Nursing

1,779 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri tanısı alan kadınlara oral mukoziti önlemeye yönelik verilen eğitimin yaşam kalitesine etkisi

Giriş ve Amaç: Bu randomize kontrollü araştırma, meme kanseri tanısı alan kadınlara oral mukoziti önlemeye yönelik verilen eğitimin yaşam kalitesine etkisini değerlendirmek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırma, Şubat-Ağustos 2023 tarihleri arasında bir onkoloji hastanesinin ayaktan kemoterapi ünitesinde tedavi görmekte olan 43 deney ve 42 kontrol olmak üzere 85 meme kanseri tanılı hasta ile yürütüldü. Araştırmanın verileri; Hasta Bilgi Formu, DSÖ Oral Toksisite Kriterleri, Ağız Değerlendirme Rehberi, EORTC QLQ-C30 Yaşam Kalitesi Ölçeği, ECOG Performans Skalası kullanılarak toplandı. Bulgular, SPSS 26.0 programında değerlendirildi. Veriler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, bonferroni post hoc testi, Wilcoxon signed-rank testi kullanılarak analiz edildi. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 57,08±10,97 yıl olup deney ve kontrol grubunda yer alan hastaların kişisel, hastalığa ve tedaviye ilişkin özellikler açısından benzer özelliklere sahip olduğu belirlendi. Deney grubunda eğitim sonrası oral mukozit evresinde anlamlı düzeyde gerileme, ağız sağlığında iyileşme olduğu saptandı (p<0,05). 21. günde yapılan değerlendirmelerde deney grubunun genel sağlık puan ortalamasının ve fonksiyon skorunun alt boyutları olan fiziksel işlev, rol işlevi, duygusal işlev, bilişsel ve sosyal işlevi kapsayan yaşam kalitesine ilişkin puan ortalamalarının kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede arttığı; deney grubunda yorgunluk, iştahsızlık, bulantı-kusma, dispne ve uykusuzluğu içeren semptom puan ortalamalarının anlamlı derecede azaldığı, kontrol grubunda ise yorgunluk ve uykusuzluğun anlamlı derecede arttığı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Meme kanseri tanısı ile kemoterapi alan kadınlara oral mukoziti önlemeye yönelik verilen eğitimin oral mukozit şiddetini azalttığı ve yaşam kalitesini arttırdığı saptanmıştır. Hemşirelerin oral mukoziti yönetebilmek ve yaşam kalitesini arttırmak için hastalara bu konuda eğitim vermeleri önerilmektedir.

EğitimHemşirelikMeme kanseri+2
Yaren Özbek
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastaların bakım vericilerinin bakım yükü ve yorgunluğunun değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı, inme tanısı ile tedavi gören hastalara bakım veren bireylerin bakım yükü ve yorgunluk düzeylerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, Mart 2024–Şubat 2025 tarihleri arasında bir devlet hastanesinin nöroloji kliniğinde inme tanısı ile tedavi gören hastaların bakım vericisi olan 103 birey ile yürütüldü. Katılımcılar, 18 yaş ve üzeri, inme tanılı hastanın yakını olan ve iletişim problemi bulunmayan bakım vericiler arasından seçildi. Veriler, "Sosyo-demografik Bilgi Formu", "Bakım Verme Yükü Ölçeği" ve "Chalder Yorgunluk Ölçeği" ve ''Modifiye Rankin Skalası'' ile toplandı. Bulgular: Bakım vericilerin yaş ortalaması 53,65±13,32 yıl olup, %75,7'si kadındır. Hastaya bakım vericilerin %48,5'i kronik hastalığa sahiptir ve %41,7'si gelirlerinin giderlerinden az olduğunu belirtmiştir. Bakım verme yükü ölçeği puan ortalaması 36,99±13,14, Chalder Yorgunluk Ölçeği puan ortalaması ise 15,48±5,19 olarak bulunmuştur. Bakım vericilerin bakım yükü arttıkça fiziksel, zihinsel ve genel yorgunluk düzeylerinin arttığı saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: İnmeli hastalara bakım veren bireylerde orta düzeyde bakım yükü ve yüksek düzeyde yorgunluk tespit edilmiştir. Bakım vericilerin bakım yükü ve yorgunluk düzeylerinin hastanın bağımlılık düzeyi, inme tanısı alma süresi, bakım vericinin yaşı ve cinsiyetinden etkilendiği bulunmuştur. Hemşirelerin bakım sürecinde yalnızca hastayı değil, bakım vericiyi de değerlendirmeleri, bakım sürecine yönelik bilgilendirme ve destekleyici girişimlerde bulunmaları önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, inme, bakım yükü, yorgunluk, bakım verici

Hemşirelik
Merve Eskici
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma, cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, Tekirdağ ve Çanakkale illerinde yer alan 4 hastanenin cerrahi birimlerinde çalışan 409 hemşire, örneklemini ise, basit rastgele örneklem yöntemi ile seçilen 231 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan Çalışan Bilgi Formu ve Sexton ve diğ. tarafından 2006 yılında geliştirilen, Baykal ve diğ. tarafından 2010 yılında Türkçe'ye uyarlanan Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği ile toplandı. Veriler SPSS 18.0 programı ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak yapıldı. Hemşirelerin Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları 123,170 ± 24,076 ve orta düzeyde bulundu. Ölçeğin alt boyutlarından, en yüksek puanın 'iş doyumu' alt boyutundan, en düşük puanın ise 'güvenlik iklimi' alt boyutundan alındığı belirlendi. Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puanları ile; hemşirelerin yaşları, mesleki deneyimleri ve haftalık çalışma saatleri arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farkın olmadığı, ameliyathane hemşirelerinin Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puanlarının, cerrahi servis ve yoğun bakım hemşirelerin puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulundu. 18-30 yaş grubunda olan hemşirelerin 'yönetim anlayışı' puanı, 31-40 yaş arası olan hemşirelerin puanlarından, haftada 40 saatten fazla çalışan hemşirelerin 'iş doyumu' alt boyutu puanları haftada 40 saatten az çalışan hemşirelerin puanlarından, ameliyathane hemşirelerinin 'ekip çalışması' ve 'güvenlik iklimi' alt boyut puanları cerrahi servis ve yoğun bakım hemşirelerinin puanlarından, ameliyathane hemşirelerinin 'yönetim anlayışı' alt boyutu puanı cerrahi servis hemşirelerinin puanlarından anlamlı derece yüksek bulundu. Cerrahi servis hemşirelerinin 'stresi tanımlama' alt boyut puanının en yüksek olduğu, onu sırasıyla ameliyathane ve cerrahi yoğun bakım hemşirelerinin takip ettiği belirlendi. Sonuç olarak, hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumları orta düzeydedir ve geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Cerrahi Birimler, Hasta Güvenliği

AmeliyathanelerHasta güvenliğiHemşireler+4
Semiha Bahar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin çalışma motivasyonlarını arttırmada etkili faktörler: Türkçe literatürün incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de çalışan hemşirelerin motivasyon ve demotivasyon kaynaklarını araştırmaktır. Bu araştırma, Türkçe lirteratürün inceleme çalışması olup, YÖK Tez kataloğu, ULAKBİM TR dizin,Florence Nightingale Hemşirelik Dergisi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi, Sağlık ve Hemşirelik Yönetimi Dergisi, Hemşirelik Akademik Araştırma Dergisi, Hacettepe Hemşirelik Dergisi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi 2010-2017 yılları arasında "motivasyon" ve "hemşire" anahtar kelimelerinin başlık ve özet bölümünde arama kriterlerinde kullanılarak yapılmıştır. Literatürün sistematik taraması sonucunda 21 tam metin incelenmiştir. Hemşirelerin çalışma motivasyon düzeylerini ele alan çalışmalarda çoğunluklakatılımcıların 25 yaş altında olduğu, tasarım tipinin tanımlayıcı olduğu, evren büyüklüklerinin 80 ile 2250 arasında değiştiği görülmüştür. Yedi çalışmada "Motivasyon Kaynakları Envanteri",iki çalışmada "Minneseto İş Doyum Ölçeği", dört çalışmada "İş Motivasyonu Ölçeği", dört çalışmada "Motivasyon Ölçeği", bir çalışmada"Motivasyon Araçları Önem Derecesi Formu" ve bir çalışmada "Motivasyon Faktörleri Anketi"ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Bazı çalışmalarda, çalışma koşulları/şartları kaynaklı değişkenler (toplam hizmet süresi, haftalık çalışma süresi, çalışma şekli, ek gelir durumu, çalışma pozisyonu, statü, çalışma ortamında gerekli olan araç ve gerecin yeterlilik durumu, hastanede hemşireler için sosyal etkinlik yapılma durumu)hemşirelerin iş motivasyonları üzerinde etkili motivatör olduğu gösterilirken; bazılarında daiş motivasyonu üzerinde etkisinin olmadığı yada demotive edici olduğu gösterilmiştir.Takdir ve saygı görme, ödüllendirme, mesleğe kendi isteği ile girme/severek yapma, örgütsel adalet,iş güvencesi, sosyal güvence, yöneticilerin değer vermesi,yapılan işin takdir edilmesi, kararlara katılma, inisiyatif kullanma, çalışana önem verilmesi, adil disiplin anlayışı, işte yeni beceriler kazanabilme, kurumsal kültürü amaçları benimseme, mesleğini severek yapma, çalışılan iş için bilgi ve tecrübe yeterliliği,sorumlu hemşirelerin olumlu liderlik tutumları, iletişim ve çalışan memnuniyeti hemşirelerin iş motivasyonu üzerinde diğer etkili unsurlar olarak belirlenmiştir;Ayrıca, çalışma ortamın damobing davranışlarının artışının hemşirelerin motivasyonlarını azalttığıgörülmüştür.

HemşirelerHemşirelikMotivasyon
Filiz Yücel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşire ve hekimlerin işbirliğine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi

ÖZET FİLİZLİ, G. Cerrahi Birimlerde Çalışan Hemşire ve Hekimlerin İşbirliğine İlişkin Tutumlarının Değerlendirilmesi, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2018 Bu araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşire ve asistan hekimlerin işbirliğine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, 3 üniversite hastanesinde cerrahi servis ve cerrahi yoğun bakımlarda çalışan hemşire ve asistan hekimleri içeren 227 çalışan, örneklemini ise, basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 195 çalışan oluşturdu. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve Hojat ve diğ. tarafından 1999 yılında geliştirilen, Yıldırım ve diğ. tarafından 2005 yılında Türkçe'ye uyarlanan Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası (JHHİS) ile toplandı. Veriler SPSS 24.0 programı ile değerlendirildi. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı analizlerin Kolmogorov-Smirnov, Mann Whitney U, Pearson Ki-Kare ve Fisher Exact testleri kullanıldı. Hemşirelerin 'Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası' toplam puan ortalamaları (50,868±5,032), hekimlerin 'Hekim Hemşire İşbirliği Skalası' toplam puan ortalamalarından (48,697±4,654) anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,005<0,05). Hemşire grubunda, kadınların 'Hekim Hemşire İşbirliği' alt boyut puanlarının (16,876±1,702), erkeklerin 'Hekim Hemşire İşbirliği' alt boyut puanlarından (15,438±2,128) yüksek olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p=0,009<0.05). Hemşire ve Hekimlerin; 'Ortak eğitim', 'Hasta Bakımında Hemşirelik Hizmetleri', 'Hesap verme ve Hemşirenin Sorumluluğu' alt boyut puan ortalamaları ve mesleki deneyim yıllarına göre, Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası toplam ve alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Cinsiyete göre, hemşirelerin, Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası toplam puan ortalamaları ve 'Ortak eğitim', 'Hasta Bakımında Hemşirelik Hizmetleri', 'Hesap verme ve Hemşirenin Sorumluluğu' alt boyut puan ortalamaları, hekimlerin; Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası toplam ve alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05), Çalıştıkları birime göre, hemşirelerin, Jefferson Hekim Hemşire İşbirliği Skalası toplam ve alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). 'Hastaya sağlanan hemşirelik hizmetlerinden hemşireler sorumludur', 'Hastaların taburcu kararlarını verirken hekim ve hemşire karşılıklı görüş alışverişinde bulunmalıdır', 'Kendi görev alanlarını ilgilendiren hastane destek hizmetleri ile ilgili karar alınırken hemşirenin de katılımı sağlanmalıdır', 'Hemşire hekim arasındaki mesleki işbirliği eğitimi lisans eğitim programlarında da yer almalıdır' ifadelerine hemşirelerin hekimlerden daha fazla katılım sağladığı ve 'Hemşirenin birincil görevi hekimin emirlerini yerine getirmektir' ve 'Hekimler tüm sağlık konularında hakim otoritedir' ifadelerine ise hekimlerin hemşirelerden daha fazla katılım sağladığı, hemşire ve hekimlerin katılım oranları arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, hekim hemşire işbirliği düzeylerinin ortalamanın biraz üzerinde olduğu ve geliştirilmesi gerektiği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, cerrahi birimler, hekim hemşire işbirliği.

CerrahiDoktorlarHemşireler+5
Gözde Filizli
Tekirdağ Namık Kemal University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde tükenmişlik, hasta güvenliği ve aralarındaki ilişki: Bir hastane örneği

Hemşirelik mesleği yapısı gereği, birebir insan ilişkileri ile yoğun bir iletişim ve hizmet gerektirir. Bu sebeple hemşirelerin tükenmişlik yaşama ve tükenmenin etkisi ile hasta güvenliğini tehlikeye düşürme riskleri yüksektir. Bu bağlamda, hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ile hasta güvenliği kültürü düzeylerini saptamak ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla bu çalışma yapıldı. Araştırmanın evrenini, hastanede görev yapan tüm hemşireler; örneklemini gönüllü olarak katılan 100 hemşire oluşturdu. Veri toplama araçları, "Sosyo-demografik Soru Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Hasta Güvenliği Kültürü Ölçeği"nden oluşmaktadır. PASW Statistics 18 for Windows istatistik paket programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken, tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanıldı. Tüm ölçek puanları normal dağılıma sahip olmadığı için parametrik olmayan istatistiksel yöntemler tercih edildi. İki grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Mann Whitney U test kullanıldı. İkiden fazla grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanıldı. Ölçekler arası ilişki için Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak değerlendirildi. Elde edilen bulgulara göre; tükenmişlik ile cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, çocuk sahibi olma, çalışılan birim, haftalık çalışma saati ve kıdem arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Hasta güvenliği kültürü ile cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, çocuk sahibi olma, çalışılan birim ve haftalık çalışma saati arasında farka rastlanmamakla beraber kıdem ile arasında fark görüldü. Bu sonuçlara göre kıdemli hemşirelerin hasta güvenliği konusunda daha dikkatli olduğu görüldü.

Hasta güvenliğiHastanelerHemşireler+4
Neşe Kırçiçek Kocaman
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin hastalara fiziksel tespit uygulamaları ve bilgi düzeyleri

Yoğun bakım ünitelerinde, hastaların güvenliğinin sağlanması için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisi fiziksel tespit uygulamasıdır. Ancak fiziksel tespit uygulamasının hastalarda fiziksel ve psikolojik birçok zarara neden olabileceği belirtilmektedir. Bu çalışmada yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin fiziksel tespit uygulama durumları ve bu konu hakkındaki bilgi düzeyleri araştırıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu çalışma, Ağustos 2018- Aralık 2018 tarihleri arasında, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi il sınırları içinde bulunan bir devlet hastanesinin, erişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler üzerinde yürütüldü (n=83). Araştırma verileri, hemşirelerin demografik özelliklerini içeren bilgi formu ve "Hemşirelerin Fiziksel Tespitlere İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği" ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizi NCSS 2007 programında aritmetik ve yüzdelik ortalamalar, Mann-Whitney U testi, Kruskal- Wallis, Pearson korelasyon, Spearman korelasyon ve Student- t testi ile yapıldı. Araştırmada; yoğun bakımda çalışan hemşirelerin, fiziksel tespit kullanımı ölçeğinin bilgi boyutundan ortalama 8,2±1,8, uygulama boyutundan ortalama 36,5±3,8, tutum boyutundan 37,7±4,3 puan aldıkları saptandı. Fiziksel tespit ile ilgili eğitim alan hemşirelerle, almayanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Meslek yıllarıyla arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), yoğun bakımda çalışma süresiyle uygulama puanı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Çalışılan birimler karşılaştırıldığında, yoğun bakımlar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0,05). Fiziksel tespit konusunun bilimsel dayanakları olması gerektiği, eğitimlerin arttırılması, yasal düzenlemeler ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: Fiziksel Tespit, Yoğun Bakım, Hemşirelik, Bilgi

Bilgi düzeyiFiziksel tespitHemşireler+4
Zehra Kabakoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarının değerlendirilmesine yönelik bir çalışma

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evrenini; Nisan-Kasım 2016 tarihleri arasında Tekirdağ/ Süleymanpaşa ilçesindeki, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Devlet ve Özel Hastanelerin cerrahi kliniklerde çalışan 250 hemşire, örneklemi ise örneklem seçim kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 144 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri doğrultusunda ve uzman kişilerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ''Çalışan Veri Formu'' ve Tayran tarafından (2009) geliştirilen ''İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği'' ile elde edilen veriler, SPSS 22.00 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan cerrahi hemşirelerin yaş ortalamasının 28,9±8,49, %91'inin kadın, %56,3'ünün lisans mezunu, %58,3'ünün meslekte beş yıldan daha az, %81,9'unun ise çalışılan birimde beş yıldan daha az çalışma süresine sahip olduğu, %32,6'sının devlet, %36,1'inin üniversite, %31,3'ünün özel hastanelerde, %34,7'sinin servis, %27,8'inin ameliyathane, %37,52'inin yoğun bakım birimlerinde çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin eğitimden hemen sonra izolasyon önlemlerine uyum düzeyi 90 puan üzerinden 80,389 ±7,106 olarak saptandı (p< 0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine eğitim sonrası uyum puanları, eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumları konusunda kurumsal desteğin sağlanması, hizmet içi eğitimlerde hemşirelerin mesleki özellikleri ve kurumsal faktörler dikkate alınarak planlamaların yapılması ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Cerrahi Hemşire, Eğitim, Hastane Enfeksiyonları, İzolasyon Önlemleri, Uyum.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Emine Karagülle Koza
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası istenmeyen perioperatif hipotermi hakkında farkındalıkları

Araştırma bir Üniversitenin Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerin, eğitim öncesi ve sonrası istenmeyen perioperatif hipotermi hakkında farkındalıklarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan 260 cerrahi hemşiresi, örneklemini 200 cerrahi hemşiresi oluşturdu. Veriler 01 Şubat-01 Mayıs 2019 tarihleri arasında literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'' ve "İstenmeyen Perioperatif Hipotermi Değerlendirme Formu" aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğunda Kolmogorov Smirnov test ve Box Plot grafikler kullanıldı. Normal dağılım gösteren değişkenlerin değerlendirmelerinde Oneway Anova test ve post-hoc Bonferroni test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerde ise gruplara göre değerlendirmelerde Kolmogorov Smirnov test, post-hoc Dunn test; grup içi değerlendirmelerde ise Friedman test ve bonferroni düzeltmeli Wilcoxon Signed Rank test kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Hemşirelerin toplam 41 soru üzerinden hesaplanan istenmeyen perioperatif hipotermi bilgi puan ortalamaları, eğitim öncesi 61,77±13,32, eğitim sonrası 82,76±10,16 ve eğitimden 3 ay sonra 77,56±11,78 olarak saptandı. Eğitim öncesine göre; eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra görülen puan ortalamalarındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Araştırma bulguları hemşirelerin istenmeyen perioperatif hipotermi farkındalığının eğitim öncesine göre, eğitimden hemen sonra ve eğitimden 3 ay sonra arttığını gösterdi. Perioperatif hipotermiyle ilgili hizmetiçi eğitimlerin düzenli aralıklarla yapılması, İPH önleme yöntemleriyle ilgili standartların oluşturulması, farklı hastane gruplarıyla çalışmanın genişletilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen hipotermi, Perioperatif hipotermi, Cerrahi hemşiresi, Normotermi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Tuğba Şenol
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinde eğitim öncesi ve sonrası SBAR iletişim modeli farkındalığının değerlendirilmesi

Araştırma Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan cerrahi hemşirelerinde eğitim öncesi ve sonrası, Durum (Situation), Özgeçmiş (Background), Değerlendirme (Assessment), Öneri (Recommendation)'den oluşan SBAR iletişim modeli farkındalığını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan 220 cerrahi hemşiresi, örneklemi ise basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 138 cerrahi hemşiresi oluşturdu. Veriler 1 Mart-30 Nisan 2019 tarihleri arasında literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve ''SBAR İletişim Modeli Değerlendirme Formu" aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk test ve grafiksel incelemeler ile sınandı. Normal dağılım göstermeyen nicel değişkenlerin iki grup arası karşılaştırmalarında Mann- Whitney U test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen üç ve üzeri grupların karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis test ve ikili karşılaştırmaların değerlendirilmesinde Bonferroni-Dunn test kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Hemşirelerin toplam 18 soru üzerinden hesaplanan SBAR iletişim modeli farkındalık puan ortalamaları, eğitim öncesi 62.76±28.52, eğitimden hemen sonra 95,05±7,56 ve eğitimden 1 ay sonra 90.90±13.89 olarak saptandı. Eğitim öncesine göre; eğitimden hemen sonra ve eğitimden 1 ay sonra görülen puan ortalamalarındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Çalışılan birimler değerlendirildiğinde "ameliyathane hemşirelerinin" eğitim öncesi bilgi puan ortalamaları "yoğun bakım ve cerrahi servislerde" çalışan hemşirelere göre daha düşük bulunurken (54.17±36.82), eğitimden hemen sonra "ameliyathane hemşirelerinin" puan ortalamaları "yoğun bakım ve cerrahi servislerde" çalışan hemşirelere göre en yüksek (99.31±2.78), eğitimden 1 ay sonra ise 93.75±6.69 puan ortalaması ile yüksek bulundu. Araştırma bulguları hemşirelerin SBAR farkındalığının eğitim öncesine göre eğitimden hemen sonra ve eğitimden1 ay sonra arttığını gösterdi. Sağlık hizmetlerinde oluşan iletişim kaynaklı hataları önlemede SBAR'ın etkili olduğu, SBAR ile ilgili eğitimlere düzenli ve sürekli olarak hizmet içi eğitimlerde yer verilmesinin önemli olduğu düşünülmekte ve SBAR iletişim modelininin uygulamada kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelime: Hasta Güvenliği, İletişim, SBAR, Hemşirelik

FarkındalıkHasta güvenliğiHemşire-hasta ilişkileri+7
Merve Örgün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı çalışma sisteminin ve sirkadyen özelliklerin uyku kalitesine etkisi

Bu çalışma hemşirelerin sirkadyen özellikleri, uyku kalitesi ve gündüz uykululuk durumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma Haziran-Ekim 2018 tarihleri arasında, Tekirdağ ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bulunan hastanelerden 50 ve daha fazla sayıda hemşirenin çalıştığı Tekirdağ Devlet Hastanesi, Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi, Tekirdağ Malkara Devlet Hastanesi, Tekirdağ Çerkezköy Devlet Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın yürütüldüğü hastanelerde çalışan 504 hemşire araştırmada yer almıştır. Veriler "Hasta Tanılama Formu", "Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği", "Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği", "Epworth Uykululuk Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, t testi, Mann Whitney U testi, Pearson ki-kare, Kruskal Wallis, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada yer alan hemşirelerin yaş ortalaması 32,32±7,02 yıl olup, %85,9'u kadın, %59,3'ü bekâr, %67,1'i lisans düzeyinde eğitim almıştı. Hemşirelerin Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması 6,24±3,02 olarak hesaplanmış, %56,2'sinin uyku kalitesinin kötü olduğu belirlenmiştir. Epworth Uykululuk Ölçeği'den aldıkları toplam puan ortalaması 6,64±4,54 olarak hesaplanmış ve %17,9'unda (n=90) artmış gündüz uykululuğu saptanmıştır. Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği toplam puan ortalaması 48,56±8,42 olup, hemşirelerin %11,3'ünün (n=57) kronotip özelliğinin sabahçıl, %20,2'sinin (n=102) akşamcıl ve %68,5'inin (n=345) ara tipte olduğu belirlenmiştir. Gündüz çalışanların %48,4'ünde, vardiyalı çalışanların %57,2'sinde uyku kalitesi kötü olup, vardiyalı çalışanlarda gündüz uykululuğu daha fazladır (p<0,05). Kronotip özelliklerine göre akşamcıl özelliğe sahip olan hemşirelerin uyku kalitesi daha kötü ve gündüz uykululuğu daha fazla bulunmuştur (p<0,01). Sonuçlar doğrultusunda, hemşirelerin uyku kalitesinin artırılması için çalışma düzenlerinin oluşturulmasında sirkadyen özelliklerinin dikkate alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Vardiyalı Çalışma, Uyku Kalitesi, Hemşire, Sirkadyen Özellikler.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Emine Alcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesindeki kanıt temelli non-farmakolojik düzenlemelerin deliryumu önlemedeki etkisi

Deliryum yüksek morbidite, mortalite oranları ve tedavi maliyeti artışı ile ilişkili olup, görülme sıklığı yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) daha fazladır. Bu araştırmada, YBÜ'de non-farmakolojik düzenlemelerin deliryum gelişimine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmamız Haziran 2017-Ocak 2018 tarihleri arasında, dahiliye YBÜ'de yürütülmüştür. Veriler Hasta Tanılama Formu, APACHE II, Glasgow Koma Skalası, Richmond Sedasyon-Ajitasyon Skalası, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği, Richard-Campbell Uyku Ölçeği ve Günlük İzlem Formu kullanılarak hastaların izlenmesi ile elde edilmiştir. Ayrıca eş zamanlı olarak YBÜ'de gürültü düzeyinin sürekli ölçümleri sağlanmıştır. Araştırma örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden,YBÜ'de en az 24 saat kalmış, Glasgow Koma Skalası puanı ≥10 ve RASS -3 ve üzeri puan almış, iletişim kurulabilen toplam 78 hasta oluşturmuştur. YBÜ rutinlerinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın kontrol grubu verileri elde edilmiştir. Aynı değerlendirme formları "Yoğun Bakımda Analjezi, Sedasyon ve Deliryum Yönetimi için Kanıt ve Görüş Temelli Rehber (2015)" de yayınlanan ışık ve gürültü azaltmaya yönelik non-farmakolojik önlemler alınarak yeni hasta grubunda tekrar uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hastaların yaş ortalaması 70,01±13,18'dir. Çalışmamızda deliryum görülme sıklığı; kontrol grubunda yer alan hastalarda %60, müdahale grubunda yer alan hastalarda %44,7 olarak hesaplanmıştır (p>0,05). Alınan önlemler sonrası, YBÜ ortalama gürültü seviyesi 70,89±3,81 dB(A)'den 62,66±3,45 dB(A)'e gerilemiş (p<0,01), Richard-Campbell Uyku Ölçeği puan ortalaması 48,29±1,39'den 62,05±1,81'e yükselmiştir (p<0,01). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda deliryum görülme oranlarının azaldığı ve gürültü seviyesindeki azalmanın hastanın uyku kalitesini pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Düzenlemelerin etkinliğinin daha iyi gösterilmesi için daha geniş örneklem gruplarında araştırmanın tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Deliryum, yoğun bakım ünitesi, uyku kalitesi, gürültü, hemşirelik.

DeliryumGürültüHemşirelik+6
Nihal Topçu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin yaşlı bireye ilişkin tutumlarının bakım davranışlarına etkisi

Bu çalışma, hemşirelerin yaşlı bireylere ilişkin tutumlarının, bakım davranışlarına olan etkisinin değerlendirilmesi amacı ile tanımlayıcı tipte planlanmıştır. Çalışma, Mayıs 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında Tekirdağ ilinde bulunan üniversite ve devlet hastanesinde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 400 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler " Sosyodemografik Özellikleri ve Yaşlı Bakımına İlişkin Görüşleri İçeren Anket Formu", "Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği" (YATÖ), ve "Bakım Davranışları Ölçeği-24" (BDÖ-24) kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemi elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, Mann Whitney U , Kruskal Wallis-H ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmamıza katılan hemşirelerin yaş ortalaması 33,36±7,53 olup, %86,2'si kadın, %65,5'i evli, %94,7'si çekirdek aile tipinde ve %41'i lise mezunudur. Katılımcı hemşirelerin %59,7'si yaşlı ile aynı evde yaşamış, %80,5'i çalışma yaşamında yaşlı bireye bakım vermiştir. Katılımcıların %84,5'i personel sayısındaki yetersizliğin yaşlı bakımı etkilediğini ve %72,7'si eğitimlerde yaşlı bakımına ilişkin konuların yeterli olmadığını ifade etmişlerdir. YATÖ toplam puan ortalaması 75,56±10,61, BDÖ-24 toplam puan ortalaması 4,96±0,57 olarak bulunmuştur. Her iki ölçek ve alt boyut puanları cinsiyet ve aile tipinden etkilenmemiştir (p>0,05). Hemşirelerin yaşlı ile aynı evde yaşama, şuan çalıştıkları klinikte yaşlı bireye bakım verme ve hemşirelik eğitimi yada hizmet içi eğitimlerde yaşlı bakımına ilişkin eğitim alma durumu ile, YATÖ ve BDÖ-24 toplam ve alt boyut puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). YATÖ ve BDÖ-24 toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve aynı yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda; yaşlıya olan olumlu tutumun bakım davranışlarını da olumlu olarak etkileyeceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, yaşlılık, yaşlı ayrımcılığı, hemşirelik bakımı

GeriatriHemşire-hasta ilişkileriHemşirelik+6
Müge Baştürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalarda düşme riskinin değerlendirilmesi: Üç düşme risk değerlendirme aracının karşılaştırılması

Bu araştırma yaygın olarak kullanılan İtaki, Morse ve Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeklerinden hangisinin hastanede yatan, inme hastalarında düşme riskinin belirlenmesinde en iyi tahmin gücüne sahip olduğunun belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri Temmuz 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında elde edildi. Çalışma bir devlet hastanesinin nöroloji servisinde tedavi gören 125 inme hastası ile gerçekleştirildi. Araştırmada literatür taraması ile araştırmacı tarafından oluşturulan Hasta Tanılama Formu ile Glaskow Koma Skalası, İtaki Düşme Riski Ölçeği, Hendrich II Düşme Riski Ölçeği, Morse Düşme Ölçeği kullanıldı. Hastaların fonksiyonel durumu Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile değerlendirildi. Hastalarda meydana gelen düşme olayları Düşme Bildirim Formu ile kayıt altına alındı. Düşme riski değerlendirmesi ve düşme olayları için hastalar yatış süresince günlük olarak izlendi. Düşme riski ölçeklerinin değerlendirilmesinde duyarlılık-özgüllük analizleri ve ROC eğrisi kullanıldı. Çalışmaya katılan 125 inme hastasının yaş ortalaması 71,47±11,16 olarak saptandı. Hastanede yatış süreleri ortalama 8,66±1,80 gün olan hastaların %9,6'sında (n=12) hastanede düşme tespit edildi. Düşen 12 hastanın 11'inde 1 defa, 1 hastada ise tekrarlı düşme kaydedildi. Hastanede meydana gelen düşmeler en fazla hasta odasında (%61,5) gerçekleşti. Düşen hastaların çoğu kadındı (%58,3). Çalışmada kullanılan düşme risk değerlendirme araçlarından İtaki Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için duyarlılık 75,0, özgüllük 63,7, Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için duyarlılık 83,3, özgüllük 50,4, Morse Düşme Ölçeği için duyarlılık 91,7, özgüllük 73,5 olarak hesaplandı. ROC analizi değerlendirme sonuçlarına göre ölçeklerin cut off değerleri; İtaki Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için 14, Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için 4,5, Morse Düşme Ölçeği için 66,2 olarak saptandı. Sonuç olarak; Morse Düşme Ölçeğinin duyarlılık ve sözgüllüğünün diğer ölçeklere göre daha yüksek olması nedeni ile hastanede yatan inme hastalarında kullanımı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İnme, düşme riski, hemşirelik, duyarlılık, özgüllük

Düşme kazalarıDüşme kazalarıHasta güvenliği+6
Özge Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelikte mesleki tıbbi hata eğiliminde vardiyalı çalışmanın etkisi

İnsan sağlığının ve yaşamının korunması için asgari bilgi, bececeri ve deneyimden yoksun olarak Hemşirelik hizmeti sunan kişiler sundukları insanların hayatlarını tehlikeye sokabilmektedirler. Tıbbi hatalar, sağlık sistemlerinin temel sorunları arasındadır. Tıbbi hatalarla karşılaşmayan sağlık sistemi yoktur. Tıbbi hataların en az gerçekleştiği sağlık sistemleri arzu edilen sağlık sistemleridir. Hemşirelik hizmetlerinin sunumunun gereklerinden olan vardiyalı çalışma sisteminin getirdiği yoğun ve uzun çalışma saatlerinin, düzensiz ve kalitesi düşük uykunun tıbbi hata eğilimi riskini arttırdığı varsayılmaktadır.Tıbbi hataların önlenmesinde sağlık profesyoneli olan hemşirelik mesleğinin önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı; Hemşirelik mesleğinde mesleki tıbbi hata gelişiminde vardiyalı çalışmanın etkisinin belirlenmesidir. Hemşirelerin tıbbi hata eğilimlerinin vardiyalı çalışma sistemi ile ilişkisinin bilinmesi tıbbi hataların önlenmesi yönünde geliştirilecek tedbirlerin alınmasında, hemşirelerin vardiya sisteminin düzenlenmesinin ve hemşirelerin yasal durumlarla karşı karşıya kalmalarının önlenmesi/azaltılması amaçlanmıştır. Belirtilen konuda Tekirdağ ilinde çalışma yapılmamıştır. Planlanan çalışma sonucunda elde edilen veriler hem il özelinde hem de literatüre katkı sağlayacaktır. Bu amaçla Tekirdağ İlinde Süleymanpaşa da çalışan hemşireler arasında Kişisel bilgileri içeren sorular, Tıbbi hata eğilim ölçeğine ait sorular, Epworth Uykululuk Öçeğine ait sorular, Uyku Döngüsü Ölçeğine ait sorular uygulanarak ,elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışmada mesleki tıbbi hata, vardiyalı çalışma sisteminin tıbbi hata üzerine etkisi belirlenerek hemşirelere ve kurum yöneticilerine konuyla ilgili farkındalık oluşması sağlanacaktır. Bu durumda hemşirelik mesleğini yerine getiren sağlık çalışanlarının tıbbi hatalarının en aza indirilmesi, verimli çalışma saatlerinin ayarlanması daha kaliteli sağlık hizmeti sunmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Tıbbi Hata, Vardiyalı Çalışma, Uyku, THEÖ, EUD, UDÖ

HemşirelerHemşirelikHizmet hatası+4
Gülcan Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afet hemşireliği yönetiminde yetkinlikler ölçeği: Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Araştırma, afet hemşireliğine katkıda bulunacağı düşünülerek, afet hemşireliği yönetiminde hemşirelerin yetkinliğini değerlendirmede kullanılacak ölçme aracının hemşirelik literatürüne kazandırılması amacıyla metadolojik ve tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Mart 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Tekirdağ ili, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan 238 ve Tekirdağ Devlet Hastanesinde görev yapan 315 hemşire olmak üzere toplam 553 hemşire, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden 450 hemşire oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, 13 maddelik "Kişisel Özellikler Formu" ile 43 maddelik "Afet Hemşireliği Yönetiminde Yetkinlikler Ölçeği" uygulandı. Verilerin analizinde sayı/yüzde, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi, Cronbach Alfa güvenilirlik katsayısı yöntemleri kullanıldı. AHYYÖ'nin çeviri-geri çevirisi yapılarak dil geçerliği sağlandı, daha sonra uzman önerileri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılarak kapsam geçerliği sağlandı. Toplam ölçek Kapsam Geçerlik Indeksi değeri 0.98 olarak bulundu. AHYYÖ'nin yapı geçerliğini belirlemek için doğrulayıcı faktör analizi yapıldı. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin 3 faktörlü yapısının geçerli olduğu ve uyum iyiliği testlerinin uygun olduğu bulundu. AHYYÖ'nin test-tekrar test güvenilirliği ile ölçeğin zamana göre değişmezliği test edildi. AHYYÖ'nin iç tutarlılık analizleri sonucunda, Cronbach alfa katsayısının tüm ölçek için 0.963 olduğu, alt boyutlarının 0.881 ile 0.981 arasında değiştiği bulundu. Sonuç olarak; AHYYÖ'nin orijinal ölçekle benzer bir yapıda, Türkçe geçerliği ve güvenirliğinin yüksek olduğu ve Türk hemşirelerin afet hemşireliği yönetiminde yetkinliklerini belirlemede yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlendi.

Afet tıbbıAfetlerHemşireler+5
Utku Durgut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin iş motivasyonlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi ve bir örnek uygulama

Bu çalışma cerrahi bölümlerde çalışan hemşirelerin iş motivasyonlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacı ile planlandı ve yapıldı. Cerrahi alanda çalışan hemşirelerin iş doyumu ve tükenmişlik düzeyleri sosyodemografik veriler ile beraber analiz edilip karşılaştırılarak cerrahi hemşirelerinin iş doyumu ve tükenmişlik düzeyleri ile etkisinin belirlenmesi amaçlandı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde cerrahi alanlarda çalışmakta olan 236 hemşire örneklem olarak alınıp yüz yüze anket yöntemi ile anketler uygulandı. Veriler sosyodemografik bilgilerin yer aldığı "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Minnesota İş Doyum Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ile toplandı. Toplanan verilerin analizi için PASW® Statistics 18 istatistik paket programı kullanıldı. Tükenmişlik ile ilgili ölçekte; erkeklerin daha çok tükendiği, yaş arttıkça tükenmişliğin azaldığı, yüksek lisans mezunlarının daha çok tükendikleri, vardiyalı çalışanların ve fazla mesai yapan hemşirelerin daha çok tükendikleri bulundu (p<0,05). İş doyumu ile ilgili ölçekte; yaş, meslekteki yıl ve cerrahi alanda geçirilen yıl arttıkça iş doyumunun arttığı, lisans mezunlarının iş doyumlarının daha yüksek olduğu, fazla mesai yapan hemşirelerin ise iş doyumlarının daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak, elde edilen bulgular ile cerrahi alanda çalışan hemşirelerin tükenmişlik alt ölçeklerin ve toplam puanları ile, iş doyumu alt ölçeklerin ve toplam puanlarının sosyodemografik özelliklere göre farklılıkları incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşire, Cerrahi Hemşiresi, İş Doyumu, Tükenmişlik

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Hasan Akuzun
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akut iskemik inmede hastaneye başvuru süresini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu araştırmada akut iskemik inme tanısı ile hastaneye yatan hastalarda ilk şikayetlerin başlamasından hastaneye başvuruya kadar geçen süre ve bu süreyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Haziran 2019- Ekim 2019 tarihleri arasında bir devlet hastanesinin nöroloji servisinde tedavi gören 111 iskemik inme hastası ile yürütülmüştür. Veriler hasta ve yardım arama davranışında bulunan kişilerin sosyodemografik özellikleri, inme risk faktörleri ve inme belirtileri bilgilerini kapsayan "Hasta Bilgi Formu" ile "Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü İnme Skalası (NIHSS)" ve "Sağlık Algısı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir.Çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 68,24±11,15 yıl olup, %50,5'i kadındır. İnme belirtilerinin başlamasından sonra hastaların %72,1'i iki saat içinde hastaneye ulaşmıştır. Hastanın gelir durumunun orta düzeyde olması, belirti başlangıç zamanını hatırlaması, hastaneye gelmeye/yardım çağırmaya karar verme süresinin kısa olması, hastaneye gelmeye/yardım aramaya karar verdikten sonra hastaneye ulaşım süresinin kısa olması, hastaneye başvuru saatinin 08.00-17.00 arasında olması, yardım çağrısında bulunan bireyin evli olması, gelir durumunun orta düzeyde olması halinde hastaneye erken başvuru daha fazladır (p<0,05). Hastanın inme belirtilerini bilmesi, hipertansiyon ve diyabet hastalığının olması, warfarin kullanması, ilk belirtilerin hasta tarafından farkedilmesi, belirtiler başladığında hastanın yalnız olması, NIHSS puanının yüksek olması, inmenin anlama güçlüğü belirtisi ile başlaması halinde hastaneye başvuruda daha fazla gecikme yaşanmıştır (p<0,05). Yardım arama davranışında bulunan bireylerin sağlık algıları hastaneye erken başvuru yapanlarda farklı bulunmamıştır (p>0,05). Anahtar kelimeler: İnme, hastane öncesi dönem, hemşirelik, sağlık algısı

AlgıHasta başvurusuHemşirelik+2
Ebru Macit
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde etik iklim algısı ve bakım kalitesi ilişkisi

Yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) bakım kalitesini etkileyeceği düşünülen tüm faktörlerin bakım kalitesi iyileştirme çalışmaları kapsamında ele alınması gerekmektedir.Bu çalışma YBÜ'de hemşirelerin etik iklim algılarının bakım kalitesine yansımasının ortaya konması amacıyla planlanmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Sakarya'da bulunan devlet hastanelerinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 197 yoğun bakım hemşiresi ile gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Veriler sosyodemografik bilgi formu, Hastane Etik İklim Ölçeği (HEİÖ), Karşılanamayan Hemşirelik Bakımı Ölçeği (KHBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmada yer alan hemşirelerin yaş ortalaması 29.53±5.52 olup, %71.1'i kadındır. HEİÖ toplam puan ortalaması 3.60±0.61 olup, en yüksek ortalama puan 'Hasta Faktörü' (4.04±0.62), en düşük ortalama puan 'Hastane Faktörü' (3.06±0.90) alt boyutlarında elde edilmiştir. HEİÖ'ye göre hemşirelerin yaklaşık yarısı (%48.7) genellikle birimlerinde güvenli hasta bakımı verildiğini düşünmekte; yarıya yakını (%45.2) hastaneleri tarafından hiç desteklenmedikleri ya da nadiren desteklendikleri ve saygı duyulduklarını ifade etmektedir. YBÜ'de etik iklim algısının hemşirelerin çalışma yılına, haftalık çalışma saatine, çalışma şekline, bakım verilen hasta sayısına göre değiştiği saptanmıştır (p<0,05). Araştırmanın yürütüldüğü YBÜ'de en fazla karşılanmayan bakım gereksinimi hasta mobilizasyonu, en az ihmal edilen uygulama ise el yıkama olmuştur. Çalışan hemşirelerin %35.0'i hastaların mobilizasyonunu hiçbir zaman sağlayamadığını belirtirken, %76.6'sı ise el yıkamanın nadiren ihmal edildiğini ifade etmiştir. Hemşireler hasta bakım gereksinimlerinin karşılanamamasının nedeni olarak ilk sırada hasta durumundaki ani değişimler (%76.1), takiben personel sayısının yetersizliğini (%75.1) göstermiştir. Bakım kalitesi ve etik iklim birbiri ile zayıf da olsa ilişkili olup; KHB gereksinimleri boyutu ile HEİÖ "Hasta Faktörü" (p<0,05), ve "Meslektaş Faktörü" (p<0,01) alt boyutları arasında pozitif; "Hekim Faktörü" boyutu arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yoğun bakım ünitesi, hemşire, bakım kalitesi, etik iklim algısı

EtikEtik kültürHasta bakımı+7
Filiz Kılınç
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelere verilen eğitimin hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumlarına etkisi

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrıya yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve sonrasında online olarak verilecek olan pediatrik ağrı yönetimi konulu eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla "ön test-son test girişimsel" bir çalışma olarak planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evreninin Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan 325 hemşire, örneklemini ise çocuk hasta takibinin yapılma potansiyelinin olduğu cerrahi birimlerde görev alan 106 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri ışığında çalışmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgiler Formu" ve Salentra ve ark. tarafından (1999) geliştirilip, Twycross (2004) tarafından düzenlenerek son halini alan "Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği" ile elde edilen veriler, SPSS 23 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin ortalama yaşının 28,52±4,82, %81,1'inin kadın, %43,4'ünün evli, %78,3'ünün lisans mezunu ve %36,8'inin üç yıldan az mesleki deneyime sahip olduğu belirlendi. Ayrıca hemşirelerin %24'ünün yetişkin acil ünitesinde çalıştığı, %80,2'sinin çalıştığı birimde çocuk hastaları takip ettiği ve %56,6'sının daha önce pediatrik ağrı konulu bir eğitim aldığı sonucuna varıldı. Hemşirelerin eğitim öncesi Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 4,13±0,43 iken eğitim sonrası 4,33±0,424 olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumları eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin pediatrik ağrı yönetimi konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Ağrı, Pediatrik Ağrı, Hemşirelik Bakımı, Ağrı Yönetimi

AğrıHemşirelerHemşirelik+4
Gülcan Elmas
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin yoğun bakım hemşirelerinde yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisi

Bu çalışma Covid-19 pandemisinin yoğun bakımda çalışan hemşirelerin yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Çalışma Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi pandemi yoğun bakımlarında çalışan ve araştırmamıza katılmayı gönüllü olarak kabul eden 125 hemşire ile yapıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, İş Yükü Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Piper Yorgunluk Ölçeği kullanılarak online anket uygulaması şeklinde toplandı. Çalışma verileri NCSS (Number Cruncher Statistical System) kullanılarak ortalama, standart sapma, frekans, Student t Test, Mann Whitney U testi, One-way Anova Test, Kruskal Wallis test, Pearson ve Spearman's Korelasyonları ile istatistiksel analiz yapıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 26,84±4,51 olup %71,2'si kadın, %90'ı bekar ve %80,8'i lisans mezunudur. Hemşirelerin %83,2'si Covid (+) veya şüpheli hastalara bakarken bulaş korkusu, %91,2'si Covid (+) olması durumunda ailesine taşıma korkusu yaşamış olup kişisel koruyucu ekipman giyme zorunluluğu %96,8'inin işini zorlaştırmıştır. Hemşirelerin %31.2'si Covid sürecinde Covid-19 (+) olmuştur. Algılanan stres ölçeği toplam puanı 23,35±5,44, iş yükü ölçeği toplam puanı 37,34±7,45, Piper yorgunluk ölçeği toplam puanı 7,43±1,51 olarak bulunmuştur. Araştırmamızda işinden ayrılmayı düşünen hemşirelerin algılanan stres puanları daha yüksek bulundu. Covid-19 hastalarına bakarken bulaş korkusu yaşayan hemşirelerde iş yükü puanları daha yüksekti. Çalışma saatlerinden memnun olan ve dinlenme için özel zaman ayırabilen hemşirelerin Piper yorgunluk ölçeği puanları daha düşük bulundu. Algılanan stres puanı yüksek olan hemşirelerin iş yükününün de daha yüksek olduğu ve algılanan stres puanı ve iş yükü puanı yüksek olan hemşirelerin daha yorgun olduğu bulundu. Çalışmamızın sonucunda Covid-19 pandemisinin hemşireleri yorgunluk, stres ve iş yükü açısından olumsuz etkilediği sonucuna ulaşıldı.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+7
Kübra Şekerci
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi amacıyla planlandı. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul'da bir kamu hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 145 sağlık personeliyle yürütüldü. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Veri toplama aracı olarak, Kişisel bilgi formu, Basınç Ülserini Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (BÜÖBDÖ) ve Basınç Ülserini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) kullanıldı. İstatiksel analiz için NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodlar, Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı ve p<0,05 istatiktiksel olarak anlamlı kabul edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 34,4±7,78 yıl olup, %82,1' i kadın ve %73,1'i lisans mezunu idi. %75,2'sinin daha önce basınç ülseri açılan hastaya bakım verdiği belirlendi. BÜÖBDÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, eğitim durumu ve çalışılan görev gibi durumların BÜÖBDÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği belirlendi. BÜÖYTÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu, katılımcıların cinsiyet, çalışılan görev, risk değerlendirme, basınç ülseri açılan hastaya bakım verme ve okul eğitimi dışında alınan eğitim gibi durumların BÜÖYTÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği saptandı. Katılımcıların BÜÖBDÖ ile BÜÖYTÖ toplamından aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki bulundu. Sonuç olarak araştırma bulguları, sağlık personellerinin basınç ülserini önlemeye ilişkin tutumlarının olumlu, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğunu ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, sağlık çalışanı, tutum, bilgi, hemşirelik bakımı

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHastaneler+6
Burak Çağrı Ağçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ostomi öz bakım indeksi: Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma stoması olan hastaların öz bakımlarının değerlendirilmesi ve ölçme aracının hemşirelik literatürüne katkı sağlaması amacıyla metodolojik olarak yapıldı. Araştırma Eylül 2020 – Ocak 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesinde yürütüldü. Araştırma evrenini, poliklinik kontrolü için başvuran kolostomi, ileostomi ve ürostomisi olan bireyler oluştururken; örneklemi ise araştırmaya katılmayı kabul eden 253 stomalı birey oluşturdu. Veri toplama aracı olarak 11 maddelik "Ostomili Birey Bilgi Formu" ve 32 maddelik "Ostomi Öz Bakım İndeksi" kullanıldı. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, dil ve kapsam geçerliği, doğrulayıcı faktör analizi, iç tutarlık ve zamana karşı değişmezlik yöntemleri kullanıldı. Kapsam geçerlik indeksi 0,99 olarak bulundu. Doğrulayıcı faktör analizine göre uyum iyiliği indeksleri istenilen düzeyde; maddelerin faktör yükleri 0,575-0,964 arasında ve tüm maddeler orijinal ölçekle uyumlu şekilde sekiz alt boyutta yer aldı. Ölçeğin orijinal halinde olduğu gibi, stomalı bireylerin komplikasyon yaşama durumlarını sorgulayan ve istatistiksel olarak anlamlı olmayan 18. madde analizlere dahil edilmeyerek ek olarak kabul edildi. İç tutarlık analizinde Cronbach alfa katsayısının tüm ölçek için 0,949 olduğu; alt boyutların 0,684 ve 0,945 arasında değiştiği sonucuna ulaşıldı. Zamana karşı değişmezliğinde test-tekrar test yöntemi kullanıldı ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı'nın ölçek maddeleri için 0,837 ile 0,988 arasında olduğu bulundu. Sonuç olarak; Ostomi Öz Bakım İndeksi'nin orijinal ölçekle benzer yapıda; Türkçe dilinde geçerli ve güvenilir; Türk toplumunda stomalı bireylerin öz bakımlarını değerlendirmede yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlendi.

Cerrahi stomalarGüvenilirlik ve geçerlilikHemşireler+3
Çağla Avcu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin acil hemşirelerinde kaygı, tükenmişlik düzeyi ve uyku sorunlarına etkisi

Bu çalışma; acil servis hemşirelerinin COVID-19 pandemi sürecinde kaygı ve tükenmişlik düzeyleri ile uyku kalitelerini belirleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiş tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma verileri Kasım 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında, İstanbul ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bulunan bir şehir hastanesinin acil servis biriminde çalışan hemşireler ile görüşülerek elde edilmiştir. Pandemi başından itibaren acil servis ünitesinde çalışan 142 hemşire araştırmaya katılmada gönüllü olmuştur. Veriler "Kişisel Veri Toplama Formu", "Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Sağlık Anksiyetesi Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra Ki-Kare Testi, t testi, Spearmann Testi, ANOVA ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılığı Cronbach-alfa katsayısı ile hesaplanmıştır. Acil hemşirelerinin yaş ortalaması 29,30±6,77 yıl olup, %61,4'ü kadın, çoğu (%75,4) lisans düzeyinde mesleki eğitime sahipti. Yarıdan fazlasının (%59,9) haftalık çalışma süresi 50 saat ve üzerinde idi. Çalışma verilerinin elde edildiği tarih itibari ile, pandeminin ilk 8 ayı geride kaldığında, acil hemşirelerinin %30,1'inde Covid-19 için PCR pozitifliği saptanmıştı. Acil serviste görev yapan hemşirelerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği "Duygusal Tükenme" alt boyut puanı 22,02±7,30, "Duyarsızlaşma" alt boyut puanı 7,52±3,82, "Kişisel Başarı" alt boyut puanı 11,99±3,70 olarak hesaplandı. "Aşırı Duyarlılık" alt boyutundan 3,90±2,19, "Kaygı" alt boyutundan 17,70±6,32 olmak üzere Sağlık Anksiyetesi Ölçeği puanı 13,80±5,21 olarak bulundu. Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği'nden aldıkları ortalama puan 8,47±3,04 olup, hemşirelerin %89,4'ünün uyku kalitesi kötü idi. Tükenmişlik düzeyi ve uyku kalitesi arasında orta düzeyde pozisitf korelasyon saptandı. Maslach Tükenmişlik Ölçeği puanı üzerine kaygı puanı (p=0.006) 1.171 katsayı ile, uyku latansı (p=0.024) 2.541 katsayı ile, uyku ilacı kullanımı 4.502 (p=0.045) katsayı ile etkili bulundu. Sonuç olarak; pandemi döneminde acil hemşirelerinin uyku kaliteleri kötü, sağlık anksiyetesi düzeyleri düşük, tükenmişlik düzeyleri çoğunlukla orta ve yüksek düzeydedir.

Acil hemşirelikAnksiyeteCOVID 19+7
Sefa Ahmet Demir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00

Related subjects