Physical handicappeds
77 theses under this subject heading
2000'ler Türk sinemasında engelli kadınların alımlanması: Temsil, öznellik, kapsayıcılık
Bu tez, 2000'ler Türk sinemasında engelli kadın temsillerinin engellilik deneyimi olan kadınlar tarafından nasıl alımlandığına, engelli kadınların bu temsilleri yorumlarken ne gibi söylemlerle ilişkilendiklerine ve bu temsillere ne gibi duygusal tepkiler verdiklerine odaklanmıştır. Çalışma, temel olarak "Engelli kadınlar, engelli kadın temsilleri içeren filmleri nasıl alımlamakta ve engelli kadın temsillerine ne gibi düşünsel ve duygusal yanıtlar vermektedir?" sorusunu yanıtlamaya çalışmıştır. Çalışmanın örneklemi Neredesin Firuze (Ezel Akay, 2004), Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan, 2004), Beyza'nın Kadınları (Mustafa Altıoklar, 2006), Sadece Sen (Hakan Yonat, 2013), Benim Dünyam (Uğur Yücel, 2018), Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (Onur Ünlü, 2022), Demir Kadın Neslican (Özgür Bakar 2022) filmlerinden oluşmuştur. Çalışmanın teorik yaklaşımı, Feminist Engellilik Çalışmaları ve Kültürel Çalışmalar yazınları içerisindeki kimlik, öznellik, beden, temsil, aktif izleyici üzerine tartışmalar tarafından biçimlendirilmiştir. Araştırma verileri, Ekim 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında görme, bedensel ve mental engelli sekiz kadın katılımcı ile uygulanan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımını takip edilerek deneyimsel ve tarihsel bir bağlamda analiz edilmiştir. Tarihsel olarak kurulmuş aktif izleyiciler olarak engelli kadınların görüşlerine ve engellilik çalışmalarının sunduğu eleştirel perspektife dayanılarak engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı uygulamalrı teşvik edecek anlamların neler olabileceği keşfedilmeye çalışılmıştır. Bulgular, kadınların temsilleri büyük ölçüde kendi deneyimleri ile ilişki içerisinde yorumladıklarını göstermiştir. Çoğunluğu engelliliği sosyal bariyerlerle ilişki içerisinde anlayan katılımcılar, filmleri bağımsız yaşam, sosyal katılım, faillik nosyonlarıyla ilişki içerisinde yorumlamıştır. Bu yorumsal çerçevede, incelenen filmlerde engelli kadınların yetersizlik, muhtaçlık ve bağımlılıkla ilişkilendirildiği, engelliliğin araçsallaştırıldığı, abartılı ve yüzeysel olarak resmedildiği, engelli kişilerin temsillerinde deneyimledikleri fiziksel ve sosyal baskıların dışarıda bırakıldığı ve güzelliğin engelli kadını normalleştirme aracı olarak kullanıldığı düşünülmüştür. Engelli kadınların görüşlerini dahil etmek, temsili olumlu/olumsuz ikileminin ötesinde ayrıntılı bir şekilde analiz etmeyi mümkün kılmıştır. Bu çalışma, engellilik ve engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı politika ve pratikleri teşvik edecek temsillerin inşa edilmesi için içerik üretim ve performans süreçlerine engelli insanların görüş ve deneyimlerinin dahil edilmesini önermektedir.
Feminist sosyal hizmet perspektifinden fiziksel engelli kadınların annelik deneyimleri
Araştırmanın amacı, fiziksel engelli kadınların annelik deneyimlerinin keşfedilmesidir. Araştırma, Şubat 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, feminist metodoloji temel alınmıştır. Araştırmanın öznelerine kriter örnekleme ve kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın öznelerini 0-18 yaş arası çocuğa sahip olan fiziksel engelli (ortopedik, görme ve işitme) kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma, ortopedik engelli 6 kadın, görme engelli 7 kadın, işitme ve konuşma engelli 8 kadın olmak üzere toplam 21 kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öznelerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde NVIVO 12+ nitel veri analizi yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne olan fiziksel engelli kadınlar sağlamcı bir toplumda engelli olmaktan ve ataerkil bir toplumda kadın olmaktan kaynaklanan baskıları kesişimsel bir şekilde deneyimlemektedirler. Annelik sürecinde fiziksel engelli kadınlar doğum bakım hizmetlerinin erişilebilir şekilde sunulmaması, kamusal alanların engelli kadınların gereksinimlerine göre düzenlenmemiş olması, bebek bakım ekipmanlarının evrensel tasarım ilkesine göre tasarlanmaması sebebiyle annelik pratiklerini gerçekleştirirken güçlükler yaşamaktadırlar. Öte yandan engelli kadın olarak annelik rolü yeterliliği üzerinden toplumsal baskılarla karşılaşmaktadırlar. Süreç içerisinde kadınların karşı karşıya kaldıkları baskıların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetler yetersiz kalmakta, kadınlar kendi baş etme stratejileri ile güçlenmeye çabalamaktadırlar. Dayanışma, kadınların yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmeleri ve öznel annelik deneyimlerini inşa edebilmeleri için önemli bir pratik olmaktadır. Araştırma, anne olan engelli kadınların güçlenmelerine katkı sağlayacak olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetlere yönelik olarak feminist sosyal hizmet odağında önerilerle sonlandırılmıştır.
Ortopedik engelli bireylerde olumsuz otomatik düşünceler ile toplumsal cinsiyet rolleri arasındaki ilişki
Bu çalışmada ortopedik engelli bireylerin otomatik düşünceler ve toplumsal cinsiyet rol algıları araştırılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algının otomatik düşünceler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra, sosyodemografik faktörler açısından toplumsal cinsiyet rolü algısı ve otomatik düşüncelerdeki farklılıkların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul'da yaşayan 50 erkek ve 50 kadın ortopedik engelli bireyden alınan veriler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Ölçeği ve Otomatik Düşünceler Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. İstatistik analiz teknikleri olarak korelasyon, regresyon ve parametrik fark analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, toplumsal cinsiyet rollerinden geleneksel cinsiyet rolünün genel olarak kendine yönelik otomatik düşünceleri artırdığını göstermiştir. Geleneksel cinsiyet rolü, kendine yönelik olumsuz düşüncelerden özellikle yalnızlığa yönelik düşünceleri artırmaktadır. Kadın cinsiyet rolü ile erkek cinsiyet rolü, olumsuz düşünceler boyutları olan yalnızlığa yönelik, şaşkınlık ve kaçmaya yönelik, ümitsizliğe yönelik ve uyumsuzluğa yönelik düşünceleri azaltmaktadır. Otomatik düşünceler genel olarak yaşa göre farklılaşmaktadır. Otomatik düşünceler ve toplumsal cinsiyet rolleri anne ve babanın öğrenim durumuna ve ailenin gelir düzeyine göre farklılaşmaktadır. Doğuştan engelli olmak ve tüm vücut engel kayıp oranına göre otomatik düşünceler ve toplumsal cinsiyet rollerinde farklılaşma görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Otomatik Düşünceler, Ortopedik Engel
Günümüz moda tasarımcısının bedensel engelli bireylere bakışı üzerine bir araştırma
Estetik duygusu ve güzel görünme isteği küçük yaşlardan itibaren her insanda gelişmeye başlar. Güzel görünmek uğruna insanlar tehlikeli diyetler, bedenlerine estetik ameliyatlar yaptırmaktadırlar. Giysilerini, güzel yerlerini ortaya çıkaracak şekilde seçmektedirler. Bu tanımlamanın dışında kalan engelli bireyler giysi tasarımlarında bir önceliğe sahip olmaları gerekirken; tam tersine, moda ve tekstil sektörünü elinde tutanlar tarafından ihmal edilmişlerdir. Bedensel engelli bireyler, engellilik durumları düşünülmeden, üretilen giysilerin içinden tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar. Araştırma sürecinde bu durumun nedenlerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Modanın insanlar üzerindeki etkisi günümüzde herkes tarafından kabul edilmektedir. Bedensel engelli bireylerin giysilerinin modası, toplumlardaki engellilik kavramı ile ilgili olumsuz düşünceleri değiştirebilir. Giyim ile ilgili ihtiyaçlarımızı belirlemede etkili olan moda, hazır giyimin de ön koşuludur. Moda trendleri dikkate alınmadan üretilen hazır giyimler tüketiciler tarafından tercih edilmemektedir. Bedensel engelli bireylerin giysileri yakın zamana kadar moda tasarımcıların dikkatini çekmemiştir. Bu eksikliğin giderilmesi için bir an önce çalışmalara başlanması gerekir. Moda ve tekstil sektöründeki engelli giysileri ile ilgili çalışmalar, sadece bazı firmaların görme engelliler için hazırladığı etiketi okuma aparatları ve giysinin rengini tanıma teknolojileri ile sınırlıdır. Bedensel engelli bireylerin giyimlerinde hazır giyim tekstil sektörü oluşmadığı halde, bedensel engelli bireyler günlük giyimlerini hazır giyimden sağlamaktadır. Düğün ve benzeri özel günlerin haricindeki kıyafetlerinde özel dikimi tercih etmemektedirler. Bedensel engelli bireyler modaya ilgi duydukları halde ihtiyaçları neden karşılanmamaktadır. Bütün bu sorunlara araştırma sürecinde cevaplar aranmıştır. Bu çalışmada bedensel engelli bireylerin giysilerinin moda tasarım sektöründe neden yer almadığı araştırılarak günümüz moda tasarımcılarının bedensel engelli bireylerin giysi tasarımlarına bakışı ortaya konulmuştur. Moda tasarımcılarının bedensel engelli bireylerin giysi tasarımlarında kalıcı çözüm üretebilmeleri için yapılabilecekler araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli giysi tasarımı, Engelsiz moda, Moda tasarımcı, Bedensel engelli giysileri.
Fiziksel engelli bireylerin aileleri ile toplumda aynı yaş grubunda bulunan ebeveynlerin bel ağrı sıklıkları arasındaki farkın değerlendirilmesi
Çalışmamızda, ülkemizde ve dünyada engelliliğe, iş kaybına ve yüksek tıbbi harcamalara neden olan bel ağrısının incelenmesi amaçlanmıştır. Engelli birey ve ailelerin ülkemizde son derece fazla olduğu aşikardır. Bu nedenle sürekli fiziksel strese maruziyet sebebiyle de engelli ebeveynlerinde bel ağrısı görülme sıklığının fazla olduğu düşünülmüştür. Bel ağrı prevelansı yüksek olduğunu düşündüğümüz engelli ebeveynleri ile aynı yaş grubunda sağlıklı çocuğa sahip ebeveynleri ağrının sıklığı, ağrının iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi anket yoluyla incelenmiştir. Bunların sonucunda anlık ağrı, ağrının sıklığı, ağrıdaki iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi açısından engelli çocuğa sahip ebeveynlerdeki etkilenim miktarının sağlıklı çocuğa sahip ebeveynlere oranla daha fazla olduğu bulunmuştur.
Engelli bireyler için erişilebilir üniversite kampüs alanlarının tasarım stratejilerinin geliştirilmesi: İstanbul Teknik Üniversitesi kampüs örneği
Engelli bireylerin engellere takılmadan bağımsız gerçekleştirebildikleri kentsel hareketlilikler, bir toplumun tüm üyelerinin entegrasyonu için oldukça önemli olmaktadır. Yapılaşmış çevrede, engelli bireyin hareketliliklerini kısıtlayan pek çok engel bulunmaktadır. Bu nedenle engelli bireyler, kentsel alanlara kolay erişememektedir. Çözümlerin geliştirilmesi ve engellerin verimli biçimde ortadan kaldırılması için engelli bireylerin kentsel hareketlilikte karşılaştıkları tüm engellerin tanımlanması gereklidir. Tez kapsamında engelli bireylerin kent içindeki ve kampüs içindeki erişilebilirlikleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, engelli üniversite öğrencilerinin kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında karşılaştıkları fiziksel ve sosyal engellerin engelli öğrencilerin kendi tecrübelerine dayanarak analiz edilmesi, bunlara yönelik ilkeler ve stratejiler geliştirilmesi olmuştur. Çalışmada aynı zamanda, kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında engelli öğrencilerin görünür olmalarının toplumsal farkındalık ve erişilebilir tasarımın bir araya gelmesi ile mümkün olacağı vurgulanarak bu alanda yapılacak çalışmalara katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, engelli üniversite öğrencilerinin kent içindeki, İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsleri arasındaki ve İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile, engelli bireylerin kent içindeki ve üniversite kampüsü içindeki ihtiyaçları belirlenmiş, bu doğrultuda stratejiler geliştirilmiştir. Çalışmada, engelli bireylerin kent içi erişilebilirliklerini arttırmaları ve kentsel yaşama aktif biçimde katılmaları için gerekli olan sosyal ve fiziksel önlemler irdelenmiştir. Engelli birey ve yapılaşmış çevre ilişkisinin sosyolojik boyutunun tasarıma etkisinin irdelenmesi gerektiği yaklaşımıyla engelli bireylerin karşılaştıkları tüm fiziksel ve sosyal engeller bir arada belirlenmiştir. Bu yaklaşım, tez çalışmasının özgünlüğünü oluşturmaktadır. Tez çalışması, üç aşama üzerine kurgulanmıştır. Birinci aşamada, literatür taraması; ikinci aşamada, tümevarım yaklaşımıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunlarını ortaya koyan anket ve derinlemesine mülakat çalışmaları; üçüncü aşamada, üç farklı düzeyde saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzeyinde, kentin çeşitli noktalarından İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü'ne toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; ikinci düzeyinde, İTÜ Kampüsleri arasındaki toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; üçüncü düzeyinde ise İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki yaya erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile İTÜ Ayazağa Kampüsü'nün kent içindeki erişilebilirlik düzeyleri tespit edilmiştir. Birinci aşama olan literatür taraması, gözleme dayalı araştırmalar ile sistematik bir araştırma olarak yapılmıştır. Kritik engellilik teorisi, literatür çalışmasında ana çerçeveyi oluşturmuştur. Tümevarım yaklaşımıyla gerçeklikleri betimleme ve anlama çalışmasıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunları ortaya konmuştur. İkinci aşamada, İstanbul'da yükseköğrenim öğrencisi olan 100 engelli birey ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, veri analizleri ve gözlemler ile yorumlama gerçekleştirilmiştir. Yapılmış olan anket çalışması; temel bilgiler, kentsel yaşam ve kampüs yaşamı olarak 3 bölümü kapsamaktadır. Bu anket çalışması sonucunda, engelli öğrencilerin kentsel ve kampüs yaşamındaki, sosyal ve fiziksel erişilebilirlik durumları tespit edilmiştir. Anketler doğrultusunda, doğuştan ve sonradan engelli olan bireylerin kentsel yaşama katılım sıklıkları ve biçimleri, kent içi ve kampüs içindeki ihtiyaçları ve beklentileri irdelenmiştir. İkinci aşamanın derinlemesine mülakat çalışması bölümünde; kent içindeki ve kampüs içindeki tüm fiziksel, sosyal engellerin ve ihtiyaçların belirlenmesi, çalışmanın üçüncü aşaması olan saha çalışmalarının altlıkları olan matrislerin oluşturulması ve tasarım stratejilerinin geliştirilmesi için İTÜ öğrencisi ve/veya çalışanı olan 10 engelli birey ile gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzey ve ikinci düzey erişilebilirlik analizlerinin çalışma altlığı olan matris, derinlemesine mülakat çalışmasına katılan engelli bireylerin belirlemiş oldukları erişilebilirlik kriterlerine ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Üçüncü düzey erişilebilirlik analizinin çalışma altlığı olan matris ise, Londra Planlama Danışma Komitesi tarafından belirlenen 5C Yürünebilirlik Kriterleri'ne ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Kent içi erişilebilirlikteki ilk engeli, kent içi ulaşımdaki sorunların oluşturduğu görülmüştür. Yaya yolları genişlikleri, kaldırım yükseklikleri, yaya yolu üzerinde hatalı konumlandırılan kentsel mobilyalar, araç park etme durumları ve bilgilendirme yetersizlikleri, engelli bireylerin yaya ulaşımlarında engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Araca inme-binme esnasında araç ve platform arasındaki mesafe, araç biniş merdivenin rıht yüksekliklerinin fazla olması, araç içindeki yetersiz alanlar ve araç içi bilgilendirmenin yetersizliği, toplu taşıma aracı içerisinde engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Kullanımda en çok zorluk yaşanan toplu taşıma aracı minibüs, en rahat kullanılan toplu taşıma aracı metro olarak tespit edilmiştir. Kampüsler arasındaki erişilebilirlik düzeylerinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, İTÜ'nün kent içerisindeki kampüsleri arasında güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, aynı üniversitenin farklı kampüslerinde eğitim gören öğrenciler arasında tam entegrasyonun sağlanmasını engellemektedir. İTÜ Ayazağa Kampüsü yaya erişilebilirlik düzeyinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, kampüsün farklı fonksiyon alanları arasında, engelli bireyler için optimum düzeyde güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kampüsün yoğun kullanılan ve birçok fonksiyonu barındıran bölümlerinde erişilebilirliği arttırmak ile ilgili uygulamaların olduğu görülmekte iken kampüsün çeperlerine gidildikçe, fonksiyonların ve birimlerin azaldığı, arazi eğiminin giderek artmasının da etkisiyle erişilebilirliğin sağlanmadığı görülmektedir. Kentsel tasarım ile tüm kent kullanıcıları için demokratik eşit yaşam alanları yaratılabilir. Herkes için tam erişilebilirliği sağlamak için, erişilebilirlik kriterleri ve evrensel tasarım ilkeleri ulaşıma ve tüm kentsel mekânlara adapte edilmelidir. Erişilebilir kent ve erişilebilir kampüs, herkese eşit olanaklar sağlayarak kullanıcı merkezli çevreler ve sosyal adalet yaratmaktadır. Engelli bireylerin kent ve kampüs içinde bağımsız hareketliliklerini sağlamak için tüm kentsel tasarım uygulamaları, engelli bireyler için erişilebilirlik kriterleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Çalışmanın bulguları, engellilik ve erişilebilirlikle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve uygulamalarda önemli role sahip olan yerel yönetimlere rehber niteliğini taşımaktadır.
Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması
Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik
Bedensel engelli bireye sahip annelerde ve zihinsel engelli bireye sahip annelerde benlik saygısı ve stres düzeyinin incelenmesi
Çalışmadaki amaç, annelerin engelli çocukları ile olan sorunların üstesinden gelirken karşılaştıkları durumları ortaya çıkarmak onları daha iyi anlayabilmeyi sağlamaktadır. Bedensel engelli çocuğa sahip annelerin ve zihinsel engelli çocuğa sahip annelerin benlik saygısı ve stres düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma İstanbul'un Sultangazi ilçesinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Sultangazi ilçesinde ikamet eden engelli bireye sahip olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve İstanbul Sultangazi'de ikamet eden; rehabilitasyon merkezine devam eden engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Seçkisiz olarak seçilen ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 112 bireyden oluşmaktadır. Çalışmaya katılacak kişilerin benlik saygısını ölçmek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Stres düzeyinin belirlenmesi için de Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden toplanan verilerin analizinin yapılabilmesi için SPSS 24 paket programından yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya alınan annelerin %32,1'i "34-41" yaş grubu arasında, çoğunluğunun ilkokul mezunu (%37,5), %83,9'u evli, çoğunluğun gelir grubu "2201-4000" (56,3) arasında, %29,5'inin çocuklarının "7-9" yaş grubunda ve engel grubu oranı "zihinsel" % 55,4 olduğu gözlendi. Diğer yandan annelerin benlik saygısı ortalamaları 32,2±4,0 ve stres toplam ortalamalarının 40,1±6,4 olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak bedensel engelli bireye sahip annelerde ve zihinsel engelli bireye sahip annelerde eğitim, yaş, medeni durum, gelir durumu, anne yaşı ve engel grubuna göre benlik saygısında anlamlı bir fark bulunmazken stres değişkeninde ise engel grubuna göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Annelerin eğitim durumları ile stres alt parametresi olan "öz yeterlik" arasında negatif yönde, düşük düzeyde istatistiksel olarak ilişki saptanırken (p<0,05), annelerin benlik saygısı ile stres alt parametresi olan "öz yeterlik" ve "toplam" arasında negatif yönde, orta düzeyde istatistiksel olarak ilişki saptanmıştır (p<0,05).
Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklara bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik etkilenimlerinin incelenmesi
1. ÖZET Zihinsel veya fiziksel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak bireylerde depresif belirtiler görülmesine sebep olmakta, aynı zamanda düşük yaşam kalitesine neden olduğu da görülmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli bir çocuğa bakım veriyor olmanın bireyleri, depresyona olan yatkınlık, fiziksel olarak yıpranmışlık ve yaşam kalitesi olmak üzere fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve bu etkilenimin fiziksel ve zihinsel engelli bakım verenlerde değişiklik gösterip göstermediğini araştırmaktı. Çalışmaya 30 bedensel engelli (BEBV), 40 zihinsel engelli (ZEBV) ve 40 sağlıklı çocuk bakım vereni (SBV) dahil edilmiş, bu bakım verenlerin demografik bilgilerini almak ve fiziksel etkilenimlerine bakmak amacıyla fiziksel değerlendirme formu, depresyon seviyesini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), bakım veriyor olmanın onları nasıl etkilediğini sorgulamak için BAKAS Bakım Veren Etki Ölçeği ve yaşam kalitelerini sorgulamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Kısa Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (WHOQOL) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında BDÖ'nün bulgularına göre ZEBV ile SBV arasında ve BEBV ile SBV arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Engelli bir bireye bakım veriyor olmak bu engelin fiziksel veya zihinsel olması fark etmeksizin depreyona yatkınlığı artırmaktadır. BAKAS'ın bulgularına göre ZEBV ile BEBV ve BEBV ile SBV grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bedensel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak yaşam kalitesinin azlığına sebep olmaktadır. Fakat bedensel veya zihinsel engelli bir çocuğa bakım verme ile fiziksel etkilenim arasında bir ilişki bulunmamıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel engel, Bedensel Engel, Bakım Veren, Depresyon, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Etkilenim
Fiziksel engelli adölesanların depresyon, anksiyete ve stres durumu ile yaşam kalitesi algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, fiziksel engelli adölesanların depresyon, anksiyete ve stres durumu ile yaşam kalitesi algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma kesitsel-tanımlayıcı ve ilişki arayıcı modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Biruni Üniversitesi Sağlık Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünde izlenen 14-17 yaş arasındaki adölesanlar, örneklemi ise kolayda (uygun) örnekleme yöntemi ile seçilen 42 adölesan oluşturmuştur. Veri toplamada Tanıtıcı Bilgiler Formu, Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-42) ve Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 programı kullanılmış ve çalışma %95 güven düzeyinde yürütülmüştür. Elde edilen verilere göre, cinsiyet, eğitim durumu ve engel oranları grupları arasında DASS-42 ve ÇİYKÖ puanları ve alt boyut puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. 14 yaş grubunda olan adölesanların "Sağlık ve Aktivite ile İlgili Sorunlar" alt boyut puanı, 15 ve 16 yaş grubunda olanlara göre daha yüksektir. Kalıcı engeli olan adölesanların "Okul ile İlgili Sorunlar" alt boyut puanları geçici engeli olan adölesanlara göre daha yüksektir. DASS-42 ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki saptanmıştır. Depresyon ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki, Anksiyete ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü orta bir ilişki, Stres Ölçeği ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki saptanmıştır.
Ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılığı ve teknoloji kullanımlarının incelenmesi
Geçmişten günümüze bakıldığında teknoloji sürekli gelişmektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte insanların hayatlarına yeni teknolojiler entegre edilmektedir. Bu teknolojilerin olumlu ve olumsuz özellikleri insanların yaşamlarını etkilemektedir. Bu bağlamda teknolojiyi kimin ve ne amaçla kullandığı önemlidir. Bu tez çalışmasında ortopedik engelli bireylerin teknolojiyi ne amaçla kullandıkları araştırılmıştır. Bu tez çalışmasının öncelikli amacı ortopedik engelli bireylerin engel yüzdeleri ile teknoloji kullanımları arasındaki ilişkiyi incelemek, teknoloji kullanım profillerini betimlemektir. Bu amaçla ilk olarak ortopedik engelli bireylere internet bağımlılığı ölçeği ve kişisel bilgi formu uygulanmış, ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılık düzeyleri belirlenmiştir. İnternet bağımlılık ölçeği sonucuna göre internet bağımlılık puanları en yüksek ve en düşük olan bireylerle yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2017 yılı Ocak ayı-2018 yılı Aralık ayı arasında Van ilinin İpekyolu ve Tuşba ilçelerinde bulunan 200 ortopedik engelli birey oluşturmaktadır. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. 200 kişiye uygulanan internet bağımlılık ölçeği ve kişisel bilgi formu araştırmanın nicel verilerini oluşturmuştur. Nicel verilerle elde edilen sonuçlara göre internet bağımlılık puanları yüksek ve düşük olan 10'ar birey ile yarı yapılandırılmış görüşme uygulanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme araştırmanın nitel kısmını oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri SPSS 22 sürümü ile analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin bilgileri kodlanarak SPSS programına kaydedilmiştir. Veriler sırasıyla temel istatiksel ölçülerle (aritmetik ortalama, frekans, yüzde) özetlenmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde, ikili karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t testi, çoklu grup karşılaştırmalarında ise tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını tespiti için yapılan Scheffe testi ile çözümlenmiştir. Bulguların yorumlanmasında 0,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Normal dağılım göstermeyen verilerin analizinde ise Kruskall Wallis H, Mann Whitney U ve iki değişken için Kay-Kare testleri uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise ise Microsoft worde aktarılmıştır. Daha sonra tema ve bu temalara ait kodlar oluşturulmuş, bunların yüzde ve frekans değerleri tablo şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılık ölçümleri engel yüzdelerine, internet kullanım süresine, internet kullanım amacı, internet kullanım zaman dilimi, meslek grupları, evde oyun oynamalarına göre farklılaşmaktadır. Farklılaşmayan değişkenler ise cinsiyet, eğitim durumları, birlikte yaşadıkları kişiler, engelliliğin doğuştan veya sonradan olma durumudur. Anahtar Sözcükler İnternet Bağımlılığı, Bağımlılık, Problemli İnternet Kullanımı, Ortopedik Engelli.
Sosyal hizmet açısından ihtiyaç ve hak kavramları bağlamında engelli bireyin varoluşu
Engellilik hem bedensel hem de çevresel ve toplumsal boyutu olan bir kavramdır ve söz konusu boyutlarıyla bireyin seçtiği bir durum değildir. Engelli bireyler insan olmalarından kaynaklı olarak ise ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlamsızlık gibi ontolojik hakikatlere muhataptırlar ve engellilik durumu bu hakikatlerle ilişkilenme konusunda etkili olabilmektedir. Bu çalışmada, fiziksel engelli bireylerin varoluşunu, ihtiyaç ve insan hakları ile ilgili yaşam deneyimleri bağlamında anlamak ve sosyal hizmet bakış açısından analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından olan fenomenolojik araştırma olarak tasarlanmış olup araştırma kapsamında Konya ili Merkez ilçelerinde yaşayan on sekiz yaşının üzerindeki yirmi üç fiziksel engelli birey ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve bulguların analizi "Varoluşçu Temalara İlişkin Bulguların Analizi", "İhtiyaç Temalarına İlişkin Bulguların Analizi" ve "Hak Temalarına İlişkin Bulguların Analizi" olmak üzere üç ana başlı k altında toplanmıştır. Araştırmamız göstermiştir ki ontolojik hakikatleri engelli bireyler özelinde ele almak gerekmektedir. Engelli bireyler hem bedensel hem de toplumsal sebeplerle ontolojik hakikatlerle daha farklı temaslar kurabilmektedirler. Bunun yanında eğitim, çalışma, erişilebilirlik, katılım gibi insan hakkı olarak da ifade bulan ihtiyaçların giderilemiyor oluşu varoluş imkanını kısıtlayabilmektedir. Ontolojik hakikatler yalnızca engelli bireyler için değil sosyal hizmet uzmanları için de geçerlidir. Bu sebeple sosyal hizmet uzmanları önce kendi ontolojik kaygıları ile yüzleşmeli sonrasında hizmet alanlara bu konuda yardımcı olmalıdır. Politika yapıcılar, insanların varoluş imkanının artırılmasına yönelik bir çaba sarf etmelidir ve sosyal hizmet uzmanları politika yapıcılara bu konudaki yükümlülüklerini hatırlatmalıdır. Gelecek araştırmalarda fiziksel engelli bireylerin yanı sıra diğer engel gruplarından bireylerin varoluşunu konu edinen araştırmalara da yer verilmesi yoluyla engelli bireyin varoluşu ile ilgili daha kapsamlı bir perspektif sunulması sağlanabilir.
Bedensel engelli yüzücülerin yeni tip korona virüse yakalanma kaygılarının incelenmesi
Yapacağımız araştırmaya Türkiye Bedensel Engelliler Yüzme Şampiyonasına katılmış elit düzeyde spor yapan Bedensel Engelli Sporcular katılmıştır. Yeni tip korona virüs sebebiyle tüm sporcularda olduğu gibi aynı tesis ve imkânlardan faydalanan Bedensel Engelli Sporcularda antrenman süreçlerinin engel seviyelerince daha fazla sekteye uğraması, performans düşüklüğü korkusu, engel durumlarının ağırlığı ile salgına karşı yaşanan endişe, stres ve duygusal anlamda yaşanan karışıklık kaygı düzeylerini de etkileyecektir. Bu bağlamda Bedensel Engelli yüzme sporcularının kaygı düzeylerinin incelenmesi önemlidir. Bedensel Engelli Yüzme Sporcularının, pandemi süresince yeni tip korona virüse (COVİD-19) yakalanma kaygısının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede Araştırmanın evrenini, 2019-2020 sezonunda Türkiye Bedensel Engelliler spor Federasyonu bünyesinde elit seviyede spor yapan bedensel engelli sporcular oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Türkiye Bedensel Engelliler spor Federasyonu 2019-20 Türkiye Yüzme Şampiyonasına farklı derecelerde katılım sağlamış elit düzeyde spor yapan 32 kadın, 36 erkek olmak üzere toplam 68 yüzücü oluşturmaktadır. Araştırmamızda nicel araştırma modellerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve "Sporcuların Yeni Tip Korona virüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği (SYTKYKÖ)" kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgi formu ve "Sporcuların Yeni Tip Korona virüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği" elektronik ortama aktarılarak katılımcıların soruları cevaplaması sağlanmıştır. Araştırmamızda kullanılan ölçek, Demir ve ark. tarafından geliştirilen (SYTKYKÖ)" 16 madde ve 2 alt faktörü bulunan ölçek, beşli likert tipindedir. Kişisel bilgi formu ve Yeni Tip Korona virüse Yakalanma Kaygısı ölçeği ile ulaşılan bulgular IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılarak gerekli veriler işlenmiş ve bu program tarafından yapılmıştır. Analiz sonucunda veriler normal dağılım göstermemektedir. İstatistiki prosedür doğrultusunda araştırma amacını meydana getiren hipotezleri test etmek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H analizlerinden faydalanılmıştır. Sonuç olarak; Bedensel engelli yüzme sporcularının Covid-19'a yakalanma kaygı düzeylerinin orta düzeyden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Sub-elit bedensel engelli sporcuların sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumları ile mental iyi oluşları arasındaki ilişki
Bu çalışmada Sub-Elit Bedensel Engelli Sporcuların Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutumları İle Mental İyi Oluşları Arasındaki İlişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde ikamet eden ve çeşitli branşlarda spor yapan engelli bireyler oluştururken, örneklemini ise, Bağcılar, Bakırköy, Başakşehir, Gaziosmanpaşa ilçelerinde rehabilitasyon amaçlı spor yapan ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 37'si kadın, 136'sı erkek olmak üzere toplam 173 Sub-Elit Bedensel Engelli birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "kişisel bilgi formu, sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçeği ve mental iyi oluş ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım durumlarına; normal dağılım eğrileri, çarpıklık-basıklık (skewness-kurtosis) değerleri, histogramlar aracılığı ile normal dağılım eğrileri ve grup büyüklüğünün 50'den büyük olduğu durumlarda kullanılan Kolmogorov-Smirnov testi değerleri incelenerek bakılmıştır. Normallik testi sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği görüşmüştür. Buna göre Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Gruplar arası farkın belirlenmesi için ise Post-hoc (LSD) analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgura göre Cinsiyet, Medeni Durum, Yaş, Engel Derecesi, Spor Branşı, Spor yaptığınız kulüpte beslenme uzmanı veya diyetisyen var mı?, Yaşantınızda beslenme uzmanı veya diyetisyen yardımı aldınız mı?, Sizce yeterli ve dengeli beslenmenin bedensel ve zihinsel performansa doğrudan etkisi var mıdır? değişkenleri açısından istatistiksel olarak mental iyi oluş ve sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçekleri alt boyutlarından anlamlı farklılıklara rastlanmasına karşın, spor yapma yılı değişkenine göre hiçbir alt boyutta anlamlı farklılaşma görülmemektedir. Mental iyi oluş ile beslenmeye yönelik duygu alt boyutları arasında herhangi bir ilişki olmadığı (r=-,083p=,276) tespit edilmiştir. Mental iyi oluşun, beslenme hakkında bilgi ile olumlu beslenme arasında (r=,504**;p= ,482**) zayıf ve orta düzeyde pozitif yönde bir ilişki olduğu, mental iyi oluş ile kötü beslenme alt boyutunda (r=-,260*) zayıf düzeyde negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Bedensel engelli yüzücülerin fiziksel uygunluk düzeyleri ile spora özgü performansları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu çalışma, bedensel engelli yüzücülerin fiziksel uygunluk düzeyleri ile spora özgü performansları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 18,2±3,69 yıl olan, spor sınıfları S6-S9 arasında değişen 20 bedensel engelli sporcu katıldı. Antropometrik değerlendirmede 7 bölge skinfold ölçümü, göğüs çevre ölçümü yapıldı. Aerobik endurans 12 dakika yüzme testi ile, kassal kuvvet ve endurans Biering-sorensen, McGill, mekik ve şınav testleri ile, anaerobik güç dikey sıçrama testi ile, esneklik otur ve uzan, gövde fleksiyon, gövde rotasyon, lateral fleksiyon, kolun horizontal açısı testleri ile, performans ise bireylerin 15, 50 ve 100 m yüzme süreleri ile ölçüldü. İstatistiksel analiz sonucunda, sporcuların ile 15 m yüzme performansı ile vücut yağ yüzdesi, otur uzan testi ve dikey sıçrama testi arasında negatif yönde orta düzeyde (p˂0,05), 12 dakika yüzme testi arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,001). 15 metre yüzme süresini kestirmede 12 dk. yüzme, kolların horizontal açısı (sağ) ve Biering-sorensen testi parametrelerinin R2= 0,690 açıklama gücü bulundu (p<0,001). 50 ve 100 m yüzme performansı ile 12 dakika yüzme testi arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunurken (p<0,01), dikey sıçrama testi ve mekik testi arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). 50 metre yüzme süresini tahmin etmede 12 dakika yüzme, kolların horizontal açısı (sol) ve şınav testi parametrelerinin R2= 0,731 açıklama gücü olduğu bulundu (p<0,001). 100 metre yüzme süresini tahmin etmede ise mekik testi ve dikey sıçrama testi parametrelerinin R2= 0,647 açıklama gücü bulundu (p<0,001). Bu çalışmada, aerobik ve anaerobik kapasitenin sporcunun performansı ile ilişkili olduğu, yüzme mesafesi arttıkça abdominal kas kuvvetinin performansı belirlemede etken rol oynadığı sonucuna varıldı.
Bedensel engelli sporcularda kognitif fonksiyonlar ve görsel algılamanın reaksiyon zamanı ile ilişkisinin incelenmesi
İnanlı, A. Bedensel Engelli Sporcularda Kognitif Fonksiyonlar ve Görsel Algılamanın Reaksiyon Zamanı ile İlişkisinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2019. Bu çalışma bedensel engelli sporcularda kognitif fonksiyonlar ve görsel algılamanın reaksiyon zamanıyla olan ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya bedensel engelliler spor federasyonuna bağlı masa tenisi, okçuluk, atıcılık sporunu yapan; yaşları 18-65 yaşları arasında değişen 6 kadın 16 erkek sporcu olmak üzere toplam 22 sporcu katıldı. Çalışmada sporcuların üst ekstremite kas kuvvetleri, omuz esneklikleri, kavrama kuvvetleri, ince el becerileri, parmak kavrama güçleri, kognitif fonksiyonları, görsel algılamaları, reaksiyon zamanları, bilişsel başarısızlık durumları, uyku kaliteleri, depresyon durumları değerlendirildi. İstatiksel analiz sonucunda; masa tenisçi – okçular arasında (p=0,006) sağ eksternal rotasyon, masa tenisçi – atıcılar arasında (p= 0,002) sağ supinasyon, masa tenisçi – okçular arasında (p=0,001); masa tenisçi – atıcılar arasında (p= 0,003) sol supinasyon kas kuvveti arasında anlamlı fark bulundu. Gruplar arasında kognitif fonksiyonlar, görsel algılama ve reaksiyon zamanı açısından anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Değerlendirilen diğer parametreler bakımından gruplar arasında anlamlı bir farklılık ve kognitif fonksiyonlar ile görsel algılamanın reaksiyon zamanına etkisi bulunmadı (p>0,05). Kognitif fonksiyonlar ile görsel algılama arasında pozitif yönde anlamlı orta derecede kuvvetli bir ilişki bulundu (r=0,525, p=0,012). Bilişsel başarısızlık ile sağ reaksiyon zamanı arasında pozitif yönde anlamlı orta derecede bir ilişki bulundu (r=0,469, p=0,028). Çalışmanın sonucunda; unutkanlık dalgınlık gibi bilişsel başarısızlığın el reaksiyon zamanını uzatarak reaksiyon hızını yavaşlatmasına sebep olduğu bulunmuştur. Sporda başarıyı arttırmak amacıyla bu alanda çalışan fizyoterapistlerin, antrenörlerin ve sporcuların müsabaka öncesi stres ve kaygı ile başa çıkma yöntemleri üzerine yoğunlaşmalarının önemli olduğu görülmüştür.
Evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri: Bir gömülü kuram çalışması
Giriş ve Amaç: Engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri tüm dünyada farklı boyutlarda ve oranlarda görmezden gelinen, karşılanamayan ve yok sayılan bir paradoksun içinde yer almaktadır. Araştırmanın amacı; gömülü kuram yöntemi ile evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık ile ilgili yaşam deneyimlerinin nasıl olduğunu belirlemek ve bu deneyimlerini etkileyen kavram ve süreçleri açıklayıcı bir çerçeve ile ortaya koyan bir kuram geliştirmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma gömülü kuram tasarımı ve yöntemi ile yürütülmüştür. Veriler 12 görme engelli kadın ve 13 ortopedik engelli kadın ile yapılan derinlemesine görüşme ve verileri kayıt etme, araştırmacı gözlem yoluyla notlar alma, analitik not alma (hatırlatıcı not alma) ve ikincil veri kaynakları ve sürekli karşılaştırma yöntemi ile doygunluk oluşuncaya kadar ve verilerin analiz aşaması ile eş zamanlı olarak gömülü kuramın analiz basamakları (açık, eksensel ve seçici kodlama) doğrultusunda toplanmış ve analiz edilmiştir. Veriler 2016-2018 yılları arasında 15 ayda ses kaydına alınmış bireysel yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ile gerçekleşmiştir. Bulgular: Evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri sürecini tanımlayan odak kategoriler; "Toplumsal Algı", "Yakın Çevresel Algı", "Ailesel Algı", "Eş Algısı" ve "Engelli Birey Algısı" , "Baş etme Mekanizmaları" ve "Çözüm Önerileri" olarak belirlenmiştir. Odak kategoriler; engellilik, cinsellik, engelli cinselliği, evlilik ve aile kurma, çocuk istemi kategorilerinin etkisi altındadır ve bu doğrultuda açıklanmıştır. Sonuç: Geliştirilen gömülü kuramın her aşaması, evli olan fiziksel engelli kadınların özellikleri, cinsellik ve cinsel sağlık ile ilgili yaşam deneyimlerinin birbiri ile olan ilişkileri, bağlamsal ve karşılaştırmalı faktörleri ile zamana ve deneyime göre değişen karmaşık bir yapıdan etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler; Engellilik; engelli birey; cinsellik; cinsel sağlık, hemşirelik, gömülü kuram.
Zihinsel dayanıklılık, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme: Bedensel engeli olan ve olmayan sporcular üzerine bir çalışma
Zihinsel Dayanıklılık, Bağlanma Stilleri ve Bilişsel Duygu Düzenleme: Bedensel Engeli Olan ve Olmayan Sporcular Üzerine Bir Çalışma Bu araştırmanın amacı; zihinsel dayanıklılık ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 18-46 yaş arasında (Art. Ort. 26.11 ± 8.16), bedensel engeli olan (30 kadın, 43 erkek) ve bedensel engeli olmayan (64 kadın, 70 erkek) 207 sporcudan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, İlişki Ölçekleri Anketi ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 20.0 programı kullanılmış ve bağımsız gruplar t-testi, pearson momentler çarpım korelasyonu ve hiyerarşik adımsal çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, bedensel engeli olan ve bedensel engeli olmayan sporcular arasında, zihinsel dayanıklılık ve bağlanma stilleri bakımından anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p.05). Kabul ve olumlu yeniden odaklanma stratejilerinin ise, bedensel engeli olan sporcular tarafından daha sık kullanıldığı belirlenmiştir (p<.05). Cinsiyetler arası farklılık incelendiğinde, erkek sporcuların zihinsel dayanıklılık puanlarının kadın sporcuların puanlarından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<.05). Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, bedensel engeli olan (r=.41, p<.01) ve bedensel engeli olmayan (r=.27, p<.01) sporcuların, zihinsel dayanıklılık durumları ile güvenli bağlanma stili arasında pozitif bir ilişki olmasının yanı sıra güvenli bağlanmanın tüm sporcular bakımından, zihinsel dayanıklılığı oluşturan güven, devamlılık ve kontrol alt boyutları için anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Dayanıklılık; Bağlanma Stili; Bilişsel Duygu Düzenleme; Bedensel Engellilik
Kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci: İzmir örneği
Bu araştırmanın temel amacı, kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa sürecini analiz etmektir. Söz konusu süreç, kavramsal ve kuramsal çerçeve ile fiziksel engellilerin anlatılarından elde edilen verilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ile oluşturulmuştur. Fiziksel engelli olma durumunun toplumdaki gündelik hayatı, davranış ve zihniyet kalıpları üzerinden neleri nasıl değiştirdiği, dönüştürdüğü ve anlamlandırdığı sosyal inşacı yaklaşım benimsenerek Peter L. Berger ve Thomas Luckmann'ın perspektifinden sosyolojik olarak değerlendirilmiştir. Saha araştırması kapsamında, İzmir merkez ilçelerinde faaliyet gösteren engelli derneklerine üye fiziksel engellilerle derinlemesine yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mülakatlar, bekar, nişanlı, evli, boşanmış ve dul fiziksel engellilerden oluşmak üzere 26 kadın ve 25 erkek, toplam 51 kişi ile yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, toplanan veriler incelenerek temalar belirlenmiştir. Verilerin analizi ve yorumlanmasında, betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Saha araştırmasının koşulları ve araştırmacıda bıraktığı izlenimler raporlanmıştır. Sonuç olarak araştırma, evliliğe bakış, evlilik süreci, evliliğin sonlandırılması ve aile ilişkileri, tekrar evlenme eğilimi olarak belirlenmiş temaların ve bu temalara bağlı alt temaların kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci üzerindeki etkilerini göstermeyi hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Yaşam, Fiziksel Engelliler, Aile İnşa Süreci, Sosyal İnşacı Yaklaşım
Bedensel engelli sporcularda algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı bedensel engelli sporcuların algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin yaş, cinsiyet, algılanan gelir düzeyi, sporculuk yılı ve spor dalı özeliğine göre karşılaştırmak ve algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri aktif spor yapan bedensel engelli 152 sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve "Saldırganlık", "Öfke", alt boyutlarından meydana gelen Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği ile Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler gerekli izinlerin alınmasını takiben bedensel engelli spor kulüplerinin yönetici ve antrenörlerine ulaşılıp çalışma hakkında bilgi verilmiş ve onayları alındıktan sonra, çalışmaya gönüllü olarak katılan bedensel engelli sporculara veri toplama araçları yönetici ve antrenörleri aracılığı ile anket olarak uygulanmıştır.Araştırmada, bedensel engelli sporcuların Algılanan Stres ve Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği'nden elde ettikleri puanlar demografik değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığının belirlenmesi amacı ile bağımsız t-testi normal dağılıma uygunluk Shaprio Wilk Testi ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının ortaya konması amacı ile Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır.Sonuç olarak, Öfke ve Saldırganlık değişkenleri arasında düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.315, p<0.001). Öfke ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.790 p<0.001). Saldırganlık ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki olduğu sonucuna varılmıştır (r=0.831 p<0.001). Araştırma sonuçları doğrultusunda sporcuların yaptıkları spordan tatmin olma düzeyleri arttıkça saldırganlıkları ve streslerinin azaldığı söylenebilir.
Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.
Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi
Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.
Spor yapan ve yapmayan bedensel engelli bireylerde psikolojik dayanıklılık düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, spor yapan ve spor yapmayan bedensel engelli bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin incelenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, analitik-kesitsel olarak, bedensel engelli spor yapan ve spor yapmayan 351 kişi ile gerçekleşti. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve psikolojik dayanıklılık ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde iki grubun (spor yapma durumu, cinsiyet, medeni durum, engelli oluş nedeni) karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T Testi, ikiden fazla grubun (yaş, eğitim durumu, sigara kullanımı, var olan engel türü, engel derecesi, aktif spor yılı, spor branşı kategorisi) karşılaştırılmasında ANOVA analizi kullanıldı. Varyans homojenliğinin tespitinde Levene Testi kullanıldı. ANOVA analizi sonucunda elde edilen anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığının belirlenmesinde kullanılan çoklu karşılaştırma testlerinin seçimi, Levene Testi sonucu dikkate alınarak yapıldı. Bulgular: Bedensel engellilerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri spor yapma durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi. Bedensel engellilerin psikolojik dayanıklılık alt boyut puanları spor yapma durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi. Sonuç: Sporun bedensel engelli bireylerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini olumlu yönde etkilediği belirlendi. Anahtar kelimeler: Bedensel Engel, Psikolojik Dayanıklılık, Spor
Koronavirüs pandemisi döneminde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine gelen ve gelmeyen bedensel engelli bireylerde koronavirüs korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve ev programına uyumun incelenmesi
Koronovirüs pandemi süreci tüm dünyada farklı bir yaşam tarzına neden olmuştur. Bu süreçte evde kalma süresinde artışlar yaşanmıştır. Çalışmamızın amacı koronavirüs pandemisi döneminde Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine gelen ve gelmeyen bedensel engelli bireylerde koronavirüs korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve ev programına uyumun incelenmesidir. Çalışmamıza merkeze gelen (n=30) ve merkeze gelmeyen (n=30) bedensel engelli bireyler idi. Gelen ve gelmeyen bireylerin yaş ortalamarı sırasıyla 14.06±3.4, 14.03±2.7 yıl idi. Cinsiyet dağılımları açısından incelendiğinde gelen grup 20 erkek (%33.3), 10 kız (%16.7) ve gelmeyen grup 16 erkek (%26.7), 14 kız (%23.3) idi. Çocukların fiziksel aktivite katılımları "ÇEFABA 1-8, ÇEFABA 9-11" ile, son 3 aydır yaptıkları fiziksel aktivite düzeyleri "Cooper anketi" ile, koronavirüs korku düzeylerini değerlendirmek için "Koronovirüs (COVID-19) Korkusu Ölçeği" ile, ev programına uyumları "Ev Programı Uyum Anketi" ile değerlendirildi. Merkeze gelmeyen bireylerin Koronavirüs Korkusu Ölçeği puanı, ÇEFABA 1-8, ÇEFABA 9-11 ve Cooper Anketi puanı gelen bireylerin puan ortalamasından daha yüksek düzeydeydi (p<0.05). Merkeze gelen bireylerin Ev Programı Uyum Anketi puanı, gelmeyen bireylerin puan ortalamasından daha yüksek düzeydeydi (p<0.001). Merkeze gelen ve gelmeyen bireylerde koronavirüs korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve ev programına uyumları aralarında ilişki olmadığı görüldü (p<0.05). Koronavirüs pandemisi sürecinde özel eğitime devam etmeyen bireylerin koronavirüs korkusu düzeyleri devam eden bireylerden daha fazla olduğu ve devam eden bireylerin ev programına uyumunun devam etmeyen bireylerden daha fazla olduğu sonucuna varıldı. Koronavirüs pandemisi döneminde özel eğitime devam eden ve etmeyen bedensel engelli bireylerin fiziksel aktivite katılımları ve fiziksel aktivite düzeyleri arasında ilişki olmadığı sonucuna varıldı.