Exercise
755 theses under this subject heading
Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı: üniversite de öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesidir. Bu çalışmanın katılımcı grubunu Muğla Sıktı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi 3. ve 4. Sınıflarda öğrenim gören 136 kadın ve 164 erkek toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi" kısa formu ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" anketleri gerekli izinler alınarak gönüllü katılım sağlayan öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Ölçme araçlarının uygulanması ile ilgili düzenlemelerin yapılması ve verilerin toplanması aşamasından sonra yanlış ya da eksik girilmiş veriler araştırma dışında tutularak analizleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 paket program kullanılmıştır. Veriler hem fakültelere göre hem de cinsiyete göre ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu amaçla, değişkenlerin karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Cinsiyete göre ve fakültelere göre değişkenlerin analizinde ise Çok Faktörlü Varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan istatistiksel analizler %95 güven aralığında .05 ve .01 hata düzeylerinde gerçekleştirilmiştir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının tüm boyutlarında cinsiyete bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p > 0,05), fakat Fiziksel Aktivite ve Egzersiz (p = 0,008), Manevi Gelişim (p = 0,00), Stres Yönetimi (p=0,020) ve Toplam Sağlık Davranışları Biçimi skorlarının (p=0,034) fakültelere bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05).Bunun yanında cinsiyet ve fakülte değişkenlerinin sağlıklı yaşam biçimi alt boyutlarında ve toplam skoru üzerindeki ortak etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmektedir (p > 0,05). Sonuç olarak; üniversite öğrencilerine fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme imkanı sunulduğunda öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışını benimsemesinde etkili olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Sağlık, Egzersiz, Sağlıklı Yaşam Biçimi, Fiziksel Aktivite
Yetişkinlerde online yapılan kuvvet geliştirme egzersizlerinin fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, dünya genelinde pandemi nedeniyle insanların evlerinde uzun süre kapalı bir ortamda kalma zorunlulukları, egzersiz yapmak istenilse bile birçok spor tesisinin kapalı olması, kalabalık ortamda egzersiz yapmanın bulaş riskini arttırması gibi birçok faktör dikkate alındığında hareketsiz devam eden bir yaşamın insanları gerek fizyolojik gerekse psiklojik açıdan önemli ölçüde yıprattığı düşünülmektedir. Bu nedenle pandeminin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla yetişkin bireyler için hazırlanmış bir egzersiz protokolünü ev ortamında uygulayarak onlara daha sağlıklı bir yaşam sunmaya çalışmaktır. Bu çalışmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan yetişkin kadın (12) ve erkek (9) olmak üzere toplam 21 güvenlik görevlisi dahil olmuştur. Güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat elde bir çift dambıl (erkekler için 5 kg kadınlar için 3 kg) ve kendi vücut ağırlıklarıyla uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat olmak üzere kendi vücut ağırlıkları ve bir çift dambıl kullanarak uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan çalışmada kontrol grupsuz ön test- son test yarı deneysel yöntem uygulanmıştır. Kadın ve erkek güvenlik görevlilerine 12 hafta uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programı öncesi ve sonrasında Brockport Fiziksel Uygunluk Test Bataryasından alınan 5 fiziksel uygunluk testi (el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti esneklik, dikey sıçrama) ve mezura ile vücut ölçü parametreleri alınmıştır. Kuvvet geliştirme egzersiz programı haftada 3 gün, günde 1 saat uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programına girilerek, analizler bu program dahilinde yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistik kullanılarak, bu değerlerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları bulunmuştur. Yapılan çalışmanın amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Paired Samples T analizinden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinin ön test ve son test parametreleri incelendiğinde el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, sağ ve sol kol, omuz, göğüs, karın ve kalça genişlikleri parametre değerlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0.05), beden kütle indeksi ve vücut ağırlığı parametrelerinde anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0.05). Çalışma bulgularına göre evde bir çift dambıl ile yapılan, temel basit hareketlerden oluşan, kuvvet geliştirme egzersiz programının yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinde fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Ayrıca katılımcıların gerek pandemi gerekse normal koşullarda bu tür egzersiz protokollerini bir yaşam tarzı haline dönüştürmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: "Pandemi", "Covid-19", "Fiziksel Uygunluk", "Kas gelişimi", "Kuvvet Geliştirme"
Anaerobik eşik altı ve üstü bisiklet egzersizinde oksijen alım kinetiğinin değerlendirilmesi
Tez çalışmasının amacı anaerobik eşik altı ve üstü egzersizlerin metabolik ve kardiyovasküler, oksijen alım kinetiği ve kas aktivitesi üzerindeki fizyolojik yanıtların değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışmaya katılan denekler iki gruba (anaerobik eşik altı egzersiz n=12, anaerobik eşik üstü egzersiz n=12) ayrılmıştır. Altı haftalık bisiklet egzersizi öncesi ve sonrasında iki gruba da aynı testler uygulanmıştır. Bisiklet ergometresi ile 4 gün.hafta-1 yapılan anaerobik eşik altı egzersiz yoğunluğu %90 AE ve anaerobik eşik üstü egzersiz yoğunluğu Δ%80 olmak üzere belirlenmiştir. Anaerobik eşik ve maksimal oksijen tüketimini belirlemek için artırmalı bisiklet egzersizi testi uygulanmıştır. Artırmalı testten sonraki gün anaerobik eşik altı (%90 anaerobik eşik) sabit yüklü altı dakikalık test ve anaerobik eşik üstü (Δ%80) sekiz dakikalık test uygulanmıştır. Testler sırasında oksijen tüketimi, laktat ve tibialis anterior, gastrocnemius medialis, biceps femoris, vastus lateralis, vastus medialis ve rektus femoris kaslarından EMG kayıtları alınmıştır. İki egzersiz süresinin öncesinde parametreler arasında anlamlı fark yoktur. Hem 6 haftalık anaerobik eşik altı bisiklet egzersizi hem de 6 haftalık anaerobik eşik üstü bisiklet egzersizi sonrasında VO2maks, kalp atım hızımaks, anaerobik eşikteki VO2maks yüzdesi ve laktatmaks parametrelerinden oluşan kardiyovasküler ve metabolik parametreler istatistiksel olarak anlamlı derecede artış göstermiştir (p<0.05). Sabit yüklü egzersiz sonuçlarına göre oksijen alım kinetiklerinden O2 ederi (ml.dk-1.W-1) her iki egzersiz sonrasında anlamlı derecede azalmıştır (p<0.05). Ancak O2 ederi anaerobik eşik altı egzersiz sonrasında anaerobik eşik üstü egzersiz sonrasına göre yüzdesel olarak daha fazla azalmıştır (%7-%4). Altı haftalık anaerobik eşik altı ve eşik üstü egzersiz süreçlerinden sonra zaman sabiti τ1 (sn) (%16-%20) ve τ2 (sn) (%23-%33) anlamlı derecede azalmıştır. Altı haftalık iki egzersiz sonrasında da EMG yanıtlarında bir fark olmamıştır. Sonuç olarak, iki egzersiz sonrasında da kardiyovasküler ve metabolik adaptasyon artmış ve oksijen alım kinetiği hızlanmıştır. Ancak bu hızlanma nöromüsküler adaptasyon ile açıklanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Anaerobik eşik, oksijen alım kinetiği, EMG
Alt beden elektromyostimülasyon antrenmanı ve detraining'in performansa etkileri
Elektromyostimülasyon (EMS), kas ya da sinir bölgelerine dışsal olarak uygulanan elektriksel akımlarla kassal aktivasyon elde etme ve bu yolla istemli olarak aktive edilmesi zor olan hızlı motor ünitelerin yavaş motor ünitelerle beraber senkronize katılımıyla antrene edilerek sportif performansta fonksiyonel artışlar elde etme amaçlı kullanılan konvansiyonel olmayan bir antrenman metodudur. Bu çalışmanın amacı 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve takip eden 4 haftalık detraning periyodunun performansa etkilerini araştırmaktır. Çalışmada yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif 38 gönüllü katılımcı (yaş: 21.5±2.5yıl, boy uzunluğu: 175±6.5cm, vücut ağırlığı: 67.7±7.7kg, beden kütle indeksi: 21.7±1.9kg/m2, vücut yağ yüzdesi: %14.4±5.3) EMS grubu (EG, n=16) ve istemli grup (İG, n=22) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, skuat ve aktif sıçrama, 40m sprint, izokinetik kuvvet (60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda diz ekstansiyon-fleksiyonu), anaerobik güç ve kapasite testleri yapılmıştır. EG, 6 hafta boyunca haftanın 2 günü 110-120o diz eklem açı aralığında maksimal istemli izometrik kasılmalarla senkronize olacak şekilde baldır, uyluk ve kalça bölgesi majör kaslar üzerine yerleştirilen şerit elektrotlar aracılığıyla uygulanan EMS antrenmanına katılmıştır. İG ise EG grubuyla aynı uygulamayı EMS olmadan yapmıştır. Takip eden detraining süreci boyunca katılımcıların hiçbiri herhangi bir alt beden egzersizine katılmamıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası yapılan test ve ölçümler arasında fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analiziyle incelenmiştir. Normal dağılım göstermeyen verilere logaritmik dönüşüm uygulanmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı fark gösteren ortalamaların belirlenmesinde post-hoc testlerinden LSD (En küçük önemli fark) testi kullanılmıştır. Antrenman süreci ve bunu takip eden detraining sonrası skuat sıçramada gruplararası (p=0.043) ve grupiçi (p=0.034) anlamlı fark bulunmuştur. Antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, aktif sıçrama, 40m sprint, 60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda sağ ve sol diz ekstansiyon ve fleksiyon izokinetik kuvveti, anaerobik güç ve kapasite değişkenlerinde ise gruplararasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Bu bulgular skuat sıçrama haricindeki diğer tüm değişkenler açısından 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve 4 haftalık detrainingin performansa etkisi olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak maksimal izometrik kasılmalar üzerine maksimal tolere edilebilen akım şiddetinde uygulanan alt beden EMS antrenmanının yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif bireylerde konvansiyonel antrenmanlardan daha etkili olmadığı ve farklı protokollerle daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim olduğu belirlenmiştir.
Yetişkin bireylerde vokal ısınma egzersizlerinin etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmada, profesyonel ses kullanıcısı olmayan ve ses bozukluğu olmayan kişilere uygulanan vokal ısınma egzersizlerinin, Çok Boyutlu Ses Analiz Programı (MDVP) ve Fonatuvar Aerodinamik Sistem (PAS) ses analiz programları kullanılarak etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya toplamda 10'u kadın 18'i erkek olmak üzere 28 yetişkin dahil edilmiştir. Vokal ısınma egzersizleri yaklaşık 20 dakika süren nefes, esneme, fonasyon ve rezonans egzersizlerinden oluşmuştur. Katılımcılar seslerini ısıtmadan önce MDVP ve PAS ölçümleri alınmış ve seslerini ısıttıktan sonra aynı ölçümler tekrarlanmıştır. MDVP programı ile sese ilişkin akustik parametreler, PAS programı ile sese ilişkin akustik ve aerodinamik parametreler değerlendirilmiştir. Ayrıca, çalışma kapsamında kadın ve erkek katılımcılar arası karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, vokal ısınma sonrası MDVP parametrelerinden jitter ve shimmer değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş bulunmuştur. PAS parametrelerinden frekans aralığı, ekspiratuvar hava akımı süresi, ortalama hava basıncı tepe noktası ve ekspiratuvar volüm parametrelerinde de vokal ısınma sonrası anlamlı bir artış olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, vokal ısınmanın sesin bazı akustik ve aerodinamik özelliklerini değiştirerek, objektif ses kalitesini arttırdığı ve sesi olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir.
Actor's training in relation to energy-score
For the actor the area that s/he can controls and directs his/her own work is the sturcture called score. Energy, as a component of the score, is a fundamental tool for the performer to contact with spectator. The initial thing to attract spectator's interest is the scenic-bios which actor gains through extra-daily energy. Performer transforms this state of extra-daily energy to an acquired and organizable quality through actor's training. This quality is related to the actor's training with any kind of physical discipline, acting method or his/her own design in the context of energy. For the actor, it is possible to exercise to achieve this quality. The main interest of this thesis is the energy as organizable, transformable and transferable tool/material for he actor.
Feldenkrais Metodu ve farkındalığın oyuncunun performansına etkisi
Oyuncunun sanatını icra aracı bedenidir. Bu bağlamda, oyuncunun bedeni başta olmak üzere, tüm ifade araçlarını eğitmesi, geliştirmesi, güçlü ve çalışır durumda tutması gerekir. Bu nitelikler, performansının kalitesi açısından önem taşımaktadır. Oyuncunun hazırlığı, bireysel keşif süreciyle başlamalı, gelişim, değişim ve dönüşümle devam etmelidir. Oyuncu bu süreçte, malzemesi olan varlığıyla ilişkisini kuvvetlendirmelidir. Bu ilişki, oyuncunun kendisiyle derinden kuracağı bağlantıya ihtiyaç duyar. Bu açıdan oyuncunun farkındalığının geliştirilmesi önemli görülmektedir. Oyuncunun hazırlık ve performans sürecinde bu alanlarda öğrenmeye ve gelişmeye ihtiyacı vardır. Bu konuda oyuncuya yol gösterecek birçok yöntem ve çalışma disiplini bulunmaktadır. Bunlardan biri olan, Feldenkrais Metodu, belirtilen alanları bünyesinde barındıran bir metot olarak görülmektedir. Çalışmada, farkındalığın güçlendirilmesinde metodun önermesi olan, hareketten yola çıkılmasının etkilerine odaklanılmıştır. Feldenkrais Metodu'nun incelenmesi, farkındalık ve oyuncunun performansı üzerine kurulu bu çalışmanın, bu alanda oyunculuk çalışmalarına katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Sözcükler: Oyuncu, Feldenkrais Metodu, Farkındalık, Beden, Performans
Aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, total oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisinin incelenmesi
ÖZETAEROBİK EGZERSİZİN SEDANTER BAYANLARDA VÜCUT KOMPOZİSYONU, BAZAL METABOLİZMA HIZI, TOTAL OKSİDAN VE ANTİOKSİDAN KAPASİTE ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİBu çalışma 8 haftalık aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı.Araştırmaya katılan 40 gönüllü, yaş ortalaması 40.30±4.47 olan kontrol grubu (KG) (n=20) ve yaş ortalaması 41.05±3.26 olan egzersiz grubu (EG) (n=20) olmak üzere random yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna egzersiz yaptırılmazken, egzersiz grubuna 8 hafta süresince, haftada 3 gün, günde 1 saat aerobik-koş-yürü egzersizleri yaptırıldı. Tüm deneklerin çalışma öncesi ve sonrası vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı (BMH), toplam oksidan kapasite (TOK) ve toplam antioksidan kapasite (TAK) ölçümleri alındı. EG ve KG arasında yaş, boy ve kilo bakımından fark olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Mann ? Whitney U testi kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov Smirnov testi ile incelendi. Ön test?son test değişiminin EG ve KG'ye göre karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Tüm istatistik analizler SPSS paket programında yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alındı.Bulgulara göre kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), yağsız vücut kitlesi (YVK), çevre ölçümleri, bel kalça oranı (BKO), segmental vücut kompozisyonu, deri kıvrımı kalınlığı, BMH, TAK ve TOK ölçümlerinin tümünde son test ölçümlerine göre EG lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). VKİ değerinin EG' nda 29.62±3.78 kg/m2'den, 28.47±3.74 kg/m2'ye düştüğü tespit edildi ve ön test sonuçlarına göre EG' nda % 3.11 oranında azalma, KG' nda ise % 0.38 oranında artış olduğu saptandı. YVK değeri EG' nda 50.62±5.41 kg'dan 51.55±5.95 kg'a, BMH değeri 1308±201.8 kcal' den 1409±218.3 kcal' e yükseldi. TAK değeri EG' nda 2.10±0.01 ?mol' den, 2.35±0.06 ?mol' e çıkarken, KG' nda anlamlı bir değişim oluşmadı. TOK değerinde ise KG' nda 5.95±1.41 mmol' den 5.64±1.67 mmol' e düşerken, EG' nda 6.33±1.23 mmol' den 3.48±1.94 mmol' e düşerek anlamlı bir değişim tespit edildi (p<0.05).Sonuç olarak 8 haftalık, koş-yürü tarzı aerobik egzersizlerin, sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu parametrelerini olumlu yönde değiştirdiği, bazal metabolizmayı hızlandırdığı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite değerlerini de anlamlı yönde değiştirdiği söylenebilir.Anahtar kelimeler: Sedanter Bayan, Aerobik Egzersiz, Vücut Kompozisyonu, Bazal Metabolizma Hızı, Toplam Oksidan Kapasite, Toplam Antioksidan Kapasite.
Erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının aerobik ve anaerobik performansa etkisini incelemektir. Çalışmaya toplam 20 basketbolcu (deney:10, yaş:28,10±4,51 yıl; kontrol:10, yaş:18,70±0,95 yıl) katıldı. Deneklerin solunum kas antrenmanı (SKA) öncesi spirometreyle solunum fonksiyonları, respiratuar basınçölçer cihazı ile solunum kas kuvvetleri belirlendi. SKA, POWER breathe Classic (mavi) model ile maksimal inspiratuar basınç (MİP) değerinin % 40'ına eşdeğer olacak şekilde haftalık 1 birim (10 cmH2O) artırım sağlanarak deney grubuna sabah ve akşam günün aynı saatlerinde olmak üzere haftanın 5 günü günde 2 kez tekrarlanmak koşuluyla 4 hafta uygulandı. Her antrenman biriminde sporcu 30 dinamik nefes alıp verme işlemi yaptı ve günde 60 nefes döngüsünü tamamladı. Anaerobik güç parametreleri wingate bisiklet ergometresi ile, aerobik kapasiteleri de Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Seviye 1 test protokolüyle hesaplandı. Gruplar arası tüm parametrelerin ön-son testleri arasındaki karşılaştırması için bağımlı T testi (Paired Sample T Testi), ortalama farkın gruplar arasındaki analizi içinde bağımsız T testi (Independent Sample T Test) kullanıldı. SKA sonrası deney grubunda FVC (lt) ve FEF Max'ta ki (lt/sn) değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Diğer solunum fonksiyon değerlerinde yüzdesel artış görülmesine rağmen anlamlı bir sonuç bulunmamıştır (p>0,05). Yüzdesel olarak en fazla artış İC (% 42,22), FEF Max (% 35,26) ve MİP (% 22,33) değerlerinde görülmüştür. Kontrol grubunda sadece SVC ve MİP'te anlamlı değişim görülmüştür (p<0,05). Deney grubunda anaerobik güç göstergelerinden Mininum Power dışında bütün değerlerde anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca Time to Peak'te % 34,03 ve Peak Power da % 5,66 düzeyinde yüzdesel artış meydan gelmiştir. Kontrol grubunda Wingate testi sonrasında tüm parametrelerde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (p>0,05). SKA sonrası deney grubunda VO2maks ortalama değerinde % 14,74 (p<0,008) ve kontrolde ise % 7,50 oranında artış görülmüştür (p<0,006). Sonuç olarak solunum kas antrenmanının; solunum fonksiyonlarını, solunum kas kuvvetini, anaerobik ve aerobik kapasiteyi düzenli antrenman yapanlara göre pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Kapasite, Anaerobik Güç, Basketbol, Solunum Kas Antrenmanı,
Sedanter kadınlarda reformer egzersizinin denge üzerine etkisi
Bu çalışmada kadınlarda yapılan düzenli reformer pilates egzersizinin denge üzerine etkisini incelemektir. Çalışmamıza, yaşları 25-35 yaş arasında değişen 36 gönüllü kadın katılmıştır. Katılımcılar pilates (n=18) ve kontrol (n=18) gruplarına rastgele olarak ayrılmıştır. Pilates grubundaki katılımcılara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, 60 dakika reformer pilates egzersizi yaptırılmıştı. Kontrol grubundaki katılımcılara herhangi bir egzersiz yaptırılmamıştır. Egzersiz öncesi ve sonrasında iki gruptaki katılımcıların vücut ağırlık ve yağ yüzdeleri Tanita BC 545 cihazıyla ölçülmüştür. Çevre ölçümleri mezura ile, deri kıvrım kalınlıkları skinfold kaliperle, denge ölçümleri Biodex Denge Sistem cihazıyla değerlendirilmiştir. Egzersiz programının sonrasında pilates grubunun çevre ölçüm değerlerinde bel-kalça oranı hariç bel, abdomen, kalça, bacak, kol, önkol anlamlı derecede azalma elde edilmiştir (p<0,05). Aynı şekilde deri kıvrım kalınlığı ölçümü değerlerinde ise uyluk, bacak ve abdominal bölge deri kıvrım kalınlığı hariç biceps, triceps, göğüs, aksillar, subscapular, suprailiac bölgeden alınan azalma görülmüştür (p<0,05). Genel dinamik denge değerinde anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Vücut kitle indeksi (VKİ), yağ yüzdesi değerlerinde azalma görülmüştür (p<0,05). Kontrol grubumuzun VKİ değerinde, abdomen ve kalçanın çevre ölçümleri, uyluk ve abdominal deri kıvrım kalınlığı ölçümü ile yağ yüzdesinde artma görülürken (p<0,05), diğer parametrelerde değişiklik bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamız, reformer pilates egzersizinin vücut kompozisyonu, esneklik ve denge parametreleri üzerinde olumu etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Denge, Esneklik, Reformer Pilates Egzersizi, Sedanter Kadın, Vücut Kompozisyonu
Obez bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi
Obezite ile mücadelede fiziksel aktivite düzeyinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada obez bireylerin farklı yöntemler ile fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 kadın (yaş X=32,9±7,3 yıl) ve 16 erkek (yaş X=36,4±8,4 yıl) olmak üzere toplam 46 obez (BKİ kadın X=37,6±6,6 kg/m2, erkek X=34,2±4,3 kg/m2; vücut yağ yüzdesi kadın X=%40,9 ve erkek X=%35,4) gönüllü birey katılmıştır. Sağlık kuruluşuna başvuru yapan obez bireyler için bilgi formu hazırlanmış ve vücut kompozisyon ölçümleri Tanita BC-1000 ile, Fiziksel aktivite ölçümü ise, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi - Kısa Form (UFAA-KF) ve Sense Wear Armband (SWA; BodyMedia, USA) yöntemi ile yapılmıştır. İstatiksel analiz olarak; Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Ki kare, Fischer's Exact testi ve Spearman Rho Korelasyon kullanılmıştır ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Katılımcıların adım sayısı ortanca değerleri 9323 adım/gün (kadın ve erkeklerde sırasıyla 8796; 9540 adım/gün) bulunurken (p>0,05), MET düzeyleri 1,3 MET/gün'dür (kadın ve erkeklerde sırasıyla 1,3; 1,4 MET/gün). Katılımcıların adım sayısına göre aktivite düzeyi değerlendirildiğinde %32,6'sı (n=15) "sedanter/düşük aktif", %67,4'ü (n=31) "orta/yüksek aktif" düzeyinde; UFAA'ya göre değerlendirildiğinde ise %19,6'sı (n=9) "düşük aktif", %80,4'ü (n=37) "orta/yüksek aktif" düzeyindedir (p>0,05). UFAA-MET puanları ile adım sayısı arasında ise anlamlı ilişki bulunmamaktadır (r=0,188; p>0,05). SWA ile karşılaştırıldığında, anketin %21,7 yüksek tahmin, %8,7 oranında düşük tahminde bulunduğu belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, obez bireylerin adım sayısına göre "biraz aktif" kategorisinde yer almasına rağmen MET düzeylerinin düşük olması obezite ile mücadelede egzersizin şiddetinin önemini göstermektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin yöntemlere göre değişebileceği ve yöntem belirlenirken örneklem grubuna göre sınırlılıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Obezite, SWA, UFAA
Taekwondo antrenmanlarının çocuklarda çalışma belleği üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Taekwondo antrenmanlarına katılımın 10 ve 11 yaşlarındaki çocukların çalışma bellekleri üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya, Kocaeli ilinde Taekwondo sporuna yeni başlayan 10-11 yaşlarındaki 74 çocuk ve düzenli olarak herhangi bir spor yapmayan 28 çocuk katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurul izni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan (2019-84), yazılı kurum izni ise antrenmanların gerçekleştirildiği spor kulübünden alınmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak katılımı kabul eden çocukların ailelerinden bilgilendirilmiş veli/vasi onam formunu imzalamaları istenmiş, çalışmaya katılıma yazılı olur vermeyen ailelerin çocukları çalışma kapsamına dahil edilmemiştir. Antrenmanlar 8 hafta boyunca haftanın 3 günü 90 dk. olarak uygulanmıştır. Toplam 37 çocuğa kyorugi teknikleri ve kuralları çalıştırılmıştır. Diğer 37 çocuğa ise antrenmanlarda poomsea el hareketleri ve kuralları öğretilmiştir. Verilerin toplanması için Ergül, Yılmaz ve Demir (2018) tarafından geliştirilen Çalışma Belleği Ölçeği kullanılmıştır. Shapiro Wilk testi analizi sonucunda normallik varsayımının karşılanmadığı görüldüğünden, istatistiksel analizler için Mann-Whitney U ve tek örneklem Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan 102 katılımcıdan (47 erkek ve 55 kız) 37'si (18 erkek ve 19 kız) Poomsae, 37'si (15 erkek ve 22 kız) Kyorugi ve 28'i (14 erkek ve 14 kız) kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, Kyorugi grubundaki deneklerin çalışma belleği puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma olduğu, Poomsae grubunda ise çalışma belleğinin olumlu olarak etkilendiği ve puanlarda artış olduğu bulunmuştur. Kontrol grubunda ise hiçbir anlamlı değişiklik meydana gelmemiştir. Poomsae antrenmanlarının çocuklarda çalışma belleğini olumlu etkilediği ancak Kyorugi grubundaki bu kötüleşmenin nedenlerinin incelenmesi için daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kadınlarda online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranları, yeme tutumları ve beden imajı üzerine etkisi
Covid19 salgınının yayılım hızını kontrol altında tutmak için sosyal hayat kısıtlamaları artmıştır. Pandemi sürecinde internet tabanlı uygulamalarla yaşamın büyük bir bölümü sürdürülürken artan kısıtlamalar, toplumu fiziksel inaktiviteyle baş başa bırakmıştır. Covid19 pandemisi döneminde kilo kontrolü sağlamak için diyetisyene başvuran sedanter kadınlara verilen 8 haftalık online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranı, yeme tutumu ve beden imajı üzerine etkisini belirlemek bu çalışmanın amacıdır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel tasarım çalışmasıdır. Çalışma 2020 Aralık-2021 Mart tarihlerinde, 20-40 yaş aralığında Amasya ilindeki tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 150 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılar zumba egzersizi, yürüme egzersizi ve kontrol olmak üzere 50'şer kişilik üç gruba ayrılmıştır. Uygulama gruplarına 8 hafta boyunca zumba ve yürüme egzersiz programı uygulanmıştır. Çalışmada beden imajı için "Vücut algısı ölçeği" ve yeme tutumu için "Üç faktörlü beslenme anketi" uygulanmıştır. Vücut yağ oranları Biyoelektriksel İmpedans Analizi ile belirlenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yürüme ve zumba gruplarında 8 hafta sonunda vücut analiz ölçümlerinde vücut yağ yüzdesi, gövde yağ yüzdesi ve bel kalça oranında ön ölçümlere oranla düşüş tespit edilmiştir. Yürüme ve zumba grubunda "duygusal yemek yeme" ve "açlığa duyarlılık" faktörleri çalışma sonunda anlamlı düzeyde düşüş göstermiştir. Yürüme grubunda, beden algısı düşük olanların %80'ni, zumba grubunda %90'nı çalışma sonunda vücut algısı yüksek grupta olduğu gözlenmiştir.
Trampolin ve mat zeminde uygulanan pliometrik egzersizlerin erkek bireylerde kas hasarı, dikey sıçrama ve denge üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı; trampolin ve mat zemin üzerinde uygulanan 8 haftalık pliometrik egzersiz programının dikey sıçrama ve dinamik denge performansı, kreatin kinaz (CK) enzim aktivitesi, serumda testosteron konsantrasyonları, serum kortizol seviyesi üzerine etkilerini incelemektir. Ayrıca bir diğer amacı ise, egzersiz periyodundan sonra 2 haftalık antrenmansızlığın sportif performans üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 42 erkek birey gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele [Trampolin Grubu (TG); n=15 ve Mat Zemin Grubu (MZG); n=15; Kontrol Grubu (KG); n=12] olarak 3 gruba ayrılmıştır. TG ve MZG 8 hafta süreyle, haftada 2 gün pliometrik egzersizler yaparken, KG yalnızca ısınma ve soğuma protokolünü gerçekleştirmiştir. Araştırmada egzersiz öncesi ve sonrası olmak üzere katılımcılara dikey sıçrama ve dinamik denge performans ölçümleri yapılmıştır. Farklı zeminlerde gerçekleştirilen pliometrik egzersizler neticesinde kas hasarını saptayabilmek için egzersizden hemen önce ve egzersizin 24, 48 ve 72 saat sonrasında, testosteron ve kortizol hormonu seviyelerindeki değişikleri incelemek için ise 8 haftalık egzersiz öncesi ve sonrası kan örnekleri alınmıştır. İstatistiksel analizlerde normal dağılım göstermeyen veya homojen olmayan verilerin gruplar arası karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve homojen olan verilerin gruplar arası karşılaştırılmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve çift yönlü varyans analizi (Two Way ANOVA) testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, uygulanan pliometrik egzersizler ardından oluşan kas hasarı düzeylerinde deney grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,0167). MZG ve TG dinamik denge performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana gelirken (p<0,05), dikey sıçrama performans değerlerinde de anlamlı artışların olduğu bulunmuştur (p<0,01). Deney grupları arasında dikey sıçrama ön test ile antrenmansızlık performans değerlerinde TG lehine anlamlı fark saptanmış (p<0,01), dinamik denge performans değerlerinin tümünde TG değerlerinde anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kronik kortizol düzeylerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05). TG ve KG kronik testosteron düzeylerinde anlamlı düşüşler belirlenmiş (p<0,05), MZG kronik testosteron düzeyinde ise anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, egzersiz gruplarının CK değerlerinde anlamlı bir farkın saptanmadığı, TG'nin dikey sıçrama ve dinamik denge performansı ve daha sonraki antrenmansızlık süreçlerindeki anlamlı pozitif sonuçları doğrultusunda, pliometrik egzersizlerde mini trampolin zeminin tercih edilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik denge, Dikey sıçrama, Kas hasarı, Kortizol, Pliometrik, Testosteron.
Üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişki
Dünya ve Türkiye'de inaktiviteye ve vücut kompozisyonu ile ilgili bilgisizliğe bağlı çocuklar ve adölesanlarda aşırı kiloluluk ve obezite prevalansı artmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması için 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesinin il merkezinde bulunan fakülte ve yüksekokullarda halen öğrenim gören 5457 öğrenciye google veri tabanı üzerinden hazırlanan anket linki çevrimiçi ortamda gönderilmiş ve araştırmaya 15 gün içerisinde toplam 1280 gönüllü kişi katılmış ve değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde sırasıyla, çapraz çizelgeler hesaplanmış ve ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Spermann sıralı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarında; erkeklerin kadınlardan yaş olarak anlamlı düzeyde daha büyük, daha uzun boylu, daha kilolu, yüksek VKİ'li ve fiziksel açıdan daha aktifken, her iki cinsiyet arasındaki sağlık, sigara kullanım oranları ve aylık gelir düzeyleri farklı değildir. Sadece "Obezitenin sağlık için ne ölçüde zararlı olduğunu düşünüyorsunuz?" algısı kadınlarda daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapan erkekler, sedanterlere kıyasla istatistiksel düzeyde daha yaşlı, egzersiz davranışı düzeyleri daha yüksek, obezitenin sağlık için büyük ölçüde zararlı olduğunu düşünmekte ve mevcut kilo durumundan memnundur. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlar; istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek egzersiz davranış düzeyine sahip, obeziteyi sağlık için daha çok zararlı görmekte, mevcut kilo durumundan memnuniyetleri düşük, mevcut kilo durumunu anlamlı düzeyde daha çok değiştirme eğiliminde ve aynaya baktıklarında kendilerini daha az beğenenlerdir. Sonuç olarak, üniversiteler bilimsel yöntemlerle toplanan verilere dayalı geliştirilen fiziksel ve sportif aktivite programları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitimleri planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Mutluluk, Obezite bilgisi, Sağlık.
Düzenli egzersiz yapan kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; düzenli egzersiz yapan kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışma Çorum Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü'ne bağlı spor merkezleri ve kadın kültür merkezlerine üye olan kadınlardan 252'sinin gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerini belirlemek için Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21 (EBÖ-21) ve kişisel bilgilerin yer aldığı 10 soruluk demografik bilgi formu uygulanmıştır. EBÖ-21 ile demografik bilgi form verilerinin tasnif edilmesinde Microsoft Office Excel, analiz edilmesinde ise IBMSPSS v26.0 istatistiksel analiz paket programı kullanılmışolup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin normallik değerlendirmesi çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerlerine göre yapılarak verilerin -2 ve +2 arasında yer almasından dolayı verilerin normal dağıldığı varsayılmıştır. Bundan dolayı verilere parametrik testler uygulanmıştır. İkili karşılaştırmalarda Independent Samples t Test ve çoklu karşılaştırmalarda One-Way ANOVA testi kullanılmış, farkın anlamlı olduğu durumlarda farkın kaynağının tespiti için Post-Hoc (Gabriel, Games-Howell) analizi kullanılmıştır. EBÖ-21 ile demografik değişkenlerin ilişki düzeyini belirlemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler incelendiğinde; çalışmaya katılan 252 kadının 150'si (%60) asemptomatik, 97'si (%38) semptomatik, 5'inin (%2) ise egzersiz bağımlısı olduğu belirlenmiştir. Egzersiz bağımlılığı kriterlerinden TK (Tolerans kriteri) ve EKEK (Egzersizin kesilme etkisi kriteri) semptomatik düzeyde olduğu, NEK (Niyet etkisi kriteri), KKK (Kontrol kaybı kriteri), ZK (Zaman kriteri), DAAK (Diğer aktiviteleri azaltma kriteri) ve DK (Devamlılık kriteri) asemptomatik düzeyde olduğu, EBÖ-TP (Egzersiz bağımlılığı ölçeği toplam puanı) ortalamasına bakıldığında asemptomatik düzeyde olduğu tespit edilmiştir. TK ile EKEK semptomatik olduğu için kadınların fizyolojik olarak bağımlı olduğu söylenebilir. EBÖ-TP ortalaması ile demografik bilgi değişkenleri arasındaki duruma bakıldığında YG (Yaş grubu), ÖD (Öğrenim durumu), HES (Haftalık egzersiz sıklığı), GES(Günlük egzersiz süresi) ve EBT (Egzersiz bağımlılığı tutumu) değişkenleri ile EBÖ-TP ortalaması arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). ÜCT (Aylık spora ayırılan ücret), ET (Egzersiz türü), EY (Egzersiz yılı), BGM (Bedensel görünümden memnunluk durumu) ve EBN (Egzersize başlama nedeni) değişkenlerinde ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Pearson korelasyon analizine bakıldığında; EBÖ-TP ile YG, HES, GES arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki, EBÖ-TP ile ÖD, EBT arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan kadınların %60'ının egzersiz bağımlısı olmadığı, %38'inin egzersiz bağımlılığı riski taşıdığı ve %2'sinin ise egzersiz bağımlısı olduğu görülmüştür. Aynı zamanda kadınların fizyolojik olarak egzersiz bağımlısı (TK, EKEK=semptomatik) olduğu da söylenebilir. Belirtilen demografik değişkenlerin (YG, ÖD, HES, GES, EBT) egzersiz bağımlılığı düzeyine etki ettiği belirlenmiştir. Diğer demografik değişkenlerin (ÜCT, ET, EY, BGM, EBN) ise egzersiz bağımlılık düzeyine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Statik germe ve köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık üzerine akut etkilerinin incelenmesi
Köpük Silindir ve miyofasyal gevşetme uygulama yöntemleri günümüzde sportif aktiviteler öncesi ısınmalarda ve aktivite sonrasında çokça uygulanan, bu yöntemler geliştirilmeye ve araştırılmaya açık yöntemlerdir. Bu çalışmanın amacı; quadriceps kas grubuna uygulanan statik germe ve köpük silindir uygulamalarının kassal dayanıklılık tekrar performansına olan akut etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 18-32 yaş aralığında, 21 gönüllü erkek bireyler katılmıştır. Çalışma çapraz deney desenine göre gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 seansta gerçekleşmiştir. İlk seansta sabah katılımcıların boy, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ölçümleri gerçekleşmiştir. Daha sonra katılımcılar rastgele olarak 3 gruba ayrılmışlardır; 1. grup statik germe grubu (SG), 2. grup köpük silindir grubu (KS) ve 3. grup kontrol grubudur (KG). Daha sonraki 3 seansta katılımcılar grup değiştirerek çalışmaya devam edilmiştir. Seans değişimlerinde katılımcılara 48 saat dinlenme verilmiştir. Seanslara başlamadan önce katılımcıların 1 tekrar maksimal ağırlıkları belirlenmiştir . Katılımcıların kassal dayanıklılık performansları leg extension makinesinde tekrar testi ile belirlenmiştir. Katılımcılar kassal dayanıklılık testini 1 tekrar maksimal ağırlıklarının %70 şiddeti ile gerçekleştirmişlerdir. Statik germe ve köpük silindir egzersizleri ön test ve son test arasıda 3 set ve her set 30 saniye olacak şekilde uygulanmıştır. Setler arasında katılımcılara 30 saniye dinlenme verilmiştir Katılımcıların ön test ve son testte yapabildikleri en fazla tekrar sayısı istatistiksel analizlerde kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Friedman ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre statik germe uygulaması sonrası tekrar sayılarında anlamlı azalma olduğu (p<0,05), köpük silindir uygulaması sonrasın da ise istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak quadriceps kas grubu üzerine 3 set 30 saniye gerçekleştirilen statik germe egzersizlerinin quadriceps kassal dayanıklılık performansını olumsuz etkilediği ancak köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık performansını olumlu etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle kassal dayanıklılık performansı öncesi köpük silindir egzersizlerinin gerçekleştirilmesi önerilebilir.
Fibromiyalji hastalarında akuatik egzersiz ve klasik masajın ağrı eşiği, fonksiyonellik, denge ve yaşam kalitesi üzerıne etkisi
Bu araştırmanın amacı, fibromiyalji hastalarında akuatik egzersiz ve klasik masajın ağrı eşiği, fonksiyonellik, denge ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmaya toplam 46 denek katılmış ve denekler akuatik grup (n:16), masaj grup (n:15), kontrol grubu (n:15) olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada 8 haftalık bir çalışma programı uygulanmış olup akuatik egzersizler haftada iki gün bir saat; masaj grubunun çalışması haftada iki gün kırkbeş dakika olarak uygulanmıştır. Kontrol grubu herhangi bir çalışmaya dahil olmamıştır. Çalışmaya başlamadan önce grupların vücut kompozisyon analizleri (vücut ağırlığı, vücut kitle endeksi, yağ yüzdesi, yağ kütlesi, yağsız vücut kütlesi), fonksiyonellik değerleri, vas, yaşam kaliteleri, denge düzeyleri ve ağrı eşikleri kayıt edilmiş ve 8 hafta akuatik egzersiz çalışması ve masaj uygulaması sonucunda tekrar alınıp işlenmiştir. Masaj ve akuatik egzersiz grubu istatistiksel sonuçlara göre; vücut ağırlığı, vücut kitle endeksi, yağ yüzdesi, yağ kütlesi, yağsız vücut kütlesi grup içi ve gruplar arası ön-son test değerlerinde anlamlı fark bulunmamıştır. Ağrı eşiği tektik noktası (oksiput sağ, oksiput sol, trapezious sağ, trapezious sol, supraspinatus sağ, supraspinatus sol, cervical sağ, cervical sol, gluteal sağ, gluteal sol, epikondil sağ, epikondil sol, kostokondral bileşke sağ, kostokondral bileşke sol, trakontar sağ, trakontar sol, diz medial yastığı sağ, diz medial yastığı sol) fonksiyonellik (FIQ) denge, vas, yaşam kalitesi ölçümlerinde her iki guruptada anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak 8 hafta süreyle düzenli ve planlı olarak uygulanan akuatik ve klasik masaj uygulamasının fibromiyalji hastalarında ağrı eşiği, fonksiyonellik (FIQ) denge, vas, yaşam kalitesi düzeyleri üzerinde olumlu etkileri olduğu ve akuatik antrenmanların klasik masaj uygulamalarına göre ağrı eşiği, fonksiyonellik (FIQ) denge, yaşam kalitesi düzeyleri üzerinde v daha çok etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Fibromiyalji hastalığında kronik ağrı tedavisinde ilaç kullanmak yerine akuatik egzersiz ve masaj uygulamaları kullanılabilir.
Life kinetik antrenmanlarının bilişsel işlemler üzerine etkisi
Peker A. T., '' Life Kinetik Antrenmanlarının Bilişsel İşlemler Üzerine Etkisi'' Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Ve Spor Anabilim Dalı Doktora Tezi, Kütahya, 2017. Bu araştırmada Life kinetik antrenmanlarının bilişsel işlemler üzerine etkisi incelendi. Çalışmaya, Ağrı gençlik ve spor il müdürlüğünden gerekli izinler alınarak, Ağrı gençlik ve spor il müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren sporcu kamp eğitim merkezinde çalışmalarına devam eden 20 sağlıklı atlet gönüllü olarak katılmıştır. Sporcular rastgele seçilerek iki gruba ayrılmıştır. Yaş ortalamaları 14.70±0.675 Yıl, boy uzunluğu ortalamaları 1.74±0.041 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 59.30±6.993 kg, olan 10 sporcu deney grubunu, Yaş ortalamaları 14.40±0.843 Yıl, boy uzunluğu ortalamaları 1.72±0.036 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 59.20±2.201 kg, olan 10 sporcu ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna atletizm çalışmalarına ek olarak 12 hafta boyunca hafta da 3 gün 30 dakika life kinetik çalışma programı uygulanmış olup kontrol grubu ise sadece atletizm antrenmanlarına devam etmiştir. Bilişsel işlem performansının ölçülmesi için deneklere Yrd.Doç.Dr. Tamer Ergin tarafından Türkiye'ye uyarlanan ve standardizasyonu yapılan Planlama, Eş zamanlı bilişsel işlemler, Dikkat ve Ardıl bilişsel işlemler şeklinde dört ölçek ve her bir ölçeğinde üç alt testten oluştuğu CAS testi (Cognitive Assesment System) bilişsel değerlendirme sistemi uygulanmıştır. Ölçümler çalışma öncesi (ön test) ve çalışma sonrası (son test) olarak alınmıştır. Verilerin normallik sınaması yapılarak normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak verilerin değerlendirilmesinde grup içi karşılaştırmalarda bağımlı gruplar için paired samples T testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise bağımsız gruplar için independent samples T testi uygulanmıştır, bu çalışmada hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; Planlama performansı, eş zamanlı bilişsel işlem performansı, dikkat performansı, ardıl bilişsel işlem performansı ve CAS toplam puanı için gruplar arası son test sonuçlarının karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Deney grubunun ön test-son test sonuçları incelendiğinde ise planlama performansı, dikkat performansı, eş zamanlı bilişsel işlem performansı ve CAS toplam puanı için deney grubunun son test sonuçlarının ön test sonuçlarından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür(P<0.05). Deney grubunun ardıl bilişsel işlemlere ilişkin ön test-son test sonuçları arasında herhangi bir farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarının dört bilişsel işlem ölçeğine ilişkin alt testler açısından karşılaştırılmasında İD alt testi için gruplar arası anlamlı farklılık tespit edilmiştir(P<0.05). SE, PK, PB, SB, AD, MT, SUİ, ŞH, KS, CT, CİS alt testleri açısından gruplar arası anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Deney grubunun ön test-son test sonuçlarının dört bilişsel işlem ölçeğine ilişkin alt testler açısından karşılaştırılmasında ise SE, PK, PB, MT, ŞH, İD ve SB alt testleri için deney grubunun son test sonuçlarının ön test sonuçlarından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür(P<0.05). Deney grubunun SUİ, KS, CT ve CİS alt testlerine ilişkin ön test-son test sonuçları arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Anahtar kelimeler: Life kinetik, Bilişsel işlemler, CAS, PASS Teorisi, Spor
Alkali kahvaltı öğününün akut egzersiz performansı, besin alımı ve iştah üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı alkali bir kahvaltı öğününün normal bir kahvaltı öğününe kıyasla akut egzersiz performansı, besin alımı ve iştah üzerine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 18-25 yaş arasında olan fiziksel olarak aktif 10 gönüllü erkek birey katılmıştır. Tek kör cross-over deneme modeli ile yapılan çalışmada; aynı katılımcılara birer hafta ara ile bir alkali beslenen grup ve bir kontrol grubu (normal beslenme) olmak üzere 2 farklı deneme yapılmıştır. Tüm denemelerde katılımcılar, kahvaltı tüketiminden 2 saat sonra, tükeninceye kadar, kalp atım hızı rezervinin %80-85' inde yapılan koşu bandı egzersizine katılmışlardır. Farklı türdeki kahvaltı öğünlerinin egzersiz performansına etkilerini belirlemek için egzersiz -tükenme süresi ile egzersiz esnasındaki kalp atım hızı, sübjektif açlık ve yorgunluk hissi parametreleri değerlendirilmiştir. Bunların yanında egzersiz sonrası besin alımlarını değerlendirmek amacıyla egzersizden 1 saat sonra kek tüketimi gerçekleşmiş ve tüketilen miktarlar kaydedilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı değişken T testi ile tekrarlı ölçümlerde varyans analizi kullanılmış olup anlamlı fark çıkması durumunda farkın nereden kaynaklandığının tespit edilmesi için Post-hoc testlerden Benferroni testi yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 bilgisayar programı kullanılmış ve anlamlılık p<0,05 kabul edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda; egzersizden önce tüketilen alkali bir kahvaltının koşu süresini uzattığı ve egzersiz sonrası besin alımını azalttığı gözlense de bu farklılıklar anlamlı bulunmamıştır. Bunula birlikte açlık ile ilişkili verilerde anlamlı sonuçlar gözlenmiş, alkali kahvaltı öğünü tüketen grupta hem egzersiz hem de kek tüketimi sonrası açlık parametreleri daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Tüm bu veriler ışığında egzersiz öncesi alkali beslenmenin normal beslenmeye kıyasla; egzersiz performansına, iştaha, besin alımına ve yorgunluğa farklı bir etkisi olduğu söylenememiştir. Sonuç olarak, akut egzersiz öncesi tüketilen alkali bir kahvaltının koşu performansına anlamlı bir katkı sağlamadığı söylenebilir
Hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları ve engelleri algısının fiziksel aktivite düzeyine etkisi
Bu araştırmanın amacı, hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları ve engelleri algısının fiziksel aktivite düzeyine etkisini belirlemektir. Araştırma 10 Eylül-10 Aralık 2021 tarihleri arasında (Bursa Özel A Merkez Diyaliz Merkezinde) hemodiyaliz tedavisi gören ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan kronik böbrek yetmezliği olan hastalar ile tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapıldı (n=190). Araştırma verilerinin toplanmasında, Hasta Tanıtım Formu, Hemodiyaliz Hastaları Egzersiz Yararları/Engelleri Ölçeği (DPEBBS), Uluslararası Fiziksel Aktivite Kısa Formu (UFAA) kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze tekniği ile toplandı. Verilerin analizinde; SPSS (Statistical Package for The Social Sciences) versiyon 20 kullanıldı ve tanımlayıcı istatistiksel metotlar, parametrik karşılaştırma testleri ve korelasyon testleri kullanıldı. Hastaların yaş ortalamaları 62,24±12,53 yıl olup, hemodiyaliz tedavisi alanların %60,5'i erkek, %70,52'si evli ve %37,9'u ilkokul mezunudur. Hastaların %88,4'ü çalışmıyor ve %53,7'sinin geliri giderine denk olduğu tespit edildi. Egzersiz Yararları ve Engelleri Ölçeği toplam puan ortalaması 65,04±10,28'dir. Cinsiyet, eğitim durumu, günlük aktivitelerini bağımsız yapabilme, egzersiz yapma, tıbbi tanı ve ek kronik hastalığının olması durumlarına göre Egzersiz Yararları ve Engelleri Ölçeği toplam puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir(p<0,05). Haftalık MET toplam puanına göre hastaların %84,2'si inaktif, %14,7'si minimal aktif ve %1,1'i ise yeterince aktiftir. Hemodiyaliz hastalarının egzersiz engelleri, egzersiz yararları ve toplam puanları ile fiziksel aktivite skorları arasında pozitif yönde ve orta düzey korelasyon olduğu belirlendi (p<0,01). Araştırma sonucunda; Hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları engelleri algısının orta düzey olmasına karşın hastaların inaktif olduğu görüldü. Erkeklerin, üniversite mezunlarının, günlük aktivitelerini bağımsız yapanların, egzersiz yaptığını ifade edenlerin, ek kronik hastalığı olmayan hastaların egzersiz yararları puan ortalaması daha yüksek bulundu. Egzersiz yararlarını yüksek algılayan hastaların toplam fiziksel aktivite skorunun da anlamlı olarak yüksek olduğu görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda, hemodiyaliz hastalarına egzersiz konusunda verilecek eğitimlerin önemli olduğu düşünülmektedir.
Aydın ilinde sağlıklı yaşam için spor yapan 30-40 yaş arası bayanlarda bazı fiziksel parametrelerin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Düzenli egzersiz yapan ve yapmayan bayanlarda sekiz haftalık periyotta fiziksel özellikler, deri kıvrım kalınlıkları ve çevre ölçümlerinde meydana gelen değişimleri inceleyerek, egzersizin vücut kompozisyonuna etkisini araştırmaktır. Araştırmaya Aydın il merkezinde yaşları 30?40 arasında değişen, mesleki olarak aktif ve büro işleri yapan toplam 202 bayan denek olarak katılmıştır. Bayanlar; deney (n=101) ve kontrol (n=101) grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Her grup kendi içinde 51 aktif ve 50 büro çalışanından oluşturulmuştur. Aktif çalışan bayanların meslek gruplarını hemşireler, doktorlar, öğretmenler, büro çalışanı bayanları da banka memurları ve devlet dairelerinde masa başında çalışan memurlar oluşturmuştur. Çalışmaya katılan bayanlar kendi aralarında bekâr ve evli olarak ayrılmışlardır. Sağlıklı yaşam hedefleyerek çalışmaya katılan deney grubu bayanların egzersiz programına başlamadan önce ve 8 hafta sonra fiziksel uygunluk ölçümleri yapılmıştır. Belirlenen fiziksel uygunluk unsurları olarak boy, kilo, esneklik, dikey sıçrama, skinfold ölçümleri (biceps, triceps, abdomen, suprailiac, subscapular, uyluk), çevre ölçümleri yapılmıştır. Deney grubu bayanlara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün aerobik egzersiz çalışmaları uygulanmıştır. Çalışmaya katılan kontrol grubu bayanlara da ön test ve son test olarak bu ölçümler yapılmıştır. Ancak kontrol grubu bayanlarına aerobik egzersiz çalışması uygulanmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre egzersizin vücut ağırlığı, bel ve karın çevresi, vücut yağ oranı ve dikey sıçrama üzerinde etkileri olmasına karşın kalça çevresi ölçümlerinde farklılık görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Egzersiz, fiziksel uygunluk, vücut kompozisyonu
12 haftalık hareket eğitiminin bunama (Demans) hastalarının bazı fiziksel ve bilişsel gelişme düzeylerinin etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı; 12 haftalık düzenli hareket eğitiminin Bunama (Demans) hastalarının bazı fiziksel ve bilişsel gelişim düzeyine etkisinin araştırılmasıdır.Araştırmada; Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniğine gelmiş ve Bunama (Demans) tanısı konulmuş, spor yapmaya herhangi bir engeli olmayan ve anlama yetisine sahip ve gönüllü olan yaş ortalaması 72±9,2 (yıl) olan 17'si bayan ve 6'sı erkek olmak üzere 23 hasta kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan deneklere; düzenli olarak yapılması gereken 12 haftalık egzersiz programı anlatılmış ve hareket eğitimi verilmiştir. Hastalara uygulanan egzersiz programların haftalık takipleri yapılarak, her dört haftada bir hastaların durumu göz önünde bulundurularak egzersiz programı güncellenmiştir.Hastaların gelişim düzeylerinin belirlenmesi için; uygulanan 12 haftalık hareket eğitimi öncesi ve sonrası; bazı fiziksel (kilo, boy, bel ve kalça) ve fizyolojik testler (kan basıncı, dinlenik nabız), işlevsel testler (sandalyeye otur-eriş, otur kalk, sırt kaşıma, 10 sn tek bacak üstünde durma), yürüme ve denge testi, bilişsel testler (stroop testi ve standardize mini mental testi) uygulanmıştır. Bu testlerin ilk ve son ölçümleri arasındaki farkın belirlenmesinde ise; ?=0.05 anlamlılık düzeyinde eşleşmiş t-testi uygulanmıştır.Hastalara uygulanan; Fiziksel ve Fizyolojik, İşlevsel Uygunluk, Smmdt ve Stroop ön ve son testleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (P>0.05). Ancak yürüme ve denge testi toplamında ve sol tek bacak denge ölçümlerinde anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05).Sonuç olarak; bunama hastalarına uygulanan 12 haftalık hareket eğitiminin, hastaların bazı fiziksel, fizyolojik, işlevsel ve bilişsel düzeylerinde azda olsa pozitif gelişme görülürken istatistiki olarak bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak hastaların yürüme ve dengelerinde pozitif bir gelişme olduğu görülmüştür.Bu nedenle bunama hastalarına yapılacak düzenli egzersizlerin hastalığın getirdiği olumsuz etkilerin azalmasına ve özellikle yürüme ve dengelerinin gelişimine önemli katkısının olduğu söylenebilir.
Spor yapan ve yapmayan 14-18 yaş grubu öğrencilerin saldırganlık tutumlarının incelenmesi
ÖZETBayram, Y. Spor Yapan ve Yapmayan 14-18 Yaş Grubu Öğrencilerin Saldırganlık Tutumlarının İncelenmesi Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya.2012. Bu çalışmada 14-18 yaş grubu aralığında bulunan spor yapan ve yapmayan öğrencilerin bazı değişkenlere göre saldırganlık düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmaya Kütahya'nın merkez ve ilçelerinden toplam 11 okul ve 1452 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin saldırganlık düzeylerini belirlemede Tuzgöl'ün (1998) geliştirdiği saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğrencilere ait demografik özellikler için frekans analizi, spor yapan ve yapmayan öğrenciler arasında değişkenlere göre farklılıklar ise iki yönlü varyans analizi (Two-way ANOVA) ile test edilmiştir. Analiz aşamasına geçmeden önce verilerin normallik varsayımları gözden geçirilmiştir. Analizlerde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 17.0 paket programı kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda; cinsiyet, ailedeki birey sayısı, daha önce sigara kullanma, şu an sigara kullanma, alkol kullanma, alkol kullanma sıklığı, vücudunda dövme ve piercing yapma ya da yaptırmayı düşünme değişkenleri ile spor yapma ve anne mesleği ortak etkileşimi açısından spor yapan ve yapmayan öğrencilerin saldırganlık puanları arasında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir.Sonuç olarak erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre hem spor yapanlarda hem de yapmayanlarda daha fazla saldırgan tutum sergiledikleri söylenebilir. Ayrıca öğrencilerin saldırganlık düzeylerini artıran sebepler arasında ailedeki birey sayısı, sigara ile alkol kullanımı ve piercing, dövme (body modification) yaptırma gösterilebilir.Anahtar Kelimeler: Lise Öğrencisi, Saldırganlık, Spor.