Tombs
57 theses under this subject heading
Mahperi Huand Hatun ve yaptırdığı yapılar
Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubad'ın eşi Mahperi Huand Hatun'un kimliği, yaşamı ve yaptırdığı yapılar bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Dönem kaynaklarında kendisine çok az yer verildiğinden, yaşam öyküsü ancak genel hatlarıyla belirlenebilen Mahperi Huand Hatun, cami, hamam, türbe, zaviye ve han türünde pek çok yapı yaptırmıştır. Kitabeli yapılarının tümü, oğlu Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Tarihi ve siyasi koşullar, diğer yapılarının da aynı dönem içinde inşa edildiklerine işaret etmektedir. Bu çalışmada, mimari ve süslemeleriyle irdelenerek karşılaştırmalı değerlendirmelere tabi tutulan yapıların, Anadolu Selçuklu mimarisi içerisindeki yerlerinin tespitine çalışılmıştır. Plan ve mekan olarak yeni denemelerin gerçekleştirildiği Kayseri Mahperi Huand Hatun Camii, kuzeybatı iç köşesine yerleştirilen bani türbesiyle Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerindendir. Mahperi Huand Hatun Türbesi, cami ibadet alanı içinde yer alan konumu, benzer örneğine Anadolu veya yakın coğrafyada rastlanmayan mukarnaslı yüksek kaidesi ve her biri farklı süsleme kompozisyonuna sahip cephe düzeniyle özgün özelliklere sahiptir. Caminin yakınındaki kadınlar için yaptırılan hamam yapısının soyunmalık bölümü duvarlarının özgününde Kubadabad Sarayı çinileri tarzında çinilerle kaplandığı anlaşılmıştır. Yapının çini kaplamaları dışında Anadolu Selçuklu hamam mimarisini devam ettirdiği görülmektedir. Kayseri Şeyh Turesan Zaviyesi, kapalı bir sofanın iki yanına sıralanan mekanları ve daha sonra çok sayıda kişinin defnedilmesiyle türbeye dönüştürülen büyük ölçekli konaklama (han) birimiyle öne çıkar. Tümü, uluslararası deniz aşırı kuzey-güney ticaret yolları üzerinde inşa edilen han yapıları, Anadolu Selçuklu hanlarının plan şemalarını tekrarlamışlardır. Bu çalışmada Mahperi Huand Hatun'un yaptırdığı yapıların önemli bazı yeniliklere getirmekle birlikte genel olarak Anadolu Selçuklu mimari teknik ve uygulamalarını tekrarladıkları, gelenek içinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Mecitözü ilçe merkezi ve çevresinde dini ziyaret yerleri
Kutsal olduğuna inanılan ziyaret yerlerinden yararlanmak amacıyla, hatırı sayılır sayıda ziyaretçi bu alanlara yönelmektedir.Başvurulan ziyaret yerleri toplum için önemli işlevlere sahiptir.Belirli yerler; ağaçlar, mezarlar, sular vb. şeyler insanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir. Bu yerlerin ziyaret edilmesi din sosyolojisi açısından karşımıza çıkan önemli bir araştırma konusudur.İnsanlar çeşitli maddi ve manevi sebeplerden bu yerleri belli zamanlarda ziyaret ederler.Buralarda çeşitli Uygulamalar yapılır ve dualar edilir. Bu uygulamalarda, İslam öncesi Türk inanç ve kültürünün izleri görülmektedir. Ziyaret fenomeni, İslami motiflerle karışık halk dindarlığının, inanışlarının ve uygulamalarının yansımaları olarak görülmektedir. Ziyaretin sebebi genellikle çaresiz ve ruhi bunalımda olan insanlar için psikolojik tatmin merkezi olmakla birlikte, sahip olunmak istenen çeşitli şeylerin elde edilmesinde burada yatan kişilerin manevi güçlerinden faydalanmak amacıda taşımaktadır. Hastalıklardan muzdarip olanların, maddi zorluk çekenlerin, dileklerine ulaşmak isteyenlerin müracaat yeri bu Mekânlardır. Mecitözü İlçe Merkezi ve Çevresinde Dini Ziyaret Yerleri adlı bu çalışma ziyaret fenomenini açıklayarak, bu bölgedeki ziyaret yerlerini, yöre halkının buralarla ilgili bilgi, düşünce ve uygulamalarını aktarmaktadır. Din sosyolojisinin yöntemleri ile halk inanışlarının önemli bir bölümünü oluşturan ziyaret olgusu ve bu bölgedeki yansımaları incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Ziyaret, Kutsal, Türbe, Mecitözü, Çorum
Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerleri
Coğrafi konumu ve tarihi yönüyle Amasya; birçok kültürün, milletin yaşam alanı olarak seçtiği, Osmanlı Devleti zamanında da Osmanlı şehzadelerin yetiştirildiği önemli kültürel zenginliklere sahip bir yer olmuştur. Çalışmamız; giriş kısmı, dört bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında; araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, kapsamı ve sınırlılıklarından bahsediliştir. Ve sonunda tanımlar kısmına yer verilmiştir. Birinci bölümde; kısaca Amasya tarihi ve coğrafi durumu/sosyo-kültürel yapısına yer verilmiştir. İkinci bölümde; dini ziyaret; sosyolojik bir anlama ve dini ziyaret yerleri ve ziyaret ediliş amaçları ele alınıştır. Üçüncü bölümde; Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerlerine gidilerek yapılan incelemeler, mülakatlar ve bunun neticesindeki nesnel yorumlara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerleri sosyolojik bir yaklaşım ile değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen bilgilerin sonuç ve değerlendirilmesi yapılmıştır. İncelenen sahanın genişliği de dikkate alınarak, araştırmamız Amasya şehir merkezi ile sınırlı tutulmuştur. Çalışmamız kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda birçok türbe, mezar, kuyu, ağaç, taş, toprak vb. dini ziyaret yeri tespit edilmiştir. Bu yerlerden bazıları yoğun bir şekilde ziyaret edilmekte olup çeşitli ritüellerin gerçekleştirildiği yerlerdir bazıları ise günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Ziyaret yerlerinin bir kısmında zamanın meşhur Veli, Pir, Şeyh'lerinden olan zatlar metfun bulunmaktadır. Bir kısmında ise Şehzade, Paşa veya devlet büyüklerinden olan kişiler metfun bulunmaktadır. Ziyaret yerleri, tezimizin ana başlığı kapsamında ele alınıp araştırmalarımızda çıkarılan yorumlar objektif bir şekilde aktarılmaya çalışılmıştır.
İskilip ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri
Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve zengin bir tarihi kültüre sahip olan İskilip, geleneksel kültürüne olan bağlılığı ve halk inanışlarının devamlılığını sürdürdüğü kadim bir ilçedir. Din sosyolojisinin araştırma konularından olan ve günümüzde etkisini sürdürmeye devam eden ziyaret fenomeninde, İslam öncesi Türk inanç kültürünün yanı sıra İslami motiflerle birleşmiş halk dindarlığının etkileri ve bu etkiler sonucunda yapılan uygulamaların yansımaları görülmeye devam etmektedir. İskilip merkezi ve köyleri ile sınırlandırılan çalışmamız İskilip yöresinde bulunan dini ziyaret yerlerini, halk tarafından ziyaret edilen bu yerlerin kutsalla olan bağlantısını ve ziyaret edilme nedenlerini bunun sonucunda ise İskilip yöresinde bulunan bireylerin sahip olduğu inanç yapısını konu almaktadır. Bu çalışmada, İskilip merkezi ve köylerinde kutsal olduğu düşüncesi ile ziyaret edilen türbe, mezar, ağaç, su, tepe vb. kutsal mekânlar tespit edilmiştir. Kutsal kabul edilen bu yerlerdeki mekânların bazılarının kutsallığı devam etmekte olup ziyaretlerle birlikte çeşitli ritüeller yapılırken bazılarının ise zamanla önemini kaybettiği ve unutulmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Çalışmamız giriş kısmıyla devam eden iki bölümden ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı, önemi ve metodolojisinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ziyaret konusunun kutsallığı sebebiyle dinî bir kavram olarak kutsal anlayışı, ziyaret fenomeni ve ziyaret fenomeninde teorik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde İskilip'in tarihi ve coğrafi durumundan bahsedilerek İskilip merkezi ve köylerinde bulunan dini ziyaret yerleri tespit edilmiş, saha çalışmasının gereği olarak bu ziyaret yerlerine gidilerek bizzat incelenmiş, fotoğraflanmış ve kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler objektif bir şekilde yorumlanmıştır. Türbe, mezar, su, ağaç vb. ziyaret yerlerinin özellikleri ziyaret edilme nedenleriyle anlatılmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmalarımız neticesinde ulaşılan bilgilerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Din sosyolojisi yöntem ve teknikleri esas alınarak yapılan çalışmamız hem kaynaklara dayalı teorik kısımdan hem de saha da incelemeye dayalı alan araştırmasından oluşmaktadır. Çalışmamızın teorik kısmı ile ilgili, kitaplar makaleler, ansiklopediler, yüksek lisans ve doktora tezleri gibi çeşitli kaynaklar incelenmiş olup kütüphaneler ve internetten de yararlanılmıştır. Saha çalışmasına dayalı alan araştırmada yerinde gözlem ve tespit, kaynak kişilerle mülakat, dolaysız gözlem gibi teknikler kullanılmıştır. Son olarak elde edilen bilgiler nesnel bir tutumla değerlendirilmiştir.
Türbe ziyaretleri üzerine psikososyolojik bir inceleme: Çorum Hıdırlık örneği
Bu çalışma ile Çorum Hıdırlık örneğinde Türbe Ziyaretlerinin Psikososyolojik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Türbe, yatır vb. yerler Allah'ın sevgili kullarının medfun bulunduğu kutsal mekânlar olarak kabul edilmektedir. Bu inanışa sadece İslam ülkelerinde değil hemen hemen tüm din ve kültürlerde rastlanılmaktadır. Kutsal olarak kabul edilen bu mekânlara yapılan ziyaretler esnasında birtakım ritüeller de uygulanmaktadır. Bizim çalışmamızı yaptığımız Çorum Hıdırlık bölgesindeki türbelerde sahabelerin medfun olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle buraya yapılan ziyaretler hiçbir dilek amacı gütmeksizin sadece ziyaret maksadıylan yapıldığı gibi bir takım dua ve dileklerin gerçekleşmesi amacıyla da yapılmaktadır. Özellikle evlilik merasimi, sünnet merasimi, asker uğurlaması gibi toplu ziyaretlere sıkça rastlanılmaktadır. Bu tür ziyaretlerde amaç evlenen kişilerin hayırlı bir evlilik tesis etmesi, sünnet olan çocuğun hayırlı bir evlat olması ve askere giden gencin hayırlı bir şekilde geri gelmesi amacıyla yapılmaktadır. Aynı şekilde mübarek gün ve geceler olarak kabul edilen kandil gecelerinde, dini bayram günlerinde de bu bölge yoğun bir şekilde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ayrıca inanç turizmi kapsamında da bölgenin ziyaret edildiği görülmektedir. Biz bu çalışmamızın Çorum Hıdırlık bölgesinde yer alan ve sahabeden Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi'nin türbelerine yapılan bu ziyaretlerin nedenlerini, ziyaret yapan kişilerin ziyaret öncesi, ziyaret anındaki ve ziyaretten sonraki dini ve psikolojik durumlarını Din Psikolojisi biliminin yöntem ve metodları doğrultusunda tespit etmektir. Çalışmamızın önemini ise şu şekilde ifade edebiliriz. Her şeyden önce bu çalışmanın en önemli yönü Çorum'da Hıdırlık bölgesinde bulunan Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi türbelerine yapılan ziyaretlerin din psikolojisi alanında çalışılan ilk lisansüstü tezi olmasıdır. Ayrıca çalışmamız kutsal mekân ziyaretleri üzerine yapılan çalışmalarla ilgili olarak alana katkı sunması açısıyla da önemlidir. Çalışmamız nicel araştırma yöntemi kullanılarak ve anket tekniğiyle yapılmıştır.
Eyyüp Sultan Türbesindeki eserlerin incelenerek Sultan Reşad Türbesinde sergilenmesi
İslam Kültür Tarihi içinde mezar anxtlari önem taşırlar. Bunun sebebi türbelere hayli rastlanılma sidir, Günümüzde de canlı bir şekilde yaşayan bu kültür varlıklarımız genellikle mimari açıdan ele alınmışlardır. Türbelere gelen ziyaret çilerin buraya hediye ettikleri bir çok hediye, zamanla tari hi değer kazanmışlardır. Bunların büyük bir kısmı 1861 yılın dan itibaren İstanbuldaki kurulan müzelere toplanmıştır. Bu gün bu eserleri; Topkapı Sarayı Müzesi, Arkeoloji Müze si, ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonları arasında gg-p m inekteyiz. Türk müzeciliğinin Cumhuriyet Döneminde ise, tür beler halkın ziyaretine kapatıldıklarından bilhassa küçük ta şınır envanteri! eserler çok bakımsız kalmışlardır. 1979 yı lından itibaren kurulan İstanbul Türbeler Müzesi Müdürlüğü ile küçük eserler, Sultanahmetteki müze deposuna getirilerek koruma altına alınmışlardır. Ancak %yüb Sultan Türbesinde bulunan eserlerin çoğunluğu yerlerinde muhafaza edilme du*» rumunda kalmışlardır. Bunun da sebebi, burasının nispeten güvenli bir yer olması ve buradaki eserlerin büyük boyutlar da olmalarıdır.» Eyyüb Sultan türbesine ait eserler Türbeler Müzesine a- it koleksiyonlar arasında en önemlilerindendir. Bu eserler Envanter ve Demirbaş defterlerine kayıt edilmişlerdir. Biz bu eserlerden erişebildiklerimiz arasından seçme yaparak bir değerlendirmeye gittik. Eserlerin yerinde fotoğraf landırılma - lan söz konusu olduğundan, karanlık mekanlarda flaşla çalış mak zorunda kaldım.Konuyu beş bölümde inceledim, Birinci bölümde türbenin ta nımı üzerinde genişçe durdum. Osmanlı öncesi ve Osmanlı Dö nemi boyunca tarihi gelişim içinde türbelerin kaydettikleri ilerlemeleri örnekleri ile anlattım. İkinci bölümde, esas konumuz olan Eyyüb Sultan Türbesini bu günkü konumu ve kültürel değerleri ile birlikte tanıttım. Eyyüb Sultan Türbesindeki eserleri cinslerine göre guruplan- dırarak tanıtımlarını katalog halinde sundum, ikinci feölürade eserlerin benzerleri ile karşılaştırılma sına gidilerek konuya daha geniş bir boyut kazandırmak da mümkündü. Ancak bunun yerine çok sayıda eseri tanıttık. Üçüncü bölümde ise Sultan Mehmet Reşad Türbesinde bu e- serlerin sergilenebilmeleri için modeller verilmeye çalışıl mıştır. Dördüncü, ve son bölümde ise konumuzun günümüz ve gelecek açısından bir değerlendirilmesi yapılmıştır, Türbelerin gü nümüzde alması gerekli yeni fonksiyonların müzecilik açısından bir değerlendirmesine gidilerek tez sonuçlandırılmıştır.
Ziyaret fenomeni açısından Hatay ve çevresi örneği
Bu çalışmada Hatay ili sınırları içinde bulunan ziyaret yerleri incelenmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tezin amacı, önemi, ziyaret fenomeni, kutsal kavramı üzerinde durulmuştur. Ayrıca tezde geçen anahtar kavramlar (şeyh, dede, baba, v.b.) hakkında bilgi verilmiş, Hatay ve Antakya adının nereden geldiği konusu irdelenmiş, Hatay'ın coğrafi konumu, yapısı ve jeopolitiğiyle ilgili kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Hatay'da bulunan ziyaret yerleri tanıtılmış, bulundukları yer, fiziki yapısı ve yapılan ritüeller konusunda bilgiler verilmiştir. Bu bölümde ziyaretler genel ve yerel ziyaretler olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. "Genel Ziyaret Yerleri" başlığı altında; bulunduğu çevre dışından ziyaretçi alan türbeler incelenmiş olup "Yerel Ziyaret Yerleri" başlığı altında ise yalnızca bulundukları çevrede bilinen, tanınan ziyaretler ele alınmıştır. Ayrıca Yerel Ziyaretler de Hızır, şıh- şeyh, baba- dede, nebi, şehit, ehl-i beyt, üçler-yediler-kırklar-dokuzlar, kız-kadın, yedi uyurlar, Kizmen-Danyel, Şem'un Safa ziyaretleri şeklinde başlıklar altında incelenmiştir. Bundan başka ağaç, su, dağ-taş-mağara-köprü ziyaretleri de ayrı başlıklar halinde konuya dâhil edilmiştir. Hatay'da bulunan Hristiyanlara ait ziyaret yerleri de konunun dışında bırakılmamıştır. Üçüncü bölümde Hatay ilindeki ziyaretler etrafında oluşan kültler üzerinde durulmuştur. Bu kültler atalar kültü, ağaç kültü, su kültü, taş-kaya kültü, dağ kültü, ev-mağara kültü, kurban-adak kültü ve Hızır kültü başlıkları altında incelenmiştir. Bu tez çalışması Hatay ili ziyaretleri etrafında varılan belli başlı sonuçların yer aldığı sonuç bölümü ile tamamlanmıştır.
Manisa ili Akhisar ilçesinde evliya kültü
Manisa'nın il merkezi dışında en büyük nüfusa sahip olan Akhisar ilçesi, hem coğrafi konumu hem de sahip olduğu tarihî dokusuyla asırlardır farklı devletler ve medeniyetler tarafından kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. 14. yüzyılda Saruhan Bey tarafından fethedilen Akhisar, 1412 yılında Osmanlı Devleti hâkimiyetine girmesinden itibaren de Saruhan Sancağı'nın bir parçası olmuştur. Anadolu'nun Müslümanlaştırılması ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan dervişler Akhisar ilçesinin iskânında da önemli rol oynamış; bu kişilerin ölümünden sonra halkın duyduğu sevgi ve bağlılık, evliya kültünün doğmasını sağlamıştır. Manisa'nın sufî kimliği göz önünde bulundurulduğunda Akhisar ilçesi de köklü bir evliya geleneğini yansıtmış; ancak bu yönde herhangi bir çalışma yapılmamıştır.Bu çalışmada Akhisar'da velîliğin nasıl algılandığı, bu kişilerle ilgili hangi anlatıların geliştiği velîlerin yattığına inanılan türbe ya da yatırlarda hangi halk inanışları oluştuğu tespit edilecektir.Çalışmanın başlangıcında; konuyla ilgili araştırma, derleme yapan çalışmalar tespit edilip bu bibliyografyaların künyeleri tespit edilecektir. Herhangi bir tarihî belgeye rastlanılamayan yatırlar için saha taraması yapılacak gözlem ve mülakat teknikleriyle halk arasında anlatılan menkıbe, efsane ve inanç anıları derlenecektir. Elde edilen bulgular görsellerle zenginleştirilecek, hangi yatırda hangi uygulamanın olduğu analiz edilecektir.
Manisa (merkezde)`da veli kültü
* * EK-4 ÖZET Türkler İslamiyet'e girdikten sonra yeni bir medeniyet dairesine dahil olmuşlardır. Bu bağlamda yeni dinlerine, daha önceden kültürlerinde mevcut olan bir takım unsurları taşımışlardır. Bu senkretik yapının en önemli oluşumlarından birini Velî kültü meydana getirmektedir. Saruhanoğulları tarafından fethedilen Manisa, daha sonra Osmanlı yönetimine girmiş olup köklü bir tasavvuf geleneğinden söz etmek mümkündür. Gerek eski Türk kültürünün getirileri gerekse bu şehirdeki köklü tasavvuf geleneği şehirde pek çok türbe ve yatırın ortaya çıkmasına ve etkisini günümüze değin sürdürmesine yol açmıştır. Geçmişte kırk kadar olan yatır sayısı, bugün yirmi üç tanedir. Manisa halkı özellikle maddi istekleri için bu yatırları ziyaret etmekte ve bez bağlama, mum yakma, hayır dağıtma, kanlı kurban adama gibi uygulamalar yapmakta; bu şahısların baklanda çeşitli anlatmalar meydana gelmektedir. Çalışmamızda velî kültünü oluşturan uygulama ve anlatmalar tespit ve tahlil edilmeye çalışılmıştır.
Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri
Coğrafi konumu itibariyle Ilgaz ilçesi çok eski devirlerden bu yana farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir yerleşim yeri olmuştur. Bu farklı uygarlıkların izlerini halen taşımakla birlikte Ilgaz ilçesi, 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde erken dönemlerden itibaren Türkleşen beldeler arasında yer almaktadır. Tarihi kaynaklarda Çankırı iline bağlı Ilgaz bölgesinin de içinde bulunduğu; Çankırı, Kastamonu ve Sinop illerinin 1082 tarihinde Selçuklu sultanı Süleyman Şah'ın komutanlarından olan Emir Karatekin tarafından fetih olunduğu ve o tarihten sonra hiçbir zaman işgale uğramadan kalan ender Türk beldelerinden biri olma özelliğini korumuştur. Bu özelliği itibariyle Orta Asya'dan gelen Horasan Alperenlerinin, Buhara âlimlerinin, Türk büyüklerinin ilk izlerini taşmakla birlikte türbe, yatır, mezar, ziyaret, tepe, ağaç ve şifalı su gibi dini ziyaret yerleri bakımından da zenginlik arz etmektedir. Bu çalışmamızda Ilgaz ilçe ve köylerinde bulunan türbe, mezar, yatır, evliya mezarı, ağaç, tepe vb. dini ziyaret yerleri tespit edilmiştir. Bu yerlerin bazılarının halk tarafından kutsallaştırıldığı, bazılarının ise zaman içinde atfedilen kutsallığını kaybettiği görülmektedir. Ilgaz köyleri ziyaret edilerek dini ziyaret niteliği taşıyan yerler tespit edilmiş ve o yörede yaşayan kişilerle birebir yaptığımız mülakatlar ile söz konusu ziyaret yerlerine dair bilgiler derlenerek ve fotoğrafları çekilerek kayıt altına alınmıştır. Araştırmamız genel hatlarıyla bu çerçevede olup, yazılı kaynakların yetersizliği sebebiyle, kaynak şahıslardan elde edilen veriler objektif olarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma giriş, tanımlar, Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri ve resimleri, olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında teorik bilgi birinci bölümde tanımlara, İkinci bölümde Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri ve resimleri, açıklanmıştır. Sonuç bölümünde de elde edilen bilgilerin bir değerlendirmesi yapılmıştır. ANAHTAR KELİMELER:Ilgaz, Dini Ziyaret, Ziyaret Fenomeni, Türbe
İnebolu ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri
Çok eski devirlerden bu yana İnebolu, farklı uygarlık ve devletlere mekân olmuştur. Günümüzde bu kültürel kalıntılardan izler taşıyan İnebolu'da özellikle İslami, kısmen de Hristiyan kültürün önemli dini ziyaret yerleri bulunmaktadır. Çalışmamız kapsamında yapılan araştırma sonucunda İnebolu'da pek çok türbe, mezar, ağaç, tepe vb. dini ziyaret yerleri tespit edilmiştir. Bu yerlerin bazılarının halk tarafından kutsallaştırıldığı, bazılarının ise zaman içinde önemini kaybettiği görülmektedir. Tespit edilen bu dini ziyaret yerleri, o yörede yaşayan kişilerle birebir yaptığımız mülakatlarla ortaya konulmaya çalışılmış ve fotoğraflandırılmıştır. Araştırmamız genel hatlarıyla bu çerçevede olup, yazılı kaynakların yetersizliğinden ötürü, kaynak şahıslardan elde edilen veriler objektif bir şekilde yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma giriş, dört bölüm, sonuç ve fotoğraflardan oluşmaktadır. Giriş kısmında teorik bilgi ve tanımlara, birinci bölümde ise ziyaret fenomeni kavramına yer verilmiştir. İkinci bölümde bölgenin tarihi ve tarihsel önemi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise İnebolu'da tespit edilen dini ziyaret yerleri açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ziyaretçiler ile ilgili bir tipoloji çalışması yapılmıştır. Sonuç bölümünde de elde edilen bilgilerin bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Çorum'daki Mevlevi, Hüseyin Gazi ve Koyun Baba tekkelerinin tipolojik analizi
Anadolu'da bir dönem yaygın halde bulunan Mevlevilik ve Bektaşilik ekollerinin Çorum ilindeki mimari eserlerde tezahür edişinin incelendiği bu tez çalışması, özellikle Çorum Mevlevihane'si, Alaca Hüseyin Gazi ve Osmancık Koyun Baba Türbeleri odağında, kaynaklar, literatür taraması ve mimari yapıların yerinde incelenerek veri toplanması metoduyla hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezde dönemin mimari özellikleri incelendiğinde dikdörtgen ve sekizgen yapılı planlar temelinde kubbeler, mahfiller, minberler, cephe süslemeleri, yapı malzemeleri gibi iç ve dış dekoratif mimari yapılardan dönemin diğer illerdeki mimari eserlere göre ayırt edici ve belirleyici olan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Çorum Mevlevihane'sine göz attığımızda günümüze kadar yapıyla ilgili fazla bilgi yoktur. Zaman içerisinde birden çok tadilat görerek asli planlarında değişiklik yapılmıştır. Ona rağmen günümüzdeki haliyle dikdörtgen planlı kalmıştır. Kubbe örtülü, sekiz ahşap sütunlu semahane bölümüne haiz ve batı Anadolu'daki diğer çağdaş Mevlevihanelerden farklı olarak iç cephe süslemesi bulunmayan sade yapılıdır. Sadece iç türbesi duvarında kalem işi süslemeler bulunan ve halen haftanın belli günleri içinde zikir ibadeti yapılmaya devam edilen bir Mevlevihane'dir. Hicri 1323 yılında kaynaklara göre Hüseyin Gazi'nin yaptırdığı dikdörtgen plan üzerine inşa edilen Hüseyin Gazi Türbesi de, temelde kesme taş, üst katmanda moloz taş ve yer yer tuğladan müteşekkil yapı malzemesi arasında horasan harcı kullanılmıştır. İç mekânda nişleri bulunan çapraz tonozla örtülü, tonoz örtüsünde kalem işi dilimli süslemeler uygulanmış olup Hüseyin Gazi'ye atfedilen mezarın on iki dilimli mezar taşı olması hasebiyle de Bektaşi tarikatına mensup olduğunu düşünülmektedir. Türbe zamanla geçirdiği tadilatlar sonrası günümüzde ziyarete kapalıdır. Hicri 963 yılında 2.Bayezıt tarafından inşa ettirilen Koyun Baba Türbesi, sekizgen planlı olup, içten kubbeli ve dıştan piramidal çatılı olan belirleyici özelliği yanı sıra yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Çalışmamızda 13.yy. ve 19.yy. arası yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarının incelendiği Çorum ili sınırlarında bulunan yukarıda ismi geçen Mevlevihane, tekke ve türbe yapıları dönemin dini, siyasi, kültürel ve ekonomik konjonktüründen etkilenmiş olmakla birlikte mensubu olduğu tarikat sembollerini mimari desenlerine yansıtmışlardır. Bu desenlerin incelenmesi esnasında dönemin ve mensubu olunan tarikatın öğretilerinde okuma fırsatı bulmuş olmamız yönünden son derece önem arz etmekle birlikte maalesef bu kültür miraslarımız zaman içinde farklı nedenlerle tadilatlar görmüş asli planlarından farklılaşmış olduğunu gözlemlemekteyiz. Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara sağlıklı ulaşılabilmesi adına uygun restorasyon çalışmalarıyla revize edilerek korunması gerektiği düşüncesi yaygınlaşması önemlidir.
Güney Kazakistan'da atalar kültü
Güney Kazakistan bölgesi, tarihî süreç içerisinde çeşitli Türk boylarının ve devletlerinin yurdu olmuş, medeniyetin merkezine dönüşmüş ve pek çok tarihî-kültürel mirasın ortaya çıktığı ve günümüze kadar ulaştığı önemli bir bölge hâline gelmiştir. Sayram, Otırar, Türkistan gibi kadim şehirlerin içinde bulunduğu Güney Kazakistan Eyaleti'nde pek çok kutsal ziyaret yeri, mezar, yatır ve türbe vardır. Bu tez çalışmasında Türk milletinin kadim yurtlarından biri olan ve günümüzde yüz ölçümü bakımından dünyada dokuzuncu sırada yer alan, Türk dünyasının en geniş toprağa sahip ülkesi Kazakistan'ın Çimkent şehri ile Güney Kazakistan Eyaleti (Türkistan Eyaleti) bölgesindeki mezar, yatır, türbe ve dinî ziyaret yerleri atalar kültü bağlamında incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan alan araştırması metodu kullanılmıştır. Türbedarlar, ziyaretçiler ve ilgili bölgede ikamet eden insanlardan oluşan kaynak kişilere önceden hazırlanmış sorular sorulmuş, verdikleri cevaplar ve aktardıkları bilgiler kendilerinin rızasıyla ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Derlemeler bittikten sonra kaydedilen bilgiler, görüşme ve gözlem tekniğiyle elde edilen veriler ile yazılı kaynaklardan ulaşılan materyaller incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ataların kimliği, hakkında anlatılan rivayetler, mezar ve türbelerinin ziyaret edilme sebepleri ve onların etrafında oluşan inanmalar ile uygulamalar dikkate alınarak, Güney Kazakistan bölgesindeki kültleşen atalar: 1) İslamiyetle birlikte ortaya çıkan atalar; 2) Boy ataları; 3) Meslek ataları; 4) Tabiat unsurlarıyla ilişkilendirilen atalar olmak üzere dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır.
Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı ve yaptırmış olduğu eserler
Bu tez çalışmasında Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı, yaptırmış olduğu eserlerin Osmanlı Siyasi ve Türk - İslam Sanatı Tarihi bakımından önemi ele alınmıştır. Tez birinci giriş, Yusuf Ziya Paşa'nın hayatının anlatıldığı ikinci, eserlerinin katalog olarak ele alındığı üçüncü, karşılaştırma ve değerlendirme dördüncü ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Kaynakça, arşiv belgeleri, planlar, haritalar ve fotoğraflar teze eklenmiştir. Birinci bölümde; konunun tanımı, sınırları, amacı, yöntem ve kaynak araştırmaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı önemli kısımları ile ele alınmıştır. Yusuf Ziya Paşa (Yusuf Ziyaeddin Paşa) Türk Siyasi Tarihi ve Sanat Tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Aslen Gürcü olan Yusuf Ziya Paşa küçük yaşta köle olarak geldiği payitaht da hocalar tayini ile eğitimine önem verilmiş dini ilimler, hüsn-ı hatt, muhasebe işleri tahsilinin yanı sıra ve ata binip kılıç kullanarak silahşorluk eğitimlerini de almıştır. Aldığı bu eğitimlerin ve yeteneğinin bir sonucu olarak Maden Eminliği, III. Selim ve II. Mahmut devirlerinde iki kez sadrazamlık, Trabzon, Bağdat, Basra, Konya ve Halep Valiliği, Fransa'nın Mısır'a saldırısı üzerine üç yıldan fazla süren ordu komutanlığı, Eğriboz, Karlıili ve Sakız Muhafızlığı gibi önemli görevlere getirilmiştir. Bu görevler icabı birçok şehirde bulunmuştur Üçüncü bölüm katalog çalışmasıdır. Osmanlı mimarisinde sultan, paşa ve sadrazam gibi devlet büyüklerinin gerek hayır amaçlı gerekse kendi isimlerini yaşatmak amacıyla yaptırdıkları eserler ile hem maddi hem de manevi olarak Türk Sanatına ve toplum hayatına katkı sağlamışlardır. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserler yüzyıl itibari ile (18. yy sonu - 19. yy başı) Batı etkisinin Anadolu'daki yansımalarını göstermeleri bakımından önemli yapılardır. Bu yapılardan günümüze gelenler, Malatya Yusuf Ziya Paşa Camii ve Türbesi, Çemişgezek Ulukale Köyü Camii, Keban Yusuf Ziya Paşa Külliyesi, Elazığ İli Keban İlçesi Hamam (Yusuf Ziya Paşa Konağı Hamamı), Erzurum Yusuf Ziya Paşa Köşkü (Nüzhet-ül Hazra), Çemişgezek Tağar Köprüsü ve Üsküdar Yusuf Ziya Paşa Çeşmesi (Köşe Çeşmesi)'dir. Vakfiyelerde ve kaynaklarda geçen yapı örnekleri ise, Erzurum İli Palandöken İlçesi Abdurrahman Gazi Türbesi, Elazığ İli Keban İlçesi Han (Yusuf Ziya Paşa Hanı), Elazığ İli Keban İlçesi Eski Kürtkendi Camii, Elazığ İli Keban İlçesi'nde Mektep ve Gümüşhane İli Kelkit İlçesi'nde Hamam'dır. Bu yapı örneklerinin plan, mimari, süsleme ve işlevleri açıklandıktan sonra eserler tarihsel olarak ele alınmış dönemi içerisinde değerlendirilmişlerdir. Dördüncü bölümde yapıların aynı türdeki diğer eserlerle ile plan tipolojisi ve bezemesel üslup açısından karşılaştırmaları yapılarak, eserlerin Türk Sanatı'nın gelişim çizgisindeki yeri açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasında, Yusuf Ziya Paşa ve eşi Ayşe Hatun Vakfı'na ait vakfiyeler, diğer arşiv belgeleri ve kitabelerin tercümesi yapılarak eserler ile birlikte değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuçta; Yusuf Ziya Paşa da dindar ve hayırsever kişiliğinin bir sonucu olarak da görev yaptığı şehirlerde cami, medrese, türbe gibi dini yapılar ile mektep, hamam, han, kütüphane, çeşme ve köprü gibi sosyal amaçlı hayratlar da yaptıran bir devlet büyüğü olarak tarihe geçtiği vurgulanmıştır. Yaptırmış olduğu farklı işlevleri olan bu yapıların yanı sıra güzel sanatlar ile de uğraşan Paşa Keban'daki külliye için yapmış olduğu hat levha örnekleri ile yalnızca siyasi bir şahsiyet olmadığını sanatçı kişiliğinin de olduğunu göstermektedir. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserlerin çizilmiş planları gözden geçirilmiş, gerekli olanlar yeniden tarafımızdan düzeltilmiştir. Eserlerin tamamı yerinde incelenmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Bazı arşiv belgeleri tarafımızdan ilk defa okunmuş ve değerlendirilmiştir. Bunların tamamı tezimize eklenmiştir.
Anadolu Selçuklu Devleti merkezi şehirlerinden Konya ve Kayseri'de şehir hayatı
Türkler yüzyıllar boyunca birçok kültür ve uygarlığa beşik olmuş Orta Asya'da yaşamış ve kendilerine özgü kültürler meydana getirmişlerdir. Bilinen ilk Türk Orta Asya devletleri zamanla yerini başka Türk Boyları bırakmış ve bu süreç yüz yıllar boyu devam etmiştir. Bu süreç içerisinde Türkler birçok kültür meydana getirmişler ve birçok kültürden etkilenmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesinden ayrılması sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber Anadolu'da birçok yerleşim yeri büyük bir önem kazanmıştır. Bu yerleşim yerlerinden özellikle Konya Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yaparak tarihte önemli bir yer almıştır. Siyasi ve jeopolitik öneminin yanında bu şehir bilim, sanat, edebiyat ve tasavvuf konularında da neredeyse bütün dünyaya öncülük etmiştir. Keza Kayseri'nin de tarih çağlarından günümüze kadar bu coğrafyada var olan bütün medeniyetler için her zaman çekim noktası olduğunu ve en önemli tarihi belgelerin yine burada başlatılan kazı çalışmalarında elimize geçtiğini görmekteyiz. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli şehirlerinden olan Kayseri ve Konya bu eserimizde ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.Araştırma konusu olarak ?Anadolu Selçuklu Devleti Merkezi Şehirlerinden Konya ve Kayseri'de Şehir Hayatı? seçmemin başlıca nedeni yaptığım geniş kaynak taramasında ve çalışılan tezlerde konunun kısır bir döngü içerisinde incelenmiş olması ve yüzeyde kalan sığ bilgilerin verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu bu iki şehir genellikle bir bütün olarak incelenmemiştir bu cümleden kasıt; Selçuklu tarihi hep siyasi tarih olarak ele alınmış ancak şehir hayatı ve tarihi açısından okuyanı doyuramamış ya da tam tersi şehir hayatı irdelenmemiş ancak siyasi tarih açısından olaylar ele alınmıştır. Tezimi hazırlarken konumu bütünsellik çerçevesi içerisinde ele alıp tüm yönleriyle yansıtmaya çalıştım. Bu anlamda şu ana kadar yapılmış çalışmalardan farklı olarak bu alandaki büyük bir boşluğu dolduracağını düşünmekteyim.Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında şehirlerin adları, coğrafik konumları ve durumları ve Anadolu Selçuklu hâkimiyetine girmeden önceki tarihsel süreçlerini inceledik. Bu kapsamda geniş bir kaynak taraması yaptık ve şu ana dek incelediğimiz kaynaklarda görmediğimiz bir bütünsellik çerçevesi içinde birinci bölümde; Kayseri ve Konya'da Siyasi ve İdari Durum ikinci bölümde; Konya ve Kayseri'nin Fiziki Dokuları başlığı altında nüfus ve yerleşim, üçüncü bölümde ise; İçtimai ve Ekonomik Hayat, Dördüncü bölümde ise Kayseri ve Konya'da Şehir Hayatı ve İlmi Hayatı inceleyip bilgi vermeye çalıştık.Bu bilgileri aktarırken de hassas davrandık çünkü Anadolu Selçuklu Devleti şehir hayatına dair kaynaklar sınırlı olup var olanlar da içerik açısından yetersizdir. Ancak detaylı yaptığımız detaylı araştırmalarımızla bu sıkıntıyı aşmaya çalıştık. Açılan başlıklardan da bunun anlaşılacağını düşünmekteyiz.
Darende'deki kültür varlıklarının çağdaş seramik sanatına uyarlanması
Darende, tarih içerisinde ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber Hititlere kadar uzanan geçmişi, coğrafi ve jeopolitik yapısıyla daima önemli bir konuma sahip olmuş bir ilçedir. Ticaret yollarının geçtiği sarp kayalıkların Tohma ırmağı tarafından derin kanyonlara dönüştürüldüğü fiziki yapısı ve doğal güzellikleriyle daima ilgi odağı olmuş tarih boyunca gündemde kalmayı başarmış önemini yitirmemiştir. Bölgedeki siyasi çekişmelerle sürekli el değiştirmiş çeşitli devlet ve beyliklerin egemenliği altında kalmıştır. Bu tarihi süreç bölgeye önemli bir konum ve kültürel zenginlik katmış birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmasını sağlamıştır.Bu çalışmanın amacı: insanlığın ilk ortaya çıkışından bugüne kadar gelen, değişik biçimlerde yüzyıllar boyunca kullanılan seramikle, Darende tarihini kültürel zenginliklerini doğal güzelliklerini bir araya getirmek, gelecek nesillere tanıtmak farklı form ve yüzeylerde oluşturulan tasarımlarla bölgedeki kültürel çeşitliliğe mimari yapıya ilgi uyandırmak, geçmişle geleceğin sentezini yapmaktır.Anahtar Kelimeler: Darende, Kültür, Mimari, Çağdaş Seramik Sanatı, Malatya
Siirt ve çevresindeki ziyaret yerleri
Siirt ve Çevresindeki Ziyaret Yerleri adlı çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ilin tarihi ve coğrafyası hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde ziyaret fenomeninden bahsedildi. İkinci bölümde Siirt ve çevresinde bulunan ziyaret yerleri konu edildi. Burada ziyaret yerlerinin yapılış tarihleri, türbelerde bulunan zatların menkıbevi kişilikleri ve ziyaret yerlerinde oluşan inanışlar anlatıldı. Üçüncü bölümde ise kutsal mekânların ziyaret amaçları ve ziyaret yerlerinin tipolojileri yapıldı.Gerek ziyaret yerlerinde yapılan gözlem gerekse yöre halkı ve ziyaretçilerle yaptığımız mülakatlarla ziyaret yerlerinde oluşan inanışları tespit etmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Siirt, Ziyaret, Kutsal, Türbe, Dinler Tarihi.
Kırşehir (merkez) türbeleri
Kırşehir, Ankara-Kayseri yolu üzerinde kurulu bir şehirdir. Tarihi eserler bakımından zengin olan şehirdeki türbelerin sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Kırşehir Türbeleri (Merkez)? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle kütüphane çalışması, ardından mevcut türbeleri bizzat inceleyip, röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk türbe mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, Kırşehir merkezde on bir adet türbe tespit edebildik. Ancak bu türbelerden Süleyman Türkmâni Türbesi, Muhterem Hatun Türbesi, Yunus Emre Türbesi, Ahmed-i Gülşehri Türbesi ve Kaya Şeyhi Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliklerini kaybetmişlerdir. Orijinalliklerini koruyan türbeler ise 13. ve 14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.Eserlerden, Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Âşık Paşa Türbesi müstakil birer bina olarak, Caca Bey Türbesi, Kalender Baba Türbesi ve Ahi Evren Türbesi ise aynı isimleri taşıyan yapıların bünyelerinde yer alırlar.Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Kalender Baba Türbesi sekizgen planlı; Caca Bey Türbesi kare planlı; Âşık Paşa Türbesi dikdörtgen planlı; Ahi Evren Türbesi ise eyvan biçimli iki mekândan oluşur ve ?L? planlıdır. Sadece Melik Gazi Türbesi ve Caca Bey Türbesi'nde mezar odası bulunmaktadır.Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe dışta piramidal külah uygulanmıştır. Ancak diğerlerinden farklı olarak, Âşık Paşa Türbesi sekizgen kubbe ile Kalender Baba Türbesi ise içten ve dıştan piramidal külahla örtülüdür. Kırşehir'deki türbelerin inşasında malzeme genellikle taş ve mermerdir.Süslemeler yapıların dış cephelerinde ve taş malzeme üzerine uygulanmıştır, sadece Caca Bey Türbesi'nin içinde çini süslemeye yer verilmiştir.Çalışmamızın Kültür Tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayacağı inancındayız.
İstanköy(KOS)'de arşiv belgelerine göre Türk devri yapıları
Tarihi eserler bakımından zenginliklerle dolu önemli bir yerleşim merkezi konumundaki İstanköy'de inşa edilmiş binaların çoğunluğu Osmanlı dönemine aittir ve bu mimarî varlıklardan büyük bir kısmının Sanat Tarihi açısından şimdiye kadar yeterince incelenip tanıtılmadığı görülmektedir. Böyle bir boşluğu gidermek amacıyla, İstanköy(Kos)'de Arşiv Belgelerine Göre Türk Devri Yapıları başlıklı bu araştırmaya yönelerek, öncelikle daha önceki sınırlı sayıdaki yayınlar ve arşiv belgelerinde kayıtlı bilgilerin derlenmesi ardından, şehir merkezindeki mevcut binaları bizzat inceleyip, fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk Sanatı Tarihi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, İstanköy'ün mimarî varlıkları ile zengin bir şehir dokusuna sahip bulunduğu, halen ayakta kaldığı tespit edilebilen cami/mescid, türbe, hamam, şadırvan ve çeşme olmak üzere toplam 39 adet eser ile açıkça anlaşılmaktadır ve bunların tamamı bu çalışmamız kapsamına alınmıştır.Mevcut yapılar, kronolojik bakımdan 16. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıla kadar geniş bir zaman dilimine aittir. Çoğu müstakil inşa edilmekle birlikte,Lonca Cami ve Yenikapı Camileri etrafında, bir kısmı arşiv belgelerinde geçen, bir kısım da yapı kalıntılarına dayanarak bir külliyle bütünlüğünü içinde tespit edilmeye çalışılmıştır.İstanköy'deki Türk Devri Mimarî Eserleri'ne yönelik bu araştırmamızla, konumuz kapsamındaki binalardan bir kısmının deprem, gibi afetlerle tamamen ya da kısmen ortadan kalktığı, günümüze sağlam gelebilmiş bir kısmının da insan eliyle yapılan tahribat izleri taşımalarından dolayı asıl vasıflarını kaybettikleri ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bakımsız vaziyette kendi hallerine bırakıldıkları anlaşılan bu eserler hakkında, arşiv bilgilerinin derlenmesi, günümüze ait durumlarının belgelenmesi, topluca kataloglanarak tanıtılması ve sanat tarihi değerlerinin belirlenmesi şeklinde ana hatlarını sıralayabileceğimiz çalışmamız, esasen bilimsel kriterlerle sürdürdüğümüz bir araştırma ve inceleme ürünü oluşturmak maksadıyla hazırlanmıştır. Ama aynı zamanda bir daha tekrar yerine konulamayacak çeşitli niteliklere sahip İstanköy'deki Türk Mimarîsi'nin mümkün mertebe en iyi şekilde korunması, onarılması ve gelecek kuşaklara aktarılarak sonsuza kadar yaşatılmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Diyarbakır Suriçi bölgesinde yer alan tarihi türbe yapılarının tespiti ve koruma sorunları
Diyarbakır kenti; Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Güneydoğu Toros dağları ve yukarı Dicle Havzası arasında uzanan bölgede yer almaktadır. Ne zaman kurulduğuna ilişkin kesin bir bilgi olmamakla beraber en eski veriler M.Ö. 3000 yıllarında bu bölgeye hâkim olan Hurriler'e ait kalıntılardır. İçkale Amida Höyüğünde yapılan bu çalışmalar kent merkezinin kuruluş tarihini göstermekte ve günümüze kadar kentin merkezi konumunun korunduğunu kanıtlamaktadır. Bulunduğu konum itibarı ile ticaret yollarının kesişim noktasında olması kenti önemli bir merkez haline getirmiş ve birçok medeniyetin ev sahipliği yapmasını sağlamıştır. Kent yönetimindeki bu farklılıklar, kentin şekillenmesine ve mimari yapılarına yansıyarak zengin bir dokunun oluşmasına olanak sağlamıştır. Diyarbakır Suriçi bölgesi, geleneksel mimari dokunun günümüze kadar ulaştığı tarihi kentlerden biridir. Bu alanda farklı medeniyetlere ait birçok askeri, dini, ticari, eğitim, idari, sosyal, sivil ve anıtsal yapılar bulunmaktadır. Suriçinde bulunan dini mimari yapıları içerisinde başta cami ve kiliseler olmak üzere türbeler de önemli bir yer tutmaktadır. İslam ordusunun Diyarbakır'ı fethinden sonra bu bölgede türbe yapıları yapılmaya başlanmıştır. Kente hâkim olan; Mervanoğulları, Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlı Döneminde birçok türbe yapısı inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Diyarbakır Suriçi bölgesinde, farklı dönemlerde ve tarzlarda inşa edilen türbe yapıları; dini, tarihi, mimari ve kültürel değer taşımaktadır. Şehrin geçmişini ve kültürel zenginliğini yansıtan önemli yapılardır. Bu çalışmada, Diyarbakır Suriçi bölgesinde yer alan türbe yapıları mimari ölçekte ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türbe yapılarının, Suriçi bölgesindeki dağılımları ve yakın konumdaki yapılar ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Türbe yapılarının kronolojik olarak nasıl bir değişiklik gösterdiği ele alınarak, plan formu, üst örtü, taşıyıcı sistemi, malzeme özellikleri ve yapısal elemanları üzerinden değerlendirilmiştir. Türbelerde tek yapı ölçeğinde ve çevresel ölçekte oluşan hasarlar incelenmiş ve bu hasarların nedenleri belirlenmiştir. Bu bağlamda türbe yapılarında oluşan sorunlar için bilimsel koruma yöntemleri ile kalıcı çözüm önerileri geliştirilmiştir. Diyarbakır Suriçi'ndeki türbe yapılarının, kültürel miras özelliğini kaybetmeden sürdürülebilir bir anlayışla korunması önemlidir. Tezin ana hedefi, türbe yapılarının gelecek nesillere özgün bir şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla temel bir kaynak sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Türbe yapıları, Anıtsal Mezarlar, Suriçi, Diyarbakır, koruma
Bâtınî mezheplerde ibadet
Çalışmamızda üzerinde ciddi anlamda araştırma yapılmamış olan Bâtınî mezheplerin ibadet anlayışını incelemeyi hedefledik. Birçok inanıştan ögeler barındıran Bâtınî mezheplerin ibadet anlayışlarını ortak paydalar üzerinden ele alarak kitâbî İslâm'dan farklı yönlerini belirlemeye çalıştık. Ayrıca Bâtınî mezhepler her ne kadar isim, zaman ve mekân noktasında farklı olsalar da pek çok noktada olduğu gibi ibadet noktasındaki fikirsel alt yapının da benzer olduğunu tespit etmeye çalıştık. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İslâm dünyasında yaşanılan ayrılıklara, Bâtıniyye'nin oluşumuna ve Bâtınî mezheplere değinilmiştir. Birinci bölümde, girişte tespit edilen Bâtınî mezhepler, zaman açısından ele alınıp namaz ve oruç ibadeti bağlamındaki uygulamaları incelenmiştir. Ayrıca bu ibadetler ele alınmadan önce ibadetlerin temel şartlarından olan abdest uygulaması ele alınmıştır. İkinci bölümünde mekâna bağlı ibadetler bağlamında kutsal kabul edilen kişiler, hac ibadeti, türbeler ve doğa kültleri ele alınmıştır. Son bölümde ise mâli ibadetler bağlamında zekât ve kurban başlıkları altında Bâtınî mezhepler incelenmiştir. Anahtar Sözcükler Bâtınîlik, Abdest, Namaz, Oruç, Kült, Hac, Türbe, Zekât, Kurban
Popüler kültürün bir boyutu olarak türbe ziyaretlerinin sosyal medyada temsili
Geleneksel formların, günümüzde teknolojiyle birlikte değişimi hemen her alanda kendisini göstermektedir. Bu değişim kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında bile kendisini hissettirirken, dinsel olanın yeni biçimleri sosyal mecralarda yerini almaktadır. Kültürün manevi öğelerinin başında din ve dinsel inanış biçimleri gelmektedir. İnternetin gelişimiyle birlikte modern hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya ve ortamları popüler kültürün bir ürünü ve taşıyıcısıdır. Gelişen iletişim teknolojileriyle birlikte sosyal medya ortamları, bireyin inanç ve tutumlarının yansıdığı dolayısıyla da kutsalın tezahürünün görüntülenebildiği bir alana dönüşmüştür. Halk inanışları çerçevesinde değerlendirebileceğimiz türbe ziyaretleri, kutsal mekân-insan ilişkisinin önemli bir boyutudur. Bu boyutun iki önemli temsilcisi olan medya ve insan inancının görünür şekilleri bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Görünürlüğün tespit edilebilmesi adına örneklem olarak 7 bölgeden bir türbe seçilmiş ve dijital etnografi yöntemiyle analiz edilmiştir.
Giresun'da adak inancı ve adak yerleri
Giresun'da Adak İnancı ve Adak yerleri adı altında hazırladığımız tez, adak kavramının dayandığı kökenleri, yayılanını ve gelişimini inceledikten sonra uygula ma alanları ile uygulama sebeplerini de ihtiva eden saha araştırmasından teşekkül etmiştir. Giresun'un tarihi ve coğrafyası üzerinde durulduktan sonra "adak" kavramına zemin teşkil eden "Eski Türk İnançlarına Genel Bir Bakış" başlığı altında Gök-Tanrı inancı, ayrıca diğer kültler ve "adak"la olan ilgileri ele alınmıştır. Adağın İslami çer çevedeki gelişiminde önemli bir faktör olan "veli kültü" ayrıca incelenmiştir. Bütün bunlardan sonra "adak" kavramı ve adak yerlerinin belli başlı özellik leri üzerinde durulmuştur. Yukarıda anlatılan teorik bilgilerin ışığında, Giresun'daki adak yerleri birçok özellikleri üzerinde durularak derlenmiştir. Derleme yapılırken adak yerlerinde tespit edilen eski Türk inançları ve veli kültü verileri ortaya konulmuştur. Bu veriler en son bölümde, bir çizelge ile adak yerlerine göre verilmiştir. Ekler bölümünde incelenen adak yerlerinin fotoğrafları sırasıyla yer almakta dır. Tezimiz sosyal açıdan önem arz eden adak kavramının özelliklerini ortaya koyması ve bu kavramla ilgili bir takım hurafelerin belirlenmesi açısından önemlidir. Ayrıca evliya kültüne bağlı adak yerlerinin incelenmesi sonucu Türk-İslam sentezi nin ve milli kültürümüzün temeli olan velilerimizin fonksiyonları ortaya konulmuş tur.
Bilecik türbeleri ve inanç sistemindeki yeri
Bu çalışma esas olarak arşiv kayıtları ve arazi çalışması üzerinden Bilecik türbeleri ve etrafında oluşan inanç sistemini sorgulamaktadır. Öncelikle, Bilecik, tüm ilçe ve köylerindeki türbe tespitleri yapılarak arazi çalışmasına çıkıldı ve türbeler yerinde incelendi. Böylece türbelerde Orta Asya Türk inanç sistemin yoğunlukta olduğu ortaya konulmuştur. Bilecik il sınırlarında bir kısmı Osmanlılardan bir kısmı Milli Mücadele zamanından kalma türbe ve yatırların sayısı oldukça fazladır. Osmanlı kuruluş döneminin önemli şahıslarından olan Ertuğrul Gazi, Şeyh Edebali, Dursun Fakih, Kumral Abdal, Abdullah Mihal Gazi ve İsa Sofi'nin türbeleri Bilecik il sınırları içerisinde yer almaktadır. Ayrıca Milli Mücadele'de önemli görev ve vazifeler üstlenmiş olan Şehit Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi'nin Türbesi de bu coğrafyada bulunmaktadır. Bilecik türbeleri etrafında oluşan dini uygulamalar hakkında da yerel halk ile kapsamlı sözlü mülakatlar yapıldı. Bilecik türbeleri bu anlamda oldukça gelişmiş ve halkın türbelerden bazı inançsal beklentileri oluşmuştur. Ancak etrafında dini uygulamalar oluşan türbeler olduğu gibi pekte bu uygulamaların gelişmediği türbelerde bulunmaktadır. Genelde bu türbeler devlet şahıslarına ait türbelerdir. Özellikle Harman köyde bulunan Hatip Abdullah Türbesi ve Deresakarı köyünde bulunan Mehmet Nuri Efendi Türbesi'inde bu gibi uygulamalar oluşmamıştır. Oysa kimliği belirsiz olan türbelerde batıl itikatlar daha fazla gelişme göstermiş ve hala devam ettirilmektedir. Türbeler etrafında oluşan dini uygulamalara çalışmada detaylı olarak yer verilmiştir. Bilecik türbeleri arasında mimari değeri olan türbelerin sayısı mimari özelliği bulunmayan türbelere göre daha azdır. Bu türbeler genelde devlet şahıslarına ait türbelerdir. Diğerleri ise başta yatır olup daha sonrasında yerel halkın gayretleri neticesinde üzerine bina inşa edilerek türbe değeri kazanmıştır. Bu bilgilere de çalışmada yer verilmektedir.