Malocclusion-angle class II

56 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İskeletsel sınıf II maloklüzyona sahip hastalarda sabit fonksiyonel tedavinin temporomandibular eklem üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu uzmanlık tezinin amacı sabit fonksiyonel apareylerden Herbst apareyi ile tedavi edilen Sınıf II maloklüzyona sahip intraartiküler temporomandibular bozukluğu olan ve olmayan hastalarda, tedavinin mandibular kondil ve glenoid fossa ilişkisi üzerindeki etkilerini ve kondildeki morfolojik değişiklikleri karşılaştırmaktır. Bu çalışmaya 36 birey (ortalama yaş: 15.8±0.4 yıl) dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalar intraartiküler eklem bozukluğu olmayanlar (Grup 1) ve intraartiküler eklem bozukluğu olanlar (Grup 2) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Grup 1, 13'ü kadın 5'i erkek olmak üzere 18 bireyden (yaş ortalaması:15.6±0.4 yıl), Grup 2 ise, 14'ü kadın 4'ü erkek olmak üzere 18 bireyden (yaş ortalaması:16.01±4.4 yıl) oluşmaktadır. Çalışmaya dahil edilen hastaların tedavi öncesi ve tedavi bitiminde lateral sefalometrik radyografları ve manyetik rezonans görüntüleri elde edilmiştir. Ayrıca tedavi süresi boyunca yaşam kalite anketi (OHİP-14 indeksi) uygulanmış ve ağrı durumlarının tepiti için VAS ile ağrı takibi yapılmıştır. Veriler t-testi, One Way Anova, Kruskal Wallis ve ki-kare testleri kullanılarak karşılaştırılmıştır. Sefalometrik değerlerde tedavi ile meydana gelen değişim iki grupta da benzerdir (p>0.005). Sadece SN-GoMe açısında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. (p<0.005). Herbst tedavisi süresince, belirlenen 8 zaman noktasında gruplar arasında ağrı skorları bakımından istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır (p>0.005). Hastaların OHIP-14 SC yaşam kalitesi anket skoru 1. hafta (T3), 1. ay (T4), 2. Ay (T5) ve Herbst apareyinin söküldüğü seansta (TS) Grup 1'de Grup 2'ye kıyasla anlamlı derecede daha fazla bulunmuştur (p<0.005). Hastaların OHIP-14 ADD yaşam kalite anket skoru 1. ay (T4) ve 2. ayda (T5) Grup 1'de Grup 2'ye kıyasla anlamlı derecede daha fazla bulunmuştur (p<0.005). Grup 1' in sağ kondili ile Grup 2' nin sağ ve sol kondilinde MR görüntülerde tedavi ile meydana gelen değişimler için yapılan karşılaştırmada gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bir bulunmamıştır (p>0.05). Bu tez çalışmasının sonuçlarına göre Sınıf II maloklüzyona sahip temporomandibular eklem bozukluğu olan ve olmayan hastalarda Herbst aygıtı ile sabit fonksiyonel tedavi temporomandibular eklem üzerinde olumsuz bir etki oluşturmamakla birlikte her iki grup için de disk pozisyonunda iyileşme oluşturduğu gözlenmiştir. TME bozukluğu olan ve olmayan hastalarda dentoiskeletsel değişiklikler, tedavi konforu, ağrı deneyimi bakımından tedaviye verilen cevap benzerdir.

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IIManyetik rezonans görüntüleme+4
Elif Kaymakcıoğlu
Bezmialem Vakıf University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Forsus tedavisi öncesi ve sonrası eklem konumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, II. Sınıf 1. bölüm kapanış bozukluğuna sahip hastalarda uygulanan forsus aygıtının kondil konumları üzerindeki etkisinin hem sentrik ilişki (Sİ) kayıtları hem de konik huzme ışınlı bilgisayarlı tomografi (KHBT) görüntüleri aracılığıyla belirlenmesidir.Çalışmamız II. Sınıf 1. bölüm maloklüzyon gösteren 35 birey (yaş ort.14 yıl) üzerinde yürütülmüştür. Tüm hastalar sabit fonksiyonel tedavi endikasyonu konmuş hastalardır. Fonksiyonel tedavi öncesi ve sonrası KHBT görüntüleri üzerinde eklem boşlukları incelenmiş ve Roth'un `Power Centric' metodu ile Sİ kayıtları alınarak, `Mandibular position indicator' (MPI) ölçümleri yapılmıştır.MPI kayıtlarında, kondillerin alışılmış kapanış (SO) konumunda sentrik ilişkideki konumlarına göre çoğunlukla daha aşağı ve arkada yerleştikleri bulunmuştur.Forsus tedavisi öncesinde ve sonrasında dik yöndeki sapma miktarı ön-arka yöndeki sapma miktarından daha fazladır. Forsus tedavisi öncesinde hastaların 23'ünde (%65,7) 2mm ve daha fazla sentrik sapma tespit edilmiştir.Forsus tedavisi öncesinde Sİ-SO farkı 2 mm ve üzerinde olan hastalarda forsus tedavisi sonrasında sapma değerlerindeki azalma istatiksel olarak anlamlı düzeyde iken Sİ-SO farkı 2mm'den az olan hastalarda istatiksel olarak anlamlı bir değişiklik görülmemiştir.KHBT görüntülerinde ise forsus tedavisi öncesinde ve sonrasında kondillerin önde konumlandığı bulunmuştur. Forsus tedavisi öncesi ve sonrası alınan kayıtlarda, alt çene kondil konumunda istatistiksel olarak belirgin bir farkın oluşmadığı ortaya çıkmıştır.Sabit fonksiyonel tedavinin eklem konumları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde hasta sayısının daha fazla olduğu uzun dönem çalışmalara ihtiyaç vardır.

Maloklüzyon-angle sınıf IIMandibular kondilOrtodonti+2
Yasemin Özyürek Türkdönmez
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Forsus apareyinin kondilin sentrik ilişki konumu üzerindeki etkileri

Bu tez çalışmasının amacı, forsus apareyinin, mandibular kondilin sentrik ilişki (Sİ) konumu üzerindeki, ortodontik tedavi sonrası ortalama iki yıllık etkilerini, sentrik ilişki kayıtları ile tespit etmektir. Çalışmamız, II. Sınıf 1. Bölüm kapanış bozukluğuna sahip 32 hasta (yaş ort. 15 yıl) üzerinden yürütülmüştür. Forsus apareyi öncesi, sonrası ve ortodontik tedavi bitiminden sonraki takip (ortalama 2.yıl) döneminde Roth'un 'Power Centric' metodu kullanılarak hastalardan sentrik ilişki kayıtları alınmış ve MPI (Mandibular Position Indicator) ölçümleri yapılmıştır. MPI bulgularına göre, dikey yönde meydana gelen ortalama sapma miktarı her üç dönemde hem sağ hem de sol kondilde ön-arka yönde görülen ortalama sapma miktarından daha fazla bulunmuştur. Forsus tedavisi öncesinde fizyolojik sınır dışında sapma (dikey ve ön-arka yönde ≥2mm, yatay yönde ≥0,5mm fazlalık) tespit edilen hastalarda, hem dikey hem de ön-arka yönde forsus tedavisi sonrası ve ortodontik tedavi sonrasındaki uzun dönemde sentrik sapma miktarında anlamlı düzeyde azalma meydana gelmiştir. Başlangıçta fizyolojik sınır içinde sapma gösteren hastalarda ise dönemler arasında anlamlı bir değişiklik görülmemiştir. Sonuç olarak; forsus tedavisinin, çalışma hastalarında, dikey ve ön-arka yöndeki fizyolojik sınır dışındaki sentrik sapma miktarını azalttığı ve bu durumun tedavi sonrası iki yıllık süreç içerisinde korunduğu tespit edilmiştir.

Dental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibular kondil+3
Emel Engin Çakıroğlu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kendinden bağlamalı braket sistemlerinde twin force bite corrector kullanımının eklem konumu ve lateral sefalometrik değerler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışmasının amacı, II. sınıf I. bölüm kapanış bozukluğuna sahip hastalarda Twin Force Bite Corrector sabit fonkiyonel apareyin lateral sefalometrik değerler ve eklem konumu üzerindeki etkilerini kendinden bağlamalı (Damon) ve geleneksel braketler (MBT) arasında karşılaştırarak ortaya koymaktır. Çalışmaya dâhil edilen 32 hasta (ort yaş 13,6), kendinden bağlamalı Damon braketlerin (ort yaş 12,7) ve geleneksel braketlerin (ort yaş 12,6) kullanıldığı hasta grubu olarak rastgele ikiye ayrılmıştır. Lateral sefalometrik radyografiler ve eklem konumunu belirlemek için kullanılan sentrik ilişki-sentrik oklüzyon kayıtları tedavi öncesi (T0), TFBC öncesi (T1), TFBC sonrası (T2) ve tedavi bitimi (T3) olarak 4 dönemde alınmıştır. Toplam 128 lateral sefalometrik röntgen ve 128 sentrik ilişki-sentrik oklüzyon kaydı değerlendirilmiştir. Toplam tedavi süresi ortalama 16 aydır ve tedavi süreleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. TFBC apareyinin hastalar üzerindeki genel etkileri olarak; üst çene gelişiminde gerileme, üst ve alt çene ilişkisinde düzelme, oklüzal düzlemin saat yönünde rotasyonu, overjet ve overbite değerlerinde azalma, üst kesicilerin geriye hareketi ve geriye eğimi, alt kesicilerin ileri hareketi, ileriye eğimi ve gömülmesi, üst azıların gömülmesi ve distal rotasyonu tespit edilmiştir. Dik yön yüz değerlerinde ve alt çenenin ön-arka yöndeki hareketinde istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulunmamıştır. TFBC apareyinin etkileri, iki grup olarak karşılaştırıldığında ise Damon grubunda, MBT grubuna kıyasla SNA, ANB ve IMPA açısında Wits değerinde, alt yüz yüksekliğinde ve overjette daha fazla azalma, oklüzal düzlem açısında daha fazla rotasyon izlenmiştir. TFBC apareyinin eklem konumu üzerindeki etkisine bakıldığında başlangıç aşamasında, sentrik oklüzyon-sentrik ilişki arasındaki fizyolojik sapma % 40 oranında görülürken tedavi sonunda bu değerin %21'e düştüğü görülmüştür. Tedavi sonrası sağ ve sol kondilde ön-arka yönde sentrikte sapma değerlerinde tedavi öncesine göre azalma tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eklem konumu, Geleneksel braketler, Kendinden bağlamalı braketler, Twin Force Bite Corrector, Sentrik ilişki, Sentik sapma

Dental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibular kondil+2
Cemre Geze
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibular retrognatiye bağlı sınıf 2 hastalarda fonksiyonel ortopedik tedavilerin masseter kasına etkisinin ultrasonik olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, fonksiyonel ortopedik tedaviler sırasında masseter kasında meydana gelebilecek değişikliklerin incelenmesidir. 40 hastanın masseter kası ultrasonla 6 ay süreyle incelendi. Alt çene hareketlerindeki değişimler ile çiğneme kasları ve temporomandibular eklemde ağrı ve/veya spazm olup olmadığı da klinik olarak gözlemlendi. Sabit fonksiyonel ortopedik tedavi gören hastalardan 15, hareketli fonksiyonel ortopedik tedavi gören hastalardan da 15 olmak üzere toplam 30 hasta tedavi grubu olarak seçildi. Kontrol grubu için de klinik arşivinde bulunan ve aynı endikasyona sahip 10 hasta seçildi. Hastalara 6 aylık takip yapıldı. Tedavin başlangıcında (T0), üçüncü ayında (T1) ve sonunda (T2) olmak üzere 3'er defa kayıtlar alındı. Hastaların çiğneme kasları ve temporomandibular eklem muayenesi yapılarak alt çenenin hareket miktarları ölçüldü. Eş zamanlı olarak hastaların masseter kası ultrason görüntüsü alınarak kalınlık ve uzunlukları hesaplandı. Fonksiyonel ortopetik tedavi gören hastalarda masseter kasının kalınlığı T0 ile T1 arası anlamlı düzeyde azalırken, T1 ile T2 arası tekrar arttığı ancak başlangıç değerine ulaşamadığı gözlemlendi. Masseter kasının uzunluğunun ise T0 ile T1 arası anlamlı bir şekilde arttığı, T1 ile T2 arası değişmeyip başlangıç durumuna göre daha yüksek değerde olduğu görüldü. Tedavi sonunda çiğneme kaslarında anlamlı düzeyde bir kas hassasiyeti gözlemlenmedi. Hareketli fonksiyonel apereylerin, sabit olanlara oranla alt çenenin lateral hareketini daha çok kısıtladığı tespit edildi. Fonksiyonel tedavilerin mandibuladaki interinsizal mesafeyi anlamlı düzeyde arttırdığı, protruziv hareketi ise azalttığı gözlemlendi. Sonuç olarak hem hareketli hem de sabit fonksiyonel ortopedik tedavilerin, masseter kası ile çene hareketlerini etkileyen tedaviler olduğu düşünülmektedir.

Dental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibula+4
Mehmet Nezir Karaca
Gaziantep University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Forsus apareyi uygulanmış sınıf II kapanış bozukluğuna sahip hastalardaki iskeletsel değişikliklerin üç boyutlu değerlendirilmesi: KHBT çalışması

Bu tez çalışmasının amacı Forsus apareyi (Forsus Fatigue Resistant Device, 3M Unitek) uygulanan Sınıf II kapanış bozukluğuna sahip hastalarda meydana gelen iskeletsel değişimlerin Konik Hüzmeli Bilgisayarlı Tomografi (KHBT) görüntüleri kullanılarak üç boyutlu olarak incelenmesidir. Geriye dönük olarak planlanan bu çalışma, kliniğimize tedavi amacıyla başvuran ve sabit fonksiyonel aparey endikasyonu olup başka bir çalışma amacıyla Çukurova Universitesi Diş Hekimliği Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalında Forsus apareyi uygulanmadan önce ve çıkarıldıktan sonra çekilmiş KHBT görüntüleri bulunan 35 hasta üzerinden yürütülmüştür. Hastaların büyüme ve gelişim potansiyeli farklılıklarından dolayı peak pübertal dönem olarak 13-14 ve geç pübertal dönem olarak 15-17 yaşları arası iki alt grup oluşturulmuştur. Hastaların seçiminde iskeletsel Sınıf II dişsel Sınıf II Bölüm 1 kapanış bozukluğuna sahip olmasına, KHBT çekimi sırasında bireylerin 13-17 yaş aralığında olmasına, tüm daimi dişlerinin sürmüş, herhangi bir alt çene deviasyonu, sistemik problemi ve temporomandibular eklem problemi olmamasına, ANB açısının 4 dereceden ve overjet miktarının 5 mm'den büyük olmasına dikkat edilmiştir. Forsus apareyi uygulanmadan önce ve çıkarıldıktan sonra alınan KHBT görüntüleri incelendiğinde, Forsus apareyinin peak pübertal dönemdeki hastalarda daha fazla olmak üzere alt çene üzerinde uyarıcı etkisi olduğu görülmüştür. Üst çene üzerinde sagital yönde iskeletsel etki gözlemlenmemiştir. Dik yön oranlarında her iki grup için de değişiklik görülmemiştir. Her iki grup için de üst kesici dişlerin dikleştiği, alt kesici dişlerin devrildiği görülmüş, geç pübertal dönemdeki hastalarda bu durumun daha şiddetli olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, Forsus apareyinin Sınıf II kapanış bozukluğuna sahip bireylerde olumlu yönde iskeletsel etkisinin bulunduğu ancak geç pübertal dönemdeki bireylerde bu iskeletsel etkinin sınırlı olduğu görülmüştür.

Dental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf IIOrtodonti+4
Onur Gürkaynak
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İskeletsel sınıf 2 ve sınıf 3 maloklüzyonlarının konuşma sesleri üzerine etkilerinin incelenmesi

Konuşma sesleri, iskeletsel ve dental maloklüzyonlar, işitme ile ilgili problemler, nörolojik bozukluklar, kraniyofasiyal anomaliler gibi bir çok faktörden etkilenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı iskeletsel anomaliye sahip bireylerin maloklüzyonunun konuşma sesleri üzerine etkilerinin fonetik inceleme yöntemleriyle karşılaştırılmasıdır. Çalışmada, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'nda ortodontik tedavisi tamamlanıp, Sınıf 1 ilişki sağlanmış hastalardan alınan tedavi sonu ses kayıtları ve sefalometrik radyografiler ile aynı bölüme maloklüzyon şikayeti ile başvurmuş Sınıf 2 ve Sınıf 3 ilişkiye sahip hastalardan alınan tedavi öncesi ses kayıtları ve sefalometrik radyografiler değerlendirilmiştir. Her grupta 20 hasta olacak şekilde toplamda 60 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Konuşma seslerinin nasıl etkilendiğinin incelenebilmesi için konuşma metinleri oluşturulmuştur. Ses kayıt alma işlemi sesten arıtılmış özel ses kayıt odasında gerçekleştirilmiştir. Sırasıyla labiodental, dental ve alveolar ünsüzler olan /f/, /s/ ve /ş/ sesleri değerlendirme için seçilmiştir. Seslerin segmentasyon işlemi sonrası spektral ağırlık merkezi, standart deviasyon, skewness ve kurtosis değerlerine bakılarak malokluzyonlar arası farklılıklar değerlendirilmiş ve sonrasında yapılan sefalometrik ölçümler ile akustik parametrelerin korelasyonu incelenmiştir. Sonuç olarak, akustik değerlendirmede incelenen seslerde maloklüzyona bağlı değişimler bulunmuş, fakat sefalometrik ölçümler ile orta derecede bir korelasyon görülmüştür.

AkustikAkustik impedans testleriDiş hekimliği+5
Güzin Bilgin Büyüknacar
Gaziantep University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Alt çene gelişim geriliği olan hastalarda uygulanan forsus FRD EZ2 ve biobite corrector sabit fonksiyonel apareylerinin etkinliklerinin sefalometrik olarak karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, alt çene gelişim geriliği olan hastalarda uygulanan Forsus FRD EZ2 (Forsus) ve Biobite Corrector MS (BBC) sabit fonksiyonel apareylerinin etkinliklerinin sefalometrik olarak karşılaştırılmasıdır. Gaziantep Üniversitesi Ortodonti Bölümü arşivinde bulunan ve ortodontisti tarafından mandibular retrognati endikasyonu konulmuş, sabit fonksiyonel tedavi uygulanmış, apareyi ağızdan uzaklaştırılmış, ara kayıtları alınmış hastaların apareylerin uygulandığı ve çıkarıldığı seanslarda alınmış sefalometrik radyografileri analiz edilmiştir. Forsus grubu 21 (15,57±1,66 yıl), BBC grubu ise 20 (15,79±1,68 yıl) olmak üzere toplam 41 hasta sefalometrik radyografilerinden oluşmaktadır. Her iki sabit fonksiyonel aparey, molar ilişkisi sınıf I olana kadar yaklaşık Forsus grubunda 6,3±1, BBC grubunda 6,5±1 ay ağızda tutulmuştur. Toplamda 41 hastanın 82 adet lateral sefalometrik radyografilerinde açısal ve lineer ölçümler yapılmıştır. Normal dağılıma sahip değişkenlerin iki bağımsız grupta karşılaştırılmasında Student t testi, 2 bağımlı grupta karşılaştırılmasında ise Eşleştirilmiş t testi kullanılmıştır. Ölçümlerin güvenirliğinin saptanması için ICC ve %95 güven aralıkları hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre Forsus ve BBC apareylerinin alt çene gelişim geriliğine sahip hastalardaki overjet, overbite ve molar ilişki düzeltiminde etkili oldukları ve elde edilen etkinin daha çok dentoalveoler olduğu, iskeletsel etkinin ise minimal olduğu belirlenmiştir. Tedavi sonunda, üst kesici dişlerde retrüzyon ve alt kesici dişlerde protrüzyon gözlenmiştir. BBC apareyinin, Forsus apareyine göre IMPA değerindeki daha az artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Forsus ve BBC sabit fonksiyonel apareylerinin her ikisi de alt çene gelişim geriliğine sahip geç adölesan dönemdeki bireylerde, diş çekimi ya da ortognatik cerrahi endikasyonu konulabilecek sınır vakalarda alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Biobite Corrector, Forsus FRD EZ2, Sabit fonksiyonel aparey, Sefalometrik karşılaştırma, Sınıf II maloklüzyon

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibula+3
Fatih Mehmet Zopcuk
Gaziantep University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kendinden bağlamalı braket sistemlerinde ''twın force bıte corrector'' kullanımının eklem konumu ve lateral sefalometrik değerler üzerindeki uzun dönem etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışmasının amacı, II. sınıf I. bölüm kapanış bozukluğuna sahip hastalarda Twin Force Bite Corrector sabit fonkiyonel apareyinin lateral sefalometrik değerler ve eklem konumu üzerindeki uzun dönem etkilerini kendinden bağlamalı (Damon) ve geleneksel braketler (MBT) arasında karşılaştırarak ortaya koymaktır. Çalışmaya dâhil edilen 29 hasta (ort yaş 12,33), kendinden bağlamalı Damon braketlerin (ort yaş 12,49) ve geleneksel braketlerin (ort yaş 12,72) kullanıldığı hasta grubu olarak rastgele ikiye ayrılmıştır. Lateral sefalometrik radyografiler ve eklem konumunu belirlemek için kullanılan sentrik ilişki-sentrik oklüzyon kayıtları tedavi öncesi (T0), tedavi bitimi (T1) ve tedavi sonrası takip dönemi (T3) olarak 3 dönemde alınmıştır. Toplam 87 lateral sefalometrik röntgen ve 87 sentrik ilişki-sentrik oklüzyon kaydı değerlendirilmiştir. Toplam uzun dönem takip süresi ortalama 2 yıldır ve takip süreleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. TFBC apareyinin hastalar üzerindeki genel etkileri olarak uzun dönemde; üst çene gelişiminde gerileme, üst ve alt çene ilişkisinde düzelme, mandibular uzunluk değerinde artma, oklüzal düzlemin saat yönünün tersine rotasyonu, overjet ve overbite değerlerinde azalma, üst kesicilerin geriye hareketi ve geriye eğimi, alt kesicilerin ileri hareketi, ileriye eğimi ve gömülmesi tespit edilmiştir. Dik yön yüz değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişim bulunmamıştır. Tedavi sonrası takip döneminde üst kesicilerin ileri hareketi ve ileriye eğimi, alt kesicilerin geriye hareketi ve geriye eğimine bağlı olarak overjet miktarında 0,51 mm istatistiksel olarak anlamlı bir relaps görülmüştür. TFBC apareyinin etkileri, iki grup olarak karşılaştırıldığında kısa dönemde MBT grubunda, Damon grubuna kıyasla ön yüz yüksekliğinde daha fazla artış izlenmiştir. Uzun dönemde ise FMA açısında MBT grubunda daha fazla artış görülmüştür. Diğer dişsel ve iskeletsel değerlerde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. TFBC apareyinin eklem konumu üzerindeki uzun dönem etkisine bakıldığında başlangıç aşamasında, fizyolojik sınır dışında sapma (dikey ve ön arka yönde ≥2mm) tespit edilen hastalarda, hem ön-arka hem de dikey yönde TFBC tedavisi sonrası ve ortodontik tedavi sonrasındaki takip döneminde sentrik sapma miktarında anlamlı düzeyde azalma meydana gelmiştir. Başlangıçta fizyolojik sınır içinde sapma gösteren hastalarda dönemler arasında anlamlı bir değişiklik olmamıştır.

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IMaloklüzyon-angle sınıf II+3
Kevser Yeşilkaya
Çukurova University
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

II. sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerde "twin force bite corrector" ve forsus apareylerinin tedavi etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerin tedavisi amacıyla kullanılan "Forsus" ve "Twin Force Bite Corrector" sabit fonksiyonel apareylerinin dişsel ve iskeletsel etkilerini karşılaştırmaktır. Geriye dönük olarak planlanan bu çalışma için Ç.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Ab. Dalı arşivi kullanılmış ve II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerin lateral sefalometrik radyografileri incelenmiştir. Çalışmaya II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip, Servikal Vertebra Maturasyon İndeksine göre büyüme atılım döneminde ( SVM II, SVM III) olan, Forsus veya Twin Force apareyleri ile tedavi edilmiş, başlangıç ve bitim kayıtları tam olan bireylerin kayıtları dahil edilmiştir. Çalışmada Forsus ile tedavi edilmiş 22 (ortalama yaş 12.3 ± 0.83), Twin Force Bite Corrector ile tedavi edilmiş 22(ortalama yaş 12.1 ± 0.98) birey olmak üzere toplam 44 bireyin tedavi öncesi ve tedavi bitiminde alınan lateral sefalometrik radyografileri kullanılmıştır. Radyografiler "Dolphin" sefalometri çizim programı kullanılarak bilgisayar ortamında çizilmiş ve ölçümler yapılmıştır. İstatistiksel analiz için bağımlı ve bağımsız t-testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda Twin Force grubunda dik yönü gösteren açılarda (Posterior açılar toplamı, SN-GoGn p0.05; SN-Mandibular düzlem açısı p0.01) ve alt dudağın E çizgisine olan uzaklığında (p0.05) Forsus grubuna göre anlamlı derecede artış bulunmuştur. Forsus grubunda ise Twin Force grubuna göre alt kesici açılarında (IMPA) (p0.001) istatistiksel olarak anlamlı derecede artış meydana gelmiştir. Çalışmamızın bulgularına göre Twin Force Bite Corrector aygıtı bireylerin dik yön değerlerini Forsus'a göre daha fazla arttırmış, Forsus aygıtı ise alt kesici açılarında Twin Force aygıtına göre daha fazla artışa sebep olmuştur.

Dental aygıtlarDişlerMaksilla+4
Orhan Sarıosmanoğlu
Çukurova University
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Icon indeksi kullanılarak tedavi ihtiyacı belirlenen ve tedavisi başarıyla sonuçlanan hastaların indeks skorunun tedavi süresiyle ilişkisi

Son yıllarda Kullanılan Tedavi Zorluğunu, Sonucunu ve İhtiyacını Belirleyen İndeks (The Index of Complexity, Outcome and Need-ICON), hem kolay öğrenilip hızlı ve rahat uygulanması, hem de objektif değerlendirme yapabilmesi nedeniyle ortodontik tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla en çok kullanılan indekslerden biridir. Bir indeks skoru ile ortodontik tedavi ihtiyacını, sonucunu ve zorluğunu aynı zamanda anomalilerin iyileşme derecesini ölçebilir olması, indeksin genel diş hekimliği uygulamalarında bir hastanın ortodonti yönünden olarak kolayca değerlendirilmesini sağlar. Yapılan literatür taramasında, uluslararası literatürde tedavinin bir tür kalite kontrolu amaçlı tedavi başarısı, tedavi ihtiyacı, tedavi süresi ve tedavi maliyeti ilişkileri değerlendirilmektedir. Ulusal literatürde ICON indeks kullanılarak tedavi başarısı ve tedavi ihtiyacı değerlendirilmiş fakat tedavi süresiyle ICON indeks ilişkisine ait araştırma bulunmamaktadır. Yaptığımız tez çalısması ICON indeks kullanılarak tedavi ihtiyacı belirlenen hastaların tedavilerinin başarı ile sonuçlanması durumunda ortalama kaç ay süreceği hakkında hekimlere bilgi verecek ve fiyat, etkinlik,süre ilişkisini sağlayıp konu ile ilgili litaratüre katkıda bulunacaktır. Bu çalışmada ICON indeksi ile tedavi ihtiyacı belirlenen Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalında 2011- 2016 yılları arasında tedavisi tamamlanmış yaklaşık 90 hastanın başlangıç ve bitiş İCON indeks skor ölçümleri yapılarak, tedavi süresi hakkında değerleri istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IMaloklüzyon-angle sınıf II+4
Öktem Kolsuz
Çukurova University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Roth-jarabak analizi ile öngörülen mandibular büyüme yönünün sabit fonksiyonel tedavi sonuçları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır: 1. Roth-Jarabak analizi ile belirlenmiş alt çene büyüme yönü ile sabit fonksiyonel tedavi sonucu meydana gelen alt çenenin öne hareketi arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmek. 2. II. Sınıf kapanış bozukluklarında başarılı fonksiyonel tedavileri öngörebilmek için olası biyolojik göstergeleri tespit etmek. Geriye dönük olarak planlanan bu çalışma için Ç.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Ab. Dalı arşivi kullanılmış ve sabit fonksiyonel aparey ile tedavisi tamamlanmış, II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip, büyüme gelişim döneminde olan (SVM II, SVM III) 90 bireyin lateral sefalometrik radyografileri kullanılmıştır. Çalışmamıza dahil edilen bireylerin tedavi başlangıç (t0) ve tedavi bitim (t1) dönemindeki sefalometrileri çizilmiş ve SNB değerinde oluşan 1.3°lik değişikliğe göre Grup 1 (SNB≤1.3°) ve Grup 2 (SNB˃1.3°) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. 61 birey Grup 1'e (ort. yaş 12.62± 1.07 ), 29 birey Grup 2'ye (ort. yaş 12.7±1.1) dahil olmuştur. ROC analizi, tedavi başlangıcı Roth-Jarabak değerleri ile alt çenenin öne hareketi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kullanılmıştır. Çalışmamızın bulgularına göre; her iki grup arasında alt çene boyut artışı(Co-Gn) ile ilgili anlamlı bir farklılık bulunmamıştır(p˃0.5). Grup 1 de alt çenenin vertikal rotasyon parametrelerinde Grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edilmiştir (Post. Açılar toplamı, SN/GoGn, Y açısı p≤0.001). ROC analizine göre, tedavi öncesi tespit edilen Gonial oranın SNB açısındaki artış ile en güçlü ilişkisi olan değişken olduğu tespit edilmiştir. Tedavi başı Gonial oranı %72 veya düşük olması, prepubertal II. Sınıf bireylerde sabit fonksiyonel tedavi ile alt çenenin öne doğru değil daha çok dik yönde hareket edeceğinin ve SNB açısında artış olmayacağının göstergesi olabilir.

Dental aygıtlarMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf II+5
Ebru Cinkara
Çukurova University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

II. sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerde alt çenenin öne gelişimi ile ilişkili olası biyolojik göstergelerin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. 1. I. ve II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerde, tedavi sonu değerlerin tedavi başındaki sefalometrik değerler ile olan ilişkisini araştırarak alt çenenin öne gelişimi ile ilgili olası biyolojik göstergeleri tespit etmek. 2. Büyüme gelişim döneminde, II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip bireylerde çekimli ve çekimsiz mekaniklerin alt çenenin öne gelişimi üzerindeki etkilerini karşılaştırmak. Geriye dönük planlanan bu çalışma için Ç. Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Ab. Dalı arşivi kullanılmıştır. Çalışmaya I. Sınıf ve II. Sınıf kapanış bozukluğuna sahip, çekimsiz veya çekimli tedavisini tamamlamış olan, tedavi başında büyüme gelişim dönemindeki (SVM II, SVM III) toplam 276 bireyin lateral sefalometrik radyografileri dahil edilmiştir. II. Sınıf çekimsiz tedavi olan bireylerde II. Sınıf elastik veya sabit fonksiyonel mekanik uygulanmıştır. Çalışmaya dört premolar çekimli bireyler dahil edilmiştir. I. Sınıf bireyler de çekimsiz veya dört premolar çekimli tedavi görmüştür. Çalışmamıza dahil edilen tüm bireylerin tedavi başlangıç (t0) ve tedavi bitim (t1) dönemindeki sefalometrileri çizilmiştir. 1. Çalışmamızda SN-Pog açısındaki 1.3° artış alt çenenin öne gelişiminde belirleyici olarak kullanılmıştır. Bireyler SN-Pog değerinde oluşan 1.3°'lik değişikliğe göre Grup I (SN-Pog fark ≤1.3°) ve Grup II (SN-Pog fark >1.3°) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. ROC analizi tedavi başındaki FMA, Y, Artiküler, Gonial açıları, Jarabak oranı ve Gonial oran değerleri ile alt çenenin öne hareketi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kullanılmıştır. 2. Çalışmamızda II. Sınıf çekimsiz mekanik uyguladığımız bireyler II. Sınıf çekimli mekanik uyguladığımız bireylerle SN-Pog değişimine bakılmaksızın karşılaştırılmıştır. I. Sınıf bireylerde alt çenenin öne gelişimi (SN-Pog açısı) benzer olduğu için I. Sınıf bireyler tek grup halinde toplanmış ve kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Çalışmamızın bulgularına göre; incelenen tedavi başı sefalometrik değerlerden hiçbirisinin alt çenenin öne gelişiminin tahmininde kullanılacak anlamlı bir biyolojik gösterge olmadığı belirlenmiştir. Araştırma hipotezimiz doğrulanmamıştır. Çalışma sonuçlarımız II. Sınıf mekaniklerin alt çene boyutsal artışı ve çene ucunun öne hareketi üzerinde iskeletsel etki yaratmadığını, düzeltimin dişsel düzeyde olduğunu desteklemektedir. Ayrıca çekimli mekaniklerin daha çok dik yön gelişimi artmış bireylerde uygulandığı ve çekimli II. Sınıf hasta grubunda alt çene ucunun büyüme gelişimle öne hareket etmediği tespit edilmiştir.

Dental aygıtlarMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf II+6
Basriye Çalışkan Çandar
Çukurova University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Akkaya vertikal protraksiyon apareyi ve reverse headgear uygulamalarının iskeletsel ve dentoalveolar etkilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Bu randomize klinik araştırmanın amacı, dik yön yüz boyutları artmış ya da normal olan üst çene kaynaklı iskeletsel Sınıf III bireylerde maksiller protraksiyon ve açık kapanış tedavisinin birlikte uygulanabilmesine imkan sağlamak ve konvansiyonel protraksiyon tedavisinin istenmeyen yan etkilerini ortadan kaldırılması amacıyla geliştirilen Akkaya Vertikal Protraksiyon Apareyi'nin(AVPA) iskeletsel ve dentoalveolar etkilerinin konvansiyonal reverse headgear uygulaması ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir.AVPA grubuna randomize olarak seçilen 30 bireyde(yaş ort.:10.19 yıl) maksiller yetersizlik kaynaklı iskeletsel Sınıf III yapı,artmış yada normal dik yön boyutları ve pubertal büyüme atılımında yada öncesi dönemlerde bulunma şartları arandı. RH grubu arşiv kayıtlarından seçilen 30 bireyden(yaş ort.:10.81 yıl) oluşturuldu. Grup içi farkların önem kontrolü eşleştirilmiş t-testi, gruplar arası farkların önem kontrolü bağımsız örneklem t-testi ile yapıldı.AVPA uygulaması sonucunda palatal düzlem eğimi değişmezken, RH grubunda önemli düzeyde azalmıştır. AVPA grubunda mandibular düzlem eğimi, ramal ve gonial açılar önemli düzeyde azalırken, RH grubunda belirgin artmıştır. RH grubunda maksiller anterior ve mandibular posterior rotasyona bağlı olarak alt ön yüz yüksekliğinde AVPA grubuna göre önemli artış gerçekleşmiştir.Her iki grupta da üst keserlerde ekstrüzyon ve protrüzyon, alt keserlerde ise AVPA grubunda protrüzyon, RH grubunda retrüzyon kaydedilmiştir. Üst ve alt molar mezializasyon miktarları iki gruptada benzer bulunurken, AVPA grubunda üst ve alt molar dişlerde dik yönde kaydedilen artış miktarlarının, dik yönlü kuvvetinde etkisiyle daha az gerçekleştiği kaydedilmiştir.AVPA uygulaması ile konvansiyonel protraksiyon tedavisi sonucunda maksilla ve mandibulada görülen rotasyonel yan etkilerin ortadan kaldırılarak, vertikal yön kontrolünün başarıyla sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. AVPA ile protraksiyon tedavisinin ,dentoalveolar yan etkilerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak, iskeletsel ankrajla uygulanmasının göz önüne alınabileceği düşünülmüştür.

Dental aygıtlarMaksillaMaloklüzyon-angle sınıf II+4
Berk Özoğul
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Frog apareyi ile molar distalizasyonunun iskeletsel ve dentoalveoler yapılar üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Sınıf II maloklüzyonların tedavisindeüst birinci molar dişin distalizasyonu amacıyla kullanılan ?Frog Apareyinin?iskeletsel, dişsel ve yumuşak dokularda meydana getirdiği değişimleriincelemektir.Araştırmaya, dişsel Sınıf II maloklüzyona sahip olan, üstçenede orta şiddetli çapraşıklık, alt çenede ise minimal düzeyde veyaçapraşıklığı olmayan, SN/GoGN açısı 38º'den yüksek olmayan ve ikincimolar dişleri oklüzyonda olan vakalar dahil edildi. Ayrıca, üst üçüncümolarların varlığı tedavi öncesi değerlendirilerek, ikinci molar trifurkasyonhattının altında olduğu vakalarda, bu dişlerin çekimi tedavi öncesindeyapıldı.Uygulama grubu kronolojik yaş ortalaması 14 yıl 8 ay olan 15kız, 5 erkek toplam 20 bireyden oluşturuldu Araştırma kapsamına alınankronolojik yaşları ortalama 14 yıl olan 15 birey (10 kız, 5 erkek) ise kontrolgrubunu oluşturdu. Kontrol grubu altı ay süre ile takip edildi. Uygulamagrubunda, ortalama tedavi süresi 6,6 ± 0,44 aydır.Araştırma kapsamına alınan tüm bireylerden uygulamabaşlangıcı ve sonunda lateral sefalometrik film, panaromik film veortodontik model alındı. Bu araştırmada her bir parametre bakımındangözlemler faktöriyel düzende tekrarlanan ölçümlü varyans analiz tekniği(Repeated Measurements Factorial ANOVA) ile analiz edildi. Farklarınhesaplanmasında Duncan testi uygulandı. Her bir özellik bakımındanfarkların farkı Student-t testi ile karşılaştırıldı. Frog apareyi ile üst birinci ve ikinci molarlarda belirgin birdistalizasyon sağlanırken, her iki dişte de distale devrilme izlenmektedir.Ankraj kaybı, birinci ve ikinci premolar dişlerdeki meziyal hareket ve keserdişlerde protrüzyon ile ortaya çıkmaktadır. İskeletsel vertikal ölçümlerdeğerlendirildiğinde alt ön yüz yüksekliğinde ve arka yüz yüksekliğindeartış uygulama grubunda istatistiksel olarak önemli bulundu.

Azı dişleriDental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf II+1
Deniz Gencer
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Palatinalden mini vida destekli molar distalizasyonuna bukkalden ek kuvvet uygulanması sırasında bukkalden vida desteğinin üst daimi birinci azı dişlerine etkileri

Bu çalışma palatinalden iki adet mini vida destekli birinci molar distalizasyonu sırasında, bukkal bölgeden uygulanan ek kuvvetin premolar dişe karşılık mini vida destekli olması gerekliliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma, tedavi başı yaş 15.74 yıl olan çift taraflı II. sınıf molar ilişkiye sahip 24 hastada gerçekleştirilmiştir. Distalizasyon süresi ortalama 0.68 yıl olarak sürmüştür. Palatinal bölgenin aktivasyonu bu bölgeye yerleştirilen iki adet mini vidadan destek alan 0.9 mm palatinal distalizasyon arkı üzerine bulunan açık NİTİ yayların aktivasyonu ile sağlanmıştır. Bukkal bölgeden uygulanan ek kuvvetin aktivasyonu ise bir tarafta mini vidadan destek alan Modifiye lokar iken diğer tarafta palatal arka lehimli olan premolar bandından basamak bükümü şeklinde molar dişe lehimli aktivatör tüpünden geçen ark teli üzerinde bulunan NİTİ yayların aktivasyonu ile gerçekleştirilmiştir. Çift taraflı aktivasyonla molar dişe toplamda 200 gr kuvvet uygulanmıştır. Distalizasyon öncesi ve distalizasyondan sonra alınan lateral sefalometrik radyografilerde 19 açısal, 26 doğrusal üst çene model fotokopisinde ise iki açısal 16 doğrusal ölçüm değerlendirilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda eş yapma t testi ve Wilcoxon testi uygulanırken gruplar arası karşılaştırmalarda ise Student t testi yapılmıştır.Bulgular incelendiğinde, uygulanan iki yöntem arasında molar dişlerin distalizasyonunda bir farklılık gözlenmezken, premolar dişlerin distale hareketinde önemli farklılık bulunmuştur.Sonuç olarak, palatinalden mini vida destekli birinci molar distalizasyonunda uygulamaya bukkalden mini vida destekli kuvvet uygulanmasının, premolar destekli kuvvet uygulanmasından farklı bir etkisi görülmemiştir ancak bukkalden mini vida destekli uygulama, birinci premolar dişin distale hareketine engel olmaması itibariyle avantaj oluşturarak sabit tedavinin süresinin kısalmasını sağlayacaktır.

Azı dişleriDental aygıtlarKemik vidaları+3
Mohammad Fakı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sagittal yöndeki iskeletsel malokluzyonlarda gülümseme komponentlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; normal dik yön paternine sahip Sınıf I, Sınıf II bölüm I ve Sınıf III malokluzyonlu bireylerde gülümseme komponentlerinin analizi ve sagittal yöndeki malokluzyonların gülümseme komponentleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Sınıf I (23 kadın, 7 erkek, yaş ort: 20.77±3.17 yıl), Sınıf II bölüm 1 (22 kadın, 8 erkek, yaş ort: 17.36±3.00 yıl) ve Sınıf III (12 kadın, 8 erkek, yaş ort: 17.59±3.59 yıl) malokluzyona sahip 80 bireyin gülümsemelerini elde etmek için video düzeneği ve sefalostat cihazı kullanıldı. Bireylerin spontane gülümsemeleri komik video klipler izletilerek elde edildi. Video kayıtlarından her hasta için istirahat ve en geniş spontane gülümsemesi olmak üzere iki görüntü karesi seçildi. İstirahat ve gülümseme görüntüleri Image J® programı ile analiz edildi. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS version 23.0 programı kullanıldı. Cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösteren parametrelerden gülümseme yüksekliği ve alt kesici görünümü dışındaki parametreler erkeklerde kızlardan daha yüksek bulunmuştur. Gülümseme arkı gruplar ve cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Dış komissural genişlik, bukkal koridor oranı ve görünen dentisyon genişliği Sınıf I bireylerde, Sınıf II bireylerden daha yüksektir. İstirahat ve gülümseme sırasındaki üst dudak kalınlıkları ile üst kesicinin alt dudağa uzaklığı Sınıf III malokluzyonlu kızlarda diğer gruplardan daha yüksek değerler göstermiştir. Bukkal koridorların doğrusal ölçümleri Sınıf II malokluzyonlu kızlarda, Sınıf I malokluzyonlu kızlardan daha yüksektir. Alt kesici görünümü Sınıf II malokluzyonlu erkeklerde, Sınıf III malokluzyonlu erkeklerden daha yüksek değerler göstermiştir. Gülümseme alanı Sınıf I malokluzyonlu kızlarda, Sınıf III malokluzyonlu kızlardan daha yüksektir. Sınıf I malokluzyonlu kız bireylerde yüksek gülümseme çizgisi görülme oranı diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Sagittal yöndeki iskeletsel malokluzyonlar ve cinsiyet gülümseme komponentleri üzerinde etkilidir.

Dental estetikDentofasiyal yapıGülümseme+4
Kezban Celikan
Karadeniz Technical University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

ANB açısı düzeltme yöntemlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; ANB açısına göre farklı sagittal yön ilişkisine sahip bireylerden elde edilen ölçümler sonucu oluşturulan veri havuzundan, farklı kraniyofasiyal paterne işaret eden kümelerin elde edilmesi, bu kümelerin hangi özellikler yönünden birbirlerinden ayrıldığının incelenmesidir. Çalışmada ANB açısı sınıflamasına göre Sınıf 1, Sınıf 2, Sınıf 3 ilişkiye sahip 3 grupta 110'ar adet olmak üzere toplam 330 adet lateral sefalogram kullanıldı. Tüm veriler üzerinde Rapidminer programının X-means algoritması kullanılarak 4 adet küme oluşturuldu. Kümelerin veriler ile ilişkisini belirlemek amacıyla Rapidminer'da karar ağacı analizi uygulandı. Karar ağacında dallanmanın uç kısımlarında yer alan bireyler ayıklandıktan sonra 288 lateral sefalogram üzerinde aynı işlem tekrarlandı. Elde edilen yeni veri kümesi üzerinde aynı işlemler tekrarlandı ve yeniden 4 adet küme elde edilerek yeni karar ağacı oluşturuldu. En son oluşturulan karar ağacında dallanmanın ilk ayrım noktasını belirleyen ölçüm Bireysel ANB hesaplanmasıydı. Bireysel ANB hesaplanmasının -2,3'den büyük olduğu dallarda Küme 0 ve Küme 1, küçük olduğu dallarda Küme 2 ve Küme 3 bulundu. Küme 0 ve Küme 1'in ayrımını belirleyen parametrelerin; interinsizal açı, SNA°, SNB°, Küme 2 ve Küme 3'ün ayrımını belirleyen parametrelerin; N-Go-Gn°, SN/MP° ve SN/GoGn ölçümlerinin olduğu görüldü. Kümeler arası farklar ANOVA, Tukey HSD, Tamhane, Kruskal-Wallis, Mann Whitney U testleri kullanılarak analiz edildi. N-Go-Ar°, FH/PP°, S-Ar-Go° (p<0.05) açıları haricindeki bütün ölçümlerde istatistiksel anlamlı farklılık bulundu.

Bilgisayar yazılımlarıKarar ağacıKraniyofasiyal yapı+7
Merve Gonca
Karadeniz Technical University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üst ikinci molar diş çekimli ve çekimsiz vakalarda twin force bite corrector apareyinin etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Sınıf II maloklüzyonların tedavisinde kullanılan sabit fonksiyonel bir aparey olan Twin Force Bite Corrector apareyinin üst daimi ikinci molar diş çekimli ve çekimsiz tedavilerde dentoiskeletsel etkilerinin sefalometrik filmler aracılığıyla değerlendirilmesidir. Büyüme potansiyeli azalmış ve Sınıf II maloklüzyona sahip 45 hasta iki gruba ayrılmıştır. Bunlardan 23'ü (19 kız, 4 erkek; ortalama yaş 14.93±1.35 yıl) üst iki ikinci molar diş çekimli, 22'si (13 kız, 9 erkek; ortalama yaş 14.25±1.71 yıl) çekimsiz olarak Twin Force Bite Corrector sabit fonksiyonel apareyi ile tedavi edilmiştir. Lateral sefalometrik filmler tedavi öncesi (T0) ve Twin Force Bite Corrector apareyi çıkarıldıktan hemen sonra (T1) alınmıştır. Çekimli grupta SNA açısı istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterirken (p<0.05), çekimsiz grupta ise SNB ve SNPog açıları istatistiksel olarak anlamlı bir artış göstermiştir (p<0.01). Üst keser retrüzyonu çekimli grupta istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Her iki gruptaki maksillo-mandibular ilişkideki düzelmenin alt keser dişlerin protrüzyonu, üst keser dişlerin ise retrüzyonu ile elde edildiği ve daha çok dentolalveolar olduğu bulunmuştur. Oklüzal düzlemde saat yönü rotasyon gözlenmiş ve bu düzleme bağlı vertikal ölçümlerde değişiklikler gözlenirken, SN-GoGn açısında herhangi bir değişiklik gözlenmemiştir. Her iki tedavi grubunda da birinci molar dişin distalizasyon miktarında önemli bir değişiklik gözlenmemiştir. Tedavi etkileri karşılaştırıldığında ise; çekimli ve çekimsiz tedavi arasında hiç bir parametrede istatistiksel bir fark bulunmamıştır. Her iki tedavi grubunda da Twin Force Bite Corrector apareyinin dento-iskeletsel etkisi ve tedavi süresi benzer bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sınıf II maloklüzyon, Twin Force Bite Corrector, Üst ikinci molar diş çekimi.

Dental aygıtlarDiş çekimiDişler+3
Eda Yılmaz
Karadeniz Technical University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Twin blok apareyinin günlük farklı sürelerde kullanımının dentofasiyal etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, pubertal büyüme atılımında olan Sınıf II Bölüm 1 maloklüzyona sahip hastaların TheraMon mikrosensör yerleştirilmiş Twin Blok apareyini günlük farklı sürelerde kullanmaları ile meydana gelen dentofasiyal etkilerin karşılaştırılmasıdır. Sınıf II Bölüm 1 maloklüzyona sahip pubertal büyüme atılımında olan 23 hasta (14 kız, 9 erkek, yaş ort. 12.2 ± 1.28 yıl); içerisine TheraMon mikrosensör gömülmüş olan Twin Blok apareyini 10 ay (313 ± 14 gün) boyunca kullanmıştır. Bu sürenin sonunda hastalar günlük ortalama kullanım zamanlarına göre iki gruba ayrılmıştır. Grup 1 (GR1)'de yer alan 11 hasta (6 kız, 5 erkek, yaş ort. 12.32 ± 1.25 yıl) Twin Blok apareylerini 18.11 ± 1,51 saat/gün ortalama ile; Grup 2 (GR2)'de yer alan 12 hasta (8 kız, 4 erkek, yaş ort. 12.07 ± 1.4 yıl) ise apareylerini 21.08 ± 0,64 saat/gün ortalama ile kullanmışlardır. Hastalardan tedavi başı (T0) ve Twin Blok apareyi çıkarıldıktan 1 ay sonra (T1) alınan lateral sefalometrik filmlerin karşılaştırılması ile elde edilen ve normal dağılıma uyan veriler, Paired-t test ve Student-t test ile; normal dağılıma uymayan veriler ise Wilcoxon işaret sıralama testi ve Mann Whitney U testi ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Co-Pog (GR1: 5.01, GR2: 5.38 mm) ve Ar-Pog (GR1: 5.47 mm, GR2: 5.72 mm) ölçümleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmıştır. Maksiller büyümenin sınırlandığı görülmüştür. Overjet ve molar düzeltimleri yaklaşık olarak yarı iskeletsel, yarı dental katkı ile gerçekleşmiştir. Grup 2'de meydana gelen değişimlerin, sayısal olarak Grup 1'de meydana gelenlerden daha yüksek olduğu gözlenirken, gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark sadece labiomental yumuşak doku ölçümünde (B-SLi noktaları arası mesafe) mevcuttur (GR1: 0.8 mm, GR2: 1.8 mm, p=0.01). Bu çalışmanın sonucunda, Twin Blok apareyinin Sınıf II maloklüzyonun tedavisinde etkili olduğu görülmüş ve 18 saat/gün kullanım protokolü ile 21 saat/gün kullanım protokolü arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Twin Blok apareyi, TheraMon Mikrosensor, Kooperasyon

Dentofasiyal yapıMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf II+5
Arzu Erdoğan Kekül
Karadeniz Technical University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İskeletsel sınıf II olguların herbst ve xbow apareyleri ile tedavi etkilerinin sefalometrik olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, alt çene gelişim geriliğine bağlı iskeletsel Sınıf II malokluzyonlu olguların tedavisinde, pubertal büyüme atılımı döneminde kullanılan Herbst ve Xbow apareylerinin iskeletsel, dentoalveolar yapılar ve yumuşak dokular üzerine etkilerini karşılaştırılmalı olarak incelemektir. Çalışma grubu alt çene gelişim geriliğine bağlı Sınıf II malokluzyona sahip pubertal büyüme atılımı döneminde bulunan ortalama yaşı 12.08 ±1.23 yıl olan 46 bireyi içermiştir. Bireyler randomize bir şekilde gruplara ayrılmıştır. 16 bireye Herbst, 19 bireye Xbow sabit fonksiyonel apareyleri uygulanmıştır. Kontrol grubu da 11 hastanın arşivdeki kayıtları kullanılarak retrospektif olarak oluşturulmuştur. Keser dişleri başbaşa gelinceye kadar aktive edilen apareyler 7 ay süreyle aylık kontrolleri yapılarak ağızda tutulmuştur. Tedavi başlangıcında ve apareylerin sökümünden hemen sonra alınan lateral sefalometrik filmler ve kontrol grubundan elde ettiğimiz 7 ay aralıkla alınmış lateral sefalometrik filmler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel olarak karşılaştırılması sonucu her iki apareyle de overjet ve molar ilişki düzeltiminin büyük oranda dişsel olarak sağlandığı ve Xbow grubundaki dişsel etkinin Herbst grubuna göre çok daha fazla etkili olduğu görüldü. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında Herbst apareyinin mandibulanın sagital yön gelişimini stimüle edici bir etkiye sahip olduğu, Xbow apareyinin ise mandibulanın sagital yön gelişimine etkisinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Xbow ve Herbst apareylerinin büyüme gelişim dönemindeki bireylerde alt çene gelişim geriliğine bağlı Sınıf II malokluzyonu düzeltmeye yönelik etkili apareyler olduğu görülmüştür. Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje numarası: TDH-2016-5590. Anahtar Sözcükler: Crossbow, Herbst, Sabit fonksiyonel aparey, Sınıf II malokluzyon, Xbow

Dentofasiyal yapıMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf II+4
Veda Boynueğri
Karadeniz Technical University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf II maloklüzyonlu bireylerde kullanılan farklı tedavi yöntemlerinin eklem konumuna etkisinin uzun dönem değerlendirilmesi

Amaç:. Bu çalışmanın amacı, Sınıf II maloklüzyonların tedavilerinde kullanılan, Monoblok (aktivatör) apareyi, Forsus apareyi ve Sınıf II elastik uygulamalarının eklem konumu ve lateral sefalometrik değerler üzerindeki uzun dönem etkilerini karşılaştırmak ve değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Dicle Üniversitesi Diş Hekimliğ Fakültesi Ortodonti Anablim Dalı'nda tedavi olmuş, 20 Monoblok, 18 Forsus ve 18 Sınıf II elastik hasta grubu olmak üzere toplam 56 hasta yer almıştır. Hastaların tedavi başlangıcı (T0), tedavi bitimi (T1) ve tedavi bitiminden 2 yıl sonraki takip dönemi (T2) olacak şekilde Roth'un Power Centric metoduna göre sentrik ilişki (Sİ) – sentrik okluzyon (SO) kayıtları alınmış ve bu kayıtlara göre SAM-2 artikülatörüne alınan dental modellerdeki sentrik sapma miktarı Mandibular Position Indicator (MPI) kullanılarak ölçülmüştür. Sentrik sapma miktarı ölçülürken, ön-arka ve yukarı aşağı yönde 2 mm'nin, transvers yönde 0,5 mm'nin üzerindeki sapmalar fizyolojik sınır dışı olarak kabul edilmiştir. Aynı şekilde hastaların her üç dönemde sefalometrik filmleri alınarak, dönemler arasındaki dişsel ve iskeletsel değişiklikler değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda Monoblok ve Forsus apareyleri ile tedavi bitiminde ve uzun takip döneminde fizyolojik sınır dışı sentrik sapma miktarı ve sayılarında azalma görülmüştür. Tedavi öncesinde tüm gruplarda baskın sapma yönü arka-aşağı olarak bulunmuştur. Sefalometrik değerlendirmede ise en fazla iskeletsel etki Monoblok grubunda, sonra Forsus grubunda görülürken Sınıf II elastik grubunda daha çok dişsel etkiler görülmüştür Sonuç: Uzun takip dönemi sonrasında her üç gruptada Sİ-SO farkının azaldığı, kondilin yeni konuma uyum sağladığı, interdijitasyonun iyileşmesiyle sentrik oklüzyonun stabil kaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sentrik İlişki, Sentrik Oklüzyon, Power Centric, Temporomandibular Eklem, Mandibular position indicator.

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibula+1
Hilal Dilsiz
Dicle University · Institute of Health Sciences
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı iskeletsel vertikal boyutlara sahip sınıf I, sınıf II ve sınıf ııı malokluzyonlu hastalarda dental ve iskeletsel asimetrilerin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı farklı vertikal iskeletsel boyutlara sahip Sınıf I, Sınıf II ve Sınıf III malokluzyonu olan hastalarda iskeletsel ve dental asimetri varlığının değerlendirilmesidir. Kriterlerimize uygun olarak ayıklanmış 200 hastanın tomografisi sagital yönde ANB, vertikal yönde SNGoGn açısına göre sınıflandırılarak 9 alt gruba ayrılmıştır. Bu gruplar 26 adet Sınıf I hipodiverjan, 31 adet Sınıf I normodiverjan, 24 adet Sınıf I hiperdiverjan, 19 adet Sınıf II hipodiverjan, 26 adet Sınıf II normodiverjan, 21 adet Sınıf II hiperdiverjan, 20 adet Sınıf III hipodiverjan, 17 adet Sınıf III normodiverjan ve 16 adet Sınıf III hiperdiverjan bireyden oluşmaktadır. Hastaların KIBT'lerinden elde edilen veriler Dolphin 3D (version 11.9, Dolphin Imaging, Chatsworth, California) programına aktarılmış ve 3 boyutlu sert doku modelleri üzerinde 89 adet boyutsal ve 8 adet açısal olmak üzere toplam 97 parametre değerlendirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede gruplar arasındaki farklılığın değerlendirilmesi için Tek Yönlü Varyans Analizi (Oneway ANOVA), grupların birbirleriyle karşılaştırılması için Tukey HSD testi kullanılmıştır. Sağ ve sol parametreler arası farkların değerlendirilebilmesi için paired sample t testi kullanılmıştır. Dental asimetri değerlendirildiğinde grup içi karşılaştırmalarda Sınıf II hipodiverjan ve normodiverjan gruplarında maksillar arkın sol tarafta sağ tarafa göre daha uzun olduğu, Sınıf II hipodiverjan grubundaki hastalarda sağ molar farkının sola göre fazla, sol mandibular molar dişin sağa göre daha önde olduğu bulunmuştur. Dental asimetrinin gruplar arası karşılaştırmasında ise; sağ molar farkının Sınıf II ve Sınıf III gruplarında Sınıf I grubuna göre daha fazla olduğu ve overbite'ın Sınıf II grubunda Sınıf I ve Sınıf III gruplarına göre daha fazla olduğu bulunmuştur. Maksilla ve mandibulada yapılan asimetri ölçümlerinin grup içi karşılaştırmalarında sağ ve sol gonion noktalarının sagital düzleme uzaklığında, gruplar arası karşılaştırmalarında mandibular düzlem açısı ve sağ ve sol gonion noktalarının sagital düzleme uzaklığı parametrelerinde fark bulunamazken diğer tüm parametrelerde farklılık görülmüştür. Kondiler asimetrinin hem grup içi hem gruplar arası karşılaştırmalarında kondil başının anteroposterior ve mediolateral yönlerdeki boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı faklılık tespit edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmada kondil başının Sınıf I hiperdiverjan ve normodiverjan gruplarında diğer gruplara göre hem mediolateral yönde hem de anteroposterior yönde daha uzun olduğu bulunmuştur. Koronal düzlemde ortogonal asimetri ölçümlerinin grup içi karşılaştırmala-rında orbitanın sagital yönde sol tarafta sağ taraftan daha önde olduğu tespit edilmiştir. Aksiyal düzlemde ortogonal asimetri ölçümlerinin grup içi karşılaştırmala-rında; kondil başının genellikle sol tarafta sağ tarafa göre daha aşağıda konumlandığı bulunmuştur. Gruplar arası karşılaştırmalarında ise normal vertikal yüz boyutlarına sahip Sınıf III hastalarda dişlerin, aynı vertikal gruptaki Sınıf I ve II hastalara göre daha aşağıda, çene ucunun daha yukarıda konumlandığı ve Sınıf II hastalarda Sınıf I ve III hastalara göre kondilin daha aşağıda konumlandığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak özellikle maksiller-mandibular ölçümlerde olmak üzere neredeyse tüm gruplardaki parametrelerde asimetri bulgusuna rastlanmıştır fakat asimetrinin istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu parametrelerde çıkan değerler genel olarak 2 mm'den daha azdır. Bu da, bu asimetrik değerlerin klinik olarak ihmal edilebilir düzeyde olduğunu göstermektedir.

AsimetriKraniyofasiyal yapıMaloklüzyon+4
Rezan Uçar Aydın
Dicle University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İki farklı pre-coated braketin klinik başarısızlık oranlarının in-vivo olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, iki farklı precoated braketin klinik başarısızlık oranlarının in vivo olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamıza daha önce ortodontik tedavi görmemiş, dişsel Sınıf I veya hafif Sınıf II anomaliye sahip, ortalama yaşları 17,2±3,6 olan 33 hasta (26 kız ve 7 erkek) dahil edilmiştir. Altı yüz altmış braket ( APC Flash Free ve APC Plus braketler) bölünmüş ağız yöntemiyle tek bir hekim tarafından, konvansiyonel asitleme yöntemiyle yapıştırılmış ve braket düşme oranları 6 ay boyunca gözlemlenmiş, her kadranda yapıştırma için hasta başında geçen zaman da değerlendirilmiştir. Braketlerin kopma oranları ki-kare ve Kruskal-Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Her kadran için gerekli yapıştırma süreleri ise tek yönlü ANOVA ve Tukey HSD testleri ile değerlendirilmiştir. Total, APC Flash Free ve APC Plus braketlerin düşme oranları sırasıyla %1.5, %1.2 ve %1.8'dir. Ki-kare testi braket kopma oranlarına göre gruplar arasında anlamlı derecede farklılık ortaya koymuştur ( ki-kare = 24.783, p=0.0008). Kruskal-Wallis testi sonucunda üst sol APC Plus grubunun diğer tüm gruplarla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla braket kopma oranına sahip olduğu bulunmuştur (Kruskal-Wallis Test istatistiği 1,1077; p=0,0008). ARI skorlaması ki-kare testi ile değerlendirilmiş ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (Ki-kare =1,667, p=0.435). Tek yönlü ANOVA testi yapıştırma için gerekli süre açısından gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir (F=17,167 ; p<0,001). En kısa süre alt sol APC Flash Free grubunda (ortalama 4, 84 ± 0,53 dakika), en uzun süre ise üst sol APC Plus grubunda (6,36 ± 0,45 dakika) kaydedilmiştir. APC Flash Free braketlerin bondingi her kadranda istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az zaman gerektirmiştir. Her iki APC braketin de düşme oranları klinik olarak kabul edilebilir düzeylerde olduğundan, klinik kullanım için tavsiye edilebilir. APC Flash Free braketlerin bondingi için daha az zaman ve daha az kopma oranı gözlemlendiği için klinik kullanım için daha faydalı olabileceği düşünülmektedir. Ancak, bu braketlerin mine ve oral mikrobiyal flora üzerindeki etkilerini değerlendirmek için daha fazla örnek sayısına sahip, farklı mine pürüzlendirme yöntemlerini de içeren mikrobiyal çalışmaların da yapılmasına ihtiyaç vardır.

Dental bondingDental çimentolarMaloklüzyon+5
Meriç Tümoğlu
Dicle University
2018
00

Related subjects