International policy

1,519 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Alman dış politika kimliği ve güç kullanımı (1949 - 2016): Süreklilik ve değişim dinamiklerinin analizi

Bu çalışmada Almanya'nın 1949'dan günümüze, uluslararası çatışmalarda izlediği politikalar ele alınmaktadır. Tezin amacı, Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrası geliştirdiği, güç kullanımına karşı mesafeli ve değer bazlı dış politika kimliğinin, birleşme ve Soğuk Savaş'ın bitişinin getirdiği değişimlere rağmen sürekliliğini koruyup korumadığının anlaşılmasıdır. Bu doğrultuda özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında geliştirilen kimlik ve bu kimliğin öne çıkan değer ve politikaları ele alınmıştır. Sonrasında Almanya'nın, hem Soğuk Savaş hem de Soğuk Savaş sonrası dönemin çatışmalarına yönelik politikalarında, bu değerlerin görünürlükleri incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, Almanya'nın çok taraflılık gibi değerleri gözeterek de olsa uluslararası müdahalelere katılımının açık şekilde arttığı gözlemlenmiştir. Ancak bu müdahalelerin nadiren doğrudan ama genellikle barış gücü gibi misyonlar bağlamında olması dolayısıyla, II. Dünya Savaşı sonrası değerlerin ufak değişimlerle devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Alman dış politikası, güç kullanımı, süreklilik, değişim, dış politika kimliği

AlmanyaDeğişimKimlik+3
Mahmut Mazlum
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The Shia Crescent discourse: A critical geopolitical approach

This thesis aims to study "the" Shia Crescent discourse through a critical geopolitical approach. King Abdullah II of Jordan claimed in 2004 that the Islamic Republic of Iran aimed at creating a Shia Crescent under its own control and in accordance with its own interests. Moving from this discourse, on the one hand, this study analyses the effect of this discourse on the Middle Eastern countries ruled by Shia political elites, while on the other hand, it elaborates on the approaches taken by those Middle Eastern countries' political elites who have acknowledged the Sunni branch of Islam, but rule over substantial Shia populations, to what extent those elites are influenced by this discourse, and are susceptible to Iranian influence. While undertaking these tasks, this study offers a critical geopolitical analysis of "the" Shia Crescent discourse. Keywords: Shia Crescent, Iran, foreign policy, critical geopolitics, sectarianism,Shiism.

Critical geopoliticsInternational policyIran+2
Şermin Pehlivantürk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve dış politika:Türk dış politikasında Tansu Çiller Dönemi 1996-97

Bu tezin amacı, toplumsal cinsiyet çalışmaları ile Uluslararası İlişkiler çalışmalarını Türkiye'nin ilk kadın dışişleri bakanı olanı Tansu Çiller üzerinden birleştirmeye çalışmaktır. Bu çalışmada dış politika kurumunda toplumsal cinsiyet ilişkilerinin varlığı incelenecektir. Bu incelemenin temel amacı da kadınlar karar verici olarak dış politika kurumuna dâhil olduğunda nasıl davrandıkları ve toplumsal cinsiyetin performatif edimler aracılığıyla kurumun yapısını nasıl etkiledikleri sorularını cevaplamaktır.Dış politika kurumunda tahakküm ilişkilerini toplumsal cinsiyet üzerinden anlamak için, analizin odak noktası Çiller'in söylemleri olacaktır. Burada amaç Çiller'in söylemlerinde eril-dişil kimlikleri nasıl konumlandığını ve bunun dış politika ile geleneksel eril zihniyet arasındaki ilişkiye etkisinin nasıl olduğunu açıklamaktır.

Cinsel kimlikDevlet idaresiKamu yönetimi+4
Hande Gül Has
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya Federasyonu'nun güvenlik anlayışının Neorealist Perspektiften analizi

Bu tezin yazılmasının nedeni, Rusya Federasyonu'nun 2000'li yıllardan itibaren uygulamaya koyduğu saldırgan dış politikasını, devleti temel aktör olarak gören ve uluslararası sistemin yapısını dikkate alan neorealist teori bağlamında incelemektir. Bu çerçevede, Sovyet sonrası dönemde ülke içinde gerçekleşen ideolojik tartışmalara yer verilirken, o zamandan günümüze Rus dış politikasının yol haritaları olan askeri, dış politika ve milli güvenlik belgeleri de sunulmuştur. Ayrıca Rusya Federasyonu'nun agresifleşen dış politikası, Putin döneminde gerçekleşen üç vaka örneğiyle değerlendirilmiştir. Özetle bu tezde, 2000'li yıllar Rus dış politikasının, hayatta kalmak için güç maksimizasyonunu amaçlayan ofansif realizm çerçevesinde kurgulandığı ve uygulandığı savunulmaktadır. Böylece, dış politikanın giderek küreselleştiğinin iddia edildiği bir dönemde, realist uluslararası ilişkiler teorisinin geçerliliğini hala koruduğu gösterilmektedir.

GüvenlikGüvenlik ilkeleriGüvenlik politikaları+6
Ali Necefoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2015 yılları arasında savaşın kavramsal haritası

Bu çalışmada 1980-2015 yılları arasında kullanılan savaş kavramlarının popülerliğinde yaşanan değişimler sunulmuştur. Çalışmada "Savaşın özü itibari ile aynı kalmasına rağmen Soğuk Savaş Dönemi'nde ve sonrasında neden farklı savaş kavramları kullanılmıştır?" sorusuna yanıt aranmıştır. Uluslararası İlişkiler literatüründe kavramların yerine değinildikten sonra 'geleneksel savaş' ve 'modern savaş' kavramları üzerine bir literatür taraması sunulmuştur. Çalışmanın bir sonraki kısmında savaş kavramlarının popüleritesinin gösterilebilmesi için dergi taraması yapılmış, 'Google scholar' ve 'scopus' veri tabanlarından elde edilen bilgiler incelenmiştir. Bu bağlamda savaş kavramlarının popülerliğini gösterebilmek için literatürde yer almaya başlayan yeni savaş, dördüncü nesil savaş, bileşik savaş, ayaklanma/ayaklanmayı bastırma ve hibrid savaş kavramları incelenmiştir. Çalışmanın bir sonraki kısmında International Studies Quarterly, Journal of Peace Research, International Security, Journal of Conflict Resolution, Journal of Strategic Studies ve International Organization dergilerinin 1980-2015 yılları arasında yayınlanan sayıları incelenmiştir. Bunun ardından Carl von Clausewitz'in yıllara göre aldığı atıf oranlarının belirlenmesi için 'scopus'tan faydalanılmıştır. Elde edilen somut veriler ışığında 1990'lardan itibaren popüler olmaya başlayan kavramların belirli zaman aralıklarında etkili olduğu, fakat bu etkilerin bir süreklilik arz etmediği sonucuna varılmıştır.

Kavram analiziKavramsal bilgiModernizm+5
Rumeysa Canıdemir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak güç çerçevesinde Rusya Federasyonu dış politika konseptleri ve pratikleri

Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği geçmişi ile birlikte değerlendirildiğinde Rusya Federasyonu küresel siyasette önemli bir yere sahiptir. Bu devlet belirli aralıklar ile Dış Politika Konsept metinleri yayınlayarak dış politikasının ana hatlarını çizmektedir. Bu çalışma, Rusya Federasyonu'nun yumuşak güç ile kamu diplomasisi bağlamında kavramsal metinleri ve pratikteki davranışlarının nasıl geliştiğini açıklamaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle güç, yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları hakkında bir araştırma sunulacaktır. Daha sonra 1993, 2000, 2008, 2013 ve 2016 tarihli Rusya Federasyonu Dış Politika Konseptleri yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları öncülüğünde ele alınacaktır. Sonraki bölüm ise Rusya Federasyonu'ndaki yumuşak güç kavramı ve yumuşak güç faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu veriler ışığında ele alınan konuda Rusya Federasyonu'nun günümüze gelinen süreçte yumuşak güç ve kamu diplomasisine verdiği önemin arttığı gözlemlenmekte ancak bu kavramların algılanış biçimi farklılık içermektedir.

Kamu diplomasisiRusyaUluslararası ilişkiler+2
Uğur Tatlı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tehdit ve dış politika: Obama dönemi ABD'nin Çin politikası (2009-2016)

Bu çalışma devletlerin dış politika davranışlarını nasıl belirlediği konusu üzerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmada iki hipotez iddia edilmiştir. İlk hipotez olarak devletlerin dış politika davranışlarını tehdit algılamaları çerçevesinde belirlediği vurgulanmıştır. Bunun sonucu olarak tehdit algılayan devletlerin tehdit unsuru oluşturan devlete karşı realist dış politika davranışına başvurduğu iddia edilmiştir. İkinci hipotez olarak ülke içi değişkenlerin de devletlerin dış politika davranışlarını şekillendirdiği ve ülke içerisindeki dış politika yürütücülerinin pozisyonlarının uyumlu olmasının sistemik etkilere karşı belirli bir dış politika davranışını kolaylaştırdığı iddia edilmiştir. Çalışmada iddia edilen hipotezleri test etmek için vaka analizi yöntemine başvurulmuş ve ABD'nin Çin'e karşı dış politika davranışı incelenmiştir. İlk vaka olarak, Obama döneminde Çin'in aşamalı olarak artan askeri harcamaları ve modernizasyonu incelenmiştir. İkinci vaka olarak Çin'in aynı dönem içerisindeki bölgesel egemenlik iddiaları incelenmiştir. İncelenen vakalar sonucunda 2008 sonrası dönemde Çin'in dış politika davranışlarının ABD tarafından tehdit olarak algılandığı ve ABD'nin Çin'e karşı realist bir dış politika davranışı olarak çevreleme stratejisine başvurduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tehdit, Dış Politika, Dış politika yürütücüsü, ABD, Çin

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTehdit+3
Orhan Çifçi
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kusurlu demokrasilerde korku ve dış politika ilişkisi

Bu çalışmada kusurlu demokrasilerde korku ile dış politika tercihleri arasındaki ilişkiye odaklanılmaktadır. Çalışmadaki ana düşünce, liberal demokrasilerden farklı olarak, kusurlu demokrasilerin ülkedeki ekonomik refahın dağıtımı konusunda bir korku motivasyonuna sahip olduğudur. Bu motivasyonu anlamak ve analiz etmek için kaynakların keyfi dağıtımı, yolsuzluk ve ahbap-çavuş kapitalizmi seviyesi müdahil değişken olarak incelenmiştir. Bu değişkenlerin yüksek olduğu ülkelerdeki hükümetlerin denetimsizliği ise bağımsız değişken olarak tanımlanmıştır. Liberal ve kusurlu demokrasilerin dış politikada yaşadıkları çatışma/anlaşmazlık sayıları bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Çalışma göstermektedir ki, kaynakların keyfi dağıtılmadığı, yolsuzluğa karşı şeffaflığın yüksek olduğu ve iktisadi düzenin ahbap çavuş kapitalizmine dayanmadığı liberal demokrasiler daha barışçıl ve daha az çatışmacı dış politika tercihlerinde bulunurken; kaynakların keyfi dağıtıldığı, yüksek yolsuzluğun-düşük şeffaflığın olduğu ve ahbap-çavış kapitalizminin yüksek olduğu kusurlu demokrasiler daha çatışmacı ve daha az uzlaşmacı dış politika tercihlerinde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Korku, Kusurlu Demokrasi, Yolsuzluk, Çatışma, Liberalizm

DemokrasiKorkuLiberalizm+3
Çağrı Pehlivanlı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

State identity, energy security and foreign policy: A comparative analysis of Germany and Turkey

This thesis aims to examine the interaction between Turkish and German state identities and energy security perceptions, and reflections of this interaction to foreign policy behaviors in the context of social constructivism. In this direction, the two countries' energy policies, market structures and relations with international organizations were examined based on their state identities in the post-Cold War period. The study is based on two basic questions: What is the interaction between state identity and energy security of Turkey and Germany? And what is the interaction between energy policy and foreign policy of these countries? In this thesis, process tracing and critical discourse analysis methods were used. In this context, it was seen that Germany adopted a norm-oriented energy policy within the framework of the state identity and this energy policy was reflected in a similar way on its foreign policy. On the other hand, Turkey's energy policy is shaped around the realist power parameters and in this sense the two countries' energy security perceptions differ. This thesis consists of seven chapters. Following introduction, second chapter will include conceptual and theoretical framework, then methodology will be introduced. Chapter four and five will examine Germany and Turkey in terms of state identity, energy security and foreign policy. In chapter six the two countries will be compared and last chapter will summarize the main findings.

GermanyStateState identity+6
Orçun Demir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük güçlerin kıskacındaki "küçük müttefik": Birinci Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Nasturiler

Bu tezin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde Büyük Güçlerin vaatleri çerçevesinde isyan eden Nasturilerin, neler yaşadıklarını ve isyanlar sonunda neler elde ettiklerini ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Nasturilerin savaş sırasında yaptıklarının karşılığı olarak, savaş sonunda kendileri için bir Nasturi devletinin kurulmasının gerekliliğine ilişkin olarak savundukları iddialara odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Nasturilerin kim olduğu ortaya konulmaya çalışılmış, daha sonra millet sistemi içerisindeki Nasturilerin konumu ele alınmıştır. Misyonerlik faaliyetlerinin Nasturilere olan etkisi incelendikten sonra, Birinci Dünya Savaşı sürecinde Nasturilerin faaliyetleri irdelenmiştir. Son olarak, Türk İstiklâl Savaşı sürecinde Nasturilerin nasıl hareket ettikleri tespit edilmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklara müracaat edilmiştir. Birincil kaynak olarak ATASE ve Milletler Cemiyeti'nin arşiv belgeleri kullanılmıştır. Yaşanan olaylar kronolojik bir sıra takip edilerek incelendiğinden dolayı olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya konmuştur. Konuya belgeler ışığında bakıldığında, Büyük güçlerin bölgedeki siyasi emelleri doğrultusunda Nasturilerden istifade ettikleri tespit edilmiş ve bununla birlikte Nasturilerin talepleri karşılanmayınca savaş sonunda yaşadıkları bölgelerden göç etmek durumunda kaldıklarını gözlemlemek mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Nasturiler, İsyan, Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı, Büyük Güçler

Dünya Savaşı IMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+6
Yusuf Dinçel
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Women's physical security and peace in interstate relations in Northeast Asia

Gender studies and International Relations discipline are used to understand each other since 1988. The relation between gender and security studies has been advanced by a number of feminist theorists. In particular, it is claimed that countries with gender inequality are more confrontational. In order to test this theory, this study attempts to understand whether there is a correlation between the physical security of women and conflict vs. peace in interstate relations. Northeast Asian countries, Japan, Mongolia, China, South Korea and North Korea have been selected as case countries. Both qualitative and quantitative methods are used to test the hypothesis. It is concluded that the countries with high physical security of women tend to behave peacefully in their relations; countries where women are not physically safe tend to be more confrontational.

AsiaPeaceSecurity+7
Fatma Yol
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi otoritenin zayıfladığı ortamlarda kimlik gruplarının ortaya çıkması, birbirleri ve merkezi otoriteyle ilişkileri

Bu tezin amacı, ulus devlet sistemi içerisinde yaşanan problemler neticesinde bölünmüş toplumlarda aktörlerin davranışlarını uluslararası ilişkilerdeki denge kavramıyla incelemektir.Vestfalya Barış anlaşması sonrası ulus devlet düzeni tüm dünyada benimsenerek insanların bir arada yaşaması ve devletin meşruiyeti homojen bir yapıda olduğu varsayımına dayandırılmıştır. Bu çalışmada ulus devlet sistemi içersinde etnik dini ya da mezhepsel olarak homojen olmayan devletlerde çıkması muhtemel halk hareketliliklerinin sebebi incelenecek, çatışmasızlığın sağlanması adına izlenmesi gereken yollar tartışılacaktır. Halk hareketliliklerinin bir iç savaşa evrildiği toplumlarda iç savaşın her bir aktörünün tıpkı uluslararası sistemde devletlerin hareket ettiği gibi bağımsız hareket edeceği ve kendi çıkarı için ilişkiler tesis edeceği yapısal denge teorisine göre ele alıncaktır. Aktörlerin söz konusu bağımsızlığı iç savaşın dengelenerek çatışmasızlık ortamına alan yaratabileceği bir durum oluşturabileceği gibi çatışmayı daha da şiddetlendirebilir. Çalışmamızda tüm bu durumları inceleyerek bölünmüş toplumlarda aktörler arası ilişkilerin ne şekilde gelişeceğini 2012 sonrası halk hareketliliği olarak başlayan ve iç savaşa dönüşen Suriye örneği özelinde incelenecektir.

DemokrasiGüç dengesiKimlik+7
Cihad Özdemiroğlu
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş döneminde Türkiye'deki siyasal İslamcılık hareketinin dış politika söylemlerinin hidayet romanları üzerinden incelenmesi

Türkiye Soğuk Savaş Döneminde, resmi bir politika olarak Batı Bloku ittifakı içinde yer almıştır. Diğer taraftan ülke içindeki siyasi hareketler kendi ilke ve menfaatleri çerçevesinde iki kutuplu uluslararası sisteme dair bir dış politika söylemi geliştirmişlerdir. Önce 1946 sonrası gelişen demokratik siyasi ortam ve ardından 1960 sonrasında genişleyen sivil özgürlükler sebebiyle bu söylemler daha görünür hale gelmişlerdir. İslamcılık, Türkiye'nin en eski ve etkili siyasi hareketlerinden biridir. Batıya karşı tepkisel gelişen ama batı değerlerini eklektik olarak alan İslamcı düşünce Cumhuriyetin ilanı sonrasındaki seküler inkılap süreci ile akademik ve resmi alandan çekilmiştir. Roman edebiyat türleri içinde en siyasal olan türlerden biridir. Bir kurgu bağlamında okura siyasal mesaj vermek hem etkili hem de adli açıdan güvenli bir metottur. 196o sonrasında yazılan hidayet romanları dönemin İslamcılık düşüncesi için birer propaganda ve doktriner eğitim aracıdır. Kitle medyası işlevi gören bu romanlar okuyucuyu İslamcı ideoloji etrafında toplumsallaştırmıştır. Her siyasi propaganda metni gibi hidayet romanlarında da savunduğu ideolojinin dış politika söylemi bulunmaktadır. Bu tezde, "Soğuk Savaş Dönemi Türkiye İslamcılığının dış politika söylemi nasıldır" sorusu, hidayet romanları üzerinden yapılan söylem ve metin incelemesi metodu ile incelenmiştir. Tezin sonunda iki çok satan hidayet romanı; Minyeli Abdullah ve Oğlum Osman romanları geliştireln tez çerçevesinde incelemeye tabi tutulmuştur.

Din-siyaset ilişkileriRomanSoğuk Savaş sonrası+6
Hasan Hilmi Akın
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Başarılı güvenlikleştirmeden başarısız güvenlik-dışılaştırmaya: 2001-2017 yılları arasında ABD yönetimlerinin İran nükleer programı'na yönelik politikası

Bu tez 2001-2017 yılları arasında ABD Yönetimi'nin İran Nükleer Programı'na yönelik güvenlikleştirme politikasını söylem analizi ve süreç takibi yöntemleriyle kapsamlı şekilde analiz etmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla; öncelikle Bush ve Obama başkanlıklarındaki sekizer yıllık dönemlerde İran Nükleer Programı'na yönelik baskın politikanın ne olduğu, ardından güvenlikleştirmenin veya güvenlik-dışılaştırmanın kim tarafından, ne amaçla, hangi koşullar altında, nasıl ve hangi sonuçlarla gerçekleştirildiği sorularına cevap aranmıştır. Kopenhag Okulu'nun ortaya attığı Güvenlikleştirme Teorisi'ni ve bu teoriye sonradan yapılan katkıları dikkate alarak yürütülen analiz sonucunda Bush döneminde güvenlikleştirme hamlesinin iç hedef kitleye yönelik başarılı ve dış hedef kitleye yönelik kısmen başarılı şekilde sonuçlandırıldığı tespit edilmiştir. 2013 yılında hem ABD hem İran tarafında yaşanan önemli değişimler nedeniyle Obama'nın birinci ve ikinci dönemleri ayrı ayrı incelenmiştir. Birinci dönemde Obama Yönetimi'nin Bush Yönetimi'nden devraldığı güvenlikleştirmeyi başarılı şekilde sürdürdüğü ve uluslararası desteğini artırdığı görülmüştür. İkinci dönemde Obama Yönetimi politikasını tersine çevirmiş ve İran'la diplomatik bir çözüme ulaşabilmek için hedef kitlesi ABD Kongresi olan bir güvenlik-dışılaştırma hamlesi başlatmıştır. Varılan nükleer anlaşmaya rağmen ABD Kongresi İran'ı nükleer bir tehdit olarak görmeye devam etmiş ve güvenlik-dışılaştırma hamlesi başarısız olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriGüvenlikleştirmeNükleer güç+6
Şeyda Güney Kayım
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A neoclassical realist explanation of over-commitment:The case of American Foreign Policy toward Iraq after 9/11

The last few decades had shown the explanatory power of neoclassical realism on foreign policy analysis. The neoclassical realist theory of over-commitments suggests that domestic political factors can divert the FPEs from deciding with the sole consideration of systemic pressures. It is observed that states do not always act in line with the impositions of external factors and sometimes make more commitment than the dictation of the systemic stimuli. This thesis proposes three sub-hypotheses to explain the anomaly of over-commitment. This thesis argues that prestige seeking, interest group penetration (state capture) and coalition logrolling behaviors have the potential of diverting foreign policy decisions by intervening to the foreign policy making processes. The thesis applies the case study method to test the theory mentioned above. American foreign policy toward Iraq after 9/11 appears as the most likely scenario. This is due to the visibility of all the above mentioned domestic political factors during the period of 9/11 and the Iraq war of 2003.

Event of September 11thUnited States of AmericaIraq+3
Sinan Demirdüzen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'deki yerel yönetimlerin Avrupalılaşması: İzmir Büyükşehir Belediyesi örneği

European Union has offered many opportunities for local administrations in the EU. When Turkey's official accession process has started in Helsinki Summit 1999, local administrations in Turkey have found a chance to take advantage of these opportunities. This thesis focuses on the question of how the local administrations in Turkey established relationships with the EU from 1999 to 2018. Europeanization is used as a conceptual framework. In this context, different Europeanization models are presented. This thesis is based on John's ladder model. By providing a comprehensive literature review, this thesis also mentions the evolution of EU funds, the role of city networks for the EU and Brussels offices. To understand the interplay between the EU and local administrations in Turkey, Izmir Metropolitan Municipality is considered as case study. Documents related to Izmir Metropolitan Municipality were analyzed and 12 elite interviews were conducted. At the end of the process tracing, it is stated that Izmir Metropolitan Municipality had been Europeanized at the level of networking.

European UnionEuropeanizationMetropolitan municipality+5
Anıl Adadıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yirmi birinci yüzyılda deniz güvenliği kavramının Kopenhag Okulu Güvenlikleştirme yaklaşımı çerçevesinde analizi

Bu çalışmada, Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Çalışmaları yazınında sıklıkla dile getirilen, ancak tanımı üzerinde henüz bir konsensüs bulunmayan "Deniz Güvenliği" kavramı, Kopenhag Okulu tarafından ortaya konulan "Güvenlikleştirme" yaklaşımı çerçevesinde analiz edilmektedir. Çalışmada "güvenlikleştirme kuramı kimler tarafından deniz güvenliğine nasıl uygulanmıştır?" araştırma sorusuna odaklanılmıştır. Bu kapsamda, ilk olarak; deniz güvenliği terimi ve tehdit algıları tanımlanmıştır. Ardından 1995 yılında Ole Weaver tarafından ortaya konulan "güvenlikleştirme" kavramı incelenmiş ve analiz için bir çerçeve belirlenmiştir. Son olarak ise güvenlikleştirme yaklaşımının deniz güvenliğine hangi güvenlikleşitirici aktörler tarafından nasıl uygulandığı analiz edilmiştir.

21. yüzyılDeniz güvenliğiGüvenlik+5
Sait Irkörücü
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hukuku çalışmak ve öğretmek: Türkiye'de erken Cumhuriyet Döneminde uluslararası hukuk eğitimi ve literatürünün analizi (1923-1945)

Bu tezde ilk olarak uluslararası hukuk eğitiminin Türkiye'de erken cumhuriyet döneminde kimler tarafından, ne şekilde, hangi kurumlarda verildiği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde verilen uluslararası hukuk eğitimi ile benzerlikleri/ farklılıkları ve imparatorluktan cumhuriyete geçişte uluslararası hukuk eğitiminde devamlılık/değişimlerin neler olduğu sorularına yanıt aranacaktır. Bu çerçevede bu tez Türkiye'de uluslararası hukuk eğitiminin Osmanlı İmparatorluğu'ndan tevarüs eden kurumsal ve kuramsal bazı devamlılıklar gösterdiğini, ancak cumhuriyete geçişle beraber gerek yeni kurumların tesisi veya eski kurumların reformu, gerekse hukuk eğitiminin cumhuriyet ideallerine göre yeniden tasarlanması ile önemli farklılıkların da ortaya çıktığını iddia etmektedir. Bu tezde ikinci olarak Türk uluslararası hukuk akademyasının erken cumhuriyet döneminde hangi konuları tartıştığı, bu konuların Avrupa'daki tartışmaları takip edip etmediği ve uluslararası hukuk literatürünün gelişiminde Türkiye'nin dış politika sorunlarının nasıl bir rol oynadığı sorularına yanıt aranacaktır. Bu dönemde az sayıda özgün uluslararası hukuk tartışması yapılmış olmakla birlikte büyük ölçüde Avrupa'daki literatür takip edilmiş; ancak literatürde ağırlığı Türk dış politikasının birçoğu Lozan Antlaşması ile doğrudan ya da dolaylı olarak alakalı meselelerinin hukuki analizi oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Hukuk, Erken Cumhuriyet Dönemi, Hukuk Eğitimi, Türk Dış Politikası, Lozan Antlaşması.

Cumhuriyet DönemiHukuk eğitimiLiteratür taraması+3
Sevgi Tansu Yavuz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Neoklasik realizm ve neo-revizyonist dış politika: Rusya'nın Gürcistan ve Ukrayna müdahaleleri

Rusya Federasyonu'nun 2000'li yılların sonlarından itibaren izlemeye başladığı aktif dış politika gözlerin tekrar Moskova'ya çevrilmesine yol açmıştır. Gorbaçov ve Yeltsin döneminde takip edilen statükocu dış politika Putin döneminin ilk yıllarında devam etse de dönüşüme uğrayarak neo-revizyonist bir hal almıştır. Çalışma, Rusya'nın izlediği dış politikayı revizyonizm ve reformizmden ayrı tutarak bunun nedenlerini açıklamaktadır. Rusya'nın neo-revizyonist dış politikası neoklasik realizm üzerinden incelenmektedir. Neo-revizyonizmin yükselmesiyle gerçekleşen dış politika dönüşümü iki hipotez ile açıklanmıştır. Çalışmanın hipotezleri devletlerin dış politika davranışlarını uluslararası sistemdeki konumlarına göre belirlediklerini savunurken uluslararası stratejik ortamın belirsiz doğasının dış politika yapım sürecinde stratejik kültür ve tehdit algısı gibi ara faktörlerin rol oynamasını daha muhtemel bir hale getireceğini savunmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi yöntemini kullanan çalışma hipotezlerini 2008 yılındaki Rusya-Gürcistan Savaşı, 2014 yılında Ukrayna toprağı Kırım'a yapılan askeri müdahale ve Donbas bölgesine yapılan sınırlı müdahale ile test etmiştir.

GürcistanNeo-klasik realistNeo-revizyonizm+6
Taha Kalaycı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tehdit ve yetersiz dengeleme: Ahmedinejad dönemi Türkiye'nin İran politikasının neoklasik realist analizi (2005-2013)

Tehdit dengesi teorisi devletlerin uluslararası sistemden gelen tehditlere karşı etkin dengeleme davranışı sergilediğini savunmaktadır. Ancak devletlerin her zaman bu davranışı sergilememesi yapısal realizm açısından bir anomali oluşturmaktadır. Neoklasik realist yetersiz dengeleme teorisi ise, devletlerin tehditlere karşı, uluslararası sistemin dikte ettiği etkin dengeleme davranışı yerine yetersiz dengeleme davranışı sergilemesinin iç politik faktörlerin etkisiyle olduğunu savunur. Bu tez, yukarıdaki anomalinin açıklanabilmesi için iki alt hipotez ortaya atmaktadır. Bu bağlamda tez, stratejik kültür ve/veya toplumsal bütünleşiklik değişkenlerinin etkilerinin, devletlerin, sistemik etkilerle uyumlu biçimde etkin dengeleme davranışı sergilemesine engel olabileceğini ve yetersiz dengeleme davranışı sergilemelerine sebep olabileceğini savunmaktadır. Bu tez, yetersiz dengeleme teorisini test etmek için vaka çalışması yöntemini kullanacaktır. Bu açıdan, Türkiye'nin Ahmedinejad dönemi İran politikası en muhtemel vaka olarak dikkat çekmektedir. Değişkenlerin etkileri Türkiye'nin Ahmedinejad dönemi İran politikasında görülmektedir.

Ahmedinejad, MahmudDengelemeDengeleme teorisi+7
Botan Buran
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Territorialization of the indo-pacific: A critical geopolitics perspective

This thesis is an inquiry into the notion of the Indo-Pacific to explain how it was territorialized and why it has taken the place of Asia-Pacific by using the theoretical perspective of critical geopolitics. Using the discourse analysis as its method, the thesis analyzes the discourses of four states – the US, Australia, Japan, and India – on the IndoPacific with the premise that geopolitical knowledge is not a natural fact but a discoursive knowledge. The thesis has three arguments. First, the Indo-Pacific is an old but forgotten discursive construct that has been re-employed in the mid-2000s to denote a specific geographical space, not a natural region. Secondly, the geopolitical identity of the IndoPacific differs both temporally and spatially, meaning it has changed over time because of different reterritorializations and deterritorializations of the discursive space. At the same time, which is the key argument of this thesis, the territorialization of the IndoPacific by different actors resulted in two different Indo-Pacific geopolitical constructs. The first one is named "maritime Indo-Pacific", which signifies the geopolitical imagination of the US and Australia, and the second one is named "wider Indo-Pacific" which signifies the geopolitical imagination of Japan and India. Thirdly, to answer the question of why this territorialization has taken place, the thesis will argue that both geopolitical imaginations represent inside/outside distinction on regional security issues, the most notable of which has been the issue of the "rise of China". As a result, geopolitical imaginations are being used as justifications for foreign policy choices of four discourseproducing states.

Critical geopoliticsIndo-PacificGeopolitic+2
Taha Acar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The role of external actors in the securitisation of asylum and migration in the EU and their impacts on the EU's normative power

The European Union's prominence in international relations with its unique structure has been associated with the concept of normative power. This thesis examines the change in a normative power of the EU by focusing on the policies of securitization of migration and externalization of migration management within the scope of cooperation with third countries. Thesis presents three different case studies by examining normativity through the Mobility Partnership between the EU and Morocco, the Memorandum of Understanding between Italy and Libya, and the readmission agreement and statement between Turkey and the EU. These cases are analyzed with the explaining outcome process-tracing method, one of the qualitative research methods. This study shows that the EU's securitization and externalization policies give third countries bargaining power and political maneuverability, and as a result, the EU takes more protective border measures in migration management with third countries and underestimates the human rights dimension of migration, thus a cyclical securitization is formed by moving away from its normative power. Keywords: European Union, Normative Power, Securitization, Externalization, Migration Management

European UnionExternalizingMigration management+6
Ali Can Özkan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İspanya'da vatansızlık sorunu: Romanyalı ve Batı Sahralı vatansız çocuklar vakalarının analizi

Devletin birey haklarının sağlayıcısı olduğu bir ortamda herhangi bir devlete mensup olmamak, temel insan hakları ihlallerini de beraberinde getirir. Bu durum sosyal bilimlerce vatansızlık kavramı ile incelenir. Bu tezde, sorunun önlenmesi ve azaltılması konusunda Vatansızlık Endeksinde yapılan olumlu değerlendirmeler nedeniyle İspanya özelinde bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada, İspanya'da aslında vatansızlığa ilişkin kuşatıcı bir çözüm sürecinin işlememiş olduğu tespit edilmiştir. Bu ikilemli durumu anlamak ve açıklamak için, vatansızlık sorunu yaşayan Romanyalı ve Batı Sahralı göçmen çocuklar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Vatansızlık, vatandaşlık politikalarında yapılacak düzenlemelerle doğrudan doğruya bağlantılıdır ve vatandaşlık politika yapımı süreçlerini incelemeyi gerekli kılmaktadır. İspanya özelinde karşılaştırmalı olarak incelenen iki vaka, vatansızlık sorununa ilişkin çözüm süreçlerinin nasıl ve neden farklılık gösterdiğini ve farklı sonuçlar ürettiğini anlama imkânı sunmaktadır. Çalışma, vakaların politika değişim süreçlerini karşılaştırmada esas aldığımız Çoklu Akış Teorisinin önemli iki bileşeni olan "Politika Girişimcisi" ve "Politika Penceresi" unsurlarının farklı politika çıktıları oluşmasında etkili olduğunu ortaya koyar. Özetle, Romanyalı çocuklar vakasında iki unsurun etkin olup süreci başarıya götürdüğü; Batı Sahralı göçmen vatansızlar vakasında ise bu iki kavramdan birinin yüklenicisi olacak kişi ya da kurumların eksikliği nedeniyle çözümsüzlüğün devam ettiği görülür.

Batı SahraDevletsizRomanya+5
İrem Abiş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Reinvestigating the state debate during the energy transition in the USA

This thesis examines the role of the American state during the energy transition process. Immanuel Wallerstein claimed that, since 1968, the American power weakens. Wallerstein showed that despite the American State's strategies for preventing the decline in American power in capitalism historically, its hegemony continues to be eroded. The energy transition process could be an opportunity for the United States of America (USA) for reinforcing its hegemony. The USA's economy is largely based on fossil fuel supplies, but, in the last decades, the share of renewable energy sources in electricity production increased significantly. Although there has been a continuous energy transition in the USA, there were different approaches in the USA's government policy regarding rising conflicts among different producers and consumers during the energy transition in the last decade. These different approaches stem from the role of state in responding to the conflicts between the fractions of the capitalist class. In this research, I analyzed the actors of the American state and their different approaches to demonstrate the role of state in the on-going power struggle in capitalism during energy transition within the case of the USA historically. The USA's energy transition is mostly occurred in the electricity generation sector, and the change in relations of production observed in the electricity generation sector. Thus, I focused particularly on the electricity sector to investigate the policies of the state, which promote its hegemony, support some fractions of the capitalist class and punish some fractions of the capitalist class. I used Historical Materialist Policy Analysis to examine the discourses of the Obama Administration, the Trump Administration, the Biden Administration, and the Democrats and the Republicans in the Congress about the energy transition between 2008 and 2021 by acknowledging the continuities and changes in the historical position of the state within the context of the State Debate in Marxist studies.

United States of AmericaStateEnergy+6
Ersel Yusuf Alemdar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects