
258
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İnternet kafeler ve ortaya çıkan sorunlar: İlköğretim öğrencileri, öğretmenleri ve internet kafe işletmecileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada internet kafelerde ortaya çıkan sorunlara ilişkin ilköğretim 2. kademeöğrencileri ve öğretmenleri ile internet kafe işletmecilerinin görüşlerinin ortaya konulması veöğrencilerin internet kafeye ilişkin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma giriş,kuramsal bilgiler ve ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve yorumlar, sonuç ve öneriler olmaküzere beş bölümden oluşmaktadır.Tarama türünde yürütülen bu araştırma, Gaziantep ilinde bulunan 8 ilköğretim okulu ve16 internet kafede yapılmıştır. Araştırma üç farklı sosyo ekonomik grupta bulunan toplam 632öğrenci, ilköğretim okullarında görev yapan 95 branş öğretmeni ve 16 internet kafeişletmecisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. lköğretim 2. kademe öğrencilerine ?Öğrenci Anketi?ve ? nternet Kafe Tutum Ölçeği?, ilköğretimde görev yapan branş öğretmenlerine ?ÖğretmenAnketi?, internet kafe işletmecilerine ? nternet Kafe şletmecisi Görüşme Formu?uygulanmıştır.Anketlerden, tutum ölçeğinden ve görüşme formundan elde edilen veriler istatistikselteknik olarak frekans (f) ve yüzde (%) gerekli görüldüğü yerlerde, tek yönlü varyans analizi,t-testi, Ki-Kare kullanılarak açıklanmış ve yorumlanmıştır.ANAHTAR KEL MELER: lköğretim Öğrencileri, nternet, nternet Kafe,
Kubaşık öğrenmenin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji dersine ilişkin akademik başarılarına ve birlikte çalışma tutumlarına etkisi
Bu arastırmanın temel amacı ilkögretim dördüncü sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Vücudumuz Bilmecesini Çözelim? ve ?Maddeleri Tanıyalım? ünitelerinin ögretiminde kubasık ögrenmenin (küme arastırması teknigi ve kubasık ögrenme etkinlikleri) ögrencilerin akademik basarıları ve birlikte çalısmaya iliskin tutumları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Arastırmanın çalısma grubunu 2006?2007 egitim yılının ilk yarıyılında Aydın ili merkez ilçede iki devlet ilkögretim okulunun dört sınıfında okuyan 131 dördüncü sınıf ögrencisi (81 Kız, 50 Erkek) olusturmaktadır. ki deney iki kontrol grubunun yer aldıgı çalısmada deney gruplarında dersler kubasık ögrenme yöntemi ile, kontrol gruplarında ilkögretim fen ve teknoloji ders programında yer alan etkinlikler ile islenmistir. Arastırma verileri basarı testi ve birlikte çalısma tutum ölçegi aracılıgı ile toplanmıstır. Veri toplama araçları deneysel islemler öncesi öntest olarak, deneysel islemler sonrası sontest olarak ve deneysel islemlerin tamamlanmasından dört hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıstır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin çözümlemeleri SPSS (11,5) paket programından yararlanılarak gerçeklestirilmistir. Grupların fen ve teknoloji dersi basarı testi puanları ve tutum puanları arasında farklılasma olup olamadıgını belirlemek için kovaryans analizi, farklılasmanın yönünü belirlemek için Bonferroni ikili karsılastırmalar testi kullanılmıstır. Sonuçların yorumlanmasında P= .05 anlamlılık düzeyi kabul edilmistir. Yapılan analizler sonucunda kubasık ögrenme yönteminin ögrencilerin fen ve teknoloji dersine iliskin akademik basarılarına ve ögrenilenlerin kalıcılıgına olumlu etkilerinin oldugu görülmüstür. Birlikte çalısma tutum ölçeginden elde edilen veriler analiz edildiginde gruplar arasında Birlikte Çalısma Tutum Ölçegi puan ortalamaları açısından anlamlı bir fark bulunamamıstır.
Eğitimde dramada uzman rolü yaklaşımı ve İngilizce öğretimi: ilköğretim dördüncü sınıf öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu araştırma, eğitimde dramada Dorothy Heathcote'un geliştirmiş olduğu ?Uzman Rolü Yaklaşımı?nın yabancı dil öğretimindeki etkilerini incelemek, bu yaklaşımın ?Senaryo Temelli Öğrenme? ve Vygotsky'nin Sosyo-Kültürel Kuramı ile ortak yönlerini, kuramsal bir çerçevede ele almak amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır.Araştırma 2007?2008 eğitim yılının bahar yarıyılında Aydın ili Nazilli ilçesinde bulunan resmi bir ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney ve bir kontrol grubunda bulunan toplam 97 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sekiz hafta süren araştırmada, dersler deney grubunda ?Uzman Rolü Yaklaşımı?na dayalı drama yöntemi temelinde hazırlanan etkinlikleri ile kontrol gruplarında ise ilköğretim dördüncü sınıf İngilizce programında yer alan etkinliklere göre işlenmiştir. Ölçme aracı olarak deney ve kontrol grubuna ?İngilizce Başarı Testi? öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca araştırmanın başında öğrenciler hakkında bilgi edinmek amacıyla ?Kişisel Bilgiler Formu? kullanılmıştır.Araştırmada veri toplama araçlarından elde edilen verilerin çözümleri SPSS (11.5) paket programından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Grupların akademik başarı testlerinin puanları arasında farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kovaryans analizi testi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.01 olarak alınmıştır.Sonuç olarak, ?Uzman Rolü Yaklaşımı? temelinde geliştirilmiş olan etkinliklerin, İngilizce dersi akademik başarıları üzerine olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. Genel olarak başarı puanları incelendiğinde, deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farklar bulunmuştur.
Kubaşık okuma yazma dinleme ve konuşma tekniğinin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve İngilizce dersine ilişkin tutumlarına etkisi
Bu deneysel araştırmada, kubaşık okuma yazma dinleme ve konuşma tekniğinin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin İngilizce dersinin ?My weekly Schedule?, ?Timetables?, ? Birthdays?, ?Food and Drinks?, ?Seasons?, ünitelerine ilişkin akademik başarıları ve İngilizce dersine ilişkin tutumlarına etkisi sınanmıştır.Araştırma 2007-2008 eğitim yılının bahar yarı yılında Aydın il merkezinde bulunan resmi bir ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma iki deney iki kontrol grubunda bulunan toplam 129 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. On hafta süren araştırmada, dersler deney gruplarında kubaşık okuma yazma dinleme ve konuşma tekniği ile kontrol gruplarında ise ilköğretim dördüncü sınıf İngilizce programında yer alan etkinliklere göre işlenmiştir. Ölçme aracı olarak deney ve kontrol gruplarına ?İngilizce Dilbilgisi Başarı Testi?, ?Okuduğunu Anlama Testi?, ?Dinlediğini Anlama Testi? ve ?İngilizce Dersine İlişkin Tutum Ölçeği? öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca araştırmanın başında öğrenciler hakkında bilgi edinmek amacıyla ?Kişisel Bilgiler Formu? kullanılmıştır.Araştırmada veri toplama araçlarından elde edilen verilerin çözümleri SPSS (11.5) paket programından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Grupların akademik başarı testlerinin puanları ve tutum puanları arasında farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kovaryans analizi, farklılaşmanın yönünü belirlemek için Bonferroni ikili karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi olarak p<.05 olarak alınmıştır.Sonuç olarak, dilbilgisi başarı testinden elde edilen sontest puanları ve İngilizce dersine ilişkin tutum ölçeği puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Okuduğunu ve dinlediğini anlama testlerinden elde edilen puanlar açısından deney ve kontrol grupları arasında birinci deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.
Birlikte deneyle öğrenme tekniğinin 9. sınıf öğrencilerinin fizik dersindeki akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı Birlikte Deneyle Öğrenme Tekniğinin 9. sınıf öğrencilerinin Fizik dersi ?Madde ve Özellikleri? ünitesindeki akademik başarılarına etkisini ve uygulamada ortaya çıkan sorunları ortaya koymaktır.Araştırmanın çalışma grubunu 2007?2008 eğitim yılının ilk yarıyılında Aydın ili Merkez ilçedeki iki Anadolu Lisesinin toplam dört sınıfında okuyan 119 dokuzuncu sınıf öğrencisi (61 kız, 58 erkek) oluşturmaktadır. Çalışmada iki deney iki kontrol grubu yer almaktadır. Deney gruplarında dersler Birlikte Deneyle Öğrenme Tekniği ile kontrol gruplarında ise tüm sınıf öğretimi ile işlenmiştir.Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan başarı testi, görüşme formları ve gözlem formları ile toplanmıştır. Başarı testi araştırmanın nicel boyutunu oluştururken, görüşme ve gözlem formları nitel boyutunu oluşturmuştur. Veri toplama araçlarından başarı testi, deneysel işlemler öncesi ön test olarak, deneysel işlemler sonrası son test olarak ve deneysel işlemlerin tamamlanmasından yedi hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Araştırma süresince birer deney ve kontrol grubunda haftada ikişer saat gözlem yapılmıştır. Gözlemler, yapılandırılmış gözlem formu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Gözlemlerden elde edilen veriler temele alınarak görüşme formu hazırlanmıştır.Niceliksel veri toplama araçlarından elde edilen verilerin çözümlemeleri SPSS (11,5) paket programından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir.. Yapılan analizler sonucunda Birlikte Deneyle Öğrenme Tekniği'nin öğrencilerin Fizik dersine ilişkin akademik başarılarına ve öğrenilenlerin kalıcılığına olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Gözlem ve görüşme formlarından elde edilen verilerin analiz sonuçları ise; Birlikte Deneyle Öğrenme Tekniği'nin öğrencilerin sosyalleşmesi, iletişim becerileri ve arkadaşlık ilişkileri üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. B.D.Ö.Tekniği'nin, laboratuar koşulları olmayan okullarda ve deneye dayalı olan fen alanı derslerinde kullanılabileceği söylenebilir.
Hızlı okuma tekniginin sekizinci sınıf ögrencilerinin okuma hızlarına ve okudugunu anlama düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, hızlı okuma tekniklerinin ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve okuduğunu anlama düzeyine etkisini ortaya koymaktır.Araştırmanın çalışma grubunu 2006-2007 eğitim öğretim yılın ilk yarıyılında İzmir ili Karşıyaka ilçesindeki bir devlet ilköğretim okulunun dört sınıfında öğrenim gören 48 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. İki deney iki kontrol grubunun yer aldığı çalışmada deney gruplarında ilköğretim Türkçe ders programında yer alan etkinliklerin yanı sıra hızlı okuma teknikleriyle, kontrol gruplarında ilköğretim Türkçe ders programında yer alan etkinlikler işlenmiştir. Deney gruplarına 6 haftalık uygulama yapılmıştır.Araştırma verileri okuma hızı ölçümleri ve okuduğunu anlama testi aracılığı ile toplanmıştır. Veri toplama araçları deneysel işlemler öncesi öntest olarak, deneysel işlemler sonrası sontest olarak ve deneysel işlemlerin tamamlanmasından on iki hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır.Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin frekans yüzde dökümü hesaplanmış, çözümlemeleri SPSS 11.5 paket programlarından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Gruplar arasında deneysel uygulama öncesinde anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Grupların okuma hızı puanları ve okuduğunu anlama puanları arasında farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kovaryans analizi, farklılaşmanın yönünü belirlemek için Bonferroni ikili karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasında p= .05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Yapılan analizler sonucunda hızlı okuma tekniklerinin öğrencilerin okuma hızlarına ve okuduğunu anlama düzeylerine olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLEROkuma, okuma hızı, okuduğunu anlama, hızlı okuma tekniği.
Öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı Sınıf Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği Bölümlerinde eğitim gören 1. sınıf ve 4. sınıf öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışma genel tarama yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın evrenini 2007?2008 eğitim ve öğretim yılı Dokuz Eylül Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği, Fen Bilgisi ve Türkçe Öğretmenliği 1. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçilirken bölümlerdeki öğrenci sayıları göz önüne alınarak oranlı eleman örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Buna göre, evrendeki dağılıma uygun olarak Sınıf Öğretmenliği 1. sınıf 58, Fen Bilgisi Öğretmenliği 1. sınıf 35 ve Türkçe Öğretmenliği 1. sınıf 57 olmak üzere toplam 150 1. sınıf öğretmen adayı; Sınıf Öğretmenliği 4. sınıf 66, Fen Bilgisi Öğretmenliği 4. sınıf 35 ve Türkçe Öğretmenliği 4. sınıf 49 olmak üzere toplam 150 4. sınıf öğretmen adayı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri-III kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, x2 testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre; öğretmen adaylarının %38,7'sinin özümseme, %37,3'ünün ayrıştırma, %15,3'ünün değiştirme ve %8,7'sinin yerleştirme öğrenme stiline sahip olduğu görülmektedir.Öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin onların cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Öğrenme stillerinin cinsiyete göre bilgilerin algılanması boyutu (Y boyutu-?dikey boyut?) ve algılanan bilgilerin anlama dönüştürülmesi (X boyutu-?yatay boyut?) boyutlarından Y boyutunda (soyut kavramsallaştırma-somut yaşantı) anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Bu farklılığın erkeklerin somut yaşantı puanlarının kızlardan anlamlı düzeyde yüksek olmasından kaynaklandığı belirlenmiştir.Öğretmen adaylarının öğrenme stilleri onların bölümlerine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğrenme stillerinin Y alt boyutları (SK ve SD) ile bölümler arasında da anlamlı düzeyde farklılık görülmüştür.Sınıf öğretmenliği ve Fen Bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin 1. ve 4. sınıflar düzeyinde anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ancak Türkçe Öğretmenliğinde okuyan öğretmen adaylarının öğrenme stilleri sınıflara göre anlamlı bir değişim göstermemektedir. Tüm bölümlerde 1. sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri çoğunlukla ?özümseme? iken 4. sınıfta çoğunlukla ?ayrıştırma? olarak bulunmuştur.Öğretmen adaylarının mezun oldukları lise türü ile öğrenme stillerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ayrıca X ve Y boyutları bakımından da farklılaşmanın olmadığı görülmektedir.Öğrenme stillerinin öğretmen adaylarının lisedeki bölümüne göre istatistiksel açıdan anlamlı bir düzeyde değişmediği görülmektedir. Ancak lisedeki bölümlere göre öğrenme stilleri x boyutu bakımından anlamlı düzeyde farklılaşırken, bu farklılığın YG (yansıtıcı gözlem) alt boyutundan kaynaklandığı belirtilmektedir. Yansıtıcı gözlem puan ortalamalarının TM bölümünde diğer bölümlere oranla yüksek olduğu görülmektedir.Öğretmen adaylarında cinsiyete göre başarı ortalamalarında anlamlı düzeyde farklılık bulunmuş, kız öğrencilerin ortalamasının erkeklerden daha yüksek olduğu belirtilmiştir.Sonuç olarak, farklı branşlarda öğrenim gören öğretmen adaylarının öğrenme stillerinin farklılaştığı ve istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte en yüksek başarı ortalamasına sahip öğrencilerin ?yerleştirme? stilinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca x ve y boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmen adaylarının düşünme stilleri profillerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliği programlarında eğitim gören 1. sınıf ve 4. sınıf öğretmen adaylarının düşünme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın evrenini Buca Eğitim Fakültesi 2008?2009 öğretim yılında, dört bölümün birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan toplam 933 öğrenci; örneklemini ise evrendeki dağılıma uygun olarak bölümlerin birinci ve dördüncü sınıflarından rastgele seçilmiş birer şubelerinde okuyan toplam 339 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Sternberg ve Wagner (1992) tarafından geliştirilen ve Türkçe geçerlik, güvenirlik çalışmaları Buluş (2005) tarafından gerçekleştirilen Düşünme Stilleri Ölçeği ile öğretmen adaylarının demografik özelliklerine ilişkin bilgiler içeren kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Öğretmen adaylarının kümülatif not ortalamaları öğrenci işlerinden temin edilerek araştırmaya dahil edilmiştir.Verilerin çözümlenmesinde; ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, LSD testi, Kruskal Wallis testi, ManWitney-U testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre; Öğretmen adaylarının 1. Tip düşünme stilleri olarak da kavramsallaştırılan yasama, hiyerarşik, yargı ve liberal düşünme düşünme stillerini sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra muhafazakar, oligarşik, lokal ve global düşünme stillerini en az tercih ettikleri saptanmıştır.Öğretmen adaylarının düşünme stilleri ile öğrenim görülen program, sınıf, cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, sosyo-ekonomik düzey algısı arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklar saptanmıştır. Öğretmen adaylarının akademik not ortalamaları ile global ve muhafazakar düşünme stilleri arasında ise düşük ve negatif yönde bir ilişki görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLER; Düşünme, Stil, Düşünme stilleri, Profil
Yapılandırmacı öğrenme ortamlarının sınıf öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi (Çine örneği)
Araştırmanın amacı yapılandırmacı öğrenme ortamlarını sınıf öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin görüşlerine dayanarak değerlendirmektir. Çalışma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir.Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ili Çine ilçesi ilköğretim okulları sınıf öğretmenleri ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde, yapılandırmacı öğrenme ortamları ölçeği uygulamasında araştırmanın nicel grubunu oluşturan 132 sınıf öğretmenine ve görüşmelerde de nitel çalışma grubunu oluşturan 15 okul yöneticisine ulaşılabilmiştir. Bu verilere göre araştırmada toplam 153 sınıf öğretmeninin %86,27'sine, 17 okul yöneticisinin %88,23'üne ulaşılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmen bilgi formu, Yapılandırmacı Öğrenme Ortamları Ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Whitney U testi, Kruskal H testi; Nitel verilerin analizinde betimsel analiz uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre sınıf öğretmenlerinin mezun olunan kurum ve öğretmenliğe başlama yıllarına göre yapılandırmacı öğrenme ortamına ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri yapılandırmacı öğrenme ortamlarına ilişkin kendilerini oldukça yeterli görmektedir. Okul yönetici görüşleri yoluyla ulaşılan araştırma sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin yapılandırmacılık ve yapılandırmacı öğrenme ortamlarına ilişkin hizmetiçi eğitim ihtiyacı tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin yapılandırmacı öğretim uygulamalarına ilişkin görüş ve tutumları
Bilgi çağı olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz çağda geleneksel eğitim anlayışı yeni dönemin ihtiyaç duyduğu bireyleri yetiştirmede çok yetersiz kalmaktadır. Bu anlamda yapılandırmacı yaklaşım yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılamada yeni bir araç olarak görülmekte, yeniçağın gerektirdiği mücadeleci, girişimci, sabırlı olma gibi kişisel özelliklere sahip daha yapıcı, daha seçici, daha etkin bireyler yetiştirmede başarılı olacağı düşünülmektedir. Ancak eğitimde yeni bir anlayış, bu anlayışı sınıfta uygulamaya koyacak olan öğretmenlere bağlıdır. Bir öğretmen benimsediği sürece yeni bir yaklaşım uygulamaya tam anlamıyla girer ve uygulanır. Bu sebeple öğretmenlerin eğitim programına konulan bu yeni yaklaşımı benimsemeleri, olumlu görüş ve tutum içinde olmaları çok önemlidir. Bu araştırmada da yapılandırmacı yaklaşımın öğretimde uygulamalarına ilişkin görüşleri ve tutumları ölçülmeye çalışılmıştır. Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı olarak hazırlanan yeni eğitim programının uygulayıcısı olan sınıf öğretmenlerinin görüş ve tutumlarının uygulamanın başarılı olmasında önemli olduğu düşünülmektedir.
Ortaokul Türkçe dersi öğretim programının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi(Aydın ili örneği)
Betimsel tarama modeline dayalı olarak karma yöntem ile gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı ortaokul Türkçe dersi öğretmenlerinin öğretim programının farklı boyutlarına ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada örneklemi belirlemek amacıyla, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, Aydın ili merkez ilçesinde bulunan ilköğretim okulları, oransız kümeleme yöntemine dayalı olarak sosyo-ekonomik düzeylerine (alt, orta, üst) göre sınıflandırılmış ve bu okullar arasından 30 devlet ve özel okulu seçilmiştir. Otuz okulda görev yapan tüm 6-8. sınıf Türkçe öğretmeni (n=98) araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu örnekleme, araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket uygulanmıştır. Anket formu, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler; ikinci bölümde Türkçe dersi öğretim programında yer alan amaç ve kazanımlara (dinleme/izleme, konuşma, okuma, yazma ve dilbilgisi) ilişkin likert tipi ifadeleri içeren 31 madde bulunmaktadır. Üçüncü bölümde programın tema/içerik boyutuyla ilgili 14 madde bulunmaktadır. Dördüncü bölümde programın öğretim durumları (dinleme, konuşma, okuma ve yazma) boyutuyla ilgili 46 madde bulunmaktadır. Beşinci bölümde ise programın ölçme ve değerlendirme boyutuyla ile ilgili 16 madde bulunmaktadır. Buna ek olarak, programın bu boyutlarıyla ilgili derinlemesine veri elde etmek amacıyla öğretmenlerden gönüllülük esasına göre, daha önceden ankete cevap verenler arasından seçilen on iki öğretmen ile araştırmacı tarafından hazırlanan ve anket paralelinde hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşme formu, dört bölümden oluşmaktadır. Görüşme formu; birinci bölümde kişisel bilgiler ile ilgili sekiz soru bulunmaktadır. İkinci bölüm öğretmenlik mesleği ile ilgili yedi sorudan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde Türkçe öğretim programı ve ders planların yönelik sekiz soru bulunmaktadır. Dördüncü bölümde Türkçe dersi öğretim programına yönelik 6 tane açık uçlu soru bulunmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin Türkçe öğretim programında yer alan kazanımlar, temalar, öğretim durumları ve ölçme ve değerlendirme türlerinin önemine ait görüşlerine ilişkin elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde istatistiksel tekniklerden yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; öğretmenlerin Türkçe öğretim programında yer alan kazanımlar, temalar, öğretim durumlarını ve ölçme ve değerlendirme türlerinin önemi ile gerçekleştirme düzeylerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının çözümlenmesinde Bağımlı Gruplar t-testi (Paired Sample t-test) testlerinden yararlanılmıştır.. Araştırmanın nitel verileri ise, içerik analizi yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler Türkçe dersi öğretim programında yer alan kazanımlar, tema ve içerik, öğretim yöntem ve tekniklerinin "Çok Önemli" düzeyde olduğunu; ölçme ve değerlendirme türlerine "Genellikle" başvurulması şeklinde görüş bildirmişlerdir. Öğretmenler Türkçe dersi öğretim programında yer alan kazanımlar, tema ve içerik, öğretim yöntem ve tekniklerinin "Genellikle" düzeyinde gerçekleştirildiğini, ölçme ve değerlendirme türlerine ise "Genellikle" başvurdukları şeklinde görüş belirtmişlerdir. Öğretmenlerin Türkçe dersi öğretim programında yer alan kazanımlar, tema ve içerik, öğretim yöntem ve tekniklerinin ile ölçme ve değerlendirme öğelerinin önemine ilişkin görüşleri ile bu öğelerin gerçekleşme düzeylerine arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç doğrultusunda, öğretmenlerin Türkçe dersi öğretim programında yer alan kazanımlar, tema ve içerik, öğretim yöntem ve tekniklerinin ile ölçme ve değerlendirme öğelerinin önemli olduğunu; fakat bu öğelerin gerçekleştirilmesinin yeterli düzeyde olmadığı görüşünde oldukları söylenebilir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin programı uygularken çeşitli sıkıntılar yaşadıkları tespit edilmiştir. Bunlar, programdaki yenilikler hakkında öğretmenlerin yeterli bilgiye sahip olmamaları, öğrenci seviyeleri arasında farklılıklar olması, öğrenci ders ve çalışma kitaplarının içeriğinin yeterli olmaması, sınıflarda öğretim materyallerinin ve ders araç gereçlerinin yetersizliği olarak saptanmıştır. Programın uygulamasına yönelik sorunların genellikle öğrenci seviyeleri arasındaki farklılıklardan kaynaklandığını, öğretmenlerin bu konudaki bilgi eksikliklerinin ise hizmet içi eğitim seminerleri düzenlenerek giderilebileceği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Türkçe dersi öğretim programı, program değerlendirme, yapılandırmacılık, öğretmen görüşleri, ortaokul.
Çoklu ortam uygulamalarının altıncı sınıf dinleme becerisinin gelişimine etkisi
Bu araştırmada çoklu ortam uygulamalarının, ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin dinlediklerini anlama becerileri, dinleme becerisi farkındalıkları ve dinlemeye yönelik tutumları üzerindeki etkisi ile bunların kalıcılığı araştırılmıştır. Araştırmada, İzmir ili Bornova ilçesinde bulunan Suphi Koyuncuoğlu Ortaokulu 6/C sınıfı deney, 6/D sınıfı kontrol grubu olarak yansız belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının uygulama öncesinde, dinlediğini anlamaya başarısı, dinlemeye yönelik tutum, dinlediğini anlama farkındalık ön test puanları, önceki eğitim-öğretim yılı Türkçe dersi notları, kişisel bilgi ölçütleri açısından denk olup olmadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada, verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karışık model kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, deney grubunda, çoklu ortam uygulamaları yoluyla dinleme becerisi öğretimi gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise mevcut Türkçe Öğretim Programı'na göre dinleme çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın uygulama süreci haftada iki ders saati olmak üzere toplam 11 haftada gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin dinlediklerini anlama düzeyleri, dinleme becerisine yönelik farkındalıkları ve dinlemeye ilişkin tutumları, uygulama sürecinin başında, sonunda ve deneysel uygulamadan beş hafta sonra ölçülmüştür. Ayrıca uygulama süreci sonunda deney grubu öğrencilerinin uygulamalara ilişkin görüşleri alınmıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programında kovaryans analizinden (ANCOVA) yararlanılmıştır. Araştırma sonunda, çoklu ortam uygulamalarının; öğrencilerin dinlediğini anlama, dinleme becerisi farkındalığı ve dinlemeye yönelik tutumlarını olumlu yönde artırdığı ve bu artışın kalıcı olduğu söylenebilir. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubu öğrencilerinin dinleme becerisinin geliştirilmesinde çoklu ortam etkinliklerine yönelik görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Çoklu Ortam, Dinleme Becerisi, Dinlediğini Anlama, Dinleme Becerisi Farkındalığı, Dinlemeye Yönelik Tutum
İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırma ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin akademik benlik saygısı düzeyleri ile Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ve Sosyal Bilgiler ders başarıları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapılmıştır.Çalışmada belirtilen sınırlılıklar ve amaçlar çerçevesinde varılan durumu ortaya koyucu betimsel türde bir araştırma olan bu araştırmada, örnekleme alınan öğrencilere Coopersmith tarafından geliştirilen ve Pişkin (2003) tarafından Türkçeye çevrilen ?Benlik Saygısı Ölçeği? uygulanmıştır.Elde edilen veriler SPSS 11.0 istatistik programı aracılığıyla çözümlenmiş, çözümleme sırasında cinsiyet ve ilçe değişkenleri için t-testi, aritmetik ortalama, standart sapma; okul türü, anne ve babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, öğretmen değiştirme, okul değiştirme ve öğretmenlerinin kendilerine olan sevgilerinin algılama durumları değişkenleri için aritmetik ortalama, standart sapma ve varyans analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farklılığın kaynağını belirlemede Scheffe testi kullanılmıştır. Gruplara göre akademik benlik saygısı düzeyleri ve ders başarıları arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır.Araştırma sonucunda ulaşılan bulgularda, öğrencilerin cinsiyetlerine göre akademik benlik saygısı ve ders başarıları arasında kız öğrenciler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Kız öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişki erkek öğrencilere göre daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Öğrencilerin bulundukları ilçelere göre hem akademik benlik saygısı düzeyleri ve hem de ders başarıları arasında Torbalı ilçesindeki öğrenciler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bayındır ilçesindeki öğrencilerin akademik Benlik Saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişki Torbalı ilçesindeki öğrencilere göre daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. İkili öğretimde okuyan öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri ve ders başarıları, birleştirilmiş sınıf ve normal öğretin yapan ilköğretim okullarındaki öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri ve ders başarılarından daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, normal öğrenim yapan ilköğretim okullarındaki öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişki diğer gruplara göre daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Anne ve babanın öğrenim durumu yükseldikçe öğrencilerin akademik benlik saygısı ve ders başarılarının yükseldiği görülmüştür. Öğrencilerin annelerinin öğrenim durumuna göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup annelerinin öğrenim durumu üniversite olan öğrenciler olmuştur. Öğrencilerin baba öğrenim durumuna göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup babalarının öğrenim durumu ilkokul olan öğrenciler olmuştur. Öğrencilerin ailelerin aylık toplam geliri yükseldikçe akademik benlik saygısı ve ders başarılarının yükseldiği görülmüştür. Öğrencilerin ailelerin aylık toplam gelirlerine göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup ailelerin aylık toplam geliri 2000 YTL ve üstü olan öğrenciler olmuştur. Öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri ve ders başarılarının öğretmen değiştirme sayıları azaldıkça yükseldiği görülmüştür. Öğrencilerin öğretmen değiştirme durumlarına göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup 2 kez öğretmen değiştiren öğrenciler olmuştur. Öğrencilerin okul değiştirme durumlarına göre akademik benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamış, ancak ders başarıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin okul değiştirme durumlarına göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup 1 kez okul değiştiren öğrenciler olmuştur. Öğrencilerin sınıf öğretmenlerinin kendilerini olan sevgisine ilişkin olumlu düşünceleri arttıkça, akademik benlik saygısı ve ders başarılarının yükseldiği görülmüştür. Öğrencilerin sınıf öğretmenlerinin kendilerini olan sevgisini algılama durumlarına göre akademik benlik saygısı düzeyleri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin en yüksek gerçekleştiği grup, sınıf öğretmeni tarafından çok sevildiğini düşünen öğrenciler olmuştur.Ayrıca öğrencilerin Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ve Sosyal Bilgiler derslerindeki başarıları yükseldikçe, akademik benlik saygısı düzeylerinin de yükseldiği görülmüştür.
İlköğretimde çalışan öğretmenlerin bilgisayara karşı tutumları ve bilgisayar kaygı düzeyleri
Bu araştırmanın amacı ilköğretimde çalışan öğretmenlerin bilgisayara yönelik tutumlarını, bilgisayar kaygı düzeylerini, bilgisayar kullanım amaçlarını ve öğretimde bilgisayar kullanımı ile ilgili görüşlerini ortaya koymak, bunların belirlenen bağımsız değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek ve aralarında korelasyon olup olmadığını incelemektir.Araştırmaya İzmir İli Kemalpaşa İlçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 307 öğretmen katılmıştır. Araştırmada Preece tarafından geliştirilen Arıkan (2002) tarafından Türkçe'ye çevrilen ?Bilgisayar Kaygı Ölçeği? (Crombah Alpha=0.86), Çağıltay ve diğerleri (2001) tarafından geliştirilen ?Öğretimde Bilgisayar Kullanımı İle İlgili Görüşler Ölçeği? (Crombah Alpha=0.92), araştırmacı tarafından geliştirilen ?Bilgisayar Tutum Ölçeği? (Crombah Alpha=0.91), ve ?Bilgisayar Kullanım Amaçları Ölçeği? (Crombah Alpha=0.92) kullanılmıştır.Elde edilen verileri çözümleme sırasında aritmetik ortalama, standart sapma, ikili değişkenler için t-testi ve çoklu değişkenler için varyans analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farkın kaynağını belirlemede Scheffe. Scheffe'nin sonuç vermediği durumlarda LSD testi kullanılmıştır.Öğretmenlerin bilgisayar kaygıları varolmakla beraber çok yüksek düzeyde değildir (X = 2.23). Öğretmenler bilgisayara yönelik genellikle olumlu tutumlara sahiptir (X = 3.69). Öğretmenler bilgisayarı en çok bilgi aramak, derste kullanacağı materyalleri hazırlamak ve haberleri takip etmek için kullanmaktadır. İnternet bankacılığı ve internet üzerinden alışveriş yapmak öğretmenlerin bilgisayarı en az kullandıkları amaçlar arasındadır. Öğretmenler öğretimde bilgisayar kullanımı hakkında genelde olumlu düşüncelere sahiptirler (X = 3.28). Öğretmenlerin bilgisayar kaygıları, bilgisayara yönelik tutumları, bilgisayar kullanım amaçları ve öğretimde bilgisayar kullanımı ile ilgili görüşleri arasında anlamlı korelasyon vardır (p<0.01).Anahtar kelimeler: İlköğretimde çalışan öğretmenler, bilgisayar kaygısı, bilgisayara yönelik tutum, bilgisayar kullanım amaçları, öğretimde bilgisayar kullanımı.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin akademik başarıları ile öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Çalışma 2006?2007 Eğitim-Öğretim yılında İzmir İli, Konak İlçesinde öğrenim gören 8.sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Araştırma Konak ilçesinde bulunan, random olarak belirlenen 8 ilköğretim okulundaki 364 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak ?Depresif Yükleme Biçimi Ölçeği? ?Kişisel Bilgi Formu? ?Akademik Benlik Kavramı Ölçeği? kullanılmıştır.İstatistiksel analizler kullanılarak elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir:1- İlköğretim 2. kademe öğrencilerinin akademik benlik algıları ve akademik başarıları, öğrenilmiş çaresizlik değişkenine ait varyansı % 10,3 oranında açıklamaktadır. Bu sonuca göre ?Öğrenilmiş Çaresizlik? olgusunun % 10,3'lük kısmının ?Akademik Benlik? ve ?Akademik Başarı? ile ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.2- Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik başarıları ile öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri arasında negatif bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin akademik başarıları yükseldikçe öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin düştüğü; akademik başarıları düştükçe öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin yükseldiği görülmektedir.
Tüm fiziksel tepki-öykü anlatma (TFT-Ö) yönteminin üçüncü sınıf öğrencilerinin yabancı dilde kelime edinimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada tüm fiziksel tepki-öykü anlatma (TFT-Ö) yönteminin, dilbilgisi-çeviri (D-Ç) yöntemi (geleneksel yöntem) ile kıyaslandığında, üçüncü sınıf öğrencilerinin yabancı dilde kelime edinimine etkisinin ve bu yöntemlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı, gömülü desene sahip bu araştırmada veriler, Konya ili Kadınhanı ilçesinde uygun örnekleme ile belirlenen bir ilkokuldaki 49 üçüncü sınıf öğrencisinden toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Kelime Edinim Testi ön-test ve son-test olarak kullanılmış, deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere uygulama boyunca günlükler tutturulmuştur. Veriler, bağımlı ve bağımsız örneklemler t testleri ile betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin kelime ediniminde TFT-Ö yönteminin etkili olduğu; kontrol grubundaki öğrencilerin kelime ediniminde D-Ç yönteminin (geleneksel yöntemin) etkili olduğu; deney grubunda uygulanan TFT-Ö yönteminin kontrol grubunda uygulanan D-Ç yönteminden (geleneksel yöntemden) kelime edinimi açısından daha etkili / etkisiz bir yöntem olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, uygulama boyunca deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin tuttukları günlüklerin betimsel analizi sonucunda çoğu öğrencinin her iki yönteme ilişkin olumlu görüşlere sahip olduğu tespit edilmiştir.
5. sınıf matematik programının çoklu verilere göre incelenmesi (Afyonkarahisar il örneklemi)
Çalışmanın amacı, 2017-2018 eğitim öğretim yılında revize edilen 5.sınıf matematik öğretim programının değerlendirilmesidir. Çalışma karma araştırma yöntemlerinden keşfedici ardışık desen türündedir. 5. Sınıf matematik programının değerlendirilebilmesi için görüşme soruları hazırlanmıştır. 20 ortaokul matematik öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında kodlanmış ve temalar oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve temalar, MEB (2009, 2013, 2017, 2018) matematik dersi öğretim programıyla harmanlanarak ölçek maddelerini oluşturmuştur. Ölçek Afyonkarahisar ilinde 218 matematik öğretmenine uygulanmıştır. Yapılan geçerlik güvenirlik testleri sonucunda 4 alt boyuttan oluşan 29 maddelik ölçek elde edilmiştir. Program sonunda öğrencilerin kazanımlara ulaşma düzeylerinin değerlendirilmesi için öğrencilere yönelik 32 soruluk başarı testi hazırlanmıştır. 102 öğrenciye uygulanarak gerekli analizler yapılmış ve 25 soruluk başarı testi oluşturulmuştur. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler için içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. 225 ortaokul matematik öğretmenine uygulanan ölçek verilerinin analizi için, Betimsel İstatistikler, Bağımsız Örneklemler t Testi, Tek Faktörlü Varyans Analizi (Anova) uygulanmıştır. 435 öğrenciye uygulanan başarı testi bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hedef alt boyutunda programın öğrenci ihtiyaçları karşıladığı anlaşılmaktadır. İçerik alt boyutunda içeriğin fazlaca sadeleştirildiği, eğitim durumlarında programın çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanılması konusunda eksik kaldığı sonucuna varılmıştır. Ölçme ve Değerlendirme alt boyutunda öğrencilerin öğrendikleri bilgileri günlük yaşama aktaramadıkları anlaşılmıştır. Öğrencilerin kazanımlara ulaşma düzeyleri %68 olarak hesaplanmıştır.
Ortaokul 7. ve 8. sınıf matematik öğretiminin gerçekçi matematik eğitimi kuramına göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul 7. ve 8.sınıf matematik öğretiminde ortaokul matematik öğretmenlerinin Gerçekçi Matematik Eğitimi Kuramına uygun öğretim yapıp yapmadıklarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan çoklu durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, Bilecik İli Osmaneli İlçesindeki demografik özellikleri farklı dört okuldan 7 farklı matematik öğretmeni belirlenmiştir. Her bir öğretmenin yürüttüğü 7. ve 8.sınıf Matematik dersleri gözlemlenmiş, gözlemlere yönelik rubrik değerlendirmeleri ve 8 hafta sonunda da yedi öğretmenle görüşme yapılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan gözlem formu, rubrik ve görüşme aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışmanın bulguları incelendiğinde, 7. ve 8.sınıf Matematik öğretimi sürecinde dört öğretmenin Gerçekçi Matematik Eğitimi Kuramı'na göre; üç öğretmenin ise geleneksel öğretim ile ders işlediği belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, 7. ve 8.sınıf matematik öğretiminde Gerçekçi Matematik Eğitimi Kuramı sınırlılıkları; geleneksel öğretim, soru-cevap yönteminin kullanılması, öğretmenden kaynaklı öğretmen-öğrenci etkileşiminin az olması, Matematik dersinin günlük hayatla ilişkilendirilmemesi, ders saatlerinin azlığı, veli ve okul yönetimi baskısı, müfredatın yoğun olması tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, matematik öğretimi
Tıp fakültesi öğrencilerinin başarı güdüsü ve sürekli kaygı düzeyleri farklılıklarının araştırılması
xiiÖZETTıp Fakültesi Öğrencilerinin Başarı Güdüsü ve Sürekli Kaygı Düzeyleri FarklılıklarınınAraştırılmasıBu araştırmanın amacı, tıp fakültesi öğrencilerinin sürekli kaygı düzeyleri ile başarıgüdüsü düzeylerini ve cinsiyetin, yaşın ve sınıf düzeylerinin etkilerini incelemektir.Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın denekleriçalışmaya gönüllü olarak katılmışlardır.Araştırmanın verileri Sürekli Kaygı Envanteri ve Başarı Güdüsü Ölçeği iletoplanmıştır.Araştırmanın verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, varyansanalizi, Scheffé testi kullanılmıştır.xiiiAraştırma sonunda, geleneksel ya da entegre edilmiş eğitim yöntemleri uygulanıyorolsa bile klinik uygulamaların devreye girmesiyle öğrencilerden elde edilen verilerin farklılıkgösterdiği saptanmıştır. Aktif öğrenme yöntemlerinin uygulamaya girmesiyle öğrencilerinbaşarı güdüsünde bir artış oluştuğu, 4. sınıftan sonra sürekli kaygının azaldığı, verilerincinsiyete göre önemli bir fark göstermediği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Probleme Dayalı Öğrenme, Sürekli Kaygı, Başarı Güdüsü, TıpEğitimiABSTRACTResearch on the Difference of the Levels of Success Motivation and Trait Anxietyof Medical StudentsThe aim of this research is analyzing the levels of trait anxiety and success motivation, and effects of gender, age, and class levels.The research is done at Ege University School of Medicine. The participants of the
İşbirlikli öğrenmenin Türkçe dersine ilişkin başarı ve derse yönelik tutum üzerindeki etkileri
Bu araştırmanın amacı işbirlikli öğrenme ve geleneksel öğretim yöntemlerininilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersindeki başarıları ve derse yönelik tutumlarıüzerindeki etkilerini incelemektir.Araştırmada kontrol gruplu ön test-son test deney deseni uygulanmıştır.Araştırma, 1 kontrol grubu, 1 deney grubu olmak üzere toplam 70 öğrenci üzerindeyürütülmüştür. Araştırmada kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemleri, deney grubundaise işbirlikli öğrenme yönteminin Birlikte Öğrenme Tekniği uygulanmıştır.Araştırma verileri, Türkçe Başarı Testi ve Türkçe Dersi Tutum Ölçeği kullanılaraktoplanmıştır.Araştırma verilerinin analizinde Aritmetik Ortalama, Standart Sapma, t-Testi, FarklarArası Farkın Önemlilik statistiği kullanılmıştır.Araştırmanın sonunda işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin Türkçe dersindekibaşarıları ve derse yönelik tutumları üzerinde geleneksel öğretime göre daha etkili olduğusaptanmıştır.
İlköğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları ve başarı güdüsü
Bu araştırmanın amacı ilköğretim öğrencilerinin (a) matematik dersine yöneliktutumlarını (b) matematik dersine yönelik tutumlarının cinsiyet, okulun sosyo-ekonomikdurumu, anne babanın öğrenim durumu, okul türü ile ilişkileri (c) başarı güdülerini (d) başarıgüdülerinin cinsiyet, okulun sosyoekonomik durumu, anne babanın eğitim durumu, okul türüile ilişkilerini e- matematiğe yönelik tutumları ile başarı güdüsü arasındaki ilişkileriincelemektir.Araştırma İzmir Büyükşehir il sınırları içerisinde yer alan 3 özel 11 resmi ilköğretimokulunda öğrenim gören 715 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örnekleme alınan okullarüst orta alt sosyo-ekonomik düzeye göre tabakalama yöntemi ile seçilmiştir.Bu araştırmanın verileri Baykul (1990) tarafından geliştirilen ?Matematiğe KarşıTutum Ölçeği? ve Ellez (2004) tarafından geliştirilen ?Başarı Güdüsü Ölçeği? kullanılaraktoplanmıştır.Araştırmanın verilerinin analizinde Ortalama, Standart Sapma, Frekans, Yüzde, t-Testi, Varyans Analizi, Scheffe Testi, LSD Testi ve İki Yüzde Arasındaki Farkın AnlamlılıkTesti kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda ilköğretim öğrencilerinin matematik dersine yöneliktutumlarının okulun sosyo-ekonomik durumuna, anne ve babanın öğrenim durumuna ve okultürüne göre önemli farklılıklar gösterdiği fakat cinsiyete göre önemli farklılıklar göstermediğisaptanmıştır.İlköğretim öğrencilerinin başarı güdüleri cinsiyete, okulun sosyo ekonomik düzeyineve annenin öğrenim durumuna göre önemli farklılıklar gösterdiği fakat babanın öğrenimdurumuna göre önemli farklılıklar göstermediği saptanmıştır.İlköğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları ve başarı güdüleriarasında pozitif yönde fakat zayıf bir ilişki saptanmıştır.PDF created with pdfFactory Pro trial version www.pdffactory.com
Lise öğrencilerine bilimsel düşünmeyi kazandırmaya yönelik öğretmen tutumları ve görüşleri (Polatlı örneği)
Bu araştırma, lise öğretmenlerinin öğrencilere bilimsel düşünmeyi kazandırmaya yönelik genel ve mevcut duruma ilişkin görüşlerini ve tutumlarım ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Polatlı İlçesindeki liselerde, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Türk Dili ve Edebiyatı ve Matematik branşlarında görev yapan 130 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş bir anket kullanılmıştır. Anket, lise öğretmenlerinin; öğrencilere bilimsel düşünmeyi kazandırmaya ilişkin görüş ve tutumlarını ayrıca mevcut durumdaki bilimsel düşünme için ön şartlar, bilimsel düşünmenin oluşumu, bilimsel düşünmeyi ölçme ve değerlendirme boyutlarındaki görüşlerini içeren dört alt bölümden oluşturulmuştur. Öğretmenlerin bu bölümlere ilişkin görüşleri, cinsiyet, meslekteki kıdem, branş, okul türü ve mezun olunan yüksek öğretim kurumu değişkenleri açısından incelenmiştir. Verilerin analizinde, yüzde, t-testi ve tek yönlü varyans analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları şöyle. özetlenebilir: 1. Birinci bölümle ilgili olarak, öğretmenler düşünme becerisinin aktif öğrenme ve pratik yapma ile öğrencilere kazandınlabileceği fikrine katılmışlardır. Ayrıca büyük çoğunlukla düşünme becerilerinin mevcut ders programlarına eklenen düşünme alıştırmaları ile öğrencilere öğretilebileceğini desteklemişlerdir. Öğretmenlerin bu konudaki görüşleri ile cinsiyet değişkeni arasında 0.05 düzeyinde bir farklılığa rastlanmıştır. 2. İkinci bölümle ilgili olarak; öğretmenlerin ders programına aşırı bağlı kaldıkları ve düşünme alıştırmalarına zaman ayıramadıkları ayrıca düşünmeyi öğretmede yararlanılacak yöntem ve teknikler konusunda yeterli olmadıklarıIV bulunmuştur. Öğretmenlerin bu konudaki görüşleri ile sadece görev yaptıkları okul türü arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bir farka rastlanmıştır. 3. Öğretmenlerin üçüncü bölüme ilişkin görüşleri doğrultusunda; problem çözme, tartışma ya da proje çalışması gibi yöntemleri kullanan öğretmen sayısının ve sınıflarında öğrencilere kendi görüş ve önerilerini ifade edebilecekleri bir ortam hazırlayan öğretmen sayısının az olduğunu söylenebilir. Öğretmenlerin bu konudaki, görüşleri branş ve görev yapılan okul türü açısından 0.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık göstermektedir. 4. Dördüncü bölüme ilişkin görüşler doğrultusunda, öğretmenlerin öğrencilerin düşünme yeteneklerinden ziyade hazır bilgiyi ölçmeye yönelik sorular hazırladığı ve sordukları sorulara verilen cevaplarda doğru cevabı, sonuç çıkarma becerisinden daha fazla önemsedikleri söylenebilir. Öğretmenlerin bu konudaki görüşleri ile belirlenen değişkenler arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bir farka rastlanmamıştır.
Üniversite giriş sınavına hazırlamada laboratuvar çalışmalarının yeri ve önemi
BOLUM IV ÖZET, SONUÇ VE ÖNERİLER Bu bölümde, araştırmanın amacı, veri kaynaklan, uygulanan istatistiksel yöntemler, örneklem ve elde edilen bulguların genel bir özeti yapılarak bu bulgulardan çıkartılan sonuçlar belirlenecek ve son olarak da elde edilen bulgu ve ulaşılan sonuçlardan geliştirilen öneriler sunulacaktır. Özet Bu araştırmada Üniversite Giriş Sınavı'na hazırlamada mevcut laboratuvar çalışmalarının yeri ve öneminin öğretmen ve öğrenci görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma giriş, metodoloji, bulgular ve yorumlar, özet, sonuç ve öneriler olmak üzere dört bölüm altında toplanmaktadır. Tarama türünde yürütülen araştırmada, iki grup için ayrı ayrı anket hazırlanmıştır. Öğretmenler için 34 öğrenciler için ise 24 maddelik bir anket formu geliştirilmiştir. Geliştirilen anket formu konu ile ilgili tez danışmanı ve öğretim görevlilerinin görüş ve önerilerine sunulmuştur. İki ayrı gruba yönelik olarak geliştirilen anket 20 öğretmene ve 40 öğrenciye uygulandıktan sonra anket formuna son şekli verilmiştir. Anket Uşak ili lise ve dengi okullarında görevli 69 fen grubu öğretmeni ile lise son sınıfta okuyan 324 fen bölümü veya fen dersleri almış öğrenciye uygulanmıştır. Anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans (f), yüzde (%), x2 (square) testi kullanılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Ancak veri dağılımı x2 testi uygulama imkanı vermemiştir.Analiz sonucu elde edilen veriler tablolara yerleştirilmiştir.64 Araştırma sonucunda laboratuvarların gerek araç-gereç gerekse kullanım yönünden yetersizliği ortaya çıkmıştır. Öğretmen ve öğrencilerin bilgi, beceri eksikliği ve Üniversite Giriş Sınav'lannın eğitim-öğretim sistemine etkilerinden dolayı, laboratuvar kullanımına karşı olumsuz tutum içerisinde oldukları görülmektedir. Bu laboratuvar çalışmasına karşı olumsuz tutum öğrencilerde daha bariz olarak görülmektedir. Sonuç Bu araştırmada elde edilen bulgulara dayanarak tesbit edilen sonuçlar şunlardır. 1. Fen derslerinin öğretiminde laboratuvar çalışmalarına yer vermede; öğretmenlerin görev yaptığı okul türü, yaş, kıdem, cinsiyet, öğrenim durumu, branş ve haftalık ders saatine göre farklar olup olmadığı test edilmek istenmiş fakat beklenen değerin 5'in altına düştüğü, tablo göz sayısı %20'nin üzerine çıktığı için x2 testine imkan vermemiştir, ancak araştırma verileri yüzdelik(%) olarak değerlendirildiğinde; yaşı ilerlemiş ve haftalık ders saat yükü fazla olan öğretmenlerin laboratuvan daha sık kullandığı söylenebilir (Tablo 3-9). 2. Liselerimizde laboratuvar çalışmalarının yapılması için araç-gereç yetersizliği mevcuttur (Tablo 10). 3. Öğretmen ve öğrenciler laboratuvar çalışmalarında geçen süreyi yetersiz görmektedirler (Tablo 11). 4. Liselerimizde fen derslerinin öğretiminde laboratuvar "arasıra" kullanılmaktadır (Tablo 12). 5. Liselerimizde fen derslerin teorik öğretiminde soru-cevap ve anlatım yöntemi kullanılmakta, laboratuvar çalışmalarında ise daha çok grupla çalışma deneyi ve gösteri yöntemi kullanılmaktadır (Tablo 13-14).
Piaget`nin zihinsel gelişim kuramına göre ilköğretim matematik dersi programının değerlendirilmesi
ÖZET Bu araştırma da, İlköğretim Matematik Dersi Programı' run ilk beş sınıfına ait program, Piaget'nin Zihinsel Gelişim Kuramı'na göre değerlendirmeye çalışılmıştır. Araştırma da Piaget'nin Zihinsel Gelişim Kuramı'nda yer alan Sıralama, Sınıflama, Bire Bir Karşılama, Sayı Korunumu, Ağırlık Korunumu, Hacim Korunumu ilkeleri ele alınmıştır. Araştırma, İlköğretimin ilk kademesini oluşturan ilk beş sınıfın Matematik Dersi Programı üzerinde yürütülmüştür. Bu araştırma da çözüm aranan problem "İlköğretim Matematik Dersi Programı, Piaget'nin Zihinsel Gelişim Kuramına göre hazırlanmış mıdır?" şeklinde ifade edilmiştir. Araştırma da ele alınan problem ve alt problemlere ilişkin bilgiler, araştırmacı tarafından belirlenen Piaget İlkeleriyle elde edilmiştir. Piaget İlkeleriyle elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 1) Piaget'nin çocukta ilk olarak geliştiğini belirttiği ilke sıralama ilkesidir. İlkokul birinci ve ikinci sınıflarda yer alan "Varlıklar Arasındaki İlişkiler" konusu ile "Ritmik Saymalar" konusu sıralama ilkesi yardımıyla kazandınlabilecek konulardır. Sıralama ilkesinin ilk kazanılan ilke olması nedeniyle, bu ilke yardımıyla kazandınlabilen bu iki konununda programda ilk sırada yer alması Piaget'nin zihinsel gelişim kuramına uygundur. 2) Piaget'nin çocukta ikinci olarak geliştiğini belirttiği ilke, sınıflama ilkesidir. İlkokul birinci sınıf konulan arasında yer alan "Varlıklar Arasındaki İlişkiler", "Kümeler, Toplama İşlemi ve Çıkarma İşlemi" konulan sınıflama ilkesiyardımıyla kazandınlabilecek konulardır. Sınıflama ilkesinin ikinci kazanılan ilke olması nedeniyle, bu ilke yardımıyla kazandınlabilen bu konuların programda da "Varlıklar Arasındaki İlişkiler, Kümeler, Toplama İşlemi ve Çıkarma İşlemi" sırasında yer alması Piaget'nin zihinsel gelişim kuramına uygundur. 3) "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda birinci sınıftan itibaren "Kümeler" konusu sıralama olarak Piaget'nin zihinsel gelişim kuramına uygundur fakat "Kümeler" konusu ile ilgili yazılmış olan amaçlar sınıf düzeyi için uygun olarak yazılmamıştır. 4) "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda, birinci ve ikinci sınıflarda ki "Varlıklar Arasındaki İlişkiler" ve "Kümeler" konulan sayı korunumu ilkesinin kazanılmasına yardım ettiğinden, "Doğal Sayılar" konusunun bu konulardan sonra ele alınması Piaget'nin ileri sürdüğü ilkelere ters düşmemektedir. Üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıflarda "Doğal Sayılar" konusunun, "Kümeler" konusundan sonra ele alınması sayı korunumu ilkesini pekiştirdiğinden Piaget'nin ileri sürdüğü ilkelere ters düşmemektedir. Beş smıftada, dört işlem becerisi adını verdiğimiz toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin hemen "Doğal Sayılar" konusunun ardından verilmesi de Piaget'nin ilkeleri ile tutarlıdır. 5) İkinci sınıfta ki "Ölçüler" konusunda yer alan ağırlık ölçüleri, çocukta ağırlık korunumu kazanılmadan "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda yer alarak çocuğa kazandırılmaya çalışıldığı için Piaget'nin ileri sürdüğü ilkelere ters düşmektedir. Ağırlık ölçülerine, "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda ikinci sınıftan itibaren yer verilmeye başlanıldığı için üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıflarda da "Ağırlık Ölçüleri" konusu "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda Piaget'nin ilkelerine göre yanlış sırada işlenmiştir. 6) "İlköğretim Matematik Dersi Programımda, ikinci sınıftan itibaren "Ölçüler" konusunda yer alan "Sıvı Ölçüleri" konusuna yer verilmiştir. Çocuk, hacim korunumunu 11-12 yaşlarında kazanabildiği için "Sıvı Ölçüleri" konusunaonbir yaşa denk gelen beşinci sınıftan itibaren yer verilmeliydi. "Sıvı Ölçüleri" konusuna, "İlköğretim Matematik Dersi Programı"nda ikinci sınıftan itibaren yer verilmeye başlanıldığı için "Sıvı ölçüleri" konusu programda Piaget'nin ilkelerine göre yanlış sırada işlenmiştir.
Bilgisayar destekli öğretimde kullanılan yazılımların taşıması gereken eğitsel özellikler ve bazı eğitim yazılımlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, bilgisayar destekli öğretim yazılımlarının taşıması gereken eğitsel özellikler tesbit edilmeye çalışılmış ve bazı eğitsel yazılımlar (Kimya, Maternatik5, Almanca, İngilizce, Hayat Bilgisi, Coğrafya, Matematik6, Matematik?) değerlendirilmiştir. Konuya ilişkin veriler, ilgili literatürden ve geliştirilen Yazılım Değerlendirme Formu' na verilen cevaplardan elde edilmiştir. Literatür taraması altı aylık bir zamanda gerçekleştirilmiş ve taramada Türkçe ve İngilizce kaynaklara ulaşılmıştır. Literatür taraması sonucu elde edilen verilerden yola çıkarak "Yazılım Değerlendirme Formu" geliştirilmiştir. Form uygulanmadan önce uzman görüşüne sunulmuş ve yeniden düzenlenmiştir. Formun son şeklini almasından sonra, yazılımlar araştırmacı ve Eğitim Bilimleri alanındaki 6 öğretim elemanı ve bir bilgisayar uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi içinde; yazılım alanındaki gelişmelerden, bilgisayarın eğitim kurumlarında kullanım alanlarından, eğitsel yazılıra türlerinden ve BDÖ' de yeni teknolojilerden söz edilmiş ve yazılımların eğitsel özellikleri tesbit edilmiştir. Değerlendirme bölümünde yazılımlar, MEB' nın ölçütleri ve araştırmacı tarafından tesbit edilen ölçütler açısından değerlendirilmiştir. Değerlendirilen yazılımlar bireysel farklılıkları dikkate almamaktadır. Ayrıca öğrenci ile etkileşim ve bilgisayar imkânlarından yararlanma hususlarında yetersizdir. Yazılımların kullanımınailişkin bilgi verilmemesi ve dersin zorluk derecesinin, sunuş hızının vb. öğrenci tarafından belirlenememesi önemli eksikliklerdir. VI
Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü öğrencilerinin mesleğe yönelik beklentileri ile alanda çalışan bilgisayar öğretmenlerinin mesleğe yönelik algıları
Bu araştırmanın amacı bilgisayar öğretmenliğinde okuyan öğrencilerin meslekten beklentileri ile alanda çalışan bilgisayar öğretmenlerinin meslekten beklentilerini tespit etmektir.Araştırma Ege ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin BÖTE bölümünün 1., 2., 3., ve 4. sınıflarında okuyan öğrencilerini ve İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde Milli Eğitime bağlı devlet okullarında çalışan BÖTE mezunu 20 bilgisayar öğretmenini kapsamaktadır.Bu araştırmada öğrencilerin bilgisayar öğretmenliğine ve çalışma ortamına dair ne tür beklentilerinin olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda alanda çalışan bilgisayar öğretmenlerinin gözüyle bilgisayar öğretmenliğine dair algıları bazı açılardan tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırma için araştırmacı tarafından Likert tipi ?Mesleki Beklenti Ölçeği? geliştirilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerle görüşmelerde kullanılmak üzere yarı yapılandırılmış ?Mesleki Algı Görüşme Formu? gene araştırmacı tarafından hazırlanmıştır.Araştırmada ölçeğe dair toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Görüşme formu ile toplanan ses kayıtlarıyla nitel veriler elde edildiği için içerik analizi yapılmıştır. Bununla bağlantılı olarak verilerden genel anlam öbekleri ve temalar çıkartılarak bunların görüşmeler içindeki görülme sıklığına bakılmıştır. Sonuçlar yüzde ve frekans olarak verilmiştir. Ayrıca bazı sorulardan elde edilen veriler, oldukları gibi sözel olarak çeşitli kategorilere ayrılarak sınıflandırılmış ve yorumlanmıştır.
2005 ilköğretim 1. 2. ve 3. sınıflar hayat bilgisi dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüşleri (Uşak ili örneği)
ivYÜKSEK L SANS TEZ ÖZET2005 LKÖĞRET M 1., 2. ve3.SINIFLAR HAYAT B LG S DERSÖĞRET M PROGRAMINA L ŞK N ÖĞRETMEN GÖRÜŞLER(UŞAK L ÖRNEĞ )TUĞRUL UĞUREğitim Programları ve Öğretimi Anabilim DalıAfyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüEylül 2006Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet AKSÜTBu araştırmanın temel amacı; 2005 lköğretim 1., 2. ve 3. Sınıflar HayatBilgisi Dersi Öğretim Programını, programı uygulayan Uşak li lköğretim okullarıöğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirmektir.2005 lköğretim 1., 2. ve 3. Sınıflar Hayat Bilgisi Dersi Öğretim ProgramınınÖğretmen Görüşlerine Göre değerlendirilmeye yönelik , önce 2004 lköğretim 1., 2. ve3. Sınıflar Hayat Bilgisi Dersi Öğretimi Taslak Program ile 2005 lköğretim 1., 2. ve 3.Sınıflar Hayat Bilgisi Dersi Öğretimi Programı incelenmiştir. Önceki 1998 lköğretim1., 2. ve 3. Sınıflar Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı ile ilgili bilgiler dekarşılaştırılarak, 2005 lköğretim 1, 2 ve 3. Sınıflar Hayat Bilgisi Dersi ÖğretimProgramının genel durumu, beceri ve kazanım, tema, etkinlik, ölçme-değerlendirmeögeleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini oluşturan Uşak li sınırları içinde yer alan tümilköğretim okullarından 2005-2006 öğretim yılında 1., 2. ve 3. sınıfları okutan veprogramı uygulayan 612 öğretmen oluşturmuştur. Geri dönüşü sağlanarakdeğerlendirilen 438 tane anketten elde edilen veriler, bilgisayarda SPSS istatistikprogramı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama, t ve f testi teknikleri kullanılarakçözümlenmiştir. Anlamlılık testlerinde α:0.05 düzeyi esas alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi, Program, Öğretmen, Yapılandırmacılık
Lise öğretmenlerinin sınıfta karşılaştıkları istenmeyen davranışlarla baş etme stratejileri
Bu aragtnmamn amacl lise smiflannda olugan istenmeyen ogrenci davramglannm neler oldu@nu; ogretmenlerin bu davramglarla b q etmede hangi stratejileri kullandiklm; istenmeyen ogrenci davramglanyla lise ogretmenlerinin kullandiklan bag etme stratejileri arasmdaki iligkiyi; ogretmenlerin lculland~klanb ag etme stratejilerinin ogretmenlerin (a) cinsiyeti @) ludemi (c) brangl (d) gorev yapt~klan okul tiM ve (e) derse girdikleri smlf seviyeleri degigkenleri aq~smdan aralanndaki iligkileri incelemektir. Arqtuma 1- ili smlan iqerisinde yer alan 16 genel lise, 4 anadolu lisesi,5 meslek lisesi ve 5 ozel lisede toplam 80 smfia gerqeklegtirilmigtir. Okul tiirlerine gore genel, anadolu, meslek ve ozel liselerden oran11 kiime ornekleme yontemiyle 30 lise seqilmigtir. Aragtunada veri toplama aracl olarak aragtmac~ tarafindan geli~tiden "Smf Iqi Ogretimi Gozlem Formu" kullan~lm~tBuu. form ilgili kaynakqa taranarak, istenmeyen o@enci davramglarmn ve o@etmenlerin kullandlklarl stratejilerin neler oldugu belirlenerek olu~.turulmugtur. Bu aragtumada ana probleme iligkin olarak olugturulan alt probiemlere yonelii elde edilen veriler arasmdaki iligkiyi inceleyebilmek iqin stratejilerin gozlenme fkekanslan ve yiizdeleri hesaplanrmgtu. Sonuqlar tablolar halinde sunularak aq~klanrmgtu. A r a ~ t m m nso nucunda; lise ogencilerinin smf iqinde olugan istenmeyen ogrenci davramglarmn ortaya q h as lkl~klanb eliilenmigtir. Lise Ggretmenlerinin istenmeyen davramglar kar~lsmdak ullandlklan b q e tme stratejilen saptanrm~hr. Aragtuma sonucunda elde edilen bulgular gunlardi: "Arkadaglan ile aralarinda konqma", "dersi dinlememe (hayal kma, uyuma, ders dl91 geylerle ilgilenme)", "izin almadan lconugma" davramglw slnlflarda en sllc gozlenen istenmeyen davramglar araslnda yer alrnaktadlr. Bunun yam sua "arkadqlm ~ikayet etme", "nesneleri firlatma", "arkadaglanm egyalm iziisiz kullanma" davramglan smflarda daha az gozlenen istenmeyen davram~laro larak karg~mzaq haktadi. "Ismiyle uyarma", "gormezden gelme", "kurallar~ hatulatma", "goz i l e t i f i kurma", "azarlama" ve "davramga iligkin uyan" stratejilerinin ogretmenler tarafindan daha qolc kullamldiklan gozlenmi$tir. Yapilan gozlemlerde liselerde gorev yapan ogretmenlerin istenmeyen davrmglarla b q etmede "day etme" ve "fiziksel cezaya bagvurma" stratejilerini kullanmadklan sonucu ortaya q h g t u . Smf iqinde olugan istenmeyen ogrenci davramglanyla b q etmede lullanilan stratejilerden "anlqma yapma", "aileyi qagma", "sessizce uyarma" stratejilerinin bqta olmak iizere bkqok stratejinin bayan ogretmenler tarafindan daha qok kullmldigI sonucuna ula~~lrmgtu. M e s l e w 1-9 yllm qalipn ogretmenlerin "azarlama", stratejisini az Mlmken; gar^ q~karma", "soru soma" stratejilerini hiq kullanmadlklan saptanmqtr. Meslekte 10-14 yil arasl ~Betmenlerin daha "disiplin kurallanna b~vtumaY'yteir cih ettikleri; 15-19 y ~ lar asi galigan ogretmenlerin "gorev verme" stratejisini digerlerine gore daha qok kullandaan gozlenmigtir. 20 yll ve iizeri qaligan ogretmenlerin "kotii not verme" ve "konuda degigiklik yapma" stratejisini hiq kullanmadlklan sonucuna u l q ~ h g t u . Branglara gore strateji kullanuru incelendiginde; sozel brang ogretmenlerinin diger branglardaki ogretmenlere gore strateji kullmm o r a n l m farklilagbgi gozlenmigtir. "Altematif davramg sunma", "disiplim kurallanna bqvurma", "gormezden gelme stratejileri bqta olmak iizere stratejilerin biiyuk qogunlu@r~un diger liselerde az kullamlmasma ya da hiq kullmlmamasma kar9m gene1 liselerde biiydc oranlarda kullml&gI gozlenmigtir. 9. smflarda en qok "aileyi qa&maY' ve " rehberlik servisine gonderme"; 10.smflarda en qok "uyarma" ve 11. smflarda ise en qok " gozdagi verme" stratejisini kullandklan gozlenmigtu. "ismiyle uyarma" ve "kurallan hat~rlatma" stratejilerinin go@ istenmeyen davrmg kargislnda s M a kullml&& sonucuna ulag~lmgtu.
İşbirlikli öğrenmenin yabancı dil öğretimindeki etkililiği
Bu araştırmanın amacı; işbirlikli öğrenme yöntemi ile geleneksel öğretim yöntemlerinin Yabancı Dil başarısı ve işbirlikli öğrenme yönteminin duyuşsal özellikler üzerindeki etkilerini incelemektir. Denekler Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi I. sınıf öğrencileridir. Random yöntemiyle iki deney ve bir kontrol grubu olmak üzere üç grub oluşturulmuştur. Deney, 30 ders saati devam etmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak 60 çoktan seçmeli sorudan oluşan İngilizce dilbilgisi ve 60 sözcükten oluşan sözcük bilgisi testi olmak üzere iki test kullanılmıştır. Bu testler ön test ve son test olarak uygulanmıştır. İşbirlikli öğrenme yönteminin duyuşsal özellikler üzerindeki etkilerini saptamak için gerekli veriler, öğrenci kompozisyonları aracılığı ile toplanmıştır. Veri analizleri sonunda, işbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubundaki denekler İngilizce dilbilgisi başarı testinde geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubundaki deneklerden daha başarılı olmuştur. İşbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı, deney gruplarından birisindeki deneklerin, sözcük bilgisi testinde geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubundaki deneklere göre daha başarılı olmuşlardır. Fakat diğer deney grubundaki denekler ile kontrol grubundaki deneklerin başarı düzeyinin farklı olmadığı görülmüştür. İşbirlikli öğrenmenin duyuşsal özellikler üzerindeki etkilerini saptamak için gerekli veriler, öğrenci kompozisyonları aracılığı ile toplanmıştır. Kompozisyonların değerlendirilmesi sonucu, işbirlikli öğrenme gruplarındaki öğrencilerin, bu yöntemden hoşlandıkları ve bu yöntemin başarıları üzerinde olumlu etkileri olduğu doğrultusunda görüş bildirdikleri saptanmıştır. Ayrıca bu öğrenciler işbirlikli öğrenme yönteminin daha sonraki ingilizce derslerinde ve diğer derslerde uygulanmasını istediklerini belirtmişlerdir.
Türk eğitim sisteminde temel eğitimin gelişimi
ÖZET Bu araştırmanın amacı, sekiz yıllık temel eğitim (ilköğretim) okullarının planlanması, örgütlenmesi, öğretim programlan ve yönetimine ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı düzenlemeleri, öğretmen ve yöneticilerin uygulamaya dönük görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, bilgi toplama aracı olarak iki kısımdan oluşan anket kullanılmıştır. Anketin birinci kısmında, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin kişisel özelliklerini saptamaya yönelik sorular yer almaktadır. İkinci kısımda ise, ilköğretim okullarına ilişkin olarak öğretmen ve yöneticilerin görüşlerini saptamayı amaçlayan 40 soru bulunmaktadır. Öğretmen ve yöneticilerin bu konudaki görüşleri her sorunun yanında yer alan, dört noktalı likert tipi bir ölçekle saptanmıştır. Araştırma, Denizli ilinde bulunan üç ilköğretim okulunda; 97 öğretmen ve 14 yönetici üzerinde yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlenmesinde frekans değerleri ve yüzde değerleri, ayrıca öğretmen ve yöneticiler arasında görüş farklılığı olup olmadığını yoklamak için kay kare testi uygulanmıştır. Araştırmada ilköğretim okullarının planlanmasına, örgütlenmesine, öğretim programlarına ve yönetimine ilişkin elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.
İşbirlikli öğrenme yönteminin temel eğitim fen bilgisi başarısı ve başarı güdüsü üzerindeki etkileri
Araştırmanın amacı; işbirlikli öğrenme yöntemi ile geleneksel öğretim yöntemlerinin akademik basan üzerindeki etkilerini incelemektir. Denekler, izmir'deki okullar içerisinden random yöntemiyle seçilmiş ve araştırma İlkokul 4. sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Gruplar deneysel durumu kontrol etmek amacıyla random yöntemiyle deney ve kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak 25 çoktan seçmeli sorudan meydana gelen test kullanılmıştır. Bu test deneklere ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Sonuç olarak, işbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubundaki denekler basan testinde geleneksel öğretim yöntemlerinin uygulandığı kontrol grubundaki deneklerden daha başarılı olmuştur.
İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde problem çözme yönteminin öğrencilerin okul başarıları ve duyuşsal özellikleri üzerindeki etkisi
ÖZET Bu araştırmanın amacı, ilkokul sosyal bilgiler dersinde "problem çözme yöntemi" kullanılmasının öğrencinin okul başarısı ve duyuşsal özellikleri üzerindeki etkisini saptamaktır. Manisa ili şehir merkezinde, MEB'na bağlı 25 ilkokulda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Manisa Gazi İlkokulu'nun 2 ayn 4. sınıf şubesi de, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu şubelerin seçiminde, sınıf öğretmenlerinin mezun oldukları okulların, mesleki kıdemlerinin, cinsiyet ve yaşlarının aynı ya da benzer olmasına dikkat edilmiştir. "Problem çözme yöntemi"nin öğrencilerin okul başarısı üzerindeki etkisini saptamak amacıyla, farklı kontrol gruplu ön test - son test deseni kullanılmıştır. İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde "Tarih, Tarihte Anadolu, Türkler ve İslamiyet" ünitesi, deney grubunda "problem çözme yöntemi" ile işlenmiş kontrol grubunda ise "geleneksel yöntem"le işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, ünitede kazandırılması hedeflenen davranışları kapsayacak nitelikte araştırmacı tarafından hazırlanan ve geçerlik-güvenirlik çalışması yapılarak standartlaştınlan, 80 soruluk başarı testi kullanılmıştır. "Problem çözme yöntemi"nin öğrencilerin duyuşsal özellikleri üzerindeki etkisini saptamak amacıyla, farklı kontrol gruplu son test deseni kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 4 kategoriden ve 2 ayrı bölümden oluşan, araştırmacı tarafından hazırlanan "Duyuşsal Özellikler Anket Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS programı ile çözümlenmiş ve istatiksel işlemlerden aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, t testi (iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi, iki eş arasındaki farkın anlamlılık testi) kullanılmıştır. IIIAraştırmada aşağıdaki bulgular elde edilmiştir: 1. Deney ve kontrol grubunun ön test başarı ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sonuç, deney ve kontrol gruplarının iyi bir şekilde eşleştirildiğini göstermektedir. 2. Deney grubunun ön ve son testinde elde edilen basanların aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. 3. Kontrol grubunun ön ve son testinde elde edilen basanların aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Deney ve kontrol grubunun son test basan ortalamalan arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 5. Deney ve kontrol gruplannın ilk ve son test farklan arasındaki fark da anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Buna göre, sosyal bilgiler dersinde "problem çözme yöntemi "nin kullanılması, akademik başanyı arttırmada geleneksel yöntemden daha etkilidir. 6. a) Deney grubunda, duyuşsal alan hedef davranışlannın gerçekleşme düzeyi kontrol grubundan daha yüksektir. b) Deney grubunda, MEB'nın sosyal bilgiler programında yer alan duyuşsal amaçlan ifadelendirme düzeyi kontrol grubundan daha yüksektir. c) Deney grubu öğrencilerinin hemen hepsi, problem çözme uygulamalanna kendi istekleri ile katıldıklannı, uygulamalann daha iyi öğrenmelerini sağladığını ve "problem çözme yöntemi" ile ders işlemeyi sürdürmek istediklerini belirtmişlerdir. d) Deney grubu öğrencilerinin tarih alanına karşı ilgisi, "çok sevdim" yanıtı çevresinde yoğunlaşırken, kontrol grubu öğrencilerinin yanıtlan "sevdim" ifadesi çevresinde yoğunlaşmıştır. Kontrol grubu öğrencilerinden tarih alanını sevmediğini belirten olmasına rağmen, deney grubu öğrencilerinden tarih alanını sevmediğini belirten olmamıştır. e) Deney grubu öğrencilerinin büyük çoğunluğu tarih dersine aynlan zamanı "yetersiz" bulurken, kontrol grubu öğrencilerinin yanıtlan "yeterli" ifadesi çevresinde yoğunlaşmıştır. f) Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin hepsi de tarih dersini gerekli bulduklannı belirtmiştir. Ancak deney grubu öğrencilerinin hemen hepsi tarih dersinin gerekliliğini savunabilirken, kontrol grubu öğrencilerinin yansından fazlası tarih dersini neden gerekli bulduklannı açıklayamamışlardır. IV
İşbirlikli ve geleneksel sınıflardaki başarılı ve başarısız problem çözücülerin kullandıkları öğrencme stratejileri, tutumları ve edim düzeyleri
Bu araştırmanın amacı, işbirlikli ve geleneksel sınıflardaki başarılı ve başarısız problem çözücülerin kullandıkları öğrenme stratejileri, tutumları ve edim düzeylerini belirlemektir. Araştırma ilköğretim dördüncü sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Araştırmada kontrol gruplu ön test-son test modeli kullanılmıştır. Araştırma sırasında deney grubunda işbirlikli öğrenme tekniklerinden "birlikte Öğrenme" tekniği, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleri kullanılmıştır. Yedi haftalık bir uygulama yapılmıştır. Başarılı ve başarısız problem çözücülerin kullandıkları öğrenme stratejilerini belirlemek için problem çözme strateji ölçeği, video kaydı ve öğrencilerin müsveddelerinden yararlanılmıştır. Başarı düzeylerini belirlemek için başarı testi, problem çözmeye karşı tutumlarını belirlemek için de tutum ölçeğinden yararlanılmıştır. Kullanılan bu veri toplama araçları hem ön test hem de son test olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, yüzde ve yüzdeler arası fark işlemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre işbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yöntemlerinin uygulandığı kontrol grubunun başarı düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. Deneklerin problem çözmeye karşı tutumları açısından da deney grubu lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. Başarılı ve başarısız problem çözücülerin kullandıkları öğrenme stratejilerinde ön test sonucunda hem deney grubunda hem de kontrol grubunda anlamlı farklılıklar görülmüştür. Son test sonucunda ise deney grubundaki başarısız problem, çözücülerin kullandıkları öğrenme stratejilerinin, başarılı öğrencilerin kullandığı stratejilerle benzerlik gösterdiği gözlenmiştir. IV
Aktif öğrenmenin yüklemeler, başarı ile hatırda tutma üzerindeki etkileri ve öğrenci görüşleri
Aktif Öğrenmenin Yüklemeler, Basan ile Hatırda Tutma Üzerine Etkileri Ve öğrenci Görüşleri Filiz ÇULLU Bu araştırmanın amacı, Aktif Öğrenmenin Sosyal Bilgiler dersi başarısı, hatırda tutma, öğrenci basan yüklemeleri üzerindeki etkileri ve Aktif Öğrenme uygulamaları hakkındaki öğrenci görüşlerini incelemektir. Araştırma, 2002-2003 öğretim yılı I. Döneminde, MEB'e bağlı resmi bir ilköğretim okulunun iki 7. sınıf şubesinde uygulanmıştır. Deney grubunda Aktif Öğrenme yöntem ve teknikleri, Kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmanın verileri deneysel işlemlerden önce ve sonra uygulanan "İstanbul'un Fethi ve Sonrası" ünitesi ile "Avrupa'da Yenilikler" ünitesine ait Basan Testleri ve Klasik Sınavları, Öğrenci Yüklemeleri Ölçeği ve görüşme kayıtlan kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Aritmetik Ortalama, Standart Sapma, t testi, Bağımlı t testi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre ulaşılan sonuçlar şunlardır: 1. Aktif Öğrenme yöntem ve teknikleri Sosyal Bilgiler dersinde öğrenci başarısını arttırmada daha etkilidir. 2. Aktif Öğrenme yöntem ve teknikleri daha kalıcıdır. 3. Aktif Öğrenmenin uygulandığı sınıfla, geleneksel öğretim yöntemlerinin uygulandığı sınıf arasında basan ve başarısızlık yüklemelerinde farklılık bulunmuştur. 4. Aktif Öğrenme çalışmalarına katılan öğrenciler çalışma öncesi dersi heyecanla beklemiş ve çalışma sırasında uygulamalara neşeli, istekli bir şekilde katılmışladır. Birlikte yardımlaşarak daha iyi öğrendiklerini ve gösterdikleri başarıların kendilerine olan saygılarım arttırdığını dile getirmişlerdir. Öğrenciler Aktif Öğrenme çalışmalarının öğrenmeyi kolaylaştırdığı ve hızlandırdığı; işbirliğini, grupla çalışmayı, paylaşmayı öğrendikleri ve arkadaşlarını daha yakından tanıma olanağı bulduktan görüşündedirler. Anahtar Sözcükler: Sosyal Bilgiler, Aktif Öğrenme, Basan ve Yüklemeleri XIV
Anadolu lisesi sınavlarına İzmir ilinden katılan öğrencilerin başarılarını etkileyen faktörler
ÖZET Bilim teknik ve sanattaki hızla ilerlemeler ve ülkeler arasında hızla artan ilişkiler, daha iyi eğitim, yabancı dil ve üniversitede öğrenim görme ihtiyacına yol açmış, her yıl yüzbinlerce insan, daha nitelikli bir eğitim yeren okulların sınavlarına girmek suretiyle toplumsal bir yarışa değişik koşullar altında katılmışlardır. Daha nitelikli bir eğitim için tercih edilen okullardan biri de Anadolu Liselerindir. Anadolu Liseleri merkezi seçme sınavı ile en başarılı öğrencileri seçmeye çalışmakta, başvuran öğrencilerin ancak % 11'i başarılı olabilmektedir. Sınırlı sayıda öğrencinin alınması, sınavda başarılı olabilmek için öğretmen, veli ve öğrencilerin çeşitli arayışlar içerisine girmelerine neden olmuştur. Bu araştırma da Anadolu Lisesi Sınavları'na İzmir İli'nden Katılan Öğrencilerin Başarılarını Etkileyen Faktörleri tesbit etmeyi amaçlamaktadır. Tarama modelindeki bu araştırma veriler, araştırmacının kendisi tarafından geliştirilmiş, 91 maddeden oluşan likert tipi bir ölçekle, 1995-1996 öğretim yılında İzmir İli'ndeki 15 Anadolu Lisesi'nin Hazırlık Sınıfında okumakta olan ve sınavlara İzmir İli'nden katılarak başarılı olmuş 500 öğrenciden elde edilmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı.9205'tir. Veriler aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde frekansı halinde tablolaştırılmıştır. SPSS Analizi sonucunda 8 faktör ortaya çıkmıştır: 1 -Dershanedeki Öğretim Hizmetleri 2-İlkokul Öğretmeni 3-Dershane ve ilkokuldaki ortam 4-İçsel Motivasyon 5-Psikolojik Faktör 6-İçsel Motivasyon ve Olanaklar 7-Ev Ortamı ve Ödevler 8-Dışsal Motivasyon IVÖrnekleme giren öğrencilerin bu faktör gruplarının Anadolu Lisesi Sınavları'ndaki başarılarını etkilemelerine katılma dereceleri, cinsiyet, mezun olunan ilkokul türü, giriş puanı, tercih sırası, mezuniyet derecesi, ebeveynin eğitim ve gelir durumları, öğrencinin devam ettiği kursun türü, giriş listesinin türüne göre Varyans Analizi ve F testi ile incelenmiş, anlamlı farklılıkların kaynağını bulabilmek amacıyla Scheffe Testi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmamızdaki öğrenciler; 1. Cinsiyetlerine göre "Dershane ve İlkokuldaki ortam", "Çalışma Stratejisi", "Psikolojik Faktör", "Dışsal Motivasyon. 2. Mezun Oldukları İlkokul Türüne göre "Dershane ve İlkokuldaki Ortam", "Çalışma Stratejisi", "Aile Ortamı ve Ev Ödevleri". 3. Kazandıkları Anadolu Lisesinin Bulunduğu Yere göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "İlkokul Öğretmeni", "Dershane ve İlkokuldaki Ortam", "Çalışma Stratejisi", "Ev Ortamı ve Ödevler", "Dışsal Motivasyon". 4. Giriş Puanına göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", Dershane ve İlkokuldaki Ortam", "İçsel Motivasyon", "Dışsal Motivasyon". 5.Tercih Sırasına göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "Dershane ve İlkokuldaki Ortam". 6. Annenin ve Babanın Öğrenim Durumuna göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "Dışsal Motivasyon". 7. Annenin Mesleğine göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "Dershane ve İlkokuldaki Ortam", "Dışsal Motivasyon". 8. Babanın Mesleğine göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "Dışsal Motivasyon". 9. Ailenin Aylık Gelirine göre "Dershanedeki öğretim hizmetleri", "Dershane ve İlkokuldaki Ortam", "Dışsal Motivasyon". 10. Kursa Başlama Zamanına göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri". 11. Kurs Türüne göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "Dışsal Motivasyon". 12. Giriş Listesinin Türüne göre, "Dershanedeki Öğretim Hizmetleri", "İçsel Motivasyon" faktörlerine anlamlı derecede farklı yanıtlar vermişlerdir. V
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu birinci sınıf öğrencilerinin akademik başarıları üzerine bir araştırma
Ill ÖZET Bu araştırmada, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Birinci sınıf öğrencilerinin mezun olunan okul, diploma notu, ÖSS puanları, Yetenek Giriş Sınav puanları, birinci ve ikinci yarıyıl teorik ve uygulamalı derslerden aldıkları akademik başarı puanları incelenmiştir. Ayrıca kişisel bilgi formu hazırlanarak bu araştırmanın örneklemini oluşturan 232 öğrenciye uygulanmış t ir. Tarama türündeki bu arştırmada elde edilen veriler frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve satandart kaymalar halinde tablolaştırılmıştır. Anlamlılık düzeyleri Chi-kare, T Testi, F Testi yöntemleri ile farkın kaynağı ise Range Testi ( Newman -Keul s) ile analiz edilmiştir. Bu araştırmaya göre; * Yetenek Giriş Sınavında 80 puan ve üzerinde alan öğrenciler birinci sınıf teorik ve uygulamalı derslerde daha başarılı oldukları anlaşılmaktadır. * Anneleri üniversite mezunu olan ve ailelerinin aylık geliri 50 milyon TL ya kadar olan öğrenciler teorik ve uygulamalı derslerde daha başarılı oldukları anlaşılmaktadır. * Erkek öğenciler Yetenek Giriş Sınavı puanı açısından Kız öğrencilerden daha başarılı oldukları görülmüştür. * ÖSS puanı yüksek olan öğrencilerin Yetenek Giriş Sınavlarında da başarılı oldukları anlaşılmaktadır..../IV * Birinci öğretim öğrencilerinin Yetenek Giriş Sınavlarında ve Birinci sınıf uygulamalı derslerde ikinci öğretim öğrencilerinden daha başarılı oldukları görülmüştür. * Öğrencilerin mezuniyet dereceleri ile ÖSS puanları ve birinci sınıf teorik dersleri arasında; ÖSS puanı ile Yetenek Giriş Sınav puanı arasında; Yetenek Giriş Sınavı ile birinci sınıf uygulamalı dersler arasında; birinci sınıf teorik ve uygulamalı derslerin ortalamaları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur..../
Çevirmenlerin çeviri sürecinde karşılaştıkları sorunların sosyo-kültürel nedenleri
Bu araştırma, çeviri yaparken karşılaşılan güçlüklere neden olan etkenleri bulmaya yönelik katkı sağlayabilmeyi amaçlamıştır. Araştırma; giriş, çeviri ile ilgili görüşler, yöntem, bulgular ve yorum ile sonuç ve öneriler olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu araştırmada, uzman görüşleri ve uygulama sonucunda elde edilen verilerle geçerlik ve güvenirliği tespit edilen, Çevirmenlerin Nitelikleri, Kaynak Metnin Çözümlenmesi ve Amaç Dile Aktarım boyutlarından oluşan 40 maddelik bir anket formu kullanılmıştır. Anketler İzmir Metropol alanı içinde çalışan 123 çevirmen üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların bazdan şöyledir: 1. Çevirmenlerin genelinde en yüksek katılımın sağlandığı madde "Çevirmenin kaynak-amaç dilin sözdizimsel anlambilimsel yapılarını kullanma yetisine sahip olmaması" olurken, en düşük katılımın sağlandığı madde "Kaynak dilin gelişip kendini yenileyebilmesi için yeni sözcüklerin türetilmemesi" olmuştur. 2. Çevirmen görüşlerinde, cinsiyete göre önemli düzeyde bir farklılaşma yoktur. 3. Çevirmen görüşlerinde, yaş gruplarına göre önemli düzeyde bir farklılaşma yoktur. 4. Çevirmen görüşlerinde, mezun olunan okullara göre Çevirmenlerin Nitelikleri, Kaynak Metnin Çözümlenmesi ve Amaç Dile Aktarım boyutlarında önemli düzeyde bir farklılaşma vardır. 5. Çevirmen görüşlerinde, uzmanlık alanına göre Çevirmenlerin Nitelikleri, Kaynak Metnin Çözümlenmesi ve Amaç Dile Aktarım boyutlarında önemli düzeyde bir farklılaşma vardır. vı
Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin drama yöntemi (oyun) yeterliliklerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin drama yöntemi yeterliliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın örneklem grubunu Kırşehir Milli Eğitim Müdürlüğü'nde görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin drama yöntemine yönelik yeterlikleri var olduğu biçimiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Karadağ, Çalışkan, Korkmaz ve Yüksel (2008) tarafından geliştirilen ?Drama Lideri Olarak Öğretmen ve Eğitimsel Drama Uygulama Yeterliği Ölçeği? kullanılmıştır.Verilerin çözümü ve yorumu için SPSS 15.00 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda eğitim kurumlarında okul öncesi öğretmeni olarak çalışan öğretmenlerin ?Dramayı Planlama Yeterliği? boyutunda kendilerini ara sıra yeterli görürken; ?Dramayı Gerçekleştirme Yeterliği? boyutunda, ?Dramayı Değerlendirme Yeterliği? boyutunda ve ?Drama Genel Yeterliği? olan ölçeğin genelinde kendilerini çoğu zaman yeterli gördükleri ve okul öncesi öğretmenlerinin mesleki kıdemlerine ilişkin olarak drama yöntemi yeterliliklerinin farklılaştığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Okul Öncesi Öğretmeni, Drama
Öğretmen adaylarının Türkçe kullanım duyarlılık düzeyleri
Eğitim fakültesi son sınıf öğrencilerinin Türkçeye karşı duyarlılıklarının belirlenmesi bu çalışmanın genel amacını oluşturmaktadır.Araştırma, tarama modelinde yürütülen betimsel bir çalışmadır. Araştırma verileri, Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıfta öğrenim gören toplam 452 öğretmen adayından elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Türkçe kullanım duyarlılık ölçeği ve kompozisyon formu kullanılmıştır. Öğretmen adaylarından toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistiksel değerlerden; katılımcı sayısı (N), yüzde (%), ortalama( ? ), standart sapma (Ss); değişkenlere göre farklılaşmanın olup olmadığını belirlemek üzere bağımsız örneklem (t) testi ve tek yönlü varyans analizi (Anova); farkın kaynağını belirlemek üzere Tukey testi; korelasyon analizleri için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. p<0,05 düzeyi, anlamlılık için yeterli görülmüştür.Öğretmen adaylarının Türkçe kullanım duyarlılığının;1.Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının Türkçenin kullanımına karşı duyarlı oldukları,2.Cinsiyete göre, ?Sözlü ve Yazılı Anlatım? faktöründe farklılaşmadığı bununla birlikte diğer faktörlerde ise anlamlı düzeyde farklılaştığı,3.Mezun oldukları lise türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı,4.Branş değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı,5.Baba eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı,6.Anne eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı,7.Yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği bölgeye göre ?Anadilde Yabancılaşmaya Karşı Türkçe? faktöründe anlamlı düzeyde farklılaştığı, bununla birlikte diğer faktörlerde anlamlı düzeyde farklılaşmadığı,8.Fakülteye giriş puanları ile Türkçe kullanım duyarlılıkları arasında ilişki bulunmadığı,9.Yazılı anlatımda Türkçeyi az hata yaparak kullandıkları,10.Yazılı anlatımda Türkçe kullanımının branşa göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Araştırma sonuçlarından hareketle ilköğretimden itibaren öğrencilerin sözlü anlatım yeteneğini geliştirmek amacıyla öğrencilere, konuşma ortamlarının hazırlanmasının gerektiği söylenebilir. Bunun yanı sıra, Türkçe kullanımının gelişmesi için yazma çalışmalarının yaptırılması; ölçme ve değerlendirme uygulamalarında, Türkçeyi güzel kullanma duyarlılığı ve becerilerinin bir ölçüt olarak kullanılması önerilebilir.
Bilgisayar destekli eğitimde Dyned programının ilköğretim İngilizce dersini desteklemesi hakkındaki öğretmen görüşleri: Kırşehir ili örneği
Bu çalışmada, Bilgisayar Destekli Eğitimde, Dyned programının ilköğretim İngilizce dersini desteklemesi hakkındaki öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem, okul yerleşim yeri ve programı kullanma durumlarına göre farklılık gösterip göstermediğine dair elde edilen veriler incelenmiş ve yorumlanmıştır.Betimsel olarak yapılan bu araştırma, 2011?2012 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il/ilçe merkez ve köylerinde görev yapan toplamda 83 İngilizce öğretmeninin görüşünü içerir.Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ? Bilgisayar Destekli Eğitimde, Dyned Programının İlköğretim İngilizce Dersini Desteklemesi Hakkındaki Öğretmen Görüşleri? anketi ile İngilizce öğretmenlerinden toplanmıştır. Anketin birinci boyutunda, İngilizce öğretmenlerinin demografik bilgilerini açığa çıkaracak kişisel bilgiler kısmı bulunmaktadır. İkinci boyutta, İngilizce öğretmenlerinin Dyned programını kullanabilme durumlarını belirlemek amaçlı sorular sorulmuştur. Üçüncü boyutta ise, programın İngilizce dersini desteklemesi durumuna yönelik ?Uygulama zorluğu, uygulama kolaylığı, faydalılık ve zararlılık? olarak sunulmuş, öğretmenlerin bunlara katılım düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA ve post hoc testi gibi istatistiksel yöntemlerden yararlanılmıştır.Sonuç olarak, ilköğretim İngilizce dersinde Dyned programına ilişkin görüşlerin cinsiyet, kıdem yılı, okul yerleşim yeri, programın kullanılabilme durumuna göre anlamlılık düzeyinde farklılaşmadığı fakat bu programın okulların mevcut imkânları geliştirildikten sonra daha etkili sonuçlar verebileceği anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilgisayar destekli eğitim, Dyned programı.
İngilizce dersinde kullanılan bellek destekleyici stratejilerden öyküleme yönteminin kelime bilgisine etkisi
İngilizce Dersinde Kullanılan Bellek Destekleyici Stratejilerden Öyküleme Yönteminin Kelime Bilgisine Etkisi adlı bu çalışmada Ortaöğretim 9. sınıf İngilizce dersi kelime öğretiminde öyküleme yönteminin kullanımının öğrencilerin kelime bilgisi başarıları ve öğrenilen kelimelerin kalıcılığı üzerindeki etkisini saptamak amaçlanmıştır. Araştırmada ön-test ve son-test kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Bu araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Yozgat ili Yerköy ilçesi Şehit Mehmet Tez Anadolu Lisesi'nde, 2 farklı 9. Sınıf şubesinde bulunan 68 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin 34'ü deney grubu olan 9/A şubesinde, 34'ü de kontrol grubu olan 9/B şubesindedir. 6 hafta boyunca kelimeler deney grubunda öyküleme yöntemi, kontrol grubunda ise klasik yöntem kullanılarak öğretilmiştir. Bu araştırmada belirlenen alt problemlere cevap bulmak maksadıyla, öğrenilmesi istenen hedef kelimeleri içeren 5 adet öykü ve araştırmacı tarafından geliştirilen kelime bilgisi başarı testi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Kelimeler öykülerin içerisine anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde yine araştırmacı tarafından yerleştirilmiş ve yeniden tasarlanmıştır. Verilerin analizi için parametrik ve non-parametrik testler kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının kelime bilgisi başarı ön-test puan ortalamalarına ilişkin bağımsız gruplar t-testi sonucuna göre gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır [p>.05]. Uygulama sonrası, ön-test puanlarına göre düzeltilmiş kelime bilgisi başarısı son-test ortalamaları arasındaki farka ilişkin Kovaryans analizi sonucunda ise deney grubunun [X DENEY =28.37 _ XKONTROL=20.17] lehine anlamlı bir fark saptanmıştır [p<.01]. Kontrol ve deney grubundaki öğrencilerin kalıcılık-testi başarı puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere yapılan bağımsız gruplar t-testi sonucunda da, deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Bu sonuçlara göre öyküleme yöntemi ile kelime öğretiminin kelime bilgisi başarısını ve öğrenilen kelimelerin kalıcılığını önemli düzeyde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bellek Destekleyici Stratejiler, Öyküleme Yöntemi, Kelime Bilgisi
Okul öncesi eğitim programı (2024) (OEP-2024) Türkçe alan becerilerine ilişkin okul öncesi öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, OEP-2024 kapsamında Türkçe alan becerilerinin (dinleme-izleme, konuşma, okuma, erken okuryazarlık) öğretimine dair öğretmen görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Erzincan'da görev yapan 20 okul öncesi öğretmeniyle yürütülen bu nitel durum çalışmasında, veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler materyal olarak en çok hikâye kitapları ve kartlarını kullanmakta, sonrasında ise akıllı tahta ve projeksiyon gibi teknolojilerden faydalanmaktadır. Öğretim sürecinde drama, canlandırma ve etkileşimli hikâye anlatımı öne çıkan tekniklerdir. Ölçme-değerlendirme aşamasında ise portfolyo, anekdot kayıtları ve gözlem formları gibi süreç odaklı araçların geleneksel yöntemlerin yerini aldığı görülmektedir. Süreçte karşılaşılan temel sorunlar; çocukların kısa dikkat süreleri, bireysel gelişim farklılıkları ve ekran bağımlılığı olarak belirlenmiştir. Bu engelleri aşmak için öğretmenler etkinlikleri sadeleştirmeyi ve aile katılımını sürece dahil etmeyi önermektedir. Sonuç olarak öğretmenlerin OEP-2024'ün beceri temelli vizyonuna uyum sağladığı, ancak özellikle aile eğitimi ve fiziksel imkânların geliştirilmesi noktasında desteğe gereksinim duydukları saptanmıştır. Aile katılımının yetersizliği ve kalabalık sınıf mevcutları, Türkçe alan becerilerinin kazandırılmasında yapısal engeller olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda; velilerin etkileşimli okuma konusunda bilinçlendirilmesi, sınıf mevcutlarının küçültülmesi ve öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Araştırmanın, okul öncesi Türkçe eğitimi alanında OEP-2024'ün uygulamaya yansımalarını değerlendiren güncel bir kaynak niteliği taşıdığı düşünülmektedir.
Öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığının ölçme ve değerlendirme alanında gerçekleştirdiği değişiklikler konusundaki görüşleri ve özyeterlik algıları
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2023-2024 eğitim-öğretim yılı başında ölçme-değerlendirme alanında temel eğitimi ve ortaöğretimi kapsayan bir dizi değişiklik gerçekleştirildi. MEB tarafından her ne kadar merkezi olarak bu değişiklikler gerçekleştirilse de söz konusu değişiklikleri sahada uygulayan eğitimcilerin bu görüşleri benimseyip benimsemediği, farkındalık durumları ile değişiklik yapılan konularda özyeterlik algılarının tespit edilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin bu yeniliklere yönelik algı ve tutumlarının incelenmesi, hem eğitim politikalarının daha iyi anlaşılmasına ve eğitim politikalarına yön verilmesine hem de öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesine yönelik önemli bilgiler sunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, öğretmenlerin MEB'in ölçme ve değerlendirme alanında gerçekleştirdiği değişiklikler konusundaki görüşlerini ve öz yeterlik algılarını incelemek, tespit edilen görüşler ile özyeterlik algılarında demografik (cinsiyet) ve mesleki değişkenlere (okul türü, eğitim seviyesi, mezun olduğu okul türü, branş, öğretmen-yönetici olma durumu) göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığını test etmektir. Araştırma modeli olarak nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Sakarya ilinde görev yapan resmi ve özel okul öğretmenleri oluştururken, örneklemi 564 öğretmen ve idareciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı, araştırmacı tarafından geliştirilen ve dört kısımdan oluşan (gönüllülük formu, kişisel bilgi formu, görüş ve öz yeterlik anketi) anketten oluşmaktadır. Yapılan değişikliklerin kademelere göre değişmesi nedeniyle anketin dördüncü kısmında farklı sorularla özyeterlik araştırması yapılmıştır. Bu nedenle veri toplama aracında okul öncesi ve ilkokulda görev yapan eğitimciler için toplamda 38, ortaokul ve lisede görev yan eğitimciler için ise toplamda 45 madde bulunmaktadır. Veriler Microsoft Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmış ve analiz edilmiştir. Analizlerde frekans ve yüzde değerleri ile Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Ayrıca, betimsel istatistikler için JASP 0.18.3 ve grafiksel gösterimler için Microsoft Excel programlarından faydalanılmıştır. Araştırmaya göre, eğitimcilerin yapılan değişiklikleri uygun bulma düzeyi orta düzeyde tespit edilirken yöneticilerin değişiklikleri öğretmenlere kıyasla daha uygun bulduğu görülmektedir. Katılımcıların değişiklikler arasında en çok "konu soru dağılım tablosunun belirlenirken öğretmenin sürece daha çok dahil olması gerektiği" görüşüne katılırken en az ise "sınav haftası uygulamasının derslerimin işlenmesine engel olduğunu düşünüyorum" maddesine katılmadığı görülmektedir. Araştırma sonucunda göre, Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı (TDE) öğretmenleri, yabancı dil öğretmenlerine göre sınavların dört beceride yapılmasını daha düşük düzeyde uygun bulmaktadır. MEB tarafından gerçekleştirilen değişikliklere ilişkin görüşlerde tüm değişkenler için farklılaşmalar tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında hem okul öncesi ve ilkokullarda görev yapan eğitimcilerin, hem de ortaokul ve liselerde görev yapan eğitimcilerin özyeterlik algı düzeyleri oldukça yüksek saptanmıştır. Okul öncesi ve ilkokullarda görev yapan yöneticilerin, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilere göre özyeterlik algı düzeyleri daha yüksek saptanırken bu durum öğretmenlerde tam tersi olarak ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin, okul öncesi ve ilkokullarda görev yapan öğretmenlere göre özyeterlik algı düzeyleri daha yüksek saptanmıştır. Tüm kademelerde yönetici algıları öğretmen algılarından yüksek çıkmıştır. Araştırmaya göre, eğitimcilerin değişikliklerde ele alınan konulardaki özyeterlik algı düzeylerinin, değişikliklere ilişkin katılım düzeylerine göre daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimcilerin değişikliklere ilişkin özyeterlik algı düzeylerinde öğretmen ve yönetici olma ile resmi ve özel okulda çalışma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Eğitimcilerin değişikliklere ilişkin özyeterlik algı düzeyleri cinsiyet, eğitim seviyesi ve mezun olunan fakülteye göre istatistiksel olarak farklılıklar tespit edilirken branşa göre okul öncesi ve ilkokullarda çalışan eğitimcilerde farklılık tespit edilememiş fakat ortaokul ve liselerde çalışan eğitimcilerde farklılıklar tespit edilmiştir. Bu tez, öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığının ölçme ve değerlendirme alanında gerçekleştirdiği değişiklikler konusundaki görüşlerini belirlemeyi ve bu değişiklikler kapsamında ele alınan konularda özyeterliklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu sayede, yapılan değişikliğe ilişkin olarak bu değişikliklerin uygulayıcısı olan öğretmenlerden görüşleri alınacak ve uygulamaya ilişkin geri bildirimde bulunulacaktır.
Sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ve kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejileri
Bu araştırmanın genel amacı, sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerini belirleyerek, hangi öğrenme stiline sahip sınıf öğretmenlerinin hangi bilişüstü öğrenme stratejilerini kullandıklarını ortaya koymaktır.Araştırma, tekil ve ilişkisel tarama modellerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, araştırmanın evrenini Türkiye'deki tüm illerde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Çalışma evrenini ise, Uşak İl merkezinde bulunan 40 ilköğretim okulunda görev yapan toplam 464 sınıf öğretmeni oluşturmuştur.Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin kişisel özelliklerini belirlemek için ?Kişisel Bilgi Formu?, sahip oldukları öğrenme stillerini belirlemek için ?Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri? ve kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerini belirlemek için ise ?Bilişüstü Öğrenme Stratejileri Belirleme Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmada yanıt aranan sorulara yönelik olarak toplanan verilerin analizi aşamasında, sayı ve yüzdelerden, sayısal karşılaştırmalar için kay kare testinden, aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplamalarından, t testinden ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. ANOVA testinde grup varyanslarının eşit olduğu durumlarda, karşılaştırmalardaki farklılığın kaynağını bulmak için LSD (Fishers's Least Significant Difference) testi, grup varyanslarının eşit olmadığı durumlarda ise Dunnett C testi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Bilişüstü Öğrenme Stratejileri Belirleme Ölçeğinin geliştirilme sürecinde ise LISREL 8.51 (Linear Structural Relations) programı kullanılarak yapısal eşitlik modelinin uygulama alanı olan doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır.Araştırma sonunda, sınıf öğretmenlerinin çoğunun dönüştürücü öğrenme stiline sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca, sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları öğrenme stillerinin yaş gruplarına göre farklılaşırken, cinsiyete, mezun olunan okula ve alana özgü yayınları takip etme durumuna göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, sınıf öğretmenlerinin planlama stratejilerini, izleme stratejilerini ve duyuşsal stratejileri yoğun olarak kullandıkları, değerlendirme stratejilerini ise daha az kullandıkları belirlenmiştir. Yine, sınıf öğretmenlerinin kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerinin yaş gruplarına, mezun oldukları okullara ve alana özgü yayınları takip etme durumlarına göre farklılaşırken, cinsiyete göre farklılaşmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bunların yanısıra, uyum sağlayıcı öğrenme stiline sahip sınıf öğretmenlerinin planlama stratejilerini ve duyuşsal stratejileri, özümleyici öğrenme stiline sahip sınıf öğretmenlerinden daha çok kullandıkları belirlenmiştir.Sonuç olarak araştırmada, sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerinden özellikle planlama stratejileri ve duyuşsal stratejiler arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.
İlköğretim fen ve teknoloji dersinde araştırma temelli öğrenme yaklaşımının öğrenci dirençlerine etkisi
Toplumları çağdaş uygarlık düzeyine taşıyacak bireylerin fen ve teknoloji okuryazarı olmaları gerekliliği uluslararası eğitim dünyasında kavranmaya başlanmıştır. Türkiye'de de 2006-2007 öğretim yılında tüm ilköğretim okullarının ikinci basamağında uygulanmaya başlanan Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı'nın vizyonu; bireysel farklılıkları ne olursa olsun bütün öğrencilerin fen ve teknoloji okuryazarı olarak yetiştirilmeleri olarak belirlenmiştir. Bireylerin fen ve teknoloji okuryazarı olarak yetiştirilmeleri etkili fen ve teknoloji öğretimiyle sağlanabilir. Araştırma temelli öğrenme yaklaşımı, eğitim bilimciler tarafından etkili fen öğretimini sağlamak için kullanılması önerilen, öğrenenlerin sorular sorarak, araştırarak, bilgi oluşturma sürecinde yaratıcılıklarını kullanarak elde ettikleri verilerden öğrenme birimlerine ulaştıkları bir öğrenme yaklaşımıdır. Etkili öğretim, yalnızca dersin yapısına bağlı olarak kullanılmasının etkili olduğu belirtilen öğretim yaklaşım, yöntem ve tekniklerinin işe koşulmasıyla sağlanamayabilir. Bununla birlikte, öğrenme ortamında öğrenenleri olduğu kadar öğretmeni de olumsuz yönde etkileyebilecek duyuşsal problemlerin de çözümlenmesi gerekmektedir. Öğrenci direnç davranışları bugünün öğrenme ortamlarında sıklıkla karşılaşılan ve çoğunlukla öğretme-öğrenme sürecini her bileşenini olumsuz yönde etkileyen duyuşsal bir problemdir.Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersi öğretme-öğrenme süreçlerinde sergiledikleri direnç davranışlarının belirlenmesi ve belirlenen direnç davranışlarının araştırma temelli öğrenme yaklaşımına göre yapılandırılan öğretme-öğrenme süreçleriyle ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağının belirlenmesidir.Araştırma, yarı deneysel olarak desenlenmiştir. Hem nicel hem de nitel veri toplama yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırmanın deneklerini, Eskişehir il merkezindeki İbrahim Karaoğlanoğlu İlköğretim Okulu'nun biri kontrol, ikisi deney grubu olarak atanan, üç 7. sınıfında öğrenim gören toplam 95 öğrenci oluşturmaktadır. Deneysel süreçte kontrol grubunda geleneksel öğretim, deney gruplarında ise araştırma temelli öğrenme yaklaşımına dayalı öğretim gerçekleştirilmiştir. 2010- 2011 öğretim yılı bahar döneminde toplanan araştırmanın verileri, araştırma temelli öğrenme yaklaşımı kullanılarak hazırlanan etkinlik planlarının işe koşulduğu, dört hafta süren deneysel işlem öncesinde yapılan gözlem ve öğretmen görüşmelerinden; öntest sontest olarak uygulanan başarı testinden; deneysel süreçte tutulan öğrenci izleme formlarından; deneysel işlem sonrasında yapılan öğrenci ve öğretmen görüşmelerinden sağlanmıştır.Başarı testinden elde edilen verilerin analizinde SPSS 18.00 bilgisayar paket programından, gözlem ve görüşme verilerinin analizinde ise NVivo 9.0 nitel veri analizi programından yararlanılmıştır.Araştırmada, gözlem ve öğretmen görüşmeleri bulgularına bağlı olarak, kontrol grubunda yedi ve deney gruplarında dokuzar öğrencinin direnç davranışları gösterdikleri belirlenmiştir. Dirençli öğrencilerin hepsinin derse katılmama ve dersle ilgilenmeme direnç davranışlarını gösterdikleri, birkaçının da bu davranışlara ek olarak, arkadaşlarını önemsememe, dikkat çekmeye çalışma, öğretmeni umursamama ve öğretmene öneride bulunma direnç davranışlarını da gösterdikleri saptanmıştır. Tüm ders öğretmenleriyle yapılan görüşmelerin bulgularına göre, dirençli öğrencilerin belirtilen direnç davranışlarına ek olarak sıklıkla sorumluluklarını yerine getirmeme direnç davranışını da sergiledikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte, öğretmenlerin direnç davranışlarını sırasıyla; ailede yaşanan problemlere, öğrencilere, çevrenin etkisine, yetersiz dinlenme süresi gibi etmenleri barındıran öteki kaynaklara ve son olarak öğretmen davranışlarına bağladıkları görülmüştür.İzleme formları ve video kayıt analizlerinden elde edilen bulgular, deneysel sürecin dirençli öğrencilerin direnç davranışlarını çoğunlukla olumlu yönde değiştirdiğini göstermiştir.Araştırma temelli öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisine ilişkin olarak hem kontrol ve hem de deney gruplarının öntest ve sontest ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu, ancak deney gruplarının kontrol grubuna göre daha belirgin bir artış sergilediği bulunmuştur.Dirençli öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular, dirençli öğrencilerin dersle ilgilenmediklerinde çoğunlukla arkadaşlarıyla konuşmayı tercih ettiklerini göstermiştir. Öğrencilere deneysel sürece yönelik olumlu ve olumsuz düşünceleri sorulduğunda, deneysel süreçte en çok deney yapmaktan hoşlandıkları ve genel olarak deneysel sürece yönelik olumsuz düşünceye sahip olmadıkları belirlenmiştir. Öğrencilere Fen ve Teknoloji Dersinin işlenişine yönelik önerileri sorulduğunda ise, çoğunlukla deney yapılmalı önerisinde bulundukları saptanmıştır.Öğretmenlerle deneysel sürecin öğrenci direnç davranışları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan görüşmelerde, öğretmenlerin de araştırma temelli öğrenme yaklaşımının direnç davranışlarında olumlu yönde değişim gerçekleştirdiği görüşünü paylaştıkları belirlenmiştir. Öte yandan, öğretmenler öğrencilerin direnç davranışlarında sağlanan olumlu değişimin kendi yönetimlerindeki öğretme-öğrenme süreçlerinde beklenen ölçüde kalıcılık göstermediğini söylemişlerdir.Sonuç olarak, fen ve teknoloji öğretiminde kullanılan araştırma temelli öğrenme yaklaşımının öğrenci direnç davranışları üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu söylenebilir.Anahtar Sözcükler: Fen ve teknoloji öğretimi, araştırma temelli öğrenme yaklaşımı, öğrenci direnci
Öğrenme stratejileri öğretiminin öğretmen adaylarının strateji kullanımlarına etkisi
Bu araştırma, öğretmen adaylarıyla gerçekleştirilmiş olan öğrenme stratejileri öğretiminin adayların kullanmış oldukları öğrenme stratejileri üzerindeki etkilerini ve stratejilerin öğretiminde hangi öğretim yaklaşımının daha etkili sonuçlar verdiğini belirleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrenme stratejilerinin öğretiminde doğrudan ve dolaylı strateji öğretim yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem içerisinde nicel ve nitel veri toplama araçları aynı anda uygulandığından araştırma karma yöntem desenlerinden eşzamanlı çoklu araştırmalar kapsamındadır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen oluşturulmuş, bu amaçla iki deney ve bir kontrol grubundan yararlanılmıştır. Gruplardan birine öğrenme stratejilerinin öğretimi doğrudan, diğerine ise dolaylı strateji öğretim yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Araştırma, nitel yöntem açısından ise durum çalışması olarak düşünülmüş ve durum çalışması desenlerinden bütüncül çoklu araştırmalar kapsamında değerlendirilmiştir.Çalışmanın deneysel işlemi gerçekleştirilmeden önce ön uygulaması yapılmıştır. Ön uygulamada görülen eksiklik ve aksaklıklar giderildikten sonra asıl deneysel işleme geçilmiştir. Çalışmanın ön uygulaması 2009-2010 öğretim yılı, asıl deneysel işlem ise 2010-2011 öğretim yılı güz dönemlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ön uygulama ve deneysel işlem Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği programı Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinde araştırmacı tarafından yürütülmüştür.Araştırmada nitel ve nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Öğrenme stratejileri ölçeğinden elde edilen veriler araştırmanın nicel verilerini, öğretmen adaylarıyla yapılan görüşmeler ve çalışma metinlerinden elde edilen veriler ise araştırmanın nitel verilerini oluşturmuştur. Nicel verilerin elde edilmesinde Pintrich ve arkadaşları tarafından geliştirilen MSLQ (Motivated Strategies for Learning Questionnaire)'den yararlanılmıştır. Ölçeğin, öğrenme stratejilerine ilişkin maddeleri kullanılmadan önce ölçek üzerinde açımlayıcı faktör analizi yapılarak ölçek yeniden düzenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan öğrenme stratejileri ölçeği ve çalışma metinleri deneysel işlemin katılımcılarına deneysel işlem öncesi, deneysel işlem sonrası ve izleme çalışması olmak üzere üçer kez uygulanmıştır. Öğretmen adaylarıyla yapılan görüşmeler ise deneysel işlem öncesi ve deneysel işlem sonrası olmak üzere ikişer kez gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarıyla deneysel işlem öncesi gerçekleştirilen görüşmelerde adayların çalışmalarında bilişsel ve duyuşsal içerikli kimi öğrenme sorunları yaşadıkları görülmüştür. Öğrenme güçlüğü yaşama, kalıcı öğrenmeler gerçekleştirememe ve öğrenme güdüsünün düşüklüğü adayların yaşadıkları öğrenme sorunları arasındadır. Bunun yanında öğretmen adaylarının çalışmalarında çoğunlukla ?dikkati çekme ve yinelemeye? yönelik stratejilere yer verdikleri, anlamlandırma stratejileri içerisinde de ?özet çıkarma? stratejisinin adaylarca en çok kullanılan strateji olduğu belirlenmiştir.Öğrenme stratejileri ölçeği ve çalışma metinlerinden elde edilen verilere göre her iki deney grubunda gerçekleştirilen öğrenme stratejileri öğretiminin öğretmen adaylarının strateji kullanımları üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Deneysel işlem sonrası yapılan görüşmelerde ise adaylar; gerçekleştirilen öğretim ile öğrenme stratejilerine yönelik farkındalıklarının arttığını, çalışmalarında farklı bilişsel stratejiler kullanmaya başladıklarını, çevre ve emek yönetimiyle ilgili olarak da deneysel işlem sürecinden sonra farklı düzenlemelere gittiklerini belirtmişlerdir. Bunun yanında deney grupları arasında öğrenme stratejilerinin öğretimi açısından doğrudan ve dolaylı öğretim yöntemleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Kullanılan yöntemler arasında anlamlı bir farklılık oluşmasa da öğrenme stratejilerinin doğrudan öğretim yoluyla gerçekleştirildiği grupta öğretmen adaylarının strateji kullanımları üzerinde daha etkili sonuçların elde edildiği gözlemlenmiştir.Sonuç olarak doğrudan ve dolaylı öğretim yollarıyla gerçekleştirilen öğrenme stratejileri öğretimi öğretmen adaylarının öğrenme stratejilerine yönelik farkındalıklarının artmasını, kimi adayların farklı bilişsel ve kaynak yönetimi stratejileri kullanmalarını sağlamış fakat deney gruplarında yer alan öğretmen adaylarının kullanmış oldukları öğrenme stratejilerini etkileyebilecek nitelikte sonuçlar ortaya koymamıştır.Anahtar kelimeler: Öğrenme, öğrenme stratejileri, öğrenme stratejilerinin öğretimi, özdüzenleme, yükseköğretim
Etkili geri bildirim uygulamalarına dayalı öğretim sürecinin öğretmen adaylarının bilişsel ve duyuşsal özellikleri üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı etkili geri bildirim uygulamalarına dayalı öğretim sürecinin öğretmen adaylarının bilişsel ve duyuşsal özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çok aşamalı karma desende yürütülen araştırma ihtiyaç analizi ve deneysel uygulama olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ihtiyaç analizi kapsamında öğretmen adaylarının ve öğretim elemanlarının geri bildirime ilişkin ihtiyaçları ve geri bildirim tasarımının özellikleri paralel karma desen aracılığıyla ortaya konulurken, geliştirilen geri bildirim tasarımının etkililiği iç içe geçmiş ön test-son test kontrol gruplu deneysel desende sekiz hafta boyunca test edilmiştir. Araştırmanın ihtiyaç analizi 531 öğretmen adayı ve 111 öğretim elemanının katılımıyla yürütülürken deneysel uygulama süreci ise 28 deney ve 24 kontrol olmak üzere 52 öğretmen adayının katılımıyla tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen anketler, ölçekler, başarı testleri ve yarı-yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgulara göre video geri bildirim, otomatik geri bildirim ve akran geri bildirimine dayalı etkili geri bildirim uygulamaları, öğretmen adaylarının akademik performanslarını ve geri bildirime ilişkin algılarını önemli düzeyde artırmıştır. Elde edilen nicel bulgular, geliştirilen geri bildirim tasarımının bilişsel, üstbilişsel ve duyuşsal boyutlarda önemli değişimler yarattığını ve geri bildirim algılarını olumlu etkilediğini göstermiştir. Nitel bulgular ise geri bildirim uygulamalarının sistematik ve etkili bulunduğunu; öğrenmeyi destekleme ve kolaylaştırma, öz yeterliği ve motivasyonu artırma, sınıf etkileşimini güçlendirme ve kaygıyı azaltma boyutlarında önemli katkılar sunduğunu ortaya koymuştur.
Göçmen öğrencilerin eğitim gereksinimlerinin paydaş görüşler doğrultusunda belirlenmesi
Günümüzde insanın ilgi ve gereksinimleri, eğitimde bir odak noktası olarak görülmektedir. Bireylerin ilgi ve gereksinimlerinin ise farklılıkları bağlamında değiştiği düşünüldüğünde; bireylerin ortak yönleri kadar bireysel farklılıklarının da dikkate alındığı çokkültürlülük kavramı kaçınılmaz hâle gelmektedir. Bu araştırmada eğitim sistemi paydaşlarının (öğretmen, yönetici, göçmen öğrenci, veli) kültürel çeşitliliğe yönelik sorun ve gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu gereksinimler bağlamında eğitim sisteminde hangi düzeyde ne tür düzenlemeler yapılması gerektiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Araştırma betimsel tarama modelinde, karma yakınsayan paralel desenli olup nitel araştırma kapsamında görüşmeler, nicel araştırmada ise ölçek uygulaması yapılmıştır. Çalışma grubu; nicel veriler için 269 sınıf ve branş öğretmeninden, nitel veriler için 14 yönetici, 17 veli, 18 öğretmen, 22 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak nicel veriler için "Kültürel Zekâ Ölçeği" ve "Sınıftaki Farklılıklar için Öğretmen Yeterlikleri Ölçeği"; nitel veriler için ise yarı-yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Veri analizi, nicel bölümde non-parametrik testler ile nitel bölümde ise nitel ve nicel içerik analizi teknikleri birlikte kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarında; öğretmenlerin kendilerini kültürel zekâ konusunda "kendime güvenirim" şeklinde yüksek, sınıftaki farklılıklara yönelik yeterlikleri konusunda ise "kesinlikle katılıyorum" şeklinde çok yüksek düzeyde gördükleri; paydaşlara yönelik çeşitli eğitimlere ve çeşitli konularda birtakım yasal tedbirlerin alınmasına gereksinim olduğu ortaya çıkmıştır.
Anadolu Üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliği lisans programının küresel vatandaşlık kapsamında incelenmesi
Sosyal Bilgiler dersinin en önemli amaçlarından biri iyi bir vatandaş yetiştirmektir. Günümüzde iyi bir vatandaşın sahip olması gereken özellikler incelendiğinde, küresel vatandaşlık özellikleri karşımıza çıkmaktadır. Küresel vatandaşların, Sosyal Bilgiler dersiyle birlikte kazandırılmak istenen bilgi, beceri, değer ve tutumlara sahip olması beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Öğretim Programı'nın küresel vatandaşlığın gerektirdiği bilgi, beceri, değer ve tutumlarını ne ölçüde kapsadığını belirlemektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması- tek durum deseni kullanılmıştır. Veriler, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği alanındaki 8 öğretim üyesi ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans programı derslerinin Oxfam (2006)'nın ortaya koyduğu küresel vatandaşlık boyutlarından yararlanılarak oluşturulmuş değerlendirme formu kullanılarak incelenmesi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nın küresel vatandaşlık boyutları sınırlı olarak kapsadığı, derslerin içerikleri ve öğrenme çıktılarının yanında ders sayısının da küresel vatandaşlık eğitimi için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda küresel vatandaşlık kapsamında ders sayısının artırılması, öğretim elemanlarına küresel vatandaşlık ile ilgili hizmet içi eğitimler verilmesi önerilmiştir.
Çokkültürlü eğitime dayalı öğretim ilke ve yöntemleri dersinin çokkültürlü öğretmen yeterliklerine, evrensellik-farklılık yönelimine ve mesleğe yönelik tutuma etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Öğretim İlke ve Yöntemleri (ÖİY)" ders programını çokkültürlü eğitim yaklaşımına uygun olarak yeniden tasarlamak ve bu programın uygulama sürecinin öğretmen adaylarının çokkültürlü öğretmen yeterliklerine, evrensellik-farklılık yönelimlerine (EFY) ve mesleğe yönelik tutumlarına etkisini ortaya çıkarmaktır. Çok aşamalı karma desende yürütülen bu araştırmada öğretim elemanları (n=8) ve öğretmen adaylarının (n=17) görüşlerinden elde edilen bulgulara dayalı olarak tasarlanan Çokkültürlü Eğitime Dayalı Öğretim İlke ve Yöntemleri (ÇÖİY) ders programı pilot uygulama sürecinden geçirilerek 13 haftalık asıl uygulama sürecine konmuş ve öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen ile etkililiği araştırılmıştır. Uygulamanın katılımcılarını 59 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veri toplama araçları ise Miville-Guzman EFY Ölçeği, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen Çokkültürlü Öğretmen Yeterlikleri Ölçeği ve katılımcıların görüşleri ile öğrenme ürünlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel ve nitel bulgularına dayalı olarak ÇÖİY ders programının öğretmen adaylarının çokkültürlü öğretmen yeterlikleri, evrensellik-farklılık yönelimleri ve mesleğe yönelik tutumları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinin çokkültürlü öğretmen yeterliklerini geliştirebilecek biçimde yeniden tasarlanabildiği, böyle bir tasarının öğretmen adaylarını kültürel çeşitliliğe hazırlamada işlevsel olduğu ortaya çıkmıştır.