Change
259 theses under this subject heading
Memduh Şevket Esendal'da toplumsal ve siyasal tanıklık: Değişim ve eleştiri
Geç Osmanlı ile Erken Cumhuriyet dönemlerini yaşamış bir isim olan Memduh Şevket Esendal, hayat hikâyesi boyunca II. Meşrutiyet, Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet, Tek Partili Dönem, Çok Partili Dönem, I. ve II. Dünya Savaşı gibi ulusal ve küresel düzeyde birçok radikal kırılma noktasına tanıklık etmiştir. Elbette en çarpıcı tanıklığı, Osmanlı'dan Türkiye'ye miras kalan Batılılaşma- Modernleşme meselesidir. Sanatçının kaleme aldığı kurmaca ve kurmaca dışı eserlerde söz konusu tanıklıkların izini sürmek mümkündür. Bu çalışmada yazarın bahsi geçen bütün bu sosyo-politik gözlemlerini edebî dünyaya nasıl taşıdığı, onları kurmacanın sağladığı imkânlar dâhilinde nasıl tartışmaya açtığı, sözün özü bütün bu yaşamsal deneyimi nasıl edebî tanıklığa dönüştürdüğü üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda öncelikle, Esendal'ın yazarlık hâli üzerine muhtelif kesitler sunulmuş ve böylelikle çalışmaya bir temel oluşturulmuştur. Hemen ardından geçiş dönemi aydınlarının tartıştığı medeniyet, terakki, geri kalmışlık, gecikmişlik, kültür ikiliği, melezlik, yamalama, züppelik, yetimlik, kimlik kaybı ve değerler yitimi gibi temel kavramlar eşliğinde dinamik ve eleştirel bir kuramsal tartışma yürütülmüştür. Bir geçiş dönemi aydını olarak nitelendirilebilecek Esendal'ın eserleri etraflıca incelendiğinde de bu kavramların açık ya da örtük şekilde metinlere sirayet ettiği görülür. Dolayısıyla Esendal edebiyatına ilişkin ikna edici hükümler verebilmek ve metinlerinin derin yapılarına tam anlamıyla nüfuz edebilmek için bu kavramların rehberliğine ihtiyaç duyulmuştur. Kavramsal çerçevenin akabinde ise yazarın tür ayırt etmeksizin bütün eserleri toplumsal ve siyasal tanıklık bağlamında yakın okuma ve içerik analizi teknikleriyle incelenmiştir. Bu inceleme esnasında da genel geçer yargıların ötesine ulaşabilmek adına dikey eleştiri metodu benimsenmiştir. Batılılaşma süreciyle beraber gelen kimlik yitimi endişesi, yine bu süreçteki kadının yeri ve rolü; dini, toplumsal ve aydına yönelik eleştiriler ile yazarın politik kimliğinden büyük izler taşıyan bürokrasi eleştirisi çalışma boyunca mercek altına alınan temel meselelerdir.
1970'ler romanına toplumsalın yansıması
Türkçe Sözlük'te toplum, aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü anlamına gelir.1 Bu sosyal yapının kültürel sembolleri, davranış şekilleri, değer sistemleri gibi çeşitli unsurları ve işlevleri bulunur. Bunlardan biri ya da birkaçı değişiklik gösterdiğinde toplumsal yapıda farklılaşmalar meydana gelir. Bu değişimde fiziki-coğrafi etmenler, demografik etmenler, iktisadi etmenler, teknolojik gelişmeler, din ve sosyal hareketler gibi pek çok unsur rol oynar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görünen toplumsal değişme bazen olumlu bazen olumsuz yanıtlar verebilir. Bu durum sadece sosyoloji, iktisat ve politikanın odak noktasında değil doğrudan insanı anlamaya ve ifade etmeye yönelen edebiyatın da dikkate aldığı bir durumdur. Bu bağlamda olmak üzere tez çalışmasında 70Tİ yıllar toplumunu esas alarak Türkiye'de siyasi, sosyal ve iktisadi unsurların ne ölçüde etkilenip değişim yaşadığı incelenmiş ve bu değişimin Türk edebiyatı yazarları tarafından nasıl algılandığı ve neticesinde meydana getirdikleri romanlar üzerinden nasıl işledikleri araştırılmıştır. 1 Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dili Kurumu Yayınlan, 2005, s. 1993. Anahtar Kelimeler: toplumsal yapı, değişim, gelişme, 1970-1979 yıllan, roman, çatışma, sımf
Türkiye hizmet sektöründe yapısal değişim, üretkenlik ve rekabet edebilirlik
Ekonomik kalkınma ile birlikte gelişen ve değişen ekonomilerde ortaya çıkan önemli yapısal değişimlerden biri de, hizmet sektörünün genel ekonomi içerisindeki payının hem üretim hem de istihdam açısından hızla artmasıdır. Türkiye ekonomisinde de benzer bir süreç gözlenmiş ve 1960'larda %32 seviyelerinde olan hizmet sektörünün toplam ekonomi içerisindeki payı son yıllarda %64'lerin üzerine çıkmıştır. Hizmet sektöründeki bu gelişime ve değişime rağmen, özellikle hizmet sektörünün yapısı gereği ortaya çıkan ölçme sorunları Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün yeterince araştırılamamasına neden olmuştur. İşte bu nedenle, bu çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi içerisinde hizmet sektörünün evrimini ve dinamiklerini incelemektir. Bu amaçla, öncelikle 1960-2014 yılları arası Türkiye hizmet sektörü; üretim, istihdam, üretkenlik ve dış ticaret açısından betimlenmiştir. İkinci olarak, hizmet sektörü içerisinde yapısal değişim araştırılmış ve hizmet sektöründeki yapısal değişimin, hizmet sektörü üretkenliğine etkisi ortaya konulmuştur. Son olarak Türkiye ve seçilmiş ülkelerde, hizmet sektörünün rekabet edebilirliği sabit pazar payı analizi ile incelenmiştir. Bu çalışmada Dünya Bankası'nın (WB), Dünya Kalkınma Göstergelerinden (WDI), UN Service Trade Data ve TÜİK'in hizmet sektörü ile ilgili verileri kullanılmıştır.
Siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecinde Türkiye'de din-devlet ilişkileri
Bu araştırma, Türkiye'de din-devlet ilişkilerinin siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecindeki bir çözümleme ve değerlendirmesini içermektedir. Ülkemizde din-devlet ilişkilerinin gelişim ve değişimi batıdan tamamen farklı olarak ortaya çıkmıştır. Kilise (din), Batıda yaşanan toplumsal ve ekonomik değişim sonucunda, devlet üzerindeki yüzyıllar süren egemenliğini kaybetmiştir. İslamiyette, Hıristiyanlıktaki gibi bir ruhban sınıfını bulunmamaktadır. Ayrıca din-devlet ilişkileri konusunda Batıda yaşanan ekonomik ve toplumsal süreç ülkemizde yaşanmamıştır. Bu nedenlerle ülkemizde din-devlet ilişkileri yukarıdan aşağıya doğru yapılan düzenlemelerle biçimlendirilmeye çalışılmıştır.Araştırmada, tarihsel süreçte yaşanan din-devlet ilişkilerindeki değişim incelenmiş, Türklerde ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki din-devlet ilişkileri dönemler halinde açıklanmış, yönetsel ve hukuksal düzenlemelerdeki din-devlet ilişkisi ortaya konmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde din-devlet ilişkilerinin çözümlenmesi yapılırken dönemlerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıları da göz önüne alınmıştır.Günümüzde küreselleşme süreci ile toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda büyük bir değişim yaşanmakta ve bu değişim din-devlet ilişkilerini de etkilemektedir. Bu ortamda ülkemizde toplumsal bütünleşmenin sağlanması için din, siyasi çekişmelerin kaynağı olmak yerine, toplumu birleştirmenin araçlarından birisi olmalıdır.
Türkiye'de COVID-19 pandemisi sürecinde eğitimde yaşanan dönüşümün analizi: Sorunlar, fırsatlar ve eşitsizlik
2019 yılında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile birlikte hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da hızlı bir şekilde tedbirler alınmaya başlamıştır. Salgın ortaya çıktıktan sonra eğitim-öğretime ara verilmiş ve ardından ara verilen eğitim-öğretim faaliyetlerine uzaktan eğitim yoluyla devam edileceği açıklanmıştır. Alınan önlemler çerçevesinde okulların kapatılması öğrencileri dijital ortamlarda eğitim görmek durumunda bırakmıştır. Yeni ve alışık olunmayan bu durum hem bazı fırsatları hem de sorun ve tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu çalışma kapsamında Covid-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan üniversite öğrencilerinin görüşleri ve uzaktan eğitim sistemine yönelik bakış açıları değerlendirilerek pandemi sürecinde eğitimde yaşanan dönüşümün analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan 300 üniversite öğrencisine iki bölümden oluşan anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin, uzaktan eğitim sürecinde başarılı oldukları, notlarının yüksek olduğu, ancak bu süreçte alınan derslerde kendilerini kısmen yetkin gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin yaşanan bağlantı ve internet sorunlarında aldıkları teknik desteği de kısmen yeterli buldukları belirtilmiştir. Bununla birlikte pandemi sonrasında da uzaktan eğitimin tercih edilme oranının da az olduğu görülmektedir. Çalışmada uzaktan eğitime yönelik tutum, imkân ve memnuniyet, öğretim üyelerine yönelik tutum, online sınava yönelik tutum, iletişim ve erişime ilişkin tutum ile kıyaslamaya yönelik tutumlar incelenmiştir. Bulgular sonucunda her bir faktörün ise anlamlı derecede yüksek sonuçlar oluşturduğu belirlenmiştir.
Kamu yönetiminde etkinlik sağlama aracı olarak stratejik yönetim: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği
Dünyamız hızlı yaşanan bir değişim sürecine tanık olmaktadır. Küreselleşme, bilişim, iletişim, teknoloji alanlarındaki gelişmeler, ulus ? devletin gücünü yitirmeye başlaması, ulusal sınırları tanımayan bilgi akışı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet ortamı, insanların talep ve beklentilerinin farklılaşması gibi nedenlerle örgütler yaşamlarını devam ettirebilmek için değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Değişen koşullar ile örgütler geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin tespit edilmesine, bu amaç ve hedeflere ulaşılabilmek için uygulanması gerekli işlemlerin belirlenmesine imkân sağlayan stratejik yönetim tekniğine yönelmişlerdir.Özel sektörde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan stratejik yönetim, kamu sektöründe de önem kazanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyadaki geniş kapsamlı ve hızlı değişimden payını alan kamu yönetimi de değişim sürecinde mevcut yapısından kaynaklanan sorunları gidermek, işleyişini etkin ve verimli bir hale getirebilmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmiştir. Değişim süreci tüm dünyadaki kamu yönetimlerini etkilediği gibi Türk kamu yönetimi de etkilemiştir. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunulabilmesi için stratejik yönetim tekniğinin uygulanması öne çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sürekli değişim içinde olan çevreyi kontrol edip, değişime uyum sağlamak ve uyumu sürdürülebilir duruma getirmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmeleri ve stratejik yönetimin kamu sektörünün etkinleştirilmesi için kullanılan önemli bir araç olduğu iddiası çalışmaya konu olmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu yönetiminde nasıl bir paradigma değişimi yaşandığı, ikinci bölümde; stratejik yönetimin gelişimi, özellikleri ve süreçleri incelenmiş, kamu yönetiminde stratejik yönetimin yeri, gerekliliği, yararları ve uygulama güçlükleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk kamu yönetimindeki değişim çalışmaları incelenmiş, Türk kamu yönetimindeki stratejik yönetim anlayışı ve stratejik yönetimin gelişimi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; kamu kuruluşlarında stratejik yönetim uygulanmasına örnek bir kuruluş olarak bir kamu kuruluşu olan Tepebaşı Belediyesi incelenmiştir.
Balanced scorecard aracılığıyla performans analizi ve Kütahya Gediz Devlet Hastanesinde bir model denemesi
Finansal muhasebe ölçümlerine dayanan performans ölçüm yöntemlerinin artık eskimesi, geçerliliğini yitirmesi ve Balanced Scorecard'ın ortaya çıkışı performans ölçme ve strateji belirleme üzerine yeni bir çığır açmıştır. Bir kurumun faaliyetlerinin hedeflenen sonuçlara ulaşılıp ulaşılmadığı, hizmetlerin verimli, etkin ve karlı bir düzeyde gerçekleşip gerçekleşmediği konuları Balanced Scorecard ile daha iyi ölçülmüş ve planlanmıştır.Bu çalışmanın yapılma nedeni Balanced Scorecard'ın sağlık işletmelerinde ve yönetiminde kullanılarak performans, verimlik ve hizmet kalitesinin arttırılması, örgütsel değişime ayak uydurulması, kurum içi işleyişin iyileştirilmesi, öngörülen misyon ve vizyonun fiziksel ölçüler haline dönüştürülerek bu kalıplara göre sürekli gelişim ve değişimi sağlayarak stratejik hedeflere ulaşılması, hasta ve hasta yakınlarının beklentilerinin saptanarak onlara en iyi sağlık hizmetinin verilmesi, hastane personelinin eğitimi ve gereksinimlerinin karşılanarak hizmet kalitesi ve personel memnuniyetinin ve performansının arttırılması ve sıraladığımız bu boyutlar arasında dengeyi sağlayarak stratejik planlama ve yönetim üzerindeki etkilerinin nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgi toplamaktır.Kütahya Gediz Devlet Hastanesi'nde uygulanan model neticesinde kurumun ilk önce vizyon ve misyonu doğrultusunda Balanced Scorecard'ın dört boyutunu da kapsayan stratejik amaçları belirlenmiştir. Kurumun çalışma prensibi, sahip olduğu tıbbi ve fiziki yapısı, kurumdan hizmet alan hasta ve hasta yakınları ve kurum çalışanları (kurumun; finansal, ?müşteri?, iç işlemler ve öğrenme, gelişme boyutları) belirlenen stratejik amaçlar kapsamında değerlendirilip başarı ve performansı ölçülmeye çalışılmıştır. Ölçümleme ve değerlendirmeler neticesinde kurumun başarılı ve başarısız, güçlü ve zayıf yönleri tespit edilerek öneri ve eleştirilerde bulunulmuş, stratejik yönetim açısından önemli bulgulara ulaşılmıştır.
TS-EN ISO 9001:2000 kalite yönetim sistemi uygulamasının çalışan verimliliği ve kurumsal performans üzerine etkisi: Eskişehir Sağlık Müdürlüğü uygulaması
Son yıllarda, dünyada genel kabul görerek uygulanan ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Standardı ülkemizde TS-EN ISO 9001:2000 adı altında olduğu gibi Türkçeye çevrilerek Türk Standardı haline getirilmiştir. TS-EN ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi'nin Ülkemizde birçok firmada başarılı uygulamaları mevcuttur. Bu standardın son yıllarda kamu kurumlarında da uygulamaları görülmektedir. Bu yönetim sisteminin kamu kurumlarımızın sahip olduğu yanlış kaynak yönetimi, verimsizlik, performans düşüklüğü gibi birçok probleme de büyük ölçüde çözüm getireceği muhakkaktır.Özellikle son yirmi yılda ekonomik ve sosyal hayatta yaşanan gelişmeler sonucu müşteri tercihlerinde gözlenen sürekli değişim ve işletmeler arasında yaşanan rekabet, işletmeleri müşteri ihtiyaçlarını anlamaya ve sürekli değişen şartlara uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırmaya zorlamaktadır.Müşteri kavramının değiştiği, kurum çalışanları da dahil olmak üzere hizmet veya üründen etkilenen ve beklentisi olan herkesin, müşteri olarak kabul edildiği günümüzde, müşteri tatmininin sürekliliği ve kuruluşun etkin ve verimli çalışmasını sağlayarak, tüm paydaşlar için fayda sağlamak ve sistemin sürekli iyileştirilmesi için süreç yaklaşımı ve müşteri talep ve beklentilerine uyum güvencesi dahil olmak üzere, sistemin etkin bir şekilde uygulanması sonucu müşteri tatminini sağlamak Kamu kurumlarında da ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada örnek uygulama olarak ele alınan Eskişehir Sağlık Müdürlüğü'nde yürütülen Kalite Yönetim Sistemi çalışmalarının getirdiği değişiklikler ve Bu bağlamda Kalite Kavramı, ISO standartları, Kalite Yönetim Sistemi Standardı, Verimlilik, Performans ve aralarındaki ilişkiler hakkında bilgi verilerek, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Çalışanları üzerinde bir alan araştırması yapılmış ve yapılan anket ile araştırmanın nicel verileri elde edilmiş ve elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 13.0 for Windows programında faktör analizi yapılarak Kalite Yönetim Sistemi uygulamasının; Standart'ı yeni uygulamaya başlayan Eskişehir Sağlık Müdürlüğü ve çalışanlarının üzerinde neden olacağı verimlilik ve kurumsal performansa dayalı değişiklikler ile yaşanan değişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kalite, Kalite Standartları, Kalite Yönetim Sistemi, Performans, Performans Yönetimi
Değişim sürecinde örgütsel bağlılığı etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bir uygulama
Değişimler örgütün temel faktörü olan insanın örgütsel bağlılığını, değişimin yönetimine göre farklı şekillerde etkiler. Değişimlerin insan faktörünün örgüte bağlılığını yükseltecek, devam ya da normatif bağlılığı, duygusal bir bağlılığa dönüştürerek, nitelikli bireylerle örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesi için daha uzun müddet birlikteliği sağlayacak şekilde yönetilmesi gerekir. Aksi halde değişim, bireylerin örgütsel bağlılığını olumsuz olarak etkiler, bireylerin direnç göstermelerine daha da ötesi örgütten kopmalarına neden olur.Örgütlerin en önemli yönetsel amaçlarından biri, yüksek oranda örgütsel bağlılığa ulaşmaktır. Örgütsel bağlılığı yüksek olan bireylerin, bağlılığı olmayan bireylere göre, örgüte ve üretime katılımları da yüksek olmakta ve örgüt içerisinde daha iyi bir performans gösterdikleri görülmektedir. Ayrıca örgütsel bağlılığı yüksek olan bireyler, örgütün diğer üyeleri ile iyi ilişkiler kurmakta ve tatmin düzeyleri daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle, çalışanların örgütsel bağlılığını tespit edebilmek örgütler için çok önemli kabul edilmektedirDeğişim sürecinde bireylerin örgütsel bağlılıklarının yükseltilmesi için değişimin gerekçelerinin bireylere anlatılması, fikirlerinin alınması, açık olunması ya da onların da değişim sürecine katılmalarının sağlanması çok önemlidir.Değişim sürecinde örgütsel bağlılığın seramik sektöründe araştırıldığı bu çalışma, Eskişehir ve Bilecik illeri örnekleminde gerçekleştirilmiş ve bu illerde seramik sektöründe çalışanların örgütsel bağlılıkları değişim orijininde araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Değişim, Değişim Süreci, Faktör, Örgüt, Örgütsel Bağlılık.
Örgütsel vatandaşlık davranışının örgütsel değişim üzerin etkileri ve bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı çalışanların göstermiş oldukları örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel değişim arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Örgütsel vatandaşlık davranışı özgecilik, vicdanlılık, nezaket, centilmenlik ve sivil erdem olmak üzere beş boyutta, örgütsel değişim ise bireysel anlamda çalışanların değişimi nasıl algıladıklarına yönelik sorular ile teknolojik ve yapısal anlamda değişim olarak iki ayrı boyutta incelenmiştir.Tez dört ana bölümden meydana gelmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde örgütsel vatandaşlık davranışı kavramı ikinci bölümde örgütsel değişim kavramı açıklanarak bu alanda yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde örgütsel vatandaşlık davranışının örgütsel değişim üzerine etkileri ilişkilendirilmiştir. Son bölümde ise literatür taraması sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda Eskişehir ilinde bulunan iki büyük alışveriş merkezinden birisinde mağaza çalışanlarına anket tekniği kullanılarak uygulama yapılmıştır. Söz konusu anket formlarından elde edilen veriler SPSS 15 programına kaydedilerek örgütsel vatandaşlık davranışının örgütsel değişim üzerine etkileri analiz edilmiştir.Araştırma bulgularında, örgütsel vatandaşlık davranışı ile bireysel değişim arasında negatif yönlü bir ilişki görülmekte, örgütsel vatandaşlık davranışı ile yapısal-teknik değişim arasında ise anlamlı bir ilişki görülmemektedir. Ayrıca araştırmadaki sonuçlar dolayısıyla çalışma yapılan örgütte özgecilik, vicdanlılık, nezaket, centilmenlik, sivil erdem ve değişim gibi kavramların olması gereken seviyelerde olmadığı gözlenmektedir. Sonuç olarak araştırma yapılan örgütte vatandaşlık davranışına ilişkin aksaklıklar belirtilmiş ve etkin bir örgütsel değişim için, çalışanların ve yöneticilerin neler yapmaları gerektiği konusunda önerilere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Örgütsel vatandaşlık davranışı, Örgütsel değişim
Teknolojik değişimin işgörenler üzerinde yarattığı durumluk ve sürekli kaygı düzeylerinin incelenmesi
Örgütler çevreleriyle sürekli bir ilişki içinde bulunan açık sistemlerdir. Bu nedenle kendilerini sürekli olarak değişen koşullara uydurmak zorundadırlar. Bu değişimin yoğun olarak yaşandığı alanlardan biri teknolojidir. Teknolojik değişimin olumlu veya olumsuz etkileri uygulamadan uygulamaya değişmektedir. Yeni teknolojiler işgörenlerin yeteneklerini çabucak eskitmektedir. Ek olarak yeni ekipmanı ve sistemleri sürekli olarak iyi bilme gereksinimi, işgörende tehdit durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu durum yeterli destek alınamazsa potansiyel kaygı kaynağı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, teknolojik değişimin işgörenler üzerinde yarattığı durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri arasındaki korelasyonu incelemektir. Araştırmaya Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığı?nda görev yapan 141 işgören katılmıştır. İşgörenlerin teknolojik algı düzeylerini belirlemek amacıyla işgörenlere, ``Teknolojik Değişim Algı Ölçeği??, işgörenlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeylerini değerlendirmek amacıyla işgörenlere ``Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri?? uygulanmıştır. İşgörenlerle ilgili bazı bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından oluşturulan ``Demografik Özellikler Anketi?? kullanılmıştır. Veriler, SPSS 16.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında aritmetik ortalama, standart sapma, ikili değişkenler için t-testi ve çoklu değişkenler için varyans analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farkın kaynağını bulabilmek için Tukey veya Tamhane testi yapılmıştır. Ölçeklerin birbiri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknolojik Değişim, Durumluk ?Sürekli Kaygı
Örgütsel değişim ve öğrenen örgütler arasındaki ilişkinin ölçülmesine yönelik bir otel işletmesinde araştırma
Küreselleşme sürecinde yaşanan çok yönlü rekabet ortamında, organizasyonların ayakta kalabilmeleri ve rekabet edebilmeleri çok güçleşmiştir. Bu şartlar altında organizasyonların başarı elde edip sürdürebilmeleri örgütsel düzeyde bir değişimle ve değişime uyum sağlayabilme kabiliyetleriyle mümkün olacaktır. Çünkü organizasyonlar açık sistemlerdir ve çevreleriyle sürekli bir iletişim halindedirler. Çevre bazı fırsat ve tehditler barındırır. Bu fırsatlardan zamanında yararlanıp tehdit ve tehlikelerden de zamanında korunabilmek gerekmektedir. Günümüzde yaşanan değişim geçmişte yaşanan değişimden hızlıdır ve örgüt yapılarını değiştirmeye zorlamaktadır. Her şeyin çok hızlı değiştiği günümüzde değişimlere ayak uyduramayan organizasyonlar, çok kısa bir süre sonra küçülme ya da dağılma durumuyla karşı karşıya kalacaklardır. Bu nedenle organizasyonlar varlıklarını sürdürebilmek için, değişen şartlara uyum sağlamak zorundadırlar. Ve değişim ortamına uyum sağlayabilecek yeni yapılanmalara yönelmektedirler. Öğrenen organizasyon yaklaşımı da, organizasyonlara bu konuda yardımcı olabilmek için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Öğrenen organizasyon, öğrenerek kendini yenileyen organizasyondur. Bu organizasyonlar öğrenerek değişir ve değişmek için öğrenirler. Öğrenen organizasyonlar çevrelerine karşı açıktırlar ve çevredeki gelişimleri izleyerek öğrenmeyi sürekli kılarlar. Çünkü değişen şartlara uyum sağlamanın en etkili yolu sürekli öğrenmeden geçer. Öğrenerek kendini yenileyen, değişimlere daha çabuk uyum gösterebilen öğrenen organizasyonlar, amaçlarına daha çabuk ulaşmakta ve değişiklikleri daha çabuk hayata geçirebilmektedirler. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Değişim, Öğrenme, Öğrenen organizasyon
İşletmelerin uluslararasılaşmasında bir değişim aktörü olarak sivil toplum kuruluşlarının rolü
Uluslararası pazarlara açılma eğiliminde olan işletmelerin, başarılı olabilmesi için ülkelerin farklı kültürel yapıları, farklı davranış şekilleri, ekonomisi, demografik özellikleri, hukuki, politik ve ticari yapılarına yönelik doğru verilerin elde edilerek, en iyi şekilde analiz yapılıp, karar alınması gerekmektedir. Bu doğru verilerin elde edilmesi de ancak farklı ülkeler hakkında yeterli bilgiye sahip olan bir değişim ve aracı rolü üstlenen kişi ya da kurumlar tarafından yerine getirilmektedir. Sivil toplum kuruluşları, devlet etkisinden uzak, bağımsız, toplum yararına hizmet eden, kâr amacı gütmeyen "üçüncü sektör" olarak uluslararası pazarlara girmek isteyen ya da uluslararası pazarlarda hali hazırda faaliyet gösterip kendisini geliştirmek isteyen, ancak kendisine üye olan işletmelere, farklı ülkeler hakkında bilgi elde etme, yeniliği uyarlama, bağlantılar kurma, etkinlikler düzenleme, eğitim verme ve danışmanlık yapma gibi faaliyetler ile bir değişik aktörü durumundadır. Bu çalışma, STK'ların, işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasında ve uluslararası faaliyetlerini sürdürmesinde bir değişim aktörü olarak rollerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde, uluslararasılaşma ve STK ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış, yazına uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Üçüncü bölümde, işletmelerin uluslararasılaşmasında STK rolleri açıklanmıştır. Daha sonra Ege ve Batı Akdeniz Sanayicileri ve İşadamları Federasyonu "ESİDEF"e üye olup yurtdışı faaliyetlerde bulunan işletmelerde yapılan anketten elde edilen veriler çerçevesinde analiz yapılarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum Kuruluşları, Uluslararasılaşma, Değişim Aktörü, Ticari Birlikler, Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolleri
Teknolojik değişim yoğunluğunun yönetici tipolojisine etkileri
ÖZET Değişim, günümüz işletmelerinin ayrılmaz bir olgusu haline gelmiştir. Bu açıdan, yöneticilerin değişimci özelliklere sahip olması ve değişimin yarattığı gündemi izleyebilmeleri ve hatta etkin işgören politikalarıyla da gündemi tespit etmeleri gereklidir. Değişimin yoğunluğundan, bireyden topluma kadar tüm örgütler etkilendiği gibi, yöneticiler de bundan etkilenmekte ve bir takım değişimleri kendi kişiliklerinde gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir. Teknolojik değişimin kronolojisi gözönünde bulundurulduğunda, sanayi devriminde önceki dönemlere göre büyük değişimler yaşanırken, günümüze yaklaştığımızda daha yoğun bir şekilde arttığı ve bilinçli olarak çeşitli yöntemlerle gerçekleştirildiği; örgüt tasarımında da öncelikli olarak ayrı birimlerde ele alındığı görülmektedir. Genel düzeyde ise akademisyen, yönetici ve yazarların bu konu üzerinde eğilimlerinin olduğu ve örgüt birimlerinde işgörenlerle uyumun gerçekleşebilmesi için, beraberinde yönetim anlayışında da bazı değişikliklerin gerektiği saptanmış, gelişmiş ülkelerde bunun işgörenlere demokratik ve katılmalı yönetim şeklinde yaklaşılması konusunu ortaya çıkarmıştır. Ancak kendi teknolojisini henüz üretemeyen ülkelerdeki yöneticilerin kuralcı davrandıkları, yani otoriter yönetim anlayışını benimsedikleri varılan sonuçlar arasındadır.
Örgütlerde değişişimin güdüleme üzerine etkileri
ÖZET Örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri ve başarılarını uzun yıllar garanti altında tutabilmeleri için esnek bir yapıya sahip olmaları gerekir. Diğer bir ifadeyle, örgütlerin verimli bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmeleri için zaman zaman küçük veya büyük çapta değişiklik ya da yenilikler yapmaları gerekmektedir. Bu nedenle değişiklik, kaçınılması mümkün olmayan bir olgudur. Örgütsel değişimin genel olarak amacı, değişen iç ve dış çevre koşullarına karşın örgütün etkinlik ve verimliliğini artırmak, işgörenlerin en yüksek doyumu sağlamalarına ve gelişmelerine imkan veren bir örgütsel yapıyı kurmak şeklinde ifade edilebilir. Açık sistem olarak örgütler yaşamlarını sürekli kılmak için bu değişikliklere uyum sağlamak durumundadırlar. Bu bağlamda yapılan değişmelerle işgörenleri güdüleyici, verimlerini arttırıcı yönde geliştirilmesine çalışılmalı, değişimde güdüleyici faktörlere yer verilmelidir. ıı
Organizasyonlarda WEB tabanlı değişim yönetimi: Bilgisayar teknolojilerinin örgütsel değişime ilişkin algılamalar üzerine etkileri
Değişim, günümüzde yoğun olarak hissedilen bir olgu halini almıştır. Değişimin ivmelenmesinin nedenlerine gelince, içinde bulunulan iletişim ortamı, bilgi teknolojilerinin sağladığı geometrik bilgi artışları, küreselleşen dünya düzeninde yaşanan yoğun rekabet gibi temel nedenleri sıralayabiliriz. Hızlı değişim ortamının gereği olarak, organizasyonlar esnek yönetim yaklaşımlarını benimsemekte, organizasyonun esnekliğini ve etkinliğini artıracak bilgi ve iletişim teknolojilerini yoğun olarak kullanmaktadır. Organizasyonlar için günümüzde en büyük esnekliği ise, internet ortamının sunduğu iletişim imkanları sunmaktadır. Bunun bilincinde olarak organizasyonlar işi bu yapı üzerinden (e-uygulamalar) yapacak şekilde yeniden teşkilatlanmakta, yeni yapıları ile değişimlere daha çabuk ve hızlı tepki gösterebilmeyi arzulamaktadır. İş süreçleri yeni uygulamalarla uyumlu hale getirilmekte, ancak değişimlere tepki gösterebilmek, izleyebilmek, proaktif davranışlar geliştirmek tesadüflere kalabilmektedir. Bu çalışma kapsamında, internet tabanlı yapılar içerisinde değişimi sorunsuz yaşatacak, e- uygulamaların ruhuna uygun bir değişim modeli(WTDYS) geliştirilmeye çalışılmıştır. Modeli ortaya koymadan önce, değişim ve yönetimi, bilgi teknolojileri ve yeni iş modelleri üzerinde mümkün olduğunca kapsamlı araştırma yapılmaya çalışılmıştır. Modeli test etmek mümkün olmamakla birlikte, bir kamu kurumunda yapılan bir araştırma ile, WTDYS modelinin, üstleneceği görev ve sorumluluklar, sergileyeceği yaklaşım ve içereceği kadrolar açısından doğru kurgulanıp kurgulanmadığı test edilmiş, bu konuda yararlı ip uçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Web Tabanlı Yönetim, E-uygulamalar, Değişim Yönetimi, Web Tabanlı Değişim Yönetimi
İlköğretimde sosyal bilgiler eğitiminin geçirdiği muhteva değişimi ve bunun Türk toplum yapısındaki değişim dinamikleri içerisindeki yeri
Sosyal Bilgiler Eğitiminin ilköğretimde okul müfredatına girmesiyle birlikte toplumun geleceğinin teminatı olan çocukların sağlıklı düşünme ve yetişmesine birinci dereceden katkı sağlamıştır. Bireyde kişiliğin gelişmesine yardım eden, onun gelecekteki yaşantısında başarılı, mutlu, düşünce yapısı sağlam; ülkesi ve ulusu için yararlı bir insan olmasını sağlayan bilgi, beceri tutum ve davranışları kazandırma süreci olan eğitimde Sosyal Bilgiler öğretimiyle, üzerinde en çok durulan konulardan biri öğrenci davramşlarının değiştirilmesidir. Bu davranış değişikliğiyle ulaşılmak istenen hedeflere daha kalay ulaşılacağına inanılmaktadır. Bireyin bilişsel, duyuşsal ve hareket özelliklerini amaçlanan yönde geliştirip değiştirme işi eğitimin özelliklede sosyal Bilgiler eğitiminin kapsamı içindedir. Her toplum, o toplumu oluşturan bireylerini kendi amaçları doğrultusunda yetiştirmek istemektedir. Bir başka deyişle, her toplum kendi toplumsal yapısına uygun, toplumsal amaçları doğrultusunda ve var olan gizli gücüne göre eğitmek zorundadır. Bireylerin eğitimi sırasında toplumsal yapı içerisinde ki değişim dinamiklerine uygun, toplumun düzenini bozmayacak doğrultuda bu çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sosyal Bilgiler Eğitimiyle toplum dinamiklerinin Toplumsal koşullara göre, toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünü yetiştirme görevini, Sosyal Bilgiler dersleriyle yerine getirmeye çalışmaktadır. İlköğretim okullarının dördüncü ve beşinci sınıflarda okutulmakta olan ve bugün altıncı ve yedinci sınıflara da konulmuş olan Sosyal Bilgiler dersinin temel amacı, öğrencilere önemli sosyal beceriler kazandırarak onların toplumsallaşmalarını sağlamak ve onları iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir. Bu bakımdan, Sosyal Bilgiler dersinin ilköğretim programında önemli bir yeri vardır.VI Sosyal Bilgiler dersiyle verilen eğitimle hayata hazırlanan öğrenciler daha sağlıklı düşünme gücüne kavuşacaklardır. Toplumun her kademesinde aktif bir rol oynayacak olan bireyler toplum dinamiklerini (nüfus, aile, siyaset, ekonomi, eğitim) daha yaşanır hale getirmeye çalışacaklardır. Ulusal eğitim politikasının belirlenmesi ve bunun uygulanmaya konulmasıyla da bu dinamikler kendi aralarında daha uyumlu hale geleceklerdir. Sosyal Bilgiler öğretiminin niteliği doğrudan Sosyal Bilgiler öğretimi Programı ile ilişkilidir, öğretim programı, eğitim programı içinde önemli ölçüde ağırlık taşımakta, genellikle belli bilgi kategorilerinin bir sistem içinde düzenlenmesinden oluşmaktadır. Ulusal eğitim politikasının uygulamaya dönüştürülmesinde eğitim programları önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim programlarının, toplumu meydana getiren bireyleri ulusal çıkarlar doğrultusunda eğitmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda kalkınma, gelişmişlik, sosyo-politik değerler, gelir dağılım ve işsizlik gibi konularda istenen hedefler varılmaya çalışılmıştır. Programların sürekli olarak değişen ve gelişen toplum koşullarına ayak uydurması, bireyin beklenti ve gereksirıimlerine cevap vermesi önemli bir zorunluluktur. Bu nedenle de var olan programların araştırmalara dayalı bir süreç içerisinde sürekli olarak geliştirilmesi bir mecburiyet olmaktadır. Gelişen ve değişen toplumda Sosyal Bilgiler Eğitiminin toplum dinamikleri içerisindeki yeri günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.
Pandemi sürecinde temel eğitimde yaşanan değişime ilişkin öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşleri
Örgütlerin doğasında olan örgütsel değişim kavramı hayatta kalabilmelerini sağlamak için oldukça önemli bir olgudur. Sürekli büyüyen ve gelişen örgütler için zaten kaçınılmaz olan değişim olgusu artık COVID-19 pandemisinden sonra özel bir önem arz etmiştir. Küresel dünyada örgütleri benzer pandemiler ya da iklim krizleri ile tetiklenen değişim hareketleri beklemektedir. Bu noktada örgütlerde değişimi iyi yönetebilmek ve süreç içerisinde yaşanan dirençlerle mücadele edebilmek önem kazanmıştır. Bunun için değişimi derinlemesine anlamak gerekmektedir. Araştırmanın amacı da bu doğrultuda pandemi sürecinde yaşanan değişimi, nedenleri, engelleri ve sonuçları ile kapsamlı şekilde bir bütün olarak inceleyerek eğitim sisteminin benzer süreçleri karşılayabilme yeterliliklerini değerlendirme konusunda bir bakış açısı kazandırmaktır. Araştırmada pandemi döneminde okullarda yaşanan değişime ilişkin okul yöneticileri ve öğretmenlerin deneyimlerini inceleyen nitel araştırma yönteminden fenemenolojik desen üzerine dizayn edilmiştir. İhtiyaç duyulan verilerin toplanması için yarı yapılandırılmış görüşme formu bir araç olarak seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde bulunan temel eğitime bağlı okullarda görev yapmakta olan 10 okul yöneticisi ve 10 öğretmen oluşturan toplam 20 kişilik bir amaçlı örneklem grubudur. Görüşme sonuçları içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre pandemi döneminin yarattığı ani ve hazırlıksız değişimler eğitimde olumsuz bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Yönetim sürecinde planlama ve karar vermede sorunlar yoğunluktayken, sınıf içi süreçlerde yetersiz ebeveyn desteği ve kaynak yetersizliği önemli bir etken olmuştur. Kaynak yetersizliği ve bilişim teknolojilerine hâkimiyette yetersizlikler değişimin önünde ciddi bir engel olarak kaydedilmiştir. Süreç boyunca psikolojik olarak olumsuzluklar yaşadıklarını ifade eden öğretmenlerin bu durumdan kaynaklı olarak eğitim öğretim faaliyetleri olumsuz etkilenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ani ve hazırlıksız değişimleri yönetme ve yürütme konusunda hem okul yöneticileri hem de öğretmenlerin bazı yeteliliklere ihtiyaçları vardır. Uzaktan eğitime geçişin ilerleyen dönemlerde de önem kazanacağı görüşünden yola çıkılarak eğitimde bilişim teknolojileri alanında tüm paydaşların eksikliklerinin giderilmesi gerekmektedir. Bu döneme benzer kriz niteliğinde değişimler için paydaşların psikolojik anlamda güçlü kılınmalarını sağlayacak mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Kurumsal iletişimin değişen yönü ve bir uygulama
Xlll ÖZET Yalın bir ileti alış verişinden çok toplumsal nitelikli bir etkileşim ve paylaşımı içeren iletişim, açık ve sosyal bir yapıda olan örgütler için de varlıklarını sürdürebilmeleri açısından en önemli öğelerden biridir. Kurumsal iletişim, yönetim olgusu ile ortaya çıkmış ve zaman içerisinde yönetsel disiplinlerin değişimi ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle bir değişim trendi yaşamıştır. Kurumsal iletişimde meydana gelen yapısal değişimler, kurum içi ve kurum dışı iletişim yapısını değiştirmiş ve genel olarak örgütlerin iş yapma alışkanlıklarını etkilemiştir. Bu gelişmelere paralel olarak çevresel değişimler yaşayan ve daha global ve güçlü bir rekabet ortamında faaliyet göstermek durumunda kalan örgütler, bilgi ve iletişimin anlamını yeniden keşfetmiştir. Yapısal değişimlerle kurumsal iletişimin örgüt genelinde sağladığı destek, küreselleşme ve rekabet avantajı, artan işgücü performansı ve örgütsel etkinlik, esnekleşen örgüt yapısı ve örgütsel öğrenmenin desteklenmesi yönündedir. Bugün, kazanan örgüt olmak, kendini ifade edebilen örgüt olmak anlamındadır. Bu çalışmada, kurumsal iletişimde yaşanan değişim süreci ve etkileri detaylı olarak incelenmekte ve örnek bir uygulama sunulmaktadır. ABSTRACT Communication, consisting of a social interaction and shareness as a means of more than just a simple exchange, is one of the most important elements for organizations in order to survive. Organizational communication was structured by the management concept and, by the time, had
Kadın haklarında geleneksel bakış aşısının etkinliğinin Yargıtay'ın bir kısım boşanma kararlarındaki kadın olgusuna yansıması
Tez konusu problemin sınırlarının belirlenebilmesi için; öncelikle ataerkil (geleneksel) bakış açışım oluşturan ve karşıtı eşitlikçi haklan hazırladığı düşünülen olgular kısaca ele alınmış ve bu kapsamda; Kadım erkeğe bağımlı kılan ataerkil bakış açısının oluşumu ve devamında etken olan, tarım toplumu yaşam koşullan, din öğesi ve Tek Tann'lı üç dinin şeriat kurallarındaki erkek lıakimiyeti ve kadının ikinciliği olgusu vurgulanmıştır. Sanayi toplumu yaşam biçimine geçişle; kadınların ücret karşılığı üretime kaülmalannın, kamusal alanda çalışmalarının getirdiği özgürleşme sonucu eşitlikçi haklara kavuşmalarının, geleneksel rollerin değişimindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Türkiye yönünden tarihsel sürece bakıldığında: Hukuk normlanyla kadın haklan arasındaki bire bir bağlantı nedeniyle, Osmanlı Dönemi teokratik hukuk sistemi içerisinde kalan kadın ve aile ilişkileri ele alınarak n.Meşrutiyet sonrası kadınlara tanınan haklar belirtilmiştir. Ardından geleneksel bakış açısmda köktenci değişimi sağlayan Atatürk îlke ve Devrimleri içinde son derece önem taşıyan ve eşitlikçi haklan içeren kanunlara değinilmiştir. Laik Pozitif Hukuk Sistemi'nin, kadının özgürleşmesinde ve sosyo-ekonomik hayata katılımındaki etkisinin geleneksel bakış açısının değişimindeki önemi vurgulanmıştır. n.Dünya Savaşı'nda yaşananlar sonucu; İHEB'in düzenlendiği ancak; buna rağmen fiili eşitliğin sağlanamaması üzerine BM'ce KKHAÖS'nin oluşturulduğu, Türkiye'nin de kabul ettiği bu sözleşme gereği, geleneksel rollerdeki değişim için ulusal mahkeme kararlan da içinde olmak koşuluyla, her türlü önlemin alınması yolundaki yükümlülükler üzerinde durulmuştur. VIAncak eşitlikçi haklara bu konudaki taahhütlere karşın, halen Yargıtay'ın bir kısım boşanma kararlarına yansıyan geleneksel bakış açısının, fiili eşitliğin önünde duran hukuksal engeller içinde olduğu düşünüldüğünden bu bağlamda, tez konusuna ilişkin kararlardaki geleneksel bakış açısını içeren gerekçeler; eşitlikçi ve kadın lehine pozitif haklar kapsamında irdelenmiştir. Sonuç olarak; toplum yaşamında fiili eşitliğin uygulanırlığını sağladığı düşünülen eşitlikçi ve kadın lehine pozitif haklar doğrultusunda verilecek Yargı Kararlarının, geleneksel rollerin değişiminde en az eşitlikçi haklar kadar önemli olabileceği hususu vurgulanmaya çalışılmıştır. vn
Osmanlı arşiv belgelerine göre 1914 Osmanlı-Yunan nüfus mübadelesi girişimi
Değişim dönemlerinde çalışanların tutum ve davranışlarının geliştirilmesi ve bunun örgüt kültürüne yansımasına yönelik bir araştırma
ÖZET Günümüzün yoğun rekabet ortamında değişim işletmeler için bir zorunluluktur. Öte yandan değişim çabalarının başarılı olabilmesi ise çoğunlukla çalışanların tutum ve davranışlarının etkin bir biçimde yönetüebilmesine bağlıdır. Bu bağlamda örgüt kültürü çalışanların tutum ve davranışlarında tutarlılığı sağlamada işletmeler için önemli bir araçtır. Bu amaçla bu tezde organizasyonel değişim ve örgüt kültürü kavramları teorik olarak ele alınmış; yalan zamanda değişim süreci yaşamış bir işletmenin çalışanları üzerinde gerçekleştirilen araştırma ile çalışanların değişim sürecine ve örgüt kültürüne ilişkin algılan arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlan her iki değişken arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin var olduğunu ortaya koymuştur. ABSTRACT Change is a must for organizations in today's intensive competitive environment. On the other hand, success of the change efforts mostly due to the effectively management of employees' attitudes and behaviors. In this context, organizational culture is an important tool for having consistency in employees' attitudes and behaviors. To this end, in this thesis the concepts of organizational change and organizational culture are examined theoretically, and the relationship between these two concepts is investigated through a research conducted on the employees of a firm which has been recently realized a change process. The research results revealed that there is a significant relationship between the two variables. in
Değişen kütüphaneler ve kütüphane hizmetlerinin kullanıcılar üzerindeki etkileri: Ankara örneği
"Bilgi çağı" ya da "dijital çağ" olarak adlandırılan 21. yüzyıl, hızla gelişen teknolojinin tüm toplumsal yapıları yeniden şekillendirdiği dönemdir. Bu dönemde, kütüphaneler gerek kavram gerekse içerik olarak daha önceki dönemlerde olmayan biçimde değişim geçirmektedir. Topluma kâr amacı gütmeden hizmet veren kütüphaneler, toplumun bilgi gereksinimlerini ve beklentilerini kaliteli hizmet anlayışı ile karşılamak amacıyla varlıklarını geliştirerek devam ettirmektedir. Kütüphaneler tüm toplumsal değişim süreçlerinden etkilenen bilgi kurumlarıdır. Toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve teknolojik dinamikleri kütüphaneleri sistemli bir şekilde değişime ve dönüşüme zorlamaktadır. Kütüphaneler değişim zorunluluğuna çoğu zaman uyum sağlamakta; bileşenlerini ve hizmetlerini yenilemektedir. Kütüphanelerde yaşanan değişim ve dönüşümlerin kullanıcılar üzerindeki etkisi araştırılması gereken önemli bir konudur. Çoğunlukla kullanıcılar kütüphane dünyasında gerçekleşen değişim ve dönüşümlerden yeterince ve zamanında haberdar olamamaktadır. Bu nedene kütüphane dünyasında kendileri için gerekli olan hizmetlerden yeterince yararlanamamaktadırlar. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de değişen kütüphanelerin ve kütüphane hizmetlerinin kullanıcılar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Toplumun değişen kütüphane ve kütüphane hizmetlerine yönelik tutumlarını ve farkındalıklarını tespit etmek amacıyla çalışma kapsamında katılımcılara anket uygulaması yapılmıştır. Anket bulguları doğrultusunda toplumun değişen kütüphane ve hizmetlerine yönelik bilgilerinin ne oranda olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda toplumun kütüphanelerin değişen unsurlarından ve hizmetlerinden yeterince haberdar ve farkında olmadıkları genel sonucuna varılmıştır. Bu amaçla kütüphanelerin kullanıcılarıyla daha fazla iletişimde bulunması gerektiği düşünülmektedir. İletişimin yeterince gerçekleşmesi için halkla ilişkilerin önemli bir fonksiyonu olan tanıtım faaliyetlerine önem verilmelidir. Kütüphane ile toplum arasında etkileşimin sağlanması için kütüphanelerin dışa açılma, halkla ilişkiler, pazarlama, markalaşma ve lobi çalışmaları gibi tanıtım tekniklerinden yararlanması gerekir. Kütüphane ile ilgili halkla ilişkiler ve reklamcılık faaliyetleri arttırılmalıdır. Değişimin en büyük aktörü olan teknolojiden, tanıtım faaliyetleri sırasında daha yoğun olarak yararlanılmalıdır. E-posta, web ilanları, bloglar, sosyal medya ve mobil uygulamalar gibi yeni medya araçları ile kütüphane tanıtımları yapılmalıdır.
Gidenlerin geriye kalanlara etkisi gürün örneklemi
Bu araştırmada Gürün (Sivas) örnekleminin dışa verdiği göçün, ilçenin sosyo-kültürel yapısına ve yaşantısına olan etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Gürün' ün dışa verdiği göçün, ilçenin ve kalanların ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal yapısına ve uyarlanmalarına nasıl bir etkisi olduğu tartışılmıştır.Araştırma tarama tipinde olup, temel veri kaynağı, mevcut istatistiksel veriler ve araştırma esnasında geliştirilen görüşme formu doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarından oluşmaktadır. Veri kaynağını, araştırmacı tarafından hazırlanan 39 soruluk görüşme formunun uygulandığı, Gürün'de ikamet etmekte olan, yarısı erkek, yarısı kadın ve farklı yaş gruplarından toplam 150 hane üyesi oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda Gürün'den dışarıya yapılan göçten, öncelikli olarak ilçenin ekonomik yapısının etkilendiği görülmektedir. İlçenin mevcut ekonomisi göçlerle birlikte daha da gerilemiştir. Geçim kaynakları değişmiş, ilçe dışına yapılan nitelikli göçler artmıştır. Kültürel anlamda ise, ilçedeki eski gelenekler devam etmekle birlikte, gençlerin büyük kısmı tarafından uygulanmamaktadır. İlçedeki siyasal eğilimler değişiklik göstermektedir fakat bu durumu sadece göçle açıklamak yeterli olmasa da, göçün etkili olduğu söylenebilir. Gürün'ün yoğun göç verdiği yıllara paralel olarak, siyasal eğilimler de, göçten sonra değişiklik göstermiştir. İlçenin eğitim düzeyi düşmüştür. Verilen göçler ilçenin daha fazla gerilemesine neden olmuştur.