Smartphones
127 theses under this subject heading
Sağlıklı genç yetişkinlerde akıllı telefon bağımlığının, postür, üst ekstremite fonksiyonu ve reaksiyon hızı ile ilişkisinin incelenmesi
Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı sağlıklı genç bireylerde akıllı telefon bağımlılığının, postür, üst ekstremite fonksiyonu ve reaksiyon hızı ile ilişkisini incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, Mart 2023-Eylül 2024 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde bulunan araştırma laboratuvarında araştırmaya katılmaya gönüllü olan 97 Trakya Üniversitesi öğrencisi ile gerçekleştirildi. Katılımcıların sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığı Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ) ile; üst ekstremite aktivite ve katılım düzeyi QuickDASH anketi ile; boyun ağrı yoğunluğu ve kısıtlıkları Boyun Ağrı ve Dizabilite Ölçeği ile; postür değerlendirmesi New York Postür İndeksi ile; el reaksiyon hızı Fit-Light Trainer cihazı ile; el kavrama kuvveti ise Camry Elektronik El Dinanometresi ile değerlendirildi. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edildi. Araştırma değişkenlerinin Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelendi. Sonuçlar; %95 güven aralığında, anlamlılık ise p<0,05 altında değerlendirildi. Bulgular: Akıllı telefon bağımlılığı ile boyun özürlülük puanları arasında orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,438, p<0,01). Bu durum, akıllı telefon bağlılığının artmasıyla boyun özürlülük durumunun da arttığını göstermektedir. NPİ toplam puanı ile akıllı telefon bağımlılığı arasında negatif anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=-0,340, p<0,01). Fakat kavrama kuvveti ve el reaksiyon hızı gibi motor beceriler üzerindeki etkileri daha düşük düzeyde veya istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığının boyun özürlülüğü üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve bunun bazı fiziksel fonksiyonlarla ilişkili olabileceği tespit edilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığının artması postürü negatif yönde etkilemektedir.
Öğretmen adaylarının akıllı telefon bağımlılığına ilişkin algıları
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının akıllı telefon bağımlılığına ilişkin algılarını belirlemektir. Araştırmada paralel karma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 300 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler nitel ve nicel olarak toplanmıştır. Nicel boyutta veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Noyan ve arkadaşları (2015) tarafından geliştirilen Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu tercih edilmiştir. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde ilk olarak normallik testine bakılmıştır. Normallik testi sonucunda, cinsiyet için bağımsız örneklem t-testi ve diğer değişkenler için ANOVA tekniği kullanılmıştır. Nicel boyutta yapılan araştırma sonucunda; cinsiyet, bölüm, sınıf ve akıllı telefon kullanım deneyimi değişkenlerine göre akıllı telefon bağımlılığı puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken; aylık tüketilen internet miktarı, günlük kullanım süresi (saat) ve kullanım amacı değişkenine göre akıllı telefon bağımlılığı puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Nitel veriler ise, içerik analizine tabi tutulmuştur. Nitel boyutta ise katılımcıların akıllı telefon bağımlılığı sonucunda; iletişim kanallarını etkili kullanamadıkları, zaman faktörünü göz ardı ettikleri, bilişsel ve duyuşsal süreçleri yönetemedikleri ve teknolojiyi kullanmakta sorunlar yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Akıllı Telefon, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Öğretmen Adayları.
Tıp fakültesi öğrencilerinde akademik erteleme sıklığı ve akıllı telefon bağımlılığının değerlendirilmesi
Amaç: Tıp fakültesi öğrencileri yüksek akademik stres, yoğun çalışma saatleri, sınav yükünün yüksek olması gibi sebeplerle akademik ertelemeye yatkındırlar. Bu çalışma ile tıp fakültesi öğrencilerinde akademik erteleme görülme sıklığı, akıllı telefon bağımlığı ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'nun 27.02.2024 tarihli toplantısında 2024/110 sayılı kararı ile onaylandı (Ek-1). Çalışma, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapıldı. Çalışmanın evrenini Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2024-2025 eğitim öğretim yılında Şubat-Haziran döneminde öğrenim görmekte olan tıp fakültesi öğrencileri oluşturdu. Dönem I-VI arası öğrenim gören 1466 öğrencinin %82'sine ulaşılarak toplam 1212 katılımcı ile çalışma gerçekleştirildi. Veriler, sosyodemografik özellikleri içeren, literatür doğrultusunda hazırlanmış olan ATBÖ ve AAEÖ ölçeklerini içeren 45 soruluk anket formu ile elde edildi. Anket formu içerisinde ATBÖ ve AAEÖ yer aldı. Veriler, Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) versiyon 25.0 istatistik paket programında değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların maksimum yaşı 30, minimum yaşı 18'di. Yaş ortalaması ise 21,69±2,27'ydi. Kadınların AAEÖ puan ortalaması 42,13±9,66, erkeklerin ise 44,88±8,34 olup, erkeklerin puanı anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). Alkol kullananların (46,91±8,99) ve sigara kullananların (46,68±8,78) AAEÖ puanları kullanmayanlara göre anlamlı yüksekti (p<0,001). Tek başına yaşayanların puanı (45,92±9,04), arkadaşlarıyla yaşayanlara göre anlamlı yüksekti (p<0,001). Ruhsal durumunu kötü olarak değerlendirenlerin AAEÖ puanı 46,93±9,16 olup, çok iyi değerlendirenlere göre anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). Fiziksel durumunu çok kötü olarak değerlendirenlerin AAEÖ puanı 49,72±10,71 olup, çok iyi değerlendirenlere göre anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). ATBÖ sonuçlarına göre erkeklerin bağımlılık oranı %51,2 olup kadınlara göre anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). Dönem 1 öğrencilerinde bağımlılık oranı %57,2 ile en yüksekti (p<0,001). Sigara kullananların bağımlılık oranı (%52,5) kullanmayanlara göre yüksekti (p=0,020). Annesinin öğrenim düzeyi ilkokul olanlarının bağımlılık oranı %55,6 olup, ilkokul mezunu anneler, üniversite mezunlarına göre daha yüksek bağımlılık oranına sahipti (p=0,043). Akıllı telefon bağımlılığı olan katılımcıların (n=555) AAEÖ puanı 46,70±8,00 olup bağımlılığı olmayanlara 40,47±9,20 göre anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). Sonuç: Çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığı olan öğrencilerin akademik ertelemeye daha yatkın olduğu belirlendi. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığını düşürmeye yönelik yapılacak çalışmalar akademik görevlerini ertelemeyi azaltacak bu da akademik başarılarını arttıracaktır. Alkol sigara gibi, zararlı alışkanlıkların bırakılması için yapılacak çalışmalar sonucu öğrencilerin akıllı telefon kullanımı düşecek, akademik görevlerini ertelemeyi en aza indirecektir. Alkol ve sigaranın zararlarına karşı öğrencilere gerekli bilgilendirmeler yapılmalı, toplum olarak özendirici davranışlardan kaçınılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Tıp öğrencileri, Akıllı telefon bağımlılığı, Akademik erteleme
15-18 yaş ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
Bu tez çalışmasında, 15-18 yaş aralığındaki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmasında nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 15-18 yaş aralığın da 175'i kız 205'i erkek olmak üzere toplam 380 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik veri formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu ve Anne Babaya Bağlanma Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, orta ergenlik dönemindeki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerinde etkisi ve duygu düzenlemenin bu etkide aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Belirlenen sonuçların cinsiyet, yaş, akademik başarı, aile ekonomik durumu, doğum sırası ve internet kullanım amacı gibi sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Literatür incelendiğinde ilgili değişkenlerle ve ergenlik döneminde yürütülmüş çalışma sayısının sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlığı üzerindeki etkisini ve bu etkide duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi noktasında önemli olacağı ve literatüre güncel bilgiler sunacağı düşünülmektedir.
Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeyleri incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın evreni Türkiye'de ve Azerbaycan'da okuyan üniversite öğrencileri olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunun ise İstanbul Haliç Üniversitesi ve Bakü Devlet Üniversitesi öğrencilerinden uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiştir. Araştırmada "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği ile araştırmacı tarafından oluşturulan 38 farklı demografik sorunun ilişkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Yaşanan ülkenin (Türkiye, Azerbaycan) ve akıllı telefon bağımlılık düzeyinin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumuna bağımsız gruplar t testi ve ANOVA kullanılarak bakılmıştır. Araştırma neticesinde demografik form ile Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği arasında çok sayıda ilişkiye rastlanmıştır. Elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi
Genç yetişkinlik dönemine denk gelen üniversite yaşamında öğrenciler; sosyal desteğe ve sağlıklı iletişime ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hayatlarında yeni ve yabancı bir ortam olan üniversite hayatında bu gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadırlar. İletişim becerileri düşük ve kendisini yalnız hisseden gençlerin sosyal destek elde etmek, iletişim becerilerini artırmak ve yalnızlıklarını gidermek amacıyla daha fazla mobil telefon kullandıkları ve akıllı telefon bağımlılıklarının arttığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi ve akıllı telefon bağımlılığı değişkeninin araştırma kapsamında elde edilen sosyo-demografik verilerden ne derece etkilendiğini belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 221'i erkek 84'ü kadın, toplam 305 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği-KF, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve İletişim Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sosyo-demografik veriler ile yalnızlık algısı ve iletişim becerilerinin, akıllı telefon bağımlılığını ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyo-demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, okudukları sınıf ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Akıllı telefon kullanım özellikleri açısından değerlendirildiğinde, günlük yapılan arama sayısının akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmez iken; cep telefonu günlük kullanım süresi ve cep telefonu günlük kontrol sayısı arttıkça, akıllı telefon bağımlılığın arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve pozitif anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğrencilerin iletişim becerilerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon Bağımlılığı, İletişim Becerileri, Yalnızlık
Akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler, postür, ağrı, yürüyüş ve rahatsızlık hissi üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri üzerine etkisi ile, postür, ağrı ve rahatsızlık hissi arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya 20 kadın, 22 erkek olmak üzere 42 sağlıklı birey dahil edildi. Katılımcıların spinal kinematikleri video-fotoğraf yöntemi ile, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri GAITRite elektronik yürüme yolu ile, postür değerlendirmesi New York Postür Analizi ile, ağrı ve rahatsızlık hissi Cornell kas-iskelet sistemi rahatsızlık hissi ölçeği ile, yaşam kalitesi SF-36 kısa form ile, bireylerin akıllı telefon kullanım postürleri Akıllı Telefon Algısı Değerlendirme Ölçeği ile ve bireylerin akıllı telefon bağımlılığı Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile değerlendirildi. Elde edilen verilere göre; bireylerin baş ve servikal bölge açıları ile torakal, torakolumbar ve lumbar bölge açılarının oturma pozisyonunda akıllı telefon kullanımından etkilenerek fleksiyon açısının arttığı gözlendi (p<0,005). Ayakta duruş pozisyonunda ve yürüyüşte baş, boyun ve torakal bölge fleksiyon açılarının arttığı ve akıllı telefon kullanımından etkilendiği gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon bağımlılığı ile New York Postür Analizi arasında ilişki gözlenmezken (p>0,005), ağrı ve rahatsızlık hissi ile yorgunluk düzeyi ve fiziksel rol güçlüğünün akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkili olduğu gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon kullanımı esnasında değerlendirilen yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerinden destek yüzeyi, tek destek süresi ve sağ çift destek süresinin akıllı telefon kullanımından etkilenmedi. (p>0,005). Elde ettiğimiz sonuçlara göre; telefon kullanımının yol açabileceği postür ve yürüyüş değişiklikleri ile fizyoterapistlere Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre bireylere akıllı telefon kullanımı esnasında destekli sandalyelerde oturmalarını, telefon kullanırken kol altına destek almalarını önermekteyiz ve böylece baş aşağı postürün daha az miktarda olabileceğini ve ağrı gibi şikayetlerinin azalabileceğini düşünmekteyiz.
Ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili etkenler
Bu çalışma çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili olabilecek değişkenlerin karşılaştırıldığı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya 12-18 yaş arasında, toplam 165 ergen alınmıştır. Tüm ergenlere Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi - Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu DSM-5 (K-SADS-PL) psikiyatrik tanı görüşmesinin yanı sıra Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği (BOBÖ), Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği (SDDÖ), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği (EDEÖ), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (SKÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (YKÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan ergenlerin annelerine ise Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Erişkinler İçin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (E-DEHB-KBÖ) ve Conner's Ebeveyn Değerlendirme Formu (CEDF) uygulanmıştır. Çalışmaya alınan ergenler ATBÖ puanı kesim noktası 100 olarak belirlenerek, yüksek bağımlılık riski olan grup (N = 72) ve düşük bağımlılık riski olan grup (N = 93) olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca TNÖ puanı kesim noktası 60 olarak belirlenmiş, orta-yüksek nomofobik grup (N = 97) ve düşük nomofobik grup (N = 68) olarak ikiye ayrılmıştır. Yüksek bağımlılık riski olan grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları, majör depresif bozukluk, Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Karşıt olma karşı gelme bozukluğu) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha yüksek dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu, aile ve arkadaş sosyal desteğinin daha düşük olduğu ve anne ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Yüksek riskli gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin daha fazla depresif, kaygı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla nomofobi düzeylerinin olduğu saptanmıştır. Orta-yüksek nomofobik grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları ve DEHB) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Orta-yüksek nomofobik gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin de daha fazla nomofobi düzeylerine sahip olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini yordayan faktörler; nomofobi düzeyleri, depresif belirtiler, bilgisayar oyun bağımlılığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri ve annenin duygusal erişilebilirliği olmuştur. Nomofobi düzeylerini yordayan faktörler ise akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri, ebeveynin nomofobi düzeyleri ve annenin duygusal erişilebilirliği olarak saptanmıştır. Sonuç olarak akıllı telefon bağımlılığı ve nomofobi ile psikiyatrik belirtilerin ve tanıların ilişkili olduğu düşünülmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmaların akıllı telefon bağımlılığı tanı kriterleri oluşturularak tekrarlanması daha genellenebilir sonuçlar açısından faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Riskli akıllı telefon kullanımı, nomofobi, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı, ergen.
Geç ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı ile olumsuz otomatik düşünceler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, geç ergenlerde akıllı telefon bağımlılık belirti düzeylerinin belirlenmesi ve olumsuz otomatik düşünceler ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020-2021 döneminde İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde öğrenim gören 18-22 yaş arası 195 kadın (%61,5), 122 erkek (%38,5) olmak üzere toplam 317 geç ergen katılımcı dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ile birlikte, öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığına ilişkin bilgi edinmek için "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", Olumsuz Otomatik Düşüncelerine ait bulgularını değerlendirmek amacıyla da "Otomatik Düşünceler Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre akıllı telefon bağımlılığı ölçeği puanları ile hem otomatik düşünceler ölçeği toplam puanları hem de otomatik düşünceler ölçeğinin alt boyutları arasında pozitif ilişki bulunmuştur: kendine yönelik negatif düşünceler; şaşkınlık ve kaçma fantezileri; kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri; yalnızlık ve izolasyon ve ümitsizlik. Otomatik düşünceler ölçeği toplam puanları ve alt boyut puanları kendine yönelik negatif düşünceler; şaşkınlık ve kaçma fantezileri; kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri; yalnızlık ve izolasyon ve ümitsizlik 18-20 yaş grubu katılımcılarda, 20-22 yaş grubu katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. Otomatik düşünceler ve akıllı telefon bağımlılığı ölçek puanlarında cinsiyete göre farklılaşma bulunamamıştır. Sonuç olarak geç ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı ve olumsuz otomatik düşünceler arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Buna göre ergen bireylerin aşırı ve kontrolsüz akıllı telefon kullanmaları, sosyal yaşamlarında soruna yol açabilir. Akıllı telefonların yararlı kullanılması için bireysel ve grup çalışmaları ile ergen bireyler bilinçlendirilebilir. Buna yönelik olarak ergen bireylere, alanında uzman kişilerce psikolojik danışmanlık ve ruhsal destek hizmeti verilebilir.
Üniversite öğrencilerinde psikolojik dayanıklılık ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı psikolojik dayanıklılık düzeyleri farklı üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri arasında bazı değişkenlere göre anlamlı bir farklılığın olup olmadığının incelenmesidir. Kesitsel tarama modelindeki bu araştırmanın örneklemini üniversitede öğrenim gören 571 öğrenci (352 kadın, 219 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu elverişli örnekleme yönetemi ile belirlenmiştir. Veriler; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Form, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu, ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler, iki yönlü varyans analiziyle çözümlenmiştir. Psikolojik dayanıklılığı düşük düzeyde olanların yüksek düzeyde olanlara göre akıllı telefon bağımlılığının daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadınların erkeklere göre; ailesiyle yaşayanların barınma yerini yalnız/öğrenci evi/diğer olarak bildirenlere göre; başarısız/çok başarısız olduğunu bildiren katılımcıların başarılı/çok başarılı, olduğunu bildirenlere göre; 7-12 yıl arasında telefon kullandığını bildiren katılımcıların 1-6 yıl arasında telefon kullandığını bildiren katılımcılara göre; günlük 7 saat ve üzerinde veya 4-6 saat arasında akıllı telefon kullandığını bildiren katılımcıların günlük 1-3 saat arasında akıllı telefon kullandığını bildirenlere göre; aylık 16 GB ve üzerinde internet kullandığını bildiren katılımcıların 1-9 GB arasında internet kullandığını bildirenlere göre; akıllı telefonu sosyal medyayı takip etmek amacıyla kullanan katılımcıların, akıllı telefonu insanlarla iletişime geçmek, eğlenmek veya araştırma yapmak/online derslere katılmak amacıyla kullanan katılımcılara göre akıllı telefon bağımlılığının daha fazla olduğu saptanmıştır (p<.05). Psikolojik dayanıklılığı yüksek olan kadınların orta ve düşük olanlara göre; psikolojik dayanıklılığı orta düzeyde olan erkeklerin düşük düzeyde olanlara göre akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<.05). Psikolojik dayanıklılığı düşük ve yüz yüze görüşülen yakın arkadaş sayısı beş ve altında olanların yüz yüze görüşülen yakın arkadaş sayısı daha fazla olanlara göre akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<.05). Anne eğitim düzeyi ilköğretim ya da daha altında olan ve psikolojik dayanıklılığı orta düzeyde olanların psikolojik dayanıklılığı yüksek olanlara göre; annesinin eğitim düzeyi ortaöğretim olan psikolojik dayanıklılığı düşük olanların, psikolojik dayanıklılığı orta ve yüksek olanlara göre akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<.05). Baba eğitim düzeyi ilköğretim ya da daha altında olan ve psikolojik dayanıklılığı orta düzeyde olanların psikolojik dayanıklılığı yüksek olanlardan; psikolojik dayanıklılığı düşük düzeyde olanların yüksek olanlardan; babası yükseköğretim mezunu olup psikolojik dayanıklılığı düşük olanların yüksek olanlardan daha fazla akıllı telefon bağımlılığına sahip oldukları saptanmıştır (p<.05).
Geç ergenlerde akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının cinsiyet rolleri ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada; geç ergenlik dönemindeki bireylerde akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının cinsiyet rolleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada iki ya da daha fazla değişkenin aralarındaki ilişkinin belirlenmesine dayanan ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; İstanbul'da yaşayan geç ergenler oluştururken araştırma örneklemini; 18-22 yaş aralığında olup İstanbul'da yaşayan 383 geç ergen oluşturmuştur. Araştırmaya dahil olma kriterleri arasında; 18-22 yaş aralığında olmak, Bilgilendirilmiş Onam Formu'nu doldurmak ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak belirlenmiştir. Araştırma verileri; "Kişisel Bilgi Formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu, Bem Cinsiyet Rolü Envanterinin Kadınlık ve Erkeklik Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Tüm istatistiksel analizler SPSS 25.0 programı ile yapılarak yorumlanmıştır. Bulgular: Araştırmada bulgularında; ölçekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal medya bağımlılığı arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Geç ergenlerin; akıllı telefon bağımlılık düzeyi ile cinsiyet ve yaş grupları arasında, sosyal medya bağımlılık düzeyi ile cinsiyet arasında ilişki olmadığı tespit edilirken, sosyal medya bağımlılık düzeyi ile yaş arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Akıllı telefon ve sosyal medya platformları davranışsal bağımlılıkla ilişkili iki önemli araç olup aşırı kullanımları geç ergenlikte cinsiyet rollerine göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu araçların kontrollü ve sağlıklı kullanımına yönelik geliştirilecek psiko-eğitim dahil her türlü müdahale programı, çocuk ve ergenlerin beden ve ruh sağlığını koruyucu önlemler içerisinde yer almasının doğru olacağı düşünülmektedir.
Akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisi
Giriş: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet ve buna bağlı olarak akıllı telefonların kullanımı her geçen gün artmaktadır. Akıllı telefonlar birçok yönden insanların hayatını kolaylaştırsa da aşırı ve kontrolsüz kullanımı bireysel sosyal, duygusal ve hatta davranışsal açıdan olumsuzluklara yol açmakta bağımlılık yaratabilmektedir. Bu bağımlılığın ve olumsuzluğun bireylerin hem yaşam kalitelerinde hem de evliliklerinde bazı sonuçlar doğurduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın ilgili literatüre katkı sağlaması ve yapılacak çalışmalara ışık tutması beklenmektedir. Amaç: Bu araştırmanın amacı akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması ve elde edilen bulguların yorumlanarak literatüre katkı sağlanmasıdır. Metod: Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile tasarlanan çalışma, Elazığ ilinde evli, ve ölçme araçları ile sınırlı olarak 125 erkek 125 kadın olmak üzere toplam 250 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört adet form kullanılmıştır. Bunlardan ilki araştırmacı tarafından oluşturulmuş demografik bilgi formudur. Araştırmada kullanılan ölçekler ise sırası ile; Kwon ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Noyan ve arkadaşları (2015) tarafından yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Kısa Formu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde de geçerlik ve güvenilirlik çalışması Eser, Fidaner H., Fidaner C., Yalçın-Eser, Elbi ve Göker (1999) tarafından yapılmış Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu, Tezer (1996) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Ölçeği'dir. Veriler katılımcılara online platformlar üzerinden ulaştırılmış ve araştırmaya katılanların demografik verileri, evlilik durumları ve telefon kullanma sürelerine yönelik sorulara frekans analiz uygulanmış, verilerin dağılımı "n" ve "%" olarak tablolarda sunulmuştur. Sonrasında, araştırmada kullanılan Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerine ait ifadelerin ortalama ve standart sapmaları değerlendirilmiştir. Kullanılan ölçeklerin güvenirliği; Cronbach's Alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerinin demografik verilere göre farklılık gösterip göstermediği anlamlılık testleri ile analiz edilmiştir. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uymayan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi, iki veya daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Mann Whitney U testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki Spearman korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığının, evlilik yaşamı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi ise Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: İlişkiler ve telefon bağımlılığının, evlilik ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde akıllı telefon bağımlılığı arttıkça, evlilik yaşamı doyumunda bir azalmanın gerçekleşeceği tespit edilmiştir. Ayrıca telefon bağımlılığı arttıkça, yaşam kalitesi ve tüm alt boyutlarında azalma görülecektir. Evlilik yaşamı, doyumu arttıkça, bireylerin yaşam kalitesi ve alt boyutlarında iyileşme olacağı tespit edilmiştir.
Üniversite sınavına hazırlanan bireylerde duygu düzenleme, akıllı telefon bağımlılığı ve kaygı düzeyinin incelenmesi
Sınav döneminin getirdiği kaygıyla baş etmekte zorlanan ve duygu düzenlemede güçlük yaşayan öğrenciler kendilerini baskı altında hissetmekte ve çeşitli psikopatolojiler geliştirmektedirler. Aynı zamanda akıllı telefonlarındaki uygulamalar aracılığıyla yaşadıkları kaygılı ve stres verici koşullardan uzaklaşmak için akıllı telefonlarına daha fazla bağımlı hale gelmektedirler. Duygularını kendi kendine düzenlemekte zorlanan öğrencilerin kaygı düzeyleri ve bağımlılık düzeylerinin anlamlı ilişki içinde olacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu lise son sınıf ve liseden bir önceki yıl mezun olan toplam 223 üniversiteye hazırlık öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Sosyodemografik Veri Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği" ve "Sınav Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 22 programıyla yapılmıştır. Değişkenlere ait gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Farkın hangi gruplardan kaynaklandığını tespit etmek için posthoc Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İlişkilerin tespit edilebilmesi için Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmada kadınlar 159 (%71,30), erkekler 64 (%28) kişidir. Katılımcıların yaş ortalaması 17,78 ± 0,93'tür Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği puanları ile Duygu Düzenleme Ölçeği puanları arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Sınav Kaygısı Ölçeği arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Duygu Düzenleme Ölçeği puanları ile Sınav Kaygısı Ölçeği puanları arasında ise orta düzey pozitif ilişki tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde akıllı telefondan yoksun kalma korkusu
Amaç: Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde akıllı telefondan yoksun kalma korkusu (nomofobi) ile sosyal fobi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın demografik değişkenleri ile araştırma değişkenleri arasındaki ilişkide ortaya konulmuştur. Yönem: Araştırma nicel araştırma yöntemi içinde yer alan ilişkisel tarama modeliyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın datalarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 251 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında Nomofobi Ölçeği (NMP-Q)', 'Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ)' ile 'Yaşam Doyum Ölçeği' kullanılırken, demografik bilgilerin toplanmasında ise 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında ve çözümlenmesinde sosyal bilimler için istatistik programı olan SPSS-22 kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgulara göre; üniversite öğrencilerinde akıllı telefondan yoksun kalma korkusu (nomofobi) ile sosyal fobi, sosyal korku ve sosyal kaçınma arasında doğrusal yönlü anlamlı ilişki bulunurken, yaşam doyumu ile arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Aynı zamanda sosyal fobi, sosyal korku ve sosyal kaçınma ile yaşam doyumu arasında da negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinde akıllı telefondan yoksun kalma korkusu (nomofobi) yükseldikçe sosyal fobi, sosyal korku ve sosyal kaçınma düzeyleri de yükselirken, yaşam doyumu düzeyleri ise düşmektedir. Benzer biçimde sosyal fobi, sosyal korku ve sosyal kaçınma düzeylerindeki artış yaşam doyumunu düşürmektedir. Anahtar Kelimeler: Nomofobi, Sosyal Fobi, Yaşam Doyumu
Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı, davranışsal ve duygusal sorunlar ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtilerinin sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının ve ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtileri ile davranışsal ve duygusal sorunlar ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin amaçlandığı ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Çalışmanın araştırma grubunu İstanbul ilinde bir eğitim kurumunda 7, 8, 11 ve 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören ve yaşları 12-18 arasında değişen (96 kız, 72 erkek; yaş ort: 15.40±1.98) 168 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veri toplamak için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Güçler ve Güçlükler Anketi ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, 16-18 yaş aralığındaki ergenlerin 12-15 yaş aralığındaki ergenlere göre daha fazla akıllı telefon bağımlılığı belirtisi gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla akıllı telefon bağımlılığı belirtisi gösterdikleri saptanmıştır. Bunlara ek olarak, ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtilerinin anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi ve ebeveyn birliktelik durumuna göre anlamlı fark göstermediği belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarından psikolojik özerklik (r=-.28) ve denetim (r=-.34) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Davranış sorunları (r=.28) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sorunları (r=.24) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde, toplam güçlük puanı (r=.17) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında da pozitif yönlü ilişki olduğu saptanmıştır.
İletim ve sensörinöral işitme kaybı arasındaki ayırımın telefon temelli weber uygulamasıyla gözlenmesi
Bu çalışmanın amacı iletim tipi ve sensörinöral işitme kaybı arasındaki farklılıklar ve tanımlamada geleneksel diyapazon Weber testi ile akıllı telefon tabanlı bir Weber testinin doğruluğunu karşılaştırmaktır. Tek taraflı işitme kaybı kaydedilen acil servise başvuran 60 hasta dahil edildi. Onlardan açık bir akıllı telefonu alınlarına bastırmaları istendi ve akıllı telefon tabanlı bir titreşim uygulaması aracılığıyla Weber testi yapmaları istendi. Sonuçlar TFWT(tuning fork weber test) ile karşılaştırıldı. 26 birey sensörinöral kayıp 34 birey iletim tipi işitme kaybı ile tanımlandı. 55 bireyde TFWT ile SPWT uyuştu. TFWT'nin hassaslığı ve özgüllüğü sırasıyla %84,6 ve %94,1 idi. SPWT'nin hassaslığı ve özgüllüğü %76,9 ve %97,1'di. SPWT iletim tipi işitme kaybının tanımlanmasında yardımcı olmak ve gerektiğinde teşhis ve tedavinin sağlanmasını potansiyel olarak hızlandırmak için 512 HZ diyapazon yokluğunda yardımcı olarak hizmet edebilir.
Lise öğrencilerinin nomofobi düzeylerini etkileyen faktörler
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin nomofobi düzeylerini; cinsiyet, sınıf düzeyi, gün içinde telefonla geçirilen süre, ekranı kontrol etme sıklığı, telefonda ağırlıklı olarak kullandıkları uygulama, cep telefonu kullanım amaçları, ebeveynlerinin gün içinde telefonlarıyla geçirdikleri süre, gelişmeleri kaçırma korkusu ve sosyal yabancılaşma değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, devlet liselerinde öğrenimine devam eden 595 (313 kadın, 282 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Nomofobi Ölçeği, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği ve Sosyal Yabancılaşma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ele alınan problemlerin yapısına uygun olarak, SPSS programında, bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, kızların nomofobi düzeyi erkeklere göre daha yüksek, 12. Sınıfların nomofobi düzeyleri diğer sınıf düzeylerine göre daha düşük bulunmuştur. Telefonda geçirilen süre arttıkça nomofobi düzeyinin yükseldiği, telefon uygulamaları açısından Snapchat kullananların nomofobi düzeylerinin daha yüksek çıktığı, ebeveynlerinin cep telefonuyla geçirdikleri süre arttıkça, öğrencilerin nomofobi düzeylerinin yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Ekranı kontrol etme sayısı, nomofobinin önemli bir yordayıcısı bulunmamıştır ve cep telefonu kullanım amaçlarıyla nomofobi puan ortalamaları arasında önemli bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Son olarak gelişmeleri kaçırma korkusu ve sosyal yabancılaşma düzeyi arttıkça, nomofobi düzeyinin yükseldiği saptanmıştır. Araştırmanın bulguları, alan yazın ışığında tartışılmış ve araştırmacılara, psikolojik danışmanlara, ebeveynlere ve karar vericilere yönelik öneriler sunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde nomofobi: Dijital bağımlılık, sosyal bağlılık ve yaşam doyumunun rolü
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerini cinsiyet, akıllı telefona sahip olma süresi, telefonu günde ortalama kullanma süresi ve kontrol sayısı, dijital bağımlılığın alt boyutları, sosyal bağlılık, yaşam doyumu değişkenleri açısından incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 Öğretim Yılı bahar döneminde Ankara ilinde bulunan devlet üniversitelerinde öğrenimine devam eden 451 (302 kadın, 149 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma grubu, tesadüfi-rastgele örnekleme yoluyla seçilerek oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla Nomofobi Ölçeği, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Revize Edilmiş Sosyal Bağlılık Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Dijital bağımlılığın alt boyutları, sosyal bağlılık ve yaşam doyumunun nomofobi düzeyini yordama gücü çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin cinsiyet ve akıllı telefona sahip olma sürelerine göre değişip değişmediğini belirlemede bağımsız örneklem t-testinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin akıllı telefonu günde ortalama kullanma sürelerine ve kontrol etme sayılarına göre nomofobi düzeylerinin karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel çözümlemelerinde SPSS 22 programından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre dijital bağımlılığın alt boyutu olan sosyal medya bağımlılığı üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeyini anlamlı ve olumlu yönde yordarken dijital bağımlılığın diğer alt boyutları ile sosyal bağlılık ve yaşam doyumunun öğrencilerin nomofobi düzeyini yordamadığı görülmüştür. Üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin cinsiyet, akıllı telefonu günde ortalama kullanma süresi ve kontrol sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, alanyazın ışığında tartışılarak araştırmacılara, psikolojik danışmanlara ve politika yapıcılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: nomofobi, dijital bağımlılık, sosyal bağlılık, yaşam doyumu, üniversite öğrencileri
Ergen sağlığı ünitesine başvuran adolesan obezlerde kitle iletişim araç bağımlılıkları ve uyku düzeninin psikiyatrik semptomlarla ilişkisinin değerlendirilmesi
Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ergen Sağlığı Polikliniğinde obezite veya kilo fazlalığı nedeniyle takip edilen, psikiyatrik hastalığı olmayan, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 12-20 yaş ergenler dahil edildi. Kontrol grubu ise benzer yaş gruplarında kronik hastalığı ve psikiyatrik hastalığı olmayan normal kilolu ergenlerdi. Çalışma Ocak 2018-Aralık 2019 tarihleri arasında yapıldı. Kişisel verilerin sorgulandığı bilgi formu ve ergenlerde geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış Yaşam Kalite Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği, Young İnternet Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Epworth Uykuluk Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeğini içeren anket sonuçları değerlendirildi. Obez grubu: 67, fazla kilolu: 41 ve kontrol grubu:141 kişi (toplam 249) idi. Yaşları 12-20 yıl arasında ortalama: 16,02 yıl idi. Ankete katılanların %84'ünde evinde internet, %98 sinin ise cep telefonu vardı ve % 99.2 si akıllı telefon idi. Gün içerisinde en çok cep telefonuyla ilgilenenler fazla kilolu gruptu. Telefon değiştirme sıklığı birbirine yakın olup ortalama 3,35 yıl idi. Obezlerin %76,9'u, fazla kiloluların %90,2'si, normal kiloluların %81,2'si cep telefonlarını yatarken kapatmıyorlardı. Yaşam Kalite Ölçeği puanlaması açısından gruplar arasında farklılık yoktu (p>0,05). Kısa semptom envanteri açısından fazla kilolu grubun psikiyatrik semptomları daha belirgin bulundu ve en fazla obsesif grup idi. Kontrol grubu daha hostil, obezler daha fazla anksiyetik saptandı. Akıllı telefon bağımlılığı ölçeği puanı en yüksek fazla kilolular da olup bunu kontrol grubu ve obezler takip etti. İstatistiki olarak fark yoktu. Obezlerde ölçek puanı daha düşük saptandı. Obezlerin internet bağımlılığı puanı, fazla kilolulara ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Kontrol grubu, obezlere göre daha fazla gündüz uykululuk hali yaşamaktaydı (p<0,05). Obezler, uyku kalitesini diğerlerine göre daha iyi olarak bildirmekteydi. Uyku süreleri açısından fazla kiloluların %99'u günlük 7 saatten az uyuyorlardı (p<0,05). Kontrol grubunda günlük işlev bozukluğu obezlerden ve fazla kilolulardan yüksekti (p<0,05). Uyku bozukluğu göstergesi olan 5 puan üzeri değer; fazla kiloluların %81.5'inde, normal kiloluların %77'sinde, obezlerin %63'ünde görüldü. Fizik aktivite açısından ise obezlerin daha fazla fiziksel aktivite yapmaya çalıştıkları gözlendi (p<0,05). Akıllı telefon bağımlılık puanı, internet bağımlılık testi puanı ve uykuyu değerlendiren testler ile kısa semptom envanterinin bazı alt bölümlerinde korelasyon vardı. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, internet, obezite, psikiyatrik semptomlar, uyku
Akıllı telefon kullanımı sırasında statik ve dinamik denge parametrelerindeki değişikliklerin incelenmesi
Orhan E., Akıllı Telefon Kullanımı Sırasında Statik ve Dinamik Denge Parametrelerindeki Değişikliklerin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018.''Denge'' terimi düşmeyi önlemek için vücut postürünün dinamiklerini tanımlamaktadır. Fizyolojik olarak denge fonksiyonu, baş hareketleri sırasında görme alanının sabit tutulması ve yerçekimi alanında postürün kontrol edilmesi ile ortaya çıkan motor cevaplar sonucunda ortaya çıkar. Dengenin korunması ve sürdürülmesi için sensör sistemlerden görsel, vestibüler ve proprioseptif sistemlerin birlikte uyum içinde çalışması gerekmektedir. Birincil amacı telekomünikasyon olan akıllı telefonların oyun, internet, çevrimiçi topluluklara erişim ve portatif olması gibi birçok avantajı da bulunmaktadır. Bununla birlikte, akıllı telefon kullanımın oluşturabileceği görsel yorulmanın sürekliliği, somatosensör ağ ile birlikte vestibüler sistem ve postural kontrol sistemi üzerinde de negatif etki yaratabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, akıllı telefon kullanımının biyomekanik denge sistemine olası fizyolojik ve bilişsel etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya, gönüllülük esasına dayanarak denge problemi olmayan 18-25 yaş aralığında 25 sağlıklı genç yetişkin (10 erkek, 15 kadın) dahil edilmiştir. Bireylere, Duyu Organizasyon Testi (DOT), Adaptasyon Testi (ADT), Ritmik Ağırlık Aktarma (RAA), Dinamik Görsel Keskinlik Testi (DVA) ve fonksiyonel kısıtlama testleri (Tek Taraflı Duruş, Otur Kalk, Düz Yürüme, Tandem Yürüme, Adım Hızlı Dönme, Adım Yukarı Aşağı, Öne Hamle) uygulanmıştır. DOT Durum 1 ve Durum 4'te, Tandem Yürüme, Düz Yürüme ve Tek Taraflı Duruş test parametlrelerinde sonuçlar anlamlı elde edilmiştir (p<0.05). Akıllı telefon kullanımının postüral kontrol ve denge etkilerini farklı koşullarda (araç kullanırken, sanal gerçeklik ile vb) daha kapsamlı belirlemek, olası zorlukları ve kazaları önlemek açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, Dikkat, Denge, Postürografi, Vestibüler
Akıllı telefon bağımlılığı envanteri-kısa formu'nun Türkçe'ye uyarlanması ve Ankara'nın Pursaklar ilçesi'ndeki liselerde öğrenim gören 10. sınıf öğrencilerinin akıllı telefon kullanma ve bağımlılık durumu
Bu araştırmada; Akıllı Telefon Bağımlılığı Envanteri-Kısa Formu'nun (SPAI-SF) geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesi ve Ankara'nın Pursaklar İlçesi'ndeki liselerde öğrenim gören 10. sınıf öğrencilerinin akıllı telefon kullanma durumları ve akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkili bazı faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. İki aşamalı olarak yapılan bu araştırmanın ilk aşaması metodolojik tipte, ikinci aşama ise kesitsel tipte yürütülmüştür. Veriler Mayıs 2019'da onamları alınmış 16 lisede öğrenim gören 644 öğrencinin katılımıyla gözlem altında toplanmıştır. Araştırmada veriler "sosyo-demografik özellikler", "teknoloji ile ilgili özellikler", "akıllı telefon kullanımı ile ilgili özellikler" ve "internet kullanımı ile ilgili özellikler" olarak dört bölümden oluşan veri toplama aracıyla toplanmıştır. Veri toplamadan iki hafta sonra (20-24 Mayıs) test-tekrar test güvenirlik analizi için aynı örnekte yer alan, takma adları (nickname) belli, akıllı telefon kullanan ve tekrar test için gidildiğinde ulaşılabilen 109 öğrenci arasında SPAI-SF tekrarlanmıştır. İlk aşamada; "dil", "yüzey", "ölçüt" ve "yapı" geçerliği analizleri sonucu SPAI-SF'nin "geçerli" bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. SPAI-SF'nin on maddelik dört alt boyutlu yapısı Türkçe formunda orijinaline uygun olarak doğrulanmıştır. SPAI-SF'nin güvenirlik analizlerinde hesaplanan Cronbach alfa değeri 0,853'tür. Ölçeğin alt boyutları için hesaplanan Cronbach alfa değerleri 0,589-0,745 arasında değişmektedir. Ayrıca yapılan test-tekrar test güvenirlik analizi sonucunda, test-tekrar test ölçek puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,68, p<0,001). Sonuç olarak, ölçeğin "güvenilir" bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığının değerlendirilmesi amacı ile SPAI-SF'nin Türkçe formunun kullanılabileceği önerilmektedir. İkinci aşamada; öğrencilerin sosyo-demografik ve akıllı telefon kullanımı ile akıllı telefon bağımlılığı durumları arasındaki ilişki, geçerli ve güvenilir olduğu gösterilen SPAI-SF kullanılarak araştırılmıştır. SPAI-SF'den orijinalindeki kesme noktası olan 24 puan ve üstünde alan öğrenciler akıllı telefon bağımlısı olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yarısından fazlası (%59,9) kadındır ve yaşları 15-19 yaş aralığındadır. Katılımcıların yarısından fazlası meslek lisesinden (%50,9) olmak üzere; büyük çoğunluğu (%81,4) devlet okulunda öğrenim görmektedir. Katılımcılar ortalama dört yıldır akıllı telefon kullanmakta olup katılımcıların akıllı telefona sahip olma yaşı, ortalama 13'tür ve ortalama üç akıllı telefona sahip olmuşlardır. Günlük akıllı telefona ayırdıkları süre ise ortalama yaklaşık beş saattir. Öğrenciler ne kadar erken yaşta ilk akıllı telefonlarına sahip olmuşsa toplamda sahip oldukları akıllı telefon sayısı (r=-0,59, p<0,001) ve akıllı telefona günlük ayırdıkları süreler o kadar artmaktadır (r=-0,08, p=0,04). Öğrencilerin akıllı telefon kullanma yılı arttıkça akıllı telefona günlük ayırdıkları süreler de artmaktadır (r=0,14, p<0,001). Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda, akıllı telefon bağımlılığı ile kadın cinsiyet 1,7 kat, ailenin ilk çocuğu olmak 1,8 kat, zamanını internette geçirmek 2,1 kat, akıllı telefona günlük fazla zaman ayırmak 1,07 kat, ailesinde akıllı telefon kullanan kişi sayısı fazla olanlar 1,3 kat ve ebeveynlerinin kendisini karar alma sürecine katmadığını belirtmesiyle 1,5 kat ilişkilidir. Ayrıca okul dışındaki zamanını sporla geçirenler daha az akıllı telefon bağımlısıdır (p=0,007). Yapılan bu araştırma sonucunda ergenler arasında akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin yaygın olduğu, bu konuda gereken önlemlerin alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
Telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin ağırlık kaybına etkisi
İnternet bazlı uygulamalar ulaşılabilirlik ve geniş erişim imkanı sebebiyle ağırlık kaybı programlarında bireyler için potansiyel destekleyicilerdir. Bu uygulamalarla bireylerin yaşam tarzı değişikliği hedef alınmaktadır. Bu tez çalışması; telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin standart eğitime göre ağırlık kaybına etkisini değerlendirmeyi amaçlayan randomize kontrollü bir çalışmadır. Telefon uygulamasının kişilerin diyete uyumunu ve motivasyonu artıracağı varsayılmıştır. Kişilerin antropometrik ölçümleri ile beslenme özellikleri, Vücut Ağırlığı Öz Yeterlilik Yaşam Tarzı (WEL test), Yaşam Kalitesi Ölçeği SF-36, Rosenberg Benlik Saygısı, Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (OÖYKÖ), Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ) ve Sağlıklı Yeme İndeksi (SYİ) puan düzeylerindeki değişimler ara değişkenler olarak sorgulanmıştır. Mart-Eylül 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'nde diyetisyene başvurarak rutin beslenme eğitimi alan, BKİ'si 25 ve üzeri olan, 18-64 yaş arası 79 birey çalışmaya alınmıştır. İlk görüşmede tüm bireyler veri toplama formu doldurulmuş ve araştırmacı tarafından tüm bireylerin antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Tüm bireyler poliklinik diyetisyeni tarafından toplu olarak klasik beslenme eğitimi aldıktan sonra kişisel zayıflama diyetleri yazılmıştır. Sonrasında ise kontrol grubuna sadece 3 ay sonrası için kontrol randevusu verilmiştir. Olgu grubuna ise araştırmacı tarafından çalışma için tasarlanmış Motive isimli telefon uygulaması üzerinden 3 ay boyunca metin, görsel ve videolar ile eğitim verilmiş ve ilk görüşmeden 3 ay sonrasına kontrol randevusu verilmiştir. İlk testte olgu grubuna 39, kontrol grubuna ile 40 kişi alınmıştır. Olgu grubundan 20, kontrol grubundan ise 18 kişi son teste kadar çalışmayı tamamlamıştır. Bu nedenle çözümleme 38 kişi üzerinden yapılmıştır. Olgu grubunun ağırlık, BKİ ve beden yağ oranı ortalaması sırasıyla 91.4±18.0 kg, 33.8±6.0 kg/m2, % 39.5±5.2 iken son testte sırasıyla 88.5±17.1 kg, 32.8±5.8 kg/m2, % 39.3±6.0'ya düşmüştür (sırasıyla p=0.001, 0.001, 0.489). Kontrol grubunun ağırlık, BKİ ve beden yağ oranı ortalaması sırasıyla 89.4±24.7 kg, 33.3±5.0 kg/m2, % 39.1±4.6 iken son testte 86.4±16.9 kg, 32.2±4.7 kg/m2, % 38.7±4.9'a düşmüştür (sırasıyla p= 0.006, 0.006, 0.556). Olgu grubunun bel ve boyun çevresi sırasıyla 108.2±15.1, 37.3±3.5 cm iken son testte sırasıyla 106.1±15.1 cm, 36.4±3.3 cm'e düşmüştür (sırasıyla p=0.029, 0.001). Kontrol grubunun ise bel ve boyun çevresi sırasıyla 108.3±12.7, 38.3±4.1 cm iken son testte 105.5±12.4 cm, 37.5±4.3 cm'e düşmüştür (sırasıyla p=0.060, 0.028). Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği sonucuna göre sadece olgu grubunda benlik saygısında anlamlı artış saptanmıştır (p=0.035). SYBDÖ ana ölçeği ve SYBDÖ alt ölçeklerinden beslenme puanı ve stres yönetimi puanı, SYİ ve Yaşam Kalitesi SF-36 alt ölçeğinin ruh sağlığı puanında ilk teste göre sadece olgu grubunda anlamlı bir artış saptanmıştır (sırasıyla p=0.021, 0.001, 0.036, 0.007, 0.048). OÖYKÖ ve WEL testte her 2 grupta da anlamlı bir fark saptanamamıştır (p>0.050). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre hafif şişman ve şişman bireylerde telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin antropometrik ölçüm, benlik saygısı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, yaşam kalitesi ve sağlıklı yeme alışkanlıklarında olumlu gelişmeler sağlayabileceği düşünülmektedir.
Beliren yetişkinlikte dijital bağımlılık, sosyal onay ihtiyacı, yalnızlık ve siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada beliren yetişkinlikte dijital bağımlılık, sosyal onay ihtiyacı, yalnızlık ve siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 456 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği, Siber Kurban ve Zorbalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada değişkenler arası aracılık, doğrudan ve dolaylı düzenleyicilik rolleri incelendiğinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizleri ve SPSS PROCESS makronun Model 4, Model 8 ve Model 14 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yalnızlığın dijital bağımlılığı ve sosyal onay ihtiyacını pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı etkilediği görülmüştür. Sosyal onay ihtiyacının dijital bağımlılığı pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı etkilediği, yalnızlık ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu görülmüştür. Siber zorba olma durumunun yalnızlık ile sosyal onay ihtiyacı ve yalnızlık ile dijital bağımlılık arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Aynı şekilde siber zorba olma durumunun sosyal onay ihtiyacı ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide de düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Siber kurban olma durumunun yalnızlık ile sosyal onay ihtiyacı ve dijital bağımlılık ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu, fakat yalnızlık ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Siber zorbalık, Dijital bağımlılık, Sosyal onay ihtiyacı, Yalnızlık
Lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının sağlığı geliştirme ve koruyucu davranışlar üzerine etkisi
Bu araştırma, lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının sağlığı geliştirme ve koruyucu davranışlar üzerine etkisini incelenmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, Balıkesir ilinin Dursunbey ilçesinde Milli Eğitim'e bağlı tüm liselerde Şubat 2023-Nisan 2023 tarihleri arasında 317 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Versiyonu" ve "Sağlığı Geliştirici ve Koruyucu Davranışlar Ölçeği" ile yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, Pearson momentler çarpım korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Tukey testi ve Tamhane T2 testi kullanılmıştır. Önem düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin yaş ortalaması 16.09±1.29'dur. Öğrencilerin Akıllı Telefon Bağımlığı Ölçeği Kısa Versiyonundan toplam puan ortalaması 28.06±9.36 olup bağımlılık düzeyi düşük bulunmuş, SGKDÖ toplam puan ortalaması 74.11±9.69 olup SGKDÖ alt boyutlarından en yüksek puan fiziksel sağlığı geliştirme alt boyutundan alınmıştır. Cinsiyet, öğrenim gördüğü lise, algılanan okul başarısı, yeterli ve dengeli beslenme, stresle baş etme durumunun Akıllı Telefon Bağımlılığı Kısa Versiyon puanını etkilediği tespit edilmiştir. Kızların, algılanan okul başarısı orta olanların, yeterli ve dengeli beslenmeyenlerin, stresle baş etme durumu genellikle olumsuz olanların bağımlılığının daha yüksek olduğu saptanmıştır. İlçe veya il merkezinde yaşayan, babası bir işte çalışan, kendine ait odası bulunan, algılanan aile gelir durumu ve okul başarı durumu iyi ya da orta olan, arkadaşlarıyla görüşen, okul ve ödev dışında zamanı değerlendirmede 2'den fazla etkinlik yapan, şu anki sağlık durumunu iyi olarak değerlendiren, yeterli ve dengeli beslenen, fiziksel aktivite yapan, ailesiyle ya da arkadaşlarıyla ilişkisi iyi olan, sağlığı geliştirici ve koruyucu davranışlar hakkında eğitim alan, ve yayın okuyan lise öğrencilerinde SGKDÖ toplam puanları daha yüksek bulunmuştur. SGKDÖ psikososyal sağlığı geliştirme alt boyutu puanı ile ATBÖ-KV puanı arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur( p<0,001). Sonuç olarak lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının psikososyal sağlığın gelişimine pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon bağımlılığı, lise öğrencileri, sağlığı geliştirici ve koruyucu davranışlar.