COVID 19

1,411 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir zincir otelde alakart menü hizmeti satın alan müşterilerin davranışlarını belirlemeye yönelik doğal gözlem çalışması

Bu çalışma, COVİD-19 döneminde İstanbul'da faaliyet gösteren bir zincir otel işletmesinde alakart menü hizmeti satın alan müşterilerin yiyecek içecek davranışlarını (yöresel yiyecek içecek tercihi, bahşiş, etkileşim, israf, fotoğraf çekme vb.) ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada, veri toplama tekniği olarak doğal gözleme başvurulmuştur. Çalışma kapsamında öncelikle literatürden yararlanılarak bir doğal gözlem formu oluşturulmuştur. Gözlem formunun kapsam geçerliliğini sağlayabilmek için 15 Temmuz 2021 tarihinde bu alanda uzman 7 kişinin (5 araştırmacı, 2 deneyimli otel çalışanı) görüşüne başvurulmuştur. Uzman görüşü neticesinde gözlem formunda düzenlemeye gidilerek 4 Ağustos- 29 Eylül 2021 tarihleri arasında pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma kapsamında toplam 23 müşterinin (17 kadın, dört erkek, iki çocuk) yiyecek içecek davranışı gözlemlenmiştir. Pilot çalışmadan elde edilen bulgular ışığında doğal gözlem formunda yapılan düzenlemeler neticesinde 7 Ekim 2021- 28 Ocak 2022 tarihleri arasında araştırmaya konu olan zincir otelin restoranında alakart menü hizmeti satın alan toplam 341 müşterinin (140 erkek, 161 kadın, 40 çocuk) yiyecek içecek davranışları gözlemlenmiştir. Gözlemler esnasında yiyecek-içecek ve ödeme bilgilerinin yazılı olduğu otel otomasyon sisteminden edinilen belgeler de düzenli olarak incelenmiştir. Araştırma neticesinde, alakart yemek hizmeti satın alan müşterilerin % 52'sinin yemek rezervasyonu yaptırmadığı tespit edilirken rezervasyon yaptıran müşterilerin ise yaklaşık % 59'unun söz konusu zincir otelde konaklamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca müşterilerin % 59,23'ünün yemek hizmetini "aile fertleriyle birlikte "aldıkları; % 69'unun yemek yeme eylemine birlikte başladıkları; % 56'sının ödemeleri "nakit" gerçekleştirdiği; % 48'inin yöresel yiyecek içecek tercihinde bulunduğu; % 41'inin tabaklarında artık yemek bıraktığı ve % 43.6'sının bahşiş bıraktığı ortaya koyulmuştur. Diğer yandan çok az sayıda müşterinin (% 6) şikayet etme yönünde davranış sergilediği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yiyecek İçecek Davranışı, Turist Davranışı, Şikâyet, Bahşiş, Alakart menü hizmeti, Doğal Gözlem.

Alakart restoranBahşişlerCOVID 19+7
Gülşah Keskin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi sürecinde sağlık çalışanlarına uygulanan aşının dental anksiyete üzerine etkisi

Koronavirüs salgını tüm dünyayı ve ülkemizi son yıllarda etkisi altına almıştır. Bu salgında en çok çalışan hem fiziksel hem psikolojik zarara uğrayan kesim sağlık çalışanları olmuştur. Sağlık çalışanları hem bulaş riskine girip, kendisini ve ailesini riske atarken hem de zorlu çalışma şartlarıyla baş etmek zorunda kalmıştır. Ülkemizde ilk aşılanan popülasyon sağlık çalışanları olmuştur. Toplumda koronavirüs bulaşı korkusuyla artan dental anksiyetenin aşıdan sonra olan durumunu değerlendirmek ve sağlık çalışanlarındaki genel dental anksiyete durumunu değerlendirmek üzere çalışmamız planlanmıştır. Çalışmamızda amacımız sağlık çalışanlarında COVID-19 hastalığı sebebiyle artan dental anksiyeteyi etkileyen faktörlerin ve bu faktörler sonucu olan dental anksiyetenin saptanmasıdır.

COVID 19COVID 19 aşılarıDental anksiyete+3
Özge Aksöz Dinçel
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde sağlık personelinin teletıp uygulamaları konusunda farkındalık düzeyi

Bu tez, Covid-19 pandemi sürecinde sağlık personelinin teletıp hakkındaki farkındalık düzeyini incelemiştir. Çalışmada 414 sağlık personeli katılımcısı sağlanmıştır. Sağlık personeli olmayan katılımcılar anket dışı bırakılıp değerlendirilmemiştir. Anket çalışması sonucuna göre çalışmanın analizleri yapılıp mevcut literatür incelenip, araştırması tamamlanarak yorumlanmıştır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde literatür çalışmalarına yer verilmiştir. Birinci bölümde; sağlık kurumlarında dijital e-sağlık kavramları ve teletıp ile olan ilişkisi açıklanmıştır. İkinci ve üçüncü bölümde ise; teletıp uygulamalarının kapsamı ve Covid-19 pandemisinin tele tıbba etkisi araştırılıp detaylı şekilde araştırılıp literatür incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise amaç, yöntem, sınırlılıkları, araştırma yöntemi, veri toplama aracı, örnekleminden ve hipotezlerden bahsedilmiştir. Son olarak ise, araştırmanın sonuçları ve önerilerine yer verilerek gerekli açıklamalar yapılıp araştırma tamamlanmıştır.

COVID 19Elektronik sağlıkFarkındalık+3
Aygül Kolcuoğlu
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde COVID-19'un turizm ve rekreasyonel etkinliklerden su sporları üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, Covid-19 pandemisi sürecinde spor turizmi ve rekreasyonel etkinlikler açısından pandeminin su sporları alanı üzerindeki etkilerini incelemek için ele alınmıştır. Bu araştırmada, nitel araştırma modelinde yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturularak veriler toplanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin görüşme formlarına verdikleri cevaplar değerlendirilerek çözümlenmesinde nitel analiz tekniklerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgularda katılımcıların ifadelerinden doğrudan alıntılar yapılarak açıklanmış, temalar, kategoriler ve kodlar şeklinde ifade edilerek ilişkilendirilip yorumlanmıştır. Araştırmada, Katılımcıların %46,2'si maddi zarara uğradıklarını, %53.8'i ise maddi zarara uğramadıkları belirlenmiştir. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunun Covid-19'un genel anlamda turizm üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu düşündüğü, ancak bu süreçte su sporları merkezlerinin pek de olumsuz etkilenmediği konusunda yoğunlaştıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların %84,6'sı Covid-19 süreci belli bir süre daha devam edecek olursa çalıştıkları işletmelerin olumsuz etkileneceğini ve belli oranlarda zarar göreceğini, %15,4'ü ise zarar göreceklerini düşünmediklerini belirtmişlerdir. Araştırmada görüşmelerden elde edilen bulguların analizi sonucunda, "Covid-19 ve Su Sporları" kategorisinde, "Müşteri", "Ekonomi", "Turizm" temaları ile bu temalara ait "Yerli-Yabancı, "Maddi zarar", "Olumsuz etkiler", "Turist" ve "Çalışma zorlukları" kodları tespit edilmiştir. Araştırmada ortaya çıkan bulgulardan hareketle sonuç olarak, müşteri, ekonomi ve turizm kavramlarının Covid-19 ve su sporları ile doğrudan ilişkili kavramlar olduğu söylenebilir. Covid-19 gibi pandemi dönemlerinde turizmin olumsuz etkilenmesinin, turizmin paydaşları olarak değerlendirilebilecek bir çok alanı ve unsuru da yakından ilgilendirdiğinden yola çıkarak, araştırmamızın konusu olan su sporları merkezlerinin pandemi gibi olumsuz koşullardan daha da az etkilenmesi adına gerekli araştırmaların ve ilgili merkez temsilcileri arasında sağlıklı bir etkileşimle ortaya konabilecek somut önlemlerin, bu gibi pandemi süreçlerini daha da az hasarla atlatmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

COVID 19PandemilerRekreasyon+4
Göktürk Kerem Ağılönü
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirüs salgın krizinin restoran işletmeleri üzerindeki etkilerine ve yöneticilerin kriz sonrası beklentilerine yönelik Marmaris'te bir araştırma

Koronavirüs salgını, kısa bir süre içerisinde bütün dünyayı etkisi altına almış, birçok ülkede hayatın durmasına sebep olmuş, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve milyarlarca insanın fiziksel ve ruhsal sağlığının bozulmasına neden olan kriz ve felaket durumu olarak yorumlanmaktadır. Ortaya çıkan bu salgın krizinin etkileri birçok sektör ve endüstriyi etkisi altına aldığı gibi restoran işletmelerini de büyük ölçüde etkilediği görülmektedir. Koronavirüs salgın krizinin etkilerinin hala güçlü bir şekilde hissedildiği ve geleceğe yönelik belirsizliklerin olduğu gözlenmektedir. Çalışmanın temel amacı; Marmaris'te faaliyet gösteren restoran işletmelerinin Koronavirüs salgın krizinin sebep olduğu etkileri ve kriz sonrası beklentilerini belirlemek için gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada, farklı bakış açılarını ortaya koymak amacıyla restoran yöneticileri, restoran sahipleri ve restoran ortakları olmak üzere toplamda 25 kişiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Restoran işletmeleri, Koronavirüs salgınından dolayı ciddi kayıplar yaşadıklarını ve gelecek günlerle ilgili endişelerini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte bu kayıpların giderilebilmesi için ihtiyaç duydukları beklentilerini ifade eden görüşleri analiz edilmiş ve derlenmiştir. Çalışmanın; restoran işletmecileri, karar vericiler ve bu alanda çalışmayı düşünen diğer araştırmacılara katkı sunması beklenmektedir.

COVID 19Finansal krizKorona virüsler+4
Aydın Bilgen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde pandemi kliniğinde en az 1 ay süre ile çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Karşılaştırmalı tanımlayıcı, karşılaştırmalı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 271 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama işlemleri sosyal medya üzerinden katılımcılara online anket gönderilerek 15 Ocak-15 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üniversite Sağlık Bilimleri Etik Kurulu'ndan etik onay ve katılımcılardan da onam alındı. Veriler, sosyo-demografik veri formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik dilimler, ki kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Tüm istatistikler p<.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi. Bulgular: COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların erkeklerden, çocuğu olan hemşirelerin çocuğu olmayanlardan, haftalık çalışma saati 40 saat üzeri olanların 40 saatten daha az çalışandan, ailesinde COVID-19 tanısı almış olanların olmayanlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkeklerin de kadınlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kişisel başarı alt boyut puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların endişe ve ankisyete ölçeği puan ortalamalarının erkeklerden daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<.05). COVID-19 kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve endişe ve anksiyete ile iş stresi ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif, endişe ve anksiyete ile duygusal tükenme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır (p<.05). Sonuç: COVID-19 kliniğinde çalışıp çalışmama durumunun hemşirelerin tükenmişlik, iş stresi, endişe ve anksiyete yaşamalarını etkileyen bir faktör olmadığı belirlendi. Ancak, COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerde kadın olma, çocuk sahibi olma, 40 saat üzeri çalışma, ailesinde COVID-19 tanısının varlığı gibi faktörlerin duygusal tükenme ile endişe ve anksiyete düzeylerini etkilediği belirlendi. Ayrıca COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkek hemşirelerin kişisel başarı düzeylerinin negatif etkilendiği saptandı. Hemşirelerin iş stersi arttıkça ile duygusal dükenme ve duyarsızlaşmanın azaldığı, endişe ve ankisyeteleri arttıkça iş stresi ve duygusal tükenmenin arttığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerin endişe ve ankisyeteleri arttıkça kişisel başarılarının azaldığı saptanmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Hemşireler+7
Hatice Hande Eldemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Süreğen ve kitlesel bir travma olarak Covid-19: Üniversite öğrencilerinde Covid-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracı rolü

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde COVID-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aracılık etkisinin farklı örneklemlerde incelenmesi için iki ayrı veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmanın örneklemi Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde, örgün veya yaygın eğitimde, 2020-2021 bahar yarıyılında öğrenim gören, yaşları 18-29 arasında değişen lisans ve ön lisans öğrencilerinden oluşmuştur. Veri toplama işlemi 22 Şubat-15 Mart 2021 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilmiş, -3.29Anahtar Kelime: Başa çıkma = Coping ; COVID 19 = COVID 19 ; Eğitim psikolojisi = Education psychology ; Pandemiler = Pandemics ; Stres = Stress ; Stresle başetme = Coping with stress ; Travma = Trauma ; Yaşantısal kaçınma = Experiential avoidance ; Üniversite öğrencileri = University students

Başa çıkmaCOVID 19Eğitim psikolojisi+6
Mesude Seven Gürçen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını korkusunun sağlık çalışanlarının etik ahlaki duyarlılık durumları ve iş yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışma, Covid-19 salgını korkusunun sağlık çalışanlarının etik ahlaki duyarlılık durumları ve iş yaşam kalitesi üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma ilişki arayan tanımlayıcı nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın verileri "Koronavirüs 19 Fobisi (CP19-S) Ölçeği", "Ahlaki Duyarlılık Anketi", "İş Yaşam Kalitesi Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Veriler Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Korkuteli Devlet Hastanesi'nde araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden hemşirelerden ve doktorlardan toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan hemşireler (1074 kişi) ve doktorlar (883 kişi) ile Korkuteli Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşireler (70 kişi) ve doktorlar (30 kişi) oluşturmaktadır. Örneklem sayısı G- Power 3.1.9.2 programı aracılığıyla hesaplanmıştır. Çalışmaya 205'i kadın 87'si erkek olmak üzere 292 kişi katılmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizi SPSS 22.0 versiyonu ile yapılmıştır. Normal dağılım gösteren değişkenler One Sample t-testi ve One Way ANOVA testi, normal dağılım göstermeyenler ise Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan katılımcıların %67.12'si hemşire, %70.21'i kadın, %29.79'u erkek, yoğun olarak %52.05 ile 20-31 arası yaş grubunda, %57.53'ünün evli ve %47.94'ünün çocuk sahibi olduğu saptandı. Katılımcıların %17.80'inin Covid-19 servisinde, %56.5'inin diğer yataklı servislerde çalıştığı, en fazla katılımcının %40.75 ile lisans eğitim seviyesinde ve %41.09 ile de 0-5 yılları arasında çalışma deneyimine sahip olan gruplardan oluştuğu bulunmuştur. Tanıtıcı özelliklerden sadece çalışılan yıl ile her üç ölçek arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. 24 yıl ve üzeri çalışanlarda Covid-19 korkusunun düşük, ahlaki duyarlılığın yüksek, iş yaşam kalitesinin düşük olduğu görülmüştür. Covid-19 Fobi Ölçeği ile cinsiyet, meslek, çocuk sahibi olma durumu, medeni durum, çalışılan servis ve yaş arasında yapılan analizler sonucu istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Covid-19 Fobisi Ölçek toplam puanı ile İş Yaşam Kalitesi Ölçek toplam puanı ve Ahlaki Duyarlılık Anketi toplam puanı arasındaki ilişki incelendiğinde de istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p<0.05). Çalışma sonuçları Covid-19 salgını korkusunun hemşirelerde ve doktorlarda iş yaşam kalitesi ve ahlaki duyarlılık durumları üzerinde etkili olduğu yönünde yordanabilir. Salgın durumunda en büyük risk altındaki sağlık çalışanları üzerinde daha büyük örneklem gruplarında daha çok çalışma yapılması önerilmektedir.

COVID 19EtikEtik duyarlılık+7
Özlem Karaca
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık algısı ve COVİD-19 aşısına yönelik tutumlarının incelenmesi: Sağlık çalışanları örneği

Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının sağlık algısı ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlarını belirlemek, sağlık algısı ile aşı tutumunun ilişkisini incelemektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan çalışma Ocak- Haziran 2022 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 323 sağlık çalışanı oluşturmuş, veriler, sosyodemografik veri formu, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlar Ölçeği (ATÖ-COVID-19) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, normal dağılıma uygunluk testleri, Pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkelerde t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskall Wallis H testi ve düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının %35.3'ünün erkek, %61.9'unun evli, %53.9'unun çocuklarının olduğu, sağlık çalışanlarının %86.1'inin sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, %19.5'inin kronik hastalığının olduğu, %74'ünün orta düzeyde sosyo ekonomik durumunun olduğu, %61.9'unun mesleğini isteyerek seçtiği, %36.5'inin 16 yıl ve üstü çalıştığı, %61'inin hemşire olduğu ve %31.0'inin cerrahi kliniklerde çalıştığı belirlenmiştir. Mesleği hekim olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, mesleği hemşire ve ebe olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu, çalıştığı birim dahili klinikler olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, çalıştığı bölüm acil, ameliyathane ve yoğun bakım olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<.05). Mesleği ebe olan sağlık çalışanlarının ATÖ-COVID-19 olumsuz tutum, ATÖ-COVID-19 olumlu tutum boyutları ve ATÖ-COVID-19 puan ortalamalarının, mesleği hemşire olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<.05). SAÖ kontrol merkezi ile ATÖ-COVID-19 arasında pozitif, SAÖ Öz-farkındalık boyutu ile ATÖ-COVID-19 arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<.05). Sağlık çalışanlarının sağlık algılarının yüksek olduğunu ve COVID-19 aşısına yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın aşı uygulamaları konusunda oluşturulacak müdahale çalışmaları için rehber niteliğinde olduğu düşünülmektedir.

AlgıAşı tereddüdüAşılama+5
Melek Seyhan Demir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecindeki dijital okuryazarlıkları ve öğretmen kimlikleri: Bir anlatı araştırması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemisi içerisinde eğitim-öğretim faaliyetlerini uzaktan yürüten matematik öğretmenlerinin, pandemi öncesinde, pandemi sürecinde ve pandemi sonrasında dijital öğretim teknolojilerinin kullanımına ilişkin, değişim gösteren öğretmen kimliklerini ve dijital okuryazarlıklarını nasıl yansıttıklarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin anlatıları iki döneme göre (pandemi öncesi ve pandemi süreci-pandemi sonrası dönem) incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada öğretmenlerin kimlikleri ve dijital okuryazarlıkları kendi anlatılarıyla incelendiğinden nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubu araştırma amacı çerçevesinde MEB'e bağlı farklı okullarda görev yapan, biri kadın diğeri erkek olmak üzere iki öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmaya ilişkin ayrıntılı ve derinlemesine veri toplamayı sağlamak için yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin kimliklerinin çözümlenmesinde anlatı analizi ve söylem analizi, dijital okuryazarlıkların analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada, öğretmen kimliklerinde değişim kaynakları tespit edilmiştir. Değişimler incelenirken pozitif dönüşüm süreci, negatif dönüşüm süreci ve pürüzsüz geçiş olmak üzere üç tema saptanmıştır. Söylem analizi içerisinde ise beş adet yorumlayıcı repertuar belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, belirlenen çerçeve kapsamında, dijital okuryazarlık temalarına ilişkin anlatıları tespit edilmiş ve bunların dijital okuryazarlığın hangi boyutunu yansıttığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak, öğretmen kimliklerinde değişim kaynaklarının geçmiş üniversite yaşamlarının, öğrenci faktörünün, işini tam yapmak-daha iyisini yapmak-alanda söz sahibi olmak gibi isteklerin, veli faktörünün, öğretmenlerin ailelerinin, meslektaşların ve özellikle pandemi süreci için kritik öneme sahip olan teknoloji kullanımı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki öğretmenin de özellikle uzaktan öğretim sürecinde öğrencilerle göz teması kuramadıklarından etkili iletişim kurmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim sürecinde daha etkili ve işlevsel iletişimi geliştirilebilecek eylem araştırmalarının yürütülmesi önerilmektedir. Böylece pozitif dönüşüm süreçleri desteklenebilir.

AnlatıBranş öğretmenleriCOVID 19+6
Şeyda Özbek Uluğ
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

ESOGÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran 18-65 yaş arası hastalarda COVID-19 hastalığı hakkındaki bilgi düzeyinin COVID-19 aşı tercihine ve aşılanma durumuna etkisinin değerlendirilmesi

Koronavirüs hastalığı 2019 yılının aralık ayından beri hayatımıza giren ve pandemiye dönüşen, yaşantımızı birçok yönüyle etkileyen başta solunum yollarımız olmak üzere vücudumuzdaki birçok organ ve sistemlere zarar verebilen viral kaynaklı bir hastalıktır. Covid-19 pandemisi süreci içerisinde daha net verilerin elde edilmesi ile ve hastalık hakkında bilgi düzeyimizin daha da artması ile başta aşılar olmak üzere toplumsal korunma önlemleri açısından birçok başarılı çalışma yapılmıştır. Çalışmamızdaki amacımız 18-65 yaş arası hastalarda Covid-19 hastalığı hakkındaki bilgi düzeyinin ve sosyodemografik özelliklerin Covid-19 aşı tercihine ve aşılanma durumuna etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın anket formu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniklerine 01.06.2022-30.09.2022 tarihleri arasında başvuran 18-65 yaş arası 207 hastaya yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Çalışmamızda, yaşı farklı olanlar arasında COVID-19 Bilgi Skoru bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Yaşı 31-40 olanlarda COVID-19 Bilgi Skoru en yüksek (26,35), 41 ve üstü olanlarda en düşük saptanmıştır (24,24). Katılımcıların COVID-19 enfeksiyonu geçirme durumu, 1.2. ve 3.doz aşı olma durumu farklı olanlar arasında, COVID-19 Bilgi Skoru bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır. Katılımcıların 3 Doz COVID-19 aşısı olma durumu ile çalışma durumu arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmıştır. Çalışmamız, COVID-19 salgınını gelecek perspektifinde düşündüğümüzde, hastalık hakkında bilgilendirmenin ve aşılamanın hangi stratejiler kullanılarak toplumda yaygınlaştırılması gerektiği hakkında fikir vermektedir.

Aşı tereddüdüAşı uygulamasıAşılama+7
Enes Özdin
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde öğretmenlerin kovid kaygısı , iş tatmini ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisinin incelenmesi

Covid-19 virüsünün yarattığı pandemi sürecinin tüm sektörlerde çalışan bireyleri etkilediği gibi eğitim sektöründe görev yapan öğretmenleri de etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin Covid-19 kaygısı, tükenmişlik ve iş tatmini düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini MEB'de çalışan öğretmenler, araştırmanın örneklemini ise araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 1341 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada nicel yöntem kullanılmıştır. Öğretmenlerin, Covid-19 kaygılarını belirleyebilmek için "Coronavirus Anksiyete Ölçeği", tükenmişlik düzeylerini belirlemek için "Maslach Tükenmişlik Ölçeği", iş doyumu düzeylerini belirlemek için "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" ve demografik bilgiler için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Öğretmenlere "Google Forms" aracılığı ile online ulaşılmıştır. Araştırma için gönderilemn anketlerden1341 tanesine cevap gelmiş ve tüm örneklem araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde "SPSS 22" programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin demografik ve mesleğe yönelik özellikleri ile ilgili dağılımlarının gösteriminde yüzdelik değerlendirme ve frekans değerlendirmesi kullanılmıştır. Öğretmenlerin alt boyutlardan aldıkları puanların demografik ve meslekleri ile ilgili özelliklerine göre farklılaşma durumlarının araştırılmasında bağımsız örneklemeler için "t" testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Saha araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde %95 güven düzeyi ve 0.5 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Tükenmişlik ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi tespit etmek için "Pearson Korelasyon Analizi" testi yapılmıştır. Tüm testlerin güvenirliğini ölçmek için "Cronbach's Alpha" güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin; pandemi sürecinde iş yüklerinin arttığı, sosyal ilişkilerinde azalma olduğu, sağlıklarının kötüye gittiği ve ayrıca maddi kayıplar yaşadıkları tespit edilmiştir. Covid-19 kaygısı, iş tatmini ve tükenmişlik puan ortalamaları ilişkisel olarak incelendiğinde, kaygı ve tükenmişliğin pozitif yönlü bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Covid-19 kaygısı ile iş tatmini arasında ise negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

COVID 19KaygıPandemiler+4
Şengül Özdemir Uysal
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranları, yeme tutumları ve beden imajı üzerine etkisi

Covid­19 salgınının yayılım hızını kontrol altında tutmak için sosyal hayat kısıtlamaları artmıştır. Pandemi sürecinde internet tabanlı uygulamalarla yaşamın büyük bir bölümü sürdürülürken artan kısıtlamalar, toplumu fiziksel inaktiviteyle baş başa bırakmıştır. Covid­19 pandemisi döneminde kilo kontrolü sağlamak için diyetisyene başvuran sedanter kadınlara verilen 8 haftalık online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranı, yeme tutumu ve beden imajı üzerine etkisini belirlemek bu çalışmanın amacıdır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel tasarım çalışmasıdır. Çalışma 2020 Aralık-2021 Mart tarihlerinde, 20-40 yaş aralığında Amasya ilindeki tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 150 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılar zumba egzersizi, yürüme egzersizi ve kontrol olmak üzere 50'şer kişilik üç gruba ayrılmıştır. Uygulama gruplarına 8 hafta boyunca zumba ve yürüme egzersiz programı uygulanmıştır. Çalışmada beden imajı için "Vücut algısı ölçeği" ve yeme tutumu için "Üç faktörlü beslenme anketi" uygulanmıştır. Vücut yağ oranları Biyoelektriksel İmpedans Analizi ile belirlenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yürüme ve zumba gruplarında 8 hafta sonunda vücut analiz ölçümlerinde vücut yağ yüzdesi, gövde yağ yüzdesi ve bel kalça oranında ön ölçümlere oranla düşüş tespit edilmiştir. Yürüme ve zumba grubunda "duygusal yemek yeme" ve "açlığa duyarlılık" faktörleri çalışma sonunda anlamlı düzeyde düşüş göstermiştir. Yürüme grubunda, beden algısı düşük olanların %80'ni, zumba grubunda %90'nı çalışma sonunda vücut algısı yüksek grupta olduğu gözlenmiştir.

Beden imajıBeslenmeBeslenme durumu+7
Gülşah Akyılmaz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde gestasyonel diabetes mellitus tanısı alan gebelerin doğum öncesi bakım beklentileri ve memnuniyet düzeyleri

Bu araştırma, COVID-19 pandemisinde gestasyonel diabetes mellitus (GDM) tanısı alan gebelerin doğum öncesi bakım (DÖB) beklentileri ve memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 55 GDM tanısı alan gebe oluşturdu. Veriler, 17.05.2021-01.09.2021 tarihleri arasında araştırmacılar tarafından oluşturulan Katılımcı Bilgi Formu, Doğum Öncesi Bakım Memnuniyeti ve Hasta Beklentileri ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Independent Sample-t test, ANOVA test, Mann-Whitney Utest, Kruskal-Wallis H test ve spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Sağlık hizmetinin kalitesini bakım memnuniyeti artışı ile değerlendirebilmek mümkündür. Araştırmada Doğum Öncesi Bakım Memnuniyeti ve Hasta Beklentileri değerlendirildiğinde; genel beklenti puan ortalaması 21,04±4,60, genel memnuniyet puan ortalaması 53,16±16,97 bulundu. Sonuç olarak; COVID-19 pandemisinde GDM tanısı alan gebelerin yeterli sayıda DÖB hizmeti aldığı, DÖB hizmeti almalarını yaş, eğitim düzeyi, yaşanılan bölge, aile tipi, eşin yaşı, eşin eğitim düzeyi, gelir düzeyi gibi durumların etkilenmediği tespit edildi. Ancak gebelerin COVID-19 pandemisi kaynaklı gebe okulu eğitiminden mahrum kaldığı sonucuna ulaşıldı. Doğum öncesi bakım memnuniyeti ve hasta beklentileri puan ortalamalarının yüksek olduğu belirlendi.

COVID 19Diabet-gebelik sırasındaDiabetes mellitus+6
Hülya Çiçek Acar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlık okuryazarlığı düzeyinin COVİD-19 korkusu üzerine etkisi

Giriş ve Amaç: Sağlık okuryazarlığı; kişilerin sağlıkla ilgili bilgileri ve teknolojileri anlamalarına ve kullanmalarına izin veren, sağlıkla ilgili konularda sağlık çalışanları ile problemsiz iletişim kurabilmelerini sağlayan ve ayrıca edindikleri tüm bu bilgileri eleştirebilmeye de olanak tanıyan bilgi ve becerilere sahip olmak anlamına gelmektedir. COVID-19'un hızla pandemiye dönüşümü, insanları bu yeni durum hakkında bilgi edinmeye, bu bilgileri uygulamaya ve davranışlarını da bu bilgilere göre değiştirmeye zorlamıştır. Sağlık verilerini anlayamamak paniğe neden olabilir, gerçek bilginin ve doğru bilgi kaynaklarının etkisini azaltabilir. Bu nedenle yüksek seviyedeki sağlık okuryazarlığının, kriz durumları için gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada sağlık okuryazarlığının; pandemi ortamında COVİD-19 korku düzeyi üzerine etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma 2021 yılının Nisan ayında, hastanemize başvuran 268 yetişkinle yapıldı. Bireylere; Sosyodemografik Veri Toplama Aracıyla beraber TSOY-32 Ölçeği ve COVİD-19 Korkusu Ölçeği uygulandı. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre TSOY-32 ölçek puanının 1 birim artmasının COVID-19 Korkusu Ölçek puanında 0,28 birim azalmaya sebep olduğu belirlendi. (P<0.05) TSOY-32 düzeyi yetersiz olan katılımcıların COVID-19 Korkusu Ölçek puanları, TSOY-32 düzeyi sorunlu–sınırlı, yeterli ve mükemmel düzeyde olan katılımcılara göre anlamlı daha yüksektir. (P=0.047, P=0.001, P<0.001). Katılımcılardan COVID-19 hastalığı geçirenlerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmuştur (P=0.034). Tartışma-Sonuç: Çalışmamızda TSOY-32 ölçek puanı, ülkemizde pandemi öncesi yapılmış çalışmalara nazaran daha yüksektir. Bu da pandeminin sağlık okuryazarlığı üzerine etkisi olarak düşünülebilir. Sağlık okuryazarlığının, insanların ruh sağlığını korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda COVİD-19 hastalığı geçiren kişilerin sağlık okuryazarlığı, geçirmeyen kişilere göre anlamlı olarak düşük çıkmıştır bu da yukarıdaki açıklamayı desteklemektedir. Bu nedenle insanların sağlık okuryazarlığını yükseltmek, korkularını azaltmak ve sağlıklarını arttırmak için stratejik bir yaklaşım olabilir. Ayrıca sağlık okuryazarlığının, mevcut pandemiyi ve gelecekteki potansiyel pandemileri azaltmak ve kontrol altına almak için sosyal sorumluluğun temel bir unsuru olarak görülmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Covid-19 korkusu, Sağlık okuryazarlığı, Pandemi psikolojisi

AnksiyeteCOVID 19Korku+2
Yağmur Öznur Köksal
Hitit University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi öncesi ve sürecinde tüketici yaşam tarzlarının değerlendirilmesi

Toplumlar tüm dünyayı sarsan olaylarla mücadele etmek zorunda kalabilirler. Covid-19'da insanlara son zamanların en zor günlerini yaşatmaktadır. Bu gibi olayların toplumlar üzerinde etkiler bıraktığı bilinmektedir. Pandemi ile değişen yeni düzene ayak uydurmak zorunda kalan tüketicilerin, alışıldık davranışlarında farklılıklar başlamıştır. Pandemi öncesi ve süreci bu farklılıkların tespiti amacıyla tüketicilerin yaşam tarzlarının incelenmesi, tüketicinin anlaşılması ve çözüm yollarının bulunması yönüyle de önemlidir. Çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisinde tüketici davranışlarını ve tüketici davranışlarını etkileyen bir faktör olan yaşam tarzlarının pandemi öncesi ve süreci olarak değerlendirilmesidir. Çalışma literatür taramasının yanında ankette uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, Covid-19'un tüketicilerin yaşamlarını etkilediği ve bu etkilerin tüketicilerin yaşam tarzlarında pandemi öncesi ve sürecinde farklılıklar oluşturduğu tesbit edilmiştir. Pandemi öncesi yaşam tarzlarının pandemi sürecinde de varlıklarını ufak değişikliklerle de olsa korudukları gözlemlenirken, sadece ''lider ruhlu deneyimciler'' yaşam tarzının pandemi sürecinde iki farklı yaşam tarzına ayrıldığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında, tüketicilerin artık ihtiyaçları için sık alışverişe gitmeyi tercih etmedikleri gibi, pandemi ile duran sanat sektörünün de tüketicilerin sanattan uzak kalmaları ile sonuçlandığı görülmüştür. Pandemi ile sağlıklarına daha çok dikkat eden bir tüketici kitlesi gözlemlenirken, yeni şeyler denemeye sıcak bakmadıkları da fark edilmiştir. Ayrıca tüketicilerin yaşam biçimlerinden memnun olmalarında belirgin bir düşüş göze çarpmaktadır. Pandemi ile değişen şeyler olduğu gibi tüketicilerin ailelerine verdikleri önemin değişmediği ve her iki süreçte de ailelerine önem verdikleri de göze çarpan sonuçlardandır.

COVID 19PandemilerTüketici davranışı+2
Yasemin Karadağ
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)

2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.

Başa çıkmaCOVID 19Din psikolojisi+4
Ramazan Öncül
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi dönemlerinde dijital bankacılık hizmetlerinin İKY açısından değerlendirilmesi

Dijital teknolojiler yaşamın her alanında insanların engelleri aşarak mal ve hizmetlere erişimini kolaylaştırmaktadır. Özellikle hayat koşullarının ağırlaştığı, doğal afetler, savaş ve pandemi gibi tüm toplumu etkileyen olumsuz durumlarda etkisini göstermektedir. 2019 yılında tüm dünyada görülmeye başlayan Covid-19 Pandemisi dijital teknolojilerin hayat kurtaran rolünü bir kez daha ortaya koymuştur. Bu pandemi döneminde insanların alışveriş alışkanlıkları, ticari faaliyetleri, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetleri yürütme şekilleri internet ortamına daha çok ve hızlı bir şekilde taşınarak çevrim içi ve çevrim dışı yürütülmeye çalışılmıştır. Daha önceki yıllarda bankacılık faaliyetlerinin bir kısmı zaten dijitalleşmiş olsa da bu dönemde daha farklı hizmetler ile hızlanarak artmaya başlamıştır. Bu çalışmada, 2019-2020 yılı pandemi öncesi dönem ile 2020-2021 yılı pandemi dönemi olarak bankacılık işlemleri Yozgat İlinde bir banka özelinde karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Banka faaliyetlerinin yürütülmesini kolaylaştıran ve sayısal bir veri olarak değerlendirilen sıramatik işlem sayıları, ATM işlem sayıları, gişe işlem sayıları ve hibrit (uzaktan görüntülü görüşme ile) hesap açılış verileri karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, banka içerisinde yüz yüze gerçekleştirilen işlemlerin sayısının yaklaşık 5 kat oranında azaldığı, internet bankacılığı ve telefon bankacılığında iki katlık bir artış gözlenirken, çevrim içi görüntülü bankacılık işlemlerinin pandemi öncesi hiç görülmediği, pandemi döneminde 1 milyon 400 bin işlem ile büyük bir oranda gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında, bankacılık hizmetlerinin dijital teknolojilerden yararlanma oranlarının ve müşterilerin hangilerini ne oranda tercih ettiklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada dijital bankacılık hizmetleri ile İKY süreçleri birlikte değerlendirilerek, gelecek vizyonu açısından çalışan performansının artması, kullanılan yapay zekanın ölçüm kriterlerinin ve kariyer planının belirlenmesi gibi durumlara ışık tutacağı düşünülmektedir. Çalışmanın hazırlanmaya başlandığı tarihte pandemi yeni görülmeye başladığı için bu alanda yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle çalışmanın özgünlük oluşturduğu düşünülmektedir.

Bankacılık sektörüCOVID 19Elektronik bankacılık+7
Muhammed Taşgöz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Covıd 19 pandemi sürecinde 18-45 yaş arası kadınlarda genitoüriner sorunlar ve etkileyen faktörler

Tanımlayıcı tipte tasarlanan bu çalışmada COVID 19 pandemi sürecinde 18-45 yaş arası kadınlarda genitoüriner sorunlar ve etkileyen faktörlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışma 01.09.2021-01.12.2021 tarihleri arasında 18-45 yaş aralığındaki 130 kadın ile tamamlandı. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan anket formu ile toplandı. Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmesi bilgisayar ortamında SPSS 25.0 paket programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel ölçütler (ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ve yüzdelik sayılar) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde kategorik veriler arasındaki farkın belirlenmesinde Ki-Kare testi uygulanmış ve yanılma düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan kadınların tamamı evli olup ortalama yaşları 34,18 ± 5,87'dir. COVID-19 pandemi sürecinde kadınların bazı sosyodemografik ve obstetrik özelliklerinin genitoüriner sorunları ve tedavi süreçleriyle anlamlı ilişkisi bulunmuştur (p<0,05). Kadınların % 56,2'si pandemide jinekolojik muayeneye gitmemiş, %20,1'i COVID-19 bulaş korkusundan dolayı, %16,4'ü kapanma tedbirleri sebebi ile sağlık kuruluşuna gidememiştir. Pandemi süreci kadınların %76,9'unun jinekolojik muayene yaptırma durumunu etkilemiş, %23,5'i dismenore, %18,9'u üriner sistem enfeksiyonu, %15,9'u menstrual siklus düzensizliği, %15,2'si üriner inkontinans tedavisi almamıştır. Sonuç olarak COVID-19 pandemi süreci 18-45 yaş arası kadınların genitoüriner sorunlarını olumsuz yönde etkilediği, tanı ve tedavi süreçlerinde aksamalara neden olduğu belirlenmiştir.

COVID 19Cinsel sağlıkGenital hastalıklar+7
Gülşah Ülgü Aslan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni normal dönemde tip 2 diyabet hastalarının sağlık okuryazarlığı düzeyleri tedaviye uyumları ve koruyucu COVID-19 davranışları

Kesitsel türdeki bu çalışma, Nisan 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında, Çorum il merkezinde Tip 2 diyabet hastalarının yeni normal dönemde sağlık okuryazarlığı düzeyini, tedaviye uyumlarını ve koruyucu COVID-19 davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi gören/ayaktan başvuru yapan Tip 2 diyabetli bireylerden oluşmuştur. Örnekleme 20 yaş ve üzerinde, en az okuryazar olan, Türkçe konuşabilen, görme, duyma ve konuşma engeli olmayan, psikiyatrik bir tanısı olmayan, Tip 2 diyabet hastaları dahil edilmiştir. Çalışma, 210 Tip 2 diyabet hastası ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri anket formu aracılığıyla yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Anket formunda hastaların sosyo-demografik özellikleri, klinik özellikleri, Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, Modifiye Morisky ölçeği ve Koruyucu COVID-19 Davranışları Ölçeği yer almıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan etik kurul onayı (2021-113) alınmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 22.0 programı aracılığı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı analizlerde yüzdelik, ortalama, standart sapma ve ortanca kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin analizinde Ki-kare testi ve Fisher's exact testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin gücünü ve yönünü belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma grubunun %45,7'si 50-64 yaş aralığında olup yaş ortalamaları 61,7±10,8 yıldır. Katılımcıların %77,6'sında komorbidite varlığı olduğu ve en yaygın komorbiditenin %56,2 ile hipertansiyon olduğu belirlenmiştir. Pandemi sürecinde SARS-CoV-2 ile enfekte olduğunu belirtenlerin oranı %25,7'dir. Katılımcıların %84,3'ünün tedaviye uyumunun yüksek olduğu belirlenmiştir. Tedaviye uyuma yönelik motivasyon ve bilgi düzeyi alt boyutlarından aldıkları puanların ortalamaları ise sırasıyla 2,25±0,87 ve 2,54±0,76 olup %80,5'inde motivasyon düzeyi ve %86,2'sinde bilgi düzeyi yüksek bulunmuştur. Sağlık okuryazarlığı puan ortalamaları 28,04±9,74 olup katılımcıların %36,7'si yetersiz, %37,1'i sınırlı ve %26,2'si yeterli sağlık okuryazarlığına sahiptir. Katılımcıların %45,2'sinde koruyucu COVID-19 davranışlarının zayıf olduğu belirlenmiş olup puan ortalaması 14,57±2,54'dür. Katılımcıların yaşları ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r:-0,237; p<0,01). Katılımcıların hastalık süreleri ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,01). Katılımcıların tedaviye uyuma yönelik motivasyon ve bilgi düzeyleri ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05; p<0,01). Katılımcıların koruyucu COVID-19 davranışları ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Anahtar Kavramlar: Tip 2 diyabet, tedaviye uyum, sağlık okuryazarlığı, COVID-19 Bilim Kodu: 1079

COVID 19Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
Selma Ceylan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında COVID-19 pandemi yönetimi: Bir iş yerinde retrospektif bir çalışma

COVID-19 Pandemisinin yarattığı sağlık ve toplumsal sorunlar ile ekonomik kayıplar çalışan sağlığını, çalışma ortamı ve koşullarını, çalışma ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Bu çalışma olumsuz etkilerin iş yerinde en aza indirilebilmesi için alınan önlemleri ve bu önlemlerin çalışan sağlığı üzerine sonuçlarını inceleyen tanımlayıcı bir araştırmadır. 11 Mart 2020 ile 31 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Bursa'da bir otomobil fabrikasında çalışan 6437 kişi oluşturmaktadır. Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında alınan salgın önlemleri; çalışma ortamı, çalışma koşulları ve çalışma ilişkileri olarak ayrıntılı değerlendirilmiştir. İş yerinde tespit edilen doğrulanmış olgu, teması olan çalışan ve şüpheli olguların sosyodemografik özellikleri üzerinden çalışan sağlığına pandeminin etkisi değerlendirilmiştir. İşyerinde çalışma süresince toplam olarak 1876 doğrulanmış olgu, 2026 temaslı ve 1160 şüpheli olgu tespit edilmiştir. Bildirimlerin çoğunluğu 2020 yılında yapılmış olup, zamana göre dağılımları Bursa ve Türkiye vaka dağılımı ile koreledir. İş yerinde çalışma süresince COVID-19 kaynaklı ölüm yaşanmamıştır. Teması olan çalışanların %10,8'i ile şüpheli olguların %28,0'i yapılan RT-PCR testlerinde doğrulanmış olguya dönmüştür. COVID-19 doğrulanmış olgu ile temas edenlerin %12,5'i iş yeri temaslı iken %61,6'sı kurum dışı temaslıdır. Kurum dışı bulaş en çok hane içi aile üyelerinden (%52,1) kaynaklanmıştır. İşyerinde ikincil bulaş saptanmamıştır. Şüpheli olgularda en sık şikâyet nedenleri halsizlik, öksürük ve boğaz ağrısı olmuştur. Şüpheli olgular RT-PCR testi ile değerlendirilmeleri için en çok Bursa Şehir Hastanesine (%79,1) sevk edilmiştir. Medeni durumu evli olanların temaslı olma durumunu 1,3 kat, 40 yaş altında olmanın şüpheli olgu olma durumunu 1,8 kat arttırdığı bulunmuştur. İzolasyon ve karantina nedeni ile 51.525 iş günü kaybı yaşanmış olup çalışma süresince toplam işgünün %1,8'i kaybedilmiştir. Araştırma süresince çalışanların %99,0'una iş yerinde yürütülen aşı kampanyaları ile en az iki doz COVID-19 aşısı yapılmıştır. Solunum yolu ile hızla bulaşan biyolojik etken kaynaklı bir salgında iş yerlerinde alınacak hızlı ve kapsamlı önlemler, çalışan sağlığının korunmasında ve ekonominin insan hayatı riske atılmadan sürdürülmesinde çok önemlidir.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Neşe Yürekli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

COVID 19Eğitim sorunlarıOkuma-yazma+6
Gülşah Teke
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalp hastalarına verilen eğitimin COVID-19 korkusu, anksiyete ve koruyucu önlemleri (el yıkama ve maske kullanımı) doğru uygulamaya etkisi

Araştırma Bursa Uludağ Üniversitesi Kardiyoloji kliniğinde yatan kalp hastalarına verilen el yıkama ve maske kullanma eğitiminin doğru el yıkama ve doğru maske kullanma tekniği, COVID-19 korkusu ve yaygın anksiyete üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma öncesi örneklem büyüklüğü, %80 güç, 0,05 anlamlılık düzeyinde ve 0,60 etki büyüklüğüne göre her bir grup için en az 45 olarak hesaplanmıştır. Çalışmadan kayıplar olabileceği düşüncesiyle kriterlere uyan 112 gönüllü kişi dahil edilmiştir. Çalışma müdahale grubu (n=50) ve kontrol grubu (n=55) olmak üzere toplam 105 kişiyle tamamlandı. Araştırmaya katılan müdahale grubunun yaş ortalaması 46,16±15,89 yıl, Kontrol grubunun 52,20±14,87 yıldır. 'COVID-19 Enfeksiyon Zincirinin Kırılmasına Yönelik Önerilere Uyum Formu' puan ortalaması müdahale grubunda 103,14 ±16,68, kontrol grubunda 99,62±19,99'dur. 'COVID-19'un Günlük Yaşam Aktivelerde Yaptığı Değişimlere Uyum Formu' puan ortalaması müdahale grubunda 22,00± 1,31, kontrol grubunda 21,33± 3,85'dır. Kalp hastalarına verilen eğitimin, doğru el yıkama tekniğini (p<0,001) ve doğru maske kullanma tekniğini (p<0,001) artırdığı, COVID-19 korkusu (p<0,001) ve anksiyetesini (p<0,001) azalttığı saptanmıştır (p <0,05). Müdahale grubunda el yıkama puanını, eğitim pozitif yönde etkilerken yaş ve kalp hastası olarak yaşanılan süre negatif yönde etkilemiştir (p<0,05). Müdahale grubunda maske kullanma puanına COVID-19 Enfeksiyon Zincirinin Kırılmasına Yönelik Önerilere Uyum puanı pozitif yönde etkilerken yaş negatif yönde etkilemiştir (p<0,05). Müdahale grubunda COVID-19 Korku Ölçeği puanına anksiyete puanı pozitif yönde etkilerken COVID-19'un Günlük Yaşam Aktivelerde Yaptığı Değişimlere Uyum Formu puanı negatif yönde etkilemiştir (p<0,05). Müdahale grubunda izlem anksiyete puanına izlem koronavirüs korku puanı pozitif yönde etki etmiştir (p<0,05). Salgının önlenmesinde kalp hastalarına verilen eğitimin diğer riskli gruplarına da yapılmasının uygun olduğu düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Maske Kullanma, El Yıkama, COVID-19, Korku, Anksiyete, Kalp Hastaları

AnksiyeteCOVID 19El yıkama+7
Eda Ünal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Altman Z skoru ile finansal başarısızlık tahmini ve COVID 19 pandemisinin finansal başarısızlık üzerindeki etkileri: BIST 100 imalat sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada finansal başarısızlık kavramı detaylı olarak incelenerek, finansal başarısızlığın nedenleri, maliyeti ve tahmin yöntemleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Finansal başarısızlık tahmin yöntemleri tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemler olmak üzere 2 grupta karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın yoğunlaştığı nokta ise finansal başarısızlık tahmin yöntemlerinden olan Altman Z skor yöntemi olmuştur. Altman Z modeli, çalışma mekanizması, parametreleri ve katsayıları açısından detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında ise BİST 100 endeksinde yer alan imalat işletmelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na paylaşmış olduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle 2019, 2020 ve 2021 yılları için Altman Z skorları her bir işletme için hesaplanarak işletme ve alt sektörler bazında verilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası ise COVID 19 pandemisinin işletmelerin finansal başarısızlıkları üzerindeki etkilerini ölçmek olmuştur. Örneklem seçilen işletmeler için hesaplanan Altman Z skorlarına göre pandeminin etkisi taş ve toprağa dayalı sanayi, tekstil giyim eşyası deri ve metal eşya elektrikli cihaz ve ulaşım alt sektörlerinde hissedilir boyuttayken kimya-ilaç-petrol ve gıda-içecek-tütün alt sektörlerinde büyük bir etkiye ulaşılamamıştır.

Altman Z skorlarıAltman modeliBaşarısızlık+7
Utku Yüksel
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects