New technologies

55 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Bilişim teknolojileri öğretmen adayları arasında çevrimiçi sosyal ağların öğretim amaçlı kullanımı

Bu çalışmanın temel amacı, bilişim teknolojileri (BT) öğretmen adaylarının yoğunlukla kullandıkları çevrimiçi sosyal ağların (ÇSA'ların) öğretim amaçlı kullanımını bir yenilik olarak kabul etme süreçlerinin değerlendirilmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda, katılımcıların ÇSA sitelerinin öğretim amaçlı kullanımına ilişkin gereksinimlerinin belirlenmesi; bu gereksinimler paralelinde ÇSA'lar ile harmanlanmış bir öğrenme ortamının hazırlanması; uygulama deneyimlerine ve ilgili alanyazına uygun bir ölçek geliştirilmesi; geliştirilen ölçek yardımıyla bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının var olan durumlarının belirlenmesi ve uç değerlere sahip durumların derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, karma desenli yöntemler arasından eşzamanlı çoklu desen yaklaşımı kullanılmıştır. Genel amaca yanıt verebilmek için çalışma, dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencilerden ayrıntılı bilgi elde edebilmek ve bu bilgiler doğrultusunda ölçek maddeleri geliştirebilmek için Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) Bölümü öğrencilerinden 2011-2012 öğretim yılı bahar döneminde açılan BTÖ426 Proje Geliştirme ve Yönetimi II dersini alan 53 öğretmen adayından veri toplanmıştır. İkinci aşamada öğretmen adaylarının belirttiği gereksinimler doğrultusunda, yüz yüze derslerin ÇSA'lar üzerindeki etkinliklerle desteklendiği harmanlanmış bir öğrenme ortamı sunulmuştur. Harmanlanmış öğrenme ortamında yapılan etkinlikler 2011-2012 öğretim yılı bahar dönemi boyunca (14 hafta) sürdürülmüştür. Çalışmanın üçüncü aşamasında, bir önceki aşamadan elde edilen veriler ışığında "Çevrimiçi Sosyal Ağların Öğretim Amaçlı Kabulü ve Kullanımı" ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme ve faktör analizi için Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi BÖTE öğrencilerinden veri toplanmıştır. Bir sonraki aşamada ölçek, Türkiye genelinde var olan durumun belirlenmesi amacıyla, seçilen yedi devlet üniversitesinin BÖTE bölümlerinde okuyan birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerine gönderilmiştir. Örneklem seçiminde, "2012 Sosyal Bilimler Alanında Üniversitelerin Sıralaması Raporu"nda yer alan sıralamadan her alt kümeyi temsil edecek seçkisiz örneklemler alınması süreci izlenmiştir. Gönderilen ölçek, 567 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi tarafından yanıtlanmış ve %66,36 geri dönüş oranı sağlanmıştır. Bu aşamanın bir uzantısı olarak uç değerlere sahip üniversitelerin öğrencilerinden çok düşük ya da çok yüksek kabul etme ve kullanım düzeyine yol açan etmenler hakkındaki görüşleri alınmıştır. Bu aşamadaki nitel veriler, uç değerlere sahip üniversitelerde seçkisiz olarak belirlenen ikisi birinci sınıf ikisi de dördüncü sınıf olmak üzere toplam dört BÖTE bölümü öğrencisinden toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri anketler ve ölçek yardımıyla, nitel verileri ise gözlem, yarı-yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşmesi ve ÇSA etkinlik kayıtları yardımıyla toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 20 yardımıyla betimsel istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve parametrik testler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca LISREL 8.0 yardımı ile ölçek verileri üzerinde doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Gerek sınıf içi uygulamalardan gerekse ölçekten elde edilen bulgular eşliğinde BT öğretmen adaylarının ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kabul ve kullanım durumlarının performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kullanma niyetlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen ölçekte bu faktörlerin varyansın %64,37'sini açıkladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular eşliğinde, BÖTE öğrencilerinin ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kullanmaya ilişkin olumlu yaklaşım sergiledikleri gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan BOT öğretmen adaylarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımına ilişkin ortalama puanlarının cinsiyet ve üniversite bağlamında farklılaştığı görülmüştür. Araştırmada irdelenen bir diğer değişken sınıf düzeyidir. Gerçekleştirilen çözümlemeler sonucunda, sınıf düzeyi değişkeninin kabul ve kullanım üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve sınıf düzeyi değişkeninden elde edilen bulgular, var olan BÖTE bölümü öğretim programlarının öğrencilerin benimseme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusunu akla getirmiştir. Farklılığın doğasını belirlemek amacıyla uç değerlere sahip üniversitelerdeki öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda, var olan BÖTE bölümü programlarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, var olan farklılığın, üniversitelerde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının kendi derslerinde ÇSA'ları öğretim amaçlı kullanma düzeyleriyle açıklanabildiği görülmüştür.

Aday öğretmenlerBilgisayar destekli öğretimBilişim teknolojileri dersi+6
Elif Buğra Kuzu
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni iletişim teknolojileri bağlamında yeni gazeteci kimliği

Bu araştırmanın konusu; yeni iletişim teknolojilerinin günümüz gazeteciliğinin haber üretme pratiğini ve meslek kültürünü nasıl etkilediğidir. Dolayısıyla günümüz gazetecilerinin mesleki pratiklerinde değişim ve dönüşüm farklı konumlarda çalışan habercilerin doğrudan deneyimleri ve meslektaşlarının iş görme pratiklerindeki gözlemlerinden hareketle irdelenmektedir. Araştırmada çoklu araştırma yöntemi kullanılmıştır: Bir taraftan yaygın medyada istihdam edilen gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutum ve düşünceleri ile bu teknolojileri kullanım alışkanlıkları anket yöntemi kullanılarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan ise yeni iletişim teknolojilerinin geleneksel gazeteciliğe etkileri derinlemesine görüş alma tekniği ile derlenen veriler aracılığıyla tartışılmaktadır. Bu kapsamda, yeni iletişim teknolojilerinin (yeni medya ortamının) geleneksel gazetecilik pratiklerine etkileri; gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumları, iletişim teknolojilerini kullanımları, sosyal medyayı kullanım amaçları, izlerkitle ile etkileşimleri ve profesyonel gazeteci kimliğine yönelik görüşlerinden hareketle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, gazetecilerin çoğunlukla yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, sosyal medyayı özellikle bilgi ve haber araştırma, gündemi takip etme ve kendi kişisel düşüncelerini açıklama platformu olarak benimsedikleri tespit edilmiştir. Yeni medyanın alternatif/yeni gazetecilik olanakları yarattığı, ancak habercilik açısından geleneksel medya ve mevcut haber üretim kod ve normlarının hala güçlü bir konumda olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni medya, yöndeşme, geleneksel gazetecilik kültürü, sosyal medya, yurttaş gazetecilik.

GazetecilikSosyal medyaYakınsaklık+3
Tezcan Özkan Kutlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yenilikçilik kapasitelerinin teknolojik yenilikçilik eğilimlerine etkisini ölçmeye yönelik bir model

Artan küresel rekabetin etkisi ile son zamanlarda Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimcilik Ülke toplumlarında önemli bir güç haline gelmiştir. Ülkeler ve toplumlarda son dönemle hızla ilerleyen ve yenilenen bilim toplumu haline gelmiştir ve bu değişime uyum sağlamak gerektiği aksi takdirde ülke ve kişisel olarak gelişimin ve ilerlemenin gerisinde kalacağımız aşikârdır. Bu çalışmanın amacı, toplumumuzda Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimciliğe ne ölçüde eğilim olduğunu saptayabilmektir. Üniversite öğrencilerine anket yapmamızın sebebi toplumda öncü rol oynadığı için üniversite öğrencileri seçilmiştir. Bu yüzden Teknolojik Yenilikçilik ve Girişimcilik arasındaki ilişki arttıkça Ülke ve bireylerde ilerleme sağlanacağı ve refah düzeyi artacağı öngörülmektedir.

GirişimcilikTeknolojiYeni teknolojiler+2
Ebru Ilgat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı tekstil proseslerinde konvansiyonel kimyasalların ozon ile ikamesi

Çalışmada, bilinen en çevre dostu gaz olan, bu nedenle de içme suyu arıtma tesislerinde bile yaygın olarak kullanılan ozon gazının terbiye işletmesinde entegrasyonu ile özellikle viskon ve polyester terbiye işlemlerinde kullanılması sayesinde gerek çevreye zararlı atıkların salınımının azaltılması gerekse de enerji tasarrufu sağlayan yenilikçi bir teknoloji geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, çalışma kapsamında temin edilen numune kumaş boyama makinesine (laboratuar tipi tekstil terbiye makinesi) ozon jeneratörü entegre edilerek deneysel çalışma düzeneği kurulmuştur. Bu düzenekle, kumaş formundaki malzemeler; viskonda ağartma, polyesterde ve viskonda boyama sonrası yıkama amacıyla amacıyla ozonlanmıştır. Ozonlama proses parametreleri optimize edilerek endüstriyel boyutta kullanılabilir bir teknoloji geliştirilmiştir. Yenilikçi teknoloji ile su, enerji ve zaman tasarrufu ile birlikte çevresel yükte azalmalar sağlanmıştır. Çalışma, 00688.STZ.2010-2 Tekstil Terbiye İşletmesinde Ozon Kullanımı Entegrasyonu San-Tez projesi kapsamında desteklendiği için, tüm deneysel çalışmalar proje ortağı firma Akbaşlar Tekstil Enerji San. Ve Tic. A.Ş. Boya Baskı İşletmesinde gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ozon, terbiye, viskon, polyester, ağartma, yıkama

Yeni teknolojiler
Seda Gündoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

E-cüzdan kullanımını etkileyen faktörlerin Teknoloji Kabul Modeli ile analizi

Yeni teknolojilerin ortaya çıkmasıyla bu yeniliklerin kabulü ve benimsenmesi için Teknoloji Kabul Modeli (TAM)'den başlayarak bir çok model geliştirilmiştir. Günümüz dijital dünyasında e-cüzdan; banknotları, madeni paraları, plastik kartları ve ATM kartları ile mevcut fiziksel cüzdanın yerini almıştır. Böylece, tüketicilerin dünya genelindeki herhangi bir kişiden veya mağazadan ürün/hizmet satın alabilmelerine imkan sağlamaktadır. Bu çalışmada, e-cüzdan kullanımına yönelik kullanıcı deneyim analizi yapılmıştır. Yapılan araştırmada TAM kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması, 330 katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara internet ortamında e-cüzdan kullanımı hakkındaki görüşlerine yönelik bir anket uygulanmıştır. Fakat toplanan anketlerin 300'ü analizlere dahil edilmiştir. 5'li Likert türü ankette algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, kullanım niyeti, sağlanan güvenlik, kültürel uyum, sosyal imaj ve sistem kalitesi olmak üzere 7 faktörden oluşan toplam 29 madde yer almaktadır. Veriler, SPSS 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım testi, faktör analizi ve regresyon analiz sonuçları raporlanmıştır. Elde edilen bulgularda, e-cüzdan kullanımına ilişkin algılanan kullanım kolaylığı, sağlanan sistem güvenliği, beklenen sosyal imaj etkisi ve sistem kalitesi algılanan faydayı pozitif yönde etkilerken kültürel uyum algılanan faydayı negatif yönde etkilemektedir. Bununla birlikte, sistem kalitesi, kültürel uyum ve sağlanan güvenlik algılanan kullanım kolaylığına pozitif yönde; sosyal imaj ise negatif yönde etki etmektedir. Diğer yandan, sağlanan güvenlik, algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydanın kullanım niyetini pozitif yönde etkilemektedir. Bu çalışma e-cüzdan ve kullanımı hakkında literatürdeki bilgileri genişletmenin yanı sıra sistem uygulayıcılarına ve sistem tasarımcılarına odaklanmaları gereken noktalara ışık tutmaktadır.

Elektronik cüzdanElektronik paraTeknoloji kabul ve kullanım modeli+2
Şahsene Altınkaya
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates ve ıspanaktan doğal renk maddesi ekstraksiyonunda elektroplazmoliz uygulamasının etkilerinin araştırılması

Gıda sanayinde doğal ve yapay olmak üzere çeşitli renklendiriciler kullanılmaktadır. Doğal renk maddelerinin, yapay renk maddelerine göre stabiliteleri daha düşük, maliyetleri ise daha yüksek olmasına rağmen, güvenli ve sağlığa yararlı olmaları ile birlikte tüketicilerin doğal ürünlere olan ilgisi nedeniyle, son yıllarda yapay renk maddelerinin yerine doğal renk maddelerinin kullanımına yönelik artan bir ilgi bulunmaktadır. Domates ve ıspanak, karotenoidler ve klorofiller gibi doğal renk maddeleri bakımından zengindir ve Türkiye'de üretim potansiyeli yüksek olan ürünlerdir.Renk maddelerinin doğal kaynaklardan ekstrakte edilmesinde genellikle çözgen ekstraksiyonu tekniği kullanılmaktadır. Ancak ekstraksiyon işleminin daha verimli gerçekleştirilmesi amacıyla çeşitli ön uygulamalar kullanılabilmektedir. Bunlardan birisi de elektroplazmolizdir. Elektroplazmoliz; elektrik akımı etkisiyle hücrelerde oluşan plazmoliz olayıdır.Bu çalışmada, domates ve ıspanaktan doğal renk maddesi ekstraksiyonunda, elektroplazmoliz ve su banyosunda ısıtma işleminin ekstraksiyon verimi üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Elektroplazmoliz uygulamasında, üç farklı voltaj gradyanı (40, 60, 80 V/cm) ve üç farklı uygulama süresi (4,8 ve 12 s) kullanılmıştır. Su banyosunda ısıtma işleminde ise örnekler 90°C'lik su banyosunda, sıcaklıkları 40, 60, 80°C'ye ulaşana dek bekletilmiştir. Ön uygulamalardan sonra renk maddeleri ekstrakte edilmiştir. Ispanak ekstraktlarında ß-karoten, klorofil-a, klorofil-b, toplam klorofil tayinleri, domates ekstraktlarında ise ß-karoten, likopen ve lutein tayinleri gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda domates ve ıspanak örneklerinde toplam kuru madde, pH ve titasyon asitliği tayinleri de gerçekleştirilmiştir.Ispanaktan ß-karoten ekstraksiyonunda kontrol grubuna göre en yüksek verim artışı, %19,65'lik artışla su banyosunda 80°C `lik uygulamada elde edilmiştir. Klorofil-a, klorofil-b ve toplam klorofil ekstraksiyonunda ise elektroplazmoliz uygulamalarından 60 V/cm'de 8 s elektriksel işlem uygulaması ile sırasıyla %14,90, %12,55 ve %13,72 oranında verim artışı elde edilmiştir. Domatesten ß-karoten ve likopen ekstraksiyonunda en yüksek verim artışı, sırasıyla %139,14 ve %112,4 oranı ile 80 V/cm'de 4 s süresince uygulanan elektroplazmoliz uygulaması sonunda elde edilmiştir. Elektroplazmoliz uygulanan domates ve ıspanak örneklerinin pH değerleri ile ß-karoten bağıl verim değerleri arasında negatif lineer korelasyon saptanmıştır (p<0,05).

DomatesRenk maddeleriYeni teknolojiler+1
Eda Toprak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kurumsal kuram çerçevesinde elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörler

Geleneksel iş yapma biçimlerinin yerini hızlı bir şekilde internet tabanlı elektronik ticarete bıraktığı günümüz dünyasında firmaların; en azından mevcut rekabet güçlerini korumak adına içinde bulundukları çevrede meydana gelen sosyal, ekonomik, kültürel, teknolojik vb. birçok değişime ayak uydurmaları gerekmektedir. Dünya genelinde ve özellikle Türkiye gibi gelişen ekonomilerde kullanıcı sayısını yüksek bir ivmeyle arttıran elektronik ticaret süreçlerinin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörlerin ortaya çıkarılması bu sürece ilişkin fayda ve maliyetlerin daha iyi anlaşılması açısından önem teşkil etmektedir. Elektronik ticaret gibi yeniliklerin benimsenmesi üzerine yapılan çalışmalarda kullanılan birçok teori bireysel düzeyde benimsemeyi incelemektedir. Yeni kurumsal teori ise bu yeniliklerin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörleri, firmanın içinde bulunduğu kurumsal çevreyi ele alarak incelemektedir. Yeni kurumsal teori firmanın faaliyet gösterdiği kurumsal çevrede ortaya çıkan ve firmaların birbirleriyle eşbiçimli (izomorfik) hale gelmesine neden olan zorlayıcı, taklitçi ve normatif baskı mekanizmalarının benimseme üzerinde etkili olduğuna ilişkin farklı bir bakış açısı getirmektedir. Çalışmada yeni kurumsal teori bağlamında ele alınan ve elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde etkili olduğu düşünülen faktörleri incelemek üzere Gaziantep'te faaliyet gösteren firmalarla yapılan anket çalışması sonucu elde edilen veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 18.0 yazılımı aracılığıyla ?Bağımsız İki Grup T-testi? ve ?Çok Değişkenli Regresyon Analizi? yapılarak değerlendirilmiştir. Analizler sonucu ulaşılan bulgular; eşbiçimli baskıların elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde kullanım şekli ve benimseme düzeyine göre farklı etkilerinin olduğunu göstermektedir.

Elektronik ticaretEşbiçimlilikKurumsallaşma+5
Osman Seraceddin Sesliokuyucu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni iletişim teknolojilerinde sosyalleşme ve yalnızlık: Elazığ ili örneği

Günümüzde yeni iletişim teknolojileri kullanımı yaygınlaşmıştır. Buna bağlı olarak bu çalışmada yeni iletişim teknolojilerinden biri olan internette geçirilen zamanın kişilerin gerçek yaşamdaki sosyallik ve yalnızlık seviyelerine bağlı olup olmadığı konusuna açıklık getirmek amaçlanmıştır. Bu tartışmalara katkıda bulunmak amacıyla, Elazığ merkezde 400 kişiye anket uygulaması yapılmış elde edilen sonuçlar analiz edilip yorumlanmıştır. İlaveten yeni iletişim teknolojilerinde sosyalleşme ve yalnızlık olgusunu kavramsal açıdan da incelenmiştir. Bu çalışmayla geçmişten günümüze iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte bireyin hayatında vazgeçilmez bir öneme sahip olan sosyalleşme kavramının sanal ortamlarda varlığını devam ettirdiği ve bireylerin gerçek yaşamdaki sosyallik, yalnızlık durumlarının sosyal paylaşım ağları kullanımı üzerinde etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni iletişim teknolojileri, Sosyalleşme, Yalnızlık, İnternet

ElazığSosyalleşmeYalnızlık+4
Güler Uzun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Sivil savunma alanında kullanılmak üzere yeni teknolojilerle üretilen kumaşlardan giysi tasarımları oluşturma

Bu araştırma; fonksiyonel kullanım sağlayan model detayları bulunan özel bir model tasarımına ve yüksek teknolojik özelliklere sahip kumaşlara ihtiyaç duyan Sivil Savunma Personelinin; hâlihazırda kullanmakta oldukları görev giysilerinin arama-kurtarma faaliyetleri esnasındaki hareket sınırlılıklarını; giysi modelinin problem yaratan bölümlerini ve nedenlerini belirleyerek yeni bir görev giysi modeli tasarlamaya yöneliktir.Araştırmanın evrenini Türkiye Sivil Savunma Birliklerinde görev yapan toplam 467 AKUT personeli oluşturmaktadır. Araştırmacının ulaşabildiği Sivil Savunma AKUT personeli örneklem olarak seçilmiştir. Bu doğrultuda, Ankara ve Sakarya Sivil Savunma AKUT Birliklerinde çalışan ve AKUT teknisyeni olarak görev yapan personelden ulaşılabilen 114 kişiye ön anket formu uygulanmıştır.Ön anket formundan edinilen veriler SPSS istatistik paket programının 15.0 versiyonu kullanılarak araştırmanın bulgularına ulaşılmıştır. Elde edilen anket bulguları doğrultusunda geliştirilen modellerden üç fonksiyonel model seçilerek deneme modelleri olarak ürün haline getirilmiştir.Hazırlanan Sivil Savunma görev giysilerinin denemelerinden sonra doldurulan değerlendirme formlarındaki bilgiler yardımıyla modeller üzerinde gerekli modifikasyon ve incelemeler yapılarak nihai görev giysisinin model özelliklerine karar verilmiştir.Yapılan değerlendirme sonucu karar verilen nihai modelin dikiminde teknolojik özellikteki kumaşlardan nomeks (%95 nomeks ve % 5 Kevlar karışımlı) ve cordura (içi membran kaplamalı, dışı su geçirmez, nefes alırlık özelliğine sahip) kumaş kullanılmıştır.Giysi modeli; mont ve pantolondan oluşan iki parça; dış yüzü görev giysisi, iç yüzü ise sivil giysi olmak üzere her iki yüzü de kullanımlı olarak üretilmiştir. Nihai modeldeki giysi, ön anket formlarını dolduran personelin beden numaralarının çoğunluğuna göre M (medium) ve L (large) olmak üzere iki beden olarak hazırlanmıştır.Sivil Savunma görev giysisinin hazırlanan M ve L bedenleri, ön anket formunu dolduran, 45 kişiye bir ay süre ile denettirilmiştir. Yapılan denemeler sonunda personelin son anket formunu doldurmaları sağlanmıştır. Son anket formu ile personelin, görev giysisinin bedene uygunluğuna, model özellikleri ve detaylarına ve giysinin kumaşına ilişkin memnuniyet düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır.Görev giysilerini deneyen 45 kişinin ön anketteki görüşleri ile son anketteki görüşleri arasındaki farkın anlamlılığına bakılmıştır.Araştırmanın temel bulguları arasında, AKUT personelinin mevcut giysileri ile ilgili kumaş ve model özellikleri açısından memnun olmadıkları noktalar olduğu, bu doğrultuda geliştirilen yeni görev giysisinin denemeleri sonucunda; giysinin üretiminde kullanılan kumaş, ölçü ve model özelliklerinin genel anlamda beğenildiği görülmüştür. Ön anket ve son anketten elde edilen bulgular yönünden yapılan karşılaştırmalarda ise, kumaş özellikleri yönünden istatistiksel olarak yeni giysi lehine anlamlı bir fark bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve öneriler geliştirilmiştir.

Giysi tasarımıGiysilerKumaşlar+5
Şengül Erol
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Deri konfeksiyon sektöründeki teknolojik yenilik faaliyetlerinin eğitim programlarına etkileri

ÖZET Gelişmekte olan ekonomilerin temel sorunlarının başında ürün kalitesinin ve üretim ölçeğinin düşük olması gelmekte; bu olumsuzluklar, teknik bilgi ve sermaye yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Çağımızdaki teknolojik gelişmeler ve iletişim olanakları dikkate alındığında sanayinin yaşayabilmesi, işletmelerin rekabet edebilme gücüne bağlı bulunmaktadır. Bunun için, işletmelerin teknolojik yenilikleri sürekli izlemeleri ve değişikliklere en kısa zamanda uyum sağlayabilmeleri gerekmektedir. İşletmelerin hızlı değişikliklere uyum sağlayabilmeleri, yüksek kaliteli işgücüne sahip olmalarına bağlı bulunmaktadır. İş hayatının işgücü ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve mezunların iş bulmalarım garantilemek için eğitim kurumlan ile işletmelerin, gençlerin eğitiminde ortaklaşa çalışmaları gerekmektedir. Sanayi dinamik bir yapıya sahip olduğu için, eğitim kurumları işletmelerle işbirliği içinde çalışırsa, sanayideki atılım okullar içinde itici bir güç oluşturabilmektedir. Okulların, nitelikli işgücü ihtiyacını karşılayabilmek için, iş hayatında meydana gelen değişiklikleri yakından izlemeleri ve en kısa zamanda eğitim programlarına yansıtmaları gerekmektedir. (Doğan, 1997:82). Bu araştırmada, deri konfeksiyon sektöründeki teknolojik yenilik faaliyetlerinin eğitim programlarına etkilerini belirlemek amacıyla betimsel yöntem (survey) kullanılmıştır. Bu çerçevede, verilerin toplanması amacı ile anket formları geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da faaliyet gösteren orta ölçekli deri konfeksiyon işletme yöneticileri ve Anadolu kız meslek liselerinde görev yapan deri konfeksiyon öğretmenleri oluşturmaktadır. Hazırlanan anket formları yöneticilere ve öğretmenlere uygulamış, toplanan veriler SPSS paket programından yararlanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış, frekans yüzde aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanarak tablolaştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen belli başlı sonuçlar şunlardır:. İşletmelerin teknolojik olarak yeni ürün geliştirme durumlarına bakıldığında; işletmelerde teknolojik olarak yeni ya da iyileştirilmiş ürün geliştirilmediği, sadece mevcut makinelerde küçük iyileştirmeler yapıldığı saptanmıştır.11 İşletmelerin teknolojik yenilik faaliyetlerindeki amaçlarına bakıldığında; işletmelerin yurt dışında pazar yaratmak, ürün kalitesini ve ürün çeşidini artırmak amaçlarıyla teknolojik yenilik faaliyetlerini gerçekleştirdikleri ortaya çıkmıştır. İşletmelerin teknolojik yenilik faaliyetlerini engelleyen faktörlere bakıldığında; işletmelerde teknolojik yenilik maliyetlerinin yüksek olması, mevzuat ve standartlardan kaynaklanan sorunlar, kalifiye personelin olmaması ve teknoloji konusunda gereken bilginin olmaması nedenlerinin teknolojik yenilik faaliyetlerini engelledikleri saptanmıştır. Öğretmenlerin yeni teknolojik üretim süreçlerini izleme ve eğitim programlarına yansıtma durumlarına bakıldığında; öğretmenlerin yeni teknolojik üretim süreçlerini izlemeye çalıştıkları, ancak, konu ile ilgili seminer vb. etkinliklerine katılamadıkları, neden olarak da sektörün eğitim kurumlarına olan ilgisizliğini ve sektörle okul arasında yeterli işbirliğinin yapılmamasını gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarına göre aşağıdakiler önerilebilir: Teknolojik yenilik süreçleri; her şeyden önce, ülkenin kendi ulusal bilim sisteminde bulunabilecek olan sağlam bir bilgi temeline, üniversite ve kamu araştırma kurumlarında yapılan ve büyük ölçüde kamu kaynaklarından desteklenen temel araştırmalara dayandırılmalıdır. Üniversiteler ve kamu kurumlarınca yürütülen araştırmalardan, sanayi ya ortak araştırmalar ya da patent ve lisans alımları yoluyla doğrudan ya da bu araştırmaların sonuçlarından dolaylı olarak yararlanmalıdır. Sektörün ihtiyaç duyduğu elemanların nitelikleri saptanmalı, bu nitelikte insan gücü yetiştirecek örgün ve yaygın eğitim programlan hazırlanmalı, bu program doğrultusunda makine, araç-gereç, yayın vb. donanımlar sağlanmalı, kurumlar arası işbirliği yapılmalıdır. Sektörde çalışacak elemanlar için, uluslar arası meslek standartları paralelinde meslek standartları geliştirilmeli, istihdamda bu standartlar göz önüne alınmalıdır.

Deri konfeksiyonTeknolojik gelişmelerYeni teknolojiler
Fatma Bayraktar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik tutumlarının teknoloji kabul modeli çerçevesinde incelenmesi: Sanal bir uygulama örneği

Dijitalleşen dünya ile birlikte hayatımıza giren nesnelerin interneti teknolojileri, tüketici profilinin değiştiği günümüzde tüketicinin günlük yaşamından hayatın her alanına kadar insanların hizmetine sunulmuş olan ayrıca tüketiciler tarafından benimsendiğinde ve doğru yönde kullanıldığında insan yaşamında köklü değişiklikler yaratacak ve insanların yaşam kalitesini arttıracak dijital bir gelişmedir. Fakat teknolojiler tüketiciler tarafından her zaman kabul gören ya da zamanında benimsenebilen olgular değildir. Kişiden kişiye farklı algılanabilen ve insanların hayatına aniden girerek uyum sağlamaları beklenen olgulardır. Bu bağlamda araştırmanın amacı insan yaşamının her noktasında etkili olabilecek nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik tüketici tutumlarının teknoloji kabul modeli ile incelemesidir. Bu çerçevede araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm de pazarlamanın tarihsel gelişimden bahsedilmiştir. İkinci bölümde nesnelerin interneti tarihsel süreci ve uygulama alanları örneklerle anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise tüketicilerin nesnelerin internetine yönelik tutumlarının teknoloji kabul modeli üzerinden akıllı ayna örneği verilerek araştırıldığı bir saha çalışması yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla geliştirilmiş anket online ortamlarda dağıtılmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; sübjektif norm, algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı ve gönüllülüğün tutum üzerinde, tutumun ise davranışsal niyet üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda verilen akıllı ayna örneğinin kullanımının yaygınlaşması durumunda araştırmaya katılan tüketicilerin bu yeni teknolojiyi kabul edebilecekleri kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nesnelerin interneti, Teknoloji kabul modeli, tutum, akıllı teknoloji, akıllı ayna

Akıllı malzemelerNesnelerin internetiTeknoloji kabul ve kullanım modeli+4
Esra Aksoy
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalık seviyelerinin incelenmesi: Bilecik örneği

Endüstri 4.0'la birlikte toplumlar ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan değişime uğramıştır. Değişimin hemen hemen bütün alanlarda görülmeye başlaması toplumun en önemli yapı taşı olan eğitim alanında etkili olmuştur. Eğitim sisteminin içerisine entegre edilen teknolojik unsurlar sayesinde öğrencilere farklı becerilerin kazandırılması hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda teknolojiye uyum sağlayabilme konusunda öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu çalışmanın amacı farklı okullar ve kademelerde görev yapan öğretmenlerin Endüstri 4.0 farkındalık düzeylerinin belirlenmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı da öğretmenlere yönelik Endüstri 4.0 farkındalık ölçeğinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve tesadüfi örneklem belirleme yöntemi ile 755 öğretmene ulaşılmıştır. Çalışmada 4 öğretmenin verdiği cevaplar tutarlı olmadığı için çıkartılmış ve 751 öğretmenle çalışma yürütülmüştür. Bu kapsamda veri setine kapsam geçerlilik analizi, güvenilirlik analizi, faktör analizi uygulanmış bilgi (4), öğretme (3), mesleki gelişim (3) eğitim (3) olmak üzere 4 faktör altında toplanmış olan 13 maddelik Endüstri 4.0 Farkındalık Ölçeği geliştirilmiştir. Öğretmenlerin verdikleri cevaplar doğrultusunda oluşturulan veri seti ile öğretmenlerin demografik özelliklerine ait oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Endüstri 4.0 farkındalık ölçeği ile eğitim durumları, mesleki kıdemleri ve çalıştıkları okul türleri arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin endüstri 4.0 farkındalık düzeyleri ile cinsiyetleri, görev türleri ve yaşları arasında anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Yeni teknolojiler
Gürdal Özsakarya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde büyük veri: Mobil sağlık uygulamalarının kullanımını etkileyen faktörlerin Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli ile incelenmesi

Büyük Veri ve Analitik Sistemleri (BVA) büyük miktardaki ve çok çeşitli yapılardaki verilerin depolanmasını, gerçek zamanlı olarak analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlamaktadır. BVA, toplumumuzu ve yaşamlarımızı dönüştürmekte ve giderek daha fazla değişim vadetmektedir. Toplumun BVA ile entegre edilmiş mobil sağlık (m-sağlık) uygulamalarını kullanması, sağlığın teşviki ve geliştirilmesi için önemlidir. Araştırmanın amacı, BVA'nın m-sağlık uygulamaları ile entegre edilmiş bilgi sistemlerinin tüketicilerin benimseme davranışı üzerindeki etkisini araştırarak teknoloji benimseme literatürünü genişletmektir. Araştırmada Planlı Davranış Teorisi, Teknoloji Kabul Modeli ve Bilgi Sistemleri Başarı Modeli'nin entegrasyonu sağlanarak yeni bir model geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş üstü Hayat Eve Sığar (HES) kullanıcıları oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması aşamasında anket yöntemi tercih edilmiş ve kolayda örnekleme yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen 400 anket verisi ile ilgili temel istatistiksel analizler için SPSS 24 kullanılmıştır ve veriler yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; BVA ile entegre edilmiş m-sağlık uygulamaları kapsamında subjektif norm, algılanan davranışsal kontrol, algılanan bilgi kalitesi, algılanan sistem kalitesi, algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığının kullanım niyeti üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan kullanım kolaylığının, algılanan fayda üzerinde pozitif etkisi tespit edilmiştir. Araştırma teknoloji benimseme literatürüne katkı sağlamaktadır ve sağlık hizmetleri endüstrisinin iş modellerini yeniden yapılandırmasına yardımcı olabilir.

Analitik analizBüyük veriMobil sağlık+4
Öznur Dal
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim sürecinde etkileşimli tahta kullanımına yönelik geliştirilen bir hizmet içi eğitim kursu ve yansımaları

Bu araştırmanın amacı, son dönemlerde eğitimde kullanımı yaygınlaşan teknolojilerden biri olan etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna ilişkin ilköğretim öğretmenlerine yönelik bir Hizmet İçi Eğitim (HİE) kurs programının geliştirilmesi, uygulanması ve kursun etkililiğinin değerlendirilerek öğretmenlerin eğitsel uygulamalarına yansımalarının incelenmesidir. Özel durum yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını, araştırmacı tarafından geliştirilen ve Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü?nün 2011 Yılı Mahalli Hizmet İçi Eğitim Planı kapsamında uygulanan ?Akıllı Tahtanın (Etkileşimli Tahtanın) İlköğretim Branş Derslerinde Kullanımı? hizmet içi eğitim kursuna katılan 13 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma, ?HİE kurs programının geliştirilmesi?, ?HİE kursunun uygulanması ve değerlendirilmesi? ve ?HİE kursunun izleme değerlendirmesi? olmak üzere üç aşamada tamamlanmıştır. Bu süreçte, HİE kurs programının geliştirilmesinde, sistem yaklaşımı modelinin basamakları dikkate alınmıştır. Çalışmada verilerin toplanması aşamasında; anket, yarı-yapılandırılmış mülakat, gözlem ve doküman incelemesi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi, frekans ve yüzde değerlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna yönelik hazırlanan HİE kurs programının, kursa katılan öğretmenlerin bilgi ve beceri gelişimine katkıda bulunduğu belirlenmiştir. HİE kursunun, öğretmenlerin etkileşimli tahtaya yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Kurs sonunda, öğretmenlerin katıldıkları HİE kurs programı ile ilgili görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu tespit edilmiştir. Yapılan izleme değerlendirme çalışmalarında, kursun içeriğinin uygulanabilir olduğu ancak etkili teknoloji entegrasyonu için tek başına yeterli olmadığı; kurs sonrasında sağlanacak destek hizmetlerinin de bu süreçte önemli olduğu görülmüştür. Kursun, öğretmenlerin eğitsel uygulamalarında farklılık meydana getirme konusunda belirli bir derecede etkili olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Araştırma sonucunda, etkileşimli tahtanın öğrenme-öğretme sürecine entegrasyonuna yönelik tasarlanan bir HİE kurs programının etkililiği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Etkileşimli Tahta, Teknoloji Entegrasyonu, Hizmet İçi Eğitim

Akıllı tahtaBilgi teknolojisiBilgisayar destekli öğretim+7
Pınar Kefeli
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gözetim çalışmaları temelinde Black Mirror dizisi: Gerçek ve kurmaca hayat ilişkisi

Gözetim pratikleri tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de tartışmaya açık bir konudur. Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi ve özellikle sosyal medya kullanımının artmasıyla beraber daha fazla görünürlük kazanan gözetim uygulamaları, gün geçtikçe daha da gelişmekte, yaygınlaşmakta ve içselleştirilmektedir. Günümüzde bu durumu konu eden sanat eserleri, özellikle sinema filmleri ve televizyon dizileri bulunmaktadır; 2011 yılında yayınlanmaya başlayan Black Mirror dizisi de bunlardan birisidir. Dizi kurgusal bir gelecekte iletişim ve gözetim teknolojilerinin insan hayatı üzerindeki etkilerini bir distopya olarak sunmaktadır. Bu çalışmada yeni iletişim teknolojilerinin eleştirisini yapan Black Mirror dizisinin kurgusal evreni ile gerçek hayat örnekleri karşılaştırılmış, dizinin içeriği analiz edilerek belirli temalar üzerinden bir analiz sunulmuştur. Bu amaçla çalışmada gözetim çalışmaları literatürü incelenmiş, gözetim ve yeni iletişim teknolojileri ile ilgili kavramlar araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Black Mirror dizisinin kurgusal evreni ile gerçek hayat örnekleri belirlenen temalar üzerinden karşılaştırılmıştır. Yapılan bu analiz sonucunda görülmektedir ki Black Mirror dizisinin kurgusal evreninin gerçek hayatta da örnekleri mevcuttur. Bu noktada her ne kadar yeni iletişim teknolojilerinin faydalı etkileri olsa da, gözetim mekanizmasına hizmet ettiği unutulmamalıdır. Black Mirror dizisinin yarattığı distopya günümüzde çoktan yaşanmaya başlamıştır.

BenzetimBlack MirrorGözetim+7
Eylül Ersoy
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel miras araştırmalarında kullanılan yeni teknolojik yaklaşımlar: Phaselis yazıtları örneği

Bu çalışma, son yıllarda kültürel miras araştırmalarında kullanılmaya başlanan Yansıtma Dönüşümlü Görüntüleme (RTI) metodunun, epigrafiye sunduğu yenilikleri ve pozitif katkıları Phaselis yazıtları ışığında mercek altına alarak yazıtların tekrar değerlendirilmesini kapsamaktadır. Yansıtma Dönüşümlü Görüntüleme (Reflectance Transformation Imaging - RTI), bir nesnenin sabit bir noktadan çekilen ve farklı açılardan aydınlatılan bir dizi dijital fotoğraf verisinin sentezlenmesi sonucu, nesnenin yüzey formunun matematiksel bir modelini oluşturulmasına olanak veren sayısal fotoğraflama metodudur. RTI görüntüleri, tripod üzerine sabitlenen bir fotoğraf makinesiyle çekilen bir dizi fotoğraf kaydından oluşmaktadır. Söz konusu her bir fotoğraf karesinde materyal üzerine farklı açılardan uygulanan ışık, obje üzerinde yansıma, gölge, rölyef ve insizyon meydana getirmektedir. Bu veri kümelerinden elde edilen yansıma değerlerinin sentezlenmesi sonucu nesnenin matematiksel yüzey modeli oluşturulmaktadır. Böylelikle yazıt taşıyıcısı yüzeyine ışık istenildiği açıdan uygulanabilmekte, RTI yazılımının sunduğu algoritmik görüntüleme filtreleri uygulanarak materyal kültür kalıntısı üzerinde oldukça detaylı bir analiz süreci yürütülebilmektedir. Çalışma kapsamında Phaselis Antik Kenti'nde bulunan epigrafik malzemeler üzerinde özellikle yüzeyi tahrip olmuş, okunmasında zorluk çekilen, okunamayan veya yanlış deşifre edilen yazıtlara yönelik çalışmalar yürütülmüştür. Kültürel miras araştırmalarında 'tahribatsız' analiz ve belgelemeye imkan veren RTI metodunun epigrafi çalışmalarına sağladığı pozitif katkı ele alınarak RTI metodunun ilkeleri aktarılmaktadır. Ayrıca söz konusu metodun yazıtların analizinde ve kayıt sürecinde sağladığı avantajlar ve kısıtlamalar ele alınmış ve epigrafi araştırmalarında uygulanabilirliği deneyimlenmiştir.

EpigrafiKültürel mirasSayısal fotoğraf+3
Aykan Akçay
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni iletişim ve bilişim toplumu: Üniversite öğrencilerinin yeni etkileşim pratikleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma küreselleşen ve bütünleşen dünyada internet ağlarının baskın bir konuma gelmesi ile birlikte toplumsal yapıda meydana gelen değişim ve dönüşümleri irdelemektedir. Özellikle klasik anlamdaki kitle iletişim sistemlerinin genel özelliklerinin ötesinde yeni bir iletişim sisteminin ortaya çıkması ile birlikte postmodern bir toplumsal model üzerinden pratiksel anlamda yeni gündelik rutinlerin yaratılması, kamusal alanda yeni söylemlerin ve yeni toplumsal olayları meydana getiren yeni sosyal ağların temel yapısı analiz edilmektedir. Bu bağlamda yeni iletişim teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkisi üniversite öğrencileri ile yapılan derinlemesine görüşme tekniği ile içerik analizi yapılarak sınanmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki dönüştürücü gücü ve üniversite öğrencilerinin gündelik pratiklerinde baskın olan sosyal ağların günümüz dünyasında hem avantajlı hem de dezavantajlı bir boyutta olduğu ve paradoksal bir yapıya sahip olduğu çıkarılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yeni İletişim Teknolojileri, Yeni Medya, Yeni Kamusal Alan

EtkileşimKamusal alanSosyal ağlar+7
Nurseda Kahraman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal bir web sitesi oluşturucu tasarımı

Bu çalışmanın odak noktası, internet ve internet yazılımcılığı konusunda dışa bağımlılığın getirmiş olduğu dezavantajları irdelemek ve bu konuda birtakım çözüm önerileri sunmaktır. İnternet, yerel sınırları olmayan bir ağdır. Veri kaynakları birbirlerine kilometrelerce uzaklıkta da olsa cihazlar kendi aralarında saniyeler içerisinde iletişim kurabilmekte ve etkileşim sağlayabilmektedir. İnternetin bu özelliği küresel platformların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle son yıllarda hayatımıza giren sosyal medya kavramıyla yerel platformlar, küresel platformlar karşısında zayıflamış ve tekelleşme ivmesi hız kazanmıştır. Bu gelişmenin yanı sıra, insanların internet kullanım oranları da her geçen gün artmaktadır. Web 1.0'da tamamen alıcı olan internet kullanıcıları, Web 2.0'ın hayata geçmesiyle internete katkıda bulunabilen bireyler haline gelmiştir. Web 2.0'ın ağa yayılmasıyla kendi içeriklerini üretebilen kullanıcılar internetin hatırı sayılır bir güç haline gelmesinde de büyük rol oynamışlardır. Küresel platformların tekelleşme süreci sosyal medya platformlarında kendisini gösterdiği gibi internet yazılım sektöründe de etkisini giderek artırmaktadır. Tezde, internette dışa bağımlılık konusu internet yazılım teknolojilerinin gelişim süreçleri mercek altına alınarak değerlendirilmiştir. Web sitelerinin geçirdiği evreler incelenmiş, elde edilen verilerle geçen süre içerisinde yerlilik ve dışa bağımlılık istatistikleri karşılaştırılmıştır. Yazılım sektöründe payını giderek artırmakta olan web sitesi oluşturucu sistemler tanıtılmış, bu sistemleri oluşturan küresel platformların kullanım oranları tespit edilmiştir. Ülkelerin stratejik yatırım olarak görmekte olduğu yazılım sektörünün dışa bağımlı hale gelmesiyle ulusal güvenlik ve ekonomi ekseninde yaşanabilecek olumsuzluklar değerlendirilmiştir. Bu noktada, tamamen dışa bağımlı olan web sitesi oluşturucu platformlarının yerli alternatiflerinin oluşturulması gerekliliği tartışmaya açılmıştır. Çalışma kapsamında ulusal bir web sitesi oluşturucu platformu geliştirilmiş ve platform yazılım geliştiricilerin deneyimlemeleri amacıyla internet üzerinden yayınlanmıştır.

Bilgi teknolojisiBilgi ve iletişim teknolojileri sektörüBilim ve teknoloji politikaları+6
Mehmet Emre Serdaroğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilim ve sanat merkezlerindeki fen grubu öğretmenlerine yönelik ASSURE öğretim tasarımı modeline dayalı mesleki gelişim programı geliştirilmesi

Tüm dünyada değişen bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler nedeniyle mesleklerde gerekli olan yeterlik seviyesi sürekli artmaktadır. Gelişim ve değişimle birlikte teknoloji, eğitimi önemli bir şekilde etkilemekte, bu alandaki becerilerin geliştirilmesini ve güncellenmesini gerekli kılmaktadır. Öğrencilerle olan iletişim ve uyumun sağlanmasında, yeni teknolojilerin öğrenilmesi, deneyimlerin artırılması ve öğretmenlerin adaptasyonunun güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda, özel yetenekli öğrencilerle çalışan öğretmenlere yönelik teknolojiyle zenginleştirilmiş bir mesleki gelişim programı hazırlanması, uygulanması ve uygulama sonrasında elde edilen deneyimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, durum çalışması yöntemi türlerinden bütüncül tekli durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın pilot uygulaması için bir ve esas uygulama için iki olmak üzere Marmara Bölgesi'nde yer alan toplam üç Bilim ve Sanat Merkezi'nde uygulamalar yürütülmüştür. Uygulamalar geçekleştirilmeden önce ihtiyaçları belirlemek için yapılan görüşmeler 12 fen grubu öğretmeninden (fen bilimleri, fizik, kimya ve biyoloji) oluşmuştur. Bu grupla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler doğrultusunda, derslerinde teknoloji kullanım durumlarının çoğunlukla temel düzeyde olduğu ve kullanım amaçlarının çoğunlukla görsellik sağlama, derste sunum yapma, tekrar ya da araştırma yapma amacına yönelik olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda, teknoloji yeterlik düzeyinin iyileştirilmesine yönelik talepleri olduğu ve teknoloji içerikli eğitime ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. Araştırmanın pilot uygulama çalışma grubu bir BİLSEM'deki dört fen grubu öğretmeni, esas uygulama çalışma grubunu ise iki BİLSEM'deki 10 fen grubu öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada belirlenen ihtiyaçlar sonrası geliştirilen teknolojiyle zenginleştirilmiş mesleki gelişim programı ASSURE öğretim tasarımı modele dayalı olarak sosyobilimsel konuları içerecek şekilde yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formları, açık uçlu görüş formu, ASSURE öğretim tasarımı modeline dayalı ders planı değerlendirme formu, gözlem formu ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Pilot uygulama sonrasında gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra, esas uygulama aşamasına geçilmiştir. Esas uygulamaların tamamlandıktan sonra katılımcılardan ASSURE öğretim tasarımı modeline uygun şekilde ders planı hazırlamaları istenmiş ve ders gözlemleri yapılmıştır. Ders gözlemleri, araştırmaya devam eden sekiz katılımcı için, katılımsız gözlem süreci şeklinde yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, betimsel analiz, içerik analizi ve sürekli karşılaştırmalı veri analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, katılımcıların çalışmada kullanılan yenilikçi teknoloji uygulamalarının dersin yürütülmesi sürecinde ilgi çekme ve motivasyonunu artıracağı yönünde görüş bildiklerini göstermiştir. Ayrıca katılımcılar dersi zenginleştirme ve destekleme, derse hazırlık, değerlendirme gibi amaçlar doğrultusunda kullanılabileceğini de ifade etmişlerdir. Bununla birlikte uygulamaların, yürüttükleri proje süreçlerinde kullanıma elverişli olduğu görüşünü belirtmişlerdir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde ve açık uçlu görüş formunda, uygulamaların her biriyle ilgili detaylı şekilde derste kullanım alanları ve uygulamaların sunduğu avantajlar açıklanmıştır. Uygulamaların kullanımına yönelik yaşanabilecek sorunlar ise, donanımsal eksiklikler, öğretmen ve/veya öğrencinin teknolojik altyapısının yetersizliği ve uygulamadan kaynaklanabilecek yetersizlikler olarak belirlenmiştir. Araştırma süreciyle ilgili katılımcılar, mesleki gelişimlerine katkı sağladığı, üniversite ile iletişim ve mentörlük desteği sağladığı şeklinde görüş bildirmişlerdir. Hazırlanan ders planlarının ASSURE öğretim tasarımı modeline uygun şekilde planlandığı ve öğrenci merkezli teknoloji destekli içeriklerden oluştuğu görülmüştür. Ancak, ders planlarının öğrenenlerin analizi ve değerlendirme boyutlarında eksiklikler olduğu belirlenmiştir. Ders gözlemlerinde ise, dersin çoğunlukla ders planına uyumlu şekilde ilerlemekle birlikte bazı derslerde yaşanan teknik aksaklıklar ya da sınıf yönetimine bağlı sorunların yaşanması sebebiyle eksikler bulunduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin derslere teknoloji entegrasyonun başarı düzeyini belirlemek için çoklu veri kaynağı kullanılması, yapılan uygulamaların sürece yayılarak planlanması ve BİLSEM'lerde yenilikçi teknoloji uygulamalarının aktif olarak kullanılacak zenginleştirme etkinliklerinin yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: ASSURE model, Bilim ve sanat merkezleri (BİLSEM), öğretmen eğitimi, özel yeteneklilerde teknoloji, sosyobilimsel konular, yenilikçi teknoloji uygulamaları

ASSURE modeliBilim ve sanat merkezleriFen bilgisi dersi+5
Şule Elmalı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekâ ve geleceğin toplumu: Bilimkurgu sineması üzerinden bir yakın gelecek tasavvuru

Makinenin tarihi insanlığın üretimle beraber şekillenen tarihiyle paraleldir. Makinenin tarih içindeki gelişim ve dönüşüm süreçleri ise bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerle mümkün olmuştur. Bu anlamda makine üretim teknolojilerindeki gelişmelerin neden olduğu tarihteki büyük dönüşüm anları olan sanayi devrimlerinin ortaya çıkmasında da itici güç olmuştur. Kısaca makine, doğa bilimleri ile beşeri bilimlerin araştırma alanının tam ortasında konumlanmaktadır. Bu bakımdan makinenin tarihinin araştırılması ve incelenmesi hem toplumsal süreçleri daha iyi anlamak hem de bilim ve teknolojinin toplumsal etkilerini kavrayabilmek için çok önemlidir. Bu tez de bu düşünceden hareketle makinenin tarihine bu çok katmanlı noktadan bir bakış geliştirmiştir. Makinenin günümüzde geldiği en gelişmiş hali yapay zeka teknolojileridir. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak gün geçtikçe daha kompleks bir hal alan makine kavramı, toplumları ve bireyleri pek çok farklı yönden etkilemeye devam etmektedir. Fakat ilerleme için ilerleme anlayışına paralel bir şekilde üstel hızla gelişen teknolojinin yakın gelecekteki etkileri üzerinde düşünme konusu her zaman pozitif bilimlerin eksik bir alanı olarak kalmıştır. Bu çalışma bu eksik alan üzerine makine kavramı üzerinden bir düşünme denemesidir. Yapay zeka ile ilgili gelişmelerin somut olarak hayatlarımıza dahil olmaya başladığı ve dördüncü sanayi devrimi olarak adlandırılan bir dönem içinde yaşamaktayız. Bu noktadan geleceğe bakarak şu an yaşanan sürecin insanlık için getirilerinin ya da zararlarının neler olacağını düşünmek, insanlığın neredeyse tarihin başlangıcından beri ulaşmaya çalıştığı "daha iyi bir yaşam" ütopyasına ulaşabilmek için atılması gereken en önemli adımdır. Düş kurmak, insanı ait olduğu zamana ve mekana yabancılaştırarak ona uzaktan bakabilmek, onu değerlendirebilmek için bir fırsat sunar. Bilimkurgu sineması ise geleceğe dair bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında gerçekleşmesi mümkün düş ürünü dünyaları izleyici ile buluşturarak böyle bir değerlendirme yapabilmek için imkan sunar. Bu çalışma bu sebeple geleceğe dair düş kurma gücünü, bilimkurgu sinemasındaki yapay zeka tahayyülleri etrafında şekillenerek yaratılmış dünyaları inceleyerek kullanmak amacındadır. Çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde makinenin tarihi, sanayi devrimleri öncesi dünyaya kısa bir bakış ile başladıktan sonra birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sanayi devrimleri ekseninde konu edilmiştir. Dördüncü sanayi devrimi, tezin ana konusu olan makinenin günümüzdeki en gelişmiş hali olan yapay zekanın içinde geliştiği dönem olarak ele alınmış ve bu yeni teknolojinin hayatlarımızı nasıl dönüştüreceği incelenmiştir. İkinci bölümde ise yakın gelecek tahayyülü için insanın düş gücüne başvurulmuş ve bilimkurgu sineması yapay zeka bağlamında incelenmiştir. Buna göre insanların makineye karşı fikirlerinin dönemin toplumsal koşulları altında nasıl şekillendiği ve sinemada yansıtıldığı tartışılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde distopyan bilimkurgu sinemasına ait yapay zekayı konu edinen örneklerle film analizleri yapılmıştır. Yapay zeka algısı distopyan bilimkurgu filmlerindeki yansımaları ile incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda gelecekte yapay zekanın insan hayatında nerede konumlanacağı, toplumları nasıl etkileyeceği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Bilim-kurguEndüstri 4.0Gelecek+6
İrem Yakın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelenekselden dijitale içeriğin üretimi ve dönüşümü: Dijital habercilik bağlamında bir araştırma

Teknolojinin gelişimine bağlı olarak, iletişim alanında değişimler ve dönüşümler yaşanmaktadır. Günümüz endüstrisinin temelini oluşturan bilgisayar ve internet teknolojileri, yeni medya olarak adlandırılan dijitalleşen bir dünya düzenini oluşturmaktadır. Bu değişim ve dönüşümlerin temelini oluşturan dijitalleşme, kitle iletişim araçlarını da etkilemektedir. Kitle iletişim araçlarının geleneksel yapıdaki üretimi, yeni iletişim teknolojilerinin sağladığı imkânlar dahilinde yer, zaman ve mekân olgularına bağlı olarak değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Kitle iletişim araçlarında yaşanan bu değişimler, habercilik alanında da görülmektedir. İnternet dünyasının oluşturduğu sanal ortam, haber üretiminin hem geleneksel yapıda hem de dijital ortamda üretilen bir yapıya dönüştürmüştür. Yeni iletişim teknolojilerinin sahip olduğu donanım, geleneksel haberciliğin dijitale haberciliğe dönüşüm içerisinde haber üretimindeki unsurlarını etkilemiştir. Aynı zamanda, dijital habercilik ile ortaya çıkan yeni habercilik pratikleri, haber içeriğinin değişiminde önemli etken olmuştur. Dijitalleşen habercilikte, geleneksel haber üretimine göre etkileşimli, ulaşılabilir, hızlı aktarım yapılmaktadır. Dijitalleşmenin, haberciliğe sağladığı bu özellikler ve yeni medya ortamında gelişen dijital hikâye anlatıcılığı, dijital haberciliğin bu doğrultuda üretim yapılmasına yöneltmektedir. Dijital habercilikte kullanılan anlatı yapılarını, yazım teknikleri, multimedya ögeleri, hipermetinsel sözcükler gibi unsurlar oluşturmaktadır. Dijital habercilikte ortaya çıkan haber üretim unsurları, dijital habercilik anlatıcılığını oluşturmaktadır. Dijital habercilikte haber anlatıcılığı, medya kuruluşlarının ekonomi politik yapısına göre değişkenlik göstermektedir. Medya kuruluşlarının ekonomi politik yapısındaki farklılıklar, dijital haber üretiminde birtakım farklılıkların oluşmasına neden olmaktadır. Haber üretim sürecinde oluşan bu farklılıklar aynı zamanda gazetecilik meslek ilkelerine ve haber etiğine de yansımaktadır. Çalışmada, medya kuruluşlarının geleneksel habercilikten dijital haberciliğe geçiş ile haber içeriğinin dönüşümü bağlamında medya kuruluşlarının oluşturduğu haber üretim süreçleri ele alınmış ve haberde kullanılan anlatı yapılarındaki farklılıklar ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda, Hürriyet, Milliyet, The New York Times ve The Guardian gazetelerinde üretilen dijital haberlerin yapıları incelenmiş ve günümüzde oluşturulan dijital haber üretiminin, gazetecilik meslek ilkeleri ve etiği bağlamında karşılaştırmalı olarak betimsel içerik analizi yapılmıştır.

Gazete yayıncılığıSayısal habercilikSayısallaştırma+2
Ahmet Serkan Okay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin salgın hastalık (COVID-19) dönemlerinde yeni teknolojileri benimsemelerinin teknoloji kabul modeli çerçevesinde incelenmesi: Hızlı tüketim malları özelinde, mobil uygulamalar üzerine bir araştırma

Araştırmanın temel problemi COVID-19 sürecinde yeni teknolojilerin tüketiciler tarafından kullanımının kabulünü veya reddini etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Bu bağlamda tüketicilerin yeni teknolojileri kabul ve benimseme süreçleri aktif kullanımı, kullanma niyetleri ve tutumları araştırma modeline dahil edilen değişkenler ile anlaşılması amaçlanmıştır. Tüketicilerin mobil uygulamaların kullanımına karşı önemli varsayılan algılar belirlenerek araştırma modeli kurgulanmıştır. Modelin oluşturulmasında yeni teknolojilerin kabulünde literatürde sıkça kullanılan TKM, GET ve PDT modellerinden faydalanılmıştır. Araştırma verileri çevrimiçi anket metoduyla 506 kişilik kullanılabilir örneklem elde edilmiştir. Araştırmada yapısal eşitlik modellemesi kullanılmış olup, öncelikle verilerin geçerlilik güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Değişkenlere ait faktör yükleri, cronbach's alpha, kompozit güvenilirliği ve AVE değerlerinin de uygun bulunmasıyla birlikte nihai model Smart PLS ile yol analizleri yapılmıştır. Araştırma nihai modelinde; aktif kullanım, kullanma niyeti, tutum, algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan güven, algılanan uyumluluk ve algılanan güvenlik (teslimat) değişkenleri yer almaktadır. Araştırma analiz sonuçları, aktif kullanımı etkileyen en önemli faktör kullanma niyetidir. Kullanma niyeti en yüksek tutum, tutum ise en yüksek algılanan faydadan etkilenmektedir. Araştırmanın bağımsız değişkenlerinden algılanan güven değişkeni ile algılanan fayda arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış olup, diğer bağımsız değişkenler pozitif etki göstermiştir. Araştırmada COVID-19'un da etkisini görmek açısından algılanan (teslimat) güvenlik değişkeni ilişkide olduğu tüm değişkenleri pozitif olarak etkilemiştir. Son olarak mobil uygulamaların aktif kullanımlarına en büyük etki kullanım niyeti olarak görülse de tutum, algılanan fayda, algılanan (teslimat) güvenliği, algılanan kullanım kolaylığı değişkenlerinin de önemli bir etkisi bulunmaktadır.

COVID 19Elektronik pazarlamaFast food+7
Yavuz Toraman
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni nesil televizyon izleme sistemleri ve ikinci ekran kullanımı: Aktif izleyici katılımının değerlendirilmesi

Geçmişten bugüne yaşanan teknolojik gelişmeler ve 1990'lı yılların ortalarından itibaren yaygınlaşan internet kullanımı, televizyonun internet ile yakınsamasına neden olarak yeni nesil televizyon izleme sistemlerini ortaya çıkarmış ve televizyon, internet ile bağlantılı hale gelmiştir. Yeni nesil televizyon izleme sistemleri ise geleneksel televizyon yayıncılığının tek taraflı yayın prensibinin aksine, etkileşimselliğe olanak tanıyarak televizyonu kişiselleştirilmiş bir araca dönüştürmüştür. Böylelikle kullanıcıların televizyon izleme alışkanlıkları değişmiş ve televizyon içeriklerine olan müdahalesi artmıştır. Teknolojinin gelişimi ile birlikte yeni iletişim ortamlarının ortaya çıkması ve bireylere sunulan akıllı telefon, tablet, bilgisayar gibi araçların her geçen gün kullanımının yaygınlaşması söz konusu cihazların televizyona karşı bir tehdit olarak algılanmasına neden olmuştur. Ancak sanılanın aksine sosyal ağları ve gelişen teknolojileri kendine entegre eden televizyon bu araçları tamamlayıcı bir unsur olarak kullanmaya başlamıştır. Yapılacak olan bu çalışmada, yeni nesil televizyon izleme deneyimi sunan ve etkileşimselliğe olan tanıyan IPTV ve hizmetlerine değinilerek, ikinci ekran kullanımı bağlamında sosyal televizyon kavramı açıklanmaya çalışılacaktır. Ayrıca söz konusu araştırmada televizyon içeriklerinin tüketiminde ikinci ekran kullanımının yaygınlaştığı öne sürülerek, ikinci ekran kullanımı bağlamında ve geleneksel televizyon yayıncılığından dijital yayın platformlarına geçişte televizyonun ve izleyicinin yaşadığı düşünülen dönüşüm ve izleyicinin telefon ve tablet gibi cihazlarla ikinci ekran kullanımının televizyon içeriklerinin üretiminde ve pazarlamasında bir değişim yaratıp yaratmadığı gibi değerlendirmeler ve açıklanması gereken başlıklar sektör temsilcileri ve akademisyenlerle, nitel araştırma yönetemlerinden biri olan yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemiyle ortaya koyulmaya çalışılacaktır.

Aktif izleyiciSosyal televizyonTelevizyon+5
Tarkan Öztürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Tınlayan alan: Dijital medyada, kullanıcı arayüz tasarımının eleştirel bir analizi

This thesis analyzes user interface design process in digital media. New methodologies, new perceptions, new approaches and new technologies help unfolding new understandings within this paradigm. Within the shifting nature and definition of art and design, a work has become something that gains value and importance as the audience of such works are transformed into users or participants. The core of this thesis is on the user experience through the interaction of the user/participant with the interface designed by the artist/designer. It probes into the levels of interaction and user interface design through analysis of works from the domain and a designed interactive installation.

Interface designElectronic mediaUser interface systems+1
Erhan Tunalı
İhsan Doğramacı Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

Related subjects