Worship
111 theses under this subject heading
İslam fıkhında ibadet muamelat ayrımı
Asırlardan beri, İslam hukuk düşüncesinde tartışılan önemli konulardan biri, ibadet ve muamelat hükümleri arasında yöntemsel olarak bir ayrımın yapılıp yapılamayacağı sorunudur. İbadetler Şarii'nin hakkıdır ve bunların ifa ve şekilleri ancak şer'i naslar yoluyla bilinebilir. Bu itibarla bunlarda bir değişiklik olamaz. Muamelat hükümlerinde ise, maslahata ve örfe riayet esastır. İslam fıkhında, bu şekilde bir ayrıma karşı çıkanlar olduğu gibi, İslam hukukunun sosyal şartların değişimine ayak uydurabilmesi için, böyle bir ayrımın mecburi olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Bu çalışmamızda, konu netliğe kavuşturulmaya çalışılacaktır. Araştırmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve çizildikten sonra, ikinci bölümde ayrım, klasik fıkıh usülü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise, konu hakkında modern dönem tartışmalarına değinilmiştir. Anahtar Kavramlar: İbadet, Muamelat, Maslahat, Örf
İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin inanç eğilimlerinin psikolojik açıdan incelenmesi
Ülkemizin çoğunluğu Müslüman (teist) anlayışa sahip bireylerden oluşmaktadır. Ancak son yıllarda, gençler arasında ateizm, deizm, agnostisizm gibi farklı inanç eğilimlerinin yaygınlaştığına dair yazılı ve görsel medyada çeşitli haberlerle karşılaşılmaktadır. Bu durum, özellikle dinî eğitimin yoğun olarak verildiği İmam Hatip Liseleri gençliği arasında da bu tür yönelimlerin arttığı iddialarını gündeme getirmiştir. Bu araştırmanın amacı, İmam Hatip Liselerinde eğitim gören öğrencilerin ateizm, deizm, agnostisizm, teizm ve gnostisizm gibi anlayışlara yönelimlerini tespit etmek ve bu tür akımların İmam Hatip Liselerinde arttığına dair iddiaları, Çorum ili örneği üzerinden incelemektir. Çalışma, öğrencilerin dinî ve felsefi eğilimlerini cinsiyet, yaş ve okul türü (Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Proje İmam Hatip Lisesi) temelinde değerlendirmeyi hedeflemiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu yöntem, öğrencilerin farklı inanç eğilimlerini derinlemesine analiz edebilmek ve kendi beyanlarına dayalı nitelikli veriler elde edebilmek amacıyla tercih edilmiştir. Katılımcılar, araştırmanın amacına uygun olarak seçilmiş ve veriler sistematik bir şekilde toplanarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; öğrenciler arasında ateizm, deizm, agnostisizm ve gnostisizm yönelimlerinin belirgin bir şekilde gözlemlenmediği tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğunun teist anlayışı sahip olduğu, ancak bu inancın pratiğe aktarımı bağlamında, özellikle ibadet ve dua konularında eksikliklerin bulunduğu katılımcı beyanlarıyla ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra, öğrencilerin ateizm, deizm, agnostisizm ve gnostisizm hakkında bilgi sahibi oldukları, ancak bu akımlara yönelim göstermedikleri belirlenmiştir. Proje İmam Hatip Liseleri ile diğer İmam Hatip türleri arasında bu akımlara bakış açısı açısından anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, İmam Hatip Liselerinde farklı dinî eğilimlerin yaygınlaştığına dair iddiaların genel geçer bir gerçeklik taşımadığı, ancak öğrencilerin dinî pratiğe yönelik bazı eksiklikler taşıdığına işaret etmektedir. Anahtar Kavramlar: Din Psikolojisi, Ateizm, Deizm, Agnostisizm, Teizm
Ortodokslukta sakramentler: Makedon Ortodoks Kilisesi örneği
Bu çalışmada Makedon Ortodoks Kilisesi'nde sakramentler konusu incelenmesi hedeflenmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi, VI. yüzyılda bölgedeki Justiniana Prima adlı şehirde kurulan piskoposluktan sonra XII. yüzyılda kurulan Ohri Başpiskoposluğu'nun bir devamı şeklinde günümüze kadar gelmiştir. Ancak günümüzde bağımsız Kuzey Makedonya Devleti kurulmuş olmasına rağmen, Makedon Ortodoks Kilisesi'nin otosefalliği 2022 yılına kadar tartışmalı bir mesele iken Sırp Ortodoks Kilisesi'nin Makedon Ortodoks Kilisesini tanıması ve İstanbul Patrikhanesinden alınan karar ile 9 Mayıs 2022 tarihinde tanınması sonucunda otosefalliği resmileşmiş oldu. Günümüzde Makedon Ortodoks Kilisesi otosefalliğini ilan etmiş bir kilise konumundadır ve kendi içerisinde hiçbir yere bağlı olmadan faaliyetlerini yerine getirmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi yedi sakrament kabul etmektedir. Bunlar: Vaftiz, Evharistiya, Konfirmasyon, Günah İtirafı, Evlilik, Rahip Takdisi, Hastaları Yağlama. Bu çalışmada zikredilen sakramentlerin her biri; anlamı, tarihi süreçleri, sakramentleri kabul etmeden önce aranan şartlar ve ayin uygulamaları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.
Kur'an perspektifinden ahlakın aktüel değeri
Bu çalışmanın amacı, günümüzde yaşandığı tespit edilen bazı ahlak problemlerine Kur'an perspektifinden çözüm önerileri üretebilmektir. Bu çerçevede öncelikle günümüzde yaşanan anlam kaybına ve bunun tarihsel kökenlerine değinilecek, bu anlam kaybının oluşturduğu ahlaki krize yer verilecektir. Sonrasında ahlak temelli öznenin inşasında vahyin önemi ifade edilerek Allah inancının ahlakla yakın ilişkisi ortaya konacaktır. Kamil bir ahlak, ancak vahiy temelli olduğunda ve Allah'la sağlam bir irtibat kurulması halinde mümkün olduğundan, Allah tarafından emredilen formel ibadetlerin ahlaki önemi ifade edilecektir. Son bölümde ise insanın toplumsal bir varlık olduğu, bu nedenle ahlakın bireyle sınırlı kalmasının mümkün olmadığı ve İslam'ın toplumsal yaşama getirdiği düzenlemelerin ahlak merkezli olduğu ifade edilecek ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri sunulacaktır.
موافقات الامام زفر لابي حنيفه في كتاب الاختيار قسم العبادات
The present research is considered comparative jurisprudential study of what proven between one of the Islamic imams Abu Hanifa and other jurisprudential opinions . This research aims to shed the light on the jurisprudence of the Hanafi Scholl, and other jurisprudential opinions which have spread into existence through their roles, beginning in witnessing them to the holy book and the prophetic Sunnah. Furthermore, it shows the effects through the books of Al-Sihah Musnds that were narrated from the prophet (peace and blessings of God be him), which is one of the first images of codification. Besides, it presents the honourable Sunnah of the prophet, and their role in enriching Islamic jurisprudence and comparing what was proven from them of jurisprudential opinions with what was proven from righteous predecessors, and those who followed them from the imams of jurisprudence and scholars .The researcher used the inductive-analytical approach to follow the established jurisprudential traces of him and which are attributed to the books of Sunnah and, then compared them with the sayings and jurisprudence of other scholars those deal with the same issues.The researcher has reached several results, the most important of which are: the validity of the opinions that he narrates from the Prophet (peace and blessings of God be upon him), the extent of their attribution to him, the extent to which hadith scholars protest against them, and the extent to which modern scholars and jurists rely on the hadiths and Sunnahs contained in them. Further, what these imams enjoyed from the ability and the jurisprudential faculty, which represents part of the jurisprudential rule on which Islamic jurisprudence was built throughout the ages, and it is the jurisprudence of the owners of schools, and this research reached several issues and demands, dealing with their knowledge distributed over a number of chapters. Keywords: Imam, worship, purity, relics, prayer
Ömer Nasuhi Bilmen'in Ahkâm ayetleriyle ilgili görüşleri
Bu tez son dönem İslâm âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen'in ahkâm ayetleriyle ilgili görüşlerinin ne olduğunu ortaya çıkarmak ve meydana getirdiği tefsir eserindeki görüşlerin kendi içtihadının sonucu ortaya çıkmış görüşler olup olmadığını tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Söz konusu tespit yapılırken ahkâm ayetlerinin tamamı değil örneklendirme metoduyla daha ziyade geçmişten bu yana üzerinde tartışmaların yoğunlaştırıldığı ayetler incelenmiştir. Ayetler incelenirken genel itibarıyla önce konuyla ilgili tarih içerisinde oluşmuş görüşlere yer verilmiş, sonra da Bilmen'in görüşlerine değinilmiştir. Daha sonra ise konuyla ilgili farklı yaklaşım tarzlarına, farklı fikirlere sahip araştırmacıların görüşlerine yer verilerek geçmiş ve günümüz arasında bir anlamda köprü görevi yapmış olan Bilmen'in fikrî olarak nerede durduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırmamız dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü olarak hazırlanan birinci bölüm tezin konusu, amacı, yöntemi ile bilmenin hayatı ve eserlerine ilişkin açıklamalardan oluşmaktadır. İkinci bölümde temel ibadetlerden namaz, oruç, hac ve zekâtla ilgili ayetlerin açıklanması ve incelenmesine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise aile hukuku ve ceza hukukuyla ilgili ayetlerin incelenmesine ayrılmıştır. Son bölümde ise diğer bazı ayetlerin tahlili yapılmıştır.Anahtar Sözcükler: Ömer Nasuhi Bilmen, Ahkâm, Ayet, Aile Hukuku, Ceza, Görüş, Faiz, İbadetler
Hac ibadetinin bireysel yaşayıştaki rolü
Bu çalışmanın amacı, Din Psikolojisinin faydalandığı metot ve tekniklerden olan mülakat tekniğini kullanarak hac ibadetinin bireysel yaşayışa etkilerini incelemektir.Hac ibadeti, din tarafından kutsal kabul edilen yerleri belirli zamanlarda ziyaret etmek ve bu yerlerde sembolik bazı ritüelleri yerine getirmektir. Hac, bütün dinlerde yer alan bir ibadettir. Tarih boyunca insanlar, bazı yerleri ulûhiyetin yoğunluk kazandığı merkezler olarak görmüşler ve kutsallık atfetmişler, burada yapılan ibadetlerle bireysel bir arınma ve öze dönüş yaşayacaklarına inanmışlardır.Çalışmamızın birinci bölümünde araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Öncelikle din ve dindarlığın boyutları tartışılmış, inanç-ibadet ilişkisine değinilmiş ve dinlerdeki hac ibadeti hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Bunların akabinde, İslâm dininde yer alan hac ibadetindeki uygulamaların sembolik anlatımlarına yer verilmiş, son olarak da bu ibadet esnasında bireyin yaşadığı psikolojik süreçlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, araştırma süreci ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 50 hacıyla yapılan mülakattan elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde, hac ibadeti boyunca edinilen bu yeni tecrübenin, bireyin hayatı için ?hacdan önce ve sonra? şeklinde özetlenebilecek bir dönüm noktası olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hac, İbadet, Din Psikolojisi, Bireysel Yaşayış
Tasavvufi açıdan gece ibadeti ve kişinin manevi gelişimine katkısı
Bu tez çalışmamızda, gece ibadetinin öneminden, faziletinden, ayrıcalığından, manevi zevklerin kaynağından, berzah ve kıyamet azığı oluşundan, hayır kapılarının açılmasına vesile olabileceğinden, kişiyi günah ve gafletten koruyabileceğinden bahsetmeye çalıştık. Yine önceki ümmetlerdeki gece ibadeti, Allah'ın sevgisini kazanabilme yollarından birisi olarak gece ibadeti, Peygamberimizin vazgeçilmez nafile ibadetlerinden birisi olarak gece ibadeti ve onun faziletlerini incelemeye çalıştık. Sahabe, selef-i salihînin ve mezhep imamlarının gece ibadetlerinden ve geceyi nasıl ihya ettiklerinden söz etmeye çalıştık. Zirve seviyede gece ibadetine yer veren ehl-i tasavvuf ve bazı tarikatların uygulamalarını ulaşabildiğimiz ölçüde açıklamaya gayret ettik. Yine gece ibadetinin içeriğinden, gece kılınan namazların manasından, teheccüd namazının hükmünden, secde, gözyaşı, ilim tahsili, tefekkür, tezekkür, Kur'an-ı Kerim kıraati ile gece ibadetinin bağlantıları, kalkma zamanı, ihya etme süresi ve devamlılık esası, mazur ve muaf durumları, kalkamayanların durumu gibi hususları alt başlıklar halinde ele aldık. Ayrıca uyku ve gece ibadeti, ailece kalkabilme alışkanlıkları, kaylule uykusuyla gece ibadetini destekleme, gece ibadetine kalkabilmeyi kolaylaştıran ve zorlaştıran zahiri-batıni sebepleri ele alarak tezimizi neticelendirdik. Anahtar Kelimeler: Ömür, Gece İbadeti, Manevi Gelişim, Allah'ın Rızası, Teheccüd, İhya, Gece Kıraati, Zikir, Tefekkür, Tesbih, Takva, Seher Vakti, İhlâs, Şükür, Seyr-ü Sülûk, Dua
Temel ibadetler konusunda Hanefîler ve Şâfiîler arasındaki farklılıklar
Hicri III. asrın sonlarına doğru sistemleşmeye başlayan, günümüze kadar ulaşmayı başaran ve günümüzde ülkemiz de dâhil olmak üzere, birçok ülkede yaygınlık kazanan, sünnî ekole mensup fıkhî mezheplerden, Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin, birçok konuda ihtilâf ettikleri, bilinen bir gerçektir. Bu ihtilâfların, daha çok uygulanagelen temel ibadetler alanında öne çıktığını görmek mümkündür.Bu iki mezhep de, diğer mezhepler gibi, temellerini İslam'ın iki ana kaynağı, Kur'an ve Sünnet'e dayandırmış ve İslam teşriînin anlaşılması hususunda, bu iki kaynak dışında, delillerini açıklamaya yardımcı olacak birçok metodu ( icma-kıyas-istihsan vs.) kullanmışlardır. Kullanılan bu metodlar ve deliller, birçok ihtilâflı meseleye kapı aralamıştır. Varılan ihtilâflar sonucu, toplumda bazı problemler kendisini aksettirmiş ve bunun sonucunda da, fırkalar, mezhep taassupları, zaman içerisinde birbirlerinin görüş ve delillerini çürütme gayesi içerisinde olan, farklı görüşlere mensup oluşumlar ortaya çıkmıştır.Geçmişte çok fazla kendini hissettirmemekle birlikte, günümüzde, mezhep telakkisinin yanlış aksettirilmesi sonucu, Hanefî-Şâfiî anlayışı ön plana çıkmıştır. Oysa her iki mezhep de ulaştığı sonuçları, Kur'an'a ve Sünnet'e dayandırmış, bu görüşleri kendilerine mal etmeden, hükümlerin, sadece nassların anlamından çıkan bazı fürû meselelerine dair olduğunu ispata çalışmış, sünnî ekole mensup mezheplerdir. Bu ihtilafların İslam toplumu için bir rahmet ve kolaylık olduğunu idrak etmek gerekir. Çalışmamızda her iki mezhebin ihtilaf ettikleri temel meseleleri, mukayeseli olarak delilleriyle beraber izaha çalışacağız.
Temel ibadetlerde niyâbet meselesi
Bu çalışmada "temel ibadetlerde niyabet" konusu incelenmiş ve niyâbetle ilgili zikredilen rivayetlerin fukahâ tarafından nasıl değerlendirildikleri ve mezheplerin konuya yaklaşımları tetkik edilmiştir. Niyâbetin hangi ibadetlerde, hangi şartlarda mümkün olduğu da konumuzun kapsamı içerisindedir. Araştırmamızda konu edindiğimiz niyabet meselesi asli kaynaklarda sarih ya da işaret yoluyla değinilmiş bir konudur. Gerek Peygamber Efendimizin hayatını, gerek sahabe hayatını, gerekse de tabiûn uygulamalarını konu edinen eserleri incelediğimizde niyabet konusuyla ilgili rivay etlere rastlamaktayız. Buna göre asr-ı saadette ibadetlerde niyâbet konusuyla alakalı yaşanan gelişmeler mercek altına alınmıştır. Ağırlık noktası ise dört mezhebe göre müçtehitlerin konuyla ilgili görüş ve değerlendirmeleri ile mezheplerce kabul gören görüşün ne yönde olduğudur. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde ibadetin mahiyeti ve çeşitleri hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde niyâbetin mahiyeti ve kısımları ele alınmış, üçüncü bölümde ise ibadetlerde niyâbet konusuna değinilmiştir. Dördüncü bölümde de niyabetle ilgili olması hasebiyle ıskat ve devir konusu ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise temel ibadetlerde niyabet ile ilgili müçtehit âlimlerin görüşleri değerlendirilerek, hâsıl olan kanaat ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Niyâbet, vekâlet, ibâdet, ıskât, devir.
Vaktin bulunmadığı yerlerde vakte bağlı ibadetler
İslam dinine ve bu dinin Peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.v.) inanmış ve iman etmiş olan her bir kişinin bizzat Allah'ın emretmesi hasebiyle yapması gereken farz ibadetler vardır. Bu farz ibadetlerden bazılarını yapmak için belirli bir vaktin girmiş olması gerekmektedir. Ancak gerek dünyamızda gerekse dünyamızın dışında vaktin belirlenmesinin günümüz şartlarında çok güç olduğu yerler bulunmaktadır. Bu çalışmamızda vaktin belirlenemeyeceği yerlerde Allah'ın biz kullarına farz kıldığı ve bir vakte bağlı olan ibadetleri hangi zaman ve durumda yerine getirebileceğimizi, Ramazan ayı orucu gibi vakti Kamerî aylara göre belirlenen ibadetlerin, ayın görünmediği yerlerde nasıl ifâ edileceğini anlatmaya çalıştık. Yaptığımız bu çalışma ülkemizin uzay yolculuğunun yeni yeni başladığı bu dönemlerde uzayda nasıl ibadet edileceği konusunda önem arz etmektedir. Çalışmamız sırasında fıkhın temel kaynakları olan Kur'an ve Sünnet başta olmak üzere temel fıkıh kitapları, temel hadis kitapları ve tefsir kitaplarından yararlanılmıştır.
Ergenlerde çoklu zekâ, dindarlık ve maneviyat ilişkisi
Bu araştırma dindarlık ve maneviyat algısı doğrultusunda ergenlerin dini yaşayış tarzlarının, dünyaya bakış açılarının ve dini kimliklerinin çoklu zekâ alanlarından nasıl etkilendiğini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın temel problemini ergenlerin dindarlık, maneviyat ve dinî kimlikleri üzerinde çoklu zekâ alanları bir etki yaratabilir mi? sorusu oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan verileri önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ve ardından anlayıcı geleneği doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan veriler önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ardından anlayıcı gelenek doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi 2019-2020 öğretim yılı mezunu 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar 6'sı Kadın 6'sı Erkek cinsiyetinde ve 18-20 yaş aralığındadır. Katılımcıların belirlenmesinde nitel araştırma örnekleme yöntemleri arasında bulunan "Kolay Ulaşılabilir ve Durum Örnekleme Yöntemi" kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre; çoklu zekâ alanlarının ergenlerin dindarlık ve maneviyatına 3 şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. 1. Dindarlık ergenler üzerinde sınırlı düzeyde etkiye sahiptir. Dindarlık olgusu ibadetler üzerinde değerlendirilmiştir. 2. Maneviyat ise ergenler üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir denilebilir. 3. Çoklu zekâ alanlarının genel olarak birçok alanının varlığına dair izler katılımcılar tarafından örneklerle ifade edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup, odak grup çalışması kapsamında durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Betimleme ve içerik analiz yöntemleriyle araştırma verileri çözümlenmiştir. Araştırmada ulaştığımız bulgulara göre, ergenlik dönemi dinî -manevi tutum ve yaşayışa etki eden faktörlerden çoklu zekâ alanları katılımcıların verdikleri bilgiler doğrultusunda yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, çoklu zekâ, dindarlık, maneviyat
Tasavvufta Kurb ve Bu'd anlayışı
Bu çalışmamızda tasavvuf literatüründe diğer kavramlara göre daha az yer alan "kurb" ve "bu'd" kavramlarını ele almaya çalıştık. Ayet ve hadisler ışığında her iki kavramı da analiz edip mutasavvıfların görüşleri doğrultusunda konuyu izah etmeye gayret ettik. Çalışmamızda Yüce Allah'a nasıl yakınlık (kurb) kazanılır? Yüce Allah'tan uzaklaşmanın (bu'd) alametleri nelerdir? Yakınlık ve uzaklığa sebep olan ve buna neden olan yollar nelerdir? gibi birçok sorunun cevabına yer verdik. Kurb, Hakk'ın emir ve buyruklarını yerine getirerek, nafile ibadetlerle birlikte Yüce Allah'a yakınlaşmadır. Kurbun zıttı olan bu'd ise Cenabı Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelerek bunda ısrarcı bir tavır takınıp Allah'tan uzaklaşmadır. Allah, kulunun kendine yakınlaşması için birçok imkân yaratmıştır. Kula düşen gerek namaz, oruç, kurban ve hac gibi farzlar, gerekse sabır, şükür, dua yahut zikir gibi nafilelerle Hak Teâlâ'ya yaklaşmaktır. Kalbinden masivayı sıyıramamış bir kişi, Yüce Allah'a olan yakınlık hakkını kaybetmiş demektir. Kalp, masivadan yalnızca tövbe, uzlet ve riyazet gibi nefsin hoşlanmadığı şeylerle uzaklaşmaktadır. Kul ömür sermayesini nefsine uzak Rabbine yakın olma gayreti içinde tüketmelidir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, kurb, bu'd, oruç, namaz, kurban, hac
Sûfîlerin ibadetlerle ilgili ahkâm ayetlerine yaklaşımı
Temel İslamî bilimlerde asıl kaynak olması hasebiyle Kur'an'ın tartışılmaz bir yeri vardır. İtikadî, fıkhî ve ahlâkî hükümler ona dayandırılır. Bundan dolayı onu sağlıklı bir şekilde anlamanın önemi çok açıktır. İlk dönemden itibaren müslümanlar ayetleri anlama çabası içerisine girmişler ve bu konuda bazı metotlar geliştirmişlerdir. Tefsirde öncelikle rivayet ve dirayet metodu daha çok ön plana çıkmıştır. Rivayet metoduna göre ayetler daha ziyade rivayetlere ağırlık verilerek açıklanmıştır. Daha ilk dönemlerde ahkâm ayetlerinin fıkhî yorumları için bir metot geliştirilmiş ve ahkâm tefsirleri yazılmaya başlanmıştır. Yine erken dönemden itibaren sûfîler, ayetleri kendi mânevî tecrübelerine, kalplerine doğan manalara ve nail olduklarını beyan ettikleri bazı ilhamlara göre yorumlamışlardır. Böylece işârî tefsir metodu ortaya çıkmıştır. Bu iki anlama biçimi dirayet metodunun içerisinde değerlendirilebilir. Böyle yaparak farklı anlama biçimlerine sahip âlimler kendi anlayışlarına göre usuller geliştirmiş oldular. Sûfîlerin daha çok ilgilendikleri alan olan ahlâk ve kalbin amelleri ile alakalı ayetleri kendi mânevî tecrübelerine göre yorumlamaları normal karşılanabilir. Ancak hüküm bildiren ahkâm ayetleri hakkında yapmış oldukları te'viller konusunda farklı görüşler ortaya konulabilir. Bu tezde sûfîlerin ahkâm ayetleri hakkında yapmış oldukları ve merak edilen bu yorumlar önemli ölçüde ortaya konuldu. Bu yapılan çalışma ile sûfîlerin zâhir ilmi olarak kabul ettikleri fıkıh ilmine yaklaşımları ve yaptıkları yorumlar belirginleştirildi. Çünkü açıklanan bu durum, disiplinler arası etkileşimi göstermesi açısından önem arz etmektedir. Bu tez çalışması giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun önemi, amacı, yöntemi ve sınırlılıkları belirtilerek bu alanda yapılmış az sayıdaki çalışmalara değinildi. Birinci bölümde bazı fıkıh tariflerine değinilip sûfîlerin fıkha bakış açıları özetlendi. Son dönemlerde gündeme getirilip tartışılan hukuk ahlâk ilişkisi de önem arzettiği için bu konuya da değinildi. Daha sonra şeriat-hakikat, zâhir-bâtın gibi tartışmalı konular üzerinde duruldu. Genel olarak âlimlerin özel olarak da sûfîlerin bilgi edinme yolları belirtildi. Ek olarak sûfîlere yöneltilen bazı tenkitlere yer verildi. Ayrıca tasavvufun tarifi, amacı ve insana bakışı incelendi. Bununla birlikte meselenin nirengi noktası diyebileceğimiz te'vil ve çeşitleri konusu açıklanarak sûfîlerin ayetler hakkında yaptıkları yorumlara te'vil denip denilemeyeceği konusu incelendi. İkinci bölümde fıkıh kitaplarının ilk konuları olan abdest çeşitleri, mutlak su, kadınların özel halleri, namazın şartları ve rükünleri, namaz çeşitleri ve fıkıh kitaplarında çok da değinilmeyen huşû konusu açıklandı. Üçüncü bölümde sûfîlerin zekât, öşür ve ilgili meselelere yaklaşımı zikredildi. Dördüncü bölümde sûfîlerin oruç ve itikâf hakkında yaptıkları yorumlara değinildi. Son bölümde ise hac ve kurban meseleleri sûfî bakış açısına göre anlatılarak tez sonlandırıldı. Bu çalışmada konu ibadetler hakkındaki ahkâm ayetleriyle sınırlandırıldığı için bu konunu dışına çıkılmamıştır.
Hitit kültürünün günümüze yansımaları
Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.
Şerhu Muhtasari't-Tahâvî bağlamında İsbîcâbî'nin nikah ve ibadetler konusunda fıkhî görüşleri
Bu çalışmada h. VI. yüzyılda yaşayan, Hanefî mezhebine mensup şeyhülislâm unvanı taşıyan altı fakihten biri olan Ebü'l Hasan Ali b. Muhammed el-İsbîcâbî'nin hayatı ve fıkhî görüşleri ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Semerkand gibi önemli bir ilim merkezinde kadılık yapacak ve şeyhülislâm olarak anılacak kadar Hanefî ekolünde önemli bir yere sahip olan İsbîcâbî'nin ilmî hayatına, fıkıh anlayışına ve Hanefî fıkhına yaptığı katkıya ayna tutmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsbîcâbî'nin hayatı literatür araştırılması çerçevesinde incelenmiştir. İsbîcâbî'nin yetiştiği bölgede hüküm süren devletlerin siyasi hayatı, bu çerçevede meydana gelen gelişmeler ile bu devletlerin ilmî hayata verdikleri önem ele alınmıştır. İkinci bölümde İsbîcâbî'nin fıkıh anlayışı ana hatlarıyla ele alınmıştır. Yazdığı Şerhu Muhtasari't-Tahâvî adlı eseri örnek olarak incelenmiş, bu eserinin yazım şekli, eserde kullandığı kaynaklar, kullandığı örnekler çerçevesinde nasıl bir eser olduğu ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde İsbîcâbî'nin fürû fıkıh alanında Hanefî fıkhına katkısı incelenmiştir. Kendisinden sonra gelen âlimlerin, fakihin görüşlerine başvurarak bu görüşleri kendi eserlerinde referans olarak kullanmaları ele alınmıştır. Çalışmanın kapsamını aşacağından her referansa değinme imkânı olmadığından -özellikle ibadetler konusunda- ele alınmıştır. Sonuç olarak bu çalışma ile İsbîcâbî'nin özgün kişiliği ve ilmî birikimi ortaya konulmaya çalışılmıştır.
İslam hukukunda şehirlerarası yolculuklarda yolcu hak ve mükellefiyetleri
İslam fıkhında; seyahatte ibadet hükümleri dışında kalan yolcu hak mükellefiyetlerini konu edinen bu araştırmamız; giriş, birinci bölüm, ikinci bölüm ve sonuç olmak üzere dört ana bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntemi ve kavramsal çerçevesi ile temel kaynakları açıklanmıştır. Birinci bölümünde seyahat kavramı, mahiyeti, çeşitleri ve ilişkili olduğu diğer kavramlar ortaya konulmuştur. Bu bölümde Kur'an ve sünnette sefer şekilleri, sefer ve yolculukların hedefleri anlatılmıştır. İkinci bölümde sefer ve yolcu kavramı, sefer çeşitleri, bireylerin hukuki statülerine göre sefer hükümleri anlatılmıştır. Bu Bölümde seyahat akdinin niteliği, kayıt altına alınması, seyahat belgesi (bilet) ele alınmış hukuki hususiyeti, muhteviyatı, ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümün yolcunun hak ve mükellefiyetleri ana başlığı altındaki diğer başlığı seyahat akdinde muhayyerlik konusunun anlatıldığı bölümdür. Bu bölümde yolcunun muhayyerlik hakları başlığı altında; meclis muhayyerliği, görme, şart, tayin ve ayıp muhayyerlikleri tarif edilmiş, seyahat akdindeki hükümlerin hem yolcu hem seyahat şirketi açısından sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ana konusu olan seyahat akdi yolcu ve şirketinin hakları ve mükellefiyetlerinin ele alındığı bölüm ise sonuç kısmından önce ele alınmıştır. Bu bölümde hakların çıkış kaynakları ve seyahat akdinin çıkış kaynağı açıklanmış mükellefiyet hak ilişkisi belirtilip seyahat akdi taraflarının hakları ve mükellefiyetleri maddeler halinde açıklanmıştır. Tezimiz sonuç kısmıyla bitirilmiştir.
Hanefi mezhebine göre ibadetlerde hata ve unutmanın etkileri
İbadetler, kulun Allah'ın emirleri doğrultusunda, yapılan birtakım tutum ve davranışları ifade eder. Bu konuda, insan olmanın özelliklerinden kaynaklanan birtakım eksiklik veya yanlışlar ortaya çıkabilmektedir. Bu eksiklik veya yanlışlar da fakihler tarafından mezheplere göre farklı hükümlere tabi tutulmuştur. Bu çalışmanın ana konusu da ibadetler hususunda ortaya çıkan hata ve unutmadan kaynaklanan problemlerin sonuçlarının Hanefi mezhebine göre ele alınmasıdır. İbadetlerde hata, Allah ve kul hakkını ilgilendirmesi bakımından iki kısımda değerlendirir. Allah hakları ile ilgili konularda hata, günahtan kurtaran bir özür olup ibâdet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İbadetlerin şartları veya ibadeti bozan durumlar ile kul haklarını ilgilendiren konularda ise hata bir mazeret teşkil etmez. Unutma da orucu bozan durumların haricinde ibadetler açısından bir özür teşkil etmez. Unutmanın hükümlere etkisinde kasıt ve hatadan farkı yoktur. Nitekim namaza başlamak için hadesten ve necasetten temizlenmeyi, oruç için niyet vaktini, hac için ihrama girme ve niyet etmeyi unutma gibi ibadetlerin şartlarından herhangi birisinin yerine getirilmemesi ibadeti geçersiz kılar. Aynı zamanda namazda konuşmak, ihram yasaklarını çiğnemek gibi ibadetler açısından yasaklanmış ya da ibadeti bozan herhangi bir durumun, unutma sebebiyle meydana gelmesinde de hüküm değişmemektedir.
Fıkıh usûlü eserlerinde namazların kazası
İbadetler alanında gündelik hayatta en fazla muhatap olunan, muayyen vakitlerle sınırlandırılmış ve her bir mükellefin ferden yerine getirmekle yükümlü olduğu namaz ibadeti, kendisinde diğer ibadetlerden cüzler taşıyan önemli bir kulluk vecibesidir. Bu vecibenin kasten veya sehven terk edilmesi durumunda telafisi gerekmektedir. Vaktinde kılınmayan namazın telafisi, fıkıh literatüründe "kaza" kavramı ile karşılanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kazayla ilgili kelimelerin genel tasviri verildikten sonra ikinci bölümünde kaza kavramının usul-u fıkıh açısından tahlili yapılmıştır. Bununla birlikte namazların kazası temellendirilirken usûl âlimlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Fıkıh usûlü eserlerinin emir başlığı altında incelenen kaza, asıl-vasıf ve nefsü'l-vucûb vucûbü'l-eda ilişkisi bağlamında değerlendirilmiştir.
Fahreddin Razi'nin Tefsir-i Kebir'inde yer alan Yahudilik ile ilgili bilgilerin dinler tarihi açısından değerlendirilmesi yüksek lisans tezi
Bu tez çalışması, Kur'an'da geçen Yahudilik ile ilgili bilgilerin Tefsir-i Kebir'deki yorumları, bunların Dinler Tarihi açısından tafsilatlı değerlendirmeleri ve tahkikini konu edinmektedir. Yahudilikle ilgili mevzular öncelikle Yahudi kaynakları ve literatüründe, sonrasında ise Tefsir-i Kebir'de nasıl ele alındığı ortaya konulmuş ayrıca tefsirde Yahudilikle ilgili yer alan bu açıklamalar Dinler Tarihi açısından mütalaa edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Tezimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Fahreddin Razi'nin hayatı, eserleri ayrıca tefsirdeki metodu ve "TEFSİR-İ KEBİR" adlı eseri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, Yahudiliğin ilahi din kaynaklı olması münasebetiyle öncelikle iman ve inanç esasları Razi'nin bakışıyla irdelenerek bunların neliği genel çerçevede verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Fahreddin Razi tefsirindeki bilgiler ışığında Yahudilikle ilgili başlıca ibadet ritüelleri, Yahudi prototipi, karakteristik özellikleri ve diğer bazı konular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir-i Kebir, Fahreddin Razi, Yahudilik, İnanç ve İman esasları
Ütopya ve distopyalarda din ve ahlak
Bu çalışma ütopya ve distopyalarda yer alan din ve ahlak unsurlarını konu edinmiştir. Ütopya türünde Devlet, Utopia, Medinetü'l Fazıla, Güneş Ülkesi, distopya türünde ise 1984 ve Cesur Yeni Dünya eserleri incelenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünü kavramsal çerçeve oluşturmaktadır. Bu bölümde öncelikle ütopya ve distopya kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci ve üçüncü bölümde ise söz konusu eserler belirlenen çerçeve içerisinde incelenmiştir. Sonuç olarak bu eserlerde din ve ahlak unsurlarına farklı düzeylerde ve çeşitli biçimlerde yer verildiği tespit edilmiştir. Ütopya ve distopyalarda din ve ahlaka farklı anlamlar yüklenmiş; ütopyalarda din ve ahlak birleştirici bir unsur olarak karşımıza çıkarken, distopyalarda din ve ahlak geleneksel anlamından uzaklaşmıştır.
Sûfî kaynaklarda namaz ibadeti
Namaz, İslam dininin ana erkânı ve direğidir. Kulu Allah'a yaklaştıran, vuslatı gerçekleştiren, Allah'ın rızasını kazandıran en önemli ibadetlerden birisidir. İlahi emre muhatap olan her bir peygamber, namazla sorumlu tutulmuştur. Sorumlu tutulan peygamberler, bizzat kendileri namazı kılarak ümmetlerine rehberlik etmişlerdir. Son peygamber Hz. Muhammed (a.s.) da Kur'ân'dan aldığı emirle namaz ibadetine çok büyük hassasiyet göstermiş ve Allah'a yakınlığın ancak bu ibadet sayesinde olacağını beyân etmiştir. Tüm ibadetlerde olduğu gibi namaz ibadetinin de zâhirî ve bâtınî olmak üzere şartları vardır. Zâhirî şartlarını fukahâ gündeme getirirken batınî şartlarını ise daha çok sûfîler gündeme getirmişlerdir. Sûfîlere göre zahirî şartlar önem arzettiği gibi bâtınî yani kalbî şartlar da önem arzetmektedir. Bu öneme binaen sûfîler niyet, ihlâs, huşû, ru'yetullah, cem', ihlâs, ihsan gibi bazı kavramları ön plana çıkarmışlardır. Çalışmamızda sûfîlerin fukahâdan farklı olarak namaz konusundaki görüş ve düşüncelerinin ortaya konulmasına gayret edilmiştir.
El-Yezîdiyye ve akâiduhâ
Yezidis are one of the most strange ethnic groups in the world. Anyone aims to know something about them, will find paradox notions. The reasons are being uneducational, things have been said about them are from others than themselves. They are a closed group. They perform their rituals and worships in secret. Yezidis have their own definitions for Faith, God, Angels, Holy Books, Prophets, The Day of Judgment. In some cases, they agree with the Muslims and in some cases they do not. Yezidis are serious about their own rituals, such as praying, fasting, pilgrimage and charity.
Taberi tefsiri'nde inanç ve ibadetleri açısından Yahudilik
Bu çalışmanın amacı Taberi Tefsiri'nde inanç ve ibadetleri açısından Yahudilik dininin incelenmesidir. Bu amaçla hazırlanan çalışma giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberî'nin hayatı, ilmi kişiliği, eserleri ve tefsir yöntemi hakkında genel bilgiler ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Yahudi inancının Taberi tefsirindeki tasviri ve değerlendirilmesine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde Yahudilerin inançlarıyla alakalı literatür bilgileri, Kuran ayetleri, Taberî tefsiri ve bazı müfessirlerin tefsirleri değerlendirilmiştir. Çalışmada Yahudilerin inançlarına ilişkin Kuran'da yer alan ayetlerin yanı sıra Yahudilerin kutsal kitapları olan Tevrat'ta ele alınış biçimine de verilerek benzer ve farklı yönleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Yahudilikte ibadetler ve Yahudilerin karakteristik özelliklerinin ayetlerde ve Taberî tefsirinde ele alınış biçimlerine yer verilmiştir.