Painting art

754 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dışavurumcu üretim biçimi olarak Ünal Kuş'un resimleri

Dışavurumculuk akımı birçok disiplini kapsarken, en güçlü ifade biçimlerine görsel sanatlarda ulaşmıştır. Dışavurumculuk yalnızca bir akım değil, aynı zamanda insanın iç dünyasıyla ilgili olan bir dünya görüşüdür. Bu görüşle doğanın ve toplumun subjektif bir gerçekle yansıtılması savunulmuştur. Dışavurumcu biçimsel ve içeriksel özellikler daha çok sanatçının duygularıyla gelişen, yoğun renk, karşıt değerler ve deformasyonlarla yapılanmıştır. Dışavurumculuk kavram ve tarihsel gelişiminin de incelendiği bu tezin amacı Ünal Kuş'un dışavurumcu üretim biçimi olarak resimlerini incelemektir. Dışavurumculuk akımı ve Ünal Kuş'un resimlerine ilişkin veriler, literatür taraması, sanatçıyla görüşmeler ve gözlem yöntemleriyle elde edilmiştir. Dışavurumculuk ve tarihsel gelişimi bağlamında yapılan incelemelerde ele alınan birçok resim, Ünal Kuş'un resimlerinin plastik çözümlemesine destek olacak biçimde seçilmiştir. Bu çalışmada, Ünal Kuş'un sanat serüveni, resimsel tavrı ve Dışavurumcu üretim biçimi bağlamında ele alınan Bisikletli Kız, Cesur İlişkiler, Diyalog resimlerinde plastik çözümlemeler yapılmıştır. Resimlerinde birçok sembol kullanan sanatçının çizgileri, duygularını aktarabilmesi adına, anlatım aracı olmuştur. Sanatçının kullandığı renkler, kompozisyon tercihleri ve biçimsel deformasyonlar ise duyguları ifade eden simgelere bağlı olarak ruhani tepkilerle gelişmiştir. Bu gelişim resmin teması ve sanatçının öznel yaklaşımıyla, içgüdüye dayandırılmıştır. Bu çalışma sanatçının, bulunduğumuz dönemde figür ve nesneleri sanatın diliyle, dışavurumcu yaklaşımının ortaya koyulması ve sanatçı hakkında bugüne kadar kapsamlı bilgilere rastlanmaması açısından literatürdeki eksikliğin giderilmesini sağlayacaktır.

EkspresyonizmKuş, ÜnalPlastik çözümleme+2
Endam Yener
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatı bağlamında disiplin aşırılığın bir göstergesi olarak mekan

20. yüzyılda bilimsel ve kültürel gelişmelerle yaşanan değişimlerin etkisiyle, sanat disiplinleri arasında yeni durumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni durumlar 'disiplinlerarası', 'multidisipliner' ve 'disiplinaşırı' gibi terimler ile tanımlanmaktadır. 20. yüzyılda sanat pratiklerinin birbirleriyle olan ilişkileri, disiplinlerarası yapılara zemin hazırlamış ve multidisipliner üretme biçimlerinin oluşmasını sağlamıştır. Bu ortamlararası yapılar birçok akımın ve hareketin etkileşimleri sonucunda ortaya çıktığı görülür. Disiplinlerarası yapıda sanatçı birçok disiplinden yararlanarak tek bir sanatçı odaklı çalışırken, multidisipliner yapıda farklı disiplinden kişilerin iş odaklı üretimi ve etkileşimi söz konusudur. Bugün üretilen her şey, kendi disiplininin sınırını aşan bir noktada olup, başka alanların olanağını içinde barındıran ve pratiğinde uygulayan yapıya sahiptir. Disiplinaşırılık, bir disiplin odağında diğer disiplinlerin o odak içerisinde ya da sürecinde doğrudan gösterimine dayanır. Sürekli yeni medyumların eklenmesiyle birlikte resim sanatının bir disiplin olarak varlığı, çeşitli disiplinlerin medyum olarak katılımı ile disiplinaşırı bağlamlara uğramakta ve günümüz sanatında disiplinlerin ortaya koyduğu işler, disiplinaşırı olarak bakmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, yapısal bir araştırma olarak; resim sanatı ile mekân kavramı arasındaki yapısal ilişkiyi, disiplinaşırılık kavramı üzerinden bir bağlam kurulmaya çalışılacaktır. Araştırmada mekân kavramı resim sanatı bağlamında ele alınacak, disiplinaşırılığın bir göstergesi olarak varlık tabakaları ortaya konmaya çalışılacaktır. Bu araştırma bağlamında mekân kavramı, resim sanatı bağlamında incelenecek olan çalışmanın paradigması olacaktır. Günümüzde artık sanatçı (ressam), resim temelli yola çıkarak bir mimarinin, sesin ya da dijital teknolojilerin olanağında resimsel üretimler yapabilmektedir. Farklı algı aralığında yer alan medyumlar artık resmin içinde bir yer işgal etmeye başlamaktadır. Bu konuda çeşitli disiplinlerin çoklu algı ve çoklu zekâ gibi kavramlarla, bu duruma kendi perspektiflerinden baktıkları görülmektedir. Sanatçı artık nesnel dünyanın sunduklarına eşit bir uzaklıkta yer alır. Kendi pratiğinin öz nitelikleri dolayımında bir mekânı ya da bir metni kendi pratiğinden bakışla kurabilir. Resim pratiğinden mekâna bakıldığında hala resimden söz edilebilir noktada olunduğu görülmektedir. Bu araştırmada, mekân olgusunu resim sanatı bağlamında bir disiplinaşırılık olarak ele almak ve resim disiplini olanağında mekânı bir aşırılık olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aşırılık, sanatçının kendi algı aralığının olanağı olan medyumun aşılması anlamına da gelmektedir. "Resim Sanatı Bağlamında Disiplinaşırılığın Bir Göstergesi Olarak Mekân" başlıklı çalışmada, resim sanatı çerçevesinden, mekân: disiplinaşırılık olarak yanılsama mekân, reel mekân ve sanal mekân olmak üzere üç aksta incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplinaşırılık, Mekân, Yanılsama mekân, Reel mekân, Sanal mekân

DisiplinlerarasıMekanResim sanatı+1
Elif Köse
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat ve grafik tasarımda disiplinlerarası etkileşim, fotoğraf ve resimleme etkileşimi ve uygulamaları

Tarihsel süreçte, tıpkı insanlığın geçirdiği evreler gibi, sanat, sürekli gelişim ve dönüşüm içerisindedir. Hızla gelişen makineleşme süreci ile, sosyal, ekonomik dönüşümler sanatçıya yeni açılımlar sağlanmıştır. Fotoğraf, fotomekanik baskı işlemleri gibi icatların bulunması, Kübistlerin deneysel arayışları sayesinde kolaj ve asamblaj tekniğinin bulunması, Dada, Pop, Kavramsal Sanat gibi akımların doğmasına, sanatçının kendi yeteneğini daha belirgin bir biçimde ifade etmesini sağlamıştır. Bu süreçle birlikte sanatta deneysel arayışlar ve disiplinlerarası etkileşimler söz konusu olmaya başlamıştır. Sanatta disiplinlerarası etkileşim fotoğraf ve resim sanatında da görülmüştür. Bu çerçevede fotomontaj, fotokolaj, kolaj ve asamblaj gibi tekniklerle fotoğraf ve resim sanatının disiplinlerarası etkileşimine dayanan yapıtlar ortaya çıkmıştır. Fotoğraf ve resimleme tekniği birlikte kullanıldığında anlatım açısından yeni bir etki ve boyut kazanmaktadır. Diğer sanat dallarında görülen disiplinlerarası etkileşim grafik tasarımda da ortaya çıkmış, fotoğraf ve resimleme (illüstrasyon) arasında da söz konusu olmuştur. Bu araştırmada, fotoğraf ve resimleme sanatının etkileşimi çerçevesinde yeni deneysel arayışlara gidilmiş; uygulanan resimlemelerde, kâğıt, çıta, kumaş, iplik gibi malzemeler kullanılarak anlatıma yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu malzemelerle yaratılan üç boyutlu etki ile çeşitli duyu ve duygulara hitap ederek beslenme, barınma ve sevgi gibi hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.

DisiplinlerarasıEtkileşimFotoğraf+6
Gülseren Özdemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarımda kültürel göstergelerin yaratıcı süreçlere etkisi ve Sabır Taşı hikayesi resimlemeleri

Var olduğu günden beri anlama ve anlaşılma isteğine sahip olan insan, bu doğrultuda pek çok iletişim aracı geliştirmiştir. Duyuları sayesinde kendisi dışında kalan evrene temas eden insan, yine aynı duyuları kullanarak edindiği bilgiyi diğerleri ile paylaşır. Bu duyulardan biri olan görmenin gelişmesi ile birlikte insanın, varoluşsal olarak sahip olduğu iletişim çabası görüntülere dayanan bir biçim almıştır. Simgeler ile düşünüp, iletişim kurma üzerine donatılan insan zihni, bu iletişim amacı sonucunda çeşitli görsel ve işitsel göstergeler üretmiştir. Kültürün bir bakıma, toplumda üretilen bu simgelerin birden fazla kişiye anlamlı gelmesiyle oluştuğu söylenebilir. Bu bağlamda kültürün bir parçası olan tasarım, hem geçmiş nesillerden hem de çağdaş üretimlerden etkilenerek gelişen bir yapıya sahiptir. Fakat bunun yanı sıra tasarımın ve sanatın doğrusal bir yolda ilerlediği ve bir önce üretilen ürünün bir sonrakinin arkaiği olduğunu düşünmek her zaman doğru olmayabilir. Bir toplumda üretilen görsel göstergelerin, o kültüre ait bireylerde duygulanım yaratma araçlarından biri olarak, grafik tasarım yaklaşımının gelişmesine etki ettiği düşünülmektedir. Tasarımcının kültürle kuracağı bağlantı, hem ifade zenginliği oluşturması açısından daha geniş bir alan sağlayacağı hem de alıcıya ulaştırılacak iletinin etkileyiciliği bakımından önemli görülmektedir. Bu tezde ele alınan örnek ülkelerin, resimleme yaklaşımları ve kültürle ilişkisi bağlamında geliştirdiği tavır gözlemlenmiştir. Grafik tasarımın Türkiye'deki gelişimine katkıda bulunma ve uluslararası alanda etkin bir role sahip olması adına Türk resimlemelerinin kültürle ilişkisi incelenmiştir. Çoğunlukla geleneksel sanatlar başlığı altında incelenen Türk resimlemelerinin (minyatür), grafik tasarım bağlamında etkinliğini artırarak, yeni yaklaşımların geliştirilmesi umulmaktadır. Bu noktada tasarımcıdan beklenen, geleneğin tekrarından öte, geçmişten aktarılan deneyimlerden faydalanarak yeni yaklaşımların yolunu açması ve oluşturmasıdır. Kültürün bir parçası olan Türk resimlemelerinin, ilgisizlik zinciri içinde kaybolmaması ve sadece korumakla kalmayıp aktarılan bilgi birikimiyle yeni yollar açarak gelecek nesillere kendi yaklaşımlarını yaratabilmeleri konusunda zemin hazırlaması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Gösterge, Resimleme, Türk Resimlemeleri, Cevdet Bilgin

Bilgin, CevdetGrafik göstergelerGrafik sanatlar+7
Mahbup Okumuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1914-1935 dönemi savaş temalı tabloların incelenmesi

Farklı coğrafyalarda gelişen ve geçmişten günümüze kadar uzun yıllar süregelen Türk Sanatı, Anadolu'da çağına uygun yöntemlerle geliştirilerek, çağdaş Türk sanatının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Çağdaş Türk resim sanatı tarihi incelendiğinde, 19. yüzyılın ikinci yarısında, savaşı tema olarak ele alınan yapıtların, yağlıboya resim sanatının oluşmasıyla beraber başladığı görülür. Konusu Balkan Harbi olan resimleri, bu bağlamda erken örnekler olarak görebiliriz. Milli Mücadele ve savaş temalı tabloların yapılması ise, genelde Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı yıllara denk gelmektedir. Savaş temalı resimlerin o yıllarda yapılmasında, dönemin ileri görüşlü devlet adamları tarafından teşvik edilmesindeki önemi yadsınamaz. Asker ressamlar kuşağında doğum tarihi 1880'li yıllara rastlayan sanatçılar, Balkan, I. Dünya, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını her yönüyle yaşamışlardır. Sanatçı kişilikleri bu ortamda oluşmuştur. Sanayi-i Nefise'de gördükleri eğitimden sonra, sanat eğitimlerine Paris'te devam etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra Millî Mücadele adıyla var olma savaşı verilmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde çökmekte olan imparatorluğu ve farklı bir düzen anlayışını yapılandırma aşamalarının sancıları yaşanmıştır. Yaşanan bu süreçte sosyal anlamda sanatın popülasyonu bile sezilmezken, bu savaşlara katılan, yaralanan ve hatta şehit olan birçok sanatçı olmuştur. İlk defa bu sebeple Türk resim sanatında 1914-1935 dönemine ait savaş temalı resimler yapılmıştır. Sanat olgusunu anlamanın en iyi yolu, sanat yapıtını çözümlemekle mümkündür. Çözümlemelerde, Erwin Panofsky'nin sanat dünyasında geçerliliği onaylanmış ve sanat alanlarında çok kullanılmakta olan "İkonografik ve İkonolojik Sanat Eleştirisi" yönteminden yararlanılmıştır. İkonografik çözümlemeyle, sanat objelerinde iskeleti oluşturan formlarla, konu ve konsept arasında bir ilişki kurulmasını, hayal edilen izlenimlerin çözümlenerek, hikaye ve alegoriler tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkonolojik çözümleme ise, sanat yapıtının yapıldığı dönemi, tarihsel özelliklerini sanatçının kişiliğini ve yaşadığı dönemin sanat yapıtına etkisini belirlemek için yapılmıştır.

Asker ressamlarDünya Savaşı IKurtuluş Savaşı+5
Ufuk Alkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

20.yy. resim sanatında popüler imge anlayışı

20. yüzyılın başlarından itibaren demokratikleşme ve endüstrileşme hareketlerinin etki alanını genişletmesiyle birlikte, popüler kültürün yükselişine eşlik eden artan oranda kitle iletişim imkanları, tüketimi özendirici politikalar, kitle kültürünün sanat alanındaki etkisi ve topluma yansımasıyla ortaya çıkan yeni bakış açıları, özellikle modern resim sanatı üzerinde etkisini göstermiştir. Bu çalışma, popüler kültürün ortaya çıkışıyla modern resim sanatında meydana gelen kaçınılmaz değişimleri analiz etmeyi ve resmi oluşturan imgenin 20. Yüzyılda ortaya çıkan sosyal, entellektüel ve kültürel hareketlerden ne şekilde etkilenerek bir değişime uğradığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu hedefini gerçekleştirebilmek amacıyla, popüler kültürün dönüşümünü, kültürel çevreyi incelemekte ve imgenin farklı formlara dönüştüğü bu yolculuğunu Kübizm, Soyut Dışavurumculuk, Pop Art, Dadaizm, Yeni Dadaizm'in yanısıra; Video Art ve Dijital Art gibi yeni sanat ortamlarını ele almaktadır. Bu çalışmanın önemi, temel anlamda imgenin belirli bir süreç içinde uğradığı değişimleri analiz eden ve özellikle de geçtiğimiz yüzyılı hedef alan çalışmaların az miktarda olmasıdır.

20. yüzyılAmerikan pop sanatıModern resim sanatı+4
Bahar Oskay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında el imgesinin farklı anlam ve ifade biçimleri

Günlük hayatımızda etkin kullandığımız uzuvlardan biri olan ellerimizin, resim sanatında nasıl yer aldığı, içerik ve biçimi nasıl etkilediği, anlam ve ifade olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölüm ile ellerin anatomik yapısı, kemik, kas, damar ve derinin işlevleri açıklanarak incelenmiş, sanatsal anatomide elin beden içindeki yeri, oranları ve biçimsel özellikleri açıklanmış, elin, insanın evrimi sürecindeki rolü ve evrim aşamasındaki değişiklikler ile edindiği hareket yeteneği araştırılmıştır. Ayrıca iletişimdeki ve beden dilindeki önemi ellerin duruş biçimlerinin aldığı anlamlar ile açıklanmıştır. İkinci bölümde, sembol ve imge kavramlarının farklı tanımları yer almış, imge ve sembol arasındaki ortak noktalar ve farklar açıklanmaya çalışılmıştır. Elin sembol olarak kullanım alanları örneklerle incelenerek imge ile sembol arasındaki farkların anlaşılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde ise, el imgesinin resim sanatında yer alan farklı anlam ve ifade biçimleri, kavramsal başlıklar altında toplanarak, resim sanatı tarihinden örnekler ile incelenmiştir. Bu başlıklar altında; Mağara dönemi ve ilkel toplulukların bıraktığı el izi örneklerinin neden ve hangi teknikler ile yapıldığı ulaşılan bilgiler doğrultusunda aktarılmıştır. Tanrısal gücün sembolik ifadeleri olan tanrı-tanrıça heykelleri, mitolojik tanrıların tasvirleri ve semavi dinlerin yaratma eyleminde metafor olarak kullandığı el imgesinin, anlatımı ne şekilde desteklediği örnekler ile incelenmiştir. Toplumsal düzenin dîni anlayış içinde oluşturulmasında yer alan resimler ve bu öğretilerin aktarılmasında yer alan el imgesinin rolü araştırılmıştır. Rönesans ile yayılan hümanizm düşüncesi, aklın öne çıkması ve bilimsel çalışmalar ışığında gelişen resim sanatında, anatomik çalışmalar ile sağlanan gelişmeler ve bunların yansımaları el özelinde örnekler ile yer almıştır. Üretim ve insan üzerine yoğunlaşan sanatçılardan ve emek üzerine yapılmış olan eserlerinden örnekler incelenirken ellerin üretim içindeki önemi ve anlatıma sağladığı katkılar araştırılmaya çalışılmıştır. Elin önemli fonksiyonlarından olan gizleme/örtme ve gösterme/işaret etme gibi özellikleri ile resim sanatında anlatım gücünü arttıran bir imge olarak nasıl yer aldığı eser örnekleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Geleneksel yöntemlerin dışına çıkılarak, farklı yöntem ve malzemeler ile yapılan deneysel uygulamalarda, birbirinden farklı fikirlerin aktarılabilmesi için el imgesinin ifade gücünden ne şekilde yararlanıldığı araştırılmıştır.

ElResim sanatıResimler+2
Çağıl Sezin Özdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilikten yeni gerçekçiliğe

Bu araştırmada, 18. yüzyılın ikinci yarısında toplumsal anlamda gerçekçi eğilimleri olan sanatçılardan başlanılarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında resimsel anlamda ortaya çıkan "Gerçekçilik" kavramından, 1960'larda farklı bir üslupla gündeme gelen "Yeni Gerçekçilik" akımına ve Yeni Gerçekçiliğe etkisi olan, diğer akım ve yeni sanatsal teknikler araştırılmıştır. "Batı Gerçekçiliği" olarak başlayan birinci bölümde, Gerçekçilik (Realizm) öncesi bu konuda sanat eseri üreten Francisco Goya, Theodore Gericault, Eugene Delacroix gibi sanatçıların yaşadıkları dönem ve gerçekçilik kapsamına giren eserleri incelenmiştir. 19. Yüzyılın ortalarına doğru klasik ve romantik eğilimlerden, somut gerçeklere dayanan, sanattan bir devrim sayılan Gustave Courbet'in "Gerçekçilik" akımı anlatılmıştır. Bu temel sayılabilecek "Gerçekçilik" akımından, farklı ülkelerde farklı sanatçılar tarafından uygulanan, ancak benzer dili kullandıkları "Toplumsal gerçekçilik", "Eleştirel Gerçekçilik" ve daha çok Rusya-Meksika'da ideolojik olarak benimsenen "Toplumcu Gerçekçilik"e nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. 20. Yüzyıl ilk çeyreğinden alınarak, son çeyreğine kadar olan sanatın genel eğilimlerinin anlatılmasıyla başlayan ikinci bölümde, modernleşmeyle birlikte kent yaşamının ve onun sunduğu endüstrileşmeye, makineleşme ile başlayan seri üretime ve Dünya savaşlarının yaratmış olduğu süreçlere tepki duyan "Dada" ve "Pop Sanat" gibi akımlar anlatılmıştır. Sanatçılar tarafından yeni arayışların çok fazla görülebildiği bu dönemin sanat hareketliliği içinde yeni teknikler olan "Kolaj", "Asamblaj", "Fotomontaj" ve "Hazır Nesne" kullanımları anlatılmıştır. Son bölümde, 1950'li yıllar Batı sanatında "Dada"nın temelleri üzerinde şekillenen, çağdaşı olan "Pop Sanat"la benzer teknik ve ifade yollarını kullanan, Fakat modern hayatla sanat arasındaki sınırları yok etmek üzere 1960 yılında eleştirmen Pierre Restany'ın bir araya getirdiği bir gurup olan, "Yeni Gerçekçilik" akımına ve sanatçılarına yer verilmiştir.

DadaEleştirel gerçekçilikKolaj+5
Ahmet Bozkurt
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kavramsal sanat uygulamalarıyla öğrencilerin sanatsal ifade biçimlerinin geliştirilmesine ilişkin eylem araştırması

1960'lı yıllardan itibaren sanat alanında yaşanan hızlı dönüşüm, teknolojik alandaki gelişmeler günümüz sanatının ifade formlarını, düşünüş biçimlerini değiştirmiş, dönüştürmüştür. Sanattaki bu değişimle birlikte, sanat eğitimi alanında da yeni bir yapılanmaya, planlamaya ihtiyaç duyulmuştur. Sanat eğitiminin biçimci, teknik öğretilerin, tek boyutlu öğretim sisteminin dışında artık düşünceyi temeline yerleştiren, yaratıcı düşünceyi geliştiren, farklı disiplinlerle iç içe etkileşim içinde olan, çoğulcu bir yapıya dönüşmesi gerekliliği oluşmuştur. Toplumsal ve bireysel kültürel olgulardan beslenen sanattın yeni ifade diline uygun, bireyin sınırlarını zorlayacak, bakış açısını geliştirecek, araştırma ve sorgulamaya yöneltecek, sonuç değil süreç odaklı bir sanat eğitimi programı uygulanmalıdır. Günümüz eğitim kurumların öğretim programlarına baktığımızda, sanattaki bu dönüşümün sanat eğitimi alanına entegre edilemediğini söyleyebiliriz. Bu anlamda öğrencilere, kavramsal sanatın düşünceyi temel alan, araştırmacı, sorgulayıcı tavrıyla düşünceyi sanat ürününe dönüştürme süreci ve deneyimi yaşatılmak istenmiştir. Öğrenciler, kavramsal sanatın kuramsal ve ifade biçimlerini kullanarak düşüncelerini nasıl bir süreç yaşayarak sanat ürününe dönüştürebilir sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırma, ortaya çıkan sorunları ortaya koyabilme ve çözüm önerisi sunabilme açısından eylem araştırması modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, 2012-2013 güz döneminde Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Grafik Tasarım ana sanat atölye dersinde, lisans 3. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 Ekim-20 Aralık 2012 tarihleri arasında uygulanmış ve araştırma süresince 2 etkinlik yapılmıştır. Her iki etkinliğin uygulanması, önce konuya ilişkin sınıf tartışmalarının yapılması, etkinliğin gerçekleştirilmesi ve ardından sanat ürününün oluşturulması aşamalarından oluşmuştur. Bu anlamda etkinlikler hem teorik bilgi hem de uygulamanın bir arada olduğu bir yapıda kurgulanmıştır. Toplam 10 haftalık bir süre içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmış, uygulama süresince tüm dersler atölyede kamera ile kayıt altına alınmıştır. Uygulama yapılan sınıfta, kavramsal sanat ile ilgili projeler tüm öğrencilerle gerçekleştirilmiş ve veriler toplanmıştır. Araştırmada uygulama 12 öğrenci ile gerçekleştirilmiş olup, iç örneklem yoluyla 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Uygulama sonunda belirlenen 6 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmış ve ses kayıt cihazıyla görüşmeler kaydedilmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı-yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve sosyal medya yazışmalarından elde edilmiştir. Uygulama sırasında karşılaşılan problemlere ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeni eylem planları programa dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına göre yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan önemli görülen sonuçlardan bazıları şunlardır: •Kavramsal sanat uygulamaları ile öğrencilerin, araştırma ve sorgulama sürecini yaşayarak çevrelerine karşı farkındalık geliştirdiği görülmüş, bu bağlamda kendi bireysel deneyimlerinin bilincine vardıkları anlaşılmıştır. •Bu araştırma ile öğrencilerin artık gördükleri nesneleri farklı bir gözle değerlendirdikleri, bunları sanatsal açıdan incelemeye başladıkları dolayısıyla sanatsal bakış açılarında değişim yaşadıkları görülmüştür. •Temel düzeyde araştırma yapma becerisi kazanan öğrenciler, okuma yapmaya yönelik davranışlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir. •Öğrenciler kavramsal sanata ve günümüz sanatına olan uzak tavırlarını, bu konudaki ön yargılarını değiştirmişler ve anlamlandırma çabalarına girmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, kavramsal sanat, güncel sanat eğitimi.

EğitimGüncel sanatKavramsal sanat+4
Çiğdem Tanyel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim sanatında kadın figürü betimlemeleri

Bu araştırmada resim sanatında kadın figürü betimlemeleri ele alınmıştır. Araştırmanın konusu, bilinen insanlık tarihi içinde, insan eliyle yapılmış olması ve biricikliği bakımından sanat eseri olarak da görülen, bulunmuş ilk arkeolojik kadın formlarından, günümüz sanatına yansımış kadın figürlerine kadar geniş bir yelpazade değerlendirilmiştir. Seçilmiş örneklerde kadın figürünün, sanat eserlerine yansıtılmasının ardındaki toplumun sosyolojik, ekonomik ve politik durumları okunmaya çalışılmıştır. Bu araştırma için çeşitli bilimsel kitaplar, dergi ve internette yayınlanmış makaleler, yayınlanmış tezler, videolar ve müze web sayfaları taranmıştır. Araştırma beş bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, ilk insan inanışlarının sanatsal ürünü Venüs heykelciklerinden başlayarak Rönesansa kadar olan süreçte, sanatın daha çok dini inanışların somut olarak kendisini ifade etme durumunda ortaya çıkmış kadın figürleri üzerinde durulmuştur. Çıplaklık ile Nü arasındaki fark ikinci bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 15. yüzyıldan itibaren, Reform hareketleri ve Karşı Reform hareketlerinin resim sanatını nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca Protestan inancının geliştiği yerlerde yaşanan toplumsal değişim, kadın figürü üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde aydınlanma felsefesi ile sanayi devriminin oluşturduğu yeni toplumsal yapı ve yönetim biçimlerinin değişimi ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise endüstri ve sanayi devriminin insanı yaşamak zorunda bıraktığı modern hayatın sanata yansıması ile postmodern sanatı oluşturan etkenler, kadın betimlemeleri referans alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Figürü, Resim Sanatı, Anaerkil, Ortaçağ, Modernizim.

FigürFigüratif resimFigüratif resim+5
Gülser Aktan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinde paradigmatik kırılmalar ve resim sanatına yansımaları

Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinin kırılma noktalarına ve bu kırılmaların ardında yatan içinde bulunulan dönemin güç ilişkilerinin neden olduğu dinamiklere odaklanmak ve özgürlükçü, çoğunlukçu bir ortamda, resim sanatının çağdaş sanat sunumları içerisindeki yerini vurgulamaktır. Sanat tarihi toplumun sosyal ve ekonomik ilişkilerini belirleyen güç ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Batı sanatı, tarih boyunca düşünce yapılarındaki bu kırılmalar sonucu farklı biçimlerde şekillenmiştir. Çağdaş sanat yaklaşımına kadar geçen süre içinde bütün sanat dönemleri hâkim akımların, büyük anlatıların etkisinde biçimlenmiştir. Ancak, çağdaş sanatla birlikte sanat gündelik hayatla bağlarını, yaşanılan dönemin gerçekliği ile tekrar kurmuş ve herkesi kapsayan bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlayışın açtığı özgürlük alanı geçmişteki sanat anlayışından farklı olarak herkese sanatçı ve her şeye de sanat eseri olabilme yolunu açmıştır. Çağdaş sanatın gelenekselin tam karşısında şekillendiğini ileri süren tezlere rağmen çağdaş sanatın içinde barındırdığı özgürlük ve çoğulculuk karakteri, resmin ve sanatın sonu gibi karamsar tezleri çürütmüştür. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden dijital teknolojinin sağladığı yeni imkânlara kadar her türlü sunum yöntemi uygulanabilir durumdadır. Aksi, çağdaş sanatın avangardlarının eleştirdikleri, modern sanatın seçkinciliği sorununu tekrar doğuracaktır. Ancak, avangard çıkışların sanatçılara sağladığı özgürlük alanının, kapitalizmin ve kültür endüstrisinin kontrolünde olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Çağdaş sanatın özgürlükçülüğü ve çoğulculuğu bir kazanım olmakla birlikte sanatın ve sanatçıların para ile kurduğu ilişki sanatın metalaşması sorununu, sanat ve hayatın kültür endüstrisi koşullarında birleşmesini de gündeme getirmiştir. Çağdaş sanatın bu iki farklı gerçekliği ekseninde oluşan gerilim, günümüz sanatının karakterini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimesis, estetik, çağdaş, modernizm, postmodernizm, çoğulculuk

ModernizmParadigmaPostmodernizm+4
Haydar Taşçılar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet öncesi-sonrası kadın'ın konumu ve baskıresim alanındaki varlıkları hakkında bir analiz

19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa‟da ve Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde ataerkil bir yapı egemendi. Bu yapıya göre erkek, üst bir değer taşırken kadın, özel alana ait olarak görülüp hukuki ve sosyal hiçbir hakka sahip olmadan neslin devam etmesi için yaşayan bir varlık olarak konumlanmıştır. Osmanlı Devleti‟nde ise II. Meşrutiyet‟le beraber kadın haklarında birtakım düzenlemelere gidilmişse de kadının özgürleşmesi Cumhuriyet Rejimi ile mümkün olmuştur. İncelenen toplumlarda kadınlar, bilim, edebiyat ve diğer dallarda olduğu gibi sanat alanından da uzunca bir süre uzak tutulmuşlardır. Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde kadınlar için sanat eğitimi, Mihri Müşfik Hanım‟ın çabaları sonucunda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi açılana kadar çoğunluğu azınlık ve Levanten olan ailelerin kızlarına aldırdıkları özel derslerle sınırlı kalmıştır. Tuval sanatı, asıl olarak Cumhuriyet Dönemi‟yle gelişmeye başlamış, baskıresim ise askeriyeye hizmet etmek amacıyla kullanılan bir teknik olarak kalmıştır. Serbest sanat çalışmaları ise ilk defa Cumhuriyet Dönemi‟nde uygulanmaya başlamıştır. Ancak resim sanatı gibi hızlı bir gelişme sağlayamamıştır. Çünkü baskıresim sanatının uygulanabilmesi dönemin olanaklarına göre zordu. Ancak bazı sanatçıların özel çabaları sayesinde uygulanmaya başlandı ve olanakların artmasıyla da hem baskıresim sanatı önem kazandı hem de Türk kadın baskıresim sanatçıları sayıca artarak Türk baskıresim sanatında azımsanamayacak bir yere sahip oldular. Ancak literatürlerde Türk kadın baskıresim sanatçılarının birçoğunun adı bile geçmemektedir. Algılanan bu durum ise araştırmanın amacını oluşturmaktadır.

Baskı resimKadınlarResim sanatı+3
Nesli Sisli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlarda hayalî bahçe tasvirleri

Doğanın içinde yaşayan insan ilk çağlardan beri doğayı dönüştürerek kendi tarihini yaratmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde insanın doğayla olan ilişkisi irdelenmiştir. Doğanın içinde var oluş savaşı veren insanın, ürünlerini yetiştirmesi ve bahçeler oluşturması, insanlık kültürünün ilk başarısı olarak görülür. Bahçelerin dönemler boyunca değişimi ve bulundukları coğrafyalara göre gösterdikleri özellikler, Bahçelerin Kısa Tarihçesi isimli ilk bölümde anlatılmıştır. Bu bölümde; bahçelerin yer aldıkları kültürlere ve inanışlara göre gösterdikleri değişimler incelenmiş, bahçelerin felsefeyle olan ilişkisi kısaca anlatılmış, insanın düşünce tarihindeki yeri irdelenmiştir. İkinci bölümde; hayalî bahçelerin tanımının yanı sıra tarih boyunca insan yaşamlarındaki yeri ve önemi ele alınmıştır. Hayalî bahçelere dair mitlerin bazıları, insanın öldükten sonra gideceği dünyadaki iyilik ve kahramanlıklarının ödülü olan bir bahçeyi anlatırken, bazı mitler bu cennet bahçelerinin yeryüzünde bulunduğunu anlatır. Bu ütopik bahçe mitleri, dönemlere ve fiziksel koşullara göre değişiklikler gösterse de birçok benzer öğeyi barındırır. Farklı dönemlerde pek çok sanatçı bu mitleri - idealleri farklı biçimlerde ve tekniklerde canlandırmıştır. Bu bölümde, hayalî bahçelerin Avrupa, Doğu ve Uzak Doğu sanatındaki yansımasının, felsefi ve toplumsal boyutunun yanı sıra, görsel sanatlarda örnekleri de çözümlemeli olarak incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Tek tanrılı ve çok tanrılı dinlerin yanı sıra yeryüzünde bahçe tasavvurunun incelendiği bu bölümde; Cennet bahçesi, Altın Çağ, Hayat ağacı gibi pek çok mitin hayalî bahçe kavramı açısından görsel sanatlarda önemli bir esin kaynağı olduğu göz ardı edilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlarda Bahçeler, Cennet Bahçeleri, Hayalî Bahçeler, Altın Çağ, Mitoloji.

BahçelerCennetDoğa+5
Aslı Ayşe Akyüz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

I. Dünya Savaşının baskıresimlere yansımaları

Tarihte insanlığı etkileyen büyük olayların sanata etkileri her zaman kaçınılmaz olmuştur. 20. yüzyılın başında yaşanan I. Dünya savaşı insanlık tarihinde ve buna bağlı olarak sanat tarihinde büyük izler bırakmıştır. Bu çalışmada, I.Dünya Savaş'ının, plastik sanatların önemli anlatım araçlarından biri olan baskıresimlerdeki ifadelerine yer verilmiştir. Savaşı anlatan bu eserler, konu açısındandan incelenerek ve arkalarındaki hikayeler anlatılarak okuyucunun eserleri anlayabilmesi ve o dönemi daha yakından hissedebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bir araya getirilmiş baskıresimler, I. Dünya savaşının tanımlayıcı yönlerinden hemen hemen her birini göstermektedir. Bu yalnızca farklı birçok cephede aynı anda savaşılan ve birçok ulusun dahil olduğu ilk Dünya savaşı değil, aynı zamanda ağır topların egemen olduğu, daha önce hiç görülmemiş kitlesel katliamla, kasaba ve köylerin yerle bir olmasıyla ve manzaraların mahvedilmesiyle sonuçlanan ilk mekanize savaş olmuştur. Ziyaret edilen yurtdışı kütüphanelerinde yararlanılan kaynaklardan baskıresim görselleri fotoğraflanıp kayıt altına alınmış ve çalışma içerisinde kullanılmıştır. Çalışma için toplanmış bu görsellerin nadir bulunabilen eserlerin görselleri olmasına özen gösterilmiştir. Kaynakların bir çoğu yabancı kaynaklardan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Savaş, Baskıresim, Propoganda, Litografi, Gravür Baskı.

Baskı resimDünya Savaşı IGravür+5
Elif Feyza Ulu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Baskıresim ve sokak sanatı

Sokak sanatı Amerika'da 1960'lı yıllarda doğmuş ve günümüze kadar farklı sanat dallarından beslenerek zaman içinde sahip olduğu felsefi değerleri değiştirmeye ve genişletmeye başlamıştır. Baskıresim sanatı, çağdaş sanatın disiplinlerarası yapısına uygun şekilde farklı disiplinlerden tekniklerle denemeler yapmış olan sokak sanatçılarının üretimlerinde önemli rol oynamıştır. Tezin ilk bölümünde, günümüz sokak sanatının kapsamının ve anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için temel oluşturmak adına, kamusal alanın geçirdiği tarihsel dönüşüm, kamusal alan modelleri ve kamusal alanın özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, sanatın kamusallaşma süreci anlatılmış ve ardından 1960'larda Amerika'da ortaya çıkan graffitinin sokak sanatına dönüşümü kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Daha sonra sokak sanatının sokak kimliğinden sıyrılarak galeri/müze duvarlarına girmesiyle başlayan kurumsallık tartışmaları ve vandallık boyutu ile birlikte sokak sanatının popülerleşmesi ve bunda internetin etkisi de değerlendirilmiştir. Sokak sanatının baskıresim sanatıyla ilişkisinin tartışıldığı son bölümde, Baskıresim sanatına dair genel bir çerçeve çizdikten sonra, birbirinden farklı iki sanatsal disiplin olan sokak sanatını ve baskıresmi biraraya getiren ortak paydalar ele alınmıştır. Baskıresmin izinden giden sokak sanatçılarının çalışmalarından örnekler verilerek, baskıresmin sokak sanatı ve sanatçıları üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğunun ve sokak sanatının baskıresim ile etkileşime girdikçe güçlenerek yaygınlaştığının altı çizilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sokak Sanatı, Graffiti, Baskıresim.

Baskı resimGraffitiResim sanatı+2
Burçak Balamber
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilik döneminin özelliklerine göre çocuk resminin biliçlendirme öncesi ve bilinçlendirme sonrası değerlendirilmesi

İnsanın yaratıcı güçlerinin ortaya çıkarılmasında sanat eğitiminin önemi büyüktür. Resim-İş Eğitimi, genel eğitimin bütünü içerisinde düşünülmekle beraber kendine özgü eğitim yasaları ve yöntemleri olan bir alandır. Çocuklar bu derste algılama, düşünme ve bedensel eylemlerinde katıldığı süreç içerisinde kendilerini ifade ederler. Bu nedenle Resim-İş eğitimi sadece boş zamanların iyi değerlendirilmesi gibi süsleyici bir işlevi olan etkinlik değildir. Gerçekleştirdiği endüstrileşme ile teknolojinin yarattığı yeni hayat biçiminin tutsağı olmak tehlikesi ile karşı karşıya olan çağımız insanı, gittikçe duyarlılığını yitirme endişesi içindedir. Bu nedenle çağımızı sadece araç-gereç dünyası olmaktan kurtarmalı ve sanatla zenginleştirerek eğitimin temel amaçlarından biri olması için çaba gösterilmelidir. Resim-İş dersleri sadece sanat eğitimi vermekle kalmaz, öğrencilerin tüm gelişimlerine (kişilik, ruhsal, bedensel vb.) yardımcı olur. Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüğe kavuşurlar ve dolayısıyla toplumsal bütünlük sağlanmış olur. Bu neden ile sanat eğitiminde yapılan yöntem hataları kişilerin, dolayısıyla toplumun geleceğinden geri dönülmez sonuçlar doğurur. – Her çocuğun farklı algı, bilgi, sezgi, duygu dünyası ve geçmiş hayat tecrübesine sahip olduğu ve uygulamalarda bireysel farklılıkların gözönünde bulundurulduğu, – Öğrencinin kendini ifade edebilmede estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırarak çalışma yapılmıştır. Çizgi, biçim, doku, leke, yapı, mekan, renk gibi görsel sanat öğeleri ile denge, vurgu, ahenk, değişiklik, hareket, ritimi dereceleme, oran-orantı gibi sanatsal düzenleme ilkelerinin, seçilen etkinlik, önerilen yöntem ve teknikler eşliğinde, duyuşsal ve devinimsel kazanımlara yönelik uygulamalar içinde sezdirildiği, hissettirildiği, geliştirildiği ve pekiştirildiği bir öğrenme alanı alanı olduğu bilinciyle çocukların çalışmaları uygulanmış ve tamamlanmıştır. Çalışmalarda iyi-kötü kıstası aranmamıştır.

BilinçBilinçlendirmeGüzel sanatlar+5
Aynur İşler
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

2005 yılı ve sonrasında kurulan resim bölümlerinde eğitim-öğretim sürecine ilişkin öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri

Güzel Sanatlar Fakülteleri ülkemiz sanatının gelişimini sağlayan yükseköğretim kurumlarıdır. Bu kurumlarda yaşanacak her türlü gelişme ülkemiz sanatının gelişimine yansıyacaktır. Güzel Sanatlar Fakülteleri Resim Bölümlerinin olumlu yönde gelişim göstermesi ise bölümlerde yapılacak araştırmalarla gerçekleşir. Bu araştırmanın amacı, 2005 yılı ve sonrasında kurulan Resim Bölümlerindeki eğitim-öğretim sürecine ilişkin bölüm başkanları, öğretim elemanları ve öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntemden yararlanılmıştır. Bu bağlamda; geliştirilen veri toplama aracı örneklemde yer alan 22 öğretim elemanı ve 192 öğrenci ile uygulanmış, 5 bölüm başkanı ile de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile frekans (f) ve yüzdelik dağılımları (%) göz önüne alınarak, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulguların değerlendirilmesi sonucu, Resim Bölümlerinin eğitim-öğretim sürecinde ve fiziki koşullarında çeşitli eksikliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, Resim Bölümü, Eğitim-Öğretim Süreci, Fiziki Koşullar

Güzel sanatlarGüzel sanatlar fakülteleriResim eğitimi+3
Evrim Çağlayan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesinin hareket bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada, resmin temelini oluşturan ve tasarım elemanları olarak da ifade edilen çizgi, biçim, ışık-gölge ve renk öğelerinin hareket ilkesi ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hareket ilkesi, Çağdaş Türk Resim Sanatı kapsamında kuş imgesini ön plana çıkaran sanatçıların eserleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeye alınan eserlerdeki hareket ilkesi, resmin biçim elemanları göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın ilk bölümünde, resmin biçim elemanlarının hareket ilkesi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, tuval resminde hareketin oluşum biçimlerinin tarihsel serüveni, Fütürizm ve Op Art sanat akımları çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Çağdaş Türk Resim Sanatında hareket olgusu, kuş temalı resimler bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Fütürizm, Optik Sanat, Kuş İmgesi, Hareket

FütürizmHareketKuşlar+6
Harika Musal Çakmaklısoy
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat, iktidar, beden

İnsan türünün en yaratıcı üretim ve eylem biçimlerinin bir bölümünün somutlaşmış biçimi/yansıması olan sanat, her dönemde yalnızca sanatçının hür iradesiyle var olan bir niteliğe sahip değildir. Etki gücünü her alanda gösteren iktidar olgusu, sanat üzerinde de bazı dönemlerde varlığını sanat yapıtları üzerinden de somutlaştırmıştır. İktidar kavramı geniş çerçevede düşünüldüğünde, yüzyıllar boyunca insanı dolayısıyla onun yaratıcı üretim sürecinin sonucu olan sanatı doğrudan ya da dolaylı pek çok biçimde etkilemiştir. Kavramı Münci Kapani'nin açıkladığı biçimde "başkalarının davranışlarını etkileyebilme, kontrol edebilme olanağı' olarak düşündüğümüzde bu etkileşim durumunun izini (iktidar-birey ilişkisi bağlamında) tarih öncesi döneme kadar sürmek mümkündür. Bu ilişkide iktidar, birey üzerinde güç ve etkiye sahip her şey olarak düşünülebilir ve tarih öncesi dönemden de referans alınabilir. Literatür tarandığında insanların mağara yüzeylerine hayvan figürleri çizmeleri konusundaki genel varsayım insan türünün başka bir tür karşısında güç elde etme isteğidir. Varsayımdan hareketle, mağara duvarlarına kaydedilen bu veriler insanın başka bir türle olan güç savaşının göstergelerindendir. Zamanla, topluluk bilincinin oluşmasına paralel olarakyeni iktidar biçimlerinin (dinsel, siyasal, ekonomik) doğuşuyla, sanat ve sanatçı üzerindeki etkileri de farklılaşmıştır. İktidarın yaptırım gücü, yapıtlarının iktidarın amaçları doğrultusunda üretilmesi ve kullanılmasına neden olabilmiştir. Sanat, dinsel, politik, ekonomik çıkarlara hizmet eden bir araç olarak uzunca bir süre kullanılmıştır. Sanatın, dine hizmet için kullandığı dönemlerde, sanatçıların mesajı halka iletmek için kullandıkları en önemli araç insan bedeni olmuştur. Siyasetin, yönetim biçimlerinin sanatı bir propaganda aracına dönüştürdükleri dönemde de, insan bedeni kitleleri etkilemek amacıyla doğrudan mesajları iletecek biçimde resmedilmiş ya da biçimlendirilmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise bedenin sanatta kullanım biçimi radikal bir değişime uğramıştır. Beden, sanatçının yalnızca resmettiği ya da biçimlendirdiği bir öge değil, canlı yapısıyla doğrudan bir sanat nesnesi olarak sanat tarihi sayfasında yerini alır. Bedenin, sanat arenasında devrim niteliğindeki bu yeni sunum biçimi, sanatçının sadece yeni yada farklı olanı arayışından doğan bir sonuç değildir. Yüzyıllardır iktidarın dolayısıyla sanatın nesnesi olarak kullanılan beden artık iktidarın karşısında bir güç olarak somut varlığıyla ve aracısız bir biçimde görülmektedir. Değişen dünya konjonktürüyle birlikte sanatçının sanat arenasında daha çağdaş ve radikal üretimlere imza attığı gözlemlenmektedir. İktidar biçimlerine muhalif duruşlarıyla dikkat çeken sanat hareketlerinin yaratıcısı olarak sanatçı birey, artık gücünü bir hamiden, kiliseden ya da bir diktatörün sempatisinden değil, kendi özgür iradesinden almaktadır. Burada özgürlük kavramı sınırlarını tamamen sanatçının belirlediği bir kavram olmamakla birlikte, önceki dönemlere göre önemli ölçüde çerçevesi genişletilmiş bir kavram olarak düşünülmelidir. Anahtar Sözcükler:Sanat, iktidar, beden

BedenResim sanatıResimler+2
Gökcen Meryem Kılınç
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Toplum sanat ilişkisi ve süreç

Bu sanatta yeterlik tezi, sanat yoluyla kamusal alan oluşturulabilir mi sorunsalını irdelemektedir ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bir proje çalışmasıdır. Kamuyla beraber yapılan sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özellikleri incelenerek, projenin kapsamı belirlenmiştir. Projenin yöntemi olarak literatür taraması kullanıldığı gibi, bu konuda çalışan kişilerle birebir görüşmeler yapılmış ve proje dahilinde 43 kişinin katıldığı Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinde 'Kamusal Alanda Diyalog' isimli bir sergi oluşturulmuştur. Toplum Sanat İlişkisi ve Süreç Tez Projesi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, kamusal alan ve kamusal sanatın ortak kelimesi, 'kamusal'ın anlamsal değerlendirmesi yapılmış, projenin bu kavramlarla ilişkisi belirlenmiştir. Projenin geleneksel kamusal sanat çalışmalarından farklı olarak, ilişkilere dayanması ve kamusal alanda kamuyla beraber kamu için yapılan bir sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özelliklerini içermesi ele alınmıştır. İkinci Bölümde ise, sanatın, geleneksel özelliklerinden koparak, toplumla yapılan sanat çalışmalarına giden yolu açan, sanat içindeki kavramlar ve sanat çalışmaları incelenmiştir. Özellikle tarihsel avangard ve avangard gibi akımlardan örnekler verilmiştir. İkinci Bölümün son kısmında ise, yeni tip kamusal sanat olarak tanımlanan sanat çalışmalarına yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, toplumun ve günlük yaşantının, yeni tip kamusal sanata ve projenin oluşumuna katkısı araştırılmıştır. Projenin, toplumla birebir ilişkili olan bir sanat türünü ele alması, toplum ve sanatın buluşmasıyla ilgili saptamalar içeren verilerin ortaya çıkmasını sağlanmıştır. Bu araştırmayla, Eskişehir'deki kamu kurum yöneticileri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri yöneticileri, Eskişehir'in en eski esnafı, tek kadın milli piyango satıcısı, en eski lületaşı ustası, gibi toplum içerisinde var olan karakterlerin birbirleriyle ve sanat öğrencileriyle buluşması temel alınmıştır. Bu bağlamda karşılıklı gerçekleşen etkileşimle birlikte, Kamusal Alanda Diyalog Sergisinde sergilenen portre resimler ortaya çıkmıştır. Böylelikle katılımcıların, resimler yoluyla, kendilerinin ve birbirlerinin farkına vardıkları kabul edilebilir. Araştırmanın adında da var olduğu gibi, insanlar arasında gerçekleşen diyalog temelinde, sanat ve toplum ilişkileri üzerine, öğrencilerin ve araştırmacının deneyimler elde etmesi yönünde, toplum, sanat ve süreç kavramlarıyla ilgili, resim sanatı eğitiminde de kullanılacak pek çok veri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kamusal, Sanat, Toplum, Yeni tip kamusal sanat, Diyaloğa dayalı sanat.

Kamusal alanKamusal sanatResim sanatı+3
Gülçin Karaca
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Avrupa resim sanatında ölümcül kadın figürler

Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bu projede, Avrupa sanat tarihinin 9. yüzyıl ile 20.yüzyıl tarihleri arasını kapsayan süreçte oluşturulmuş resimler içinde yer alan "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürleri, patriarkal düşünüşün varlığını kanıtlayan en önemli örnekler olarak görülmüş ve incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinde kadın, toplayıcılığı ile klan ekonomisine katkısı, doğayı tanıması nedeniyle hastaları iyileştirmesi, doğurganlığı ile insanlığın devamını sağlaması gibi ayrıcalıklı özellikleri ile Ana Tanrıçalık statüsünde yer almıştır. Yeryüzü coğrafyasının değişen yapısı nedeniyle çoban topluluklarının, tarım yapan çiftçi toplulukları üzerinde hakimiyet kurması, tarihte ilk sınıflı toplumsal yapının oluşması ile sonuçlanmıştır. İnsanların yöneten ve yönetilenler olarak sınıflara ayrılması patriarkal bir düşünce biçiminin gelişmeye başlaması için ortam hazırlamış, kadın yaratıcı bir kimlik olarak oturduğu kraliçelik tahtından yavaş yavaş indirilmiştir. Bu değişim Mezopotamya uygarlıklarının inanç ritüellerine yansıyarak Avrupa düşünce biçiminin temellerini oluşturan Yunan–Roma mitolojisine aktarılmış, kadının ikincil konumu Medea, Clytemnestra, Medusa gibi "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" karakterler ile kendini göstermiştir. Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı resmi din ilan etmesi ile birlikte Yahudi–Hıristiyanlığın kutsal metinlerini de etkileyen mizojini, skolastik düşüncenin hakim olduğu Ortaçağ Gotik resimlerinde Havva, Salome, Judith gibi karakterler üzerinden sürdürülmüştür. Dolayısıyla Avrupa Resim Tarihinin iki önemli kaynağı olan Yunan-Roma mitleri ile Eski-Yeni Ahit öyküleri, Rönesans, Maniyerizm, Barok, Rokoko, Yeni Klasizm dönemleri içerisinde yapılmış kompozisyonlarda yer alan kadın figürlerini de negatif anlamlar ve yüklenen sıfatlar anlamında güçlü bir şekilde etkilemiştir. Sanatçının özgürleşmeye başladığı ya da özgürleştiği modern süreçler olan Romantizm, Realizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Art Nouveau, Pre-Rafaelistler, Sürrealizm, Kübizm, Primitifler ve 20. Yüzyıl sanatlarında da söz konusu olan erkil düşünceler, yerini koruyarak hatta güçlenerek "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürlerinin oluşmasında önemli olmuştur. Mizojininin varlığını sorgulayan bu araştırmadan elde edilen argümanlar, araştırmacının uygulama çalışmalarını temellendirmiş, "Büyükbabamın Ölümcül Kadınları" adlı resim serisini biçim-içerik açısından beslemiştir. Anahtar Kelimeler: Femme Fatale, Ölümcül Kadın, Alegorik, Tematik, Edebi, Lirik, Didaktik

Batı resim sanatıKadın figürüResim sanatı+1
Betül Serbest Yılmaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yerleştirmeleriyle Sarkis Zabunyan metaforları ve zaman bağlantıları

Yerleştirme sanatı (enstalasyon), geleneksel sanat eğilimlerinin aksine, sanat eseri ve izleyici arasındaki demir parmaklıkları kaldıran, mekanın niteliklerinden yararlanan ve izleyici ile interaktif bir bağ kuran sanat anlayışıdır. Açık veya kapalı mekanlarda icra edilen sanat yaklaşımının kökleri ise, Marcel Duchamp'ın hazır yapım nesneleri ile Kurt Schwitters'e kadar uzanmaktadır. 20. yüzyıl başında kıvılcımları hissedilen bu sanat türü, çağdaş sanatta kavramsal sanat, performans, video, ses, ve mimarlık gibi disiplinler ile etkileşim içinde, günümüzde en fazla kullanılan sanat üretim biçimlerindendir. Çalışmanın konusunu oluşturan Sarkis Zabunyan, bu yaygın ancak zor sanat anlayışını, çeşitli teknik ve yöntemleri ile farklı ve bir o kadar da kendine özgü, başarıyla uygulayan ender sanatçılardan biridir. Yerleştirmelerdeki mekan olgusunu, yarattığı bellek metaforu ile zaman kavramıyla da ilişkilendirmesi, yerleştirme sanatına yeni anlamlar ve felsefi boyutlar kazandırmıştır. Bu özellikleri ile diğer sanatçılardan ayrılan ve yeni bağlamlarla ürettiği yerleştirmeleriyle uluslararası sanat platformunda ses getiren sanatçının bu çalışmada su, renk, ışık, ses, iz ögelerini uzamsal ve zamansal paradigmalar içinde kullanışı irdelenmiştir. Ayrıca, sanat dönemlerine göre farklılaşan eğilimleri, metaforları, kavramları ve sanat terminolojisine kazandırdığı özel terimler ayrıntıyla incelenmiştir. Sarkis'in işlerindeki ve sergilerindeki öne çıkan ilham kaynakları, etki ve etkileşim çerçevesinde değerlendirilmiş, yaratılan katmanlaşmanın 'tümel yapıt' ilkesine dayandığı saptanmıştır. Sanatçının Çağdaş Fransız Sanatı ve Çağdaş Türk Sanatı arasında en sağlam köprülerden birini kurması, multikültürel ve multisosyolojik ortamlarda yer aldığını doğrularken, sanatsal tavrının evrensel bir dile sahip olduğunu da vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Enstalasyon, Fransa, İstanbul, Sarkis Zabunyan, Metafor, Zaman, Bellek, Biçim, Kavram, Bağlam.

BenzetmeEnstalasyonMetaforik algı+6
Şeyma Nalan Ekice
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimsel bir ifade aracı olarak ışık boyama

18. yüzyılla birlikte ışığa duyarlı kimyasalların gelişmesi ve 19. yüzyılın ilk yarısında ilkel örneklerine rastlanmaya başlanan fotoğraf makinesiyle ışık "yakalanabilir" olmuştur. Bu gelişme ışık algısının değişmesinde rol oynamış ve ışığı yakalayabilecek teknolojiler sayesinde ışıkla form vermek/oluşturmak sanatın konularından biri olma şansı elde etmiştir. Fotoğraf ve sinema teknolojisi alışılmamış yollarla buna olanak sağlarken hem bu yeni malzemeden yararlanmak hem de form üzerinde boya resimde olduğu kadar kontrol sağlamak isteyen sanatçılar, ışığı boya, fotoğraf filmini tuval gibi kullanmaya çalışmıştır. Pek çok farklı isimle anılmaya başlayan ışık boyama için döneminde Picasso ve Matisse gibi sanatçılarla medya tanınırlığı sağlanmaya çalışılsa da ışık boyama sanatçılarının, görünmez bir boyayı görünmez bir tuvale sürmeye benzettiği tekniğin yaygınlaşmasında Picasso'nun ışığı(!) dahi yeterli olmamıştır. Dijital fotoğraf çağı ise pek çok hafızada fotoğraf makinesiyle yapılan ışıklı numara olarak kaldığı söylenebilecek ışık boyamayı yeni bir döneme taşımıştır. Film çağından (analog çağdan) sonra dijital çağ, ışık boyamanın görünmez kaldığı süreyi kısaltan, bir "kurtarıcı" olmuştur. Neredeyse bir buçuk asır öncesiyle karşılaştırıldığında, 21. yüzyılda görülen, elektrikli ışık kaynaklarının zenginliği ise disiplin mi, teknik mi olduğuna karar verilememiş bu "alanı"; ışığı, zamanı ve hareketi forma dönüştüren, tanımlanmamış ve pek tanınmamış bir yığın haline getirmiştir. Araştırma bu yığını olabildiğince açıklamaya ve çoğu zaman devrin hilecisi Photoshop'la karıştırılan ışık boyamaları çözümlemeye çalışmıştır. Işık boyamanın resimsel bir ifade biçimi olarak kullanılabileceği, ağırlıklı olarak form oluşturmakta sunduğu olanaklar perspektifinden incelenmiş, ışık boyamanın biçimsel etkileri ve uygulama yöntemleri bu kapsamda değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Bu değerlendirme ve incelemeler doğrultusunda ışık boyamanın bir resim yapma yöntemi olabileceği savunulmuştur.

Batı resim sanatıBoyama teknikleriFigüratif resim+7
Onan Onur Reisoğlu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00

Related subjects