Special education

583 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere toplama işleminin öğretiminde somut ve sanal manipülatiflerin etkililiği ve verimliliği

Bu çalışmada, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan öğrencilere tek basamaklı toplama işleminin öğretiminde, sanal ve somut manipülatif kullanımının etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın alt amaçları arasında, öğretimle kazandırılan becerilerin kalıcılığının ve genellenebilirliğinin incelenmesi yer almaktadır. OSB tanılı bireylerin akademik becerileri edinmede yaşadıkları güçlükler ve toplama işleminin temel matematik becerileri arasındaki önemi dikkate alındığında, bu müdahalelerin etkililiğinin değerlendirilmesi alanyazın açısından önem arz etmektedir. Araştırma, tek denekli araştırma yöntemlerinden dönüşümlü uygulamalar deseni ile yürütülmüştür. Çalışma grubunu, 11-14 yaş aralığında, OSB tanısı almış üç öğrenci oluşturmaktadır. Deneysel süreç; başlama düzeyi belirleme, iki farklı manipülatif türüyle rastgele sıralamayla sunulan öğretim oturumları, günlük yoklama oturumları, öğretim sona erdikten 7 ve 14 gün sonra gerçekleştirilen izleme oturumları ve genelleme oturumlarından oluşmaktadır. Veriler, veri toplama formları aracılığıyla toplanmış; müdahalelerin sosyal geçerliliği ise katılımcılar, veliler ve öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle değerlendirilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları hem sanal hem de somut manipülatiflerin, katılımcıların tümüne tek basamaklı toplama becerisini kazandırmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sanal manipülatif ile yürütülen öğretim sonucunda tüm katılımcılar %100 doğruluk ölçütünü karşılarken, somut manipülatif ile yapılan öğretimde iki katılımcı %100, bir katılımcı ise %90 doğruluk düzeyine ulaşmıştır. İzleme ve genelleme bulguları, her iki yöntemle edinilen becerilerin kalıcı olduğunu ve farklı koşullara başarıyla genellendiğini göstermiştir. Sosyal geçerlilik verileri, paydaşların her iki yöntemi de olumlu değerlendirdiğini; ancak sanal manipülatiflerin uygulama kolaylığı, hazırlık gerektirmemesi ve öğrenciler üzerindeki motive edici etkisi gibi nedenlerle daha işlevsel bulunduğunu göstermiştir.

Bireysel eğitimBireyselleştirilmiş eğitim programlarıDijital eğitim+2
Muhammet Mustafa Özaydın
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji destekli eğitimin özel eğitim öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisi

Yapılan bu araştırma teknoloji destekli eğitimin özel eğitim öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla hafif zihinsel engelli 6. sınıf öğrencilerinden meydana gelen çalışma grubunun okuduğunu anlama düzeyine teknoloji desteğinin etkisi sınanmaya çalışılmıştır. Karma desende tasarlanan bu araştırma hafif düzeyde zihinsel engele sahip 20 ortaokul öğrencisinden elde edilen nicel ve nitel verilerle gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol grupları için 2018 Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan bilgilendirici, hikâye edici ve şiir metin türlerin alt türleri olan 9 türe ait metinler haftalık periyotlarla hem deney grubuna hem kontrol grubuna sunulmuştur. Birbirine denk olan bu gruplardan, kontrol grubu öğrencilerine ilgili metinler geleneksel öğretim yöntemleri ile sunulmuş olup deney grubundaki öğrencilere ise etkileşimli tahta aracılığıyla bu metinler sunulmuştur. Metinler işlendikten sonra öğrencilere, her metin için ayrı ayrı hazırlanan 5 soruluk metin değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. Testler, her bir soru 20 puan olarak hesaplanmak için toplam 100 puan üzerinden değerlendirilmiştir. Son testin ardından 2 hafta sonra yapılan Kalıcılık Testi yardımı ile öğrencilerin okudukları metinleri anlamlandırma düzeyleri analiz yöntemiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları incelendiği zaman, deney grubuyla kontrol grubundaki öğrencilerin ön test puanları arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Fakat öğrencilere son test olarak uygulanan Kalıcılık Testi puanları karşılaştırıldığında deney grubuyla kontrol grubunda bulunan öğrencilerin puanlarının arasında istatistiki bakımdan ciddi bir farkın bulunduğu anlaşılmıştır. Araştırma neticesinde deney grubunda bulunan öğrencilerin son test puanlarının kontrol grubunda bulunan öğrencilerin puanlarından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kalıcılık Testinin ardından deney grubu öğrencilerinin teknoloji destekli eğitime yönelik görüşlerini almak amacıyla hazırlanan 5 soruluk Uygulama Değerlendirme Formu öğrencilere sunulmuş ve bu sorulara verilen cevaplar içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma bulguları ışığında yapılan uygulamaya ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuduğunu Anlama, Türkçe Öğretimi, Özel Eğitim, Teknoloji, Dil Becerileri, Materyal Geliştirme, Öğretim Programı

Deneysel incelemeEğitim teknolojisiMateryal geliştirme+7
Nihat Kavan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğretim süreçlerinin incelenmesi: Öğretmen ve veli görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin rehabilitasyon merkezlerindeki öğretim süreçlerini, öğretmenlerinin ve velilerin görüşlerine başvurarak incelemektir. Olgubilim deseninin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu Siirt ilinde bulunan rehabilitasyon merkezlerinde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere ders veren 20 öğretmen ve 20 veli oluşturmaktadır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu katılımcı gruba uygulanmıştır. Görüşme formu öğretmen ve veliler için ayrı ayrı hazırlanmıştır. Buradan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin daha çok günlük yaşam becerilerine öncelik verdikleri, gösterip yaptırmaya yönelik etkinlik ve çalışmalar yaptığı, rehabilitasyon merkezlerinin öğrencilere katkı sağladığı, öğrencilerin engel durumundan ve velilerin tutumundan kaynaklı problemler yaşadığı görülmüştür. Öğretmenler yaşadıkları problemleri aileden destek almaya çalışarak çözmeye çalıştıkları ve öğrencilere farklı olarak sosyal toplumsal becerilere yönelik eğitimlerin verilmesini istemişlerdir. Velilerin görüşlerine göre ise rehabilitasyon merkezlerinde daha çok öğrenmeye destek eğitimleri verildiği, bu merkezlerin çocuklarına katkı sağladığı, öğrencilerin engel durumundan kaynaklı problemler yaşadığı ve bu durumun sosyal hayatlarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Veliler, yaşadıkları problemlere çocuklarının duygularını anlamaya çalışarak çözmeye ve çocuklarının öğretim sürecine iletişim, etkileşim, psikomotor, algı ve bellek becerilerine yönelik katkılar sağlamaya çalışmışlardır. Ayrıca veliler farklı olarak çocuklarına toplumsal yaşam becerilerine yönelik eğitimlerin verilmesini istedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

Destek eğitim programlarıRehabilitasyonRehabilitasyon merkezleri+5
Mesut İş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerinin incelenmesi

Bu araştırmada OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğuna dair deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştrma nitel araştırma modellerinden olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu üniversitelerin özel eğitim öğretmenliği lisans programlarından mezun olan ve en az bir yıldır OSB tanısı olan bireyler ve aileleri ile çalışma deneyimi olan on özel eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri katılımcılarla yapılan 20-50 dakikalık yarı- yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Görüşme verilerinin analizi içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her bir katılımcı için görüşme soruları ve alanyazın dikkate alınarak veri setinde yansıtıcı olduğu düşünülen açıklamara bir kod verilmiştir. Bu bağlamda 33 kod elde edilmiştir. Ardından ortak anlam ifade eden kodlardan kategorilere, kategorilerin karşılık geldiği kavramsal temsillerden ise temalara ulaşılmıştır. İçerik analizi sonucunda şefkat yorgunluğuna ilişkin risk faktörleri, şefkat yorgunluğu belirtileri ve şefkat yorgunluğu ile baş etme stratejileri olmak üzere üç tema belirlenmiştir. Araştırma bulguları görüşmelere katılan öğretmenlerin şefkat yorgunluğu belirtileri olarak değerlendirilebilecek deneyimlerden söz ettiklerini ve şefkat yorgunluğu belirtileri ile baş etme stratejileri geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca özel eğitim öğretmenlerinin ifadelerinde alanyazında şefkat yorgunluğu açısından riskli kabul edilen bazı faktörlerin de yer aldığını ve bu faktörlerin bazılarının OSB'ye özgü olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın, OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerine bir ışık tutarak, erken tespit ve müdahaleyle bu duruma ilişkin farkındalığı artırmayı ve öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlayarak alanyazına ve uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın bulguları alayzın bağlamında tartışılarak ileri araştırma ve uygulama ortamlarına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Otizm spektrum bozukluğuÖzel eğitimÖzel eğitim öğretmenleri
Nazlı Vuran
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkmada davranışsal beceri öğretiminin etkililiği

Bu araştırmada video görsel sahne sunumu ile desteklenmiş davranışsal beceri öğretiminin otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada 21-23 yaş aralığındaki üç erkek katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmanın başlama düzeyi ve yoklama oturumları çevrim içi ortamlarda, uygulama oturumları ise otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin eğitim aldıkları kurumlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların edindikleri çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini farklı kişilere genelleyip genellemediklerini belirlemek üzere genelleme oturumları; edindikleri hedef beceriyi koruyup korumadıklarını belirlemek üzere ise öğretim oturumları sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme oturumları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini edindiklerini, edindikleri beceriyi farklı kişilere genellediklerini ve öğretim sona erdikten sonra da koruduklarını ortaya koymuştur. Araştırmada ayrıca öznel değerlendirme yaklaşımı benimsenerek katılımcılar, katılımcıların aileleri ve öğretmenlerinden sosyal geçerlilik verileri toplanmış ve hem katılımcıların hem de ailelerinin ve öğretmenlerinin hedef beceri, video görsel sahne sunumu uygulamasının model olma basamağında sunulduğu davranışsal beceri öğretimi ve elde edilen sonuçlarla ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri gözlemlenmiştir.

Başa çıkmaCinsel istismarDavranışsal beceri eğitimi+7
Çimen Oğur
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi

Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.

BellekOtistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğu+3
Seda Diribaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekalı öğrenciler için "Bir Mentor Çiz Testi" nin geliştirilmesi

Bu araştırma üstün zekalı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan eğitim stratejilerinden biri olan mentorluk desteğinin aktif yürütücüsü mentora ilişkin öğrencilerin tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mentorluk hizmeti sürecinde mentor seçimi sürecin en kritik parçası durumundadır. Bu çalışma kapsamında üstün zekalı lise öğrencilerinin faydalı bir mentorluk hizmeti alması amacıyla mentor seçiminin önemi doğrultusunda öğrencilerin ideallerindeki mentorle, alternatif mentorlerin eşleştirilmesini kolaylaştıracak dolayısıyla hizmetin kalitesine katkı sağlayacak bir ölçme aracının geliştirilmesine odaklanılmıştır. Bu odak doğrultusunda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'e devam eden üstün zekalı lise öğrencilerin ideallerindeki mentorun belirlenmesi için "Bir Mentor Çiz" testinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi açısından "geçerlilik ve güvenirlilik kanıtları sağlamaya odaklı ölçme aracı geliştirme süreçleri (basamakları)" işe koşulmuştur. Çalışmanın katılımcılarını, Ankara'da dört BİLSEM'deki lise 9-12. sınıf düzeyinde olan 125 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak bireysel bilgi formu, "Bir Mentor Çiz" ve Bir Mentor Seç Testi kullanılmıştır. Testten elde edilen sonuçların geçerlilik ve güvenirliliklerinin iyi düzeyde olduğu bulunmuş (Bir Mentor Seç= X2(5, n = 123) =15.488, p= .008; Bir Mentor Çiz, α= .73), testin uygulanabilirliği ise katılımcı görüşlerine göre mükemmel olarak belirlenmiştir. "Bir Mentor Çiz" testi ve Bir Mentor Seç testi bulgularının da birbiri ile örtüştüğü belirlenmiştir, bu durumda bu geçerlilik kanıtı olarak kabul edilmiştir. "Bir Mentor Çiz" testinin test-tekrar test uygulamaları sonucunda ölçeğin aynı yapıyı ölçtüğü (Z=-.244, p= .808) görülmüştür.

Bilim ve sanat merkezleriGüvenilirlik ve geçerlilikLise öğrencileri+4
Ayşenur Genç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özel yeteneklilerin eğitimine yönelik üretilen politikaların ve BİLSEM modelinin incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti bilim ve aklın önderliğinde çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkma idealiyle kurulmuştur. Bu ideale ulaşmanın en önemli basamaklarından biri; özel yetenekli bireylerin büyük potansiyellerini insanlık ve ülke yararına kullanmalarını sağlayacak yeterli, sağlam ve uygulanabilir politikalar ortaya koymak ve onların eğitimi için çağdaş ve ülkeye özgü modellerin geliştirilmesini sağlamaktır. Cumhuriyet tarihi boyunca özel yetenekliler ile ilgili pek çok kanun çıkarılmış, farklı politikalar uygulanmıştır. Ancak özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinin tam olarak sağlandığı, bu potansiyelin yeterince insanlık ve Türkiye için doğru şekilde işlenip kullanıldığı söylenemez. Alan yazın tarandığında; özel yetenekli öğrencilerle ilgili stratejiler ortaya konulmasına, çalıştaylar, kongreler yapılmasına ve hedefler belirlenmesine rağmen, uygulamada büyük aksaklıkların yaşandığı görülmektedir. Bu araştırmada, özel yeteneklilerle ilgili var olan politikalar değerlendirilmiş ve BİLSEM modeli olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır. Özel yeteneklilerin eğitimlerine dair politikalarla ilgili problemlere ve BİLSEM modelinde karşılaşılan sorunlara, çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çalışma farklı yönlerden ve farklı paydaşlar açısından özel yetenekli öğrencilerin eğitimini ele aldığı için önemlidir. Bu araştırma, nitel durum çalışması desenine göre hazırlanmıştır. Çalışmaya, Ankara'daki BİLSEM'lerde görev yapmakta olan 9 yönetici, 10 öğretmen ve özel yetenekliler ana bilim dalında çalışmakta olan 9 akademisyen katılmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen verilere göre; özel yeteneklilerin eğitimine yönelik politikaların daha çok kâğıt üstünde kaldığı, uygulanan politikaların ise takibinin sistemli bir şekilde yapılmadığı, özel yetenekli bireyler için tutarlı, sistemli, sürdürülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğu ve BİLSEM modelinin pek çok aksayan yönü olsa da modelin aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek sürdürülmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Bilim ve sanat merkezleriEğitim politikalarıÖzel eğitim+2
Bahar Çebi
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli ve tipik gelişim gösteren çocukların oyun ve dil becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların oyun ve dil becerilerinin gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve bu iki becerinin kendi arasındaki ilişkilerinin grup içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi dönemde olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuğun bilişsel gelişim düzeylerini ölçümlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı (GEÇDA) uygulanmıştır. Bilişsel performansları birbirine eşit olan otizmli ve TGG'li çocuklar araştırmaya dahil edilmişidir. Araştırmada çocukların oyun becerileri Lifter (2000) tarafından geliştirilen Gelişimsel Oyun Değerlendirmesi (GOD) kullanılarak değerlendirilmiştir. Serbest oyun ortamında Doğal Dil Örneği alımı yapılarak, Türkçe SALT programı aracılığı ile hesaplanan Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU), Toplam Sözce Sayısı (TSÖZS) ve Farklı Sözce Sayısı (FSÖZS) değeri dil becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iki grupta yer alan çocukların OSU değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken, TGG'li çocukların TSÖZS ve FSÖZS değerleri istatistiksel olarak otizmli çocuklardan daha fazla bulunmuştur. Çocukların oyun performansları gruplar arasında farklılaşırken otizmli çocuklar ayrımsız oyun kategorisinde TGG'li akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. TGG'li çocuklar ise özel fiziksel birleşimler, çocuk aracılı ve eklemeler oyun kategorisinde otizmli akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. Çocukların OSU, TSÖZS ve FSÖZS değerleri ile oyun becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

DilDil becerileriDil gelişimi+5
Sema Kardaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim-öğretim kurumlarında ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisi

Bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması eğitim ve öğretim süreçleriyle de bütünleştirilmesini kaçınılmaz bir hale getirmektedir. Bu bilişim teknolojilerinden olan bloglar da etkileşimli içerikleri ve eğitime sağladıkları faydalar açısından potansiyel öğrenme ortamları olarak görülmektedir.Etkili bir öğrenme ve öğretme aracı olabilen blogların teknik bilgi gerekmeksizin oluşturulabilmeleri ve yapılan yorumlara anında cevap özelliğiyle sağladığı sosyal etkileşim imkanı eğitimde ders aracı olarak kullanımını gün geçtikçe arttırıcı bir etki yaratmaktadır.Bu çalışma, ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisinin belirlenmesi amacıyla ortaya konulmuştur. Bu amaç doğrultusunda da özel bir eğitim-öğretim kurumundaki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine blog kullanımının motivasyonlarına etkisini ölçücü bir anket uygulanmıştır.Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk eğitim sisteminin yapısı ve bu yapı içinde özel eğitim?öğretim kurumlarının yeri üzerinde durulurken ikinci bölümde, sosyal medya kavramı ile araçlarına değinilmiş yanı sıra sosyal medya araçlarının eğitimde kullanımı ile ilgili bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, blog kavramı, eğitimde blog kullanımı ile eğitimde blog kullanımının sağladığı avantajlardan söz edilmiş ve bu konuda yapılmış olan araştırmalardan da blog kullanımının faydalarını açıklamak üzere yararlanılmıştır. Dördüncü bölümde ise, motivasyon kavramı, önemi ve motivasyon kuramları ile eğitimde motivasyonun öneminden bahsedilmiş ek olarak blog kullanımı ile motivasyonun ilişkisini açıklayan araştırmalara yer verilmiştir. Son bölümde de, özel bir eğitim-öğretim kurumundaki öğrencilere uygulanan anket sonucu elde edilen verilerin yorumlanması amaçlanmıştır.

Araç-gereçlerBilgi teknolojisiBlog+7
Emine Çakıroğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okullarındaki okul yöneticilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi

Yöneticiler, özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitsel performanslarını dikkate alarak amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalara gereksinim duymaktadırlar. Okul yonetiminde görev yapan idarecilerde problem çözmeye ait becerilerin düzeyi yönetsel başarılarını da etkilemektedir. Araştırmanın amacına uygun olarak, araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli sınırları içinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan resmi özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan 111 yönetici oluşturmuştur. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekten yararlanılmıştır. Veri toplama aracının geliştirilmesi sürecinde ilk olarak tanımlayıcı özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formu ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin kişisel ve mesleki özellikleri ile ilgili verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde hesaplamaları yapılmıştır. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla, anketteki 5 alt boyutun aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları tespit edilmiştir. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla bu kurumlarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin bağımsız değişkenlere bağlı olarak görüş farklılıklarının test edilmesi için bağımsız grup T-Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analiz sonucunda bazı alt boyutlar arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken, bir kısmında ise anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Yapılan analizler sonucunda; araştırma grubunu oluşturan yöneticilerin yüksek problem çözme becerilerine sahip oldukları anlaşılmıştır. Yapılan son araştırmalar etkin ve başarılı bütün yöneticilerin yüksek problem çözme becerisine sahip olduklarını göstermektedir. Bu doğrultuda elde edilen bu sonuç; genel olarak özel eğitim sektöründe çalışan eğitim yöneticilerinin yüksek problem çözmede dolaylı olarak da başarılı yöneticiler olduklarını göstermektedir.

Eğitim kurumlarıEğitim yönetimiOkul yöneticileri+6
Feyza Yazğan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar(İstanbul/Avcılar İlçesi)

Bu araştırmada, zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin gönüllü olarak katılımıyla, nitel araştırma tekniklerinden biri olan yarı- yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinin Avcılar ilçesinde görev yapan 16 ücretli zihin engeliler sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler temel düzey ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ücretli olarak çalışan öğretmenlerin her hangi bir üniversitenin, her hangi bir bölümünden ön lisans veya lisan mezunu oldukları, zihin engelli çocukların eğitimine ilişkin seminer veya hizmet içi eğitim almış olma şartının aranmadığı görülmüştür. Öğretmenler zihin engelli çocukların orta veya ağır düzeyde olmalarına göre farklı özelliklere sahip olduklarını sınıflarında zihin engelli çocuklarla birlikte zihin engeli bulunan otistik ve down sendromlu çocukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin zihin engelli öğrencilere yönelik sınıf düzenlemelerini ve kullandıkları öğretim yöntemlerini öğrencinin ihtiyacına uygun biçimde yaptıkları fakat akademik beceri, soyut kavramları öğretme ve uygun olmayan davranışları düzeltmede zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler sınıfların yerlerinin uygun biçimde seçilmediğini, eğitim araç-gereç ve materyallerinin teminin de sıkıntılarının olduğunu belirtmişlerdir. Ailelerin çocukların eğitim sürecine katılımının yetersiz olduğu belirlenmiştir

Eğitim sorunlarıMesleki sorunlarSınıf öğretmenleri+7
Selda Kızılkaya
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma eğitimi uygulamaları büyük önem kazanmaktadır. Başarılı bir kaynaştırma eğitiminde en önemli faktörler öğretmen ve özel gereksinimli öğrencisidir. Özel eğitim, bedensel ya da zihinsel çeşitli yetersizliklere sahip bireylerin farklı eğitim programı ve metotlarla tek başlarına hayatta kalmalarını sağlayacak yeterlilikleri kazanmalarını ilke edinen bir anlayıştır. Kaynaştırma eğitimi ise özel gereksinimli bireylerin yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim gördükleri ve etkileşim yoluyla beceri edinmelerini sağlayan, destek eğitim hizmetlerinin de sağlandığı bir özel eğitim uygulamasıdır. Kaynaştırma eğitimi uygulamalarında başarı ancak süreç içindeki anne-baba, öğretmen, okul yönetimi, rehberlik servisi, normal gelişim gösteren öğrenci ve ailelerinin üzerlerine düşen sorumluğu üstlenmelerine bağlıdır. Kaynaştırma eğitiminin yalnızca öğretmen uygulamalarından ibaret olmadığı, bir ekip işi olduğunu unutmamak gerekir. Öğretmen kuşkusuz ki tutum ve davranışlarıyla kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıran bir etkiye sahiptir. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek ve daha etkili bir kaynaştırma eğitimi yürütülebilmesi için öneriler geliştirebilmektir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesindeki üç resmi ilkokulda görevli 40 sınıf öğretmeninin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve sınıf öğretmenlerinin demografik bilgilerine edinmeye yönelik kapalı uçlu sorulardan oluşan ''Öğretmen Bilgi Formu'' ile açık uçlu sorulardan oluşan ''Görüşme Soruları'' kullanılmıştır. Uygulama, gönüllü olarak araştırmaya destek veren sınıf öğretmenleri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul ve sınıfın fiziki şartlarının, sınıf mevcutlarının, kaynaştırma eğitimi sürecindeki tüm ilgililerin desteğinin sınıf öğretmeninin iş yükünü hafiflettiği ve motivasyonunu arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin yetersizlik türlerinin sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik tutum geliştirmelerinde etkili olduğu bir diğer araştırma sonucudur. Ayrıca, konu hakkında bilgi sahibi olan sınıf öğretmenlerinin, olmayanlara göre özel gereksinimli öğrencilere daha olumlu tutumlarla yaklaştıkları saptanmıştır. Kaynaştırma eğitimi için uygun eğitim ortamları yaratmak ve öğretmene bu süreçte yalnız olmadığını düşündürecek destek hizmetler sağlamak uygulamadaki başarıyı arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Özel Eğitim, Gereksinim, Engel, Yetersizlik

Kaynaştırma eğitimiSınıf öğretmenleriÖzel eğitim+2
Zeynep Kara
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, çözüm önerileri ve beklentileri

Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu 2015–2016 eğitim öğretim yılında Kocaeli Derince Zehra Emine Öçgüder Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlarda 13 ve ayrıca Kocaeli Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlardan 13 olmak üzere toplamda 26 öğretmendir. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan 10 sorudan oluşan görüşme soruları kullanılmıştır. Mülakat formlarından elde edilen bilgiler, sistematik bir hale getirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin isimleri kodlanarak (rakamsal), verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir. Betimsel analiz yapılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Eğitimin kademeleri düşünüldüğünde zorunlu temel eğitim sonrasında engelli öğrenciler bireysel özellikleri dikkate alınarak genel veya mesleki eğitime yönlendirilmelidirler. Onların hayatta kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlayacak adımlar bu sayede atılmış olacaktır. Öğretmenlerin öğrencilerin sağlık durumlarını ve yetersizliklerini bilmeleri daha gerçekçi beklentiler geliştirmelerine ve buna uygun planlar yapmalarına yardımcı olur. Kaynaştırma uygulamalarına ilişkin olumlu öğretmen düşünceleri bu uygulamaların başarısını da getirecektir. Engelli olan her öğrencinin her şeyden önce bir çocuk olduğunu da asla unutmamak gerekir. Mesleki ve teknik eğitime devam eden kişilere programın amaçladığı kazanımlara işletme-okul işbirliği ile ancak ulaşılabilir. Bu kapsamda işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeterliklere sahip bir meslek çalışanı için mesleki eğitim kendisini sürekli güncel tutmalı, programlar geliştirmeli, staj uygulamalarının verimliliğin sağlanması ve bu kapsamda gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Okul-işletme işbirliğinde mezunların hayatlarını devam edecekleri iş kollarının beklentilerinin alınması ve yapılandırmanın bu beklentiler doğrultusunda yapılması verimliliğin sağlanması adına önemini korumaktadır. Hem okula hem de işletmeye dayalı bir sistem dinamik yapıda olmak zorundadır. Sadece teorik eğitimin verildiği bir meslek eğitimi düşünülemez. İşletmeler teorinin pratiğe dönüşmesini sağlayan uygulama ortamlarıdır. Bu yönüyle bir çeşit eğitim yeridir. Usta çırak ilişkisi temelli öğrencinin niteliğinin artırılmasında önemli roller üstleneceklerdir. Sadece ülkemizde değil Dünya genelinde işgücü piyasası istediği kriterleri iş görenlerde bulamamaktadır. Bu meslek eğitimin başarısını düşürmektedir. Bu sorunun birçok yapısal nedenden kaynaklı olduğunu düşünmek mümkündür. Ancak bireysel özellikler de ihmal edilmemelidir. Meslek eğitim bir beceri işidir. Kişilerin ilgileri göz ardı edilemez. Meslek seçiminde bu ilgiler dikkate alınmak zorundadır. Öyle ki kaynaştırma öğrencileri bu nitelikleri kazanmaya yönelik bireyselleştirilmiş bir meslek eğitim programına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yönüyle öğretmenlerin kaynaştırmaya tabi olan öğrencilere karşı tutumları ve algılamaları önemlidir. Öğretmen eğitim ortamında öğrenci üzerinde en etkili kişidir. Öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin olumsuz tutum takınması sistemin doğru işlemesine engel olacaktır. Mesleki teknik eğitime devam eden kaynaştırma öğrencileri pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Eğitim ortamında karşılaştığı sorunlar yanında, iş yerlerinde karşılaştıkları sorunlar çözülmelidir. Bunun için Mesleki ve teknik eğitime devam eden bir kaynaştırma öğrencisinin staj yaptığı yerlerde, iş atölyelerinde ortamın düzenlenmesi yanında öğrenciyle ilgili işverenlere bilgi verilmesi, mezuniyet sonrası iş olanaklarının araştırılması ve işe yerleştirilmesi özel eğitim hizmetlerinin başarısı için gereklidir. Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri incelenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı sınıfların durumları ile öğretmenlerin çalışma ortamlarına ilişkin eksikliklerinin giderilmesinde araştırma sonuçlarının katkısıyla çözüm önerilerinin sunulması hedeflenmiştir. Okullarda engelli çocukların kaynaştırma uygulamaları çerçevesinde bulundukları sınıflarında alacakları eğitimler için her okul uygun ortamı hazırlamak ve olumlu tutum sergilemek zorundadır. Yani özel eğitim etkinliklerinde başarı için öğretmen tarafından öğrencinin desteklenmesi gerekmektedir. Bu yönüyle öğretmen çok önemli bir role sahiptir, tutumlarının incelenmesi ve belirlenmesi gereklidir. Ayrıca, öğretmenlerin düşüncelerine göre kaynaştırmaya ilişkin uygulamalardaki zorluklar ve sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin belirlenmesi gerek uygulayıcılara gerekse alan yazına katkılar sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırma sonucunda; Öğretmenlerin öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği çalışmalar yaptığı, öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine verdikleri eğitimden mutlu oldukları, ancak önemli bir çoğunluğun ise olumsuz etkilendiği, kaynaştırmaya ilişkin olarak öğretmenler, kendilerinden, engel türünden ve sitemden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını, sorunlarını çözmek için uzman yardımı aldıklarını, materyal hazırladıklarını ve derste tolerans gösterdiklerini, çalışılan okulların ve sınıfların kaynaştırmaya uygun hale getirilmesi gerektiği, ailelerle iletişime geçildiği ve işbirliği içinde çalışıldığı, öğretmenlerin diğer öğrencilere sorumluluklar verdikleri bilgilendirdikleri, yardım aldıkları ve sorunların çözümüne yönelik öneriler getirmişlerdir.

Kaynaştırma eğitimiLise öğretmenleriMeslek liseleri+3
Rumeysa Şen
İstanbul Aydın University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma

Bu araştırmada, Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) temelli bir öğretim programı aracılığıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara iletişim kurarken (İstek bildirme) ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma amaçlanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda eğitim almakta olan OSB tanılı 13 yaşındaki bir öğrenci araştırmaya denek olarak katılmıştır. Eğitim aracı olarak seçilen tablet teknolojisinde OSB'li çocuklara yönelik ilk Türkçe tablet uygulaması olma özelliği taşıyan Tohum-I yazılımı kullanılmıştır. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri çocuğun gereksinimlerine göre bireyselleştirilebilir olmasıdır. Uygulama, çocuğun ihtiyaçlarına göre ilgili bölümlere resim/fotoğraf eklenebilir, ses ve video görüntüsü yüklenebilir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmaya konu olan iletişim becerisi OSB'li çocuklara öğretilecek en temel becerilerden biri olan istek bildirmedir. İstek bildirme olarak "içecek", "yiyecek" ve "tuvalet ihtiyacı" iletişim kurabilecekleri hedefler olarak seçilmişlerdir. Öğretim programı UDA'nın temel ilkeleri dikkate alınarak planlanmıştır. Araştırmada başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında sistematik olarak etkililik verileri toplanmıştır. Elde edilen bulguların grafiksel analizi yapılmıştır. Grafik analizinde veriler, davranışlar arası çoklu yoklama modeline göre analiz edilip yorumlanmıştır. Sosyal geçerlilik verileri, alanda çalışan ve uygulamada görev alan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bilgilerle değerlendirilmiştir. Sosyal geçerlilik soru formundan elde edilen veriler için frekans hesaplaması yapılmış ve niteliksel olarak analiz edilmiştir. Gözlemciler arası güvenirlik verileri başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında toplanırken; uygulama güvenirliğine ilişkin veriler sadece başlama düzeyi ve uygulama evrelerinde toplanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları UDA temelli öğretim programının, iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama evrelerinin sonlandırılmasının ardından ortalama 2. ve 5. haftalarda düzenlenen izleme oturumlarında deneğin öğrendiği becerilerin kalıcılığını koruduğu ve farklı kişilere genelleyebildiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, alanda çalışan özel eğitim öğretmenlerinin araştırma kapsamında sunulan öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, iletişim, ileri düzey teknoloji, istek bildirme

Beceri kazandırmaOtizm spektrum bozukluğuTeknoloji kullanımı+4
Fatma Bilgehan Karaman
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinim duyan çocukların annelerinin evlilik uyumunun incelenmesi

Bu araştırma, özel gereksinimli çocukların annelerinin evlilik uyumlarının, çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma, özel gereksinimli çocuğa sahip olan 108 anne (n=108) ile yapılmıştır. Araştırmada Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ-DAS) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formu, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve 9 soru içermektedir. Çalışmada, Çift Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan varyans analizi ile özel gereksinimli çocuk annelerinin yaşının, eğitim durumunun, evlenme biçiminin, evlilik süresinin, sahip olduğu çocuk sayısının, çalışma durumunun, mesleğinin, özel gereksinimli çocuğunun tanısının ve gelir düzeyinin evlilik uyumuna etkisi incelenmiş ve araştırma sonucunda yalnızca annelerin çalışma durumu ile evlilik uyumları arasında anlamlılık bulgulanmıştır. Yapılan Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi ile anlamlılık bulgulanan çalışma grubunun, emekliler grubu olduğu görülmüştür.

AnnelerDemografiEvlilik uyumu+4
Derya Sarıyıldız
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması

Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli eğitimEtkinlik+6
Yurtsever Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rehber öğretmen adaylarının özel eğitime ilişkin öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Rehber öğretmenler, okullarda psikolojik danışmanlık görevini üstlenmektedir. Bu nedenle rehber öğretmenlerin öğrencilere yönelik yaklaşımları ve gözlemleri son derece önemlidir. Rehber öğretmen adaylarının öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşüncelerinin belirlenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, rehber öğretmen adaylarının düşüncelerini tespit etmek için Veysel Aksoy ve İbrahim H. Diken (2009) tarafından geliştirilen "Rehber Öğretmenlerin Özel Eğitime İlişkin Öz yetkinlik Ölçeği" ve Kırcaali-İftar (1996) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; rehber öğretmen adaylarının öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşüncelerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı görülmektedir. Ölçeklerin uygulandığı Akdeniz, Biruni, Kültür ve Hasan Kalyoncu Üniversiteleri'nde öğrenim gören rehber öğretmen adayları arasında öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşünceleri arasındaki farkın anlamlı olduğu gözlenmiştir. Araştırmada ayrıca, engelli yakını olan rehber öğretmen adaylarının kaynaştırmaya ilişkin görüşleri yüksek düzeydeyken engelli yakını olmayan rehber öğretmen adaylarının orta düzeyde kaynaştırma eğilimi olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan rehber öğretmen adaylarının verdiği yanıtlar aracılığıyla bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Öz yetkinlik, Kaynaştırma, Rehber öğretmen adayları.

Aday öğretmenlerKaynaştırma eğitimiRehber öğretmenler+2
Duygu Özdemir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler "Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Eğitim psikolojisiKaynaştırma eğitimiYalnızlık+4
Hatice Allahverdi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması

Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerPsikolojik sorunlar+7
Mesur Erez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme engelli bireylerde görsel algı

İnsanoğlu dünyaya gözlerini açtığından itibaren öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuları yardımıyla çevresiyle etkileşimde bulunarak algısal süreçlerde bulunur." Algılama, duyumsal bir bilgilenme olarak tanımlanırsa, beş duyu organı aracılığı ile duyma, tatma, görme, koklama, dokunma duyuları ve hissetme duygusu yardımı ile dış dünyadan bilgi edinilmesidir." (İnceoğlu, 2000, S.44). Hiç kuşkusuz Dünyayı algılama tüm duyuların etkileşimi ile gerçekleşir. Ancak görsel algılama diğer algılar içinde en etkili ve en güçlü olanıdır. Doğadaki sese dayalı iletileri alamayan işitme engellilerin, bu alandaki eksikliklerini giderme sorumluluğunu yüklenen en önemli duyu organının göz olduğuna karşı çıkmak güçtür. Çünkü," görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir." (Berger,1986) Bu tez çalışmasında duyu ve algı gelişimine ilişkin bilgiler verilerek, görsel algı kavramının öğrenmemiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca işitme engeli tüm yönleriyle araştırılarak tarihsel süreç içinde günümüze kadar olan gelişimi ve işitme engellilerin eğitimi ele alınmıştır. Görsel Sanatlar eğitiminin işitme engelliler üzerindeki olumlu etkileri ve görme duyusuna hitap etmesi açısından, bu eğitimin işitme engellilere olan faydaları araştırılmıştır. Araştırma, İstanbul'da bulunan İşitme engelliler okullarına ve özel eğitim kurumlarına gidilerek Görsel Sanatlar ve İşitme engelliler öğretmenleriyle görüşmeler şeklinde ve gözlem yapılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Görsel algı, işitme engelliler, görsel sanatlar eğitimi, işitme engellilerin iletişimi.

Engelli kişilerGörsel algılamaGörsel sanatlar+3
Fisun Türköz Sarp
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli bireylerin eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecinin RAM çalışanlarının görüşlerine göre değerlendirilmesi (İstanbul örneği)

Bu araştırmanın amacı: Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'nde (RAM) özel gereksinimli bireylerin eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecinde yaşanılan problemlerin ortaya çıkarılması ve bu problemlere yönelik çözüm önerilerinin saptanmasıdır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu; 2021-2022 yılı eğitim öğretim döneminde İstanbul ilinin Arnavutköy, Esenler, Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Güngören ve Sultangazi ilçelerinde bulunan Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan 2 müdür yardımcısı, 11 özel eğitim öğretmeni ve 17 rehber öğretmen/psikolojik danışman olmak üzere toplamda 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve uzman görüşü alınarak hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile İstanbul'da bulunan 6 Rehberlik ve Araştırma Merkezi çalışanlarından seçilmiştir. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucundaki bulgular; "Eğitsel Tanılama ve Değerlendirme Sürecine İlişkin Problemler" ve "Sürece İlişkin Çözüm Önerilerinin Sunulması" şeklinde 2 ana tema altında oluşturulmuştur. Ana temalara uygun alt temalar oluşturularak, genelden özele giden bir yol izlenmiştir. Belirlenen temalara ait kodlamalar ve alt kodlamalar oluşturulmuş olup toplam 435 adet kodlama yapılmıştır. Araştırma bulguları yorumlanarak sonuçlar ve öneriler tespit edilmiştir. Araştırmadaki katılımcılardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde ramlarda eğitsel tanılama ve değerlendirme sürecine yönelik farklı boyutlarda birçok problem tespit edilmiştir. Rama eğitsel tanılama ve değerlendirme için başvuran velilerin bilinç ve bilgi düzeylerinin düşük olduğu, ramlarda vaka inceleme sürecinde fiziksel ortamın yetersiz olduğu ve tanılamada kullanılan materyal eksikliklerinin olduğu, ram ile paydaş kurumlar (okul-hastane-özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri) arasındaki iletişimin zayıf olduğu, eğitsel tanılama ve değerlendirme sonucu alınan yerleştirme kararı sürecinde en büyük problemin özel eğitim okullarında ve sınıflarında yaşanan kontenjan sınırı olduğu tespit edilmiştir.

Eğitsel değerlendirmeRehberlik ve Araştırma MerkeziTeşhis+5
Yunus Aktaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi özel eğitim çocuklarına yönelik mobil uygulamaların görsel iletişim tasarımı açısından incelenmesi

Bu tez çalışması, okul öncesi eğitim çağında olan özel gereksinimli çocuklara doğrudan öğretim yöntemiyle akademik öncesi becerilerin öğretileceği mobil uygulama tasarımı için yapılan araştırmayı içermektedir. Türkiye'deki özel eğitim hizmet ve uygulamalarına dair kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Destek Eğitim Programları özel gereksinimi olan çocukların gelişim düzeyleri ve engel türleri dikkate alınarak hazırlanmış eğitim modülleri içermektedir. Tezde, mobil uygulama tasarımı, okul öncesi özel eğitime gereksinimi olan çocukları ekseninde ele alınmış ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı destek eğitim programlarındaki modüllerden yararlanarak okul öncesi özel eğitim öğrencilerine uygun, eğitsel mobil uygulamaya içeriği hazırlanmıştır. Mobil uygulamanın eğitici içeriği, bireysel eğitim programlarının basamaklarına uygun verilmiştir. Okul öncesi eğitimde kullanılan eğitici oyuncaklar incelenerek ve mevcut özel eğitim mobil uygulamaları görsel iletişim tasarımı açısından değerlendirilerek elde edilen bilgiler ışığında bir mobil uygulama çalışması yapılmıştır.

Doğrudan öğretimGörsel iletişimGörsel tasarım+7
Ayça Doğan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinimi olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri ile psikolojik dayanıklılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Özel eğitime ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların bakımları oldukça zordur. Zihinsel engeli olan çocukların bakımını çoğunlukla anneler üstlenir ve bu durum annelerin psikolojik açıdan yıpranmalarına neden olmasının yanında başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılık açısından yeterli olmalarını gerektirir. Özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin açıklanması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amaç gereğince 370 annenin katılımını içeren bir araştırma yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre annelerin başa çıkma stratejileri algı düzeyi arttıkça psikolojik dayanıklılıkları da aynı oranda artmaktadır. Çalışmada ayrıca özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri arttıkça kendilik algısı ve sosyal yeterlilik düzeyinin artış gösterdiği yönünde sonuçlar elde edilmiştir. 370 farklı özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocuk annesiyle yapılan görüşmeler sonrasında bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaşa çıkma+3
Esra Pınar
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects