Television
304 theses under this subject heading
Semantik web ile geliştirilen bir televizyon program öneri sistemi
Semantik web teknolojileri günümüzde akademik ve endüstriyel çevrelerde popülerliği artan ve gelecekte yaygınlaşması beklenilen en önemli teknolojilerden biridir. Semantik web teknolojilerinin kullanımıyla internet ortamındaki veriler salt insanların yorumlayabileceği dokümanlarda bulunmaktan çıkacak ve bilgisayarların veriler arasındaki bağlantıları anlayıp üzerinde yorum yaparak farklı bağlantıları ortaya çıkarabileceği bir biçime ulaşacaktır.Televizyon kuruluşları da semantik web teknolojilerinden yararlanarak kullanıcılarına ve tüm dünyaya yeni ve yüksek oranda kişiselleştirilmiş televizyon izleme tecrübeleri sunabilirler. İzleyicilere sunulacak web istemcileri, ince istemciler veya doğrudan TV ekranında çalışabilecek istemciler kullanılarak kişiselleştirilmiş TV programı tavsiye sistemleri sunulabilir veya izleyiciye özel reklam yayını yapılabilir.Bu tez çalışmasında Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun (TRT) yayın akışının semantik web ortamında girilip değiştirilmesine olanak tanımak ve izleyiciler için program tavsiyesinde bulunmak üzere bir web istemcisi projesi geliştirilmiştir.
Türk TV suç dizilerindeki antagonist karakterler aracılığıyla güvenlikleştirmenin Gramscian analizi: İz peşinde, Yılan Hikâyesi, Arka Sokaklar, Behzat Ç., İsimsizler ve Börü
The relationship between popular culture and politics has started to attract more attention with the spread of mass media and today's world becoming a visual and auditory showground; in other words, popular culture has become more important than ever in conveying the ideology of the ruling class. Popular culture products are instrumental in the reproduction and maintenance of economic, political, and cultural values in motion. The role of TV is still important in this context, given its prevalence and broad audience. In this thesis, it is examined how securitization practices play a role in the reproduction and maintenance of common sense in the Gramscian sense, in the context of six crime series broadcast on Turkish TV. For this purpose, the criminal profiles in the TV series İz Peşinde, Yılan Hikâyesi, Behzat Ç., Arka Sokaklar, İsimsizler, and Börü were categorized with the help of content analysis based on their names, nicknames, genders, professions, family backgrounds, educational backgrounds and the nature of the crimes they committed, and accordingly, certain stereotypes were determined. In the research, it was concluded that the criminals in the selected TV series were exposed to visual securitization through these stereotypes. In addition, it has been determined that these securitization practices are in parallel with the socio-political conjuncture of the period and reproduce common sense by repeating the dominant discourses. Keywords: Popular Culture, Common Sense, Securitization, Crime, TV series
Türkiye'de kamu spotu oluşum süreci ve yayın politikaları
Bu araştırmanın amacı; radyo ve televizyon kanallarında yoğun olarak karşımıza çıkmaya başlayan kamu spotlarının Türkiye'deki oluşum ve yayın sürecini yasal düzenlemeleriyle birlikte incelemektir. Dört bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümü; giriş kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde; literatür tarama yöntemiyle kamu yararı kavramı, özellikleri ve ilişkili olduğu diğer kavramlarla birlikte ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise; kamu yararı kavramı bağlamında sosyal pazarlama, sosyal reklam ve kamu spotu kavramları yasal düzenlemeleriyle birlikte irdelenmiştir. Dördüncü bölümde; kamu spotu oluşum ve yayın süreci, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Kamu spotu oluşum sürecinde yer alan kamu spotu hazırlayan kurumlarla görüşmeler yapılmıştır. Kamu spotu hazırlayan kamu kurumlarını temsilen Sağlık Bakanlığı, sivil toplum kuruluşlarını temsilen Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile görüşülmüştür. Kamu spotu yayın sürecinde ise kamu yayıncılığını temsilen TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ile özel radyo televizyon yayıncılığını temsilen Kanaltürk ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Son olarak kamu spotu sürecinde düzenleyici ve denetleyici kurum olan RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda ortaya çıkan eksiklikler saptanmış ve bunların giderilmesi için öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu spotu, kamu yararı, sosyal pazarlama, zorunlu yayınlar
Transmedya hikaye anlatıcılığı: Türkiye'de yayınlanan çocuk programları
Televizyonun icadıyla beraber gelişen teknolojik ilerlemeler izleyici odaklı bir yayın anlayışını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan, gelişen kavramlar vardır ancak ele alınan çalışmada Transmedya ve Karşıt Medya (Cross medya) kavramları üzerinde durulacaktır. Bahsi geçen kavramlar yayıncılık örnekleri üzerinden derinlemesine irdelenecektir. Kavramların tartışılmasıyla devam eden çalışma Türkiye'deki yerli yapım çocuk programları ile sınırlandırılmıştır. Dijital çağın izleyicileri pasif konumdan aktif konuma geçmektedirler. Farklı platformlar arası akışarak çoklu ortamlarda üretken bir şekilde var olmaktadırlar. Dijital olanaklarla başlayan yeni yayıncılık anlayışı çoklu, çapraz medya ortamlarını kullanarak kendine özgü bir dünya oluşturmaktadır. İzleyiciden görsel, işitsel, dijital platformları kullanarak bu dünyanın içine girmesi beklenmektedir. Açılan hikaye ile bütünleşmek için hikayenin medyalarının yer aldığı platformlarda akışmak gerekmektedir. Bu çalışmanın konusu transmedya kavramı bağlamında Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programlarını irdelemektir. Çalışmamın metodolojisi birbirinden farklı çocuk programlarındaki izleyicilerin aktifliği ve pasifliğini sorgulayarak, programların içerik analizlerini içermektedir. Bu çalışmanın sonucu, Türkiye'de yayın yapan yerli yapım çocuk programları hakkında durum analizi yaparak çocukların ne derece üretken olduklarını açığa çıkartmayı amaçlamaktadır.
Türkiye'de televizyonun sosyo-kültürel değişimdeki yeri ve sinemada temsili
Sinema filmleri dünün, bugünün ve geleceğin temsilleri olarak kabul edilmektedir. Bu temsillerin oluşturulmasında kullanılan hiçbir şey tesadüfi değildir. Sinema anlatısında kullanılan bütün görsel öğeler senaristin, yönetmenin, yapımcının hatta filmde oynayan oyuncunun dünya görüşüyle oluşan bir süzgeçten geçerek öznel olarak konumlandırılabilmektedir. Nesnel olan tek şey ise bilim-kurgu ve fantastik türleri haricinde bu görsel öğelerin anlatılan tarihsel süreçle uyumlu olması gerekliliğidir. Bu nedenle sinema filmleri belirtilen dönem içerisindeki kültürel yaşama ve teknolojiye aykırı materyaller sunamaz. Bahsi edilen dönemde insanlar gündelik yaşantısında hangi araçları kullanıyorsa, sinema filmi de anlatısında mecburen aynı araçların kullanıldığı bir temsil sunmak zorundadır. Böylece film anlatısında kullanılan teknolojik araçlardan yola çıkılarak, filmin hangi döneme ait olduğu ve dönemin koşulları hakkında da çıkarım yapılabilir. Bu doğrultuda yapılan çalışma kapsamında 1970'ten günümüze Türkiye'de yaşayan insanların hayatının bir parçası olarak televizyonun sinemada nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Çalışma kapsamında anlatı zamanı bakımından kronolojik sıralamayla "Canım Kardeşim" (1973), "Vizontele Tuuba" (2004), "Masumiyet" (1997) ve "Kanal-i-zasyon" (2009) filmleri dönemsel olarak toplumsal pratiklerin ötesinde televizyonun değişen süreç içerisinde nasıl konumlandırıldığını anlayabilmek için çözümlenmiştir.
Televizyon reklamlarında erkeğin temsili
Kitle iletişim araçları aracılığıyla bilgiler hem hızlı hem de farklı yollarla dağıtılabilmektedir. Televizyon kitlelere ulaşmada oldukça güçlü bir kitle iletişim aracıdır. Medya içeriklerinin, içerisinde bulunulan toplumun değerlerine ve toplumsal cinsiyet rollerine uygun şekilde kodlandığı düşünülmektedir. Medya cinsiyet kalıpyargılarının benimsenmesi ve yeniden üretilmesinde rol sahibidir. Hedef kitle televizyon reklamları aracılığıyla tüketime teşvik edilmektedir. Reklamverenler ve reklamcıların en önemli hedefi hedef kitleyi ikna ederek satışları artırmaktır. Reklamcılar reklamlarda izleyiciye imgeler sunar ve izleyicilerin reklamlarda gördükleri imgeler gibi olmak istemelerini beklerler. Alımlama yöntemi medya metinlerinin insanlar tarafından nasıl anlamlandırıldığını incelemektedir. Alımlama çalışmaları, medya içeriklerini açımlamada izleyicinin pasif olmadığını ve bireylerin birbirlerinden farklı anlamlar çıkarabileceğini varsayar. Çalışma, televizyondaki erkek karakterlerin izleyiciye nasıl yansıtıldığı ve izleyiciler tarafından erkek karakterlerin nasıl alımlandığını incelemeyi amaçlamaktadır. Katılımcılara reklamlarda gördükleri erkek karakterin fiziksel, psikolojik durumları ve bu durumun ürünü satın alma noktasındaki etkisi sorulmuştur. Toplumun erkeklere uygun gördüğü özelliklerin reklamlarda yansıtıldığı ve toplumsal rollerin pekiştirildiği, reklamda yer alan erkek imgenin izleyiciye rol model olarak sunulduğu ve tektipleştirilmiş erkek algısı yaratıldığı sonucuna varılmıştır.
Haber programları arasında yaşanan hashtag savaşları "Kanal D Haber Günaydın" örneği üzerinden değerlendirilmesi: #Bunasıl İş, #Kolay Değil, #Bana Sorarsan ve #Şaka Değil
Televizyon, geleneksel medyanın en güçlü ayaklarından biridir. Televizyon, internet teknolojisinin gelişmesiyle sosyal medya platformlarına önem vermiştir. Geleneksel medyanın görsel ayağı televizyon, sosyal medyayla bağlantılı olarak izleyicinin görüşlerine yer vererek bu platformda kendisine uygun bir alan oluşturmuştur. Sosyal medya, kullanıcıları bir araya getirerek etkileşimi arttırmaktadır. Televizyonlardaki haber programları kamuoyunun haber almasını sağlayan bilgi kaynağıdır. Televizyonlarda yer alan haber programları, sosyal medya aracılığıyla izleyicileri programa davet ederek haberciliği farklı boyutlara taşımıştır. Haber programları, Twitter'ın hashtag sistemini kullanarak interaktif haberciliğe doğru ilerlemiştir. Böylece izleyici yer alan veya almayan bir haberi hashtag üzerinden belirterek programa dahil olmaktadır. Çalışmada, Kanal D'de sabah kuşağında yayınlanan haber programı Kanal D Haber Günaydın'ın yer verdiği hashtagler (#BuNasılİş, #KolayDeğil, #BanaSorarsan ve #ŞakaDeğil) ele alınarak, reyting savaşlarının yanı sıra hashtag savaşlarının nasıl başladığı incelenecektir.
Gelenekselden dijitale TV yayıncılığının dönüşümü: Medya çalışanları üzerine bir araştırma
Televizyon, kitle iletişim araçları içerisinde birden fazla duyuya hitap edebilme özelliğiyle insanlar tarafından uzun yıllar boyunca çok fazla ilgi gören bir araç olmuştur. Ancak internet teknolojisinin yaygınlaşması, yakınsak teknolojilerin gelişmesini hızlandırmış bunun sonucu olarak da kullanıcının içeriğe ulaşma şekli tamamen değişmiştir. Televizyon özellikle de son yıllarda çok daha fazla kullanıcı tarafından takip edilmeye başlanan dijital medya platformları karşısında güç kaybetmiştir. Dolayısıyla da geleneksel televizyon yayıncılığı eski gücünü geri kazanmak adına bir değişim ve dönüşüm çabası içine girmiştir.
Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu
ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik
Evlilik programları temelinde kadın kimliğinin değerlendirilmesi
Evlilik programlarında kadın ve erkek özneler, toplumsal rolleri üzerinden gerçeğin benzeri olarak temsil edilmektedirler. Kadın ve erkek özneler bu temsiller içinde geleneksel ataerkil kültüre ve toplumsal cinsiyet rollerine dayanarak kurulmaktadır. Bu temsil sürecinde egemen olan geleneksel/ataerkil vurguların yanında ahlak anlayışına, toplumsal cinsiyet ayrımına ve evlilik kurumuna yönelik ifadeler yer almaktadır. Bir başka ifadeyle; kadınlık yapmak, anne olmak ya da iyi bir eş olmak kadınlara biçilen rollerdir. Bunun yanı sıra, nikâhsız yaşayan bir kadın hafif kadın, metres, cahil, mağdur ya da kullanılarak atılmış olarak tanımlanır. Kullanılan ifadelerde, kadın ve erkeğe atfedilen nitelikler tekrarlanarak ataerkil söylem vurgulanır. Bu durum toplumsal ayrımcılığın cinsiyet boyutunu göstermektedir. Cinsiyet ayrımcılığı ise kadın ya da erkek fark etmemekle birlikte pozitif veya negatif olarak ortaya çıkabilmektedir. Yaşadığımız toplum içerisinde ise kadına yönelik şiddetin fazla olması, kadın kimliğine yapılan negatif ayrımcılığın en net göstergelerinden birisi olmuştur. Kadının kendi eşini seçemediği, dilediği gibi yaşayamadığı vb. bir çok durumda kadın kimliğine atfedilmiş yakıştırmalar, kadının bu durumu içselleştirmesi ile sonuçlanmıştır. Televizyon programlarında yer alan evlilik ve çöp çatan türündeki yayınlarda dahi, kadının karşısındaki eş adayından beklediği ile erkeğin kadına ilk önce vaat ettiği şey hep aynı olmuştur: Mal-mülk. Bunun sebebi ise kadının kendini güvende hissetme içgüdüsüdür. Ekonomik özgürlüğü olmayan veya yeterli düzeyde olmayan kadınlar aşk evliliği yerine garantör mülk evliliği yapma yoluna gitmişlerdir. Bu durum her iki taraf için geçerli olsa da kadının bunu ister istemez bilinçaltına yerleştirmesi bu tarihsel sürecin kadına yüklemiş olduğu baskı/etki ve sorumluluğun sonucu olmuştur.Kadın üzerinde oluşan bu güven sorunu, kadının kendi kararlarını alamaması veya aldığı herhangi bir karar karşısında yargılanması, toplum tarafından dışlanması, suçlanması sonucunu da birlikte getirmiştir. Tüm bunların aslında karakteristik özellikler şeklinde nesilden nesile geçtiği toplumsal bir kültür transferi olmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, kadın, ataerkillik, evlilik programları
Türkiye'de tartışma programı dekorlarında grafik öğelerin incelenmesi
Televizyon, son yüzyıla damgasını vurmuş olmakla beraber, izleyiciye kurgulanmış bir çok farklı dünya sunar. Stüdyolarda oluşturulan dekorlarda bir çok türde program, bu hayal pazarlama işinde kullanılır. Televizyon programlarının,içerikten sonra, hatta bazen içeriğin de önüne geçerek izlenir kılan en etkili etmenlerden biri, şüphesiz dekor ve dekorun yapımında kullanılan grafik öğelerdir. Kullanılan renk, ışık, dekor parçaları ve elektronik aksamlar gibi diğer yardımcı malzemelerle yapılmak istenen, programın izlenirliğini artırmaktır. Günümüz modern televizyon yayıncılığının içerisinde bulunduğu izlenme yarışı nedeniyle, dekorlardaki detaylar daha önemli bir hal almaktadır. Bu detayların en önemlisi ise, dekorda kullanılan grafik öğelerdir. Bu çalışmada tartışma programlarının dekor tasarımında kullanılan grafik öğeler incelenmiştir.
2000 sonrası Türk televizyon dizilerinde edebiyat uyarlamalarının aktarım biçimlerine eleştirel bir bakış ve geçişimli medya uygulamaları: Ayşe Kulin - Türkan
Bu araştırma kaynakça dahil beş bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde teze konu olmuş temel kavramların tanımlamaları yapılarak, uyarlamaların genel olarak Dünyada ve Türkiye'deki tarihsel süreçleri alınmıştır. Kamu ve özel televizyon kanallarında uyarlama dizilere/filmlere ve televizyon yayıncılığının tarihsel süreci içinde nasıl bir politika izlediğine kısaca değinilerek, anlatılar birer örneklem üzerinden değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise, çalışmanın amaç ve yönteminden söz edilmiştir. Gerçek yaşamdan biyografik bir anlatıya uyarlama bir eser olan Ayşe Kulin'in "Türkan, Tek ve Tek Başına" adlı eserinin geçişimsel medya üzerinden izleyiciyi nasıl dönüştürdüğü üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır. Üçüncü bölümde bulgular ve yorumlara yer verilmiş olup çalışmanın sonuç bölümünde ise belirlenen örneklem belli ölçütler çerçevesinde yorumlanmaktadır.
Sosyal medya platformları üzerinde geleneksel televizyon yayıncılığı: Medyascope.TV örneği
İletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte artan internet ağı hızı, günümüzde video paylaşımını oldukça zahmetsiz bir hale getirmiştir. Bunun yanı sıra sosyal medya ağlarının video içerik paylaşımına açık hale gelmesi, kullanıcıların video üretimine artan oranda ilgi duymasını sağlamıştır. Oldukça yaygınlaşan ağ üzerinden canlı video paylaşımları, bazı durumlarda profesyonel medya yayıncılığını anımsatmaktadır. Yeni medya yayıncılığını geleneksel medya yayıncılığından ayıran en önemli özellikler, zamana ya da bir yayın akışına bağlı kalmadan, izleyen ile etkileşim halinde bulunarak anlık geri dönüş alınabilmesi ve bir kitleden ziyade bireye yayın yapılabilmesidir. İnternetin sunduğu bu teknik imkânlar, geleneksel medyaya karşı önemli bir üstünlük olmasına rağmen son dönemde bazı haber sitelerinin televizyon gibi davrandıkları gözlemlenmektedir. Çalışmada, izleyicilerine ulaşmak için sosyal medya ağlarını kullanmalarına rağmen klasik bir televizyon yayını özelliği gösteren oluşumlara dikkat çekilerek, ortaya çıkan bu internet yayıncılığı şeklinin geleneksel televizyon yayıncılığıyla olan benzerlikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.
Türk televizyon dizilerinde tüketim kültürü pratiklerinin liseli gençlere yansıması
Gündelik hayatımızda en önemli yere sahip kitle iletişim aracı televizyondur. İnsanların tutum ve davranışlarında önemli etkisi olan televizyon kültürün yeniden şekillenmesi ve geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynar. Bu değişimde en önemli katkı hiç şüphesiz dizilerdir. Dizilerin yaygınlaşması, kültürel pek çok değişimi de beraberinde getirmiştir. Bu değişimden en çok etkilenenler de gençler olmuştur. Gençler izledikleri dizilerde gördükleri yeni hayat tarzını benimsemektedir. Dizilerde gösterilen mekânlar, pahalı restoranlar, beğendikleri karakterler, o karakterlerin giydiği kıyafetler, taktığı aksesuarlar, dizilerde gösterilen lüks ve abartılı yaşamlar bu dizileri izleyen liseli gençleri etkilemekte ve onların kişilik ve kimlik oluşumunu da şekillendirmede etkin rol oynamaktadır. Tüketim özellikle gençler arasında görülen ya da beğenilen bir eşyayı satın almaktan ziyade toplumda statü elde etme, farklılaşma ve yeni bir hayat tarzı olarak da görülmektedir. Araştırma kapsamında gençlerin televizyon dizilerinden nasıl etkilendiği, tüketim kültürü bağlamında gençlerin yaşam tarzlarının nasıl şekillendiğini araştırmak için derinlemesine görüşme tekniği uygulanmış elde edilen bulgular sonucunda da liseli gençlerin, özellikle tüketim faaliyetleri üzerinde çok etkili olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Tüketim Kültürü, Gençlik, Televizyon, Dizileri
Yeni medya çağında değişen ve dönüşen televizyon haberciliği
Yapılan bu araştırmada, 20. yüzyılın sonlarında ki iletişim ve yayıncılık alanında yaşanan gelişmelerin yansıması olarak ortaya çıkan teknolojik kullanımlarının televizyon haberciliğine katmış olduğu değişim ve dönüşümlere bakılmıştır. Kitlelere haber akışı sağlayan ve kitlelere isteği gibi mesaj iletişimi yapan geleneksel medya yerine kitlelerin kullanımına sunulan ve kendini yenileyerek devam eden yeni medyanın televizyon haberciliği üzerinde olan değişim ve dönüşümleri incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak Türkiye'de haber merkezlerinin görüntülü medya departmanlarında çalışanları ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmada, görüntülü medya servisi çalışanlarına Bir kaynak olarak internetin televizyon haberciliğine etkileri nelerdir?, Yeni bir yayın mecrası olarak yeni medya televizyon için tehdit mi fırsat mıdır?, İnternet sonrası yeni televizyon haber merkezlerinin yapısı nasıldır? 24 saatlik haber döngüsü (24 saat boyunca içerik oluşturma) gazetecilik kalitesine etkisi nedir? gibi sorular yöneltilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda internetin televizyon haberciliği için önemli bir kaynak olduğuna ve yeni medya ile birlikte artık televizyon haberciliğinin geleneksek yapısından ayrışarak farklı bir yapıya büründüğüne, mobil teknolojiler ile birlikte ise zaman ve mekan algısında değişimlere yol açmıştır. Anahtar Kelimeler; Yeni Medya, İnternet, Yakınsama, Haber kavramı, Televizyon Haberciliği
Medyada erkekliğin inşası: "Zuhal Topal'la Sofrada programı"
Toplumsal düzlemde kimlik edinme ve özneleşme sürecinde cinsiyetin belirgin bir rolü vardır. Bu rol aslında kültürel bir yapının sonucudur. Toplumsal düzen cinsiyetlere belirli davranış ve düşünüş biçimleri kodlar. Bu kodlar özünde iktidarın kurallarına ve bireyler için uygun gördüğü normlara işaret etmektedir. Ataerkil sistemin devamlılığını sağlamak adına Foucault'ya referansla iktidar söylemsel olarak özneyi inşa eder. Bu inşa sırasında toplumun değerleri ve "normalleri" temel alınır. Toplumsal cinsiyetin oluşumu toplum yapısına göre şekillenir. Bu bağlamda çalışma, Judith Butler ve Michel Foucault'nun görüşleri esas alınarak iktidar, özne, söylem gibi kavramların toplumsal cinsiyet yapısındaki merkezi konumuna dikkat çekmekte ve hegemonik erkekliğin inşasına odaklanmaktadır. Çalışmada, medya aracılığıyla yeniden üretilen ataerkil söylemin açığa çıkarılması, erkekliğin inşasının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Fox Tv'de yayınlanan Zuhal Topal'la Sofrada (2018) programı oluşturmaktadır. Seçilen bölümler feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın ataerkil ideolojinin pekiştiricisi olduğunu ortaya koymaktadır. Programda kadınlık dolayımıyla erkeklik yeniden üretilmekte eril söylemler aracılığıyla pekiştirilmektedir.
9-11 yaş arası çocuklarda ekran kullanım düzeyleri ile ilişkili faktörler; Algılanan stres, yaşam doyumu, otomatik düşünceler
Bu araştırmada, 9 – 11 yaş arası çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre ile algıladıkları stres, yaşam doyumları ve otomatik düşünceleri arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Araştırmada 9 – 11 yaş arası 852 çocuğa (498 kız 354 erkek) Kişisel Bilgi Formu, Ekran Kullanımı Belirleme Çizelgesi, Çocuklar İçin Yaşam Doyum Ölçeği Otomatik Düşünceler Ölçeği, Çocuklarda Algılanan Stres Ölçeği uygulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ve karşılaştırma testleri yapılmıştır. Araştırmada çocukların büyük çoğunluğunun bilgisayar sahibi ve yarısından fazlasının akıllı telefonu ile tableti olduğu görülmüştür. Çocukların büyük çoğunluğunun sosyal medya hesabının olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanım düzeyi arttıkça hem okul hem tatil döneminde algılanan stres ve otomatik düşünceler puanı artmakta yaşam doyumu puanı da azalmaktadır. Mesajlaşma düzeyi arttıkça, algılanan stres ve otomatik düşünceler artmakta yaşam doyumu da azalmaktadır. Youtube üzerinden video izlemede de sonuçlar sosyal medya ve mesajlaşma kullanımında olduğu gibi gözlenmiştir. Okul günü TV izlemek düzeyleri ile yaşam doyumu ve otomatik düşünceler arasında, tatil gününde ise TV izleme ile algılanan stres ve otomatik düşünceler arasında fark gözlenmiştir. Algılanan stres ile; ekrandan dizi film izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil gününde okul gününde tekli ve online oynama, tatil günü tekli oyun oynama ,tatil günü ekrandan gazete okuma ile arasında fark görülmüştür. Yaşam doyumu ile; ekrandan dizi film izleme, gazete dergi okuma, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil günü arasında okul günü TV izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli ve online oyun arasında fark görülmüştür. Otomatik düşünceler ile; TV izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme ile hem okul hem tatil günü ,okul günü ekrandan dizi film izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli oyun tatil günü ekrandan ödev yapma düzeyleri arasında da fark görülmüştür.
Reklam algısının tüketicinin demografik özelliklerine göre TV ve dijital platform uygulamalarında karşılaştırılması
Bu araştırmada tüketicinin sosyo-demografik özelliklerine göre reklama olan güveni ve tutumu araştırılmış olup, televizyon ve dijital medya özelinde de bu davranış şekilleri incelenmiştir. Günümüzde firmalar için reklam, en büyük pazarlama argümanıdır. Teknolojinin inanılmaz geliştiği günümüzde rekabette bir o kadar artmıştır. Firmalar teknoloji sayesinde seri üretime geçmiş olup, ürünlerini biran önce satmayı hedeflemektedir. Birçok tüketiciye ulaşabilmek içinde en yüksek hedef kitle televizyon ve dijital mecralardadır. Çalışmanın ilk bölümünde reklam ve medya detaylı bir şekilde incelenmiştir. Dünyada ve Türkiye'de medyanın mevcut durumuna ve yatırımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise tüketici davranışlarına ve satın alma modellerine değinilmiştir. Araştırmamızda anket yöntemi ile kişilere e-mail ve whatsapp üzerinde ulaşarak anket uygulaması yapılmıştır. Anketimizde tüketicinin televizyon ve dijitale karşı tutumu ve güveni incelenmiştir. Araştırmamızda tüketicinin reklamları izleme oranı oldukça düşük çıkmıştır. Firmaların bu konuda çeşitli önlemler alarak tüketiciyi etkileyecek alternatif reklamlara yönelmesi gerekmektedir. TV'de ve dijital platformda yayınlanan reklamlar için yayın içeriklerine uygun olarak tüketicinin sosyo- demografik özelliklerini de dikkate alacak şekilde içeriklere entegre özel reklam çalışmaları yapılması markaların faydasına olacaktır.
Türk televizyon ratinglerinin yapay zeka ile tahmin edilmesi
Reklam bütçelerinin giderek aşağı yönlü baskıyla karşı karşıya kaldığı bir ortamda, televizyon reklamcılığının yüksek maliyeti, reklamcılığın en pahalı kısmı olan medya planlama ve satın alma üzerinde daha fazla incelemeye neden olmaktadır. Reklam maliyeti, reklamcıların kampanya süresi boyunca hedeflenen bir brüt derecelendirme puanı (GRP) sayısına ulaşmayı planladıkları program ratingleriyle doğrudan bağlantılıdır. Dolayısıyla ratinglerin yayınlardan önce doğru bir şekilde tahmin edilmesi hem yayıncılar, hem de reklam verenler açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın ana amacı Türk televizyon ratinglerinin yapay zeka ile tahmin edilmesidir. Bu kapsamda çeşitli modeller ile geçmiş verilerden yola çıkarak, gelecekteki ratingleri tahmin edecek modeller geliştirilmiştir. Bu sayede, yapay zeka algoritmalarının televizyon ratinglerini tahmin etmedeki başarısı değerlendirilecektir. Bu doğrultuda, araştırma yapay zeka modellerinin rating tahminindeki doğruluk oranını belirlemeyi de amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında 2013 – 2021 yılları arasındaki yıllarda en çok izlenen 7 kanalın İstanbul, Ankara ve İzmir illerine ait PT1 dilimi program ratingleri, kanal, program türü, programın tekrar durumu, programın günü, programın süresi ve hava sıcaklık verileri ile birlikte analize dahil edilmiş, fark testleri, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmış ve yapay zeka modelleri çalıştırılmıştır. Araştırma sonuçları, televizyon kanallarının, reklam verenlerin ve reklam ajanslarının rating tahminlemesi yaparken hava sıcaklığının dikkate almalarının doğruluk oranlarını artırabileceğini göstermektedir. Ayrıca, bu süreçte Karar Ağacı (Decision Tree) ve H2O AutoML algoritmalarının kullanılmasının tahminlerdeki doğruluk oranlarını artırdığı görülmüştür. Bu bulgular, yapay zeka ve makine öğrenme tekniklerinin rating tahmini konusunda etkili birer araç olduğunu ve doğru tahminler için önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Kanallar, reklam verenler ve reklam ajansları, bu algoritmaları kullanarak daha kesin ve güvenilir rating tahminleri elde edebilirler.
Videodaki sanatsal dilin ontolojisi
Bu çalışmanın amacı, video sanatını tarihsel yönden araştırırken onun ardında yatan süreçleri irdelemektir. Televizyon estetiği, video sanatına katkıları açısından ele alınırken videonun televizyona karşı olduğu noktalar belirlenmiştir. Televizyon ve video arasında, karşılaştırmalı bir yöntem izlenerek her iki aracın birbirleriyle olan farklarının anlaşılması sağlanmıştır. Video sanatı ve Fluxus arasındaki bağ, harekete mensup sanatçılar çerçevesinde ortaya koyulmuştur. Video sanatçılarının, aygıtı kendi görüşleri doğrultusunda kullanmaları, çok sesli anlatımlara yol açmıştır. Bu durum, video sanatındaki dilsel çeşitliliği beraberinde getirmiştir. Tezde, video sanatındaki bu yaklaşımlar, kuramcılar eşliğinde analiz edilmiştir. Disiplinlerin bir arada olması ile ilgili görüşlere yer verildikten sonra disiplinlerarası sanat süreçleri tartışmaya açılmıştır. Bu süreçler video sanatıyla ilgili örnekler üzerinden değerlendirilmiştir. İzleyicinin, edilgen olma halinden etkin olma haline geçişi araştırılıp bu bağlamda etkileşimli sanat ve video sanatı farklı fikirler üzerinden incelenmiştir. Postmodern dönemin özellikleri belirtildikten sonra bu dönemdeki toplumsal yapıdan bahsedilmiştir. Post-endüstriyel toplumun, endüstriyel ve öncesi toplum yapısından ayrıldığı noktalar açıklanmıştır. Postmodern sanat bağlamında kullanılan kavramlar, sanatçıların ürettiği çalışmalar üzerinden görünür kılınmıştır. Video sanatındaki postmodern algıya ilişkin saptamalarda bulunulmuştur.
Dijital platformlar sonrası izleyici alışkanlıklarının kuşaklara göre değerlendirilmesi
Televizyon icat edildiği günden bugüne dünyayı değiştiren bir cihaz olmayı başarmıştır. Bilgi edinme, eğlendirme, haberdar etme, kamuoyu oluşturma gibi birçok rolü üstlenmiş yüz seneyi aşkın zamandır toplumunun en yaygın kullandığı kitle iletişim araçlarından biri olmuştur. Karasal yayıncılık, kablolu yayıncılık, uydulu yayıncılık teknolojiye entegre olarak teknik olarak sürekli dönüşen televizyon yayıncılığının şekli dijitalleşmenin egemen olduğu son yıllarda internet yayıncılığı ile yeni bir form daha elde etmiştir. İnternetin yaygınlaşması ve hızlanması, internet aracılığı ile akıllı cep telefonu, tablet ve taşınabilir bilgisayar gibi cihazlar ile yine internet üzerinden çevrimiçi (online) ya da çevrimdışı (offline) izleme imkanları sunan yeni dijital yayın mecraları ortaya çıkmıştır. Geleneksel yayıncılık ezberlerini bozan, daha düşük maliyetli yayıncılık fırsatı sunan, internet üzerinden daha fazla insana ulaşılmasını hedefleyen bu dijital platformlar televizyona kuvvetli bir alternatif olmayı başarmıştır ve dünya genelinde gün geçtikçe daha fazla kabul görmeye ve çoğalmaya devam etmektedir. Toplumlarla karşılıklı etkileşim içerisinde olan televizyon yayıncılığı bir yandan bu işlevini sürdürürken öte yandan daha bireysel hatta interaktif bir deneyim sunma yönünde adımlar atmaya devam etmektedir. Küresel birer fenomen olmayı başarmış bu dijital yayın mecralarına gösterilen ilgi farklı yaş gruplarında, farklı eğitim ve ekonomik koşullarda yaşayan insanlarda çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu çalışma geleneksel televizyon izleme alışkanlıkları ve izleyicilerin tercihlerinin YouTube, Netflix, Amazon Prime, IPTV gibi yeni yayın mecraları ile nasıl, ne yönde değiştiğini, X kuşağı, Y kuşağı ve Z kuşağı özelinde tercih ve alışkanlıkların ne gibi benzerlik ya da farklılıklar gösterdiğini, dijital platformlardan ve geleneksel televizyon yayını yapan yayıncılardan beklentilerin neler olduğunu katılımcılara internet ortamında sunulan anket çalışması ile tespit etmeyi amaçlamaktadır.
Son dönem Türk televizyon dizilerinde anlatı yorgunluğu
Son dönem yerli televizyon dizileri pek çok açıdan incelenirken, görece geride kalan analiz alanlarından birinin anlatı alanında olduğunu görmekteyiz. Dizilere bu açıdan baktığımızda, aynı anlatı öğelerinin sıklıkla kullanıldığı, tekrar eden unsurların bolca bulunduğunu görmekteyiz. Bu durumun çalışmada açıklayacağımız anlatı yorgunluğu kavramına neden olduğunu iddia edebilmekteyiz. Bu çalışmada, son dönem yerli televizyon dizilerinde bolca kullanılan anlatı öğelerinin yapısalcı analiz yönteminden yararlanılarak belirlenmesi ve anlatı yorgunluğuna sebep olan bu anlatı öğelerinin sıklıkla tekrarlandığının örneklem olarak seçilen diziler üzerinden gösterilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın önemi son dönemde yerli dizilerimizde sıklıkla aynı anlatı öğelerinin kullanıldığını son yedi yılda en çok reyting alan diziler üzerinden göstererek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak ve bu konuyu literatüre kazandırmaktır.
İnteraktif televizyonculuğun görsel iletişim tasarımı açısından incelenmesi
Görsel İletişim Tasarımına duyulan ihtiyaç teknolojinin gelişimi ile birlikte arttı. Televizyonun icadı ile evlerimize giren ekran temelli yayıncılıktan beklenti değişti, artık temel ihtiyaç günlük ve anlık haber alma haline dönüştü. Ekranlı cihazların kullanımı günden güne kişiselleşti ve daha da şahsa özel hale geldi. Günümüzde ise yayıncılık formatındaki dijitalleşme ile paralel şekilde mobil cihazlar da gelişti. Kullanıcıların bu kişisel cihazlarında ulaştığı içeriklerin pek çoğu da kendilerinin belirlediği kişiselleştirilmiş öğelerdir. Devam eden geleneksek televizyon yayıncılığının yanı sıra son dönemde kullanıcılar tarafından çokça tercih edilen dijital yayıncılıklar önplana çıkmaktadır. Geleneksel televizyonculukta izleyiciye aktarılan içerikler kanalların mevcut yayın akışlarına bağlı ve sınırlıdır. Diğer yandan ise kullanıcılar Netflix, Amazon Prime Video, BluTV gibi içerik sağlayıcıları sayesinde artık yayıncı firmanın arşivinde bulunan tüm içeriklere istedikleri zaman istedikleri noktada ulaşabilmektedir. Bu içerikleri puanlayıp, beğenilerini ve görüşlerini belirtip kendilerine özel bir akışı isteyebilmektedir. Dahası kendi özel listelerini oluşturabilmektedir. Arka taraftaki teknoloji sayesinde yayıncı kuruluşlar, kullanıcılardan aldıkları bu geri dönüşler sayesinde, çeşitli algoritmalar kullanarak daha hedef odaklı içerikler arz edebilmektedir. Instagram, Facebook, Twitter gibi kişiselleştirme ve etkileşime son derece imkan tanıyan sosyal medya mecralarındaki kullanıcı alışkanlıklarına paralel olarak, yeni bir talep olduğu görülmektedir. Son dönemde televizyon izleme alışkanlıkları giderek interaktif hale evrilmeye başlamıştır. İnterkatif televizyonculuk ise sosyal medya kullanım alışkanlarının oluşturduğu bu yeni talebe doğru yönelmek durumundadır. Bu talebe cevabı daha ileri taşımak için tüm bu mecraların ve medyaların entegre bir şekilde kullanılacağı bir platform veya uygulama ile kullanıcılara tek noktadan hizmet verecek bir sistem oluşturulabilir. Bu sistem, görsel iletişim tasarımı sayesinde, interaktif televizyonculuğu yeni bir noktaya taşıyacaktır. Nihai kullanıcı bu sistem ile, sosyal ağları ve medyaları tek noktadan yönetecebilecek, hepsini eş zaman kullanacaktır. Bir filmi izlerken gördüğü bir ürün için alışveriş yapıp, bir taraftan sosyal medyada bu durumla ilgili paylaşım yaparken, diğer taraftan yakın dostları ile canlı sohbet yapabilecektir. Dahası bunları yaparken eş zamanlı olarak farklı cihazları bir arada kullanalabilecektir. Kullanıcılar izlediği bir filmler arasında tercih ettiği tekrar eden bir oyuncunun sosyal medya hesabını sistem öneri olarak sunabilecek ve sadece oyuncular, kişilerle sınırlı kalmayıp kullanıcıların izlediği içeriklerde tekrar tekrar denk geldiği ve görmekten hoşnut olduğu otomobiller, müzik tarzları, şehirler ve tatil yerleri, çeşitli markalar ve benzeri öneriler kullanıcıya aktarılacakdır. Bir çok dataya sahip olan spor yayınlarında kullanıcılar tarafından çeşitli uygulama veya web sitelerinde takip yapılmaktadır. Kullanıcılar canlı bir basketbol yayını izlerken yüzlerce data üretilen bir spor müsabakasında canlı yayın sırasında bu dataları takip etmesi çok güç olacaktır. Data içeriği sağlayan platformları yayın sırasında takip etmek isteyen bir kullanıcı aynı ekran üzerinden bu işlemi sağlayabilecek. Spor yayını istediği şekilde durdurup, geri alıp, kaldığı yerden devam edebilen kullanıcı aynı zamanda datayı görüntülemek isterken ekranlarını da istediği gibi yönetebilecek. Kullanıcı ayrıca isterse platform üzerindeki diğer kaynakları da ekranında aynı anda görüntüleyebilecek ve ekran konumlandırlamalarını kendi önem sırasına göre sağlayabilecektir. Etkileşimin en planda olduğu bu sistem ile özellikler temelde haber alma üzerine kurulmuş olan kitle yayıncılığının en önemli parçası olan habercilik artık kullanıcılara dijital yayın içeriklerinin benzer alt yapısı ile sunularak kullanıcıların belirlediği kategorilerde haberler görüntülenebilecek, sıralanabilecek veya geçilebilecek. İçeriklerin sunucunun dahil olduğu formatları eleyebilecek veya sunucunun girişini verdiği haberin tamamını sunucu ile izleyebilecek. Bu sistemin sağlanması içerik sağlayıcı yayın kuruluşlarının bu alt yapıya uygun olarak içeriklerini yüklemesi ile gerçekleşebilecek. Haber ve eğlence kanallarının egemen olduğu günümüzde yayınlar izleyiciyi ekrana bağlayan ve reklamlar en genel izleyici kitlesine göre yayıncı kuruluşun belirlediği şekilde kullanıcıya aktarılmakta ve izleyi izlemek zorunda kalmakta veya yayını değiştirmek gibi iki net karar arasında kalmaktadır. Günümüzde izleyicilere göre reklam sunulan dijital yayınlarda kullanıcının beğenilerini algoritmada çözümleyerek kullanıcıya en uygun ürünlerin gösterimini gerçekleştirmek hedeflenmektedir. Görünen o ki, artık geleneksel televizyonculuğun temel gelir kaynağı olan geleneksel reklamların kullanıcılar tarafından kabul görmemesi, dijital yayıncılığın tercih edilme nedenidir. Bu yeni sistem sayesinde, reklam yapısı tamamen değişip, yeni nesil kullanıcı tarafından kabul gören bir noktaya gelecektir. Yayında kesinti yapmadan doğrudan yayın içerisine ürün reklamlamını gömüp, kullanıcının ilgisi çekilip, anlık olarak onayı doğrultusunda satın alma sürecine yönlendirilecektir. Bu yönlendirme kullanıcının yayını izlediği cihazdan bağımsız olarak, doğrudan mobil cihazına, akıllı televizyonuna veya bilgisayarına yapılabilecektir. Bu yeni komplike sistem için, hızlıca kabul görecek bir kullanıcı deneyimi tasarımı ve kolay anlaşılır bir kullanıcı arayüzü tasarımı oluşturabilmek adına etkileşimli televizyon yayıncılığının görsel iletişim tasarımı açısından analiz edilmesi gerekmektedir.
Popüler kültürün reklamcılığa etkilerinin TV sektöründe incelenmesi
Reklam, sosyal yaşantıyı yorumlamak ve popüler olan kültüre ayak uydurmak yolunda gelişen bir iletişim türüdür. Popüler kültür ve reklam arasında olan bu döngü, bu iki kavramı birbirine sıkıca bağlar. Her iki kavramda birbirinden beslenerek bir sonraki kuşağı etkiler. Popüler kültürün reklamcılığa olan etkileri, sosyal medya ve yeni nesil internet akımları sayesinde gün geçtikçe artmaktadır. Televizyon günlük yaşamda popüler olan veya popüler yapılmak istenen ögelere, gerçek manada popülerlik kimliğini kazandıran iletişim araçlarındandır. Günümüzde sosyal medya ve internet kullanımı giderek artsa da halen televizyon sektörü en geniş kapsamlı kitleye sahiptir. Popüler kültür, bir toplum kültürü olduğundan yani birçok kişi tarafından bilinmesi veya kabul edilmesi gerektiğinden, televizyon sektörünün genişliği popüler kültürün yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Yapılan bu televizyon reklamlarındaki popüler kültür etkileşimleri incelemesinde, reklam kampanyalarının tüketiciye nasıl, hangi yollarla ve ne şekilde aktarıldıkları incelenmiş ve bu iki kavram arasındaki döngü araştırılmıştır. Ayrıca reklam sektörünün içerisinde bulunan kişilerle yapılan ropörtajlar sayesinde, reklamcılık ve popüler kültür arasındaki bağ stratejiden uygulama anına kadar birinci ağızdan gözlemlenmiş ve aktarılmıştır.