklenilenin tam aksi neticeler ile karşılaşıldığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır.
Çok partili yaşamdan günümüze kadar Türkiye'de genel seçimlerde uygulanan seçim sistemlerinin demokrasi bağlamında incelenmesi
Seçimler demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasilerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi, ancak halkın siyasal tercihlerini parlamentoya yansıtan ve düzenli aralıklarla yapılan seçimler vasıtasıyla mümkündür. Yapılan seçimler, adil ve özgür bir ortamda; serbestlik, eşitlik, genellik, bireysellik, gizlilik gibi temel ilkelerin sağlanmasıyla demokratik bir nitelik kazanmış olur. Halkın iradesinin yönetime ne şekilde yansıyacağı, seçimlerde kullanılan seçim sistemleri aracılığıyla belirlenir. Ülkelerin seçimler sırasında tercih ettiği seçim sistemi o ülkenin demokrasi çıtasında ne seviyede bulunduğu yönünde bir değerlendirme yapılmasını da sağlamaktadır. Ülkemizde hem temsilde adaleti hem de siyasal istikrarı gerçekleştirebilmek için çok partili yaşamdan günümüze kadar birçok seçim sistemi denenmiştir. 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye'de yapılan seçimlerdeki çoğunlukçu demokrasi anlayışı seçmenlerin, oy kullanmadaki tercihlerinin belli bir partiye kanalize etmek zorunda bırakması nedeniyle tartışılmıştır. 1960 sonrasında nispî temsil sistemine geçilmesi ile her ne kadar çoğulcu demokrasi anlayışına geçişi sağlayıp temsilde adaleti sağlamaya yönelik bir adım atılsa da yönetimde istikrarsızlığa neden olabileceğinden eleştirilere maruz kalmıştır. Bu çalışmamızda öncelikli olarak demokrasi ve seçim gibi kavramsal tanımlara değinilmiş ve sonrasında ülkemizde çok partili yaşamdan bu güne dek uygulanan seçim sistemlerinin seçim sonuçlarına yansımalarına bakılarak siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin demokrasi bağlamında değerlendirmesi yapılmıştır. Ancak uygulanan seçim sistemlerinde Anayasamızın 67. maddesinde bu iki ilkeyi bağdaştıracak şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılırken genel olarak bu ilkelerden birine ağırlık verilip diğerinin zayıf bırakıldığı da görülmüştür. Sonuç olarak ülkenin her kesiminin iradesinin meclise yansıdığı, siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin bağdaştığı bir seçim sistemine gerek duyulduğu görülmüş ve demokrasi üzerine temellendirilerek değerlendirmeler yapılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kamu yönetiminin örgütsel yapısı üzerindeki etkiler
Devletler uzun yıllardır belirli bir azınlık tarafından ve çoğunluğun isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına yönetilmektedirler. Bu yönetimin etkin bir şekilde sağlanabilmesi, yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkinin iyi kurulabilmesi, başarılı ve istikrarlı bir yönetim sistemi arayışı geçmişten günümüze kadar ulaşan bir tartışma konusudur. Ülkelerin hangi hükümet sistemi ile yönetildiği ise yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiyle anlaşılabilmektedir. Bu üç erk arasındaki ilişki hükümet sistemlerinin belirleyicisidir. Türkiye kısa bir dönem meclis hükümeti sistemi ile ardından ise uzun bir dönem parlamenter sistemi ile idare edilmiştir. 2017 yılında 1982 Anayasasında yapılan köklü değişikliklerin ardından ise 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş yapmıştır. Çalışmanın temel amacı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde gerçekleşen değişimleri bütüncül bir anlayış ile ele alarak yapılacak sonraki çalışmalara ışık tutmaktır. Bu izlenim çalışmanın asıl konusunun işlenmesinin de en temel sebebidir. Kendine özgü̈ bir biçimde değişen ve tarihsel bir dayanağının bulunmadığı bir hükümet sistemini her yönü ile anlatmak imkansızdır. Keza böyle bir sistemin tam olarak anlatılabilmesi için belirli bir dönemin geçmesi gerekmekle birlikte sisteme yönelik eleştirilerin hukuksal anlamda bir zemine dayandırılması gerekmektedir. Çalışmada, konuyla ilgili literatür taranmış ve ardından ortaya çıkan bilgiler düzenlenmiş; konuyla ilgili daha önceden yapılmış olan çalışmalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulanmasının ardından Türk kamu yönetimi sistemine yansıyan somut değişiklikler analiz edilmiştir.
David Easton'un siyasal sistem teorisi bağlamında Türkiye'de siyasal iletişim ve siyasal katılma (Erzurum seçmeni üzerine bir araştırma)
?David Easton'un Siyasal Sistem Teorisi Bağlamında Türkiye'de Siyasal İletişim Ve Siyasal Katılma (Erzurum Seçmeni Üzerine Bir Araştırma)? isimli bu çalışma, Türk seçmeninin, (Erzurum seçmeni özelinde) oy verme davranışlarına etki eden faktörleri ve siyasal sisteme girdi sağlaması açısından sıklıkla yapmış oldukları siyasal katılma faktörlerini tahlil etmeye yönelik bir keşif çalışmasıdır.Bu çalışma, ikisi teorik biri alan araştırması olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, siyaset kavramı, siyasal kültür ve siyasal kültürün kavramsallaştırılması, siyasal sistem kavramı, siyasal sistem kuramının ayırt edici özellikleri ve siyasal sistemlerde yapısal işlevselci kuram David Easton'un siyasal sistem kuramı bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise siyasal sistemlerde siyasal iletişim ve siyasal katılma kavramları analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünü ise metodoloji ve alan araştırması oluşturmaktadır.Alan araştırması Erzurum merkezde 15-29 Nisan 2009 tarihleri arasında 578 seçmen üzerinde tesadüfi örnekleme dayalı olarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir.Alan araştırması sonuçlarına göre ise, Erzurum seçmeni oy verirken, partiye, aday imajına, medyaya, partinin ideolojisine ve menfaatlerine göre oy kullandıkları ve siyasal sisteme girdi sağlaması içinde, siyasal sisteme, siyasal eylem, siyasal ilgi siyasal kampanya aktiviteleri, siyasal üyelik ve salt oy kullanma faktörleri çerçevesinde katıldıkları görülmüştür.
Osmanlı Türk Anayasalarında hükümet sistemleri: 2007 sonrası sistem tartışmaları
Osmanlı Türk Anayasalarında hükûmet sistemleri ve 2007 sonrası sistem tartışmaları adını alan Yüksek Lisans Tezi, Osmanlı-Türk siyasî hayatında uygulanan hükûmet sistemlerinin, tarihî gelişim ve seyri içerisinde geçirdiği değişim ve dönüşümü, bu kapsamda yaşanan tartışmaları, bir süreç analizini de içerisine alacak şekilde incelemiştir. Hükûmet sistemlerinin Türk Anayasalarında ele alınış biçimi, yapılan anayasa değişiklikleri, sisteme yapılan eleştirileri ve konunun muhatapları tarafından değerlendirilmesi siyasî, hukukî ve sosyal gelişmeler göz önünde tutularak ele alınmıştır. Hükûmet sistemi tartışma ve arayışlarının netice olarak ABD tipi Başkanlık hükûmet sistemi bağlamından Türk Tipi bir Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi perspektifine dönüşmesini, yapılan anayasa değişikliklerini ve getirilen anayasal kurumların yeni sistemde konumlanmasını, işleyişini ve dezavantajlarını hukukî ve siyasî boyutlarıyla inceleyen çalışmanın, önümüzdeki birkaç dönem daha sürecek gibi görünen hükûmet sistemi tartışmaları ve çalışmalarına bu anlamda katkı sağlayacağını umut etmekteyim.
Siyasal sistemler ve halkla ilişkiler
ÖZET Bu çalışma siyasal sistemlerdeki halkla ilişkilerin incelenmesine yönelik yapılmıştır. Çalışmanın amacı siyasal sistemin yapısından etkilenen halkla ilişkilerin bugünkü anlamı ile hangi siyasal sistemde bulunabileceğinin belirlenmesidir. Bu çalışmada halkla ilişkilerin bugünkü anlamı ile (örgüt ve kamuları arasındaki karşılıklı iletişime dayalı) demokratik sistemlerde bulunabileceği tespit edilmiştir. Demokratik sistemin iknaya dayalı bir onaya dayanması ve demokrasinin bilgili vatandaş koşulu ile halkla ilişkilerin karşılıklı kabul ve kamuoyuna bilgi verme amacı birbirlerini gerektirmektedir.
Osmanlı Devleti`nde siyasal sistemin meşruluğu sorunu çerçevesinde Birinci Meşrutiyet'in tartışılması
ÖZET Siyasal iktidara içkin bir kavram olan meşruluk; iktidarın, sistem içerisinde yapmayı düşündüğü yenilikler için olduğu kadar, siyasal muhalefet için de önemli bir problemdir. Osmanlı Devleti bu meşruluk sorununu iki kavrama müracaatla aşmaya yönelmiş bir yapı arzeder: İslam Dini ve Adalet. Özellikle din; sistem içinde önemli bir meşruluk unsurudur. 18. yüzyıl ile hızlanan modernleşme sürecinde tüm yeniliklere Şeyhulislam'dan "fetva" alınarak meşruluk zemini hazırlamak başlangıç noktası olmuştur. Bu; "devlet'in yüce amaç, "din"in ise bir meşruluk aracı olarak görüldüğünün önemli bir göstergesidir. Çalışma; Osmanlı devlet yapısı içerisinde önemli bir kopuşu ifade eden mutlak monarşiden meşruti monarşiye geçiş tartışmalarında dinin nasıl meşrulaştırıcı bir araç olarak kullanıldığının ortaya konmasını amaçlamaktadır. Batıdaki demokratik parlamenter sistemi Osmanlı ülkesine taşımaya yönelik örgütlü bir aydın muhalefeti olan Yeni Osmanlılar Hareketi; Osmanlı Devleti'nde dinin bu meşrulaştırıcı işlevini farkederek taleplerini bu formda sunma gayreti içine girmişlerdir. Çalışmada; önce Yeni Osmanlıların felsefi ve siyasi altyapılarına değinilmiş, ardından bu meşrutiyetçi grubun siyasal sistemle ilgili taleplerine yönelen eleştiriler aktarılmış ve bu eleştirilere Yeni Osmanlılar' ın dini referanslı cevaplan tartışılmıştır. Son bölümde ise; meşrutiyet mücadelesini yapan Yeni Osmanlılar' ın, dini meşruluk formu altında "usul-ü meşveret" adı ile sundukları bu yeni düzene atfettikleri değişik anlamlar üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede demokratik parlamenter düzen ile "usul-ü meşveret", parlamento ile "şura" ya da "meşveret meclisi", seçim ile "biat" ve kamuoyu ile "ehl-i hail ü akd" kavranılan arasında kurulan ilişkiye meşruluk sorunun çözümü açısından dikkat çekilmiştir. Türkiye'de demokratik geleneğin yerleşmesi açısından önemli bir adım olan I. Meşrutiyet'in meşru formda sunulmasında, dinin belirleyiciliği vurgusu daha sonraki yıllarda da demokratik yönetime ilişkin tartışmalarda kullanılmıştır. Bu anlamda meşrutiyet ya da meşverete ilişkin tartışmalar demokratik bir yönetim ile din arasında bir bağ kurulmasına yönelik çabaların da başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Başkanlık sistemi ve Türkiye'de uygulanabilirliği
Bu çalışmanın amacı; Son zamanlarda gündemde yoğun bir şekilde tartışılan Başkanlık sisteminin özelliklerini açıklayarak bu sistemin Türkiye'de uygulanabilirliğini farklı bakış açıları ile göstermeye çalışmaktır. Bu çalışma hazırlanırken nitel araştırma yöntemlerinden, literatür taraması ve veri karşılaştırma teknikleri, konu ile ilgili yurt içinde ve yurt dışında yayınlanmış çeşitli, kitap, makale ve gazetelerden yararlanılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; hükümet sisteminin tanımı ve demokratik hükümet sistemleri, ikinci bölümde; başkanlık sisteminin çeşitli siyaset bilimcileri tarafından tanımı, tarihi, ABD'de uygulanması, üçüncü bölümde; Türk Anayasa tarihinde benimsenen hükümet sistemleri, AK Parti hükümetinin başkanlık sistemi önerisi ve başkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanması ile oluşabilecek olası sonuçları analiz edilmiştir. Yapılan analizler çerçevesi içerisinde Türkiye'nin mevcut durumu göz önünde tutularak Başkanlık sisteminin Türkiye'ye faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler Başkanlık Sistemi, Parlamenter sistem, Anayasa, Yasama, Yürütme, Yargı,İstikrar
Başkanlık ve yarı başkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanabilirliği
Bu çalışma, Türkiye'deki sistem değişikliği ve başkanlık sistemi tartışmalarını incelemektedir. Başkanlık sisteminin, Türkiye için uygun olup olmayacağı ya da ülkede parlamenter sistemle ilgili yaşanan siyasi krizleri çözüp çözemeyeceği sonucuna varmaya çalışmaktadır.Çalışma ile ülkemizin anayasal serüveni doğrultusunda siyasal rejim arayışına ışık tutmak ve bu yolla Türkiye'nin istikrarsızlığının aşılması için önerilen başkanlık veya yarı-başkanlık rejiminin çözüm olup olamayacağını farklı görüşler çerçevesinde irdelemek amaçlanmaktadır. Çalışma hazırlanırken, literatür taraması ve veri karşılaştırma teknikleri uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Siyaset, Siyasal İktidar, İstikrarsızlık, Parlamenter Sistem, Başkanlık sistemi, Yarı-Başkanlık Sistemi, Rasyonelleştirilmiş Parlamenter Sistem
Türkiye'de yarı başkanlık sisteminin uygulanabilirliği
21. yy'ın en çok tartışmalı konularından biri olan "yarı başkanlık" sistemi gerek siyasi gerek sosyo-politik açıdan pek çok problemi beraberinde getirmiştir. Bu sorunların en muhtemeli yürütme yetkisinin tek başına başbakanda toplanması ve olası bir dikta sorunuyla karşılaşılması problemidir. Bu ve benzeri problemlerin giderilmesi yine sistemin sunduğu çözüm önerilerine bağlıdır. Çalışmamızın amacı Fransa' da uygulanan yarı başkanlık sistemi ile ülkemzdeki parlamenter sistemi mukayese etmek olup bu sistemin ülkemizde uygulanabilirliği için olası avantaj ve dezavantajları sunmaktır. Bu çalışmamızda sistemin ülkemiz açısından oluşabilecek pekçok sorun gündeme getirildiği gibi bu sorunlara çözüm yolları da üretilmiş bulunmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölmünde yarı başkanlık sisteminin tanımı ve ortaya çıkışı konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümünde ülkemizin siyasal yapısı ve sisteme yöneltilen eleştiriler, üçüncü bölmünde ise ülkemizdeki rejim arayışlarına ve yarı başkanlık sisteminin uygulanabilirliği üzerinde tespitlerde bulunulmuştur. Çalışmamız Fransa yarı başkanlık sistemi ile mukayese edildiğinden bu sistemin değişkenlikleriyle sabit bırakılmıştır. Aynı zamanda çalışmamız Fransa' da V. Cumhuriyet Anayasası ile yarı başkanlık sistemini esas almış, bu sistem üzerinden fikirler ve modeller üretilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak ise çalışmamızda parlamenter ve yarı başkanlık sistemleri mukayese edilmiş, bu sistemin ülkemizde uygulanabilirliği üzerindeki temel görüş ve öneriler değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışmamız olası her sistemin uygulanabilirliği açısından oluşacak her probleme karşı bir çözüm önerisi olarak sunulmaktadır.
Afganistan'da etnik yapının iktidar mücadelesine etkisinin incelenmesi (1989-2019)
Etnik köken çok etnik gruptan oluşan toplumlar için oldukça önem taşımaktadır. Afganistan da etnik, kültürel, dilsel ve dini bakımdan oldukça çeşitlilik gösteren bir ülkedir. Ülkenin yönetimine ilişkin düzenlemeler, büyük oranda etnik katılımı temel almaktadır. 2001'den beri birçok değişiklik olmasına rağmen toplumda siyasal iktidarın paylaşımı, farklı etnik ve kabile grupları arasında yazılı olmayan bir anlaşmaya dayanmaktadır. Bununla birlikte, etnik, kültürel, dini ve dilsel farklılıkların varlığı ve hakimiyeti vatandaşlar arasında zaman zaman mikro düzeydeki çatışmalara sebep olmaktadır. 1979'dan beri devam eden Afganistan'daki iç çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan Bonn Anlaşması, 2001'de çok önemli bir gelişme olarak yürürlüğe girmiştir. Anlaşma esasında uzun süren bu iç çatışmaların temel nedenini oluşturan etnik menfaatleri azaltmayı amaçlamıştır. Çünkü, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte Afganistan'daki savaş, ideolojik bir mücadeleden vahşi bir etno-milliyetçi çatışmaya dönüşmüştür. Bu dönüşüm büyük ölçüde komşu ülkeler tarafından körüklenmiştir. Bonn Anlaşması kapsamında etnik kategoriler Afganistan'da siyasi sürecin temel yapı taşları olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada, 1989-2019 yıllarını kapsayan dönem içerisinde Afganistan'daki etnik yapının iktidar mücadelesine olan etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, Afganistan'da kalıcı bir barışın sağlanması için etnik temelde değil, sivil yapıda çok partili bir sistemin kurulması gerektiği ortaya konmaktadır. Siyasi kurumların yeniden inşasında, etnik eğilimlerin politik alan üzerindeki etkisini azaltmak için çaba sarf edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Afganistan, Etnik Yapı, İktidar Mücadelesi.
İkinci Meşrutiyet Dönemi Meclis-i Mebusan seçimleri (1908-1914)
Moğol parlamenter sisteminin tarihsel ve modern ilkeleri
Bu tez; Moğolistan parlamenter hükümet sistemi deneyimini, hükümet sistemleri ile özlü bilgilerle sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla yapılan tezimizde, öncelikle parlamenter hükümet sisteminin genel kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Bu bağlamda parlamenter hükümet sisteminin önemi, tarihsel geçmişi, özellikleri, avantaj ve zayıflıkları ele alınmaktadır. Daha sonra Moğolistan parlamenter hükümet sisteminin tarihine değinilmiştir. Moğolistan'daki anayasalar üzerinden incelenmeye çalışılan çalışmamızda ilk yazılı Moğolistan Anayasası olan 1924 ve 1940, 1960 Anayasası'ndan hâlen yürürlükte olan 1992 Anayasası'na kadar işleyen hükûmet sistemleri incelenmiştir. Bu dönemlerde geçerli olan anayasalarda parlamenter sisteminin özellikleri ve yapısına ilişkin hükümler ayrı ayrı ele alınmıştır.
Siyasal istikrar ve hükümet sistemleri ilişkisi
Bu çalışma, başkanlık, yarı-başkanlık ve parlamenter sistemlerden herhangi biri ile İstikrar arasında her zaman ve mekanda (ülkede) zorunlu olarak pozitif ya da negatif bir korelasyonun var olmadığını vurgulamaktadır; çünkü her toplumun farklı tarihsel, toplumsal ve kültürel bir bağlamı/gerçekliği vardır. Bu çalışmanın amacı, hükümet sistemlerine yönelik olumlu ve olumsuz görüşlerin bir derlemesini sunmanın yanı sıra, mezkur üç hükümet sisteminin de dünyadan bazı örneklerine bakarak her bir hükümet sisteminin siyasal istikrar ile olan ilişkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda gerekli verileri toplamak için genel bir literatür taraması yapılmıştır. Toplanan veriler kategorize edilerek analizi yapılmış ve her hangi bir hükümet sisteminin tek başına istikrarı temin edemediği gibi, istikrara olan katkısının zaman ve mekandan bağımsız olamayacağı sonucuna varılmıştır. Hangi hükümet sisteminin nasıl bir toplumsal yapıya uygun olduğu, dolayısıyla o toplumsal yapıda istikrarı sağlayabileceğini, ancak toplumların tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamı araştırmaya dahil edilerek anlaşılabilir.
1982 Anayasası'nda yapılan 2017 değişiklikleri sonrası oluşan yeni hükûmet sistemi ile ABD hükûmet sisteminin karşılaştırılması
1923- 2018 arası 95 yıllık demokrasi tarihimizde 65 hükûmet kurulmuştur. Basit bir hesapla ülkemizdeki bir hükûmetin ortalama ömrü 1 yıl 5 ay gibi bir süredir. Buradan anlaşılacağı üzere ülkemizde istikrarsız dönemler bir hayli fazladır. 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen hain darbe girişimi de göstermiştir ki vesayetin sistemin damarlarından atılmadan bu darbe geleneği bitmeyecektir. Yürütmedeki çift başlılık ülkenin ihtiyaç duyduğu siyasal ve ekonomik istikrar ortamını sağlayamamıştır. 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği ile 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren parlamenter hükûmet sisteminden Türk tipi başkanlık hükûmeti sistemi diye adlandırabileceğimiz cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmiştir. Bu sayede vesayet, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ve yürütmedeki çift başlılık giderilecektir. Bu çalışma, yapılan anayasa değişikliği ile geçilen cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ile ABD'nde uygulanan başkanlık sisteminin karşılaştırılmasıdır.
Demokratikleşme endeksleri açısından hükümet sistemleri analizi
Hükümet sistemleri demokratikleşme ilişkisi konusunda yapılan tartışmalar iki temel eksende yürütülmektedir. Bunlardan ilki kuramsal bakış açısı ile hükümet sistemlerinin getirdiği anayasal yetki ve ilişki biçimlerini merkeze alarak bu sistemlerin demokratik süreçlere olan yansımasını incelemektedir. İkinci yaklaşım daha ölçülebilir ve sistemsel veriler ışığında hükümet sistemlerinin demokratikleşme bağlamındaki konumlarını karşılaştırmalı bir bakış açısı ile analiz etmektedir. Tez çalışması ülkemizde de son yıllarda sıklıkla tartışılan demokratikleşme endeksleri ile hükümet sistemleri arasında bir ilişki olup olmadığını, bu alandaki başlıca endeksleri esas alarak, değişkenler temelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Freedom House, V-Dem, Economist gibi başlıca izleme ve değerlendirme kuruluşlarının endeks hesaplama yöntemleri ile gerçekleşen hükümet sistemlerinin demokrasi ile ilişkisinin olup olmadığı analiz edilecektir.