Sculpture
131 theses under this subject heading
Türkiye'de seramik heykel
ÖZET Tarih süreci içerisinde insanlar yaşam biçimlerini, inanç ve duygularını ifade etmek için çeşitli sanatlar kullanmışlardır. Sanat dallan bu süreç içinde» günümüze kadar gelirken değişime uğrayarak çeşitli görevler yüklenmiş farklı anlamlar içermişlerdir. Bugün seramik sanatı içerisinde de görülen bu değişim, seramik heykel adı altında, geleneksellîkten çıkarak, çağdaş sanat akımları arasına girmiştir. Sözü edilen değişim; sanat olgusunun yaygınlaşmasından, seramik sanatındaki sanatsal gelişmelerin yanısıra teknolojik ve teknik gelişmelerin artmasından kaynaklanmıştır. Bu yeni yapılanmadan doğan ve seramik malzemeden yapılan heykele seramik heykel denir. İlk çağlardan bugüne kadar yapılan seramik heykeller, yapıldıkları malzemenin özelliğini belirtmek için sadece seramik adı ile tanınmaktadır. Bugün günlük yaşamımıza girmiş olan seramik heykel sanatı, iç ve dış mekanlardan sanat objesi olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de 1950lerden sonra yoğun bir şekside uygulanan seramik heykeller seramik sanatının işlevsel bir sanat olarak tanınmasından dolayı önceleri pek benimsenmemiştir. Fakat Türkiye'deki sanat kültürünün artması ve seramik heykel sanatının kararlı gelişmesi, onun sanat objesi olarak kabullenilmesini sağlamıştır. Seramik heykelin kabul görmesinde toplumun sanat kültürünün yükselmesi ve seramik sanatçılarının payı büyüktür.
Dünya savaşlarının biçimlendirdiği modern heykel sanatı
İnsanoğlu, sanatı içinde bulunduğu koşullar ve dönem dahilinde, kendini ifade etme aracı olarak kullanmış ve bir çok farklı dil geliştirmiştir. Heykel Sanatı da ilk çağlardan beri var olan bir sanat dalı olarak, değişen insan ile birlikte farklı ifade biçimleri kazanmıştır. Aydınlanma Çağı, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi ile sosyal ve politik alanlardaki değişim, I. ve II. Dünya Savaşları'nın çıkış nedenlerini oluşturmuştur. Dünya Savaşları süresince ve sonrasında sanatçı, maruz kaldığı ve tanık olduğu olaylar karşısında geliştirdiği sanat dili aracılığıyla kişisel tavrını göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrası değişen güç dengeleri, savaşın sonucunda Amerika'yı sanat merkezi haline getirmiş, New York Paris'in yerini almıştır. Amerikan Soyut Dışavurumculuğunda; bir başka değişle New York Okulu gelişiminde, göç etmiş Avrupalı sanatçıların etkisi büyüktür. Bu araştırma kapsamında, Antik çağdan başlayarak heykel sanatının kronolojik gelişimi; dönemin felsefi, politik ve kültürel değişimleriyle birlikte irdelenmiş, Soyut Dışavurumculuk, New York Okulu sanatçıları ve savaş sonrası heykel örnekleriyle incelenmiştir.
Transparanlığın görsel ve estetk bir öğe olarak modern heykel sanatına yansımaları
Transparanlık, genel anlamı ile ısık geçirgenligine sahip maddeler için kullanılan ve görsel olarak algılanan bir kavramdır. Transparanlık, dogada, bazı canlı ve cansız varlıklarda görülebildigi gibi yapay olarak da olusturulabilmektedir. Bu arastırmada transparanlık, yalnızca 'ısık geçirgenligi' çerçevesinde degil, görsel algı baglamında transparan olarak algılanan bir çok biçim üzerinden de değerlendirilmistir. Transparanlık, fiziksel, görüngüsel, algısal olarak çesitlerine ayrılmıs ve örneklendirilmistir. Transparanlık çesitlerinin görsel algı ile olan iliskisi, görsel algıyı etkileyen yakınlık, benzerlik gibi ilkeler ve algının örgütlenme özellikleri açıklanmıstır. Çalısmanın ikinci bölümünde mimari ve resim alanlarında transparanlık etkisi ve kullanımı örnek eserlerle incelenmistir. Üçüncü ve son bölümde ise transparanlıgın tarihsel süreçte heykele nasıl yansıdıgı, dünya ve sanattaki degisimler ısıgında heykel sanatında olan köklü değisikliklerden bahsedilmistir. Modern kavramının sekillenmesi, malzeme, teknik ve anlayısların değismesiyle baslayan bu süreçte transparanlığın heykele yansımaları, fiziksel, görüngüsel ve algısal çerçevede nasıl farklılastıgı, sanatçılar ve eserleriyle birlikte açıklanarak örneklenerek incelenmistir. Anahtar kelimeler Transparanlık, ısık, algı, heykel, modern
Minimalizm ve günümüz heykel sanatında minimalist yaklaşımlar
Tarihsel süreç içerisinde belirli amaçlar doğrultusunda yapılagelen heykel sanatı, 19. yüzyıl sonundan itibaren yaşam koşullarının etkisiyle düşünsel ve biçimsel anlamda değişikler gösterdiği hızlı bir sürecin içerisine girmiştir. Bu değişimler farklı toplum ve kültürlerde farklı düşünce ve biçimler olarak yansımıştır. Heykel sanatı en büyük değişimlerden birini Minimalizm ile yaşamış, bu değişimler ile gelen düşünce ve biçim anlayışı günümüz heykel sanatçılarını da etkilemiştir. Minimalizm, 1960'larda Amerika'da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. 20. yüzyıl başlarında, Rodin ile başlayan heykelde yalınlaşma eğilimi ve Brancusi'nin yaklaşımı ile biçimsel olarak fazlalıklarından kurtulan heykel çok ileri noktalara taşınmış sonrasında pürüzsüz ve yalın bir hal almıştır. Minimalizm ile birlikte heykel, geometrik biçimler ile hiçbir temsil unsuruna ve yanılsamaya yer vermeyen sadece nesne ve mekan odaklı çalışmalara dönüşmüştür. Bu araştırmada heykelin tarihsel süreçteki gelişimi ve Modern Sanat Akımları içerisindeki önemli değişimleri genel hatlarıyla incelenmiş ve 20. yüzyıl sonrasındaki minimalist yönelimler saptanmaya çalışılmıştır. Minimalizm'in getirdiği düşünce ve biçim anlayışının günümüz heykelindeki etkileri belirli sanatçı ve eserler üzerinden değerlendirilmiştir.
Matematik ve geometrinin heykel sanatına etkisi
Diğer canlılardan farklı olarak düşünebilme yetisine sahip olan insanoğlu varoluşundan beri yaşadığı dünyayı anlamlandırmaya ve tanımaya çabalamıştır. Bu bağlamda giderek artan işlevsel düşünceler üretmiş ve bunları aktarmak için çeşitli yollar geliştirmiştir. Matematik ve sanat bu aktarımda önemli bir yer teşkil eden iki ayrı disiplindir. Her ne kadar birbirlerinden farklı gibi görünseler de temelde her ikisi de evreni açıklamaya çalışmaktadır. Bu iki kavramın ana kaynağı doğadır; doğanın araştırılması, çözümlenmesi, soyutlanması ve hatta yeniden sunulmasını hedef almışlardır. Soyut bir yapıya sahip olan bu iki kavramın doğaya olan estetik yaklaşımları da aralarında oldukça önemli bir ilişki sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında iki ayrı disiplin olan matematik ve sanat ilişkisini aktarmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda sanatın en eski dallarından biri olan heykel sanatı ile sınırlandırılmış, örnek teşkil edebilecek heykeltıraşlar ve çalışmaları üzerinden değerlendirilmiştir.Bu amaca yönelik olarak birinci bölümde matematik ve geometri kavramları tanımlanmış ve tarihsel gelişim süreci içerisinde incelenmiştir. Bu süreç içerisinde gösterdikleri dönüşümler ve gelişimlerin yanı sıra kullanım alanları da bu bölüm içinde bir alt başlık halinde sunulmuştur.İkinci bölümde matematik ve geometrinin sanatla buluştuğu noktalar matematiksel kavramlar ve oran kanunları ele alınmış, matematik ve geometrinin 20. Yüzyıl sanat akımları ve sanatçılara olan etkileri değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde ise modern heykelde matematik ve geometrinin etkileri ele alınmış, çağdaş heykel sanatçıları ve eserleri üzerinden incelenmiştir.
Heykel sanatında üç boyutlu baskı teknolojilerinin kullanımı
Heykel Sanatı tarih öncesi çağlardan itibaren üretim tekniklerinin dönemlere uygun olarak değiştiği aşamalara sahiptir. Zaman içerisinde değişen ve evrimleşen teknikler, hey-kelin tasarım ve yapılma sürecine etki etmektedir. Tekniklerde ve kullanılan malzemelerde yaşanan en büyük değişiklikler, Antik Yunan döneminde ve Sanayi devrimi sonrasında oluşan toplum düzeninde sanat kavramının özerkleşmesinden sonra yaşanan Modernizm döneminde gerçekleşmiştir. Sanayi devriminden sonra üretim sistemlerinin de-ğişmesi ve 19. Yüzyıl'dan itibaren yaşanan makineleşme, 20. Yüzyıl'daki teknolojik gelişmelere temel oluşturmuştur. 1970'li yıllarda üç boyutlu yazıcıların ortaya çıkışı ve 2000'li yıllarda ticarileşip insan yaşamına adapte olmaya başlaması ile birlikte heykel sanatında kullanımlarının görülmesi tarihsel süreçte heykele eklemlenen tekniklerin en sonuncusu olarak göze çarpmaktadır. Bu araştırma kapsamında, üç boyutlu baskı teknolojilerinin heykel sanatında tasarım, üretim tekniklerine etkileri sanatçıların eserleri üzerinden sorgulanmaktadır.
İnsan doğa ilişkisi bağlamında 1960 sonrası sanatta doğaya yönelimler
1960 sonrası Arazi Sanatı ve Ekolojik Sanatın çıkış noktası ve temelleri doğa felsefesine dayandırılmıştır. Bu sanatların doğa ile kurmuş olduğu bağların çözümünde, doğada süregelen ilişkilerin tümünü kapsayan doğa felsefesinden yararlanılmış, doğa tanımı ile bağlantılı olan, çevre ve ekoloji tanımları yapılmış, insanın doğada yaratmış olduğu tahribatın etkilerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte insan ve doğa ilişkilerinin temelleri çevre sosyolojisi çerçevesinde araştırılmış ve incelenmiştir. Bu araştırmada, tarihsel süreçte toplum ve doğa ilişkilerinin arka planında yer alan üç genel toplumdan söz edilmiştir. Bu toplumlar; avcı toplayıcı (ilkel toplumlar), tarım toplumları (uygar toplumlar) ve endüstriyel toplumlar (modern toplumlar) olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal hiyerarşinin doğa algısını nasıl şekillendirdiği ve insan merkeziyetçi toplum düzeninin doğayı nasıl araçsallaştırdığı ortaya çıkmıştır. Derin ekoloji felsefesinde yer alan insan merkeziyetçi bakış açısından yola çıkılarak, insanın doğa üzerinde sömürü ve tahribatıyla paralellik olduğu saptanmıştır. Derin ekoloji, insan ve doğa ilişkisine dair çevre krizleri ve ekolojik felaketleri vurgulayan bir yaklaşım sunmuştur. İlksel değerlere dayanan bu tutum, insan merkeziyetçi yaklaşım ve tek tanrılı dinlerin söylemleriyle ekolojik krizlere dayandırılmıştır. Sanatsal uygulamalara esin kaynağı olan ve birçok kültürün temelinde yatan doğa, toplumsal yaşam biçimleriyle birlikte değişime uğramıştır. 1960 sonrası gelişen sanat anlayışı ve formları doğanın ve insanın sömürülmesine karşı tepkisel bir tutumla şekillenmiştir. Sanatçılar, yeryüzünde farkındalık yaratmak, iyileştirmeler yapmak adına bu eylemlerini doğa üzerinde çalışmalar yaparak gerçekleştirmişlerdir. Bu dönemin toplumsal hareketleri, doğanın bir bütün olduğu bir sistem olarak, çevreye duyarlı kültür ve sanat formlarının bir araya gelmesinde etkili olmuştur. Anahtar Sözcükler: Arazi Sanatı, Ekolojik Sanat, Doğa Felsefesi
Heykel sanatında hazır nesne kullanımı
Heykel sanatı, insanlığın varoluşundan itibaren toplumların yaşam koşullarındaki değişimler doğrultusunda maddesel, biçimsel ve düşünsel dönüşümler geçirmiştir. İnsanlık tarihinde her çağın kendi dinamikleri içerisinde yaşamı oluşturan etkenler vardır. Bu etkenlerin birey üzerinde yarattığı etkiler sanata da kaçınılmaz bir biçimde yansır. 20. Yüzyılın başları hızlı gelişen endüstri, sanayi ve üretim ekonomisi, toplumda yeni bir kültür inşa etmeye başlamıştır. Sanayi ve üretim ekonomisinin yaşamın dinamiklerini belirlediği bu çağda, heykel sanatı da bu dönüşümden etkilenmiş ve tarihindeki en büyük kırılmalardan birini yaşamıştır. Modern çağın insanının sorunlarına yeni malzeme ve teknikler ile cevap verme ihtiyacı gündelik yaşamdan nesnelerin heykel sanatına dâhil olmasını gerektirmiştir. Heykel sanatında hazır nesne kullanımı, 20. Yüzyılın başlarında Dada akımı ile başlamıştır. Marcel Duchamp'ın 1913 yılında ilk kez gündelik bir nesneyi sanat nesnesine dönüştürmesinden günümüze geçen süreçte sanatçılar, seri üretim nesnelerin sanattaki olasılıklarını incelemiştir. Endüstri nesnelerinin düşünsel ve biçimsel bağlamda heykel sanatında kullanılması, yeni malzeme, üslup ve tekniklerin gelişmesini sağlamıştır. Heykel sanatında, sanat nesnesini estetik yargı ve değerler açısından dış biçime dayalı alışılmış retinal bir zevk olmaktan çıkaran hazır nesneler, sanat yapıtı kavramının içsel olgularını ele alan çalışmalar ortaya konmasında kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında, hazır nesnenin ortaya çıkmasını sağlayan tarihsel süreç ve heykel sanatında malzeme olarak gündelik nesnelerin sanat nesnesine dönüşümü ana hatlarıyla sanatçıların yapıtları üzerinden incelenerek ele alınmıştır.
Anadolu heykel sanatının gelişim süreci ve frig dönemi heykel sanatının günümüz heykel sanatına etkisi ile uygulama örnekleri
s anatı nın ortaya çıkışı insanlık t arihi kadar eski olduğu bilinmekte dir . İnsanlık; uygarlaşma sürecinde doğa karşısında korunma, hayatta kalma, soyun devamını sağlama ve bereketi artırma gibi amaçlar gütmüştür. Bunun için de tanrıyla i lişkilendirdiği idol , heykel ve anıtsal heykel biçimind e yapıtlar meydana getirmiştir . Bu yapıtlar ın ç ağlara ve toplumlara göre maddesel, biçimsel ve düşünsel olarak farklılıklar gösterdiği söylenebilir. Anadolu, konumundan dolayı insanlığın ilk evrelerinden itibaren Doğu ve Batı medeniyetleri arasında geçiş noktası olmuştur. Binlerce yıllık kültür birikimiyle insanlığın uygarlaşmasında büyük öneme sahip olan Anadolu'nun coğrafi özelliklerinden dolayı büyük medeniyetlere ev sahipliği yaptığı düşünülebilir. Frigler'in Anadolu'da kurulan büyük medeniyetlerden biri olduğu bilinmektedir. Frig heykel sanatının da kendinden önceki medeniyetlerden etkilendiği gibi kendinden sonraki medeniyetleri de etkileyerek günümüz dünyasının uygarlık seviyesine ulaşmasında önemli katkısı olduğu düşünülmektedir. Yapmış olduğumuz bu araştırmada Anadolu'da sanatın ortaya çıkışından Frigler'e kadar olan süreçte uygarlıkların sanat gelişimi incelenmiştir. Asur ve Geç Hitit heykel sanatı etkileri görülen Frig sanatının günümüz heykel sanatına etkileri araştırılarak günümüz heykeltıraşlarından Frig sanatı etkisinde eserler üreten on sanatçının eseri tespit edilerek yorumlanmıştır. Araştırmada literatür taramasından, nitel yöntemlerden, yerinde gözlem ve müze incelemelerinden yararlanılmıştır. Yakın çevremizde anıtsal nitelikte çok sayıda eser bırakan Frigler'in kültürel değerlerinin günümüzde tanınması amaçlanmıştır. Uygulama çalışması olarak Frig sanatında büyük öneme sahip olan, kaya mezar cephelerinde, kaya anıt cephelerinde ve ortostatlarda görülen, Ana Tanrıça Kybele'nin kutsal hayvanı olan aslan figürü ele alınmıştır. Frig sanatından esinlenerek yorumlanan simetrik iki aslan heykeli, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, protokol giriş kapısı önüne yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Heykel, Kabartma, Anadolu Kültürlerinde Heykel Sanatı, Heykel Yapım Aşamaları
Hitit heykelleri
Hitit Devleti M.Ö 18. yüzyıl ile M.Ö. 12. yüzyıl arasında geniş bir yayılım alanına sahip olmuştur. Genel olarak Kızılırmak kavsi içinde yaşadıkları bilinse de ana nokta bu bölgeden ibaret olmakla birlikte zaman zaman batıda düşmanlarını Ege Adalarına kadar sürdükleri, güneyde Kizzuvatna bölgesinin onların vasalı olduğu, hatta Babil'e kadar ilerledikleri bilinmektedir. Haliyle kültürel anlamda geniş bir coğrafyayı da etkilediği ve bu bölgelerin kültürlerinden de etkilendikleri ortadadır. Kültür ve sanata dair etkileşimler sonucunda ortaya birçok kültürel miras ürünü çıkmıştır. Çalışmamız bu eserlerin bir kısmını oluşturan heykelcikler üzerine olacaktır. Çalışmamızın konusu günümüze kadar ortaya çıkan Hitit devletinin insan figürlü heykellerinin tipolojik olarak incelenmesi, tanrılar ve insanlar arasındaki tasvir farklılıklarının anlaşılabilmesi ve Hitit çivi yazılı metinlerinde anlatılan heykel tasvirleri ile ele geçen heykellerin benzerliklerinin ortaya konulması yönünde olacaktır.
Figüratif seramik heykellerde farklı kil etkileri
Tarih öncesi dönemlerden beri süregelen ve günümüzde de figüratif seramik heykellerde, estetik kaygı ve sanatsal gaye arayışında olan eserler üretilmiştir. Geçmiş ve günümüzdeki eserler karşılaştırıldığında figüratif seramik heykelin ne kadar değiştiği ve geliştiği görülmektedir. Figüratif seramik heykel sanatçıları üretimini, biçimlendirme, kurutma, sır, doku, pişirim gibi seramiğin temel öğeleri doğrultusunda yapması gerekmektedir. Bu aşamaları en çok etkileyen unsur kildir. Seçilen kilin özellikleri sanatçı tarafından çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Kilin yapısı, dokusu, boyutu, plastiklik, mukavemeti, pişme rengi, pişme derecesi, su emme değerlerine, pişirim sonrası küçülme payına gibi özelliklerin bilinmesi çok önemlidir. Bu araştırmada figüratif seramik heykel sanatında kullanılan kilin etkileri konusu irdelenerek konu ile ilgili bazı sanatçıların örnek niteliğinde olduğu düşünülen çalışmaları araştırılmıştır. Uygulama kısmında kırmızı, şamot ve beyaz kil kullanılarak ortaya çıkarılan eserlerdeki kilin etkileri kanıtlanmıştır. Avantajları ve dezavantajları irdelenerek daha sonra ki çalışmalarda yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Seramik, Heykel, Figüratif Seramik Heykel Sanatı, Kil
Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet zırhlı torso
Yüksek lisans tezimizin konusunu Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet mermerden yontulmuş zırhlı torso oluşturmaktadır. Araştırmamıza önce zırhlı heykellerin kökeni ile başlanmış ve bu bölümde ayrıca konu ile ilişkili daha önce yapılan yayınlar irdelenmiştir. Diğer bir bölümümüzü Antik Çağda Anadolu'da zırhlı heykel üretimi yaptığı bilinen Aphrodisias, Dokimeion ve Prokonnesos gibi atölyelerin üslup bakımından incelenmesi oluşturmuştur. Bir diğer bölümde çalışmamızın konusunu oluşturan torsoların hangi atölye/atölyelere ait olabilecekleri sorusu tartışmaya açılmıştır. Tipoloji bölümümüzde ise zırhlı torsolarımız tip olarak incelenerek benzer örnekler ile karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın bir diğer bölümü zırhlı heykellerimizin üzerinde yer alan zırh, giysi ve aksesuarların ikonografik incelenmesine ayrılmıştır. Son bölümümüz ise tarihleme konusuna ayrılmıştır. Atölyeler bölümünde yaptığımız değerlendirme sonucunda her iki heykelimizin de Prokonnesos Atölyesi'nde yontulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır. Heykellerimizle tip olarak benzeyen heykellerin de Prokonnesos Atölyesi üretimi oldukları görülmüştür. Zırh üzerinde kabartma olarak verilen tanrısal atribütlerle imparator, kökenini tanrısal kahramanlara dayandırarak güçlü bir savaşçı olduğunu göstermektedir. Pteryges rozetleri üzerinde yer alan kabartma figürlerin ise imparatorun yanında savaşa katılmış olan lejyonları temsil ettiği ortaya konmuştur. Tarihleme konusunda Kat. 1'de gösterilen heykelin, Hadrian'a ait olduğu ve Gölyazı'da bir duvar üzerinde tespit ettiğimiz kaide de dikkate alınarak, Hadrian'ın Apollonia'yı ziyaret ettiği tarihlerde yapılmış olabileceği teyit edilmiştir. Diğer torsomuz ise Septimius Severus'a ait olması nedeniyle MS 2. yüzyılın sonu, MS 3. yüzyılın başı tarihinde yontulmuş olmalıdır.
Türkiye'de gelenekselleşmiş uygulamalı heykel sempozyumları
Bu çalışmada Türkiye'de Gelenekselleşmiş Uygulamalı Heykel Sempozyumları, başlangıcından bugüne kadar geçirdiği evreler ile bu sempozyumların toplum ve kent üzerinde ne gibi etkiler yarattığı incelenmiştir.1950'li yıllarda yurtdışında başlayan heykel sempozyumları, savaş sonrası toplumları kardeşçe birleştiren, bu toplumların sanatlarını uyguladıkları ve sanatın müzelerin ve galerilerin dışına çıktığı bir oluşumdur. Türkiye'de ise sempozyumların başlangıcı 1975'tir. Yurt dışındaki başlama tarihi ile Türkiye de başlama tarihi arasındaki oluşan fark o günlerde Türkiye'deki toplumun sanata ve heykele bakışın olumlu olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu düşünceye paralel olarak da sponsorların bulunamaması diğer bir etkendir.Heykel sanatçılarımız yurtdışı eğitimleri sırasında tanıdıkları sempozyumun taşıdığı değerleri ve ülkemizde uygulandığında getireceği olumlu etkilerini fark etmişler ve bunun için çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak 1975 yılında Antalya'da ilk heykel sempozyumu yapılmıştır. İlk deneyimlerin istenilen şekilde olmaması, sempozyum olgusuna uymaması ve bu sempozyumun bazı sebeplerden dolayı durdurulması, ilerleyen yıllarda yeniden yapılmasına engel olamamıştır. 1993 yılında Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumuyla birlikte yeniden başlatılan sempozyumlar günden güne Türkiye'nin farklı kentlerine yayılmıştır. Başlangıçta ulusal olarak yapılan sempozyumlar zamanla uluslararası olarak yapılmaya devam etmiştir. Türkiye'nin büyük bir bölümünde yapılan bu sempozyumlar zaman içinde yapılmayan yerlerde de yer almaya başlamıştır. Üniversiteler önderliğinde başlayan sempozyumlar belediyelerin ve sponsorların destekleri sonucunda düzenlenmiştir.Düzenlenen bu sempozyumların olumlu yönlerinin olumsuz yönlerinden daha çok olduğu tespit edilmiştir. Bu oluşum kent, toplum sanatçı ve sanatçı adayları için birçok fayda sağlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Sempozyum, heykel, kent
Sanatta şiirsel anlatımın heykel örneklerinde incelenmesi
Heykel ve şiir insanın kendini ifade ettiği çeşitli sanatsal ifade biçimleri olarak bilinir. Günümüzde heykel ve şiir (yazı) iç içe geçmeye başlamış olmasına rağmen geleneksel olarak ele alındığında heykel forma bağlıyken şiir yazıya bağlı bir üretim biçimidir.Bu çalışmada heykel ve şiir sanatından hareketle (yola çıkarak) heykelde şiirsellik kavramı incelenmiştir. Bu süreçte heykel ve şiirin ortak yanları belirlenmiş ve bir heykelin şiirsel olabilmesi için gerekli unsurların neler olduğu üzerinde durulmuştur.Çalışma, öncelikle dil ve sanat dili kavramlarının tanımına ilişkin genel bilgilerle başlamaktadır.Birinci bölümde doğal dil, sanatın dili ve tasarım süreci başlığı altında; doğal dilin gerekliliği ve ortaya çıkış süreci, bazı sanat alanlarında dilin biçim ve teknikleri ile şiir ve heykelin oluşum sürecinde dilin kullanımı ele alınmıştır.İkinci bölümde kurgu başlığı altında Sergey Mihailoviç Eisenstein'ın Film Duyumu adlı kitabında kurgu türlerini çarpıcı kurgu, çağrışım kurgusu, ölçümlü kurgu, dizemsel kurgu olarak adlandırması üzerinden heykel ve şiirin kurgulanmasında ele alınan yöntemler incelenmiştir. Heykel ve şiirin kurgulanmasında önemli yere sahip olan bazı başlıklar üzerinde durulmuştur. Bu başlıklar: mekan, içsel müzik, soyut ve somut görsellik, konu ve izlektir.Üçüncü bölümde heykel ve şiirin anlatımı oluşturan dil olanakları incelenmiştir. Bir sanat ürününü şiirsel yapan temel dil olanakları olarak imge, simge, yineleme, anafor ve metafor üzerinde durulmuştur.Dördüncü bölümde heykelde şiirsel anlatım örnekleri incelenmiştir. Daha önceki bölümlerde ortaya konulan şiirin ne olduğu açılımından yola çıkarak şiirselliğin ne olduğu üzerinde durulmuştur. Şiirselliğin ne olduğu tartışmasından sonra şiirsel heykel örnekleri incelenmiştir. Bölüm sonunda heykel ve şiir arasında var olan etkileşim(ilişki) üzerinde durulmuştur.Şiir her şeyden önce bir dildir. Bu dil doğal dilin kırılması, yeniden kurgulanması yoluyla ulaşılan üstdildir.
Anıt ve heykellerin ideolojik mesajları ve toplumsal algılar: Diyarbakır örneği
Bu çalışma Diyarbakır'da kamusal alana konulmuş anıt ve heykellerin sosyolojik bir analizi üzerinden Türkiye'nin siyasi ve toplumsal çatışmalarına dair bir tablo ortaya koymayı hedeflemektedir. İktidar, ideoloji ve kamusal alan tartışmalarını merkezine alan çalışma içerik analizi ve görüşme tekniklerini birlikte kullanmıştır. Böylece kentte görülen heykellerin ve anıtların taşımış oldukları kimi açık kimi örtük olan ideolojik mesajların anlamları ve bunların halk tarafından algılanış biçimi ortaya konarak ideoloji, sanat ve toplumsal algılar arasındaki ilişki çözümlenmeye çalışılmıştır. Neticede araştırma şu tezi desteklemiştir: İktidarlar kendilerini sanatsal eserler üzerinden kamusal alanda görünür kılmaya çalışsa da bu eserler üzerinden verilen ideolojik mesajlar çoğunlukla halk tarafından ya anlaşılmamış ya da karşıt ideolojik geleneklerin süzgecinden geçirilerek çarpıtılmıştır. Böylelikle sanat ulusallaşma için kendisinden beklenen dönüştürücü rolünü tam olarak oynayamamıştır. Anahtar Kelimeler: İktidar, İdeoloji, Kamusal alan, Sanat, Kemalist heykel, Yerel belediyeler
Heykel sanatında sayısal eserlerin anlatım ve sergileme olanakları
Sanat, tarih boyunca insan uygarlıklarının her dönemine tanıklık etmiş ve içinde geliştiği uygarlığın karakterini yansıtmıştır. Antik Mısır, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde, bu uygarlıklardaki egemenlerin ve toplumun inanç ve ideolojisini temsil etmiştir. Sanat, Ortaçağ Avrupa'sında da kilise tarafından benzer şekilde desteklenmiştir. Rönesans döneminde ise, aydınlanma ve hümanizma sürecinde, doğa yasalarının eserlerde gerçekçi bir şekilde yansıtılması için kullanılmıştır. Genel sanat tarihi yaklaşımlarına göre 19.yy. sanatın modern döneminin başlangıcıdır. Sanatçılar, geleneksel üretim ve tekniklerin sınırlarını zorlayarak, yenilikçi tarzlar yaratmışlardır. Ortaya çıkan akımlar farklı yaklaşımlarda eserler üretilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın evrimi, teknolojinin gelişimiyle birlikte yeni bir döneme girmiştir. Sanatçılar, teknolojinin olanaklarından yararlanarak günümüzde sayısal sanat olarak adlandırılan yeni anlatım olanaklarına sahip olmuşlardır. 1960'larda bilgisayarlar, sanat eserlerinin tasarımında kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, sayısal sanatın gerçek potansiyeli, 1980'ler ve 1990'larda gelişen grafik yazılımları ve sayısal görselleştirme teknolojileriyle ortaya çıkmıştır. Sayısal sanat, bilgisayar teknolojilerinin doğması, gelişimi ve yaygınlaşmasıyla birlikte hızlı şekilde sanatsal bir üretim dili haline gelmiştir. Heykel alanında sayısal teknolojilerin üretimlerde kullanımı sayesinde, klasik dönemlerden başlayarak modern ve post modern dönemlerde de kendini gösteren heykelin kapsam, ölçek, kütle, yerçekimi, izleyici ile buluşma alanı gibi çoğu problem ve kısıtlayıcı etkenlerden kurtularak neredeyse sınırsız bir anlatım özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlüğün önünü açan bilimsel ve teknolojik alandaki ilerlemelerdir. Aynı şekilde, sanat alanının geri dönütleri de bilim alanında yeni araştırmalara ve gelişmelere olanak sağlamıştır.
Heykel sanatında malzeme olarak ışık ve anlatım olanakları
Günümüzde ışık teknolojileri, disiplinlerarası bir yaklaşımla heykel sanatında bir malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu durum heykel sanatında etkileyici ve çağdaş yeni anlatım olanakları sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında heykel sanatında malzeme kullanımının tarihsel gelişimi incelenerek bu süreç içerisinde ışığın nasıl dönüştürücü bir rol aldığı araştırılmıştır. Geleneksel malzemelerden modern malzemelere kadar uzanan bu süreçte gelişen ışık teknolojilerinin heykelin tanımını nasıl genişlettiği ve izleyicileri nasıl dönüştürdüğü irdelenmiştir. Teknolojik gelişim, heykellerde ışığın bilinçli ve dinamik kullanımına olanak tanımıştır. Sanatçılar, eserlerinde ışığı kullanarak duygusal ve estetik derinlikler yaratma becerisiyle heykelin evrimine önemli bir katkıda bulunmuşlardır. Işığı heykellerinin temel bir unsuru haline getiren sanatçılar, bu evrimin bir parçası olarak eserlerindeki ifadeyi zenginleştirmişlerdir. Işık, heykelin formunu değiştirip izleyici ile etkileşime geçen bir güç halini almıştır. Bu evrim, sanatın sınırlarını genişleterek izleyicilere derin düşünce ve duygusal deneyimler sağlamıştır. Bu disiplinlerarası evrim, ışığın doğrudan heykele dönüşmesiyle birlikte, sanatın sınırlarını zorlayarak gelecekte daha heyecan verici ve yenilikçi eserlere kapı aralamaktadır. Bu tez çalışmasında, tarihsel olarak heykel sanatında ışığın malzeme olarak kullanılmasıyla birlikte, anlatım olanaklarına odaklanarak sanatçıların eserlerinde nasıl katmanlar oluşturdukları incelenmiştir. Işığın heykel sanatı içerisindeki tarihsel örnekleri, çağdaş uygulamaları ve teorik temellerini inceleyerek, sanatçıların bu unsurları nasıl kullanarak çalışmalarına anlam katmanları eklediklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, fizik ve optik biliminin teknik detaylarına derinlemesine girmeksizin, ışığın heykel sanatında yardımcı bir unsur olarak kullanımından, doğrudan yapıtın kendisine dönüşümüne uzanan süreci belirli dönemsel odaklarla ele alarak sınırlandırılmıştır. Veriler, ağırlıklı olarak literatür taraması yoluyla elde edilmiştir. Konuyla ilgili kaynak kitaplar, akademik dergiler, makaleler, videolar ve daha önce hazırlanmış tezler incelenmiş; ayrıca internet ortamı ve sosyal medyada alanla ilgili oluşturulmuş sayfa ve içeriklerden de yararlanılmıştır.
Çağdaş heykel sanatında ekoloji ve kent ekseninde yapay deneyimler
İlk bölümde; tezin kapsamında ekoloji ve alt başlığı olan simbiyotik yaşam biçimleri, tanımları ve terimleri açıklanacaktır. Bu bağlamda, canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle uyumları temelinden hareket edilerek insanın çevresi ile olan uyumu kent hayatı temelinde ele alınacak, yine kent kuramları ve ekoloji referansları ile tartışılacaktır. Ekonomik fayda merkezli üretim biçimlerinin, tüketimi kültürleştirerek dönüştürdüğü insan modelinin ve insanın doğadan öğrendiklerini yoz bir anlayışla yapaylaştırması üzerinde durulacaktır. Bu bağlamda; teknolojik gelişmelerin sosyal, siyasal hayata ve kent yaşamına etkileri, yeni medya araçlarının kitle oluşturma stratejileri temelinde incelenerek, güncel kent yaşamında yapay bir kamusal alan ve sosyal çevre yaratma önerileri gözden geçirilecektir. İkinci bölümde Romantik dönemden başlayan özgürleşme hareketleri; teknolojik, sosyolojik, siyasal, ekonomik gelişmelere bağlı değişkenlerle yapaylık, doğallık bağlamlarında, sanat tarihi içerikli bir kronoloji incelemesiyle tartışılacaktır. Bu bağlamda, çağdaş sanatta disiplinler arası çalışmalar, görsel örneklerle incelenecek ve göstergeleri açıklanacaktır. Üçüncü bölümde çağdaş sanatın kurumsal tarihi, müzecilik, koleksiyonculuk, alternatif üretim biçimleri, kolektif ve sürdürülebilir sanat ekosistemi üzerine tartışmalar yapılacak; konu, sanat yapıtı, sanatçı ve sanat piyasası bağlamlarında incelenecektir. Sonuç bölümünde kent, ekoloji ve teknoloji temelli araştırmalar sonucu ortaya çıkan bireysel ve kolektif üretimlerim, yüksek lisans eğitim sürecinde dahil olduğum etkinlikler, ortaya koyduğum yapıtlar örnek görseller üzerinden açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Kent, Yapaylık, Heykel, Çağdaş Sanat
Resim-iş eğitimi anasanat heykel atölyelerinde desen-ön etüt çalışmalarının heykel çalışmaları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Eğitim Fakülteleri Resim-İş Eğitimi Anasanat Heykel Atölyelerinde heykel uygulaması öncesinde yapılan desen çalışmalarının, heykel çalışmalarındaki başarı düzeyine etkisinin olup olmadığını incelemektir.Araştırmada, ön test-son test ölçümüne dayalı kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Eğitim Fakülteleri Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Lisans Programı 3. Sınıf anasanat heykel atölye öğrenci çalışmaları, örneklemini ise Gazi Üniversitesi, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı lisans programı anasanat heykel atölyesinde 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde öğrenim gören 3. Sınıf anasanat heykel atölye öğrencilerinden random yöntemiyle seçilmiş 22 öğrencinin 6. dönem anasanat heykel atölye dersi uygulamaları oluşturmaktadır.Araştırmanın uygulama aşaması için, araştırmacı tarafından 11'er kişilik 2 grup anasanat heykel atölye öğrencisi random yöntemiyle seçilmiştir. Ön uygulama çalışmasında deney ve kontrol gruplarına herhangi bir değişken uygulanmaksızın modelden heykel çalışması yapılması istenmiştir. Son uygulama öncesi deney grubundan heykelini yapacakları modelin desen etütlerini yapmaları istenmiş, kontrol grubuna ise herhangi bir değişken uygulanmamıştır. Seçilen bu öğrencilerin çalışmaları, araştırmacının amaç ve alt amaçlarına yönelik hazırladığı alan uzmanı 3 hakem tarafından onaylanan ölçekler doğrultusunda, yine araştırmacının belirlediği alan uzmanı 3 hakem tarafından değerlendirmeye alınmıştır.Elde edilen araştırma verileri SPSS (Statistical Packages for the Social Sciences- Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi) ve Ms Excel programları aracılığı ile sayılara ve grafiklere dökülmüş ve bu veriler araştırmacı tarafından yorumlanmıştır.Yapılan bu araştırmanın sonucunda, heykel çalışması öncesinde desen çalışması yaptırılan deney grubunun, desen çalışması yaptırılmayan kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu saptanmıştır. Deney grubunun son test uygulamasında ön test uygulamasına kıyasla olumlu yönde başarı artışı gözlenirken kontrol grubundaki başarı artışı istatiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. Heykel çalışması öncesi yapılan desen çalışmalarının öğrencilerin heykel çalışmalarındaki başarı düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu görülmüştür.Araştırmanın sonucunda, Resim-İş Eğitimi Lisans Programı Anasanat Heykel Atölyelerinde desen çalışmalarına yeterli önemin verilmesi ve zamanın ayrılması önerilmiştir.Anahtar Kelime: Desen ve Heykel?
Kibyra'dan bir grup heykeltıraşlık eser
"Kibyra'dan Bir Grup Heykeltıraşlık Eser" isimli bu tezin konusunu, günümüze değin yapılan kazılar sırasında bulunmuş heykeltıraşlık eserlerin tipolojik ve ikonografik tanımlamaları oluşturur. Günümüzde Burdur ilinin güneybatısında, Gölhisar ilçesi sınırlarında yer alan Kibyra, Kabalia ya da Kibyratis Bölgesi'nin büyük ve önemli bir kentiydi. Kent, Roma İmparatorluk Dönemi'nde Karia, Phrygia, Lydia, Pisidia ve Lykia gibi farklı kültür bölgelerinin kesişme noktasında yer almıştır. Kentte yapılan kazı çalışmaları sonucunda Hellenistik Dönem izlerine rastlanırken, Roma İmparatorluk Dönemi'nde ise Kibyra'nın altın çağını yaşadığı görülür. Tez konusuna dahil olan eserler, Anadolu'daki birçok kent ve Avrupa'nın değişik müzelerinde sergilenen heykel tipleri ile benzerlik gösterir. Tezin içeriğinde yer alan heykeller tanrı ve tanrıçalar, Heroslar (kahraman) ve diğer insan heykellerine ait baş ve vücut parçalarından ibarettir. Çalışmanın ana konusunu, üçüncü bölümdeki Kibyra Heykeltıraşlık Eserleri adlı başlık altında incelenen buluntular oluşturur. Her bir eserin teknik bilgilerinin bulunduğu bölümde detaylı tanımların dışında, tartışma ve tarihleme önerileri de sunulmuştur. Kazı çalışmaları esnasında ortaya çıkarılan heykeltıraşlık eserler genel olarak yapı içinde ya da yapı çevresinde dolgu topraktan atıl vaziyette ele geçmiş olup, tarihlendirmeye yardımcı konteks yapılar içinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Eserler için tarihleme önerileri stil kritik yoluyla yapılmıştır. Ayrıca kentteki heykel üretim aktivitesinin sürekliliğine işaret eden kesin kanıtlar bulunamamıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda tez kapsamında incelenen heykeltıraşlık eserler, sayı ve nitelik açısından değerlendirildiğinde kentte heykel alanında MS 1. ve 2. yüzyıllarda sanatsal faaliyetlerin yoğun olduğu görülür. Anahtar Kelimeler: Kibyra, Kibyratis, Heykel, Tanrı ve Tanrıçalar, Heroi.
Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin sanat eğitimine katkısı, sergiler ile ilgili görüşler ve karşılaşılan sorunlar
Bu araştırma, ilk olarak 1939 yılından başlayarak günümüze kadar devlet eliyle gerçekleşen, kapsamlı ve organize bir etkinlik olan, Devlet Resim ve Heykel Sergilerini oluşturmaktadır. Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin düzenlenmesinin olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenmesini, sanat eğitimine katkısının olup olmadığını, öneriler getirerek ileride yapılacak sergi ve çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeline göre nitel veriler toplanmış, betimsel analizi yapılmış ve elde edilen veriler bir sonuç olarak ortaya konulmuştur.Araştırma, yazın taraması, doküman ve belge incelemesinin yanı sıra görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde jüri üyeliği yapmış, Gazi Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmış veya yapmakta olan, kırk yaş üstü altı sanat eğitimcisinden oluşan bir çalışma grubu üzerinde yürütülmüştür.Veriler, literatür taramasıyla elde edilen kaynaklar, Devlet Resim ve Heykel Sergileri ile ilgili belgeler, sergi için hazırlanmış kataloglar, sanat eğitimcileriyle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Sergi ile ilgili bilgiler bulunan kitap, dergi, gazete, katalog, tez, resmi belge, vs. ulaşılabildiği kadarıyla bütün kaynaklar incelenmiş, faydalı görülen bilgiler derlenerek, uygun bir sistem içerisinde kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Kavramsal çerçeveyi oluşturan veriler ışığında, problem ve alt problemleri tanımlayacak bilgilere ulaşacak sorular hazırlanmıştır. Görüşme formu oluşturacak şekilde düzenlenen bu sorular, altı sanat eğitimcisinin görüşlerini almak üzere kendilerine yöneltilmiştir. Bu görüşmelerden beş âdeti, bizzat görüşmeci tarafından sanat eğitimcilerine sorulmuş ve yanıtlar sesli ve görüntülü olmak üzere kayıt altına alınmıştır. Daha sonra bu görüşmeler yazılı metine dönüştürülerek araştırmanın bulgular ve yorumlar kısmında değerlendirilmiştir. Bir sanat eğitimcisi ile bire bir görüşme imkânı sağlanamamıştır. Sorular, araştırmacı tarafından elden görüşmeciye ulaştırılmış ve görüşmecinin görüşme formu ışığında yanıtları e-mail yolu ile araştırmacıya ulaştırılmıştır. Elde edilen bu veride diğerleriyle aynı uygulamaya tabi tutularak bulgular ve yorumlar kısmında değerlendirilmiştir.Ortaya çıkan bulgular ışığında, Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin başlangıcından günümüze kadar Türk sanatı, sanatçısı, sanat öğrencisi, sanat izleyicisi ve sanat eğitimi için çok önemli bir kaynak özelliği taşıdığını göstermektedir. Gelenekselleşmiş bu sergiler Türk sanatının gelişiminin göstergesi olarak günümüzde çeşitli sebeplerden dolayı aksaklıklar ile gerilemektedir. Bu bulgular ışığında sergilerin amacını tekrar kazanmasına yönelik ve ileride yapılacak çalışmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: sanat, sanat eğitimi, sanat eğitimcisi, Devlet Resim ve Heykel Sergileri
Heykeltraş Burhan Alkar
Çalışmamızın birinci bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişimini, ikinci bölümü, günümüz Türk heykel sanatını, üçüncü bölümü de heykeltraş Burhan Alkar'ı kapsamaktadır.Tezin birinci bölümü olan Türkiye'de heykel sanatının gelişimi başlığı altında, Cumhuriyet öncesi Türk heykel sanatı, Batı'ya açılış ve heykel sanatı, Sanayi-i Nefise Mektebi ve heykel bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde öncü çevreler ve kamusal talebin gelişme süreci, erken Cumhuriyet dönemi heykel sanatı ve Cumhuriyet'in ilk heykeltraşları, Cumhuriyet döneminde ilk sanat eğitimi kurumları ve heykel eğitimi, erken Cumhuriyet dönemi Türkiyesi'nde toplumsal yapı ve heykel sanatının toplum katlarına kazandırılması süreci, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde yabancı heykeltraşların katkıları, Cumhuriyet öncesi Türk heykeltraşları, çok partili hayata geçiş ve sonrası Türk heykelinde devletin rolü, çağdaş Türk heykelinin gelişiminde kamusal talepler ve kamu gücünün heykel sanatının niteliği ve gelişimine katkıları, 1980'li yıllara ulaşan süreçte Türk siyasal ve kültürel değişiminin heykel sanatının gelişimine etkileri, çağdaş Türk heykelinde üslupsal gelişmeler incelenmiştir.İkinci bölüm olan günümüz Türk heykel sanatında, çağdaş Türk heykel sanatı ve Batı'dan gelen etkiler, yeni eğilimler ve üslupsal arayışlar ve Türk heykeltraşlarının çağdaş sanat platformundaki yaratıcı rolü araştırılmıştır.Cumhuriyet dönemi heykeltraşlarımızdan olan Burhan Alkar'ı konu edinen üçüncü bölümde sanatçının yaşamı, eğitim süreci, öğretim görevliliği, sanatsal algıları, görüşleri, sanat felsefesi ve yorumları, Türk heykelindeki yeri ve heykele olan katkıları, başkaları tarafından kendisi hakkında yazılanları, heykele bakış açısı, soyut ve figüratif eserleri ve anıtlarına ayrıntılarıyla değinilmiştir.Türk heykel sanatının gelişim çizgisinin genel olarak ele alınmasının yanında, Burhan Alkar'ın, sanatçı kişiliği, heykel sanatına yapmış olduğu katkıların daha iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi amaçlanmıştır.Türkiye'de heykel sanatının gelişimi, günümüz Türk heykel sanatı konularını ve sanatçıyı incelerken, hayatta olan arkadaşlarından, yetiştirdiği öğrencilerinden, kendisinden ve arşivinden yaralanılmıştır.Bütün bunlardan yola çıkılarak, heykeltraş Burhan Alkar'ın sanatçı kişiliği tüm yönleriyle incelenmiş ve katalog oluşturularak çalışma sonlandırılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Burhan Alkar2. Heykel3. Heykeltraş4. Soyut5. Figüratif
Anıt heykellerin yaygınlaştırılmasında yerel yönetimlerin görüşlerinin saptanması
Bu araştırmada; Anıt heykellerin yaygınlaştırılmasında yerel yönetimlerin görüşlerinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için ideolojik ve siyasi algılamaları farklı olan, temsil ettikleri toplumsal kesimlerin bakış açılarının temel ipuçlarını yakalamak bakımından da önemli bir barometre niteliği sunan farklı siyasal partilerin temelinde söz konusu araştırma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Siyasal partilerin temsil güçleri dikkate alınarak ismen belirlenmiş olan ve ardından kapsama dâhil edilen 6(altı) siyasi partinin il ve ilçe başkanlıklarının yönetim kadrosunda görevli toplam 118 katılımcıya görüşme formunda yer alan sorular uygulanmıştır. İdeolojik temelin ayrımı sonrasında temsil yelpazesi bakımından farklı olan siyasal partiler ikili esasa dayalı olarak merkezin sağında ve merkezin solunda yer alan siyasal partiler olmak üzere ayrıştırılmış ve katılımcıların eğitim düzeyleri de dikkate alınarak çalışmanın temel veri kaynağı oluşturulmuştur.Araştırmanın evrenini siyaset kurumunun temsilcisi niteliğini taşıyan siyasetçiler oluşturmaktadır. Çalışmanın örnekleminin belirlenmesi aşamasında alfabetik sıralamaya göre, Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP), Cumhuriyet Halk Partisi(CHP), Demokrat Parti(DP), Demokratik Sol Parti(DSP), Milliyetçi Hareket Partisi(MHP), Sosyal Demokrat Halkçı Parti(SHP) il ve ilçe başkanlıklarında ki parti yöneticilerinden 118 kişi görüşme formuna cevap vermiştir. Görüşme formlarında siyasi parti yöneticilerine toplam 19 adet soru yöneltilmiştir. Görüşme formları karşılıklı soru ve cevap şeklinde yapılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde, uygulanan görüşme formları SPSS istatistik programında hazırlanmış ve elde edilen sonuçlara göre tablolar oluşturularak yorumlanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, anıt heykelleri siyasi erklerin müdahalelerinden korunarak yeni bir anlayışla merkezin sağında ve merkezin solunda yer alan tüm siyasi partilerin kültür politikalarının hedefleri arasında yer almalıdır. Toplumları bir arada tutan kültürel değerleri, tarih zenginliğimizi ve milli varlığımızı oluşturan çağdaş taleplerden yola çıkarak bütünün bir parçası olan anıt heykelin siyasetçilerce desteklenmesi gerektiği önerilmiştir. Bireye ve topluma heykeldeki kültürel, eğitsel ve görsel zenginlikleri oluşturmanın imkânları arttırılmalıdır.
Antik heykel ve izleyicilik
Bu çalışma MÖ V. yüzyıl ve MS I. yüzyılları arasında izleyici ve sanat çalışması etkileşimlerine ait kanıtlar içeren Antik Yunan metinlerini incelemek amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma, Antik Yunan izleyicisinin izleme sürecinde etkin ve sesli bir katılımcı olduğunu önerilen diğer modellerden daha farklı bir biçimde ele almayı amaçlar. Antik izleyici için olağan izleme yöntemi duygusal olarak bağlanılan, sosyal ve sesli bir model olarak tanımlanabilir. Antik izleyici, heykeli, çalışmanın tanımlayıcı bir yazı içermediği durumlarda da söylem ve toplumsal etkileşimin bir aracı olarak kullanır. İzleyici çalışmayı tarif etmek için sahip olduğu bilgiye, yerel belirleyicilere ve yazınlara eşit derecede bağlı kalır. İzleyici bu kaynakların yokluğunda da izleme süresince sanat çalışmasının anlamını farklılaştırarak tahminlerde bulunur. Antik izleyici kendisi ve sanat nesnesi arasındaki sınırları kaldırarak bir oyun alanı yaratır ve kendisini betimlenen olayların ya da temsil edilen kimselerin tanığı olarak kabul eder. Antik izleme süreci üzerine yapılan bu çalışma etkin bir söylem aracılığı ile anlanlandırma ve üretme eyleminde izleyicinin rolünü vurgular ve Antik dönemde izleme tecrübesine dair belirli bir dönem için tutarlılığını koruyan, izleyicinin seçkinliğinden bağımsız gelişen ve sanat çalışmasını eşlik eden bir yazına ihtiyaç duymayan bir yöntem önerir. Antik izleyici için heykel hafızayı tetikleyen, kültürel kimliği güçlendiren ve aktaran didaktik bir araç olarak işlev görür.Anahtar Kelimeler: Sanat, Heykel, Yunan, İzleyici, Yerel Belirleyiciler, Antikite.