Panel data models

480 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sahraaltı Afrika ülkelerinde kalkınma sürecinin iktisadi ve politik analizi

İktisadi kalkınma, ikinci dünya savaşının bitişinden bu yana iktisat literatüründe tartışılan bir konudur. Bu noktada tartışmalar dünya iktisadi sisteminde azgelişmiş olarak nitelendirilebilecek üç bölge üzerine yoğunlaşmakta olup bu bölgeler Latin Amerika, Güney ve Doğu Asya-Pasifik Ülkeleri ve Sahraaltı Afrika'dır. Bu üç bölgenin iktisadi kalkınma trendi incelendiğinde; Güney ve Doğu Asya, Pasifik Ülkeleri ve Latin Amerika'da iktisadi kalkınmada göreli bir başarı görülmekte iken, aksine Sahraaltı Afrika, iktisadi kalkınma konusunda bu bölgelerden ve dünyanın geri kalanından negatif ayrışmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Sahraaltı Afrika ülkelerinde iktisadi kalkınma konusunda göreli başarısızlığın kökeninde yatan iktisadi ve politik faktörleri araştırmaktır. Veri eksikliğinden dolayı bölge ülkelerinden yalnızca 17 tanesi 1990-2016 dönemi için ampirik analize dahil edilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular özetle şöyle sıralanabilir: (a) kalkınma, demokrasi, barış, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur. (b) Demokrasi ve barış, iktisadi kalkınmayı pozitif etkilemektedir. Diğer taraftan Sahraaltı Afrika ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımlar iktisadi kalkınma üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Son olarak Sahraaltı Afrika ülkelerinde toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk tahmin yöntemine göre farklı katsayı işaretlerine sahiptir. Fakat bu katsayılar istatistiksel olarak anlamlı değildir. Bu bulgular ışığında Sahraaltı Afrika ülkelerinde demokratik süreçlerin güçlendirilmesine yönelik olarak alınacak tedbirler, barış ve istikrar ortamının sağlanması bölge ülkelerinin kronik azgelişmişlik probleminin çözümüne katkı yapacağı söylenebilir. Ayrıca bölge ülkelerinin iktisadi gerçekleriyle uyumlu bir doğrudan yabancı yatırım politikası ve iklimi oluşturulması, bölge ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların iktisadi gelişme üzerindeki olumsuz etkisini bertaraf edebilir.

Afrika ülkeleriDemokrasiDoğrudan yabancı sermaye yatırımları+3
Sinan Erdoğan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik kalkınma ilişkisi

II. Dünya savaşından itibaren önem kazanan kalkınma ekonomisinde azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmayı başarabilmeleri için çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Fakat tüm teorileri baktığımızda, bu ülkelerin genel sorununun sermaye yetersizliği olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusudur. Bu çalışmada, 1990-2019 dönemlerine ait yıllık veriler ile 88 ülkenin kalkınma endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki nedensellik ilişki araştırılmıştır. Yapılan nedensellik sonuçlarına göre, düşük gelir ve alt orta gelir düzeyini kapsayan gelir grubu için içeriye doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin bir nedeni olmadığı görülmektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için içeriye yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Diğer bir değişken olan dışarı yapılan doğrudan yabancı yatırımların düşük gelir ve alt orta gelir grubu için ülkelerin kalkınma düzeyinin nedeni olarak görülmemektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için dışarıya yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Son değişken Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (yüzdelik değişim) her iki gelir grubu için kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik etkiEkonomik kalkınma+4
Hasan Batmaz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Bir ülkede toplumsal refahın arttırılabilmesi için gelir dağılımının daha adil bir düzeye getirilmesi gerekmektedir. Ancak, son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde gelir eşitsizliğindeki artışın hızlanması oldukça dikkat çekmektedir. Gelir eşitsizliğindeki bu fark edilen artışın hızlı teknolojik gelişmelerle aynı zamana denk gelmesi, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini artırdığına dair iddiaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Gelir eşitsizliğinin altında yatan faktörlerin belirlenmesi, etkin politikaların oluşturulması için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, çalışmada teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. 1997-2010 dönemi için, Türkiye'nin de dahil olduğu 28 OECD ülkesini kapsayan bu çalışmada ekonometrik yöntem olarak hem zaman hem de yatay kesit boyutunu bir arada dikkate alan panel veri analizi kullanılmıştır. Gelir eşitsizliği, en uygun ölçüt olan Theil endeksi ile hesaplanmıştır. Teknolojik yayılma ise kişi başına düşen patent sayısı, internet kullanıcı sayısı ve yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin toplam ithalatı olmak üzere üç farklı şekilde ölçülerek modellenmiştir. Analiz sonucunda, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini arttırdığı iddiası doğrulanmaktadır. Ancak, daha kaliteli eğitimin teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerindeki olumsuz etkiyi azalttığı bulgusu elde edilmiştir.

Ekonometrik analizGelir dağılımıOECD ülkeleri+6
Reyhan Cafrı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birlik ülkeleri örneği

Küreselleşme son on yıllarda büyüyen bir olgudur. Bu küreselleşmenin, özellikle gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesine etkisi, çeşitli ampirik analizlerde ortaya çıkmıştır. Dünya ticareti ve doğrudan yabancı yatırımın %2'sinden azı ile Afrika küreselleşmenin dışında görünmektedir. Bu gözlemler, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (BAEPB) ülkelerinde ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine bakmamıza neden oldu. Bu çalışma, 2000-2014 dönemini kapsayan bir panel seri çerçevesi kullanarak, küreselleşmenin BAEPB ülkelerinde kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ekonomik küreselleşmenin etkilerini yakalamak için iki tahmin yöntemi kullanılır: kısa vadeli etkileri incelemek için sabit etkiler modeli ve uzun vadeli etkileri yakalamak için dinamik bir panel modeli. Elde edilen sonuçlar küreselleşmenin ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini ve kısa vadede de %10'luk bir anlamlı sahip olduğunu göstermektedir. Uzun vadede, ekonomik küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve %5 anlamlıdır. Aslında, uzun vadede, ekonomik küreselleşmede %1'lik bir artış, ortalama olarak, %0.032 ile ekonomik büyümeyi artıracaktır. Bu sonuçlara dayanarak, yerel ekonominin uluslararası pazara açılmasının, BAEPB ülkeleri için uzun vadede daha üretken olduğuna karar verebilmektedir. Anahtar Sözcuükler: Küreselleşme, Ekonomik Büyüme, Sabit etkiler, GMM Sistem,BAEPB, Panel Veri.

Batı AfrikaBatı Afrika Devletleri Ekonomik TopluluğuBüyüme+4
Aymar Berenger Ismael Nana
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yatırımcılar açısından likidite, performans ve getiri ilişkisi: Borsa İstanbul uygulaması

Bu araştırmanın amacı, pay likiditesinin, pay getirisi ve finansal performans üzerindeki etkisini ve pay likiditesi ile finansal performans arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Pay likiditesi ölçütleri, Amihud'un likidite azlığı oranı(illiquidity ratio) ve işlem devir hızı oranı(turnover ratio); performans ölçütleri ise Tobin Q oranı, PD/DD oranı, aktif karlılığı oranı ve bu üç değişkenden temel bileşenler analizi yolu ile elde edilen performans endeksidir. Bu temel değişkenlerin yanı sıra firma performansını, pay piyasasını ve yatırım kararlarını etkileyeceği düşüncesi ile kaldıraç oranı, beta, faiz oranı ve döviz kuru kontrol değişkenleri, analizde aşamalı olarak kullanılmıştır. Yatırımcı grubu olarak, kurumsal yatırımcılar seçilmiştir. Pay likiditesi hesaplamalarında, kurumsal yatırımcı işlemleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, panel veri analizi ve Dumitrescu ve Hurlin nedensellik testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre: i) Likidite, işlem devir hızı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q, PD/DD ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamlı ve pozitif; aktif karlılığı üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif çıkmıştır. ii) Likidite, Amihud'un likidite azlığı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif; PD/DD, aktif karlılığı ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamsız çıkmıştır. iii)Pay likiditesinin pay getirisi üzerindeki etkisi, her iki likidite ölçütü için pozitif ve anlamlı çıkmıştır. iv) Son olarak, pay likiditesi ile finansal performans arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Bu bulgulardan hareketle, pay likiditesinin, pay senedi yatırımlarında bir karar kriteri olduğu ve finansal performansı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulFinansal performansGetiri+7
Şükriye Gül Reis
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Konjonktür dalgalanmaları, tasarruf ve kâr oranları arasındaki ilişki: Teori ve uygulama

İktisat teorisi, A. Smith'in yaşadığı dönemden bu yana ekonomide konjonktür dalgalanmalarının kaynakları ile ilgili görüş birliğine varabilmiş değildir. Konjonktür dalgalanmalarının nedenleri, ekonominin herhangi bir müdahale olmaksızın dengeye gelip-gelmemesine göre açıklanmaktadır. Ana akım iktisat düşüncesinin öncülük ettiği yaklaşıma göre, genişleme ve daralma dönemlerinin ortaya çıkmasında dışsal şoklar (teknoloji ve arz şokları gibi) etkilidir. Keynesyen çizgideki iktisat düşüncesine göre ekonomide görülen dalgalanmaların içsel (toplam talep, yatırım, bölüşüm vb.) nedenleri vardır. Bu tez çalışmasında, OECD ekonomilerinde, 1990-2013 dönemi için, konjonktür dalgalanmalarının ortaya çıkmasında büyük rol oynayan özel sektörün tasarruf ve kâr oranlarının etkileri panel veri yöntemleri kullanılarak araştırılmaktadır. Bulgular; kâr ve bir yıl gecikmesi alınmış tasarruf oranlarının konjonktür dalgalanmaları üzerinde pozitif etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bir başka ifadeyle, tasarruf ve kâr oranlarındaki artış trend düzeyinden yukarı doğru sapmalara neden olmaktadır. Diğer taraftan analizlerde kullanılan; ticari ve finansal açıklık, toplam faktör verimliliği, ileri teknoloji ihracatı, yurt içi kredi hacmi, M2 para arzı, reel döviz kuru ve hükümet harcamaları değişkenlerindeki artışlar trend düzeyinden yukarı (canlanma eğilimi), faiz, enflasyon ve işsizlik oranları ise trend düzeyinden aşağıya doğru (resesyon eğilimi) sapmalara yol açmaktadır. Panel ARDL sonuçları ise tasarruf ve kar oranlarının konjonktür yönlü olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Konjonktür Dalgalanmaları, Konjonktür Teorileri, Tasarruf ve Kâr Oranları, Panel Veri Analizi.

Kar oranlarıKonjonktür dalgalanmalarıPanel veri modelleri+1
Efe Can Kılınç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik sektörünün ekonomiye etkisi : OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Lojistik sektörü, yarattığı istihdam, milli gelir ve yabancı yatırımları yönlendirmesi açısından ülke ekonomisine makro açıdan önemli katkılar sağlamaktadır. Lojistik sektörünün katkıları mikro açıdan ise firmaların rekabet gücünü artırması açısından görülmektedir. Lojistik sektörü, sağladığı makro ve mikro katkıları, ülkelerin rekabet gücünü sağlamada en önemli kilit sektör halini almıştır. Ayrıca lojistik sektörü diğer sektörlerin canlanması ve rekabet gücünün artırılması açısından da önemli misyon yüklenmiştir. Tüm sektörler artık gelinen noktada lojistik sektörüne bağımlı hale gelmiştir. Tez çalışmasında lojistik sektörünün ekonomiye etkisi OECD ülkelerinde 1970-2014 dönemi için araştırılmıştır. Araştırmada dengesiz panel veri analizi kullanılmıştır. OECD ülkelerinde ilgili dönemde taşıma ve haberleşme sektörlerini temsil eden değişkenlerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Lojistik Sektörü, Ekonomik Büyüme, Dengesiz Panel Veri Analizi, OECD.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiLojistik+3
Sevgi Sezer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

OECD ülkelerinden Türkiye'ye yönelik turizm talebinin çekim modeli ile analizi

Dış ticaret ve bir dış ticaret kalemi olarak turizm ülke ekonomilerinin gelişimi açısından önemli unsurlardır. Ülkeler arası dış ticaret akımlarını incelemek üzere Newton'un yerçekimi kanunundan yola çıkılarak geliştirilen çekim modeli (gravity model) temelde iki ülke arasındaki dış ticaret akımlarının ülkelerin ekonomik büyüklüğü ile doğru orantılı, aralarındaki uzaklık ile ters orantılı olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çekim modelinin uluslararası turizm akımlarına uyarlanması ve OECD ülkelerinden Türkiye'ye yönelik dış turizm talebini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişkileri incelemeye imkân tanıyan dinamik panel veri analizi yöntemlerinden biri olan Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu (System GMM) ile yapılan analiz sonucunda analize dâhil edilen 30 OECD ülkesinden Türkiye'ye yönelik dış turizm talebinin turist gönderen ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasından (GSYH) ve nispi fiyatlardan pozitif, uzaklık ve krizlerden ise negatif etkilendiği belirlenmiştir. Nüfus, vize uygulamaları ve turist gönderen ülkenin bir turizm ülkesi olmasının ise turizm talebi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Cazibe modelleriGayri safi yurtiçi hasılaOECD ülkeleri+3
Sezi Aydın Arslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ve G-20 ülkelerinde sermaye hareketleriyle seçilmiş iktisadi değişkenler arasındaki ilişkilerin panel veri analizi

Bu tezin amacı, sermaye hareketlerinin, OECD ve G-20 ülklerinde ekonomik büyüme ve Reel Effektif Döviz Kuru (REER) üzeindeki etkilerini incelemektir. Birinci bölümde farklı sermaye hareketleri ödemeler dengesi temel alınarak tanımlanmış ve sermaye hareketlerinin nedenleri ve ekonomik etkileri açıklanmıştır. İkinci bölümde, OECD ülkeleri ve OECD'nin kilit ortağı olan ülkelerde 2002-2014 yılları arasında, doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları ve işçi dövizi girişlerinin REER üzerindeki etkileri rassal etkiler modeli ile incelenmiştir. OECD ve kilit ortak ülkeler gelişmiş ve gelişme yolunda olan ülkeler olmak üzere iki grubu ayrıldığında sermaye girişlerinin REER üzerinde herhangi anlamlı bir etkisi olmazken gelişme yolunda olan ülkelerde sermaye girişlerinin REER'in değerini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncü bölümde G-20 ülkelerinde 1985-2014 yılları arasında beşer yıllık gözlemlerle net sermaye akımlarının (NKF) kişi başına düşen GSYİH'daki yıllık büyüme oranı üzerindeki etkileri Neo-klasik ve içsel büyüme modelleri çerçevesinde kişi başına düşen GSYİH (doğal logaritma), kamu harcamalarının GSYİH'daki payı, gayri safi yurtiçi yatırımların GSYİH'daki payı, dışa açıklık, ortalama okullaşma oranı ve finansal gelişmişliğin bir göstergesi olarak özel kredilerin GSYİH'daki payı, kukla değişken olarak 2008 küresel krizi ve finansal gelişmişlik düzeyinin NKF'lerin ekonomiler üzerindeki etkilerini gösteren etkileşimli değişken de modele dahil edilerek GMM tahmincisi ile incelenmiştir. Analizde G-20 ülkelerinin ekonomik büyüklük ve ekonomik yapıları açısından farklı oldukları dikkate alınarak farklı gruplandırmalar yapıldığında G-7 ülkeleri ve G-20 içerisinde cari fazla veren ülkelerde NKF'nin ekonomik büyümeyi negatif; G-7 dışında kalan G-20 ülkeleri ve cari açık veren G-20 ülkelerinde ise ekonomik büyümeyi pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, sermaye hareketlerini esas alarak büyümeye çalışan ülkeler için önemli çıkarımlar içermektedir. Anahtar Sözcükler: Sermaye Hareketleri, Reel Döviz Kuru, Net Sermaye Akımı,Panel Veri Analizi, GMM Tahmincisi

Döviz kuruEkonomik büyümeG-20 ülkeleri+4
Havva Nesrin Tiryaki
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İş modeline göre sermaye yapısının belirleyicileri: Düşük maliyetli ve geleneksel havayolları üzerine bir panel veri analizi

Bu çalışmanın amacı, uyguladıkları iş modeline göre havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, uyguladıkları iş modeli dikkate alınarak geleneksel ve düşük maliyetli olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirilmiştir. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve bu iş modeline sahip havayolu grupları arasında, sermaye yapısının belirleyicileri konusunda anlamlı farklılıkların olup olmadığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Buna ek olarak iş modeline göre havayollarının finansman davranışlarının Finansman Hiyerarşisi ve Dengeleme Teorisi ile uyumunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada 31 geleneksel ve 15 düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketine ait finansal veriler, panel veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 2004-2015 döneminin incelendiği çalışmada, literatürde en çok kullanılan sermaye yapısı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayollarının uzun vadeli finansman davranışlarının büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ve havayolu gruplarının Dengeleme Teorisine uygun olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Buna karşın elde edilen sonuçlar, havayolu gruplarının kısa vadeli finansman davranışlarının belirgin bir şekilde farklılaştığını göstermektedir.

Dengeleme teorisiHava yolu işletmeleriMaliyet+6
Kasım Kiracı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim kurulu kalite endeksi ve finansal performans ilişkisi

Yönetim kurulu firmaların karar almada en önemli organlarından biridir. Kurulu oluşturan üyelerin firma performansı üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Kurul üyelerinin etnik kökeni, bağımsız olup olmama durumu, cinsiyet çeşitliliği ve finansal uzmanlığa sahip olup olmaması firmanın performansını büyük ölçüde etkilemektedir. Literatürde bu unsurların ayrı ayrı ele alınarak birçok kez incelendiği tespit edilmiştir. Fakat ilk kez bir arada inceleyip ele alan kişi ise Bin-Sariman' dır. Yönetim kurulunda bulunan üyelerin firma performansına etkisinin incelenmesi için 2015 yılında Bin-Sariman tarafından bir endeks oluşturulmuştur. Bu endeks Yönetim Kurulu Kalite Endeksidir. Çalışmada Bin-Sariman'ın oluşturduğu endeksten faydalanılmış ve firma performansı üzerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışmada Yönetim Kurulu Kalite Endeksinin firmaların finansal performansına etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul'da işlem gören 136 adet imalat sanayi firmalarının verilerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın veri setini 2015 – 2018 yılları oluşturmaktadır. Her yıl 3'er aylık dönemler olmak üzere ele alınmıştır. Kullanılan veriler FİNNET veri dağıtım sistemi ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan (KAP) ulaşılarak Dinamik Panel Veri Analizi uygulanmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişkenler aktif karlılık (ROA), öz sermaye karlılığı (ROE) ve piyasa değeri/defter değeri (PDDD), bağımsız değişken ise yönetim kurulu kalite endeksi (BDQ)'dir. Kontrol değişkenlerini firma yaşı (FY) ve kaldıraç oranı (KO) oluşturmaktadır. Uygulanan Dinamik Panel Veri Analizi sonuçlarına Yönetim Kurulu Kalite Endeksi aktif karlılık, öz sermaye karlılığı ve piyasa değeri/defter değerini olumlu yönde etkilemiştir. Buna göre BDQ arttıkça ROA, ROE ve PDDD artmaktadır.

Dinamik panel teknikleriFinansal performansFirma performansı+5
Nilüfer Demirci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2001 Şubat krizi ve 2008 küresel krizlerinde Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı bankaların panel veri analizi ile değerlendirilmesi

Kriz, neredeyse bütün yaşam alanlarında çeşitli sebeplerden kaynaklı meydana gelen düzensizlik durumu olarak ifade edilebilmektedir. Ekonomi alanında etkiledikleri sektörler açısından krizler, mal ve hizmet sektörünü etkileyen reel sektör krizleri ve finansal piyasaları etkileyen finansal krizler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türkiye yaşamış olduğu 1994, 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizleri ile finansal kriz geçmişi olan bir ülke konumundadır. Son yıllarda finansal piyasaların gittikçe birbiri ile bütünleştiği uluslararası finansal sektörlerde, herhangi bir ülkenin finans piyasalarında oluşan kriz tüm dünyayı etkileyen küresel bir krize dönüşebilmektedir. Başlangıç noktası ABD olan mortgage krizi de kısa bir zamanda tüm dünyayı etkileyen küresel bir kriz haline gelmiştir ve Türkiye ekonomisi ve Türk bankacılık sektörü de bu krizden etkilenmiştir. Çalışmada 2001 Şubat ve 2008 küresel krizi hakkında genel bilgiler verildikten sonra analiz kısmına geçilmiştir. Analizde yöntem olarak Panel Veri Analizi kullanılmış olup 1997-2016 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren 12 yabancı banka analize dahil edilmiştir. Yapılan analiz çerçevesinde ise Türkiye'de faaliyet gösteren 12 yabancı bankanın 2001 Şubat ve 2008 küresel krizinden olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kriz, Finansal Kriz, 2001 Şubat Krizi, 2008 Küresel Krizi ve Yabancı Bankalar.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz Şubat 2001Finansal kriz+4
Esra Özkahveci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'a (BİST) kote reel sektör firmalarında borçlanma dinamiklerinin belirlenmesi

Borçlanma, işletmenin ihtiyacı olan fonları işletme içinden karşılayamadığında, belirli bir süre sonra belirli bir faiz oranı ile geri ödemek şartıyla, sermaye piyasalarından veya finansal aracılardan temin ettiği ödünç kaynaklardır. Bu çalışmada, BİST Sınai Endeksindeki (XUSIN) işletmelerin borçlanma dinamiklerine etki eden işletmeye özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde bu faktör gruplarından bir ya da birkaçının kullanılmasına karşılık, bu çalışmada üç grup da araştırmaya dâhil edilmiştir. Analiz dönemi olarak 2010Ç1-2019Ç4 dönemi belirlenmiş olup, çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; kısa vadeli finansal borç oranı ile borç dışı vergi kalkanı, likidite oranı, bankacılık sektörü ve ekonomik güven endeksi; uzun vadeli finansal borç oranı ile büyüklük; toplam finansal borç oranı ile büyüklük, likidite oranı, enflasyon ve sermaye piyasası değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç kaldıraç ile kârlılık, varlık yapısı ve sektör ortalamaları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: BİST Sınai Endeksi (XUSIN), Borçlanma Dinamikleri, Sermaye Yapısına Etki Eden Faktörler, Finansal Liberalizasyon, Panel Veri Analizi

Borsa İstanbulBorçlanmaEndüstri endeksi+4
Sercan Kırık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler kapsamında kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal analizi

Bir ülkenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kadınların istihdam, eğitim, toplumsal ve siyaset gibi alanlardaki rolü önem teşkil etmektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet kapsamında bu alanlarda kadının etkinliğinin çok fazla olmadığı söylenebilir. Özellikle siyaset alanında kadınların temsil oranı oldukça düşük düzeydedir. Kadınların siyasal katılımı çoğunlukla oy kullanma düzeyinde kalmaktadır. Kadınlar siyasal katılım temelinde siyasi partilerde üst düzey pozisyonlarda çok fazla görev almamaktadır. Bu nedenlerle çalışmada kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal bağımlılığı, sosyoekonomik faktörler kapsamında araştırılmıştır. Kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu bölgeler arasında yayılım gösterip göstermediği mekânsal panel veri analiziyle test edilmiştir. Mekânsal regresyon modellerine göre (Mekânsal Otoregresif Model, Mekânsal Hata Modeli ve Mekânsal Durbin Modeli) olabilirlik oran testiyle çalışma için uygun model araştırılmıştır. Mekânsal Hata Modeli mekânsal katsayı, bağımsız değişkenlerin anlamlılığı ve işareti açısından en uygun model olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadın milletvekilleri temsilini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Analizde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ikinci düzey (Türkiye'nin 26 alt bölgesi) İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) verileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verileri kullanılmıştır. Analizde kadın milletvekili temsil sayısı bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, kaba doğurganlık hızı, kadın istihdam oranı, yükseköğretim mezunu sayısı, boşanmış kadın sayısı ve evli kadın sayı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizde Hausman testine göre Mekânsal Hata Modelinde sabit etkiler yöntemi geçerli bulunmuştur. Mekânsal Hata Modeli sonuçlarına göre ise, kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu olan bölgeler arasında mekânsal bağımlılığı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle kadın milletvekillerinin sınır komşusu olan bölgeler arasında yayılma etkisi göstermektedir. Kadın milletvekili temsilini kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, yükseköğretim mezunlarının sayısı ve kadınların evlenme sayısı pozitif yönde etkilerken, kadın istihdam oranı, kaba doğurganlık hızı ve kadınların boşanma sayısı negatif yönde etkilemektedir. Çalışma, kadın milletvekilleri temsilini mekansal panel veri analizi yöntemiyle araştıran çalışmalara rastlanılmaması nedeniyle özgünlük oluşturmaktadır.

Hata analiziKadın milletvekilleriKadın politikacılar+7
Yıldız Calp Boduroğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gelir eşitsizliğinin panel veri analizi

Gelir dağılımı ve gelir eşitsizliği konusu özellikle son yıllarda üzerinde çok durulan ve tartışılan konulardan biridir. Bu tezde öncelikle gelir dağılımı teorileri üzerinde durulmakta ve bu teoriler iktisadi okullar bağlamında açıklanmaya çalışılmaktadır. Ülkelerin gelir eşitsizliği trendleri incelendiğinde, gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında gelir eşitsizliğinde yakınsama konusu gündeme gelmektedir. Ampirik analizde, gelir eşitsizliğinde yakınsama konusu üzerinde durulmakta ve son ekonometrik yöntemlerle hipotez test edilmektedir. Ekonomik teoriler ışığında yönlenen ampirik analiz kısmı da tezde savunulan hipotezi desteklemektedir. Ulaşılan sonuçlar ile birlikte, gelişmekte olan ekonomiler ve gelişmiş ekonomiler arasında gelir eşitsizliğinde yakınsama doğrulanmaktadır. İncelenen dönem için ampirik sonuçlar eşliğinde ülkelere özgü sonuçlara da yer verilmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gelir Dağılımı, Gelir Eşitsizliği, Yakınsama Hipotezi

EşitsizlikGelir dağılımıGelir dağılımı politikaları+4
Hatice Küçükkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Cezalı kantil regresyon modelinin yarı-parametrik bağlılaşımlı etkiler yöntemiyle tahmini ve bir uygulama

Bu tezde yakın tarihte Harding ve Lamarche (2017) tarafından geliştirilen yarı parametrik cezalı panel kantil regresyon tahmincileri ve daha uygulanabilir olan parametrik ikameleri incelenmekte ve öncülleriyle kıyaslanmaktadır. Bundan başka, cezalı panel kantil regresyon için bir ayar parametresi seçim algoritması, benzetim temelli bir test ve Hausman tipi bir belirlenme hatası testi de tanıtılarak Mincer tipi bir kazanç modelinde uygulamaları yapılmaktadır. Veriseti, TÜİK "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" anketinden belirlenen 2953 bireyin 2012 – 2015 yılları arasındaki bilgilerini kapsamaktadır. Test sonuçları (i) Harding ve Lamarche (2017) tahmincilerinin geleneksel benzerlerinden daha üstün olduklarını; (ii) optimum λ'nın yarı parametrik tahminci için 0.9, Lamarche (2010) tahmincisi için 1.4 ve diğer tahminciler için 1 olduğunu; (iii) modelin doğru olarak kurulduğunu ve bu bakımdan tutarlı olduğunu göstermektedir. Tahmin sonuçları ise tecrübe ile kazanç arasında ters U şeklinde bir ilişki olduğunu; sheepskin etkisine dair kısıtlı bir kanıt olabileceğini; daha çok öğrenim görenlerin daha çok kazandığını; mesleki lise mezunlarının normal lise mezunlarından daha çok kazandığını; medeni halin ve cinsiyetin kazançlar üzerinde her kantilde etkili olduğunu; sağlık durumunun ise yalnızca düşük kantillerde kazanç üzerinde etkili olduğunu ve son olarak kazacın en yüksek gelir kantili hariç iş kollarına göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Kantil regresyonMincer ücret denklemiPanel veri modelleri+1
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi

Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa ülkeleriGelir dağılımıMakroekonomik değişkenler+7
Fatih Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bölgeler arası işgücü verimliliğinin yakınsaması: 2005-2011 arası mekânsal panel veri analizi

Bu çalışmanın amacı, 2005-2011 yılları arasını kapsayan yedi yıllık dönem için Türkiye'de 26 Düzey 2 bölgesi arasında işgücü verimliliğinin yakınsamasının sektörel ayırımlar dahilinde araştırılmasıdır. Söz konusu araştırma mekânsal panel veri yardımıyla yapılacaktır. Mekânsal panel veri analizi, panel veri analizi ile mekânsal analizin avantajlarını biraraya getirmektedir. Böylece verilerde daha yüksek serbestlik derecesi ve daha çok değişkenlik sağlanmakta, bunun yanında daha az çoklu doğrusal bağlantı problemi ile karşılaşılarak tahmincilerin etkinliği arttırılmaktadır. Ayrıca mekânsal etkileşim ve komşuluk ilişkileri de modele dahil edilelerek çok daha sağlıklı sonuçlar alınabilmektedir. Buna rağmen Türkiye'de şimdiye kadar yapılan yakınsama analizlerinde mekânsal panel veri ile yapılmış bir yakınsama çalışmasına rastlanmamıştır. Bu durum Türkiye için yapılan çalışmalar açısından önemli bir eksikliktir.Bu çalışma, söz konusu eksikliği doldurması açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılan mekânsal panel veri analizi sonuçlarına göre Türkiye'de 26 Düzey 2 bölgesi için tarım, sanayi, hizmetler ve tüm sektörler toplamında hem mutlak, hem de koşullu yakınsama yüksek düzeyde anlamlı sonuçlar vermektedir. Elde edilen bu sonuç çok şaşırtıcı görünmese bile, çalışma kapsamında şimdiye kadar ilgili literatürde hiç rastlanmayan sonuçlara da erişildiği ifade edilebilir. Şimdiye kadar yapılan tüm çalışmalarda yakınsama üzerinde mekânsal etkilerin varlığı anlamlı bulunmuştur. Fakat bu çalışmada Türkiye'de sanayi, hizmetler ve tüm sektörler toplamı için mekânsal etkilerin varlığından bahsedilebilirken, tarım sektöründe mekânsal etkilerin varlığına ilişkin yeterince güçlü kanıtlar elde edilememiştir. Tarım sektörü için elde edilen söz konusu zayıf mekânsal etkilerin Türkiye'de tarım sektörünün yapısal sorunları nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Panel veri modelleriYakınsaklıkİş gücü+1
İbrahim Tuğrul Çınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer enerji tüketiminin makro ekonomik belirleyicileri: OECD ülkeleri üzerine bir panel veri analizi

Enerji iç ve dış siyasetin şekillenmesinde, Milli sanayinin ve ekonominin gelişiminde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle enerjinin hangi kaynaklardan üretildiği oldukça önemlidir. Fosil yakıtlar açısından zengin olmayan pek çok ülke için nükleer enerji önemli bir alternatiftir. Bu çalışmada nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri incelenmiştir. Bunu gerçekleştirirken literatürde yer alan benzer çalışmalar titizlikle taranarak değişkenler tespit edilmiştir. 2000-2015 yılları arasında OECD ülkelerinin örneklem olarak alındığı analizde nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri olarak sivil iş gücü, toplam karbon dioksit emisyonu, ham petrol fiyatları, Enerji yoğunluğu, Fosil yakıt tüketimi( toplamın % si), Yenilenebilir enerji tüketimi (toplam nihai enerji tüketiminin % si ) ve kişi başına sabit fiyatlarla GSYİH değişkenleri kullanılmıştır. Dengeli panel analizi yapmak için verileri yetersiz olan 5 ülke çalışmadan soyutlanmıştır. Yapılan dengeli panel veri analizinin ilk aşamasında F testi ve Breusch Pagan düzeltilmiş langrange çarpanı (LM) testi yapılarak klasik modelin kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Analizin daha sonraki aşamasında ise Rassal (Random) modelin mi yoksa sabit (Fixed) modelin mi daha etkin olduğunu araştırmak amacıyla Hausman testi yapılmış ve modelin tahmini rassal (random) etkiler tahmincisiyle yapılmaya karar verilmiştir. Yapılan analizden çıkan sonuca göre; Emek ve Pet. değişkenleri istatistiki açıdan %5 önem düzeyinde anlamsız olarak bulunmuştur. 〖Co〗_2, EnerY., Fosil, Yenib.ve GSYİHise %1 istatistiki önem düzeyinde anlamlı olduğu görülmektedir. İstatistiki açıdan anlamlı çıkan değişkenlerden 〖Co〗_2 ve EnerY. değişkenleri Nük değişkeni ile pozitif ilişkilidir. Fosil, Yenib.ve GSYİH değişkenleri ise Nük değişkeniyle negatif ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Makro Ekonomik Belirleyici, Nükleer Enerji, OECD Ülkeleri, Panel Veri Analizi

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji kullanımı+6
İbrahim Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çekim modeli çerçevesinde Türkiye ihracatının farklı ülke gruplarıyla değerlendirilmesi: Bir panel veri analizi

Çekim modeli Newton'un keşfettiği yerçekimi yasasına dayanmaktadır dış ticaret akımını açıklamak ilk olarak Tinbergen tarafından kullanılmıştır. En temelde ülkelerin büyüklükleri dış ticaret akımını pozitif yönde mesafe değişkeni ise negatif yönde etkiler varsayımına dayanmaktadır. Zamanla modele farklı değişkenler dahil edilerek model genişletilmiştir. Sovyetlerin dağılmasından sonra özerkliğini ilan eden ülkeler ile ihracatı geliştirmek için Türkiye önderliğinde Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü kurulmuştur. Dağılan Sovyetlerin hikayesine benzer şekilde Balkan Ülkeleri de Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu çalışmada 1996-2019 döneminde Türkiye'nin KEİÖ, Balkan ve Seçili ülkelere yaptığı ihracatı açıklamak için çekim modeli uygun mudur sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Türkiye 1996-2019 döneminde toplam ihracatının %15'ini Balkan, 8'ini KEİÖ ve %36'sını Seçili ülkelere yapmıştır. Bağımlı değişken olarak ihracat kullanılmıştır. İhracat değişkenini açıklayabilmek için temel çekim modeli değişkenleri olan GSYH, mesafe değişkeni ile beraber nüfus, dil ve ortak sınır değişkenleri kullanılmıştır. Tüm bu modeller için panel veri analiz teknikleri kullanılmıştır, havuzlanmış, rassal ve sabit etkiler modelleri tahmin edildikten sonra uygun model için testler yapılmıştır. Yapılan testler ardından uygun modeller belirlendikten sonra varsayım testleri yapılmıştır. Varsayımlara sonucuna göre standart hatalara dirençli tahminciler ile nihai model sonuçları elde edilmiştir. Çalışma sonucunda KEİÖ ve Balkan ülkelerine yapılan ihracatı açıklamak içim çekim modeli uygun model değilken seçili ülke grubuna yapılan ihracatı açıklamak için çekim modeli uygundur sonucuna varılmıştır. Her ülke özelinde oluşturulacak gruplarda Türkiye'nin ihracatını açıklamak için çekim modeli uygun değildir.

Cazibe modelleriKaradeniz Ekonomik İşbirliğiPanel regrasyon analizi+3
Beyda Demirci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tahvil verimini etkileyen faktörler: Kırılgan beşli ülkeleri üzerine ampirik bir uygulama

Tahvilin verimi tahvilin vade sonundaki kazancını ifade eder ve iki tür verimi vardır. Birinci tür verim bir dönemlik verim adını alır ve tahvilin o dönemdeki alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki kar ya da zarar ile yine o dönemdeki faiz gelirinin toplamı, tahvilin alış fiyatına bölünürse bir dönemlik verim hesaplanmış olur. Bir dönemlik verim yatırımcı için elindeki tahvili portföyünde tutup tutmama kararı aldırır fakat bu kararı alırken başka etkenleri de düşünmek gerekir. Bunlar; piyasa faiz oranlarının gelecekte alacağı değerler, tahvilin riski gibi etkenlerdir. İkinci tür verime vadeye kadar verim denir ve gerçek verim, net verim veya etkin verim de denilebilir. Vadeye kadar verim ise yapılan yatırımın, tahvilin vadesine kadar elde edilen gelirler ve varsa sermaye kar veya zararlarına bakılarak hesaplanır. Araştırmanın temel amacı; kırılgan beşli ülkelerinde tahvil verimini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Bu amaçla kırılgan beşli ülkelerinden Türkiye, Brezilya, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika'nın, CDS GDP, VIX, tahvil verimi ve tüketici güven endeksi verileri alınarak 2007-2016 yılları arasında yıllık verileri kullanarak panel veri regresyon modeli ile analiz yapılmıştır. Analizde tahvil verimi bağımlı değişken, CDS, GDP, VIX ve tüketici güven endeksi bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analiz sonucunda CDS, GDP ve VIX değerleri ile tahvil verimi arasında anlamlı ilişki bulunurken, tüketici güven endeksi ile tahvil verimi arasında ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Tahvil Verimi, Kırılgan Beşli Ülkeleri

Birim kök testleriBrezilyaEndonezya+7
Gülay Öztunç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ekonomisinde inovasyonun önemi ve büyümeye etkisi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine analizi

-1990 yılı ve sonrasında teknolojide yaşanan gelişmelerin de etkisiyle bilgi ekonomisi kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerini göstermede önemli bir kıstas haline gelen bilgi ekonomisinin belirli göstergeleri vardır. Bu göstergelerden bazıları bilgi ve iletişim teknolojilerine yapılan yatırımlar, yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayıları, internet erişim sayıları ve inovasyondur. Bilgi ekonomisinin temel bir unsuru olan inovasyon bir ülkenin bilgi ekonomisi haline gelmedeki en önemli yapı taşı olarak görülebilir. İnovasyon genel olarak bir firmanın ya da işletmenin kendi üretmiş olduğu ürünü eskitmesi yani daha iyisini daha kalitelisini üretmesi çabasıdır. İnovasyon firma ya da işletmelerin piyasadaki sürdürülebilirliklerinin (kalıcı olmalarının) en önemli belirleyicisidir. Bilgi ekonomisi olma yolunda bilgiye, teknolojiye ve en önemlisi de inovasyona yatırım yapan ülkelerin ekonomik yapısı da bundan pozitif yönde etkilenecek ve ekonomik büyüme yaratacaktır. Bu çalışmada bilgi ekonomisinin temel bir unsuru olarak görülen inovasyonun büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışmada 2000-2015 dönemine ait ABD, Belçika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, Japonya, Güney Kore, Litvanya, Portekiz, Slovakya ve Türkiye olmak üzere 15 OECD ülkesine ait AR-GE harcamaları, araştırmacı sayıları, patent sayıları ve bilimsel yayın sayılarının yıllık verileri kullanılmıştır. Yöntem olarak Panel Veri Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre bağımlı değişken olan ekonomik büyümenin, bağımsız değişken olan AR-GE harcamaları, araştırmacı sayıları, patent sayıları ve bilimsel yayın sayılarına yapılan yatırımlar sonucunda etki düzeyinin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi ekonomisiBilgi toplumuEkonomik büyüme+4
Esma Erdal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının sermaye piyasasına etkisi

Çalışmada, terörizmin sermaye piyasalarına etkisi incelenmiştir. Uygulamada 2014-2016 yılları kapsamında panel veri analizi yapılmıştır. Bağımlı değişken, küresel terörizm veritabanında yer alan ülkelerden borsasına ulaşılabilen 89 ülkenin hisse senedi endeks değerleridir. Bağımsız değişken ise, Vision of Humanity tarafından yayınlanan ülkelerin küresel terörizm endeks değerleridir. Kontrol değişkenlerimiz ise hisse senedi getirileri üzerinde etkili olan makroekonomik faktörlerden seçilen gayrisafi millî hâsıla, tüketici fiyatlar endeksi ve cari işlemler dengesidir. Mevcut literatürde Küresel Terörizm Veritabanı'nda günlük yayınlanan terör olaylarıyla incelemeler gerçekleştirilmiş ancak ülkelerin Küresel Terörizm Endeks değerleriyle yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır. Sonuçlara göre hisse senedi getirileri ile küresel terörizm endeks değerleri arasında pozitif ancak istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur. Kontrol değişkenlerden gayrisafi millî hâsıla ve cari işlemler dengesi ile hisse senedi endeks değerleri arasında pozitif ve anlamsız bir ilişki elde edilirken, tüketici fiyatları endeksi ile hisse senedi endeksi arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yaşanan terör olayları ile sermaye piyasaları arasında bir ilişki yoktur.

Ekonomik etkiFinansal etkiHisse senedi endeksi+5
Sümeyye Daşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim kurulu özelliklerinin bankaların risk alma eğilimi üzerinde etkisi

Çalışmada yönetim kurulu özelliklerinin, bankaların risk alma eğilimine etkisi incelenmiştir. 2005–2016 dönemleri kapsamında, hisse senetleri Borsa İstanbul Bankacılık Endeksinde işlem gören 12 bankaya ait veriler kullanılarak Panel Veri Analizi yapılmıştır. Çalışmada ki bağımlı değişken, risk alma eğilimlerinin ölçüsü olarak, aktif getiri oranı ile hesaplanmış olan Z Skor verileridir. Bağımsız değişkenler ise, yönetim kurulu özelliklerinden tecrübe, ikilik, cinsiyet, bağımsızlık, eğitim düzeyi, toplam üye ve yaş değişkenlerinden oluşmaktadır. Mevcut literatür de, çalışmalar ağırlıklı olarak yönetim kurulunun işletme performansı etkisi üzerine yapılmış olup; yönetim kurulu özelliklerinin, işletmelerin risk alma eğilimi üzerine yapılan çalışmalar sınırlı sayıda bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, yönetim kurulunun risk alma eğilimi üzerine etkisi bağımsızlık ve yaş değişkenleriyle negatif ve anlamsız bir etkiye sahiptir. Eğitim düzeyi, cinsiyet, tecrübe ve toplam üye değişkenleriyle de pozitif ancak anlamsız etki mevcuttur. İkilik değişkeni ise, yönetim kurulunun risk alma eğilimine negatif bir etki yapmaktadır ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Yönetim kurulunun risk alma eğilimini ikilik değişkeninin etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Banka hisseleriBankalarBorsa İstanbul+5
Tarık Saka
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects