Periodontitis

132 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Periodontitise yatkınlıkta rol oynadığı düşünülen RSPO4 genine ait putatif bir düzenleyici bölgenin gen ifadesini hızlandırıcı etkisinin gösterilmesi

Periodontitis genetik, çevresel ve hayat tarzı faktörlerinin bir arada rol oynadığı, dişe özgü destek yapıların yıkımıyla karakterize kompleks hastalıklardan birisidir. Patogenezi ve yatkınlığı ile ilişkili genetik mekanizmalar henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. RSPO4 özellikle tırnak ve ekstremite gelişimi ile ilişkili mekanizmalarda rolünün yanı sıra kemik oluşumu ve olgun iskelette görev alan bir gendir. Porphyromonas gingivalis (majör periodontopatojen) kaynaklı oral enfeksiyona direnç gösteren spesifik fare hatlarında RNA dizi analizi sonucu RSPO4 ifadesinin arttığını gösteren bulgular RSPO4 gen regülasyonunun periodontal yıkıma dirençte rol oynadığını düşündürmüştür. Genom boyu ilişkilendirme çalışmaları, ENCODE verileri ve çeşitli hücre tiplerinde ChIP-dizileme analizleri; RSPO4'ün 3'UTR bölgesinde yer alan, transkripsiyon faktörü bağlanma bölgeleri olan, H3K4Me1 ve H3K27Ac histon modifikasyonlarına ve DNAz I aşırı duyarlılığına sahip, güçlü linkage disequilibrium değeri gösteren tek nükleotit polimorfizmleri görülen bir haplotip bloğun aşağı yönünde gen ifadesini hızlandırıcı etkisi olduğunu düşündürmüştür. Bu bilgiler ışığında ilgili kromozom bölgesinin periodontitis etiyolojisinde işlevi olan düzenleyici elemanlar içerdiği düşünülmüştür. Araştırmanın amacı bu putatif düzenleyici elemanların gen ifadesini hızlandırdığını doğrulamaktır. Bu amaçla putatif gen ifadesini düzenleyen bölge amplifiye edilip DNA dizi analizi ile doğrulanmış, firefly luciferase reporter vektörü (pgl4.24) içerisine klonlanıp ardından kompetan bakteriler içerisinde yüksek düzeyde ifadesi sağlandıktan sonra RSPO4'ün güçlü bir şekilde ifade edildiği SaOs-2 hücrelerine transfeksiyonu gerçekleştirilmiş ve putatif dizinin promotör aktivitesine olan etkisi lusiferaz assay ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda dizinin promotör aktivitesini azalttığı belirlenmiştir. Mevcut sonuçlar incelenen bölgenin gen ifadesini azaltıcı (repressör) bir bölge olduğunu ortaya koymuştur.

Dizi analizi-RNAGen ifadesiGenler+3
Hüseyin Gencay Keçeli
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontitis tedavisinde başlangıç periodontal tedavi uygulamasına ek olarak kullanılan diyot lazerin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; periodontitis tanısı almış bireylerde, başlangıç periodontal tedavi uygulamasına ek olarak uygulanan diyot lazerin periodontal tedavideki etkinliğinin klinik periodontal indeksler (Gingival İndeks, Plak İndeksi, Sondlamada Kanama, Sondlanabilir Cep Derinliği, Klinik Ataçman Seviyesi) ve biyokimyasal belirteçler (TNF-α, IL-1β, CTX) açısından değerlendirilmesidir. Çalışmamıza, 22 sistemik olarak sağlıklı, periodontitis hastası dahil edilmiştir. Başlangıçta, 1, 3 ve 6. aylarda klinik periodontal parametreleri kaydedilmiş ve DOS örnekleri toplanmıştır. Rastgele seçilen çenelerin bir tarafını kontrol grubu bir tarafını lazer grubu oluşturmuştur. Kontrol grubunda yalnız kök yüzeyi düzleştirmesi uygulanmış, lazer grubunda ise kök yüzeyi düzleştirmesine ilave olarak diyot lazer uygulanmıştır. Çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre, klinik parametrelerde her iki grupta da anlamlı bir düşüş izlenmiştir ancak gruplar arasında anlamlı bir fark izlenmemiştir.Biyokimyasal parametreler yönünden değerlendirildiğinde, TNF-⍺ ve IL-1ß seviyelerinde her iki grupta da başlangıç seviyelerine göre anlamlı bir düşüş meydana gelmiştir. CTXI seviyelerinde ise kontrol ve test grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Biyokimyasal parametreler yönünden gruplar arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Çalışmamızın sonucunda, periodontitis tedavisinde diyot lazer uygulamasının klinik ve biyokimyasal parametreler açısından periodontal tedaviye istatistiksel olarak anlamlı bir yarar sağlamadığı izlenmiştir. Bu konuyla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Periodontitis, Diyot lazer, TNF-⍺, IL-1ß, CTXI

BiyobelirteçlerDiyod lazerLazer diyodu+5
Damla Akbal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psoriazis ve periodontitisli hastalarda serum ve dişeti oluğu sıvısında yardımcı T hücre 9/17/22 sitokin düzeylerinin karşılaştırılması

Psoriazis ve periodontitis, ortak risk faktörlerini barındıran birbiriyle yakından ilişkili kronik immün aracılı iki inflamatuvar hastalıktır. İki hastalık arasındaki çift yönlü nedensel ilişki henüz tam olarak tanımlanamamış olsa da ortak immünpatogenezde interlökin (IL)-23/yardımcı T hücre (Th)17 yolağı suçlanmaktadır. Bu çalışma IL-9, IL-10, IL-17A, IL-21, IL-22, IL-23 ve IL-27'nin psoriazis ve periodontitis ortak patogenezinde rol oynayabileceği hipotezini test etmek amacıyla prospektif, karşılaştırmalı ve kontrollü, klinik bir çalışma olarak tasarlandı. Çalışmamıza Psoriazis (+)/Periodontitis (+) (n=20), Psoriazis (+)/Periodontitis (–) (n=20), Psoriazis (–)/Periodontitis (+) (n=20) ve Psoriazis (–)/Periodontitis (–) (n=20) olmak üzere 4 grup alındı. Serum ve dişeti oluğu sıvısı (DOS) IL-9, IL-10, IL-17A, IL-21, IL-22, IL-23 ve IL-27 düzeyleri, multipleks yöntemi ile belirlendi. Bireylerin periodontal durumları, diş sayısı, sondlama derinliği, plak indeksi, gingival indeks, klinik ataçman düzeyi ve sondlamada kanama değerlerinden oluşan periodontal klinik ölçümler ile değerlendirildi. Ek olarak bireylerden oral mukozada kandida kolonizasyonunu değerlendirmek için oral kandida sürüntü kültürü alındı. Gruplar arasında oral kandidiyazis sıklığı açısından istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0.214). Psoriazis (+)/Periodontitis (+) grup ile Psoriazis (–)/Periodontitis (+) grup karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı artmış ortalama sondlama derinliği, klinik ataçman düzeyi ayrıca azalmış diş sayısı ve DOS IL-27 düzeyi saptandı (tümü, p<0.05). Psoriazis (+)/Periodontitis (–) grup ve Psoriazis (–)/Periodontitis (–) grup karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı artmış ortalama sondlamada kanama değerleri ve serum IL-23 düzeyi saptandı (p=0.021 ve p=0.040). Psoriazis (+)/Periodontitis (+) grup ve Psoriazis (–) /Periodontitis (–) grup karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı artmış serum IL-17A, IL-22, IL-23 düzeyleri ile azalmış serum IL-21, DOS IL-17A ve IL-27 düzeyleri saptandı (tümü, p<0.05). Psoriazis hastalarında diş sayısı ile DOS IL-22 düzeyleri arasında ve DOS IL-27 düzeyleri ile klinik ataçman düzeyi ve sondlama derinliği arasında negatif korelasyon bulundu (tümü, p<0.05). Elde edilen sonuçlar psoriazis hastalarının daha kötü periodontal klinik ölçümlere sahip olduğunu ve her iki hastalığın ortak patogenezinde IL-17A, IL-21, IL-22 ve IL-27'nin yer aldığını düşündürmüştür. Psoriazis hastalarında artmış serum IL-22 düzeyleri ve azalmış DOS IL-27 düzeyleri periodontitis komorbiditesi varlığı açısından riskli bireylerin belirlenmesinde yardımcı olabilir.

GingivaGingival oluk sıvıPeriodontal hastalıklar+5
Öykü Durmuş
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı eğitim düzeylerinin güncel sınıflama ölçütleri uyarınca tanımlanan periodontitisli olgularda tedavi planlaması üzerindeki olası etkilerinin değerlendirilmesi

Periodontal ve Periimplant Hastalıkların ve Durumların Sınıflandırılması Dünya Çalıştayı 2017 yılında, güncel bir periodontitis vaka tanımlama sistemini tanıtmıştır. Bu çalışmada amaç, güncel periodontal hastalıklar sınıflaması kullanılarak, periodontoloji uzmanları, asistanlar ile diş hekimliği öğrencileri arasında periodontitis vakalarının tanısında ve tedavi planlamasındaki uyum düzeyini değerlendirmektir. Katılımcılara 10 perioodontitis vakasından oluşan bir anket sunulmuş ve tanıyı evre, derece ve dağılım yönünden belirledikten sonra tedavi seçenekleri işaretlemesi istenmiştir. Tüm katılımcıların evre, derece ve dağılım için anlaşma düzeyleri orta veya daha düşük düzeyde bulunmuştur (κ=0,366; 0,222; 0,222). Derece yönünden ise gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p=0,012). Uzmanların kendi aralarındaki tutarlılığı ise dağılım daha yüksek olmak üzere evre, derece ve dağılım için orta düzeyde bulunmuştur (κ=0,498; 0,400; 0,500). Tedavi yanıtlarında uzmanlar, asistanlar ve öğrencilere kıyasla daha doğru cevaplar vermiştir. Öğrenciler arası uyumun cep eliminasyonu için tedavilerde ve furka tedavisinde uzmanlar ve asistanlara göre daha düşük seviyede olduğu görülmüştür. Sonuç olarak öğrenciler başta olmak üzere tüm katılımcılar tanı ve tedavi planlamasında düşük uyum göstermiştir. Bu uyumsuzluk tanının derece değerlendirmesinde evreye göre çok daha belirgindir. Mevcut sonuçlar klinisyenlerin güncel sınıflamaya ait tanı ve tedavi planlaması bilgilerinin artırılması gerektiğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla güncel periodontitis tanı ve tedavi planlaması hatalarını azaltmak, optimal tedavi planı yapmak adına kanıta dayalı diş hekimliği ürünleri olan tedavi kılavuzlarının klinik uygulamalarda daha fazla kullanımı önerilmektedir.

Diş hekimliğiPeriodontal hastalıklarPeriodontitis+4
Ceren Kütük
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Evre 3-4 periodontitisli hastalarda alt 1. molar dişlerin kök morfolojisi ile periodontitis yıkım düzeyi ve yıkım hızı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Amaç: Diş kökü morfolojisi ve boyutları periodontal hastalık için lokal risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı kök genişliği başta olmak üzere kök morfolojisinin, periodontitis yıkım hızı ve yıkım düzeyi üzerine olan etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı'na başvurmuş hastaların panoramik radyografileri ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografileri incelendi. Ayrıca bu hastaların bir kısmının arşivde mevcut olan klinik muayene bilgileri de değerlendirildi. Bir grup periodontitis olmayan hastanın da kontrol grubu olarak panoramik radyografileri ve klinik muayene bilgileri değerlendirildi. Araştırma raporu oluşturulurken, anlamlılık düzeyi için %95 güven aralığı kullanıldı. Bulgular: Toplam 108 birey çalışmaya dahil edildi. Katılımcıların %47,2'si kadın iken, %52,8'i erkektir. Katılımcıların yaş ortalaması 40,27 olarak belirlendi. Tüm katılımcıların yıkım miktarı (radyografik kemik kaybı, RKK) ortalaması 4,02 mm, yıkım hızı (RKK/Yaş) ortalaması 0,98, yıkım düzeyi (kemik kaybı yüzdesi, RKK/KU) ortalaması 28,45 olarak saptandı. Kök morfolojisi ölçümlerine bakıldığında ise kök uzunluğu (M)'nin 14,32, kök uzunluğu (D)'nin 13,88, kök gövde uzunluğunun 4,20, kök genişliği ortalaması (K)'nın 3,62, kök genişliği ortalaması (O)'nun 2,92, kök genişliği ortalaması (A)'nın 2,21 ortalamaya sahip olduğu saptandı. Tüm kök genişliği ortalaması ölçümleri RKK, RKK/Yaş, RKK/KU ile istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif ilişki gösterdi. Kök gövde uzunlukları ile RKK, RKK/Yaş, RKK/KU istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif ilişki gösterdi. 36 ve 37 numaralı dişleri karşılaştırdığımızda, 36 numaralı dişlerin RKK, RKK/Yaş, RKK/KU ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek saptandı. Bu dişlerin kök genişliklerine bakıldığında ise tüm kök genişliği ortalamaları 36 numaralı dişlerde istatistiksel anlamlı olarak daha düşük bulundu. Panoramik radyografi ölçümleri ile konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ölçümleri karşılaştırıldığında, aralarında belirli düzeyde bir fark olduğu ancak bu farkın tüm ölçümlerde tutarlı olduğu belirlendi. 36 ve 46 no'lu dişlerinde farklı düzeylerde yıkım görülen hastalarda, yıkım düzeyi ile kökün orta üçlü (-0,650) ve koronal üçlü seviyesindeki genişlikleri (-0,588) arasında istatististiksel olarak anlamlı düzeyde negatif korelasyon olduğu görüldü. Kök boyu ile yıkım düzeyi arasında korelasyon görülmedi (-0,068). Araştırmanın bulguları; orta üçlüde kök genişliği 3,225 mm'den az (özgüllük 0,848) ve apikal üçlüde 2,425 mm'den az olmasının (özgüllük 0,922) hastalık derecesi ve evresi için eşik değerler olduğu görülmektedir. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları; Evre 3 ve 4 periodontitisli hastalarda orta ve apikal üçlü seviyesinde kök genişliğinin az olmasının kemik kaybı yüzdesi ve peridontal hastalık derecesi açısından belirleyici olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: periodontitis, kök genişliği, kök morfolojisi, yıkım hızı, yıkım düzeyi

Periodontal hastalıklarPeriodontitis
Murat Haktan Durmaz
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Cerrahi olmayan periodontal tedavi ile birlikte diode laser uygulamasının etkinliğinin klinik ve biyokimyasal olarak değerlendirilmesi

Periodontitis lokal ve sistemik etkenlere bağlı olarak gelişen, kompleks etiyolojiye sahip, periodontal dokularda yıkıma yol açan enfeksiyöz bir hastalıktır. Konak kaynaklı enzimler, sitokinler ve proinflamatuar belirteçler bu yıkımda rol oynayan ana elemanlardandır. Tedavisinde cerrahi olmayan veya cerrahi yöntemler ile birlikte laser uygulaması gibi yeni teknikler kullanılır. Bu çalışmanın amacı; periodontitis tedavisinde cerrahi olmayan tedaviye ek diode laser uygulamasının etkinliğini klinik ve biyokimyasal olarak değerlendirmek ve incelenen biyokimyasal parametrelerin biyobelirteç olarak kullanılabilme potansiyellerini değerlendirmektir. Bireyler "Cerrahi Olmayan Periodontal Tedaviye Ek Olarak Diode Laser Uygulanan Bireyler" (Laser grubu, n=15) ve "Cerrahi Olmayan Periodontal Tedavi (SRP) Uygulanan Bireyler" (Kontrol grubu, n=15) olarak iki gruba ayrıldılar. Kontrol grubunda bireylere yalnızca cerrahi olmayan periodontal tedavi uygulanırken; laser grubunda bu tedaviye ek olarak diode laser uygulaması yapıldı. Tüm bireyler tedaviden sonra 1. ay ve 3. ayda muayene edildi. Klinik parametreler (cep derinliği, klinik ataçman kaybı, sondlamada kanama, gingival indeks, plak indeksi) ve dişeti oluğu sıvısı (DOS) örneklemesi her kontrolde elde edildi. DOS örneklerindeki IL-1β, IL-10, IL-17, OPG, RANKL, TWEAK, Sklerostin düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçüldü. Klinik parametreler iki grupta da zaman içinde sağlık yönünde anlamlı değişim gösterirken, laser grubunda 1. ayda sondlamada kanama değerleri ve DOS hacmi; 3. ayda DOS hacmi ve klinik ataçman kaybı değerleri kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldı. DOS örneklerindeki IL-17, TWEAK, Sklerostin düzeyleri zaman içinde iki grupta da anlamlı değişim gösterirken; laser grubunda kontrol grubuna göre 3. ayda IL-17 düzeyi anlamlı miktarda düşük çıktı. Tedavi gruplarında zaman içerisinde klinik ve biyokimyasal değişimler iki yöntemin de periodontitis tedavisinde başarılı olduğunu gösterdi. Diode laser uygulamasının periodontal iyileşmeye etkisinin sınırlı düzeyde olduğu kaydedildi. DOS içeriğindeki miktarları anlamlı düzeyde değişen IL-17, TWEAK, Sklerostin ile klinik parametrelerle korelasyon gösteren IL-1β ve RANKL'ın periodontitis teşhisinde biyobelirteç olarak kullanılması hedefine katkı sağlaması açısından değerlidir.

Gingival oluk sıvıLazer diyoduLazer tedavisi+5
Ali Tuğrul Gür
Hacettepe University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik ve agresif periodontitis hastalarına ait doku örneklerinin transkriptomlarının karşılaştırması

Kronik ve Agresif Periodontitis Hastalarına Ait Doku Örneklerinin Transkriptomlarının Karşılaştırması Periodontal hastalıktaki yıkım, duyarlı bir konağın immün tepkisini tetikleyen bir bakteriyel tehdit ile başlar. Genetik faktörler, periodontitis duyarlılığını belirlemek için bireylerin biyofilm dahil olmak üzere birçok çevresel ajanla nasıl etkileşime girdiğini modüle eder. 2017 periodontal hastalık sınıflamasına göre "periodontitis" başlığı altında birleştirilen agresif ve kronik periodontitisin doku cevabında farklılıklar olabileceği, klinik olarak iyileşme gözlense dahi genetik altyapısı nedeniyle gen ekspresyonlarında farklılıklar olabileceği hipotezinden hareketle çalışmamızın amacı; agresif ve kronik periodontitis hastalarında, hastalığın aktif döneminde ve klinik olarak iyileşmenin gözlendiği dönemde elde edilen doku örneklerinin transkiptomlarının karşılaştırılarak gen ekpresyonu seviyesinde bu iki hastalık arasındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya çıkarılmasıdır. GEO veri tabanındaki periodontitis tanısı konmuş, dişeti dokusunda çalışmış mikrodizi veri setleri arasında "Periodontitis", "Homo sapiens", "gingival tissue" anahtar kelimeleri kullanılarak, "diziye göre ifade profili oluşturma" çalışma türü seçilerek çıkan sonuçlar arasından dişeti dokusunda çalışmış veri setleri bulundu. Dahil edilme kriterlerine uyan dört veri setinde, GSE79705, GSE10334, GSE16134 ve GSE23586, GEO2R'da örnek gruplarının ikili karşılaştırmaları yapıldı. Tanımlanan DEG'ler içindeki keşisen ve ortak olmayan genleri belirlemek için Venn şeması kullanıldı. Diferansiyel gen ekspresyonu (kat değiştirme), gen ontolojisi (GO; biyolojik süreç), yolak zenginleştirme ve protein-protein etkileşim ağı analizleri yapıldı. Agresif periodontitis geçmişi olan sağlıklı dokularda mitokondriyel aktivite, oksidatif fosforilasyon, ROS üretimi ile ilişkili genlerin (NDUFA1, NDUFA11, NDUFA12, NDUFA13, NDUFA2, NDUFA3, NDUFA7, COX7A2, COA6, ROMO1) ifadelerinde artış gözlendi. Bunun yanında aktif hastalık dönemiyle ortak olarak; antijen işleme ve sunumu, osteoklast farklılaşması, apopitoz, NK aracılı sitotoksisite ile ilişkili genlerin (IL-6, TLR2, IFNAR1, TNFSF11, LY96, CD40, FCGR2A) ifadesinde artış izlenirken epitelyal farklılaşma, epitel gelişimi, hücre-hücre sinyalizasyonuna dair ifadede azalma görüldü. Kronik periodontitis geçmişi olan sağlıklı dokularda ise inflamtuar süreçlere dair artmış bir yanıta rastlanılmamışken, antijen işlenmesi ve sunumu, lökosit aracılı sitotoksisitenin düzenlenmesi ve sistemsel süreçlere dair yolakların ifadesinde azalma görüldü. Agresif periodontitis geçmişi olan sağlıklı dokularda aktif hastalık dönemi ile benzer olarak inflamatuar yanıt ile ilişkili genlerin ifadesinde gözlenen artış, klinik olarak sağlıklı olsa da doku cevabı açısından bu dokuların artık sağlıklı olarak kabul edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: agresif periodontitis, karşılaştırmalı transkriptom analizi, kronik periodontitis

Periodontal hastalıklarPeriodontiPeriodontitis+1
Canan Boz Özüvar
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontal inflamasyonda hipoksi ve kinürenin yolağı etkileşimin değerlendirilmesi

Periodontitis tüm dünyada oldukça sık görülen enfeksiyöz inflamatuar bir hastalık olup patofizyolojisinde aydınlatılmaya muhtaç birçok nokta vardır. Mevcut literatür verileri değerlendirildiğinde hastalık patogenezinde konak kaynaklı çeşitli enzimlerin ve serbest oksijen radikallerin önemli birer faktör olduğu görülmektedir. KY, TRP metabolize edildiği birincil yolaktır ve konak-mikrobiyom etkileşimini içeren biyolojik süreçleri düzenlemek için birkaç biyoaktif metabolit (KYN, KYNA, 3OHKYN gibi) üretir. Bu çalışmadan elde ettiğimiz veriler doğrultusunda KY'nin oral bakteriyel enfeksiyon ve immün inflamatuar bir hastalık olan periodontitiste kritik bir rol oynayabileceğini ve periodontal hastalık-sistemik hastalık ilişkisinde bir köprü görevi görebileceğini düşünmekteyiz. Bu nedenle yine periodontal hastalıkta önemli olan hipoksi ve oksidatif stresin bu yolak ile ilişkisi ve periodontal hastalık üzerindeki etkilerinin araştırılmasının literatür için önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmamıza amacımıza uygun olarak sistemik olarak sağlıklı generalize Evre III teşhisi konulmuş 20 periodontitis hastası ve 20 periodontal açıdan sağlıklı birey dahil edildi. Elde edilen materyaller Tandem Mass Kütle Spektrometresi (LC-MS/MS) ve ELISA yöntemiyle değerlendirdik. Çalışmamız sonucunda tüm klinik periodontal parametreler periodontitis grubunda istatistiksel değerlendirmeler sonucu anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0.05). Serum ve tükürük TRP seviyeleri periodontitis grubunda kontrol grubundan istatistiksel yönden anlamlı düşük bulunmuştur (p<0.05). Serum KYN/TRP oranı, KYN, KYNA ve PA seviyeleri periodontitis grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0.05). Tükürük KYN/TRP oranı, 3OHKYN ve PA seviyeleri periodontitis grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuçlarımız, KP'nin periodontal hastalıkta aktif bir yol olduğunu ve bu yolun düzensizliğinin periodontal hastalığın patogenezinde ve seyrinde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

HipoksiKinüreninPeriodontal hastalıklar+2
Ardita Koçi
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontitisli bireylerin tükürük ve serum örneklerinde 8-hidroksideoksiguanozin (8-OHDG) ve forkhead BOX-O1 (FOXO1) seviyelerinin değerlendirilmesi

Periodontitisli Bireylerin Tükürük ve Serum Örneklerinde 8-Hidroksideoksiguanozin (8-OHDG) ve Forkhead BOX-O1 (FOXO1) Seviyelerinin Değerlendirilmesi Periodontitis; diş destek dokularının yıkımı ve konak enflamatuar immün cevabın bozulmasıyla karakterize kronik bir hastalıktır.Periodontal doku yıkım mekanizmasında esas olarak, proteolitik enzimler ve inhibitörleri ile reaktif oksijen türleri (ROT) ve antioksidan (AO) sistem arasındaki homeostatik dengenin bozulması yer alır.ROT ekstraselüler matriks bileşenlerinin depolimerizasyonunda, lipit peroksidasyonunda, antiproteazlar gibi enzimlerin oksidasyonunda, proenflamatuar sitokinlerin indüksiyonu ve DNA hasarında aktiftir.Aşırı ROT aktivitesiyle birlikte antioksidan eksikliğinin doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak redoks duyarlı transkripsiyon faktörlerinin aktivasyonu gerçekleşir ve inflamatuar süreç başlar. Periodontal doku hasarı meydana gelir.8-hidroksideoksiguanozin (8-OHdG) DNA tamiri ile vücut sıvılarına salınan oksidize bir nükleozittir. Yapılan çalışmalar vücut sıvılarındaki 8-OHdG'nin bir oksidatif stres belirteci olarak görev yaptığını ve kronik enflamatuar hastalıkları da içeren bozukluklarda oksidatif hasarı değerlendirmede kullanıldığını göstermiştir. FoxO'lar, Forkhead süper ailesinin O (diğer) sınıfının üyeleridir. Bu sınıfın dört üyesi şu anda bilinmektedir, FoxO1, FoxO3, FoxO4 ve FoxO6.Aktif FOX-O, ROT'u bozan enzimlerin indüksiyonu yoluyla oksidatif stresten korunmada rol oynar FoxO ayrıca, O2'nin H2O2'ye dönüşümünü katalize eden manganez süperoksit dismutazın (MnSOD) transkripsiyonu yoluyla oksidatif stresi antagonize eder.Ayrıca FoxO1, antioksidan enzimleri yükselterek oksidatif strese direnir. Bir transkripsiyon faktörü olan FOX-O1 proteini; hücrenin hayatta kalması ve farklılaşması, reaktif oksijen türlerinin (ROT) azaltılması ve apoptoz dahil olmak üzere bir dizi hücresel süreçte anahtar düzenleyici olarak görev alır. FoxO1'in antioksidan savunmayı geliştirmedeki rolü, FoxO1'i periodontitis tedavisinin aday hedefi olarak gösterir.Diğer taraftan kardiyovasküler hastalık,beyin ve iskelet kas hastalıkları gibi bazı sistemik hastalıklarla ilişkisi ortaya konmuştur.Ancak yine inflamatuar bir hastalık olan periodontitis ile ilişkisi hakkında yeterli veri mevcut değildir.Çalışmamızın amacı; periodontitisli bireyler ve periodontal olarak sağlıklı bireylerin serum ve tükürük örneklerinde FOX-O1 ve 8-OHdG seviyelerinin saptanması ve aynı zamanda bu belirteçlerin birbirleri ile ve periodontal klinik parametreler ile ilişkisinin değerlendirilmesidir.Bu amaçla çalışmaya generalize evre III derece C periodontitis tanısı konmuş 19 , generalize evre III derece B periodontitis tanısı konmuş 20 ve periodontal ve sistemik olarak sağlıklı 20 hasta dahil edilmiştir.59 bireyden elde edilmiş olan serum ve tükürük örneklerinde FoxO-1 ve 8-OHdG seviyeleri ELISA yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir.Tüm klinik periodontal parametreler (PI, CD, SKİ, KAK), her iki periodontitis grubunda K grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0.05).8-OHdG tükürük seviyeleri her 2 periodontitis grubunda kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulunmuştur.FOXO1 tükürük seviyeleri ise her 2 periodontitis grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düşük seviyede bulunmuştur.Tüm klinik periodontal parametreler tükürük 8-OHdG seviyesi ile orta dereceli pozitif korelasyon göstermektedir (sırasıyla CD için r= 0.570, SKİ için r= 0.573, PI için r= 0.470, KAK için r= 0.600). Tükürük FOXO1 seviyesi sadece SKİ ile düşük dereceli negatif korelasyona sahipken (r= -0.336) diğer klinik parametreler ile korelasyon göstermemektedir. Tükürük FOXO1 seviyesi; 8-OHdG tükürük seviyesi ile düşük dereceli negatif korelasyona sahiptir. (r= -0.395)Bu günkü literatür bilgilerimizle periodontal hastalığın, inflamatuar karakteri gereği artmış oksidatif stres ve azalmış antioksidan seviyenin artmış inflamasyon, endotelyal ve mitokondriyal disfonksiyon ve apopitozis gibi çeşitli destruktif mekanizmaları aktive ettiği bilinmektedir. Bu nedenle DNA hasarını ve oksidatif stresi gösteren önemli bir parametre olan 8-Ohdg seviyelerinin hastalık gruplarında artmış olması beklenen bir sonuç olup literatür verileri ile uyumludur.Doku homeostazında önemli fonksiyonları olan FoxO-1'in özellikle oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir ancak periodontal inflamasyonda doku homeostazının oksidanlar lehine bozulmuş olması azalmış FoxO-1 seviyesi ile uyumludur.FOX-O1'in antioksidan savunmayı desteklemedeki rolü, FOX-O1'in periodontitis tedavisinin aday bir hedefi olduğunu düşündürebilir. İleride yapılacak çalışmalarla FOXO1'in periodontitis tedavisindeki yeri açıklanmaya çalışılmalıdır. Anahtar sözcükler: Periodontitis, 8-Hidroksideoksiguanozin (8-OHdG), Forkhead Box-O1 (FOXO1), Oksidatif Stres

8-hidroksi deoksiguanozinOksidatif stresPeriodontal hastalıklar+2
Elif Selin Gürbüz
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitisli hastalarda periodontal tedavi öncesi ve sonrası çiğneme performansının ve ağız sağlığıyla ilişkili yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Çiğneme besin maddelerinin yutulmaya hazır hale gelmesi için yapılan ve nöromuskuler reflekslerden oluşan, nöromuskuler sistem tarafından yönetilen mandibular bir harekettir. Alveolar kemik, dişler, TME, kaslar ve ligamanlar ile periodontal ligament sağlıklı olduğunda çiğneme sisteminde okluzal bir uyum vardır. Bu uyum varlığında çiğneme sisteminin tüm bileşenleri fonksiyonel streslere dayanabilirler ve hastaların ısırma ve çiğneme yetenekleri yeterlidir. Dişlerin periodontal alan miktarının ısırma kuvvetini ve çiğneme performansını etkilediği bilinmektedir. Periodontitis nedeni ile ataşman kaybı olmuş dişlere yüksek miktarda ısırma kuvveti uygulandığında periodontal mekanoreseptörlerden iletilen bilgilerle ağrı hissedildiği ve refleks inhibisyonu nedeniyle çenenin açıldığı, bunun sonucunda da ısırma kuvvetinin dolayısıyla çiğneme performansının azaldığı bildirilmiştir. Ayrıca kronik periodontitis dişlerin farklı derecelerde mobilitesine neden olabilir. Mobilitenin çiğneme performansını azalttığı gösterilmemiştir ancak genel olarak mobil bir dişin çiğnemeye olumsuz etkisi olacağı düşünülmektedir. Ağız Sağlığı ile İlgili Yaşam Kalitesi, ağız sağlığının genel sağlık üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirip Dünya Sağlık Örgütü'nün yapı-fonksiyon-yeterlilik-katılımcılık modelini temel alarak geliştirilmiş, hastaların ağız sağlıkları ile ilgili algılarını ortaya koyan çalışma alanıdır. Ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi, ağız sağlığı araştırmalarında, klinik araştırmalarda ve klinik işlemlerin sonuçlarının incelenmesinde kullanılmaktadır. Çeşitli semptomları, problemleri ve hastaların ruhsal durumlarını sorgulayan çok yönlü ölçekler olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmanın birincil amacı generalize kronik periodontitisli hastaların cerrahi olmayan ve cerrahi periodontal tedaviler sonrasında çiğneme performanslarının, diş mobilitelerinin, ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitelerinin ayrı ayrı ve birbirleriyle ilişkilerinin değerlendirilmesidir. İkincil amaç ise generalize kronik periodontitisli hastaların çiğneme performanslarının, diş mobilitelerinin ve ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitelerinin sağlıklı hastalarla kıyaslanmasıdır. Çalışmaya 20-45 yaş aralığında, 40 generalize kronik periodontitis hastası (20 test grubu, 20 kontrol grubu) dahil edilmiştir. Hastaların tedavi öncesinde, cerrahi olmayan ve cerrahi periodontal tedavilerden dört hafta sonra çiğneme performansları, mobiliteleri ve ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kaliteleri değerlendirilmiştir. Çiğneme performası değerlendirmesinde hastalardan, silikon bir ölçü maddesinden küçük küpler haline getirilerek oluşturulan yapay test materyalini çiğnemeleri istenmiştir. Çiğnenen test materyali çoklu bir elek düzeneğinde incelenmiştir. Mobilite ölçümleri Periotest M® ile objektif sonuçlar alınarak gerçekleştirilmiştir. Ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi ölçümleri ise ağız sağlığı etki profili ölçeğinin kısa formu olan OHIP-14'ün Türkçe versiyonu ile yapılmıştır. Generalize kronik periodontitisin cerrahi olmayan ve cerrahi tedavisinin, çiğneme performansını ve ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesini artırdığı kanıtlanmış ancak kısa dönemde mobiliteye bir etkisi olmadığı bulunmuştur. Sağlıklı bireylerin generalize kronik periodontitisli hastalara göre çiğneme performansının ve ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitelerinin yüksek, mobilite değerlerinin düşük olduğu gözlenmiştir.

Ağız sağlığıPeriodontal hastalıklarPeriodontitis+3
Ali Ursavaş
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigara içen periodontitis hastalarında cerrahi olmayan periodontal tedavinin yaşam kalitesi üzerine etkisi

Ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi, ağız sağlığının genel sağlık üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirip, bireylerin ağız sağlıkları ile ilgili algılarını ortaya koyan çalışma alanıdır. Günümüzde sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde ağız içi problemlerin etkisini değerlendiren birçok anket sistemi bulunmaktadır. Objektif klinik ölçümlerin hastalığın yaşam kalitesi üzerine etkilerini tam olarak gösterememesinden dolayı, ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi ölçekleri geliştirilmiştir. OHIP (Oral Health Impact Profile) 14 ölçekleri, yaşam kalitesi ile ilgili çalışmalarda en yaygın ve güvenilir olarak kullanılan ölçektir. 14 sorudan oluşan anket hastaların ilgili problemi ne derecede yaşadığını ölçmektedir. Anket sonuçlarının skorlaması 4 lü Likert sistemi ile belirlenir ve skorun yüksek olması yaşam kalitesinin bozuk olduğunu göstermektedir. Periodontitis, diş destek dokularının yıkımı ve konak enflamatuar immun cevabın bozulmasıyla karakterize bir hastalıktır. Kronik periodontitis ise enflamasyona bağlı olarak, dişi destekleyen dokulardaki alveolar kemik ve ataçman kaybı ile karakterize, enfeksiyoz bir hastalıktır. Dişlerin yüzde 30undan fazlasının etkilendiği durumlarda generalize kronik periodontitis olarak sınıflandırılmaktadır. Sigara kullanımı periodontal hastalıkların başlangıcı ve ilerlemesi ile ilgili büyük sebeplerden biridir. Yapılan klinik çalışmalarda sigara kullanımı var veya yok şeklinde kriterlerin belirlenmesi sonuçların detaylandırılması ile ilgili problemler yaratmaktadır. Bu problemlerin azaltılması amacıyla sigara kullanan bireylerin hangi tip sigara içicisi olduğunun belirlenmesi, sonuçların yorumlanması açısından araştırmacılara daha çok bilgi sağlamaktadır. Fagerstrom testi sigara alışkanlığının ne tip olduğunu 6 adet soru ile belirleyerek 5 tip sigara içicisi grubu oluşturduktan sonra demografik verilerin daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlamaktadır. Cerrahi olmayan periodontal tedavi, supra ve subgingival biyofilm ve diş taşının uzaklaştırılması, uyumsuz restorasyonlar gibi yerel hazırlayıcı faktörlerin giderilmesi ve çürük lezyonların tedavisi sağlanarak kapsamlı günlük plak kontrolünün uygulandığı, gerekiyorsa periodontal-sistemik durum arası ilişkinin kontrol altına alındığı bir tedavi anlayışıdır. Çalışmamız, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalına başvuran hastalardan sigara içen ve generalize kronik periodontitis teşhisi konmuş hastalarda yapılmıştır. Hastaların Fagerstrom testi yardımı ile hangi tip sigara içicisi olduğu belirlenmiş, tüm gruplara cerrahi olmayan periodontal tedavi uygulanmıştır. Tedavinin yaşam kalitesine olan etkilerini incelemek amacıyla OHIP 14 TR anketi tedavi öncesinde ve sonrasında hastalara uygulanmıştır. Çalışmamızda sigara kullanan ve periodontitis teşhisi konmuş 96 birey katılmıştır. Cerrahi olmayan periodontal tedavi sonrası en çarpıcı yaşam kalitesi değişimi evre IV grubunda görülürken, en az değişim hastalığın daha hafif seyrettiği evre I grubunda gözlemlenmiştir. Fagerstrom test sonuçlarına göre çok hafif bağımlılık gösteren grupta cerrahi olmayan periodontal tedavi sonrası yaşam kalitesi skor değişimi daha fazla görülürken, çok ileri derecede bağımlı olan gruplarda tedavi sonrası çok daha az oranda yaşam kalitesi skorları değişimi gözlemlenmiştir. Bu durum sigara kullanım yoğunluğunun periodontal problemlerin semptomlarının hissedilebilirliğini azaltmasına bağlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Fagerstrom Test, Generalize Kronik Periodontitis, OHIP 14 TR, Yaşam Kalitesi

Ağız sağlığıPeriodontal hastalıklarPeriodontitis+4
Kardelen Başol
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of mucoadesive gel containing propolis in rats with experimental periodontitis

Objective: In this study, it was aimed to examine the effects of locally applied mucoadhesive gel containing propolis in the experimental periodontitis model created in rats, biochemically and histopathologically. Materiyal end metod: In the study, 35 Sprague Dawley male rats with an average weight of 200-250 g were used. In order to induce periodontitis, 3/0 silk suture material was passed submarginally to the right mandibular first incisor under appropriate anesthesia and the knot was tied in the vestibule. On the 11th day following the removal of the ligature, these ligatures were removed again under anesthesia and the groups were given a mucoadhesive gel containing 50 mg and 100 mg of propolis; The gel prepared with chitosan used in mucoadhesive gel preparation was applied to the control group rats every day with the same method. No gel was applied to the negative control group. As a healthy control group, 7 rats were housed in different cages in the same experimental room without ligature and gel application. On the 8th day, intracardiac blood samples were collected under general anesthesia. Then, euthanasia was performed by cervical dislocation. Appropriately removed gingival tissues were taken into buffer solution for histopathological examinations. IL-1, IL-6, TNF-α and CRP levels were measured in an ELISA device using commercial test kits. Hemogram measurements were performed on a blood count device. The results obtained were evaluated using appropriate statistical methods. . Results: According to the results obtained, it was observed that the mucoadhesive gel containing propolis caused a non-statistical decrease in serum CRP, IL-1, IL-6 and TNF-α levels. Conclusion: According to the results obtained from this study, the application of mucoadhesive gel containing propolis may contribute to the reduction of periodontal inflammation, the prevention of tissue destruction and healing. Keywords: Mucoadhesive gel, periodontitis, propolis, rat

Animal experimentationHistochemistryPeriodontitis+2
Ömer Ebrem
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Clinical and radiographic comparison of platelet rich fibrin combined with bovine derived xenograft versus bovine derived xenograft alone in the treatment of periodontal intrabony defects

The aim of the present study was to compare the clinical and radiographic effects of platelet rich fibrin (PRF) combined with bovine derived xenograft (BDX) to the use of BDX alone in the treatment of periodontal intrabony defects of advanced chronic periodontitis patients. Twenty advanced chronic periodontitis patients with a mean age of 45.60 ± 10.01 were enrolled in the present study. A total of 92 periodontal intrabony defects with an associated probing depth (PD) of ≥ 5 mm and an intrabony component of ≥ 3 mm were treated with either PRF + BDX or BDX alone. At baseline and 12 months after surgery, plaque and sulcus bleeding indices, PD, marginal soft tissue level, relative attachment level, relative bone level together with radiographic bone level were recorded. Uneventful healing was observed in all cases. At 12 months, both treatment groups revealed significant clinical and radiographic improvements when compared to baseline (p < 0.01). Regarding the deepest site of the defects, following changes in clinical and radiographic parameters were observed at 12 months after surgery for PRF + BDX and BDX groups respectively; a mean PD reduction of 3.35 ± 1.25 (3) mm and 3.0 ± 1.41 (3) mm, attachment gain of 3.02 ± 1.26 (3) mm and 2.15 ± 1.35 (2) mm, gingival recession of 0.33 ± 0.52 (0) mm and 0.79 ± 0.56 (1) mm, clinical bone gain of 2.74 ± 1 (3) mm and 2.10 ± 1.2 (2) mm and radiographic bone gain of 2.63 ± 0.98 (3) mm and 2.24 ± 1.03 (2) mm. Intergroup analysis demonstrated significant attachment gain, gingival recession, clinical bone gain (p < 0.01) and radiographic bone gain (p < 0.05) in favor of the PRF + BDX group. Results obtained in this study revealed that the use of both PRF + BDX combination and BDX alone yields significant improvements in clinical and radiographic parameters compared to baseline and the use of PRF + BDX combination yields better results in regards to attachment gain, clinical and radiographic bone gains.

Bone defectsBone transplantationBone regeneration+3
Doruk Düzenli
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitis hastalarında başlangıç periodontal tedaviye yardımcı olarak kullanılan sistemik antibiyotik ve topikal gaz ozon uygulamasının klinik ve mikrobiyolojik etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada kronik periodontitisli (KP) hastalarda başlangıç periodontal tedavi (BPT)'ye yardımcı olarak kullanılan topikal gaz ozon ve sistemik metronidazol uygulamasının etkinliklerinin klinik ve mikrobiyolojik olarak değerlendirilmesi amaçlandı.Çalışmaya sondalama derinliği (SD) ? 5 mm, dişeti oluğu kanama indeksi (DOKİ) ? 2 olan en az 3 tek köklü dişe sahip, yaşları 31 ile 56 arasında değişen 30 KP hastası dahil edildi. Rastgele 3 gruba ayrılan hastalardan 1. gruba diş yüzeyi temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesi (SRP) ve topikal gaz ozon uygulaması (SRP + Ozon), 2. gruba SRP ile beraber sistemik metronidazol uygulaması (SRP + Antibiyotik) ve 3. gruba sadece SRP uygulması yapıldı. Subgingival plak örnekleri SD ? 5 mm ve DOKİ ? 2 olan bölgelerden tedavi öncesi (0. gün) ve tedavi sonrası (90. gün) alındı. Bunu takiben plak indeksi (Pİ), DOKİ, SD ve rölatif ataşman seviyesi (RAS) içeren klinik ölçümler yapıldı. Mikrobiyolojik değerlendirme için total canlı bakteri sayımı yapıldı ve zorunlu anaerop bakteri oranları belirlendi.Araştırma süresinin sonunda, tüm ağıza ait klinik parametrelerin hepsinde grup içi değişimlerde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi (p<0.05). Klinik parametrelere ait fark ortalamalarının gruplar arası karşılaştırılmasında sadece Pİ değerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken (p>0.05), DOKİ, SD ve RAS değerlerinde SRP+Antibiyotik grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi (p<0.05). Klinik iyileşmelere paralel olarak, tüm tedavi gruplarında total bakteri sayısında ve zorunlu anaerop bakteri oranındaIIistatistiksel olarak anlamlı azalma tespit edildi (p<0.05). Zorunlu anaerop bakteri oranlarının gruplar arası karşılaştırılmasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmedi (p>0.05). Ancak zorunlu anaerop oranlarında meydana gelen değişimin gruplar arası karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememesine rağmen (p>0.05), tek başına SRP uygulanan gruba göre SRP+Antibiyotik ve SRP+Ozon gruplarında daha fazla olması topikal gaz ozonun periodontal tedavideki yerinin net olarak belirlenebilmesi için farklı doz ve sürelerde, çeşitli hasta gruplarında klinik, mikrobiyolojik ve biyokimyasal parametrelerle birlikte incelendiği uzun dönem takipli araştırmalara gereksinim olduğunu göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, konu ile ilgili gelecek araştırmalar için umut verici niteliktedir.

AntibiyotiklerMetronidazoleOzon+2
Murat Bektaş
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitisli hastalarda başlangıç periodontal tedaviye ek olarak farklı parametrelerde kullanılan diyot lazerin klinik ve mikrobiyolojik etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada kronik periodontitisli (KP) hastalarda başlangıç periodontal tedavi (BPT)?ye yardımcı olarak kullanılan güven aralığı içerisinde iki farklı dezenfeksiyon parametresinde diyot lazer (940 nm) uygulamasının klinik ve mikrobiyolojik etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaya her bir yarım çenesinde sondalama derinliği (SD) ? 5 mm, gingival indeks (Gİ) ? 2 olan en az 3 tek köklü dişe sahip, yaşları 35 ile 60 arasında değişen 16 kadın, 14 erkek toplam 30 KP hastası dahil edildi. Rastgele 3 gruba ayrılan hastalardan 1. gruba diş yüzeyi temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesi (SRP) ve yüksek dezenfeksiyon parametresinde diyot lazer uygulaması (SRP+YPL grubu), (2 W, 20 ms pulse length-20 ms pulse interval, diş başına 30 sn) 2. gruba SRP ile beraber düşük dezenfeksiyon parametresinde diyot lazer uygulaması (SRP+DPL grubu) (1.5 W 20 ms pulse length-20 ms pulse interval diş başına 30 sn) ve 3. gruba sadece SRP uygulaması (SRP grubu) yapıldı. Subgingival plak örnekleri SD ? 5 mm ve Gİ ? 2 olan bölgelerden tedavi öncesi (0. gün) ve tedavi sonrası (90. gün) alındı. Bunu takiben plak indeksi (Pİ), Gİ, sondalamada kanama (SK), SD ve rölatif ataşman seviyesi (RAS) içeren klinik ölçümler yapıldı. Mikrobiyolojik değerlendirme için total canlı bakteri sayımı yapıldı ve zorunlu anaerob bakteri oranları belirlendi. Araştırma süresinin sonunda, tüm ağıza ait klinik parametrelerin hepsinde grup içi değişimlerde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi (p<0.05). Klinik parametrelere ait fark ortalamalarının gruplar arası karşılaştırılmasında sadece Pİ değerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken (p>0.05), Gİ, SK, SD ve RAS değerlerinde SRP+YPL ve SRP+DPL grupları lehine istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi (p<0.05). Klinik iyileşmelere paralel olarak, tüm tedavi gruplarında total bakteri sayısında ve zorunlu anaerob bakteri oranında istatistiksel olarak anlamlı azalma tespit edildi (p<0.05). Zorunlu anaerob bakteri oranlarının gruplar arası karşılaştırılmasında ise SRP+YPL ve SRP+DPL grupları lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak Gİ, SK, SD ve ataşman kazancının gruplar arası karşılaştırılmasında, SRP+YPL, SRP+DPL grupları lehine ortaya çıkan klinik üstünlüğün mikrobiyolojik parametrelere de yansıdığı gözlendi. Sonuç olarak, mekanik tedaviye destek olarak kullanılan lazer düşük dozda da olsa anlamlı fark göstermiş, ancak bu çalışma sınırları içerisinde güven aralığında en düşük ve en yüksek doz olarak verilen parametreler arasında bir fark tespit edilmemiştir

Lazer tedavisiMikrobiyolojiPeriodontal hastalıklar+2
Atiye Gökşen Arda Sütlüoğlu
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Clinical and biochemical evaluation of lactobacillus reuteri containing lozenges as an adjunct to non-surgical periodontal therapy in chronic periodontitis

The effect of probiotics as an adjunct to scaling and root planning (SRP) on inflammatory parameters in chronic periodontitis patients (CP) warrants further investigation because of the controversial data. The aim of this study is to evaluate the clinical and biochemical efficacy of Lactobacillus reuteri containing lozenges as an adjunct to SRP in CP. A total of 40 patients, with at least 2 single-rooted teeth having at least one approximal site with a probing depth (PD) of 5-7 mm and gingival index (GI) of ≥2 in each quadrant were selected and randomly divided into 2 groups. Group-I received SRP+probiotic containing lozenges, whereas Group-II received SRP+placebo twice a day for 3 weeks. Plaque index (PI), GI, bleeding on probing (BoP), PD were measured and gingival crevicular fluid (GCF) sampling was performed at baseline and days 21,90,180 and 360. Intergroup comparisons of PI, GI, PD, BoP and GCF matrix metalloproteinase-8 and tissue inhibitor of metalloproteinase-1 levels revealed significance in favour of Group-I at all time intervals (p<0.05) up to day 180 (p<0.05). At day 360, the significance on the clinical parameters continued to exist (p<0.05), however no difference was observed in terms of biochemical parameters (p>0.05).

Lactobacillus reuteriMatrix metalloproteinase 8Periodontal diseases+4
Gizem İnce
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Periodontal kemik içi defektlerin tedavisinde hyaluronik asit ve sığır kaynaklı kemik grefti kombinasyonu ile tek başına sığır kaynaklı kemik grefti uygulamalarının klinik ve radyografik olarak karşılaştırılması

Bu çalışmada, ileri kronik periodontitis teşhisi konmuş hastalarda bulunan periodontal kemik içi defektlerin tedavisinde hyaluronik asit (HA) içeren yeni bir materyal ve sığır kaynaklı kemik grefti (SKKG) kombinasyonu ile tek başına SKKG uygulamalarının klinik ve radyografik olarak karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmaya, sondalama derinliği (SD) ≥5 mm ve kemik içi defekt derinliği ≥3 mm olan 20 kronik periodontitis hastasına ait 3+2+1, 3+2, 3+1, 3, 2+1 ve 2 duvarlı toplam 109 kemik içi defekt dahil edildi. Defektlerden 54 tanesi HA+SKKG kombinasyonu (1. grup) ile tedavi edilirken, 55 tanesi sadece SKKG (2. grup) ile tedavi edildi. Operasyondan önce ve 12 ay sonra, plak ve dişeti oluğu kanama indeksleri, rölatif dişeti kenarı seviyesi, SD, rölatif ataşman ve kemik seviyeleri ile radyografik kemik seviyesi ölçümleri yapıldı. Operasyondan sonraki 12. ayda, her iki grupta da incelenen tüm klinik ve radyografik parametrelerde başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme saptandı (p<0.05). Defektin en derin noktası gözönüne alındığında, 1. ve 2. gruplarda sırasıyla, 3.38±1.29 mm ve 2.99±0.75 mm SD azalması, 2.56±1.26 mm ve 2.33±0.57 mm ataşman kazancı, 0.79±0.88 mm ve 0.66±0.56 mm dişeti çekilmesi, 2.39±1.45 mm ve 2.09±0.65 mm klinik ve 2.28±1.34 mm ve 1.93±0.95 mm radyografik kemik kazancı saptandı. Gruplar arasında incelenen tüm klinik ve radyografik parametreler yönünden anlamlı fark tespit edilmedi (p>0.05). Bu çalışmadan elde edilen bulgular, hem HA+SKKG kombinasyonunun hem de tek başına SKKG uygulamasının ileri kronik periodontitisli hastalarda bulunan periodontal kemik içi defektlerde, 12. ayda anlamlı klinik ve radyografik iyileşme sağladığını, ancak gruplar arasında anlamlı bir farkın bulunmadığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hyaluronik Asit, Sığır Kaynaklı Kemik Grefti, Kemik İçi Defekt, Kronik Periodontitis

Hyalüronik asitKemik defektleriKemik nakli+5
Dudu Otçuoğlu
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of the clinical and immunomodulatory effects of the probiotic lozenges or sub-antimicrobial dose doxycycline as adjuncts to non-surgical periodontal therapy in chronic periodontitis

The effect of probiotics or sub-antimicrobial dose doxycycline (SDD) as an adjunct to scaling and root planing (SRP) on inflammatory parameters in chronic periodontitis (CP) patients needs further investigation because of the controversial data. Therefore, the aim of the present study was to evaluate the clinical and immunomodulatory efficacy of Lactobacillus reuteri (L. reuteri) containing lozenges (Probiotic) or SDD (Doxycycline hyclate) as adjuncts to non-surgical periodontal therapy. A total of 45 patients, with at least 2 teeth having one approximal site with a probing depth (PD) of 5-7 mm and gingival index (GI) of ≥2 in each quadrant, were selected and randomly divided into 3 groups. Group I received SRP + Probiotic lozenges (2x108 cfu/ml), Group II received SRP + SDD (doxycycline hyclate) tablets, whereas Group III received SRP + placebo. Plaque index (PI), GI, PD, bleeding on probing (BoP) and attachment gain were measured and gingival crevicular fluid (GCF) sampling was performed at baseline and day 90. GCF analysis were assessed by enzyme linked immunosorbent assay (ELISA). GCF volume, MMP-8 and TIMP-1 levels were also evaluated at baseline and at day 90. Intra-group comparisons of all parameters were evaluated with paired sample t test while inter-group comparisons of all clinical and biochemical parameters were evaluated with Oneway Anova test. Tukey test was used for the double comparisons of the groups. The statistical significance was set at p <0.05. At the end of the observation period, statistically significant improvements in all evaluated parameters were observed within each group. Inter- group comparisons of mean differences of both clinical and biochemical parameters revealed statistically significance in favour of both SRP + Probiotic and SRP + SDD between days 0-90 at the end of day 90 (p< 0.05). However, no siginificant differences were observed between SRP + Probiotic and SRP + SDD in terms of both clinical and biochemical parameters. (p> 0.05) In conclusion, the results of the present study revealed that the adjunctive usage of L. reuteri containing lozenges and SDD tablets significantly reduced inflammation when compared to SRP + placebo in CP patients.

Anti infective agentsDoxycyclinePeriodontics+3
Yüksel Sadberg Cihangir Hamud
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Clinical and microbiological effects of probiotic containing lozenges in comparison to sub-antimicrobial dose doxycycline in the treatment of chronic periodontitis: 3-month follow-up

The aim of this study is to evaluate clinical and microbiological effects of Lactobacillus reuteri (L.reuteri) containing lozenges in comparison with the usage of sub-antimicrobial dose-doxycycline (SDD) containing tablets as adjunctive to initial periodontal therapy in chronic periodontitis (CP) patients A total of 45 patients, with 2 teeth in each quadrant having at least one approximal site with a probing depth (PD) of 5-7 mm and gingival index (GI) of ≥2, were selected and divided randomly into 3 groups. Group I received scaling and root planning (SRP) + L. reuteri containing lozenges, whereas Group II received SRP + SDD containing tablets, and Group III received SRP + placebo. Plaque index (PI), GI, PD, relative attachment level (RAL) and bleeding on probing (BoP) were measured for clinical evaluation. Microbiological sampling was performed at baseline and at day 90, and was analyzed by culture method. Total viable count (TVC) and proportions of obligate anaerobic bacteria were evaluated. The paired sample t test was used for intra-group comparison of the clinical parameters and the proportions of obligate anaerobic bacteria, whereas the Wilcoxon sign test was used for the TVC values. One-way ANOVA test was used for the inter-group comparisons of mean differences of clinical parameters and proportions of the obligate anaerobic bacteria (%), while Kruskal-Wallis Test was used for the TVC values. Statistical significance was set as p<0.05. Tukey test was used to evaluate the comparisons of the clinical parameters and proportions of obligate anaerobes in pairs, whereas Mann–Whitney U-test was used for the evaluation of TVC values in pairs. Statistical significance was set as p<0.05. All treatments resulted in statistical significantly improvements in terms of the clinical and microbiological parameters at the end of the observation period. Intergroup comparisons of the mean differences of PI, GI, BoP, PD and attachment gain revealed statistical significance in favor of both SRP + Probiotic and SRP + SDD groups (p<0.05) at the end of day 90. Intergroup comparisons of TVC values revealed significance in favor of the SRP + Probiotic group at the end of day 90 (p<0.05). Intergroup comparisons of proportions of obligate anaerobic bacteria revealed statistical significance in favor of the SRP + Probiotic and SRP + SDD groups when compared to the SRP + Placebo between days 0 and 90 (p<0.05). Within the limitation of this study, it can be concluded that L. reuteri containing lozenges and SDD containing tablets might be adjunctive useful agents for the improvement of periodontal health in CP patients.

Anti infective agentsDoxycyclineDose-response relationship-drug+3
Sarah Alsulaımanı Büyükdağ
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Generalize Agresif Periodontitisli hastalarda bulunan periodontal kemik içi defektlerin tedavisinde trombositten zengin plazma ve sığır kaynaklı kemik grefti kombinasyonu uygulamasının klinik ve radyografik olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Generalize Agresif Periodontitis'li (AgP) hastalarda bulunanperiodontal kemik içi defektlerin tedavisinde trombositten zengin plazma(TZP) ve sığır kaynaklı kemik grefti (SKKG) kombinasyonunun etkinliğininklinik ve radyografik olarak değerlendirilmesi amaçlandı.Çalışmamızda, yaşları 21 ile 35 arasında değişen, 20 Generalize AgP'lihastaya ait sondalanabilir cep derinliği (SCD) ? 5 mm ve kemik içi defektderinliği ? 3 mm olan toplam 100 kemik içi defekt TZP+SKKG ile tedaviedildi. Operasyon öncesinde ve operasyondan 12 ay sonra, plak ve dişetioluğu kanama indeksi, SCD, dişeti kenarı, ataşman, klinik kemik veradyografik kemik seviyesi ölçümleri yapıldı.Tüm hastalarda iyileşmenin sorunsuz gerçekleştiği gözlendi. Operasyondansonraki 12. ayda klinik ve radyografik parametrelerde başlangıç seviyesinegöre anlamlı iyileşme saptandı (p<0.0001). Defektin en derin noktasıgözönüne alındığında, 4.48±1.01 mm SCD azalması, 3.62±0.77 mm ataşmankazancı ve 0.84±0.54 mm dişeti çekilmesi, 3.11±0.62 mm klinik ve 2.89±1.47mm radyografik kemik kazancı bulundu.Bu bulgular, TZP ve SKKG kombinasyonunun Generalize AgP'li hastalardabulunan kemik içi periodontal defektlerde, tedavi öncesi ve sonrasıkıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı klinik ve radyografik iyileşmesağladığını göstermektedir

Kemik defektleriKemik nakliKemik rejenerasyonu+6
Tonguç Kavasoğlu
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitiste başlangıç tedavisine yardımcı olarak kullanılan sistemik antibiyotik ve Er:YAG lazer kullanımının klinik ve mikrobiyolojik olarak kıyaslanması

Bu çalışmada, kronik periodontitisli (KP) hastalarda başlangıç periodontal tedaviye yardımcı olarak kullanılan Er:YAG lazer ve sistemik metronidazol uygulamasının etkinliklerinin klinik ve mikrobiyolojik olarak değerlendirilmesi amaçlandı.Çalışmaya sondalanabilir cep derinliği (SCD)? 5 mm, gingival indeks (Gİ)? 2 olan en az 3 tek köklü dişe sahip, yaşları 35 ile 65 arasında değişen 27 KP hastası dahil edildi. Rastgele 3 gruba ayrılan hastalarda 1. Gruba diş yüzeyi temizliği ve kök yüzeyi düzleştirilmesi (SRP) ve Er:YAG lazer uygulaması (SRP+Lazer), 2. Gruba SRP ve sistemik olarak metronidazol grubu antibiyotik uygulaması (SRP+Ant) ve 3. Gruba sadece SRP uygulaması yapıldı. Subgingival plak örnekleri SCD ? 5 mm olan bölgelerden tedavi öncesi (0. gün) ve tedavi sonrası (90. gün) alındı. Bunu takiben plak indeks (Pİ), Gİ, SCD, rölatif ataşman seviyesi (RAS) içeren klinik ölçümler yapıldı. Mikrobiyolojik değerlendirme için total canlı bakteri sayımı yapıldı. Bunların arasından zorunlu anaerob ve fakültatif anaerob bakterilerin oranları belirlendi.Gözlem süresinin sonunda, tüm ağıza ait klinik parametrelerin hepsinde grup içi değişimlerde (p<0.001) düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi. Klinik parametrelere ait fark ortalamalarının gruplar arası karşılaştırmasında sadece Pİ değerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken (p>0.05), Gİ ve SCD değerlerinde (p<0.01) düzeyinde, RAS değerinde ise (p<0.001) düzeyinde anlamlı farklılık tespit edildi. Elde edilen bu farklılığın grupların ikili karşılaştırmasında SRP+Lazer grubu lehine olduğu belirlendi. Klinik iyileşmelere paralel olarak, tüm tedavi gruplarında total bakteri sayısında azalma tespit edildi. Zorunlu anaerob mikroorganizma oranlarının grup içi değişimlerinde, (SRP+Lazer) ve SRP gruplarında (p<0.05) düzeyinde, (SRP+Ant) grubunda ise (p<0.001) düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı azalma elde edildi. Fakültatif anaerob mikroorganizmaların oranlarının grup içi değişimlerinde (SRP+Lazer) ve SRP grubunda (p<0.05) düzeyinde, (SRP+Ant) grubunda ise (p<0.001) düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edildi. Mikrobiyolojik parametrelerin gruplar arası karşılaştırmasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmedi (p>0.05).

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlarLazer tedavisi+4
Burak Kut
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Mine matriks protein türevleri ile trombositten zengin plazmanın periodontal kemik içi defektlerin tedavisinde kullanımının klinik olarak karşılaştırılması

Dental mineDental mine proteinleriKan trombositleri+3
Can Yenigün
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Mandibuler sınıf II furkasyon defektlerin tedavisinde mine matriks proteinlerinin sığır kaynaklı veya biyoaktif cam esaslı kemik greft materyali ile kombine kullanımının klinik ve radyografik olarak değerlendirilimesi

Mandibuler sınıf II furkasyon defektlerinde mine matriksi proteinlerinbin sığı kaynaklı kemik greft materyali ve biyoaktif cam esaslı kemik greft materyali ile kombine kullanımının klinik ve radyografik olarak değerlenfirilmnedi amaçlandı. Split mouth olarak planlanan çalışmaya 16 kronik periodontitisli hastadaki toplam 44 defekt dahil edildi. Defektlerden 22 tanesi MMP+SKKG ile tedavi edilirken, 22 tanesi ise MMP+BC ile tredavi edildi. Operasyondan önce ve 12 ay sonra plak ve dişeti oluğu kanama indeksi, rölatif dişeti kenarı konum seviyesi, sondalama derinliği, rölatif ataşman ve kemik seviyeleri, horizontasl ataşman ve kemik seviyeleri ile radyografik kemik seviyesi ölçümleri yapıldı. Operasyondan sonraki 12. ayda, her iki grupta da klinik ve radyografik parametrelerde başlangıça göre istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p <0.01). Vertikal orta nokta ölçümleri değerlendirildiğinde I ve II gruplarda sırasıyla 2,71 ±0, 32 mm ve 2,58 ±0, 45 mm SD azalması, 2,19 ± 0,26 mm ve 2,05 ± 0,34 mm ataşman kazancı, 0,39± 0,99 mm ve 0,32± 0,97 mm dişeti çekilmesi, 1,95± 0,65 mm ve 1,72± 0,36 mm kemik kazancı, 1,66± 0,48 mm ve 1,48± 0,40 mm radyografik kemil kazancı saptandı. Horizontalölçümler değerlendirildiğinde I ve II. gruplarda sırasıyla 3,62± 0,48 mm ve 3,39± 0,54 mm ataşman kazancı ve 3,54± 0,44 mm ve 3,28± 0,53 mm kemik kazancı saptandı. Birinci grupta 14 defekt tam kapanma gösterirken, II. grupta 9 defekt tam kapanma gösterdi. Bu çalışmada elde edilen bulgular MMP+SKKG ve MMP+BC kombinasyonlarının sınıf II furkasyon defektlerinde 12. ayda anlamlı klinik ve radyografik iyileşme sağladığını göstermektedir. Gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Her iki tedavi yaklaşımı da sınıf II furkasyon defektlerin tedavisinde kullanılabilir.

Dental mineDental mine proteinleriKemik nakli+3
Nteniz İmpraimoglou
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik periodontitis hastalarında başlangıç periodontal tedaviye yardımcı olarak kullanılan Er:YAG lazer ve topikal ozon uygulamasının klinik ve mikrobiyolojik olarak karşılaştırılmalı değerlendirilmesi

Bu çalışmada, kronik periodontitisli (KP) hastalarda başlangıç periodontal tedavi (BPT)'ye yardımcı olarak kullanılan Er:YAG lazer ve topikal ozon uygulamasının etkinliklerinin klinik ve mikrobiyolojik olarak karşılaştırılmalı değerlendirilmesi amaçlandı.Çalışmaya her kadranda sondalama derinliği (SD) ? 5 mm, dişeti oluğu kanama indeksi (DOKİ) ? 2 olan en az 3 tek köklü dişe sahip, yaşları 31 ile 56 arasında değişen, 18 kadın ve 12 erkek toplam 30 KP'li hasta dahil edildi ve rastgele 3 gruba ayrıldı. 1. gruba diş yüzey temizliği ve kök yüzey düzleştirilmesi (SRP) ve Er:YAG lazer uygulaması (SRP+Er:YAG), 2. gruba SRP ve topikal ozon uygulaması (SRP+Ozon) ve 3. gruba sadece SRP uygulaması yapıldı. Mikrobiyolojik örnekler SD ? 5 mm ve DOKİ ? 2 olan tek diş bölgesinden tedavi öncesi (0.gün) ve sonrası (90.gün) alındı. Bunu takiben plak indeks (Pİ), DOKİ, SD, rölatif ataşman seviyesi (RAS) içeren klinik ölçümler yapıldı. Mikrobiyolojik değerlendirme için total canlı bakteri sayımı yapıldı ve total canlı bakteri sayısı içinde zorunlu anaerop ve fakültatif anaerop bakteri oranları berlirlendi.Gözlem süresinin sonunda, tüm ağıza ait klinik parametrelerin hepsinde grup içi değişimlerde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi. Klinik parametrelere ait fark ortalamalarının gruplar arası karşılaştırmalarında sadece Pİ değerinde istatistiksel olarak farklılık görülmezken, DOKİ, SD ve RAS değerlerinde anlamlılık tespit edildi (p<0.05). Elde edilen bu farklılığın 2'li karşılaştırmada SRP+Er:YAG lazer grubu lehine olduğu belirlendi. Klinik iyileşmelere paralel olarak, tüm tedavi gruplarında total bakteri sayısında azalma tespit edildi. Zorunlu anaerop mikroorganizma oranlarının grup içi değişimlerinde SRP+Er:YAG lazer, SRP+Ozon ve SRP gruplarında istatistiksel olarak anlamlı azalma tespit edildi (p<0.05). Fakültatif anaerop mikroorganizma oranlarının grup içi değişimlerinde SRP+Er:YAG, lazer SRP+Ozon ve SRP gruplarında istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edildi. Mikrobiyolojik parametrelerin gruplar arası karşılaştırılmasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmedi.SRP+Lazer grubu, bu çalışmanın sınırları içerisinde klinik parametreler açısından diğer gruplara nazaran daha iyi sonuçlar göstermiştir. Ancak klinik iyileşmede elde edilen bu farklılık mikrobiyolojik sonuçlara yansımamış ve bulgular mikrobiyolojik üstünlüğü destekleyen anlamlılığa ulaşamamıştır.Anahtar Kelimeler: Er:YAG Lazer, SRP, Ozon, Kronik Periodontitis

Lazer tedavisiMikrobiyolojiOral hijyen+3
Serdar Algan
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00

Related subjects