Quality of sleep

276 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı çalışma sisteminin ve sirkadyen özelliklerin uyku kalitesine etkisi

Bu çalışma hemşirelerin sirkadyen özellikleri, uyku kalitesi ve gündüz uykululuk durumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma Haziran-Ekim 2018 tarihleri arasında, Tekirdağ ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bulunan hastanelerden 50 ve daha fazla sayıda hemşirenin çalıştığı Tekirdağ Devlet Hastanesi, Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi, Tekirdağ Malkara Devlet Hastanesi, Tekirdağ Çerkezköy Devlet Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın yürütüldüğü hastanelerde çalışan 504 hemşire araştırmada yer almıştır. Veriler "Hasta Tanılama Formu", "Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği", "Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği", "Epworth Uykululuk Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, t testi, Mann Whitney U testi, Pearson ki-kare, Kruskal Wallis, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada yer alan hemşirelerin yaş ortalaması 32,32±7,02 yıl olup, %85,9'u kadın, %59,3'ü bekâr, %67,1'i lisans düzeyinde eğitim almıştı. Hemşirelerin Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması 6,24±3,02 olarak hesaplanmış, %56,2'sinin uyku kalitesinin kötü olduğu belirlenmiştir. Epworth Uykululuk Ölçeği'den aldıkları toplam puan ortalaması 6,64±4,54 olarak hesaplanmış ve %17,9'unda (n=90) artmış gündüz uykululuğu saptanmıştır. Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği toplam puan ortalaması 48,56±8,42 olup, hemşirelerin %11,3'ünün (n=57) kronotip özelliğinin sabahçıl, %20,2'sinin (n=102) akşamcıl ve %68,5'inin (n=345) ara tipte olduğu belirlenmiştir. Gündüz çalışanların %48,4'ünde, vardiyalı çalışanların %57,2'sinde uyku kalitesi kötü olup, vardiyalı çalışanlarda gündüz uykululuğu daha fazladır (p<0,05). Kronotip özelliklerine göre akşamcıl özelliğe sahip olan hemşirelerin uyku kalitesi daha kötü ve gündüz uykululuğu daha fazla bulunmuştur (p<0,01). Sonuçlar doğrultusunda, hemşirelerin uyku kalitesinin artırılması için çalışma düzenlerinin oluşturulmasında sirkadyen özelliklerinin dikkate alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Vardiyalı Çalışma, Uyku Kalitesi, Hemşire, Sirkadyen Özellikler.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Emine Alcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesindeki kanıt temelli non-farmakolojik düzenlemelerin deliryumu önlemedeki etkisi

Deliryum yüksek morbidite, mortalite oranları ve tedavi maliyeti artışı ile ilişkili olup, görülme sıklığı yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) daha fazladır. Bu araştırmada, YBÜ'de non-farmakolojik düzenlemelerin deliryum gelişimine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmamız Haziran 2017-Ocak 2018 tarihleri arasında, dahiliye YBÜ'de yürütülmüştür. Veriler Hasta Tanılama Formu, APACHE II, Glasgow Koma Skalası, Richmond Sedasyon-Ajitasyon Skalası, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği, Richard-Campbell Uyku Ölçeği ve Günlük İzlem Formu kullanılarak hastaların izlenmesi ile elde edilmiştir. Ayrıca eş zamanlı olarak YBÜ'de gürültü düzeyinin sürekli ölçümleri sağlanmıştır. Araştırma örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden,YBÜ'de en az 24 saat kalmış, Glasgow Koma Skalası puanı ≥10 ve RASS -3 ve üzeri puan almış, iletişim kurulabilen toplam 78 hasta oluşturmuştur. YBÜ rutinlerinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın kontrol grubu verileri elde edilmiştir. Aynı değerlendirme formları "Yoğun Bakımda Analjezi, Sedasyon ve Deliryum Yönetimi için Kanıt ve Görüş Temelli Rehber (2015)" de yayınlanan ışık ve gürültü azaltmaya yönelik non-farmakolojik önlemler alınarak yeni hasta grubunda tekrar uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hastaların yaş ortalaması 70,01±13,18'dir. Çalışmamızda deliryum görülme sıklığı; kontrol grubunda yer alan hastalarda %60, müdahale grubunda yer alan hastalarda %44,7 olarak hesaplanmıştır (p>0,05). Alınan önlemler sonrası, YBÜ ortalama gürültü seviyesi 70,89±3,81 dB(A)'den 62,66±3,45 dB(A)'e gerilemiş (p<0,01), Richard-Campbell Uyku Ölçeği puan ortalaması 48,29±1,39'den 62,05±1,81'e yükselmiştir (p<0,01). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda deliryum görülme oranlarının azaldığı ve gürültü seviyesindeki azalmanın hastanın uyku kalitesini pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Düzenlemelerin etkinliğinin daha iyi gösterilmesi için daha geniş örneklem gruplarında araştırmanın tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Deliryum, yoğun bakım ünitesi, uyku kalitesi, gürültü, hemşirelik.

DeliryumGürültüHemşirelik+6
Nihal Topçu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında kafein tüketimi ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışmada; sağlık çalışanlarında kafein tüketimi ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi; Tire, Gaziemir ve Karabağlar İlçe Sağlık Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden ve dışlama kriterlerini karşılayan 96 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Çalışma verileri, demografik bilgi formu, Gıda Sıklık Anketi, Kafein Tüketim Sıklığı Anketi, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ve Beck Depresyon Envanteri (BDE) anket formları yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Bireylerin depresyon düzeyleri BDE ile tespit edilmiştir. Depresyon düzeyi bakımından çalışmaya dâhil edilen bireylerin %63,5'i minimal, %35'i hafif depresyonlu belirlenmiştir. PUKİ ile bireylerin uyku kalitesi tespit edilmiştir. Bireylerin 50 (%61,5)'si iyi uyku kalitesine sahip, 37(%38,5)'si kötü uyku kalitesine sahip tespit edilmiştir. PUKİ toplam puanları ile kafein tüketim miktarları puanında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin BDE puanlarının PUKİ puanlarını anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur (p<0,001). Bireylerin PUKİ puanları ile kafein değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf derecede korelasyon olduğu bulunmuştur (p<0,01). Bireylerin PUKİ puanları arttıkça kafein değerlerinde %28'lik artma olduğu bulunmuştur. Bireylerin PUKİ puanları ile siyah çay kafein değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf derecede korelasyon olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin PUKİ puanları arttıkça siyah çay kafein değerlerinde %22'lik artma olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak; bireylerin kafein tüketimi ile uyku kalitesinin ilişkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Depresyon, Kafein, Uyku kalitesi, Sağlık çalışanları

KafeinKahveSağlık personeli+2
Atiye Aydın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Terapötik dozda atipik antipsikotik kullanımının gündüz uykululuğu üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı atipik antipsikotik ilaçların terapötik dozda kullanımının gündüz uykululuğu ve bu yan etkiye bağlı yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya her grupta 60 gönüllü olacak şekilde hasta ve kontrol grubu olmak üzere iki grup ve toplam 120 gönüllü dahil edildi. Hasta grubu; Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi psikiyatri kliniğinde yatan ve dahil-dışlanma kriterlerine uygun olan 60 gönüllü bireyden oluşturuldu. Her iki gruba gün içerisinde 8 farklı durumda uyuyakalma/uyuklama derecesini belirleyen bir anketten oluşan Epworth Uykululuk Ölçeği ve Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Formu uygulandı. Çalışmada Epworth Uykululuk Ölçeği puanlamasına göre; gündüz uykululuğu puanı sağlıklı kontrol grubunda 4,78±3,081, hasta grubunun ise 6,83±3,923 bulunmuştur. Terapötik dozda atipik antipsikotik ilaç kullanan hastaların sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı olarak artmış uykululuk düzeyine sahip oldukları belirlendi. Atipik antipsikotik ilaç olan Klozapin kullanan hastaların ise Epworth Uykululuk Ölçeğinde gündüz uykululuğunun ortalaması 12,00±1,000 bulunmuştur. Çalışma kapsamında Epworth Uykululuk Ölçeği puanlama sistemine göre antipsikotik ilaçlar arasında en fazla gündüz uykululuğuna neden olan ilaç klozapin olarak belirlenmiştir. Ayrıca atipik antipsikotik kullanımının yan etkilerine bağlı olarak hastaların yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği de belirlenmiştir. Bu nedenle atipik antipsikotik ilaçların yan etkileri ve bunlara bağlı yaşam kaliteleri üzerine olumsuz etkilerinden hastaları korumak/minimuma indirgemek için ilaç seçimi, dozlaması, kullanım saati gibi kriterlere dikkat edilerek hastaya uygun tedavi yapılabilir.

Antipsikotik ilaçlarDoz-cevap ilişkisi-ilaçUyku+4
Meltem Alan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer nakli olacak hastalara verilen video eğitiminin anksiyete, depresyon ve uyku düzenine etkisi

Bu çalışma; Karaciğer nakli olacak hastalara verilen video eğitiminin anksiyete, depresyon ve uyku düzenine etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel tipteki araştırmanın verileri 01 Kasım 2017 – 31 Mayıs 2018 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Merkezi'nde yatışı yapılan ilk kez karaciğer nakli olacak tüm hastalardan toplandı. Evreni bilinen örneklemde güven aralığı %95 alınarak hesaplama yapıldığında araştırmaya dahil edilecek hasta sayısı 60 tır. Hastalar kontrol (n=30) ve deney (n=30) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Gruplara seçilen hastalar rastlantısal örnekleme yöntemiyle seçildi. Veriler hastaların tanıtıcı özellikleri formu, Hastane Anksiyete ve Depresyon ölçeği ve Pittsburg Uyku Kalitesi ölçeği ile ve araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Deney grubundaki karaciğer nakli hastalarına anksiyete/depresyon düzeylerini azaltmak ve uyku kalitelerini artırmak için nakil öncesi ve sonrası olmak üzere iki bölümlük video eğitimi verildi. Taburcu olduktan 1 ay sonra kontrole geldiklerinde semptom yönetimi puanına bakıldı. Bu video eğitimi kliniğin rutin hemşirelik bakımı dışında deney grubu hastalarına verildi. Video destekli eğitim 40 dk sürdü. Kontrol grubuna ise kliniğin rutin uygulamasındaki hemşirelik bakımı yapıldı. Kontrol grubunun son ölçümünden sonra deney grubuna uygulanan video destekli eğitim kontrol grubuna da verildi (Her hasta ve yakınına eğitim CD' si teslim edildi). Veriler SPSS 22 paket programında sayı ve yüzdelik, Ki kare ve t testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan hastalarda hastane anksiyete ve depresyon ölçeğinin tüm alt boyut puanları nakilden sonra düşmesine rağmen istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Hastaların uyku kalitesini değerlendirmek için kullanılan PUKİ uyku kalitesi ölçeği alt boyut puanları arasında hem deney hemde kontrol grubu hastalarında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Karaciğer nakli olan hastalara nakil öncesi ve sonrası korku yaşayan hastaların anksiyete/depresyon düzeylerini azaltmaya yönelik eğitim programlarının ve girişimlerinin planlanması, uyku kalitesini yükseltmek üzere girişimlerin planlanması, uyku ve uyanıklık döngüsünü iyileştirmeyi amaçlayan ve daha iyi bir yaşam kalitesine katkıda bulunan müdahalelerin değerlendirilmesi ve uygulanması öneriyoruz.

AnksiyeteDepresyonHasta eğitimi+7
Eda Bozkurt
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akut koroner sendrom tanılı bireylerin uyku kalitesi, yorgunluk, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, akut koroner sendrom (AKS) tanılı hastaların AKS tanısı ile hastaneye yatmadan önce son bir hafta içindeki uyku kalitesi, yorgunluk, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon düzeylerini belirlemek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Araştırmanın evrenini hastane acil servisine başvurup AKS tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya AKS tanılı 42 hasta ve 42 sağlıklı birey dahil edildi. Yaşam kalitesi, MacNew Kalp Hastalığına Özgü Yaşam Kalitesi Anketi (MacNew); fiziksel aktivite düzeyi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (UFAA-KF); anksiyete ve depresyon durumu, Hastane Anksiyete Depresyon Skalası (HADS); uyku problemleri, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ); yorgunluk semptomu, Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda AKS tanılı hastalar ile kontrol grubunun; Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Formunun (UFAA-KF) tüm alt parametreleri ve toplam MET değerleri benzerdi (p>0,05). Ancak AKS grubunun düzenli fiziksel aktivite yapma alışkanlığı kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). AKS tanılı hastaların; MacNew anketine ait tüm puanları kontrol grubundan daha düşüktü ve yaşam kalitelerinde azalma olduğu saptandı (p<0,001). Kontrol grubunda HADS anksiyete ve depresyon puanlarının AKS grubundan daha düşük olduğu bulundu (p<0,001). PUKİ sonuçlarına göre AKS grubunda; öznel uyku kalitesi, uyku latansı, uyku süresi, alışılmış uyku etkinliği ve uyku bozukluğu daha kötü; uyku ilacı kullanımı ile gündüz işlev bozukluğu daha belirgindi (p<0,05). YŞÖ puanları dikkate alındığında; yorgunluğun AKS tanılı hastalarda sağlıklı kontrollerden daha fazla olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç olarak; AKS tanılı hastalarda yaşanan AKS olayından önce yakın dönemde uyku kalitesinde bozulma, yorgunluk, anksiyete ve depresyon semptomları ortaya çıktığı ve yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilendiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Akut koroner sendrom; Depresyon; Yaşam kalitesi; Yorgunluk; Uyku kalitesi

Akut koroner sendromFiziksel aktiviteKalp+5
Şeyma Tuğçe Erkan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığında (KOAH) uyku kalitesi ile fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanılı hastaların uyku kalitelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteleri arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışmaya Eylül 2020 - Ekim 2021 tarihleri arasında göğüs hastalıkları polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalamaları 62 yıl olan, 45 hasta dahil edildi. Tüm hastaların solunum fonksiyon testi, KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ), 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), 30 Saniye Kalk-Otur Testi ve El Kavrama Kuvveti ölçümleri yapıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda; hastalarımızın %68,9'u kötü uyku kalitesine sahipti. Hastalarımızın %84,4'ü düşük seviye aktivite grubundaydı. PUKİ alt parametrelerinin tamamının, KOAH risk gruplarına göre anlamlı fark göstermediği bulundu (p>0,05). Yaş ile ve 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,001). mMRC dereceleri ile 30 Saniye Kalk-Otur Testi Sayısı arasında anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Düşük risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0,05). Yüksek risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile IPAQ toplam MET değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,031). Sonuç olarak KOAH'lı hastaların büyük çoğunluğunun kötü uyku kalitesine sahip olduğu saptandı. Kötü uyku kalitesinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteyi olumsuz etkileyebileceği sonucuna ulaşıldı. Rehabilitasyon hedefleri arasında kötü uyku kalitesinin iyileştirilmesi ve KOAH'lı bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerini artırmak rehabilitasyonun başarı oranını artıracaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifFiziksel aktivite+3
Yusuf Cerit
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışmaya Nisan 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Obezite Polikliniği'nde obezite tanısı ile izlenen ve üriner inkontinans şikayeti olan, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalamaları 52 yıl olan, 44 hasta dahil edildi. Tüm hastalara Incontinence Quality of Life Questionnaire (I-QOL), Ürogenital Distress Inventory (UDI-6), Incontinence Impact Questionnaire (IIQ-7), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) değerlendirme ölçekleri uygulandı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda hastaların %77,3'ü kötü uyku kalitesine sahipti. Katılımcılarımızın %68,2'si inaktif gruptaydı. BKİ ile IPAQ toplam MET değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,001). Menopozal durum varlığı ile IIQ-7 toplam skor değeri arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0,014). Menopoz sonrası ağırlık değişimi ile UDİ-6 toplam skoru arasında ilişki bulunamadı (p>0,05).I-QOL toplam skoru ile PUKİ uyku kalitesi grupları arasında anlamlı fark bulundu (p=0,003). Sonuç olarak üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı ilişkiler bulundu.

Fiziksel aktiviteKadınlarObezite+3
Ceyda Çiçek
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akut dönem inmeli bireylerde omuz ağrısının gövde kontrolü, skapular stabilizasyon, uyku kalitesi ve bağımsızlık düzeyi ile ilişkisi

Bu çalışma inme tanısı almış bireylerin akut dönemde omuz ağrısı ile gövde kontrolü, skapular stabilizasyon, uyku kalitesi ve bağımsızlık düzeyi arasındaki ilişkinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya Ocak 2021 – Haziran 2021 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesin Nöroloji Servisinde yatan, inme tanısı ile takip edilen yaş ortalaması 62 yıl olan 26 birey dahil edildi. Çalışmada omuz ağrısı Omuz Sensitivite Testi (OST), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), skapular stabilizasyon Lateral Skapular Kayma Testi (LSKT), gövde kontrolü Gövde Kontrol Testi (GKT) ve kişinin bağımsızlık düzeyi ise Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ile değerlendirildi. LSKT 3 ölçeğinin sonuçlarına göre; inmeli bireylerde dominant taraf etkilenimi olanları skapular stabilizasyon düzeyi daha kötüydü (p<0,05). Orta ve şiddetli düzeyde ağrısı olan inmeli bireylerde, PUKİ testi ile değerlendirilen gündüz işlev bozukluğu hafif şiddetli ağrısı olan inmeli bireylerden anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak inmeli bireylerde omuz ağrısı ile gövde kontrolü, bağımsızlık düzeyi ve skapular stabilizasyon arasında ilişki yoktur ancak omuz ağrısı uyku kalitesini olumsuz etkilemektedir. Anahtar kelimeler: İnme; Omuz Ağrısı; Uyku Kalitesi; Skapular Stabilizasyon; Gövde Kontrolü.

Gövde kontrolüOmuz ağrısıSkapula+2
Nurhayat Çulcuoğlu
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör ve pacemaker uygulanan hastaların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kalitesi

Bu çalışma, implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) ve pacemaker uygulanan hastaların günlük yaşam aktivitelerinin ve uyku kalitesinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Nisan 2022-Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya bir üniversite hastanesinin kardiyoloji bölümünde tedavi alan, dahil edilme kriterlerini karşılayan, 30 pacemaker ve 30 ICD uygulanan hasta olmak üzere toplam 60 hasta alınmıştır. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği ve Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında yüz yüze görüşme tekniği kullanılmış olup, veri toplama araçlarının uygulanması yaklaşık olarak 15-20 dakika sürmüştür. Araştırmaya başlamadan önce ölçeğin Türkiye geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlardan, Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan, çalışmanın yapılacağı hastaneden ve katılımcılardan gerekli izinler alınmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Ki-kare, Fisher Exact, Student t, One way ANOVA, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Tukey, Pearson ve Spearman's rho korelasyon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalamalarının 63,7±14,7 yıl (ICD uygulananların 57,8±15,6; pacemaker uygulananların 69,7±11,2 yıl) ve %51,7'sinin erkek olduğu, %80'inin ilköğretim ve altında eğitim aldığı, %91,7'inin eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı, % 93,3'ünün çalışmadığı ve %33,3'üne kalp yetmezliği nedeniyle pacemaker veya ICD takıldığı belirlenmiştir. Pacemaker uygulanan hastalardan evli olanların (p=0,024) ve başka bir kronik hastalığı olmayanların Günlük Yaşam Aktivite puanlarının daha yüksek (p=0,037) olduğu ve diğer değişkenler ile PUKİ ve Katz ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). ICD uygulanan hastalardan eğitim düzeyi ilköğretim ve altı olanların, lise ve üstü eğitim alanlara göre uyku kalitesinin düşük olduğu (p=0,021), diğer değişkenler ile PUKİ ve Katz ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Pacemaker uygulanan hastaların Katz ölçek puanının, ICD uygulanan hastalara göre daha düşük olduğu (p=0,018), diğer ölçek puanları ile uygulanan girişimler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda ICD ve pacemaker uygulanan hastaların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kalitelerinin değerlendirilmesi sosyo demografik özelliklerin ve ek kronik hastalık varlığının dikkate alınması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör, Pacemaker, Günlük Yaşam Aktivitesi, Uyku Kalitesi

DefibrilatörlerDefibrilatörler-implante edilebilirGünlük yaşam aktiviteleri+3
Ahmet Coşkun
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

0-3 yaş atopik dermatitli çocuk hastalarda ve ebevenylerinde uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Atopik dermatit (AD) en yaygın çocukluk çağında görülen kronik inflamatuar deri hastalıklarından biridir ve genellikle uyku bozuklukları ile ilişkilidir. Kısa Bebek Uyku Anketi-Revize edilmiş (BISQ-R) birçok merkezde validasyon çalışmaları yapılmış, 0-36 ay çocukluk çağında uyku problemlerini belirlemeye yönelik hassas ve spesifik bir araçtır. Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Çocuk Alerji Polikliniği'ne başvuran atopik dermatit tanılı hastaların ve ebeveynlerinin uyku kalitesinin değerlendirilmesi, hastalık şiddeti ile ilişkisinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza 15 Mayıs 2022 ile 10 Ağustos 2022 tarihleri arasında Hanifin-Rajka kriterlerine göre atopik dermatit olarak değerlendirilen 0-3 yaş arası 92 hasta ve uyku problemi olmayan, tipik gelişim gösteren 86 sağlıklı kontrol dahil edildi. Atopik dermatit hastaları (n=92, erkek % 66,3), yaş ortanca [IQR] 7 ay [5-11] ) ile kontrol grup arasında yaş ve cinsiyet açısından fark yoktu (p>0.05). Hastaların demografik, klinik, laboratuvar özellikleri ve Objektif SCORAD indeksi ile hastalık şiddeti değerlendirildi. Ayrıca ebeveynler (anne) tarafından hastaların uyku kalitesi değerlendirildiği BISQ-R ve ebeveynin uyku kalitesinin değerlendirildiği Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKI) dolduruldu. Atopik dermatit tanılı hastaların BISQ-R bebek uyku skoru (p<0.001), BISQ-R toplam skor (p<0.001) ve BISQ-R ebeveyn algı skoru (p=0.001) sağlıklı kontrollere göre daha düşüktü. Hastaların ebeveynlerinin % 71,7'si PUKİ kötü uyku kalitesine sahipti. Benzer şekilde atopik hastalar, atopisi olmayanlara göre BISQ-R infant uyku skoru (p=0.008) ve BISQ-R total skor (p=0.015) daha düşüktü; VAS skorları gruplar arasında fark göstermedi. Hasta BISQ-R bebek uyku skoru (r=-0.205; p<0.001) hastalık şiddeti ile koreleasyon gösterdi. Hasta BISQ-R bebek uyku skoru (r=-0.426; p<0.001) BISQ-R toplam skor (r=-0.388; p<0.001) ve BISQ-R ebeveyn algı skoru (r=-0.352; p=0.001); PUKİ ile istatistiksel anlamlı korelasyon gösterdi. Atopik dermatit hastaları ve aileleri farklı düzeylerde uyku bozukluğu ile karşı karşıyadır ve atopi varlığı bu durumu daha da kötüleştirebilir. Hastaların uyku kalitesini iyileştirecek müdahalelerin tespit edilebilmesi için daha geniş katılımlı ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Ana-babaDeri hastalıklarıDermatit+5
Kadriye Tol
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ülseratif kolit hastalarında uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Ülseratif kolit hastalarında uyku bozuklukları normal populasyona göre daha sık karşılaşılmaktadır. Sadece aktif hastalıkta değil, inaktif hastalıkta dahi uyku kalitesi, uyku düzeni bozulabilmektedir. Bu çalışmanın amacı ülseratif kolit hastalarında uyku kalitesini değerlendirmek, uyku bozukluğu yapabilecek olası patolojileri ve ilişkili klinik durumları ortaya koymaktır. Çalışmaya Haziran-Temmuz 2023 tarihleri arası Hacettepe Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalına başvuran ülseratif kolit hastaları ve kronik bir hastalığı olmayan sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. Ülseratif kolit hastaları parsiyel mayo skoruna göre gruplandırıldı. Çalışmaya 22 aktif, 28 remisyonda ülseratif kolit hastası ve 24 sağlıklı kontrol dahil edildi. Katılımcıların uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksinin (PUKİ) dahil edildiği sorular listesi ile değerlendirildi. Pittsburgh global uyku skoru 5 ve üzerinde olanlar kötü uyku kalitesi olarak değerlendirildi. Ülseratif kolit hasta grubunun tanı yaşı 34,22±13,92 yaş olarak saptandı. İntestinal semptom ve bulgular aktif ülseratif kolit hastalarında bariz fazlayken ekstraintestinal semptomlarda gruplar arası anlamlı fark saptanmadı. Grupların uyku kalitesi üzerinde yapılan değerlendirmeye göre aktif ve remisyondaki hastaların kontrol grubuna göre daha kötü uyku kalitesine sahip olduğu saptandı(p<0.05). Yapılan ROC analizi sonucu PUKİ global skor kesim değeri (>6,50) şeklinde belirlendiğinde, PUKİ'nin aktif ülseratif kolit hastalarında hastalık aktivasyonunu %59,1 sensitivite ve %32,7 spesifisite ile gösterdiği saptandı. Ayrıca, aktif ülseratif kolit grubundaki hastaların metabolik sendrom açısından değerlendirilen skorları ile uyku kalitesi arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç olarak ülseratif kolit hasta gurubunda hastalık aktiviasyonundan bağımsız olarak uyku kalitesinin bozulduğu, PUKİ global skoru ülseratif kolit hastalık aktivasyonunu öngörmede tanısal karar verdirici olarak uygun bir parametre olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.

Kolit-ülseratifPittsburg uyku kalitesi ölçeğiUyku+2
Yunus Günegül
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesanlarda sağlıklı beslenme ve uyku hijyeni eğitimlerinin vücut ağırlığı ve ilgili parametrelere etkisi

Çocukluk çağı obezitesi her geçen gün artmakta olan ve yetişkinlikte de çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan bir halk sağlığı sorunudur. Uyku yetersizliğinin obezite riskini arttırdığı bilinmekte olup adölesan dönemde beslenme ve uyku düzeni bozulmaktadır. Randomize kontrollü klinik çalışma olarak planlanan bu çalışmada, preobez ve obez adölesanlarda sağlıklı beslenme ve uyku hijyeni eğitimlerinin, besin tüketim durumuna, diyet kalitesine, antropometrik ölçümlere, vücut ağırlığı ile ilişkili biyokimyasal göstergelere ve uyku alışkanlıkları ile uyku kalitesine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada polikliniğe başvuran 12-18 yaş aralığındaki 38'i kız 22'si erkek toplam 60 preobez ve obez katılımcı 12 hafta süresince sağlıklı beslenme programı ile takip edilmiş, 6. haftada katılımcılar randomizasyonla iki gruba ayrılarak müdahale grubuna (n=30) beslenme eğitimine ek olarak uyku hijyeni eğitimi verilmiştir. Katılımcılarla başlangıçta, 6. haftada ve 12. haftada yüz yüze, 2.,4.,8. ve 10. haftalarda çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Yüz yüze görüşmelerde katılımcıların fizik muayeneleri yapılmış, kan örnekleri ve antropometrik ölçümleri alınmış, 3 günlük besin tüketim kayıtları ve besin tüketim sıklıkları alınmış, diyet kaliteleri Sağlıklı Yeme İndeksi-2010 ile değerlendirilmiştir. Serum örneklerinde leptin ve ghrelin parametreleri ELISA yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca katılımcıların uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, uyku hijyenleri Uyku Hijyen İndeksi, kronotipleri Çocukların Kronotip Ölçeği, gece yeme alışkanlıkları Gece Yeme Anketi, uyku alışkanlıkları ve sosyal jetlag durumları ise uyku günlükleri ile değerlendirilmiştir. Çevrimiçi görüşmelerde beslenme programına devamlılığın sağlanması amacıyla motivasyon görüşmesi yapılmış, katılımcıların beslenme durumları değerlendirilmiş ve müdahale grubunda 6. haftadan sonra uyku günlükleri ile uyku hijyeni eğitimine uyumun takibi sağlanmıştır. Çalışma sonucunda, her iki grup ve cinsiyette beslenme eğitimi sonrası diyetle enerji, karbonhidrat ve yağ alım miktarları, enerjinin yağdan ve doymuş yağ asitlerinden karşılanan yüzdeleri azalırken, proteinden karşılanan yüzdesi, toplam posa, çözünmez posa, B6 vitamini, potasyum, magnezyum ve fosfor alım miktarları artış göstermiştir (her biri için p<0,05). Katılımcıların toplam SYİ-2010 puanları çalışma süresince müdahale grubunda 45,8 (34,8-57,6)'dan 74,5 (63,4-86,7)'e, kontrol grubunda 44,1 (32,6-57,4)'den 69,6 (48,3-77,0)'ya artış göstermiş olup, bu artışın uyku hijyeni eğitimi sonrasında müdahale grubunda daha fazla olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Katılımcılarda her iki grup ve cinsiyette beslenme eğitimi sonrası vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, bel/boy oranı ve vücut yağ kütlesi değerleri azalmış, 6. ve 12. haftalar arasında müdahale grubunda kontrol grubuna göre daha büyük azalma saptanmıştır (her biri için p<0,05). Her iki grupta beslenme eğitimi sonrası açlık plazma insülin, serum trigliserit ve GGT, HOMA-IR, visseral adipozite indeksi ve kan basıncı düzeyleri azalırken, serum ghrelin düzeyleri artmıştır (her biri için p<0,05). Beslenme eğitimi sonrası sabahçıllık/akşamcılık puanlarının her iki grupta azaldığı, müdahale grubunda 6. ve 12. haftalar arasında daha fazla azalma olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Beslenme eğitimi sonrası her iki grupta ortalama uyku süresi puanı artarken toplam uyku kalitesi, gece yeme anketi ve uyku hijyeni puanları azalmış, bu değişimlerin 6. ve 12. haftalar arasında müdahale grubunda daha fazla olduğu saptanmıştır (her biri için p<0,001). Uyku hijyeni eğitimi sonrası müdahale grubunda kontrol grubuna göre yatağa gitme saatleri ve sosyal jetlag sürelerinde daha fazla azalma; hafta içi uyanma saatlerinde, hafta içi toplam uyku süreleri ve hafta içi yatakta kalma sürelerinde daha fazla artış tespit edilmiştir (her biri için p<0,001). Bu çalışmada preobez ve obez adölesanlarda sağlıklı beslenme eğitiminin beslenme durumu, diyet kalitesi, antropometrik ölçümler, biyokimyasal göstergeler, uyku hijyeni, uyku kalitesi ve gece yeme alışkanlıklarına olumlu etkisi saptanmıştır. Uyku hijyeni eğitiminin ise uyku alışkanlıkları, uyku hijyeni, uyku kalitesi, diyet kalitesi ve antropometrik ölçümleri olumlu etkilediği gösterilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, adölesan dönemde obezitenin ve olası komplikasyonlarının önlenmesi ve tedavisinde, beslenme eğitimi ile birlikte uyku hijyeni eğitiminin de planlanmasının önemli yarar sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Obezite, adölesan, beslenme, uyku hijyeni, sosyal jetlag

BeslenmeErgenlerObezite+3
Hatice Duygu Eğlenoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans, prenatal distres, uyku ve yaşam kalitelerinin karşılaştırılması

Bu çalışma farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans, prenatal distres, uyku ve yaşam kalitelerinin karşılaştırılması amacıyla planlanmıştır. Çalışmamıza 1.,2. Ve 3. Trimesterlerden 50'şer olmak üzere 150 gebe birey dahil edilmiştir. Katılımcıların oküpasyonel performans ve memnuniyetlerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ), distres düzeylerini değerlendirmek için Prenatal Distres Ölçeği (PDÖ), uyku kalitelerinin değerlendirmek için Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) ve yaşam kalitelerini değerlendirmek için Kısa Form-36 (SF-36) ölçekleri kullanılmıştır. Sonuç olarak farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans (p<0,01) ve memnuniyet (p<0,01) düzeyleri ve uyku kaliteleri (p<0,01) arasında anlamlı fark bulunmuştur. Gebelerin toplam stres puanları trimesterler ilerledikçe artmasına rağmen, trimesterler arasında prenatal distres düzeylerinde anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). Gebelerin yaşam kalitesi alt parametreleri incelendiğinde trimesterler arasında fiziksel fonksiyon (p=0,001), fiziksel fonksiyona bağlı rol kısıtlılıkları (p=0,001), emosyonel fonksiyona bağlı rol kısıtlılıkları (p=0,001), enerji/vitalite (p=0,014), ruhsal sağlık (p=0,001), sosyal işlevsellik(p=0,001), genel sağlık algısı (p=0,005) olmak üzere ağrı hariç bütün alt parametreleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Gebelerin oküpasyonel performans ve memnuniyet puanlarıyla, stres, uyku ve yaşam kalitesi ölçeklerinin alt parametrelerinin birçoğu arasında istatistiksel anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak farklı trimesterdeki gebelerin süreç ilerledikçe, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeylerinin, uyku ve yaşam kalitelerinin azaldığı, stres düzeylerinde ise artma olduğu ve bunların birbirini etkileyebileceği görülmüştür. Ergoterapistlerin gebeliğin her aşamasında takip süreçlerine dahil edilmesinin, gebelerin oküpasyonel performans, stres, uyku ve yaşam kaliteleri üzerinde pozitif etkileri olacağını düşünmekteyiz.

GebelikPrenatal distresUyku kalitesi+2
Sümeyye Alakuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoganın annenin stres düzeyi, anne-bebek ilişkisi, anne ile bebeğinin uyku ve beslenme problemlerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın amacı, yoganın uyku ve beslenme problemi olan bebeklere sahip annelerin stresi, anne bebek ilişkisi, anne ve bebeğin uyku ve beslenmelerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya uyku ve beslenme problemi olan bebeğe sahip 55 anne dahil edildi. (Yer değiştir)Randomize olarak 29 anneye yoga eğitimi video konferans yöntemi ile haftada 2 gün, günde 1 saat olmak üzere 8 hafta boyunca uygulanırken diğer 26 anne kontrol grubu oldu. Annelerin stres düzeyleri Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile, anne bebek ilişkisi Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (EÇKİÖ) ile, bebeklerini besleme süreci tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ) ile, annelerin kendi beslenme tutumları Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ile, uyku kaliteleri Pittsburg Uyku Kalitesi (PUKİ) ile, değerlendirildi. Bebeklerin beslenme problemleri Bebeklik Dönemi Uyumsal Yeme Davranışı Ölçeği (BDUYDÖ) ile, uyku problemleri Bebek/ Çocuk Uyku Sorunları Kısa Tanılama Formu (BUKF) ile değerlendirildi. Yoga grubundaki annelerin müdahale sonrasında stres düzeyinde (p<0.05), uyku kalitesinde (p<0.05), bebeklerini besleme tutumları alt parametrelerinden negatif duygu durum ve yetersiz besleme tutumlarında (p<0.05), ebeveyn kapsayıcı işlevleri alt parametrelerinden endişe ve ayrılığa hassasiyet ve katı-kuralcı ilişkide (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Yoga grubundaki annelerin bebeklerinde ise; bebek gece uyanma sıklığı ve uykusuzluk süresinde (p<0.05), beslenme davranışları alt parametrelerinden isteksizlik ve tepkisellikte (p<0.05) iyileşmeler görüldü. Kontrol grubundaki annelerin stres düzeylerinde (p<0.05) anlamlı artış ve uyku kalitelerinde (p<0.05) anlamlı azalış görülürken, anne bebek ilişkisi, bebeklerinin uyku ve beslenme davranışları alt parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Sonuç olarak, yoga eğitimi uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin annelerinde annenin stresi, anne bebek ilişkisi ve anne ve bebeğin uyku ve besleme davranışları üzerine olumlu etkileri olan bir uygulamadır. Uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin anneleriyle yapılan müdahale yaklaşımlarına yoga eğitimlerinin de dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-çocuk ilişkisiAnne-bebek etkileşimiAnneler+5
Ayşe Nur Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda el ve ayaklara uygulanan ılık tuzlu su ve ılık su banyosunun ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve fonksiyonel kapasiteye etkisi

Bu ön test-son test randomize kontrollü araştırmanın amacı romatoid artritli hastalarda el ve ayaklara uygulanan ılık tuzlu su ve ılık su banyosunun ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma Ocak 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesinin Romatoloji Polikliniğinde ılık tuzlu su (n=18), ılık su (n=18) ve kontrol grubu(n=18) olacak şekilde 54 hasta ile yürütüldü. Araştırmada randomizasyon yöntemi kullanıldı. Hastalar ağrı skoruna göre (5-7) ve (8-10) olarak tabakalandırıldı. Ilık tuzlu su ve ılık su grubundaki hastalara uygulamanın nasıl yapılacağı video eğitimi ile anlatıldı. Bu gruptaki hastalar verilen eğitim doğrultusunda altı hafta boyunca haftada üç kere 41°C ılık tuzlu ve ılık su banyosunu uyguladı. Kontrol grubundaki hastalara rutin tedavi ve bakım dışında herhangi bir girişimde bulunulmadı. Araştırmada Visual Analog Skala, Bristol Romatoid Artrit Yorgunluğu Çok Boyutlu Anketi, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi, Sağlık Değerlendirme Anketi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ılık tuzlu su, ılık su ve kontrol grupları arasında ön test ve son test ağrı ve yorgunluk düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05) ağrıda ılık tuzlu suyun ılık suya göre; yorgunlukta ılık suyun ılık tuzlu suya göre daha etkili olduğu sonucuna varıldı. Üç grup arasında fonksiyonel kapasite ve uyku kalitesi arasında anlamlı bir fark yokken (p>0,05) ılık tuzlu ve ılık suyun uyku üzerinde aynı etkiye sahip olduğu; fonksiyonel kapasite üzerinde ise yalnızca ılık tuzlu suyun etkisi olduğu belirlendi. Romatoid artritli hastalarda semptom yönetimi için verilecek eğitim ve uygulamalarda ılık tuzlu su banyosu ve ılık su banyosuna da yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, fonksiyonel kapasite, hemşire, ılık su banyosu, ılık tuzlu su banyosu, romatoid artrit, uyku kalitesi, yorgunluk.

Artrit-romatoidAyakAğrı+7
Okşan Aktaş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin serebral palsili çocuğa sahip anneler üzerine etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma SP'li çocuğa sahip annelerde hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin (HOYTE) ruh sağlığı, fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 46 SP'li çocuğa bakım veren anne ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak 22'si ile haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca telefon görüşmesi yapılırken, 24'üne haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca HOYTE uygulanmıştır. Annelerin ruhsal durumu Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası ile, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, bakım veren yükü Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiş, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. SP'li çocuğun seviyesi kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemine (KMFSS) göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak HOYTE grubunun ruhsal durumu (p=0,001), fiziksel aktivite düzeyi (p=0,03), uyku kalitesi (p=0,001), oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi (p=0,001, p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve bakım veren yükünde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda uyku kalitesi (p=0,013), oküpasyonel performans (p=0,009) ve oküpasyonel memnuniyet düzeyi (p=0,021), yaşam kalitesi (p=0,003) ve bakım veren yükünde (p=0,011) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında HOYTE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak ruhsal durum, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi olan HOYTE'nin SP'li çocuklara bakım veren annelere yönelik müdahalelere dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bakım veren, serebral palsi, yaşam tarzı, ruh sağlığı, uyku kalitesi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+6
Duygu Mine Alataş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yetişkinlerde klinik pilates temelli egzersizlerin esneklik, yaşam kalitesi ve uyku kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, sağlıklı erişkinlerde Klinik Pilates temelli egzersizlerin esneklik, yaşam kalitesi ve uyku kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmamıza İstanbul Bia Life Studio'ya gelen 18-45 yaş arasındaki 30 sağlıklı birey katılmıştır. Katılımcılara 12 hafta süreyle haftada 1 gün, 60 dakika fizyoterapist eşliğinde Klinik Pilates temelli egzersizler yaptırılmıştır. Kişilerin esnekliğini, yaşam kalitesini ve uyku kalitesini değerlendirmek için yapılan ölçümler egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası 12 hafta sonunda tekrarlanmıştır. Kişilerin Klinik Pilates egzersizleri sonrası 12. Haftada ölçülen tüm esneklik parametlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış bulunmuştur (p<0,05). Egzersizler sonunda SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği puanlarında fiziksel rol alt parametre ve sosyal işlevsellik alt parametre haricinde anlamlı iyileşme görülmüştür (p<0,05). Egzersizler sonunda ölçülen Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçek puanlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşme olmuştur (p<0,05). Bu araştırmanın sonucuna göre Klinik Pilates egzersizleri sağlıklı erişkinlerde esnekliği, yaşam kalitesini ve uyku kalitesini arttırmada etkili bir yöntem olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Klinik Pilates, Esneklik, Yaşam Kalitesi, Uyku Kalitesi

EgzersizEsneklikPilates+5
Eda Ezgi Topal
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerde sosyal medya kullanımı, uyku kalitesi ve ilişkili faktörler

Amaç: Bu çalışma öğrenci hemşirelerde sosyal medya kullanımı, uyku kalitesi ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı araştırma tipinde gerçekleştirildi. Yöntem: Araştırmanın örneklemini araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrenci hemşireler oluşturdu. Araştırma verilerinin toplanmasında ''Öğrencilerin bireysel özelliklerini içeren "Anket Formu", "Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği" ve "Uyku Kalitesi Ölçeği" kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışma sonucunda öğrenci hemşirelerin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin düşük; uyku kalitesinin kötü olduğu bulundu. Sosyal medya bağımlılığı alt boyutlarından meşguliyet ile yaş arasında negatif zayıf bir ilişki; sosyal medya bağımlılığı ile sosyal medya için günlük ayrılan süre ve gece sosyal medya kullanımı için ayrılan süre arasında pozitif zayıf ilişki belirlendi. Öğrencilerin cinsiyetleri ile sosyal medya bağımlılığı düzeyleri karşılaştırıldığında duygu durum düzenleme, tekrarlama ve sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı fark bulundu. Yine gece sosyal medya kullandığını ifade eden öğrenci hemşirelerin kullanmayanlara göre sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin anlamlı şekilde yüksek olduğu; enerji içeceği tüketen öğrenci hemşirelerinin enerji içeceği tüketmeyen öğrenci hemşirelerden daha kötü uyku kalitesine sahip olduğu bulundu. Sosyal medya bağımlılığı düzeyi ile uyku kalitesi arasında pozitif yüksek düzeyde; sosyal medya bağımlılığı ölçeğinin tüm alt boyutları ile uyku kalitesi arasında ise pozitif orta düzeyde ilişki olduğu belirlendi. Sonuç: Çalışma bulguları sonucunda her ne kadar öğrenci hemşirelerin sosyal medya bağımlılığı düzeyi düşük olsa da sosyal medya bağımlılığı ile uyku kalitesinin ilişkili olduğu söylenebilir. Bu nedenle öğrenci hemşirelerin sosyal medya kullanımı dışında uyku kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve buna yönelik araştırma ve girişimlerin yapılması önerilebilir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Bilge Güven
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

6-11 yaş otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılması

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşam boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Bu bozukluk bireyi bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal anlamda önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinden etkilenme düzeylerinin de farklı olacağı düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle yapılan çalışmanın amacı 6-11 yaş ilkokula devam eden otizimli ve normal gelişim gösteren çocukların Covid-19 pandemisi süresince yaşadıkları sosyal, duygusal, davranışsal güçlükler ve yaşam kalitesi ile uyku alışkanlıklarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya OSB tanılı 11 kız ve 26 erkek olmak üzere 37 kişi ve normal gelişim gösteren 15 kız ve 22 erkek olmak üzere 37 kişi ile birlikte toplam 74 kişi katılmıştır. Çocuklar için bilgiler annelerinden alınmıştır. Bu kapsamda annelere içinde kişisel bilgi formu, Pediatrik Yaşam Kalitesi Ölçeği-Ebeveyn Formu, Güçler ve Güçlükler Anketi ve Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi'nin olduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda OSB tanılı çocukların, normal gelişim gösteren çocuklara oranla uyku alışkanlıkları daha kötü ve yaşadıkları güçlükler daha fazla bulunmuştur. Evde bulunan teknolojik alet sayısına göre OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları farklılık göstermektedir. OSB tanılı çocukların yaşam kalitesi puanları ile uyku alışkanlıkları ve güçler ve güçlükler puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak annelerin çocukları ile geçirdikleri zamanın artışına bağlı olarak yaşam kalitesinin arttığı ve uyku alışkanlıklarının düzeldiği görülmüştür. Elde edilen bulgular, Covid-19 pandemisinin özel eğitime ihtiyaç duyan OSB tanılı bireylerdeki etkilerinin incelenmesi açısından önemli görülmektedir.

COVID 19Duygusal davranışsal bozukluklarOtistik bozukluklar+7
Kübra Berak
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinde internet kullanım düzeyi, anksiyete ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Üniversite öğrencilerinde internet kullanımı, anksiyete ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi. İnternet kullanımının ve anksiyetenin uyku kalitesini yordayıcı etkisini araştırmak. Yöntem: Araştırmamıza, İstanbul ilinde yaşayan, özel ve devlet üniversitelerinde eğitim gören 18-29 yaş aralığında bulunan 132'si kadın ve 97'si erkek olmak üzere toplamda 229 kişi katılmıştır. Bütün katılımcılara Sosyodemografik Veri Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi uygulanmıştır. Bulgular: 229 kişi ile yapılan çalışmada 219 (%95.6) kişinin internet bağımlılık semptomu göstermediği, 10 (%4.4) kişinin ise sınırlı semptom gösteren grupta olduğu bulunmuştur. İnternet bağımlılığı gösteren hiç bir katılımcı saptanmamıştır. Katılımcıların 89 (%38.9)'inin iyi uyku kalitesine, 140 (%61.1) tanesinin kötü uyku kalitesine sahip oldukları bulunmuştur. Yapılan Pearson korelasyon analizi sonucunda, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi'nin birbirleriyle pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucunda internet bağımlılığının uyku kalitesini anlamlı bir şekilde yordadığı saptanmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucunda anksiyete seviyesinin uyku kalitesini anlamlı bir biçimde yordamadığı saptanmıştır. Sosyodemografik değişkenlerden, sosyoekonomik düzeye ve internetin kullanım amacına göre internet bağımlılığı skorlarının anlamlı olarak fark gösterdiği bulunmuştur. Günlük internet kullanma saati ile internet bağımlılığı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sosyodemografik değişkenler ile anksiyete ve uyku kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Bulgularımız sonucunda uyku kalitesinin, internet bağımlılığı tarafından yordandığını ancak, anksiyete seviyesinin uyku kalitesini anlamlı bir şekilde yordamadığı saptanmıştır. Çalışmanın literatüre katkıları, çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler bulgular sonucunda tartışılmıştır.

AnksiyeteTeknoloji kullanımıUyku+4
Ege Polater
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 yaş çocuğu olan ebeveynlerde ebeveyn stresi ve uyku kalitesi arasındaki ilişkide bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusunun aracı rolünün incelenmesi

Sağlığa salutojenik yaklaşım modeli, biresyel tutarlılık duygusu ve aile tutarlılık duygusunun bireylerin stres düzeylerini ve dolayısıyla sağlık durumlarını belirleyebileceğini öne sürmektedir. Küçük bir çocuğa sahip olmaktan kaynaklanan ebeveyn stresi düşünüldüğünde, insanların stresle nasıl başa çıktıkları bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusu düzeyleriyle bağlantılı olabilmekte ve sağlık durumlarını etkileyebilmektedir. Uyku kalitesi de erken ebeveynlik döneminde fiziksel ve ruhsal sağlığın iyileştirilmesi için en önemli faktörlerden biri olduğundan, bu çalışma bireysel bütünlük duygusu ve/veya aile bütünlük duygusunun ebeveyn stresi ve uyku kalitesi arasındaki ilişkiye aracılık edip etmediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma 674 katılımcı (%72,4 kadın, M=33,9) ile gerçekleştirilmiştir. Veriler uygun örnekleme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Ölçüm araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Stres Ölçeği, Aile Tutarlılık Ölçeği, Tutarlılık Duygusu Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi kullanılmış ve SPSS process macro programı aracılığıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Ebeveyn stresi uyku kalitesinin güçlü bir yordayıcısı olarak bulunmuştur (ß= .30, p<.000). Aile bütünlük duygusu (ß=-.21, SE= .02, %95 CI [.02, .05]) ve bireysel bütünlük duygusu (ß= .02, SE= .01, %95 CI [.00, .04]) bu ilişkide kısmi aracılık etkisine sahiptir. Ancak, ikili aracılık etkisi modelinde, bireysel bütünlük duygusunun aracılık etkisi anlamlı bulunmamıştır (ß=-.05, p= .22). Bulgularımız, ebeveyn stresinin uyku kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu ve aile bütünlük duygusu düzeyinin bireysel bütünlük duygusuna göre daha anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, aile bütünlük duygusunu iyileştirmeye odaklanmanın, 0-6 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerde uyku kalitesi müdahalelerinde daha iyi sonuçlar verebileceği düşünülmüştür.

Bütünlük duygusuUyku kalitesi
Günsu Kurukütük
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Baş ağrısı olan hastalarda uyku kalitesi ile anksiyete ve depresyon ilişkisi

Amaç: Bu çalışma migren ve GTBA olan hastaların sosyodemografik ve klinik özelliklerini belirlemeyi ve migren ve GTBA hastalarının uyku kalitesi, anksiyete ve depresyon durumlarının belirlemeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve prospektif tipte bir çalışmadır. Çalışma 01/01/2023-01/05/2023 tarihleri arasında Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi Nöroloji polikliniklerine başvuran 252 baş ağrısı hastası ile yapılmıştır. Veriler "Anket Formu" ve Pıtssburgh Uyku Kalitesi İndeksi, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmada 252 (133 GTBA, 119 migren) hasta vardı. Migren grubunda kadın hastaların oranı daha yüksekti(p<0,001). Baş ağrısı atağı sırasındaki ortalama ağrı süresi migren hastalarında daha yüksek idi (p=0,040). Migren hastalarının yaş ortalamaları daha düşük bulundu (p=0,006). Baş ağrısı hastalık süresi migren grubunda daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,001). Migren hastalarının baş ağrısı şiddeti oranı daha yüksek bulundu (p<0,001). Kronik hastalık varlığı GTBA grubunda daha yüksek bulundu (p=0,036). Çalışmamızda iki grup arasında uyku, anksiyete, depresyon durumları açısından anlamlı farklılık izlenmedi(p>0,05). GTBA ve migren grubunda yer alan hastaların BAÖ, BDÖ puanları ile PUKİ arasında pozitif orta düzey korelasyon vardı(r=0,400, r=0,483). Sonuç: Baş ağrısı olan hastalarda yaptığımız çalışmada PUKİ, anksiyete ve depresyon skorlarının yüksek olduğu bulundu. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı sıklığının ve şiddetinin anksiyete, depresyon ve uyku kalitesinden etkilendiği izlenmiştir. Bu nedenle, baş ağrısını tedavi ederken buna eşlik eden uyku problemlerinin ve psikiyatrik semptomların iyi bir değerlendirme ile tanınması ve bu sorunlara yönelik kombine bir tedavi uygulanması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Baş Ağrısı, Migren, GTBA, Uyku, Depresyon, Anksiyete

AnksiyeteAğrıBaş ağrısı+5
Hafize İlhan Toprak
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uyku kliniğine başvurmuş ve uyku bozukluğu tanısı almış bireylerde uyku kalitesi, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, uyku kliğine başvurmuş ve uyku tanısı almış bireylerin, uyku kalitesi, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini incelemektir. Araştırmanın örneklemi 54'ü erkek ve 48'i kadın olmak üzere 102 yetişkin uyku bozukluğu tanısı almış bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, " Lovibond Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASÖ)" ve "Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)" ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programı (22.0) kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. "Non-Parametrik" testlerde kullanılan "Mann-Withney U" ve "Kruskal-Wallis-H" testi kullanılmıştır. Örneklemi oluşturan bireylerin Sosyo-Demografik özellikleri "Frekans" tablosu yapılarak özetlenmiştir. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek içinse korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre uyku bozukluğu tanısı almış kişilerde, uyku bozuklukları genel olarak incelendiğinde depresyon, anksiyete ve stres bulgusuna rastlanmamış, uyku bozuklukları ile uyku kalitesi arasında anlamlı bir sonuç elde edilmiştir. Uyku bozuklukları ayrı ayrı incelendiğinde, depresyon, anksiyete ve stres ile uyku bozuklukları arasında anlamlı bir sonuç olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Uyku Bozuklukları, Uyku Kalitesi, Depresyon, Anksiyete ve Stres

AnksiyeteStresUyku+3
Yıldız Merve Kutlu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects