Fiscal policies

121 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan vergi sisteminin ekonomik analizi

Vergi, ülke içi dengeli gelir dağılımını sağlamak amacıyla transfer ödemeler yapıp alt ve üstyapı çalışmaları yürüterek, en önemli gelir kaynağı olup ve bu gelirlerle sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik hizmetleri gibi alanlarda devletlerin birçok ihtiyacına katkıda bulunur. Toplumsal gelişimin her aşamasında, devletin kendi vergi politikası formları ve işlevleri vardır. Devlet, vergi sistemini hem ekonomik hem de sosyal yaşam alanı üzerinde olumlu bir etki oluşturarak toplumun tüm üyelerine fayda sağlayacak biçimde düzenlemelidir. Aynı zamanda, vergiler bütçe gelirlerinde önemli bir rol oynamakla birlikte uyarıcı, düzenleyici bir işlevi de yerine yetirmektedir. Vergi oranlarındaki değişiklikler, yeni vergilendirme biçimlerinin getirilmesi yoluyla devletin ekonomik faaliyetini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Bu bağlamda vergiler, modern zamanlarda milli gelirin yeniden dağıtılması için en önemli araç olma özelliğine sahip bireysel ve sosyal çıkarlar arasında optimal bir denge oluşturmaya yardımcı olan bir sistemdir. Araştırmanın evreni Azerbaycan vergi sistemidir. Azerbaycan'da vergi sistemi dört gelişim sürecini kapsamaktadır ki, bunlara, XIX yüzyılın sonu XX yüzyılın başlarındaki vergiler, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanındaki vergiler, Sovyet hakimiyeti dönemindeki vergiler ve Azerbaycan bağımsızlık dönemi sonrası vergilerdir. 1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi Azerbaycan tarihi için önemli bir adım olsa da sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomiye geçişin ilk yılları ülke ekonomisi için zorluklu ve ağrılı süreci arkasıysa getirmiştir. Diğer taraftan ise Ermenistan'la siyasi istikrarın bozulması ve ülke topraklarının %20 işgal olunması, ekonomik durumu daha da kötüleştirerek, sosyal-ekonomik ve demografik yapının bozulmasına neden olmuştur. Ülkede 1991-1992 döneminde, çağdaş vergi sisteminin oluşturulması aynı anda esaslı iktisadi değişiklikler ve piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamıştır. Azerbaycan vergi sistemi ile bağlı daha önce birtakım araştırmalar yapılsa da, vergi sistemin ekonomik analizi, onun ekonomik büyüme, milli gelir, istihdam üzerindeki payı araştırılmamıştır. Bu araştırma, gelecekte vergi sisteminin gelişmesi ve ekonomideki payının yükseltilmesi için önemli kaynak olma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın temel amacı, Azerbaycan vergi sistemini inceleyerek yıllar içinde değişen vergi oranlarının hangi minval de hareket ettiğini belirlemek, onun ekonomik büyümeye ve milli gelirlere etkisini tespit ederek şu anki durumunu ortaya koymaktır. Çalışmada temel olarak nitel yöntem kullanılsa da, tezin bazı bölümlerinde istatistik ve sayısal veriler de kullanıldığından zaman zaman nicel yönteme de başvurulacaktır. Araştırmada yaygın kullanılan veri/doküman analizinde Azerbaycan vergi sistemi incelenecek ve istatistik veriler toplanarak karşılaştırmalı analizler yapılacak ve bu değişmenin ekonomik büyümeyi ne kadar etkilediği ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Ekonomisi, Azerbaycan Vergi Sistemi, Vergi Oranları, Ekonomik Büyüme

AzerbaycanEkonomik analizMaliye politikaları+2
Zabita Mammadzada
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksullar lehine maliye politikası: Türkiye'de 2002 sonrası döneme ilişkin bir inceleme

Yoksulluk, insan onuruna yakışır bir yaşam hakkını sınırlandıran ekonomik ve sosyal bir sorundur. Yoksullukla mücadelede ciddi görevler üstlenen hükümetlerin kamu kaynaklarını toplum refahını arttırıcı yönde kullanması esastır. Ancak bu kaynakların sınırlı olduğu ve yoksulların sürekli olarak sosyal yardımlarla desteklenmesinin sürdürülebilir olmadığı da acı bir gerçektir. Yoksulluğu azaltmayı hedefleyen ve bireylerin daha yüksek bir refah seviyesinde yaşamasını temin edecek politikaların uygulayıcısı konumunda olan hükümetler, maliye politikası araçlarını yoksulların varlık ve olanaklarını iyileştirici bir yönde etki oluşturacak biçimde kullanmaları halinde yoksullar lehine olumlu sonuçlar sağlayabilirler. Yoksullar lehine maliye politikası, sürdürülebilir ve geniş çaplı bir iktisadi büyümenin sağlanması, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve yoksulluğa yol açan risk ve tehditlerin azaltılması için bir dizi etkin tedbirleri içeren ve yoksulluğu azaltmada hükümetler tarafından yürütülen en kapsamlı ve en etkili ekonomi politikası aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Literatürde yoksullukla mücadeleye yönelik çalışmalar genelde sosyal yardımlar acısından ele alınmakta ve bu eksende politika önerileri sunulmaktadır. Bu çalışmada ise yoksullar lehine maliye politikasının teorik altyapısı oluşturularak yoksulluğu azaltmaya yönelik politikalar makroekonomik açıdan maliye politikası temelinde bir bütün olarak ele alınmış ve Türkiye özelinde yoksullar lehine maliye politikasının önemi, başarı şansı ve uygulama sonuçları incelenmiştir. Tezin son kısmında yoksullukla mücadelede alınması gerekli tedbirler ışığında Türkiye'nin 2023 ve 2030 yılları hedefleri ile uyumlu olan yoksullar lehine alternatif bir politika stratejisi geliştirilmiştir. Yoksullukla mücadele kapsamında son 15 yıllık süreçte Türkiye uygulaması incelendiğinde yoksullar lehine olumlu gelişmelerin yaşandığı ancak hala alınması gereken bazı tedbirlerin olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını belirleyen en önemli faktörün güçlü bir siyasi istikrarın varlığı ve beraberinde mali disiplinin sağlanarak sürdürülebilir ekonomik büyüme ve makroekonomik istikrarı tahsis edici politika uygulamalarından geçtiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikası uygulamalarında daha etkili sonuçlar elde edilebilmesi için dolaylı yaklaşım temelinde ekonomik büyümenin sağlanması ile dolaysız yaklaşım temelinde beslenme, barınma, sağlık, eğitim vb. sosyal içerikli politikaların eşgüdümlü bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak yoksulları doğrudan hedef alan sosyal politikaların yoksullar üzerindeki olumsuz etkisi düşünüldüğünde önceliğin makroekonomik istikrara ve ekonomik büyümeye verilmesi, hem yoksulluğa yol açan faktörlerin ortadan kaldırılmasına hem de mevcut yoksulların durumunun iyileştirilmesine katkı sunarak yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını arttırması kuvvetle muhtemeldir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Sosyal Koruma, Kapsayıcı Büyüme, Yoksullar Lehine Maliye Politikası.

Ekonomi politikalarıMaliye politikalarıRefah devlet+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolü

Vergilerin en eski ve temel amacı kamu harcamalarına finansman sağlamaktır. Ayrıca vergiler; tüketim, tasarruf ve yatırım kararları üzerinde etki yarattıkları için, makroekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla, maliye politikası aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu makroekonomik hedeflerden biri de ekonomik büyümenin sağlanmasıdır. Bununla birlikte vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu etkinin yönünü belirleyen faktörlerden biri devlet kapasitesidir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolünü incelemektir. Vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde devlet kapasitesinin rolünü ampirik olarak incelemek için, verilerine ulaşılabilen 51 düşük ve orta gelirli ülkeye ait 2012-2019 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak, dinamik panel veri analizi yapılmıştır. Sistem genelleştirilmiş momentler metoduyla yapılan tahminlerden elde edilen bulgulara göre; gelişmekte olan ülkelerde vergi gelirlerinde ve devlet kapasitesindeki artışın ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği, ancak devlet kapasitesi arttıkça vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki olumlu etkisinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

DevletDinamik panel teknikleriEkonomik büyüme+3
Çağlayan Tabar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Maliye politikasının tüketici güveni üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması

Devlet belirli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için maliye politikası enstrümanlarını kullanmaktadır. 1929 Büyük Depresyon'dan itibaren dünyanın birçok yerinde maliye politikası ekonomik istikrarsızlıklarla mücadele ve ekonomik krizlerden çıkmak için etkin olarak kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan tüketicilerin harcama eğilimlerini gösteren tüketici güven endeksi günümüzde gittikçe artan öneme sahip olmaya başlamıştır. Harcamaların belirleyicisi olan tüketiciler ise ekonomik ortama duydukları güven doğrultusunda ekonomiye yön vermektedir. Bu çalışmanın çıkış noktası ise, tüketici güveni ile maliye politikası arasında nasıl bir ilişki olduğu ve tüketici güvenini arttırmak için nasıl politikalar belirlenmesi gerektiği olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de tüketici güven endeksi ve maliye politikası arasındaki ilişki 2006M1-2017M8 dönemi için incelenmiştir. Maliye politikası göstergeleri olarak dolaysız vergi gelirleri, dolaylı vergi gelirleri, merkezi yönetim bütçe gelir ve harcamaları, iç borçlanmanın toplam borçlanma içindeki payı ile tüketici güven endeksi arasındaki nedensellik ilişkisi ekonometrik yöntemlerle sınanmıştır. Ayrıca geçiş değişkenleri olan piyasa döviz kuru, piyasa faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi de analize dâhil edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kamu gelir ve harcama kalemlerinden tüketici güvenine doğrudan nedensellik bulunmaktadır. Fiyatlar genel düzeyi ve döviz kuru tüketici güvenini doğrudan etkilemektedir. Ayrıca ARDL metoduyla yapılan analizde tüketici güven endeksi ve kamu gelirleri arasında kısa ve uzun dönemli bir ilişkinin varlığı bulunmuştur. Ampirik bulgular sonucunda kamu gelirleri artırıldığında yani daraltıcı maliye politikaları uygulandığında tüketici güven endeksinin arttığı gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, Türkiye'de ele alınan dönemde genişletici mali daralma hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ARDL Sınır TestiEkonomiEkonomi politikaları+6
Tuba Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolü: Türkiye örneği, 2000-2008

Son on yılda çok sayıda OECD ülkesi mali sürdürülebilirliği sağlamak ve muhafaza etmek için mali kuralları yürürlüğe koymaktadır. 2000 yılında ciddi bir ekonomik ve siyasi krizin ardından Türkiye de geniş kapsamlı kurumsal-yapısal reformlar ile kamu kesimi borç rasyolarını azaltmayı amaçlayan çok yıllı harcama tavanları ile birlikte faiz dışı fazla hedefi benimsedi. 2002?den beri, daha önceleri makroekonomik istikrarsızlığın ana kaynaklarından biri olan maliye politikası Türkiye?nin makroekonomik programının ana dayanaklarından birisini oluşturmaktadır. Yüksek faiz dışı fazla oranları borçları ve faiz oranlarını hızla düŞürürken özel sektör kaynaklı büyümeyi artırmaktadır. Ancak everesiye krizinden sonra ekonominin birçok alanında rekabet gücünün gerilemesi, uluslararası koşulların kötüleŞmesi ve yurtiçinde güvenin azalması sonucunda büyüme yavaŞladı ve bazı sorunlar ortaya çıktı. Son zamanlarda Türkiye, geçmiŞte karŞı karŞıya kaldığı büyüme-iflas döngüsünden kaçınmak için dikkatlice idare etmesi gereken bir dizi sorunla karŞı karŞıyadır. Türkiye?de kamu kesimi borç rasyoları hala yüksektir ve bu durum iktisadi genel durum karŞıtı politikaların uygulanmasını engellemekte ve faiz oranlarını artırmaktadır. Cari iŞlemler açığındaki uzun vadeli eğilimler büyüme ümitlerini ortadan kaldırmaktadır. Diğer bir makroekonomik tehdit ise enflasyonla mücadele sürecindeki geriye dönüŞtür. Bu çerçevede sıkı maliye politikaları makroekonomik stratejinin ana dayanaklarından biridir ve iyi dizayn edilmiŞ bir mali kural birbiriyle rekabet içinde olan orta vadeli mali hedefler arasında bir çıpa olarak hizmet görebilir. Harcama veya denk bütçe kuralı borçların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak borç hedefini de içeren bir harcama kuralı harcamaların kısıtlanması açısından daha uygundur ve bu sayede vergi reformlarının yapılabilmesi için elveriŞli bir alan yaratabilir.Bu çalıŞma üç bölümden oluŞmaktadır. Birinci bölüm Türkiye?de mali disiplinin tanımını, ana özelliklerini ve teorik dayanaklarını ele almaktadır. ?kinci bölüm mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolünün teorik dayanaklarını incelemektedir. Kısa bir literatür incelemesinin akabinde ikinci bölüm AB ve OECD ülkelerinde mali kuralların uygulama sonuçlarını gözden geçirmektedir. Son bölüm ise Türkiye?deki maliye politikası ve mali kuralları ele almakta ve ilgili politika önerilerini sıralamaktadır.

Ekonomik etkiFinansKurallar+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizde maliye politikasının etkinliği:Türkiye uygulaması

Devletin ekonomiye müdahale etmesi konusu iktisat literatüründe her dönem en başta gelen tartışma konularından birisi olmaktadır. 1929 Büyük Buhranı sonrasında J.M. Keynes'in görüşleri doğrultusunda devletin ekonomi içerisindeki rolüne yeni bir boyut getirilmiş ve ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına aktif bir rol yüklenmiştir. Daha sonra, 1970'li yıllarda yaşanan petrol fiyatı şokları ve 1980'li yıllarda Avrupa'da uygulanan mali daralma politikaları sonucunda yaşanan gelişmeler, maliye politikasının etkinliği üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Yaşanan gelişmeler sonucunda iktisatçılar, Keynes'in ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına yüklediği görevin etkinliğine yönelik ciddi eleştiriler yapmışlardır. 2008 yılına kadar ekonomi politikaları içerisinde önemi geri planda kalan maliye politikası, ABD'de ortaya çıkan küresel krizle birlikte ekonomi politikaları içerisindeki önemi tekrar sorgulanmaya başlanmış ve küresel krizden çıkmak için yeniden maliye politikasına aktif rol yüklenmiştir. Türkiye 2001 yılında yaşadığı finansal kriz sonrasında daraltıcı maliye politikası uygulayarak mali dengesini sağlamış, küresel krizin etkilerini bertaraf edebilmek için dünyada olduğu gibi genişletici maliye politikası uygulamalarını krizden kurtulabilmek için aktif hale getirmiştir. Türkiye'de küresel kriz sonrası uygulanan maliye politikasının etkin olup olmadığı bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, zaman serisi analizi yöntemleriyle 2002:4-2014:4 dönemi baz alınarak Türkiye'de küresel kriz sürecinde uygulanan maliye politikası uygulamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de, küresel kriz sonrasında uygulanan maliye politikasının ekonomik büyüme üzerinde etkin olduğu, kriz döneminde kullanılan mali politika araçlarından kamu harcamalarının, vergilere göre daha etkin politika aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Küresel Kriz, Johansen Eşbütünleşme Analizi, VAR Analizi

Ekonomik krizFinansKamu maliyesi+4
Adil Akıncı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2000-2021 yılları arasında Türkiye'de maliye politikası ve gelir dağılımı üzerindeki etkisi

Ekonomide üretilen değerlerin ve toplumsal gelirin eşitlikçi, adil bir şekilde bölüşümü bütün ekonomilerde temel hedeflerden birisidir. Ancak ekonomideki üretim faktörlerinin üretilen toplam gelirden aynı oranda yararlanmadığı ve zaman içerisinde gelir dağılımının bozulduğu görülmektedir. Toplumdaki gelir dağılımı bozulmasının önüne geçmek ve eşitsizliği ortadan kaldırmak için hükümetler piyasanın işleyişine müdahale etmek ve başta maliye politikası araçları olmak üzere çeşitli araçlarla gelir dağılımı eşitsizliğini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Liberal iktisadi görüşe göre piyasa kendi dengesi içerisinde ekonomik, büyüme, işsizlik, gelir dağılımı gibi temel problemleri çözmektedir. Ancak tarihsel tecrübe devletin müdahalesinin zorunluğu olduğu durumların olduğunu göstermektedir. Devletin ekonomideki etkinlik yöntemlerinden birisi olan maliye politikası araçları olarak kamu harcamaları, vergi politikaları, bütçe harcamaları, borçlanma olmak üzere dört ana grupta ele alınmaktadır. Hükümetler bu araçlarla ekonominin işleyişine müdahale ederek toplum katmanlarının geliri adil bir şekilde bölüşmesini sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye, gelir dağılımı adaletsizliğinin sürekli gündemde olduğu ülkelerden birisidir. Türkiye'de son 20 yılda uygulanan maliye politikası uygulamalarına bakıldığı zaman başta dezavantajlı toplum kesimleri olmak üzere toplumsal gelirden düşük pay alanlara maliye politikası araçları ile gelir aktarımı yapılmaya çalışıldığı görülmektedir. Türkiye'de 2001-2022 döneminde uygulanan maliye politikalarının sonuçlarına bakıldığı zaman özellikle bütçe alt kalemlerinden birisi olan transferler yoluyla alt gelir gruplarına önemli düzeyde gelir aktarımının olduğu görülmektedir. Fakat son 20 yılın uygulanan ekonomi ve maliye politikaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu politikalardan alt gelir gruplarından ziyade üst gelir gruplarının kazançlı çıktığı görülmektedir. Gelir dağılımındaki eşitliğin en önemli göstergelerinden birisi olan Gini Katsayısının 2000'li yıllara göre daha kötü seviyelere gelmiş olması ve % 20'lik gelir dilimlerinin aldığı paylar içerisinde üst gelir gruplarının payının daha da artmış olması bunun açık bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Anahtar Kelimeler: Maliye politikaları, kamu harcamaları, gini katsayısı, lorenz eğrisi.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıGini katsayısı+3
Mehmet Karana
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin Türk kamu maliyesine etkileri

Küreselleşme süreci, 1980'li yıllardan sonra hız kazanarak tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri ekonomik bakımdan bir dönüşüme uğratmıştır. Bu dönüşümün sonucu olarak ulus devletlerin ekonomideki ağırlığı gün geçtikçe azalmış ve ülkeler ekonomi politikaları alanında karar verirken çeşitli kuruluşlara bağımlı hale gelmişlerdir.Devletler, ekonomik hayatta etkinliğini yavaş yavaş kaybederken mali istikrarı sürdürebilmenin çaresini aramışlardır. Bu nedenle maliye politikası aracı kullanılarak kamu bütçesinin etkinliğini artırmanın yolu aranmıştır. Kamu bütçesinin hazırlanmasında mali alanda sınırlandırmalara gidilerek mali disiplinin sağlanması amaçlanmıştır.Türkiye'de de kamu mali disiplini anlayışı AB ve IMF gibi uluslar üstü kuruluşların etkisiyle önem kazanmış ve bir takım anayasal düzenlemeler yapılarak devletin yeni ekonomik sisteme uyum sağlanmasına çalışılmıştır.Bu bağlamda, çalışmada küreselleşmenin Türk kamu maliyesine etkisi 24 Ocak kararları sonrasında tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir.

Avrupa BirliğiFinansIMF+5
Emre Karabekir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal istikrarsızlık sorunu ve iktisat politikası bağlamında Türkiye örneği

Finansal piyasaların giderek büyümesi, finansal liberalleşme programlarının uygulanması yoluyla yurtiçi piyasaların uluslararası finansal sisteme eklemlenmesi, ulusal finansal yapıları iktisadi değişkenlerdeki değişimlere karşı daha duyarlı hale getirmiştir. Bu koşullar altında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal istikrarsızlık sorunu öne çıkmıştır. Son yıllarda finansal istikrarsızlık ve finansal krizlerin neden olduğu sosyal ve ekonomik maliyetler, merkez bankaları açısından finansal istikrar olgusunun önemini arttırmıştır. Dolayısıyla, finansal istikrarsızlığın ülke içi dinamikler ve uygulanan ekonomik politikalardan nasıl etkilendiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, finansal istikrarsızlık olgusunun kavramsal düzlemde değerlendirilmesine ek olarak, finansal istikrarsızlık ile iktisat politikası değişkenleri arasındaki ilişkiler Türkiye örneği üzerinden analiz edilmektedir. Para ve maliye politikası değişkenleri ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasındaki ilişkiler araştırılmaktadır. Bu bağlamda, para ve maliye politikası değişkenlerindeki beklenmedik değişimlere finansal istikrarsızlığın nasıl tepki verdiği incelenmektedir.Faiz, fiyatlar genel düzeyi ve kamu borçları ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasında dikkat çekici ilişkilere ulaşılmıştır. Yüksek fiyat düzeyindeki oynaklıklar finansal istikrar açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.Uygun vektör otoregresyon modellerinden elde edilen etki-tepki fonksiyonları, faiz ve kamu borçlarına yönelik şokların finansal istikrarsızlık sorununu arttırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal istikrarsızlık, finansal kriz, para politikası, maliye politikası, vektör otoregresyon, etki-tepki fonksiyonları

Finansal krizMaliye politikalarıPara politikaları+1
Cevat Bilgin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de maliye politikası aracı olarak teşvik politikaları ve Çukurova örneği

Devletin ekonomik hayata müdahalesi ile önem kazanan maliye politikası, devletin sahip olduğu çeşitli mali araçların belirlenen çeşitli hedefler doğrultusunda nasıl kullanılması gerektiğini inceleyen bir bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Maliye politikası ulusal refahın en üst seviyeye çıkarılması için mevcut kaynakların dağılımını maliye politikası araçları olan kamu harcama politikası, kamu gelirleri politikası, vergi politikası ve borçlanma politikasını kullanarak yapmaktadır.Teşvik politikaları devletin ekonomik hayata müdahalede bulunduğu en etkili maliye politikası aracı olarak görülmektedir. Devletler, mevcut sosyo- ekonomik ve toplumsal yapılarına uygun olarak teşvik politikaları belirlemektedirler. Ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi ve toplumun belirli bir refah seviyesine ulaşabilmesi açısından teşvik politikaları maliye politikasının bir aracı olarak hükümetler tarafından uygulama alanı bulmuştur.Bu çalışmada, teşvik politikaları da maliye politikasının bir aracı olarak kabul edilmiş olup, Türkiye'de uygulanan teşvik politikalarının amacı, türleri değerlendirmeye alınmış, Çukurova Bölgesinde teşvik sisteminin uygulanabilirliği ve bölgeye olan etkisi değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Teşvik Politikası, Çukurova Bölgesi

FinansMali teşvik sistemiMaliye politikaları+3
Güzide Tatar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarına yol açan hallerin tespiti ve muhasebeleştirilmesi

Vergi uyuşmazlıkları, verginin tarafları arasında vergisel yükümlülükler bağlamında ortaya çıkan anlaşmazlıklardır. Vergi incelemeleri sırasında yapılan tespitler ve beyanda yapılan hatalar, vergi uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasındaki temel nedenler olup, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde tarafların başvurdukları idari ve yargısal çözüm yolları şeklinde iki başlık altında toplanan alternatif çözüm yolları bulunmaktadır. Pişmanlık ve ıslah, uzlaşma, cezalarda indirim ve vergi hatalarında düzeltme, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde idari aşamada başvurulan yöntemler olup, vergi mahkemelerinde dava açma ise yargısal çözüm yollarının temelini oluşturmaktadır. Çoğunlukla vergi incelemesi ile ortaya çıkarılan ve idari veya yargısal yollarla çözümlenen vergi uyuşmazlıklarına yol açan muhtemel nedenlerin hangilerinin yaygın olduğunun tespiti, kamu gelirleri içerisinde en önemli gelir türlerinden olan vergilerin etkin bir şekilde toplanmasında son derece önemlidir. Ancak vergi uyuşmazlıklarına yol açan halleri uygulamalı olarak inceleyen çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki boşluğun giderilmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açan haller ve bunların uyuşmazlığın çözümlenme sürecinde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği, vergi inceleme raporları üzerinden yapılan bir araştırma ile tespit edilmiştir. Araştırmada, vergi uyuşmazlıklarına yol açması muhtemel nedenlerin en çok "defter ve belgelerin noksan, usulsüz veya karışık olması" ile "fatura ve benzeri evrakların eksik düzenlenmesi veya düzenlenmemesi" olduğu, bu ve benzeri nedenlerle tespit edilen matrah ve vergi farklarının beyan edilen tutarlara, kesilmesi öngörülen vergi cezalarının ise tespit edilen vergi farklarının yaklaşık üç katına ulaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, vergi cezalarının vergi mevzuatında kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesinin, vergi muhasebesi ile genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre yapılan muhasebe kayıtlarında farklılıklara yol açtığı ve vergi muhasebesine göre işletmelerin bu cezaları ortaklardan alacaklar hesabında muhasebeleştirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi İncelemesi, Muhasebeleştirme

Maliye politikalarıMuhasebeMuhasebe uygulamaları+5
Muhammet Emre Diri
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Karşılaştırmalı kapitalizm, büyüme modelleri ve devlet: Macaristan, Brezilya ve Türkiye üzerine bir inceleme

Bu çalışma, neoliberal dönemde devletin ekonomi içindeki konumunun dönüşümünü ve kapitalist birikim süreçlerinin bu dönüşümle nasıl yeniden yapılandığını anaakım karşılaştırmalı kapitalizm çalışmalarının eleştirel bir geleneğini sunan büyüme modelleri yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, kapitalizmin ve onun güncel akılsallığı olan neoliberalizmin, ortak bir birikim mantığından türediğini ve birbirine yakınsayan ulusal özgünlükler ekseninde şekillendiğini göstermektir. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde neoliberal akılsallığın iktisadi ve siyasal alandaki yansımaları, devlet – sermaye – emek arası ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi üzerinden ele alınmıştır. Birinci bölüm, devletin kapitalist üretim ilişkilerindeki kurucu konumunu tarihsel bir perspektifle tartışmakta; neoliberalizmle birlikte şekillenen yeni müdahalecilik biçimlerini ve bu süreçlerin toplumsal rıza üretimiyle ilişkisini analiz etmektedir. Bu çalışmanın ikinci bölümünde karşılaştırmalı kapitalizm literatürünün anaakım okuması haline gelmiş olan 'kapitalizm çeşitleri' yaklaşımı eleştirel biçimde irdelenmiştir. Kapitalizm çeşitleri yaklaşımının devletin konumunu sınırlı biçimde ele alması, kurumsal yapıları durağan varsayması ve gelişmekte olan ülkeleri dışlaması, bu yaklaşımın açıklayıcılık gücünü zayıflatmaktadır. Bu sınırlılıklara yanıt olarak, Post-Keynesyen iktisat geleneğinden beslenen büyüme modelleri yaklaşımı, kapitalizmin kriz dönemlerini, büyüme birleşenleri ve sınıfsal uzlaşı biçimlerini merkeze alan değişime açık bir inceleme imkânı sunmaktadır. Büyüme modelleri yaklaşımı, ülkelerin farklı büyüme modellerini —yurt içi tüketime, kredi genişlemesine dayalı yurt içi tüketime dayalı, zayıf ihracat itişli ve ihracata dayalı merkantilist— toplam talep birleşenleri ve sektörel finansal dengeler üzerinden kavramsallaştırmakta ve bu modellerin siyasal temellerini büyüme koalisyonları kavramıyla ilişkilendirmektedir. Bu kuramsal çerçeve doğrultusunda, çalışmanın üçüncü bölümünde Macaristan, Brezilya ve Türkiye örnekleri tarihsel ve istatistiki yöntemle incelenmiştir. Bu üç ülke, farklı coğrafyalarda yer almalarına ve kapitalizme farklı tarihsel süreçlerde eklemlenmiş olmalarına rağmen, 1990'lı yıllarda Washington Uzlaşısı ve Post-Washington Uzlaşısı çerçevesinde neoliberal yeniden kurumsallaşma süreçlerine tabi olmuştur. Bu savla, siyasal süreçlere dair anlatıyı güçlendirmek üzere her bir ülke için 1990 – 2023 yılları arasını kapsayan ve iktisadi büyüme, doğrudan yabancı yatırım stoğu, bütçe dengesi, işsizlik oranı, ihracatın yüzde değişimi, mal ihracının yüzde değişimi, cari denge, sanayi üretim endeksi, reel ücret endeksi, dış borç stoğu, enflasyon, faiz oranı ve döviz kuru göstergeleri; ilgili dönemlerin tarihsel tasnifine göre sunulmuştur. Ayrıca, siyasal anlatı ve toplumsal rıza arasındaki ilişkiyi serimleyebilmek savıyla, ülkelerin eğitim, sağlık ve sosyal koruma harcamalarının gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payı ve Gini endeksine dair göstergeler incelenmiştir. Büyüme modelini belirleyebilmek için her ülke özelinde öncelikle büyüme birleşenlerinin yıllık büyümeye olan katkıları ayrıştırılmış, ardından özel sektör, kamu sektörü ve dış sektörün sektörel finansal dengeleri incelenmiştir. Bu tasnifin ardından belirlenen büyüme modeli, sanayi ve bağımlı finansallaşmaya dair iktisadi göstergelerle perçinlenmiştir. Bu süreçte, her bir ülke için sırasıyla sektörel katma değer katkıları, mal ihracının sektörel dağılımı; doğrudan yabancı yatırımların sektörel dağılımı; doğrudan yabancı yatırımların sektörel alt birleşenleri; kredilerin sektörel dağılımı; kredilerin finansal olmayan şirketler ve hanehalkı arasında ayrıştırılması; hanehalkı borcunun harcanabilir kişisel gelire oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları ve iktisadi büyüme göstergeleri sunulmuştur. Bu göstergeler ışığında ülkelerin büyüme modellerinin ve bu modelleri besleyen büyüme koalisyonlarının tespiti yapıldıktan sonra, ülkelerin ortaklaşan ve farklılaşan yanlarına yönelik bir tartışma yürütülmüştür. Elde edilen bulgular, üç ülkede de iktisadi krizlerin büyüme modelinin ve büyüme koalisyonunun dönüşümü sonucunu doğurduğunu göstermektedir. Bu ülkelerde neoliberal politikalara yönelik toplumsal tepkiler, sistemin çeperindeki siyasal hareketleri iktidara taşımış; ancak bu hareketler neoliberal birikim rejimine yöneltilmiş alternatif bir sınıfsal proje geliştirememiştir. Büyük Durgunluk sonrasında incelenen üç ülkede finansal sermaye yerine sanayi sermayesinin desteklenmesi ve belirginleşen otoriterleşme eğilimleri, neoliberalizmin krizlere verdiği iktisadi ve siyasal yanıtın bir biçimi olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak çalışma, neoliberal dönemde devletin konumunun dönüşümünü, büyüme modelleri yaklaşımı aracılığıyla çözümleyerek, karşılaştırmalı kapitalizm literatürüne hem kuramsal hem de ampirik düzeyde özgün bir katkı sunmaktadır.

Kapitalist devletMaliye politikaları
Fatin Şevki Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mali devalüasyon: Euro bölgesi üzerine ampirik bir analiz

Tarihsel ve teorik temelleri Keynes'e kadar uzanan ancak günümüzdeki anlam ve işlevi Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yapısal özellikleri ve ekonomik zorluklarından doğan mali devalüasyon, işveren sosyal güvenlik primlerindeki indirimin eşanlı olarak katma değer vergisi (KDV) oranındaki bir artışla telafi edildiği geleneksel olmayan bir maliye politikası uygulamasıdır. Bu politika esasen Euro Bölgesi ülkelerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan ziyade para politikası yetkilerini Avrupa Merkez Bankasına devretmeleri ve dolayısıyla nominal devalüasyona başvuramama kısıtının bir sonucudur. Bu kısıt neticesinde nominal devalüasyonla sağlanılan dış ticaret dengesini iyileştirmeye yönelik hedef, mali devalüasyonun önerdiği vergi takası ile gerçekleştirilmek istenmektedir. Şöyle ki, teorik olarak işveren sosyal güvenlik primlerindeki azalış, ihraç mallarının birim maliyetlerini azaltarak rekabet avantajı sağlamakta, KDV'deki artışın ise ithal mallarının göreli fiyatlarını arttırması neticesinde ithalatı caydırmaktadır. Böylelikle dış ticaret dengesinde nominal devalüasyona benzer etkiler yakalanmaktadır. Ayrıca teorik ve ampirik yazında mali devalüasyonun yalnızca dış ticaret dengesini iyileştirmekle kalmayıp bütçe dengesini bozmadan mali konsolidasyon çabalarını desteklemekle beraber istihdam ve büyümede artış sağlandığına dair argümanlar söz konusudur. Bu çalışmada Euro bölgesi ülkeleri için 1995-2018 yıllarını kapsayan dönemde dinamik panel veri analizi ile mali devalüasyonun kısa ve uzun dönemde net ihracat seviyesine olan etkisi sınanmaktadır. Analiz sonuçlarına göre mali devalüasyon, kuramsal beklentiyle uyumlu olarak kısa ve uzun dönemde net ihracat olumlu yönde etkilemektedir.

Avrupa BirliğiDevalüasyonDinamik panel teknikleri+3
Oğuzhan Bozatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kalkınma planlarında yer alan vergi politikalarına ilişkin hedeflerin gerçekleşmeleri

Kalkınma kavramı gelişme, ilerleme ve modernleşme gibi anlamlara gelmekte olup özellikle 1940'lardan sonra iktisadi bir içerik kazanmıştır. İktisadi anlamda kalkınma kavramı, iktisadi büyüme gibi nicel bir ölçüme dayalı değişime ek olarak ülkedeki sosyal, kültürel, siyasal ve demografik değişimleri de dikkate alan bir gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. İktisadi kalkınma kavramı zaman içerisinde daha da önem kazanarak iktisadi planlama kavramı ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. İktisadi planlama, kalkınma için belirlenen amaçların belirlenen göstergeler ile karşılaştırılması ve etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iktisadi kalkınmanın sağlanması bakımından iktisadi planlamaya duyulan ihtiyaç, iktisadi planların etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi açısından önem taşıması nedeniyle artmıştır. Türkiye'de planlamaya dayalı iktisadi kalkınmanın ilk örneğini 1934 yılında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı oluşturmaktadır. İlerleyen yıllarda devam eden planlama girişimleri sonunda 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulamaya konulmuştur. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında iktisadi büyüme, sektörel büyüme, istihdam, yaşam koşulları, adalet vb. birçok konulara yer verilmektedir. Ülkelerin ileriki dönemde izleyecekleri politikalar için yol haritası niteliği taşıması bakımından önemi büyüktür. Türkiye'de uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında vergi politikalarına da geniş ölçüde yer verilmekte olup genel olarak belirlenen hedefler; vergi hasılatının artırılması, vergi adaletinin sağlanması ve verginin tabana yayılması gibi başlıklarda toplanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise 1980-2018 yılları arasında uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yer alan vergi politikaları hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleşme durumları değerlendirilmiştir. İlk olarak her plan kapsamında plan dönemine ilişkin hedefler ayrı ayrı değerlendirilmiş ve son olarak öne çıkan vergi politikası hedefleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla genel durum ortaya konmuştur.

1980 sonrasıEkonomik kalkınmaKalkınma politikaları+6
Ebru Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Özal dönemi kamu mali politikaları

Bu tez çalışmasında, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanından sonra, siyasi partilerin iktidar çekişmeleri, uygulanan iktisadi ve mali politikalar, dış ticaret olguları, borçlanma gereksinimleri, ulusal gelirler, giderler ve bütçe açıklarına dair bilgiler verilecektir. 1923'ten 1930'a kadar geçen zamanda iktidar ve muhalefet arasında uyuşmazlıklar süreklilik kazanmıştır. 1939-1945 dönemi savaş dönemi olduğu için kamu gelirlerinde azalış meydana gelmiş ve ekonomide gerileme kendini hissettirmiştir. 1950-1960 döneminde ise, Demokrat Parti iktidara gelmiş ve gerek ekonomi de gerek siyasette önemli ve olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. 1960-1980 arası dönemde ise darbeler sosyal, siyasi ve ekonomik anlamda ülkeyi derinden etkilemiştir. Ekonomide iyileşme sağlamak amacıyla Turgut Özal Başbakanlık Müsteşarı olduğu dönemde 24 Ocak Kararlarını hazırlamıştır. 24 Ocak 1980'de yayımlanan kararlar, Turgut Özal'ın başbakanlık döneminde uygulama alanı bulan ve Türk ekonomisine yön veren en önemli istikrar politikalarından biridir. Tarihe "24 Ocak Kararları" olarak geçen bu program ile liberal ekonomi politikası benimsenmiş, dış ticarette serbestleşme, devlet müdahalesini minimum seviyeye düşürme, Türk Lirası'na değer kazandırma, enflasyonu düşürme, fiyat istikrarını sağlama, kamu iktisadi teşebbüslerini özelleştirme gibi politikaların uygulanması kararı alınmıştır. Sıkı para ve maliye politikası benimsenmiştir. Uluslar arası Para Fonu (IMF) ile yapılan Stand-By anlaşması ile 24 Ocak Kararları'nın uygulanması için kaynak sağlanmıştır. İzleyen yıllarda, 20 Mayıs 1983'te Turgut Özal tarafından kurulan Anavatan Partisi, ilk seçimlerde iktidar olmuş ve hükümeti kurma görevi de Özal tarafından üstlenilmiştir. Özal'ın başbakanlığıyla birlikte 24 Ocak Kararları'nın birçoğu hayata geçirilmiş ve liberal politikalarla ekonomide canlanma görülmüştür. Özal döneminden sonra 1993-2018 döneminde ise zaman zaman ekonomik krizler baş göstermiş ve 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidar olması ile birlikte ekonomide krizlerle mücadele ve ekonomik büyüme politikaları izlenmiştir.

Devlet politikalarıEkonomiEkonomi politikaları+7
Selin Vardar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel krizini önlemede maliye politikalarının rolü: Türkiye örneği

Gayrimenkul sektörünün ABD'de 2007 yılının son çeyreğinde çökmesi sonucu, finansal bir kriz başlamış ve bu kriz 2008 yılında dünya genelinde birçok ülkeyi kısa sürede etkisi altına almıştır. Küresel kriz ve krize karşı uygulanan genişletici politikalar birçok gelişmiş ülkede bütçe açığını ve borç seviyesini yükseltmiştir. Bu sebeple, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği tehlikeye girmiş, bütçe açığının azaltılması ve denetiminin arttırılması, kamu maliyesinde disiplinin sağlanması gibi konulara daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Bu çerçevede, bütçe gelirlerinde istikrarı sağlama ve kamu harcamalarını düzeltme hedefleri ile birlikte maliye politikalarının uygulanması da bir gereklilik halini almıştır. Yaşananlar sonucunda Türkiye'nin kriz boyunca aldığı maliye politikası önlemleri, piyasalarda oluşan belirsizliği ortadan kaldıracak şekilde düşünülmüş, özel kesim yatırım harcamalarındaki azalmayı ve hane halkı tüketim harcamalarındaki talep daralmasını telafi etmeyi amaçlamış, kamu gelirlerinde ve kamu harcamalarında düzenlemelere gidilmiştir. Çalışma, Türkiye'nin küresel krizden çıkışında etkili olan unsurları belirlemek ve maliye politikalarının rolünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda dünyada ve Türkiye'de maliye politikaları kullanılarak küresel krizle mücadele etme yöntemleri incelenmiştir. Makroekonomik göstergelere bakıldığında, alınan önlemler ve uygulanan politikalar sonucunda, küresel kriz ile mücadelesinin ardından Türkiye'nin, maliye politikası uygulamalarını yerinde ve doğru kullanarak kriz öncesi seviyeyi yakaladığına ulaşılmıştır. İlerleyen yıllarda ise büyüme oranı daha da yukarılara çıkmıştır. Böylelikle maliye politikalarının krizleri önlemedeki rolü küresel krizle birlikte bir kez daha anlaşılmıştır.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizKriz+3
Berkan Evliyaoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mali alan ve mali alanı kısıtlayan faktörlerin incelenmesi: Türkiye örneği

Mali alan, devletin mali sürdürülebilirliğe zarar vermeden eğitim, sağlık, altyapı gibi kalemlere yapacağı harcamalar için bütçeden ayrılabilecek payı anlatan bir kavram olarak literatüre girmiştir. Bu kavram aynı zamanda devletin ekonomik krizlere karşı uygulayabileceği çevrim karşıtı maliye politikası imkanlarını temsil etmektedir. Mali alan literatüre yeni girmiş bir kavram olsa da, maliye teorisinde benzer fikirlerin çokça var olduğu görülmektedir. Mali alanın kısıtlılığı, bir ülkenin maliye politikası uygulayabilme imkanının sınırlılığını anlatmaktadır. Çeşitli göstergelerle incelenen mali alan kısıtlanması gelişmekte olan ülkelerin neoliberal iktisat politikaları neticesinde sıkça karşı karşıya kaldıkları bir olgu olmuştur. 2008 Büyük Durgunluğu olarak adlandırılan ekonomik krizin ardından maliye politikasının uygulama alanları tekrar tartışmaya açılmıştır. Bu durum, mali alanın önemini arttırmıştır. Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizler, mali alanın Türkiye için gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmada literatürde yer etmiş mali alan göstergeleri ışığında Türkiye'de mali alanı kısıtlayan faktörler incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de mali alanı kısıtlayan faktörleri belirlemek ve mali alanın genişlemesi için politika önerileri sunmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde mali alanın farklı tanımları verilmiş ve iktisadi düşünceler tarihi içerisinde mali alanın yeri incelenmiştir. İkinci bölümde mali alan oluşturma ve hesaplama yöntemleri anlatılmış, ardından normatif olarak mali alanı kısıtlayan faktörler gösterilmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye için belirlenen mali alan göstergeleri 1990-2019 zaöam dönemi için incelenmiş ve mali alanı kısıtlayan faktörler belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mali Alan, Maliye Teorisi, Ekonomik Kriz, Maliye Politikası

Ekonomik krizKamu maliyesiMali alan+2
Fatin Şevki Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal kriz sonrası seçili ülkelerdeki maliye politikalarının dönüşümünün değerlendirilmesi

İktisat/maliye literatüründe önemli bir konumda yer alan ekonomik kriz kavramı, insanlık medeniyetinin gelişmesi ile beraber binlerce yıldır hayatın bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirli sıklıklarla sürekli karşımıza çıkan ekonomik krizler, özellikle 19. yüzyıldan bu yana hayatın bir gerçeği olmuş durumdadır. Tarihte birçok kez görüldüğü üzere yaşanan büyük ekonomik krizlerin ardından iktisadi/mali düşünce teorileri ve politikaları yeniden gözden geçirilmekte ve hatta köklü değişimlerden geçmektedir. Bu çalışmanın amacı hâkim iktisat teorilerinin 2008 Küresel Finans Krizi'nden sonraki gelişiminin maliye politikaları ışığında incelenmesidir. İktisadi düşünce okullarının temel varsayımları ve teorilerindeki farklılıklar, para ve maliye politikası araçlarının kullanımının farklılaşmasına yol açmaktadır. 2008 Küresel Finans Krizi'nin ardından iktisatçılar ve maliyeciler arasında Keynesyen İktisadi Düşünce'nin tekrardan hâkim hale geldiği yorumları yapılmıştır. Bu çalışmada maliye politikalarına bakış açısının tarihsel gelişimi gösterildikten sonra, ABD, Almanya, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye örneğinde kriz sonrasındaki maliye politikalarının incelenilerek hâkim iktisadi teorinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda uluslararası kuruluşların maliye politikalarına bakış açısı ve seçili ülkelerin uygulamaları doğrultusunda maliye politikalarının yalnızca kısa bir süreliğine Keynesyen politikalar tarafından yönlendirildiğini, ardından ülkelerin mali konsolidasyonlar/kemer sıkma programları uygulayarak kriz öncesindeki uygulamalarına dönmeye çalıştığı görülmüştür. Nihayetinde ülkelerin pragmatik davranarak kriz sonrasında Keynesyen teorilere sarıldığı, krizin ilk şokları atlatıldıktan sonra ise bu politikaları bıraktığı görülmüştür.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizFinansal kriz+3
Şükrü Çağrı Çelik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Durağan durum ekonomisi: Ekolojik sürdürülebilirlik ve sosyal adalet için parasal ve mali politikalar

Mevcut makroekonomik politika sürekli olan bir ekonomik büyümeyi teşvik etmektedir. Bu iktisadi iklimde işsizlik, yoksulluk ve borç, yetersiz büyüme ile ilişkilendirilmektedir. Ekonomik faaliyet, doğal materyallerin dönüşümü ve nihai olarak çevreye atık olarak geri dönmesine dayanmaktadır ve mevcut akım hacmi seviyeleri gezegenimizin taşıma kapasitesini geçmektedir. Başarısız bir şekilde kurulmuş ekonomik kuruluşların bir sonucu olarak toplum, ekolojik felaket ve sefalet arasında kabul edilemez bir seçim yapmaya zorlanmaktadır. Gezegenin sınırları ile uyumlu bir akım hacmi ile karakterize edilen bir durağan durum ekonomisine geçiş şarttır. Bu çalışma, mevcut parasal ve mali politika yapılarının eksik yanlarını inceleyerek ve çözüm önerileri sunarak bir durağan durum ekonomisi kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bir durağan durum para politikası, kamu sektörü aracılığıyla, sürdürülebilir bir refahı destekleyecek şekilde, döngüsel olmayan ve borçtan bağımsız bir dikey para yaratımı sağlar. Bir durağan durum maliye politikası, gelir elde etmek için değil ama para politikası hedeflerine ulaşmak için, harcanan ve borç verilen her para ile bu paranın geri kazanımı arasında dikkatli bir şekilde denge oluşturmak zorundadır. Bir durağan durum maliye politikasının öncelikleri stratejik kamu malı yatırımları, ekolojik zararların ve ekonomik rantların vergilendirilmesi ve artan oranlı vergi mekanizmalarının yürürlüğe konması olmalıdır. Bu çalışmada ayrıca, akım hacmini düzenleyecek bir "Müşterekler Sektörü" ve para arzını sıkı sıkıya düzenleyecek bir "Para Komitesi" da dahil olmak üzere çeşitli kurumsal yenilikler düşünülmüştür.

DurağanlıkEkonomiEkonomi politikaları+6
Yusuf Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evrensel temel gelir teorisi ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Evrensel temel gelir; bir toplumdaki herkese koşulsuz ve düzenli olarak belirli aralıkla devlet tarafından nakit gelir transferi yapılmasını ifade etmektedir. Tarihsel kökenleri çok eskiye dayanan bu fikir günümüzde birçok farklı siyasi ve iktisadi düşünceye sahip çevrelerce desteklenmekte ve tartışılmaktadır. Bu fikir bireyin her alanda özgürleşmesinden işçilerin iş gücü piyasasındaki pazarlık gücünün artmasına; yoksulluğun etkilerinin hafifletilmesinden gelir dağılımındaki dengesizliğin azaltılmasına kadar birçok gerekçeyle savunulmaktadır. Gelir testi gibi bürokratik süreçleri içermemesi ve koşulsuz olarak herkesi kapsaması; evrensel temel geliri mevcut sosyal refah programlarından önemli derecede ayrıştırmakta ve uygulanmasını idari açıdan son derece basit kılmaktadır. Bu avantajına karşın mali açıdan uygulanabilirliği eleştirilen en önemli konuların başında gelmektedir. Çalışmanın amacı, evrensel temel gelirin Türkiye'de uygulanabilirliğini mali açıdan değerlendirmektir. Bu bağlamda Türkiye'ye özgü farklı miktar ve kapsamlar belirlenmiş, toplamda 12 farklı senaryo oluşturulmuştur. Oluşturulan senaryoların maliyetleri hesaplanmış ve bu maliyetlerin nasıl finanse edilebileceğine ilişkin olarak Türkiye'nin borçluluk durumu, kamu harcamaları ile kamu gelirleri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda toplumun çok büyük bir kesimini kapsayacak evrensel temel gelirin mali açıdan uygulanabilir olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

Evrensel temel gelirMaliye politikalarıTürkiye+4
Muhammed Fatih Cüre
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrim karşıtı ve çevrim yanlısı maliye politikaları: Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Türkiye üzerine uygulamalı bir analiz

18. yüzyıla dayanan geçmişi ile iş çevrimleri ve Keynesyen iktisadi düşünceden teorik temellerini alan maliye politikası uygulamaları, günümüz iktisat yazınında da yoğun bir biçimde incelenen iki önemli araştırma sahasını oluşturmaktadır. İş çevrimleri, en geniş anlamı ile toplam ekonomik faaliyette meydana gelen istikrarsızlıkları açıklamak üzere geliştirilen teoriler bütünü olarak ifade edilebilir. Maliye politikası ise teorik anlamda en genel tanımı ile toplam ekonomik faaliyet düzeyinde gözlemlenen istikrarsızlıklara devletin müdahale yöntemi, araçları ve zamanlamasını pozitif ve normatif iktisat yaklaşımları ile inceleyen teoriler toplamı olarak betimlenebilir. İki kavram arasındaki ilişki, ilk defa Gavin ve Perotti (1997) tarafından, ampirik analiz yöntemleri aracılığı ile incelenmiştir. Maliye politikası ve iş çevrimlerinin ilişkisinin incelenmesi noktasında ilham verici bu çalışmanın ardından, iktisat yazınında hızla gelişen ve çeşitlenen bir araştırma alanı oluşmaya başlamıştır. İş çevrimleri ve maliye politikasının arasındaki bağlantıyı incelemeye çalışan bu yazın; heterojen ülke grupları, veri seti uzunluğu, ekonometrik yöntem, tercih edilen değişkenlerin çeşitliliği ve gelişmiş tahmin yöntemleri ile birlikte önemli ölçüde teorik ve ampirik çeşitliliği de içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca iş çevrimlerine dair teorik fikirlerin gelişim sürecinin detaylı bir biçimde incelenmesi ile birlikte, iktisadi düşünce ekollerine ait görüşlerin birikimli ilerleyişi de ortaya konulmaktadır. Bu kapsamda maliye politikası aracılığı ile yapılan müdahalelerden beklenen, ekonomik faaliyette gözlemlenen istikrarsız dalgalanmaları, kararlı denge noktasına yani uzun dönem denge konumuna doğru yönlendirmesidir. Keynesyen Düşünce, maliye politikasının, beklenen bu etkiyi yaratabilmesinin çevrim karşıtı maliye politikası uygulamaları ile mümkün olduğunu savunmaktadır. Ancak maliye politikasının toplam ekonomik faaliyet düzeyindeki mevcut istikrarsızlığa özgü hassasiyetleri dikkate almadan çevrim karşıtı bir biçimde tasarlanması durumda da etkinsiz sonuçlara yaratacağına dair kuvvetli argümanlar bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 2000-2020 dönemi ve Türkiye'de 1990-2020 döneminde maliye politikası uygulamaların çevrimsel davranışları sırasıyla dinamik panel veri analizi ve zaman serisi analizi yöntemleri ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analizler hem Avrupa Birliğinde çevrim yanlısı Türkiye'de ise çevrim karşıtı maliye politikası uygulamaları olduğuna işaret etmektedir. Ulaşılan sonuçlardan hareketle karşılaştırmalı bir biçimde Avrupa Birliği ve Türkiye'de maliye politikasının güçlü ve zayıf yönlerine dair tespitler yapılmıştır.

Avrupa BirliğiDinamik panel teknikleriMaliye politikaları+4
Şeref Can Serin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve AB ülkelerinde tarımsal destek politikalarının karşılaştırmalı analizi

Tarım yüzyıllardan bu yana insanoğlunun yaşamını devam ettirmesi için stratejik bir sektördür. Bütün dünya ülkelerinde tarım sektörü sahip olduğu özelliklerden dolayı çeşitli şekillerde desteklenmekte, ülke kaynaklarının önemli bir kısmı tarımsal destekleme politikalarıyla bu alana aktarılmaktadır. Kamusal müdahale temelinde yapılan tarımsal destekleme politikaları; kamu kesimi tarafından tarım ürünlerinin fiyatlarına doğrudan ya da dolaylı olarak yapılabilecek çeşitli müdahaleleri içermektedir. Bu müdahaleler, düzenleme şeklinde yapılabileceği gibi, fiyat oluşumuna doğrudan ya da dolaylı olarak etki eden diğer mekanizmalarla da olabilmektedir. Destekleme politikaları tüm dünyada liberalleşme trendine rağmen etkinliğini sürdürmekte, özellikle gelişmiş birçok ülkede tarım halen en çok kollanan sektör olarak varlığına devam etmektedir. Uygulanan politikalar kamu bütçesi, üretici ve tüketici refahı, kaynak kullanım seçeneklerini değiştirmekte, üretim, istihdam, dış ticaret, gelir dağılımı gibi makro politikaları etkilemekte ve ulusal gelir ve refah üzerinde seçilen politikalar doğrultusunda belirleyici etkiler oluşturmaktadır. Avrupa Birliği?nde tarım sektörünün desteklenmesi ve yönlendirilmesi Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında yürütülmektedir. OTP, AB?nin ilk ortak politikası olup birlik bütçesinin de yaklaşık yarısı bu amaçla kullanılmaktadır. Avrupa Birliği?nin tarımsal politikasının temel amacı; topluluğa üye ülkelerin tarımsal üretimini artırmak, üreticilere daha iyi bir yaşam sağlamak, çevre dostu tarım uygulamalarını teşvik etmek, bitki ve hayvan sağlığı standartlarının yaygınlaştırılması, kırsal bölgeler arasında işbirliği ve kırsal gelişmeyle ilgili deneyim ve bilgi alışverişini sağlamak ve arzın devamlılığını sağlamak için tarım piyasalarını istikrara kavuşturmaktır. Türkiye?nin AB uyum çalışmalarında en kapsamlı alanı tarım sektörü oluşturmakta, AB tarım politikalarına entegrasyonun sağlanması birliğe tam üye olabilmek en önemli koşul olarak Türkiye?nin karşısına çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye?de ve AB?de uygulanan destekleme politikaları, yaşanılan önemli siyasi ve sosyal olaylara göre tarihsel dönemlere ayrılarak değerlendirilmiş, yapılan desteklerin hangi amaçla verildiği ve belirlenen amaçlara ulaşılıp ulaşılmadığı araştırılmıştır. Avrupa Birliği?nde uygulanan desteklerle, Türkiye?de uygulanan desteklerin karşılaştırılması sonucu Türkiye için başlıca kısıtlar ve farklılıklar ortaya konulmuş, uyuma yönelik yapılması gereken başlıca önlemler belirlenmiş ve reform önerileri tartışılmıştır.

Avrupa BirliğiKarşılaştırmalı analizMaliye politikaları+7
Alparslan Uğur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Mali kural uygulamalarının makroekonomik değişkenler üzerine etkileri

Ekonomik piyasalarda kamu müdahalesi ile ilişkili olan teoriler zaman içinde farklılık göstermişlerdir. 1990'larda kamu harcamaları ve bütçe açıklarında yaşanan artışlar, kamu finansmanı alanında bazı yeniliklere ihtiyaç duyulması nedeniyle mali kural kavramını gündeme getirmiştir. Bu çalışma; 24 gelişmiş ekonomi için dengesiz panel veri analizini kullanarak işsizlik oranı ve ekonomik büyüme oranının dahil edildiği makroekonomik değişkenlere mali kural uygulamalarının etkilerini ampirik olarak ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaçla, sözkonusu ekonomilerde 1985-2012 dönemi yıllık verileri kullanılmıştır. Çalışmada bağımlı değişkenler olarak işsizlik oranı ve ekonomik büyüme değişkenleri kullanılırken; mali kural ölçüsü olarak harcama kuralı ve bütçe dengesi kuralı olmak üzere iki temel bağımsız değişken kullanılmıştır. Bununla birlikte; enflasyon oranı, faiz oranı, GSYH içindeki kamu borcu oranı, GSYH içindeki kamu harcamalarının oranı ve GSYH içindeki vergi gelirlerinin oranı gibi diğer bağımsız değişkenlerde modele dahil edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre; ekonomik büyüme, GSYH içindeki kamu borcunun oranı ve GSYH içindeki kamu harcamalarının oranı değişkenleri işsizlik oranı üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahipken; harcama kuralı ve enflasyon oranı negatif ve istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahiptir. Diğer taraftan, ekonomik büyüme değişkeni üzerinde işsizlik oranı ve GSYH içindeki vergi gelirlerinin oranı pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı iken bütçe dengesi kuralı, GSYH içindeki kamu borcu oranı ve GSYH içindeki kamu harcamalarının oranı değişkenleri negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmuştur.

Makroekonomik değişkenlerMakroekonomik etkiMali kural+1
M. Kemal Bostan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik istikrarın sağlanmasında maliye politikasının etkisi: Mali etki analizi ve Türkiye örneği

2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan ve tüm dünyaya hızla yayılan finansal krizin ilerleyen süreçte küresel düzeyde, reel ekonomiye sıçraması ile birlikte, küresel ekonomik istikrarın yanında ülke ekonomilerinin istikrarı da bozulmuştur. Ekonomik istikrardan uzaklaşılmış olması sonucunda ekonomik büyüme yavaşlamış ve hatta durmuş, işsizlik yaygınlaşmış, uluslararası ticaret yavaşlamış, yoksulluk artmış, mevcut gelir dağılımı adaletsizliği krizin yarattığı bu istikrarsızlık ile daha da büyümüştür. Yaşanan ekonomik istikrarsızlığın sonuçları sadece ekonomi üzerinde kendini göstermemiş; bunun yanında sosyal ve hatta siyasal birçok önemli problemin ve maliyetin ortaya çıkmasına neden olmuş ve ekonomik istikrarın önemini gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler açısından net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu doğrultuda ekonomik istikrarın yeniden sağlanması ve istikrarsızlığın ortaya çıkardığı problemlerin ve maliyetlerin ortadan kaldırılması için tüm ülkeler merkezinde maliye politikası uygulamalarının yer aldığı istikrar programları uygulamaya koymuşlardır. Bununla birlikte 1929 Bunalımı ve sonrasında maliye politikasının ekonomik istikrarın sağlanmasında ve sürdürülmesindeki etkisi günümüze kadar hem teorik olarak hem de uygulamada tartışmalı bir konu olarak varlığını sürdürmüştür. Bu bağlamda çalışmanın amacı maliye politikasının ekonomik istikrar üzerindeki bu tartışmalı etkisinin var olup olmadığını Türkiye örneği üzerinden 1980–2014 yıllarını kapsayan bir inceleme ile ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ekonomik istikrar ikinci bölümde ise maliye politikasına ilişkin teorik açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise maliye politikası ile ekonomik istikrar arasındaki ilişki literatürde daha önce uygulanmamış bütüncül bir bakış açısıyla ve maliye politikasının ekonomi üzerindeki net etkisini ortaya koyan mali etki analizinden hareketle Türkiye örneği üzerinden incelenmiştir.

Ekonomik istikrarFinansal etkiMaliye politikaları
Umut Tepekule
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects