Streptozotocin

68 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Streptozotosin ile diyabet oluşturulan ratlarda hanzabel (Achillea arabica) bitki ekstraktının antidiyabetik ve antioksidan etkilerinin araştırılması

Achillea arabica, halk hekimliğinde yaygın olarak kullanılan çok yıllık aromatik bir bitkidir. Bu çalışmada, streptozotosin (STZ) 50 mg/kg ile diyabet oluşturulan sıçanlarda A. arabica çiçek etanolik liyofilize ekstresinin antidiyabetik, antihiperlipidemik ve antioksidan etkileri değerlendirildi. Toksisite testinden sonra otuz beş dişi rat beş gruba ayrıldı. Kontrol, Diabetes mellitus (DM), A. arabica (400 mg/kg ekstre), DM+A. arabica (400 mg/kg ekstre) ve DM+Glibenklamid (2 mg/kg). 21 günlük tedavinin sonunda, hem A. arabica ekstresi hemde glibenklamid diyabetik gruplarda glukoz ve glikolize hemoglobin (HbA1c) seviyelerinde DM grubuna göre önemli düşüş gösterdi. A. arabica ekstresi ile tedavi edilen diyabetik grupta, malondialdehit içeriği, serum aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, laktat dehidrojenaz, alkalan fosfataz, kreatinin, üre, trigliserit, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeylerindeki azalma ve redükte glutatyon (GSH) artışı anlamlı bulundu. Ayrıca, karaciğer ve böbrek dokularının antioksidan enzim aktiviteleri genellikle değişmezken, böbrek dokusunun glutatyon S-transferaz aktivitesi DM grubu ile karşılaştırıldığında tedavi gruplarında anlamlı bir düşüş gösterdi. Bu bulgular A. arabica ekstresinin karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu ve diyabetin neden olduğu oksidatif stres üzerinde, muhtemelen antioksidan ve antidiyabetik etkilerinden dolayı terapötik bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. A. arabica çiçek ekstresi, diyabet ve hiperlipidemi ilaçları geliştirmek amacıyla doğal bir kaynak olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Achillea arabica, Antioksidan, Diabetes mellitus, Lipit peroksidasyonu, Liyofilize ekstre, Rat.

Antioksidan enzimlerBiyokimyaBiyoloji+5
Hanife Ceren Hanalp
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel diyabet modeli oluşturulan ratlarda gebelik süresince hipokampusta piramidal nöron sayısındaki değişimin stereolojik olarak incelenmesi

Bu çalışmada Diyabetes mellituslu ve normal sıçanlarda, gebelik dönemlerindeki trimesterlere ait hipokampusta piramidal nöron sayısındaki değişim stereolojik yöntemlerle incelendi. Bunun için sıçanlar rasgele iki gruba ayrıldı. Kontrol grubu (n:18), diyabetes mellitus grubu; Streptozotosin (STZ) ile deneysel diyabet oluşturulan grup (n:18) olarak ayrıldı. Diyabetes mellitus grubuna tek doz olarak hazırlanan 45mg/kg STZ intraperitoneal (i.p) uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmadı. Uygulamadan 3 gün sonra her iki grup tartılıp kan şeker değerleri ölçüldü, diyabet grubunda kan şekerlerinin 200mg/dl üzerinde olanlar diyabet olarak kabul edildi. Trimester dönemleri için 7, 14 ve 21. günlerde anestezi altında açılan sıçanlardan beyin dokuları çıkarılarak rutin takip ve boyama yapıldı. Sayısal yoğunluk hesaplaması için fiziksel disektör kesitleri 5 µm kalınlığında her altıncı kesit olmak üzere toplam beş kesit bütün gruplardaki hayvanlar için alındı. Nöron sayımı için tüm kesitler Hematoksilen ve eozin ile boyandı. Preparatların stereolojik incelemesinde tarafsız sayım çerçevesi ile hücre sayımı yapıldı. İstatistiksel analizde Mann-Whitney U testi kullanıldı. Stereolojik hesaplamalar sonucunda diyabet ve kontrol grupları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulundu(p<0.05).Ancak trimesterler arasında herhangi bir fark gözlenmedi.

Diabet komplikasyonlarıDiabetes mellitusDiabetes mellitus-deneysel+6
Azize Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

STZ ile diyabet oluşturulmuş ratlarda nar çekirdeği yağının antidiyabetik ve antioksidant etkileri

Diyabet 21. yüzyılın en büyük küresel sağlık sorunlarından biri olup en önemli 10 ölüm nedeninden biridir. Tedavi amacıyla kullanılan hipoglisemik ilaçlar ya çok pahalıdır ya da bazıları istenmeyen yan etkilere sahiptir. Daha etkili, güvenli ve daha düşük maliyetli antidiyabetik bitkiler aramak için araştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışma, nar çekirdeği yağının kan şekeri, serum insülin düzeyleri ve bazı kan biyokimyasal parametreleri üzerine etkisini incelemek için yapıldı. 3 haftalık deneme için deneysel diyabetik sıçan modeli kullanıldı. Çalışmada Van Yüzüncü Yıl Üniveritesi Deney Hayvanları ünitesinden temin edilen 7-8 haftalık, canlı ağırlık ortalaması (185-250 g) olan 32 adet dişi Wistar cinsi Albino sıçan, her grupta 8 sıçan olacak şekilde rastgele seçilerek eşit olarak 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna su verilirken, nar yağı grubuna gavaj yoluyla nar çekirdeği yağı (2 ml / kg / gün) verildi. Diyabet oluşturmak için üçüncü grup sıçanlara 45 mg/kg tek doz streptozotosin (STZ) i.p. yoldan uygulandı. Dördüncü grup sıçanlarda benzer şekilde STZ uygulanıp aynı dozda nar çekirdeği yağı gavaj yoluyla üç hafta boyunca her gün verildi. Deneme sonunda ratların kalplerinden kan örnekleri alınıp glukoz, insülin, adiponektin, resistin, toplam kolesterol (TC), trigliseritler (TG), HDL kolesterol, LDL-kolesterol, TAC, TOS, düzeyleri ölçüldü, OSI düzeyleri hesaplandı. Başlangıç ve son canlı ağırlıkları kaydedildi. Sunulan bu çalışmada TAC ve TOS seviyeleri kontrol ve nar çekirdeği grubunda değişmezken, diyabetin oksidan etkisi ile 3. grupta değişmiştir. TOS düzeylerinde gözlenen artış nar çekirdeği yağı verilmesiyle azalmıştır. Tersine olarak TAC miktarı diyabetli sıçanlarda azalırken nar çekirdeği yağı verilen grupta artış göstermiştir. Diyabetli sıçanlarda oksidan maddelerin varlığı ile yükselen OSI değerleri yine nar çekirdeği yağı ilavesi ile normal düzeye doğru azalmıştır. Son canlı ağırlıklar incelendiğinde diyabetli sıçanların en düşük değere sahip olduğu saptandı. Diyabetli sıçanlarda yükselen glukoz değeri nar yağı ilave edildiğinde önemli olarak düşmüştür. Adiponektin ve resisitin düzeylerinde önemli değişimler bulunmazken insülin düzeyi diyabetli grupta önemle azalmıştır. Trigliserit düzeyi tüm gruplarda benzer değerlerde saptandı. Diğer üç gruba göre diyabetli sıçanlarda LDL, kolesterol, TOS ve OSI düzeyleri artarken, HDL düzeyi azalmıştır. Bu bulgular nar çekirdeği yağının diyabette yükselen glukoz düzeyini düşürmesi, artmış kolesterol, LDL TOS ve OSI değerlerindeki yükselmeleri aşağıya çekmesi, ayrıca HDL ve TAC düzeylerindeki azalmalar üzerine yükseltici etkisi ile diyabette gözlenen olumsuz değişimleri düzeltebileceği, antioksidan olarak önemli bir madde olarak diyabette kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Nar Çekirdeği Yağı, STZ, Diyabet, Antioksidan, Kolesterol, İnsülin, Resistin, Adiponektin.

AntioksidanlarDiabetes mellitusDiabetes mellitus-deneysel+6
Rahaf Alhalabı Baskın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Adiposit türevli kök hücre uygulamasının streptozotosin ile indüklenmiş diyabetik nöropati üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Diabetes mellitus' un en yaygın görülen dejeneratif komplikasyonu, diyabetik nöropati (DN)' dir. Periferik sinir hasarı sonucu oluşan DN, ayaklarda ve ellerde uyuşukluk, halsizlik, şiddetli ağrı ve ülserasyonlara neden olur. Günümüzde DN, yüksek morbitide oranı ve artan prevalans değerleri ile önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Bilinen yaygınlığına rağmen DN' de kullanılan tek etkili tedavi kan glukoz kontrolü ve ağrı yönetimidir. Çalışmamızın amacı, adipoz türevli kök hücre (AT-KH) uygulamasının, DN' de siyatik sinirler üzerindeki etkisini, elektromiyografik (EMG), histokimyal ve immünofloresan analizler ile incelemekti. Toplam 27 BALB / c fare; kontrol grubu, DM (Diyabet + Serum fizyolojik tedavi) grubu ve AT-KH (Diyabet + ADSC tedavisi) grubu olmak üzere 3'e ayrıldı. EMG' de, siyatik sinir bileşik kas aksiyon potansiyeli (BKAP) amplitüdü, diyabet grubunda kontrol grubuna göre daha düşük iken, distal latans daha yüksekti. BKAP amplitüdü, diyabet grubuna göre, AT-KH grubu siyatik sinirinde daha yüksekti. Distal latans ise diyabet grubuna göre, AT-KH grubu siyatik sinirinde daha düşüktü. Diyabetik farelerin siyatik sinir ışık mikroskobu bulgularında, aksonal atrofi, endonöryal ödem, polimorfik nükleer lökosit (PMNL) infiltrasyonu, aksonal miyelinlerin vakuolizasyonu ve lamellar ayrılmalar (miyelin yıkımları) saptandı. Adipoz türevli kök hücre tedavisi uygulanan hayvan dokularının histolojik incelemelerinde, miyelinli ve miyelinsiz fibrillerin mikroskobik morfolojilerinin önemli oranda iyileştiği, PMNL infiltrasyonu ve demiyelinizasyonun ise ciddi anlamda azaldığı gözlendi. Aksonal dejenerasyona rastlanmadı. Miyelinlerde ki lameller ayrışma daha az belirgindi. Floresans mikroskobu incelemeleri, kas içine transplante edilmiş AT-KH' lerin, seçilimli olarak siyatik sinirlerde lokalize olduğunu gösterdi. AT-KH transplantasyonu, siyatik sinirlerde diyabetle bozulan S100, cdk2, NGF, DHH ve VEGF protein ekspresyonunu arttırdı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında VEGF seviyelerinde önemli değişiklikler gözlenmedi. Bu çalışmada bulgularımız, transplante edilen ATKH' lerin; schwann hücreleri üzerindeki sinyal düzenleyici etkileri, nörotrofik davranışları ve miyelinizasyonu restore edebilme yetenekleri ile DN' yi iyileştirdiğini önermektedir.

Adipoz dokuDiabetes mellitusDiabetik nöropatiler+6
Gürkan Yiğittürk
Ege University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Streptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçanlarda safranalin antidiyabetik ve endotel disfonksiyonu üzerine etkileri

Diabetes Mellitus en yaygın görülen metabolik hastalıklardan biridir. Diyabet tedavisinde oral hipoglisemik ilaçlar kullanılmakta; ancak bu ilaçların radikal bir tedavi sağlamaması ve advers etkileri nedeniyle yeni ajanlar halen araştırılmaktadır. Bitkisel kaynaklar, yeni antidiyabetik ajan keşfi için önemli bir araştırma konusudur. Safran bitkisi tedavi ve aromatik amaçlarla geleneksel tıpta sıklıkla kullanılmaktadır. Safran ekstresinin antidiyabetik etkileri in vivo ve in vitro metodlarla gösterilmiştir. Ancak safranın aktif bileşenlerinden olan safranalin antidiyabetik etki potansiyeline ilişkin literatürde yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasında safranalin antidiyabetik ve diyabetin sebep olduğu endotel hasara karşı potansiyel koruyucu etkinliği araştırılmıştır. Çalışmada 40 adet 4 aylık Wistar albino cinsi erkek sıçan; sağlıklı kontrol (SK), diyabet kontrol (DM), diyabet + safranal (0,5 mg/kg /gün), diyabet + safranal (0,75 mg/kg/gün), diyabet + safranal (1 mg/kg/gün) olarak beş gruba ayrılmıştır. SK grubu hariç 4 gruba STZ (50 mg/kg) i.p. yolla uygulanarak diyabet modeli oluşturulmuş ve sekiz hafta boyunca tedavi gruplarına safranal 0,5; 0,75 ve 1 mg/kg (i.p.) dozunda uygulanmıştır. İki haftada bir sıçanların kan glikoz düzeyi ve ağırlık ölçümleri yapılmıştır. Sekiz haftanın sonunda sakrifiye edilen sıçanların kan örneklerinde HbA1c ve insülin düzeyleri ölçülmüş, aort ve pankreas dokuları çıkarılmıştır. Pankreas dokularında immünohistokimyasal inceleme yapılmış, torasik aort dokularından alınan örneklerin bir bölümünde qRT-PCR ile VCAM-1 ve eNOS gen ekspresyonu düzeyleri, diğer bölümünde ise izole organ banyosunda gevşeme yanıtları incelenmiştir. STZ ile T1DM oluşturulan sıçanların, 3 farklı dozda safranal ile tedavisi sıçanların ağırlıklarını etkilememiş; kan glikoz ve HbA1c düzeylerini azaltmış, insülin düzeylerini ise arttırmıştır. Ayrıca safranal tedavisinin pankreas dokularında insülin antikoruyla boyanma şiddeti ve yaygınlığını arttırdığı bulunmuştur. qRT-PCR çalışmalarında safranal ile tedavi edilen sıçanların aortasında VCAM-1 protein ekspresyonunda azalma ve eNOS ekspresyonunda artış olduğu saptanmıştır. eNOS ekspresyonundaki artışa paralel olarak safranal tedavi grubu aort dokularında T1DM'li sıçan aortlarına göre asetilkolin daha fazla gevşeme oluşturmuştur. Sonuç olarak STZ ile diyabet oluşturulmuş sıçanlarda safranalin antidiyabetik etkileri ve diyabetin neden olduğu endotel disfonksiyona karşı koruyucu potansiyeli olabileceği gösterilmiştir.

Diabetes mellitusEndotel disfonksiyonuHayvan deneyleri+4
Ayten Demirci
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Streptozotosin ile deneysel diyabet oluşturulmuş sıçanlarda silibinin'in antidiyabetik ve endotel disfonksiyonu üzerine etkileri

Diabetes mellitus (DM), insülin sekresyonunda ve/veya etkisinde görülen azalma sonucu ortaya çıkan hiperglisemi ile karakterize kronik metabolik bir hastalıktır. DM tedavisindeki ilerlemelere rağmen, terapötik hedeflere ulaşmak her zaman mümkün olmamaktadır. Bu durum hastaların DM tedavisine ek olarak "tamamlayıcı" tıbbi alternatiflere yönelmesine yol açmaktadır. Bitkisel tıbbi ürünleri içeren takviye gıdalar sağlıklı ve DM'li bireyler tarafından yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada sağlıklı ve streptozotosin (STZ) ile deneysel tip I diyabet (T1DM) oluşturulan sıçanlarda Silybum marianum bitkisinin aktif bileşenlerden olan silibinin'in antidiyabetik ve endotel disfonksiyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada 48 adet 350-440 g ağırlığında Wistar albino cinsi erkek sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar sağlıklı kontrol (SK), diyabet kontrol (DMK), SLB30 (silibinin 30 mg/kg), SLB60 (silibinin 60 mg/kg), DM+SLB30 (diyabet + silibinin 30 mg/kg), DM+SLB60 (diyabet + silibinin 60 mg/kg) olmak üzere 6 gruba ayrılmıştır. Deneysel T1DM modeli oluşturmak için DMK, DM+SLB30, DM+SLB60 gruplarına tek doz 50 mg/kg STZ uygulanmı ve STZ uygulamasından 72 saat sonra diyabet modeli doğrulanmıştır. SLB30, SLB60, DM+SLB30, DM+SLB60 grubu sıçanlara 8 hafta boyunca silibinin uygulaması 30 mg/kg ve 60 mg/kg olmak üzere iki farklı dozda gerçekleştirilmiştir. İki haftada bir kan glikoz düzeyi ve canlı ağırlık ölçümleri yapılmıştır. Sıçanlardan 8. haftanın sonunda anestezi altında aort, pankreas dokuları ve kan örnekleri alınmıştır. Torasik aort dokularında qRT-PCR ile VCAM-1 ve eNOS gen ekspresyon ölçümlerinin yanı sıra in vitro izole organ banyosunda asetilkoline bağlı gevşeme yanıtları incelenmiştir. Pankreas dokuları sıçan insülin antikoru kullanarak immunohistokimyasal olarak incelenmiştir. Alınan kan örneklerinden HbA1c ve insülin düzeyi ölçümü yapılmıştır. Silibinin tedavisi STZ ile T1DM oluşturulan sıçanlarda gelişen hiperglisemiyi ve HbA1c düzeylerini azaltmış, kandaki insülin seviyelerini ise artırmıştır. Bunun yanında, silibinin tedavisi alan T1DM'li sıçanların DMK'ya göre pankreas dokularında insülin antikoruyla boyanma şiddeti ve yaygınlığı artmıştır. Ayrıca silibinin eNOS ekspresyonunu arttırmış ve VCAM-1 ekspresyonunu azaltmıştır. eNOS ekspresyonundaki artışla paralel olarak asetilkolin, T1DM'li silibinin tedavi gruplarının aort dokularında DMK'ya göre daha fazla gevşeme oluşturmuştur. Çalışmada yüksek dozda silibinin tedavisi alan sağlıklı sıçanların eNOS ekspresyonlarında artış görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışmadan elde ettiğimiz bulgular silibinin tedavisinin T1DM'de gelişen hiperglisemi, hipoinsülinemi, ağırlık kaybı ve pankreas hasarını iyileştirebileceğini ayrıca eNOS ekspresyonlarını artırarak hem sağlıklı hem T1DM'de endotel disfonksiyon üzerine koruyucu olabileceğini göstermektedir.

Diabetes mellitusEndotel disfonksiyonuHayvan deneyleri+4
Esra Ün Arslan
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hünnap ekstraktı ile levan'ın sağlıklı ve tip-2 diyabetli ratlar üzerindeki etkileri

Hünnap meyvesi, antidiyabetik amaçla yaygın bir geleneksel kullanıma sahiptir. Levan ise uzun ömür getirdiğine inanılan geleneksel bir Japon yemeği olan 'natto' ile özdeşleşmiştir. Fakat her ikisinin de etki mekanizması açıklığa kavuşturulmamıştır. Diabetes mellitus, hiperglisemi ile karakterize bir metabolizma hastalığıdır. Bu çalışmanın amacı; hünnap ve levan'ın tek tek ve beraber kullanıldıklarında, Tip-2 DM'a karşı koruyucu veya tedavi edici etkinliğini araştırmaktır. Bu tezde, ortalama 300 - 400 g ağırlığında 56 adet erkek Wistar ırkı sıçan kullanılmıştır. Streptozosin (STZ) modeli ile T2DM oluşturulan 4 diyabet ile 4 sağlıklı hayvan grubunda (toplamda 8 grup); levan ve hünnap ekstraktları, ayrı ayrı veya birlikte, 21 gün süreyle verilerek oluşturdukları etkiler in vivo incelenmiştir. Deney süresince, deneklerin canlı ağırlık ve kan glukoz düzeyleri ölçülmüştür ve son günde (21.gün) tüm sıçanlardan kan numuneleri alınmış, sonrasında biyokimyasal parametreler incelenmiştir. Karaciğer, böbrekler, pankreas alınarak histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. T2DM oluşturulan grupta, belirgin bir kan glukoz düzeyi artışı ve canlı ağırlık kaybı gözlemlenmiştir. Hünnap ekstraktı ve levan, sağlıklı deneklerde anlamlı ölçüde kan glukoz değerini azaltmaktadır. Diyabetli gruplarda ise hünnap, hipoglisemik etki göstermemiş; levan'ın da istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir düzeyde düşük etkili olduğu tespit edilmiştir. Hünnap ve levan'ın prebiyotik etkinliğe sahip oldukları, birlikte verildiklerinde ise bu yönde daha güçlü bir etkinlik gösterdikleri mikrobiyolojik analizler ile tespit edilmiştir.

Bitki özütüDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+6
Serkan Korkut
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Linagliptin ve empagliflozin tedavilerinin STZ-diabetik sıçan kalbinde olası etkilerinin miRNA'lar üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

DPP-4 ve SGLT2 inhibitörleri tip 2 diabet tedavisinde son yıllarda sıkça kullanılan ilaç gruplarındandır. Bugüne kadar yapılan preklinik ve klinik çalışmalar her iki grubun da kardiyovasküler yararına dikkat çekmektedir. Kodlama yapmayan küçük RNA'lardan miRNA'lar hedef mRNA'ları üzerinden birçok vücut fonksiyonunu düzenlemektedir. Yakın zamanlı birçok çalışmada, bazı ilaçların olumlu etkilerini belirli miRNA'ları modüle ederek ortaya koyduğu öne sürülmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak, çalışmamızda STZ diabetik sıçan modeli kullanılarak bir DPP-4 inhibitörü olan linagliptin ile bir SGLT2 inhibitörü olan empagliflozinin kardiyak etkilerinin miRNA'lar üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, sıçanlar randomizasyonla kontrol, diabetik, linagliptin tedavili kontrol, linagliptin tedavili diabetik, empagliflozin tedavili kontrol, empagliflozin tedavili diabetik olmak üzere 6 gruba ayrılmıştır. STZ injeksiyonu (50 mg/kg) ile diabet oluşturulmuş, 12-15 haftanın ardından tedavi alacak gruplara 8-10 hafta süreyle linagliptin (4mg/kg/gün) veya empagliflozin (30mg/kg/gün) uygulanmıştır. Tedavi öncesinde ve tedavinin 8. haftasında ekokardiyografi ile in vivo kalp fonksiyonu değerlendirilmiştir. Sonrasında in vitro olarak papiller kasta β-adrenerjik yanıtverirlik değerlendirilmiş ve kardiyomiyositlerde Ca+2 ölçümü/görüntülemesi yapılmıştır. Dondurulan sol ventrikül dokularında ise miRNA'ların (miR-221, miR-212, miR-29b, miR-29a, miR-199a, miR-30a, miR-1, miR-133a, miR-125b, miR-21, miR-373) ifadeleri incelenmiştir. Değişimi anlamlı bulunan miRNA'ların fonksiyonel olarak çalışılan yolaklarla ilişkili olan hedef genleri veri tabanları yardımıyla belirlenmiş ve bu genlerin mRNA ve protein ifadeleri ölçülmüştür. Veriler ortalama ± standart sapma şeklinde ifade edilmiştir. İkili karşılaştırmalar için t test, çoklu karşılaştırmalarda ise tek-yönlü ANOVA ve Tukey post-hoc testi kullanılmış ve p<0,05 istatistiksel anlamlılık olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, STZ ile indüklenen diabete bağlı hipertrofi kalp ağırlığı/beden ağırlığı oranındaki artış ve bazı ekokardiyografi parametreleri ile doğrulanmıştır. İzoprenalin ile uyarılan β-AR aracılı kasılma yanıtı ile β1- ve β2-AR mRNA ifadeleri gruplar arasında benzerdir. miR-1 ve miR-133a ifadeleri kontrole oranla tüm gruplarda azalmıştır. Bu miRNA'ların hedeflerinden PLN, NCX ve PRKACB mRNA ve protein ifadeleri gruplar arasında farklılık göstermemiştir. SERCA2a protein ifadesi ise diabetik ve tedavili diabetiklerde kontrole kıyasla azalmıştır. Tüm bu bulgular ışığında, linagliptin ya da empagliflozin tedavilerinin STZ diabetik sıçan kalbinde gözlenen fonksiyonel ve moleküler değişimlere herhangi bir olumlu etkisinin olmadığı görülmektedir. Her iki ilacın da diabetik kalpte olası olumlu etkilerini test etmek adına, farklı diabetik modellerin ya da "tedavi edici" yerine "önleyici" yaklaşımın tercih edildiği yeni çalışmaların planlanması yarar sağlayacaktır.

Diabetes mellitusEmpagliflozinHayvan deneyleri+6
Zeynep Elif Yeşilyurt
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel diyabet oluşturulmuş ratlarda arı sütünün dna koruyucu etkinliği

Amaç: Bu çalışmanın amacı, streptozotosin ile diyabet oluşturulmuş erkek ratlarda, arı sütünün artan dozlarda intragastrik sonda uygulanması ile olası antihiperglisemik, antioksidan ve DNA hasarındaki koruyucu etkinliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 330-400 g ağırlığında erişkin 38 adet Sprague dawley erkek rat kullanıldı. 50mg/kg streptozotosin intraperitoneal enjeksiyonla uygulanarak diyabet oluşturuldu. Kan glukoz düzeyi 200mg/dl üzerinde olan ratlar diyabetik olarak kabul edildi. Arı sütü sağlıklı arı sütü (Sas) grubuna 300 mg/kg, diyabetik üç gruba (Das50, Das150, Das300), sırasıyla, 50-150-300 mg/kg dozlarında, 2ml %0,9 NaCl solüsyonu sağlıklı kontrol (Sk) ve diyabetik kontrol (Dk) gruplarına 28 gün boyunca intragastrik sonda ile uygulandı. DNA hasarının değerlendirilmesi için kan numunelerinden comet analizi yapıldı ve kuyruk momenti ile kuyruk yüzdesi parametreleri incelendi. Oksidatif stresin değerlendirilmesi için karaciğer numunelerinden Süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), İndirgenmiş glutasyon (GSH) ve malondialdehit (MDA) parametreleri incelendi. Bulgular: Das300 grubunda canlı ağırlık ölçümlerinde haftalar arası anlamlı farklılık gözlemlenmedi (p=0,307). Das300 grubunda kan glukozu ölçümlerinde haftalar arası anlamlı farklılık gözlenmedi. Dk grubuna göre Das50, Das150 ve Das300 gruplarında kuyruk momenti ve kuyruk yoğunluğu verilerinde anlamlı bir azalma saptanmıştır (p=0,001). Das gruplarında SOD düzeyinin anlamlı olarak arı sütü dozuna bağlı arttığı saptanmıştır (p=0,002). Yine, Das gruplarında CAT ve GSH düzeyinin anlamlı olarak arı sütü dozuna bağlı arttığı saptanmıştır. Das150 grubunda MDA düzeyinin anlamlı olarak azaldığı saptanmıştır. Sonuç: Arı sütünün diyabete bağlı gelişen oksidatif stres ve DNA hasarını azaltabileceği, canlı ağırlık kaybını kısmen engelleyebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Arı sütü, comet assay, diyabet, oksidan, streptozotosin.

Arı sütüComet tekniğiDiabetes mellitus+3
Sultan Gündeş Kut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Streptozosinle oluşturulmuş tip 1 diyabet sıçanların ovaryumlarında astaksantin'in etkisi

Amaç : Diyabetin overde oluşturduğu hasarına Astaksantin'in etkisini belirlemek, Astaksantin'in İnsülin'le beraber kullanılması durumunda bu etkideki değişikliği tespit etmektir. Astaksantin'in histolojik etkilerine, otofajik anlamda immunohistokimyasal belirteçlerine, biyokimyasal olarak oksidasyon parametrelerine bakılmıştır. Gereç Yöntem : Çalışmamızda her grupta 6'şar hayvan bulunan 5 grup oluşturulmuştur: Kontrol, Diyabet, Diyabet+Astaksantin, Diyabet+İnsülin, Diyabet+Astaksantin+İnsülin. Diyabet olan tüm gruplarda intraperitoneal 50mg/kg Streptozosin enjeksiyonu yapılmıştır. Deneyin ilk 4 haftası tamamlandıktan sonra 5. Hafta boyunca 7 gün D+A grubundaki her deneğe oral gavajla 25 mg/kg Astaksantin verilmiştir, D+I grubundaki her deneğe 0,5 IU/kg İnsülin i.p olarak uygunlanmıştır, D+A+I grubundaki her deneğe ise 25 mg/kg Astaksantin oral gavajla, 0,5 IU/kg İnsülin ise intraperitoneal verilmiştir. Bulgular : Deneklerden toplanan overlerde histopatolojik ve immunohistokimyasal değerlendirmeler için Hematoksilen-eozin (H-E), Masson Trikrom, ATG5 ve LC3 antikorların boyamaları yapıldı. Kistik folikül, atretik folikül, dejenere granüloza hücresi, CL dejenerasyonu, fibrotik ve hemorajik Medulla görülme sıklığının kontrol grubuna göre Diyabet'te görülme sıklığının arttığı, başta D+A+I olmak üzere tedavi gruplarındaysa normale daha yakın olduğu görüldü. TAS ve GSH değerlerinin Diyabet grubunda kontrol grubuna göre düşükken, tedavi gruplarındaki değerin normale daha yakın olduğu, MDA değerininse Diyabet grubunda kontrol grubuna göre artmış olduğu ama tedavi gruplarında normale daha yakın değerlere geldikleri tespit edildi. ATG5 ve LC3 için gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Sonuç : Astaksantin, Tip I Diyabet'in over üzerinde oksidasyon aracılığıyla yaptığı hasarların azaltınmasında İnsülin'e etkili bir alternatif ya da kombine olabilecek potansiyele sahiptir. Konu hakkında farklı dozların, farklı canlı türlerinin deneyleri gereklidir.

AstaksantinDiabet komplikasyonlarıDiabetes mellitus+7
Serhan Çamoğlu
Aydın Adnan Menderes University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Streptozotozin ile diyabet oluşturulan sıçanlarda propolisin öğrenme ve bellek üzerine etkisi

Araştırmanın amacı, streptozotozinle (STZ) deneysel olarak diyabet oluşturulmuş sıçanların, açlık kan glikoz değerlerine, eser element düzeylerine, öğrenme ve bellekleri üzerine, propolisin etkilerini araştırmaktır.Çalışmada 51 adet, erkek, Sprague Dawley cinsi sıçan kullanıldı. Bellek ve öğrenme değerlendirmeleri için dört hafta boyunca, sıçanlara 8 kollu labirent uygulamaları yapıldı. Çalışma; kontrol (K) (n=14), STZ uygulanan (STZ) (n=12), STZ uygulamasından önce propolisin verilen (P+STZ) (n=12), STZ uygulamasından sonra propolis verilen (STZ+P) (n=13) grup olmak üzere tasarlandı.Çalışmada latent (gizil) öğrenme, kısa ve uzun süreli bellek hataları, bellek görevi için harcanan zaman değişkenlerine odaklanıldı. Ayrıca, açlık kan glikoz düzeylerine, ağırlık değişimlerine, serumdaki iz elementlere ve oksidatif stres düzeyindeki enzim aktivitelerine bakıldı.Araştırmanın bulgularına göre, STZ grubunda açlık kan glikoz seviyesinin diğer gruplara göre yüksek değerlere sahip olduğu, propolis uygulaması ile açlık kan glikoz düzeylerinde düşüş olduğu belirlendi. STZ grubundaki sıçanlarda, vücut ağırlıklarında azalma belirlendi. Ayrıca; Zn2+ düzeylerinde, propolis uygulanan gruplarda, anlamlı bir artışın olduğu görüldü. Diğer iz elementler ve oksidatif stres enzim aktiviteleri açısından, gruplar arasında herhangi bir farklılık bulunmadı. Bellek değerlendirmelerinde, en fazla kısa süreli bellek hatasını STZ grubundaki sıçanların yaptığı, en fazla uzun süreli bellek hatasını ise P+STZ grubundaki sıçanların yaptığı görüldü. En az kısa süreli ve en az uzun süreli bellek hatasını, STZ+P grubundaki sıçanlar gösterdi. Ayrıca, sadece STZ uygulanan diyabetik sıçanların, labirentte daha fazla zaman harcamalarına rağmen daha az sayıda toplam kol ve doğru kola girdiği belirlendi. Ancak, propolis uygulanan grupların, kontrol grubuna yakın değerlerde toplam kola girdiği ve girdikleri doğru kol sayısının da kontrole benzer değerlerde olduğu görüldü.

BellekDiabetes mellitusDiabetes mellitus-deneysel+3
Burcu Köksal
İnönü University · Institute of Health Sciences
2011
50
DoctorateOpen AccessTR

Bazı benzotiyazol türevi bileşiklerin streptozotosin ile deneysel alzheimer modeli oluşturulmuş sıçanlara ait öğrenme ve bellek parametreleri üzerine etkileri

Bu tez çalışmasında, yeni sentezlenmiş beş adet benzotiyazol türevinin, intraserebroventriküler streptozotosin (STZ) enjeksiyonu ile deneysel Alzheimer modeli (DAM) oluşturulmuş olan sıçanların öğrenme ve bellek parametreleri üzerine etkileri araştırılmıştır.Etkileri test edilecek olan bileşikler, Alzheimer hastalığı'nı (AH) tedavi edici etkileri kanıtlanmış olan donepezil, FK960 ve sabeluzol adlı bileşiklerin fonksiyonel gruplarından hareketle sentezlenmiştir.1 mg,kg-1, 5 mg,kg-1 ve 10 mg,kg-1 dozlarında test edilen bileşiklerin, DAM oluşturulmuş sıçanların öğrenme ve bellek parametreleri üzerine etkilerini araştırmak üzere, yükseltilmiş artı labirent, Morris su tankı ve aktif öğrenme testleri uygulanmıştır. Bileşiklerin sıçanların spontan lokomotor aktiviteleri ve anksiyete düzeyleri üzerine etki gösterip göstermediklerini araştırmak üzere ise aktivite kafesi deneyleri yapılmıştır.Bu araştırmanın sonucunda, farmakolojik aktiviteleri incelenen beş benzotiyazol türevi bileşiğin dördünün, DAM oluşumuna bağlı olarak sıçanlarda ortaya çıkan öğrenme ve bellek bozukluklarına ilişkin parametreleri düzelttiği, serideki etkin bileşiklerin referans ilaç olarak kullanılan donepezile yakın düzeyde etki gösterdiği ortaya konulmuştur.Bileşiklerin yapı-etki ilişkileri incelendiğinde, kimyasal yapılarında fenil yerine, benzil grubu içeren bileşiklerin daha aktif oldukları saptanmıştır. Diğer yandan, bileşiklerin lipofiliteleri yükseldikçe, öğrenme ve bellek parametreleri üzerine gösterdikleri aktivitelerin de arttığı belirlenmiştir. Bu sonuç, lipofilitesi yüksek olan bileşiklerin santral sinir sisitemine girişlerinin daha fazla olması ile ilişkilendirilmiştir.Bu araştırmada elde edilen bulguların, AH'na bağlı öğrenme ve bellek bozukluklarını düzeltme potansiyeline sahip kimyasalların sentezine yeni bir ışık tutacağına ve henüz radikal bir tedavisi olmayan AH'nı tedavisi etmek üzere hızla devam eden ilaç geliştirme çalışmalarına katkıda bulunacağına inanılmaktadır.

Aktif öğrenmeAlzheimer hastalığıBenzotiyazoller+6
Ümide Demir Özkay
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Agomelatinin antihiperaljezik ve antiallodinik etkilerinin deneysel diyabetik nöropati modeli ile araştırılması

Bu tez çalışmasında, agomelatin'in streptozotosin (STZ) ile diyabet oluşturulmuş sıçanlarda gelişen hiperaljezi ve allodini üzerine terapötik etkinliği çeşitli deneysel ağrı metotları ile araştırılmıştır. Agomelatin'in akut ve subakut antinosiseptif etkinliği kuyruk sıkıştırma ve sıcak plaka testleri ile değerlendirilmiştir. Bu ilacın nöropatik ağrı üzerine olan etkisi ise mekanik ve termal uyaranların uygulandığı farklı deneysel modellerde incelenmiştir. Bu kapsamda, mekanik allodini ölçümleri için dinamik plantar aesthesiometer testi; mekanik hiperaljezi ölçümleri için Randal-Sellito testi; termal allodini ölçümleri için ılık plaka (38oC) testi ve termal hiperaljezi ölçümleri için de Hargreave's ve soğuk plaka (4oC) testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler agomelatin'in 40 ve 80 mg.kg-1 dozlarda akut uygulamasının, normoglisemik sıçanlarda opioid mekanizmaların aracılık ettiği güçlü bir antinosiseptif etkiye neden olduğunu göstermiştir. Diyabetik hayvanlar ile yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular da agomelatin'in 40 ve 80 mg.kg-1 dozlarda subakut (7 ve 14 gün) uygulamalarının nöropatiye bağlı olarak gelişen hiperaljezi ve allodini yanıtlarını anlamlı biçimde düzelttiğini ortaya koymuştur. Agomelatin tedavisi, hiperaljezi ve allodini yanıtlarını normoglisemik kontrol hayvanlarının seviyesine geri dönecek ölçüde düzeltmiştir. Antihiperaljezik ve antiallodinik etki açısından agomelatin referans ilaç pregabalin (10 mg.kg-1) kadar etkili bulunmuştur. Agomelatin'in antihiperaljezik ve antiallodinik etkileri de, akut antinosiseptif etkisine benzer biçimde, nalokson uygulaması ile ortadan kalkmıştır. Bu bulgu, bu ilacın tekrarlı uygulamalarının nöropatik ağrı üzerindeki terapötik etkinliğine de opioid mekanizmaların katıldığına işaret etmiştir. Bu tez çalışması ile yeni bir antidepresan olan agomelatin'in hem akut ağrı ve hem de diyabetik nöropatik ağrı üzerine opioid mekanizmaların aracılık ettiği güçlü terapötik etkinlik gösterdiği ilk kez ortaya konulmuştur. Agomelatin'in antidepresan, anksiyolitik ve antinosiseptif etkileri aynı anda taşıdığı göz önünde bulundurulduğunda, bu ilacın diyabetik nöropatik ağrının yanı sıra, diyabetik hastalarda insidansı oldukça yüksek olan depresyon ve anksiyete gibi duygu-durum bozukluklarını da aynı anda tedavi etmek gibi bir avantaja sahip olabileceği ortadadır. Bu durum klinisyenlere polifarmasiden kaçınma olanağı sağlaması açısından önemlidir.

AgomelatinAğrıDiabetes mellitus+3
Taliha Harika Aydın
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Streptozotosin ile deneysel diyabet oluşturulan sıçan karaciğer dokusunda Vasküler endotelyal büyüme faktör (VEGF) geninin ifadesi

Bu tezde deneysel diyabet oluşturulmuş sıçanların karaciğer dokusunda vasküler endotelyal büyüme faktörü'nün (VEGF) gen ifadesini araştırmak amacıyla 20 adet dişi Wistar cinsi sıçan kullanıldı. Sıçanlar, kontrol grubu ve deneysel diyabet grubu olmak üzere iki gruba ayrıldılar. Deneysel diyabet grubundaki sıçanlara kilogram vücut ağırlığı başına 50 mg streptozotosin (STZ), 0,01 M sitrat tamponu içerisinde (pH: 4,5) çözülerek karın içi uygulama yol ile tek doz verildi. Kontrol grubu sıçanlara ise STZ'nin çözüldüğü taşıt madde olan 0,01 M sitrat tamponu karın içi yolla tek doz uygulandı. STZ uygulamasının ardından 72 saat sonra sıçanların kuyruk veninden alınan kanlardan kan şeker ölçümü yapıldı ve açlık kan şekerleri 350 mg/dL ve üzerinde olanlar diyabetli kabul edildiler. STZ uygulamasından 21 gün sonra sıçanlar dekapite edilerek karaciğer dokuları alındı ve gerçek zamanlı PZR'de VEGF gen ifadesine bakıldı. Sonuçta diyabet ve kontrol grubu sıçanların karaciğer VEGF gen ifadesinde anlamlı bir fark bulunmadı.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-deneyselGen ifadesi+4
Selin Çelik
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetin sıçan testislerinde neden olduğu histolojik değişiklikler üzerine aminoguanidin'in etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, STZ ile diyabet oluşturulan sıçanlarda, testis dokusunda meydana gelen histolojik değişiklikler ve bu değişiklikler üzerine Aminoguanidin'in (AG) etkilerinin histokimyasal ve biyokimyasal yöntemlerle incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışmada, İnönü Üniversitesi Deney Hayvanları Araştırma Laboratuvarından temin edilen toplam 32 adet sağlıklı Spraque Dawley cinsi erkek sıçan kullanıldı. Denekler her bir grup 8'er sıçandan oluşmak üzere 4 gruba ayrıldı. 1. Grup: Kontrol grubu 2. Grup: Aminoguanidin (AG) verilen grup 3. Grup: Streptozotosin (STZ) ile diyabet oluşturulan grup 4. Grup: STZ ile diyabet oluşturulan ve AG verilen grup. Sıçanların deney başında ve sonunda kan glikoz seviyeleri ve vücut ağırlıkları ölçüldü. 10 haftalık deney sonunda ketamin/ksilazin anestezisi altında sıçanlar sakrifiye edildi ve testisler alınıp ağırlıkları ölçüldü. Sol testisler biyokimyasal analizlerde, sağ testisler ve pankreas örnekleri histolojik analizlerde kullanıldı. Alınan dokular, rutin doku takip işlemlerinden geçirilerek parafine gömüldü. Parafin bloklardan alınan seri kesitlere Mayer's Hemotoksilen-Eozin, Masson Trikrom, Toluidin mavisi ve kaspaz-3 boyama metodları uygulandı ve Leica DFC?280 ışık mikroskobunda incelendi.Diyabet grubunda, kontrol grubuna göre kan glikoz seviyelerinde artış ile vücut ve testis ağırlıklarında azalma saptandı. Seminifer tübüllerde şekil ve yapı bozuklukları gözlendi. Bu grubun tunika albuginea kalınlıkları diğer gruplara göre anlamlı derecede artmıştı. Ayrıca tunika albuginea içerisindeki mast hücre sayılarının, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede artmış olduğu gözlendi. Tübüler germ hücrelerinde dejenerasyon ve kaspaz-3 pozitif boyanan hücreler belirgindi. Biyokimyasal analizlerde, diyabet grubunda kontrol gubuna göre MDA ve NO seviyelerinde artış gözlenirken, CAT, SOD ve GSH aktivitelerinde azalma gözlendi. Diyabetik sıçanlara AG verilmesi, testiküler hasarı önemli derecede azalttı. Bu grupta, diyabet grubuna göre kan glikoz seviyelerinde azalma ile vücut ve testis ağırlıklarında artış saptandı. Seminifer tübüllerinin diyabet grubuna göre daha düzgün şekil ve yapıda olduğu gözlendi. Bu grubun tunika albuginea kalınlıkları ve mast hücre sayıları kontrol grubuna benzerdi. Tübüler germ hücrelerinde dejenerasyon ve apoptozun diyabet grubuna göre azalmış olduğu saptandı. Ayrıca biyokimyasal analizlerde ise diyabet grubuna göre MDA ve NO seviyelerinde azalma gözlenirken, CAT, SOD ve GSH aktivitelerinde belirgin bir artış gözlendi.Bu çalışma, sıçanlarda diyabetin neden olduğu testiküler hasarda, oksidatif stres, NO seviyelerinde artış ve apoptotik hücre ölümünün rol oynadığını, diğer yandan AG uygulamasının, oksidatif stres ve apoptotik hücre ölümüne karşı spermatogenik hücreleri korumasında etkili olduğunu göstermiştir.Sonuç olarak, diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlarla birlikte, spermatogenik hücreleri oksidatif hasar ve apoptoza karşı koruyabilecek AG gibi ajanların kullanılmasının, diyabete bağlı infertilitenin önlenmesinde katkıda bulunabileceği kanısındayız. Ancak yine de AG'nin etki mekanizmasının tam olarak anlaşılabilmesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

AminoguanidinDiabetes mellitusHistoloji+1
Doğan Orman
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Wıstar albıno sıçanlarda streptozotocın ile oluşturulan diyabetik nefropatinin tedavisinde melatonin, quercetın ve resveratrol'ün etkilerinin araştırılması

Böbrek hasarının patogenezinde, oksijen radikallerinin rol aldıkları bilinmektedir. Diyabet'in reaktif oksijen ürünlerinin (ROS) oluşumunu hızlandırdığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sıçanlarda streptozotocin (STZ) ile oluşturulan diyabetin neden olduğu böbrek hasarının giderilmesinde antioksidan özellikleri bilinen melatonin, quercetin ve resveratrol'ün etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemektir.Bu çalışmada, İnönü Üniversitesi Deney Hayvanları Araştırma Laboratuvarından temin edilen toplam 47 adet, 300-360 gram, erkek Wistar albino cinsi sıçanlar kullanıldı. Denekler rastgele seçilerek 5 gruba ayrıldı. Grup 1 (n=7): Kontrol, Grup 2 (n=10): Diyabet (STZ 45 mg/kg/tek doz/ip), Grup 3 (n=10): Diyabet + Melatonin (10 mg/kg/30 gün/ip), Grup 4 (n=10): Diyabet + Quercetin (25 mg/kg/30 gün/ip), Grup 5 (n=10): Diyabet + Resveratrol (10 mg/kg/30 gün/ip). Sıçanların deney başında, ortasında ve sonunda açlık kan glukoz değerleri ile vücut ağırlıkları ölçüldü. 30 günlük deney sonunda ketamin anestezisi altında sıçanlar sakrifiye edildi. Pankreas ve böbrek dokuları çıkartıldı. Sol böbrekler ve pankreas histolojik, sağ böbrekler biyokimyasal değerlendirmede kullanıldı. Doku örnekleri %10'luk nötral formalinde fikse edildikten sonra parafine gömüldü. 5 ?m kalınlığında alınan kesitlere Hematoksilen-Eozin, Periyodik Asid Schiff, Toluidin mavisi boyama metodları ile TGF-ß1 immün boyaması uygulandı ve Leica DFC 280 ışık mikroskobunda değerlendirildi.Diyabet grubunda, kontrol grubuna göre açlık kan glikoz seviyelerinde artış ile vücut ağırlıklarında azalma saptandı. Böbrek tubullerinde ve glomerüllerinde histopatolojik değişiklikler gözlendi. Tubullerde epitelyal dökülme, hücre şişmesi, intrasitoplazmik vakuolizasyon, mikrovillus kaybı ve peritubuler infiltrasyon tespit edildi. Glomerüllerde kapiller bazal membran kalınlaşması ve sklerotik değişiklikler izlendi. Bu grupta TGF-ß1 boyanan hücreler belirgindi. Biyokimyasal analizlerde, diyabet grubunda kontrol grubuna göre MDA seviyesi artmış, SOD ve CAT aktiviteleri azalmıştı. Diyabetik sıçanlara melatonin, quercetin ve resveratrol verilmesi böbrek hasarını önemli derecede azalttı. Bu gruplardaki açlık kan glikoz düzeyleri diyabet grubuna göre belirgin olarak azalmıştı. Tubuler ve glomerüler değişiklikler diyabet grubuna göre anlamlı derecede hafifledi. Ayrıca biyokimyasal analizlerde, diyabet grubuna göre MDA seviyesinde azalma gözlenirken, SOD ve CAT aktivitelerinde belirgin bir artış saptandı.Bu çalışmada, sıçanlarda diyabetin neden olduğu böbrek hasarında oksidatif stresin rol oynadığı, diğer yandan melatonin, quercetin ve resveratrol uygulamalarının oksidatif stresi azaltmada etkili olduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak, uyguladığımız tüm tedavi edici ajanların diyabete bağlı olarak ortaya çıkan böbrek hasarının giderilmesinde, antioksidan savunma sistemini destekleyerek yararlı olduğu düşüncesindeyiz.

BöbrekDiabetes mellitusKuersetin+5
Hülya Elbe
İnönü University
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Streptozotosin ile diyabet oluşturulmuş ratlarda ağır egzersizin ve metformin uygulamasının kan glukoz düzeyi ile karaciğer ve kas dokusunda CGRP (Kalsitonin gen ilişkili peptit) ve LDH (Laktatdehidrogenaz) gen ifadesi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı; streptozosin (STZ) ile sıçanlarda diyabet oluşturarak uygulanan ağır egzersiz ve metformin uygulaması sonrası kan glukoz düzeyleri ile karaciğer ve kas dokusunda ki CGRP ve LDH gen ifadesi üzerine biyokimyasal ölçümleri kapsamaktadır. Yapılan çalışmada 48 adet 8 haftalık Wistar albino cinsi erkek rat her grupta 12 olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Çalışma içerisindeki bütün gruplar standart su ve yem ile beslenmiştir. Gruplar; Kontrol Grubu (n=12), Egzersiz + Diyabet Grubu (n=12), Metformin + Diyabet Grubu (n=12), Sedanter Diyabet Grubu (n=12) olarak belirlenmiştir. Kontrol Grubuna ağır egzersiz uygulanmamıştır. Egzersiz + Diyabet Grubuna STZ ile diyabet oluşturulmuş ve 6 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere ağır egzersiz programı uygulanmıştır. Metformin+Diyabet Grubuna STZ ile diyabet oluşturulmuş, haftada 5 gün oral gavaj ile metformin uygulanmıştır. Sedanter+Diyabet STZ ile diyabet oluşturulmuş ve ağır egzersiz uygulanmamıştır. 6 hafta sonunda ratlar uygun şartlarda dekapite edilerek karaciğer ve kas dokusunda CGRP ve LDH gen ifade düzeylerine bakılmıştır. Çalışma içerisinde grupların kan glikoz ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Kan glikoz seviyeleri üzerinde yapılan betimsel istatistik verilerine göre; Kontrol Grubu 87,75±6,30; Diyabet+Sedanter Grubu 388,26±175,99; Diyabet+Egzersiz Grubu 388,26±217,36 ve Diyabet+Metformin Grubu 351,77±186,67 olarak bulunmuştur. Kan glikoz seviyelerini sınamak için tekrarlayan ölçümler anova testi kullanılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Hangi gruplar arasında farklılık olduğunu saptayabilmek için Games-Howell testi kullanılmıştır. Kontrol Grubunun Diyabet Sedanter, Diyabet Egzersiz ve Diyabet Metformin gruplarıyla arasında anlamlı bir farklılığa sahip olduğu görülmüştür (p<0,05). Diyabet Sedanter, Diyabet Egzersiz ve Diyabet Metformin Grupları arasında anlamlı farklılık elde edilmemiştir (p>0,05). Karaciğer ve kas dokusunda CGRP gen ifade düzeyleri QRT-PCR ile belirlenip karaciğer ve kas dokusunda benzer sonuçlar elde edilmiştir. Kontrol Grubu ile karşılaştırıldığında Metformin ve Sedanter Gruplarında bu genin ifade düzeyinin anlamlı şekilde düştüğü (p<0,05), ancak Egzersiz Grubu incelendiğinde CGRP gen ifade düzeyinin kontrol grubuna kıyasla daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. LDH gen ifadesi incelendiğinde diyabetik hasar ile korele olarak hem kas dokusunda hem de karaciğer dokusunda LDH gen ifade düzeylerinin artış gösterdiği, kas dokusunda metformin uygulamasının LDH gen ifade seviyelerine olumlu etkileri olduğu, ancak karaciğer dokusunda metfromin uygulamasının LDH seviyeleri üzerine olumlu etkilerinin olduğu görülmemiştir. Çalışma bulguları incelendiğinde ağır egzersizin Sedanter Grubu ve Egzersiz Grubu arasında kan glikoz seviyesine etki etmediği anlaşılmıştır. Ratlara uygulanan egzersizin CGRP gen ifade düzeyinde olumlu etkilerde bulunduğu, ayrıca metformin uygulamasının da LDH gen ifadesine olumlu etkide bulunduğu belirlenmiştir. Ağır egzersizin CGRP ve LDH gen ifadesi üzerinde iyileştirici bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Diabetes mellitusEgzersizGen ifadesi+7
Hasan Özer
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Viteksin'in yüksek yağlı diyet ve streptozotosinle oluşturulmuş tip 2 diyabetik sıçanlar üzerindeki etkisinin araştırılması

Tip 2 diyabet; insülin salgılanmasında ve/veya insülinin etkisinde bozulmaya bağlı olarak hiperglisemi tablosu ile seyreden metabolik bir hastalıktır. Dislipidemi diyabette kardiyovasküler hastalık riskine katkıda bulunmaktadır. Diyabetik dislipidemi artmış TG, azalmış HDL-K seviyeleri ile karakterizedir. PPARγ ve NF-κB insülin sinyallenmesi ve inflamasyonda yer alan transkripsiyon faktörleridir. Viteksin flavanoid glikozit olup antiobezite, antioksidatif ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Bu çalışmada viteksinin yüksek yağlı diyet ve streptozotosinle oluşturulmuş tip 2 diyabetik sıçanlar üzeirndeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Sprague Dawley türü sıçanlar; kontrol (n=7), viteksin (n=7), diyabet (DM) (n=7) ve DM+Viteksin (n=7) olmak üzere 4 gruba ayrılmışlardır. Kontrol ve viteksin grubuna standart pelet yem, diyabet ve DM+Viteksin grubuna yüksek yağlı diyet uygulanmıştır. Sıçanlara 4 hafta sonra streptozotosin (STZ) 40 mg/kg intraperitoneal uygulanarak diyabet oluşturulmuştur. Çalışmanın son 1 haftasında viteksin 60 mg/kg dozunda oral gavaj yoluyla uygulanmıştır. Sıçanların kan glukozu, insülin, HOMA-IR, lipit profili (total kolesterol, trigliserit, HDL kolesterol, LDL kolesterol), ALT, AST, serumda, karaciğer ve böbrek dokusunda PPARγ NF-κB seviyeleri incelenmiştir. DM+Viteksin grubu sıçanlarda kan glukozu, trigliserit, total kolesterol, seviyelerinde anlamlı azalma saptanırken, HDL kolesterol seviyelerinin viteksin ile arttığı saptandı (p<0.05). Viteksinin insülin seviyelerini arttırdığı saptandı. LDL kolesterol seviyesine viteksinin düşürücü etkisi görülmedi. ALT, AST seviyeleri, karaciğer dokusunda PPARγ değerleri, serumda ve böbrek dokusunda NF-κB değerleri açısından anlamlı farkın oluşmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak viteksinin kan şekeri ve lipit parametreleri üzerinde iyileştirici etkisi olduğu, serumda PPARγ seviyelerini arttırarak hücrelere glikoz girişini arttırabileceği, karaciğer üzerinde toksik etkisinin olmadığı, antiinflamatuar etkisinin olabileceği, böbrekte ise renoprotektif etkisi olabileceği söylenebilir. Anahtar sözcükler: NF-κB, PPARγ, Tip 2 diyabet, viteksin, yüksek yağlı diyet

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-deneyselDiabetes mellitus-tip 2+5
Seyhan Karabay Ildız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Timokinon tedavisinin sporadik alzheimer modeli oluşturulmuş sıçan beyin dokusundaki mikroRNA ve mRNA ekspresyonu üzerindeki etkisinin araştırılması

Alzheimer hastalığı en sık rastlanan nörodejeneratif hastalıklardan birisidir. Hafıza ve öğrenme kontrolünün gerçekleştiği hipokampüs bölgesinde sinaptik yetmezlik, nöron hasarı ve nöron kaybı Alzheimer hastalığının nöropatolojik bulguları arasında sayılabilir. Moleküler boyutta incelendiğinde ise nöronların ölümüne ve sinaptik bağlantılardaki bozulmalara bağlı olarak apoptoz, nörogenez, hücre bölünmesi ve döngüsü, sağ kalım vb. yolaklarda gen düzeyinde ve protein düzeyinde bir çok regülasyon meydana gelmektedir. Ayrıca hücre fonksiyonunun epigenetik seviyede kontrolünde büyük önemi olduğu bilinen mikroRNA'ların Alzheimer hastalığında da etkili olduğu, hastalık süreciyle birlikte tekrardan düzenlendiği hem insan hem de hayvan çalışmalarıyla gösterilmiştir. Timokinon (TQ), Nigella sativa (çörek otu) bitkisinde %18.4-24 oranında bulunan en önemli biyoaktif bileşendir. Daha önce yapılan birçok çalışmada TQ'nun anti-oksidatif, anti-inflamatuar, anti-kanserojenik gibi pek çok yararlı etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Benzer şekilde nörolojik bozuklukların patolojilerinde TQ'nun nöroprotektif etkili bir bileşik olduğu bildirilmektedir. Aynı zamanda in vitro yapılan çalışmalarda TQ'nun Alzheimer hastalığına karşı nöroprotektif etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Fakat literatürde TQ'nun moleküler etki mekanizmasına dair in vivo çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda, Amiloid beta (Aβ) ve Streptozotosin (STZ) ile indüklenen sporadik Alzheimer modellerinde Timokinon tedavisinin etkinliğinin karşılaştırılmasını ve bu modellerden elde edilen hippocampus dokularında TQ'nun ilgili genlerin ve mikroRNA'ların ekspresyon düzeylerindeki etkisini araştırmayı amaçladık İnanıyoruz ki elde ettiğimiz veriler, TQ'nun henüz tedavi edici bir ilaca sahip olmayan Alzheimer hastalığında aday molekül olma potansiyeline ışık tutacaktır.

Alzheimer hastalığıAlzheimer hastalığıAmiloid beta protein+6
Tuğçe Aydoğan
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Streptozotosin ile indüklenmiş diyabetik sıçanlarda pterostilben ve resveratrolün gastroknemius kasının biyomekanik, biyokimyasal ve histolojik özellikleri üzerine etkileri

Diyabetin iskelet kasları üzerine olumsuz etkilerinin olduğu; kas kontraktilitesini değiştirdiği ve kasılma kuvvetinde azalma meydana getirdiği görülmüştür. Diyabetik sıçanlarda, antioksidan özellikli resveratrol ve pterostilben uygulamalarının metabolik parametreleri iyileştirdiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı streptozotosinin (STZ) indüklediği diyabetik miyopatinin tedavisinde farklı dozlarda pterostilben (PTS) (trans-3,5-dimethoxy-4-hydroxystilbene) ve resveratrol (RSV) (trans-3,5,4'-trihydroxystilbene) uygulamasının karşılaştırmalı etkilerini araştırmaktır. Çalışmada ağırlıkları 250-300 g arasında değişen Wistar Albino türü 80 adet erkek sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar; Kontrol, Diyabet, Diyabet+10 mg/kg PTS, Diyabet+20 mg/kg PTS, Diyabet+40 mg/kg PTS, Diyabet+10 mg/kg RSV, Diyabet+20 mg/kg RSV ve Diyabet+(10+10) mg/kg PTS/RSV olmak üzere toplam 8 gruba ayrıldı. Diyabet grubunda bulunan sıçanlara, intravenöz olarak kuyruk veninden 45 mg/dl/ml streptozotosin enjekte edildi. 5 haftalık deney süresinin sonunda gastroknemius kas preparatları çıkarıldı ve biyomekanik kayıtların alınmasına geçildi. Daha sonra iskelet kası dokularının elektron mikroskobik görüntüleri incelendi. Sıçanlardan alınan kanlardan kan glikoz, serum insülin ve malondialdehit seviyeleri analiz edildi. Sonuç olarak diyabetle birlikte azalma gösteren iskelet kası izometrik kasılma kuvvetleri PTS antioksidan uygulamalarıyla RSV antioksidan uygulamalarına göre daha fazla artış gösterdi. Ayrıca kan glikoz, serum insülin ve malondialdehit düzeylerinin PTS uygulamalarında daha çok normale yaklaştığı görüldü. Antioksidan tedavisi uygulanan diyabetik sıçanların elektron mikroskobik görüntülerine bakıldığı zaman, Mix grubunun Tip-1 DM'deki iyileştirici etkisinin diğer gruplara nispeten daha iyi olduğu gözlendi.

AtrofiDiabetes mellitus-deneyselDiabetes mellitus-tip 1+6
Bora Taştekin
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tip I diyabetli sıçanlarda egzersizin iskelet kası kontraktil özelliklerine etkileri

Düzenli fiziksel aktivitenin; obezite, kardiyovasküler hastalıklar ya da diyabet gibi patolojik durumlarda olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Bu çalışma tip I diyabet oluşturulmuş erkek sıçanlarda 4 hafta süreyle uygulanan yüzme egzersizinin iskelet kası kontraktilite özelliklerine etkilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada toplam 36 adet erkek erişkin Wistar Albino ırkı sıçan kullanılmıştır. Deney grupları; diyabet, diyabet+egzersiz, egzersiz ve kontrol şeklinde oluşturuldu. Diyabet oluşturmak için streptozotosin (STZ) tek doz 50 mg/kg miktarında intraperitoneal olarak verildi. STZ enjeksiyonu sonrası 4 hafta süreyle diyabet+egzersiz ve egzersiz gruplarındaki hayvanların 1 saat süreyle yüzmeleri sağlandı. Kan glikoz düzeyleri başlangıçta ve sonda ve vücut ağırlığı haftalık olarak ölçüldü. Çalışma sonunda gastroknemius kası izometrik gerim yanıtları in situ belirlendi. Her değişken için ortalama ve ortalamanın standart hatası belirlendi. Verilerin normal dağılımı uygunluğu ve homojen dağılıma uygunluğunun analizi için Shapiro-Wilk ve Levene testleri kullanılmıştır. Vücut ağırlığı ve glikoz değerleri için tekrarlayan ölçümler varyans analizi yapıldı. Diyabet ve egzersizin kas üzerindeki etkilerini değerlendirmek için tek yönlü varyans analizi yapıldı. Diyabet oluşturulan hayvanlarda tek sarsı kuvvet değeri, maksimum izotonik tetanik kontraksiyon ve yorgunluk başlangıç kuvveti azaldı (p=0.001). Pik gerime ulaşma ve gerim kuvveti yarılanma süreleri diyabet ve egzersize bağlı olarak değişmedi (p=0,265 ve p=0,066). Yorgunluk protokolü sonrası üçüncü dakikada alınan tek sarsı kuvveti yanıtının diyabete bağlı olarak azaldığı ve egzersizin bu durumu düzelttiği belirlendi (p=0.002). Diyabetin sıçanlarda iskelet kası kontraktilite özelliklerini olumsuz etkilediği ve egzersizin bu süreçte olumlu etkilerinin olabileceği görüldü.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Kas kontraksiyonu+4
Özgür Tunçdöken
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fransız sahil çamı (pinus maritima) ekstresi'nin yüksek yağ içerikli diyet ve düşük doz streptozotosinle diyabet oluşturulmuş sıçanlarda etkinliğinin araştırılması

Bu projenin amacı, Fransız sahil çamı (FSÇ) kabuğu ekstresinin, yüksek yağlı diyet (YYD) ve düşük doz streptozotosinle (STZ) tip 2 diyabet modeli oluşturulan sıçanlardaki etkinliğinin araştırılmasıdır. Tip 2 diabetes mellitus (Tip 2 DM), çağımızın en hızlı büyüyen epidemik hastalıkların biri olup, insülin direnciyle karakterize kronik metabolik bir hastalıktır. DM'un başlıca komplikasyonları arasında, kardiyovasküler komplikasyonlar, nöropati, retinopati, nefropati ve vasküler patolojiler bulunmaktadır. Diyabete bağlı artmış oksidatif hasar, oluşan komplikasyonlarda önemli rol oynamaktadır. DM'taki morbitide ve mortalitenin başlıca nedeni kardiyovasküler bozukluklardır. Diyabetik nefropati ve bunun sonucunda gelişen böbrek yetmezliği de, diyabete bağlı morbitide ve mortalitenin ana nedenlerinden birisidir. Mevcut tedavi yaklaşımları ise, böbrek yetmezliği gelişimini engellemede yetersiz kalmaktadır. Öte yandan, FSÇ ekstresi, biyoflavonoidlerin bir karışımı olup, esas olarak oligomerik proantosiyanidinleri (OPS) içerir. OPS'nin birçok antioksidanlar içerisinde, en güçlü serbest radikal yakalayıcı ajanlardan biri olduğu bildirilmiştir. Bu bitkisel ekstrenin, diabetes mellitus üzerine yararlı etkileri de birkaç deneysel ve klinik çalışmada rapor edilmiştir. Bu çalışmada, diyabet oluşturmak amacıyla, 4 hafta süreyle YYD ile beslenen sıçanlara düşük doz intraperitoneal STZ enjeksiyonu (35 mg/kg) uygulandı. Deney hayvanları rastgele olarak; kontrol grubu (standart diyet), YYD grubu, YYD ve STZ ile indüklenen diyabetik gruplara ayrıldı. Ayrıca, diyabetik gruplar da alt gruplara ayrıldı: Bu gruplara 4 hafta süreyle oragastrik olarak; serum fizyolojik (SF, diyabetik kontrol) veya metformin (300 mg/kg/gün, pozitif kontrol) veya farklı konsantrasyonda (10, 50 ve 100 mg/kg/gün) FSÇ ya da FSÇ ekstresi (50 mg/kg/gün) ile (300 mg/kg/gün) metformin kombinasyonu verildi. Çalışma sonunda, sıçanların serumlarında, açlık kan şekeri, insülin, total kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol, trigliserid, HbA1c, üre, kreatinin, C-reaktif protein (CRP), serum nitrit/nitrat ve malondialdehid (MDA) düzeyleri tayin edildi. Ayrıca, sıçanların böbrek örneklerinde, lipid peroksidasyonunun göstergesi olarak MDA düzeyi ölçüldü. Sıçanların torasik aortalarında endotel fonksiyonunun belirlenmesi amacıyla, endotele-bağımlı gevşeme yanıtları değerlendirildi. İlave olarak, pankreas ve böbreklerde histopatolojik değerlendirmeler yapıldı. FSÇ ekstresi, diyabetik sıçanlardaki artmış olan açlık kan şekeri, HbA1C ve HOMA-IR değerlerinde anlamlı iyileştirme göstermiştir. Serum CRP ve MDA değerleri ve böbrekte MDA düzeyleri diyabetik sıçanlarda artmış olup, istatistiksel olarak anlamlı farklılık sadece serum MDA düzeyleri için bulunmuştur. Tedavi uygulamaları ise, artmış olan bu parametrelerde azalmaya neden olmuştur. Pankreas ve böbrek histopatolojisi üzerine yapılan çalışmalarda da, diyabete bağlı gelişen hasar üzerine tedavi uygulamalarının olumlu etkileri tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen olumlu etkiler, FSÇ ekstresinin, diyabetin komplikasyonlarının önlenmesi amacıyla, tek başına ya da diğer antidiyabetik ilaçlarla kombine olarak kullanılmasına katkı sağlayabilir.

Bitki özütüDiabetes mellitusDiabetik nefropatiler+6
Bedirhan Ay
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Streptozotocin ile indüklenmiş diyabetik rat modelinde carvacrol'ün pankreas hücrelerindeki insülin, PI3K/AKT yolağı ve GLUT-2 ekspresyonu üzerine etkilerinin araştırılması

Diabetes Mellitus, genetik yatkınlığa ek olarak yanlış beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle her yıl dünyada görülme sıklığı hızla artmakta olan önemli bir hastalıktır. Diyabetin yol açtığı komplikasyonların yaşam kalitesini düşürmesi nedeniyle tedaviyle kontrol altına alınması gerekmektedir. Kekik yağında bulunan Carvacrol'ün (CRV), antidiyabetik özelliği daha önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak pankreatik dokuda Carvacrol'ün bu etkiyi hangi yolak üzerinden gerçekleştirdiği bilinmemektedir. Bu nedenle çalışmamızda; CRV'nin kan glikozunu düşürücü etkisini ve bu etkisini hangi mekanizmayla gerçekleştirdiğini araştırmak için pankreatik dokuda PI3K/Akt yolağını, Glut-2 ve İnsülin proteinlerinin ekspresyon değişimini immünohistokimyasal yöntemler ile göstermeyi amaçladık. Bu amaçla 40 Wistar Albino rat rastgele 5 gruba ayrıldı: Sham, Kontrol CRV 40, STZ, STZ+CRV 40, STZ+CRV 20. Deney başlangıcında diyabetik gruplara 55 mg/kg STZ intraperitoneal uygulandı. CRV belirtilen dozlarda gavajla 6 hafta uygulandı. Deney süresince ratların kan glikoz düzeyi ve vücut ağırlıkları düzenli olarak ölçüldü. Deney sonucunda STZ grubuna kıyasla STZ+CRV 20 ve STZ+CRV 40 gruplarında kan glikoz düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı azalma tespit edildi. Diyabetik gruba CRV'nin 20 mg/kg dozunda 6 hafta uygulanmasının kan glikoz düzeyini düşürmede daha etkili olduğu bulundu. Diyabetik grupta azalan PI3K, pAkt, Glut-2 ve İnsülin protein ekspresyonlarının 20 mg/kg Carvacrol uygulanması ile anlamlı olarak arttığını immünohistokimyasal yöntemlerle gösterdik. Carvacrol'ün kan glikozunu düşürücü etkisini pankreatik dokuda PI3K/Akt yolağı üzerinden Glut-2 ve insülin ekspresyonunu artırarak gösterdiği sonucuna ulaştık.

Diabetes mellitusFosfoinositid 3-kinazGLUT-2+7
Damla Irmak
Düzce University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel alzheimer hastalığı modelinde voltaj bağımlı anyon kanalı-1 ve hiperfosforile tau inhibisyonunun araştırılması

Alzheimer Hastalığı (AH), idiyopatik (sebebi bilinmeyen) bir etiyolojiye sahip beynin primer bir nörodejeneratif hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, VDAC1'in pro-apoptotik aktivitesini önlemenin, AH'da hücre ölümünü inhibe etmek için ideal bir yöntem olabileceği düşünülmüştür. Çalışmada, AH modelinde gatekepeer olarakta bilinen voltaj bağımlı anyon kanalı proteininin inhibisyonunun ve davunetidin tedavisinin AH'nın primer patolojik belirteçleri üzerine ilişkisini ve hafıza - bellek eksikliklerini kurtarma yeteneklerini incelemek hedeflenmiştir. 2-3 aylık ve 230±30 gr ağırlığında 30 adet Wistar cinsi erkek sıçanlar tercih edildi. Her grupta 5 hayvan olacak şekilde rastgele KONTROL grubu, SHAM grubu, STZ grubu, STZ-DAV grubu, STZ-DIDS grubu ve STZ-DIDS-DAV grubu olmak üzere 6 gruba ayrıldı. AH modeli için intraserebroventriküler streptozotosin uygulandı. Deney süresince DIDS ve DAV ugulamaları intraperitonel yolla yapıldı. Davranış testlerinde radyal kol labirent (RKL) testi kullanıldı. Deney süresince 21 günlük uygulamadan sonra anestezi altındaki sıçanlardan kan ve beyin örnekleri alındı. Daha sonra ELIZA yöntemi ile biyokimyasal analizler yapıldı. SerumlardaTNF-α, caspase-3 ve MAPt değerleri bakımından gruplar arasında fark gözlenmezken, serum IL-10, TBARS, Aβ1-42, TSPO ve VDAC1 değerleri bakımından anlamlı fark saptandı. Gruplar arası beyin doku homejenatlarında IL-10 ve Aβ1-42 değerleri arası anlamlılık gözlenmezken, TNF-α, TBARS, caspase-3, MAPt, TSPO ve VDAC1 değerleri arasında anlamlı fark gözlemlendi. RKL testi verileri ön eğitim günleri ve eğitim günleri arasında farklılıklar saptandı. Deneysel AH modeli oluşturulan şıçanlarda, bu uygulamaların biyokimyasal ve davranış verileri üzerine hafıza - bellek eksikliklerini kurtarma yönünde etkili olabileceği daha fazla yapılacak çok yönlü çalışmalarla desteklenmelidir.

Alzheimer hastalığıBellekBellek bozuklukları+5
Asuman Çanak
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects