Düzce University
Anabilim Dalı

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Düzce University

3.886

Arşivlenen Tez

33

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Kudâme'nin el-Muğnî isimli eserinin nikah bölümünde yer alan Hanefî görüşlerin tahkik ve tahlili

Hanbelî fakihi olan İbn Kudâme (ö.620/1223) Hanbelî mezhebinin temel eserlerinden el-Muğnî'nin müellifidir. Bu kapsamlı eser fıkhî alanda mezheplerarası karşılaştırmalı bir eser konumundadır. Hanbelî mezhebi görüşleri yanında diğer mezheplerin muvafık ve muhalif görüşlerine de bu eserde yer verilmektedir. Onun aktardığı görüşlerden bir kısmı da Hanefî mezhebine ait görüşlerdir. Bu araştırmada el-Muğnî'nin nikâh bölümündeki Hanefî mezhebine ait görüşlerin tespit ve tahkiki yapılmaktadır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, amacı, kaynakları ve sınırlıklarını ele alınmakta, birinci bölümde de İbn Kudâme'nin hayatı ve ilmi kişiliğine dair bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde ise el-Muğnî'deki nikâh babında Hanefilere atfedilen görüşlerin tespiti ve tahkiki yapılmaktadır. Bu kısımda Hanefi âlimlere yapılan atıflar toplamı yaklaşık 127'dir. Bu atfedilen görüşler Hanefi kaynakları ile karşılaştırılmış ve bu konuda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İslâm hukuku, nikâh, İbn Kudâme, el-Muğni, Hanefi, Hanbeli

Rezan Safi Alsebai
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed Mustafa el-A'zamî ve hadis ilmindeki yeri

Doğunun geleneksel ilim usulleri ile Batının seküler araştırma, inceleme ve yöntemlerini şahsında birleştiren Mustafa el-A'zamî, Batı sömürgeciliğine paralel olarak yükselişe geçen oryantalist fikir akımlarının Müslüman Doğuyu sardığı bir zaman diliminde, oryantalizmin merkezi olan Batıda ilmî bir mücadeleye girişmiş, Kur'an ve Sünnet üzerinde yapılmaya çalışılan itibarsızlaştırma operasyonlarına karşı bizzat oryantalistlerin kendi dillerinde ve kendi argümanlarıyla ilmî reddiyeler yaparak haklı bir şöhretin sahibi olmuştur. el-A'zamî aksiyoner bir ilim adamıdır. Ancak bu faaliyetleri tamamen ilim ve fikir düzeyindedir. Taassup ve fikri savrulmalardan uzak bir inanışa sahiptir. el-A'zamî'yi bazen yetiştiği medreseyi ve medresenin ders müfredatını eleştirirken görürüz bazen de batılı kaynakları eleştirirken. el-A'zamî her zaman gerçeğin peşine düşmüştür. el-A'zamî için hadisin ve sünnetin kendisi amaç değil araç olmuştur. Çalışmaları daha çok Sünnet ve Hadis üzerine olan el-A'zamî, ömrünün sonlarına doğru Kur'an eksenli çalışmalar yapmıştır. Kur'an ve Sünnet hususunda çok ayrıntılı araştırmalar yapmış ve bu alanda birçok katkıda bulunarak Kur'an ve Hadis literatürüne çok önemli eserler kazandırmıştır. İlk akademik çalışması olan İlk Devir Hadis Edebiyatı isimli doktora tezi özellikle batılı ilim çevrelerinde çok büyük ses getirmiştir. Hadislerin henüz Hz. Peygamber hayattayken yazıldığını, yazım faaliyetinin ilk asırdan itibaren başladığını ispat etmek üzere yapılan bu çalışma ile tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Zira el-A'zamî'nin bu çalışmasından önce bu konuda yazılan eserler gerek içerik olarak gerek üslup olarak yeterli etkiyi gösterememiştir. el-A'zamî yaptığı tahkik çalışmalarıyla ibn Huzeyme'nin Sahih isimli eserinin kaybolan kısımlarını gün yüzüne çıkarmış, Muhaddislerin Hadis Tenkit Yöntemi isimli eseri ile Muhaddislerin kriter ve ölçülerinin net ve objektif formüller üzerine bina edildiğini ortaya koymuş ve Hz. Peygamber'in kâtip sayısını 65'e çıkararak otantik çalışmalar yapmıştır. Böylece İslâm dünyasında da hak ettiği değeri görmüştür. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Hadis-Sünnet, Mustafa el-A'zamî, Oryantalizm.

Mehmet Ali Dağlı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fecr ve Mücadele sûrelerinin tahlili

Biz bu tezimizde öncelikle Kur'ân'ın muhatap aldığı kesimin sosyal-siyasal yapısı, ekonomik durumu, Cahiliyye Dönemi dinî ahlakî yapısı üzerinde durarak dönem hakkında bilgi sahibi olmayı amaçladık. Bununla beraber Kur'ân'ı anlama noktasında önemli olan Mekkî-Medenî durum ve tedricilik üzerinde durarak 23 yılda nâzil olan Kur'ân'ın yavaş yavaş değiştirdiği toplum yapısı üzerinden sûreyi incelemeyi hedefledik. Bu bağlamda Fecr ve Mücâdele sûrelerini dönemi açısından klasik ve çağdaş tefsirlerle değerlendirip rivâyet ve dirâyet ile mana bütünlüğü oluşturmaya çalıştık. Kur'ân, 610 yılında tedrici olarak inmeye başlayan ve muhatap olduğu toplumun sosyal ve beşerî yapısındaki sorunları çözme noktasında eğitim sergileyen bir hitaptır. Konumuz olan Fecr sûresinde müşriklerin zaten âdetleri olan gün ve gecelerdeki dini yaşayışları üzerine yemin edip daha önceki bozuk kavimlerin güçlü dahi olsa azaba uğradıklarından bahsetmekte ve müşriklerin özellikleri üzerinden oluşturmayı hedeflediği olgun Müslüman karekterini ifade etmektedir. Mücâdele sûresinde de ele aldığımız üzere kadına değer, münafıkların durumu, meclis âdabı, hizbu'ş-şeytan ve Fecr sûresinde de bahsedilen Allah'ın razı olduğu ve kendilerinin de Allah'tan razı olduğu kulları olan Hizbullahtan bahsederek toplum düzeni ve olgun Müslümanın olması gereken karekterî özelliklerden bahsetmektedir. Âyetleri incelerken ilahi hitaptaki hikmeti anlama ve bulmada vesile olan, bunu arayan müfessirler, Kur'ân'ın muhatap olduğu toplumu, zamanı, mekânı vs. bilmesi önemlidir. Nitekim mesajın bağlamı, anlamı bağlamaktadır. İncelediğimiz tefsirlerden Fecr ve Mücâdele sûrelerini ele alan kısımları rivâyet ve dirayet açısından kronolojik olarak incelememiz Kur'ân'ın mana bütünlüğünün ve İbni Teymiyye'nin dediği gibi iskeletin bozulmaması noktasında önemli bir adım olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fecr, Mücâdele, Mekke, Medine, Tahlil.

Ahmet Yat
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm hukuku'nda istihkak davaları

İnsanlar birtakım temel haklara sahip olarak dünyaya gelirler ve büyüdükçe bunlara daha başka haklar da eklenir. Yaşama hakkı, dokunulmazlık, din ve vicdan özgürlüğü, çalışma özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü bunlardan bazılarıdır. Bu haklardan biri de sahibine geniş bir yetki veren mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkı kişiye hayatta iken edindiği mallar üzerinde kullanma, tasarrufta bulunma ve yararlanma yetkisini sağlayan haktır. Bu hak taşınır ve taşınmaz mallar ile söz konusu mallardaki bütün parça ve eklentileri kapsamaktadır. Bahse konu olan geniş kapsamı sebebiyle mülkiyet hakkına verilen ehemmiyet gerek içtimai gerekse dini açıdan oldukça büyüktür. Bireylerin sahip oldukları bu hakkı korumak amacıyla konulan pek çok kanun ve kural bulunmaktadır. Bunlardan biri de mülkiyet hakkını korumayı amaçlayan ve malı haksız olarak elinde bulunduran kişiden geri almayı sağlayan istihkak kanunlarıdır. Günümüz hukukunda tüm ayrıntılarına kolaylıkla ulaşabileceğimiz istihkak konusunun İslâm hukukunda nasıl yer aldığı, klasik kaynaklarda ne şekilde işlendiği hususunda elimizde bulunan Türkçe veriler oldukça azdır. Biz de bu tespit üzerine böyle bir tez konusu seçerek, istihkak kavramının İslâm hukukundaki hükümlerini yer yer günümüz hukuku ile karşılaştırarak ele aldık. Çalışmamız sonucunda İslâm hukukunda yer alan istihkak meselesine ilişkin hükümler ile günümüz hukukundaki hükümler arasında benzerliklerin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna mukabil, günümüz hukukunda istihkak davasının açılabildiği haller arasında yalnızca haciz ve miras işlemleri bulunurken; İslâm hukukunda ise mülkiyetin söz konusu olduğu, muamelat bölümüne giren neredeyse her başlıkla ilgili istihkak davası açılabildiği görülmüştür.

Elif Aybüke Yeşilyurt
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Acibe'nin Bahru'l-Medîd adlı tefsirinde aile hukukuna dair ayetlere yapılan işârî yorumlar

Tez çalışmamıza konu ettiğimiz "el-Bahrü'l-Medîd fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Mecîd" adlı eser, Faslı mutasavvıf ve müfessir İbn Acîbe (ö. 1224/1809) tarafından kaleme alınmış bir işârî tefsîrdir. İbn Acîbe tefsîri Bahrü'l-Medîd'de Kur'ân'ın tamamını hem zahirî hem de batınî/işârî yöntemle tefsîr etmiştir. Çalışmamızda İbn Acîbe'nin mezkur eserindeki İslam aile hukukuna dair ayetleri işârî tefsîre nasıl konu ettiği araştırılmıştır. İslam aile hukukuyla ilgili olan ve Allah'ın açık ve kesin bir dille beyan ettiği ayetleri bir mutasavvıfın keşf ve ilham gibi farklı bakış açısıyla nasıl yorumladığı üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu özel konu üzerinden ilerlediğimiz temel mesele aslında İslam'ın üçüncü yüzyılından itibaren mevcudiyetini korumaktadır. Bu meseleye Bahrü'l-Medîd'in münâkehât/aile hukuku ile ilgili ayetleri özelinde bir inceleme üzerinden bakılmıştır. Tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İbn Acîbe'nin hayatı ile ilgili özet bilgilere ve ilmî kişiliğine yer verilmiştir. İkinci bölümde İbn Acîbe'yi ve tefsîrini anlayabilmek için işârî tefsîr hakkında genel bilgiler verilmiş; ayrıca tezimize konu edindiğimiz Bahrü'l-Medîd adlı eser, işârî tefsîr açısından genel hatlarıyla irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise eserimiz hakkında daha sağlıklı yorumlar yapabilmek için özel bir başlık adı altında –İslâm aile hukuku ayetleri kapsamında- bir yol takip edilmiştir. Böylece ilgili ayetleri tek tek inceleyerek İbn Acîbe'nin ayetleri önce zâhirî sonra da işârî olarak nasıl yorumladığı tespit edilmiştir. Tespitler neticesinde ise tefsîr ve tasavvuf sahasında yazılan bir esere fıkhî bakış açısıyla yaklaşarak ilmî camiaya katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

Mahide Şen
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm'e göre insanın sorumluluğu ve samimiyet ile ilişkisi

Allah Teâlâ, Kur'ân'da, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettiğini ancak onların bu emanetin sorumluluğundan çekindikleri için kabul etmediklerini, bu yükümlülüğü insanın kabul ettiğini bildirmektedir. Dolayısıyla sorumluluğu Cenâb-ı Hakk'ın insana teklif ettiği ve onun da yüklendiği bu büyük emanetin hakkını vermek olarak ifade etmek mümkün görünmektedir. Dolayısıyla insanın varoluş gayesinin temelini oluşturan sorumluluk, kişinin dinî ve dünyevî hayatını şekillendirmesine imkân sağlayan önemli bir duygudur. Kişinin hem dünya hem de ahiret hayatına yönelik olumlu katkı sağlayan sorumluluk bilinci, dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden en önemli hasletlerden biridir. Söz konusu ideale ulaşmak bireyin dinî ve sosyal hayatta yerine getirmekle sorumlu olduğu vazifelerini bu bilinç doğrultusunda ihlâs ve samimiyet üzere gerçekleştirmesiyle mümkündür. Böylece kişi sorumluluk bilinciyle hareket etmek suretiyle toplumda erdemli bireylerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Bu bilince sahip olmayan kişinin ise hevâ ve heveslerinin peşinden giderek kendisine fayda sağlamadığı gibi aynı zamanda içinde yaşadığı topluma da zarar verebilecek davranışlarda bulunması söz konusu olabilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bazı mü'minlerin sorumluluk bilincine aykırı şekilde hareket ettiklerinde hem onların hem de tüm toplumun birtakım sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Nitekim Uhud Savaşı'nda bazı kimselerin sorumluluk bilinciyle örtüşmeyecek şekilde hareket etmeleri, bazılarının da görev yerlerini terk etmeleri onlarca Müslümanın şehit olmasına sebeb olmuştur. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.) bunun neticesinde yaralanmış ve çok zor durumda kalmıştır. İşte İslâm'ın ilk dönemlerinde yaşanan bu olay, bazı kimselerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmediğinde büyük felaketlerle yüzleşmek zorunda kalacağımıza dair bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Bu sebeple kişinin sorumluluk bilinci ve samimiyet duygusuyla hareket etmesi hem bireysel hem de toplumsal bakımdan büyük önem arz etmektedir. Cenâb-ı Hakk'ın kullarından istediği, kendisinin tek yaratıcı olarak kabul edilmesi, zâtına ortak koşulmaması ve samimiyetle ibadet edilmesi, insanların sorumluluklarını yerine getirmeleri ve ahiret için hazırlık yapmalarıdır. Kişi bu görevlerini içtenlikle yerine getirdiği takdirde ideal anlamda Rabbine kul olabilmektedir. Aksi halde dünyada birtakım zorluklarla karşılaşabileceği gibi ahirette de azap görebilir. Bu itibarla araştırmamızda sorumlulukların samimiyet ile ilişkisi ele alınarak sorumlulukları içtenlikle yerine getirmenin ideal bir mü'min olma, erdemli bir hayat sürme ve ahiret hayatına hazırlık yapma hususundaki önemli etkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Elde edilen bilgilerden çıkarılan sonuca göre kişi bütün inanç, söz, fiil ve davranışlarında içten ve samimî olmalı, gösteriş ve yapmacık davranışlardan uzak durmalıdır. Yaratıcıya kulluğun ve ahlâklı bir insan olmanın temel ölçütü; ihlâslı olmaktır. Dinin samimiyet olarak tanımlanması bu ölçütü doğrulamaktadır. Kişi, Rabbine ve diğer varlıklara hatta kendi nefsine karşı samimiyet ve içtenlikle hareket etmek suretiyle hayatını daha anlamlı hale getirme fırsatını yakalayabilecektir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Sorumluluk, İhlâs, Samimiyet.

Kur'an-ı KerimSamimiyetSorumluluk+3
Ayhan Gür
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda evliliğin sona ermesi bağlamında Talâk Sûresi'nin tahlili

Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, sınırlandırılması, yöntemi, literatürü ve sunumu hakkında bilgiler verildi. Birinci bölümde evliliğin sona ermesi ile ilgili konularda çok fazla detaya girmeden klasik ve günümüz kaynaklarından istifade ederek genel bilgiler verildi. İkinci bölümde ise tezimizin asıl konusunu teşkil eden İslâm hukukunda evliliğin sona ermesi bağlamında Talâk Sûresi'ni tahlil etmeye çalıştık. Başta Kur'ân ve Sünnet olmak üzere, klasik dönem İslâm kaynaklarından, günümüzdeki kaynaklardan istifade ederek konumuz hakkında tahliller yapıldı. Karşılaştırmalar yapılıp, farklılıklar veya benzerlikler ortaya konuldu. İçerik olarak talâk, talâkta ve ric'atta şahitlik, iddet, iddet esnasında kadının nerede kalacağı, boşanma durumunda erkek ve kadının çocuğun emzirilme konusundaki sorumlulukları, kadının iddet esnasında nafaka hakkı gibi konular değerlendirildi. Sonuç bölümünde genel değerlendirme ile araştırmamız tamamlandı. Anahtar Kelimeler: Talâk, Talâk Sûresi, İddet, Nafaka

BoşanmaKur'an-ı KerimNafaka+5
Edip Korkmaz
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alman ve İtalyan oryantalizminde Arap edebiyatı -Carl Brockelmann ve Carlo Alfonso Nallino örneği-

İki isim özelinde oryantalizmin Arap edebiyatına etki ve katkısını ele aldığımız bu çalışmada ilkin genel olarak oryantalizmin neliğinden söz ettik. Bu kapsamda oryantalizmin Doğulu ve Batılı düşünürlere göre anlamı, tarihi, hedef ve araçlarına dikkat çektik. Ayrıca Alman ve İtalyan oryantalizminin yanı sıra İngiliz, Fransız, İspanyol ve Amerikan ekollerine ve bu ekollerin önde gelen temsilcilerine ve eserlerine yer verdik. Sonrasında Alman oryantalizminin özellikleri, araştırma alanları ve araçları ortaya konulmuş, Carl Brockelmann'nın hayatı, çalışmaları ve eserlerinden bahsedilmiş, Arap edebiyatı alanındaki "Târîhu'l-Edebi'l-'Arabî" adlı nadide eseri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Görülmüştür ki müellif, daha ziyade Cahiliye şiirine önem atfetmiş, İslam'ın edebiyatı olumsuz yönde etkilediğini, hatta ona katkı sağlamadığını belirtmiştir. Risalet ve Hulefâ-yi Râşidîn yıllarını, ayrı bir dönem olarak değerlendirmek yerine Cahiliye döneminin devamı olarak görmüştür. İtalyan oryantalizmi ve önde gelen temsilcisi Carlo Alfonso Nallino da bu çalışmada ele alınmış, "Târîhu'l-Âdâbi'l-'Arabiyye" adlı eseri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Görülmüştür ki Nallino bu eserini yazarken çeşitli sahih kaynaklar yerine, tabakat ve rical edebiyatında "güvenilir" addedilmeyen Ebü'l-Ferec el-İsfahânî'nin (ö. 356/967), Emevî ve Abbâsî dönemlerinde yaşayan şarkıcı ve bestekârlarları tanıtmak için kaleme aldığı el-Eġānî adlı eserinden istifade etmiştir.

Adnan Hajı Mohamad
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İsrâîliyyâtın İslam kelamına etkisi bağlamında beklenen kurtarıcı düşüncesi

Birçok dinin eskatolojisinde kurtarıcının geleceğine, adaleti ve düzeni tesis edeceğine inanılmaktadır. Bu düşünceye İslam kültüründe de rastlanılmaktadır. "İsrâîliyyâtın İslam Kelamına Etkisi Bağlamında Beklenen Kurtarıcı Düşüncesi" adını taşıyan çalışmamızda güncelliğini her dönem korumakta olan beklenen kurtarıcı inancının isrâili haberlerdeki dayanağı ve İslam kültüründe nasıl yorumlandığı ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi, yöntemine değinilirken birinci bölümünde isrâiliyyât kavramı üzerinde durularak bu kavramın ortaya çıkış serüveni, Hz. Peygamberin isrâili haberlere bakış açısı, bu haberlerin İslam kültürüne dahil oluşu incelenmiştir. İsrâili haberlerde ön plana çıkan isimlerin beklenen kurtarıcı inancı ile ilgili rivayetleri hakkında da bilgi verilmiştir. İkinci bölümde beklenen kurtarıcı inancının sosyo-psikolojik temellerine değinilerek İslam dışı dinlerdeki beklenen kurtarıcı inancı incelenmiş, kurtarıcıların özelliklerinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde İslam kültüründe beklenen kurtarıcı inancına referans olarak gösterilen ayetler ve hadis rivayetleri hakkında bilgi verilmiş ve bu inancın İslam tarihindeki serüveni ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yine bu bölümde İslam itikadi mezhepleri arasında bu inancın nasıl değerlendirildiğine, yorumlandığına ve bazı dini yapılanmalardaki beklenen kurtarıcı inancına değinilmiştir. Dördüncü ve son bölümde Mehdîlik iddialarıyla ortaya çıkan isimler etrafında Mehdî tasavvurları konu edinilmiş, bu kişilerin iddialarına yer verilmiştir. Sonuçta ise beklenen kurtarıcı inancının aslında başka kültür ve inançlardan İslam kültürüne dahil edildiği ve bu inancın toplumda nelere yol açabileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İsrâiliyyât, Yahudilik, Hıristiyanlık, Mehdî, Mesih. Kurtarıcı

MehdiMesih
Esra Hergüner
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkrime el-Berberî ve tefsir ilmindeki yeri

Yüce Allah, insanlığa son kez göndermiş olduğu ilahî vahyi bundan yaklaşık on dört asır önce son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.s.) göndermiş ve gönderdiği bu vahyi muhataplarına açıklama görevini de yine ona vermiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), bu görevi üstlenmiş ve farklı vesilelerle ilahî mesajı muhataplarına tebliğ ve tefsir etmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.s.) vefatıyla bu görev sahabe tarafından üstlenilmiş ve genişletilerek sürdürülmüştür. Sahabeden sonra gelen nesil olan tabiîn nesli, kendileri-ne intikal eden bu tefsir mirasına sahip çıkarak bu alanda kıymetli şahsiyetler yetiştirmiştir ki bunlardan biri de İkrime el-Berberî'dir. Hadis, fıkıh ve kıraat ilimlerinde de söz sahibi olan İkrime el-Berberî tabiîn dönemi tefsir faaliyetleri bakımından önemli bir yere sahiptir. Kaynaklarda İkrime el-Berberî'ye ait bir tefsir kitabından söz edilmiş olsa da bu eser elimizde mevcut değildir. Ancak onun tefsire ilişkin rivayetleri klasik tefsir kaynaklarında çokça yer almaktadır. Bu çalışmada müfessirimiz hakkında bilgi veren tabakat kitapları ile rivayet ve dirayet tefsirlerinden istifade edilerek tabiîn dönemi âlimlerinden İkrime el-Berberî'nin tefsir anlayışı ve âyetleri tefsir ederken kullandığı yöntemler ortaya konulmuştur.

BiyografiDirayetKur'an-ı Kerim+4
Ebrar Usta
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehdilik algısı perspektifinde kadıyânîlerin güncel faaliyetleri

Çalışmamızda mehdilik algısının Kadıyânî Cemaatine yansımaları ve bu etkiler sonucu Kadıyânîlerin güncel faaliyetleri çalışılmıştır. Çalışmanın giriş kısmında, ele aldığımız cemaatin iddiaları açısından önemli gördüğümüz ve yol haritamızın başlangıcı olarak belirlediğimiz kavramsal çerçevede mesih, mehdi ve müceddid kelimelerinin kökenine inilmiştir. Bu ifadelerin teoloji alanında ortaya çıkış sebepleri de söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Kadıyânî Cemaatinin teşekkül ettiği ve öğretileri üzerinde derin etkileri bulunan Hint alt-kıtasının sosyo-kültürel ve dini yapısı hakkında bilgi verilip çalışmamızın öznesi olan Kadıyânîliğin tarihsel serüveni ve kurucusu Mirza Gulam Ahmed'in hayatı hakkında malumatlar aktarılmıştır. Mirza Gulam Ahmed'in kurtarıcılık misyonları olan müceddidlik, mesihlik, mehdilik, mübüvvet ve Krişna görüşleri bağlamında kavramsal analiz yapılmış ve Gulam Ahmed'in konuyla ilgili iddialarına yer verilmiştir. Eskatolojik inanca sahip İbrahimî dinler ve nüveleri birinci bölümün son kısmında Kadıyânîlik ile karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve mevcut kurtarıcı inanışlarının Kadıyânîliğe yansımaları aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Kadıyânî Cemaat geçmişinin kurtarıcılık izleri ışığında hareket edilmiş ve günümüze yansıyan aksiyonlarına vurgu yapılmıştır. Özellikle resmi olarak yayımladıkları Maneviyat Dergisi, internet siteleri, Youtube kanalları ve güncelleştirilmiş baskılı yayınlar detaylı incelemeye tabi tutulmuştur. Böylelikle Kadıyânîlerin modern literatürü taranmış ve kurtarıcı fikrinin yansımaları tespit edilmiştir. Ortaya çıkan neticelerin cemaatin kurucu ilkesi olan kurtarıcı inancına göre yorumlandığı ve gerçekleştirilen faaliyetlerin bu minvalde olduğu saptanmıştır.

Vildan Metin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl evrim anlayışı ve reddiyeleri

Akıbetini anlamlandırma açısından yeterli donanıma sahip olmayan insanoğlu, bu tür bilgileri kelâm ilmi içerisinde sem‟iyyât olarak nitelendirmekte ve istidatlarının sınırları sebebiyle tecrübe dışı bilgi konumuna dâhil etmekte, elinden geldiği kadarıyla, geçmişin izini sürerek buradan edindiği bilgilerle geleceğine ışık tutmaya çalışmaktadır. Nitekim insan hayatı boyunca karşılaşacağı tüm zorluklara rağmen yaşamını devam ettirebilmek için geçmişini ve geleceğini anlamlı bir zemine koyarak ruhsal açıdan tatmin olma ihtiyacı hissetmektedir. Aksi takdirde amaçsızca, anlamsızca yaşam sürmek onu tedirgin etmekte ve kafasındaki soru işaretleri huzurlu bir yaşam sürmesine engel olmaktadır. Bu ihtiyacını gidermeye çalışan insan, günümüzde olduğu gibi geçmişte de söz konusu gayretinin bir gereği olarak pek çok girişimde bulunmuştur. Bu sebeple insanlık tarihinde pek çok önemli ilim adamının temel gayesi bir ilk neden bulabilmek ve bu yolla hayatı anlamlı hale getirebilmektir. Söz konusu çabanın bir ürünü olarak Yunan Filozofları, varlığın başlangıcını arkhe dedikleri bir ilk nedene bağlarken, semavi dinlerin kutsal kitaplarında varlığın sebebi mutlak yaratıcının yoktan var etmesi (ex nihilo) şeklinde aktarılmaktadır. Günümüzde ise ilk neden sorusuna aranan cevapların başında 19. Yüzyıldan itibaren önemli bir gündem konusu olan evrim teorisi gelmektedir. Pek çok farklı varyasyonları bulunmakla beraber ana hatta varlığın ilk hücreden çevre şartlarına bağlı olarak zaman içerisinde geliştiği ve bugünkü halini aldığını ifade eden evrim teorisi, anlatılarını bilimsel veriler ile savunma gayretindedir. Her ne kadar bilimsel verileri kullanmakta olsa da evrimin gerçekliği bugün de ifade ettiğimiz şekilde bir teori olarak kalmıştır. Ancak 19. Yüzyılın zihinsel dinamiklerinin sahip olduğu katı natüralist- ve materyalist anlayış, evrim teorisini dinlerin safsatadan ibaret olduğunun bilimsel kanıtı şeklinde yorumlamıştır. Evrim teorisi gerçekten 19. Yüzyılın natüralist-materyalist düşünürlerinin savunduğu gibi dini inançların gerçek dışı olduğunun kanıtı mıydı? Yoksa söz konusu düşünürler evrim teorisini kendi iddialarına bir dayanak olarak kullanarak onun ifade etmekte olduğu verileri kendi amaçları doğrultusunda suistimal mi ettiler? Evrim İslâm dinine entegre edilebilir bir teori midir? Yoksa mutlak bir yaratıcı fikri ile çelişerek İslâm dini ile bağdaştırılamaz iddiaları mı içermektedir? İşte dini inançlar açısından evrim teorisini ele almanın gereği bu soruların cevapları açısından önem arz etmektedir.

Emin Yıldırım
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nübüvvet, Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair kavramlar ve peygamberlerin beşeri yönü

Bu araştırma, İslam inanç esaslarının temel ilkelerinden biri olan nübüvveti konu etmektedir. İslam inanç sisteminde, nübüvvet vahyin ilk muhatabını ve hayata yansıyan yüzünü temsil eder. Elçiler, Allah tarafından seçilmiş ve görevlendirilmiş beşer şahsiyetlerdir. İslam âlimleri, nübüvvet hakkında farklı yorumlarda ve değer-lendirmelerde bulunmuşlardır. Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair çok sayıda kavram geçmektedir. Bu kavramlar nübüvvette elçilerin sorumluluk, görev ve niteliklerini ifade etmektedir. Kur'an-ı Kerim, elçilerin beşerî özelliklerine özel vurgu yapmıştır. Bu bağlamda Kur'an, elçilerin farklı beşerî özelliklerine yer vermiştir. Elçilerin insan-lar içinden seçilmesi ve insanlara gönderilmesi vahyin anlaşılması ve hayata geçirilme-si açısından önemlidir. Bu yönleri ile elçiler insanlar için model şahsiyetlerdir.

Beşeri özelliklerElçilikKur'an-ı Kerim+3
Cihan Kuzu
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâtürîdî'nin Kur'an'da nübüvvete dair kavramlar hakkındaki görüşleri

İslam inanç ilkelerinden biri de nübüvvettir. Nübüvvet, vahyin anlaşılması, yorumlanması ve hayata yansıtılması hususunda merkezi bir konumdadır. İmam Mâtürîdî, İslam düşünce tarihinin önemli şahsiyetlerinden birisi olan, kullandığı yöntemi, görüşleri ve eserleri ile Ehl-i Sünnet düşüncesinin önemli kolunu oluşturur. Mâtürîdî, İslam düşüncesinde akıl ve nas bağlamında özgün görüşler ortaya koymuş ve Mâtürîdî ekolüne öncülük etmiştir. Kendisinden sonra gelen pek çok âlimi bu hususlarda etkilemiştir. Bu yüzden Mâtürîdî ve ona tabi olan âlimler üzerinde önemli çalışmalar yapılmış, eserleri, görüşleri ve metodolojileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Mâtürîdî'nin nübüvvete dair görüşlerinin Mâtürîdî akaidi ve Ehl-i Sünnet düşüncesi içinde önemli bir yeri vardır. Mâtürîdî'nin nübüvvet hakkındaki görüşlerini derinlemesine ve etraflıca ortaya koymak bu açıdan önemlidir. Mâtürîdî'nin, Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair geçen kavramlara yüklediği anlam ve görüşlerinin yapacağımız çalışmamıza daha etraflıca ve derinlemesine ortaya konmasına yardımcı olacağını umarız.

BiyografiKavramlarKur'an-ı Kerim+4
Yüksel Mutlu
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belâgat ilminde ʿAlâka ve Mahmûd el-Antâkî'nin Risâletü'l-istiʿâre adlı eseri

18. yüzyılla birlikte belâgat ilmi altın çağlarını yaşamış, en önemli eserlerini vermişti. Bu yüzyılda artık belâgat klasikleri olarak kabul edilen eserlere telhisler, şerhler ve hâşiyeler yazılmaktaydı. Bu sayede klasik belâgat eserlerini ezberlemek, anlamak ve ta'lim etmek daha kolay hale gelmekteydi. Çalışmamıza konu olan Mahmûd el-Antâkî'nin Risâletü'l-istiʿâre adlı eseri bu tarzda kaleme alınmış bir eserdir. Mahmûd el-Antâkî (ö. 1160/1747) de 18. yüzyılda Antakya'da dünyaya gelmiş, öğretmenlik hayatını Halep'te devam ettirmiş bir Osmanlı medrese hocasıdır. Halep'te talebelerine belâgat ilmini ta'lim ettirmek için kaleme aldığını düşündüğümüz Risâletü'l-istiʿâre, beyân ilminin konularından olan istiʿâre ve çeşitleri, belâgat âlimlerinin istiʿâre konusundaki görüşleri ile mecâzın ʿalâkaları ve kinâye konularını ayet, hadis ve Arap şiirinden örneklerle delillendiren bir eserdir. Müellif Mahmûd el-Antâkî bu eserinde mecâzın ʿalâkalarını tek tek açıklama yoluna gitmiştir. Bu nedenle eser müellifin vefatından sonra "Metnü'l-ʿAlâka" olarak isimlendirilmiştir. Bu eserinde konuların hemen hemen hepsiyle ilgili örnekler sunmuştur. Kinâye konusuna kısaca değinmiştir. Ali Kuşcu (ö. 879/1474), Ebu'l-Leys es-Semerkandî (ö. 888/1483) gibi meşhur dil âlimlerinin de Risâletü'l-istiʿâre ile benzer isimlerde ve benzer konuları ele alan eserleri bulunmaktadır. Müellif yukarıda adlarını zikrettiğimiz âlimler kadar meşhur olmasa da bu eseri diğer dilcilerin eserleri kadar meşhur olmuştur. Hatta günümüzde medreselerde temel seviye belâgat eseri olarak okutulmaktadır. Kaleme alındığı günden günümüze kadar medreselerde okutulması eserin değerini ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın önemi ve amacı, yöntemi, tahkik metodu ve kapsamı hakkında bilgi verilen kısa bir giriş bölümünden sonra birinci bölümde belâgat ilminde ʿalâka, ikinci bölümde Mahmûd el-Antâkî ve Risâletü'l-istiʿâre adlı eseri üzerinde durulmuştur. Bu bölümde müellifin hayatı ile ilgili sınırlı sayıda kaynaktan elde edilen bilgiler derlenmiştir. Üçüncü bölümde ise Risâletü'l-istiʿâre'nin tahkiki ve tercümesi konuları ele alınmıştır. Risâletü'l-istiʿâre'nin tahkiki çalışmanın odak noktası olmuştur. Eser tahkikinde İSAM tarafından yayımlanan Tahkikli Neşir Kılavuzu'nda belirlenen tahkik esaslarını esas alınmıştır. Eserin tahkikinin ardından eser tercüme edilerek bu alanda çalışma yapmayı düşünen araştırmacılara karşılaştırmalı bir metin sunulmaya çalışılmıştır. Risâletü'l-istiʿâre üzerine yazılan şerh ve hâşiyeler tespit edilerek bu çalışmalar hakkında özet bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Belâgat, Mecâz, ʿAlâka, Mahmûd el-Antâkî, Risâletü'l-istiʿâre.

Ahmet Şanverdi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Mâtürîdî'nin Ahzâb Sûresi bağlamında ahkâm ayetlerini tefsiri

Bu tez çalışmasının temel amacı, Ahzâb Sûresi'nde yer alan ahkâm âyetlerini İmam Mâtürîdî'nin fıkhî perspektifi doğrultusunda sistematik bir yaklaşımla incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle Mâtürîdî'nin yaşadığı ilmî çevre, düşünce yapısı ve metodolojisi ele alınmış, ardından Ahzâb Suresi'nin tarihsel bağlamı, nüzûl sebepleri ve içerdiği temel fıkhî konular analiz edilmiştir. Sonraki bölümlerde evlilik hukuku, hicab, evlatlık kurumu, aile mahremiyeti, Hz. Peygamber'in konumu, aile hayatı ve kamu düzenine ilişkin ayetler, Mâtürîdî'nin tefsirindeki yorumlar ışığında değerlendirilmiş; bu suretle onun Hanefî fıkıh geleneğindeki yeri ve katkısı ortaya konulmuştur. Ahzâb Suresi'nde evlilik, hicab, evlatlık kurumu, aile mahremiyeti, kamu düzeni ve zıhar gibi fıkhî konular, Mâtürîdî'nin tefsirinde literal düzeyin ötesine taşınarak toplumsal ve hukukî bağlamlarıyla ele alınmıştır. Onun bu yaklaşımı, hem Hanefî fıkıh geleneğinin usul yapısının şekillenmesinde hem de Sünnî kelâm düşüncesinin teorik çerçevesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Mâtürîdî'nin fikirlerinin kendi döneminde sınırlı düzeyde yankı bulmasının arka planında siyasî merkezlerden uzak oluşu, eserlerinin dili ve üslûbu, dönemin tarihçileri tarafından yeterince ilgi görmemesi ve bazı çevrelerce Mu'tezile'ye yakın görülmesi gibi faktörler bulunmaktadır. Bu çalışma, klasik tefsir literatüründe yer alan fıkhî yorumların sistematik biçimde tahlil edilmesi ve Mâtürîdî'nin Hanefî fıkıh düşüncesinin gelişimindeki konumunun daha belirgin hâle getirilmesi bakımından önemli bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

Havva Kalkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî'nin Evcezü'l-Mesâlik İlâ Muvatta'i Mâlik eseri bağlamında hadis tenkitçiliği

ÖZET MUHAMMED ZEKERİYYÂ KANDEHLEVÎ'NİN EVCEZÜ'L-MESÂLİK İLÂ MUVATTA'İ MÂLİK ESERİ BAĞLAMINDA HADİS TENKİTÇİLİĞİ Muhammed Cuma VAHİD Doktora Tezi, Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Muhammet YILMAZ Kasım 2025, 231 sayfa Bu çalışma, Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî'nin İmam Mâlik'in el-Muvattaʾ adlı eserine yazdığı kapsamlı şerhi olan Evcezü'l-Mesâlik ilâ Muvattaʾi'l-İmâm Mâlik adlı eserinde ortaya koyduğu hadis tenkit metodunu incelemektedir. On yedi ciltten oluşan bu eser, baştan sona taranarak Kandehlevî'nin hadislerle ilgili yaptığı tenkitler tespit edilmiş, kendi görüşleri esas alınarak sistematik bir şekilde analiz yapılmıştır. Ayrıca eserin giriş kısmında müellifin hadis usulüne dair yenilikçi görüşleri, şahsi tercihlerde bulunduğu yerler ve özgün katkıları değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde yer alan tartışmalar, sadece şerhin bir mukaddimesi olmaktan ziyade müstakil bir ilmi değer taşıdığı kanaatini doğurmuştur. Bu çalışmada Kandehlevî'nin tenkit yöntemi, hadisleri değerlendirme biçimi ve selef muhaddislerin görüşleriyle olan irtibatı, karşılaştırmalı ve analitik bir yöntemle ele alınmıştır. Araştırma, özellikle hadis ilmine katkı sağlayan yönleriyle sınırlandırılmış; Fıkhî veya lügatle ilgili tenkitlere yer verilmemiştir. Sonuç olarak Kandehlevî'nin şerhi, sadece bir açıklama metni olmanın ötesinde hadis ilmine dair ilmi bir birikimi ve eleştirel yaklaşımı yansıtan önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Tenkid, Şerh, Kandehlevî, Evcezü'l-Mesâlik, Muvatta'.

Muhammed Cuma Vahid
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebü'l-Hasen Alî b. Ahmed b. Muhammed en-Nîsâbûrî el-Vâhidî'nin hayatı ve "el-Vecîz fi Tefsîri'l-Kitab'il-'Azîz" isimli tefsirinin metodu

Vâhidî, hicrî beşinci asrın önde gelen âlimlerinden biridir. Dini ilimlerin çeşitli alanlarında önemli eserler kaleme almıştır. Yazdığı üç farklı hacimdeki tefsirleriyle beraber asıl "Esbâbü'n-Nüzûl" isimli eseriyle meşhurdur. Çalışmanın konusunu, "Ebü'l-Hasen Alî b. Ahmed b. Muhammed en-Nîsâbûrî el-Vâhidî'nin Hayatı ve el-Vecîz fi Tefsîri'l-Kitab'il-'Azîz İsimli Tefsirinin Metodu" oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Vâhidî'nin el-Vecîz isimli eserindeki Kur'ân'ı açıklama metodunu ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Vâhidî'nin yaşadığı bölgenin ve İslam âleminin siyasi durumu, ailesi, hayatı, ilmi ve kültürel çevresi, mezhebî yönü, ilmî kişiliği, talebeleri ve eserleri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, çalışmamıza konu olan el-Vecîz'in çeşitli kaynaklar-da geçen farklı isimleri, yazma nüshalarda ayet benzerliğinden kaynaklanan hataları, âyetlerin tefsir metodlarıyla ilgili özellikleri olan; âyetlerin âyetlerle, sahabe ve tabiîn sözleriyle tefsirine yer verilmiştir. Ayrıca Kur'ân'da açıklanması gereken hususlarla ilgili tefsir usûlü kaideleri, âyet ve hadislerden örnekler verilerek açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, el-Vecîz'de tespit edilen Kur'ân ilimlerine yer verilmiştir. Ayrıca el-Vecîz'de müellifin işaret ettiği belâğî incelikler ilgili âyetler çerçevesinde izah edilmiştir. Bunun yanında tefsirde dikkat çeken nahvî ve sarfî kaidelerin yer aldığı âyetlere yer verilip bu kaideler izah edilmiştir. Yine bu bölümde müellifin ahkâm âyetleriyle Kur'ân'daki kıssaları açıklayış şekillerine ve kelâmî konulara yaklaşımına yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise bu üç bölümde yapılan çalışmaların genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

BiyografiEl-VahidiEl-Veciz+3
İsmail Lezgi
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Abdilberr'in Malikî fıkhındaki yeri

Endülüs coğrafyasında yetişmiş İslam alimlerinden olan İbn Abdilberr, içtihat derecesine ulaşmış bir fakih olmanın yanı sıra, hadis, tarih, edebiyat ve biyografi alanlarında eserler vermiş yetkin bir alimdir. Endülüs'ün merkezi Kurtuba'da eğitimine başlayan ve ömrünün sonuna kadar ilmi çalışmalarını sürdüren İbn Abdilberr, ilmî birikimini telif ettiği eserler ve yetiştirdiği öğrenciler vasıtasıyla sonraki nesillere ulaştırır. Zamanında ortaya çıkan bazı iç karışıklılar ve güvenlik nedeniyle farklı şehirleri dolaşan İbn Abdilberr, fıkıh ve hadis alanında tanınır olur. Döneminin yöneticileri kendisinden istifade etmek için, onun derslerine katılırlar. Toplum nezdindeki değeri ve fıkhî bilgisi nedeniyle kadılık görevine layık görülen İbn Abdilberr, farklı şehirlerde bu görevi yerine getirir. Yoğun ilmi çalışmalarda bulunan İbn Abdilberr, diğer İslam merkezlerinden Endülüs'e yapılan ilmi yolculuklar vasıtasıyla meşhur fıkıh ve hadis alimlerinin ilk kuşaklara ait eserlerini okuyan hocalardan ders ve icazet alır, böylece ehl-i hadis fakihler arasında kabul edilir. Mısır, Kayravan, Medine ve Bağdat okullarından etkilenen Endülüs Malikî ekolü, pek çok değerli fakih ve alim yetiştirmiştir. İmam Malik'in öğrencileri vasıtasıyla oluşup gelişmeye başlayan Endülüs Malikî ekolü, İbn Abdilberr ve onun gibi alimler vasıtasıyla içtihadı teşvik eden ve asli kaynaklara dönüşü temel alan kıymetli çalışmalara ev sahipliği yapmıştır. İbn Abdilberr, usulde takip ettiği mezhep Malikî sistematiği olmasına rağmen, eserlerinde farklı ekollerin görüşlerine de yer vermiştir. Bu durum onun, fıkhî görüşleri irdelemeden ve kaynaklarla irtibatlandırmadan körü körüne kabul etmeyen bir fakih olduğunu açıkça göstermektedir. Telif ettiği eserleri, yetiştirdiği öğrenciler, fıkhî görüşleri, mezhebin ilk kaynaklarına olan vukûfiyeti, içtihada değer verip taklidi eleştirmesi, onun Malikî fıkhındaki yerini göstermesi açısından önemlidir.

Ömer Ünverdi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bessâm Sa'i'nin görüşleri bağlamında Kur'an-ı Kerim'de İnziyâh Delali

Bu araştırma, Kur'ân-ı Kerîm'de geçen kelimelerde ortaya çıkan anlam inziyâh delâlîolgusunu incelemektedir. Çalışma, çağdaş araştırmacılardan biri olan Ahmet Bessâm Sa'î'nin yaklaşımını analitik bir şekilde ele almaktadır. Sa'î, Kur'ânî kelimeleri bağlamı içinde izleyen ve metnin yapısı dâhilinde anlam dönüşümlerini çözümleyen tefekkürî-dilbilimsel bir okuma ortaya koymuştur. Onun yöntemi, Kur'ân dilinin bütününde taşıdığı yenilenme boyutlarını ortaya çıkarmayı hedefleyen dilbilimsel ve tefsirî bir bakış açısı sunmaktadır. Çağdaş bağlam çözümlemesine dayalı eleştirel-dilbilimsel bir inceleme çerçevesinde yürütülen bu çalışma özellikle Sa'î'nin inzıyâh istibdâlî olarak adlandırdığı kelime düzeyindeki yenilenme, isim ve fiillerde bağlamın etkisiyle meydana gelen anlam kaymaları bu çalışmada ele alınmıştır. Ancak cümle yapıları, terkipler veya edatlar bu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve sunulmuş; inzıyâh kavramı, terimleri, türleri, ölçütleri ve önemi incelenmiş, ayrıca hem Arap-İslam mirasında hem de Batı araştırmalarında bu konuya katkıda bulunan önde gelen isimlere değinilmiştir. Bunun yanında Bassâm Sa'î'nin hayatı ve ilmî eserlerine de yer verilmiştir. Uygulamalı kısım ise sonraki bölümlerde ele alınmış ve Kur'ân'daki kelimelerde dilbilimsel, anlamsal, kültürel-fikrî ve belâgat düzeyi olmak üzere anlam kaymasının dört düzeyi Sa'î'nin bakış açısı doğrultusunda seçilmiş örneklerle analiz edilmiştir. Bu araştırma, modern anlambilimsel çözümleme kavramlarından birine ışık tutarak Kur'ân üzerine yapılan dilbilimsel çalışmaları zenginleştirmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: İnziyâh Delâlî, İnziyâh İstibdâlî, Semantik, Dilsel Yenilenme, Bessâm Sâ'î

Fatıma Nabhan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm'e göre model insan ve toplum üzerindeki etkisi

Kur'ân-ı Kerîm tüm insanlığa sunulmuş örnek/model bir hayat kitabı olduğu gibi tüm çağlara hitap eden bir kılavuzdur. İnsanın dünyevî hayatta var olmasının belli bir maksadı vardır. Bu mânâda Yüce Allah insana bir kısım görev ve sorumluluklar yüklemiştir. İnsanın yaratılış gâyesine ulaşması, varlığını anlamlı kılması için örnek/model bir insan olması ve bu yol üzere ilerlemesi gerekir. İnsanın tutum ve davranışları iyi yönde, Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde gerçekleşirse "model insan" teşekkül eder. Model insan model toplum oluşumuna etki eder. Bu toplumda da İslâmî, insanî, ahlâkî olan bütün güzel değerler tezâhür eder. Bu değerler toplumda model şahsiyetlerden akseden örnek vasıflarla ön plana çıkar. Hayatını Kur'ân ı Kerîm'in öğretileriyle şekillendiren model insan bu bağlamda toplumun iyi ve güzel yönde değişimine öncülük etmiş olur. Bu mânâda Hz. Peygamber (s.a.s.) başta olmak üzere diğer tüm peygamberlerin ve sâlih kimselerin hayatları insanlara örnek olarak sunulmuştur. Böylelikle onların örnekliği üzerinden tüm insanlığa her çağda geçerliliğini koruyan mesajlar verilmiş olmaktadır. İnsan ile ilgili meseleler ve ona etki eden unsurlar her geçen gün değişmektedir. İnsanın zaman içerisinde örnek insan merkezinden uzaklaştığı ve sıradanlaştığı görülmektedir. Bu sebeple günümüz toplumunda örnek/model insanların azalmış olması problemine dikkat çekilmiştir. Bunun neticesinde Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde hayatını şekillendirmiş insanların varlığına duyulan ihtiyaçtan bahsedilmiştir. Yüce Allah insanın güzel ve iyi davranışlar ortaya koyarak örnek/model insan olmasını, böylelikle güzel bir sona ulaşmasını istemektedir. Bu bağlamda çalışmamızda model insan ve onunla ilgili temel hususlar bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak model insana dâir bilgilerin zihinlerde şekillendirilmesi amaçlanmıştır. Bu bakımdan model insanın ortaya koymuş olduğu/gerçekleştireceği güzel, iyi hasletlerin/vasıfların önem teşkil ettiğine vurgu yapılarak her yönden iyi, örnek insanların toplumda yeniden hayat bulması için yapılması gerekenler, dikkat edilmesi gereken hususlar belirtilmiştir. Bu bağlamda çalışmamızın temel konusu olarak "Kur'ân-ı Kerîm'e göre model insan ve toplum üzerindeki etkisi" başlığıyla bu hususların incelenmesi amaçlanmıştır. Böylelikle insanın dünyevî ve uhrevî kurtuluşa ermesi hedeflenmiştir. Öncelikle konumuzla ilgili âyet ve hadîsler belirlenerek genel olarak klasik kaynaklardan istifade edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında mevcut diğer ilim dallarına başvurularak bunlarla ilgili eserlerden de faydalanılmış ve konulu tefsir metodu ile araştırmamız derinleştirilmek istenmiştir. Araştırmamız neticesinde elde ettiğimiz bilgilere göre insanın dünya hayatında tek başına yürümesinin mümkün olmadığı, bu yolda kendisine rehberlik edecek model insanlara ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Model insanın söz ve davranış bütünlüğünde, Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına uygun yaşamasıyla örnek olabileceği ve bu güzel niteliklerini her koşulda sürdürmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan model insan olmak varoluş sebebine uygun yaşamayı gerekli kılmaktadır. Ayrıca örnek insanın ferdî ve içtimâî mânâda önem taşıyan vasıfları ile iman, amel ve ahlâkî açıdan çeşitli görev ve sorumlulukları mevcuttur. Bu bağlamda model şahsiyetler her alanda iyi yönde değişim ve dönüşüme öncülük ettikleri böylelikle insan ve toplum üzerinde önemli etkilerinin bulunduğu, bu açıdan günümüz toplumunda sayılarının ve etkinliklerinin artması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Kur'an-ı KerimSosyal etkiİdeal insan+2
Sümeyye Kaya
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni ilmi kelam dönemi temsilcilerinden Filibeli Ahmed Hilmi'nin materyalizm hakkındaki görüşleri

Tez, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, sınırlandırılması, yöntemi, literatürü ve sunumu hakkında bilgiler verildi. Birinci bölümde Yeni İlm-i Kelam dönemi hakkında detaya girilmeden bilgiler verildi. Dönemin öncesi, Yeni İlm-i Kelam'a duyulan ihtiyaç ve yenilikler hakkında bilgiler verilerek dönemin temsilcileri ve eserleri zikredilmiştir. İkinci bölümde materyalizm hakkında bilgiler yer almaktadır. Materyalizmin tanımı yapılmış ve tarihsel olarak temsilcileri ve görüşleri anlatılmıştır. Materyalizmin Türkiye'ye girişi ve bu süreçte etkin olan isimlere çalışmalarıyla birlikte yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, materyalizmin Türkiye'deki temsilcilerinin süreli yayınlarda materyalist görüşleri de değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezimizin konusu olan Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi'nin hayatı, eserleri ve materyalizm hakkındaki görüşleri zikredilmiştir. Materyalizmin İslâm'a aykırı görüşlerini eleştiren Ahmed Hilmi'nin çok yönlü ve derin bilgileriyle temelini sağlamlaştırdığı eleştireleri "Huzûr-ı Akl ü Fende Mâddiyyûn Meslek-i Dalaleti" eserinden hareketle ele alınmıştır. Sonuç bölümünde genel değerlendirmelerle çalışmamız tamamlanmıştır.

KelamMateryalizmŞehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
Abdurrahim Emre Karabayır
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nur Suresinin günümüz toplumuna verdiği mesajlar

Bu çalışmada, Allah-u Teâla'nın insanlara hidayet ve rehber olarak göndermiş olduğu mukaddes Kitabı Kur'ân-ı Kerim'in 24. sırada gelen Nûr sûresinin, günümüz insanına verdiği mesajlar incelenmiştir. Bu sûre, inananların ferdî ve içtimaî hayatını düzenleyecek, onlara kişilik ve kimlik kazandıracak ehemmiyetli emir ve nehiylerin verildiği bir sûredir. Bunların yanı sıra, aile içi ve sosyal ilişkiler ile alâkalı adab-ı muaşeret kuralları, zina ve kazf ile ilgili hükümler, insanların iffet ve namuslarını korumada İslâm toplumunu daha dikkatli olmaya davet, nikâh, bekârların evlendirilmesine teşvik konuları da sûrenin muhtevasındadır. Ayrıca Nûr sûresi, münafıkların ve kâfirlerin durumu, şeytanın ve şeytani niteliklere sahip insanların tuzaklarına karşı uyarı, sosyal ahlâk ve toplu ibadetin vazgeçilmezi camilerin önemi, Allah'a ve Peygamberine itaatin gereği, selamlaşma, evlere giriş çıkış âdâbı, tesettür, mahremiyet, edep ve iffet gibi ahlâkî olgunluk kazandıracak özellikteki esasları ihtiva eder. Bu özelliği itibariyle günümüzde ve gelecekte birey, aile ve toplumun saadet ve huzurunu sağlayacak olan ahlâkî esas ve kuralları, insanlığa ışık tutacak niteliktedir. Tezimizde Nûr sûresindeki ayetlerde verilmek istenen mesajlar belirlenerek maddeler halinde tasnif edilmiştir. Çalışma Nûr sûresi ile sınırlı olmakla beraber Kur'ân'ın genelinde konu ile alâkalı örnek teşkil eden ayetlerle pekiştirilmiştir. XII Bu gayretimizde günümüzde ferdî, ailevî ve içtimaî huzur ve barış içinde yaşamalarını sağlayacak olan bireysel ve toplumsal esasların bilinmesi, özümsenmesi amaçlanmıştır. Dolayısı ile birey, aile ve toplumlarda meydana gelen ahlâkî çöküntü, aile kavramının önemini yitirmesi, mahremiyet konularına gereken önemin verilmemesi gibi toplumun çöküşüne zemin hazırlayan kötü davranışların Kur'ân-ı Kerim'deki bu ilahî mesajlar ile çözüme kavuşabileceği bir gerçektir. .Anahtar Kelimeler: Kur'ân-ı Kerim, ahlâk, Nûr sûresi, aile, toplum, zina, ifira, iffet, tesettür, mahremiyet, nikâh, selamlaşma. sonra doldurulacaktır.

Kur'an-ı KerimNur suresiSure+1
Gülkibar Kızılcaoğlu
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an-ı Kerime göre maddi ve manevi kazanç imkanları

Bu çalıĢmanın yapılmasında temel amaç maddî ve mânevi kazanç imkânlarının Kur‟ân-ı Kerîm çerçevesinden incelenmesidir. ÇalıĢma da literatür tarama yöntemi kullanılmıĢtır. Temel tefsir kaynaklarına inilmiĢ, konu bağlamında; lügat, hadis, fıkıh, tez makale ve dergilerden faydalanılmıĢtır. Kazanç; kiĢinin eylemleri sonunda elde ettiği her tür maddî ve mânevî değerdir. Ġslâm iktisadının temelini oluĢturan kazanç Kur‟ân-ı Kerîm‟de türevleriyle beraber pek çok defa geçmektedir. Kur‟ân‟da kazanç; kesb, ticaret, mal, meta„, sa„y, rızık, ecir, fevz, iĢtira, amel, bey„, nimet, hars, kavramları ile ifade edilmiĢtir. Bu kavramlar kiĢinin gerçek anlamda maddî ve mânevî kazanımları olan günah, sevap, mal, mülk ve benzeri Ģeyleri ifade eder. Kur‟ân‟da kazançla ilgili bir de zıt anlamlı kavramlar vardır. Bunlar; hüsran, ceza, bâtıl, fesat, azap, buhl/Ģuhh gibi kavramlardır. Bu kavramlar kiĢinin maddî ve mânevî her tür kaybını ifade eder. Kur‟ân‟da kazancın hangi kavramlarla ifade edildiği, meĢrû ve meĢrû olmayan kazanma yolları, dünya kazancını oluĢturan maddî boyutu, ahiret kazancını oluĢturan mânevî boyutu, âyetler ıĢığında ele alınmıĢ ve gerçek kazancın dünyalık maddîyattan ziyade ahirette Allah‟ın rızâsını kazanmak olduğu anlaĢılmıĢtır. Bunun için de Allah‟a iman etmek, sâlih amel iĢlemek, can ve mal ile Allah yolunda cihat etmek emredilmiĢtir. Bu bağlamda ahiret yurdunun imarı dünya hayatının Kur‟ân-î ilkeler doğrultusunda ihyasıyla mümkün olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur‟ân, Kesb, Ticaret, Rızık, Nimet, Dünya, Ahiret, Maddî Kazanç, Mânevî Kazanç. sonra doldurulacaktır.

AhiretKazançlarKur'an-ı Kerim+7
Meral Gedik
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Esbâb-ı nüzûl bağlamında Kur'ân'da "yes'elûneke" fiiliyle başlayan âyetlerin tefsiri

Kur'ân-ı Kerîm'de, mü'min, müşrik, münafık ve Ehl-i Kitap'tan olan kişilerin farklı maksatlarla sorduğu sorulara cevaben nâzil olan âyetler yer almaktadır. Bu sorulardan bazıları müslümanlar tarafından İslam'ı anlamak ve dini anlamda nasıl yaşamaları gerektiğini öğrenmek maksadıyla sorulmuşken, bazıları da müşrik, münafık ve Ehl-i Kitap tarafından Hz. Peygamber'i zor durumda bırakmak, eleştirmek, inkar ve alay etmek gibi farklı nedenlerle kasıtlı olarak sorulmuştur. Sorulan sorulara cevap olarak nâzil olan âyetlere bakıldığında on beş farklı yerde "yes'elûneke" ifadesi yer almakta ve her bir âyetin devamında Hz. Muhammed'in kendisine sorulan soruya vermesi gereken cevap bildirilmektedir. Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'de farklı kişiler tarafından değişik nedenlerle sorulan sorular üzerine nâzil olan "yes'elûneke" ifadesinin yer aldığı âyetler çeşitli yönleriyle tefsir edilmekte ve "yes'elûneke" bağlamında değerlendirilmektedir.

AyetlerEsbab-ı nüzulKur'an-ı Kerim+3
Bahire Kebecioğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm'de kalplerin mühürlenmesi ile ilgili âyetlerin tefsiri

Kalp, sadece kan pompalayan bir organ değildir. İnsanın anlama, kavrama ve idrak etme merkezidir. Kalp, iman ve inkar mahallidir. Hatta bütün İslam âlimleri imanın en önemli şartının kalbin tasdiki olduğunu bildirmişlerdir. İman nasıl ki kalpte vuku buluyor, sadece dil ile ikrar etmek münafıklık sayılıyorsa; inkar da kalpte vuku bulmaktadır. Dolayısıyla her ikisi de kalbin eylemidir. Kur'ân-ı Kerîm'de kalp kavramını içeren âyetlerde menfi ve müspet nitelikler ihtiva edilmiştir. Bu âyetler insanın maddi yönüyle değil manevi boyutuyla alakalıdır. Akleden, düşünen, hidâyete ulaşan, merhamet ve muhabbeti taşıyan, vahyin iniş mekânı gibi olumlu hasletlere sahip olabilen kalp; körleşen, katılaşan, kilitlenen, sapan, görmeyen, düşünmeyen, kin, öfke, nefret, nifak gibi olumsuz nitelikleri de bünyesinde barındıran bir yapıya sahiptir. Bu sebeple hak ve hakikati görme veya görememe hareketine sahip olan kalbin, en büyük felaketi onun mühürlenmesidir. Kur'ân-ı Kerîm'i incelediğimizde on beş âyet-i kerimede kalbin mühürlenmesinden bahsedildiğini görüyoruz. Kur'ân'da kalbin mühürlenmesi ḫatm ve ṭab' kavram çiftiyle ifade edilmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde bu kavram çifti ve bunlara ek olarak kalp kavramı detaylandırarak ele alınmaya çalışılmıştır. "'Ḫateme' (خَتَمَ) Fiilini İçeren Âyetlerin Tefsiri" başlığı altında dört âyet; "'Ṭabe'a' (طَبَعَ) Fiilini İçeren Âyetlerin Tefsiri" adı altında ise on bir âyet ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışmada ulaştığımız temel fikirler ve kanaatlerimiz özetlenmeye gayret edilmiştir.

AyetlerFitneKalp+6
Ayşe Nur Babacan Demirci
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da "لاَ تُطِعْ" (itaat etme) ifadesinin yer aldığı âyetlerin tefsiri

Allah Teâla insanoğlunu yaratmış ve yeryüzüne göndererek, kendisini tanımasını istemiştir. İnsanın yeryüzünde bulunma gayesinin de yaratıcısı olan Allah'ı bilmesi ve ona kulluk etmesi olduğunu Kur'an-ı Kerim'de açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Allah'ı tanıma, aynı zamanda ona itaat etme anlamını da içerir. Zira şeytan Allah'ı tanıdığı halde ona itaat etmediği için rahmetinden kovulmuştur. Kur'anı Kerim'de Allah'ı, onun gönderdiği elçilerini ve inananlardan olan idarecileri kabul edip boyun eğmeleri müminlere emredilmiştir. Bu emrin karşıtı olarak bir takım kişi ve gruplara ise itaat yasaklanarak onlara karşı takınılacak tavır açık ifadelerle Kur'an-ı Kerim'de zikredilmiştir. Şeytanı temsil eden bu kişi ve grupların genel özellikleri ve asıl niyetleri ortaya konularak, bunlara karşı nasıl bir yaklaşımda bulunulması gerektiği anlatılmıştır. "Kur'an'da "لاَ تُطِع" (İtaat Etme) İfadesinin Yer Aldığı Âyetlerin Tefsiri" adlı çalışmamız, dokuz farklı sûreden on altı âyetin tefsirinden oluşmaktadır. Öncelikle üzerinde çalıştığımız her bir âyetin bulunduğu sûre özellikleri, tarihsel arka planı incelendikten sonra, tefsirini yapmaya çalıştığımız âyeti sure içerisindeki konumu itibarı ile siyâk ve sibâk ilişkisi bağlamında âyeti ele almaya çalıştık. Çalışmamızda tefsirini yapmaya çalıştığımız bu âyetlerin verdikleri mesaj ve ortak noktalarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmamız giriş, iki bölüm ve sonuç olarak teşekkül etmiştir. Giriş bölümünde konumuzun önemi ve amacına yer verilmiştir. Birinci bölümde genel olarak itaat kavramı üzerinde durularak anlam çerçevesi incelenmiştir. İkinci bölümde çalışmamızın esasını oluşturan Kur'an'da "لاَ تُطِعْ" (İtaat etme) fadesinin yer aldığı dokuz sûrede yer alan on altı âyetin tefsiri yapılmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise üzerinde çalıştığımız âyetlerin tefsirinden ulaştığımız neticeye yer verilmiştir.

AyetlerKur'an-ı KerimTefsir+3
Fadime Arslan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahzâb suresi 37. ayetin tefsiri

Kur'an-ı Kerim'in nazil olmaya başladığı dönemde vahyin tefsiri bizzat Peygamber Efendimiz tarafından yapılırdı. Onun ahirete irtihalinden sonra sahabe ve tâbiîn tefsir faaliyetlerine devam etmişlerdir. Tefsir, her geçen gün gelişmiş ve nihayet ihtisaslaşma döneminden itibaren asrımıza kadar müstakil çalışmalar verilmeye başlanmıştır. Asrı saadet olarak isimlendirilen Hz. Peygamber ve ashabının döneminden uzaklaştıkça vahyin mana ve maksatlarını anlayabilme hususunda da belli zafiyetler ortaya çıkmıştır. Bu zafiyetleri onarabilmek için manası müphem kalmış ve beyanına ihtiyaç duyduğumuz bazı ayetleri ele alıp zamanın idrakine açıklama fikri hasıl olmuştur. Tezimizin konusu olan Ahzâb 37. ayeti kerime araştırılmaya ve doğru anlaşılmasına ihtiyaç duyduğumuz ayetlerden birisidir. Çalışmamız, Ahzâb 37. ayetin manası ve tefsiriyle; çalışmaya esas aldığımız Ahzâb sûresinin genel olarak muhtevası, temel hedefleri, fazileti, sebeb-i nüzûlüne dair bilgileri ihtiva eden giriş kısmayla başlamaktadır. Birinci bölümde ayetin tefsiri, yer aldığı surenin özellikleri ve içeriği hakkında bilgi verdikten sonra ayette bizzat ismi zikredilen tek sahabi Zeyd bin Harise'nin şahsiyeti ve kısaca hayatından söz edilmekte, Zeynep bint Cahş'da bazı hususiyetleri ile anlatılmaktadır. Ayetin konusu olan "tebenni" (evlat edinme) yer yer ele alınmış ve cahiliye döneminde evlat edinmenin söz konusu toplumda nasıl algılandığı izah edilmiş, böylece ayeti daha iyi anlamak için gerekli ortam hazırlanmıştır. Bu ortamın hazırlanması klasik dönem ve çağdaş dönem müfessirlerinin yorumlarını anlamamıza yardımcı olmuştur. Tez konumuzun girift manalar barındırması hem İslam alimleri hem de oryantalistler açısından farklı anlaşılmaya sebep olmuş, böylece yanlış değerlendirmelerin önüne geçebilmek adına rivayetler hadis usulü kriterlerine uygun olarak incelenerek sahih bilgiye ulaşılmaya çalışılmıştır.

Ahzab suresiKur'an-ı KerimRivayetler+4
Tamer Özçevik
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı'da Halvetîlik

Tasavvufun yaygınlaşması neticesinde meydana gelen tarîkatlar, tesis ettikleri tekkeler, vakıflar, zâviyeler, medreseler, imarethaneler gibi yapılarla halkın maddî ve manevî eğitimlerinde aktif rol oynamışlardır. Bu tarîkatlardan biri de Halvetiyye tarîkatıdır. Halvetiyye tarîkatı, kurucu olarak Ömer el-Halvetî'ye (ö.800/1397-1398) nispet edilen, her sınıf ve zümreden insana hitap eden İslâm dünyasının en yaygın tarîkatlarından biridir. Bu tarîkat, pek çok şûbe ve kola ayrılması aynı zamanda tekke adedi yönünden diğer tarîkatlardan fazla olmasından dolayı "tarîkat fabrikası" olarak nitelendirilmiş ve İslâm dünyasında ve Anadolu'nun her şehrinde bıraktıkları manevi miraslar ile toplumları etkilemiştir. Anadolu'nun bir şehri olan Çankırı'da dini ve tasavvufi yaşam oldukça eskiye dayanmaktadır. Bu şehir, inanç ve kültür bakımından merkezi konumda olmuştur. Bu şehirde pek çok sûfî yetişmiş ve bu şahıslar da düşünce ve eylemleriyle toplumda etkili olmuşlardır. Çankırı bölgesinde hayat sürmüş veya bu bölgeyi etkilemiş Halvetî büyüklerini ve gönül insanlarını araştırmak ve incelemek bu tezin ana gayesini oluşturmaktadır. Bu gayeye uygun olarak Halvetiyye tarîkatının genel özellikleri ve Çankırı özelinde başlangıç tarihinden günümüze kadar seyri, öncüleri ve tekkeleri bu araştırmada ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çankırı özelinde Halvetiyye tarîkatı, meşhur Halvetiyye şeyhleri, Halvetiyye dergâhları ve Halvetiyye'nin Çankırı'daki etkileri gibi konular çalışmanın ana yapısını oluşturmaktadır. Bu eser bir giriş ile iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Halvetiyye tarîkatının karakteristik özellikleri ve tarihî gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Çankırı özelinde Halvetiyye konusu işlenmiştir.

HalvetiyyeTarikatlarTasavvuf+2
Ahmet Dağ
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayıntablı Aydî Baba'nın kelamî görüşleri-İmam Matürîdî bağlamında-

Bu tez 19. Yüzyıl sûfîlerinden Aydî Baba'nın divanı ve divanına yansıdığı kadarıyla kelâmî düşünceleri etrafında şekillenmektedir. Birinci bölümde Aydî Baba'nın yaşadığı çevre, divanının muhtevası ve düşünce dünyasına etki eden unsurlar tespit edilmektedir. İkinci bölümde ise Aydî Baba'nın divanından yola çıkarak, kelamî düşünceleri İmam Matûrîdî bağlamında ele alınmaktadır. Sonuç bölümünde ise tezin muhtevasıyla ilgili bir değerlendirme yapılarak Aydî Baba'nın tasavvuf anlayışının itikadî zemininden bahsedilmektedir.

Ayıntablı AyniKelamKur'an-ı Kerim+2
Şeyma Nur Cuvoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinde gayb algısı

"Ortaokul öğrencilerinde gayb algısını belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmanın teorik kısmında "gayb" kavramı ele alınmıştır. Bu çerçevede gaybın anlamı, mahiyeti, bilinme imkânı açıklanmış, mutlak ve izâfi gayb kavramları, mugayyebât-ı hams (beş gayb) hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, Kur'an-ı Kerim'e göre gaybın bilinme imkânı, meleklerin, cinlerin, peygamberlerin gaybı bilme imkânı ve gaybı yalnızca Allah'ın bileceği konularına yer verilmiştir. Hadislerde ve İslâm düşüncesinde gayb problemine de değinildikten sonra Kur'an-ı Kerim'de yer alan geçmişe, hâle ve istikbale dair gaybî haberler incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise, ortaokul öğrencilerinin gayb algısını belirlemeye yönelik uygulanan anket çalışmasından elde edilen bulgulara, bunların tablo halinde gösterilmesine, yorumlanmasına ve değerlendirilmesine yer verilmiştir. Anahtar kelimeler:Gayb, Gayb algısı, Ortaokul öğrencileri, Mugayyebat-ı Hams.

Din eğitimiGaybKur'an-ı Kerim+2
Ayşe Fatma Yiğit
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken dönemde Hanefi-Matüridi kelam sisteminin tasavvufla ilişkisi

Bu tez erken dönemde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisini konu almaktadır. Çalışma giriş, dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisinin tarihi arka planına yer verilmektedir. İkinci bölümde ulûhiyyet konusunda kelam ve tasavvufun ilgi alanına giren konular her iki disiplin açısından ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde kelam ve tasavvufun en çok etkileşim halinde olduğu nübüvvet konusu velayet, ilham, ismet ve keramet konuları açısından ele alınmaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise Horasan-Mâverâünnehir bölgesinin disiplinler üstü ortak tavrını gösteren esmâ ve ahkâm konuları kelam ve tasavvuf bağlamında değerlendirilmektedir. Sonuç bölümünde ise tüm bölümlerin ortak bir değerlendirilmesi yapılmak suretiyle erken dönemde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebû Hanîfe, Mâtürîdî, Tasavvuf, Ulûhiyyet, Nübüvvet, İman.

HanefilerKelamKur'an-ı Kerim+4
Yunus Eraslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Umûmü'l- Belvâ ile reddedilen rivayetlerin hadis usulü açısından değeri

Bu tezde Hanefi usülcüler'in bir tenkit kriteri olarak geliştirdikleri umûmü'l-belvâ prensibi ve bu prensibi temel alarak amel etmedikleri rivayetler hadis ilmi açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, konusu, yöntemi, sınırı ve araştırmanın kaynakları verilmiştir. Birinci bölümde mütevâtir, meşhur ve âhâd haber hakkında bilgiler verilmiş; ikinci bölümde umûmü'l-belvâ hakkında kısa bir açıklama yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise umûmü'l-belvâ prensibi uyarınca reddedilen rivayetler araştırılmış ve bunların hadis ilmi açısından değerlendirilmesi çalışılmıştır. Rivayetlerin çeşitli kaynaklarda geçen müteba'at ve şevâhidlerinin isnat karşılaştırılması, rical tenkidi, râvilerinin cerh ve tadil eserlerinden yararlanarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç kısmındaysa ise araştırma sürecinde elde edilen bilgiler ve tespitler özet olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Mütevâtir, Meşhur, Âhâd, Haberü'l-vâhid, Umûmü'l-Belvâ, Tahric, Tenkid

HadisKur'an-ı KerimRivayetler+2
Mustafa Ülkü
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oruçlu hakkındaki kütüb-i sitte rivayetlerinin değerlendirilmesi

Çalışma 3 bölümden oluşmaktadır; Birinci bölümde; oruç kavramı açıklanmış, orucun mahyeti, tarihi, çeşitleri, mezheplerin oruç tutma ve oruçlu kişi ile ilgili görüşleri gibi oruç ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde; Kütüb-ı Sitte'de(Bûhari, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Nesâî) yer alan oruçlu kişi (صائم و الصائم kavramları çerçevesinde) ile ilgili rivayetler tespit edilmiş ve bu rivayetler Türkçe manalarıyla beraber verilmiştir. Tespit edilen rivayetlerin önce sened tenkidi yapılmış, sonra rivayetlerin genel bir değerlendirmesine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, söz konusu rivayetlerin, metinlerinin değerlendirmesi yapılmıştır. En son olarak da genel bir sonuç değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oruç, Oruçlu kişi, Hz. Peygamber, Fıkıh, Hadis.

HadisKur'an-ı KerimKütüb-i Sitte+3
Meryem Tütüncüler
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurtubî'nin tefsirinde kıssa-ahkâm ilişkisi –Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ kıssaları örneği-

"Kurtubî‟nin Tefsirinde Kıssa-Ahkâm İlişkisi –Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ Kıssaları Örneği-" adlı bu çalışmamızda Kurtubî‟nin el-Cami‟ li-Ahkâmi‟l-Kur‟an isimli ahkâm tefsirinde Kurtubî‟nin kıssalarla alakalı takip ettiği metot üzerinde incelemelerde bulunduk. İlk bölümde kıssalar ve ahkâmla alakalı daha çok teorik denilebilecek temel meselelere yer verdik. İkinci bölümde ise Kurtubî‟nin kıssalara nasıl yaklaştığını, kıssalardan hangi hükümleri çıkardığını, hüküm çıkarırken hangi hususları gözettiğini vb. analiz ettik. Çalışmamızı Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ kıssalarındaki bazı âyetlerle sınırlandırdık. Alimlerimiz Kur‟an ve sünnette çözümünü bulamadıkları meseleler hakkında içtihat yaparken farklı yollar takip etmişlerdir. Kurtubî gibi bazı alimlerin dikkatini de kıssalar çekmiştir. Sonuç olarak Kurtubî sarih âyetlerin bulunmadığı konularda kıssaları ahkâmın kaynağı olarak görmüştür. Ancak Kurtubî‟nin kıssalardan çıkardığı hükümlere bakıldığında bunların daha çok aslî hükümler değil, tâlî hükümler olduğunu görüyoruz. Çıkarmış olduğu pek çok hükmü doğrudan kıssalardan çıkarmadığını, daha önce zihninde olan hükmü kıssalardan delillendirdiğini görürüz. Belki de Kurtubî‟nin zihni sıfırlanıp, daha önce elde etmiş olduğu birikimi yok edilecek olsa sadece kıssalar üzerinden çalışmamızda da zikri geçen sonuçlara ulaşamazdı.

AhkamAhkamu`l-Kur`anHz. Musa+6
Erdem Dulun
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

- Negatif gelir vergisi özelinde- zekâtın modern vergi teorisi ile mukayesesi

Zekât, vergi ve negatif gelir vergisi fonksiyonları, ilkeleri ve unsurları itibariyle birbirleriyle bağlantılı kavramlardır. Ayrıca fakir ve muhtaçların sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi hizmetlerinin büyük bir kısmı hem zekâtın hem de negatif gelir vergisinin harcama kalemleri arasında yer almaktadır. Çalışmamızda bu konuların, klasik ve güncel kaynaklardan yararlanılarak yorumlanması amaçlanmıştır. Zekât ve negatif gelir vergisinin çağdaş iktisadi sistemlerde bulunan gelir dağılımındaki eşitsizlik ve yoksullukla mücadelede oluşan boşluğu, adaletli gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele problemine karşı sağladığı katkıya vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede zekât ve negatif gelir vergisinin, temel prensipler ve ilkeler bağlamında benzer ve farklı yönleri üzerinde durulmuştur. Zekâtın, teşrî sürecinden başlayarak Emevi ve Abbasi dönemlerine kadar devlet eliyle toplanıp ayette belirtilen sarf yerlerine dağıtılan önemli gelir kaynaklarından biri olduğu bilinen bir husustur. Ancak Hz. Osman'ın hilafeti döneminde zekât kapsamında olan malların zahirî ve batınî olarak ayrılması, batınî malların zekâtının mükelleflere bırakılması, zekâtın daha sonraki dönemlerde yavaş yavaş devlet elinden çıkarak, mükelleflerin yaptığı gönüllü malî bir yardıma dönüşmesi açısından kırılma noktası olmuştur. Bu durum mükelleflerin zekâtlarını dağıtıp dağıtmama hususunda özgürce hareket etmesine zemin hazırlamıştır. Sonraki dönemlerde de zekâtın dağıtımı günümüzde olduğu gibi tamamen mükellefin irade ve vicdanına bırakılmıştır. Bu çalışmada ilk dönemlerde olduğu gibi ülkemizde de zekâtın kurumsallaşmasının önemine vurgu yapılarak yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Önerilen bu model ile sistemli bir organizasyon ile var olan zekât potansiyelinden daha geniş kitlelerin pay almasının sağlanması hedeflenmektedir. Böylelikle zekât zengin ve fakir arasındaki gelir farkının azalmasında ve yoksullukla mücadelede daha etkin bir rol üstlenmiş olacaktır. Ayrıca zekâtın devlet tarafından organize edilmesi durumunda harcama kalemlerinden olan âmil, müellefe-i kulûb, ibni sebil ve fî sebilillâh sınıflarının da dağıtılan zekâttan pay alma imkânı sağlanmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Zekât, Vergi, Negatif Gelir Vergisi, Kurumsallaşma, Sosyal Güvenlik.

Gelir vergisiNegatif gelir vergisiVergi sistemi+3
İsmail Yılmaz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebû 'Alî el-Fârisî'de dilbilimsel tenkit -el-İğfâl eseri örneği-

Bu tez, 288/377-901/987 yılları arasında yaşamış Arap dilbilimcisi Ebû 'Alî el-Fârisî'nin el-İğfâl adlı eserinde hocası Ebû İshâk ez-Zeccâc (ö. 311/923)'ın Me'anî'l-Kur'ân ve İ'râbüh adlı tefsirine tevcih ettiği dilbilimsel tenkitleri, objektif bir yaklaşımla kritik etmektedir. el-Fârisî'nin münekkit kimliğinin yanı sıra, tenkitlere mahal olan dilsel meseleleri, hem Kur'ân, şiir ve Arap dil gramerinin temel ilkeleri gibi naklî; hem de tümevarım, kıyâs ve illet gibi aklî deliller ışığında, ilk kaynak eserlere uzanarak karşılaştırmalı bir yöntemle (comparative linguistics) incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Ebû 'Alî el-Fârisî, ez-Zeccâc, Linguistik, Dilbilimsel Tenkit, Eleştiri, el-İğfâl, Me'anî'l-Kur'ân.

ArapçaDilbilgisiDilbilim+3
Sami Bakır
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cessâs'ın nikahla ilgili ayetlere yaklaşımı

Ahkâm tefsirleri, Kurân-ı Kerîm'de hüküm bildiren ayetleri açıklayan, İslam hukuku açısından önemli bir yere sahip olan eserlerdir. Bu çalışmada, hicri dördüncü yüzyılda yaşamış olan Hanefi fakihi Ebû Bekr el-Cessâs'ın, Ahkâmu'l Kur'ân adlı eserinde nikâhla ilgili ayetlere yaklaşımı ve bazı tercihleri ele alınmaktadır. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Cessâs'ın yaşadığı dönemdeki siyasi, sosyal, ilmi ve kültürel durum ile birlikte, Cessâs'ın hayatı, ilmi kişiliği, kendisini yetiştiren hocaları, yetiştirdiği talebeleri ve eserleri ile ilgili bilgiler verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, İslam Aile Hukukunun temel konularından olan nikâh konusu ana hatlarıyla ele alınmakta, Hanefi mezhebinin görüşleri temelinde yeri geldikçe diğer mezheplerin de görüşleri belirtilerek aktarılmaktadır. Çalışmanın esasını oluşturan üçüncü bölüm ise, Cessâs'ın Ahkâmu'l Kur'ân adlı eserinde ele aldığı nikâhla ilgili bazı meselelerdeki tercih ve yorumlarından oluşmaktadır. Bu bölümde müellifin nikâh akdini konu alan ayetler ile ilgili yorumları, yaptığı yorumlama işinde takip ettiği yöntem, ayetlerden hukukî sonuçlar çıkarma noktasında izlediği usûl ve ele alınan konularla ilgili görüşleri işlenmektedir. Ayrıca müellifin, ele alınan konu ile ilgili görüşleri, diğer bazı müctehid ve imamların görüş ve ictihadları ile karşılaştırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cessâs, Ahkâmu'l Kur'ân, İslam Aile Hukuku, Nikâh, Evlilik

Aile hukukuAyetlerCessas+5
Nihat Doğan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdülganî b. İsmâil en-Nâblusî'nin el-Kevkebü's-sârî fî hakîkati'l-cüz'îl-ihtiyârî adlı eserinin tercümesi ve değerlendirilmesi

İslam düşünce tarihinde özelde ise Kelâm ilmi içerisinde yer alan "Cüz'î İrade" kavramı; mezhebî ayrışmalarda etkin bir kavram olduğu gibi, diğer ilimlerde de sirayet ettiği tartışma konularının odağında yer almıştır. Önemine binaen bu konu üzerinde âlimlerimiz tarafından hayli çalışmalar yapılmış ve kendi kanaatinlerini dile getirdikleri birçok eser kaleme almışlardır. Bu âlimlerimizden birisi de ilmî olarak çok yönlü bir kişiliğe sahip olsa da tasavvufî kişiliği ile ön plana çıkmış olan Abdülganî b. İsmâil en-Nâblusî'dir. Nâblusî "el-Kevkebü's-sârî fî hakîkati'l-cüz'îl-ihtiyârî" isimli eserinde irade konusunu detaylı olarak izah ederken, mezhebi doktrinleri göz önünde bulundurmaya çalışmış ve en önemlisi de Ehl-i sünnet söylemi ile kendine özgü sûfî bakış açısını eserine yansıtmaya çalışmıştır. Kelamî bir kavramın tasavvuf ilmiyle bütünleşip farklı bir yöntemle ele alınması, bu eseri alanda kaleme alınmış diğer eserlerden farklı ve değerli kılmıştır. Böylece eserin tercüme edildikten sonra akıl-nakil düzleminde itkadî konular çerçevesinde değerlendirilmesinin ilim dünyasına katkı sunacağını düşünmekteyiz. ANAHTAR KELİMELER:Kelam, Abdülganî b. İsmâil en-Nâblusî, İrade, Cebriyye, Kaderiyye, Ehl-i sünnet Ekim 2023, 121 Sayfa

Ramazan Eryiğit
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kûfe kırâat imamlarının usûlleri ve mukayesesi

Bu çalışma Kûfe kırâat imamlarının kırâate dair usûlleri ve bu usûllerin kendi içlerindeki mukayesesi hakkındadır. Çalışma sadece konusu itibariyle sınırlanmamış, kırâat ilmi ve eğitimi ile alakalı kavramlar da bu çalışmada ele alınmıştır. İmam Âsım'ın Kûfe bölgesinde yer alması ve aynı bölgede yer alan diğer imamların okuyuşları hakkında bilgi edinmek konunun seçilmesinde büyük önem arzetmektedir. Çalışmada Kûfe kırâat ekolünün usûlleri müstakil olarak ele alınmış ve bu bölgede bulunan imam ve ravilerin okuyuş farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda ferş farklılıklarına da kısaca değinilmiştir. Bu sayede ferş farklılıklarının imamların kullanımı açısından usûl farklılıklarına ne kadar benzediği ortaya konulmak istenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları ele alınmıştır. İlk bölümde kırâat ilmi ele alınmış ve onunla alakalı bazı kavramlara değinilmiştir. Bununla birlikte yedi harf-kırâat ilişkisi ve usûl konusu üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Kûfe ekolünün şekilleniş süreci ele alınmış ve Kûfe kırâat imamlarına ve râvilerine yer verilmiştir. Son bölümde ise Kûfe kırâat imamlarının okuyuş özelliklerine değinilmiş ve bu okuyuş özellikleri kendi aralarında mukayese edilmiştir. Çalışma, ulaşılan neticelerin bulunduğu sonuç bölümüyle sona ermektedir.

Hasan Karabacakoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hac ve umreye dair çağdaş fetvalar ve ihtilaf yönleri: Derleme ve inceleme

Bu araştırma, hac ve umre ibadetlerinin yapıldığı dönemlerde karşılaşılan sorunları ve zorlukları incelemektedir. Hac ve umre ibadetleri, İslam'da önemli bir yer tutar ve bu ibadetlerle ilgili farklı mezhep ve görüşler arasında bazı konularda farklılıklar bulunmaktadır. İslam hukuku, insanların çıkarlarına hizmet etmeyi ve zararları önlemeyi amaçlayan bir hukuktur. Genellikle, çatışan menfaatler ve farklı çıkarların bir araya geldiği durumlar sıkça karşılaşılır. Bu durumda, bir konuda tercih yapmak için kıyas yoluyla karar verilmesi gerekebilir. Bu tercih, bir konuda daha önce tercih edilen çıkarın başka bir çıkar tarafından göz ardı edilmesi anlamına gelebilir. İşte bu noktada, hükümler ve mezhep hükümleri arasında ihtilaf doğar, çünkü bu tür konularda açık bir metin bulunmamaktadır. Bu ihtilaf, müçtehidin tercih ettiği maslahatın yerini veya önemini görmemesi durumunda daha doğru bir yöntem olabilir. Bu, müçtehidin görüşünün, tercih edilen konuya yönelik tercihini diğer konunun önüne koyması anlamına gelir. Bu nedenle, hükümlerde ve mezhep hükümlerinde ihtilaf meydana gelir. Çünkü bu tür konularda açık bir hüküm yoktur. Bu, şarinin amaçları arasında yer alır. Ancak, iki konu arasındaki ihtilaf noktasını dikkate almak önemlidir. ANAHTAR KELİMELER: Fetva, Fukaha, İhtilaf, Çağdaş, Hac, Umre. Ekim 2023, 111 Sayfa

Farıs Sedeeq Abdullah Al-bakrı
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kitâbü'l-Azame bağlamında Ebü'ş-Şeyh el-İsfahânî'nin hadisçiliği ve eserinin hadis literatüründeki yeri

Hicrî 3. ve 4. asırlar İslâm literatürünün en parlak olduğu dönemlerdir. Bu asırlarda özellikle hadis alanında özgün eserler vücut bulmuştur. Hicrî 3. asırda en güzel örneklerini veren hadis edebiyatı, hicrî 4. asırda da çeşitliliğini artırarak devam etmiştir. Bu dönemin en büyük özelliği kitapların isnad yöntemi ile yazılmasıdır. Hicrî 4. asrda önemli muhaddisler yetişmiştir. Onlardan biri de Ebü'ş-Şeyh el-İsfahânî'dir. Çok yönlü bir âlim olan Ebü'ş-Şeyh akâid, tefsir, hadis, fıkıh ve tarih bilgisiyle öne çıkmaktadır. Eserlerinin tanınması ve hadisçiliğinin anlaşılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada Ebü'ş-Şeyh'in Kitâbü'l-Azame bağlamında hadisçiliği üzerinde durulmaktadır. Önce Ebü'ş-Şeyh'in yaşadığı dönem, hayatı, ilmî ve dinî kişiliği ele alınmıştır. Ebü'ş-Şeyh'in hadis ilmi başta olmak üzere İslâmî ilimlerin bir çoğunda bâhir ve mâhir bir alim olduğu görülmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde Kitâbü'l-Azame tanıtılmaktadır. Eserin tespiti, kaynakları, etkisi, tasnif metodu ve muhtevası üzerinde durularak İslam literatüründeki yeri gösterilmiştir. Son bölümde ise Kitâbü'l-Azame'nin hadis ilmindeki yeri araştırılmıştır. Eserin isnad ve metin özellikleri, içindeki rivayetlerin çeşitleri ve sıhhat durumları üzerinde durulmuştur. Ebü'ş-Şeyh kendisine ulaşan rivayetlerle Yüce Allah'ın azamet ve kudretine dair bilgiler sunmaktadır. Kitâbü'l-Azame dönemin rivayet kültürünü, fikrî yapısını ve itikâdî görüşlerini yansıtması bakımından önemli olduğu görülmektedir.

Hüseyin Sıcak
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam muhakeme hukukunda yeni ispat vasıtaları

İslam muhakeme hukukunda hakkı ortaya çıkarmaya yarayan en önemli şey ispat vasıtalarıdır. Bir davada haklı ile haksız, masum ile suçlu ancak gerçeği ispat ederek ortaya konulabilmektedir. İslam muhakeme hukukunda ispat vasıtalarının tamamı nas tarafından belirlenmemiştir. Birçok farklı çeşit olarak karşımıza çıkan ispat vasıtaları günün şartlarına göre şekillenmiş, yeni ispat vasıtaları ortaya çıkmıştır. Günümüzde bilim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak yeni ispat vasıtaları ortaya çıkmış, bunlar sayesinde suçluların yakalanması ve haksızlıkların önlenmesi kolaylaşmıştır. Bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle yenilenen birçok şey gibi ispat vasıtalarında da yenilikler ortaya çıkmıştır. Adli tıp ilminin ortaya çıkmasıyla, gözle görülemeyen izler ortaya konulmaya başlanmıştır. Bilimin ilerlemesiyle DNA, parmak izi, otopsi incelemeleri, kimyasal analizler sayesinde eskiden bilinemeyen pek çok gerçek bugün kesinlik derecesinde ortaya konulabilir olmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle mesafeler kısalmış, ulaşım, iletişim, bilgi ağı çok farklı bir boyuta taşınmıştır. Günümüzde teknoloji sayesinde alışveriş, ticaret, maddi kazanç yöntemleri değişmiş, artık tek bir tuşla uzaktan birçok iş halledilebilir hale gelmiştir. Teknolojinin getirdiği bu yenilikler muhakeme alanında insanların sorumluluk ve yükümlülüklerini de arttırmıştır. Ortaya çıkarılmak istenilen maddi gerçek bilim ve teknoloji sayesinde gözler önüne serilebilir olmuştur. Çalışmamızda modern dünyadaki bilim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan ispat vasıtalarının neler olduğuna değinmeye çalıştık. Bu ispat vasıtalarını İslam muhakeme hukuku açısından kabul edilebilirliğini naslar çerçevesinde ele almaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: İslam, Hukuk, Muhakeme, İspat, Adli Tıp

Adli tıpİslam hukukuİslam muhakeme hukuku+1
Buşra Dinçer
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm bağlamında cahiliye döneminde Allah tasavvuru

İslam inanç sisteminin en önemli öğesi olan Allah, Kur'an'ın en temel konusudur. Allah tasavvuru, fertlerin Allah inancını doğrudan etkileyen ve Allah-İnsan ilişkisinin niteliğini belirleyen en temel olgudur. Bu bağlamda çalışmamızda vahyin inşa etmeye çalıştığı Kur'an-ı Kerim bağlamında cahiliye dönemi Allah tasavvurunu konu etmeye çalıştık. Allah hakkında yapılan söz konusu çalışmalar genellikle Allah'ın varlığının delilleri, isimleri, sıfatları gibi konulara odaklanmakta Kur'an'ın Allah tasavvurunu bütüncül bir yaklaşımla ele alan bir çalışmadan bahsetmek neredeyse mümkün görünmemektedir. Böyle bir ihtiyaçtan yola çıkan bu tez çalışması Kur'an'ın penceresinden Allah tasavvuruna bakmayı hedeflemektedir. Cahiliye dönemi Allah tasavvuru boyutunun daha önce araştırılmamış olması konunun diğer araştırmalardan farkını da ortaya koymaktadır. Çalışmamızda Kur'an-ı Kerim'de Mekke ve civarında zikredilen inanç sistemleri ve müşriklerin Allah tasavvurunu ayetler bağlamında ele almak hedeflenmiştir. Müşrik Arapların putlara ibadet etme gerekçeleri ayetlerle açıklanmış Kur'an'ın daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve müşrik Arapların daha iyi tanınması amaçlanmıştır. Araştırmamızda konulu tefsir metodu izlendiği için temel referans başta Kur'an-ı Kerim olmuştur. Konuyla ilgili kavramlar izah edilirken lügatlere ve ilk dönem tefsirlerine, rivayet, dirayet ve modern tefsir kitaplarına başvurulmuştur. Konuyla ilgili yazılmış olan kitap, dergi, makale, tez ve şiir metinlerinden faydalanılmıştır. Tüm inanç sistemlerinde bir "Yüce Varlık" ya da "Tanrı" inancı söz konusudur. Son ilâhî vahye dayalı din olan İslâm'ın itikat sisteminin temel noktası da Allah inancıdır.

AllahAraplarCahiliye Dönemi+5
Ayça Kaya
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hadisin makasid bağlaminda anlaşilma sorunu-İbn Hibbân örneği

Bu çalışmada hadislerin maksat eksenli anlaşılması bakımından bir örnek olarak İbn Hibbân'ın Sahîh adlı eseri incelenmiştir. Makâsıdü'ş-şerîa anlayışının tarihi, fikrî temelleri ve temel konuları özetle verilmiş, hadislerin anlaşılmasında makâsıd anlayışının önemi üzerinde durulmuştur. Maksat eksenli bir tasnif çalışması olarak örnek alınan İbn Hibbân'ın Sahîh adlı eserinin bu konuda temsil kabiliyeti irdelenmiştir. Musannifin tasnif usulü, kullandığı başlıkları ve ek olarak yaptığı açıklamalarıyla maksat eksenli yorumları incelenmiştir. Sonuçta bu eserin tam olarak makâsıd anlayışı için olmasa da hadislerde mevcut cüz'î şer'î maksatları ortaya çıkarma ve maksat eksenli hadis anlayışı için yöntem ve içerik bakımından iyi bir kaynak olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

HadisMakasıdu`ş-ŞeriaSahih+2
İbrahim Urgancı
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hâlid el-Ezherî'nin el-Havâşi'l-ezheriyye fî halli elfâzi'l-mukaddimeti'l-cezeriyye adlı eseri

Bu çalışmada Hâlid b. Adullah el-Ezherî'nin (ö. 905/1499) İbnü'l-Cezerî'nin (ö. 833/1429) tecvit hakkında kısa ve öz bilgileri içeren Mukaddimetü'l-Cezeriyye adlı eseri üzerine yazdığı el-Havâşi'l-Ezheriyye fî halli elfâzi'l-Mukaddimeti'l-Cezeriyye adlı hâşiyesi incelenmiştir. Ezherî nazım şeklinde yazılan Mukaddimeyi nesir şeklinde sade ve kolay anlaşılabilir bir dille şerh etmiştir. Hâşiyenin Türkiye'de akademik çalışmalara konu olmadığı görülmüş, eserin tanıtılması ve sahaya kazandırılması amaçlanmıştır. Eserin iki farklı Arap muhakkik tarafından tahkik edildiği görülmüştür. Yazma Eserler Kurumu dökümanlarından araştırıldığına göre ise eserin sekiz farklı el yazma nüshası olduğu görülmüş ve bunlar incelemeye tabi tutulmuştur. Hâşiyenin konuları klasik ve modern dönem kaynaklarından araştırılmış, hâşiye ile beraber hülasa edilmiştir. Ezherî'nin konuları şu dört aşamada şerh ettiği tespit edilmiştir: Ezherî önce kelimelerin lügat ve ıstılah manalarını açıklamış, sonra Mekkî (ö. 437/1045), Dânî (ö. 444/1053), Şâtıbiyye (ö. 590/1194) ve Ca'berî (ö. 732/1332) gibi kıraat âlimleri başta olmak üzere selefin eserlerine atıf yapmıştır. Sonra tecvit konuları hakkında kendi fikirlerini sunmuştur. Son olarak konuyu çoğunlukla âyet, bazen de yaygın kullanım ve şiirlerle örneklendirmiştir. Ezherî tecvit ihtilaflarına girmemiş ve okuyucunun aklına gelebilecek soruları da cevaplamıştır. Sehavî, İbnü'l-Imad ve Hansârî gibi âlimler Ezherî'den her yönüyle övgüyle bahsetmiştir. Ezherî tecvit konularının tamamını aynı ihtimamla şerh etmeye çalışmıştır. Tezde bu yaklaşım öne çıkarılmaya çalışılmış ve herkesin bütün tecvit konularına aynı ihtimamla yaklaşması gerektiğine bir örnek ortaya konulmaya çalışılmıştır. aha sonra doldurulacaktır.

Hüseyin Öztürk
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kemalpaşazâde'nin el-Fevâidü'l-Mütra'atü'l-Hiyâz fî Şerhi Kitabi'r-Riyâz isimli eserindeki şerh metodu

Araştırmamızın konusu 16. Yüzyılda Osmanlı devletinde hatırı sayılır bir konumda bulunan Kemalpaşazâde'nin hayatı ve el- Fevâidü'l Mütra'atü'l- Hıyâz fî Şerhi Kitâbi'r-Riyâz isimli eserinde izlemiş olduğu metottur. Araştırmamız 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm giriş mahiyetinde olmakla beraber araştırmanın konusu ve önemi belirtilirken tez de uygulanan metod ve kullanılan kaynakların zikredilmesiyle son bulmaktadır. İkinci bölümde ise; müellifimiz Kemalpaşazâde'nin içinde bulunduğu ortam ve şartlar özet bir şekilde gösterilerek hayatı ve ilmi kişiliğine değinilmiş hemen akabinde Nevevî için de aynı sıralama gözetilerek ilgili bölümler biraz daha kısa tutulmuştur. Bölüm sonu olarak Riyâsü'z-Sâlihîn isimli eserden bahsedilerek ikinci bölüm bitirilmiştir. Üçüncü bölüme geldiğimizde ise, metot incelemesi ve şerhte kullanılan kaynakların tespit edilmesi bu bölümde yer almaktadır. Şerh literatüründe gerekli görülen hususlar örneklerle izah edilerek tez bitirilmiştir.

Nisanur Hatemoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'da "esâtîru'l-evvelîn" ifadesinin yer aldığı âyetler

Kur'ân insanoğlunun erişemeyeceği derecede yüksek bir üslupla ve icazla inmiştir. Bu nedenle, cahiliye Arabı, kendi döneminde belagat kemal noktasında olmasından dolayı Kur'ân'daki üsluba yabancı olmadıkları için anlamakta güçlük yaşamıyorlardı. Kur'ân inanan inanmayan herkesi tesiri altında bırakmasına rağmen, kendilerince çeşitli inkar sebeplerine dayanarak inanmak istemeyenler, Kur'ân ayetlerine sihir, şiir, kehanet, esâtir gibi ithamlar edip insanları Kur'ân'dan uzak tutmaya onu dinlemelerine engel olmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda Kur'an ayetleri ve Kur'an kıssaları hakkında birtakım iddialar ortaya atmışlardır. Kur'ân'ı Hz. Peygamber'in (s.a.v) yazdığı/yazdırdığı, Kur'ân'ın önceki dinlerden/kitaplardan derlendiği, Kur'an'ın bir benzerinin getirilebileceği, ahiret gününün (ölümden sonra tekrar dirilişin) olmadığı gibi birtakım iddialar mevcuttur. Bu iddialara genel olarak bakıldığında "esâtîru'l-evvelîn" ibaresiyle bağlantılı olarak ayetlerde yer aldığı görülmüştür. Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'de kişi veya kişiler tarafından farklı konulardan dolayı bir iddia olarak ortaya atılan "esâtîru'l-evvelîn" ifadesinin yer aldığı dokuz ayet tefsir edilmekte ve "esâtîru'l-evvelîn" bağlamında değerlendirilmektedir.

Aysel Öztepe
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'da "Akıl sahipleri" anlamına gelen terkiplerin yer aldığı ayetlerin tefsiri

Akıl, insanoğlunun sahip olduğu en önemli özelliktir. Akılla, iyiyi kötüden ve doğruyu yanlıştan ayırt edebilir. Aklı olduğu için insan diğer varlıklardan ayrılmıştır. Bu nedenle de sorumlu kılınmıştır. Bu sorumluluğun bilincinde olan kimselere "akıl sahipleri" denilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de bu anlama gelen dört terkip bulunmaktadır. Bunlar "ülü'l-elbâb, ülü'l-ebsâr, ülü'n-nühâ, zû hicr" terkipleridir. Bu ifadeler on beş sûrede, yirmi üç âyette geçmektedir. Bu terkipleri oluşturan "lüb, besar, nühâ, hicr" kavramlarının akıl anlamı kazanmaları, akıl ile güçlü bağlantılarından dolayıdır. Öz anlamına gelen "lüb" kelimesi, zekâyı ifade etmektedir. Görme anlamına gelen "besar" aklın gözü gibidir, gördüklerinin hakikatini onunla kavramaktadır. Engelleme anlamına gelen "nühâ" aklın sınır taşıdır, yasak bölgeye geldiğinde ona sınırlarını hatırlatmaktadır. Set anlamına da gelen "hicr", aklın çevresine örülmüş, hata yapmaya ve günah işlemeye karşı engelleyici bir duvar vazifesi görmektedir. İşte aklın bu fonksiyonlarını eyleme dönüştürmesi beklenen kimseler, bu dört terkipte adı geçen akıl sahipleridir. Akıl sahipleri anlamına gelen dört terkibin geçtiği âyetlerin tefsirleri çalışmamızı teşkil etmektedir. Bugüne kadar yazılmış tefsir eserlerinde "akıl sahipleri" anlamına gelen bu terkiplerin yorumları yer almaktadır. Bunlardan ulaşabildiklerimiz kadarına çalışmamızda değinmeye çalıştık. Bu âyetlerde geçen akıl sahiplerinin inançlı, kendilerinden yapmaları veya yapmamaları istenen konularda, mesajı anlayan ve anladığını yerine getirme konusunda samimi kimseler oldukları anlaşılmaktadır.

Yaşar Kemal İhtiyar
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm'de "ve mâ edrâke" ifadesinin geçtiği ayetlerin tefsiri

Allah Teâlâ'nın Kur'ân-ı Kerîm'de kullanmış olduğu birtakım kavramlar muhatap nezdinde çeşitli anlamlar ihtiva etmektedir. Allah Teâlâ 13 âyette yer alan "Ve Mâ Edrâke" sorusuyla insanların dikkatlerini çalışmamızın konusu olan bu kavramlara çekmiştir. Bu kavramlar hakkında birtakım malumatlar biliniyor olsa da mahiyetleri tam manasıyla idrak edilemiyordu. Allah Teâlâ'nın nakletmiş olduğu bilgilerle bu kavramlara yeni manalar vaz' etmiştir. Çalışmamız tezimizin konusu olan "Ve Mâ Edrâke" ifadesinin kullanım özellikleri ile başlamaktadır. Akabinde Arap dilinde istifhâm başlığı altında çeşitli meselelere değinilmiştir. Üçüncü bölümde sebeb-i nüzûl ve belâgat gibi çeşitli ilimler ışığında bu ifadelerin tefsiri ve mahiyetleri hakkında tespitler yapılmıştır. Sonuç kısmında yapılan bazı değerlendirmelerle çalışmamız sona ermiştir.

Tahir Burak Albayrak
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00