Panel veri modelleri

Bu konu başlığı altında 579 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de faaliyet gösteren mobil operatörlerin pazar paylarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Küreselleşmenin getirdiği değişim ile insanların yaşam biçiminin yanında iletişim biçimlerinde de değişiklikler görülmektedir. Müşterilerin yeni teknolojilere ilgi ve taleplerinin her geçen gün artmasıyla mobil iletişim sektöründe hızlı bir değişim ve günden güne artan ihtiyaca yönelik gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Telekomünikasyon sektöründe hizmet veren operatörler, gün geçtikçe büyüyen bu pazardan mümkün olduğunca fazla pay almaya çalışmaktadır. Türkiye'de mobil ses hizmetleri yaygın olarak birçok tüketici tarafından kullanılmaktadır. Türkiye'deki toplam GSM operatörü abone sayısı 15-64 yaş arası nüfustan fazladır ve ses hizmetlerinin penetrasyonu %90 seviyelerindedir. Bu çalışmada, Ocak 2008 ile Aralık 2012 arasındaki dönemde açıklanmış olan halka açık pazar verilerinden faydalanılmıştır. Veri setinde; abonelik düzeyleri, kullanıcı başına ortalama gelir (ARPU), ortalama sesli iletişim dakikası (MOU), müşteri kayıp oranları ve yatırım seviyeleri yer almaktadır. Çalışmada amaç mobil ses hizmetlerine olan talebi etkileyen faktörleri incelemektir. Daha farklı ülkelerde yapılmış çalışmalara benzer olarak 1994 yılında Berry`nin kullandığı Discrete-Choice Model'den faydalanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobil telekomünikasyon; Pazar payı tahmini, Fiyat elastikiyeti; Ağ etkisi; Panel veri; Berry (1994) model

Cep telefonuFiyatMobil pazarlama+4
Merve Güven
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determinants of regional consumption disparities in Turkey and statial analysis

This study investigates differences in households'consumption patterns in 26 regions of Turkey (NUTS Level 2) and for 12 main consumption groups for years 2005-2013 by using TurkStat Regional Dataset. The regional differences in consumer behavior are modeled via Linear Approximation of the Almost Ideal Demand System (LA/AIDS) by Deaton and Muellbauer (1980) and demographic variables are introduced to system using translation method by Pollak and Wales (1981). To estimate models, Augmented mean group estimator technique is employed on panel regressions. Within the context of the study, expenditure and own price elasticities are calculated separately for each of 26 regions and 12 main consumption groups. Then, the results are reflected on Turkey's map to carry out spatial analysis and regional disparities in each of main item groups are evaluated. Based on results of expenditure elasticities, one can conclude that consumption pattern for goods in food, alcoholic beverages and tobacco, clothing, health, communication, education, and miscellaneous groups in western areas are the same as consumption pattern of those in eastern areas. However, consumption pattern for housing, furniture, transportation, recreation, and restaurant and hotel commodity groups, are different in the west and the east. On the other hand, results of own-rice elasticity reveal that households' responses to price changes for food, alcoholic beverages and tobacco, health, communication, education, and miscellaneous commodity groups are the same in western and eastern areas. However, it is observed that demand for items of clothing, housing, furniture, transportation, recreation, and restaurant and hotel groups differs for regions in the west and in the east.

Regional distributionRegional differencesRegional characteristic+6
Merve Akdeniz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkisi ve tarım üretimi ve enflasyon: Panel veri seti analizi

Çalışmanın amacı, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisini küresel ölçekte panel veri seti kullanarak incelemektir. Çalışma, ayrıca, tarımsal üretim ile enflasyon arasındaki ilişkiyi basit bir regresyon modeliyle ortaya koyarak iklim değişikliğinin enflasyon üzerindeki önemli etkisine işaret etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, İklim Araştırma Birimi (CRU), İngiliz Atmosfer Veri Merkezi (BADC) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Acil Olaylar Veri tabanı (EM-DAT), Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Dünya Kalkınma İndeksleri (WDI) veri tabanlarından, yıllık iklim, tarımsal üretim, toprak kalitesi, arazi kullanımı, doğal afetler ve sosyoekonomik veriler, 1961-2013 döneminde 49 ülke için derlenmiş ve panel veri seti oluşturulmuştur. İlk olarak, 1901-2015 dönemi arasında Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi kullanılarak ülkeler için iklim değişkenlerindeki yapısal kırılmalar tespit edilmiştir. Ortalama sıcaklığın istisnasız tüm ülkelerde artış gösterirken; gün içi sıcaklık farkı, buzlu gün sayısı, yağmurlu gün sıklığı ve potansiyel evapotranspirasyondaki değişimlerin ülkelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İkinci olarak, iklimin tarımsal üretim üzerindeki etkisi regresyon analizi yardımıyla tahmin edilmiştir. Sıcaklıkta ve diğer değişkenlerde meydana gelen değişimler örneklemle sınırlanan küresel tarım üretimini pozitif, yağış ve gün içi sıcaklık farkındaki değişimler ise negatif yönde etkilemektedir. Son olarak, etkinin dünya üzerinde hangi enlemlerde farklılaştığı Eşik Değer Regresyon Modeli kullanılarak analiz edilmektedir. Yağıştaki değişimler tarım sektörünü alçak enlemlerde pozitif, yüksek dereceli enlemlerde ise negatif yönde etkilemektedir. Tarımsal üretim ve enflasyon arasındaki basit anlamlı ilişki ise, iklim değişikliğinin dolaylı olarak enflasyon üzerinde olası etkisini örneklemektedir. Bu çalışma iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini panel veri kullanarak inceleyen sınırlı sayıda çalışmalardan biri olup, bu çalışmalar içerisinde ise iklim değişikliğini en kapsamlı temsil ederek; özgün kırılma noktalarını belirlemeye yardımcı olan eşik değer regresyon modeli uygulayan ilk çalışmadır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Tarımsal Üretim, Enflasyon, Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi, Eşik Değer Regresyon Modeli

EnflasyonPanel veri modelleriTarımsal üretim+3
Damla Or Ceyhan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zorunlu entegre raporlamanın firmaların hisse senedi fiyatları ve hisse başı kazançları üzerindeki etkisine ilişkin panel veri analizi

Entegre Raporlama (ER) kurumsal dünyada son birkaç yılda dikkati çeken yeni raporlama olgularından biridir. ER, kurumların kullandıkları kaynakların hepsinin değer yaratmak ve yaratılan değeri korumak için nasıl faydalı kılındığını vurgulamalarını sağlayan bir iletişim sürecidir. ER kısa vadeli finansal verilerden ziyade bir kuruluş içinde yaratılan gayri maddi değerler üzerine odaklanır. Bu doğrultuda ER aracılığıyla sunulan bilgiler işletmelerin sürdürülebilir kararlar almasına yardımcı olur ve yatırımcıların karar verme süreçlerinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Uygulama çerçevesinin yayınlanmış olmasına rağmen hisse senedi fiyatları ve hisse başı kazanç üzerindeki etkisi ve uygulanabilirliğinin ele alınmasına gerekmekte olup literatürde henüz analitik bir çalışma mevcut değildir. Bu çalışma Entegre Raporlamanın etkilerini finansal rasyoların yardımıyla hisse senedi fiyatı ve hisse başı kazanç bakış açısından belirlemeyi hedeflemektedir. Bilindiği üzere sınırsız ömrü olduğu varsayılan şirketlerin temel var olma nedeni kar ve hissedar servet maksimizasyonudur. ER'nin de temel amacı bu kapsamda uzun vadede gelir ve hissedar servet maksimizasyonunu çevresel, sosyal ve ekonomik unsurları en iyi şekilde yöneterek sağlayabilen firmaları öne çıkararak finans piyasalarındaki sermayenin doğru dağıtılmasına araç olmaktır. Bu ilişki Güney Afrika Johannesburg Borsasında hisse senetleri işlem gören otuz adet firmanın 2007 ve 2016 yılları arasındaki finansal tablolarından elde edilen seçilmiş finansal rasyolara panel veri analizi yapılması ile incelenecektir. Son ürün bir tez şeklinde olacaktır. Bulgular niceleyici formda sunulacaktır ve tezin yayınlanmasıyla sonuçlar paylaşılacaktır.

Entegre raporlamaFiyat hareketiHisse senedi getirileri+5
Metin Can Topdemir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of knowledge spillovers on export performance of countries: A panel data approach

The aim of this thesis is to investigate whether inflows of FDI and innovative activities act as a channel of knowledge spillovers in improving export performance of countries. In measuring export performance, sophistication of a countries' export basket and the value of exports of high technology products are utilized. A rich panel data with 114 countries that comprises both developed and developing countries for the period from 2002 to 2015 is used in the analysis. Generalized Method of Moments (GMM) dynamic panel estimator developed by Arellano and Bond (1991) is utilized to control for potential endogeneity and dynamic nature of the problem. Estimation results indicate that the level of financial development, the quality of human capital and globalization of a country have a determinative role on the relation between knowledge spillover channels and the quality of exports in terms of sophistication and technology content. Overall, patent applications generally positively affect sophistication of exports. However, FDI serves as a channel for knowledge spillovers to benefit the sophistication level of exports only for developed, more educated, financially developed and globalized countries. The results of the study demonstrate a weaker relationship between knowledge spillovers and technology content of exports with respect to sophistication of exports. Key Words: Knowledge Spillovers, Sophistication of Export, Patent Applications, Foreign Direct Investments

Knowledge spilloversForeign direct investmentsPanel data models+4
Seren Özsoy
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel dolarizasyon farklılıkları ve belirleyicileri: Türkiye örneği

Bu tez Türkiye'nin 81 ilindeki 2007:Q4 ve 2019:Q1 dönemi mevduat dolarizasyonunun belirleyicilerini konu edinmekte olup, bu kapsamda mevduat dolarizasyonunu döviz kuru, CDS primleri, il enflasyonu, il ihracatı ve il ithalatının bir fonksiyonu olarak ele almaktadır. Ekonometrik model olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit etkili (fixed effect) model ile rassal (random) etkili modelin Python programlama dilinde ilgili kütüphaneler kullanılarak yapılan çalışmada, öncelikle tüm bağımsız değişkenlerinin dolarizasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Etki büyüklüklerine göre değerlendirildiğinde ise, sırasıyla, enflasyon, ithalat, ihracat, döviz kuru ve CDS primlerinin illerdeki mevduat dolarizasyonu üzerinde belirleyici olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, sıfır (null) hipotezi "rassal etkili model (random effect) tahmincisi doğrudur" olan Hausman testi ile iki model sınandığında, modelimiz için rassal (random) etkili modelin daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşların illerdeki dolarizasyon üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakmak için sabit (fixed) etkili modelde her bir il için hesaplanan sabit terim ile il nüfusuna kayıtlı gurbetçi vatandaşlar (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yurtdışında ikamet eden) arasında nispeten güçlü sayılabilecek bir korelasyon bulunmuştur.

DolarizasyonPanel veri modelleriİller
Ümit Aydınlık
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe ve finansal göstergelerin hisse fiyatına etkisinin panel veri analizi ile BIST imalat sektöründe incelenmesi

Bu tez kapsamında muhasebe ve finansal göstergelerin piyasa değeri ile ilişkisi incelenmektedir. Globalleşme ile ekonomik sınırlar ortadan kalkmış ve finansal piyasalar da büyümeyi güçlendirmiştir. Son yıllarda dünya merkez bankalarının da uyguladığı genişletici para politikaları küçük yatırımcıların sayısında önemli artışlara neden olmuştur. Finansal piyasaların etkin olması, genişletici para politikaları ile beraber küçük yatırımcılar da finansal piyasalardaki payını arttırmıştır. Yatırımların temelini de yatırım yapılan varlığın değeri ve değerinde oluşması beklenen artış belirlemektedir. Yatırım kararı sürecinde şirketlerin finansal verileri karar alım sürecini etkileyen unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada da değer ve fiyat kavramı ve değerleme sürecinin dinamiklerinden bahsedilmiştir. Şirketlerin fiyatlarını etkileyen faktörler olarak şirket değerleme yöntemlerinde kullanılan çarpanlar seçilmiş ve faktör analizi ile faktörler indirgenmiştir. Faktör analizi sonucunda Fiyat/Özkaynak, Firma Değeri/Satışlar ve BIST imalat sektörü getirisi panel veri analizi ile incelenmiştir. BIST imalat sektörü 2017 Q4 ve 2022 Q3 dönem verileri çarpanları ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki Rassal (tesadüfi) etkiler modeli ile incelendiğinde model anlamlı çıkmıştır. Modelin açıklama oranı %17,27; Fiyat / Özkaynak çarpanı ve sektör getirisinin anlamlı olduğu ancak Firma Değeri / Satışlar çarpanının anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulFinansal oranlarFinansal varlık değerleme modeli+5
Ece Nur Deveci
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin etkinliğinin karşılaştırılması

ÖZET Merkez bankalarının temel amaçlarını gerçekleştirmek için geleneksel para politikası araçları yardımıyla ekonomiyi yönetme süreci, aktarım mekanizmaları olarak adlandırılmaktadır. Aktarım kanallarının etkinliği dışsal şoklar durumunda değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla dışa açık ekonomilerde karşılaşılması muhtemel şok durumlarında kullanılacak geleneksel para politikası araçlarının etkinliğine dair tartışmalar son dönemlerde giderek artmaktadır. 2008 yılının son çeyreğinde yaşanan küresel finansal krizle beraber, merkez bankalarının ekonomiyi yönlendirmede kullandıkları geleneksel para politikası araçlarının yetersiz kaldığı görülmüştür. Küresel krizin tüm dünyayı etkileyecek şekilde derinleşmesiyle beraber, merkez bankaları alışılagelmiş yaklaşımların dışına çıkarak alternatif politika karmaları tasarlamışlardır. İçinde bulunulan olağanüstü küresel konjonktür sonucu geleneksel olmayan para politikası araçlarının daha etkili olduğuna ilişkin kanaatlerin güçlenmesi, merkez bankalarını geleneksel olmayan para politikası araçlarını kullanmaya yöneltmiştir. Gelişmiş ülkelerin para politikası stratejilerinin etkinliği literatürde geniş tartışma alanı bulurken gelişmekte olan ülkelerin para politikalarının etkinliği ise ikinci planda kalmıştır. Bu çalışmanın temel katkısı, literatürde yer alan bu boşluğun doldurulması amacıyla gelişmekte olan ülkeler özelinde para politikası önerilerinin sunulmasıdır. Çalışma, teori ve uygulama olarak planlanan iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde parasal aktarım mekanizması tanımlanarak, aktarım kanallarına dair detaylı bilgi verilmiş ve bununla birlikte parasal aktarım mekanizmasına dair geleneksel ve geleneksel olmayan yaklaşımlar incelenmiştir. İkinci bölümde ise; araştırmanın amacı, kapsamı, kullanılan veri seti ve değişkenler, araştırmada izlenen yöntem ve ampirik analiz sonuçları konuya ilişkin literatür özeti ile birlikte verilmiştir. Gelişmekte olan ülkeler için geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin etkinliği panel VAR analizi ile araştırılmıştır. Kullanılan ekonometrik yöntemlerin gereği olarak analiz sürecine panel birim kök testleri ile başlanılmış ve panel VAR modellerde kullanılan değişkenler arasındaki etkileşimin ortaya konulması amacıyla etki-tepki analizleri, Granger Nedensellik testleri ve varyans ayrışma analizlerine başvurulmuştur. Araştırma kapsamında, küresel kriz sonrası dönemde geleneksel olmayan para politikası stratejileri kullanan ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan Romanya, Polonya, Macaristan ve Türkiye'den oluşan ülke grubuna ilişkin 2008:1-2017:5 dönemine ait aylık veriler kullanılmıştır. Ekonometrik analizlerden elde edilen bulgular, küresel kriz sonrası dönemde gelişmekte olan ülkelerde geleneksel politika uygulamaları ile milli hasıla üzerinde anlamlı ve kalıcı etkiler yaratılamayacağını ortaya koymaktadır. Geleneksel olmayan para politikasının enflasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamazken, şiddeti en yüksek ve en kalıcı etkisi ise reel efektif kur üzerinde görülmektedir. Reel efektif kur üzerindeki etkinin sanayi üretimi aracılığıyla yansıtılmış olması uluslararası aktarım kanalının kısmen çalıştığı ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin daha etkin olduğu yönünde de kanıtlar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması, Uluslararası Aktarım Kanalı, Geleneksel Olmayan Para Politikaları, Gelişmekte Olan Ülkeler, İkinci Nesil Birim Kök Testleri, Panel Veri Analizi.

Birim kök testleriGelişmekte olan ülkelerPanel veri modelleri+2
Buket Kırcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de faaliyet gösteren ticaret bankalarının karlılığını etkileyen içsel faktörler: 2005-2016 yılları arası panel veri analizi

Bankalar, ülke ekonomilerinde finansal sistemin en önemli aracı kurumlarından biri olup, mevduatın toplanmasında ve toplanılan mevduatların ekonominin çeşitli sektörleri arasında kredi olarak kullandırılmasında önemli bir role sahiptir. Bankalar, piyasa odaklı bir ekonomide aracılık faaliyetlerini üstlenirken aynı zamanda o ekonomide yatırım ve büyümenin en önemli unsuru olarak kabul edilirler. Bu çalışmasının amacı; Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların karlılığını etkileyen içsel faktörleri araştırmaktadır. Çalışmada CAMELS değişkenleri; sermaye yeterliliği, aktif kalitesi oranı, yönetim kalitesi oranı, kazanç kabiliyeti oranı, likidite oranı ve piyasa risklerine duyarlılık oranları dikkate alınarak, Türkiye'deki ticari bankaların karlılığını etkileyen en önemli içsel faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Aktif karlılığı (ROA), öz sermaye karlılığı (ROE) ve net faiz marjı (NIM) ise karlılık ölçütünün göstergeleri (bağımlı değişkenler) olarak modellerde dikkate alınmıştır. Çalışmada CAMELS faktörlerinin bankaların karlılığı üzerindeki etkisini incelerken aynı zamanda karlılık üzerinde etkisinin olabileceği düşünülen iki kontrol değişkeni (yaş ve aktif büyüklüğü) modellere bağımsız değişkenler olarak eklenmiştir. Bu kapsamda, 2005-2016 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren 23 ticari bankanın CAMELS analizinde kullanılan değişkenler vasıtasıyla karlılık performansları araştırılmıştır. Çalışmada, CAMELS değişkenlerinin ROA, ROE ve NIM gibi karlılık değişkenleri üzerindeki etkisini analiz etmek için panel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, tüm karlılık göstergelerinin sermaye yeterlilik oranı ve toplam maliyetlerin toplam gelirlere oranından etkilendiğini göstermektedir. Güçlü sermaye oranına sahip bankaların aktif ve öz sermaye karlılıklarının da yüksek olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra, kaldıraçtaki aşırı artışın ticari bankaların karlılığında bir azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Ekonometrik analizler, bankaların karlılıklarını artırabilmesi ve bankacılık sektörünün işlerini sağlıklı yürütebilmesi için yüksek sermaye yeterlilik oranına sahip olması gerektiği yönünde kanıtlar sağlamıştır. Bankalar, kredilerinin ve varlıklarının kalitesini artırmalı, sorunlu alacaklardan kaçınırken varlıklarını yüksek kaliteli enstrümanlarda değerlendirmelidir. Buna ek olarak, ticari bankalarda yönetimler maliyeti sıkı bir şekilde kontrol altında tutarken aynı zamanda gelir artıcı alanlara odaklanarak yüksek karlılık hedeflerine ulaşabilirler. Döviz açık pozisyonunun ticari bankaların karlılıkları üzerinde olumsuz bir etkisi olduğundan, ticari bankalar kur riskinden de kaçınmalıdır.

Banka sermayesiBankalarCAMELS+7
Ali Boran
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji tüketimi ve büyüme ilişkisi üzerine bir panel veri analizi

Bu çalışmada 33 OECD ülkesi için enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi üzerine 1995-2015 yılları arasındaki veri setini kullanarak panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. LLC, IPS ve Fisher ADF–PP birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlığı sınanmıştır. Breusch Pagan testi ile birimler arasında yatay kesit bağımlılığı tespit edildiği için Pesaran CADF testi ile durağanlık durumu araştırılmıştır. Pedroni eşbütünleşme testi ile iki değişkenin uzun dönemde birbirleriyle anlamlı ilişki içinde oldukları saptanmıştır. Uzun ve kısa dönem tahmin modelleri için PMG ve MG tahmin yöntemleri doğrusal model ve doğrusal olmayan model üzerine kurulmuştur. Ampirik analiz neticesinde 33 OECD ülkesi için geri bildirim hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Enerji tüketimi ve ekonomik büyüme değişkenlerinin birbirlerinden etkilendikleri tespit edilmiştir.

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji tüketimi+4
Hakan Yorulmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Evaluation of labor market on regional economic policies on the context of contemporary economic schools

Since the diversion of economics from philosophy, many economic ideas have been put forward. Those who support each other in these thoughts revealed contemporary economics schools. All these schools have made important contributions on the labor market. This study was conducted to evaluate the regional economics of economics schools in the context of the labor markets. In this context, first a detailed literature survey was carried out and previous studies were examined in depth. Then, a conceptual framework was created by using these publications in order to establish the theoretical infrastructure of the research. At the next stage, the views of economics schools in the context of the labor market were discussed within the framework of regional economic policies. At the next chapter an econometric analysis carried out with the datas of 29 OECD countries. In this analysis as variables unemployment, inflation, GDP, population, direct foreign investments and social transfers has been used. In the last part of the research, proposals can be applied by academicians and policy developers who will deal with the subject are depicted.

Regional economyEconomy schoolsEconomic policies+2
Mustafa Latif Emek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

G-20 ülkelerinde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizi

Bu çalışmada G-20 ülkelerinden Türkiye'nin de dahil olduğu 8 ülkenin ( Kanada, Almanya, İtalya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Türkiye, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri ) 1982-2017 yıllarındaki verileri kullanılarak sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki panel verileri kullanılarak ekonometrik olarak analiz edilmiştir. 1980-2017 yılları arasında kişi başına kamu sağlık harcamaları, kişi başına özel sektör sağlık harcamaları ve ekonomik büyümeyi temsil eden kişi başına gayri safi yurt içi hasıla değişkenlerine ilişkin panel veri analizi kullanılmış, STATA kodları kullanılarak STATA 13 paket programıyla analiz edilmiştir. Analizde öncelikle değişkenliklerin durağanlıkları panel birim kök testleri ile sınanmış ve tüm değişkenlerin 1. farklarında durağan olduğu görülmüştür. Çalışmanın devamında değişkenlerin aralarındaki nedensellik ilişkisi PANEL granger nedensellik testi ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda ekonomik büyümeden hem kamu sağlık hem özel sağlık harcamasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu kamu sağlık harcamasından özel sağlık harcamasına tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Panel Birim Kök Testleri iki kısımda incelenmiştir. Birinci kısımda, Im, Peseran, Shin (2003) ve Fisher odaklı (ADF ve PP testleri gibi), bireysel birim kök testleri, ikinci kısımda ise, Levin, Lin, Chu (2002); Breitung (2000) ve Hadri (2000) birim kök testleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca incelenen dönemde kamu ve özel sektör sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri varyans ayrıştırması ve etki tepki analiz yöntemleri ile ortaya konulmuştur.

Ekonometrik analizEkonomik büyümeFinansman+5
Esra Ertürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maliye politikasının gelir dağılımına etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir araştırma

Gelir dağılımında adaletin sağlanması tarih boyunca tüm dünyanın en önemli sorunlarından biri olmuştur. Gelir dağılımının sadece ekonomik gösterge olmaması aynı zamanda sosyal barışın ve toplumsal refahın temel taşı olması gelir dağılımını oldukça önemli hale getirmektedir. Vergiler ve kamu harcamaları gelir dağılımının iyileştirilmesinde oldukça etkili maliye politikası araçlarıdır. Bu çalışmada vergiler ve kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkileri incelenmektedir. OECD üyesi 24 ülkenin 2004-2017 dönemi verileri kullanılarak, gelir dağılımı adaletsizliği ile vergiler ve kamu harcamaları arasındaki ilişki panel veri analiz yöntemleri aracılığıyla araştırılmıştır. Panel regresyon modelinde, Gini endeksi bağımlı değişken; dolaylı vergiler, kamu harcamaları, gelir vergisi, kurumlar vergisi, servet vergileri ile birlikte çeşitli makro iktisadi değişkenler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre; gelir vergisi, servet vergileri, kamu harcamaları ve büyüme değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca varılamamış, dolaylı vergilerin ise gelir dağılımı üzerinde bozucu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, enflasyon, işsizlik ve nüfus artış hızındaki artışın gelir dağılımını bozucu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelir Dağılımı, Maliye Politikası, Panel Veri Analizi, Gini Endeksi, OECD Ülkeleri

Ekonometrik analizGelir dağılımıMaliye politikaları+2
Meryem Genç Tüsün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marka değerinin şirket değerlemedeki etkisi

Marka değerleme ve şirket değerleme yöntemleri son yıllarda ekonomide sıkça konuşulan ve özel çalışma alanlarından biri olmuştur. Finansal performans unsuru olarak marka değeri, hissedarlar, potansiyel yatırımcılar, kredi kuruluşları, tüketiciler ve rakipler açısından ayrı bir önem taşımakta ve karar süreçlerinde önemli bir değişken olarak yerini korumaktadır. Marka değeri işletmelerin en önemli varlıklarından biridir. Firmaların el değiştirmesi, alım-satım işlemleri, ticari birleşmeler, şirket evlilikleri gibi konular marka ve şirket değerleme uzmanlığına sahip kişi ve kuruluşların önemini gittikçe artırmaktadır. Şirket değerleme sürecinde marka değerinin tespit edilmesi özellikle birleşme ve satın almalarda önemli hale gelmiştir. Bu araştırmanın amacı marka değerinin firma değerlemede etkisinin olup-olmadığını; marka değeri ve firma değeri arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemektir. Bu araştırmada marka değeri ve marka değerlemesinde kullanılan yöntemlerin şirketlerin değer tespitleri yapılırken neden önemli olduklarına ilişkin kısa bilgiler verilmiştir. İkincil kaynaklardan yararlanarak yapılan bu çalışma nitel araştırma türlerinden biri olan belge tarama türündedir. Marka ve şirket değeri arasındaki ilişkinin tespit edilmesinin amaçlandığı bu çalışmada panel veri analizi yöntemi benimsenmiştir. Elde edilen bulgular daha önce yapılan çalışmalarla kıyaslanarak bir tartışma yürütülmüştür. Sonuçta marka değeri ile şirket değeri arasındaki bağlantının yeterince güçlü olmadığı, marka ya da şirket değerindeki artışın her zaman birbirlerine pozitif etki edemeyebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca farklı endüstri dallarında faaliyet gösteren şirketlerin sektör özellikleri, sermaye yapıları ve maliyetleri gibi çeşitli değişkenlere göre farklı şirket değerleme yöntemlerinin uygulanması gereği ilgili liteartür taramasında belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Şirket değerleme sürecinde şirket değerini etkileyen çeşitli faktörler mevcut olup, işletmelerin şirket değerleme nedenlerini iyi idrak etmeleri gerekmektedir. Şirket değerlemede kullanılan finansal tablolar iyi okunmalı ve analiz edilmelidir. Şirket değerleme adımlarının atılmasında karşılaşılan sorunların çözümünde profesyonel yardımcılara başvurulmalıdır.

DeğerlemeFirma değerlemesiMarka+3
Onur Dağdelen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Merkez bankası bağımsızlığının enflasyon ve enflasyon belirsizliği üzerine etkisi: BRICS-T ülkeleri örneği

İktisat teorisinde, fiyat istikrarını sağlamada merkez bankası bağımsızlığının önemi, siyasi ve parasal otorite arasında net bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir. Bu ayrım, ekonomik büyüme ve işsizlik gibi değişkenler üzerinde minimum etki sağlarken enflasyonu etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. 1970'lerde ortaya çıkan ve bugün de devam eden merkez bankası bağımsızlığının kurulması, merkez bankasını hükümet müdahalesinden korumayı ve böylece enflasyonist önyargıları hafifletmeyi ve hatta ortadan kaldırmayı amaçlayan vazgeçilmez bir düzenleyici önlem olarak görülüyor. Bu çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile hem enflasyon seviyeleri hem de enflasyon belirsizliği arasındaki ilişkiyi ampirik olarak inceleyerek mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Çalışmada, 1995-2017 dönemi BRICS-T ülkeleri verileri kullanılarak panel veri analizi ile incelenmiştir. Bulgular birkaç dikkate değer sonucu ortaya koymaktadır. İlk olarak, çalışma BRICS-T ülkelerinde merkez bankası bağımsızlığı düzeyi ile enflasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki tespit etmektedir. Bu, daha yüksek bir bağımsızlık derecesinin daha düşük enflasyon oranları ile ilişkili olduğu anlamına gelir. Ek olarak, çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile enflasyon belirsizliği arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki ortaya koymaktadır. Bu durum, bağımsızlık düzeyi arttıkça enflasyon belirsizliğinin de artma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, merkez bankası bağımsızlığı, enflasyon ve enflasyon belirsizliği arasındaki karmaşık dinamiklere ışık tutarak politika yapıcılar, merkez bankaları ve para politikası etkinliği ve makroekonomik istikrarla ilgilenen araştırmacılar için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu ilişkileri yönlendiren temel mekanizmaları araştırmak ve ülkeler ve zaman dilimleri arasındaki potansiyel farklılıkları değerlendirmek için daha fazla analiz yapılması garanti edilir.

BRICS-TBağımsızlıkEnflasyon+3
İzel Aksu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

An empirical study on the determinants of renewable energy consumption in African countries: Evidences from panel data analaysis

Renewable energy has a vital role in tackling the issue of energy poverty in Africa. The adoption of renewable energy systems can provide people with several important services, which in turn can enhance their quality of life and help alleviate poverty. The thesis dwells on the impact of various factors, including growth, FDI, financial development, natural resources, and trade, on the consumption of renewable energy in 15 African countries from 1980 to 2018. The study utilizes different panel techniques., such as CSD and CADF tests. The findings of the study suggest a positive long-term link among growth, FDI, and openness with renewable energy use. However, financial development and natural resources have a negative effect on the use of renewable energy. Additionally, the study's causality results indicate a bidirectional relationships between the series.

African countriesEnergy resourcesEnergy consumption+4
İbrahim Abdiwahab Adem
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sektör-ülke açısından ihracat çeşitlendirmesi ve ihracatı etkileyen faktörler: Türkiye üzerine bir uygulama

Türkiye son yıllarda orta ve uzun vadeli ihracat hedefleri belirlemiş, bu hedeflere ulaşmak için de strateji ve planlamalar yapmıştır. Söz konusu hedeflere ulaşabilmesi için ihracatın dengeli ve sürdürülebilir bir yapıda olması gerekmektedir. Bu bağlamda Türkiye'nin sektörel ihracat yapısının araştırılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin sektörel ihracatının ülke bazında çeşitlendirmesi ve sektörel ihracatını etkileyen temel faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda birinci aşamada Entropi Endeksi yöntemi kullanılarak Türkiye'nin sektörel ihracatının ülke bazında çeşitlendirmesi, ikinci aşamada Poisson Pseudo Maksimum Olabilirlik (PPML) yöntemi kullanılarak sektörel ihracatını etkileyen temel faktörler tespit edilmiştir. Çalışma, 2010-2019 dönemini ve SITC Rev4 Haneli 1'de sınıflandırılan 10 sektörü kapsamakta olup, toplam ihracat verileri Türkiye İstatistik Kurumu'ndan (TÜİK) alınmıştır. Çalışmada ayrıca Türkiye ve ithalatçı ülkelerin GSYİH'sı, ithalatçı ülkelerin Türkiye'den uzaklıkları, Türkiye'nin reel döviz kuru endeksi yıllık panel verileri kullanılmıştır. Yapılan çeşitlendirme analizine göre ihracat yapılan 10 sektörden 8'inde son yıllarda ülke çeşitlendirmesi söz konusudur. Bu durum pazarda ülke sayısının dengeli bir şekilde arttığını göstermektedir. Yapılan PPML analizi sonucunda ise Türkiye sektörel ihracatının ihracat partneri olan ülkenin GSYİH ile ülkeler arası uzaklığa duyarlı olduğu, reel döviz kur endeksi ile Türkiye'nin GSYİH'nin etkisinin sektörel bazda değiştiği görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'nin özellikle yakın coğrafyasında ekonomik olarak gelişme potansiyeline sahip ülkelerle ticaretini artırmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak Türkiye'nin sürdürülebilir ihracat performansı sergilemesi ve ihracat hacminde dünya sıralamasında ön sıralarda yer alabilmesi için pazar çeşitliliğini sağlaması ve yakın coğrafyası ile iyi ekonomik ilişkiler kurması gerekmektedir.

Panel veri modelleriSektörel analizÇeşitlendirme+1
Melisa Bolat
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye imalat sanayinde firma bazlı ihracatı etkileyen faktörler

Türkiye ekonomisi, Onuncu ve On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planları'nda uluslararası rekabet gücünü ve dünya ihracatındaki payını artırmak hedefiyle imalat sanayinde yüksek katma değerli üretimi, yeni teknolojilerin geliştirilmesini, yatırım ve ara malı ithalatını azaltmayı amaçlamıştır. Türkiye ekonomisinin imalat sanayisine verdiği bu önem çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye imalat sanayinde firmaların ihracatını etkileyen fakörler iki modelde ele alınmaktadır. Çalışmada ISIC Rev.4 Düzey 2 sınıflandırmasına göre 21 sektöre ait 2006-2019 yıllarını kapsayan veriler kullanılmaktadır. Sektörel ortalama ihracat verileri bağımlı değişken, sektörel reel efektif döviz kuru endeksi, sektörel ihracat ağırlıklı GSYH, sanayi üretim endeksi, çalışan saat başına üretim endeksi, brüt ücret maaş endeksi ve sanayi istihdam endeksi verileri bağımsız değişkenler olarak modelde yer almaktadır. Değişen varyans, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılığı sorunlarına karşı dirençli standart hatalar üreten sabit etkili Driscoll-Kraay tahmincisi kullanılmaktadır. Yapılan analiz sonucunda her iki modelde de sektörel reel efektif döviz kuru endeksi, sektörel ihracat ağırlıklı GSYH, sanayi üretim endeksi, çalışan saat başına üretim endeksi ve brüt ücret maaş endeksine ait değişkenler firma ihracatını pozitif ve anlamlı şekilde etkilemektedir. Ancak istihdam değişkeni ile firma ihracatı arasında kesin bir sonuç elde edilememiştir. Bağımsız değişkenler arasında firma ihracatına en yüksek etkiyi dış gelirdeki artış sağlamaktadır. Sektörel ihracat ağırlıklı GSYH hariç diğer değişkenlerdeki katsayıların oldukça küçük olduğu gözlemlenmiştir.

Firma performansıPanel veri modelleriReel döviz kuru+4
Ahmet Koluman
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk bankacılık sektörü piyasa yapısı ile mevduat bankalarının kârlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kâr birçok işletme için olduğu gibi bankalar için de finansal performansları ve varlıklarını sürdürülebilmeleri açısından önemli bir kriterdir. Türkiye'de finansal sistem içindeki önemli payı ile ekonominin itici gücü konumunda olan bankaların karlılıkları bankacılık sektörünün yanı sıra finansal sistemin etkin ve verimli çalışması açısından da önem arz etmektedir. Bu noktada, bankaların kârlılığını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması özellikle sektör temsilcileri, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve politika geliştiriciler açısından önemli görülmektedir. Bu tez çalışmasının amacı karlılık belirleyicilerinden birisi olarak kabul edilen ve rekabet düzeyinin bir göstergesi olarak ele alınan piyasa yapısı ile mevduat bankalarının karlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla, gösterge değişken olan HHI (Hirschman-Herfindahl İndeksi) ile özkaynak kârlılığı arasındaki ilişki karlılık üzerinde etkili olan diğer faktörlerin de modele dâhil edilmesi ile panel veri analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonuçları karlılık göstergesi olan özkaynak kârlılığı ile ilgili endeks arasında pozitif ve güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra elde edilen diğer bulgular TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), faiz oranı değişkenlerinin de karlılık üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal performans+5
Gizem Yalçin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşçi döviz gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki

Giderek artan işçi döviz gelirleri son yıllarda hem hükümetlerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için işçi döviz gelirleri önemli bir finansal kaynak durumundadır. İşçi döviz gelirlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyümeyi ne yönde etkilediği konusunda literatürde bir fikir birliğine rastlanmamıştır. Bu çalışmada işçi dövizlerinin 34 tane gelişmekte olan ülkede 2002 ile 2014 yılları arasında ekonomik büyüme üzerinde oluşturduğu olası etkinin yönü panel veri analizi ile literatüre katkıda bulunma amacı ile saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre işçi dövizlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır. Bundan başka, dışa açıklık, beşeri sermaye, yatırımlar büyüme oranlarını olumlu etkilerken; enflasyon ve GSYH ekonomik büyüme oranlarını negatif yönde etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, İşçi Döviz Gelirleri, Panel Veri Analizi

DövizDış TürklerEkonomik büyüme+4
Mehmet Erman Cander
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık sonuçları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık sonuçları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada, Sağlık Bakanlığı'nın hazırlamış olduğu "Sağlık İstatistikleri Yıllığı" ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden faydalanılmıştır. Çalışma, 2012-2019 yılları arasını kapsamaktadır. Araştırmada, sağlık hizmeti kullanım göstergeleri olarak sağlık kurumuna toplam başvuru sayısı, kişi başına hekime başvuru sayısı, yatak doluluk oranı ve toplam ameliyat sayısı; sağlık sonuçları göstergeleri olarak bebek ölüm oranı ve beş yaş altı ölüm oranı kullanılmıştır. Sağlık insangücünün ölçümü için ise; pratisyen hekim sayısı, uzman hekim sayısı, asistan hekim sayısı, hemşire-ebe sayısı, diş hekimi sayısı, eczacı sayısı ve diğer sağlık personeli sayısı alınmıştır. Sağlık insangücünün hizmet kullanımı ve sağlık sonuçlarına etkisinin ölçülmesi için panel veri analizinden yararlanılmıştır. Panel veri analizi hem yıllara göre hem de illere göre değişimin incelenmesine imkan sunması sebebiyle tercih edilmiştir. Analiz sonuçları sağlık insangücünün sağlık hizmet kullanımı ve sağlık sonuçlarını etkilediğini göstermektedir. Sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanım değişkenlerinden yalnızca yatak doluluk oranı üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Uzman ve pratisyen hekim sayısının sağlık kurumuna toplam başvuru sayısı üzerinde pozitif, diş hekimi sayısının ise negatif etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Kişi başına düşen hekime başvuru sayısı üzerinde diş hekimi ve eczacı sayısının pozitif etkisinin olduğu görülmüştür. Ameliyat sayısı üzerinde ise uzman hekim sayısının pozitif, pratisyen hekim ve diş hekimi sayısının ise negatif etkisi olduğu saptanmıştır. Son olarak sağlık sonuçlarının göstergesi olan bebek ve beş yaş altı ölüm oranları üzerinde uzman hekimlerin pozitif, pratisyen hekimlerin ise negatif etkisinin bulunduğu saptanmıştır. Çalışma sonuçlarının, mevcut veri seti üzerinden sağlık insangücünün niceliksel durumunu ortaya koyması açısından yazında önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Politika yapıcılar, araştırma sonuçlarını etkili bir sağlık insangücü planlaması için kullanabilir. Sağlık insangücü planlaması konusunda sağlık profesyoneli grupları arasındaki beceri karması ve coğrafi dengesizliklerin giderilmesi önerilmektedir. Sağlık profesyonellerini taşra bölgelerine çekmek için gerekli teşvik ve koordinasyon mekanizmalarının uygulanmasına odaklanılması gerektiği düşünülmektedir.

Panel veri modelleriSağlıkSağlık hizmetleri+3
Nazan Kartal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal sermayenin ekonomik büyümeye etkisi: Kamu kesimi etkililiğine dayalı ampirik bir inceleme

Bu çalışmanın amacı; sosyal bilimlerin ön planda yer alan gündemlerinden biri olan ve büyümenin kayıp halkası olarak görülen sosyal sermayenin, yıllık kişi başı gelir değişimi ile ifade edeceğimiz büyüme üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu çerçevede çalışmada; "Ülkelerin ekonomik büyüme performansı, teorinin ön plana çıkardığı fiziki ve beşerî sermaye birikiminin yanı sıra sosyal sermaye birikimine de dayanmakta mıdır?" ve "Sosyal sermayenin büyüme üzerindeki etkisinde iyi yönetişimle bağlantılı olarak kamu kesiminin etkililiği ve büyüklüğü belirleyici olmakta mıdır?" şeklinde 2 temel araştırma sorusundan yola çıkılmıştır. Araştırma soruları doğrultusunda, 120 ülkeye ait 2009-2019 dönemini kapsayan yıllık verilerin yer aldığı veri kümesi ile çalışılmıştır. Tüm ülkeleri kapsayan panel dışında IMF' in sınıflandırması baz alınarak; gelişmiş ekonomiler, yükselen piyasa ekonomileri ve düşük gelirli ekonomiler şeklinde 3 farklı panel daha elde edilmiştir. İlk araştırma sorusu için statik panel veri analizi, ikinci araştırma sorusu için ise Hansen' in (1999) eşik değer analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde; sosyal sermayenin büyüme üzerindeki etkisinin gelişmiş ekonomilerde kamu kesimi etkililiğine, düşük gelirli ekonomilerde kamu kesimi büyüklüğüne, yükselen piyasa ekonomilerinde ise her iki unsura da duyarlı olduğu görülmektedir. Öte yandan genel olarak sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönlü bir etkisi olduğu görülse de anlamlı bir ilişkinin bulunduğu iki durumda sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki düşük gelirli ekonomilerde kamu kesimi büyüklüğü hesaplanan eşik değerin üzerindeyken gözlemlenmektedir. İkincisi ise gelişmiş ekonomilerde kamu kesimi etkililiği hesaplanan eşik değerin altındayken ortaya çıkmaktadır. Tezin sonunda ise büyüme yaratan sosyal sermaye oluşumunu destekleyecek etkili bir kamu kesimine ilişkin politika önerilerine yer verilmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiKamu+3
Nazmiye Tekdemir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Central Bank independence and stability

This study examines the impact of stability and institutional indicators on Central Bank Independence (CBI) using a fixed effects panel data analysis for 51 countries from 2008 to 2017. Stability indicators include Past Inflation, Financial Depth, Trade Openness, Total Government Debt, Current Account Balance, and GDP per Capita, while institutional indicators encompass Control of Corruption, Government Effectiveness, Political Stability, Rule of Law, Voice and Accountability, and Regulatory Quality. The analysis adopts a broader measure of CBI developed by Romelli (2022). This paper aims to enrich the literature by investigating how these indicators shape the independence of central banks in the post-global crisis era, providing valuable insights for policymakers and shedding light on essential elements that affect the autonomy of central banks. It contributes to the existing literature by considering two additional important variables- Current Account Balance and Total Government Debt- which have been largely overlooked in previous studies. Based on the panel data analysis conducted with the Driscoll & Kraay robust estimator, while all models turned out to be statistically significant, only Past Inflation, Trade Openness, Government Debt, and Control of Corruption were statistically significant at the variable level. The remaining variables did not turn out to be significant in any model.

IndependenceFinancial institutionsFinancial deepening+7
Sait Can Özarslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ar-Ge harcamalarına yönelik mali teşvikler ve Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi

Günümüzde küreselleşme ile ülkeler arasında rekabet artmış, ucuz işgücü ve doğal kaynakların yanı sıra, teknolojik yenilikler üretim fonksiyonlarının önemli bir girdisi haline gelmiştir. Bu nedenle ülkelerin Ar-Ge faaliyetlerine sağladıkları teşvikler oldukça önem kazanmıştır. Bu çalışmada Ar-Ge, teknolojik gelişme ve yeniliğe dayalı ekonomik büyüme modelleri ile 21 OECD üyesi ülkenin Ar-Ge faaliyetlerine sağladıkları mali teşvikler incelenmiştir. Sonrasında ise Türkiye'de uygulanmakta olan yasal mevzuata ilişkin olarak detaylı açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın amacı patent başvuru sayıları, Ar-Ge faaliyetleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu nedenle, ulusal ve uluslararası alanda bu konuda yapılmış çalışmalara yer verilmiş ve 22 OECD üyesi ülkenin 1990-2019 dönemine ilişkin patent başvuru sayıları, Ar-Ge harcamaları ve ekonomik büyüme verileri ekonometrik bir model aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizde panel veri yöntemi kullanılmış olup, Pesaran CD yatay kesit bağımlılık testi, Pesaran Yamagata Delta homojenlik testi, Harris-Tzavalis panel birim kök testi, Westerlund eş bütünleşme testi, Pesaran CCEMG eş bütünleşme katsayı testi ve Juodis, Karavias ve Sarafadis Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analizde kullanılan değişkenler birimler arası korelasyon içerdiğinden, yatay kesit bağımlılığı durumunu göz önüne alan durağanlık testleri uygulanmış ve modelde yer alan serilerin birinci farklarında durağan hale geldiği tespit edilmiştir. Eş bütünleşme analizinde patent sayıları, Ar-Ge harcamaları ve ekonomik büyümenin yer aldığı modelde uzun dönemli eş bütünleşme ilişkisi olmadığı, ancak patent başvuru sayılarının yer almadığı modelde Ar-Ge harcamaları ile bağımlı değişken olan ekonomik büyüme arasında pozitif yönde eş bütünleşme ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ar-Ge harcamalarında meydana gelen %1'lik artışın bağımlı değişken olan ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönde ve %0,11 oranında etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan nedensellik analizi sonucunda ise ekonomik büyüme değişkeni ile Ar-Ge harcamaları değişkeni arasında pozitif ve çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıEkonomik büyüme+5
İsmail Barınır
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular