Religious values

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'nin Kur'an kavramlarına yüklediği anlamlar bağlamında ve din tasavvuru,

İslam'ın altın çağında; 9. yüzyılda yaşayan Ebu Nasr Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ bin Turhan Al-Farabî et Turkî el Muallimus's-Sani (258/870-339/950) İslam Felsefesinde en sistemli ve kapsamlı felsefî çalışmaları gerçekleştiren kurucu filozof olarak kabul edilmektedir. Fârâbî'nin varoluşa dair düşüncelerinde Aristoteles'in; topluma dair düşüncelerinde Eflatun'un yaklaşımı ağır bassa da o, her iki düşünürün aynı hakikati farklı yöntemlerle ele aldıklarından hareketle Kur'an kavramları ve İslam düşüncesi ile felsefesini şekillendirmiştir. Çalışmamızda Fârâbî'nin düşünce dünyasını anlama üzere öncelikle Fârâbî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde felsefe ve din kavramlarının anlam dairesi ortaya konularak, İslam felsefe geleneğinde meselenin nasıl ele alındığına dair tartışmaları müzakere ettik. Felsefe geleneğinde ve Kur'an'da kullanılan bazı kavramların her iki sahadaki anlamlandırmalarını ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'nin sisteminde Felsefe ve Din ilişkisinin mahiyetini analiz ettik. Bu bağlamda Tanrı tasavvurunu, Âlem Tasavvurunu ve Din Tasavvurunu Fârâbî'nin eserlerinde meselenin ele alış şekline göre inceleyerek Felsefe ve Din kurgusunu nasıl netleştirdiğini analiz etmeye çalıştık. Sayfa altı dipnotlarda eserin tercüme edilmiş Türkçe ismiyle birlikte Arapça isimlerini de koymayı uygun bulduk. Biz bu çalışmamızda ağırlıklı olarak Fârâbî'nin el-Medinetü'l Fadıla, es-Siyasetü'l-Medeniyye, Kitâbu'l-Huruf, İhsâu'l-Ulûm ve Tahsilu's-Saade adlı eserlerini merkeze almakla birlikte ulaşabildiğimiz tüm eserlerini incelemeye çalıştık. Felsefesi ile İslam düşünce tarihine yön veren ve İslam felsefesinin çerçeve planını çizen Fârâbî'nin, dînî kavramlara yüklediği anlamlarla teşekkül ettirdiği felsefesini anlamaya çalışacağız.

Din anlayışıDini değerlerFarabi+3
Mustafa Saka
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler

Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir

DeğerlerDin psikolojisiDini değerler+4
Semanur Haliloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İskilip ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri

Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve zengin bir tarihi kültüre sahip olan İskilip, geleneksel kültürüne olan bağlılığı ve halk inanışlarının devamlılığını sürdürdüğü kadim bir ilçedir. Din sosyolojisinin araştırma konularından olan ve günümüzde etkisini sürdürmeye devam eden ziyaret fenomeninde, İslam öncesi Türk inanç kültürünün yanı sıra İslami motiflerle birleşmiş halk dindarlığının etkileri ve bu etkiler sonucunda yapılan uygulamaların yansımaları görülmeye devam etmektedir. İskilip merkezi ve köyleri ile sınırlandırılan çalışmamız İskilip yöresinde bulunan dini ziyaret yerlerini, halk tarafından ziyaret edilen bu yerlerin kutsalla olan bağlantısını ve ziyaret edilme nedenlerini bunun sonucunda ise İskilip yöresinde bulunan bireylerin sahip olduğu inanç yapısını konu almaktadır. Bu çalışmada, İskilip merkezi ve köylerinde kutsal olduğu düşüncesi ile ziyaret edilen türbe, mezar, ağaç, su, tepe vb. kutsal mekânlar tespit edilmiştir. Kutsal kabul edilen bu yerlerdeki mekânların bazılarının kutsallığı devam etmekte olup ziyaretlerle birlikte çeşitli ritüeller yapılırken bazılarının ise zamanla önemini kaybettiği ve unutulmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Çalışmamız giriş kısmıyla devam eden iki bölümden ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı, önemi ve metodolojisinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ziyaret konusunun kutsallığı sebebiyle dinî bir kavram olarak kutsal anlayışı, ziyaret fenomeni ve ziyaret fenomeninde teorik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde İskilip'in tarihi ve coğrafi durumundan bahsedilerek İskilip merkezi ve köylerinde bulunan dini ziyaret yerleri tespit edilmiş, saha çalışmasının gereği olarak bu ziyaret yerlerine gidilerek bizzat incelenmiş, fotoğraflanmış ve kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler objektif bir şekilde yorumlanmıştır. Türbe, mezar, su, ağaç vb. ziyaret yerlerinin özellikleri ziyaret edilme nedenleriyle anlatılmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmalarımız neticesinde ulaşılan bilgilerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Din sosyolojisi yöntem ve teknikleri esas alınarak yapılan çalışmamız hem kaynaklara dayalı teorik kısımdan hem de saha da incelemeye dayalı alan araştırmasından oluşmaktadır. Çalışmamızın teorik kısmı ile ilgili, kitaplar makaleler, ansiklopediler, yüksek lisans ve doktora tezleri gibi çeşitli kaynaklar incelenmiş olup kütüphaneler ve internetten de yararlanılmıştır. Saha çalışmasına dayalı alan araştırmada yerinde gözlem ve tespit, kaynak kişilerle mülakat, dolaysız gözlem gibi teknikler kullanılmıştır. Son olarak elde edilen bilgiler nesnel bir tutumla değerlendirilmiştir.

CamilerDin sosyolojisiDini değerler+7
Hafize Öztürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının uygulanabilirliği ve veli görüşleri (Çorum örneği)

Bu araştırma okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori eğitim yaklaşımının uygulanabilirliği probleminden hareketle okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının kuramsal çerçevesini ve Montessori materyallerinin okul öncesi din ve değerler eğitimine uyarlanmasını ele almıştır. Çalışmamız Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında gerçekleştirilen uygulama etkinliklerinin sonucunda çocukların kazanımlarına ilişkin veli gözlemlerine dayalı, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen verilerle Montessori yaklaşımı ile üretilen din ve değerler alanına ait materyallerin 4-6 Yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde ne derece etkin olduğu ve Montessori modelinin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde uygulanabilirliğinin tespitini amaçlamıştır. Araştırmamızın çalışma grubu Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında eğitim gören öğrencilerin velilerinden oluşmaktadır. İlgili kursta 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören 90 öğrenciden oluşan Montessori sınıfında eğitim almış 35 öğrencinin velisi ile mülakat yöntemi kullanarak araştırma yapılmıştır. Her bir katılımcıya K1 (Kadın Katılımcı Bir), K2 (Kadın Katılımcı İki)… (E1 (Erkek Katılımcı Bir) E2 (Erkek Katılımcı İki)… şeklinde kodlar verilmiştir. Bu kodlarla amaçlanan katılımcı görüşlerinin araştırma metnine aktarılması sağlanmasıdır. Katılımcılarla görüşmeler sözlü iletişim şeklinde yapılmıştır. Bu teknik ile hedeflenen amaç için sistematik bilgi toplanılmış aynı zamanda görüşmeci tarafından ihtiyaç duyulduğu anda ek sorularla istenilen bilgilerin eksiksiz toplanması sağlanmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiDin+7
Seda Seçkiner
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği

Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

BulgaristanDin sosyolojisiDini davranışlar+6
İclal Algül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'ın engelliye bakışı ve engelli aileleri Ankara, Çubuk örneği

Bu araştırmanın temel amacı engelli çocukları olan ebeveynlerin dindarlık düzeyleriyle çocuklarının engellilik durumlarına yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Ankara'nın Çubuk ilçesinde ikamet eden engelli aileleri örneklem olarak seçilmiş ve 160 ebeveyne anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların dindarlık düzeylerini ve engelliliğe yönelik tutumlarını ölçmek için "temel dini inanç ölçeği", "dini davranış ölçeği" ve engelliliğe yönelik tutum soruları sorulmuştur. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda tutumların iki faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "imtihan" ikinci faktöre ise "emanet" olarak adlandırılmıştır. Ebeveynlerin temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin ölçülmesi için betimsel analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin oldukça yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Guruplar arasında fark olup olmadığını görmek için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü anova varyans analizleri yapılmıştır. Engelliğe yönelik tutumlar üzerindeki etkiyi ölçmek için yapılan çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonucunda temel dini inanç ve dini davranışların "imtihan" ve "emanet" tutumlarında etkili olduğu, demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı sonucu çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelli, İslam, Engelli Ailesi, Dini Düşünce

AileAnkara-ÇubukDin sosyolojisi+7
Ziya Emre Atlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed İkbal ve Seyyid Hüseyin Nasr'da din bilim ilişkisi

Din ve bilim insanlığın hayatı boyunca evreni anlamak için incelenen ve araştırılan alanlardan birisi olmuştur. Doğayı anlamak ve anlamlandırabilmek için bilime, dini ise kaidelerine uygun anlamak ve anlamlandırmak için vahiy kitapları temel alınarak açıklamalar yapılır. İnsanlığa gönderilen vahiyler evreni anlamlandırmak için belirli yargılar ortaya koyar. Ancak bu yargılar Ortaçağ döneminde dini amacının dışında araç olarak kullanan gruplar tarafından deforme edilmiştir. Dinin etkisinin azalmasıyla oluşan boşluk bilimle doldurulmuştur. Böylelikle aydınlanma dönemi başlamış ve akla verilen önem artmıştır. Aklın işlevsel süreci dinin vermiş olduğu ilahi mesajlar üzerine düşünmeler başlatsa da akıl genel olarak dini alandan kendisini soyutlamıştır. Bu çalışmada iki yakın coğrafyada yetişmiş olan düşünürlerin ele alınmasındaki amaç düşünürlerin yakın coğrafyalarda yaşıyor olmaları ve hayatlarından belirli evrelerin geçiyor olmasına rağmen ele almış oldukları konuları farklı açılardan çalışmış olmalıdır. Bu sebeple ortaya çıkmış olan görüşlerde farklılıklar olmuştur. Çünkü her düşünürün kendisine ait bir fikri yönelimi bulunmaktadır. İki düşünür de hem dinin vahiy kökenli oluşuna değinerek hem de bilimin akla önem vermesini daha ılımlı bir yaklaşımla izah etmişlerdir. Aynı zamanda düşünürlere göre bilimin akla önemi, aklın da vahiy kökenli oluşuna bağlanılmıştır. Doğa akıl ile bilinebilir fakat bu akıl ilahi bir akıl olmalıdır. Doğanın bilim konusunda akla verdiği yetki deneyle açıklama gerektirir. İki düşünür de modern bilim alanına eleştirel yaklaşımlarda bulundukları da dile getirilebilir. Böylelikle modern bilime hâkim olan iki düşünür de bilim konusunda İslam bilimini savunduklarını eserlerinde dile getirmişlerdir.

AkılBilimBilim felsefesi+7
Büşra Akman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Edebî bir eserde şairin dini yaşaması -Arif Nihat Asya örneği-

Bu çalışma, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı şairlerinden Arif Nihat Asya'nın şiirlerindeki dinî yaşantısını konu edinmiştir ve konuya imkânlar dâhilinde psikolojik açıdan yaklaşmayı kendisine hedef seçmiş bulunmaktadır. Öncelikle şairin hayatı ve kişiliği hakkında bilgi verilmiş, daha sonra onun şiirlerinde dinî inanca yönelik düşünce ve tasavvurları, dinî inancının uygulamaya dönüşmesi ve dinî yaşayışını besleyen diğer tesirler din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.

Asya, Arif NihatDindarlıkDini değerler+4
Süleyman Doğanay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Korku filmlerinde kullanılan Hıristiyanlıkla ilgili dini ögeler

Bu çalışma, özellikle yaşadığımız yüzyılda insanlar için en önemli eğlence araçlarından biri olan korku sinemasının izleyicileri korkutmak amacıyla Hıristiyanlıkta bulunan bazı dini ögeleri kullandığı tezini konu almaktadır. İnsanlığın başlangıcından itibaren var olan din, bazı ögeleriyle bilinmeyenle ilgili merakımızı giderdiği kadar, bazı ögeleriyle de korkmamıza neden olmuştur. Yine insanlığın başlangıcından itibaren bizlerle birlikte olan korku da sinemanın gelişimiyle birlikte beyazperdeye aktarılmıştır. İnsanlar yapıları itibariyle var olduğuna inandığı şeylerden daha fazla korkmaktadır. Şeytan, şeytan işgali, cadı, büyü, günah gibi insanların varlığına inandığı kavramlar "din" içerisinde, Kutsal Kitaplarda, peygamberlerin sözlerinde ya da otorite sayılan kişilerin söylencelerinde yer aldığı ölçüde daha da korkutucu olmuştur. Korku sineması ilk örneklerini vermeye başladığından itibaren bu durumun farkında olmuş ve bu ögeleri teknolojinin de getirdiği imkânlarla en korkutucu şekilde izleyicilerine sunmuştur. Bu çalışma korku kavramı ve korku sinemasının tanımlanması ile başlamış, korku ve korku sinemasının din ile arasındaki ilişkilerin açıklanması ile devam etmiştir. Bu bağlamda Hıristiyanlık içerisinde yer alan, gerek geçmişte gerekse günümüzde korku unsuru olarak kabul edilen şeytan, şeytan çıkarma, cadı, büyü ve günah kavramları incelenmiş, her bölümün sonunda o konu ile ilgili örnek olarak seçilen filmler Hıristiyanlık açısından değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Korku Sineması, Hıristiyanlık, Şeytan, Cadı, Günah.

CadıDini davranışlarDini değerler+7
Belgin Mete
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumu bağlamında Türkiye'de yeni medyanın muhafazakârlığın dönüşümü ve dini değerlerin metalaşması üzerine etkisi

Günümüzde, internet teknolojisinin hayatın her alanına nüfuz etmesi, kaçınılmaz olarak dini alanı da etkilemektedir. Özellikle, sosyal medya platformlarının sayısının artması ve kullanımının yaygınlaşması, dinsel olanın dijital ortamlarda görünürlüğünü daha çok arttırmaktadır. Ancak, sosyalleşme dışında, tüketimin gerçekleşmesinde de önemli bir role sahip olan sosyal medya, piyasa mantığı çerçevesinde her şeyi birer tüketim nesnesine çevirirken; dini değerler de tüketim nesnesi haline gelmekte ve böylece, metalaşmanın en çarpıcı ve görünür hali burada gözlemlenebilmektedir. Bu doğrultuda sosyal medya, diğer kesimler gibi muhafazakâr bireyi de sadece gösterişçi ve hazcı tüketim ile sahip oldukları inanç ve geleneksel değerlerinden koparmamakta; aynı zamanda, yaydığı kültür ile onu, modern kodlarla yeniden inşa etmektedir. Bu dönüşümü tespit etmek amacıyla, çalışmada nitel yöntem ile yarı- yapılandırılmış sorularla ve 50 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece, çalışma, bireylerin davranış ve tutumlarından ziyade, sosyal medyanın düşünce yapılarındaki değişim üzerinde ne derece etkili olduğunu ve dijital ortamlarda dini değerlerin metalaşması sorununu incelemektedir. Elde edilen bulgulara göre, sosyal medya, dini değerler ve bireyin dindarlığı üzerinde etkili olup; dönüştürücü ve yeniden üretici bir güce sahip olmaktadır. Bu tezin, sosyal medya, din, tüketim kavramları çerçevesinde yapılan din sosyolojisi araştırmalarına katkı sağlayacağı umulmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tüketim, Yeni Medya, Muhafazakârlık, Dini Değerler, Metalaşma

Dini değerlerMetalaşmaMuhafazakarlık+3
Didem Gazneli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1938 yılları arasında Azerbaycan'da ve Türkiye'de din uygulamaları karşılaştırması

1923 ile 1938 yılları arasında Türkiye'de ve Azerbaycan'da uygulanan din politikaları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye'de gerçekleşen din alanındaki reformlara değinilmiştir. Dini reformların zaman zaman siyasetle iç içe geçtiği görülmektedir. 1923 yılından itibaren başlayan süreçte, egemenliğin tamamen millete bırakılması, saltanatın ve hilafetin kaldırılması Türkiye'de büyük değişimler yaratmıştır. Halk, dini anlamda özgür kılınmaya çalışılmıştır. 1932 yılından itibaren ise halkın, kendini dinini yine kendi dilinde anlamasını sağlanmak amaçlanmıştır. Bu amaçla çok büyük reformlar gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde ise Azerbaycan'ın üzerindeki hâkimiyet kurma mücadeleleri ve bu mücadelelerin dini hayata yansıması anlatılmak istenmiştir. Siyasi olay ve olgular, halk içinde yaygınlaşan dini belirlemiştir. Sonunda çoğunluğu İslam dinini benimseyen Azerbaycan halkı için gerek Çarlık Rusya'sı gerekse Sovyet Rusya döneminde ibadetlerini yerine getirmek oldukça zor olmuştur. Halk, özellikle Sovyet hükümeti tarafından pek çok işkence ve zulme maruz kalmıştır. Her iki dönemde de ibadetleri konusunda kısıtlama getirilen Azerbaycan halkı İslam dininden asla tamamen kopmamıştır. Üçüncü bölümde ise karşılaştırmaya yer verilmiştir.

AzerbaycanDin politikasıDin-devlet ilişkileri+7
Melike Cansu Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerde kültürel uyum sürecinin dinî ve psikolojik boyutları (Kilis örneği)

Bu tez çalışmasının konusu; ülkelerinde çıkan iç savaş nedeniyle zorunlu olarak göç etmiş ve akabinde Kilis'e gelmiş olan Suriyeli mültecilerin kültürel uyum süreçlerinin ne şekilde ilerlediği, hangi kültürleşme stratejisine yöneldikleri ve psiko-sosyal uyum sürecine etki eden dinî ve psikolojik faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Araştırmamızda nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve durum çalışması yapılmıştır. Buradaki amacımız; gerçek yaşama ve güncel bir duruma ait olan konu hakkında gözlem ve mülakat tekniğine başvurarak o husus ile alakalı derinlemesine bilgi toplamak ve bu bilgiler ışığında değerlendirmeler yapmaktır. Araştırma sonucunda Kilis'te yaşayan Suriyeli mültecilerin, yerel halk ile iyi bir iletişim ve temasının olduğu anlaşılmaktadır. 19 katılımcıdan 18'inin Türkçe öğrenmiş olmasının kültürel uyum sürecine büyük katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Kilis'in diğer illere oranla küçük bir şehir olması ve ekonomik açıdan yaşam koşullarının daha iyi olmasının mültecilerin kültürel uyumuna olumlu yönde etki ettiği tespit edilmiştir. İki kültür arasındaki benzerliklerin çok farkların az olması, daha önce kurulan akrabalık ve ticaret ilişkilerinin olması, şehrin muhafazakâr yapısı, insanların çoğunun aynı dine mensup olması ve yerel halkın dinî pratiklere önem vermesi gibi faktörlerin psiko-sosyal uyum sürecinde önemli motivasyon kaynağı olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadıkları travmalar neticesinde sıklıkla olumlu dinî başa çıkma yöntemine başvurdukları gözlemlenmiştir. 8 katılımcı Türkiye'de kalmak istediğini belirtmiştir. 12 katılımcı ise geri dönmek için Suriye'deki savaşın bitmesini ve ülkelerinin her anlamda refaha kavuşmasını aksi halde geri dönmeyeceklerini ifade etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere katılımcıların Türkiye'de kalmak istemesinin kültürel uyum sürecinde önemli güdülenme kaynaklarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadığı savaş, ölüm, bombalanma vb. durumların yarattığı travmalar neticesinde ise uyum sürecinin zorlaştığı gözlemlenmiştir. Kültürleşme stratejileri açısından bakıldığında 14 katılımcının entegrasyon stratejisine yöneldiği anlaşılmaktadır. 3 katılımcının ayrılma stratejisine yöneldiği tespit edilmiştir. 2 katılımcı ise Türk vatandaşlığı aldığı için kendilerini Türk gibi hissettiklerini ifade etmiş ve asimilasyon stratejisine yönelmiştir. Marjinalleşme stratejisine ise yönelen olmamıştır. Anahtar kelimeler: Suriyeli, Kilis, mülteci, dinî başa çıkma, kültürel uyum.

Dini başa çıkmaDini değerlerDini olgu+7
Mahmut Metin Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de muhafazakâr düşünce ve din: Hareket dergisi örneği (1939-1953)

Türkiye'nin modernleşme sürecinde geleneği ve eski sistemi savunma biçimi olarak ortaya çıkan muhafazakârlık, birçok ideoloji ve yapıda etkili görülmektedir. Muhafazakârlığı hem Batı'daki konjonktürel bağlamıyla kullanmak hem de Türkiye'deki şartlarıyla bütüncül açıdan irdelememek konunun tüm boyutlarının değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Ancak muhafazakârlığı kronolojik olarak işlemek de bir o kadar güçtür. Bu anlamda muhafazakârlık, Batı'da ortaya çıkış serüveni, Türkiye'deki serüveninde ise erken Cumhuriyet döneminde dönüm noktalarının sosyolojik ve tarihsel bağlamı odağında eklemlendiği temel ideolojilerle birlikte ele alınmaktadır. Sosyo-politik tartışmalarda muhafazakârlığın esnek yapısı sayesinde istenilen yöne çekilebilmesi kavramın pragmatik olarak da kullanılabildiğini göstermektedir. Cumhuriyet döneminde etkin yayın organı olan dergiler, toplumsal ve siyasi meselelerde topluma ışık tutan bir duruş sergilemektedir. Bu tezde muhafazakârlık, muhafazakâr bir milliyetçi olarak anılan Nurettin Topçu'nun öncüsü olduğu Hareket dergisinde betimsel analiz yöntemiyle tartışılmıştır. Derginin 1939-1953 yılları arasında çıkarılan 47 sayısı muhafazakârlığın ana temaları ve din, dini gelenek ve dinin toplumsal yansımaları çerçevesinde incelenmiştir. Klasik muhafazakârlık kadar diğer muhafazakârlık biçimlerinin de dinle ilişkili olduğu ortadadır. Ayrıca derginin ister istemez milliyetçi-muhafazakâr bir kimliğe büründüğü söylenebilir. Buna göre muhafazakârlığın tarihsel serüveni, Türkiye'de erken Cumhuriyet dönemindeki yansımalarının Hareket Dergisi odağında ve din ile ilişkisi bağlamında incelenmesi çalışmanın özgünlüğünü ortaya koymaktadır.

DergilerDinDin sosyolojisi+4
Kübra Çamurdaş
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihten günümüze hac kavramı: Benzerlikler ve farklılıklar

İnsanlık tarihinden günümüze kadar inanç kavramı farklılıklar göstererek ilerlemiştir. Bu çalışmada inan sistemleri çok tanrılı inanç sistemleri, tek tanrılı inanç sistemleri ve diğer inanç sistemleri olarak üçe ayrılmıştır. Çok tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Sümerler, Akadlar, Asurlar, Babiller, Eski Mısır, Hititler, Frigyalılar, Urartular, Harraniler, Eski Yunanlılar, Eski Romalılar, Keltler, İskandinavlılar, Aztekler, Mayalar, İnkalar ve Kızılderililer. Tek tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Yahudilik, Hrıstiyanlık ve Müslümanlık. Son olarak diğer inanç sistemleri başlığı altında Hinduizm, Budizm, Caynizm, Shizm, Konfüçyanizm, Taoizm, Şintoizm, Tibet Budizm'i (Lamanizm), Zerdüştlük ve Sabiilik dinleri incelenmiştir. Toplamda 30 farklı toplumun dini ritüelleri ve hac kavramı araştırılmıştır. Bu çalışma iki amaçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci amacı, inanç sistemlerinde yer alan hac kavramının benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. İkinci amacı ise inanç sistemleri alanında ulusal yazında yapılan çalışmaları sistematik bir literatür taramasıyla incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda öncelikle ulusal alan yazın taranarak özetinde ve anahtar kelimelerinde dini ritüeller, hac, adak ve kurban kavramları geçen 75 çalışmanın içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Ardından bu çalışmalar araştırmaya dâhil edilerek bibliyometrik analize tabi tutulmuştur. Elde edilen tam metinler MAXQDA analiz programına aktarılarak kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda inanç sistemlerindeki hac kavramında adak ve kurbanda en çok benzerlik görülürken, en farklı kavramın oruç olduğu görülmüştür. Ayrıca bibliyometrik bulgular sonucunda çalışma türünün en fazla tez, yayın yılının en çok 2020 yılı en fazla yayıncı kuruluşun Ankara Üniversitesi, en fazla yayın yapan dergilerin "Archivum Anatolicum- Anadolu Arşivleri" ve "Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergi"leri ve en fazla kitap yayını yapan yayın evinin "Kabalcı Yayınevi" olduğu tespit edilmiştir.

Dini değerlerDini turizmDini tören+4
Hatice Murad
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dini temelleri açısından eşitlik

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli din ve milletlere mensup insanlar içerisinde ırkçılık halkçılık gibi ayrımcılığa dayalı eğilimler olagelmiştir. Bunların bazıları Yahudilik ve Hristiyanlıkta olduğu gibi dine, bazıları ise Hint ve Mecusilerde olduğu gibi yaratılışın aslına dayandırılmıştır. İslam'ın sosyo-kültürel tarihi incelendiğinde buna benzer eğilimler hemen her dönem vuku bulmuştur. Buna bağlı olarak başta Araplar olmak üzere çeşitli milletler bu savlarını desteklemek amacıyla naslar oluşturmuş ve dini, bu amaçlarına referans olarak kullanmak istemişlerdir.Anahtar Kelimeler: Eşitlik, İnsan, Asabiyet, Mevâli, Şuûbiye, İslam, Nass, Kelam

DinDini değerlerEşitlik+2
Sait Bosat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türklerdeki hoşgörünün dini temelleri

"Türklerdeki Hoşgörünün Dini Temelleri adlı çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Türk adı, Türk soyu, Türklerin anayurdu, göçleri, Türklerin kültürel ve idari yapıları ile ahlâki özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde İslamiyet'ten önce Türklerdeki dini yapı ele alınmış ve İslamiyet'ten önce kurulan Türk devletlerindeki hoşgörü anlayışının dini temelleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise, Türklerin İslamiyet'i kabul etmeleri ve İslamiyet'ten sonra kurulan Türk devletlerindeki hoşgörü anlayışının dini temelleri incelenmiştir. Bu çalışma bibliyografya kısmıyla sona ermektedir.

DinDin anlayışıDini değerler+5
Tuba Töyer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hayata katkısı açısından din eğitimi

Dinlerin birçoğu toplumsal yaşamı düzenleme amacı taşır. Fertlerin uyması gereken sosyal kurallar dinin bir parçası kabul edilirken, bu kuralların bireylere aktarılması da din eğitiminin görevi olarak kabul edilmektedir. Çünkü din eğitiminin görevi yalnızca dinin teolojik ve metafizik yönlerinin değil, ahlaki ve sosyal davranışlarla ilgili kuralların da öğretilmesidir. Bireyin sağlıklı bir sosyal hayatının olması, milli birlik ve beraberlik bilincinin oluşması, sosyal barışa katkı sağlaması, toplumsal ahlak ve değerleri öğrenmesi çoğunlukla aldığı din eğitimine bağlıdır. Bu noktada bireyin doğru tutum ve davranışları kazanmasında en etkili kurum olan yaygın ve örgün din eğitimi kurumları daha bir önemli hale gelmektedir. Bu nedenle din eğitiminin sosyal yaşama katkısını ve etkisini bilimsel olarak incelemek önemlidir. Bu çalışmada disiplinler arası anlayış gereği ilgili bilimlerin verileri ve önerileri göz önünde bulundurularak din eğitiminin sosyal hayata katkısı ele alınmıştır. Genelde eğitim, özelde ise din eğitimi sosyalleşme sürecinde bireylerin yaşamına katkı sağlar mı? Sağlar ise hangi açılardan katkı sağlar? Toplumsal birlikteliğin oluşumunda dine, eğitime, din eğitimine ne tür görevler düşmektedir? Gibi sorulara cevap aranarak özellikle günümüz din eğitimine sosyal hayata katkısı açısından bir açılım sağlamaya çalışılmıştır.

Din eğitimiDin sosyolojisiDin öğretimi+4
Nursena Demirkol
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum Masalları'nın değerler eğitimi açısından incelenmesi

Masallar: insanların, devlerin, cin ve perilerin başından geçen fantastik olayları anlatan ve halk edebiyatı türleri arasında eğitici yönü en güçlü metinlerdir. İşlevleri her ne kadar çocukları eğlendirmek, onlara hoşça vakit geçirtmek olarak görülse de masalların eğitimdeki işlevi yadsınamaz. Masal, çocukların hayatta ilk karşılaştığı edebî türdür. Çocuğun dil gelişimine, zihinsel ve duyuşsal gelişimine katkıda bulunur. Aile, çocuğun ilk eğitim yeridir. Masallarla ve kitaplarla büyüyen çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanması daha kolaydır. Masallar, toplumun kültürel ögelerini, değerleri, gelecek nesillere aktarmada, değerlerin ve kültürün korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında büyük pay sahibidir. Halkın ortak ürünü olmalarından dolayı bir toplumun sorunlarını, acılarını, sevinçlerini, değerlerini vb. bünyesinde barındırır. Çocuklar, masal kahramanları ile özdeşim kurarak sorunlarla başa çıkmayı öğrenir, böylece empati duygusu gelişir. Masallar sayesinde çocuklar bulunduğu toplumu tanır, değerlerini doğal olarak benimser ve milletine aidiyet kazanır. Masalların faydaları ve özellikleri göz önünde bulundurularak bu çalışmada amaçlanan Erzurum Masalları'ndaki değerlerin tespit edilmesi ve Türkçe eğitiminde kullanılabilirliğini arttırmaktır. Ülkemizde ve dünyada artan sorunlar, kültür ve değerlerdeki yozlaşma ve zayıflama, toplumsal sorunların artması gibi nedenler değerler eğitiminin okullarda verilmesi düşüncesini doğurmuştur. Değerler eğitiminin amacı, değer algısındaki değişmenin önüne geçmek ve unutulan ya da unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi tekrar topluma kazandırmaktır. Çünkü değerler, bir toplumu ayakta tutan ve milletin devamlılığını sağlayan olgulardır. Bu yüzden değerlerin korunması ve genç nesillere aktarılması oldukça önemlidir. Eğitim ve terbiye gibi değerlerin de ilk öğretildiği yer ailedir. Okulda ise değerler eğitimi sistematik bir hal alır, formal bir boyuta taşınır. Türkiye'de değerler eğitimi 2011-2012 yılında bir proje olarak başlamış ve geliştirilerek devam etmiştir. Değerler eğitimi okullarda müstakil bir ders olarak değil diğer derslerin içerisinde verilmektedir. Zengin muhtevası nedeniyle değerler eğitiminde en çok masallardan faydalanılmaktadır. Kısıtlı ders saatlerinde çocuklara zengin bir dil kullanımı örneği ve değer aktarımı sunmaktadır. Değerler eğitimine verilen önemin artması bu alanda yapılan çalışmaların da önemini arttırmaktadır. Bu çalışmanın hedefi unutulmaya yüz tutmuş, geleneğin taşıyıcısı derleme masalların değerler eğitimine kazandırılmasıdır. Çalışmada yöntem olarak doküman incelemesinden faydalanılmış ve Erzurum Masalları'nda tespit edilen değerler Spranger'in değerler sınıflandırmasına göre taranmıştır.

Ahlaki değerlerDeğerlerDeğerler eğitimi+7
Ceren Yüksel
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Halvetilikte müziğe karşı inanç ve tutumların incelenmesi

Bu çalışma sosyoloji, sosyal psikoloji ve müzik bilimleri disiplinlerini içermektedir.Araştırmanın; konusu ve içeriği ile Türkiye'de İslami kültürün gelişmesi ve yayılmasında öncülük eden tarikatlardan biri olan Halveti Tarikatı'nda müziğe karşı inanç ve tutumların incelenmesi, bireylerin Halvetilikte müziğe bakış açılarının belirlenmesi, Halvetilikte müziğin icra başta olmak üzere yerinin belirlenmesi alanında özgün ve yeni bir çalışma olması, alana ülkemizde yeni çalışma alanlarından olan ?sosyal psikoloji? biliminin yöntem ve tekniklerinden yararlanması bakımlarından önemli olduğu düşünülmektedir.Halveti Tarikatı'nın Şabani kolu ile, Kütahya ili ile sınırlandırılmış; tarama modelini esas alan nitel ve nicel yöntemlerin kullanıldığı betimsel bir araştırmadır.Çalışma sonucunda; alt problemlere göre düzenlenen veriler işlenmiş ve müziğin insan yaşamındaki rolleri, müzikle ilgili inançlar, müziğin Halveti-Şabani inancında rolleri, müzikle ilgili tutumlar, müzikle ilgili davranışlar, müzik türlerine ve kültürüne ilişkin tutumlar, müziğin Halveti-Şabani inancındaki yerine yönelik değerlendirmeler, adetlerle ve müziksel icralara yer verilmiştir.Çalışmanın alana katkı sağlayıcı, özgün ve konu üzerinde yeni çalışmalara destek olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Halvetilik, inanç, tutum, müzik

Dini davranışlarDini değerlerHalvetiyye+5
Çağhan Adar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Mürşidî Efendî'nin Pendnâmesindeki değer eğitimi unsurlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Dinî - Tasavvuf Edebiyat geleneğinde yetişen Diyarbekirli âlim ve arif Ahmed Mürşidî Efendi'nin hayatını ve edebî şahsiyetini araştırmak; Dinî - Tasavvuf Edebiyat geleneği içindeki yerini; 'Pendnâme' adlı eserinin değer eğitimi açısından önemini belirlemektir. Ayrıca bu çalışmada kültürümüzün bir parçası olan tasavvuf geleneğinin toplumun eğitimindeki işlevini göstermek ve ortaya koyduğu değerleri incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada metin incelemesine dayalı nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Araştırma yapılırken mutasavvıf şahsiyetin Pendnâme adlı eseri incelenmiş ve beyitler halinde manzum olarak yazılmış bu eserdeki "değer eğitimi" unsurları tespit edilmiştir. Tespit edilen bu unsurlar çeşitli değer başlıkları altında incelenmiştir. Bu değerlerin günümüz toplum hayatındaki yeri ve önemi açıklanmış ve yorumlanmıştır. Belirlenen değer eğitimi unsurlarının eğitimdeki işlevine ve üstlendiği rolün önemine, Ahmed Mürşidî Efendî'nin şiirleriyle bu alana yaptığa katkıya, bu şiirlerin nesillerin bilinçlenmesinde ve değerlerin edinilmesindeki etkisine ilişkin verilere ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Ahmed Mürşidî, Değer, Eğitim

Dini değerlerEğitsel değerlerTasavvuf edebiyatı
Fatih Aslan
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve hindistan öğretim programlarının değerler eğitimi kapsamında karşılaştırılması

Değerler eğitimi günümüzde eğitim programları açısından önemli ve öncelikli konulardan biridir. Dünyada yapılmış değerler eğitimi ile ilgili çalışmalara bakıldığında değerlerin kazandırılmasına ve değerlendirilmesine yönelik çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bu araştırmada Türkiye'de ve Hindistan'daki değerler eğitimi yaklaşımları, program yapısı yöntem ve teknikleri değerlendirilmiştir. Araştırmada yöntem olarak Doküman İncelemesi kullanılmıştır. Veri analizi yöntemi olarak ise Doküman Analizi kullanılmıştır. Araştırmada Türkiye'de ve Hindistan'da değerler eğitiminde uygulanan programlar karşılaştırmalı eğitim çerçevesinde incelenmiştir. Veriler incelenirken nitel veri analizi yöntemlerinden Doküman Analizi kullanılmıştır. İki ülkenin değer eğitimi geçmişine tarihsel bir bakış açısı sonucunda Türkiye'de 2005 yılında bakanlık tarafından geliştirilen ve daha sonra 2017-2018 yılında düzenlenen eğitim programı, Hindistan'da ise son yayınlanan 2024-2025 Çerçeve Öğretim Programı genel eğitim yapısı ve değerler eğitimi uygulamaları açısından incelenmiş ve benzerlikler taşıdığı görülmüştür. Türkiye'deki eğitim programlarının ve değerler eğitimi içeriklerinin beceriye yönelik değerler eğitimi yaklaşımlarını benimsedikleri görülürken Hindistan'da ise değer eğitimi duyuların ve duyguların eğitimi olarak görülmektedir. Hindistan değer eğitimini kalbin eğitimi olarak nitelendirmektedir. Türkiye'de değerler eğitimi uygulanırken kullanılan yöntem ve teknikler anlatım, gezi-gözlem, eğitsel oyun, örnek olay, drama, tartışma, problem çözme, işbirliğine dayalı öğrenme ve proje tabanlı öğrenmedir. Hindistan'da ise değerler öğretirken işbirliğine dayalı öğrenme ve grup tartışması gibi benzer yöntemlere yer verilmektedir. Bu tekniklerin dışında hikâye anlatma, hizmet olarak öğrenme, akran öğretimi, deneysel öğretim beyin fırtınası, rol oynama, diyaloglarla sorgulamaya dayalı öğrenme ve öğretme gibi teknikler kullanılmaktadır.

Ahlaki değerlerDemokratik değerlerDini değerler+7
Orkun Toptaş
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dini, felsefi, psikolojik ve sosyolojik boyutuyla vicdan ve vicdanın değerler eğitimindeki yeri

İnsanlık tarihi kadar eski olan vicdan kavramı birçok disiplin için kilit kavram olmuştur. Kavram literatürde, iyiyi kötüyü birbirinden ayırmaya yarayan içsel bir güç, kişiden kişiye değişip gelişebilen ahlaki bilinç ve bir kontrol merkezi olarak değerlendirilmektedir. Vicdanın, kişinin bireysel ve toplumsal eylemlerine olan etkisi dikkate alındığında eğitimle olan irtibatı göz ardı edilemez. Ahlaki anlamda bireysel ve toplumsal çözülmelerin yoğun bir şekilde görüldüğü günümüz dünyasında ahlak, karakter ve değerler eğitiminin önemi her geçen gün daha büyük bir taleple dile getirilmektedir. Bu çalışmada yapılan değerler eğitimi faaliyetlerinin en önemli basamağının kişinin vicdanına hitap etmek olduğu savunulmaktadır. Çalışma literatüre dayalı teorik bir çalışmadır ve nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile yapılmıştır. Vicdan ve değerler eğitimi ile ilgili Türkçe kitap, makale, tez, süreli yayın, web sayfaları gibi kaynaklardan yararlanılmıştır. Araştırma esnasında konu ile ilgili başvurulan eserler incelenmiş, konuyla bağlantılı olan bilgiler doküman analizi yöntemiyle bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda vicdan olgusunun daha iyi anlaşılması için ikinci bölümde vicdan kavramının sözlük anlamları ve düşünürlerin vicdan tanımlarıyla kavramsal bir çerçeve çizilmiştir. Üçüncü bölümde, vicdan kavramının dini, felsefi, psikolojik ve sosyolojik boyutları incelenmiş, dördüncü bölümde ise değerler eğitiminde vicdanın önemi ve etkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vicdan, Ahlak, Değer, Değerler Eğitimi

AhlakDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Elif İçöz Arslan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşme sürecinin Alevi kültür ve değerlerine etkisi

Son yüz elli yıldır gerek Batı toplumları gerekse batı dışı toplumlar hızlı bir değişim süreci yaşamaktadır. Toplumun yapısal ve işlevsel değişimlerinde etkili olan yeniliklerin başında kentleşme, sanayileşme, bilim ve teknolojideki ilerlemeler gelmektedir. Kentleşme olgusu, nüfus artışı ve insanlar arası iş bölümünün artması ile gerek toplumun gerekse toplumsal grupların değişiminde önemli görev üstlenmektedir. Modernleşen bir ülke olarak Türkiye'de kentleşme süreci hızlı bir şekilde son altmış yılı kapsamaktadır. Bu hızlı kentleşme sürecini ülkenin doğusundan batısına, köylerden kentlere göçler takip etmiştir. Aleviler, şüphesiz ki bu göç eden gruplardan biridir. Kırda sosyal düzeni belirleyici işleve sahip Alevilik kurumları, kentleşme ile birlikte yerini modern hukuki kurumlara bırakmaya başlamıştır. Kırda sahip oldukları sosyal, kültürel ve ekonomik statüleri kent mekânlarında zayıflayan bu kurumlar, nerdeyse sadece dini işlevleri olan kurumlara dönüşmüştür. Bu modernleşme sürecinde kentsel alanda din kurumunun toplumsal yapı içindeki yerini ve işlevleri de kaçınılmaz olarak değişmektedir. Bu yapının ve işlevlerin toplumsal ve ekonomik faktörlere bağlı olarak farklı toplumsal gruplarda farklı etkileri görülebilir. Çalışmamızda da hızlı kentleşmenin sonucundan etkilenen gruplardan biri olarak Alevilerin kültürel ve sosyal olarak ne tür değişimler yaşadıkları sosyolojik açıdan incelenmektedir. Bu çalışma özellikle Alevilerin yoğun olarak göç ettikleri Türkiye'nin en büyük kenti olan İstanbul'da yaşayan farklı yaş grubundan katılımcıların sosyal ve kültürel değişimleri incelenmiştir. Bu türden gelişmeler ve sosyolojik süreç ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın kapsamı İstanbul'da Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mustafa Kemal Mahallesi oluşturmaktadır. Çalışmamız da nitel araştırma yöntemi ile mülakat/görüşme tekniği kullanılmıştır. Sahadan toplamda on beş katılımcı ile görüşülerek veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler yorumlandığında Aleviliğin temel dini-toplumsal kurumlarında değişiklikler tespit edilmiştir. Aleviliğin en temel kurumu olan Dedelik dini otoritesini kısmen korumakla birlikte toplumsal otoritesini büyük oranda kaybetmiştir. Ancak köy hayatında çok önemli rol oynayan düşkünlük ve musahiplik kurumlarının ise şehirlerde işlevlerinin azaldığı tespit edilmiştir.

AlevilikDeğerlerDini değerler+4
Erdal Eren Halis
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Fransız laiklik modellerinin karşılaştırmalı incelemesi

Laiklik ve sekülarizm kavramları zaman zaman birbirleri yerine kullanılan ifadeler olmakla birlikte sekülarizm; eğitim, hukuk ve siyaset alanı ile bireylerin günlük yaşantısında dini etkilerin azalacağını ileri süren bir teori olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda sekülerleşme iki ana kolda ayrışarak sosyal sekülerleşme ve kurumsal sekülerleşmeyi oluşturmaktadır. Öncelikli olarak sosyal sekülerleşme, bireylerin sosyal yaşamlarının dini değerler ile şekillenmemesini ifade ederken; kurumsal sekülerleşme, devlet kurumunun meşruiyetinin ve işleyişinin dini değerlere ve normlara dayanmaması şeklinde gelişmektedir. Böylelikle kurumsal sekülerleşme modernleşmenin ve demokratikleşmenin kilit unsuru olarak kabul edilmektedir. Laiklik ise sekülarizmin kurumsal modellerinden birini oluşturmaktadır. Fransa'dan mülhem model, din kurumunu ve devleti ayırmaktan ziyade, dinin devletin kontrolü altına girmesi ve kamusal alandan dini sembol ve pratiklerin ekarte edilmesi şeklinde gelişmiştir. Bu çalışma, benzer cumhuriyetçi değerler üzerine inşa edilen iki ulus-devlet olan Fransa'daki ve Türkiye'deki, kurumsal sekülarizm modellerinden biri olan laikliğin gelişimini, benzerliklerini ve farklılıklarını incelemektedir. Çalışmada kontrolcü eğilimin, otoriter yöntemlerin, anayasal sınırlandırmaların ve homojen toplum oluşturma takıntısının, modelin ana özelliklerini oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda her iki ülkenin devrimsel siyasi dönüşümünün ve cumhuriyetçi değerlerinin laiklik anlayışı üzerinde ortak değerler oluşturduğu izlenmiştir. Diğer yandan, iki ülkenin ayrışan sosyolojik yapılarının, İslam ve Hıristiyanlık dinlerinin ve demokratikleşme süreçlerinin ülkeler tarafından benimsenen laiklik modeli üzerinde farklılıklar geliştirdiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, inanç ve ibadet özgürlükleri ile demokratikleşme kapsamında laiklik kavramı yeniden sorgulanmıştır. Türkiye'de kontrolcü eğilim sürerken dinin kamusal alanda görünürlüğünün reddedilmesi 2000'li yıllarla birlikte, demokratikleşme çabaları aracılığıyla iyileştirilmiş ve dinin kamusal alanda varlığını kabul eder yönde gelişmiştir. 1905 yılından itibaren laiklik modelinde kurumsal ayrılığı gerçekleştiren Fransa ise, artan Müslüman nüfusunu tehdit olarak görmüş ve model İslam dinine karşı kontrolcü ve kamusal talepleri göz ardı ederek gelişmiştir.

Dini değerlerFransaLaiklik+4
Beyza Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects