Zirconium
90 theses under this subject heading
Tek distal uzantılı zirkonyum restorasyonları destekleyen ti-altyapılı zirkonyum dayanakların yorulma dayanımlarının ve kırılma direnclerinin in vitro olarak incelenmesi
Bu in vitro çalışmanın amacı hibrit dayanak tutuculu distal uzantılı monolitik zirkonya restorasyonların dinamik ve statik yükleme sonrası olası mekanik başarısızlıklarının ve kırılma dirençlerinin değerlendirilmesi olmuştur. Mandibular birinci ve ikinci premolar dişleri taklit eden implant destekli distal uzantılı restorasyonlar BDT/BDÜ sistemi yardımıyla tasarlanarak üretilmiş ve restorasyonları destekleyen dayanak şekline göre iki grupa ayrılmıştır: Grup 1; her bir örnekteki dayanaktan biri anti rotasyonel parça içeren (n=10), Grup 2; anti-rotasyonel parça içermeyen (n=10). Hibrit dayanakların her biri ve zirkonya restorasyonların iç yüzeyi tribokimyasal olarak kaplanmıştır. Sonra tüm dayanaklar implantlar üzerine 30 N tork değerinde sabitlenmiş ve monolitik restorasyonlar dayanaklara adeziv olarak simante edilmiştir. Simantasyon işlemi sonrası örnekler dinamik yükleme için çift eksenli çiğneme simülatöründe 50 N kuvvet varlığında 1.200.000 döngü ısıl ve mekanik yorulma yüklemesine tabi tutulmuştur. Daha sonra örnekler statik yükleme cihazında statik yüklemeye maruz bırakılmıştır. Olası başarısızlıklar Taramalı Elektron Mikroskobu yardımıyla incelenmiştir. Çiğneme simülatörü sonrası restorasyonların sağkalım ve başarı oranı %100 olmuştur. Grup 1 ve Grup 2 için ortalama kırılma direnci değeri sırasıyla 706.2N ve 873.7N olmuştur. Statik yükleme verilerine göre test edilen tüm örneklerin maksimum kırılma direnci verileri ağız içi posterior alandaki kuvvet değerlerinin üzerinde bulunmuştur. Gruplararası fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da anti rotasyonel parça içermeyen grup örnekleri daha yüksek kırılma direnci göstermiştir. Bu in vitro çalışmanın sınırlamaları dahilinde, doğru okluzal uyumlamalar ve okluzal temaslar varlığında hibrit dayanıklı distal uzantılı monolitik zirkonya restorasyonların posterior alanda kullanılabileceği söylenebilir.
Zirkonyum kor ve farklı simanlar kullanılarak simante edilen cam seramik kronların hızlı yaşlandırma sonrası renk değişiminin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 3 farklı dual cure rezin simanla (Rely X U200, G-CEM LinkForce ve Panavia V5) zirkonyum kor üzerine simante edilen aynı renk, form ve kalınlıktaki feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronların termal siklus cihazında hızlı yaşlandırma sonrası meydana gelen renk değişimlerinin araştırılmasıdır. CAD/CAM sistemi (Cerec AC) kullanılarak 1 mm kalınlık ve 100 μ siman aralığına sahip feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronlar ve zirkonyum güdükler üretildi. Her dual-cure siman için 15'şer örnek elde edilmiş olup toplamda 45 kron üretildi. Renk ölçümleri simantasyondan 24 saat sonra ve sırasıyla 1750, 3500 ve 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra spektrofotometre (SpectroShade Micro) cihazı ile her örnek için ayrı ayrı yapıldı. Elde edilen renk bulguları CIEDE2000 renk farkı formülasyonuyla hesaplandı ve her araştırma grubunun ΔE00 değerleri elde edildi. 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra en az renk değişimi Panavia V5 siman grubundaki örneklerde meydana geldi (ΔE00: 0.97). Rely X U200 siman grubu örneklerinin ortalama ΔE00 değeri 1.08 iken G-CEM LinkForce siman grubunda örneklerde ortalama ΔE00: 1.41 olarak bulundu. Termal döngü sayısı arttıkça her 3 dual cure simanda da ortalama ΔE00 değeri artmıştır. En hızlı renk farklılığı 1750 termal döngüden sonra meydana geldi. 3500 ve 7000 termal döngüden sonra ise renk farklılığı daha yavaş olmaktadır. Panavia V5 rezin simanın içeriğinde amin ajanı olmaması ve Rely X U200 rezin simanın içeriğinde benzoil peroksit ajanının olmaması bu simanlarda rengin daha stabil kalmasını sağlamıştır.
Zirkonya içerikli farklı seramik materyallerin optik özelliklerinin incelenmesi
Monolitik zirkonya materyaller, üstün mekanik özelliklerine rağmen estetik açıdan yetersizlik gösterebilmektedirler. Son yıllarda, estetik beklentinin de artmasıyla hem monolitik oluşuyla yüksek mekanik dayanıma hem de üstün estetik özelliklere sahip olan %4 mol ve %5 mol itriyum oksitle stabilize edilmiş, yüksek translüsenside zirkonya materyaller üretilmiştir. Çok katmanlı zirkonya seramikler, monolitik zirkonya restorasyonların renginin iyileştirilmesi için bir çözüm olarak tanıtılmıştır. CAD-CAM sistemleriyle üretilen restorasyonların uyumları son derecede iyi olsa da genelde klinik uyumlama gerekli olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; klinik uyumlama sonrasında yapılması gereken çeşitli yüzey parlatma işlemlerinin, 3 farklı çok katmanlı monolitik zirkonya materyalinin optik özellikleri ve faz değişimine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmada; Katana UTML, Katana STML ve IPS e.max ZirCAD MT Multi bloklarından 1 mm kalınlığında, 10 mm çapında, A1 renginde, 30'ar adet olmak üzere toplam 90 adet örnek elde edildi. Her bir materyale ait örneklem grubu kontrol, polisaj ve glazür olmak üzere rastgele 3 ayrı gruba ayrıldı. Her örneğin L*, a* ve b* değerleri yapılan yüzey bitirme işlemi sonrasında bir spektrofotometre yardımıyla incelendi. CIEDE2000 formülü yardımıyla örneklerin ∆E00 ve TP00 değerleri hesaplandı. Her alt gruptan 1'er örneğe XRD ve SEM analizleri yapıldı. ∆E00 ölçümlerinin veri analizleri IBM SPSS 25, TP00 ölçümlerinin veri analizleri IBM SPSS V23 programında gerçekleştirildi. Verilerin çok değişkenli normal dağılımına uyum gösterip göstermediği Shapiro Wilk testi ile kontrol edildi. Farklı materyal ve yüzey bitirme işlemlerinin ∆E00 üzerine olan etkisinin incelenmesi için İki Yönlü Tekrarlı Ölçümler ANOVA (Greenhouse-Geisser İstatistiği), TP00 ölçümlerinin karşılaştırılmasında ise İki Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi uygulandı. Farkı yaratan grup ya da grupların ortaya çıkartılması için Post Hoc Bonferroni testleri kullanıldı. Varyans homojenliği Levene testi ile kontrol edildi. Çoklu grup karşılaştırmaları Bonferroni testi ile incelendi. İstatistiksel olarak anlamlılık düzeyi "p<0,05" olarak belirlendi. Elde edilen sonuçlara göre SP ile SG (p<0,001), UP ile UG (p<0,001), ZG ile ZP (p=0,002) gruplarının ∆E00 değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulundu. Glazür işleminin sebep olduğu renk değişiminin, polisaja göre daha fazla olduğu görüldü. ZG grubu ile SG ve UG gruplarının ∆E00 değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar elde edildi (p=0,035 ve p=0,001, p<0,05). SG ve UG gruplarının renk değişim ölçümlerinin, ZG grubunun renk değişim ölçümlerinden daha yüksek olduğu bulundu. En fazla renk değişimi UG grubunda görüldü. Yapılan yüzey işlemleri ve materyal tiplerinin ortalama TP00 değerleri üzerine olan etkisi istatistiksel olarak anlamsız bulundu (p=0,132, p>0,05). Bütün materyal gruplarında polisaj işlemi ile ortalama TP00 değerleri artarken, bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Glazür işlemi ile bütün materyal gruplarının TP00 değerleri azalırken, bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. SEM analizi değerlendirmelerine göre her iki yüzey bitirme işlemi de kontrol grubuna göre daha düzgün bir yüzey elde edilmesini sağladı. Glazür işleminin, polisaj işlemine kıyasla daha düzgün bir yüzey oluşturduğu görüldü. İki yüzey bitirme işlemi de örneklerdeki derin çizik, çukur ve olukları tamamen gideremedi. Yapılan XRD analizi sonuçlarında, bütün örneklerin grafik ve pik değerlerinin, difraktometrenin veri tabanında bulunan kübik zirkonya grafik ve pik değerleriyle uyumlu olduğu belirlendi. İncelenen hiçbir örnekte monoklinik faz piki gözlenmedi. Materyal içerisinde faz dönüşümü meydana geldiğini düşündüren herhangi bir bulguya rastlanmadı.
Temizleme yöntemlerinin tükürük ile kontamine yüksek translüsens zirkonyanın bağlanma dayanımına etkisi
Çalışmanın amacı tükürük ile kontamine edilmiş yüksek translüsens zirkonyalarda farklı temizleme yöntemlerinin makaslama bağlantı dayanıklılığına etkisinin incelenmesidir. 7x7x3 mm boyutlarında alüminyum oksit kumlama yapılmış 120 adet zirkonya örnek 8 gruba ayrılmıştır (n=15). Tükürük kontaminasyonu olmayan grup kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Erken MDP grubunda kontaminasyon öncesi MDP içeren primer uygulaması yapılmış ve doğal tükürük bir katman sürülerek kontamine edilmiş, 3 dk kontaminasyon için beklenmiştir. Kontrol grubu harici tüm gruplarda tükürük uygulaması aynı prosedürle yapılmıştır. Kontamine edilen gruplar Ivoclean pastası, %5.25'lik NaOCI solüsyonu, %37'lik fosforik asit jeli, %1'lik fitik asit solüsyonu, hava-su spreyi ve tekrar kumlama işlemi ile temizlenmiştir. Tüm örneklere self-adeziv rezin siman, standart kit yardımıyla uygulanmıştır. 5000 devirlik termal siklus sonrası tüm örneklerde universal test cihazı kullanılarak makaslama bağlantı dayanıklılığı ölçülmüştür. Kırılma yüzeyleri stereomikroskop ile incelenmiştir. Her gruptan rastgele 1 örnek seçilerek SEM ve EDS analizi uygulanmıştır. Sonuçların istatistiksel değerlendirilmesi Kruskal-wallis ve Bonferroni analizleriyle yapılmıştır. Hava-su spreyi, fitik asit ve fosforik asit grupları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bağlantı değerleri gösterirken (p<0.05) Ivoclean, erken MDP, NaOCI ve Al2O3 gruplarıyla kontrol grubu arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. EDS değerlendirmesine göre fosforik asit grubunda fosfor elementi, fitik asit ve hava-su spreyi gruplarında ise karbon elementi kontrol grubuna kıyasla daha yüksek konsantrasyonlarında tespit edilmiştir. Bu çalışma ile tükürük kontaminasyonu öncesi MDP içeren primer uygulaması, Ivoclean pastası, %5.25'lik NaOCI ve tekrar kumlama yöntemleri tükürük kontaminasyonun temizlenmesi ve yüksek bağlantı değerlerinin elde edilmesinde başarılı görülmüştür.
Farklı yüzey bitirme işlemlerinin ve adeziv siman renginin monolitik zirkonyaların optik özellikleri üzerine etkisi
Amaç: Bu in vitro tez çalışmasının amacı, farklı yüzey bitirme işlemleri (glaze, polisaj ve polisaj+glaze) ile iki farklı renkteki adeziv rezin simanların (Universal(A2) ve Translusent(TR)), farklı translüsensi değerlerine sahip monolitik zirkonya materyallerin renk stabilitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Monolitik zirkonya materyallerinden (4Y-TZP [ST] ve 5Y-TZP [XT]) 15 mm çap ve 1,2 mm kalınlıkta 120 adet disk şeklinde örnek hazırlanmış ve üretici talimatlarına uygun olarak 1450 °C'de sinterlenmiştir Sinterleme sonrasında örneklerin bir yüzeyine glaze, mekanik polisaj veya polisaj sonrası glaze işlemi uygulanarak üç farklı yüzey işlem grubu oluşturulmuştur. Başlangıç renk ölçümleri dental spektrofotometre ile yapılmış, renk verileri CIE Lab* sistemi esas alınarak kaydedilmiştir. Universal ve translusent renklerde seçilen adeziv rezin siman, 0,2 mm kalınlığında standart biçimde hazırlanmıştır. Siman örnekleri yüzey işlemi uygulanmamış zirkonya yüzeylerinin altına yerleştirilerek ikinci renk ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Optik bağlantıyı sağlamak amacıyla gliserin kullanılmış, renk farkı değerleri CIEDE2000 formülü kullanılarak hesaplanmıştır. Veriler Minitab v14 ve Jamovi v2.3.28 ile analiz edilmiş, Elde edilen sonuçlar, yüzey işlemi, materyal türü ve siman rengi değişkenlerine bağlı olarak üç yönlü ANOVA ve Tukey testleriyle istatistiksel olarak değerlendirilmiştir (p<0.05). Bulgular: Ortalama renk değişim değerleri (ΔE₀₀); hem zirkonya materyali (p=0.011), hem yüzey işlemi (p=0.006) hem de siman rengi (p=0.001) açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermiştir. Polisaj sonrası glaze uygulanan örneklerde ΔE₀₀ değerleri (1,60±0,27), diğer iki yüzey işlem grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. 4Y-TZP içerikli ST blokların ΔE₀₀ ortalamaları (1,56±0,30), 5Y-TZP içerikli XT bloklara(1,44±0,25) göre daha yüksek bulunmuştur. TR siman grubunun renk farkı değerlerinin(1,58±0,33), A2 siman grubuna kıyasla(1,42±0,21) daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Blok tipi ile yüzey işlemi arasındaki etkileşim anlamlı bulunurken (p=0.002), diğer ikili ve üçlü etkileşimler istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Sonuç: Bu çalışma, zirkonya restorasyonlarda estetik başarının yalnızca materyal seçimine değil; uygulanan yüzey işlemi ve siman rengi gibi faktörlere de bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Polisaj sonrası glaze uygulamasının daha yüksek ΔE değerlerine yol açması, bu yöntemin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. ST*Polisaj*TR grubu hariç tüm değerler algılanabilir sınırların üzerinde, kabul edilebilir sınırların içerisinde bulunmuştur (0,8<ΔE<1,8). ST blok, XT bloklara kıyasla daha yüksek renk değişimi sergilemiş; benzer şekilde, TR siman kullanımı A2 simana kıyasla daha belirgin renk farklılıklarına neden olmuştur. Bu sebeple siman ve materyal seçiminin önemi tekrar gösterilmiş olup, klinik kullanım öncesinde değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: monolitik zirkonya, rezin siman, renk, yüzey işlemleri.
Direkt ve indirekt dijitalizasyon ile üretilen 5 üyeli monolitik zirkonya restorasyonların marjinal ve internal uyumunun 3 boyutlu karşılaştırması: İn vitro çalışma
Dijital ölçü yöntemleri, indirekt restorasyonların üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, çok üniteli köprülerin üretiminde dijital ölçü yöntemlerinin hassasiyeti ile ilgili çalışmalar sınırlıdır. Bu in vitro çalışmanın amacı; direkt ve indirekt dijitalizasyon yöntemleri ile üretilmiş çok üyeli restorasyonların marjinal ve internal uyumlarını üç boyutlu kopyalama ve optik dijitalizasyon yöntemi ile değerlendirmektir. 12 ve 14 numaralı diş eksikliklerinin taklit edildiği klinik senaryoya göre 11, 13 ve 15 numaralı dişler fantom model üzerinde prepare edilmiştir. Direkt dijitalizasyon için ana model 3Shape Trios 3 ve CEREC Omnicam ağız içi tarayıcıları kullanılarak taranmıştır (3S-IOS ve C-IOS). İndirekt dijitalizasyon için ise polivinil siloksan ölçü maddesi ile geleneksel ölçüler alınmıştır. Bu ölçüler ve ölçülerden elde edilen alçı modeler 3Shape E3 ve CEREC InEosX5 laboratuvar tarayıcıları kullanılarak taranmıştır (3S-ÖLÇÜ, 3S-ALÇI, C-ÖLÇÜ ve C-ALÇI). Dijitalizasyon işlemi sonrası üretilen 5 üyeli monolitik zirkonya restorasyonların marjinal ve internal uyumları, ATOS Triple Scan endüstriyel tarayıcısı kullanılarak üç boyutlu kopyalama ve optik dijitalizasyon yöntemi ile değerlendirilmiştir (n=10). Sonuçların değerlendirilmesi için Kruskal-Wallis non-parametrik istatistiksel analiz yöntemi kullanılmıştır. Trios 3 ve Omnicam ağız içi tarayıcıları kullanılarak üretilen restorasyonların uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0.05). Direkt ve indirekt dijitalizasyon yöntemleri ile üretilen restorasyonların uyumları benzer bulunmuştur (p>0.05). İndirekt dijitalizasyon için ölçü ve alçı model tarama yöntemleri benzer sonuçlar göstermiştir (p>0.05). Direkt ve indirekt dijitalizasyon yöntemleri kullanılarak üretilen 5 üyeli restorasyonların uyumları benzerdir ve klinik olarak kabul edilebilir sınırlar içerisindedir (<120 µm). Anahtar Kelimeler: çok üyeli, zirkon, ağız içi tarayıcı, laboratuvar tarayıcısı, marjinal uyum
İmplant ve diş destekli tüm ağız restorasyonlarda farklı oklüzal tabla morfolojilerinin restorasyonlar ve dayanaklar üzerindeki yük dağılımına etkisinin sonlu elemanlar analiz yöntemi ile değerlendirilmesi
Dental implantlar, artık kısmi ve tam dişsizlik olgularında ilk olarak tercih edilen bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Oklüzal yükleme altında doğal dişler, implantlar ve çevre dokularında bir takım stresler oluşmaktadır. Çalışmamızda farklı oklüzal tabla morfolojilerine sahip restorasyonlarda stres dağılımı sonlu elemanlar stres analiz yöntemiyle incelenmiştir. Bilgisayar ortamında elde edilen farklı oklüzal tablalarla hazırlanmış modellere çiğneme kaslarını temsil eden kuvvetler aracılığıyla oluşan stres dağılımındaki farklılıklar incelenmiştir. Çalışmada alt ve üst çene doğal dişli model, alt ve üst çenenin tüm ağız implant üstü monolitik zirkonya restorasyonlu model ve üst çene doğal dişli alt çene implant üstü monolitik zirkonya restorasyonlu olmak üzere toplam üç adet senaryo hazırlanmıştır. Her bir senaryo kendi içinde balanslı oklüzyon, lingualize oklüzyon ve genişletilmiş fossa oklüzyon oklüzal şeması olmak üzere üç farklı oklüzal şema modellenmiştir. Çalışmamızda oklüzal şemadaki farklılıkların diş, implant ve çevre dokularda farklı stres dağılımı gösterdiği görülmüştür. Elde edilen sonuçların klinik uygulamalar sırasında oklüzal şema ve materyal seçiminde bir rehber olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Oklüzal şema; oklüzyon; monolitik zirkonya.
Monolitik zirkonya kronların kısa dönem klinik takibi
Bu kısa dönemli klinik prospektif çalışmanın amacı, arka bölge monolitik zirkonya kronlar ile tabakalı zirkonya kronların, 2 yıllık takip süresi boyunca estetik, biyolojik ve mekanik yönden karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya arka dişlerinde estetik, biyolojik ve mekanik olarak rahatsızlığı bulunan 40 hasta dâhil edildi. 20 diş monolitik zirkonya kron ile tedavi edilirken geriye kalan 20 dişe tabakalı zirkonya uygulandı. Yapılan muayeneler sonrası yüksek çözünürlüklü ağız içi fotoğraflar çekildi. Zirkonya esaslı restorasyonlara uygun olarak dişler kesildi, bütün diş kesimleri standardize edildi. Dişler kesildikten sonra silikon ölçü materyali (Affinis, 3M Espe, Minneapolis, ABD) ile ölçü alındı ve tip 4 alçı (Elite Master, Zhermack, Badia Polesine RO, İtalya) ile dökülerek modeller elde edildi. Bilgisayar ortamında modeller taranıp tasarlandı ve freze ünitesine gönderildi. Kenar uyumu, kontaktı ve oklüzyonu kontrol edildikten sonra tüm restorasyonlar temizlenerek glaze yapıldı. Adeziv siman (Relyx U200, 3M ESPE, Seefeld,Germany) ile kronlar simante edildi. Klinik değerlendirme başlangıçta (Simantasyondan iki gün sonra) 6, 12, 18 ve 24. aylarda yapıldı. 24 aylık gözlem periyodundan sonra 40 hastanın tümünde restorasyonlar incelendi ve 2 yıl boyunca restorasyonların hiçbirinin değiştirilmesi gerekmedi. Gözlem süresi kısa olmasına rağmen başarı oranı ve sağ kalım 2 yılda %100 olarak belirlendi. Mevcut ve geçmiş bulgular doğrudan karşılaştırılamasa da premolar ve molar dişlerde başarı oranları daha önce yapılan çalışmalara benzerdi. Çalışmada zirkonyum restorasyonların estetik, biyolojik ve fonksiyonel olarak başarıları yüksek bulundu. Tüm zirkonya kronlar için %100 başarı oranı saptanmıştır. 2 yıllık dönem boyunca tatmin edici klinik performans gözlemlendi. Sonuçlar monolitik zirkonya ve tabakalı zirkonya kronların yüksek sağ kalım oranlarına ve genellikle başarılı sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Monolitik Zirkonya, Tabakalı Zirkonya, Monolitik Zirkonya Kron, Tabakalı Zirkonya Kron.
Bilgisayar ile tasarlanarak üretilen translüsent monolitik zirkonya ve çift tabakalı zirkonya restorasyonların klinik başarılarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, translüsent monolitik ve çift tabakalı zirkonya restorasyonların klinik başarılarını değerlendirmektir. Çalışmaya posteriorda her iki yarım çenede simetrik 3 üyeli, tek molar gövdeli sabit protetik tedavi gereksinimi olan 18 hasta dahil edildi. Bu ağız içi simetrik (split-mouth) randomize kontrollü klinik çalışmada, posterior bölgede iki farklı yöntemle hazırlanan zirkonya restorasyonların 2 yıl izlemi monolitik zirkonya köprü restorasyon (ZenoStar, Wieland, Pforzheim, Almanya) uygulanırken, diğer yarım çeneye ise çift tabakalı yöntem ile zirkonya köprü restorasyon uygulandı. Hastalara toplam 40 adet (n=40) köprü restorasyon uygulandı. Restorasyonlar adeziv rezin bir siman ile (Multilink Speed, IvoclarVivadent) yapıştırıldı. Silikon-replika yöntemi ile restorasyonların iç ve kenar uyumları belirlendi. Replikaların kesitleri elde edilerek ışık mikroskobu ile (Leica Cambridge Ltd., Cambridge, England) görüntüleri alındı ve çeşitli noktalardan ölçüm yapıldı. 0, 6 ay, 12 ay, 24 aylık klinik izlem periyotlarında, restorasyonların klinik başarısı modifiye USPHS kriterleri kullanılarak değerlendirildi. Restorasyonların aşınma ve karşıt dentisyonu aşındırmasının incelenmesi için 1. Hafta ve 24 aylarda Ivoclar Wear Protokolü esas alınarak alçı modelleri elde edildi. Modeller üç boyutlu dijital tarayıcıyla (Omnicam, Sirona Dental Systems, GmbH, Bensheim, Almanya) taranarak dijital ortama aktarıldı. CAD-CAM yazılım programındaki (Cerec 4.4, Sirona) çakışan modeller üzerinde ölçümler yapıldı. Tüm zirkonya restorasyonlar 2 yıllık klinik izlemde, klinik olarak kabul edilebilir başarıda bulunmuştur. Translüsent monolitik ve çift tabakalı restorasyonların klinik performansları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. (p>0.05). Restorasyonların kenar ve iç uyumları karşılaştırıldığında çift tabakalı zirkonya restorasyonların uyumu anlamlı olarak daha iyi bulunmuştur. (p<0.05) Restorasyonların premolar dayanağının iç ve kenar uyumu, molar dayanaktan anlamlı olarak daha iyi bulunmuştur (p<0.05). Restorasyonların karşıt dişi aşındırma ve aşınma değerleri karşılaştırıldığında, translüsent monolitik restorasyonların karşıt dentisyonu anlamlı olarak daha fazla aşındırdığı gözlenmiştir.
CAD/CAM ile üretilen pediatrik zirkonyum kuronların kırılma dirençlerinin prefabrike zirkonyum kuronlarla karşılaştırmalı değerlendirilmesi: in-vitro çalışma
Pulpal tedavi gören, travmaya uğramış veya geniş çürük lezyonlarına sahip süt dişlerinin tedavisinde, sıklıkla tam koronal restorasyon uygulaması önerilmektedir. Günümüzde estetik diş hekimliğinin gelişmesi ile çocuklarda kozmetik beklentilerin artması, süt dişlerinde doğal diş yapısına benzer estetik özelliklere sahip prefabrike zirkonyum kuronların kullanımını ön plana çıkarmıştır. Prefabrike zirkonyum kuronların estetik, sağlam ve fonksiyonel kuronlar olmasına karşın; uyumlandırılamaması, fazla preparasyon gerektirmesi ve kişiye özel kuronlar olmaması gibi dezavantajları mevcuttur. Son yıllarda, diş hekimliğinde CAD/CAM sistemi ile üretilen kuronlar popüler hale gelmeye başlamıştır. Bu sistemlerle tek bir randevuda düşük kırılma oranları ve uzun klinik ömürleri olan, estetik ve fonksiyonel açıdan tatmin edici kişiye özel kuronlar üretilebilmektedir. Bu çalışma ile termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ve tükürükle yaşlandırılan, iki farklı yapıştırma simanı ile simante edilmiş CAD/CAM ile üretilen pediatrik zirkonyum kuronların kırılma dirençlerinin prefabrike zirkonyum kuronlar ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan 120 adet epoksi rezin örnekler kuron tipine göre; CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronlar (Liaoning Upcera Co. Ltd. Çin) ve prefabrike zirkonyum kuronlar (NuSmile, Houston, Texas, Amerika) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır (n=60). Örnekler rezin modifiye cam iyonomer siman (GC FujiCEM Evolve, Tokyo, Japonya) ve biyoaktif cam siman (Activa Bioactive Siman, Watertown, MA. Amerika) kullanılarak iki alt gruba daha ayrılmış ve (n=30) üretici firmanın talimatları doğrultusunda simante edilmiştir. Sonrasında termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ve tükürük olmak üzere iki farklı yaşlandırma prosedürüne tabi tutulan örneklerin Universal test cihazından elde edilen kırılma direnci verileri istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Tüm gruplar arasında en yüksek ortalama kırılma direnci değerleri CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların rezin modifiye cam iyonomer simanla simante edilip tükürükle yaşlandırıldığı gruptan elde edilmiştir. En düşük ortalama kırılma direnci değerleri ise CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların biyoaktif cam simanla simante edilip termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ile yaşlandırıldığı gruptan elde edilmiştir. Kuron tipine göre kırılma direnci değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmekle beraber CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların kırılma direnci değerlerinin, prefabrike zirkonyum kuronlara göre daha fazla olduğu görülmüştür (p=0.000). Sonuç olarak CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların ve prefabrike zirkonyum kuronların mevcut birtakım avantajları ve yeterli kırılma direnci değerleri nedeniyle özellikle çok yüzlü çürük lezyonuna sahip süt dişlerinin restorasyonunda umut verici bir alternatif olduğu görülmektedir. Ayrıca çocuk diş hekimleri klinik uygulamada kırılma direnci gibi parametrelerin yanı sıra; estetik beklenti, oral hijyen, hasta kooperasyonu, kuronun kişiye özel olması ve maliyet gibi faktörleri de dikkate alarak kuron seçimi yapmalıdır.
Farklı yaşlandırma sürelerinin zirkonya seramiklerin eğilme dayanımına etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, farklı miktarda yttria içeriğine sahip Y-TZP seramiklerin farklı kalınlıklara sahip alt gruplarının 1 saat ve 5 saat yapay yaşlandırma sürecinin eğilme dayanımına etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Toplamda 300 adet disk şeklindeki örnek final boyutları 12 mm çap, 0.8 mm ve 1.5 mm kalınlık olmak üzere, DD Bio ZX2 Color, DD Cube One ML, DD Cube X2 ML, IPS e. max ZirCAD Prime ve IPS e. max ZirCAD MT Multi materyallerinden üretildi. Kontrol grupları işleme tabi tutulmazken, deney grupları ISO 13356 standardına göre otoklavda 134 °C, 2 bar basınçta, 1 saat ve 5 saat yaşlandırıldı. Yaşlandırma sonrası SEM ve XRD analizi yapıldı. Biaksiyal eğme testi ile örneklerin eğilme dayanımları incelendi. Çalışmadan elde edilen veriler, Shapiro-Wilk, Levene testi, Varyans Analizi ve Bonferroni testi kullanılarak istatiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Materyallerin ortalama eğilme dayanımı değerleri sırasıyla; DD Bio ZX2 Color, IPS e. max ZirCAD Prime ve DD Cube One ML, IPS e. max ZirCAD MT Multi ve DD Cube X2 ML' dir. IPS e. max ZirCAD Prime ve IPS e. max ZirCAD MT Multi materyallerinde kalınlık artışıyla eğilme dayanımlarında artış gözlendi. Yaşlandırma süresinin artmasıyla DD Bio ZX2 Color materyalinin eğilme dayanımında artış gözlenirken, diğer materyallerin ED değerlerinde anlamlı fark görülmedi. Yaşlanmayla beraber SEM analizinde yüzey bozunmalarında artış izlendi. Sonuçlar: Farklı miktarda yttria içeriğine sahip materyallerin eğilme dayanımlarında istatistiksel fark vardır. Yaşlandırma sürelerinin ve materyal kalınlıklarının Y-TZP seramiklerin eğilme dayanımına etkisi bulunmaktadır.
Evaluation of full coronal esthetic restorations in primary incisors: clinical success, parental satisfaction, in vitro fracture resistance and bacterial adhesion
The restoration of severely decayed primary incisors is often a clinical challenge, requirements for an acceptable restoration including; esthetics, durability and biocompatible has been demanded. The aim of this study was to evaluate the clinical performance and the parental satisfaction of three different full coronal esthetic restorations (two zirconia prefabricated crowns and strip crowns), in vitro; evaluation of the fracture resistance of prefabricated crown used in the clinical part, and finally assessment of the initial bacterial adhesion on composite resin and zirconia material surfaces. One hundred and sixty five teeth in 42 children were included. Children were randomly assigned to one of three treatment groups, restorations were placed and evaluated at 3, 6 and 9 months interval. A questionnaire was administered to the parents to evaluate their parental satisfaction. The mean force required to fracture the crowns was determined in MPA, then the fractured specimens were assessed with scanning electronic microscope. Asssessment of the initial bacterial adhesion on composite resin and zirconia material surfaces utilizing hydroxyapatite disc as a tooth enamel surrogate was evaluated with both optical density and colony forming unit methods. Overall clinical success and parental satisfaction was comparable between the restorations. There was no significant difference in the force required to fracture the crowns among the prefabricated crowns. The bacterial adherence to the hydroxyapatite discs shows the highest adherence followed by composite and zirconia discs. Concluding that prefabricated zirconia crowns are likely to be successful and may be indicated as an excellent choice for the treatment of carious primary incisors. Key words: Primary incisors, prefabricated primary zirconia crowns, parental satisfaction, fracture resistance, bacterial adhesion.
Süt azı dişlerine uygulanan iki farklı prefabrike zirkonyum kuronun klinik başarısının ve ebeveyn memnuniyetinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı; süt azı dişlerinin restorasyonunda kullanılan iki farklı prefabrike zirkonyum kuron (NuSmile® ve EZ-Pedo™/EZCrown™) markasının klinik başarısının karşılaştırılması ve ebeveyn memnuniyetinin değerlendirilmesidir. Kuronlar genel anestezi altında 3-9 yaşlar arasındaki 28 hastanın, 60 adet madde kayıplı birinci veya ikinci süt azı dişine split-mouth tekniği ile uygulanmıştır. Tedaviden 1 hafta, 3, 6 ve 12 ay sonra kontrol randevularında kuronların klinik başarısı, anatomik bütünlük, marjinal uyum, PI ve GI değerlendirilmiştir. Ebeveynlerin kuronlar ile ilgili büyüklük, şekil, renk, fonksiyon, dayanıklılık memnuniyetleri ölçülmüştür. İki prefabrike zirkonyum kuron grubununun anatomik bütünlük, marjinal uyum ve genel başarı dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Kontrol süresi boyunca her iki prefabrike zirkonyum kuron grubunda ölçülen ortalama PI ve GI değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Tüm kontrol sürelerinde her iki prefabrike zirkonyum kuron grubunda ölçülen ortalama PI değerleri, kontrol grubuna dahil edilen dişlerin PI değerlerinden istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunun başlangıç, 3. ay ve 6. ay GI değerleri NuSmile® grubunun Başlangıç GI değerlerinden istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunur iken (p<0,05) 12. ay GI değerleri ile NuSmile® grubunun 12. ay GI değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Kontrol grubunun başlangıç ve 6. ay GI değerleri EZ-Pedo™/EZCrown™ grubunun başlangıç ve 6. ay GI değerlerinden istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn memnuniyetinin değerlendirildiği tüm parametrelerde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Sonuç olarak, iki kuron markasının klinik özellikleri ve ebeveyn memnuniyeti arasında bir fark olmadığı, klinik başarılarının yüksek olduğu, üstün estetik özelliklerinden dolayı zamanla çocuk diş hekimliği pratiğinde daha fazla yer alacağı düşünülmektedir.
Kalınlık farklılıklarının zirkonya esaslı alt yapı metaryalinin kırılma dayanımına olan etkisi
Tatar Sıdal E. Kalınlık farlılıklarının zirkonya esaslı alt yapı materyalinin bükme dayanımına olan etkisi. Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Protetik Diş Tedavisi, İstanbul 2013. Tam seramik sistemlerin estetik, biyouyumluluk ve renk stabilitesi gibi avantajlarına rağmen, kırılgan olması nedeniyle, son yıllarda zirkonya esaslı seramiklerin kullanımı gündeme gelmiştir. Yüksek mekanik performans, dayanıklılık ve direnç gösteren zirkonya esaslı seramikler, tam seramik restorasyonların güvenilirliğini arttırmıştır. Tam seramik restorasyonların kullanımı anterior tek üye ya da üç üye sabit restorasyonlar ile sınırlı iken, zirkonya altyapı sistemleri ile posterior sabit restorasyonlar ve uzun gövdeli restorasyonlar yapmak mümkün hale gelmiştir. Restorasyonlar dizayn edilirken, firmaların tavsiye ettiği kalınlık değerlerine uyulmaktadır. Ancak bu kalınlık değerinin hangi araştırmalara veya/ve kaynaklara dayanılarak belirlendiği bilinmemektedir. Bu nedenle yaptığımız çalışmanın amacı farklı zirkonya alt yapı tiplerinde kalınlık farklılıklarının bükülme dayanımını nasıl etkilediği incelenmektedir. Çalışmamızda 3 farklı zirkonya alt yapı sistemi kullanılmıştır ve 210 tane zirkonya örnek hazırlanmıştır. 70 tane Ceramill,70 tane Noritake ve 70 tane Zirkonzahn firmalarına ait örnekler oluşturulmuştur.Örnek kalınlıkları 0,2mm, 0,3mm, 0,4mm, 0,5mm, 0,6mm, 0,7mm ve 0,8mm olarak belirlenmişt Deney için tüm örneklerin hazırlığı tamamlandıktan sonra üniversal test cihazı ile (Instron, 3345, Instron Corp.,Norwood, MA, USA) 0,5 mm/dak. hızda biaksiyel bükme deneyi yapılmıştır. Deney gruplarının biaksiyel bükme deneyi sonrasında elde edilen bükme kuvvetleri, aritmetik ortalamaları ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences), Two-way ANOVA, Oneway Anova ve Tukey HDS testi kullanıldı. iii İstatiksel değerlendirme sonucunda farklı kalınlıkların bükme kuvveti ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır .(p<0.01) (Tablo 23). 0.2 mm kalınlığın bükme kuvveti ortalaması, 0.3 mm kalınlığın bükme kuvveti ortalamasından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekken (p<0.01); 0.4 mm, 0.5 mm, 0.6 mm, 0.7 mm ve 0.8 mm kalınlıklardan istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı yüksektir (p<0.01). 0.3 mm kalınlığın bükme kuvveti ortalaması, 0.4 mm, 0.5 mm, 0.6 mm, 0.7 mm ve 0.8 mm kalınlıklardan istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı yüksektir (p<0.01). Diğer kalınlıkların bükme kuvveti ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Alt yapı sistemlerinin bükme kuvveti ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). Noritake alt yapı sisteminin bükme kuvveti ortalaması, Ceramill ve Zirkonzahn alt yapı sistemlerinden istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı düşüktür (p<0.01). Ceramill ve Zirkonzahn alt yapı sistemlerinin bükme kuvveti ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Üç grupda da 0,5 mm , 0,6 mm , 0,7 mm ve 0,8mm kalınlıklarda bükme dayanımı benzer değerlerdedir. Noritake grubuna ait örneklerde 0,4 mm , 0,3 mm ve 0,2 mm kalınlıklarda örneklerin bükme dayanımı diğer gruplara göre daha düşüktür (Grafik 5,6). Çalışmamızda kullanılan tüm gruplarda 0,3 mm veya daha fazla kalınlıklardaki alt yapı örneklerinin tek üye kron uygulamalarında, ağız içinde uygulabilecek basınça karşı mukavemet gösterebileceği belirlenmiştir. Daha ince üretilen altyapı dizaynlarının yeterli dercede direnç göstermeyeceği saptanmıştır. Ayrıca Noritake grubu 0,3mm kalınlıkta dahi üç üyeli köprülerde kullanılabilecek mukavvemeti göstermiştir. Ceramil ve Zirkonzahn gruplarında ise 0,4 mm ve üzerindeki kalınlıklarda kullanılan alt yapı sistemlerinin üç üyeli köprü uygulamalarında kullanılabileceği sptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dental seramikler, zirkonya, kalınlık, bükme kuvveti.
Zirkonya korların değişik yöntemlerle aşındırılması sırasında meydana gelen ısı değişikliklerinin değerlendirilmesi
Diğer tam seramik sistemlere kıyasla yüksek mekanik performans, dayanıklılık, gerilim direnci, kimyasal ve boyutsal stabilite gösteren zirkonya, tam seramik sistemlerin güvenilirliğini arttırmıştır. Restorasyon ve prepare edilmiş dişin mükemmel uyumunu elde etmek amacıyla ve son uyumlamalar için genellikle aşındırma yapılması gerekebilmektedir. Zirkonyanın mekanik özellikleri bu rutin laboratuvar ve klinik işlemler sonucunda değişebilmektedir. Aşındırma, materyal yüzeyinde ısı ve stres oluşturarak faz transformasyonuna neden olur. Bizim çalışmamızda da; zirkonya korların değişik yöntemlerle aşındırılması sırasında meydana gelen ısı değişiklikleri değerlendirilmiştir. Her grupta 10'ar adet olmak üzere 60 adet zirkonyum altyapı örneği hazırlandı. İki farklı aşındırma yöntemi altında (aeretör, mikromotor) 6 grup (Aeretör ile su soğutmalı ve su soğutmasız yeşil bantlı elmas frez, su soğutmalı ve su soğutmasız siyah bantlı elmas frez. Mikromotor ile su soğutmalı ve su soğutmasız) oluşturuldu. Her gruba ait altyapı örneklerinden 1mm3 lük materyal aşındırılması sırasında ısıölçer probe ile iç yüzeyde meydana gelen ısı değişimi kaydedildi. Aşındırma sırasında frez-materyal ilişkisinin standardizasyonu ve sabitlenmesini sağlamak amacı ile aşındırma düzeneği hazırlandı. Hazırlanan aşındırma düzeneğinde aeretör, mikromotor ve materyal sabitlenerek frez ile aşındırma esnasında tek tip ileri-geri hareket ile aşındırma işlemi gerçekleştirildi. Zirkonya altyapı örneklerinin aşındırılması sırasında zirkonya altyapı örneğinin iç yüzeyine yerleştirilen prob ile ısı değişimi bilgisayar ortamında kayıt edildi, 60 örnek için grafik ve tablo verileri elde edildi. Elde edilen veriler ve istatistiksel analizler sonucunda aeretör ve mikromotor gruplarının maksimum ısı ortalamaları karşılaştırıldığında; mikromotor ile su soğutmalı yapılan aşındırmalarda maksimum ısı ortalaması (23,55±1,80c) aeretör ile su soğutmalı yapılan aşındırmaların maksimum ısı ortalamalarından (22,65±0,76c ve 22,59±0,61c) daha yüksek değer göstermektedir. Mikromotor ile su soğutmasız yapılan aşındırmaların maksimum ısı ortalaması (54,69±11,63c) , aeretör ile su soğutmasız yapılan aşındırmaların maksimum ısı ortalamarından (41,62±11,120c ve 48,55±7,44c) daha yüksek değer göstermiştir. Tüm frez gruplarında su soğutmasız yapılan aşındırmaların maksimum ısı ortalamaları su soğutmalı aşındırma yapılan grupların maksimum ısı ortalamalarından daha yüksek bulunmuştur.
Farklı zirkonia tam seramik sistemlerinin translusensi özelliklerinin karşılaştırılması
. Ytrium ile kısmen stabilize edilmiş polikristalin zirkonia (Y-TZP), üstün mekanik özellikleri ile tam seramik restorasyonlarda tercih edilen alt yapı materyali haline gelmiştir. Ancak polikristalin içeriği nedeniyle opasitesinin fazla olması optik özelliklerini kısıtlamaktadır. Bu nedenle, Y-TZP alt yapıların üzerlerine veneerleme yapılarak renk ve translusensi özellikleri arttırılarak daha estetik restorasyonlar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Zirkonia seramiklerin estetik özelliklerini arttırmak ve veneer seramik zirkonia alt yapı birleşiminin olumsuz sonuçlarını engellemek amacı ile piyasaya veneerleme gerektirmeyen monolitik zirkonia materyalleri sürülmüş ve yüksek translusensi özellikleri ile de alt yapı - veneer sisteme alternatif olmuşlardır. Bu tez çalışmasının amacı, A2 renginde üretilmiş farklı zirkonia altyapı - veneer seramik sistemleri ile monolitik zirkonia sistemlerinin translusensi özelliklerini karşılaştırmaktır. Çalışmada 2 farklı Y-TZP sisteminin optik özellikleri, aynı firmalara ait 2 farklı monolitik sistemle kıyaslanmıştır. Ceramill ve Lava sistemlerinden A2 renginde ve 0.5 mm kalınlığında disk şeklinde örnekler hazırlanmıştır (n=10). Alt yapı örneklerine sistemlere uygun olan IPS e.max Ceram veneer seramiği ve glaze işlemi uygulanmış ve kalınlık 1,5 mm olacak şekilde bitirilmiştir. Ceramill Zolid ve Lava Plus Yüksek Translüsens Zirkonia sistemlerinden de 1,5 mm kalınlığında disk şeklinde örnekler hazırlanmıştır (n=10) ve sistemlerin önerdiği boyama kitleri kullanılarak A2 renginde bitirilmiştir sonrasında da sistemlere uygun glaze materyali ile glazelenmiştir. Üç kez translusensi ölçümü yapılmış ve ölçümler spektrofotometre CM-2500d/2600d ile gerçekleştirilmiştir. Translusensi değerleri kontrast oran metodu kullanılarak hesaplanmıştır. Birinci ölçüm; Ceramill ve Lava sistemlerine ait 0.5 mm kalınlıktaki altyapı örneklerinde, ikinci ölçüm; altyapı örneklerine 1.0 mm kalınlığında veneer seramik materyali eklendikten sonra monolitik zirkonia grupları ile beraber 1.5 mm kalınlıkta glaze uygulamasından önce, üçüncü ölçümler ise; tüm gruplara glaze işlemi uygulandıktan sonra yapılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov- Smirnov testi ile değerlendirilmiş ve parametrelerin normal dağılıma uygun olmadığı saptanmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların yanı sıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında parametrelerin dört grup arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanıldı. Parametrelerin iki grup arası karşılaştırmalarında Mann Whitney U test kullanıldı. Parametrelerin grup içi karşılaştırmalarında ise Friedman testi ve Wilcoxon işaret testi kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Çalışmamızın sonucunda, Ceramill ve Lava 0.5 mm altyapıların translusensi ölçümlerinde Ceramill grubu örneklerin kontrast oran değeri Lava grubu örneklerin kontrast oran değerinden daha düşük çıkarak Ceramill altyapıların 0.5 mm kalınlıkta Lava örneklerden daha translusens oldukları bulunmuştur. Ceramill ve Lava altyapıların üzerine 1.0 mm kalınlığında veneer seramik uygulamasından sonra her iki grubun da kontrast oran değerinin arttığı ve her iki grubun translusensliklerinin azalarak birbirlerine yakınlaştıkları görülmüştür. Veneerlenmiş klasik zirkonia grupları Ceramill ve Lava örnekleri ile monolitik zirkonia grupları Ceramill Zolid ve Lava Plus Yüksek Translusens zirkonia örnekler arasında 1.5 mm kalınlıkta glaze uygulamasından önce ve glaze uygulamasından sonra kontrast oran değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Tüm gruplarda glaze işleminden sonra kendi içlerinde kontrast oran değerlerinde anlamlı bir düşüş olduğu gözlemlenmiştir.
Influence of different thickness on the flexural strength of zirconia ceramics
The aim of this project was to evaluate and compare the different thickness of zirkonzahn ceramics and its mechanical properties of ceramics, which have generated interest in restorative dentistry because of their high strength and high resistance to fracture.Three different thickness and 10 samples of zirkonzahn ceramic were selected for this study (15x0.3mm), (15x0.5mm), (15 x0.7mm) Three control discs of the green stage Zirconia block were cut with saw (leitz 1600) and sintered in zirkonzahn sintering oven start at 20- 1500 ?C. All discs were polished with diamond paste. The cycle of all processes take 8 hrs and this procedure were provided by (zirkonzahn Furnace). The surface of the Zirconia specimens were ground with 600, 800, 1200 (Silver carbide abrasives) under water cooling and then with 120 ?m Al2O3 particles are blasted to 0.5 MPa pressure from a distance of 10 mm, 15 seconds.The evaluation data were performed by NCSS (Number Crunchers statistical system) 2007&PASS 2008 Statistical Software (Utah, USA) program. The evaluation of operating data, comparisons between groups one-way analysis of variance (one way ANOVA) test and Tukey HDS test was used for the determination of the group that lead to differences. Pearson correlation analysis was used for assessing the relationships between parameters p <0.05 level were evaluated.The mean biaxial flexural strengths of ten discs are presented in all groups. The highest mean biaxial flexural strength found at 0.7mm than at 0.5 mm and lowest value was found at 0.3mm. A cording to our results; increasing the core thickness of Zirconia from 0.3 to 0.5mm flexural strength was increased 7%. But core thickness did not differ between 0.5mm and 0.7mm, Which revealed no significant difference between the fracture strength values of the test groups (P>.05).In this study the Increasing the core thickness from 0.3 to 0.5 has shown 7% increase at the flexural strength and the Increasing the core thickness from 0.5 to 0.7 mm has shown no differences at the flexural strength. Result of this in-vitro study shows that increasing the thickness of zirconia from 0.3 mm to 0.5 or 0.7 mm it does not appear to be significant effect on flexural strength.
Farklı sinterleme parametrelerinin ti-basedayanak üstü monolitik zirkonya restorasyonların kırılma dayanımlarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışma farklı sinterleme parametrelerinin ti-base dayanak üstü monolitik zirkonyum dioksit restorasyonların kırılma dayanımı üzerine etkisini incelemeyi amaçlamıştır. 40 adet implant analoğu metal bloklar içerisine yerleştirildi. Analoglar üzerine ti-base dayanaklar yerleştirildi ve dijital ölçüleri alındı. Ti-base dayanaklar üzerine alt 1.molar diş monolitik zirkonya materyalinden üretildi. Üretilen örnekler grup 1: konvansiyonel sinterizasyon, grup 2: hızlı sinterizasyon, grup 3: süper hızlı sinterizasyon A, grup 4: süper hızlı sinterizasyon B olacak şekilde 4 gruba ayrıldı (n =10). Sinterizasyonu yapılan örnekler 5-55 °C sıcaklıkta 5000 döngü termal siklus uygulandı. Hazırlanan örnekler üniversal test cihazında kırılma dayanım testine tabi tutuldu. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edildi. Konvansiyonel sinterizasyon grubundan elde edilen sonuçlar diğer gruplara göre daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı bulundu(p<0.05). Diğer gruplardan elde edilen sonuçlar kendi aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı.
CAD-CAM sistemi ile üretilen implant üstü köprü restorasyonlarda bükülme ve kırılma dayanımına konnektör tasarımının etkisi
Bu çalışmanın amacı ti-base dayanaklar üzerine CAD-CAM sistemi kullanılarak üretilen üç üyeli monolitik zirkonya (VITA YZ ST) ve lityum disilikat esaslı (e.max Press) restorasyonların farklı konnektör kesit alanlarındaki kırılma ve bükülme dayanımlarını in-vitro olarak araştırmaktır. 12 adet implant analoğu ikişerli olacak şekilde akrilik modeller içine yerleştirildi. Analoglar üzerine ti-base dayanaklar torklandıktan sonra dijital ölçüleri alındı. Köprü dizaynı; maksiller kanin ve 2. premolar dayanak, 1. premolar ise gövde olacak şekilde planlandı. Toplam grupta 42 adet örnek hazırlandı materyal çeşidine göre 2 gruba (n=21) ayrıldı, sonrasında her grup konnektör kesit alanına göre 3 alt gruba ayrıldı (n=7) (monolitik zirkonya için 9 mm 2 , 12 mm 2 , 15 mm 2 ; lityum disilikat için 12 mm 2 , 16 mm 2 , 20 mm 2 ). Örneklere 5-55 °C sıcaklıkta 5000 döngü termal siklus uygulandı. Hazırlanan örnekler universal test cihazında kırılma dayanım testine tabi tutuldu. Sonuçlar formülize edilerek bükülme dayanım verilerine ulaşıldı. İki bağımsız grup arasında farklılık olup olmadığı Mann Whitney U, ikiden fazla bağımsız grup arasında farklılık olup olmadığı ise Kruskal Wallis Testi ile incelendi (p=0.05). Ortalama kırılma ve bükülme dayanım değerleri monolitik zirkonya örneklerde sırasıyla; 1207.21 N (9 mm 2 ), 1594.59 N (12 mm 2 ), 2074.67 N (15 mm 2 ) ve 99.77 MPa (9 mm 2 ), 107.16 MPa (12 mm 2 ), 113.32 MPa (15 mm2), lityum disilikat esaslı örneklerde ise sırasıyla; 500.84 N (12 mm 2 ), 685.75 N (16 mm 2 ), 859.94 N (20 mm 2 ) ve 33.66 MPa (12 mm 2 ), 37.46 MPa (16 mm 2 ), 37.61 MPa (20 mm 2 ) bulunmuştur. Monolitik zirkonya materyalinin kırılma ve bükülme dayanımı lityum disilikat materyalinden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazladır (p<0,05). Sonuç olarak konnektör kesit alanının artması dayanımı anlamlı derecede arttırmaktadır (p<0,05). Posterior bölgede monolitik zirkonya köprüler kesinlikle tavsiye edilirken lityum disilikat köprüler de yeterli konnektör kesit alanına sahip ise tavsiye edilebilir. Anahtar kelimeler: monolitik zirkonya, lityum disilikat, ti-base abutment, konnektör, dayanım
Farklı renk ve kalınlıktaki translüsent zirkonyanın rezin siman polimerizasyonuna etkisi
Tam seramik restorasyonların gelişimi ile birlikte, restorasyonların estetiği yönünde hastaların beklentileri artmıştır. Translüsent zirkonya (TZI) bu amaçla geliştirilmiş bir zirkonya materyalidir. Bu çalışmanın amacı farklı renk ve kalınlıklarda hazırlanmış TZI örnekler altında polimerize edilen iki farklı rezin simanın polimerizasyon miktarının değerlendirilmesidir. Kısmen stabilize TZI bloklardan dört farklı renkte (A1, A2, A3 ve A4) ve üç farklı kalınlıkta (0.5, 1, 2 mm) örnekler elde edildi. Çalışmada dual polimerize edilen ve ışıkla polimerize edilen iki farklı rezin siman kullanıldı. Teflon kalıp içerisine yerleştirilen rezin siman materyali, TZI örnek üzerinden LED ışık kaynağı kullanılarak 20 sn süreyle polimerize edildi (n=10). Örnekler oda sıcaklığında kuru ve ışık görmeyen bir ortamda muhafaza edildi. Her bir örnek için, 1. ve 10. günün sonunda monomerik metakrilat (alifatik) oranı ve polimerik metakrilat (aromatik) oranı Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ile ölçüldü, polimerizasyon miktarı hesaplandı. Verilerin analizinde 2 yönlü 2 tekrarlı varyans analizi, 3 yönlü 2 tekrarlı varyans analizi ve Tukey LSD testleri kullanıldı (p<0.05). Işıkla polimerize olan rezin siman grupların polimerizasyon miktarı dual polimerize olan gruplarınkinden daha yüksek bulundu. Her iki rezin siman için TZI örnek kalınlığı arttıkça polimerizasyon miktarı azaldı. Benzer şekilde, TZI örnek rengi koyulaşması ile polimerizasyon miktarında azalma görüldü. Işıkla polimerize olan rezin siman için 1. ve 10. gün arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yok iken dual polimerize olan rezin siman için 10. günde polimerizasyon miktarının arttığı saptandı. Bu çalışmanın sınırlamaları dahilinde, TZI restorasyonların simantasyonu için ışıkla polimerize olan simanların kullanımı önerilebilir.
Zirkonyanın farklı yüzey işlemleri sonrası rezin siman ile bağlantısının değerlendirilmesi
Rezin siman ve zirkonya restorasyonlar arasında stabil bağlantıyı sağlamak için uygun simantasyon protokolü halen araştırılan bir konudur. Bu in-vitro çalışmanın amacı, zirkonyaya rezin simanların makaslama bağlantı dayanıklılığına yüzey işlemlerinin etkisini değerlendirmektir. Sinterize zirkonya örnekler (n=192) farklı yüzey işlemi gruplarına ayrılmıştır: Kontrol, kumlama, glaze ve hidroflorik asit uygulaması ve sıcak asit solüsyonu uygulaması (n=48). Her gruptan 12 örnek rastgele seçildi ve yüzey pürüzlülüğü ölçüldü. Daha sonra her bir grup 4 alt gruba ayrıldı (n=12), 3 farklı rezin siman zirkonya yüzeylerine uygulandı. Her bir örneğin makaslama bağlantı dayanımı 5000 termal yaşlandırma sonrası değerlendirildi ve zirkonya örnekler başarısızlık tipinin belirlenmesi için stereomikroskop ile incelendi. Taramalı elektron mikroskop analizi için 2 örnek hazırlandı. Makaslama bağlantı dayanımı değerleri iki yönlü varyans analizi ve Tukey LSD testleri ile analiz edildi. Tek yönlü varyans analizi ve Tukey LSD testleri yüzey pürüzlülük değerlerinin analizi için kullanıldı. Tüm rezin simanlar için, kumlama yüzey işlemi makaslama bağlantı dayanımını arttırdı (p<0.05). Glaze ve hidroflorik asit uygulaması D-SRXU grubu hariç tüm gruplarda makaslama bağlantı dayanımı değerlerini arttırdı (p<0.05). Kumlanmış örneklerin yüzey pürüzlülüğü değerleri kontrol ve deneysel sıcak asit solüsyonu örnekleri ile benzerdi (p>0.05). Glaze grubu en yüksek yüzey pürüzlülüğü değerini sergilemesine rağmen, bu yüzey işlemi tüm gruplar için yüksek makaslama bağlantı dayanımı değeri sağlamadı (p<0.05). Taramalı elektron mikroskobu görüntüleri, makaslama bağlantı dayanımı verilerini destekledi. Bu çalışmanın sonucunda, stabil zirkonya-rezin bağlantısı sağlamak için uygun adheziv/silan bağlayıcı ajan ve yüzey işlemi kombinasyonunun kullanılması önerilebilir.
Farklı estetik abutmentların döngüsel yorulma yüklemesi sonrasında kırılma dayanımlarının değerlendirilmesi
Çalışmamızın amacı implant destekli sabit restorasyonların yapımında yaygın şekilde kullanılan titanyum abutmentların yerine estetiğin önemli olduğu ön bölgede tercih edilen zirkonyum abutmentlarla bunlara alternatif olarak yeni geliştirilen Peek abutmentların kırılma dayanımlarının karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada Bredent implant (Almanya) sistemine ait zirkonyum ve peek abutmentların çiğneme siklusu sonrası kırılma dayanımları invitro olarak değerlendirildi. Çalışma grupları: Grup 1; implantlar üzerine yerleştirilmiş 10 adet zirkonya abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında), Grup 2; implantların üzerine yerleştirilmiş 10 adet peek abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında) oluşturuldu. Tüm implantlar önce 45° açıyla akrilik bloklara (Paladent-Kulzer) gömüldü ve abutmantlar 25 Newton kuvvet ile implantlara torklandı. Daha sonra abutmentların üzerine CAD/ CAM sistemiyle (Zenotec select) zirkonyum bloklardan (Zenostar T2 Wieland) hazırlanan korlar geçici implant yapıştırıcı simanı ( Premier;ABD) ile simante edildi. Örnekler önce çiğneme simülatöründe 1,2 milyon siklusta yorma testine tabii tutuldu. Daha sonra örneklere universal test cihazında (Shimadzu, Japon) 1 mm/ dk hızla yükleme yapılarak örneklere kırılıncaya kadar yük uygulandı. Test sonucu elde edilen ortalama kırılma değerleri Peek abutment BioHPP grubunda 478,83± 66,72 N, zirkoyum abutmentlar grubunda ise 722,50± 84,71 N olarak tespit edildi. Elde edilen değerler istatistiksel olarak T-testi ile analiz edildi. Zirkonyum abutmantların kırılma dayanımının, Peek abutmentların kırılma dayanımından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek (p< 0,001) olduğu görüldü. Anahtar kelimeler: Zirkonya, seramik, peek, abutment, kırılma dayanımı
Farklı adeziv sistemler kullanılarak yapılan immediate dentin sealing (hemen dentin kapama) işleminin monolitik zirkon blokların dentine olan bağlanma dayanımı üzerine etkisi
Bu tez çalışmasının amacı; farklı universal adeziv sistemler kullanılarak yapılan immediate dentin sealing işleminin (hemen dentin kapama / IDS), farklı yüzey pürüzlendirme yöntemleri uygulanmış monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM blokların dentine olan mikrogerilim bağlanma dayanımını değerlendirmektir. 32 adet sağlam insan alt molar dişi kullanıldı. okluzal koronal 1/3 kron kısmı, yere paralel olacak şekilde bir model trimleme cihazı (MT3 Wet trimmer, Almanya) kullanılarak uzaklaştırıldı. Dişlerin dentin yüzeyleri açığa çıkartıldı. Ardından, IDS işlemi varlığı (IDS var/yok), IDS işlemi için kullanılan universal adeziv sistemlerin tipi (Single Bond Universal/SBU, Clearfil Quick Bond/CUQ, Optibond Universal/OBU) ve monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM blokların yüzey pürüzlendirme yöntemlerine göre (tribokimyasal silika kaplama/CoJet ve kumlama/SB) rastgele 8 gruba ayrıldı: 1) Grup CJ: CoJet+IDS yok, 2) Grup CJ+SBU: CoJet+Single Bond Universal, 3) Grup CJ+CUQ: CoJet+Clearfil Universal Bond Quick, 4) Grup CJ+ OBU: CoJet+Optibond Universal, 5) Grup SB:kumlama+IDS yok, 6) Grup SB+ SBU: kumlama+ Single Bond Universal, 7) Grup SB+CUQ: kumlama+Clearfil Universal Bond Quick, 8) Grup SB+OBU: kumlama+ Optibond Universal. IDS işlemi için açığa çıkan dentin yüzeylerine universal adezivler sistemler, üretici talimatları doğrultusunda self-etch modunda uygulandı. Monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM bloktan (3M Lava Plus, 3M ESPE,ABD) 4 mm kalınlığında, 10 mm genişliğinde ve 10 mm uzunluğunda örnekler elde edildi. Simantasyon öncesinde, CAD/CAM örneklerinin yüzeylerine, CoJet yönteminde 30 µm silika kaplı alüminyum oksit (Al2O3) partikülleri (CoJet Sand, 3M ESPE, ABD) 2.8 bar basınçta ve SB yönteminde ise 50 µm boyutunda Al2O3 partikülleri 3 bar basınçta, 10 mm mesafeden ve 10 sn süre ile uygulandı. Ardından, CAD/CAM örnekleri, dentin yüzeylerine self-adeziv dual-cure bir rezin siman ( Rely X U200, 3M ESPE, ABD) ile üretici talimatları doğrultusunda simante edildi. Tüm örnekler, 24 saat boyunca 37°C'de distile suda bekletildi ve ardından termal siklus cihazı (SD Mechatronik Termocycler, Almanya) kullanılarak 10.000 termal döngüye (5ºC-55ºC) tabi tutuldu. Zirkonya-dentin çubukları (2x2x8 mm) elde etmek için, bir mikrokesme cihazı (Isomet 1000, Buehler Ltd., Lake Bluff IL, ABD) ile örneklerden dikine kesitler alındı. Bir universal test cihazı (Microtensile Tester, Bisco Inc, ABD) ile 1 mm/dk piston başlığı hızında, örneklerde başarısızlık gelişinceye kadar mikrogerilim bağlanma dayanım testi uygulandı (n=16). Başarısızlık tipleri, 15x büyütme altında stereomikroskop (Leica MZ 21, Leica Microsystems, Türkiye) kullanılarak analiz edildi. Yüzey pürüzlendirme işlemleri sonrası, CAD/CAM blokların yüzey pürüzlülüğü (Ra, µm), kontakt profilometre cihazı (Mahr GmbH, Mahrsurf PS1, Göttingen, Almanya) kullanılarak ölçüldü(n=10). Ayrıca, her yüzey pürüzlendirmesinden birer örnek, yüzey morfolojisi için taramalı elektron mikroskobu (SEM) (Evo LS10, Zeiss, Oberkochen, Almanya) kullanılarak analiz edildi. Yarı-kantitatif kimyasal mikroanalizleri, enerji dağılımlı x-ışını spektroskopisi (EDS) kullanılarak gerçekleştirildi. Morfolojik analizleri için, tüm grupların zirkonya-dentin ara yüzeyleri SEM ile incelendi. İstatistiksel analizlerde, iki yönlü ANOVA ve Bonferroni testi kullanıldı (p<0.05). IDS varlığına göre kıyaslandığında, Grup CJ+OBU, Grup CJ'ye kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı gösterirken (p<0.05); Grup CJ+SBU ve Grup CJ+CUQ, Grup CJ'ye göre istatistiksel olarak benzer ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p>0.05). Grup SB+SBU, Grup SB+CUQ ve Grup SB+OBU, Grup SB'ye göre istatistiksel olarak benzer ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p>0.05). IDS işlemi uygulanan gruplar kıyaslandığında; sırasıyla, Grup CJ+OBU, Grup CJ+CUQ'ya göre ve Grup SB+OBU, Grup SB+CUQ'ya göre istatistiksel olarak daha yüksek ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p<0.05). Yüzey pürüzlendirme yöntemlerine göre kıyaslandığında, tüm gruplar arasında ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0.05) Yüzey pürüzlendirme işlemleri sonrası, kontakt profilometre ölçümlerine göre, her iki yüzey pürüzlendirme yöntemi arasında, ortalama yüzey pürüzlülük değerleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Yüzey morfolojilerinin SEM analizleri ile CoJet uygulanan örnekte, SB'ye göre daha pürüzlü ve düzensiz bir görüntü gözlenmiştir. EDS analizlerine göre; SB uygulanan örnek için, Al miktarı daha fazla bulunmuşken; CoJet uygulanan örnek için Si miktarı daha yüksektir. Zirkonya-dentin ara yüzeylerinin SEM analizleri, Grup CJ+OBU ve Grup SB+OBU için uzun rezin tag oluşumları ile beraber kalın ve devamlı bir hibrit tabaka gözlemlendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, Grup CJ için hibrit tabakada ayrılmalar tespit edilmiştir. Test edilen grupların çoğunda, Grup CJ hariç, sıklıkla karşılaşılan başarısızlık tipi karma başarısızlık olmuştur. CoJet ile yüzey pürüzlendirmesi sonrası, monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM bloklarının dentine olan bağlanma dayanımı, Optibond Universal ile IDS işlemi uygulanan grup için, IDS uygulanmayan gruba göre belirgin olarak daha yüksek bulunmuştur. Her iki yüzey pürüzlendirme yöntemi sonrası, Optibond Universal ile IDS işlemi, Clearfil Universal Bond Quick ile IDS işlemine kıyasla, belirgin olarak daha yüksek bağlanma dayanımına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: hemen dentin kapama, CAD/CAM, zirkonya, kumlama, tribokimyasal silika kaplama, bağlanma dayanımı.
Zirkonya esaslı alt yapı sistemlerinin optik özelliklerinin kubelka-munk analizine göre değerlendirilmesi
Zirkonya seramikler yüksek mekanik özellikleri, biyouyumlulukları ve çiğneme güçlerine karşı gösterdikleri direnç ile günümüzde kullanılmaktadır. Diğer tam seramik sistemlerle karşılaştırıldığında alümina, spinell ve feldspatik porselenlere göre zirkonya alt yapıları daha opaktır. Alt yapı materyali üstün estetik sonuçlar için translusent olmalıdır. Bu çalışmanın amacı; farklı zirkonya alt yapı sistemlerini renk ve translusensi özellikleri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada beş farklı zirkonya alt yapı sistemi; Rainbow, Rainbow-translucent, Ice Zirkon, Prettau ve Lava değerlendirilmiştir (n=16 her grup). 14 mm çapında ve 0,5 mm kalınlığında hazırlanan her gruba ait zirkonya örnekler rastgele iki gruba ayrılmıştır. Her sisteme ait örneklerin yarısı (n=8) kalınlığı 1 mm olan feldspatik porselen ile kaplanmıştır. Diğer yarısı ise (n=8) sadece altyapı olarak değerlendirilmiştir. Işık yansımasının değerlendirilmesinde PR705 spektroradyometre cihazı kullanılmıştır. Yansıma değerleri L*, a*, b* (CIELAB) değerlerine dönüştürülmüştür. Sonrasında renk ve translusensi özelliğini değerlendirmek için Kubelka-Munk teorisi kullanılmıştır. Sonuçların istatistiksel değerlendirmesinde tek yönlü ANOVA ve müteakiben ikili karşılaştırmalarda Ryan-Einot-Gabriel-Welsch-Q testi kullanılmıştır (α=0,5). Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre veneer uygulanmamış altyapı materyalleri karşılaştırıldığında Rainbow-translusent zirkonya örnekleri en düşük translusensi değerini gösterirken Prettau zirkonya kor materyali en yüksek translusensi değerini göstermiştir. Benzer şekilde, porselen ile veneerlenmiş zirkonya kor materyalleri karşılaştırıldığı zaman, en düşük ve en yüksek ΔE değerleri sırasıyla Rainbow-translusent ve Prettau zirkonya gruplarında izlenmiştir. Çalışmanın sınırları dâhilinde, Kubelka-Munk teorisinin translusensi parametresinin değerlendirilmesinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca farklı zirkonya altyapı materyallerinin translusent özelliklerinde farklılıklar izlenmiştir. Klinik kullanımda; restorasyon yapılacak dişin yanındaki diş translusent ise veya translusent restorasyona ihtiyaç duyuluyorsa yüksek translusensi değerine sahip zirkonya seramik, buna karşın restorasyon yanındaki diş opak ise ya da altttaki renklenmiş dişi maskelemek için opak bir materyale ihtiyaç duyulursa düşük translusensi değeri gösteren zirkonya seramiklerin kullanımı uygun olarak değerlendirilmiştir.