Prostatic neoplasms

157 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Prostat kanseri hücrelerinde bor bileşiklerinin serin proteazlara etkisinin incelenmesi

Serin proteazlar, hücre büyümesi ve farklılaşmasında önemli rolü olan bir grup proteazdır. İnsanlarda tahmin edilen 175 üyeden oluşur. Bunların çoğu salgılanan proteazlardır. Genellikle zimojenler olarak bulunurlar ve spesifik ve sınırlı proteoliz ile aktive edilmeleri gerekir. Birkaç serin proteaz, prostat kanserinin oluşumunda yer alan önemli faktörler olarak bilinir. Prostat kanserinde PSA, MMP'ler ve diğer proteazların rolü, hücre dışı matriksin bozulması ve kanser hücrelerinin kemikler, akciğerler vb. gibi başka organlara metastaz yapmasına olanak sağlaması ile ilişkilidir. Bu serin proteazları farklı terapötik ajanlarla hedeflemek, prostat kanseri tedavisinde önemli bir strateji olabilir. Bor bileşiklerinin prostat kanseri hücreleri üzerindeki etkileri hakkında ilgili literatürden elde edilen sonuçların analizi, uygun dozlarda kullanıldığında borik asit gibi farklı bor bileşiklerinin prostat kanseri için potansiyel tedavi edici ajan olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, çalışmamızda LNCaP hücreleri kullanılarak, farklı kimyasal yapıya sahip olan bor bileşiklerinin (D1, D3 ve D6) prostat kanseri gelişimi ve ilerlemesinde anahtar faktörlerden biri olan serin proteazların gen ve protein düzeyleri üzerine olan etkileri sorgulanmaya çalışıldı. Bu amaçla farklı sürelerde ve farklı konsantrasyon değerlerinde bor bileşikleri hücrelere uygulanarak AR, PSA, MMP 2 ve MMP 9 gibi hedef genlerin ve proteinlerin ekspresyon seviyeleri sırasıyla QRT-PCR ve western-blot metodolojileri ile incelendi. Bor bileşiklerinin prostat kanseri hücrelerinin proliferasyonunu azalttığı, prostat kanseri gelişiminde kritik rol oynayan AR sinyalini inhibe ettiği ve MMP'ler ile serin proteazlar üzerinde gösterdiği transkripsiyonel ve translasyonel regülasyonlar aracılığıyla da hücrelerin metastatik potansiyelini azaltabileceği sonucuna varıldı. Bu bağlamda, özellikle sentetik androjen varlığında daha güçlü regülasyon gösteren bor bileşiklerinin ileri evre metastatik prostat kanseri hastalarının tedavisinde potansiyel adaylar olabileceği düşünülmektedir.

AndrojenlerBor bileşikleriProstat neoplazmları
Amına Mujala
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dosetakselin kanser hücrelerine nanobiyoteknolojik güdümlenmesi

Kanser tedavilerinde seçilen polimerin kullanılan ilaçla uyumluluğu, tedavide nanopartikülün kaderini belirlemektedir. Rezomer farklılıklarının nanopartikülün fiziksel ve kimyasal özellikleri ve ayrıca biyolojik aktiviteleri üzerine etkisi ile ilgili sınırlı sayıda kaynak bulunmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada farklı moleküler ağırlıklara (Rezomer 502 ve 504) ve terminal gruplara (Rezomer 502H ve 504H) sahip dosetaksel yüklü polilaktik-ko-glikolik asit nanopartiküllerini formüle ederek bu rezomerlerin nanopartikül karakterizasyonunun yapılması ve ardından prostat kanseri ve sağlıklı hücreler üzerindeki etkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Dosetaksel yüklü PLGA nanoparçacıkları, tek emülsiyon çözücü buharlaştırma yöntemiyle hazırlanmıştır. Yüzey karakterizasyonları zeta sizer ve taramalı elektron mikroskobu ile gerçekleştirilmiştir. Kapsülleme etkinliği, in vitro ilaç salım profilleri ve sitotoksik aktiviteleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, nanopartiküllerin yüzey morfolojisi üzerindeki ana etkinin, polimerin moleküler ağırlığı farklılaşmasıyla olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra asit terminal grubuna sahip gruplar daha yüksek kapsülleme ve reaksiyon verimliliğine sahip olarak bulunmuştur. Tüm formülasyonlarda, pH 7.4'te 334 saat ve pH 5.6'da 240 saat sonra in vitro salınım gözlenmiştir. Ayrıca moleküler ağırlığı yüksek olan grupların seçici sitotoksisite göstermesi de oldukça ilgi çekici bulunmuştur. Sonuç olarak, çalışılan rezomerlerin, özellikle de RG 504H grubunun, prostat kanseri tedavisinde düşük doz ve yüksek verimli uzun salımlı ilaç dağıtım sistemi olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir.

DosetakselNanobiyoteknolojiPLGA+1
Başak Simitçioğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multiparametrik prostat manyetik rezonans görüntüleme sonrası prostat spesifik antijeni ve derivelerinin (PSA, FREE-PSA) transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsisi (TRUS-BX) sonuçları ile yeniden değerlendirilmesi

Prostat spesifik antijeni(PSA) değeri gri zon olarak adlandırılan 4-10mg/dl olan hastaların freePSA/PSA oranları, multiparametrik manyetik rezonans görüntülemeleri ve patoloji raporlarının arasındaki ilişkileri değerlendirmek amaçlandı. Çalışmamıza 2020-2022 yılları arasında prostat spesifik antijeni yüksekliği ve değeri gri zonda(4-10mg/dl) olan, multiparametrik manyetik rezonans görüntülemesi yapılmış ve sonrasında transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsisi alınmış olan 101 hasta dahil edildi. Hastalar benign ve malign patolojiye sahip olanlar şekilde iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki hastaların fPSA/PSA oranları, PIRADS skorları ve ayrıca malign gruptaki hastaların patoloji sonuçları gleason skorlarına göre kaydedildi. FreePSA/PSA oranı, PIRADS skorları ve bunların arasındaki ilişkinin prostat ca saptamadaki değerini ortaya çıkarmaya çalışıldı. Çalışmadaki 101 hastanın ortalama yaşı 64.34 ± 6.64, PSA değeri 7.63 ± 2.3 ng/dl, fPSA değeri 1.42 ± 0.77 ng/dl, fPSA/PSA oranı 0.19 ± 0.09 olarak kaydedildi. 101 hastanın patoloji sonuçlarına göre; 31'ine kanser(%31.7), tanısı konmuş, 3'ü ASAP(%3) olarak raporlanmış, 67'sinin de sonucu benign(%66.3) olarak gelmiştir. Grup 1'deki hastaların fPSA ortalaması 1.08 ± 0.71 mg/dl, grup 2'deki hastaların fPSA ortalaması 1.59 ± 0.74 mg/dl olarak bulundu(p=0.001). Grup 1'deki hastaların fPSA/PSA oranı ortalaması 0.13 ± 0.06, grup 2'deki hastaların fPSA/PSA oranı ortalaması 0.22 ± 0.08 olarak idi (p=0.001). Prostat ca tanısı alan 31 hastanın gleason skorlamalarına göre patoloji sonuçları; 12 hasta gleason 3+3(%38), 8 hasta gleason 3+4(%25), 3 hasta gleason 4+3(%9), 3 hasta gleason 4+4(%10), 2 hasta gleason 4+5(%6), 2 hasta gleason 5+3(%6), 2 hasta gleason 5+5(%6) olarak raporlanmıştır. 101 hastanın multiparametrik manyetik rezonans görüntüleme raporlarına göre; 1 hasta PIRADS-2(%1), 33 hasta PIRADS-3(%32.7), 55 hasta PIRADS-4 (%54.5), 12 hasta PIRADS-5(%11.9) olarak sonuçlanmıştır. PIRADS-3 skoru olan 33 hastadan 3'üne(%9), PIRADS-4 skoru olan 55 hastadan 22'sine(%40), PIRADS 5 skoru olan 12 hastadan 6'sına(%50) prostat ca tanısı konmuştur. Prostat ca tanısı alan hastalarda ortalama fPSA/PSA oranı için kestirim değeri ≤0.15 bulunmuş olup bu kestirim değerine göre ortalama fPSA/PSA değerinin duyarlılığı %76, özgüllüğü %85'dir(p<0,001). MpMRG raporlarına göre PIRADS-3 ve prostat ca olan hastaların 3'ü de gleason 3+3(%100), PIRADS 4 ve prostat ca olan 6 hasta gleason 3+3(%27), 8 hasta 3+4(%36), 1 hasta 4+3(%4), 3 hasta 4+4(%13), 1 hasta 4+5(%4), 2 hasta 5+3(%9), 1 hasta 5+5(%4) patoloji sonucuna sahiptir. PIRADS 5 ve prostat ca olan 3 hasta gleason 3+3(%50), 2 hasta 4+3(%33), 1 hasta 4+5(%17) patoloji sonucuna sahiptir. PSA değeri 4-10 mg/dl olan hastalarda fPSA/PSA oranı hesaplanması ve biyopsi kararı vermekteki önemi anlaşılmaktadır. Son yıllarda prostat ca tanısında çığır açtığı düşünülen MpMRG ve PIRADSv2 skorlama yönteminin kanser tanısı koymaya anlamlı derecede yardımcı olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Çalışmamızda PIRADS skoru artışı ile birlikte kanser tanısı alma oranının arttığı, bununla birlikte free/total PSA oranın azaldığını görmek PSA derivelerinin de tanıya gitmedeki önemini ortaya koymuştur.

Manyetik rezonans görüntülemeNeoplazmlarProstat+3
Özcan Sevim
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kemoterapi ve kastrasyona dirençli metastatik prostat kanseri hastalarında 177Lu-PSMA-617 radyoligand tedavisine yanıtın öngörülmesinde tüm vücut 68GA-PSMA-11 PET/BT parametrelerinin kullanımı: Ek merkezli, retrospektif çalışma

Amaç: 177Lu-PSMA-617 radyoligand terapisi almış, kastrasyona ve kemoterapiye dirençli prostat kanseri hastalarında 68Ga-PSMA-11 PET/BT'nin, moleküler yanıt veya progresyonla ilişkili prediktif değerini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Nisan 2019–Ağustos 2023 tarihleri arasında, retrospektif olarak analiz edilen 48 hastanın; demografik-klinik verileri, laboratuvar tetkikleri, tedavi öyküleri ile tedavi öncesi ve sonrasında yapılan 68Ga-PSMA-11 PET/BT görüntüleri, moleküler yanıt ve progresyonla ilişkileri bakımından analiz edilmiştir. Tedavi öncesinde yapılan görüntülemenin, eşik SUV değerlerine göre METAVOL programıyla tüm vücut segmentasyonu yapılmıştır. Total tümör yükü ve lokasyon ağırlıklı metastaz yükü, ölçülen parametrelere göre belirlenmiş ve prediktif değerleri analiz edilmiştir. Analizler SPSS 22.0 programıyla gerçekleştirilmiş olup anlamlılık seviyesi için p<0,05 seçilmiştir. Bulgular: Moleküler yanıt ve moleküler progresyona göre yapılan binominal sınıflamada hastaların %58,3'ü (n=28) yanıtlı iken %41,7'si (n=20) yanıtsız olup %29,2'si (n=14) progrese iken %70,8'i ise non-progrese olarak izlenmiştir. Prostat kanseri tanı süresinin 12 ayın üzerinde olması (OR= 0,235, p= 0,049), parotis SUVmax (OR= 1,099, p= 0,047) ve SUVmean (OR= 1,137, p= 0,047) değerleri ile en yüksek miM1 evresi (OR= 0,241, p= 0,046) moleküler yanıt ile ilişkili bulunmuştur. Moleküler progresyonun ise lenf nodu metastazı varlığı (OR= 0,144, p= 0,006), sadece kemik metastazı varlığı (OR= 4,333, p= 0,030), ln/metTL-PSMA oranı (OR= 0,070, p= 0,042), k/metTL-PSMA oranı (OR= 13,085, p= 0,040) ve kemik / lenf nodu metastazı dağılımının TL-PSMA parametresine göre lenf nodu lehine baskınlık göstermesi (OR= 0,385, p= 0,044) ile anlamlı olarak ilişkili olduğu ortaya onulmuştur. Sonuç: Hastalığın temel yayılım karakteristiklerinin, PSMA ekspresyon dağılımının ve lokasyon ağırlıklı metastaz yükünün moleküler yanıt ve progresyonun ön görülmesinde potansiyel kullanımı ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: 177Lu-PSMA, PET/BT, RECIP 1.0, PSMA-TV, TL-PSMA

Lutesyum-177Neoplazm metastazlarıNeoplazmlar+6
Yusuf Burak Çayırlı
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Radikal prostatektomi operasyonunda rabdoid sfinkterden geçilen sütürün inkontinans üzerine olan etkisi

Amaç: Başarılı bir radikal retropubik prostatektomi (RRP) etkili derin venöz komplex kontrolüne, gerektiğinde nörovasküler demetin korunmasına, su sızdırmaz ve geniş vezikoüretral anastomoz varlığına bağlıdır. Rabdosfinkteri de içeren vezikouretral anastomoz, yani çizgili kasın mesane boynuna fikse edilmesi, sadece uretranın kaudal retraksiyonunu önlemez bunun yanında üretranın daha anatomik pozisyonda yerleşmesini sağlar. Bu çalışmadaki amacımız rabdosfinkteride içeren vezikouretral anastomozlu hastalarda kontinans durumunu belirlemektir.Materyal ve Metod: Kasım 2004 ile Eylül 2010 tarihleri arasında aynı cerrah tarafından RRP yapılan 90 hasta çalışmaya alındı. Hastaların ortalama yaşı 64,3 ( yaş aralığı 51-78) idi. Bütün vakalarda, RRP esnasında vezikouretral anastomoz rabdosfinkteride içerecek şekilde uygulandı. Anastomozlar simfizis pubisin açısına ve pelvik yapının durumuna bağlı olarak ortalama 2,9 (aralık 0-7 adet) kesintili 2-0 vicryle ile gerçekleştirildi. Tüm hastalarda preoperatif total prostat spesifik antijen (tPSA), transrektal ultrason eşliğinde biyopsi (TRUS-Bx) ve tüm vücut kemik sintigrafisi yapıldı. İntraoperatif ve postoperatif hastaların kanama miktarı, operasyon süresi, hospitalizasyon süresi, kateterizasyon süresi ve patolojik değerlendirme değerleri kaydedildi. Bütün hastalara postoperatif 1., 3., 6. ve 12. ayda ped testi uygulandı. Ped kullanmayan hastalar `kontinan', günde 1 ped kullanan `hafif inkontinan', günde 2-3 ped kullanan `orta düzeyde inkontinan' ve 4 ped ve üzerinde kullanan hastalar ise `şiddetli inkontinan' olarak değerlendirildi.Bulgular: Operasyon öncesi PSA düzeyi ortalama 12,2 ng/ml (2,7-84 ng/ml) idi. Preoperatif TRUS-Bx sonuçları 7 hastada (7,7%) Gleason skoru 5, 53 hastada (%58,8) 6, 21 hastada (%23,3) 7 ve 9 hastada (%10) 8 olarak tespit edildi. İntraoperatif kanama miktarı ortalama 780 ml (150-3500 ml) idi. Ortalama operasyon süresi 103 dakika (60-200) olarak hesaplandı. Ortalama hastanede kalış süresi 4,6 gün (2-20 gün) ve ortalama kateterizasyon süresi 14,6 gün (9-28 gün) olarak hesaplandı. Postoperatif patolojik incelemede Gleason skoru 5 hastada (%5,5) 5, 43 hastada (%47,7) 6, 32 hastada (%35,5) 7 ve 10 hastada (%11,1) 8 olarak saptandı. Postoperatif ped testine göre 1.ay kontrolünde 38 (%42,2), 3. ay kontrolünde 48 (% 53,3), .6. ay kontrolünde 55 (%61,1) ve 12. ay takibinde 75 hasta (% 83,3) kontinan olarak tespit edildi.Sonuç: Standart RRP üzerinde yaptığımız vezikoüretral anastomoz tekniğindeki değişiklikle, üretranın pelvik tabana fiksasyonu sırasında daha anatomik pozisyona yerleştiğini, kaudal retraksiyonunu engellediğini ve fonksiyonel üretra boyunun uzun kalmasını sağladığın düşünmekteyiz. Ayrıca uretradan tam kat geçilen sütür üretrayı asarak kontinansa katkıda bulunmaktadır. Erken dönem kontinans oranlarımız literatüre kıyasla daha yüksek olmasına rağmen uzun dönem sonuçlarımız literatürle benzerdir.Anahtar Kelimeler: RRP, vezikoüretral anastomoz, inkontinans, rabdosfinkter

AnastomozAnastomoz-cerrahiKomplikasyonlar+7
Ramazan Topaktaş
Bezmialem Vakıf University
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of qualit y of life and affecting factors of prostate cancer patients in iraq

Background: Prostate cancer (PC) is one of the most common cancers in men. Despite the developments in health services, medical diagnosis, treatment, and prevention methods of cancer, there is an increase in cancer cases. As a chronic disease, cancer can negatively affect the quality of life of patients. Aim: The aim of this study is to evaluate the quality of life of prostate cancer patients living in Iraq and the factors affecting their quality of life. Methods: The study was conducted with 130 prostate cancer patients who met the sampling criteria of the Oncology Center at Al-Husseini Teaching Hospital in Karbala, Iraq, between March and August 2022. It is a descriptive and cross-sectional study. Data were collected by the patient sociodemographic characteristic form and the European Cancer Research and Treatment Institution quality of life questionnaire (EORTC QLQ-C30). The results: The mean age of the participants was 71.03 ± 9.06. 100% of them are married, 52.3% are retired, 29.1% are literate, 61.5% have insufficient economic status, 73.8% live in the city center, 69.2% live with their spouse and children, 75.4% had prostate cancer for 1-5 years, 99.2% had metastases, 53.1% had no chronic disease other than cancer, 53.1% did not receive surgical treatment, but 23.8% of those who received surgical treatment had laparoscopic prostate surgery, and 16.2% had open prostate surgery, 69.2% did not receive chemotherapy, 68.5% did not receive radiotherapy, 87.7% received hormone therapy, 62.3% did not smoke and 90.8% did not drink alcohol. Sub-dimension score averages of the quality of life scale; Role function mean score 5.42, emotional function mean score 4.33, cognitive function mean score 3.86, social function mean score 3.58, general health mean score 7.62, mean dyspnea score 1.68, insomnia average score 2.42, appetite loss mean score 1.82, nausea and vomiting score mean score of 2.73, mean score of constipation is 1.78, mean score of diarrhea is 1.46, mean score of fatigue is 7.42, mean score of pain is 4.65, mean score of symptom score is 30.10 and mean score of quality of life is 64.12. There is a significant relationship between the quality of life and age, educational status, economic status, place of residence of the patients, duration of prostate cancer, surgical treatment status, type of surgical treatment received, alcohol use status (p<0.05). There was no significant relationship between the quality of life of the participants and the type of work, living, having a chronic disease other than cancer, receiving chemotherapy, radiotherapy, hormone therapy, and smoking (p>0.05). Conclusions: Most prostate cancer patients in Iraq have a moderate quality of life. It was determined that age, education level, economic status of the patient, place of residence, duration of prostate cancer, surgical treatment status, type of surgical treatment, and alcohol consumption had an effective effect on the quality of life.

IraqNeoplasmsProstatic diseases+2
Hashım Hasan Husseın Hardanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of the effect of selenium and some parameters in patients with prostate cancer

This study has conducted on males at different states of prostate cancer to investigate the fluctuations in trace elements. Selenium, cadmium, aluminum, lead, iron, and mercury were investigated. A 200 male were collected for the study and divided into four groups namely; control (50 male), newly diagnosed prostate cancer patients (50 males), prostate cancer patients on chemotherapy (50 male), and prostate cancer patients on hormonal therapy (50 male). The age and body mass index differences among all groups were non-significant. Selenium level was reduced significantly in newly diagnosed prostate cancer patients, and reelevated in chemotherapies patients and elevated more in prostate cancer patients on hormonal therapy. Cadmium was increased significantly in chemotherapies patients compared to the rest groups. Aluminum, mercury and lead were increased in the three groups of patients, but the most significant level was observed in chemotherapies patients. Iron level was reduced significantly in newly diagnosed prostate cancer patients, and chemotherapies patients. In conclusion, trace elements are suffering great change in prostate cancer disease, and can be used as sensitive prognostic markers.

NeoplasmsProstatic neoplasmsSelenium
Humam Muthanna Jumaah Aladhamı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of knowledge and attitudes concerning risk factors and early detection of prostate cancer among males attending urology outpatient in Al-Zahraa Teaching Hospital

Background: Prostate cancer, one of men's deadliest illnesses, is the second most frequent malignancy and the second largest cause of cancer fatalities. The aetiology of prostate cancer is unclear, although risk factors include age, family history, race, male hormones, diabetes, obesity, a westernised lifestyle, and infections. Early prostate cancer detection improves therapy and reduces deaths. Early diagnosis and screening face several hurdles. Low awareness, a negative attitude towards screening, the cost, misinformation regarding prostate cancer, and the shame of being diagnosed are some of the obstacles. Objectives: to assess male knowledge and attitudes on prostate cancer risk factors and early detection and to assess the association between men' socio-demographic variables and knowledge and attitudes about prostate cancer risk factors and early diagnosis. Material and Methods: A descriptive design study was carried out in Urology Outpatient Clinic of Wasit city hospitals in Iraq, the present study started from November 1st, 2022 to February 1st, 2023. A non-probability (Accidental sample) of 132 patients who agreed to participate was included in the study. The researcher constructed and developed instruments in order to achieve the desired study objectives. Reliability of the instrument was determined through the use of the Cronbach's alpha coefficient, While the instrument validity is determined throughout a panel of experts. Results: The results of the present study showed that mean score of patients' total knowledge 43.07 and attitudes was 21.28.It appeared that there is a statistically significant differences between total knowledge scores of participants and their marital status and education level, and it showed that was statistically significant differences between total scores of attitudes and periodic screening for prostate cancer. The study appeared that high positive associations between knowledge and attitudes of prostate cancer (p < 0.05). Conclusions: This study shows that statistically significant relationship between knowledge and marital status and education level, the study showed that statistically significant relationship between patient attitudes and periodic screening for prostate cancer, and there was a high positive association between knowledge and attitudes toward prostate cancer.

KnowledgeMenEarly diagnosis+7
Alı Hamzah Fareed Fareed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Irak'ta benign prostat hiperplazisi olan yaşlı hastaların uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Sleep, an essential component of human well-being, plays a pivotal role in maintaining physical and mental health across all age groups. Yet, its significance is magnified among the elderly, a demographic already vulnerable to various health challenges. One such challenge is Benign Prostatic Hyperplasia (BPH), a prevalent condition among aging men, which can profoundly disrupt both the quality and quantity of sleep, consequently impacting their overall quality of life. This study endeavors to assess the sleep quality and quantity of elderly individuals diagnosed with BPH, shedding light on the intricate relationship between this urological condition and sleep disturbances. This study aimed to evaluate factors associated with benign prostatic hyperplasia and sleep quality in the elderly over the age of sixty in Iraq. The study is a descriptive cross-sectional study. This study was conducted in Al-Najaf city in Iraq, the data was collected from elderly people over 60 years old with BPH to assess sleep quality, the study area was Al-Sader Medical City Hospital and Al- Hakeem General Hospital for the period between October 5th, 2022 - January 10th, 2023. The sample size was (350) elderly patients with BPH above 60 years old, the researcher used validated tools consisting of three parts (The Socio- Demographic, International Prostate Symptom Score (I-PSS), Medical Outcomes Scale - Sleep Scale (MOS-SS). After the researcher explains the study and objectives. The method used is to collect data from the study sample. The current study found a significant difference between the International Prostate Symptom Score and Education Level, Previous Disease, Surgical Urology History, and Address. Previous Disease and Exercise Habits showed significant differences in the Quality of Life Due to Urinary Symptoms score. Education Level, Previous Disease, History of Sleep Disorder, and Medication

IraqProstatic diseasesProstatic hyperplasia+3
Mohammed Subhı Kareem Kareem
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of uranium and toxic elements in urine samples of cancerous patients in Al-diwaniyah governorate, Iraq

The best way to determine how exposed a person to radioactive and hazardous contaminants within their body is to examine urine samples. Urine samples from male and female volunteers in the Al-Diwaniyah governorate in southern Iraq were obtained for the current investigation to measure the quantities of uranium and hazardous elements including lead (Pb), nickel (Ni), and cadmium (Cd) in urine. This study uses two techniques atomic absorption spectrophotometer (AAS) and fission-track analysis (FTA) with CR-39 alpha track detector to measure the amounts of toxic elements (TEC) and uranium (UC). Two groups of males and females participated in this investigation cancer prostate and breast cancer group make up the first category, and healthy people make up the second. The hospitals in the southern Iraqi city of Al-Diwaniyah governorate, which was one of the locations of combat operations during the Gulf Wars, were chosen for the collection of urine samples from cancer patients (1991-2003). Similar to this, the healthy group provided urine samples from several Al Diwaniyah governorate locations. The relationship between UC and TEC and the risk of acquiring cancer sickness is explained by this investigation. The findings show that cancer patients uranium content was higher in the urine of the healthy group's.

Breast neoplasmsProstatic neoplasmsUranium+1
Seror Jaber Attoosh Almoashy
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between growth differentiation factor-15 and testosterone hormone level in prostate cancer patients

Prostate cancer (PCa) is a common non-skin malignancy disease that frequently causes death males and the burden of this cancer continuously elevating in many countries and especially Asian. Hence the need to find prognostic markers to predict aggressiveness, patients' outcome, and efficacy of treatment are raising.We analyzed serum and clinical data from 100 case divided in to 70 men as patient group and 30 men as control group . Serum growth differentiation factor 15 (GDF15), prostate specific antigen (PSA), total serum testosterone, follicle-stimulating hormone (FSH) and C‑reactive protein (CRP) were assayed by BioTek Elisa and Roche Cobas c 311. In Serum PCa patients with continuously disease progression were Levels of GDF-15 elevated.There was a significant increase PSA levels with prostate cancer patients with old injury but observed a trend to tiny depression in levels of serum total Testosterone and FSH. Concerning to the Pearson Scale there were positive significantly (P < 0.0023) correlated between serum GDF-15 with Prostate-specific antigen (PSA) levels. In addition, there were a positive significantly (P <0.002) correlated to the duration of the disease with the level of C-reactive protein (CRP) in serum. In our conclusion, a strong correlation was observed between increasing (GDF-15), PSA and body mass index (BMI) with PCa risk. Also, Prostate cancer patients was related to depress FSH and total testosterone levels. The present thesis reinforce the use of GDF15 and PSA examinations as prognostic biomarkers in PCa and in determining disease progression. Keywords: Prostate Cancer; GDF-15; Total Testosterone; PSA; CRP; FSH; Roche Cobas c 311; Prognostic marker

Biomarkers-tumorGrowth differentiation factorNeoplasms+7
Saıf Abdalazız Meteab Banıdahır
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluate of vitamin D, IGF-1,2 and another biochemical parameter for patients with prostatic cancer in Baghdad city

This project's main purpose is to demonstrate a link between prostate cancer severity and insulin-like growth factor in the presence of other risk factors like obesity or excess weight. The healthy, newly diagnosed cancer, and benign groups had a mean age of 50. The age-group connection was extremely significant (P =0.0003). A family history of prostate cancer was discovered in 19 cases (24%), but not in 61 instances (76 percent ). Patient with smoking shown asignificant correlation when compared newly diagnosed prostate cancerthan men with normal prostates (20% vs. 27%). (60 percent ). Our study pointed to establish the association between vitamin D levels and benign prostate hypertrophy and prostate cancer. CRP and PSA were substantially associated in cancer patients. The mean IGF-I levels in the two groups were significantly different (148.6 ng/mL in cases vs 123.7 ng/mL in controls; P=0.006). The CRP levels of patients with localized prostate cancer and BPH are not significantly different. The presence or absence of PSA had no effect on the CRP-stage relationship. The average zinc level in BPH patients was 98.64 mg/dL, lower than in the control group.

Growth factorsIraq-BaghdadProstatic neoplasms+1
Husam Alı Kadhım Al-thuhaıbı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Estimate some biochemical tests and TGF-Β (+869 C/T) polymorphism in patients with prostate cancer

The current research sought to assess hepatic and renal functions as well as investigate the relationship between prostate cancer and the TGF-β (+869 C/T) polymorphism. A total of (80) males with prostate cancer were involved in this research. The patients were between the ages of 25 and 70. These patients were hospitalized to Kirkuk oncology center between January to March (2022). 50 healthy individuals served as the control group in this experiment. Electrophoresis is used identify DNA fragments after extraction or to detect PCR results if standard DNA is present. According to the study's findings, the patients' creatinine level (2.17±0.35) increased significantly (P≤0.05) when compared to the control group (0.93±0.28). the urea level in the patients group (52.91±4.57) increased significantly (P≤0.05) when compared to the control group (21.52±1.84). About the liver enzymes, ALT level in the patients (43.42±8.29) was significantly (P≤0.05) higher than that of the control group (16.03±1.64). AST level was seen a significant (P≤0.05) rise in the patient group (49.72±6.53) compared to the control group (20.42±2.54). Finally, this work identifies a mechanism for prostate cancer's constitutive stimulation of TGF-β signalling. The secondary structures of the mRNA, the signal peptide, and the resulting instability of the mRNA were also connected to the SNPs.

Weight functionsLiver function testsProstatic neoplasms+1
Wıssam Jumaah Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of some biological parameters and trace elements in prostatic tumors among Iraqi patients with DMII

Among the challenges facing doctors in advanced prostate, cancer management is that it is developing quickly, which requires research in rapid ways to predict its development. Our goal in this study is to define some liver tests (Alp), Chloe. and PSA and TPA tests, focus on some trace elements in men with prostate and type 2 diabetes and discover the linear relationship between the specified tracking elements that were estimated between cases. A total of 140 cases participated in this research and were divided into two groups, the group of patients included 100 patients and the second group included 40 healthy men who have a natural prostate gland. The results of the study indicated that with the progress of age, the stainlessness increases with prostate cancer, and the complications of the treatment increase. TPA also had no clinical importance in our study. With the age of sugar, it was among the requirements for choosing patients, as there were high moral and clinical differences between RBS and HBA1C. On the contrary, calcium had no clinical importance, and its levels were not greatly affected. The kidney fears tests were not mentioned in this study, but the levels of uric acid were significantly affected. There was clear importance of liver enzymes, whose levels were clearly affected, and there was a link between them and PSA in prostate cancer patients. The vowed elements did not have great influence, especially magnesium and selenium, on the contrary, zinc had a great statistical and clinical importance in this study.

Trace elementsIraqProstatic neoplasms+1
Usama Salamn Mahdy Al-azzawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat adenokarsinomunda PCR ile TMPRSS2-ERG gen füzyonunun gösterilmesi

Prostat Adenokarsinomunda PCR İle TMPRSS2-ERG Gen Füzyonunun Gösterilmesi TMPRSS2 (transmembran proteaz, serin 2) promotorunun, erythroblastosis virüs E26 (Ets) gen ailesiyle füzyonu, prostat kanserinde sık olarak izlenir. TMPRSS2, androjen yanıtlı bir transmembran serin proteazıdır. Ets gen ailesi, iyi korunmuş DNA bağlanma bölgesi ve N-terminal düzenleyici bölge içeren, transkripsiyon faktörleridir. Bu genlerin füzyonu, prostat tümör hücrelerinde, androjen bağımlı Ets faktör transkripsiyonuna neden olur. En yaygın füzyon TMPRSS2- ETS-ilişkili gen ( ERG)'dir. Ayrıca ETV1, ETV4 ve ETV5 füzyonları da tanımlanmıştır. Çalışmamız yaş ortalaması 64 (46-88), PSA değerleri ortalama 10,4 (0,6- 116,4) olan 101 hastadan oluşmaktadır. 20 olgu BPH, 31 olgu gleason skor 6, 25 olgu gleason skor 7 ve 25 olgu gleason skor 8 ve üzeridir. Çalışmaya dahil edilen olgulardan Gleason skor 8 ve üzeri olan 14 olgu TUR-P'den, geri kalan 87 olgu radikal prostatektomi den oluşmaktadır. Olgularımıza ait parafin bloklardan, RT-PCR yöntemiyle TMPRSS2- ERG gen ekspresyonu çalışılmıştır. Toplam 20 BPH olgusunun 8'inde (%40) ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu saptanmış, 12'sinde (%60) görülmemiştir. Otuz bir Gleason skor 6 (Düşük grade'li) olgu ve 25 Gleason skor 7(orta grade'li) olgunun tamamında ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu görülmüştür. Yirmi beş Gleason skor 8 ve üzeri (yüksek grade'li) olguda ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu izlenmemiştir (p=0,000) . Ekspresyon, sağ kalımla, Gleason skorla ile ilişkili bulunmuştur (p<0,05) ancak yaş ve PSA ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamızda, TMPRSS2/ERG ekspresyonunun düşük gleason skorlu ve periferal zon tümörü olan olgularda pozitif olduğunu saptadık. Gleason skoru yüksek olan olgularımızda TMPRSS2/ERG ekspresyonunun olmaması, bu tümörlerin transizyonel zonda yerleşmesine bağlı olabileceğini düşündürmektedir. Periferal zondan gelişmiş ve genellikle radikal prostatektomi ile örneklenen tümörlerde ekspresyon varlığı, periferal ve transizyonel zondan gelişen tümörlerin farklı moleküler yolaklar izlediği görüşünü desteklemektedir. Bununla birlikte, tümör gelişim yolağının ilk basamaklarında, ekpresyonun daha etkin olup, ileri basamaklarda ise farklı moleküler yolakların devreye girmesi olası bir diğer mekanizmadır.

AdenokarsinomGen ifadesiHistoloji+5
Cansu Abaylı
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde iğne biyopsi ve radikal prostatektomi örneklerinin gleason skorları arasındaki uyumun değerlendirilmesi

Amaç : Bu çalışmamızda kliniğimizde ince iğne prostat biyopsisi ile prostat kanseri tanısı alıp radikal prostatektomi yapılan hastaların, ince iğne biyopsi spesimenlerinin Gleason skoru ile radikal prostatektomi spesimenlerinin Gleason skoru arasındaki uyumluluğu araştırdık. Materyal ve Method : Kasım 2011 ve Aralık 2014 tarihleri arasında organa sınırlı prostat kanseri nedeniyle radikal prostatektomi uygulanan 117 ardışık hasta çalışmamıza dahil edilmiştir.Bu 117 hastanın bilgileri retrospektif olarak incelendi. Bulgular : Ortalama yaşları 61,8 ± 6,7 (43-76) yıl olan 117 olgu üzerinde yapılmıştır. Bu hastaları ortalama Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 26,7 ± 3,24 (19,3 – 35,3) idi. Ortalama PSA değeri 10.6 ± 9,9 (1,4 – 80) ng/ml idi. 117 hastanın 74'nün (%63,2) TRİB Gleason skoru ile radikal prostatektomi spesmendeki Gleason skoru uyumlu, 35'nin (%29,9) uyumsuz ve 8 (%6,8) hastanın ise Gleason skoru aynı ancak sıralamasının farklı olduğu görüldü. Gleason skoru aynı ancak sıralamasının farklı olan 8 hastayıda uyumsuz olarak kabul ettiğimizde hastaların 43'ü (%36,7) uyumsuz olduğu gözlendi. Bir hastanın radikal prostatektomi patoloji sonucu sonucu PIN geldi, %5,9' nun (7 hasta) Gleason skoru 1 derece düşmüş, %22,2' sinin (26 hasta) Gleason skoru 1 artmış ve %1,7' sinin (2 hasta) Gleason skoru 3 arttığı bulunmuştur. Tartışma : Bu bulgular, ince iğne biyopsisi ile Gleason skorunun düşük saptanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu desteklemektedir.

Biyopsi-iğneProstatProstat neoplazmları+3
Mutlu Değer
Çukurova University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde androjen reseptör varyasyonunun(AR-V7) klinik önemi

Amaç: Prostat kanseri, Amerika'da, deri kanserleri dışında, erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. 2013 yılında tahmini olarak 238.590 kişi prostat kanseri tanısı almıştır ve bu sayı tüm yeni tanı alan kanser vakalarının yaklaşık %28'ini oluşturmaktadır(1). Prostat kanseri tedavisinde kullanılan çeşitli ajanlar bulunmaktadır. Literatürde prostat kanseri tedavisinde kullanılan ajanlara karşı çeşitli direnç mekanizmalarından bahsedilmektedir. Bu çalışmanın amacı androjen reseptör varyantlarından birisi olan androjen reseptör varyant 7(AR-V7)'nin prostat kanserinde klinik ve prognostik önemini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji polikliniğinde 2004-2015 yılları arasında metastatik prostat adenokarsinomu tanısı alan kırk beş olgu çalışma için seçildi ve hastaların biyopsi parafin doku blokları çıkarıldı. Prostat biyopsisi parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı otuz sekiz, metastaz yaptığı organın parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı kırk iki, hem prostat biyopsisi hem de metastaz yaptığı organın parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı ise otuz beş idi. Hastaların parafin doku bloklarından RT- PCR yöntemi ile AR-V7 çalışıldı. Hastaların laboratuar, demografik, klinik sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Hastaların ortalama tanı yaşı 64,2±8,89(45-87) idi. Hastaların tanı anında PSA ortalaması 160±356(1,04- 2021) ng/ml idi. Hastaların 12(%26,7)'sinde kemik iliği, 12(%26,7)'sinde bölgesel lenf nodu, 10(%22,2)'unda kemik, 5(%11,1)'inde uzak lenf nodu, 2(%4,4)'sinde akciğer, 2(%4,4 )'sinde mesane, 1(%2,2)'inde periton, 1(%2,2)'inde testis metastazı bulunuyordu. Prostat parafin doku bloğuna ulaşılan 38 hastanın 15(%39,5)'inde AR-V7 pozitif tespit edilirken, metastaz parafin doku bloklarına ulaşılan 42 hastanın ise 21(%50)'inde AR-V7 pozitif tespit edildi. 3(%8,6) hastanın ise prostat doku parafin bloğunda negatif iken, metastatik doku parafin bloğunda AR-V7 varyantı pozitif saptandı. Prostat dokusu AR-V7 durumu ile metastatik doku AR-V7 durumu arasında uyum olduğu gözlendi(PMcNemar =0.250). AR-V7 pozitif hastaların 3. ve 6. ay kontrol PSA ortalaması AR-V7 negatif hastalardan daha yüksekti; prostat doku parafin bloğuna ulaşılan hastalarda 6. ay kontrol PSA'lar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı idi(p=0,035). Abirateron alan AR-V7 pozitif hastalarda kontrol PSA değerleri daha yüksekti ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi(p>0,05). AR-V7 pozitif grupta ortalama genel sağkalım, AR-V7 negatif gruba göre daha kısaydı ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi(p>0,05). Abirateron kullanan hastalarda AR-V7 pozitif grupta ortalama genel sağkalım, AR-V7 negatif gruba göre yaklaşık 10 ay daha kısaydı. Sonuç: AR-V7, prostat kanserli hastalarda tedaviye dirençte rol aldığı düşünülmektedir. Özellikle abirateron tedavisi başlanacak hastalarda, AR-V7 durumu tedaviye yanıt açısından bakılabilir. Ancak bu sonucun daha fazla sayıdaki hastalarda yapılan çalışmalarla doğrulanması gerekir. Anahtar kelimeler: AR-V7, Prostat kanseri

AndrojenlerNeoplazmlarProstat hastalıkları+2
Mustafa Gürbüz
Çukurova University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanseri tanısında 3 tesla multiparametrik prostat manyetik rezonans görüntüleme bulguları ile histopatolojik bulguların karşılaştırılması

Amaç: Amacımız, Multiparametrik Prostat Manyetik Rezonans Görüntüleme'nin prostat kanseri tanısındaki etkinliğini ve klinik olarak anlamlı kanseri saptamadaki başarısını histopatolojik bulgular referans alınarak araştırmaktır. Materyal ve Metod: Temmuz 2017-Şubat 2018 tarihleri arasında Prostat kanseri şüphesi nedeniyle prostat biyopsisi planlanan ve biyopsi öncesi 3 Tesla MR cihazında Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntülemesi yapılmış 62 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların görüntüleri patoloji sonuçları bilinmeden 2 radyolog tarafından incelenip, Prostate Imaging Reporting and Data System Versiyon 2 (PIRADS v2) klavuzuna göre değerlendirilerek skorlandırıldı. Biyopsisi yapılan 62 hastanın PIRADS skorları ile histopatoloji sonuçları arasındaki korelasyon analiz edildi. Bulgular: Çalışma dâhilindeki hastaların yaş ortalaması 65,6 (46-86), PSA değeri ortalaması 70,81 (3,11-1170) ng/ml, prostat hacim ortalaması 52,22 (7,9-161,7) ml'dir. T2 ağırlıklı (T2A), Difüzyon Ağırlıklı Görüntüleme (DAG), Dinamik Kontrastlı Görüntüleme (DkMRG) ve Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntüleme (MpMRG)'nin PIRADS v2 skorları ile histopatoloji sonuçları karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamı bulundu (p<0,05). T2A için duyarlılık % 83,87, özgüllük % 61,29 (kestirim skoru> PIRADS 3 için eğri altında kalan alan 0,73), DAG için duyarlılık % 93,55, özgüllük % 80,65 (kestirim skoru>PIRADS 3 için eğri altında kalan alan 0,87), DkMRG için duyarlılık % 93,55, özgüllük %67,74 (kestirim skoru pozitif kontrastlanma için eğri altında kalan alan 0,81), MpMRG için duyarlılık %96,77, özgüllük %74,19 (kestirim skoru>3 için eğri altında kalan alan 0,85) saptanmıştır. ADC için kestirim değeri 0,7 x 10−3 mm2/sn bulunmuş olup bu kestirim değerine göre ADC değerinin duyarlılığı %93,5, özgüllüğü %83,9, eğri altında kalan alan 0,94 saptanmıştır. Sonuç: MpMRG'nin prostat kanseri şüphesi olan hastalarda lezyonu saptama, lokalize etme, karakterize etme, risk düzeyini saptama ve risk düzeyine göre biyopsi için hasta seçimi ve gözlem stratejileri belirlemede oldukça umut verici olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Prostat Kanseri, Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntüleme (MpMRG), TRUS Biyopsi, Klinik Olarak Anlamlı Prostat Kanseri

BiyopsiBiyopsi-iğneHistopatoloji+7
Halime Çomruk
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat biyopsisi yapılacak hastalarda prostat sağlık indeksinin araştırılması ve önemi

Prostat Biyopsisi Yapılacak Hastalarda Prostat Sağlık İndeksinin Araştırılması Ve Önemi Amaç : Çalışmamızda, PSA yüksekliği nedeniyle trans rektal ultrasonografi eşliğinde ince iğne prostat biyopsisi (TRUS-Bx) yapılacak hastalarda eş zamanlı prostat sağlık indeksi (PHİ) hesaplanarak PHİ'nin prostat kanseri tanısı konulmasındaki etkinliğin araştırıdı. Materyal ve Metod : Kliniğimizde, Ağustos 2014 ve Mart 2016 tarihleri arasında PSA yüksekliği nedeniyle TRUS-Bx yapılan 258 ardışık hasta çalışmamıza dahil edildi. Parmakla rektal muayenede prostat kanseri şüphesi olan ve/veya serum PSA yüksekliği saptanan olgulardan işlem öncesi PSA, sPSA ve proPSA bakılıp TRUS-Bx uygulandı. Bulgular : Ortalama yaşları 63,5 ± 8 (36-91) yıl olan 258 hastanın ortalama PSA değeri 40,1 ± 194,2 (0,12 – 2170) ng/ml, ortalama PHİ değeri 118 ± 164,5 (0,41 – 1308) ng/ml idi. 96'sının TRUS-Bx patolojisi Adeno kanser, 140'ı BPH, 10'u ASAP, 1'i HGPİN, 10'u kronik prostatit ve 1'i skuamöz hücreli karsinom olarak raporlanmıştır. TRUS-Bx patolojisi Adeno kanser olan hastaların PSA ortalaması 93,9 ± 311,8 (2,2 – 2170) ng/ml, BPH olanların PSA ortalaması 7,5 ± 6,7 (0,3 – 71,1) ng/ml ve diğer hastaların PSA ortalaması 12,7 ± 14,5 (0,12 – 60,4) ng/ml idi. PSA değeri 4'ün altı düşük, 4 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde, PSA düşük olan grupta 10 (% 31,2) hasta Adeno kanser 22 (% 68,8) hasta BPH, PSA yüksek olan grupta ise 86 (% 42,2) hasta Adeno kanser, 118 (% 57,8) hasta BPH olarak raporlandı. PSA değeri 4'ün altı düşük, 4 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde, PSA'nın prostat Adeno kanseri yakalamadaki duyarlılığı % 89,6 özgüllüğü % 15,7 olarak hesaplandı. PHİ'nin değeri 55'in altı düşük, 55 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde , PHİ'nin prostat Adeno kanseri yakalamadaki duyarlılığı % 71,9 özgüllüğü % 67,9 olarak hesaplandı. Tartışma : Bu bulgular, PHİ'nin prostat kanseri yakalamadaki özgüllüğünün PSA'ya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Prostat kanseri, prostat iğne biyopsisi, PSA, proPSA, prostat sağlık indeksi

BiyopsiBiyopsi-iğneProstat+5
Nebil Akdoğan
Çukurova University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Prostat kanseri hücre dizininde fotodinamik ve sonodinamik tedavilerin etkisi

Bu çalışmanın amacı, prostat kanseri tedavisinde metilen mavisi veya fiyorbid a-aracılı sonodinamik, fotodinamik ve sonofotodinamik tedavilerin olası antitümör etkilerinin ve etki mekanizmalarının in vitro incelenmesidir. Sonodinamik ve sonofotodinamik tedaviler yeni tür noninvaziv yöntemler olup kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, tedavilerin hücre canlılığı üzerine etkileri MTT testi ile apoptotik morfolojik değişimler hoechst/propidiyum iyodid boyamayla, apoptotik yolakta ve wnt sinyal yolağında bulunan proteinlerin miktarları western blot yöntemiyle ve bu yolaklardaki proteinlerin gen düzeyindeki ekspresyonlarına etkileri RT-PCR analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, tedavi sonrası hücrelerdeki reaktif oksijen türlerinin miktarı ile antioksidan sistemlerdeki değişimler biyokimyasal yöntemlerle incelenmiştir. Sonuçlara göre tek başına ışık veya ultrases uygulamasının kontrole nazaran hücre canlılığına etkisi yokken, uygulanan tedavilerin hücre canlılığını azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, kontrol hücrelerine nazaran tedavi gruplarında apoptotik hücrelerin sayısının önemli oranlarda arttığı gözlenmiştir. Uygulanan tedavilerin hücrelerde kaspaz-8, kaspaz-3, Parp ve Bax proteinlerinin seviyelerinde artışa, kaspaz-9 ve bcl2 protein seviyelerinde azalmalara yol açtığı gözlenmiştir. RT-PCR sonuçlarına göre wnt sinyal yolağındaki proteinlerin gen düzeyinde ekspresyonlarının uygulanan tedavilerle değiştiği gözlenmiştir. Ayrıca, uygulanan tedavilerin prostat kanser hücrelerinde ROS ve MDA seviyelerinde artış, GSH, CAT ve SOD seviyelerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak prostat kanseri tedavisinde sonodinamik, fotodinamik ve sonofotodinamik tedavilerin umut verici etkilere sahip olduğu ve bu etkilerin hücre içi ROS miktarı ile indüklenen apoptoz ve wnt yolağı ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir.

Gen ifadesiHücre dizisiMetilen mavisi+5
Mehran Aksel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Prostat kanserlerinin tedavisinde YART (Yoğunluk ayarlı radyoterapi) ve 3D-CR (3 boyutlu konformal radyoterapi) planlarinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Prostat kanserlerinde YART, hedef volüme yüksek doz verilmesini sağlarken hedef volüm dışında keskin doz düşüş özelliği ile radyasyon onkoloğuna çevre kritik organların tolerans dozunu aşmaksızın hedef volümün aldığı RT dozlarının homojen bir şekilde arttırılmasına izin verir. Bu tez çalışmasında Çukurova Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında 10 prostat kanseri tanılı hastanın tedavi planları 3D-CRT tekniği ve YART tekniği ile Eclipse tedavi planlama sisteminde hesaplatılarak Doz Volüm Grafiklerinin (DVH) tümör ve kritik organ dozları açısından karşılaştırılmış ve Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi planlarının kalite kontrollerinin elektronik portal görüntüleme sistemi kullanılarak değerlendirilmiştir. On prostat hastasının tedavi planları, radyasyon onkoloğu tarafından konturlanmış volümler üzerinden Varian Eclipse tedavi planlama sistemi (TPS) kullanılarak hazırlanmıştır. Üç boyutlu konformal radyoterapi (3D-CRT) planları 56 Gy üzerine prostata 20 Gy ek doz olarak, Yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) planları da aynı şekilde 56 Gy 'lik ana planla beraber 20 Gy ek dozlu boost planı ile toplam 76 Gy olarak yapılmıştır. 3D-CRT tekniği ile yapılan ana plan ve boost planında 7 alan kullanılmıştır, bu teknik için kullanılan enerji 18 MV foton enerjisidir. Yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniği (YART) ile yapılan ana planın tedavi sayısı 7 alanlı iken prostata ilave verilen boost planının alan sayısı 5 tir. Bu teknik için kullanılan enerji 6 MV foton enerjisidir. Çalışmanın sonucunda, YART tekniğinin 3BKRT tekniğine göre hedef hacimlerde daha homojen doz dağılımı elde edildiği, kritik organ olan rektum, mesane ve femur başlarının daha iyi korunduğu belirlenmiştir.

NeoplazmlarProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+4
Çiğdem Kocabaş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

PC-3 prostat kanser hücre hattında mutant TP53 geninin crıspr-cas9 aracılıklı restorasyonu

daha sonra dolduAmaç:Prostat kanseri, dünya çapında erkekler arasında yaygın bir sağlık sorunudur ve bu prostat kanseri vakalarının çoğu, disfonksiyonel mutant TP53 geni ile ilişkilidir. Bununla birlikte, disfonksiyonel mutant TP53 geni CRISPR/Cas9 sistemi ve tek iplikli oligodeoksinükleotid tamir kalıbı yardımıyla hücrelerin sahip olduğu homoloji aracılıklı tamir mekanizması aracılığıyla tamir edilebilir. Bu çalışmada, insan kanser PC-3 hücre hattı TP53 gen bölgesi üzerinde bulunan TP53 414delC (p.K139fs*31) null mutasyonunun CRISPR/Cas9 sistemi ve donör tek iplikli oligodeoksinükleotid yardımıyla tamir verimliliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada iskelet yapısında CRISPR/Cas9 sistemini taşıyan px459V2.0 plazmidi ve tamir kalıbı olarakda iki farklı kullanılmıştır. CRISPR/Cas9 sistemiyle düzenlenen TP53 gen bölgesi yeni nesil sekans sistemi ile analiz edilmiştir. Düzenlemiş PC-3 hücrelerinde p53 ekspresyonunun varlığının tespiti için qPCR ve immünofloresan analizi yapılmıştır. Ayrıca, TP53 gen düzenlenmesine bağlı olarak apoptotik hücrelerin tespiti için flow sitometri analizi yapılmıştır. Bulgular: YNS sonuçlarına göre, sgRNA2 rehberliğindeki CRISPR/Cas9 sistemine eşlik eden iki ayrı tek iplikli oligodeoksinükleotid 1 ve tek iplikli oligodeoksinükleotid 2 varlığında TP53 414delC mutasyonu sırası ile %19,95 ve %26,0 oranında tamir edilmiştir. qPCR ve immünofloresan analizleri TP53 414delCmutasyonunun tamir olduğu PC-3 hücrelerinde p53 ekspresyonunu göstermiş ve ayrıca, yapılan flow sitometri analizi apoptotik hücre oranında belirgin bir artış olduğunu göstermiştir. Sonuçlar: Sonuç olarak, CRISPR/Cas9 sistemi aracılığıyla TP53 414delC mutasyonunun başarılı olarak tamir edildiği görülmüştür. rulacaktır

GenetikGenlerGenler-P53+7
Muhammet Burak Batır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanseri hücre hatlarında (PC-3-DU-145) dosetaksel ve acorus calamus ekstraktı uygulamasının sitotoksik ve apoptotik etkileri

Amaç: Prostat kanseri hücre hatlarında (PC-3, DU-145) dosetaksel ve Acorus calamus bitki ekstraktı kombinasyonunun sitotoksik ve apoptotik etkilerini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Dosetaksel 0.5, 1, 5, 10, 20, 40, 80 µg/l' lık konsantrasyonları ve Acorus calamus bitki ekstraktı 100, 250, 500, 750, 1000, 1250 µg/l' lık konsantrasyonları 24, 48 ve 72. saatlerde sitotoksisitesinin spektrofotometrik yöntemle belirlenebilmesi için altı ayrı deney oluşturacak şekilde deney planlaması yapıldı. XTT ile yapılan sitotoksisite deneyleri ile Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetakselin sinerjik sitotoksisitesinin gösterilmesinden sonra tek başlarına ve kombinasyonların prostat kanser hücreleri üzerindeki apoptoz indükleyici etkilerinin araştırılması amacıyla Cell Death Detection ELISA yöntemiyle apoptoz deneyi yapıldı. Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetaksel tekli ve kombinasyonlarının PC-3, DU-145 hücre hatlarında apoptotik etkilerini araştırmak için 72. saatte DNA fragmantasyon yüzdeleri ölçüldü. Bulgular: Çalışmamızda prostat kanseri hücre hatlarındaki Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetakselin tekli ve kombine uygulamalarında 72.saat DNA fragmantasyon yüzde oranlarına baktığımızda PC-3 ve DU-145 hücre hattında tüm dozlarda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde apoptotik etkiyi artırdığı saptandı. Sonuçlar: Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetaksel kombinasyonun invitro olarak PC-3, DU-145 prostat kanseri hücre hatlarında antitümöral etkinliğinin apoptozise bağlı olduğu gösterildi. Olası apoptozis mekanizmalarının araştırılarak çalışmanın genişletilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Acorus calamus, dosetaksel, sitotoksisite, apoptoz

Acorus calamusApoptozisDosetaksel+6
Hamza Çatuk
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde sistemik tedavi yanıtının değerlendirilmesinde [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT'nin rolü

Amaç: EAU ve EANM tarafından 2020 yılında yayınlanan PSMA temelli PET/BT'de yanıt değerlendirme kriterlerinin serum PSA değerlerindeki değişimle karşılaştırılarak incelenmesi ve yanıt değerlendirmesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi. Gereç ve Yöntem: Prostat adenokarsinomu tanısı ile sistemik antiandrojenik, kemoterapötik ya da radyonüklid tedavi alan, Ekim 2018-Mart 2021 arasında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği'nde [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT çekilen ardışık 50 hastanın tedavi öncesi ve sonrası çekilen 100 görüntüsü yayınlanan yanıt kriterlerine göre retrospektif ve karşılaştırmalı olarak incelendi. Bulgular ile PET/BT görüntülemeleri sırasında ölçülen serum PSA değerleri karşılaştırıldı. Serum PSA değerinin % 25 ve üzeri artışı biyokimyasal progresyon, % 50 ve daha fazla azalışı ya da <2 ng/ml oluşu biyokimyasal regresyon, bunların dışındaki değerler için biyokimyasal stabil hastalık olarak kabul edildi. Serum PSA değerleri ve PET/BT sonuçları arasındaki uyum istatistiksel olarak Gamma katsayısı ile incelendi. Alınan tedaviler ve kastrasyon direnç durumu uyumlu ve uyumsuz grup arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Ayrıca lezyon bölgelerinin SUV değerleri ve serum PSA değişim düzeyleri arasındaki korelasyon da istatistiksel olarak incelendi. Bulgular: Yanıt değerlendirmede serum PSA değerleri ile [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT bulguları arasında yüksek uyum saptanmış olup Gamma katsayısı 0,84 bulunmuştur. Alınan tedaviler ve kastrasyon direnci varlığı açısından uyumlu ve uyumsuz gruplarda istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Serum PSA değerleri ile prostat bezi SUV değerlerinde düşük düzeyde, serum PSA ile metastatik lenf nodu ve kemik SUVmax değerleri arasında orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Yayınlanan kriterlere göre yapılan PSMA PET/BT değerlendirmesi, alınan tedaviler ve kastrasyon direnç durumundan etkilenmeden serum PSA düzeyleri ile yüksek düzeyde uyum göstermektedir. Literatürdeki mevcut verilere ve bulgularımıza göre bu kriterler prostat kanserinde tedavi yanıtının değerlendirilmesinde serum PSA düzeyleri ile desteklenerek kullanılabilir.

NeoplazmlarPozitron emisyon tomografiProstat+5
Kadir Alper Küçüker
Çukurova University
2021
00

Related subjects