Turkish poem
320 theses under this subject heading
Vural Bahadır Bayrıl şiirinde gelenek
Vural Bahadır Bayrıl şiirinde gelenek konusunun incelendiği bu çalışmada, gelenekçiliğin şiir üzerinde işlenişine bakılmıştır. Bu amaçla araştırma genelinde belirli kavramlar üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar ise genel anlamda 1980 sonrası Türk şiirinde gelenek, kültür, imge, metinlerarasılık olarak belirtilebilir. Araştırmada genelde Bayrıl'ın şiirinin 1980 sonrası dönemindeki yeri; özelde ise şairin çocukluk dönemi ve yaşadığı çevre de dikkate alınarak geleneğe bakışı incelenmiştir. "Muhteva ve Kültür" kavramları etrafında geleneğin, çeşitli imgeler ve değişik anlatım teknikleri ile şiirlere yansıtıldığı anlaşılmıştır. Elde edilen veriler, Vural Bahadır Bayrıl'ın geleneği nostaljik boyutunun dışına taşıyarak günün şartlarına göre yeniden dizayn etme çabasında olduğunu göstermiştir.
Klâsik Türk şiir geleneğinde hâtem redifli kasîdeler üzerine bir inceleme
Bu çalışma, genel bir bakış açısıyla hâtem, hâtemin Klâsik Türk şiirindeki kullanımı ve bulunan şairlerin hâtem redifli kasîdeleri tespit edilerek metinlerin incelenmesini içermektedir. Tez çalışmasında öncelikle bir yetki alâmeti olan hâtemin tanımı yapılmış, Osmanlı Devleti'nde mühür ve mühür yüzüğü kültürü ve bu kültürün Klâsik Türk şiirine yansımaları üzerinde durularak genel anlamda mührün kasîdelerde kendisine benzetilen olarak kullanımı incelenmiştir. İncelenen metinlerden ilki XV. yüzyıl şairi Necâtî Bey tarafından söylenilen hâtem redifli kasîdedir ve bu kasîde zemin şiir olarak kabul edilmiştir. XVI. ve XVII. yüzyıllarda bu metne nazîre olarak söylenilmiş 10 hâtem redifli kasîde nazîre geleneği açısından incelenerek metinlere mukayese yöntemi uygulanmıştır. Yapılan araştırmalar ve karşılaştırmalar sonucunda zemin şiire söylenilen kasîdelerin inceleme yöntemini Zihniyet, Dil ve Anlatım, Ses Unsurları/Âhenk, Söz Varlığı, Edebî Sanatlar, Vezin ve Armoni ile metinlerin anlatım plânı gibi başlıklar teşkil etmektedir. İncelenen metinlerle ilgili olarak üretilen tablo ve grafikler de çalışmanın görsel boyutunu teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, Nazîre, Kasîde, Redîf, Hâtem
Balkan Türkleri çağdaş şiirinde milli temalar üzerine bir araştırma
Araştırma; Batı Trakya (Yunanistan), Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Romanya ve Gagavuz topraklarında asırlar boyunca millî varoluş mücadelesini sürdürmeye devam eden Balkan Türklerinin tarihî ve sosyal geçmişini çağdaş Türk şiirinde millî temalar çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın birinci bölümünü Balkan Türklerinin tarihî geçmişi oluşturmaktadır. Bu bölümde şiirlerin tarihî ve sosyal olaylarla bağlantısını kurabilmemiz amacıyla tarihî bilgi verilmektedir. İkinci bölümü tezimizin ana konusunu oluşturan millî temalar oluşturmaktadır. Bahsettiğimiz millî temalar başlığı altında memleket, dil, milliyetçilik (Türkçülük), göç, savaş ve direniş, din ve Atatürk ile ilgili kaleme alınan şiirler incelenmektedir. Bu nedenle bu konuda yazılan şiirler derlenmiştir. Balkan Türk şairlerinin şiir kitapları, Batı Trakya'nın Sesi, Romanya Demokratik Türk Birliği'nin yayın organı Hak Ses, Türkçem, Sabaa Yıldızı ve Sesler dergilerinin arşivlerinden ve diğer konuyla ilgili antolojilerden derlediğimiz şiirler çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde millî temalar başlığı altında sınıflandırdığımız şiirlerin dil ve üslup yönünden incelemesini yaptık. Bu bölümde başvuru kitabı olarak Doğan Aksan'ın "Şiir Dili" ve "Türk Şiir Dili" kitabı ile İsmail Çetişli'nin "Metin Tahlillerine Giriş 1" kitabından yararlandık. Şiirlerin dil ve üslup incelemesini "Söz Sanatları ve Anlam, Günlük Konuşma Dilinin Kullanımı ve Şiir Yapısı şeklinde üç başlık altında inceledik. Ve araştırmanın ek kısmında incelediğimiz şiirlerden ulaşılması zor olan dergilerdeki şiirleri ekledik. Araştırma boyunca ulaşılan bulgular Balkanların asırlar boyunca geçirdiği tarihî sürecin edebiyatın bir kolu olan şiirden ayrılmadığını göstermektedir. Gerek Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü yıllar gerekse Osmanlı'dan sonraki yıllarda meydana gelen olaylar şiirde yansımasını bulmaktadır. Balkan Türklerine uygulanan asimile politikaları, işkenceler, savaş katliamlarının reel boyutu şiirde var olmakta olmaya da devam etmektedir.
Necdet Neydim'in çocuk şiirleri üzerine bir çalışma
Çocuk şiirlerine farklı bir boyut kazandıran Necdet Neydim'in şiirlerini daha yakından tanımak ve tanıtmak amacıyla yola çıkılarak hazırlanılmış çalışmamız ile akademik alandaki bu eksikliğe dikkat çekmek de istenilmiştir. Çalışmadaki esas unsur Necdet Neydim'in hitap ettiği okuyucu kitlesine, çocuklara büyük bir özen ve ciddiyetle yaklaşımının şiirlerine yansımasıdır. Bu sebeple şiirin çocuk için ne kadar etkili olduğu ortaya çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler: Necdet Neydim, Türk Çocuk ġiiri, Sen Islık Çalmayı Bilir misin? Ġki Gözüm Üzümüm
Ahmet Erhan'ın hayatı, sanatı ve eserleri
8 Şubat 1958 yılında Ankara'da dünyaya gelen Ahmet Erhan, 4 Ağustos 2013 yılında erken denilecek yaşta vefat etmiştir. İlk gençlik yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini Militan Dergisi'nde yayımlayan Erhan, Behçet Necatigil şiir ödülünü alarak yazın dünyasında adını duyurur. Henüz yirmi iki yaşında tanınır hâle gelen Erhan daha sonraki dönemlerde "Yunus Nadi Armağanı (1992), Cemal Süreya (1998), Behçet Aysan (2005), Halil Kocagöz (1999) ve Melih Cevdet Anday (2008)" şiir ödüllerine sahip olmuştur. Yaşadığı dönem itibariyle kaotik bir sosyal hayata da şahitlik eden Erhan'ın, Alacakaranlıktaki Ülke isimli ilk şiir kitabı bu şahitliğin eseridir. 12 Eylül 1980 Darbesi'nin akabinde 1981 yılında yayımlanan bu kitap, şairin birçok araştırmacı tarafından "darbe şairi" adlandırmasıyla, tek yönlü bir değerlendirmeye maruz kalmasına sebep olmuştur. Şair, pek çok araştırmacı tarafından 1980 dönemi toplumcu gerçekçi şiirin önde gelen isimlerinden kabul edilir. Çalışmanın ilk bölümünde şairin çocukluk ve gençlik yılları, eğitim ve meslek hayatı, ailesi ve arkadaşları, kişiliği, hastalığı, ölümü hakkında bilgi verilecek ve sanatçının sanat, edebiyat ve şiir hakkındaki poetik görüşleri ele alınacaktır. İkinci bölümde sanatçının eserleri hakkında bilgi verilecek, üçüncü bölümde ise şairin şiirleri tematik açıdan incelenerek şairin şiir anlayışı ortaya konmaya çalışılacaktır. Yine aynı bölümde şiirlerindeki bireysel ve toplumsal özellikler örnekler üzerinden değerlendirilecektir.
Anadolu'daki fikri gelişmelerin Cemal Süreya'nın düşüncesine etkileri -Felsefeyi Anadolu'da yeniden yurtlandırmak bağlamında bir inceleme-
Her insan gibi şair ve yazarların da yaşadıkları coğrafyanın siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerinden etkilendiklerini görmekteyiz. Bu tez çalışmamızda gayemiz, Felsefeyi Anadolu'da Yeniden Yurtlandırmak Projesi kapsamında Anadolu'daki fikri gelişmelerin ışığında şair Cemal Süreya'da karşımıza çıkan kavramsal yansımalar ve bireysel davranışları mümkün olduğunca temellendirmektir. Cemal Süreya günceli temsil ederken bu güncel olanın arka planına ulaşmak için geçmişe dönmemin gerekliliği vurgulanmıştır, fakat burada anakronizm riski de göz önünde bulundurulmuştur. Cemal Süreya ve şiir konusuna hangi temellendirme ile ulaşabilirimin planlaması yapılmıştır. Bu planlamada öncelikli olarak İslam Felsefesinin kurucu metinlerinden Farabi'nin "İlimlerin Sayımı" adlı eseri çıkış noktamız olmuştur. Buradan hareketle dil ilmi ve beş sanat ele alındıktan sonra şiirî sözlerin de felsefi arka planı olduğundan hareketle Cemal Süreya'da kavramsal yansımalara ve bireysel tutuma dair açıklamalar yapılmıştır. Burada amaç "Felsefeyi Anadolu'da Yeniden Yurtlandırmak Projesi" ne uygun hareket ederek Anadolu'nun sadece topraktan müteşekkil bir mekân olmayıp aslında kökleri Orta Asya'da, Ortadoğu'da, Balkanlarda ve Afrika'da olan ve oralardan beslenen kültürel bir yarımada olduğu ve bu coğrafyada yetişen her şair ve yazarın bu kültür ve uygarlığa katkı sağladığını gözler önüne sermektir.
Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler
Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir
Çorum Hasanpaşa Kütüphanesi 19 hk 25231 numarada kayıtlı mecmû'a-i eş'âr adlı eserin transkripsiyonu, incelenmesi ve MESTAP'a göre tasnifi (1b-34b)
Arapça cem' (toplama) kökünden gelen mecmûa kelimesi "düzenlenmiş, biriktirilmiş unsurların tamamı" anlamında kullanılmaktadır. Mecmûalar; yazıldıkları döneme ait edebî zevki yansıtma, divan ve cönklerde yer almayan bazı şiirleri içerme, bilinmeyen şâirleri ortaya çıkarma gibi özelliklere sahiptir. Bu çalışmada, Mecmû'a-i Eş'âr'ın (1b-34b) varakları arasındaki şiirlerinin transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Eserin tamamı 106 varaktan oluşup müstensihi ve istinsah tarihi belli değildir. Mecmû'a-i Eş'âr'ın incelenen kısmında 82 şâire ait 193 adet şiir tespit edilmiştir. İki şiirin şâiri tespit edilememiştir. Şiirler genel olarak 15-20. yy. arasında yaşayan divan ve halk şâirlerine aittir. Ancak ağırlık olarak 19. yy.'da yaşayan şâirlerin şiirlerinden oluşmaktadır. Çalışmamıza esas olan bölümde (1b-34b) 119 gazel, 5 müseddes, 4 müstezad, 2 muhammes, 2 murabba, 1 terkîb-i bend, 3 kıt'a; 56 koşma ve 1 semai yer almaktadır. Ayrıca şiirlerin arasına yazılmış, bazıları anonim bazılarının şâiri belli 15 beyit bulunmaktadır. Mecmû'a-i Eş'âr'daki şiirlerin şekil ve içerik özellikleri incelendi. Daha sonra ise metnin transkripsiyonuna yer verildi. Yapılan inceleme neticesinde Mecmûa'da; Fuzûli gibi zirve şâirlerin şiirlerinin yanı sıra Nâzî, Haşmet, ǾAynî gibi daha az bilinen şâirlerin şiirlerine de yer verildiği görülmüştür. Ayrıca ismine kaynaklarda rastlayamadığımız şâirler de (Farık, Muhlis vb.) tespit edilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde, gün yüzüne çıkarılan bu Mecmûa'nın dönemin şiir zevki ve şâirlerin sanat anlayışları hakkında fikir vereceği ve Türk edebiyatı tarihi bakımından aydınlatıcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: Mecmû'a-i Eş'âr, mecmûa, klasik Türk şiiri, Türk halk şiiri
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde yol, yolcu ve yolculuk teması
Cumhuriyet yılları, Türk Edebiyatı'nda muhtelif dönüşümlerin, siyasi ve sosyal inkılapların edebiyatımızı da etkilediği dönemlerdendir. Atatürk'ün önderliğinde başlatılan bu süreç yeni bir dönemin işaret fişeği olmuştur. Bu yeni süreçte farklı edebi temalar, yine çeşitli hallerde edebiyatımızda yer almıştır. Yol, Yolcu, Yolculuk teması da Cumhuriyet Dönemi Türk şiiri içinde yer alan en kıymetli temalardandır. Cumhuriyet yılları, Türk Edebiyatı'nda çeşitli anlayışların görüldüğü, zengin bir içerik sunmaktadır. Cumhuriyet döneminde, Tanzimat yıllarından beri devam edegelen batılılaşma ile ehemmiyet kazanan modernleşme, yalnızlaşma, dünyevileşme gibi unsurlarla geleneksel edebiyatımızdan bir kopuş başladığı fikri hâkimdir. Fakat yalnızlaşmanın getirdiği bir atmosfer ile bireyde oluşan bir yol özlemi ya da yolculuk hasleti edebiyatımızda yer yer hüküm sürmeye başlamıştır. Buradan hareketle geleneksel edebiyatta da yer yer karşılaştığımız yol, yolcu, yolculuk motifi Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde de yer tutmaya başlamıştır. Tezimizin muhtevası, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirini kapsamaktadır. Amacımız, dönemdeki şairlerden hareketle yol, yolcu ve yolculuk kavramının şiirimize yansımasını irdelemektir. Cumhuriyet dönemi boyunca eser veren şairlerin pek çoğu yol ve yolculuğa dair şiirler yazmıştır. Buna karşın hâlihazırda bu temanın literatürde az rastlanan bir durum olması ise tezimizin önemini gözler önüne sermesi açısından kıymetli bir yer tutmaktadır. Tez çalışmamızın yöntemi tarama, derleme ve inceleme olarak belirlenmiştir. Öncelikle döneme ait bu temayı işleyen şiirler taranıp derlenmiştir. Farklı sosyokültürel çevreden şairlerin yol, yolcu ve yolculuk kavramına şiirlerinde yer verdiği tespit edilmiştir. Haliyle ortaya kapsamlı bir doküman çıkmıştır. Kavramların içerdiği muhteva kapsamlı olduğundan tezin içeriği, şiirlerinde yol, yolcu ve yolculuk kavramını hassaten seçen şairlerden sadece bir kısmını dâhil ederek sınırlandırılmıştır. Tez çalışmamızda özgün ve nitelikli bir bilimsel eser ortaya çıkarmak maksadıyla çalışmamızın kapsam olarak çok dağınıklık göstermemesi için nitelikli örneklemlere yer verilmiştir. Tezin içeriğini en iyi yansıtan şiirlere yer verilmesine özen gösterilmiştir. Yol, yolcu ve yolculuk kavramını özgün bir şekilde eserlerinde yer vermeleri, dönemin öncülerinden olmaları ve seçilen şairlerin dönemin ruhunu yansıtan bir çeşitlilik göstermesi, bu şairlerin bilimsel çalışmamızda yer almasında temel kriterler olarak belirlenmiştir. Bilimsel çalışmamız üç temel bölümden müteşekkildir. Tezin ilk bölümünde "Şiire Genel Bir Bakış" yapılmaktadır. Tezin ikinci bölümünde, "Tematik Unsurlar" ayrı ayrı ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise "Cumhuriyet Dönemi Türk Şiir'inde Yol, Yolcu, Yolculuk Şiirleri" incelenmiştir. Bu çalışma ile alan yazında, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiir'inde Yol, Yolcu, Yolculuk kavramı ve bu temaların şiirimizde açmış olduğu ufukların literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağı hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Yol, Yolcu, Yolculuk, Cumhuriyet, Türk Şiiri. Bilim Kodu: 30201
1940-1960 toplumcu gerçekçi şairlerin hapishane temalı şiirleri
Bu çalışmada, 1940'dan 1960'a toplumcu çizgide eser veren şairler konu edilmiştir. Bu şairlerin, kapalı bir mekân olan hapishaneyi konu edindiği şiirlerin tahlilleri yapılırken amaçlanan; hapishanenin şairin gözünden nasıl görüldüğü ifade etmek ve ona yüklediği anlamın ne olduğunu yansıtmaktır. Çalışmadaki şair kadrosu, bu dönemde yaşayan ve araştırma yapan herkesin ortak olarak ismini belirttiği, müstakil şiir kitapları bulunan ve toplumcu çizgide eserlerini veren isimlerden oluşmaktadır. 1940-1960 toplumcu gerçekçi şairlerde hapishanenin değerlendirildiği tez dört bölümdür: Birinci bölümde toplumcu gerçekçiliğin Rusya'daki gelişimi, bu anlayıştaki sanat-sanatçı kavramı ve toplumcu gerçekçiliğin Türkiye'deki gelişim seyri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'de kırk kuşağı kadrosuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde mekân kavramına ve tezin ana mekânı olan hapishaneye değinilerek ayrıntılı bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise kırk kuşağı içinde yer alan ve incelenmesine karar verilen şairlerin, hapishane mekânlı şiirleri tahlil edilmiştir.
Türk edebiyatında Gülşenî gelenek: Şairler, eserler, kavramlar
Gülşenîlik, Halvetîliğin Rûşeniyye kolundan türeyen ve temelleri İbrahim Gülşenî tarafından Mısır / Kahire Bâbüzüveyle'deki tekkede atılan bir tarikattır. Gülşenîlik, Osmanlı şairlerinin en çok itibar ve intisap ettiği tarikat olmasıyla tasavvuf şiiri açısından önemli bir yere sahiptir. Gülşenî şairlerin meydana getirdikleri eserleri dinî edebiyat bakış açısıyla ele alarak bu tarikatın edebî birikimini bir bütün olarak değerlendirmenin amaçlandığı tezimizde Gülşeniyye tarikatı hakkında genel ve öz bir malumat verilmiş, Gülşenîliğin etkili olduğu 16. - 20. yüzyıllar arasında manzum eser veren şairler ve bu şairlerin Türk edebiyatına kazandırdığı edebî birikim ortaya konmuştur. Gülşenî şairlerce yazılmış manzum eserler dil, üslûp, vezin, nazım şekilleri, nazım türleri gibi edebî yönlerden ve eserlerdeki dinî-tasavvufî kavramlar üzerinden incelenmiştir.
XIX.yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler
Bünyesinde ihtiva ettiği edebi ve kültürel değerle birlikte, Klasik Türk şiirinin en önemli özelliklerinden biri de, çevresinde var olan birçok unsura sanatsal bir kimlik büründürerek, onu şiir malzemesi yapmasıdır. Dış dünyaya kapalı olduğu düşünülen bu kadim şiir geleneğinin böyle bir yapıya sahip olması önemli bir özelliktir. Şairlerin, değişik hayaller içinde düşündüğü ve konu edindiği unsurlardan biri de mevsimlerdir. Mevsimleri gerçek, mecaz ya da terim anlamlarıyla birlikte düşünen Divan şairleri, böylelikle bir benzetme ilgisi kurmuşlardır. Bahar, yaz, sonbahar, kış; ağaç, çiçek, bağ, bahçe gülzar; ay, yıl gece, gündüz, seher gibi unsurlar âşık, sevgili, rakip üçlüsünün hikâyesini tabiat özelinde oluşturan kavramlardır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl Klasik Türk şiirinden hareketle mevsimler ve mevsimsel unsurlar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Mevsim, Zaman, Tabiat
18.yy siyasi hayatının klasik Türk şiirine etkileri
Edebî eserler, bir milletin geçmişini, medeniyet vasıflarını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır. Bir milletin medeniyet vasfını, sanatkârlarına, yazar ve şairlerine, bestekârlarına; yani sanat eserlerine bağlı olarak değerlendirmek, yanlış bir tutum olmayacaktır.Edebî eserin bizatihi kendisi, öznel olması yönüyle, tarih bilimine kaynaklık eden yazılı metinlerden ayrılmaktadır. Bunun içindir ki; bir olayın değerlendirilmesi, vakanüvislere göre farklı şair ve sanatkârlara göre farklı olacaktır. Zira sanatkârın arzu ve telaşı, dış dünyanın mutlak gerçekliğinden ziyade, onun kendisi zâviyesinden görünümü ve yansımasıdır. Dolayısıyla, tarihî bir metindeki doğruluk, divanlarda yer alan bir manzumede, şairin içinde bulunduğu cemiyet hayatı ve bu hayatın şartları; şairin görev yaptığı makam ve o anki hâlet-i ruhiyesine göre değişecek ve şekillenecektir.Bu çalışmamızda, divan şairlerinin siyasi olay ve kişilere yaklaşımını, onlar karşısında tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları şartları da göz önünde tutarak değerlendirmeye çalışacağız. Zira divan edebiyatına isim veren ve şairlerin şiirlerinin toplu olarak bulunduğu divanlar, özellikle bu divanlardaki kasideler ve tarih kıt'aları, sadece edebiyat araştırmacısı için değil, tarih bilimcilerinin, sosyo-kültürel alanda çalışmalar yapan araştırmacıların da faydalanabileceği hususiyetleri ihtiva etmektedir.18. yüzyıl siyasî hayatının divanlara yansıması ve etkilerini konu alan tez çalışmamızda, 54 divan üzerinde yapılan çalışmaları (kitap, doktora tezi ve yüksek lisans tezi) inceledik. Bunların dışında, bu yüzyıla ait 44 divan daha tespit etmemize rağmen, bazıları üzerinde tenkitli metin çalışmasının yapılmaması ve bazılarının da çeşitli sebeplerden dolayı YÖK tarafından kısıtlanması sonucu, bu divanları inceleme şansımız olmadı. Tespit edebildiğimiz ve inceleyemediğimiz diğer divanlar, araştırmamızın problemleri bölümünde ayrıca gösterilmiştir.Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler,1. 18.Yüzyıl Divan Şairlerinin Dönemin Devlet Adamlarına Bakışı2. 18.Yüzyıl Divanlarında Yer Alan Siyasi Olaylar3. 18. Yüzyıl Sosyal Hayatında Meydana Gelen Bozulmaların Siyasete Yansıması4. Şair ve Siyaset İlişkisibaşlıklarını taşımaktadır.Şairlerin devlet adamlarını ve siyasi gelişmeler karşısındaki tutumları, bir bütün halinde verilmiş, aynı şahıslara ve olaylara farklı şairlerin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bunların değerlendirmeleri gerek ilgili bölümde ele alınmıştır.Bu tutum ve davranışlarda,bakış açılarında bir edebî eser ile tarih belgesi arasında ne gibi farklılıklar olabileceği, olay ve kişilere bakışlardaki farklılıklardan yola çıkılarak genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmında ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.Sosyal Hayattaki Bozulmaların Siyasete Yansıması bölümünde ise, halkın yaşayış ve kültür özelliklerinden ziyade, konumuz gereği, siyasi gelişmelerin ve olayların halk tarafından algılanması yönü üzerinde durulmuş; bu meyanda, idarecilerin, halkın zihniyeti, tavırları şiirlerde aranmış ve ortaya konulmaya çalışılmıştır.Şair ve Siyaset ilişkisinin değerlendirildiği dördüncü bölümde ise, şairlerin hayatları ve bulundukları mevkileri ile siyasi ilişkilerinin divanlara yansıması ele alınarak, şair-siyaset ilişkisinin manzumelerde nasıl ve niçin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmış; her şairin, hâmisi ve diğer siyasî kişilere yönelik yazdığı manzumelerin,şiir ve beyit bazında sayısı grafiklerle gösterilmiştir.Bu durum, şair-hâmî ilişkisini ortaya koymakta şüphesiz daha yol gösterici olacaktır.Divan sahibi olup da, manzumelerinde siyasi kişilere veya olaylara yer vermeyen şairlerin durumları da,yine her şairinin ismi altında teker teker ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 18.yy Divanları, Siyasi Olaylar, Şair, Siyaset
Klasik Türk şiirinde zâhid algısı üzerine eleştirel bir bakış
Dinî-tasavvufî Türk edebiyatı ve Dîvân edebiyatı ürünlerinin temel şahıs kadrosunu sevgili, âşık, rind, zâhid ve rakip oluşturmaktadır. Bu tiplerden zâhid, dinî emirlere bütünüyle uyan, dünyâya rağbet etmeyip vaktini sürekli ibâdetle geçiren dindâr bir kişi olmasıyla olumlu özelliklere sahipken, zamanla hem zâhid hem de zâhidlik kavramına yönelik yaklaşımlar farklılık göstermiştir. Mutasavvıflar ve dîvân şâirlerinin zâhid algısının mukayeseli olarak incelendiği bu çalışmada, on mutasavvıf ve on dokuz dîvân şâirinin dîvânları esas alınarak zâhid kavramının karşıladığı anlam, eleştirilen zâhid tipinin edebî metinlere yansıyan özelliklerinin benzer ve farklı yönleri dîvânlardan örneklerle tespit edilip konularına göre tasnif ve tahlil edildi. Araştırmamız, zâhid kavramı ve zâhidliğin tarihî seyri hakkında muhtelif bilgilerin yer aldığı giriş bölümü ile zâhid eleştirisinin dîvânlarda işleniş yönlerinin sınıflandırıldığı yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, edebî metinlerde zâhid; ikinci bölüm, zâhidin şekilciliği, kıyafet ve eşyâları ile dış görünüş olarak tasviri; üçüncü bölüm, ilim; dördüncü bölüm, tasavvufî makâm ve hâllere ayrılarak zâhidin bu hususlarda dîvânlara yansıyan yönleri değerlendirildi. Zâhide isnâd edilen çeşitli sıfatlardan yola çıkılarak, onun fikir, söz, sohbet ve nasihatları hakkında yorumlar, mekân tasvirleri, zâhide karşı şiddet, bedduâ eğilimi ve teşbih edildiği çeşitli unsurlar son üç bölümde ele alındı. Çalışmanın sonunda da, incelenen şiirler genel bir değerlendirmeye tâbî tutularak bir sonuca ulaşılmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Zâhid, Mutasavvıf, Dîvân Şâiri, Eleştiri
XVII. yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler
ÖZET XVII. YÜZYIL KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNDE MEVSİMLER KORKUNÇ, Ahmet Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Atilla BATUR Temmuz, 2014, 174 sayfa XVII. Yüzyıl Klâsik Türk Şiirinde Mevsimler adlı tez çalışmamızda XVII. Yüzyılda yaşayan şâirlerin mevsimleri şiirlerinde ele alışlarını inceleme gayreti içinde bulunduk. Tez çalışmamıza başlamadan önce şâirlerin yaşadığı yüzyılı araştırdık. Zira bir sanatçı eserinde neyi veya hangi konuyu işlerse işlesin yaşadığı dönemde meydana gelen olumlu veya olumsuz durumlardan bağımsız bir şekilde ürün vermesi beklenemez. Bu sebeple çalışmamıza incelediğimiz dönemi araştırarak başladık. XVII. Yüzyılın siyasi, edebi ve toplumsal hayatına göz atıldıktan sonra çalışmanın ana kaynağı olan divânlar detaylı bir şekilde araştırılarak mevsimler ile alakalı beyitler tespit edildi. Bu yüzyılda yaşayan ve çalışmaya dâhil edilen her şairin divânından tespit edilen beyitler yine kendi içerisinde sınıflandırılarak tez çalışmasının içerisinde yer almıştır. Sınıflandırma "Bahâr", "Nev-bahâr", "Nevrûz", "Kış", "Sonbahâr" ve "Yaz" şeklinde yapılıp detayları ile incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya dâhil edilen beyitlerde mevsimlerle alakalı beyitlerde anahtar kelimeleri bulup bu kelimeler üzerinden çalışmamızın ana konusu olan mevsimleri çeşitli yönleri ile çalışmaya dahil ettik. XVII. Yüzyıl Osmanlı sahasında Nâbî, Neşâtî, Nâ'ilî, Nef'î, Şeyhülîslâm Yahya gibi usta şâirler yaşamıştır. Çalışmamıza öncelikle bu şâirlerin eserlerini incelemekle başladık. Şâirlerin eserlerinden derlenen beyitler ve bentler çalışmamız içerisinde yer almıştır. İşte bu çalışmamızda, XVII. yüzyıl şâirlerinin eserlerinde mevsimleri Klâsik Türk Şiiri içerisinde ele alışları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevsim, Bahar, Hazân, Nevrûz, Nev-bahâr
Cahit Sıtkı Tarancı'nın ölüm konulu şiirlerine psikolojik bir bakış
ÖZET CAHİT SITKI TARANCI'NIN ÖLÜM KONULU ŞİİRLERİNE PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ YETİŞTİREN, Nuri Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Abdullah ACEHAN Temmuz, 2014, 169 sayfa Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956), Cumhuriyet Devri Türk edebiyatının önde gelen sanatçılarından birisidir. Özellikle şiir alanında adını duyurma başarısı gösteren ünlü şair, ''Otuz Beş Yaş '' şiiriyle ünlenmiş ve ''ölüm şairi'' olarak anılmıştır. Daha lise yıllarında iken ilk şiirlerinin ''Muhit'' dergisinde yayımlanması, iyi bir şair olma yolunda onu kamçılamış ve 1933'te ilk şiir kitabı olan ''Ömrümde Sükût'' eserini edebiyat dünyasına hediye etmiştir. Bunu sırasıyla 1946'da ''Otuz Beş Yaş'', 1952'de ''Düşten Güzel'' ve şairin ölümünden sonra da 1957'de ''Sonrası'' kitapları takip etmiştir. Gerek yaşadığı dönemde gerekse günümüzde sevilerek ve beğeniyle okunan şair hakkında birçok çalışma yapılmıştır ve daha da yapılacağı kanaatindeyim. Çünkü Cahit Sıtkı'nın; Türkçeye olan hâkimiyeti, duygularındaki samimi ifade tarzı ve klasik konuları özgün bir şekilde ele alması edebiyatçıları her zaman kendisine çekmeyi başarmıştır. Diğer çalışmacıların, şairin en çok üzerinde durduğu ''ölüm'' temine sadece konu olarak yaklaşmalarına karşın biz de aynı konuya farklı bir bakış açısı getirerek, ''ölüm'' kavramını psikolojik yönden değerlendirmeyi yeğledik. Şairin; Ramazan Korkmaz tarafından 43, Enver Okur tarafından ise 62 adet ölüm konulu şiiri incelenmiştir. Bu iki çalışmadaki ortak şiirleri göz önünde bulundurduk ve biz de bu ele alınan şiirlerden farklı olarak, şairin 21 adet şiirini daha ölüm perspektifinden değerlendirdik. Cahit Sıtkı'nın yayımlanmamış şiirleri üzerine incelemeleri olan Nuran Özlük ve Hakan Sazyek'in çalışmalarında, şairin ölüm konulu şiiri bulunmadığı için bu şiirleri değerlendirmeye tabi tutmadık. Cahit Sıtkı'nın ölüm konulu şiirlerini psikolojik açıdan değerlendirdiğimiz bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde Tarancı'nın resmi hayatı anlatılmaktadır. İkinci bölüm şairin kültür hayatından oluşmaktadır. Şairin sanat anlayışı, şair ve şiir hakkında düşündükleri ile eserleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, diğer sanatçıların Cahit Sıtkı Tarancı'nın sanatı üzerine söyledikleri de ayrı bir başlık altında verilmiştir. Üçüncü bölümde ölüm temi; materyalizm, pozitivizm bakımından ve dinî açıdan incelenerek bu görüşlerin temsilcilerinin görüşleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde edebiyat ve psikolojinin bir bilim dalı olarak birbirine yakınlık ve uzaklığı ile ilişkileri ele alınmıştır. Edebiyatta ölüm teminin yerinden de kısaca bahsedilmiştir. Ayrıca, Cahit Sıtkı'nın ölüm konulu şiirlerine psikolojik açıdan yaklaşılmış ve şairin ölüm karşısındaki psikolojisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ölüm, Ölüm Psikolojisi, Edebiyat ve Psikoloji, Materyalizm ve Ölüm, Pozitivizm ve Ölüm, Dini Açıdan Ölüm, Cahit Sıtkı Tarancı ve Ölüm Korkusu, Cahit Sıtkı Tarancı.
Hilmi Yavuz`un şiirlerine dini-tasavvufi edebiyat ve geleneksel edebiyat açısından bir bakış
ÖZET Hilmi Yavuz, dinî- tasavvuf! ve klâsik Türk şiirinden faydalanan en önemli Türk şairidir. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada, Hilmi Yavuz'un dinî- tasavvufî ve klâsik Türk şiirinden faydalanma biçimini ortaya koymaya çalıştık. Şiirinin teorisini de kuran Hilmi Yavuz, şiire "üretilen bir şey" olarak bakar ve teoriye şiirden daha fazla önem verir. Bu anlayışıyla klâsik Türk şiiri arasında çok önemli bir paralellik vardır. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiirini Hilmi Yavuz "malzeme" olarak kullanır. Şiirini yaparken herhangi bir imgeden faydalanmak gerekiyorsa bunu edebiyatımızdan faydalanarak yapar. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiirinden faydalanan diğer şairlerden farkı, bu geleneklerin arka plânına, zihniyet haritasına nüfuz etmesidir. Bu anlayışının kökeni de öğretmeni Behçet Necatigil'dir. Tezin birinci bölümünde Hilmi Yavuz'un hayatına, şiir anlayışına (poetikasına) ve kitaplarının tanıtımına yer verdik. İkinci bölümde Hilmi Yavuz'un şiirini dinî ve tasavvufî açıdan inceledik. Üçüncü bölümde ise Hilmi Yavuz'un şiirine klâsik Türk şiiri açısından bakmaya çalıştık. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiiri açısından incelerken Hilmi Yavuz'un şiirlerinden de örnekler verdik. Geleneği malzeme olarak kullanan Hilmi Yavuz, bu yönüyle post-modern edebiyat anlayışım benimsemektedir. Modernizme tepki olarak ortaya çıkan post modernist edebiyat, geleneğe, dine, tasavvufa ve geçmiş kültüre yakındır. Hilmi Yavuz'un şiiri de modernizme sırt çeviren, başkaldırı şiiridir.
İzzet Yasar'ın şiirleri üzerine bir inceleme
Türk Edebiyatında şairliği ile tanınan İzzet Yasar, Reşit İmrahor mahlasıyla yazdıkları da dâhil dokuz şiir kitabı kaleme almıştır. "İzzet Yasar'ın Şiirleri Üzerine Bir İnceleme" adını taşıyan bu çalışmada şairin eserleri metin merkezli bir yaklaşımla ele alınıp tahlil edilmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde İzzet Yasar'ın hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde İzzet Yasar'ın şiirleri tematik açıdan incelenmiştir. Sonuç bölümünde çalışmanın bulguları açıklanmıştır. Çalışmanın amacı, eserleri hakkında inceleme yapılmamış olan yazar İzzet Yasar'ın sanatı ve eserlerini, bilimsel yöntemlerle Türk edebiyatına tanıtmaktır. Anahtar sözcükler: İzzet Yasar, tahlil, şiir, tematik, inceleme, poetika
Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirlerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; şiir ve düz yazı türünde ortaya koyduğu eserlerle Türk edebiyatının, resim alanındaki yaptığı çalışmalarla da Türk sanatının önemli isimlerinden biri olan Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun tüm şiirlerindeki değer ifadelerinden eğitsel unsur özelliği taşıyabilecek olanları belirlemektir. Betimsel tarama modelinin benimsendiği çalışmada Türkçe ve Sosyal Bilgiler derslerinin değerler eğitimi açısından zengin bir içeriğe sahip olması ve bu derslerde değerler eğitimine sıklıkla yer verilmesinden dolayı, 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı ve 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer alan değerler göz önünde bulundurulmuştur. Türkçe Öğretim Programı'nda belirtilen 10 kök değer, Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan 18 değer ve bu değerlerden hareketle kazandırılmak istenen alt değerlerden yola çıkılarak araştırmacı tarafından 33 farklı değerin yer aldığı bir değerler listesi oluşturulmuştur. Sonradan bu listede yer alan 33 farklı değer, kendi arasında gruplandırılmıştır. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun tüm şiirlerinin toplandığı Dol Karabakır Dol adlı eserindeki 222 şiir, listelenen 33 farklı değer bağlamında ayrıntılı olarak incelenmiş ve araştırma sonunda bu değerlere yönelik toplam 668 veriye ulaşılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri kaynağı olarak Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun bütün şiirlerinin toplandığı Dol Karabakır Dol adlı şiir kitabı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirlerinin Millî Eğitim Bakanlığının belirlemiş olduğu değerler bakımından çok zengin bir içeriğe sahip olduğu ve şiirlerinde en fazla yer verdiği üç değerin; doğaya duyarlı olma, halk kültürüne duyarlı olma, memleket sevgisi ve özlemi değerleri olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bedri Rahmi Eyüboğlu, değerler, değerler eğitimi, evrensel değerler, ulusal değerler
Bursa'nın yetiştirdiği bir değer: Metin Güven (hayatı-sanatı-eserleri)
Bursalı bir edebiyatçı olarak, şimdiye kadar hakkında akademik anlamda kapsamlı bir çalışma ortaya konmamış olan Metin Güven, 24 Ocak 1947'de Bursa'da dünyaya gelmiş ve 16 Ağustos 2010'da yine Bursa'da vefat etmiş bir şairdir. Metin Güven, ilk şiirinin yayımlandığı 1968 yılından ölümüne kadar geçen kırk iki yıllık süreçte on üç şiir kitabı yayımlamıştır (Ayrıca şairin yayımlanacağını haber verdiği ancak vefatı sonrası kayıplara karışmış on dördüncü şiir kitabı tarafımızca bulunmuş ve çalışmaya o da dâhil edilmiştir.). Şairin yayımlanmış kitaplarında yer alan toplam şiir sayısı (652) altı yüz elli ikidir. Yaşamı boyunca, üniversite yılları ve öğretmenliğe ilk başladığındaki iki yıl hariç, ömrünü Bursa'da geçirmiş olan şair ilk sayısı 15 Ocak 2006'da yayımlanan, Onaltıkırkbeş dergisinin kurucusu ve yayın yönetmenidir. Bu dergi ve dışında kalan müstakil yazılarında onun şiir, şair, edebiyat ve sanat ile dünyaya ve kültüre bakışı tespit edilip poetikası ortaya konmaya çalışılmıştır. İlk şiir kitabından sonuncusuna kadar şiirini değiştirip dönüştüren şairin hakkında pek çok kaynakta yanlış bilgiler verilmiş olması, kendisi hakkında yeni bir biyografi yazma gereği doğurmuştur. Bu çalışmada; Bursa'nın sanat birikimi, sosyo-kültürel ve entelektüel hayatı içiresinde önemli görevler edinmiş şairin gündeme getirilmesi, hayatı, sanatçı kişiliği, eserleri ve şairliği konusunda doğru bilgilerin aktarımı amaçlanmıştır. Bu bağlamda Metin Güven'in kişiliği ve edebi yaşamı Bursa'nın tarihsel düzlemi çerçevesinde incelenmiş ve şiir dünyası metin analizleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Akış içinde, öncelikle bir şair olarak hayatı, edebiyatçı kimliği ve eserleri verilmiş, ardından poetikası tahlil edilip, değerlendirilmiş, şiirleri biçim ve içerik yönünden incelenmeye çalışılarak, Türk edebiyatı içindeki yeri ve önemi belirlenmeye gayret edilmiştir.
Âşık Veysel'in şiirleri üzerine ontolojik bir inceleme
Âşık tarzı halk şiiri, halkın içinde yetişen, eserleri sazla icra eden, sözlü şiir geleneğine bağlı âşıkların hece ölçüsüyle ve özel biçimlerle meydana getirdikleri manzum ürünlerdir. 20. yüzyıl âşıklık geleneği temsilcilerinden Âşık Veysel, şiirlerinde işlediği konuları sazıyla dile getirmiştir. Yetiştiği çevrenin de etkisiyle Anadolu bilgeliğini şiirlerinde barındırmaktadır. Âşık Veysel, şiirlerinde varlık, hikmet, ahlâk, güzellik, iyilik gibi felsefi konulara da bilerek veya bilmeyerek değinmiştir. Buradan hareketle geleneksel dünya görüşünün izlerini halkın edebi ürünlerinin içinde görmekteyiz. Âşık Veysel'in varlığa bakışı hakkındaki şiirleri, felsefenin bilim dalı olan ontolojik yaklaşıma benzer kavramları barındırmaktadır. Var olanı ve varlığın bütününü kendine konu edinen ontoloji, varlığı kendi başına "varlık" olarak ele alır. Yeni ontolojinin kurucusu Nicolai Hartmann'ın, real dünyayı varlık tabakaları sistemiyle çözümlemesinden yola çıkan İsmail Tunalı, aynı ontolojik metodu sanat eserlerine uygulamıştır. Sanat eserlerinin ontik yapısını "Ontolojik Analiz Yöntemi" ile tabakalara ayırmıştır. Bunlar: 1) Ses Tabakası, 2) Anlam Tabakası, 3) Nesne veya Obje Tabakası, 4) Karakter veya Ruhi Tabaka 5) Alınyazısı veya Kader Tabakası. Çalışmamızda Âşık Veysel'in varlık konulu bazı şiirleri "Ontolojik Analiz Yöntemi" ile incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Âşıklık Geleneği, Âşık Veysel, Ontoloji, Ontolojik Analiz Yöntemi
Refik Durbaş'ın çocuk şiirleri üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın amacı Refik Durbaş'ın çocuk şiirlerinin çocuğa görelik ilkeleri bakımından incelemektir. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada veriler doküman incelemesi yöntemiyle elde edilmiştir. Bu çalışmanın dokümanlarını Refik Durbaş'ın Bez Bebekle Kuklası, Yaramaz Şiirler, Kırmızı Kanatlı Kartal, Kar Üstünde Beyaz Bulut, Şaşkın Baykuş, Kuyruğu Zıp Zıp Kanguru, Çırak Çıktı Çocukluğum, Büyüsün Düşler ve Nar Düştü Kar Üstüne olmak üzere dokuz şiir kitabı oluşturmuştur. Refik Durbaş'ın 229 şiiri çocuğa görelik ilkesi bakımından içerik (tema ve konu, kişiler, dil ve anlatım ve plân) ve biçim (boyut, kağıt, kapak ve ciltleme, sayfa düzeni, harfler ve punto ve resimler) olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Şiirlerdeki tema ve konunun belirlenmesinde 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı esas alınmıştır. İncelenen dokuz şiir kitabının biçimsel ve içerik özellikleri hakkında şu sonuçlara ulaşılmıştır: Programda yer alan on altı temadan kullanım sıklığına göre sırasıyla Doğa ve Evren, Çocuk Dünyası, Birey ve Toplum, Milli Kültürümüz, Hak ve Özgürlükler, Zaman ve Mekân, İletişim ve Duygular olmak üzere sekizine yer verilmiştir. Kişilerden en çok hayvan, insan, fantastik öge ve bitkiler yer almıştır. Şairin, imgelerden ve edebi sanatlardan oluşan bir üsluba sahip olduğu görülmüştür. Eserler biçim açısından incelendiğinde ise kitapların hitap ettiği yaş aralığının ve sayfa numaralarının belirtilmediği şiirlerin genelinde yazım ve imla kurallarının ihmal edildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte görseller açısından resimlerin şiirlerle bir bütünlük arz ettiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Refik Durbaş, Çocuk Şiiri, Çocuğa Görelik İlkesi
Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerinde simgesel açılımlar ve ortaya çıkış izlekleri
Asaf Hâlet Çelebi, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın özgün şairlerinden birisidir. Yaşantısı ve şiir anlayışını ortaya koyduğu metinler incelendiğinde Modern Türk şiiri sahasında şiirlerini saf şiir anlayışıyla kaleme alan şairlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın odak noktası, Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerindeki izleklerin oluşumuna yön veren yaşantısı ve şiir anlayışı göz önünde tutularak şiirlerinde kullandığı simgesel ifadeleri açıklamaktır. Asaf Hâlet Çelebi, kullanmış olduğu kendine has kelimeleri ile döneminde daima gündemde kalan ve özgün bir şiir dili inşa eden bir şair olmuştur. Asaf Hâlet'in doğu mistisizmi, İslam tasavvufu, Hint felsefesi ve Budizm'e olan yoğun ilgi ve bilgi birikimi de şiir evreninin oluşumuna yön veren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiirlerinde yoğun bir şekilde karşımıza çıkan simgesel ifadelerin, Asaf Hâlet Çelebi'nin bilinç altına etki eden çocukluk ve aile yaşantısı, tarihî atmosferi ile aidiyet duyduğu mekân olarak karşımıza çıkan İstanbul ve şairin mistik yönelimleri ile yakından ilgili olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Asaf Hâlet Çelebi, dil, İstanbul, mistisizm, simge.
İkinci Yeni'nin poetikası
Ill ÖZET İKİNCİ YENI'NIN POETIKASI AH SELÇUK Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mustafa APAYDIN 2004,VHI+96 sayfa Bu çalışmamızda, modern Türk şiirimiz içerisinde yer alan İkinci Yeni'nin poetikası incelenmiştir. ikinci Yeni, başlangıcında da gelişimi içerisinde de ortak bir bildiri yayımlamamıştır. Bu bakımdan İkinci Yeni'nin öncü şairlerinin ayrı ayrı poetik metinlerinin birbirleriyle ortaklıkları ve karşıtlıkları çerçevesinde incelenmesi edebiyat tarihimiz açısından önem taşımaktadır. Çalışmamızın amacını da bu çaba oluşturmaktadır. Elinizdeki çalışma, İkinci Yeni şairlerinin şiir üzerine genel değerlendirmelerinin ve şiirin iç sorunlarına dair, içerik ve yapıyla ilgili görüşlerinin incelendiği iki bölümden oluşmuştur. Çalışmamızda İkinci Yeni'nin, şairleri arasında yer yer yakınlıklara, ortaklıklara rastlansa bile bir bütün olarak ortak bir poetika ortaya koyamamış,* hatta birbirleriyle karşıt duran görüşleri içerisinde barındıran; Garip'in önünü açtığı yeni şiir anlayışından beslenerek, bu beslenmenin izlerini taşıyarak ona karşı duran, bazen onunla ortaklaşan bir poetikanın sahibi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler" modern Türk şiiri, İkinci Yeni, poetika