Quality of sleep

209 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tip 2 diabetes mellituslu hastalarda uyku kalitesi ve depresyonun iyilik durumu üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Tip 2 Diabetes Mellitus (DM)'li hastalarda uyku kalitesi ve depresyonun iyilik durumuna etkisini araştırmaktır. Yöntem: 01 Nisan 2019- 30 Haziran 2019 içerisinde Aile sağlığı merkezlerine başvuran son bir ay içerisinde kan tetkiki yapılmış olan Tip 2 Diyabet tanılı hastalar ile gerçekleştirildi. Hastalara iki aşamalı anket çalışması uygulandı. Anketin ilk kısmında demografik ve klinik özellikler, ikinci kısımda ise Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ), WHO-5 İyilik Durumu indeksi ve Beck depresyon ölçeği (BDÖ) kullanıldı. Analiz için SPSS 21 paket programı kullanıldı ve p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmamızda hastaların yaş ortalaması 56,25 yıl olup 79 (%53)'u kadındı. Kadın hastaların BDÖ skoru yüksek saptandı (p=0,025). Yaş, medeni hal, eğitim, sigara, takip yeri, takip süresi, diyet, DM süresi, insülin kullanma süresi, açlık kan şekeri ve HbA1c düzeyini, HT ve HT dışı kronik hastalık varlığının; WHO 5 iyilik durumu, BDÖ ve PUKİ skoru ile arasında ilişki saptanmadı. Çalışılan meslek ile kategorize edilmiş BDÖ skorları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,045). Gelir düzeyi ile PUKI arasındaki ilişki, gelir düzeyi arttıkça PUKİ skorunun "Kötü" kategorizasyonunda artış olması yönündeydi (p=0,024). Hastalarımızın VKI ortalaması 29,94±4,85 kg/m2 (min:19,7 kg/m2–mak:47,6 kg/m2) olarak saptandı. VKİ'nin BDÖ (r=0,112; p=0,175) ve PUKİ (r=0,172; p=0,036) skoru arasında pozitif yönlü korelasyon saptandı. Tedavi şekli ve uyku kalitesi arasında ilişki istatistiksel olarak anlamlı olup OAD alan ile OAD ve insülini beraber alan hastaların uyku kalitesi anlamlı olarak daha kötüydü (p=0,008). Uyku ilacı kullanan hastaların BDÖ depresyon skoru anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,007). Aynı zamanda bu hastaların uyku kalitesinin anlamlı olarak kötü olduğu saptandı (p=0,003). Retinopati gelişen hastaların BDÖ skorları anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,003). Nöropati gelişen hastaların uyku kalitesinin kötü olduğu istatistiksel xi olarak anlamlı bulundu (p=0,028). Uyku ilacı kullanan hastaların BDÖ skoru yüksek (p=0,007) ve uyku kalitesi anlamlı olarak bozuktu (p=0,003). BDÖ ile WHO 5 indeksi skorları arasında negatif korelasyon saptanmış olup istatistiksel olarak anlamlı bulundu (r=-0,344; p=0,001). PUKI ile WHO 5 indeksi skorları arasında da istatistiksel olarak anlamlı olan negatif korelasyon saptandı (r=-0,288; p=0,001). Sonuçlar: DM'de gerek hastalığın kendisi gerekse yol açtığı komplikasyonlar hastalarda depresyon, iyilik hali ve uyku kalitesinde bozulmalara yol açmaktadır. Anahtar kelimeler: Diyabet, Depresyon, İyilik durumu, Uyku kalitesi

DepresyonDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
Demet Yiğitbaş
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Akıllı cep telefonlarının işlevleri her geçen gün gelişmektedir. Akıllı cep telefonlarının kullanım sıklığı da ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Bunun sonucunda da bazı kişilerde bağımlılık belirtilerinin görülmesi ile birlikte davranışsal bir bağımlılık türü olarak akıllı cep telefonu bağımlılığı kavramı gündeme gelmiştir. Bu çalışmada amacımız, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerindeki akıllı telefon bağımlılığı ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve uyku kalitesi arasında olabilecek ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan ve akıllı cep telefonu bulunan 200 öğrenci çalışmamıza dahil edildi. Çalışmaya katılan tüm bireylere sosyodemografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite ölçeği, beck depresyon ölçeği ve Pitssburgh uyku kalitesi indeksi uygulandı. Veriler yüzdelik ve istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınanların yaş ortalaması 23,26±2,22, Katılımcıların %57,5'i 15-20 yaş aralığında ilk telefonlarını edinmişlerdi. % 67,5'i telefonu internet erişimi amacı ile kullanıyordu. Bunların %73,0'ı da sosyal ağ içindi. Kadınlarda erkeklere göre BDÖ skorlarında anlamı fark bulundu (p= 0,047). ATBÖ'ye göre katılımcıların % 32'si bağımlıydı. PSQI'ya göre de % 51,5'da uyku kalitesi kötüydü. ATBÖ'ye göre bağımlı olan grupla olmayanlar arasında BDÖ, ASRS ve PSQI skorlarında anlamlı fark bulunmadı. ASRS'ye bakıldığında DEHB olanlarda, olmayanlara göre BDÖ ve PSQI skorları anlamlı derecede fazla bulundu (cf 0,036, p= 0,05). BDÖ'ye baktığımızda Depresyon olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve PSQI anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). PSQI'ya bakıldığında uyku kalitesi kötü olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve BDÖ skorları anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). ATBÖ ile ASRS arasında hafif düzeyde pozitif korelasyon, ASRS ile BDÖ ve PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon, BDÖ ile PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızda tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı olanlar ile olmayanlar arasında Depresyon, DEHB ve Uyku kalitesi arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptayamadık. Anahtar kelimeler: Akıllı cep telefonu bağımlılığı, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, uyku

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+6
Bilge Uzun
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psoriasis hastalarında yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının klinik bulgular ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmaya 01.11.2021-01.11.2022 tarihleri arasında 18-65 yaş arası, yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş, psoriasis tanısı alan 250 hasta ve 145 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Bir sosyodemografik veri formu hazırlanarak katılımcıların yaşı, cinsiyeti, boyu, vücut ağırlığı, medeni hali gibi veriler kaydedildi. Psoriasisin klinik alt tipi, başlangıç yaşı, hastalığın süresi, aile öyküsü, kullanılan tedavi, kronik hastalık öyküsü gibi bilgiler kaydedildi. Egzersiz alışkanlıkları Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi soruları (IPAQ) ile değerlendirildi. Beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesinde DSÖ'nün beslenme kılavuzundaki tanımlamalar esas alınarak, hastaların yağ, sebze-meyve, kırmızı et ile tuz tüketimi sorgulandı. Diyet özellikleri, glisemik indekse göre sınıflandırılmış yiyeceklerin alımı hakkındaki bilgiler sorgulanarak kaydedildi. Uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PSQI) ile yaşam kalitesi Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi (DYKİ) ile değerlendirildi. Psoriasis hastalarında kontrol grubuna göre azalmış fiziksel aktivite saptandı. Psoriasis hastalarında kontrol grubuna göre düşük sebze meyve tüketimi ve yüksek tuz tüketimi alışkanlığı izlendi. Yüksek et tüketimi ve düşük sebze meyve tüketimi olan hastalarda psoriasisin erken yaşlarda başladığı izlendi. Psoriasis şiddeti ile beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, çekirdek tüketimi arasında pozitif yönde korelasyon saptandı. Psoriasis hastalarında PSQI skoru kontrol grubuna göre yüksek saptandı. Psoriasis süresi ve psoriasis başlangıç yaşı ile PSQI arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Psoriasis hastalarında azalmış fiziksel aktivite ve buna bağlı obezitede artış, kötü beslenme alışkanlıkları ve uyku bozuklukları sık izlenmektedir. Psoriasis hastalarında yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, hastalığın kontrol altına alınması ve hastalık şiddetinin gerilemesinde etkili olabileceği görülmüştür. Fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve uyku bozukluklarının psoriasis hastalarına etkilerini belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleri+5
Esra Kaymaz
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Milli takım düzeyindeki güreşçilerin tükenmişlik durumlarının uyku kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, milli takım düzeyindeki güreşçilerin tükenmişlik durumlarının uyku kalitesi üzerinde etkisinin incelenmesidir. Çalışma ilişkisel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunu Türkiye Güreş Federasyonuna bağlı 212 milli güreşçi oluşturmaktadır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Kelecek ve diğerleri (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Sporcu Tükenmişlik Ölçeği" (Athlete Burnout Questionnaire), üçüncü bölümde Buysse ve diğerleri (1989) tarafından geliştirilen ve Ağargün ve diğerleri (1996) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Pittsburg Uyku Kalite İndeksi" (Pittsburgh Slepp Quality Index) kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, parametrik testlerden ikili grup karşılaştırmalarında bağımsız grup t-testi, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (anova), ilişkilerin kuvvetini ve yönünü tespit etmek için pearson korelasyon analizi ve bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p>0,005 olarak kabul edilmiştir. Kişisel bilgi formuna göre tükenmişlik düzeyleri ve uyku kalitesi durumları incelendiğinde güreşçilerin cinsiyet, medeni durum ve eğitim durumuna göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilirken (p>0,05); yaş grubu gelir düzeyleri, güreş stiline göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Yapılan korelasyon testi sonucuna göre ise tükenmişlik durumunun uyku kalitesi ile ilişkisi olduğu (p=0.01); ayrıca regresyon testi sonucuna göre tükenmişlik durumunun artmasının uyku kalitesi oranını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır (F:14,444; p<0,05). Anahtar Kavramlar: Güreş, Tükenmişlik, Uyku Kalitesi Bilim Kodu: 130103

GüreşGüreşçilerMilli takımlar+5
Fatmanur Çakır
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVİD-19 pnömonisi geçiren olgularda uykusuzluk şiddeti ve uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Uykusuzluk genel olarak uykuya başlamada güçlük, yeterli zaman ya da fırsat olmasına karşın uykunun süresinde, bütünlüğünde ve kalitesinde yetersizlik ve gün içine yansıyan olumsuz sonuçları ile tanımlanır. Çalışmada COVID-19 pnömonisi geçiren olgularda uykusuzluk şiddeti ve uyku kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mart 2020 - Ekim 2021 arasında COVID-19 pnömonisi geçiren, Bursa Uludağ Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Polikliniği'ne ayaktan başvuran, pandemi kliniklerinde ve pandemi yoğun bakım ünitelerinde yatarak tedavi görmüş 250 hasta retrospektif olarak değerlendirildi.Çalışma yapılırken Obstruktif Uyku Apnesi Sendromu(OSAS) açısından hastaların semptomları sorgulandı.OSAS tanısı ve genel olarak uyku ile ilişkili solunum bozuklukları tanısı olan hastalar çalışmaya alınmadı.Hastaların demografik özellikleri, sigara kullanımları, komorbid hastalıkları, uyku süreleri, tedavi şekilleri, pandemi klinik ve yoğun bakım ünitesinde yatış süreleri not edildi.Uyku kalitesi Pitssburgh Uyku Kalitesi ölçeği (PSQI) ile Uykusuzluk Şiddeti İndeksi (ISI) ile değerlendirildi. Olgulara Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi uygulandığında, total ortalama skor 6 [0-18] olarak saptandı. Hastaların 164'ü (%65,6) 5 ve üzerinde skor alarak kötü uyku kalitesine sahip olduğu saptandı. Pandemi kliniğinde daha uzun süreyle yatan hastaların uyku kalitesinin istatistiki anlamlı olarak daha kötü olduğu saptanmıştır. İmmünsüpresif hastalığı olan COVID-19 olguları insomnia açısından değerlendirildiğinde, immünsüpresif hastalık varlığının şiddetli insomnia riskinde artış ile ilişkili, istatistiki anlamlı olduğu belirlendi (p=0,001). Yoğun bakım ünitesinde takip edilen olguların Uykusuzluk Şiddeti İndeksi(ISI) total skoru ortalama değeri 7,5 [0-28], ayaktan tedavi verilen hastaların 7 [0-27] saptanmış iken kliniklerde takip edilen hastalarınki 5 [0-28] olarak saptanmıştır (p=0,023). Özellikle COVID-19'u ağır geçiren, yoğun bakımda ve hastanede uzun süre yatan hastalar olmak üzere, COVID-19 pnömonisi geçiren tüm hastalar taburculuk sonrasında psikiyatrik durum ve uyku bozukluklarının ortaya çıkabileceği unutulmamalı ve bu açıdan değerlendirilmelidir. Anahtar kelimeler: COVID-19, uyku bozukluğu, insomnia

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Gamze Yazıcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

SARS-COV-2 enfeksiyonu olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi, uyku kalitesi ve depresyon varlığının COVID-19 kliniği üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü 31 Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakaları bildirmiş olup etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir koronavirüs olarak tanımlanmıştır. Etken SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiş, hastalığın adı da COVID-19 olarak kabul edilmiştir. Başta kardiyovasküler hastalıklar, diyabet olmak üzere çeşitli kronik hastalıklar SARS-CoV-2 enfeksiyonu için risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada da SARS-CoV-2 enfeksiyonu olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi (OUA), uyku kalitesi ve depresyon varlığının COVID-19 kliniği ile ilişkilerinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 1 Kasım 2020-31 Ocak 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi COVID-19 servisine yatan 103 hasta dâhil edilmiştir. Hastalara Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Berlin ve STOP-BANG anketleri, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Sonrasında anket alt grupları COVID-19 ile ilişkili hastalık ağırlığı, radyolojik tutulum yüzdesi, hastaların saturasyon değerleri, hastanede yatış süresi, yüksek doz steroid ve/veya tocilizumab kullanımı, yoğun bakım ihtiyacı, laboratuvar parametreleri gibi verilerle istatistiksel analizler yapılarak karşılaştırılmıştır. 103 hastanın 40'ı (%38,8) kadın, 63'ü (%61,2) erkektir. Çalışma sonucunda depresyon ile COVID-19 ilişkili hiçbir parametre ile anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Uyku kalitesi kötü olan hastaların hastanede yatış süresi ve yoğun bakım ihtiyacının daha fazla olduğu saptanmıştır (p <0,05). OUA açısından yüksek riskli hastaların saturasyonlarının daha düşük olduğu, hastanede daha uzun süre yattıkları, daha fazla yoğun bakım ihtiyaçlarının olduğu, bu hastalarda daha fazla yüksek doz steroid ve/veya tocilizumab kullanıldığı saptanmıştır (p <0,05). Çalışma sonucunda OUA'nın ağır-kritik COVID-19 hastalığı için bir risk faktörü olabileceği düşünülmüştür. Pandemi başlangıcından beri bir yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala etkili bir tedavi ve korunma yönteminin bulunamamış olması nedeniyle COVID-19 özellikle risk faktörü olan bireyler için günümüzde önemli bir mortalite nedenidir. Ağır hastalık için risk faktörlerinin bilinmesinin hastalık yönetimini kolaylaştırabileceği göz önünde bulundurulduğunda pandemi döneminde OUA tanı ve tedavisinin de önemsenmesi gerektiği ve ek risk faktörlerinin belirlenmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Risk faktörü, Obstrüktif uyku apnesi

COVID 19DepresyonKorona virüs enfeksiyonları+4
Begüm Şahin
Gaziantep University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Postpartum dönemde uygulanan refleksolojinin ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve laktasyon üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı sezaryen doğum yapan primipar kadınlara postpartum dönemde uygulanan ayak refleksolojisinin ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve laktasyon üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu araştırma randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. Çalışma Türkiye'de doğurganlık oranı en yüksek il olan Şanlıurfa'da yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 80 primipar kadın oluşturmuştur (refleksoloji grubu:40 ve kontrol grubu:40). Araştırmada yer alan kadınlar uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol grubuna random atanmıştır. Veriler 01 Ocak 2020 – 31 Ocak 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak 'Tanıtıcı Bilgi Formu' , 'Visual Analog Skala' , 'Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Ölçeği' , 'Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi' ve 'Bristol Emzirme Değerlendirme Ölçeği' kullanılmıştır. Deney grubuna postpartum sekiz hafta boyunca haftada bir kez 40 dakika ayak refleksoloji uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu sadece izlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırmasında kategorik değişkenler için kikare, sayısal değişkenler için bağımsız gruplarda t testi yapılmıştır. Deney ve kontrol grubu ölçek puan ortalamaları arasındaki fark Man Whitney U testi ile belirlenmiştir. Tekrarlı ölçümlerde süre ve grup etkileşimi açısından Two-way repeated measures ANOVA testi yapılmıştır. Deney grubunda ağrı için Visual Analog Skala puan ortalamalarının kontrol grubuna göre daha fazla azaldığı saptanmıştır. Ağrı düzeyinin deney grubunda dördüncü, kontrol grubunda yedinci haftada sonlandığı tespit edilmiştir. Deney grubunun yorgunluk düzeyinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede azaldığı, uyku kalitesi ve laktasyon düzeyinin ise anlamlı derecede arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, sezaryenle doğum yapan kadınlara doğumsonu süreçte yapılan ayak refleksolojisinin ağrı ve yorgunluk düzeyini azalttığı, uyku kalitesi ve laktasyonu ise olumlu etkilediği belirlenmiştir. Postpartum dönem hemşirelik bakımında refleksoloji uygulamasının kullanımı önerilebilir.

AğrıHemşirelerHemşirelik+5
Ayşegül Kılıçlı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of yoga on subjective well-being level and sleep quality in patients diagnosed with schizophrenia

This study was conducted as a quasi-experimental model with pretest-posttest control group in order to determine the effects of yoga on subjective well-being and sleep quality levels of patients with schizophrenia. The population of the study consist of patients diagnosed with schizophrenia for who are visited to the psychiatry outpatient clinics of three community mental health centers located in Gaziantep. The sample study group consisted of total of 74 patients experimental group with 35 patients and control group with 39 patients. The data is collected via the 'Personal Information Form', the 'Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS)' and the 'Pıttsburgh Sleep Quality Index (PSQI)'. Yoga is applied as 28 group training session four times per week. In the pre-yoga evaluation, it is observed that the patients have sleeping problems and have low subjective well-being levels on both the experimental and the control groups. In the pre-test, wthe results of analysis based on pre-test shows that there is no significant difference in the mean scores of the patients in the experimental group and the control group in terms of WEMWBS and PSQI (p>0.05). Based on the post-test result; it is determined that the mean scores of the WEMWBS of the patients on the experimental group significantly increased and the mean scores of the PSQI were significantly decreased compared to the patients in the control group (p<0.05). The comparisons within the groups based on pre-test determines that the WEMWBS avarage of the post-test scores of the patients in the experimental group is increased significantly and the PSQI avarage of the scores is significantly decreased (p<0.05). The pre and post test results comparison of control group shows that there is no significant change in the mean scores of the WEMWBS and PSQI (p>0.05). As a result of this research, it was determined that yoga practices were effective in increasing subjective well-being and sleep quality levels in individuals diagnosed with schizophrenia. For this reason, it is recommended that yoga practice be applied as an complement treatment by psychiatric nurses and other mental health professionals during the treatment process of schizophrenia patients.

NursesNursingPsychiatric nursing+5
Mina Güner
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır vasıta sürücülerinde ağrı, postür, uyku kalitesi, yorgunluk, stres ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Ülkemizde yük ve yolcu taşımacılığında büyük oranda karayolu kullanılmaktadır ve bunun bir sonucu olarak kamyon ve otobüs şoförleri yoğun bir iş yüküne sahiptir. Bu yoğun iş yükünün bir sonucu olarak sürücüler kas-iskelet sistemi problemleri, stres, yorgunluk ve uyku kalitesi açısından yüksek bir riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma şehir içi ve şehirler arası ağır vasıta araç kullanan sürücülerde ağrı düzeyi, postüral değişiklikler, uyku kalitesi, yorgunluk, stres ve yaşam kalitesi arasındaki farklılıkların araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya, en az 5 yıldır günde 5-8 saat araç kullanan, cerrahi operasyon geçirmemiş ve spinal problemleri bulunmayan, 17'si (%40) tır, 25'i (%60) otobüs olmak üzere toplamda 42 şehirler arasında; 12'si (%35) kamyon, 22'si (%65) otobüs olmak üzere toplamda 34 şehir içinde ağır vasıta araç kullanan 76 sürücü katıldı. Bireylerin McGill Melzack ağrı anketi ve Görsel Analog Skala ile ağrı değerlendirmeleri, New York postür yöntemi ile postüral değişiklikleri, manuel kas testleri ve esneklik değerlendirmeleri, Baseline Smedley Digital Hand Dynamometer® cihazı ile el kavrama kuvvetleri, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile uyku kaliteleri, Epworth uykululuk ölçeği ile gün içi uykululuk düzeyleri, Yorgunluk Şiddeti Ölçeği ile yorgunluk seviyeleri, Algılanan Stres Ölçeği ile stres düzeyleri ve Notthingham Sağlık Profili ile yaşam kaliteleri değerlendirildi. Veri analizi için SPSS v.20.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Şehirler arası ve şehir içi ağır vasıta araç kullanan sürücülerin postüral değişiklikleri, ağrı şikayetleri ve ağrı şiddetleri karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sürücülerimiz benzer uyku kalitelerine sahipken şehir içi sürücülerin şehir içi araç kullanan sürücülere göre gün içi uykululuklarının daha yüksek olduğu görüldü (p=0,034). Şehirler arası sürücülerin şehir içi sürücülere göre yorgunluğu daha şiddetli hissettiği saptandı (p<0,05). Şehir içi sürücülerin algıladıkları stres düzeyinin daha yüksek olduğu (p<0,05) bu durumun ise sigara tüketimi (p=0,010) ve besin tüketimi (p=0,015) ile ilişkili olduğu görüldü. Şehir içi ve şehirler arası sürücülerde yaşam kalitesi geneline baktığımızda bir fark bulunmazken duygusal reaksiyonda şehir içi (p<0,05), enerji alt parametresinde ise şehirler arası sürücülerin (p=0,004) daha kötü olduğu saptandı. Çalışmamızın sonucunda şehir içi ve şehirler arası ağır vasıta araç kullanan sürücülerin her ikisinde de benzer şekilde kas-iskelet sistemi problemleri oluştuğu, şehir içi araç kullanan sürücülerin daha fazla strese maruz kaldığı, şehirler arası araç kullanan sürücülerin ise yorgunluğu daha fazla hissettiği görüldü. Anahtar kelimeler; kamyon, otobüs, yaşam kalitesi, ağrı, postür, uyku, yorgunluk, stres

AğrıDuruşKamyon+5
Yavuzhan Yavuz
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara içen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Dünya'da 21. yüzyılda, prematür ölümlerin ve morbiditenin önlenebilir en büyük sebeplerinden birisi sigara içmektir. Sigara kullanımı KOAH, inme, akciğer kanseri, amfizem, ateroskleroz, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı gibi çok sayıda hastalığa sebebiyet vermektedir. Sigara kullanımı günümüz toplumlarında en sık karşılaşılan bağımlılık türüdür. Sigaranın genç populasyonda yaygınlaşmasında cinsiyet, yaş, ekonomik düzey, meslek problemleri, aile ortamı, eğitim durumu gibi faktörler de etkili olmaktadır. Buna bağlı olarak sigara kullanımının sağlık üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, sigara içen ve sigara içmeyen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yaş ortalaması 19,00 (17-25) yıl, vücut kütle indeksi 21,48 (15,60-40,09) kg/m2 olan 187 kız, 74 erkek öğrencinin katılımı ile tamamlandı. Katılımcılar demografik bilgileri kaydedilerek sigara içen (Grup 1) ve içmeyen (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sigara içen üniversite öğrencilerinin nikotin bağımlılık düzeyleri Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ile değerlendirildi. Tüm katılımcıların uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Formu (IPAQ) ile, yaşam kaliteleri ise Yaşam Kalitesi Kısa Formu (SF-36) kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizlerin uygulanması için Windows IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanıldı. Çalışmadaki grupların kilo, boy, VKİ değerleri karşılaştırıldığında, ikinci gruptaki değerler anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İki grup arasındaki istatistiksel analizde yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve IPAQ toplam skorları birinci grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). İki grubun PUKİ ve SF-36 alt parametreleri arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Birinci gruptaki öğrencilerin nikotin bağımlılığı arttıkça uyku kalitesinin kötüleştiği, uyku süresi arttıkça VKİ değerlerinin de arttığı, paket yılı ve nikotin bağımlılığı arttıkça uykuya dalma süresini anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Birinci grubun nikotin bağımlılığı arttıkça yaşam kalitesiyle ilişkili fiziksel fonksiyon ve vitalite değerlerinin olumsuz etkilendiği, paket yılının artışının fiziksel fonksiyon skorunu anlamlı düzeyde azalttığı bulundu (p<0,05). Birinci grupta fiziksel aktivite toplam skorunun artışının sosyal fonksiyon ve genel sağlık durumuna ait değerleri anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Orta şiddetli fiziksel aktivitenin artışı, yaşam kalitesiyle ilişkili ağrı durumunu ve genel sağlığı anlamlı düzeyde pozitif etkilediği bulundu (p<0,05). Birinci gruptaki öğrencilerde uyku süresi ve ilaç kullanımı haricindeki PUKİ alt parametreleri ile yaşam kalitesine ait skorlar arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar saptandı (p<0,05). Çalışmamız sonuç olarak, birinci gruptaki öğrencilerin yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve fiziksel aktivite toplam skorlarının ikinci gruba göre daha fazla olduğunu ve iki grup arasında uyku ve yaşam kaliteleri bakımından fark bulunmadığını göstermiştir. Öğrencilerin uyku kalitesinin kötü olduğu ve yaşam kalitelerinin Türkiye norm değerlerine göre daha düşük seviyelerde yer aldığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sigara, üniversite öğrencileri, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, yaşam kalitesi

Fiziksel aktiviteFiziksel aktiviteSigara içme+6
Nizameddin Fatih Karamus
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda diş çürüğüne bağlı ağrı ve enflamasyonla büyüme parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Okul öncesi çocuklarda tedavi edilmeyen diş çürüğü çok yaygındır. Diş çürüğüne bağlı pulpa enflamasyonu ve ağrının direkt ve indirekt yollar ile büyümeyi etkilediği bildirilmiştir. Direkt etki teorisi, tedavi edilmeyen diş çürüklerinin yemek yeme bozukluklarına neden olarak beslenme ve büyümeyi etkilediğini açıklamaktadır. İndirekt teoride ise kronik diş enfeksiyonlarının endokrin cevaplara neden olduğu, ağrı ve enfeksiyon nedeniyle uykunun kesintiye uğraması sonucu büyüme hormonu salgısının bozulmasına neden olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, diş çürüğüne bağlı pulpa enflamasyonu ve ağrısı olan okul öncesi çocuklarda büyümenin, uykuya ilişkin zorlukların ve ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesinin tedavi öncesi ve sonrasında diş çürüğüne bağlı pulpa enflamasyonu ve ağrısı olmayan yaşıtlarıyla kıyaslamaktır. Çalışmamıza sistemik hastalığı olmayan, veli onayı ile çalışmaya katılmayı kabul eden 22 erkek, 23 kız toplam 45 okul öncesi çağı (3-6 yaş arası) çocuk dahil edilmiştir. Çalışmamızda ICDAS II ve dmft indeksi kullanılarak pulpanın dahil olduğu diş çürüğü bulunan bir çalışma grubu ve pulpanın dahil olduğu diş çürüğü bulunmayan bir kontrol grubu oluşturuldu. Çalışma grubunda diş tedavilerinden önce ve tedaviden 6 ay sonra serum IGF-1 ve IGFBP-3 seviyeleri ve antropometrik ölçümleri (boy SDS, ağırlık SDS, VKİ SDS) elde edildi. Kontrol grubunda ise antropometrik ölçümler ilk muayenede ve ilk muayeneyi takiben 6. ayda ölçülürken, serum IGF-1 ve IGFBP-3 seviyeleri sadece ilk muayenede tayin edildi. Uykuya ilişkin zorluklar, Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi (ÇUAA), ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi, Erken Çocukluk Çağı Ağız Sağlığı Etki Ölçeği (ECOHIS) kullanılarak, çalışma grubunda tedaviden önce, tedaviden 7 gün sonra, tedaviden 6 ay sonra; kontrol grubunda ilk muayenede ve ilk muayeneyi takiben 6 ay sonra kaydedildi. Çalışmada elde edilen bulgular, Student t testi, Mann-Whitney U, Pearson korelasyon ve Spearman's rho korelasyon testleri kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirildi. Anlamlılık p<0,05 seviyesinde değerlendirildi. Tedavi öncesinde çalışma ve kontrol grubu arasında antropometrik ölçümlerde anlamlı bir farklılık saptanmazken (p>0,05); çalışma grubunun tedaviden 6 ay sonra antropometrik ölçümleri, başlangıca göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Tedaviden önce serum IGF-1 ve IGFBP-3 seviyeleri çalışma grubunda kontrol grubundan anlamlı derece yüksek bulunurken, tedaviden 6 ay sonra çalışma grubunun serum IGF-1 ve IGFBP-3 seviyeleri başlangıca göre anlamlı derecede yüksek saptandı (p<0,05). ÇUAA ve ECOHIS skorları tedavi öncesinde çalışma grubunda, kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek saptanırken; çalışma grubunun ÇUAA ve ECOHIS toplam skorları tedaviden 7 gün ve 6 ay sonra başlangıca göre anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). ÇUAA skorlarıyla antropometrik ölçümler, serum IGF-1, serum IGFBP-3 seviyeleri arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Çalışmamızın sonucunda yapılan diş tedavileri ile diş çürüğüne bağlı pulpa enflamasyonu ve ağrının ortadan kaldırılması, çocukların büyüme parametrelerinde (antropometrik ölçümler, serum IGF-1 ve IGFBP-3), uykuya ilişkin zorluklar ve yaşam kalitesinde iyileşme ile sonuçlanmıştır; ancak diş çürüklerinden kaynaklanan uyku zorluklarının, büyümeyi etkilediğini bildiren indirekt etki teorisini doğrulayacak ilişki saptanmamıştır. Direkt etki teorisinin, diş çürüklerine bağlı ağrı ve enflamasyon görülen çocukların büyümesinde daha etkili olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, diş çürüğü, pulpa enflamasyonu, diş ağrısı, büyüme, IGF-1, IGFBP-3, antropometri, uyku sorunları, ECOHIS

AntropometriAğrıBüyüme+7
Başak Günay
Bezmialem Vakıf University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi sürecinde acil sağlık hizmetleri çalışanlarında anksiyete, koronavirüs fobisi, uyku kalitesi ve psikolojik esneklik durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma; Covid-19 pandemi döneminde Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının anksiyete durumlarında, uyku düzenlerinde ve psikolojik esnekliklerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığının araştırılması ve varsa bu değişikliklerin koronavirüs enfeksiyonu ile ilişkisinin ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla; salgınla mücadelede büyük rol oynayan, hastaların tedavi ve tanı süreçlerinde bizzat bulunan yoğun çalışma temposu, riskli alanlarda çalışma ve ölüm haberleri üzerine salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarının, özellikle birinci basamakta olan sağlık personeli tercih edilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel araştırma Ağustos 2020 – Ocak 2021 tarihleri arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Acil Servis çalışanları, Siirt Devlet Hastanesi Acil Servis çalışanları, VM Medicalpark Kocaeli Hastanesi Acil Servis çalışanları ile Kocaeli 112 Acil Sağlık Hizmetleri sağlık çalışanları ile gerçekleştirilmiştir. Veriler uzman görüşleri ve literatür bilgisi çerçevesinde; Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs 19 Fobisi (Cp19-S) Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği (YAB-7), Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) ve Kabul ve Eylem Formu-2 (KEF-2) anket formları ile toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular SPSS 21.0 programında değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uygun verilerin analizinde parametrik testler student t testi ve One way Anova, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven aralığında ve anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadaki 287 katılımcının %43,2'si erkek, %56.8'i kadın, %78'i 20-34 yaş arası, %22'si 35-55 yaş arası, %46,3'ü evli, %53,7'si bekar, %63,1'i çocuksuz, %19,5'i 1 çocuk sahibi, %16,0'ı 2 çocuk sahibi, %1,4'ü 3 çocuk sahibi iken; katılımcıların %35,2'si 0-5 i, %41,1'i 6-10, %23,7'si 11 yıl ve üstü çalışma süresine sahiptir. %36,9'u haftada 0-48 saat, %38,7'si haftada 49-64 saat, %24,4'ü haftada 65 saat üzeri çalışmaktadır. %32,1'i ATT, %28,2'si AABT, %7,3'ü sağlık memuru, %20,9'u hemşire ve %11,5'i doktor olarak görev yapmaktadır. 62,11 ortalama ile en yüksek koronavirüs fobisi ATT'lerde görülmüştür. Somatik ve Sosyal alt boyut değerleri sırasıyla 13,14 ve 16,70 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, YAB-7 değeri 9,46 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, PUKİ ortalaması 11,28 ile en yüksek Siirt DH'sinde, PUKİ ortalaması 9,85 ile en yüksek hemşirelerde, PUKİ ortalaması 9,47 ile en yüksek bekarlarda, uykuda geçirilen saat değerleri 6,51 ortalama ile en yüksek evlilerde, haftalık çalışma saat değerlerine göre PUKİ ortalaması 10,27 ile en yüksek 0-48 saat aralığı çalışanlarda, uykuda geçirilen saat ortalaması 6,59 ile 49-65 saat aralığı çalışanlarda gözlemlendi. Araştırma sonucunda koronavirüs fobisinin en yüksek olduğu meslek grupları ATT ve sağlık memurları iken onları AABT'ler ve hemşireler izledi, en düşük fobi düzeyi doktorlarda tespit edildi. Anksiyete düzeyleri en yüksek ATT'lerde tespit edildi, ATT'leri sırasıyla; AABT'ler, doktorlar, hemşireler izledi, en düşük oran sağlık memurlarında tespit edildi. Sağlık personellerindeki uyku kalitesi en düşük olan sağlık kurumu Siirt Devlet Hastanesi olarak tespit edilirken, onu sırasıyla; Kocaeli 112 ve Göztepe EAH izlerken, kurumlar arasındaki en iyi uyku kalitesine sahip sağlık çalışanlarının Kocaeli Özel VM Medikalpark'ın sağlık çalışanları olduğu belirlendi. En düşük uyku kalitesi hemşirelerde tespit edildi, hemşireleri sırasıyla; ATT'ler, AABT'ler, doktorlar ve sağlık memurları izledi. Evlilerin bekarlara göre uykuda geçirilen saat değeri ve uyku kaliteleri daha yüksek tespit edildi. En düşük uyku kalitesi ve uykuda geçirilen en düşük saat değerleri, haftalık çalışma saatleri 0-48 saat arasında olanlarda tespit edilirken onları sırasıyla; haftalık 65 saat ve üstü çalışanlar ve 49-65 arası haftalık çalışma saati olanlar izledi. Psikolojik esneklik düzeyleri düşük tespit edilen sağlık çalışanlarında; anksiyete düzeyleri ile Covid-19 fobileri daha yüksek gözlemlenirken uyku kalite düzeylerinin de daha düşük olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Uyku Kalitesi, Anksiyete, Psikolojik Esneklik, Sağlık Çalışanları

Acil servisAcil tıp servisleriAnksiyete+7
Zeynep Aldemir
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı çalışanlarında uyku kalitesi ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı çalışanlarında uyku kalitesi ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma 01.09.2019 – 15.12.2019 tarihleri arasında Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında çalışan 187 kişiyle gerçekleştirildi. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi(PUKİ) ve İş Performans Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Araştırmaya katılan çalışanların yaş ortalaması 34,36±8,18 olup tamamı erkektir. %21,8 'i lisans %34,1 'i önlisans %26,8 'i lise %17,3 'ü diğer eğitim grubundadır. %59,2 'si evlidir. Çalışanların %14,5 'i büro personeli %67,6 'sı itfaiye eri %13,4 'ü şoför %4,5 'i teknisyendir. %20,1 'i sürekli gündüz %79,9 'u gece ve gündüz değişen vardiyada çalışmaktadır. Çalışanlardan %79,3 'ü mesai saatlerindeki değişimin uyku problemine yol açtığını belirtti. Çalışanlar geçen ay boyunca uyku kalitesini %15,6 'sı çok iyi %40,8 'i neredeyse iyi %26,8 'i neredeyse kötü %16,8 'i ise çok kötü olarak ifade etti. Geçen ay boyunca uyku problemlerinin işlerini istekle yapmasında problem olma derece sıklığı dağılım bilgileri incelendiğinde %29,1 'i hiç %27,9 'u haftada 1'den az %31,8 'i haftada iki kez ve %11,2 'si haftada 3 veya daha fazla yanıtını verdi. Ankete katılanların iş performansları genel olarak orta seviyede (3,73) bulundu. Çalışanların iş performansları ile yaşları arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunamazken (p=.388>.05), eğitim durumlarının da, iş performanslarını anlamlı etkilemediği görüldü. Çalışanların mesai saatlerindeki değişimin uyku problemine yol açtığını düşünmeyenlerin iş performansı, düşünenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksekti. Uyku kalitesi çok iyi olanların; neredeyse kötü ve çok kötü olanlara göre iş performansları istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksekti. Ayrıca uyku kalitesi neredeyse iyi olanların çok kötü olanlara göre iş performansları istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksek bulundu. Çalışmanın sonunda kötü uyku kalitesinin itfaiye çalışanlarının performansını olumsuz yönde etkilediği sonucu ortaya çıkmıştır. Uyku kalitesinin sık aralıklarla değerlendirilmesinin vardiyalı çalışan itfaiye personelinin iş performansını etkileyeceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: İtfaiye, Uyku kalitesi, İş performansı, Vardiya.

PerformansUykuUyku kalitesi+2
Tuğba Demir
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ve uyku kalitesi düzeylerini belirlemek, internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmanın evrenini, Kasım 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Çankırı Karatekin Üniversitesi Hemşirelik Bölümünde eğitim-öğretim gören 400 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden, verilerin toplandığı tarihlerde eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre YİBÖ puan ortalaması 30,61±16,71 ve PUKİ puan ortalaması 5,96±2,68 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerden 17-20 yaşında olanların, 21 yaş ve üzerinde olanlardan (p=0,047), 1. sınıf öğrencilerinin, diğer sınıflardaki öğrencilerden (p<0,001), ev ortamında yaşayanların yurt odasında kalanlardan (p=0,010), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların daha az kullananlardan (p=0,030), interneti sosyal medya amacıyla kullananların diğer amaçlarla kullananlardan (p=0,028) internet bağımlılığının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Uyku kalitesi bakımından, sigara kullananların (p=0,032), yurt odasında kalanların (p=0,026), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların (p=0,001) istatistiksel olarak daha fazla düzeyde kötü uyku kalitesine sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin YİBÖ ve PUKİ puanları arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Sonuç olarak, internet bağımlılığı yüksek olan hemşirelik öğrencilerinin daha kötü uyku kalitesine sahip olması, internet bağımlılığının uyku kalitesi ile ilişkili önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iyi uyku kalitesi ve bilinçli internet kullanımının sağlanabilmesi için, gerekli eğitim planlamaları ve psikososyal destek programlarının ivedilikle yapılması önerilmektedir.

BağımlılıkHemşirelerHemşirelik+3
Şemsi Karabulut
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Irak'ta benign prostat hiperplazisi olan yaşlı hastaların uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Sleep, an essential component of human well-being, plays a pivotal role in maintaining physical and mental health across all age groups. Yet, its significance is magnified among the elderly, a demographic already vulnerable to various health challenges. One such challenge is Benign Prostatic Hyperplasia (BPH), a prevalent condition among aging men, which can profoundly disrupt both the quality and quantity of sleep, consequently impacting their overall quality of life. This study endeavors to assess the sleep quality and quantity of elderly individuals diagnosed with BPH, shedding light on the intricate relationship between this urological condition and sleep disturbances. This study aimed to evaluate factors associated with benign prostatic hyperplasia and sleep quality in the elderly over the age of sixty in Iraq. The study is a descriptive cross-sectional study. This study was conducted in Al-Najaf city in Iraq, the data was collected from elderly people over 60 years old with BPH to assess sleep quality, the study area was Al-Sader Medical City Hospital and Al- Hakeem General Hospital for the period between October 5th, 2022 - January 10th, 2023. The sample size was (350) elderly patients with BPH above 60 years old, the researcher used validated tools consisting of three parts (The Socio- Demographic, International Prostate Symptom Score (I-PSS), Medical Outcomes Scale - Sleep Scale (MOS-SS). After the researcher explains the study and objectives. The method used is to collect data from the study sample. The current study found a significant difference between the International Prostate Symptom Score and Education Level, Previous Disease, Surgical Urology History, and Address. Previous Disease and Exercise Habits showed significant differences in the Quality of Life Due to Urinary Symptoms score. Education Level, Previous Disease, History of Sleep Disorder, and Medication

IraqProstatic diseasesProstatic hyperplasia+3
Mohammed Subhı Kareem Kareem
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisi

Araştırma, yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan yarı deneysel randomize kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemine, sosyal medya kullanımı olan (instagram), 92 müdahale, 91 kontrol grubu olmak üzere 183 primipar kadın alınmıştır. Araştırma 01 Mayıs- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmanın seçim kriterlerine uyan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden primipar kadınlarla yürütülmüştür. Veriler, her iki grup için Kişisel Bilgi Formu, Pharis Özgüven Ölçeği (PÖÖ) ve Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubundaki primipar kadınlara doğum sonrasında bebek bakımına ilişkin 1.-7.günler ve 7-14. günler arasında haftada 2 saat olacak şekilde eğitimler verilmiştir ve sonraki aşamada deney grubundaki kadınlarla zoom üzerinden bağlantı sağlayarak görüntülü olarak bebek bakımına ilişkin eğitim sağlanmıştır. Ayrıca müdahale grubundaki kadınlara eğitim içeriği eğitim öncesinde kitapçık olarak gönderilmiştir. Kontrol grubundaki kadınlara, sosyal medya (instagram) üzerinden iletişim sağlanmış ve bu gruba sonrasında herhangi bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanmamıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare testi, Independent Sample t Testi, tek ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farklılıkları belirlemek için de post hoc testlerinden Least Significant Difference (LSD) testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam PÖÖ puan ortalaması 57,41±5,65 iken, kontrol grubundaki kadınların 51,48±10,66 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların meslek, aile gelir durumu, aile yapısı, bebeğin cinsiyeti ve doğum şekli değişkenlerine göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0,05), kontrol grubundaki kadınlarda yaş, doğum şekli, daha önce bebek bakma durumları değişkenlere göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 26,50±7,87 iken, kontrol grubundaki kadınların 28,93±7,63 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların tüm değişkenlere göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubundaki kadınlarda, daha önce bebek bakma durumları değişkenine göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, deney grubundaki kadınların bebek bakımı özgüven ve postpartum uyku kalitesi düzeyleri kontrol grubundakilere göre yüksek bulunmuştur. Buna göre yeni doğum yapan kadınlara postpartum erken dönemde verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Postpartum süreçte primipar kadınlara yönelik bebek bakımına ilişkin eğitimler konusunda çalışmaların yaygınlaştırılmasının, kadınların bebek bakımına ilişkin bilgi eksikliklerinin, özgüveninin ve uyku kalitesinin artırılmasında katkı sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek Bakımı Eğitimi, Özgüven, Postpartum, Primipar Kadın, Uyku Kalitesi.

Bebek bakımıBebeklerDoğum+4
Ebru Bayar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner anjiyografi yapılan hastaların uyku kalitesi ve yorgunluk düzeyi

Bu araştırma koroner yoğun bakımda anjiyografi yapılan hastaların uyku kalitesine ve yorgunluk düzeyini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma 15.12.2018- 15.04.2019 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi'nde koroner yoğun bakımda yatmakta olan ve anjiyo olmuş bireylerle gerçekleştirilmiştir (n:205). Veriler, Hasta Tanıtım Formu, Richards- Campbell Uyku Ölçeği, Kısa Yorgunluk Envanteri- Brief Yorgunluk Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı ve bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında t testi, one way anova, ve pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Koroner yoğun bakımda anjiyografi yapılan hastaların Richard!s Campbell Uyku Ölçeği puan ortalaması 46.01±18.90 olarak bulunmuştur. Brief Yorgunluk ölçeğinin puan ortalaması ise 4.49±1.99 olarak bulunmuştur. Richard‟s Campbell Uyku Ölçeği puan ortalaması ile Brief Yorgunluk Envanteri ve alt boyutlarının puan ortalaması arasında negatif yönde bir ilişki saptanmıştır. Hastalarının uyku kalitesi azaldıkça yorgunluk düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Koroner anjiyografi yapılan hastaların uyku kalitesinin kötü ve yorgunluk düzeylerinin yüksek olduğu ve bu duruma bir çok faktörün yol açtığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; risk grubu olan bireylere, düzenli aralıklarla uyku hijyeni ve aktivite planlamasına yönelik hemşirelik bakım planlamalarının yapılması ve danışmanlıkların verilmesi önerilmektedir.

Kalp hastalıklarıKoroner anjiyografiKoroner hastalık+4
Tuğba Öneği
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Menopozal sıcak basması yaşayan kadınlarda soğuk ped uygulamasının menopozal sıcak basması ve uyku kalitesine etkisi

Amaç: Bu çalışma menopozal sıcak basması yaşayan kadınlarda soğuk ped uygulamasının menopozal sıcak basması ve uyku kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç-Yöntem: Araştırma İç Anadolu da bir kuran kursuna kayıtlı menopozal dönemde olan ve sıcak basması şikayeti yaşayan 40 kontrol, 40 deney grubu olmak üzere 80 kadınla tamamlandı. Veriler; Tanıtıcı Bilgi Formu, Görsel kıyaslama skalası (GKS), Pittsburgh uyku kalitesi indeksi (PUKİ) ile toplandı. Deney grubunun 8 hafta boyunca her gece uyumadan önce yastığının altına soğuk ped koyması sağlandı. Uygulama sonrası 4. ve 8. hafta sonunda kadınlar PUKİ ile tekrar değerlendirildi, kontrol grubu ise bir uygulamaya bağlı tutulmadan 4. ve 8. haftalar sonunda PUKİ ile tekrar değerlendirildi. Ayrıca kadınlar her gece yatmadan önce ve sabah uyandıklarında sıcaklık basması şiddetini GKS'ye işaretlediler. Verilerin değerlendirilmesinde Independent Sample t testi, tekrarlı ölçümlerin grup içi değerlendirilmesinde tekrarlı varyans analizi yapıldı. Grupların nitel özelliklerinin karşılaştırılmasında ise ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Grupların deney öncesi PUKİ ve GKS puan ortalamaları benzer bulundu. Soğuk ped uygulaması sonrası, deney grubunda ki kadınların 4. hafta PUKİ puan ortalamasının (7,7±2,1), kontrol grubundaki kadınların 4. hafta PUKİ puan ortalamasından (9,0±2,6), anlamlı derecede düşük olduğu belirlendi (p<0,05).Sekizinci hafta uygulama sonrası deney gurubunun PUKİ puan ortalamasının (5,0±2,5), kontrol grubunun PUKİ puan ortalamasından (10,9±4,2) ileri derecede anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,001). Deney grubundaki kadınların PUKİ puan ortalamalarının uygulama öncesi ve uygulama sonrası 4. ve 8. haftaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde önemli bir fark olduğu belirlendi (p<0,001). Deney grubundaki kadınların uygulama sonrası 4. hafta GKS ortalamasının (7,4±0,7), kontrol grubundaki kadınların 4. hafta GKS ortalamasından anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Sekizinci hafta uygulama sonrası deney gurubunun GKS ortalamasının (6,6±0,8), kontrol grubunun GKS ortalamasından (7,4±0,8) ileri derecede anlamlı yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Sonuç: Soğuk ped uygulamasının kadınlarda sıcak basması şiddetini anlamlı düzeyde azalttığı, uyku kalitesini ise anlamlı düzeyde artırdığı belirlendi.

KadınlarMenopozSoğuk uygulaması+2
Büşra Büyükkaplan
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul servis sürücülerinin karıştığı trafik kazalarında uykululuk ilişkisinin araştırılması: Yozgat ili akdağmadeni ilçesi örneği

Uyku bozuklukları, trafik kazalarının başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Okul servis sürücülerinin karıştığı trafik kazalarında uykululuk ve uyku apnesi sendromunun etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı Yozgat ili Akdağmadeni ilçesindeki okul servis sürücülerinin karıştığı trafik kazalarında uykululuk halinin ilişkisi incelemek ve trafikte uykululuk ilgili süreçlere dair alınması gereken önlemleri ortaya koymaktır. Çalışmada nicel yöntem kullanılmış ve Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde çalışan 112 okul servis sürücüsünün katıldığı bir anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmaya katılan okul servis sürücülerinin uykululuk düzeyinin büyük oranda normal olduğu belirlenmiştir. Okul servis sürücülerinde yaşı, çocuk sayısı, işyerinde çalışma süresi ve eğitim düzeyi uykululuk hali etkilemektedir. Okul servis sürücülerin uykululuk puanı ile trafik kazalarında uykunun etkisi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları 112 okul servis sürücüsünün verdiği yanıtlarla sınırlıdır. Elde edilen bulgular ile okul servis sürücülerine yönelik sağlık taramaları ve eğitim programlarının önemini ortaya koymaktadır.

Servis araçlarıUykuUyku kalitesi+2
Dilan Yargi
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Progresif gevşeme egzersizlerinin gebelerin uyku ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı gebelere uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin gebelerin uyku ve yaşam kalitesine olan etkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma Kasım 2021- Eylül 2022 tarihleri arasında Manisa Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine başvuran gebeler ile randomize kontrollü deneysel çalışma olarak yürütülmüştür. Örneklemi müdahale ve kontrol grubunda yer alan 66 gebe oluşturmuştur. Veri toplamada Gebe Tanıtım Formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (SF-12) kullanılmıştır. İlk izlemde müdahale grubuna veri toplama formları uygulanarak Progresif Gevşeme Egzersizi (PGE) Eğitimi verilmiş ve altı hafta boyunca uygulamaları sağlanmış, kontrol grubuna ise veri toplama formları uygulanmış ve altı hafta boyunca rutin gebelik bakımı almaları sağlanmıştır. İlk izlemi takiben üçüncü ve altıncı haftalarda gebelere PUKİ ve SF-12 tekrar uygulanarak gebelerin uyku ve yaşam kalitesi değerlendirilmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistikler, ki kare çapraz tabloları, Independent simple t testi, Repeated Measures test kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: İlk izlemde gebelerin toplam PUKİ puanları benzer olup, ikinci ve üçüncü izlemde müdahale grubu gebelerin toplam PUKİ puanlarının kontrol grubu gebelere göre daha düşük olduğu, aralarındaki istatistiksel farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İlk izlemde gebelerin Fiziksel Bileşen Özet (FBÖ-12) ve Mental Bileşen Özet (MBÖ-12) puanları benzer olup, ikinci ve üçüncü izlemde müdahale grubu gebelerin FBÖ-12 ve MBÖ-12 puanlarının kontrol grubu gebelere göre daha yüksek ve aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Ayrıca müdahale grubu gebelerin PGE uygulaması ile toplam PUKİ puanının izlemlere göre düştüğü, FBÖ-12 ve MBÖ-12 puanları izlemlere göre yükseldiği saptanmıştır. Sonuçlar: PGE'yi uygulayan gebelerin uyku ve yaşam kalitesinin olumlu etkilendiği gözlenmiştir.

EgzersizGebelikKas gevşemesi+3
Esra Bozhan Tayhan
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi öğrencilerinde uyku kalitesinin mental iyi oluş ile ilişkisi

Uyku; doğumdan itibaren insanların büyüme ve gelişmesine katkıda bulunan, vü-cudu dinlenmiş şekilde bir sonraki güne hazırlayan bir dönemdir. Bireylerin fiziksel ve mental gelişimini etkileyerek tüm yaşlarda sağlık ve yaşam kalitesi için önemli bir yer tutar. Uyku ile ilgili yakınmalar toplumda sık görülmekte ve uyku kalitesinin kötü olması birçok tıbbi hastalığı işaret edebilmektedir. Üniversite öğrencilerinin de sık uyku sorunu yaşadıkları ve uyku kalitelerinin kötü olduğu bilinmektedir. Yeterli uyku uyuyamayan öğrencilerin fiziksel, bilişsel ve mental durumları olumsuz etkilenebilir. Çalışmamıza Çukurova Üniversitesi kampüsünde yer alan fakülte ve yüksek okullarda okuyan 943 öğrenci katılmıştır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin uyku kalitesi, gündüz uykululuk hali ve mental iyi oluş hali ile birlikte uykuyu etkileyen faktörlerin ve uyku kalitesi ile mental iyi oluş ilişkisinin değerlendirilmesidir. Bu çalışma kapsamında katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, Epworth Uykululuk Ölçeği ve Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan öğrencilerin % 61,2'sinin uyku kalitesinin kötü olduğu bu-lunmuştur. Çalışmamızda yaş, cinsiyet, fakülte, gün içinde/akşam kahve tüketimi, sigara, kronik hastalık, mavi ışık yayan cihazların kullanımı, yaşanılan yer, kalınan odadaki kişi sayısı, uykuyu etkileyebilecek kişisel/ailesel problemler ve ailede uyku bozukluğu olması ile uyku kalitesi arasında ilişki olduğu saptandı (p<0,05). Ayrıca gündüz aşırı uykululuk yaşayanların uyku kalitelerinin daha kötü olduğu bulundu (p<0,01). Sınıf, VKİ, gün içinde/akşam çay tüketimi, gece sigara içmek için uykudan uyanma, alkol ve fiziksel ak-tivite ile PUKİ puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). VKİ ve alkol ile PUKİ kategorik değişkenleri arasında ise anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Çalışma-mızda uyku kalitesi ile mental iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulun-muştur (p<0,01). Üniversite öğrencilerinin uyku kalitesi genel olarak kötüdür ve uyku kalitesi men-tal iyi oluşu etkilemektedir. Öğrencilerin uyku kalitesinin arttırılması ve dolayısıyla men-tal sağlıklarının iyileştirilebilmesi için bu konudaki olumsuz faktörlerin düzeltilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.

BilişMental durum ölçeğiMental iyi oluş+3
Melda Muraz
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde COVID-19 fobisi ve uyku kalitesi

COVID-19 pandemisiyle birlikte bireylerin yaşamlarını etkileyen birçok değişiklik ortaya çıkmıştır.Pandemide alınan önlemler ile ergenlerin rutinleri bozulmuş ve yaşam tarzları değişmiştir.bu değişim ergenlerin fobik reaksiyonlarına ve uyku kalitelerini etkileyebilir. Bu çalışmada ergenlerin COVID-19 fobisinin uyku kalitesiyle ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipe olan bu araştırma Kırşehir'deki devlet liselerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri 20.01.2021-24.02.2021 tarihleri arasında ''Öğrenci Tanıtım Formu'', ''Koronavirüs 19 Fobisi Ölçeği'' ve ''Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi'' kullanılarak toplanmıştır.Araştırma 406 lise öğrencisiyle yapılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin Pittsburgh Uyku Kalitesi toplam puan ortalaması 5,97±3,53, 'Koronavirüs 19 Fobisi toplam puan ortalaması 46,97±13,59'dur. Ergenlerin %49,5'inin uyku kalitesinin kötü olduğu saptanmıştır. Ergenlerin uyku kaliteleri düşük ve COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. Akademik başarısını kötü algılayan, geniş aileye sahip olan, anemiye, mide yada bağırsak rahatsızlığına sahip olan, menstruasyon problemi yaşayan, sürekli ilaç kullanan, günlük internet/sosyal medya kullanımı 5 saat ve üzeri olan, hafta içi ve hafta sonu uyku saati 22.00'dan sonra olan, arkadaşlarından biri COVID-19 'a yakalanmış olan, ergenlerin uyku kaliteleri daha kötü bulunmuştur. Mesleki ve teknik anadolu lisesine giden ergenlerin ise uyku kaliteleri daha iyi bulunmuştur. Anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu ortaokul olan, 3 ve üzeri kardeş sayısına sahip olan, aile gelir durumu geliri giderinden az olan, spor/egzersiz yapmayan ergenlerin COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. Ayrıca cinsiyeti kadın olan, COVID-19 sebebiyle kendini stres altında hisseden, COVID-19 sebebiyle hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünen, ergenlerin COVID-19 fobileri yüksek uyku kaliteleri düşük bulunmuştur. Ergenlerin uyku kaliteleri düşük ve COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. COVID-19 fobisi ve uyku kalitesinin birbirlerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergen, COVID-19, COVID-19 fobisi, fobi, uyku

COVID 19ErgenlerErgenler+7
Yeşim Zülkar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi dönemindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi, yorgunluk, uyku kalitesi ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Çalışan kişilerin yaşama ve iş ortamlarının, yaşam kalitelerini etkilediği bilinmektedir. İş yaşamından kaynaklı yorgunluğun mental ve fiziksel olarak birçok yönünün olduğu belirtilmektedir. Pandemi sürecinde birçok insanla temas halinde olmak, artan iş yükü gibi faktörler kişilerin yaşam kalitelerini etkilemiştir. Bu çalışmada özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi sürecindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve yorgunluk seviyelerinin değerlendirilmesi ve diğer çalışanlarla karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız Kayseri ilindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmamıza, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi personeli, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan fizyoterapist olmak üzere toplam 176 kişi katılmıştır. Fiziksel aktivite değerleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Yaşam kalitesine ait mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu alt parametrelerinde gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p=0.000). Yorgunluk skorlarında gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır (p=0.002). Fizyoterapistlerin yorgunluk, yaşam kalitesi ve tükenmişlik seviyelerini etkileyen faktörler farklı çalışmalarla daha detaylı incelenmelidir.

Fiziksel aktiviteFizyoterapistlerTükenmişlik+6
İldeniz Akçadağ
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisi

Medikal Onkoloji Servisinde Yatan Meme Kanserli Hastalarda Kulak Tıkacı ve Göz Maskesi Kullanımının Uyku Kalitesine Etkisi Uyku kalitesi, kişinin dinlenmiş ve yeni güne hazır oluşunu ifade etmektedir. Hastanede yatarak tedavi gören hastaların uyku kalitesi gürültü ve ışık gibi çevresel faktörler nedeniyle etkilenmektedir. Bu çalışma, medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yarı-deneysel olan araştırma Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Medikal Onkoloji Servislerinde yatarak tedavi gören 30 hasta ile yapılmış olup araştırmanın verileri; "Bilgi Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi" ve "Vizüel Analog Skala" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için Çukurova Üniversitesi Etik Kurul ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nden gerekli izinler alınmıştır. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının, VAS memnuniyet puanına göre uyku kalitesini olumlu olarak etkilediği, öznel uyku kalitesi, uyku latensi ve PUKİ toplam puanının medeni duruma göre farklılık gösterdiği, uyku latensinin ve gündüz işlev bozukluğunun eğitim düzeyine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların %70,0'i evli, %76,7'si çocuk sahibi, %36,7'si ortaöğretim mezunu ve yaş ortalamaları 49,77±14,03 olarak belirlenmiştir. Hastaların %46,7'sinin 5 yıldan fazla süredir hastalığının olduğu, %60,0'ının 3.evre meme kanseri, %44,0'ünün kemoterapi aldığı, %53,3'ünün 3 gün ve daha fazla süredir hastanede yattığı, %53,3'nün iki kişilik odada kaldığı, %25,8'nin hastane ortamında sık sık uyandığı, %30,4'ünün hastanenin fiziki koşullarından dolayı uyku düzeninin bozulduğu ve PUKİ toplam puan ortalamalarının 10,7 ± 3,21 olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda hastane ortamında gürültü ve ışık nedeniyle uyku problemi yaşayan hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesinden yararlanılabileceği düşünülmektedir.

Kanser hastalarıKulak tıkacıMaskeler+6
Yasemin Çiçek Öztürk
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects