Physical handicappeds
55 theses under this subject heading
Spor yapan bedensel engelliler ile spor yapmayan bedensel engellilerin yaşam doyum düzeylerinin karşılaştırılması.
Çalışmanın amacı spor yapan ve spor yapmayan 15-29 yaş arası Bedensel engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmanının evrenini Türkiye genelinde ki bedensel engelliler oluşturmaktadır. Araştırmnaın örneklem grubunu ise Konya, Ankara, Gaziantep, Antalya illerinde spor yapan 122 engelli ve Uşak, Kütahya, Afyon illerinde spor yapmayan 95 engelli olmak üzere toplam 217 engelli birey oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama aracı olarak anket tekniği uygulanmıştır. Yaşam doyumuna ilişkin veriler elde etmek için Diener, Emmons, Larsen ve Griffin tarafından 1985 yılında geliştirilen yaşam doyumu ölçeğinden (The Satisfaction With Life Scale) yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi %5 olarak değerlendirilmiştir. Spor yapan ve yapmayan, cinsiyet gibi iki düzeyli değişkenlerin düzeyleri arasında yaşam doyum değişkeni bakımndan anlamlı farklılıkğın olup olmadığını belirlemek amacıyla "bağımsız iki örnek t testi" kullanılmıştır. İkiden fazla düzeye sahip değişkenlerin düzeyleri arasındaki farklılık için "Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" den faydalanılmıştır. Varyans analizi sonucunda anlamlı farklılık bulunması durumunda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla " Tukey" çoklu karşılaştırma test istatistiğinin sonucu değerlendirmeye alınmıştır. Ayrıca varyansların homojenliği ve normallik gibi varyasımların sağlanmaması durumunda tek yönlü varyans analizi yerine Kruskall-Wallis test istatistiği kullanılmıştır. İstatistiksel analziler sonucunda, yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan engelli bireyler ile spor yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan kadınlar ile yapmayanlar ve spor yapan erkekler ile spor yapmayan erkekler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 0-999TL arası aylık geliri olan bireylerde ve 1000-1999 TL arsı aylık geliri olan spor yapan bireylerin yaşam doyum puan ortalamaları ile Spor yapmayan katılımcıların yaşam doyum puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0.05). Katılımcılardan Aylık geliri 2000-3000TL ve üzeri olan bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Genel olarak yapılan varyans analizi sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor düzeyleri arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000). Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma sıklıkları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000).Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma amaçları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.001). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 15-19 yaş arasındaki bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan evli bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Çalışmamızın sonuçları spora katılımın engelli bireyin yaşam kalitesini etkileyen bir faktör olduğunu ortaya koymuştur. Sporun bedensel engelli bireylerin yaşantısındaki olumlu etkisi düşünülerek ülkemizde bedensel engelli bireylerin özellikleri ve spor yaşantısı ile ilgili daha detaylı çalışmaların yapılmasına ve spora katılımlarını arttırıcı stratejilerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Spor, Bedensel Engelli, Yaşam kalitesi.
14-17 yaş fiziksel engellilerinin terapötik rekreasyon aktivitelerine katılım engellerinin incelenmesi
Rekreasyon insanların serbest zamanlarını değerlendirme etkinlikleridir. Bir yenilenme deneyimi, yapılması gereken işlerden uzaklaşma, farklılaşma ve yeniden oluşum. Terapötik Rekreasyon ise farklı engellilerin ve hastalıklar için uygulanan tedavilerin farklı sosyal aktivitelerle desteklenmesi anlamına gelmektedir. Stabil durumu iyileştirme ve bunun için farklı aktivitelerde bulunmak diyebiliriz. Bireyler birçok farklı nedenden, doğuştan ya da sonradan olarak farklı engellere sahip olabilirler. Dezavantajlı bireyler toplumumuzda birçok sorun ile karşılaşmaktadır. Bu sorunlar ile karşılaşan dezavantajlı bireyler, rahatlamak, stres atmak veya spor yapmak için en kolay ulaşabilecekleri alanlar hiç şüphesiz ki rekreatif faaliyet alanlarıdır. Bu çalışma ile Manisa İli Yunusemre ilçesinde ikamet eden 14-17 Yaş Fiziksel Engellilerinin terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımlarının önündeki engeller incelenerek, fiziksel engeli bulunan dezavantajlı bireylerin kullandığı kaliteli rekreatif alanların niteliği, nasıl olması gerektiği, rekreatif alanlarının özellikler ve bu alanların artıları ve eksileri incelenecektir. YÖNTEM Yapılan araştırmada nitel araştırma yöntemi, nitel araştırma desenlerinden ise fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemiyle tespit edilmiştir. Bu bağlamda çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemlerinden "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" tekniği ile belirlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Manisa İli Yunusemre ilçesindeki 14-17 yaş arasında fiziksel engeli bulunan on bireyden oluşmaktadır. Yapılan araştırma gönüllülük ilkesine uygun olarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgilere ilişkin (yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, gelir durumu vb.) demografik bilgi formu ve araştırmacı tarafından belirlenen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada yapılan görüşmeler yüz yüze yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgilere ilişkin (yaş, cinsiyet, medeni durum vb.) sorular ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları yer almaktadır. Toplanan verilerin betimsel ve içerik analizi kullanılarak NVIVO paket programı ile modellemesi, temaların oluşturulup sunulması sağlanmıştır. BULGULAR ve SONUÇ Araştırmada elde edilen bulgularda araştırmaya katılan 11 – 17 yaş arası olarak belirlenen çalışma grubunun %40'ı 14, %30'u 15, %10'u 16 ve %20'si 17 yaşındaki bireylerden oluştuğu ayrıca %60'ı erkek, %40' ının ise kadın katılımcılardan oluştuğu görülmüştür. Araştırmada katılımcılara yöneltilen toplam 5 soru bulunmakla birlikte elde edilen bulgularda sorulan sorulara ilişkin başlıklarda Serbest Zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz? Sorusuna ilişkin 4 tema; Fiziksel engelinizin, rekreatif faaliyetlere katılımını engellediğini düşünüyor musunuz, Okulunuza yapılan terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımız önündeki engelleri açıklar mısınız ve Günlük yaşantınızda Terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımınız önündeki engeller nelerdir? Sorularına ilişkin 6 tema; Merkez teşkilatları ve Yerel yönetimler tarafından çalışmaları yerli buluyor musunuz? Sorusuna ilişkin ise 3 tema bulunmuştur. Sonuç olarak, Sporun tüm dezavantajı gruplar arasında yaygınlaştırılmasının çok önemli olduğu, sanat ve sanat aktivitelerinin dezavantajlı bireyler üzerinde istendik davranışlar geliştirdiği, bu yaş grubundaki engelli bireyler üzerinde milli değerlere sahip çıkma konusunda bir artış olduğu, teknolojik gelişmelerin engelli hayatının kolaylaştırılmasında faydalı olduğu, engelli bireylerin günlük hayatını kolaylaştırmak adına yeni tasarımlar yapılmasına bir zorunluluk olduğu, engellilere yönelik eğitimin toplumun her kademesindeki bireylere verilmesi gerektiği, yerel yönetimlerin engelli hayatlarını kolaylaştırmak adına farklı projelere hayata geçirilmesi ve bu yönde çalışmalar yapmasının zorunlu olduğu, merkezi ya da yerel yönetimler tarafından yapılan tesis hizmet ve ulaşımda bazı aksaklıkların olduğu ve bu aksaklıkların hızlı bir şekilde giderilmesi gerektiği, fiziksel engelli bireylerin terapotik rekreasyon faaliyetlerine daha fazla katıldıkları, engellilere yönelik toplumsal farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerektiği, fiziki koşulların iyileştirilmesinin engellilerin yaşam kalitesini doğrudan artıracağı ve terapötik rekreasyon faaliyetlerine katılım önündeki en büyük engellerin başında ulaşılabilirlik engelleri olduğu sonucuna varılmıştır.
Ortopedik ve görme engelli bireylerin özgüven düzeylerinin beden algıları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortopedik ve görme engelli bireylerin cinsel özgüvenlerinin beden algıları ve demografik özelliklere göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, google form ve mail yoluyla katılan 52 ortopedik ve 44 görme engelli toplam 96 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu, Çelik tarafından (2015) geliştirilen Cinsel Özgüven Ölçeği ve Secord ve Jourard tarafından (1953) geliştirilen ve Hovardaoğlu (1989) tarafından geçerlik çalışması tamamlanan Beden Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik yöntemlerden t testi ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlerden ise; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre beden algısı iki engel grubunda cinsel özgüvenini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Görme engellilerin cinsel özgüven puanlarının ortopedik engellilerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farkın da cinsel özgüven ölçeğinin kendini açığa vurma ve cinsel farkındalık alt boyutlarında görme engelliler lehine olduğu ortaya çıkmıştır. Görme engelli erkeklerin beden algıları görme engelli kadınlardan daha yüksek çıkmıştır.
Evde bakılan bedensel engellilerde bakım kalitesi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Amaç: Bu çalışmanın amacı evde bakılan bedensel engellilerin yaşam kalitesi ve bakım kalitesi ilişkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. İzmir merkez Konak ilçesinde evde bakım hizmetlerinden yararlanan 109 bedensel engelli ve bakıcıları dahil edilmiştir. Çalışmada engelli ve bakıcıların sosyo-demografik özellikleri, WHOQOL-BREF-D engelli yaşam kalitesi, WHODAS-II yetiyitimi değerlendirme çizelgesi ve QOCS-D engelli bakım ve destek kalitesi ölçekleri uygulanmıştır. Ek olarak engellilik durumu için WHODAS-II uygulanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Analizde SPSS 21 ve Stata 14 ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan engellilerin yarısı kadın, ortalama yaş 58,8±18,3, %48,6'sı evli, %31,2'si eğitimsiz, %10,1'inin engeli doğuştandır. Engellilik süresi ortalaması 18,5±16,7 yıldır. Engellilerin %64,2'sinin sağlık güvencesi SGK ve %33,9'unun yeşil karttır. Analizlerde QOC-S bakım ve destek kalitesi toplam puanı ile WHOQOL-BREF yaşam kalitesi ölçeği ruhsal, sosyal, çevresel ve engelli modülü arasında anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Ayrıca WHODAS-II yetiyitimi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeğinin bütün boyutları arasında anlamlı birliktelik tespit edilmiştir (p<0,01). Sosyal güvence, gelir, engellilik süresi, anne-baba akrabalığı ve eğitim durumu da anlamlı bulunan diğer değişkenlerdir. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde WHODAS-II toplam puanı yaşam kalitesinin tüm boyutları ile anlamlı ilişki gösterirken, QOC-S toplam puanı sosyal, çevresel ve engelli modülü üzerinde etkili bulunmuştur. Sonuç: Bedensel engellilerin yaşam kalitesini etkileyen ana faktörler arasında bireyin yetiyitimi ve bakım kalitesidir. Her iki faktör birbirinden bağımsız bir şekilde yaşam kalitesini etkilemektedir.
Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin (TMPK) işleyişi ve engelli sporlarına yaklaşımı
Türkiye'de engelli sporlarının gelişimi Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin (TMPK) kurulmasıyla ivme kazanmış, uluslararası arenada her geçen gün daha fazla yer almaya başlamıştır. Bu araştırmanın amacı; TMPK'nin sorumlulukları,görevlerini,ve fonksiyonları ele alarak incelemek ve Engelli Spor Federasyonları ile ilişkileri yoluyla engelli sporlarına yaklaşımını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme yöntemi türlerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu tercih edilmiştir. Bu araştırmanın görüşme verilerini Araştırma da amaçlı örneklem yoluyla seçilen TMPK ve engelli spor federasyonları yöneticileri oluşturmaktadır.Araştırma özellikle engelli sporlarına yaklaşımınna odaklandığından bir durum çalışmasıdır.Veriler TMPK ve komitenin paydaşları olan engelli spor federasyonlarında çeşitli kademelerde görev yapan toplamda 11 yönetici, antrenör ve IPC üyesi ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır.Araştırma da görüşmecilerden elde edilen veriler betimsel ve sistematik analiz yöntemi ile içerik analizi yöntemi kullanılarak yorumlanıp 3 kişi tarafından kodlanmıştır.Benzer kodlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Araştırmada TMPK'nin engelli sporlara katkısı ile ilgili bulunan kodlarda Engelli Spor Federasyonlarına, engelli sporlarına, engelli sporculara ve Spor Genel Müdürlüğü'ne değinilmiştir. Paralimpik branşlara katılamama sebebi ile ilgili yasa ve yapılanma, kotalar ve fonksiyonel engel dış sebepler olarak tespit edilmiştir. Katılımcılar, engelli federasyonları, bütçe, alt yapı, sporcu yetiştirme, spor kültürünün gelişimi ile ilgili olumsuz görüşlerini bildirmişlerdir. Araştırma sonucunda, TMPK'nin işleyişi ile yaşadığı sorunlara rağmen, Türkiye'de engelli sporuna, engelli sporcuya ve engelli spor federasyonlarına önemli katkıları olduğu tespit edilmiştir.Kanuni yapılanma gereği yürütme işinin engelli spor federasyonlarında olduğu ve ilişkilerde sorunlar yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Türkiye Milli Paralimpik Komite, engelli sporları, engelli sporcular, engeli spor federasyonları
Gereksinimler, sorunlar ve beklentiler odağında Türkiye'de engelli sığınmacı olmak: Sosyal hizmet perspektifiyle bir değerlendirme
Amaç: Bu araştırma, Türkiye'de yaşayan geçici koruma statüsündeki engelli sığınmacıların gereksinimlerini, sorunlarını ve hizmet beklentilerini betimlemeyi ve hak temelli sosyal hizmet perspektifi ile baskı karşıtı uygulama odağında onların yaşam tecrübelerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel metodolojiyle fenomenolojik yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya SGDD-ASAM bünyesinde Gaziantep ilindeki temsilciliklerinden hizmet alan 20 engelli sığınmacı katılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu derinlemesine görüşme tekniğiyle uygulanmıştır. Veriler MAXQDA ile kodlanmış ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaşam öykülerinden yola çıkılarak hala devam etmekte olan zorunlu göç deneyimleri; "engel durumlarını tanımlaması, göç yolculuğu, değişim ve kabullenme, insan haklarına erişim ve ihtiyaçlar ve gelecek üzerine düşünceler" şeklinde beş kategori altında çeşitli temalar keşfedilerek değerlendirilmiştir. Katılımcıların önemli bir bölümünün acil sağlık hizmetlerinden faydalanmak amacıyla ülkemize giriş yaptıkları, kimlik problemi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişemedikleri, dil bariyerinin hizmetlere erişim ve sürdürülebilirlik noktasında sorunlara neden olduğu ve bireylerin karşılanamayan medikal gereksinimleri nedeniyle sorun yaşadıkları görülmüştür. Karşılaşılan sorunlar ve özel gereksinimler bağlamında katılımcıların en çok altını çizdiği sorunun ve baskı mekanizmasının, ekonomik güçlükler olduğu saptanmıştır. Beklentilerin temelinde ise maddi destek, üçüncü ülke ve Türk vatandaşlığı talebinin olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Katılımcıların neredeyse tamamı göçle birlikte sağlık durumlarında, günlük yaşantılarında ve aile ilişkilerinde değişimler yaşamıştır. Savaş mağduru engelli sığınmacıların zorunlu yerinden edilme süreçlerinden daha fazla etkilendikleri, karşılanamayan özel ihtiyaçlarının bulunduğu, ekonomik olarak ciddi güçlükler yaşadıkları ve sürdürülebilir yaşam koşullarına sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Toplumla bütünleşme ve ayrımcılık noktasında katılımcıların eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşantılarında çoklu ayrımcılıklara ve baskılara maruz kaldıkları ortaya konmuştur. Son tahlilde çalışma, engelli sığınmacıların ihtiyaçlar hiyerarşisini ve baskı unsurlarını ortaya çıkarmış ve sosyal hizmet perspektifinden müdahale önerileri ile engelli sığınmacıların sorunlarına çözüm stratejileri geliştirmiştir.
Ortopedik engellilerde dinî başa çıkma: Hatay örneği
Bu çalışmanın amacı, engelli bireylerin dinî başa çıkma süreçlerini tespit etmek ve anlamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Hatay ili merkez ve ilçelerinde ikamet eden ortopedik engelli 9 Hristiyan (Ortodoks) ve 18 Müslüman (7 Alevi/Nusayrî ve 11 Sünnî) katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılarla görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analizi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların görüşmelerde en çok Allah, sabır, dua, kader, kısmet, şükür, zor kelimelerini kullandığını ortaya koymuştur. Başa çıkılması çok zor bir travmatik durum ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden katılımcılar için başta aileleri olmak üzere arkadaş ve diğer gruplardan gelen sosyal ve dinî–manevî destek, engellerinin yarattığı travmalarını aşmalarında kilit rol oynamıştır. Travmanın yaşandığı ilk zamanlarda bilhassa aile fertlerinden gelen destek onları hayata bağlamıştır. Aile fertleri arasında ise anneleri ve annelerinin çabaları özellikle vurgulanmakta ve takdir edilmektedir. Evli ve bilhassa annesi ölmüş katılımcılar, anneleri ile beraber eşlerinin desteğini, kardeş, baba ve diğer geniş aile fertlerinin desteğine göre daha çok dile getirmişlerdir. Katılımcılar, çekirdek ve geniş aile desteği ile beraber engelliler dernekleri, mahalle, iş arkadaşları ve komşuları ile beraber sivil toplum kuruluşlarından oluşan diğer sosyal çevre desteklerine de oldukça önem vermektedirler. Tüm gruplar arasında en sık başvurulan dinî başa çıkma eylemi duadır. Duaların temel motifi daha kötüsüne düşmemektir. Sabır ve daha kötüsüne düşmemek için varolan hâline şükretmek de sıklıkla başvurdukları dinî başa çıkma eylemlerindendir. Engellerinin nedenini anlamlandırmalarında kader, imtihân ve çekilen sıkıntıların öteki dünyada karşılığını alacakları inancı temel rol oynamıştır. Bu süreçte psikolojik destek almak, katılımcıların engelliliklerinin ilk, orta ve ilerleyen süreçlerinde başvurmaya gerek duymadıkları ya da nadiren başvurduğu bir başa çıkma biçimi olmuştur. Nadiren alınan psikolojik desteğe rağmen, katılımcıların travmatik engellilik süreçleri genellikle kalıcı olmamış, bu süreç çoğunlukla engellilerin sorunlarını kabul etme, geleceğe dönük daha pozitif düşünceler geliştirme gibi yaklaşım ve engelliliklerinin yarattığı sorunlarla mücadele etme için çabalama eylemleri ile sonuçlanmıştır. Hristiyanlarda duadan sonra en çok atıf yapılan dinî başa çıkma etkinliği kader inancı ve mucize beklemek iken, Sünnîlerde kader, imtihân, engelini hayra yorma ve tevekkül motifleri dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrî katılımcılar ise dinî-manevî başa çıkma etkinlikleri ile beraber dinî olmayan etkinlikleri de vurgulamışlardır. Alevi/Nusayrîlerde engelin nedenine yönelik kader olduğu inancıyla beraber katılımcıların geçmiş hayatlarında (reenkarnasyon) günah işlemiş olabileceklerinden dolayı engelin bir cezalandırılma ve bedel olduğu inancı, Hristiyan ve Sünnî gruba göre daha fazla dile getirilmiştir. Aleviler de ayrıca Tanrı'nın ibret için kendilerini engelli yaratmış olabileceği motifi dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrîler, Sünnî ve Hristiyan gruplara kıyasla engellerini tıbbi sebepler ile daha fazla açıklamışlardır. Yine Alevi/Nusayrîler tıbben geliştirilecek bir tedavi ile engellerinden kurtulabileceklerini de daha fazla ifade etmişlerdir. Sünnîler, engellerinin nedenlerini kadere en çok bağlayan ve mucize beklentisi olmayan ya da çok az olan ve tıbbi desteği en az vurgulayan kesimdir. Hristiyanların daha çok seven-koruyan tanrı tasavvuruna sahip oldukları ve aynı zamanda duygu odaklı olumlu dinî başa çıkmaya Sünnî ve Alevi/Nusayrî gruba nispeten daha çok atıfta bulundukları ortaya çıkmıştır. Katılımcı kesimler arasında Sünnîler, duygu ve problem odaklı başa çıkma stratejilerinin herikisine birarada en fazla başvuran grup olmuştur. Engelliliğin ilk yıllarında isyanlarla kendisini gösteren olumsuz dinî başa çıkma aktiviteleri, engelliğin anlamlandırılmasından ve kabullenilmesinden sonra yerini olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine bırakmıştır. Katılımcılar travmalarının ilerleyen yıllarında olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine daha fazla başvurmuşlardır. Hristiyanların hemen hemen tamamı ise bu travmatik yaşam olayının etkilerine karşı halen mucize beklentisi içerisinde olduğundan dolayı duygu odaklı başa çıkmaya diğer iki kesime göre daha fazla başvurmaya devam etmektedir. Engellilerin travmalarının nitelikleri bireyden bireye değişmekle birlikte, başvurulan dinî başa çıkma unsurları, aktiviteleri ve yansımaları benzerdir. Din, başa çıkma sürecinde genel başa çıkmanın parçası, ürünü ve yardımcısı olmakta ve dolayısıyla olumlu yönde katkılarda bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Başa çıkma, dinî başa çıkma, Hatay, engel, ortopedik engel.
Ortopedik engelli memurların iş yaşamında karşılaştıkları sorunlar (Ankara ili örneği)
20. yüzyıl sonları itibariyle çalışma yaşamına dahil edilmeye başlanan ve sosyal haklar tanınan engelli bireylerin çalışma yaşamına girmesi, bu alandaki sosyal ve fiziki eksikliklerin gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Ortopedik engelli bireylerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları tespit etmeyi amaçlayan bu çalışma, nitel bir araştırma olarak planlanmış ve 14 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada engelli memurların çalışma hayatına katılımını teşvik eden unsurların neler olduğu, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı ile ilgili görüşleri, çalışma koşullarının nasıl olduğu, sosyal ilişkileri bağlamında amir ve çalışma arkadaşlarının kendilerine karşı genel tutumları, çalışma ortamlarının fiziki ulaşılabilirliği ve erişilebilirliği, mesleki doyumları ve sorunlara karşı sundukları öneriler üzerinde durulmuştur. Araştırmada çalışma hayatına katılan ortopedik engelli bireylerin daha gelişmiş akülü sandalye gibi cihazlara ihtiyaç duydukları, bunun da engelli bireylere ekonomik anlamda ciddi bir yük getirdiği ve gelirlerinin yetmediği belirlenmiştir. Engelli bireylerin iş yaşamına katılım nedenleri; ailelerinin olmadığı zamanlarda kimseye muhtaç olmamak, ekonomik bağımsızlık kazanabilmek, üretmek ve sosyalleşmek olarak saptanmıştır. Ortopedik engelliler engelli kamu personeli seçme sınavında; sınav süresinin kısa olduğunu, atamalarda engellilik oranının dikkate alınmadığını ve eğitimlerine uygun işe yerleşemediklerini belirtmişlerdir. Engelli memurların günlük mesai saatlerinin uzun olmasına bağlı olarak uzun süre tekerlekli sandalyede oturmaları nedeniyle başta bası yarası olmak üzere bir takım sağlık sorunları yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Engelli bireylerin işe başladıkları ilk zamanlarda amirler tarafından endişe ile karşılandığı ve kendilerine yönelik beklentinin düşük olduğu görülmüştür. İşe başladıkları zaman engelli bireylerin iş yapamayacağı, ya da normal insanlar kadar iş hayatında verimli olamayacağı düşüncesi nedeniyle amirleri ve iş arkadaşlarının olumsuz ön yargılı tutumlarıyla karşılaştıkları tespit edilmiş ve engelli memurların iş hayatında kendilerini ispatlayabilmek için büyük çaba harcadıkları da belirlenmiştir. Özellikle tekerlekli sandalyeye bağımlı bireylerin çalışma ortamındaki fiziksel düzenlemelerin uygun olmaması nedeniyle fiziksel ihtiyaçlarını karşılamada zorlandıkları, bina içindeki fiziksel engeller nedeniyle rahat hareket edemedikleri ve başkalarının yardımına ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Ulaşım anlamında da toplu taşıma araçlarına ulaşmakta ve toplu taşımadan yararlanmakta sıkıntılar yaşadıkları ve bazı katılımcıların ulaşım anlamında başkalarına bağımlı oldukları saptanmıştır. Engelli bireyler çalışma hayatında sorunlarının çözümü için bireysel, çevresel, toplumsal ve hukuki anlamda bir takım düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.
Dezavantajlı grup bedensel engelli kamu personeli çalışma şartlarının performansa etkisi: Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü engelli personel performans araştırması
Ülke vatandaşları için "çalışmak", hem sosyal ve ekonomik bir haktır; hem de bir ödevdir. Bu açıdan bakıldığında, dezavantajlı grupların başında gelen "Engelli vatandaşların" da bu hakkını kullanabilmesi ve ödevini yerine getirebilmesi için çalışması gerekmektedir. Ancak engellilerin çalışma yaşamı içinde var olabilmesi için engellerine uygun işlerde istihdam edilmesi ve bu işlerde de çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Buçerçevede tez çalışmasının amacı, kamu kurumlarında çalışan ve dezavantajlı grup olarak nitelendirilen bedensel engellilerin çalışma şartlarına yönelik olarak sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunların, demografik açıdan onların iş performanslarına etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmada bu amaca yönelik olarak, önce konuyla ilgili bilimsel kaynaklardan yararlanılarak kuramsal ve kavramsal tanımlamalara, incelemelere ve açıklamalara yer verilmiş; engellilik, engel türleri, engelli oranları ve engelli bireylere ilişkin diğer konularda bilgiler verilmiştir. Daha sonra Türk Kamu Personel sistemi içinde konuya bakılmış ve Türkiye'de engelli kamu personel yönetim sistemi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın 3.ve son bölümünde ise, bedensel engelli kamu personeline yönelik alan araştırması ve anketten elde edilen bulgulara göre istatistik yorumlara gidilmiştir.Araştırmanın temel hipotezi; Kamu kuruluşlarındaki bedensel engelliçalışanların çalışma şartlarının iş performansına etkisi olduğudur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ortaya çıkan sonuç, bedensel engellilerin çalışma şartlarının onların iş performanslarını genel olarak etkilediği anlaşılmıştır. Araştırmanın evrenini, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı"Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü"nde çalışanbedensel engellileroluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminde ise, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 9 merkez ilçe ve Akyurt'ta çalışan 899 bedensel engelli personel yer almıştır. Tez çalışmasında, gerek bilimsel kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında, gerekse Türkiye uygulamaları ve uygulamalara ilişkin olarak yapılan alan araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle elde edilen bilgi ve veriler ışığında; bedensel engelli personelin çalışma ortamında karşılaştıkları sorunların, onların iş performansının etkisine ilişkin olarak çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Ortopedik engelli sporcularda zihinsel dayanıklılık ile öz yeterlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortopedik engelli sporcuların zihinsel dayanıklılık ile öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmamıza aktif spor hayatını sürdüren ve gönüllü olarak katılan Türkiye geneli ampute futbol takımları sporcuları ve oturarak voleybol takımları sporcuları (88 erkek sporcu ve 14 kadın sporcu olmak üzere toplam 102 sporcu ) katılmıştır. Araştırmamızda nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada, araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmacı tarafından oluşturulan bilgiler, yedi soruluk (cinsiyet, yaş, engel durumu, spor branşı, spor yapma yılı, sporculuk seviyesi, eğitim durumu) Kişisel Bilgi Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği (ZDÖ) ve Öz Yeterlik Ölçeği (ÖYÖ) ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak, verilerin dağılımları ve ikili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney-U testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise Kruskall Wallis H testinden yararlanılmıştır. Araştırmamızın sonucuna göre, ortopedik engelli sporcuların öz yeterlik ile zihinsel dayanıklılık düzeyleri arasında orta derecede olumlu bir ilişki saptanmış ve aralarındaki ilişkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur.
Bedensel engelli sporcularda antrenörlerin hizmetkar liderlik davranışlarının sporcu tatmini ile ilişkisi
Çalışmanın amacı; Bedensel Engelli Sporcularda antrenörlerin hizmetkâr liderlik davranışlarının Sporcu Tatmini ile ilişkisini araştırmaktır. Çalışmanın evrenini bedensel engelliler spor federasyonuna bağlı 2009-2010 sezonunda mücadele eden Ampute Futbol ligi ve tekerlekli sandalye basketbol 1. ligi takımları oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modeliyle yapılan bu çalışmaya 20 kulüpten toplam 241 Bedensel engelli sporcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan tek boyutlu ve 24 sorudan oluşan sporda hizmetkâr liderlik ölçeği (SHLÖ) ve üç alt boyutlu ( antrenörden tatmin, bireysel tatmin ve takım tatmini) ve 19 sorudan oluşan sporcu tatmin ölçeği (STÖ) uygulanmıştır. Sonuçlar sporcuların anketlere verdikleri cevaplar üzerinden istatiksel çözümleme yöntemleri ile değerlendirilmiştir.Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında; frekans, Regresyon Analizi, Kruskal Wallis Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi, gruplar arası farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır.Çalışma sonucunda; Ampute Futbolcular'ının Hizmetkâr Liderlik düzeyleri ile STÖ alt boyutlarından antrenörden tatmin düzeyleri, bireysel tatmin düzeyleri ve takımdan tatmin düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05).Tekerlekli Sandalye Basketbolcuları'nın Hizmetkâr Liderlik düzeyleri ile STÖ alt boyutlarından antrenörden tatmin düzeyleri, bireysel tatmin düzeyleri ve takımdan tatmin düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.05).Branş değişkenine göre Ampute Futbolcular'ın ve Tekerlekli Sandalye Basketbolcuları'nın hizmetkâr liderlik puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<.05). Ortalama değerlere baktığımızda; Ampute Futbolcular'ın Tekerlekli Sandalye Basketbolcuları'na göre hizmetkâr liderlik düzeyleri yüksek çıkmıştır.Branş değişkenine göre Ampute Futbolcular'ın ve Tekerlekli Sandalye Basketbolcuları'nın STÖ alt boyutları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<.05). Ortalama değerlere bakıldığında Ampute Futbolcular'ın tekerlekli sandalye basketbolculara göre antrenörden tatmin, bireysel tatmin ve takımdan tatmin düzeyleri yüksek çıkmıştır.Çalışmanın sonucunda; Antrenörlerin uyguladıkları hizmetkâr liderlik davranışının Sporcu Tatmini üzerinde olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler; Antrenör, Bedensel Engelli Sporcular, hizmetkâr liderlik, Sporcu Tatmini.
Bedensel engellilerin turizm sektöründen beklentilerinin tespit edilmesine yönelik bir araştırma
Engelli, uzun vadeli olarak fiziksel, zihinsel veya sağlık sorunları nedeniyle aktivitesinin çeşidi veya miktarı ile ilgili sınırları bulunan kişidir. Dünyanın en büyük azınlığı olarak adlandırılan engelli nüfusu 600 milyonu aşmaktadır. Ülkemizde ise 8,5 milyondan fazla engelli bulunduğu bilinmektedir. Avrupa'daki engellilerin turizm harcamalarının 80 milyar avro olduğu, ABD'deki engellilerin alım gücünün 175 milyar dolara ulaştığı düşünüldüğünde günümüzde turizm endüstrisinde engelliler pazarının ne denli önemli bir konuma geldiği anlaşılmaktadır.Bu çalışmada bedensel engellilerin turizme sektörüne dair algılarını ve beklentilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bunun için toplam 415 bedensel engelliye internet üzerinden ve anketör aracılığıyla anket uygulanmıştır. Çalışmada, kullanılan ölçeklerin, genel geçerlik ve güvenirliğine ilişkin gereken analizler gerçekleştirilmiş olup, 7 Şubat - 25 Şubat 2010 tarihleri arasında örneklem gruba uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, ?yüzde?, ?frekans?, ilişkili ölçümler için ?t-testi?, ?tek faktörlü varyans (Anova) analizi? ve çoklu karşılaştırmalar için ?Tukey?, analizleri kullanılmıştır.Araştırmaya ilişkin geliştirilen hipotezlerin testine yönelik gerçekleştirilen analizler sonucunda, bedensel engellilerin turizm hareketlerine katılım sıklıklarıyla konaklama işletmeleri tarafından sunulan hizmetlere ilişkin algıları arasında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma bulgularının sonucunda, bedensel engellilerin turizm hareketlerine katılımının sağlanabilmesi için, seyahat acentaları, konaklama işletmeleri ve turistik bölgelerde engellilere yönelik sunulan hizmetlere ilişkin öneriler getirilmiştir.
Fiziksel engelli fertlere sahip ailelerin tatil kararlarına fiziksel engelli fertlerin etkisi
Bu araştırmanın amacı, fiziksel engelli fertlere sahip ailelerin tatil kararlarına fiziksel engelli fertlerin etkisinin olup olmadığını tespit edilmesidir. Buna ek olarak, kişisel ve sosyal faktörler ile internet, engelli dernekleri, banka kredileri, konaklama işletmelerinin sunduğu promosyonlar ve engellilere yönelik seyahat acentelerinin tatil satın alma karar sürecine etkisinin olup olmadığı araştırmanın ikincil amaçlarıdır.Bu araştırmada öncelikle mevcut literatür taranmış, ve görüşme formu yaklaşımına göre yarı yapılandırılmış sorular oluşturulmuştur. Maksimum çeşitlilik örneklemine göre Ankara'da belirlenen 20 katılımcı ile bireysel görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur.Betimsel analize göre fiziksel engelli fertlerin satın alma karar sürecinde aile içerisinde söz hakları olduğu, tatil satın alma karar sürecine daha çok bilgi araştırması noktasında katkı sağladıkları, bireysel tatillerde kendilerinin karar verdiğini ve aileleriyle birlikte yaptıkları tatillerde ise daha çok ortak karar aldıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca kişisel ve sosyal faktörler ile internet, engelli dernekleri, konaklama işletmelerinin sunduğu promosyonlarının etkisinin olduğu belirlenmiştir. Banka kredilerinden yararlanmadıkları ve engellilere yönelik seyahat acentelerinin hizmetlerinden hiç yararlanmadıkları belirlenmiştir. Yasaların uygulanmasında sorunlar olduğu ve konaklama işletmelerinde eksikliklerle karşılaştıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Engelli, Tatil, Aile, Satın Alma Karar Süreci, Ankara
Bedensel engelliliğin örgüte bağlılık ve iş tatmini üzerinde etkileri:Kamu sektöründe bir araştırma
Bu araştırmanın amacı 2009 yılı itibariyle DSİ Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan bedensel engellilerin iş tatmini ve örgüte bağlılık düzeylerinin demografik değişkenlere göre incelenmesi, ölçülmesi ve bedensel engelli olmayan DSİ çalışanları örneklemi ile karşılaştırılmasıdır. Ayrıca, tüm çalışanlarda işten ayrılma ve devamsızlık gibi iş davranışlara neden olan iş tatmini ve örgütsel bağlılık tutumlarını bedensel engelli örnekleminde incelemektir. Bu maksatla iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiler ve bu iki tutumun ölçümü çeşitli demografik değişkenler ışığında yapılmıştır.Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde 2009 yılı itibariyle çalışan bedensel engelliler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü bünyesinde büroda çalışan bedensel engelli personel sayısı 71'dir. Bu nedenle araştırmada N= 71 olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın örneklemini bu evren içinden seçilen 41 bedensel engelli oluşturmaktadır.Araştırmada kabul edilebilecek hata payı %5 olarak belirlenmiştir. Bedensel engellilerden 71'ine anket verilmiş, bunlardan 41'ine anket uygulanmıştır.Araştırmada ayrıca bedensel engelli olmayan personel olarak DSİ Genel Müdürlüğü bünyesinde bürolarda çalışan 416 kişinin tamamına anket gönderilmiş, 246'sından dönüş olmuştur.Araştırmanın verileri; literatür taranarak araştırmacı tarafından hazırlanan Anket Formu 72 ve 75 sorudan oluşmaktadır. Anket, 36 soruluk Spector'ın İş Tatmini Ölçeği; 24 soruluk Allen Meyer'in Örgüte Bağlılık Ölçeği ve bedensel engelliler için 15, bedensel engelli olmayanlar için 12 soruluk demografik özellikleri ölçen sorudan oluşmaktadır. Bedensel engellilere; bedensel engelli olmayanlardan farklı olarak 3 soru daha sorulmuştur. Anket, DSİ Genel Müdürlüğü Merkezindeki çalışanlarla yüz yüze görüşülerek doldurulmuş, taşra teşkilatındaki çalışanlara ise posta yoluyla gönderilerek doldurulması sağlanmıştır.Çalışmada elde edilen veriler SPSS 12 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan Örgütsel Bağlılık ve İş tatmini ölçeklerine ilişkin güvenirlik katsayıları (Cronbach's Alpha) hesaplanıp 0,7 den büyük ve güvenilir oldukları belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen verilere ilişkin sonuçlara ilişkin normallik testleri yapılmış olup, normal dağılım gösteren veri setlerinde parametrik testler, normal dağılım göstermeyen veri setlerinde ise parametrik olmayan testler kullanılmıştır. İki gruplu karşılaştırmalarda Student t testi ve Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda ise Benferoni düzeltmeli Kruskall-Wallis H testi tercih edilmiştir. Değişkenler arasında ilişkiye ise Korelâsyon analizi yardımı ile bakılmıştır.Araştırma, 2009 yılında DSİ Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatı ile Taşra Teşkilatında, bedensel engelli büro çalışanları (n=41) ve bedensel engelli olmayan büro çalışanları (n=246) üzerinde yapılmıştır.Bulgulara bakıldığında, Bedensel engellilerle bedensel engelli olmayanların örgüte bağlılık ve iş tatmini düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. İş tatmini alt boyutlarından, yan ödemelerden tatmin ve performansa bağlı ödüllerden tatmin alt boyutlarında bedensel engellilerle bedensel engelli olmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Tüm denekler için yapılan korelasyon analizinde, yaş ile birlikte örgüte bağlılığın da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde arttığı görülmektedir. Aylık gelir arttıkça örgüte bağlılığın azaldığı, İşyerinde çalışma süresi (örgütsel kıdem) arttıkça, örgüte bağlılığın da anlamlı şekilde arttığı tespit edilmiştir. Ölçek toplam puanları bazında iş tatmini puanları arttıkça, örgüte bağlılığın da arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, bedensel engelli olmayanlarda, iş tatmini puanları arttıkça örgüte bağlılık puanlarının da arttığı tespit edilmiştir.Tüm deneklerden; erkek olanların duygusal ve toplam örgüte bağlılık düzeyleri kadınların duygusal ve toplam örgüte bağlılık düzeylerinden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir. Bedensel engelli olmayan erkeklerin duygusal ve toplam örgüte bağlılık düzeyleri kadınların duygusal ve toplam örgüte bağlılık düzeylerinden anlamlı derecede daha yüksektir. Tüm deneklerden; erkek olanların iş arkadaşlarından ve işin kendisinden tatmin düzeyi kadınların iş arkadaşlarından ve işin kendisinden tatmin düzeyinden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir. Bedensel engellilerde; iş tatmini ve alt boyutları cinsiyet açısından farklılık göstermemektedir. Bedensel engelli olmayan erkeklerin iş arkadaşları, işin kendisi ve toplam iş tatmini düzeyleri kadınların iş arkadaşları, işin kendisi ve toplam iş tatmini düzeylerinden anlamlı derecede daha yüksektir.Sonuç olarak, özürlülerin ihtiyaçlarından yola çıkarak örgütün sosyal ve yasal sorumlulukları göz önüne alınmalıdır. Toplumun Diğer kesimlerine göre Dezavantajlı insanların hak temelli yaklaşımla toplumun yaşadığı, çalıştığı, dinlendiği ve eğlendiği tüm ortak alanlarda çözümler üretilmelidir. Çalışan Özürlü-engelli ?Yeti kayıplı? personelin iş tatmini ve örgüte bağlılıkları üzerine çalışmalar yapılarak bu personelin hak ettiği yerlere ulaşmaları sağlamalıdır.
Bedensel engellilerin deprem afeti ile baş etme stratejileri: Bitlis ili örneği
Bedensel engellilerin deprem afeti ile baş etme stratejileri, toplumun diğer bireyleri baz alındığında farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkları şekillendiren de bazı faktörler bulunmaktadır. Bu çalışma, afet olgusunun ve depremin temel niteliklerinin yanı sıra engellilik bağlamını ele alarak, Bitlis ilinde yaşayan bedensel engelli bireylerin deprem karşısında geliştirdikleri baş etme stratejilerini irdelemektedir. Araştırma sürecinde, bireylerin afetlere ilişkin risk algıları, hazırlık düzeyleri, deprem anında ve sonrasında karşılaştıkları güçlükler, yaşadıkları psikolojik etkiler ile toplumsal ve kültürel etmenlerin rolü incelenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, mevcut durumun anlaşılmasına katkı sunacak değerlendirmeler yapılmış ve geleceğe yönelik iyileştirme önerileri geliştirilmiştir. Etkili ve adil bir afet yönetim politikası oluşturmak isteyen bir toplum yapılanmasının neleri göz önünde bulundurması gerektiğini göstermekte olan bu çalışma tüm bu sürece etken psikolojik, sosyolojik ve fiziksel etmenleri gözler önüne sermektedir. Araştırma sürecinde bedensel engelliler ve depreme dair literatür araştırmaları yapılmış olup baş etme süreçlerine dair de bir takım incelemeler yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımına dayalı olarak yapılandırılmış ve fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Bitlis İlinde yaşayan 27 katılımcıdan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bir takım bulgular elde edilmiştir. Çalışma sonuç olarak göstermiştir ki, baş etme stratejileri temel olarak duygusal ve fiziksel olarak şekillenmiştir. Dini baş etme stratejileri uzun süreli etkinlik göstermese de ilk başvurulan strateji tipi olmuştur. Bununla beraber problem odaklı baş etme stratejileri de etkin olarak kullanılan diğer bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal yapı, afet yönetimi politikaları ve yerel yönetimlerin desteği bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Bilinçlendirici eğitimler, afet senaryolarına dayalı uygulamalı tatbikatlar, fiziksel mekânların erişilebilir hâle getirilmesi ve duygusal-sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, bedensel engellilerin afetlere dirençli bir birey olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından temel gerekliliklerdir. Anahtar Kelimeler: Bedensel engelli, deprem, baş etme, Bitlis ili, afet yönetimi
Zihinsel ve bedensel engelli çocukların annelerinin anksiyete, depresyon düzeylerinin belirlenmesi ve aile işlevlerinin incelenmesi
Bu araştırmada zihinsel ve bedensel engelli çocukların annelerinin anksiyete depresyon düzeylerinin belirlenmesi ve aile işlevlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Sultangazi ilçesinde bulunan Lalegül Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Gülşeker Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Gülenay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne gelen RAM'dan rapor almış engelli çocukların anneleri ve Mehmetçik İlköğretim Okulunda eğitim gören, zihisel ve bedensel açıdan sağlıklı öğrencilerin anneleri ile çalışılmıştır. Araştırmada 20 Down Sendromlu, 20 Mental Retarde, 20 Otizmli, 20 serebral palsili ve 20 sağlıklı öğrencinin annesi çalışmaya katılmıştır. Sosyodemografik bulgular sosyodemografik veri toplama formu ile annelere sorularak elde edilmiştir. Tüm çocukların annelerine Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri ve Aile Değerlendirme ölçekleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Bireylerin çocuklarının engel türleri ile bireylerin beck depresyon ile beck anksiyete ölçeklerinin puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bireylerin çocuklarının engel türleri ile bireylerin aile değerlendirme envanterinin alt ölçeklerinin puanları arasında da anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Araştırmadaki anlamlı bulgular, Bireylerin çocuklarının engel derecesi ile bireylerin, aile değerlendirme envanterinin alt ölçeklerinin puanları arasında ve bireylerin çocuklarının engel derecesi ile bireylerin beck depresyon ile beck anksiyete ölçeklerinin puanları arasında görülmektedir. Buna göre, çocuğunun engel derecesi %90 olan bireylerin diğer bireylere oranla genel depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
5-18 yaş arası bedensel ve zihinsel engelli (Serebral palsili) çocukların annelerinin depresyon ve kaygı düzeylerinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı; bedensel ve orta düzey zihinsel engelli olup 5-18 yaş arası Serebral Palsi teşhisi konmuş olan çocukların annelerinin depresyon ve kaygı oranlarının yaşam kalitesi üzerine etkisinin araştırılmasıdır. İlişkisel tarama modeli olan bu çalışmaya İstanbul il sınırlarında rastgele yöntemle seçilmiş Serebral Palsi ve orta düzey zihinsel gelişme geriliği teşhisi konmuş 81 çocuğun annesine Beck Depresyon Envanteri, Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği ve Whoqol-Bref tr Yaşam Kalitesi ölçeği uygulanmıştır. Bireylerin orta düzeyde depresif belirtilere ve majör anksiyeteye sahip olduğu görülmüştür (p>0.05). Bireylerin yaşam kalitesi alt ölçeklerinden en çok sosyal alan alt ölçeği skorlarının yüksek olduğu görülmüştür (p>0.05). Depresyon ölçeğinden alınan puanlar ile bireylerin anksiyete ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin depresyon ölçeğinden aldıkları puan arttıkça anksiyete ölçeğinden alınan puan da artmaktadır (p>0.05). Bireylerin yaşam kalitesi alt ölçeklerinden alınan puanlar ile bireylerin beck depresyon ve anksiyete ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (p>0.05). Depresyon ve anksiyete arttıkça yaşam kalitesi düşmektedir. Sonuç olarak; Serebral Palsi teşhisi konmuş olan çocukların annelerinin depresyon ve kaygı oranlarının yüksek olduğu ve bu oranların yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Anksiyete, Depresyon, Yaşam Doyumu, Serebral Palsi.
Ortopedik engelli çalışan kadın giyimi üzerine yeni tasarım ve ürün geliştirme odaklı bir araştırma
Giysiler, iklim şartlarından kaynaklanan korunma, örtünme ihtiyacı çevresel faktörler, toplumları oluşturan iç dinamikler (din, ırk, dil, gelenek-görenek vb.), birey olma sürecinde kişilik yapıları, beğenileri, yaşama ve düşünme tarzlarında ki değişimlerin etkisiyle bedeni kuşatan ikinci bir ten olma fenomenini yaratmıştır.Engelli bireylerin giysilerinin, standart giysilerden farklı olarak tasarımlarında fonksiyonel ve estetik değerler önem kazanmaktadır. Bedensel yetersizlikler yaşamlarında önemli yer tutan engelliler için giyinme ihtiyaçlarının engellerine göre tasarlanmasını gerektirmektedir. Ortopedik engelli bireylerin günlük yaşam aktivitelerinde giysi faktörü önemli bir etkendir.Bu araştırmada, ortopedik engelli çalışan kadınların iş ortamındaki giysilerinde fonksiyonel ve estetik boyutta karşılaştıkları sorunlar tespit edilerek, yeni ürün tasarımlarının oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma çalışması ile ortopedik engelli çalışan kadınların fonksiyonel ve estetik boyuttaki sorunlarının tespit edilmesi için yapılan anket uygulamasından çıkan sonuçlar esas alınmıştır. Çalışmanın niteliksel araştırma kısmında ise farklı disiplinlerden gelen kişilerden oluşan bir grup ile yaratıcı eylem yöntemi sinektik uygulanarak elde edilen sonuçlar yeni ürün tasarımların oluşturulmasında veri olarak değerlendirilmiştir.Araştırmanın birinci bölümünde; problemin tanımı, önemi, amacı ve araştırılmaya değer bulunmasının nedenleri, ortopedik engelli bireylerin çalışma ortamında tercih ettikleri giysilerin engellerine uygun tasarlanması ve üretilmesi açısından ele alınarak açıklanmıştır. İkinci bölümde ise konuyla ilgili kavramsal çerçeve belirlenerek teorik açıklamalar yapılmış, araştırma niteliğindeki ilgili çalışmalar genel hatları ile açıklanmıştır. Üçüncü bölümde; araştırmanın nicel ve nitel yöntemi, veri toplama tekniği ve verilerin analizi ile ilgili bilgiler sunulmuştur.Araştırmanın dördüncü bölümü, ortopedik engelli çalışan kadınların iş ortamında tercih ettikleri giysilerinde fonksiyonellik ve estetik boyutta karşılaştıkları sorunları belirleme ile ilgili anket sonuçları ve grup ile yaratıcı eylem yöntemi-sinektik grup çalışmasında elde edilen görüşmeler değerlendirilmiş, tüm veriler istatistik analizleri yapılarak, tablolar halinde sunulmuştur.Sonuç ve öneriler bölümünde, araştırma sonuçları doğrultusunda, bedensel yetersizliğe sahip kişilerin giysilerinin taşıması gereken fonksiyonel ve estetik değerler belirtilerek, kullanıcılar ve hazır giyim sektörü açısından yeni giysi tasarım öneriler getirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Ortopedik Engellilik2-Çalışan Kadın Giyimi3-GiysiTasarımı4-ÜrünGeliştirme5-Sinektik
Bedensel engelli çocuklara bakım veren aileleri etkileyen faktörlerin rehabilitasyonda aile işlevselliğine etkisi
Rehabilitasyon programlarında fizyoterapist ile iş birliği içinde hareket eden ailelerin çocuklarının günlük yaşam aktivitelerinde daha fonksiyonel olduğu ve yeterliliklerinin arttığı görülmüştür. Ancak ailenin rehabilitasyon sürecindeki işlevselliğinin hangi faktörlerden etkilendiğine yönelik bir çalışma literatürde bulunmamaktadır. Bu çalışmadaki amaç, bakım verenlerin yaşadığı problemlerin ve yaşamlarında oluşan değişikliklerin incelenerek ailenin rehabilitasyona sağladığı katkıyı engelleyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmamız 0-18 yaş aralığında bedensel engelli çocuğa sahip olan 100 primer bakım veren birey üzerinde gerçekleştirildi. Bedensel engelli çocuklarının bağımsızlık düzeyini belirlemek için Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, primer bakım verenlerin bakım yükünü belirlemek için Bakas Bakım Verme Etki Ölçeği ve ailelerin rehabilitasyon sürecindeki işlevlerini değerlendirmek için Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği Ölçeği yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulandı. Çalışmanın sonucunda, Bebeğinin engelli dogacagını bilen ailelerin bilmeyen ailelere göre Bakas Bakım Verme Etki Ölçeği ve Aile İşlevselliği Ölçeğinin rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puan istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0.05). Bebeğin engel durumu konusunda kendini hazırlayan primer bakım verenler ve kendini çocuğun durumu ile baş etmede yeterli hisseden primer bakım verenlerin Bakas Bakım Verme ve Aile İşlevselliği Ölçeği farkındalık, tutum ve davranış, toplumsal katılım ve rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puanlar, engel durumu konusuna kendini hazırlamayan ve kendini bu konuda yeterli hissetmeyenlere göre istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0.05). Bakas Bakım Verme, Barthel ve Aile İşlevselliği Ölçeği puanları arasında herhangi bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Bedensel engelli çocuğu 0-2 yaş arasında olan bakım verenlerin Aile işlevselliği ölçeği rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puan, engelli çocuğu 7-11 yaş arasında olan bakım verenlerden istatistiksel olarak daha yüksekti. Sonuç olarak engel durumunu doğum öncesinde bilen, engelli çocuğu küçük olan ve kendini bu duruma hazırlayan primer bakım veren ailelerin rehabilitasyon sürecine katılımının daha fazla oldugu, bu sebeple rehabilitasyon sürecinde sadece engelli bireyi degil aileyi de beraberinde değerlendirmenin ve çocuğun ve ailenin gereksinimlerinin birlikte karşılanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bedensel engel, Bakım yükü, Aile işlevi
Bedensel engelli sporcuların spora özgü başarı motivasyonlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu bünyesinde yer alan bireysel ve takım sporcularının başarı motivasyon düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Araştırmamızın evreni Spor Genel Müdürlüğü verilerine göre 18 branşta yer alan kadın ve erkek toplam 2561 sporcudan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini 425 sporcu oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak 3 alt boyut ve toplamda 40 sorudan oluşan "Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde bilgisayar destekli veri çözümleme (SPSS 21) paket programı kullanılmıştır. Güç gösterme güdüsü, başarıya yaklaşma güdüsü ve başarısızlıkltan kaçınma güdüsü için her bir alt boyutun oluşturduğu ifadelere verilen cevap puanları toplanarak yine her bir alt boyut için toplam puanlardan oluşan değişkenler oluşturulmuştur. Bu değişkenlere normallik uyumunu incelemek için kolmogrov-smirnov testi uygulanmış ve ilgili değişkenlerin 3'ünün de normal dağılımdan gelmediği görülmüştür. Bu bilgi ışığında katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre başarı motivasyonlarındaki farklılıkları incelemek için Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, katılımcıların başarı motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu, SZBMÖ'nin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı ve başarısızlıktan kaçınma güdüsünün ise sporcuları diğer alt boyutlara oranla daha fazla güdülediği söylenebilir.
18-29 Yaş arası fiziksel engellilerin yaşadığı psiko-sosyal sorunlar
Engellilik kişinin doğuştan, doğum zamanı yada sonradan kazandığı özürlerden biri veya birkaçıdır. İnsanlar hayatlarının bir döneminde engellilikle karşılaşabilirler. Bu engelli bireyin kendisi veya yakını olabilmektedir. Engellilik fiziksel ve zihinsel olarak ikiye ayrılmaktadır. Fiziksel engellilik çeşitli sebepler sonucunda bedensel işlevselliğinin tamamını yada bir kısmını kullanamayan ve bu nedenle toplumsal hayata uyum sağlamakta sorun yaşayan bireylere denmektedir. Engelli bireyler ister ailede, isterse de toplum içinde bazı psiko-sosyal sorunlar yaşamaktadırlar. Bu sorunlar onların psikolojik sağlık düzeyini ve sosyal hayatını derinden etkilemektedir. Bu nedenlerden dolayı engelli bireylerde içe kapanıklık, iletişim bozukluğu ve kişilerarası ilişki düzeylerinde problemlerin ortaya çıktığını görebiliriz. Engelli bireylerin engellilik durumu her zaman sağlıkla ilişkili değildir. Bireyin bir veya birkaç uzvunun olmaması yani kalıcı engellilik durumunun engelli bireye ve ailesine kabullendirilmesi, bireyin sosyal çevresinin bu durumu kabullenmesi ve uygun davranışlar sergilemesi, toplum tarafından engelli bireyin kabul görmesi ve iletişim esnasında bazı psiko-sosyal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu amaçla çalışma kapsamında fiziksel engeli bulunan yetişkin bireylerle derinlemesine görüşmeler yapılmış ve psiko-sosyal sorunları detaylı biçimde ele alınmıştır. Çalışma esnasında sosyal hizmet biliminin temel referanslarından yararlanılarak çevresi içinde birey anlayışıyla analiz ve yorumlara yer verilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve 15 fiziksel engelli bireyle tek seferlik oturumlar oluşturulmuş. Bu oturumlarda yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Oturumlar ortalama 40-45 dakika sürmüştür. Yapılan araştırma sonucunda fiziksel engelli gençlerin sosyal, psikolojik, ekonomik, erişebilirlik-hizmet, eğitim hayatı, ikili ilişkiler alanında kalıcı sorunlar yaşadığı bulunmuştur. Sonda engelliler, politikacılar, bu alanda çalışanlar için öneriler sunulmuştur.
Ortaokul binalarının fiziksel engelliler için uygunluğuna ilişkin yönetici görüşleri (Kocaeli örneği)
Bu araştırmada fiziksel engelliler için ortaokul binalarında yapılan düzenlemelerin uygunluğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilindeki mevcut 130 özel ortaokul ve 620 devlet ortaokulu yöneticisi oluştururken araştırmanın örneklemini random örnekleme yoluyla seçilen 29 özel ortaokul ve 208 devlet ortaokulu yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Ortaokul Binalarının Fiziksel Engellilere Uygunluğu Kontrol Listesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) yanında ki-kare analizi kullanılmıştır. Okulların fiziki durumunda yapılan düzenlemeler ile engelli tuvaleti, asansör düzenlemeleri; okulun yapılış yılı, yöneticilerin kendilerinde ya da yakınlarındaki engellilik durumu, yöneticilerin engelliler ile ilgili almış oldukları hizmet içi eğitim, okulda bulunan fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen sayısı, okuldaki kat sayısı, okulun devlet ya da özel okul olması değişkenleri açısından incelenmiştir. Okulun fiziki düzenlemelerinde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci olan, yakınlarında engelli birey olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Tuvalet ile ilgili düzenlemelerde genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğrenci ve öğretmen olan, kendisinin ya da yakınlarının engeli olan yöneticilerin bulunduğu binalar daha uygun bulunmuştur. Asansör düzenlemelerinde ise genelge sonrası yapılan, fiziksel engelli öğretmen olan, kat sayısı fazla olan binalar daha uygun bulunmuştur. Okul yöneticilerinin almış oldukları hizmet içi eğitime göre yapılan düzenlemeler ile okulun devlet ya da özel okul olma durumuna göre yapılan düzenlemelerde ise herhangi bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: fiziksel engelli birey, okul binalarındaki düzenlemeler.
Kırsal alanda yaşayan engelli kadınların toplumsal hayata katılımında toplumsal cinsiyete bağlı etkiler - Muş ili örneği
Bu araştırma Muş ilinde kırsal alanda yaşayan engelli kadınların, yaşamlarını özel ve kamusal alanda cinsiyetleri üzerinden nasıl deneyimledikleri ve engelli kadınların toplumsal hayata katılımlarında cinsiyetlerine bağlı sorunların neler olduğunu incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 13 engelli kadın ile görüşülmüştür. Nitel araştırma olarak tasarlanan bu araştırmanın verileri, Muş ili kırsal alanda yaşayan engelli kadınlarla yapılan derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, kodlama sürecinden sonra analiz edildiğinde; kırsal alanda toplumsal cinsiyet bağlamında engelli kadınların toplumsal hayata katılımda toplumsal cinsiyete bağlı etkilerden olumsuz etkilendiği anlaşılmıştır. Engelli kadınların, hem kadın olmaları hem de engelli olmaları nedeniyle özel alana bağlı kaldıkları, kamusal alandan dışlandıkları gibi toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan engel ve sorunlarla karşılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Engellilere yönelik yerel kamusal hizmetlerin etkinliği: Sakarya örneği
İktisadi ve sosyal hayatta meydana gelen gelişmelerin paralelinde bireylerin kamu kurum ve kuruluşlarından beklentileri de yükselmiş ve farklılaşmıştır. Daha öncesinde beklenti veya problem teşkil ettiği düşünülmeyen kamusal hizmet türü veya türleri günümüzde problem veya beklenti olarak görülmeye başlanmıştır. Bu durumda, kamusal hizmetlerin sunumunda vatandaşların taleplerine cevap verebilmek adına, talepleri karşılayabilen vatandaş odaklı bir politikanın takibi önem arz etmeye başlamıştır. Diğer bir yandan ülkemizde belediyelerin hizmet sunumunda engelli ihtiyaçlarının önemsenmediğine dair genel bir kanı oluşmuştur. Bu yaygın düşüncenin aksine, son zamanlarda kamusal hizmet sunumunda, bazı belediyelerin engelli vatandaşların sorun ve beklentilerini önemseyerek göz ardı etmediği söylenebilir. Sunulan hizmetlerin ihtiyaç ve beklentileri karşılama noktasında ne denli yeterli olduğu ise engelli vatandaşların çeşitli yöntemler ile memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi sonucunda tespit edilebilmektedir.Bu çalışmada, engellilere yönelik yerel kamusal hizmetlerin etkinliği ve engelli bireylerin yerel kamusal hizmetlerden duydukları memnuniyet düzeylerinin Sakarya ilinde anket yöntemi ile araştırılması amaçlanmıştır. Uygulanan ankete; 236 ortopedik, 124 zihinsel, 68 dil ve konuşma, 58 görme, 37 işitme, 30 süreğen hastalık, 23 yetersizlik ve 37 diğer engel türlerinden olmak üzere 511 engelli vatandaş dâhil edilmiştir. Katılımcıların engel oranları farklı olmakla beraber bir kısmının birden fazla engeli bulunmaktadır. Gerçekleştirilen ankette 41 soru yer almaktadır. Araştırmada anket yöntemiyle elde edilen bulguların değerlendirilmesi ve analizi için SPSS (22) programı kullanılmıştır. Diğer bir yandan çalışmanın güvenirlilik katsayısı 0,938 olarak bulunmuştur. Bulunan değerin 1,00'a çok yakın çıkması çalışmanın güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır.