Economic effect

772 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye dış ticaretine etkisi

Döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye'nin dış ticaretine olan etkisinin incelendiği bu çalışmada; döviz kurları, kur değişkenliği ve dış ticaret teorik olarak incelenmiş, Türkiye ekonomisinin tarihsel gelişimi kronolojik olarak ele alınmış ve çalışmanın son bölümünde ekonometrik analize yer verilmiştir. Son bölümde; döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkisini analiz etmek amacıyla, ihracat ve ithalat talebi modellerinden hareketle belirlenen değişkenler kullanılmıştır. Bu değişkenleri incelemek amacıyla 2002:Q1-2020:Q1 dönemini kapsayan üçer aylık veriler kullanılmıştır. Serilerin durağanlık analizleri için ADF ve KPSS testleri analize dâhil edilmiştir. Döviz kurundaki değişkenliğin ihracat ile ithalat arasındaki uzun dönemli ilişkiyi belirlemek için ARDL eşbütünleşme testi kullanılmıştır. ARDL eşbütünleşme sonuçlarına göre; ARDL testi ihracat verileri için uygulandığında; Türkiye ekonomisinde reel ihracat, reel dış dünya geliri, reel döviz kuru ve reel döviz kuru değişkenliği arasında 2002.Q1-2020.Q1 dönemi için istikrarlı ve uzun dönemli bir ilişki bulunmamaktadır. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişki olmadığı için hata düzeltme modeli ve uzun dönem katsayılar tahmini aşamalarına geçilememiştir. ARDL eş bütünleşme sonuçları ithalat için değerlendirildiğinde; Türkiye ekonomisinde reel ithalat, reel yurtiçi gelir, reel döviz kur ve reel döviz kuru değişkenliği arasında 2002.Q1-2020.Q1 dönemi için istikrarlı ve uzun dönemli bir ilişki bulunmaktadır. Kısa ve uzun dönemde; reel yurtiçi gelirdeki artışlar ile reel döviz kurundaki artışlar, reel ithalatı pozitif olarak etkilerken; reel döviz kuru değişkenliği, reel ithalatı negatif etkilemektedir. Döviz kurundaki değişkenliğin artması Türkiye'nin ithalatını olumsuz etkilemektedir. İki değişken arasındaki bu negatif ilişki, yatırımcıların kurlardaki ani değişikliği risk unsuru olarak değerlendirmeleri ve risk içeren ekonomik piyasada yatırım kararı almak istememeleri ile açıklanabilir. Ayrıca döviz kurundaki bu ani değişkenlik; kuru artırmaya yönelik olursa, artan döviz kuru Türk Lirasının değerini yabancı paralara karşı düşürerek ithal malların maliyetini artırır. İthal maliyetlerinin artmasıyla üretim maliyetleri de artacaktır. Fazla maliyete katlanmak istemeyen piyasa aktörleri, bu şartlar altında ithalatı azaltma eğilimi göstereceklerdir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru riski+4
Öznur Dağlı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyonun ihracat ve büyümeye etkisi: Türkiye örneği

Ülkelerin uluslararası ticarette rekabet edebilmesi için, inovasyon faaliyetlerine ağırlık vermeleri elzem hale gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye' deki inovasyonun ihracata ve reel GSYH' ye olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ekonometrik bölümünde 1988-2018 dönemini kapsayan yıllık verileriyle inovasyonun, ihracata ve büyümeye olan etkisi analiz edilmiştir. Değişkenlere sırasıyla birim kök testleri uygulanmış, hepsinin aynı mertebeden durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış, inovasyon değişkeni olarak yurt içi patent başvuruları ve yurt dışı patent başvuruları alınmış ve uzun dönem ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen neticelere göre, yurt içi patent başvurularının ve yurt dışı patent başvurularının ihracata ve büyümeye olan etkisi negatif olduğu sonucuna varılmıştır. Daha sonra EngleGranger eşbütünleşme testi uygulanmış: İnovasyon değişkeni olarak toplam patent başvuruları ve toplam ticari marka başvuruları alınmıştır. Değişkenler arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Analize kontrol değişkenler eklenerek tekrardan Engle- Granger eşbütünleşme testi yapılmıştır. Test sonuçlarında toplam ticari marka başvurularının ihracata ve reel GSYH' ye etkisinin ise pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiGayri safi yurtiçi hasıla+3
Fehmi Faruk Tatoğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik kalkınma ilişkisi

II. Dünya savaşından itibaren önem kazanan kalkınma ekonomisinde azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmayı başarabilmeleri için çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Fakat tüm teorileri baktığımızda, bu ülkelerin genel sorununun sermaye yetersizliği olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusudur. Bu çalışmada, 1990-2019 dönemlerine ait yıllık veriler ile 88 ülkenin kalkınma endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki nedensellik ilişki araştırılmıştır. Yapılan nedensellik sonuçlarına göre, düşük gelir ve alt orta gelir düzeyini kapsayan gelir grubu için içeriye doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin bir nedeni olmadığı görülmektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için içeriye yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Diğer bir değişken olan dışarı yapılan doğrudan yabancı yatırımların düşük gelir ve alt orta gelir grubu için ülkelerin kalkınma düzeyinin nedeni olarak görülmemektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için dışarıya yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Son değişken Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (yüzdelik değişim) her iki gelir grubu için kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik etkiEkonomik kalkınma+4
Hasan Batmaz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kış turizminin yerel kalkınmaya etkisi: Ordu ili örneği

Küreselleşme olgusunun hız kazanması ile birlikte rekabet artmış ekonomik, sosyal ve teknolojik değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlere paralel olarak sürdürülebilir kalkınma modeli ülkelerin sürdürülebilir ekonomi adına birinci stratejisi konumuna gelmiştir. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyüme ve kalkınmanın bir arada gerçekleşmesi toplumdaki tüm paydaşların (yerel yönetimler, özel sektör, yerel halk) bir araya gelmesiyle mümkündür. Bölgesel dengesizliklerin azaltılması ve planlı bir kalkınma sürecinin başlaması şüphesiz bu durum ile doğrudan ilişkilidir. Bu süreçte ekonomik değer yaratacak ve kalkınmada etkin olarak kullanabilecek kaynakları kısıtlı olan ve turistik değerlere sahip bölgelerde turizm hizmetleri yerel kalkınma için lokomotif rolü üstlenmektedir. Nitekim günümüzde birçok destinasyon sahip olduğu turistik değerleri yerel kalkınmada etkin olarak kullanma yoluna gitmektedir. Kış turizmi de bunlardan bir tanesidir. Ordu ili turizm açısından birçok önemli değere sahip olmakla birlikte gelişmişlik açısından diğer bölgelere göre henüz istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Öte yandan, Ordu ilinin yerel kalkınma sürecinde kış turizmi faaliyetlerinin kilit bir rol oynayacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı Ordu ilindeki kış turizmi faaliyetlerinin yerel kalkınmaya yapmış olduğu etkileri belirlemektir. Araştırma çerçevesinde nitel araştırma yöntemlerinden mülakat tekniği ile Mart 2020 döneminde Ordu ilinde 24 katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar Ordu ilinde kış turizminin önemli bir potansiyele sahip olduğu ve yerel kalkınma sürecini hızlandırıp, önemli katkılar yapabileceğini, ayrıca yatırımların artması, ulaşım sorununun çözüme kavuşturulması, sosyo-kültürel aktivitelerin çeşitlendirilmesi ve tanıtım faaliyetlerine daha çok önem verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiEkonomik kalkınma+3
Emrah Kara
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük vergilerinin ekonomik etkileri üzerine bir inceleme: Türkiye örneği

Küreselleşme ile birlikte ülkeler arasında ekonomik, siyasal, kültürel, teknolojik, çevresel ve diğer birçok alanda bütünleşme sağlanmış ve ülkeler serbest dış ticaret politikaları uygulama yönünde önemli adımlar atmışlardır. Ülkelerin serbestleşme eğilimlerine paralel olarak, geçmişte yoğun olarak kullanılan bir dış ticaret politikası aracı olan gümrük tarife oranları önemli oranda azaltılsa da, günümüzde de bir dış ticaret engeli olarak etkin olarak kullanılmaktadır. Nitekim serbest bir uluslararası ticaret sisteminin dünya refahını artıracağını ileri süren ülkeler de dâhil olmak üzere birçok ülke tarife korumalarından yararlanmaktadır. Türkiye, 1980'li yıllardan itibaren ihracata yönelik politikalar uygulayarak bu serbestleşme sürecine başlamakta ve 1996 Gümrük Birliği'ne dahil olarak tamamen serbest bir politika yürütme çabalarını tamamlamaktadır. Bu çalışma, serbestleşme sonrası 1996-2019 döneminde Türkiye imalat sanayi alt sektörlerinde yer alan 10 farklı sektör üzerinde uygulanan gümrük vergi oranlarının ekonomik etkilerini incelenmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, ülkede uygulanan gümrük vergi oranlarının söz konusu imalat sanayi sektörlerinde yarattığı üretim etkisi, tüketim etkisi, dış ticaret etkisi, gelir etkisi ve bölüşüm etkisi ortaya konulmaktadır. Türkiye'de serbestleşme girişimleri sonucu 1996 sonrasında gümrük vergilerinde önemli azalmalar gerçekleşmekte, ancak son birkaç yılda yeniden gümrük vergi oranlarında artışların gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Nitekim ithalat değerlerinin ihracatın çok üzerinde gerçekleştiği Türkiye imalat sanayi sektörlerinde üretim ve istihdam endekslerinde de özellikle kriz yıllarında önemli bir artış görülmemektedir. Bu sektörlerden elde edilen vergi gelirleri ise en çok ithalat yapılan sektörlere paralellik göstermektedir. Bu kapsamda, çalışmada Türkiye'de uygulanan gümrük vergilerinin üretim, istihdam, ithalat ve toplam vergi gelirleri üzerindeki etkileri Panel Veri Analizi kullanılarak ekonometrik olarak analiz edilmektedir. Panel veri analizi sonucunda, gümrük vergileri ile üretim, istihdam ve ithalat arasında negatif ilişki, gümrük vergileri ile vergi gelirleri arasında ise pozitif ilişki tespit edilmiştir. Gümrük vergi oranlarındaki %1'lik bir artış üretimi %0,038 gibi çok düşük bir oranda düşürürken, ithalatı %0,144 oranında azaltmaktadır. Nitekim gümrük vergilerinin dış ticaret üzerinde olumsuz etkisi beklenen bir durumdur. Bununla birlikte gümrük vergi oranlarındaki %1'lik bir artış vergi gelirlerini %0,944 oranında arttırmaktadır. Bu çalışma, uygulanan dış ticaret politikalarının ve dış ticaret engellerinin ülkede üretimi, istihdamı ve dış ticareti hangi düzeyde ve nasıl etkilediğini sektörel bazda ortaya koyan detaylı bir analiz sunması açısından önemlidir. Bu anlamda, çalışmanın ileride uygulanması planlanan üretim ve dış ticaret politikalarına yol göstermesi muhtemeldir. Ayrıca, bu çalışma Türkiye'de gümrük vergilerinin dar kapsamlı kısmi ekonomik etkilerini sektörel bazda detaylı bir şekilde inceleyen az sayıdaki çalışmalardan biri olması açısından da literatüre katkı sağlamaktadır

Ekonomik etkiGümrük vergisiGümrükler+2
Kezban Balcı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin medikal turizmde ekonomik performansı: Bir karşılaştırma

Çalışmanın temel amacı, dünyada ve Türkiye'de gelişim gösteren medikal turizm sektörünün incelenmesidir. Bu bağlamda sektörde lider ülke olarak kabul edilen ülkelerle, medikal turizm ile ilgili göstergeler de dikkate alınarak, karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan karşılaştırma ve literatür taraması sonucunda Türkiye'nin medikal turizm sektöründeki güçlü ve zayıf yanları ortaya koyularak, karşısındaki fırsatlar ve tehditler ele alınmıştır. Türkiye medikal turizm sektörünün ayrıntılı şekilde analiz edildiği çalışmada, sektörün belirtilen dönemde uygulanan neoliberal politikalar ile giderek geliştiği ve Türkiye ekonomisine katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.

Ekonomik etkiMedikal turizmTurizm sektörü+1
Buket Yılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tükiye'de 1980 sonrası liberalleşmenin işsizlik üzerindeki etkisi

24 Ocak Kararları ile Türkiye ekonomisinde önemli bir dönüşüm süreci başlamıştır. 1980 öncesi dönemde planlı kalkınmadan beklenen kararlı bir ekonomik büyümedir ancak kalkınma planları değişen konjonktürün de etkisiyle, beklenenin aksine büyük ekonomik bunalımları beraberinde getirmiştir. Bu ekonomik bunalımlara çözüm olarak ve dünyadaki gelişmelere paralel yeni politika kararları ile 1980-88 yılları arasında dışa açılma ve 1989 sonrası finansal serbestlik süreçleri başlamıştır. Bu yeni ekonomi politikalarının pek çok makroekonomik değişkene etkisi olmuştur. Bu makroekonomik değişkenlerin en önemlilerinden bir tanesi ise işsizlik olmuştur. İşsizlik olgusu bu dönüşüm sürecinden sonra daha dikkat çeken bir boyut kazanmıştır. Bu çalışmada 1980 sonrası gerçekleşen liberalleşmenin işsizlik üzerine etkisi incelenecektir. Bu amaçla ilk olarak emek piyasası ve işsizlik ile ilgili temel yaklaşımlar ele alınacaktır. Bu temel yaklaşımlar ele alınırken konu farklı okulların görüşleri çerçevesinde değerlendirilecektir. İkinci bölümde ise 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanılan dönüşümün emek piyasasına etkisi incelenecektir. Bu bölümde ilk olarak 1980 dönüşümünün Türkiye için ne anlama geldiği kısaca anlatıldıktan sonra Türkiye'deki emek piyasasının yaşadığı değişim sendikalar, eğitim, cinsiyet ayrımcılığı ve esnek istihdam yapıları perspektiflerinden ele alınacaktır. Üçüncü bölümü oluşturan Türkiye'de işsizlik konusu incelenirken sayısal verilerden yararlanarak işsizlik konusunda Türkiye'nin Dünya ülkeleri arasındaki konumu araştırılacaktır. Çalışma genel bir değerlendirme ve Türkiye'nin işsizlik konusuna ilişkin politika önerileri ile sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, işsizlik, Emek Piyasası, Türkiye, Liberal Politikalar

1980 sonrasıEkonomik etkiLiberal ekonomi+5
Gökçe Dağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye örneği

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli sorunlarından olan cari açık özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki etkileri konusunda kesin sonuca varılamadığı için uzun yıllardır tartışma konusu olmuştur. Türkiye'nin değişen büyüme verileriyle birlikte cari açık verilerinde de değişimler gözlenmektedir. Buradaki sorun cari açık mı büyümeyi etkilemekte yoksa büyümede meydana gelen değişimler mi cari açığı tetiklemektedir. Bu çalışmada, bu soruya cevap bulabilmek amacıyla cari işlemler dengesi/GSYİH ve GSYİH'daki yüzde değişim için 1998Q1-2014Q1 dönem verileri kullanılarak Türkiye üzerine bir nedensellik testi ve VAR analizi yapılmıştır. Bulgular büyümeden cari açığa doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine işaret etmektedir.

Cari açıkEkonomik büyümeEkonomik etki+1
Bağdat Sıla Avcı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik sektörünün ekonomiye etkisi : OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Lojistik sektörü, yarattığı istihdam, milli gelir ve yabancı yatırımları yönlendirmesi açısından ülke ekonomisine makro açıdan önemli katkılar sağlamaktadır. Lojistik sektörünün katkıları mikro açıdan ise firmaların rekabet gücünü artırması açısından görülmektedir. Lojistik sektörü, sağladığı makro ve mikro katkıları, ülkelerin rekabet gücünü sağlamada en önemli kilit sektör halini almıştır. Ayrıca lojistik sektörü diğer sektörlerin canlanması ve rekabet gücünün artırılması açısından da önemli misyon yüklenmiştir. Tüm sektörler artık gelinen noktada lojistik sektörüne bağımlı hale gelmiştir. Tez çalışmasında lojistik sektörünün ekonomiye etkisi OECD ülkelerinde 1970-2014 dönemi için araştırılmıştır. Araştırmada dengesiz panel veri analizi kullanılmıştır. OECD ülkelerinde ilgili dönemde taşıma ve haberleşme sektörlerini temsil eden değişkenlerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Lojistik Sektörü, Ekonomik Büyüme, Dengesiz Panel Veri Analizi, OECD.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiLojistik+3
Sevgi Sezer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik politika belirsizliği ve politik istikrarsızlığın makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

İktisat biliminde belirsizlik, teorik olarak gerçekleşen onca gelişmelere rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olarak yerini korumaktadır. Belirsizliğin bu kadar çok tartışılmasının arkasında yatan unsur ise belirsizlik kavramının soyut iktisadi düşüncede sahip olduğu anlamsal ölçütlerin kavramsallaştırılamaması değil, belirsizlik kavramı ile ilgili bir fikir birliğinin oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Belirsizlikle ilgili bir fikir birliğinin olmayışı ise bu kavramla ilgi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada diğer belirsizlik indeksleri ile karşılaştırıldığında daha güçlü ve politik unsurları da içermesi nedeniyle Baker, Bloom ve Davis (2015)'in Amerika Birleşik Devletleri için geliştirmiş oldukları ekonomik politika belirsizliği (EPB) indeksi kullanılmaktadır. ABD'deki EPB'nin yanında gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlık göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada Keşfedici Faktör Analizi'yle 17 politik istikrarsızlık göstergesi kullanılarak politik istikrarsızlığın üç farklı boyutu ortaya çıkarılmıştır. Bu boyutlar şiddet ve gerilim, hükümet karşıtlığı ve protesto ve rejim içi istikrarsızlıktır. Dinamik Panel Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu kullanılarak gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın ve ABD'deki EPB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik değişkenler üzerine etkisi incelenmektedir. Çalışmanın bulguları ABD'deki EPB'nin ve gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın üç farklı boyutunun enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koyarken bu değişkenlerin gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı üzerinde güçlü ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik politika belirsizliği, Politik istikrarsızlık, Enflasyon,Büyüme, Doğrudan yabancı yatırımlar

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiEnflasyon+7
Ömer Akkuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis on the economic value of water

Survival instinct of human beings largely depends on availability of natural resources in adequate amounts and sufficient quality. However, people mostly prefer to destroy these fundamental resources instead of spinning the wheel continuously in a sustainable way. Undoubtedly, water which is main source of life is the most threatened resource in this process. Human practices for growth and development make the situation worse and cause water scarcity when associated with climate change, pollution, ever-increasing population and demand for meeting hunger (not for the poor, but for the rich). It is well known that economics is a science interested in allocation of scarce resources against unlimited needs and desires. Hence, water should be managed in accordance with its economic value. This study aims to present economic value of water in all its aspects and to provide policies for sustainable integrated management of water resources. Historical dialectic perspective for value of water, threats to water and economic instruments which generally give the value of water resources are examined in this study. Also, prominent international considerations about water resources are given. Moreover, current conditions of water resources in terms of both availability and scarcity are analyzed to raise awareness for protection and efficient use of these resources. In this respect, this study contributes to create an original literature for Turkey. Keywords: Value of water, Economic value, Economic instruments, Integrated water management, Water scarcity.

Natural resourcesEconomyEconomic evaluation+6
Ali Hakan Göçmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiIsınma+7
Buşra Temur
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Using ordinary least squares to measure the impact of the factors affecting underground economy: a comparison between Bangladesh, India, Pakistan and Turkey

Shadow economy is a source of concern since it distorts policy framework of a country and weakens the government. Previous studies have mainly focused on shadow economies of developed countries and have measured its size. This study sheds light on developing countries which are in dire need of policies that tackle this issue and identifies the reasons as to why these countries have large shadow economies in the first place. Using secondary data from 2000-2013 and applying Ordinary Least Squares (OLS) regression model, this study tests the impact of tax revenue, unemployment rate, Index of Economic Freedom, population and GDP growth rates, inflation and internet users on the shadow economies of Bangladesh, India, Pakistan and Turkey in absolute and comparative dimensions. In the first part of the study, the concept and significance of underground economy along with the objectives of this study are discussed, the second part of the study comprises literature review. The third, fourth and fifth parts of the study use OLS to estimate the impact of aforementioned variables on the size of shadow economy. It has been found that Index of Economic Freedom has the most significant impact on all the countries. Wider tax base and a simple tax system will facilitate Bangladesh, India and Pakistan while greater transparency in the usage of ICT will enable Bangladesh, Pakistan and Turkey to reduce the size of their shadow economies.

BangladeshEconomic effectLeast squares method+5
Ghania Suhaıl
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Organize sanayi bölgelerinin kent ekonomisine katkısı: Malatya örneği

Sanayi, ülkelerin gelişmesinde ve ekonomik kalkınmada önemli rol oynamaktadır. 18.yüzyılda İngiltere'de başlayan ve kısa zamanda Avrupa'ya yayılan sanayileşme, Avrupa'da ve dünyada önemli değişikliklere yol açmıştır. Öncelikle toplumsal sınıfların yapısında önemli bir değişiklik yaşandı ve Burjuva-İşçi Sınıfı ayrımı derinleşmeye başladı. Sanayinin gelişmesi kentlerde nüfusun artmasına neden olmuş, kentleşmeyi etkilemiştir.Bir başka açıdan hızla sanayileşen ve üreten ülkeler, büyümeye başlamış ve uluslar arası alanda söz sahibi olmuşlardır. Sanayinin kalkınmada öncelikli olduğu kanıtlanmıştı. Bu durum ise, sanayinin daha planlı ve programlı yürütülmesi gerektiğini gösterdi. Bu planların başında Organize Sanayi Bölgeleri'ni yaygın hale getirmek vardı. Çünkü Organize Sanayi Bölgesi ile sanayi belirli bir alanda toplanmış olacak ve özellikle kentleşme açısından önemli katkı sağlayacaktı. Ayrıca yatırımcılara ekonomik kolaylıklar ve fırsatlar sunmaktaydı.Bu çalışmada öncelikle sanayinin ortaya çıkışı, sanayi bölgelerinin oluşturulması, sanayi bölgelerinin Organize Sanayi Bölgesi haline gelmesi konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca, Malatya Organize Sanayi Bölgesi hakkında gerekli bilgiler aktarılarak sonuç bölümünde Organize Sanayi Bölgeleri'nin gelişimi için önerilerde bulunulmaktadır.

EkonomiEkonomik etkiEndüstrileşme+4
Hasan Yılmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Krizlerin imalat sektörü üzerindeki etkilerinin finansal rasyolarla analiz edilebilirliği ve 2008 örneği

1990'lı yıllarda, dünyada yaşanan küreselleşme sürecinin etkisiyle ortaya çıkan neoliberal ekonomik sistem, ekonomi tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen sıklıkta finansal krizlerin oluşmasına neden olmuş ve bu krizlerin yarattığı olumsuzluklar da işletmelerin faaliyetleri üzerinde etkisini göstermiştir.?Krizlerin İmalat Sektörü Üzerindeki Etkilerinin Finansal Rasyolarla Analiz Edilebilirliği? başlığını taşıyan bu doktora tezi, bir üçüncü nesil finansal kriz modeli olan 2008 krizinin, imalat sanayi alt sektörleri itibari ile işletmelerin finansal göstergeleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç ile hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören imalat sanayi işletmelerinin kriz öncesi, kriz süreci ve kriz sonrası dönemleri de kapsayacak şekilde, 2006-2010 yılları arası mali tablolarından, işletmelerin likidite, mali yapı, faaliyet etkinliği, karlılık ve büyüme oranlarına ilişkin 18 finansal rasyo ile 2008 krizinde Türkiye için belirlenen 5 kriz göstergesi araştırma değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Değişken sayısının fazlalığı ve değişkenlerden hangilerinin, hangi alt sektörlerde etkili olduğunun belirlenmesi amacı ile araştırmada faktör analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmada, bir üçüncü nesil kriz modeli olan 2008 krizinin, Türkiye'de imalat sanayi alt sektörleri itibari ile özellikle likidite oranlarını, faaliyet etkinliği oranlarını ve karlılık oranlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Bu tez ile imalat sanayide faaliyet gösteren işletmelerin, kriz riskini minimize edecek finansal politikalar geliştirebilmeleri için gerekli veriler elde edilmiş olmakta ve bu bulgular, tezin orijinal yönünü oluşturması yanında kriz riski karşısında uygulanması gereken finansal politikaların oluşturulmasına da katkı sunmaktadır.

Ekonomik etkiEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+2
Günay Deniz Dursun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İhracata yönelik sanayileşmenin Türkiye ekonomisi üzerine etkileri: Güney Kore ve Arjantin ile kıyaslamalı analiz

Küreselleşen dünya ekonomisinde finansal piyasaları ayıran sınırların ortadan kaldırılmaya başlamasıyla zamanla uluslararası sermaye akımları da hızla serbestleşme sürecine girmiştir. Bu anlamda birçok gelişen ve gelişmekte olan ülke de sermaye hareketlerini hızlandırmak adına bir liberilazsyon sürecine dâhil olmuştur. Bu uluslararası mal ticaretinin liberalizasyonu ile birlikte seyretmiştir. Birçok gelişmekte olan ülke özellikle 1980'li yıllar itibariyle İhracata Yönelik Sanayileşme Stratejisi ve dışa açık ticaret politikalarını uygulamaya başlamışladır. Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet'ten bu yana Türkiye'nin gelişen sanayileşme deneyimini ana hatlarıyla, ekonomideki yapısal değişimin boyutlarını ve yansıyan kırılma noktalarını derinlemesine irdelemek ve Türkiye ekonomisi üzerine etkilerini detaylı bir biçimde sorgulamaktır. Aynı zamanda Güney Kore ve Arjantin ülkeleriyle kıyaslamalı bir analiz gerçekleştirerek, stratejilerin uygulamadaki faydaları ve zararlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, sanayileşme kavramından yola çıkarak; ithal ikame stratejisi ve ihracata yönelik sanayileşme stratejilerine yönelme nedenleri, araçları, sonuçları ve etkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte tercih edilen kalkınma stratejilerinin ülke ekonomilerine etkileri, dönemler itibariyle etkileri, krizler ve beraberindeki durgunlukların Türkiye ekonomisine etkileri detaylandırılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Güney Kore ve Arjantin devletlerinin dış ticaret performansları değerlendirilmiş olup, Türkiye ekonomisiyle bir kıyaslamalı analiz gerçekleştirilmiştir. İhracata Yönelik Sanayileşme Stratejisinde ülkelerin uyguladıkları politikalar, üstün ve zayıf yönleri tespit edilerek, devlet mekanizmasının stratejiler üzerindeki etkinliği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İhracat, Dış Ticaret, Türkiye Ekonomisi.

ArjantinEkonomik etkiEndüstrileşme+6
Fatma Karslı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal sistemin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi

Finansal sistemdeki gelişim ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki uzun zamandır tartışılan bir konudur. Özellikle son yıllarda iki değişken arasındaki ilişki, yazında dikkat çeken konulardan biri haline gelmiştir. Teorik yönden incelendiğinde, bu ilişkinin temelleri Bagehot ve Schumpeter tarafından atılmıştır. Son yıllarda ise McKinnon ve Shaw bu konu üzerinde çalışmışlardır. Finansal sistem, ekonomik performans için oldukça önem arz eden bir faktördür. Finansal sistem, ekonomik düzenin en önemli alt sistemi olma özelliğini taşımaktadır. Bu durumun en temel sebebi, günümüz ekonomilerinin en çok ihtiyaç duyduğu fon aktarım sürecinin merkezi olmasıdır. Ekonomik sistemdeki başarı, finans sisteminin etkinliğine büyük oranda bağlıdır. Diğer taraftan, ekonomik büyüme yasal regülasyonlarla uluslararası bütünleşme seviyesinde gelişmeye sebep olmakta, ortalama gelir seviyesinde yükselişe ve finansal sistemdeki gelişim için de en uygun ortamı oluşturmaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinde, arz öncüllü ve talep takipli hipotezler önem arz etmektedir. Arz öncüllü hipoteze göre, finansal gelişme ekonomik büyümeyi arttırmaktayken, talep takipli hipoteze göre ekonomik büyümeden finansal gelişmeye doğru bir ilişki söz konusudur. Bu çalışmada Türkiye'de finansal sistemdeki gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinin nedensellik yönü, 1998:Q1-2018:Q4 dönemli üçer aylık veriler kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. İlişkinin yönünü tespit edebilmek için Toda- Yamamota ekonometrik tekniğinden yararlanılmıştır. Literatürdeki çalışmalara göre nedenselliğin yönü tartışmalı bir konuda olsa bu çalışmada ekonomik büyümeden finansal sistemdeki gelişmeye doğru tek yönlü bir ilişki saptanmıştır. Dolayısıyla Robinson tarafından ortaya atılan talep takipli hipotezi destekleyici kanıt sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Finansal Gelişme, Ekonomik Büyüme, Toda- Yamamota Nedensellik Testi

Ekonomik büyümeEkonomik etkiFinansal gelişme+2
Semanur Coşkun
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayinin gelişimi ve savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile ilişkisi

Dünya üzerinde devletler resmi olarak kurulduklarından bu zamana kadar birbirleri ile sürekli mücadele halinde olmuşlardır. İlk ateşli silahların kullanılmasından sonra ülkeler bu güce sahip olmayı hedeflemişler ve bu alanda çalışmaya başlamışlardır. Ülkelerin büyümeleri başka toprakları istila etmeleri ve kendilerine kaynak aramaları ülkeler arasında savaş durumlarının olmasına neden olmuştur. Dönem dönem farklı coğrafyalarda meydana gelen savaşlar 1. Dünya Savaşı ile tüm dünyada etkisini göstermiştir. 1. Dünya Savaşı'nda ülkelerin savunma sanayisine verdikleri önem, savaşın kazanan devletlerde açıkça görülmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra ülkeler, kendilerini korumak ve gelecekte meydana gelecek olan bir savaşa hazırlıklı olma adına savunma sanayilerini arttırma çabasına girmişlerdir. Aradan çok uzun bir zaman geçmeden ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı ise savunma teknolojisinin daha fazla arttığı bir dönem olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin, 2. Dünya Savaşı sırasında Atom Bombası kullanması ise savunma sanayisinde meydana gelen ilerlemeyi tüm dünyaya göstermiştir. Yapılan bu tezde askeri harcamaların ekonomik boyutu ele alınarak ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenecektir. Bunun için Almanya, İtalya, Güney Kore ve Türkiye'nin savunmaya yönelik gerçekleştirdiği harcamaların ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonucunda savunma harcamalarının ekonomik gelişim üzerine pozitif yönlü bir etkisinin olmadığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Askeri Harcamalar, Ekonomik Büyüme

Askeri harcamalarBüyümeEkonomik büyüme+4
Ali Kayan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kültürel çeşitliliğin bölgesel kalkınma üzerindeki etkisinin mekansal analizi

Farklı kültürden insanların aynı coğrafyayı paylaşması ile oluşan kültürel çeşitlilik olgusu, dünya tarihinde yeni bir konu olmamakla birlikte 1980 sonrasında yaşanan küreselleşme süreci ile birlikte daha yaygın bir hal amıştır. Artan kültürel çeşitlilik, farklı alanlardan araştırmacıların ilgisini çekmiş ve 1990'lı yıllardan itibaren kültürel çeşitliliğin, ülkelerin ekonomik performansları üzerine etkilerini analiz eden çalışmalar yapılmıştır. Bu konudaki öncü çalışmalarda yüksek kültürel heterojenliğin zayıf ekonomik performansa neden olduğu tespit edilmiştir. İlerleyen süreçte ise bazı araştırmacılar, belli koşullar altında kültürel çeşitliliğin pozitif ekonomik sonuçlar sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Kültürel çeşitlilikle ilgili olumlu yaklaşımın altında yatan temel görüş, farklı kültürel arkaplana sahip bireylerden oluşan bir grupta fikir çeşitliliğinin daha yüksek olmasıdır. Bu durum, bireyler arasında yetenek tamamlayıcı bir etki yaratır ve kültürel açıdan heterojen grup homejen gruba kıyasla belirli bir işte daha iyi performans gösterir. Bu çalışmanın amacı, kültürel çeşitliliğin bölgesel kalkınma üzerine etkisini Türkiye'de 81 adet Düzey 3 bölgesi (iller) kapsamında incelemektir. Çalışmada öncelikle, literatürde yaygın bir şekilde kabul görmüş ölçüm kriteri olan doğum yeri farklılıklarına göre kültürel çeşitlilik endeksi oluşturulmuştur. Bölgesel kalkınma göstergeleri olarak ise illerin kişi başına gelir, inovasyon ve girişimcilik düzeyleri kullanılmıştır. Ampirik analizler, mekansal istatistik ve mekansal ekonometrik yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre Türkiye'de kültürel çeşitlilik, bölgesel kalkınmayı pozitif yönde etkilemektedir. Sonuçlar genel olarak literatürle uyumluluk göstermektedir. Diğer taraftan mekansal analizler bölgeler arası mekansal bağımlılığın varlığına işaret etmektedir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik etkiEkonomik kalkınma+2
İlhan Korkmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları,ekonomik büyüme ve işsizlik ilişkisi: 2006-2017 dönemi analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemleri arasında merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamalarının, ekonomik büyümeye ve işsizlik oranlarına ne tür bir etkide bulunduğu ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Araştırmada; özellikle merkezi yönetim kapsamındaki faiz dışı kamu harcamalarının işsizlik oranları üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda serilerin durağan hale getirilmesi için Augmented Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi çok yönlü görmemizi sağlayan eşbütünleşme analizi ve VAR analizi uygulanmıştır. Granger nedensellik testi Varyans Ayrıştırması ve Etki-Tepki analizi ile desteklenmiştir. Araştırmanın ampirik sonuçlarında; Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemlerinde merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları ve gayrı safi yurtiçi hasıladaki artışların işsizlik oranları üzerinde azaltıcı etkide bulunduğu, ayrıca kamu harcamaları ve GSYH' dan işsizlik oranına; kamu harcamalarından GSYH' ya doğru gerçekleşen nedenselliğin tek yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara ilaveten; nedenselliğin sonuçları kamu harcamalarından GSYH' ya doğru tek yönlü ilişki ortaya çıkardığından Keynesyen Yaklaşımı, varyans ayrıştırması analizi sonuçları ise kamu harcama türlerinin ekonomik büyümeye etkisini inceleyen Wagner'in ve Keynes'in görüşlerinin her ikisini de destekleyici nitelikte bir sonuç ortaya çıkarmıştır.

Ekonometrik analizEkonomik büyümeEkonomik etki+2
Mine Çiçek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının sermaye piyasasına etkisi

Çalışmada, terörizmin sermaye piyasalarına etkisi incelenmiştir. Uygulamada 2014-2016 yılları kapsamında panel veri analizi yapılmıştır. Bağımlı değişken, küresel terörizm veritabanında yer alan ülkelerden borsasına ulaşılabilen 89 ülkenin hisse senedi endeks değerleridir. Bağımsız değişken ise, Vision of Humanity tarafından yayınlanan ülkelerin küresel terörizm endeks değerleridir. Kontrol değişkenlerimiz ise hisse senedi getirileri üzerinde etkili olan makroekonomik faktörlerden seçilen gayrisafi millî hâsıla, tüketici fiyatlar endeksi ve cari işlemler dengesidir. Mevcut literatürde Küresel Terörizm Veritabanı'nda günlük yayınlanan terör olaylarıyla incelemeler gerçekleştirilmiş ancak ülkelerin Küresel Terörizm Endeks değerleriyle yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır. Sonuçlara göre hisse senedi getirileri ile küresel terörizm endeks değerleri arasında pozitif ancak istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur. Kontrol değişkenlerden gayrisafi millî hâsıla ve cari işlemler dengesi ile hisse senedi endeks değerleri arasında pozitif ve anlamsız bir ilişki elde edilirken, tüketici fiyatları endeksi ile hisse senedi endeksi arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yaşanan terör olayları ile sermaye piyasaları arasında bir ilişki yoktur.

Ekonomik etkiFinansal etkiHisse senedi endeksi+5
Sümeyye Daşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolü: Türkiye örneği, 2000-2008

Son on yılda çok sayıda OECD ülkesi mali sürdürülebilirliği sağlamak ve muhafaza etmek için mali kuralları yürürlüğe koymaktadır. 2000 yılında ciddi bir ekonomik ve siyasi krizin ardından Türkiye de geniş kapsamlı kurumsal-yapısal reformlar ile kamu kesimi borç rasyolarını azaltmayı amaçlayan çok yıllı harcama tavanları ile birlikte faiz dışı fazla hedefi benimsedi. 2002?den beri, daha önceleri makroekonomik istikrarsızlığın ana kaynaklarından biri olan maliye politikası Türkiye?nin makroekonomik programının ana dayanaklarından birisini oluşturmaktadır. Yüksek faiz dışı fazla oranları borçları ve faiz oranlarını hızla düŞürürken özel sektör kaynaklı büyümeyi artırmaktadır. Ancak everesiye krizinden sonra ekonominin birçok alanında rekabet gücünün gerilemesi, uluslararası koşulların kötüleŞmesi ve yurtiçinde güvenin azalması sonucunda büyüme yavaŞladı ve bazı sorunlar ortaya çıktı. Son zamanlarda Türkiye, geçmiŞte karŞı karŞıya kaldığı büyüme-iflas döngüsünden kaçınmak için dikkatlice idare etmesi gereken bir dizi sorunla karŞı karŞıyadır. Türkiye?de kamu kesimi borç rasyoları hala yüksektir ve bu durum iktisadi genel durum karŞıtı politikaların uygulanmasını engellemekte ve faiz oranlarını artırmaktadır. Cari iŞlemler açığındaki uzun vadeli eğilimler büyüme ümitlerini ortadan kaldırmaktadır. Diğer bir makroekonomik tehdit ise enflasyonla mücadele sürecindeki geriye dönüŞtür. Bu çerçevede sıkı maliye politikaları makroekonomik stratejinin ana dayanaklarından biridir ve iyi dizayn edilmiŞ bir mali kural birbiriyle rekabet içinde olan orta vadeli mali hedefler arasında bir çıpa olarak hizmet görebilir. Harcama veya denk bütçe kuralı borçların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak borç hedefini de içeren bir harcama kuralı harcamaların kısıtlanması açısından daha uygundur ve bu sayede vergi reformlarının yapılabilmesi için elveriŞli bir alan yaratabilir.Bu çalıŞma üç bölümden oluŞmaktadır. Birinci bölüm Türkiye?de mali disiplinin tanımını, ana özelliklerini ve teorik dayanaklarını ele almaktadır. ?kinci bölüm mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolünün teorik dayanaklarını incelemektedir. Kısa bir literatür incelemesinin akabinde ikinci bölüm AB ve OECD ülkelerinde mali kuralların uygulama sonuçlarını gözden geçirmektedir. Son bölüm ise Türkiye?deki maliye politikası ve mali kuralları ele almakta ve ilgili politika önerilerini sıralamaktadır.

Ekonomik etkiFinansKurallar+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım teşviklerinin Kütahya il ekonomisine etkilerinin analizi

Bu çalışma, bölgesel gelişim amaçlı uygulanan yatırım teşviklerinin bölge ekonomileri üzerinde ekonomik etkilerini araştırma konusu yapmıştır. Yatırım teşviklerinin uygulandığı dönemde yatırımlar ve istihdam üzerine etkileri incelenerek, teşviklerin aynı zamanda işletmelerin ekonomik durumları üzerine etkileri de araştırılmıştır.Bu araştırma sadece Kütahya İli ile sınırlandırılmıştır. 5084 sayılı kanun'un kapsamının genişletilmesi sonucu Kütahya İli 5084 sayılı kanun kapsamına alınmış olup bu teşvik politikasının uygulandığı dönemde 2005 ve 2008 yılları arasında yatırım teşviklerinin ekonomik etkileri araştırılmıştır. Bunun yanında yatırım teşviklerinin işletmeler üzerine etkilerinin ölçmek amacıyla Kütahya Organize Sanayi Bölgesinde bir anket çalışması yapılmıştır.Araştırmada Kütahya Organize Sanayi Bölgesindeki işletmelerin ekonomik durumları teşvik öncesi ve sonrası karşılaştırılmıştır. Bunun yanında Kütahya İl ekonomisine ait verilerin teşvik öncesi ve sonrası durumu da karşılaştırılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlarda, Kütahya İlinde teşvik sonrası yatırımların ve istihdamın arttığı gözlemlenmiştir.Anahtar kelimeler: Yatırım Teşvikleri, Teşvik Tedbirleri, Devlet Yardımları, Bölgesel Gelişmişlik.

Bölgesel kalkınmaDevlet yardımıEkonomik etki+4
Mustafa Tekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dolaylı yabancı yatırımların ekonomiye etkisi: Türkiye örneği

Dünya genelinde, 1980'li yıllarda dünya gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden konu finansal serbestleşme ve küreselleşme kavramıydı. Yaşanan bu süreçte; gelişmekte olan ülkeler(GOÜ) kalkınmalarını gerçekleştirebilmek için dış finansal kaynaklara duydukları gereksinim, gelişmiş ülkelerin kendi sermayelerine daha karlı yatırım olanakları yaratma istekleri ve finansal serbestleşmeye yönelik politikaların genel olarak benimsenmesi, uluslararası sermaye hareketlerinin büyük bir hız kazanarak önemli boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.Bu çalışmanın amacı, özellikle küreselleşmeyle birlikte yatırımcıların, portföy çeşitlendirmesi yapmak ve riski azaltmak amacıyla portföylerine yabancı hisse senetlerini dahil etmesiyle birlikte, Türkiye ekonomisinde de 24 Ocak 1980 Kararları ile dışa açılma ve serbestleşme süreciyle devam eden ve 1989 yılında sermaye hareketleri üzerindeki bir takım kısıtlamaları kaldırarak, uluslararası finansal sermaye akımlarına açılmasıyla, Türkiye ekonomisine girmiş olan dolaylı yabancı yatırımlarının (tahvil ve hisse senedi bazında), seçilmiş makroekonomik değişkenler üzerindeki etkisini ekonometrik yöntemler çerçevesinde analiz etmektir.Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak yabancı sermaye kavramı açıklanmıştır. Bu bölümde, yabancı sermaye kavramsal olarak tartışıldıktan sonra sınıflandırılması ve türleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu tür sermaye girişinin nedenleri ve ülke ekonomilerine etkileri yine birinci bölüm içerisinde alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise, dolaylı yabancı yatırımların; tanımı, çeşitleri, nedenleri alt bölüm olarak incelenmektedir. Ayrıca dünyadaki dolaylı yabancı yatırımların yıllar itibariyle gelişimi, ülke ekonomilerine etkileri açıklanmıştır. Bu bölümde, Türk finans piyasalarının dışa açılım süreci, Türkiye'ye yönelik dolaylı yatırımları, bu yatırımların nedenleri ve etkileri alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, sermaye hareketleri çerçevesinde Türkiye'ye gelen hisse senedi ve tahvil bazındaki portföy yatırımlarının; seçilmiş makroekonomik değişkenler(kişi başına milli gelir, GSYIH, fiziksel yatırımlar, dış ticaret, ithalat, ihracat ve faiz) üzerindeki etkileri, 1989-2007 yıl aralığında çoklu regresyon analizi yardımıyla test edilmiştir ve yapılan analiz sonucunda dolaylı yabancı yatırımların söz konusu göstergeler üzerinde(faiz dışında) olumlu yönde etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dolaylı Yabancı Yatırımlar, Ekonomi, Türkiye.

Dolaylı yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik etkiTürk ekonomisi+2
Mustafa Kökce
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects