Political behavior
73 theses under this subject heading
Örgütsel politika algısı ile örgütsel bağlılık ilişkisinde örgütsel güvenin aracılık rolünün belirlenmesine yönelik İstanbul'daki üniversitelerde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı; örgütsel politika algısı ile örgütsel bağlılık ilişkisinde örgütsel güvenin aracılık rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, örgütsel politika algısı ile örgütsel bağlılık ilişkisinde örgütsel güvenin belirleyici rolünü ortaya çıkararak, bu üç değişkenin birbirlerini nasıl etkilediğini belirlemek çalışmanın nihai hedefleri arasında yer almaktadır. Yükseköğretim kurumlarında görev alan akademisyenlerin, iş stresi, iş kaybı korkusu ve yükselme kaygısı gibi nedenlerle sübjektif değerlendirmelerde bulunmaları, yöneticilerine ve örgütlerine olan güvenlerinin kaybolmasına neden olurken politik tavırlarda bulunmalarına da zemin hazırlamaktadır. Bu durumda akademisyenlerin, kurum içerisinde çeşitli çıkar çatışmaları yaşamaları sebebiyle olduklarından farklı davranışlar sergilemeye ve bağlı bulundukları kurumu politikleştirmeye eğilim gösterecekleri gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, akademisyenlerin örgütsel politika algılarının artış göstermesinin, onların örgüte güven duygusu geliştirme konusunda isteksiz tutumlar sergilemelerine sebep olduğu, aynı zamanda örgütsel bağlılıklarını da azalttığı tespit edilmiştir. Bu durum, çalışanın örgütüne geliştirdiği bağlılık duygusunun örgütsel politika algısından etkilendiğini ve güven duygusu sarsılan çalışanın sergilemiş olduğu tavırlara bağlı olarak bağlılık düzeyinin değişkenlik gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Çalışma kapsamında yükseköğretim kurumlarında çalışmakta olan toplamda 267 akademik personele ulaşılmıştır. Katılımcıların konu hakkındaki görüşlerini saptamak amacıyla düzenlenmiş olan anketin sonuçları SPSS programı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; akademisyenlerin örgütsel politika algılarının ve örgütsel güven düzeylerinin, örgütsel bağlılık düzeylerini etkileyen belirleyici değişkenler olduğu gözlemlenmiştir. Bu bağlamda yapılan analizlerin sonucunda söz konusu üç değişken arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Siyasal kurumların siyasal davranışlara etkisi: Kıbrıs örneği
Siyasal sistemin en vazgeçilmez unsuru olan demokrasi, katılım ile sağlanır. Bugün siyasal sisteme katılma araçları olan siyasal partilerin, baskı ve çıkar gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkış serüveni ne yazık ki siyaset kadar eski bir tarihe sahip değildir. Siyasi partilerin insan hayatına girmesi ve oy kavramının önem kazanarak zenginlere ait bir araç olmaktan çıkması imparatorluklardan ulus devletlere geçişte en önemli etken olmuştur. Etnik bağlarını siyasi bağlarla da pekiştirmek isteyen uluslar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrası kurulan uluslararası birliklerde bu isteklerini gerçekleştirmenin yolunu aramıştır. Kıbrıs Adası, üzerinde iki devletin yaşadığı, barışın hâkim olduğu bir Akdeniz adası olarak görünse de Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa Birliğine alınması, bu cihetle tüm adayı sahiplenerek adada yaşayan Türk Halkını işgalci göstermesi; KKTC'nin uluslararası statüde tanınırlığının olmaması nedeniyle siyasi, sosyal ve ekonomik haklarının gasp edilmesi adada barışı olumsuz etkilemektedir. 1983 yılında cumhuriyeti ilan ederek hızla devlet kurumlarını oluşturan Türk halkı haklarını savunmak amacıyla sivil toplum yapılanmalarını da ihmal etmemiş, demokrasiyi hep ön planda tutarak azami derecede barış yanlısı olduğunu katıldığı bütün platformlarda gözler önüne sermiştir.
Seçmen davranışı ve seçmen davranışı üzerinde etkili olan faktörlerin incelenmesi: İstanbul ili örneği
Demokratik rejimle yönetilen ülkelerde seçmenlerin amacı, isteklerinin gerçekleşmesi ve kendilerine yakın olan siyasi partilerin, lider ve adayların başarılı olup toplumu yönetmesi için oy kullanmaktır. Siyasi partilerin amacı ise, minimum harcama ile maksimum oy alarak iktidar olmaktır. İktidara gelinebilmesi için; seçmenlerin istek ve ihtiyaçlarının doğru tespit edilmesi, bu istek ve ihtiyaçların karşılanması için uygulanan politikaların doğru stratejiler ile ortaya koyulması, seçmenlere ne şekilde ulaşılacağı ve onların nasıl ikna edileceğinin tespit edilmesi, başarıyı elde etmek için en uygun yöntemin ne olduğu ve ne şekilde uygulanacağı ve sayılan tüm bu hususların seçmenleri nasıl ikna edeceği konularıyla siyasal pazarlamanın ilgilendiği değerlendirilmektedir. Siyasal pazarlama; siyasilerin, en yüksek oy potansiyeline ulaşmak ve seçimlerin kazananı olmak için kullandıkları tekniklerin tümü olarak ifade edilmektedir. Siyasi arenada pazarın tüketicisi konumunda olan seçmenlerin, oy verme davranışlarında önemsedikleri değişkenlerin, günümüzde eskiye göre daha çok farklılaştığı ve boyutlarının değişkenlik gösterdiği görülmektedir. İstanbul'daki seçmenlerin davranışlarını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması amacını taşıyan bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında, bahsi geçen faktörlerin, seçmenlerin oy verme davranışları üzerindeki etkisini tespit etmek üzere, İstanbul ilinde seçmen yeterliliğine sahip olan 450 katılımcıdan elde edilen anket bilgileri doğrultusunda, SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmış, sosyo demografik ve ekonomik bilgiler ve anket soruları ile ilgili analizler yapılmış olup, ardından anket soruları ile siyasal pazarlama iletişimi faaliyetleri, bireylerin aile ve yakın çevreleriyle ve seçmen memnuniyeti ile bağlantılı olacak şekilde, seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlere ilişkin yorumlar ve çıkarımlar yapılmıştır. Çalışma, bulguların değerlendirilmesi ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerle tamamlanmıştır. Araştırma bulgularının İstanbul'da yaşayan seçmenlerin oy verme davranışlarının çeşitli istatistikler ve analizler sonucuyla nasıl ve ne şekilde değiştiğini ortaya koyarak, bu seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyebilecek stratejiler konusunda, siyasilere ve siyasal propaganda yöneticilerine yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile duygusal emek düzeyleri arasındaki ilşki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir Araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Araştırmada birinci bölümünde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemleri, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlar yer almaktadır. İkinci ve üçüncü bölümde kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalardan oluşmaktadır. Dördüncü bölümde araştırmanın modeli, evreni ve örneklemi, verilerin toplanması ve analiz edilmesinden söz edilmiştir. Beşinci bölümde elde edilen verilerin tablolara aktarılması sonucu oluşturulan bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Son kısım olan altıncı bölümde ise tartışma, sonuç ve önerilere yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak il merkezinde çalışan 936 ortaokul öğretmeni, araştırmanın örneklemini ise 370 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Örgütsel Politika Algısı Ölçeği" ve "Duygusal Emek Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada ölçek boyutlarının örnekleme uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin örgütsel politika algıları orta düzeydedir. Öğretmenlerin örgütsel politika algıları cinsiyetlerine ve okullarındaki öğretmen sayısına göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlere, kalabalık okulda görev yapan öğretmenler daha küçük okullardaki öğretmenlere göre daha yüksek politika algısına sahiptirler. Bununla birlikte öğretmenlerin örgütsel politika algısı kıdemlerine ve aynı okuldaki çalışma süresine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri cinsiyetlerine, kıdeme ve aynı okulda çalışma sürelerine göre derinden rol yapma boyutunda farklılaşmaktadır. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere, aynı okulda çalışma süresi daha fazla olan öğretmenlerin diğerlerine, daha kıdemlilerin daha az kıdemli öğretmenlere göre derinden rol yapma düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Okuldaki öğretmen sayısına göre öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri ise farklılık göstermemektedir. Yine araştırma sonucuna göre öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile duygusal emek düzeyleri arasında düşük bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Örgütsel Politika, Politik Davranış, Politik Algılama.
Şırnak'ta aşiretlerin sosyo-politik davranışları: Kurumsalcı bir perspektif
Bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları grup veya toplulukları inceleyen sosyal bilimler, birey-toplum ilişkisini anlamaya çalışmaktadır. Sosyal bilimlerde genellikle bir fikir birliğinden bahsetmek zordur. Çünkü toplumsal yaşamda bireyler, doğaları gereği öncelikle öznel (subjektif) yargılara sahiptir. Diğer yandan sosyal bilimlerde değer yargılarının olduğu da bilinen bir gerçektir. Böyle bir ortamda yapılan bir araştırmada, araştırmanın her yönüyle anlaşılması ve faydalı sonuçlara ulaşılması için araştırmacının olabildiğince tarafsızlığını koruyarak toplum-birey ilişkisini incelemesi gerekmektedir. Yine bu araştırmalarda toplumsal olanın daha iyi açıklanması için bazı toplulukların sahip olduğu "birey davranışlarını mobilize etme" kabiliyeti her yönüyle irdelenmelidir. Türkiye'de nüfusun belli bir kısmını oluşturan aşiretler hem sahip oldukları yapısal özellikleri hem de bireyleri mobilize etme kapasiteleri sebebiyle günümüzde önemlerini korumaya devam etmektedirler. Bu özelliklere sahip olan aşiret, aynı zamanda enformel kurallarla örülü bir sosyal kurumdur. Bu bağlamda bir sosyal kurum olarak aşiret, literatürde daha fazla çalışılmalıdır. Bu çalışmanın amacı kuramsal çerçeve ve aşiretlerin tarihsel gelişimlerinden yola çıkarak Şırnak'taki aşiretleri ve sosyal bir kurum olarak bu aşiretlerin sosyo-politik davranışlarını öğrenmektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda bölgedeki aşiretleri kapsayan bir alan araştırması ile aşiret enformel kurallarının, birey davranışını nasıl kanalize ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda hem katılımcılardan elde edilen bulgular hem de literatürdeki bilgiler eşliğinde çıkarım, öngörü ve beklentilere yer verilmiştir. Ayrıca sahip oldukları kurumsal fonksiyonlarla aşiretlerin gelecekteki statülerinin ne olacağı hakkında öngörülere ve analizlere yer verilmiştir.
Yükseköğretim örgütlerinde örgütsel demokrasi ile politik davranışlar arasındaki ilişki
Bu çalışmada, öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyi ile politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının belirlenmesi ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Ankara'da bulunan üç devlet ve üç vakıf üniversitesinde, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında görev yapmakta olan 283 öğretim elemanından veri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nicel teknikler ile analiz edilmiş ve ulaşılan bulgularda, öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyinin ve genel olarak politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının orta düzeyde olduğu; vakıf üniversitesinde çalışan öğretim elemanlarının devlet üniversitesinde çalışan öğretim elemanlarına göre örgütsel demokrasi algılarının daha yüksek, politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının ise daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyinin ve politik davranışlarla karşılaşma sıklığının kurumdaki hizmet süresi açısından farklılık gösterdiği saptanmıştır. Son olarak, örgütsel demokrasi ile politik davranışlar arasında orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu ve örgütsel demokrasinin, politik davranışlarla karşılaşma sıklığını yordadığı tespit edilmiştir.
Political marginalization of youth as a driver for violent extremism – examining the case of jordan
Jordan, wedged amid political unrest and conflict, has found itself a hub for extremism both domestically, and across its neighboring borders. Jordanian youth are at the forefront, engaging with radical and extremist groups. This case-study determines factors that motivate youth to join violent extremist groups, focusing on low-levels of civic engagement and youth participation in political life. Moreover, the study outlines the interventions needed to reduce the level of youth participation in violent and extremist groups. Finding that extremism is a multi-dimensional issue, the researcher draws on political, sociological, and psychological theories to explain the drivers and factors that may motivate youth to join violent and extremist groups in Jordan. This study found that a combination of factors led to increased radicalization in Jordan including external political unrest and instability due to conflicts in neighboring Syria and Iraq which lead to a spill-over effect influencing radicalization and the activity of extremist groups in Jordan. Domestically, the influence of Salafis increased, this coupled with high levels of corruption and increasing unemployment rate among youth has increased the vulnerability of youth to ideological and psychosocial radicalization. While these have been found to largely make the country more vulnerable to radicalization, the study found that governance and democracy are key in minimizing extremism, and in the prevention of violent groups in Jordan. To counterextremists efforts Jordan needs to create programs that integrate social education aimed at the economic and social development of youth to minimize and rid of existing groups Keywords: Violent Extremism, Rational Choice Theory, Jordan, Political Participation, Youth.
Ortaçağ sünni islam teolojisinde siyasal otorite sorunu
Bu çalışmada, Ortaçağ Sünni İslam teolojisinde siyasal otorite sorununun, hilafet kuramlarında nasıl ele alındığı sergilenmeye çalışılacak ve bu bağlamda Sünni-İslam teologlarının siyasal öğretileri incelenip, onların mirasının etkileri değerlendirilecektir. Siyaset, İslam toplumunun gündemine Muhammed'in ölümünün ardından, özellikle de siyasal otorite sorunu bağlamında yerleşmiştir. Söz konusu sorun, Sünni-İslam düşünce geleneği çerçevesinde hilafet (halifelik) kuramlarında çözümünü bulmuştur. Hilafet kuramı, normlarını ve toplumsal organizasyonun ilkelerini İlahi Yasa'dan çıkarsayan, dolayısıyla vahye dayalı bir hukuk sistemi olan Şeriat'in, siyasal alandaki hakimiyeti varsayımına dayanmaktadır. Bu bağlamda Sünni İslam teologları ideal bir İslam devletinin kendileri üzerinde tesis edileceği siyasal ilkeleri oluşturmaya çalışmışlardır. Ancak öte yandan hilafet kuramları Abbasi döneminde, yani ideal olanla siyasal gerçekliğin birbirine tekabül etmediği bir dönemde üretilmiştir. Bu nedenle bir yandan ideal bir İslam devletinin ilkelerini oluşturmaya çalışan Sünni İslam teologları, diğer yandan Abbasi dönemindeki mevcut siyasal rejimi meşrulaştırmaya çalışmışlardır. Başka bir deyişle, onlar, siyasal iktidarın eylemlerini, taleplerini ve icraatlarını din aracılığıyla meşrulaştırmışlardır.
Türkiye'de siyasi kredi döngüleri ve ekonomik oy verme
This thesis contributes to the study of economic voting, financialization, political credit cycles, debt-financed consumption behavior and political polarization in Turkey. First, First, it introduces the concept of selective accountability to highlight a key distinction between the political fortunes of President Erdoğan and the ruling AKP, showing how voters differentiate between his leadership and the party's performance. Selective accountability, driven by polarization and political interests, helps explain why Erdoğan maintains his position despite AKP's vote losses. Second, the thesis asserts that voters' economic decisions in Turkey are significantly impacted by pre-election credit expansions, referred to as political credit cycles. It posits that reduced interest rates and credit expansion provide immediate financial relief to indebted or hand-to-mouth households, thereby mitigating the adverse effects of inflation on voter behavior. The empirical analysis examines the relationship between personal credit card (PCC) debt and voting behavior during the 2018 and 2023 concurrent presidential and parliamentary elections. By analyzing city-level data, it suggests that voters' propensity to reward or punish government is influenced by changes in interest rate expenditures and credit availability. The findings indicate that support for the AKP was more resilient in provinces with higher levels of PCC debt, suggesting that voters rewarded the party for reducing their financial burdens through lower interest rates and expanded credit availability. Furthermore, the thesis contributes to the discussions on how credit market interventions can serve as private alternatives to public welfare in weak welfare states.
Siyasi ideolojilerin okuma davranışları üzerinde etkisi
Bu araştırma, okuyucuların siyasi ideolojilerinin kitap okuma davranışlarını nasıl etkilediğini, tüketici davranışları disiplini ve işletme bilimi perspektifiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Tez, okuyucuların kitap sektöründeki tüketim kalıpları ile siyasi ideolojileri, siyasi tutumları ve siyasi kimlikler arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Tezin ilk bölümünde siyasi ideoloji ve ilgili teoriler tarihselci yaklaşımla incelenerek muhafazakârlık, sosyalizm, liberalizm ve milliyetçilik kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. İkinci bölüm, kitap endüstrisinin ve yayıncılığın tarihsel gelişimini ve mevcut durumunu analiz etmeye, özellikle de tüketici olarak okuyucuları anlamaya odaklanmaktadır. Bu bölümde Türkiye'de ve dünyada kitap üretimi ve tüketimine ilişkin veriler analizler sunulmaktadır. Son olarak kitap okuma davranışları ve ideolojiler arasındaki ilişkiyi araştırmak üzerine geliştirilen nitel araştırmanın bulguları sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuma Davranışları, Siyasi Ideoloji, Kitap Endüstrisi, Kitap Sektörü, Okuma Alışkanlıkları, Siyasi Tutumlar, Siyasi Kimlikler
Kadın seçmenlerin oy verme davranışları üzerinde etnisite etkisi: Sivas ili örneği
Bu çalışma, özelliği gereği Siyaset Bilimi, Halkla İlişkiler, Siyasal İletişim alanlarının en çok üzerinde durduğu meselelerden biri olan oy verme davranışlarını etkileyen temel faktörler üzerinde durmaktadır. Meselenin doğru ortaya konulabilmesi için ilk önce seçmen davranışlarını oluşturan temel teorilerin ifade edilmesi bir zorunluluk olarak görülmüştür. Bu temel teorilerden hareketle; Sosyolojik Yaklaşım (Columbia Ekolü) ve Sosyo Psikolojik varsayımlara dayanarak değişkenler içerisinden etnisite kavramı ve kadın seçmenler ele alınmıştır. Sosyolojik yaklaşıma göre, politik tercihlerin belirlenmesinde sosyal özellikler ve bölünmeler belirleyici rol oynar. Seçmenlerin dinsel, etnik ve mesleki farklılıkları sosyal bölünmelerin temel kaynağıdır. İnsanlar yeryüzünde var olduğu günden beri daima toplu halde yaşamışlardır. Tüm sosyolojik analizler tarih süreci boyunca göstermiştir ki bireyler tek yaşayamamakta ve bir topluluğa ihtiyaç duymaktadır. Toplu halde yaşayan insanların, hem kendi aralarındaki düzeni, hem de diğer topluluklarla aralarındaki düzeni sağlayacak bir düzenleyiciye ihtiyaçları vardır. Toplumun içerisin de diğerlerine baskın gelen, bilgi ve becerileri ile onların üzerinde bir otorite oluşturan ve ayrıca topluma yön verebilen insanlar lider olarak ortaya çıkmaktadırlar. Lider, diğer insanlarla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır. Hiç kimse tek başına ve kendi kendine lider olamaz. Lider olan kişi bir sosyal grubun bir parçasıdır. Toplum ve grup içerisinde bazı kişiler daha baskın olabilir. Önemli konularda bu kişilerin etkinliği devam ederse, muhtemelen bunlardan biri lider olur. Ancak kişiyi lider yapan durumun gerekçeleri değişirse, lider de değişebilir. Her zaman en etkin kişi de lider olamaz. Diğer bir söylemle lideri durum da tayin edebilir (Şerif, 1996: 211). Koşullar dikkate alındığında liderlerin seçimi, yalnız siyasal erklerin belirlenmesi açısından önem arz etmemekte olup, aynı zamanda toplumsal yapının analizi açısından da siyaset bilimi, halkla ilişkiler gibi birçok ana bilim dalının ilgisini çekmektedir. Çalışmanın konusunu etnisite kavramı teşkil etmektedir. Bu kavram İnanç, ideoloji, geçmiş dönem çalışmaları ve eşten etkilenme gibi değişkenler göz önünde bulundurularak açıklanmaya çalışılmıştır.
The trade unions during the February 28 period
TRADE UNIONS DURING THE FEBRUARY 28 PERIOD Zengin, Ülkü Nur Msc., Department of Political Science and Public Administration Supervisor : Prof. Dr. Şükrü Karatepe February 2016, 138 pages The February 28 coup, was recorded in the political history of Turkey as a "post-modern military coup". This feature of the February 28 has to do with differences in its conduct, as compared to the previous military coups. In contrast to the usual conduct of the coups, the February 28 coup was carried out while the military remained at the barracks, without use of weapons and without taking ower the political power. Instead, various societal actors that are called as "unarmed forces" were mobilized to exert pressure over the government which was ultimately forced to quit. In this thesis, the discourse and activities of the trade unions were studied during the process when the February 28 coup took place. Particularly, attitudes and activities of the worker and employer trade unions which were included in the social bloc, called as the 'Gang of the Five' were analyzed within the framework of relationships between trade unions and politics. Türk-İş and DİSK were taken as examples of worker trade unions, while TİSK was choosen as the representative of employer associations. In the thesis, it is concluded that, support provided by the trade unions, existence of which depends on a functioning democracy, to the anti-democratic process of the February 28 is a paradox. At this period, trade unions behaved ideologically and in contrast to their raison d'etre which is defending and promoting rights of their members. . Keywords: February 28, trade unions, 'Gang of the five', TÜRK-İŞ, DİSK, TİSK, TESK, TOBB
Günümüz Türkiye'sinde Osmanlı geçmişinin siyasi amaçlarla kullanıl-ması: 'Diriliş: Ertuğrul' örneği
The Ottoman past of Turkey has always been a source of nostalgia in Turkish political history. In contemporary Turkey, the use of the Otto-man past goes beyond nostalgia and has become the central feature of neo-Ottomanism. As an ideology of adopting Turkey's political and cul-tural Ottoman legacy, the concept of neo-Ottomanism was first used during the Turgut Özal period and has been revived under the rule of the Justice and Development Party (AKP). The objective of this research is to find out the characteristics of contemporary neo-Ottomanism. A television series about the father of the founder of the Ottoman Empire, "Diriliş Ertuğrul", is analyzed in pursuit of this objective. Because the series is aired on a television channel of the state-owned Turkish Radio and Television Corporation (TRT) and is explicitly endorsed by the political elite, it represents neo-Ottomanism as a political ideology. As a result of the analysis of contemporary mass media in Turkey, it can be said that neo-Ottomanism which is represented in "Diriliş Er-tuğrul", imagines a morally superior Turkish-Islamic nation and regards Turkey as a great power that protects the Islamic World.
Siyasal tutumları oluşturan ve değiştiren faktörler: Muğla örneği
Birey kavramı açılımları ve siyasi önemi açısından; günlük dilde oldukça geniş bir anlam ifade etmesine rağmen genellikle ihmal edilmekte ve tek bir insan olarak algılanmaktadır. Ancak kavram tek bir insandan fazlasını içermektedir. Bireyler yaşadığı çevresindeki varlığını ve etkinliğini kanıtlama ihtiyacı duydukları için doğdukları andan itibaren başta aileleriyle başladıkları daha sonra ise genişleyen çevreleri doğrultusunda tutumlarını belirlemektedir. Bireylerin zaman içerisinde değişen ve değişmeyen tutumları oluşabilmektedir. Siyaset alanında bireyin rolü büyüktür. Birey varsa siyaset vardır. Bu anlamda siyasetin psikolojisini ele almak büyük önem taşımaktadır. Çünkü bireyin psikolojisi siyasi davranışlarını, tutumlarını ve katılımlarını etkilemektedir. Siyasi katılımdaki tutumları değiştiren farklı nedenler vardır. Bireyin karakteristik özellikleri doğrultusunda belirlediği tutumlar dışında cinsiyetinin, yaşının, eğitiminin, mesleğinin, medya ve kitle iletişim araçlarının yani çevresinin etkisiyle belirlediği ve değiştirdiği tutumları da bulunmaktadır. Geniş bir alanı kapsayan siyaset alanında siyasal tutumları inceleyebilmek adına öncelikle siyasal katılım kavramı incelenmelidir. Çalışmada da buna önem verilmiş, siyasal katılım sonrasında siyasal tutumlar incelenmiştir. Çalışmayı desteklemek amacı ile de Muğla ili ölçeğinde anket yapılmıştır. 2019 Yerel Seçimleri örnek alınarak siyasal tutumların oluşumu ve değişiminde etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı bir yöntem benimsenmiştir. Hedef kitlenin belirlenmesinde rassal yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Tutum, Siyasal Katılım, Birey, Demokrasi, Muğla
Algılanan örgütsel politikanın işe yabancılaşma ve kariyerizme etkisinde politik yeteneğin düzenleyici rolü
Bu çalışmada, algılanan örgütsel politika, politik yetenek, işe yabancılaşma ve kariyerizm arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, örgütsel politika algısının işe yabancılaşma ve kariyerizme etkisini belirlemek ve bu ilişkide politik yeteneğin düzenleyici rolünü tespit etmektir. Araştırma, Malatya ilinde bulunan özel ve kamu bankalarında çalışan 260 beyaz yaka çalışanı üzerinde yürütülmüştür. Veriler anket yöntemiyle toplanmış ve SPSS 22.0 ile AMOS 26.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, örgütsel politika algısının kariyerizmi anlamlı, orta düzeyde ve pozitif yönde, işe yabancılaşmayı anlamlı yüksek düzeyde ve pozitif yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. İşe yabancılaşma ve kariyerizm ilişkisinde anlamlı, yüksek düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Politik yeteneğin, örgütsel politika algısı ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol oynadığı belirlenmiştir. Örgütsel politika algısı ile kariyerizm arasındaki ilişkide politik yeteneğin düzenleyici bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Politika Algısı, Politik Yetenek, İşe Yabancılaşma, Kariyerizm
Muhalefet yıllarında İsmet İnönü: 1950-1960
Çalışmada, çok partili siyasal hayata geçiş sonrası 1950 Genel Seçimlerini kaybedip, ?Benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir? diyen Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Adamının, muhalefet yıllarında izlediği politika incelenerek, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin bir dönemine ışık tutmak amaçlanmıştır.Tarih, yalnızca okunmakla, bilinmekle değil, değerlendirmeler ve bu değerlendirmelerden çıkarılacak derslerle önem kazanmaktadır. Önce asker sonra da siyasetçi olarak ülkesine hizmet veren, çok partili siyasal hayatın kurulmasına doğrudan etki eden İsmet İnönü'nün, muhalefet konumuna geçtikten sonra zor şartlar altında verdiği demokrasi ve partisini ayakta tutma mücadelesinin irdelenmesi, demokrasimizin emekleme devresindeki iktidar-muhalefet ilişkilerinin çözümlenmesi ve demokrasinin de doğru yorumlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Hukuki, siyasi ve demokratik boyutlarıyla Türkiye'de elektronik seçimin uygulanabilirliği
Seçimler, demokrasinin en önemli unsurları arasındadır. Bu nedenle seçimlerin uygulama süreci oldukça dikkat gerektiren bir meseledir. Bu çalışmada demokrasi konusu temel alınarak, seçim konusunda gerekli tüm detaylara yer verilmeye çalışılmış olup demokratik seçimlerin tanımı, kapsamı ve işleyişi ile seçim sistemleri enine boyuna aktarılmıştır. Daha sonra e-seçim'e giden süreçte teknolojinin topluma aktarılmasında önemli rol oynayan kavramlar incelenmiştir. Sonrasında e-seçim açısından önemli bir rol model olan e-devlet projesi uygulama ve işlevselliği açısından aktarılmıştır. Diğer bölümde e-seçim tanımı yapılarak, kısa tarihçesinden bahsedilmiştir. E-seçim sürecinin uygulamaya geçilmesi açısından önemli görülen boyutlardan bahsedildikten sonra e-seçim konusunda deneyim göstermiş ülkeler ele alınmıştır. Sonraki bölümde e-seçim sürecinin güvenilirlik bağlamında incelemesi yapılmıştır. Türkiye'de mevcut olarak kullanılan "Seçsis" uygulaması aktarıldıktan sonra iki farklı model incelenmiştir. İlk model incelemesinde Havelsan tarafından geliştirilen, fakat uygulamaya alınmayan e-sandık projesi ele alınmıştır. Bu proje belirli bir yerde yapılan e-seçim modeli türüne uygun olarak yerli ve milli yazılımla hazırlanmıştır. Proje ciddi uğraşlar sonucu yapıldığı ve uygulanması sonucunda seçimlerde hızlı sonuçların alınması, mükerrer oyların engellenmesi, güvenlik sağlanması, ekonomik tasarruf sağlanması vb. birçok faydayı da beraberinde getirmesi olası görülmektedir. Diğer model incelemesinde blockchain teknolojisi tabanlı e-seçim sistemi ise internet üzerinden yapılan oylama modeline uygun olarak alternatif bir uygulamadır. Bu teknoloji tamamen güvenlik odaklı ve merkeziyetsiz yapısı ile toplumun güven sorununu çözebilecek kabiliyettedir. Tüm bu bahsedilen konular ekseninde çalışmanın temel amacı Türkiye Cumhuriyeti özelinde e-seçimin uygulanması ile ortaya çıkacak problemlere hem çözüm önerileri sunmak hemde bir yol çizmek maksatlıdır. Şayet Türkiye'de e-seçim uygulanırsa teknolojinin iyi sentezlenmesi ve topluma aşılanması önemli görülmektedir. E-seçim ve teknoloji ayrılmaz bir parçadır.
20. yüzyıl siyasetinin klasik tarzda şiir yazan şairlere etkileri
Türkiye'deki 20. yüzyıl siyasi haraketliliğinin edebi yaşantıyı epeyce etkilediği muhakkaktır. Savaşların, fikir hareketlerinin ve siyasi karakterlerin edebi eserlerde çeşitli yönleriyle kendisini göstermesi özellikle de Türk şiirinde siyasi imge olarak karşımıza çıkması bize siyasi dönemin çarpıcılığını yansıtmaktadır. II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte her alanda ortaya çıkan özgürlük ortamı edebiyatta da kendisini göstermiş, şairlerin çoğu siyasi şiirler kaleme almışlardır. Özellikle istibdat devrine karşı kin ve nefret duyan şairler şiirlerinde Abdülhamit ve onun dönemine karşı en ağır hakaretleri kullanmaktan geri durmamışlardır. İttihat ve Terakki'nin yönetimi ele almasıyla birlikte kendileri için övgü dolu şiirler kaleme alınmış, şairlerin nazarında Devletin Yeni Kurtarıcıları ve Hürriyetin Müsebbibleri olarak telakki edilmişlerdir. Ancak bu olumlu hava fazla uzun sürmeyecektir. Siyasi başarısızlıklar şiire de tesir etmiş ve İttihat ve Terakki de bundan nasibini almaya başlamıştır. Devletin kurtarılması uğruna ortaya çıkan fikir hareketlerinin de pek bir faydası olmamıştır. Tüm bu hengâmeler şiire yeni kavramlar getirmiş, Türk Bayrağı, Mehmetçik, Vatan Sevgisi gibi temalar çoğu şair tarafından ele alınmıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni bir ivme kazanan Türk şiirinin bünyesine yeni siyasi kavramlar yerleşmiş, muhteva ve şekil konusunda da değişikliğe gidilmiştir. Bu kavramların başında Atatürk gelirken onun armağan ettiği Yeni Türkiye ve diğer kazanımlar şiirde epeyce kendisine yer bulmuştur. Atatürk'ü siyasi tema olarak ele almayan şair ise çok azdır. Ayrıca Türkçülük İdeolojisi de bu devrenin önemli unsurlarından birisi olarak göze çarpar. Anahtar Kelimeler: 20. Yüzyıl, Siyaset, Şair, Şiir
Okullardaki örgüt kültürü ile politik taktikler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okullardaki örgütsel kültür ile politik taktikler arasındaki ilişkinin incelenmesi Bu araştırmada, öğretmenlerin sahip oldukları örgütsel kültür algıları ile politik taktik algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 512 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Örgütsel Kültür Ölçeği ve Politik Taktikler Ölçeği ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişkiyi ortaya koymada Pearson Korelasyon testi ve bir değişkenin diğer değişkeni yordayıp yordamadığının tespiti için regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenler okullarda sırasıyla en çok görev kültürünü, destek kültürünü, başarı kültürünü ve bürokratik kültürü algılamaktadırlar. Algılanan örgütsel kültüre ilişkin öğretmen görüşleri; örgütsel kıdem ve cinsiyet değişkenlerinde anlamlı bir farklılık göstermezken, mesleki kıdem değişkeninde anlamlı farklılık ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerin politik taktik algılarında sırasıyla en çok izlenim (etki) yönetimi, koalisyon oluşturma, çevre oluşturma (ağ Kurma), kendini sevdirmeye çalışma, mecburiyeti (bağımlılığı) arttırmak, suçlu arama ve bilgi yönetimi belirlenmiştir. Algılanan politik taktiklere ilişkin öğretmen görüşleri cinsiyete ve örgütsel kıdeme göre çevre oluşturma (ağ kurma) alt boyutunda anlamlı farklılık göstermezken, mesleki kıdem ve örgütsel kıdemin diğer alt boyutlarında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel kültür ve politik taktikler algıları arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel kültürün, politik taktik davranışlarını yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Politik Davranış, Politik Taktik, Örgütsel Kültür, Okul Kültürü, Öğretmenler
Türkiye'de siyasal reklamların dönüşümü: 1983-2018 dönemi genel seçimleri üzerine bir araştırma
Seçmenler, seçim süreçlerinde oy verme davranışlarını sergilerken mutlaka dolaylı olarak veya doğrudan kimi faktörlerden etkilenmektedirler. Siyasal tercihlerini şekillendiren bu faktörlerden biri ve en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz medyadır. Medyanın kişiler üzerindeki yansımalarını ortaya koyan birçok araştırma da kanıtlamıştır ki, bireylerin herhangi bir konuda veya durumda kanaat oluşturabilmeleri için, davranış ve tutumlarının şekillenmesi için ve aynı zamanda tercihlerinin belirlenmesinde medyanın etkisi yadsınamayacak bir nitelik taşımaktadır. Bu aşamada bireylerin siyasal tercihleri de etkilenen konular arasında yerini almaktadır. Seçmenin siyasal tercihlerinin belirlenmesinde medyanın etkisi var olmakla birlikte aynı zamanda daha da derinleştirilecek olunursa siyasal reklamlar ve kampanyaların da katkı boyutu bir hayli fazladır. Türkiye'de siyasal partiler genel ve yerel seçimlerde siyasal reklamları seçim dönemlerinde yoğun bir şekilde kullanarak seçmen davranışlarını değiştirmeye çalışmaktadırlar. Siyasi partilerin iktidar ya da muhalefet konumu siyasal reklamların içeriğini de etkilemekte, bu çerçevede negatif veya pozitif siyasal reklamlar partilerin konumlarına göre kullanılabilmektedir. Siyasal reklamlar genel olarak tarihsel bir süreç bağlamında analiz edildiğinde ülkenin o güne dair genel sorunlarını, siyasal partilerin bu sorunlara karşı çözüm önerilerini, siyasal partilerin o günün koşullarında kullandıkları stratejileri ortaya koyduğu gibi siyasal reklam uygulamalarının da kreatif yönünü de gösterebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de siyasal partilerin genel seçimlerde siyasal reklamlarının uzun dönemli analizi yapılarak, süreç içerisinde siyasal reklamlarda ne tür değişimler yaşandığı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de 1983-2018 yılları arasında yapılan genel seçimlerde siyasal partilerin siyasal reklamları farklı boyutlarıyla analiz edilmiştir. Bu çalışma kapsamında içerik analizi yöntemi uygulanarak, 1983-2018 yılları arasında yapılan 11 genel seçimde siyasal partilerin siyasal reklamları elde edilen bulgular çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, siyasal partiler 1983-1999 arasında gerçekleşen beş genel seçimde negatif siyasal reklamlara daha fazla yer verirken, 2002 genel seçimlerinden sonra pozitif siyasal reklamlar daha fazla kullanılmıştır. Negatif siyasal reklamları partiler genellikle imalı karşılaştırma bağlamında kullanmışlardır. Siyasal reklamlarda duygusal çekicilik daha fazla tercih edilerek seçmenlerin duygu dünyasına hitap edilmeye çalışılmıştır. İncelenen süreç içerisinde siyasal partilerin siyasal reklamlarda kullandıkları konular arasında ekonomi, kalkınma ve terörle mücadele ilk üç sırayı almaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Siyasal Kampanya, Reklam, Seçmen, Siyasal Parti, Dönüşüm, Değişim, Genel Seçimler, Siyasal Davranış, Türkiye'deki Genel Seçimler.
Türkiye'de üniversite gençliğinin siyasal katılım durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine bir uygulama
Bireylerin bir toplumda siyasi bilgi ve değerleri veya siyasi davranışları kısacası siyaseti öğrenme süreci siyasal toplumsallaşma ya da siyasal sosyalleşme olarak tanımlanabilmektedir. Bireyler siyasal toplumsallaşma sürecinde siyasal sistem hakkında bilgi edinmeye ve tavır almaya başlarlar. Bireylerin aldıkları bu tavır bazen olumlu bazen ise olumsuz yönde olabilmektedir. Bu tavır, kendini siyasal katılım olarak göstermektedir. Bireyler siyasal sistemden duyduğu rahatsızlığı belirtmek ya da siyasal sisteme karşı oluşturduğu sempatiyle siyasal sistemin devamlılığını sürdürmek amacıyla siyasal katılım gösterirler. "Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Siyasal Katılım Durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Uygulama" adlı bu çalışma, üniversite gençliğinin siyasal eğilimlerinin olup olmadığı, siyasal katılım düzeylerini, siyasal katılım biçimlerini, siyasal ilgilerini ve siyasal katılımlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler, ilk önce teorik bilgiler ışığında literatür taraması yapıldıktan sonra 500 öğrenciye anket uygulanarak elde edilmiştir. Ankette, bağımsız değişkenler olarak "ailenin gelir düzeyi", "baba mesleği", "yerleşim yerinin büyüklüğü", ve "kitle iletişim araçları" gibi değişkenlerin bağımlı değişken olan "siyasal katılım" üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan birinci bölümde siyasal kültür ve siyasal toplumsallaşma üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde siyasal katılım ve siyasal katılımı etkileyen faktörler ele alınmış, ayrıca Türkiye'de gençlik hareketlerine değinilerek gençlerin siyasete olan ilgisine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise alan araştırması ile elde edilen bulgular sergilenmiş, veriler tablolaştırılarak gösterilmiş, sonuç ve değerlendirme ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Siyasal Toplumsallaşma, Gençlik, Siyasal Katılım, Oy Kullanma
The influence of political ties on firm outcomes under political hazard conditions: A longitudinal research on the Turkish electricity industry between 2004 and 2015
Corporate Political Ties (CPTs) play a key role in firms as their non-market activity. Thus, the corporate political tie has received considerable attention in recent years. In these studies, the political connections of firms are classified as formal and informal connections. This classification, on the other hand, based on the economic developmental level of the countries in general. Accordingly, while formal connections prevail in the developed countries, informal connections are typical for the developing countries in which crony capitalism is dominant. However, this economic-based view oversimplifies the nature of CPTs. On the other hand, a growing body of evidence suggests positive, negative and mixed values of the CPTs for the firms. In general, it has been showed that CPTs' positive effects on firm outcomes may change into negative in regard to contextual, organizational or market factors. These studies are generally conducted in the countries which experience a transition in the economy or an unexpected change in the political actors. However, no known empirical research has focused on the impact of ties on firm outcomes in a context in which the change in the political environment occurs incrementally. The principal objective of this project, therefore, to investigate the nature of political connections from a macro institutional perspective and the CPT-firm outcome relation in a political environment where the change occurs gradually. This study provides a novel approach to explore the context-specific nature of CPTs by considering the macro determinants in the Turkish electricity sector between 2004-2015. Relatedly, the results show that within a state-dependent framework CPTs have two structural dimensions namely tie-intensity and tie-depth. The principal finding of this research is that, while tie-intensity have a positive effect on firm outcomes, its impact turns into negative with the empowerment of the ruling party. Furthermore, tie- depth's impact is positive when the ruling party increases its political power, otherwise, it doesn't have a significant effect on firm outcomes. The present results support the mixed value of CPTs with its contribution that, this contingency not only depends on the radical changes of political environment or transitions in the economy but also on the incremental changes in the environment. Furthermore, it has been shown that the dimensional structure of CPT also influential on the mixed value of CPTs. Key words: non-market activities, corporate political ties, national business system, statedependent business system
Yükseköğretimdeki gençlerin gözünden gençlerin apolitikliği
Gençler bir yandan apolitik ve ilgisiz olarak nitelendirilmekte bir yandan da politik ve siyasal katılım sağlayan bir kitle olarak görülmektedir. Bu araştırmanın amacı; gençlerin siyasal katılımıyla ilgili kendi görüşlerini, taleplerini ve önerilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla nitel araştırma deseni kullanılarak katılımcılarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, tematik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu bağlamda bulgular dört ana başlıkta ele alınmıştır: gençlerin siyasetle ilişkisi, gençlerin siyasi katılımları önündeki kısıtlayıcı faktörler, gençlerin kaygıları ve gençlerin siyasi katılımı arttırmaya yönelik önerileri. Katılımcılardan siyasetle ilişkilerini tanımlarken kendilerini apolitik olarak nitelendirenler olsa da çoğu, katılımın farklı yolları ve yorumları olduğunu ifade etmiştir. Katılımcılar için gençlerin siyasi katılımı önündeki kısıtlayıcı faktörler şu şekildedir: siyasetin günümüzdeki imajı, toplumsal alanda oluşmuş kutuplaşma, siyaset aracılığıyla değişim oluşturulabileceğine inanmama ve toplumun gençlere yönelik bakış açısı. Son olarak katılımcılar; gençlerin siyasi katılımlarını artırma amacıyla yöneticilere ve gençlere yönelik görüşlerini, taleplerini ve önerilerini dile getirmişlerdir. Tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde gençlerin çoğunun apolitik değil siyasal sistem tarafından kabul edilmediği, etki edemediğini düşündüğü ve siyasi katılım yollarında çeşitli kısıtlayıcı faktörlerle karşılaştığı için depolitize olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de siyasal İslam'ın yükselişine farklı yaklaşımların tarihsel ve kültürel bir perspektifle değerlendirilmesi
Türkiye'de dinin toplumsal, ekonomik ve siyasal hayatta artan önemi nasıl anlaşılmalıdır? Hâlihazırda, Türkiye'deki literatürde bu soruya yanıt veren düşünce akımları bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı ise belli bir kuramsal çerçeve ile açıklama sunar. Bu tez, yukarıdaki soruya dört farklı teorik çerçevenin verdiği yanıtların değerlendirilmesinden oluştu. Değerlendirdiğimiz yaklaşımlar sırası ile "modernleşmeci yaklaşım", "merkez-çevre yaklaşımı", "siyasal İslam'ı pasif devrim kavramıyla açıklayan yaklaşım" ve "sınıfsal yaklaşım" oldu. Her bir yaklaşımın aynı soruya verdiği cevaplar birbirinden esaslı farklılıklar barındırır. Biz bu tezde farklı yanıtları birbiriyle kıyaslayıp bir sonuca ulaşmaya çalıştık. Sonuçta, Türkiye'de siyasal İslam'ın yükselişi hakkında, "sınıfsal yaklaşım" olarak adlandırdığımız, tarihsel ve kültürel bir analiz yapan çalışmaların diğerlerine göre daha güçlü bir açıklama sunduğuna ulaştık. Bu sonuca ulaşmamızın temellerinde E. P. Thompson'ın "tarihsel ve kültürel sınıf analizi" yer almaktadır. Thompson, tarihsel süreci açıklarken gerçeklik ile teori arasında esnek bir bağ kurmaktan yanadır. Tarihsel süreçleri dinamik bir model ile açıklamaya çalışır. Ele aldığı temel mekanizma kapitalizmdir. Ona göre kapitalizm, eş zamanlı olarak ekonomik, kültürel ve ahlaki bir sömürü üzerine temellenmiştir. Kısacası sınıfsal yaklaşımın içinde de bu değerlendirmeye yakın çalışmalar bulunmaktadır. Siyasal İslam'ın yükselişi bu çerçevede tarihsel bir olgu olarak ele alınır. Buna göre Türkiye'de siyasal İslam, her tarihsel dönemin hakim ideolojisiyle alışveriş içinde olmuştur. Siyasal İslam, temelde post-fordizmin kültür ve dine yönelik şekil alması sonucunda yükselmiştir. Sonuçta siyasal İslam da kültüre ve dine yönelik şekil alan neo-liberalizme uyum sağlamıştı.